>İnsanları Hayalleri Yaşatır…

Eylül 24, 2009, 10:30 pm | Fenerbahçe, Futbol, Galatasaray, ozhano, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Malum bayramda futbol medyasındaki en önemli haberlerden biri, Arda’nın İstinyepark’ta Aziz Yıldırım ile karşılaşarak bir küçük olarak büyüğünün yanına gidip onun bayramını kutlaması spor gazetelerinin deyimi ile Aziz Yıldırım ile Arda Turan’ın planlı buluşması idi. Kaliteli spor medyamız işi o kadar ileriye götürdü ki bu buluşmada Yıldırım’ın hemen ayak üstü Arda’ya transfer teklifini yinelediğini bile yazdı. Arda da 5 dakikalık bu konuşmadan milletin birşeyler çıkaracağını bildiği için kendilerini izleyen muhabirlere halen daha Galatasaraylıyım diyerek dalgasını geçmiş. Zaten Aziz Yıldırım da bunun bilincinde ve M. Topuz transferinde olduğu gibi ilk önce Galatasaray’ı ikna edecek bir bedel ödemek zorunda Arda Turan için. Tabi biz de bu işlerle başkan değil futbol şube sorumlularımız ilgilendiği için Aziz Başkan’ın konuşacağı kişi burada Haldun Üstünel ya da Adnan Sezgin olacak. Son karar tabiki Adnan başkanın olacak.
Yukarıda da belirttiğim gibi İstinyepark’taki bu tesadüften fazla bir çıkarım yapmak sözkonusu olmaması gerek bana göre. Sonuçta bayram, bir mekana gitmişsin, çalıştığın sektörden bir büyüğünle karşılaşmışsın herhalde gidip bayramını kutlayacaksın. Tersini yaparsan abes kaçar. Aziz Yıldırım bu konuşmada belki Arda’ya ne zaman Fenere geliyorsun demiş olabilir ama bu konuşmada espri mahiyetinde, ciddiyetten uzak olmuştur. Tabiki her esprinin altında bir gerçek vardır. Yıldırım’ın Arda’ya olan hayranlığını ve onu kendi takımına katmak için kulübünün şartlarını sonuna kadar kullanacağı aşikar ama o anda orada bu olayın olması mümkün değil.

Gelelim bizim başkana. Kaliteli medyamızın haberine göre Adnan Başkan bu olayı haber alınca küplere binmiş ve Arda’nın kafasını karıştırmaya çalışanlar var demiş. Eğer Arda bu tip konuşmalardan kafası karışacak kadar zayıf bir Galatasaralıysa zaten durmasın gitsin nereye istiyorsa. Ama bu zamana kadarki söylemleri, yaptıkları, ettikleri ile Galatasaraylılığının derecesini cümle aleme göstermiş iyi bir Galatasaraylıdır. Arda’nın Galatasaraylılığı, idolü Hagi’nin gol attığı zaman kale arkasında top toplayıcıyken kameralara takılan masumane çocuk sevincinde gizlidir. Tabiki yarın bir gün şartlar öyle bir duruma getirir ki Fenerbahçe’de oynamak zorunda bile kalabilir, çok da iyi oynar. Ama şunu çok iyi biliyorum, Arda eğer Fenerbahçe’ye giderse ayakları o kulübün hizmetinde sonuna kadar savaşır ama kalbinde sadece Galatasaray olacaktır. Fener taraftarı da kalbi ezeli rakibi için atan bir futbolcuyu isteyebileceklerse o da onların bileceği bir iştir. Ancak Türk futbol tarihi çoğu zaman göstermiştir ki taş her zaman yerinde ağırdır. Bir kulüpte uzun süre oynayıp efsaneleşme yolunda ilerleyen futbolcular ezeli rakiplerine gidince o kulüpte ömürleri çok uzun olmamıştır. Bu da öyle olur. Ama tüm bunlara hiç gerek yok. Çünkü Arda Galatasaraylıdır, Galatasaray’da kalacaktır.

