NTVSpor Reklamı

Haziran 17, 2010, 4:06 pm | komik, Televizyon kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Daha önce görüp izleyenler illaki olmuştur, bugün beni kırdı geçirdi bu video adeta. NTVSpor’a bir de bu açıdan bakmak gerk sanırım. Bu kadar zevksiz seyreden bir Dünya Kupası’na kısa süreli ilaç kıvamında.

Heroes ve Flash Forward’a Elveda

Mayıs 15, 2010, 4:29 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Haber dizicanavari.net‘ten geldi bu sabah. 4 sezonunu bitiren Heroes ve ilk sezonuna çok hızlı girmiş olsa da tatil dönüşü çakılan Flash Forward yayından kaldırıldı. Daha önce Flash Forward ve V’yi tanıtmıştık bu sütunlarda. Lost’un Juliet’inin başrolde olduğu Ziyaretçiler yani V ise bir sezon daha koparmayı başarmış. Haberi şuradan aldık, Flash Forward ve V’nin tanıtımları ise hemen aşağıda. Heroes’a mesajımız da kendi düşen ağlamaz olsun.


Flash Forward tanıtım

V tanıtım

Spartacus: Blood and Sand

Mart 30, 2010, 11:01 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | 8 Yorum

Spartacus 2010’un bana en güzel sürprizi oldu. Muhteşem bir dizi bu. Öylesine muhteşem bir senaryo, son derece güzel kurgulanmış bir hikaye, harika oyunculuklar ve görsel efektler içeriyor ki Spartacus: Blood and Sand tutkunu oluyorsunuz. O dönemi yaşamak, kendinizi orada hissetmek için mutlaka izlemelisiniz. Spartacus rolündeki Andy Whitfield bir Galli ve geçmişinde dişe dokunur hiç bir projede yer almamış tam anlamıyla sürpriz bir adam, mühendislik yaparken kazara modelliğe bulaşmış, oradan Avustralya’da bazı dizilerde ufak rollere geçip en sonunda Gabriel filmindeki rolüyle Spartacus’ü canlandırma şansını yakalamış, 74 doğumlu rolünün hakkını veren önemli bir yıldız olma yolunda yürüyen ciddi bir aktör. Onun en büyük rakibi Crixus rolünde ise Yeni Zelandalı Manu Bennett var. Bennett yaklaşık 20 senedir TV dizilerinde boy gösteren bir oyuncu. En önemli hatırladığımız rolü ise 30 Days of Night’taki Şerif yardımcısı Billy Kitka rolü. Spartacus dizisi her ikisi için de önemli birer çıkış oldu. Whitfield ilk sezon çekimlerini bitirir bitirmez The Clinic, Bennett ise Sinbad The Minotaur filminde başrol kaptı.

Dizi de bu iki sürpriz isim dışında tanıdık 2 isim daha var. En çok Mumya serisinden hafızalarda kalan John Hannah ve Savaşçı Prenses Xena olarak hatırladığımız Lucy Lawless. Her ikisi de oyunculuklarının doruklarına çıkıyorlar. Hannah hiç görmediğimiz derecede sinsi bir karakteri canlandırma işini çok iyi kotarırken, kadınların nasıl şeytanlar olabileceğini ise adeta Lawless’tan kurs görür gibi öğreniyoruz. 42 yaşındaki Lawless ayrıca dizide aşırı bir kendine güvenle cesurca sergilemekte vücudunu. Gerçi bu dizi için oldukça müstehçen sahneler içerdiğini de söylemek gerek. Dönemin ahlaksızlık sınırına ulaşmış ahlak anlayışını ve insanın – namusun ne derece değersiz olduğunun anlatılması açısından oldukça başarılı bir çalışma Spartacus: Blood and Sand. Sanırım hiç bir aklı başında kadın, soylulardan olsa bile, o dönemde yaşamak istemezdi. Dizinin diğer ağır topları Doctore rolündeki Peter Mensah, düzenbaz Ashur rolündeki Nick Tarabay ve General Glaber’ın eşi Ilithyia rolündeki korkunç sarışın Viva Bianca. Bianca’nın Lawless’tan çok daha cesur sahnelerde rol aldığını söylemek de şart.

 O Romalılarla birlikte savaşan Trakyalılar’ın en önemli savaşçısıdır ilk önce. Yine Romalılarla birlikte çıktıkları bir seferde düşmanlarının cephe gerisine, Trakya’ya sarkacağını hissedince Romalı generale baş kaldırır ve ordudan kaçarak köyüne döner. Köyü çoktan işgal edilmiştir ama o karısını kurtarmayı başarır. Ancak kabus bu dakikadan sonra başlayacaktır Trakyalı kahraman için. General Cladius Glaber intikam için onun peşine düşmüştür. Esir düşer, karısı köle olarak satılır. Artık canı pahasına savaşacak bir gladyatör olarak,sadece ve sadece karısını tekrar görebilmek amacıyla yaşayan bir ölüm makinesine dönüşür Trakyalı. Arena’da ilk kazandığı şeyse Trakyalı’nın ona ait olmayan ama onu bir efsaneye dönüştürecek adıdır: Spartacus!

Aman Dexter

Ocak 19, 2010, 4:15 pm | Sıkıntı, Televizyon kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Şu görüntü beni çok derinden üzdü. Umarım en kısa zamanda sağlığına kavuşur Michael C. Hall. Bir katil rolünü bu kadar sevdirebilecek kapasitede çok fazla kaliteli oyuncu yokken, sevenleri ve bizler onu kaybetmek istemiyoruz. Hem ekranlara hem de gönüllere çok yakışan bir adam. Acil şifalar, sağlıklar, inşallah en kısa sürede tekrar soldaki fotoğraftaki gibi bir Dexter görürüz. Fotoğraf Milliyet gazetesinden, altın küre ödül töreninde çekilmiş.

>Aman Dexter

Ocak 19, 2010, 4:15 pm | Sıkıntı, Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Şu görüntü beni çok derinden üzdü. Umarım en kısa zamanda sağlığına kavuşur Michael C. Hall. Bir katil rolünü bu kadar sevdirebilecek kapasitede çok fazla kaliteli oyuncu yokken, sevenleri ve bizler onu kaybetmek istemiyoruz. Hem ekranlara hem de gönüllere çok yakışan bir adam. Acil şifalar, sağlıklar, inşallah en kısa sürede tekrar soldaki fotoğraftaki gibi bir Dexter görürüz. Fotoğraf Milliyet gazetesinden, altın küre ödül töreninde çekilmiş.

Maraton Bitti!

Ocak 19, 2010, 2:33 pm | Futbol, Televizyon kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Kaynak: Milliyet Gazetesi

Bu da Mehmet Demirkol’un bugünkü yazısından Erman Toroğlu bölümü:

“Kulüpler ‘Erman Toroğlu gitsin malın değerini düşürüyor’ diyorlar.
Anlamadıkları Erman Toroğlu’nun bir neden değil, bir sonuç olduğu:
-Transfer miktarlarını şişirip kulübü kendisine borçlandıranlar varsa, Erman Hoca olmak zorundadır.
-Amigolara bilet dağıtanlar varsa Erman Hoca olmalıdır.
-Alt yapıdan 10 yılda 1 oyuncu bile çıkaramayanlar varsa Erman Hoca şarttır.
-Yayıncının kablolarını kesiyorsanız Erman Hoca’sız olmaz.
-Oyuncularınız derbiden önce, daha ısınırken birbirine giriyorsa Erman Hoca lazımdır.
-En büyük derbinizi en iyi hakeminize değil, en otoriter hakeminize veriyorsanız Erman Hoca orada olur!
-Dünyanın parasına transfer yapıp sonra parasını ödemeden yollayanlar, parasını ödemediği için oyuncuyu kaçıranlar varsa, FIFA’da Türkiye dosyaları odası açılacak hale gelindiyse Erman Hoca son sözü söyler.
-Her türlü hatasını hakem yiyerek kapatanlar varsa Hocayı Allah başımızdan eksik etmesin.
-Ülkenin statları eşeği bağlasan durmaz haldeyse Erman Hoca olmalıdır.
-Gazeteci tokatlayan başkan, oyuncu tekmeleyen teknik adamlar hâlâ işlerini güle oynaya yapıyorsa, Erman Hoca güvencedir.
-‘Beni seçmezseniz ertesi gün 50 milyon dolarımı alırım’ diyen başkana Rekabet Kurulu‘hoop orada dur bakalım’ demiyorsa Hocam lazımdır.
-Şike dosyalarınızı Almanya patlatıyorsa Erman Hocasız olmaz.
– Ve tüm oyuncularınız maç sonrasında rakibin ve hakemin elini sıkıp duşa gitmek yerine ‘akşam Erman Hoca yorumlar’ diye yalvar yakar oluyorsa, Erman Hoca yorumlarrrrr!
Önce siz bunca parayı doğru harcayacağınıza bizi ikna edin. Sonrasını düşünürüz.
Erman Hoca bir sebep değil, sizin yaptıklarınızın ve yapamadıklarınızın sonucudur. “

>Maraton Bitti!