Reklamlar

İnsanları Hayalleri Yaşatır…

Eylül 24, 2009, 10:30 pm | Fenerbahçe, Futbol, Galatasaray, ozhano, TSL kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum
Malum bayramda futbol medyasındaki en önemli haberlerden biri, Arda’nın İstinyepark’ta Aziz Yıldırım ile karşılaşarak bir küçük olarak büyüğünün yanına gidip onun bayramını kutlaması spor gazetelerinin deyimi ile Aziz Yıldırım ile Arda Turan’ın planlı buluşması idi. Kaliteli spor medyamız işi o kadar ileriye götürdü ki bu buluşmada Yıldırım’ın hemen ayak üstü Arda’ya transfer teklifini yinelediğini bile yazdı. Arda da 5 dakikalık bu konuşmadan milletin birşeyler çıkaracağını bildiği için kendilerini izleyen muhabirlere halen daha Galatasaraylıyım diyerek dalgasını geçmiş. Zaten Aziz Yıldırım da bunun bilincinde ve M. Topuz transferinde olduğu gibi ilk önce Galatasaray’ı ikna edecek bir bedel ödemek zorunda Arda Turan için. Tabi biz de bu işlerle başkan değil futbol şube sorumlularımız ilgilendiği için Aziz Başkan’ın konuşacağı kişi burada Haldun Üstünel ya da Adnan Sezgin olacak. Son karar tabiki Adnan başkanın olacak.
Yukarıda da belirttiğim gibi İstinyepark’taki bu tesadüften fazla bir çıkarım yapmak sözkonusu olmaması gerek bana göre. Sonuçta bayram, bir mekana gitmişsin, çalıştığın sektörden bir büyüğünle karşılaşmışsın herhalde gidip bayramını kutlayacaksın. Tersini yaparsan abes kaçar. Aziz Yıldırım bu konuşmada belki Arda’ya ne zaman Fenere geliyorsun demiş olabilir ama bu konuşmada espri mahiyetinde, ciddiyetten uzak olmuştur. Tabiki her esprinin altında bir gerçek vardır. Yıldırım’ın Arda’ya olan hayranlığını ve onu kendi takımına katmak için kulübünün şartlarını sonuna kadar kullanacağı aşikar ama o anda orada bu olayın olması mümkün değil.

Gelelim bizim başkana. Kaliteli medyamızın haberine göre Adnan Başkan bu olayı haber alınca küplere binmiş ve Arda’nın kafasını karıştırmaya çalışanlar var demiş. Eğer Arda bu tip konuşmalardan kafası karışacak kadar zayıf bir Galatasaralıysa zaten durmasın gitsin nereye istiyorsa. Ama bu zamana kadarki söylemleri, yaptıkları, ettikleri ile Galatasaraylılığının derecesini cümle aleme göstermiş iyi bir Galatasaraylıdır. Arda’nın Galatasaraylılığı, idolü Hagi’nin gol attığı zaman kale arkasında top toplayıcıyken kameralara takılan masumane çocuk sevincinde gizlidir. Tabiki yarın bir gün şartlar öyle bir duruma getirir ki Fenerbahçe’de oynamak zorunda bile kalabilir, çok da iyi oynar. Ama şunu çok iyi biliyorum, Arda eğer Fenerbahçe’ye giderse ayakları o kulübün hizmetinde sonuna kadar savaşır ama kalbinde sadece Galatasaray olacaktır. Fener taraftarı da kalbi ezeli rakibi için atan bir futbolcuyu isteyebileceklerse o da onların bileceği bir iştir. Ancak Türk futbol tarihi çoğu zaman göstermiştir ki taş her zaman yerinde ağırdır. Bir kulüpte uzun süre oynayıp efsaneleşme yolunda ilerleyen futbolcular ezeli rakiplerine gidince o kulüpte ömürleri çok uzun olmamıştır. Bu da öyle olur. Ama tüm bunlara hiç gerek yok. Çünkü Arda Galatasaraylıdır, Galatasaray’da kalacaktır.