Ocak 19, 2010, 2:33 pm | Futbol, Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Kaynak: Milliyet Gazetesi

Bu da Mehmet Demirkol’un bugünkü yazısından Erman Toroğlu bölümü:

“Kulüpler ‘Erman Toroğlu gitsin malın değerini düşürüyor’ diyorlar.
Anlamadıkları Erman Toroğlu’nun bir neden değil, bir sonuç olduğu:
-Transfer miktarlarını şişirip kulübü kendisine borçlandıranlar varsa, Erman Hoca olmak zorundadır.
-Amigolara bilet dağıtanlar varsa Erman Hoca olmalıdır.
-Alt yapıdan 10 yılda 1 oyuncu bile çıkaramayanlar varsa Erman Hoca şarttır.
-Yayıncının kablolarını kesiyorsanız Erman Hoca’sız olmaz.
-Oyuncularınız derbiden önce, daha ısınırken birbirine giriyorsa Erman Hoca lazımdır.
-En büyük derbinizi en iyi hakeminize değil, en otoriter hakeminize veriyorsanız Erman Hoca orada olur!
-Dünyanın parasına transfer yapıp sonra parasını ödemeden yollayanlar, parasını ödemediği için oyuncuyu kaçıranlar varsa, FIFA’da Türkiye dosyaları odası açılacak hale gelindiyse Erman Hoca son sözü söyler.
-Her türlü hatasını hakem yiyerek kapatanlar varsa Hocayı Allah başımızdan eksik etmesin.
-Ülkenin statları eşeği bağlasan durmaz haldeyse Erman Hoca olmalıdır.
-Gazeteci tokatlayan başkan, oyuncu tekmeleyen teknik adamlar hâlâ işlerini güle oynaya yapıyorsa, Erman Hoca güvencedir.
-‘Beni seçmezseniz ertesi gün 50 milyon dolarımı alırım’ diyen başkana Rekabet Kurulu‘hoop orada dur bakalım’ demiyorsa Hocam lazımdır.
-Şike dosyalarınızı Almanya patlatıyorsa Erman Hocasız olmaz.
– Ve tüm oyuncularınız maç sonrasında rakibin ve hakemin elini sıkıp duşa gitmek yerine ‘akşam Erman Hoca yorumlar’ diye yalvar yakar oluyorsa, Erman Hoca yorumlarrrrr!
Önce siz bunca parayı doğru harcayacağınıza bizi ikna edin. Sonrasını düşünürüz.
Erman Hoca bir sebep değil, sizin yaptıklarınızın ve yapamadıklarınızın sonucudur. “

Yazık Oldu Bu Dizilere #4

Ekim 29, 2009, 4:30 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Sıkı bir Terminator hayranı olarak dizinin hayata geçirileceği haberini aldıktan sonra bir hayli heyecanlanmıştım. 2 sezon her şey çok yolunda gitti ve dizi çok heyecanlı bir yerde sezon finali yaptı ama FOX’un neşteri bu kadar hayranı olan bir diziyi bile kesip atacak kadar keskindi. Yazık edilen diziler serisinde sıra “Terminator: The Sarah Connor Chronicles”ta.

Dizimiz Terminator filmi serisiyle uyum içinde bir zaman aralığında 2. filmin bittiği yerden bir kaç sene sonra 3. filmin başladığı yerden bir kaç sene öncede geçiyor. Yani özetle 2. ve 3. filmler arasındaki boşluğu dolduruyor TTSCC. Sarah Connor oğlu John Connor’la, ki bu bizim bildiğimiz insanlığın kurtarıcısı olacak çocuk, 2 yıldır halkın arasına karışmış ve huzurlu, tehlikeden uzak br hayat sürmektedirler. Sarah’ın erkek arkadaşı Charley Dixon kendisine evlilik teklif edince huzursuzluğa kapılan Sarah oğlunu da alıp ortadan kaybolmayı seçer. New Mexico’ya yerleşen ikilden John normal hayatına devam etmek ve kendini belli etmemek zorunda olduğu için liseye kayıt olur. Yeni okulunda kendisiyle çok ilgili bir genç kızla, Cameron’la tanışır. Daha birbirlerini tam anlamıyla tanımamışken okulunda bir Cromartie’nin saldırısına uğrayan John’un hayatını kurtaran Cameron’ın aslında gelecekten John’un kedisini korumak için gönderdiği yeniden programlanmış bir Terminator olduğunu öğreniriz. O bölgeden de ayrılıp aceleyle başka bir yere kaçan Connorlar ve Cameron’ın peşine FBI ajanı James Ellison takılmıştır. Seneler boyu Sarah Connor’ı bir takıntı haline getirmiş olan Ajan Ellison sadece Connor’a odaklanmış ve işi gücü bırkamış, tüm Amerika’da onu arar hale gelmiştir. Bu sırada peşlerine düşen Cromartie ve Ellison’dan kaçmaya çalışan kahramanlarımız, dünyanın makine istilasından kurtulmasının tek yolunun Sky Net’i daha yapılmadan ortadan kaldırmak olduğu düşüncesiyle hareket etmeye başlarlar. Cameron kurtuluş yolunun ne olduğunu bildiğini söyleyer ve 3’lü bir banka kasasına yerleştirilmiş olan gizli bir zaman yolculuğu aleti ile 1999’dan 2007’ye sıçrarlar. Artık önlerinde 2 hedef vardır. Sky Net’i tarihten silmek ve her ihtimale karşı Joh’ın korunmasını ve eğitimini sağlamak.
Dizide günlüklerini okuduğumuz ya da izlediğimiz diyelim Sarah Connor’ı Lena Headey canladırıyordu. Headey Hollywood’un tanınmış ama hiç 1. sınıf filmlerde esaslı roller kapamamış bir aktristi. Onu sanırım sinema severler en iyi The Cave ve The Brothers Grimm’deki rollerinden hatırlayacaklardır. John Connor rolünde ise Thomas Dekker’ı izledik. Dekker Heroes’un ilk 12 bölümünde Claire’in erkek arkadaşı Zach rolünde çıkmıştı karşımıza. Bir çok TV dizisinde çocuk ya da genç oyuncu olarak rol alan Dekker Elm Sokağı Kabusu’nun yeniden çekimini henüz tamamladı, orada Jesse rolünde izleyeceğiz kendisini. Dişi Terminator Cameron rolünde ise Summer Glau vardı. Sinamdan en iyi Serenity filmindeki River rolünden hatırlanabilecek Glau Dollhouse ve 4400 dizilerinde de geçici roller almıştı. Terminator sonrası o da şu sıralar başka projelere yönelmiş durumda. Dizide Lost’tan hatırladığımız ve şu sıralar Flash Forward’da arzı endam eden Penny yani Sonya Walger, Oz’un Ryan O’Reilly’si Dean Winters, Richard T. Jones, Brian Austin Green gibi isimler de rol almıştı.

Bilim kurgu ağırlıklı, dram yüklü ve kimi zaman ağır kimi zaman baş edilmez tempolu, flash forwardların ve sürpriz gelişmelerin sıklıkla yaşandığı, John Connor’ın nasıl o John Connor olduğunu öğrendiğimiz bir diziydi TTSCC. 1 ay önce devam etmeyeceği kesinleşti ki FOX’un en kötü kararlarından biridir bu. “Yapım maliyeti yüksek, hiç kar edemiyoruz” diyerek sıyrıldılar işin içinden. Ama en azından CBS’in Jericho’ya tanıdığı gibi bir şans tanınıp dizinin finali yapılabilirdi. 3-6 bölüm arası bir bölümde sonlandırılabilecek dizi en azından “bilim-kurgu dizisi klasikleri” payesiyle ve FOX’un dizisi olarak yerini bulurdu tarihte. Bence çok yazık oldu. 2 sezonluk hikayesi hazır, bitirin denilse kolayca bağlanacak bir diziyi heba ettiler. Bizim içinse kıymeti ve anısı bol bir dizi olarak hem arşivlerimizdeki hem de hatıralarımızdaki yerini aldı “Terminator: The Sarah Connor Chronicles”. Dizinin tanıtımı hemen aşağıda.