>Sven’in İşi Çok Zor

Eylül 24, 2009, 4:41 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Sven Goran Eriksson Trabzonspor’a geldi geliyor derken Notts County’de göreve başladığında bir kısmımız bunu yadırgarken bazılarımız layığını buldu demiştik. Adı bir ara Ankaragücü ile anılan eski milli futbolcu Sol Campbell’ı Notts County’e getirdiğinde ise halal olsunu basmıştık kafadan. Ciddi transferler peşindeydi, amacı Notts County’i orta vadede EPL’ye çıkarmaktı, Campbell gerçekten önemli bir adımdı. Hem iyi bir oyuncu hem de tecrübesiyle gençlere önderlik, liderlik edebilecek bir karakter. Ancak Campbell sadece 1 kez Notts forması terletip ayrıldı takımdan, alışamadım, sindiremedim dedi. Eriksson” Yarı yolda bırakılmış, terkedilmiş gibi hissediyorum” diye ağlamaklı oldu üzerine. Bu şoku atlatmak için Andy Cole’a uzattı elini bir yardım umuduyla. Önemli bir para karşılığı emeklilikten geri dönmesini teklif etti eski Gol Kralı’na. Cevap net oldu: Hayır, Teşekkürler!

Notts County bugün Coca Cola League 2’da 8 maçta 4 galibiyet, 1 beraberlik ve 3 mağlubiyetle topladığı 13 puanla 8. sırada. CCL2’dan CCL1’e yükselmek için ya ilk 2’ye girmek ya da 3-6. sıralar arasında yer kapıp play-offlar sonucu kazanan takım olmak gerekiyor. Şu ana kadarki Notss performansı Campbell’ı ikna etmedi ve “gerçekçi” bir bakışla Campbell Notts County’den arkasına bakmadan kaçtı, Andy Cole ise hiç düşünmedi bile oralara gelmeyi. Kaçan Campbell sonrası takımdaki en kariyerli ismin Kasper Schmeichel olduğunu söylersem sanırım hata etmiş de olmam. Kısacası Sven’in işi buradan bakınca çok zor.

Sven’in İşi Çok Zor

Eylül 24, 2009, 4:41 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Sven Goran Eriksson Trabzonspor’a geldi geliyor derken Notts County’de göreve başladığında bir kısmımız bunu yadırgarken bazılarımız layığını buldu demiştik. Adı bir ara Ankaragücü ile anılan eski milli futbolcu Sol Campbell’ı Notts County’e getirdiğinde ise halal olsunu basmıştık kafadan. Ciddi transferler peşindeydi, amacı Notts County’i orta vadede EPL’ye çıkarmaktı, Campbell gerçekten önemli bir adımdı. Hem iyi bir oyuncu hem de tecrübesiyle gençlere önderlik, liderlik edebilecek bir karakter. Ancak Campbell sadece 1 kez Notts forması terletip ayrıldı takımdan, alışamadım, sindiremedim dedi. Eriksson” Yarı yolda bırakılmış, terkedilmiş gibi hissediyorum” diye ağlamaklı oldu üzerine. Bu şoku atlatmak için Andy Cole’a uzattı elini bir yardım umuduyla. Önemli bir para karşılığı emeklilikten geri dönmesini teklif etti eski Gol Kralı’na. Cevap net oldu: Hayır, Teşekkürler!

Notts County bugün Coca Cola League 2’da 8 maçta 4 galibiyet, 1 beraberlik ve 3 mağlubiyetle topladığı 13 puanla 8. sırada. CCL2’dan CCL1’e yükselmek için ya ilk 2’ye girmek ya da 3-6. sıralar arasında yer kapıp play-offlar sonucu kazanan takım olmak gerekiyor. Şu ana kadarki Notss performansı Campbell’ı ikna etmedi ve “gerçekçi” bir bakışla Campbell Notts County’den arkasına bakmadan kaçtı, Andy Cole ise hiç düşünmedi bile oralara gelmeyi. Kaçan Campbell sonrası takımdaki en kariyerli ismin Kasper Schmeichel olduğunu söylersem sanırım hata etmiş de olmam. Kısacası Sven’in işi buradan bakınca çok zor.

>New Jersey Nets Rus Milyarder’e Satıldı!