>Yazık Oldu Bu Dizilere #4

Ekim 29, 2009, 4:30 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Sıkı bir Terminator hayranı olarak dizinin hayata geçirileceği haberini aldıktan sonra bir hayli heyecanlanmıştım. 2 sezon her şey çok yolunda gitti ve dizi çok heyecanlı bir yerde sezon finali yaptı ama FOX’un neşteri bu kadar hayranı olan bir diziyi bile kesip atacak kadar keskindi. Yazık edilen diziler serisinde sıra “Terminator: The Sarah Connor Chronicles”ta.

Dizimiz Terminator filmi serisiyle uyum içinde bir zaman aralığında 2. filmin bittiği yerden bir kaç sene sonra 3. filmin başladığı yerden bir kaç sene öncede geçiyor. Yani özetle 2. ve 3. filmler arasındaki boşluğu dolduruyor TTSCC. Sarah Connor oğlu John Connor’la, ki bu bizim bildiğimiz insanlığın kurtarıcısı olacak çocuk, 2 yıldır halkın arasına karışmış ve huzurlu, tehlikeden uzak br hayat sürmektedirler. Sarah’ın erkek arkadaşı Charley Dixon kendisine evlilik teklif edince huzursuzluğa kapılan Sarah oğlunu da alıp ortadan kaybolmayı seçer. New Mexico’ya yerleşen ikilden John normal hayatına devam etmek ve kendini belli etmemek zorunda olduğu için liseye kayıt olur. Yeni okulunda kendisiyle çok ilgili bir genç kızla, Cameron’la tanışır. Daha birbirlerini tam anlamıyla tanımamışken okulunda bir Cromartie’nin saldırısına uğrayan John’un hayatını kurtaran Cameron’ın aslında gelecekten John’un kedisini korumak için gönderdiği yeniden programlanmış bir Terminator olduğunu öğreniriz. O bölgeden de ayrılıp aceleyle başka bir yere kaçan Connorlar ve Cameron’ın peşine FBI ajanı James Ellison takılmıştır. Seneler boyu Sarah Connor’ı bir takıntı haline getirmiş olan Ajan Ellison sadece Connor’a odaklanmış ve işi gücü bırkamış, tüm Amerika’da onu arar hale gelmiştir. Bu sırada peşlerine düşen Cromartie ve Ellison’dan kaçmaya çalışan kahramanlarımız, dünyanın makine istilasından kurtulmasının tek yolunun Sky Net’i daha yapılmadan ortadan kaldırmak olduğu düşüncesiyle hareket etmeye başlarlar. Cameron kurtuluş yolunun ne olduğunu bildiğini söyleyer ve 3’lü bir banka kasasına yerleştirilmiş olan gizli bir zaman yolculuğu aleti ile 1999’dan 2007’ye sıçrarlar. Artık önlerinde 2 hedef vardır. Sky Net’i tarihten silmek ve her ihtimale karşı Joh’ın korunmasını ve eğitimini sağlamak.
Dizide günlüklerini okuduğumuz ya da izlediğimiz diyelim Sarah Connor’ı Lena Headey canladırıyordu. Headey Hollywood’un tanınmış ama hiç 1. sınıf filmlerde esaslı roller kapamamış bir aktristi. Onu sanırım sinema severler en iyi The Cave ve The Brothers Grimm’deki rollerinden hatırlayacaklardır. John Connor rolünde ise Thomas Dekker’ı izledik. Dekker Heroes’un ilk 12 bölümünde Claire’in erkek arkadaşı Zach rolünde çıkmıştı karşımıza. Bir çok TV dizisinde çocuk ya da genç oyuncu olarak rol alan Dekker Elm Sokağı Kabusu’nun yeniden çekimini henüz tamamladı, orada Jesse rolünde izleyeceğiz kendisini. Dişi Terminator Cameron rolünde ise Summer Glau vardı. Sinamdan en iyi Serenity filmindeki River rolünden hatırlanabilecek Glau Dollhouse ve 4400 dizilerinde de geçici roller almıştı. Terminator sonrası o da şu sıralar başka projelere yönelmiş durumda. Dizide Lost’tan hatırladığımız ve şu sıralar Flash Forward’da arzı endam eden Penny yani Sonya Walger, Oz’un Ryan O’Reilly’si Dean Winters, Richard T. Jones, Brian Austin Green gibi isimler de rol almıştı.