Eylül 24, 2009, 11:35 am | NBA, New Jersey Nets kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Rus milyarderler futbolla girmişti ilk olarak spor camiasına. Büyük liglerin önemli takımlarını almaya, kimilerine göre para aklamaya Abramovich önderliğinde başlamışlardı. Sıra NBA’e geldi. Uzun süredir maddi sıkıntıları bulunan, büyük kontratlı önemli yıldızlarını takas ederek küçülen New Jersey Nets’in % 80’lik hissesini Rus Milyarder Mikhail Prokhorov satın aldı. Yetmedi Nets’in maçlarını oynadığı Barclays Center’ın %45’lik hissesini de ele geçirdi Prokhorov. Anlaşma 200 milyon Dolar değerinde. Aslında anlaşmanın en önemli kısmı da bu %45’lik hisse satışı. Keza Nets’in eski sahibi Bruce Ratner Barclays şirketi ile yapılacak yeni bir saha-arena için 20 yıl ve 400 milyonluk anlaşma imzalamış ancak yeni sahanın yapımına başlanması için yılbaşına kadar ilk kazmayı vurması gerekirken daha hiç bir şeye başlayamamıştı. Yaklaşık 3 aylık bir süresi kalmışken bu işi yapamayacağını ya da yapmaya kalkarsa ciddi zarar edeceğini anlayan Ratner da hem kulübü hem de salonu Prokhorov’a satarak önemli ölçüde işin içinden sıyrılmış oldu. Prokhorov’un Nets’i şampiyon yapmak istediği ve maddi manevi hiç bir fedakarlıktan kaçınmayacağı söylediği konuşulduğuna göre yılbaşına kadar bu inşaat başlar ve Nets de senelik 20 milyon dolardan olmaz diyorum ben.

Prokhorov’un gündeminde kuşkusuz Nets’i hem şampiyon yapmak hem de biraz Ruslaştırmak olacaktır. Örneğin CSKA’nın koçu Eugeny Pashutin’in adı hemen geçmeye başladı bu sezon kontratı bitecek olan Lawrence Frank’in yerine. Bilmeyenler için Prokhorov’un CSKA Moskova’nın ana sponsoru olduğunu ve onun sağladığı finansmanla yükselen CSKA’nın kazandığı son 2 Euroleague şampiyonluğunu hemen hatırlatalım. GM Rod Thorn da bu seneden sonra Nets’ten ayrılabilir çünkü onun da kontratı bitmek üzere ve Prokhorov muhakkak onun yerine daha sansasyonel bir isim düşünecektir. Hatta ben Trajan Langdon’ı Nets formasıyla hayal etmeye başladım şu sıralar, CSKA’nın efsanesi Prokhorov’dan nemalanabilir belki de.
Önce New Jersey Nets taraftarına sonra biz basketbolseverlere hayılı olsun bu satış. Çok yakında şampiyonluğa oynayan ve seneler sonra lige renk katan bir Nets görebileceğiz.

New Jersey Nets Rus Milyarder’e Satıldı!

Eylül 24, 2009, 11:35 am | NBA, New Jersey Nets kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Rus milyarderler futbolla girmişti ilk olarak spor camiasına. Büyük liglerin önemli takımlarını almaya, kimilerine göre para aklamaya Abramovich önderliğinde başlamışlardı. Sıra NBA’e geldi. Uzun süredir maddi sıkıntıları bulunan, büyük kontratlı önemli yıldızlarını takas ederek küçülen New Jersey Nets’in % 80’lik hissesini Rus Milyarder Mikhail Prokhorov satın aldı. Yetmedi Nets’in maçlarını oynadığı Barclays Center’ın %45’lik hissesini de ele geçirdi Prokhorov. Anlaşma 200 milyon Dolar değerinde. Aslında anlaşmanın en önemli kısmı da bu %45’lik hisse satışı. Keza Nets’in eski sahibi Bruce Ratner Barclays şirketi ile yapılacak yeni bir saha-arena için 20 yıl ve 400 milyonluk anlaşma imzalamış ancak yeni sahanın yapımına başlanması için yılbaşına kadar ilk kazmayı vurması gerekirken daha hiç bir şeye başlayamamıştı. Yaklaşık 3 aylık bir süresi kalmışken bu işi yapamayacağını ya da yapmaya kalkarsa ciddi zarar edeceğini anlayan Ratner da hem kulübü hem de salonu Prokhorov’a satarak önemli ölçüde işin içinden sıyrılmış oldu. Prokhorov’un Nets’i şampiyon yapmak istediği ve maddi manevi hiç bir fedakarlıktan kaçınmayacağı söylediği konuşulduğuna göre yılbaşına kadar bu inşaat başlar ve Nets de senelik 20 milyon dolardan olmaz diyorum ben.