Bilim kurgu ağırlıklı, dram yüklü ve kimi zaman ağır kimi zaman baş edilmez tempolu, flash forwardların ve sürpriz gelişmelerin sıklıkla yaşandığı, John Connor’ın nasıl o John Connor olduğunu öğrendiğimiz bir diziydi TTSCC. 1 ay önce devam etmeyeceği kesinleşti ki FOX’un en kötü kararlarından biridir bu. “Yapım maliyeti yüksek, hiç kar edemiyoruz” diyerek sıyrıldılar işin içinden. Ama en azından CBS’in Jericho’ya tanıdığı gibi bir şans tanınıp dizinin finali yapılabilirdi. 3-6 bölüm arası bir bölümde sonlandırılabilecek dizi en azından “bilim-kurgu dizisi klasikleri” payesiyle ve FOX’un dizisi olarak yerini bulurdu tarihte. Bence çok yazık oldu. 2 sezonluk hikayesi hazır, bitirin denilse kolayca bağlanacak bir diziyi heba ettiler. Bizim içinse kıymeti ve anısı bol bir dizi olarak hem arşivlerimizdeki hem de hatıralarımızdaki yerini aldı “Terminator: The Sarah Connor Chronicles”. Dizinin tanıtımı hemen aşağıda.

3 Kasım’da Geliyorlar

Ekim 25, 2009, 10:00 am | Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Zamanında TRT’de yayınlanan “Ziyaretçiler” adlı bilim-kurgu dizisini sanırım yaşı yetip de hatırlamayan yoktur. 2009 Ziyaretçiler’in geri dönüş senesi olacak. 3 Kasım 2009 Salı akşamı Ziyaretçiler geliyorlar.

Orjinal adı “V” olan dizide Tüm dünyayı barışçıl bir şekilde istila edip aslında barış ve paylaşım için geldiklerini söylüyorlar. Tıbbi ve teknolojik olarak dünya halkına bir çok konuda yardımcı oluyorlar. Hastalar iyileştiriliyor, ileri teknolojileri ile bir çok sorunu çözüyor ziyaretçiler. Hükümetlerle karşılıklı anlaşmalar yapılıyor, dünya gençleri özellikle kendisini “Barış Elçisi” olarak tanıtan Anna’nın etrafında toplanıp ona destek oluyorlar. Ama bir FBI ajanı hem de oğlu Ziyaretçiler’in hayranı ve destekçisi olan Erica Evans uzaylıların asıl amacının barış değil Dünya’yı ele geçirmek olduğunu bir şekilde anlıyor, öğreniyor. Ziyaretçileriyle huzur ve uyum içinde olan dünyanın geri kalanını buna ikna etmek için uğraşmaya başlıyor ve tabii ki insanları inandırmak için çabalıyor.
Dizinin başrolünde Erica Evans’ı canlandıran isim Elizabeth Mitchell, yani Lost’un Juliet’i. Party of Five’tan tanıdığımız Scott Wolf, 4400’ün inatçı dedektifi Joel Gretsch, bir çok aksiyon filminin yardımcı oyuncusu Morris Chestnut gibi isimler de kadroda. Dizinin yaratıcısı ise Scott Peters.

http://widgets.abc.go.com/o/48bda4baaf82f1d1/4ae2d334ded87118/48bda4baaf82f1d1/74c0c38c/-cpid/44d8fb86a005054

>3 Kasım’da Geliyorlar

Ekim 25, 2009, 10:00 am | Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Zamanında TRT’de yayınlanan “Ziyaretçiler” adlı bilim-kurgu dizisini sanırım yaşı yetip de hatırlamayan yoktur. 2009 Ziyaretçiler’in geri dönüş senesi olacak. 3 Kasım 2009 Salı akşamı Ziyaretçiler geliyorlar.