Prokhorov’un gündeminde kuşkusuz Nets’i hem şampiyon yapmak hem de biraz Ruslaştırmak olacaktır. Örneğin CSKA’nın koçu Eugeny Pashutin’in adı hemen geçmeye başladı bu sezon kontratı bitecek olan Lawrence Frank’in yerine. Bilmeyenler için Prokhorov’un CSKA Moskova’nın ana sponsoru olduğunu ve onun sağladığı finansmanla yükselen CSKA’nın kazandığı son 2 Euroleague şampiyonluğunu hemen hatırlatalım. GM Rod Thorn da bu seneden sonra Nets’ten ayrılabilir çünkü onun da kontratı bitmek üzere ve Prokhorov muhakkak onun yerine daha sansasyonel bir isim düşünecektir. Hatta ben Trajan Langdon’ı Nets formasıyla hayal etmeye başladım şu sıralar, CSKA’nın efsanesi Prokhorov’dan nemalanabilir belki de.
Önce New Jersey Nets taraftarına sonra biz basketbolseverlere hayılı olsun bu satış. Çok yakında şampiyonluğa oynayan ve seneler sonra lige renk katan bir Nets görebileceğiz.

>Uğur Meleke’den SWOT Analizi

Eylül 24, 2009, 9:10 am | Futbol, Galatasaray, UEFA Avrupa Ligi kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Uğur Meleke’yi gerçekten hem çok takdir hem de çok seviyorum. Olaylara gerçekçi bakışı ve objektif tutumu beni çok mutlu ediyor. Bir Spor sayfasında, herhangi bir takımla ilgili bir analiz yaparken bilimsel bir yöntemden yola çıkması ve onun etrafında şekillenen bir fikri yazıya dökmesi beni çok heyecanlandırdı. SWOT analizi özellikle kalite yaklaşımda kullanılan ve ilerlemek isteyen kurumların başvurduğu bir yöntem. Meleke de bu yazısında Galatasaray’ın SWOT Analizini yapmış ve Güçlü yönler – Zayıf yönler – Fırsatlar – Tehditler (Strengths – Weaknesses – Opportunities – Threats) diye açabileceğimiz yönlerini irdelemiş Sarı-Kırmızılıların. Ben okurken zevk aldım.

Buyrun yazıya şuradan geçebilirsiniz…

Uğur Meleke’den SWOT Analizi

Eylül 24, 2009, 9:10 am | Futbol, Galatasaray, UEFA Avrupa Ligi kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Uğur Meleke’yi gerçekten hem çok takdir hem de çok seviyorum. Olaylara gerçekçi bakışı ve objektif tutumu beni çok mutlu ediyor. Bir Spor sayfasında, herhangi bir takımla ilgili bir analiz yaparken bilimsel bir yöntemden yola çıkması ve onun etrafında şekillenen bir fikri yazıya dökmesi beni çok heyecanlandırdı. SWOT analizi özellikle kalite yaklaşımda kullanılan ve ilerlemek isteyen kurumların başvurduğu bir yöntem. Meleke de bu yazısında Galatasaray’ın SWOT Analizini yapmış ve Güçlü yönler – Zayıf yönler – Fırsatlar – Tehditler (Strengths – Weaknesses – Opportunities – Threats) diye açabileceğimiz yönlerini irdelemiş Sarı-Kırmızılıların. Ben okurken zevk aldım.

Buyrun yazıya şuradan geçebilirsiniz…

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.