Orjinal adı “V” olan dizide Tüm dünyayı barışçıl bir şekilde istila edip aslında barış ve paylaşım için geldiklerini söylüyorlar. Tıbbi ve teknolojik olarak dünya halkına bir çok konuda yardımcı oluyorlar. Hastalar iyileştiriliyor, ileri teknolojileri ile bir çok sorunu çözüyor ziyaretçiler. Hükümetlerle karşılıklı anlaşmalar yapılıyor, dünya gençleri özellikle kendisini “Barış Elçisi” olarak tanıtan Anna’nın etrafında toplanıp ona destek oluyorlar. Ama bir FBI ajanı hem de oğlu Ziyaretçiler’in hayranı ve destekçisi olan Erica Evans uzaylıların asıl amacının barış değil Dünya’yı ele geçirmek olduğunu bir şekilde anlıyor, öğreniyor. Ziyaretçileriyle huzur ve uyum içinde olan dünyanın geri kalanını buna ikna etmek için uğraşmaya başlıyor ve tabii ki insanları inandırmak için çabalıyor.
Dizinin başrolünde Erica Evans’ı canlandıran isim Elizabeth Mitchell, yani Lost’un Juliet’i. Party of Five’tan tanıdığımız Scott Wolf, 4400’ün inatçı dedektifi Joel Gretsch, bir çok aksiyon filminin yardımcı oyuncusu Morris Chestnut gibi isimler de kadroda. Dizinin yaratıcısı ise Scott Peters.

http://widgets.abc.go.com/o/48bda4baaf82f1d1/4ae2d334ded87118/48bda4baaf82f1d1/74c0c38c/-cpid/44d8fb86a005054

Yazık Oldu Bu Dizilere #3

Ekim 24, 2009, 4:41 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

“Traveler” tam izleyenlere haz vermeye başlamış ve ailecek oturulup seyredilecek bir kıvama gelmişken ABC Televizyonun gazabına uğrayan bir başka yazık edilen dizidir.

Jay ve Tyler aynı evde kalan ve birlikte üniversiteye devam eden 2 arkadaştır. Tyler zengin bir babanın şımarık çocuğudur, üniversite hayatı genellikle eğlenmekle ve para harcamakla geçerken, Tyler’ın rahatlığının aksine Jay okulu ve derslerine daha bağlı olan, ekonomik durum pek de iyi olmayan bir ailenin çocuğudur. Diğer ev arkadaşları Will ise sürpriz bir şekilde ortya çıkmış, onlara daha sonra taşınmış bir gençtir. 3 arkadaş bir gün gezmek için New York’a giderler. Orada sırf çılgınlık olsun diyerek bir müzenin içine patenle girip heyecan yaşamk isterler. Will onlara eşlik etmez ve onları dışarıda bekleyeceğini söyler. Gençler içeri patenle girince doğal olarak bir kargaşaya sebep olurlar ve güvenlik peşlerine düşer. Onların tam müzeden kaçmaya çalıştığı sırada müzede bir patlama olur. Dışarıya çıkmayı, kaçmayı başaran Jay ve Tyler bir türlü Will’i bulamazlar. Will ortadan kaybolmuşken patlama öncesi kargaşa yaratan adamlar olarak müze güvenlik kameralarına yakalanan Jay ve Tyler bir anda en çok aranan teröristler olurlar ülke çapında. Başlarına gelen olayın bir komplo olduğundan kuşkulanan ve kaçmaya başlayan gençler Will’le ilgili detayları araştırmaya başlarlar. Will’in yüzünün göründüğü tek bir fotoğrafları bile olmadığını, Will’e ait bildikleri ne varsa aslında bir hikayeden ibaret olduğu ve aslında dünyada Will Traveler diye bir adam var olmadığını öğrendiklerinde ise artık çok geç olmuştur. 2 kafadar bir komploya kurban gitmiştir, üstelik bu komployu kuran kişinin ev arkadaşları Will Traveler diye bildikleri adam olması en kuvvetli ihtimaldir. Bu dakikadan sonra ülke çapında bir kedi fare oyunu başlar. FBI artık Jay ve Tyler’ın peşindedir, onlarsa Traveler’ın.

Böylesi kuvvetli ve sürükleyici bir hikayeye sahip olmasına karşın Traveler adeta kurban edildi. Jay rolünde Tru Calling dizisinden Tru’nun hoşlandığı olay yeri fotoğrafçısı Luc Jonston ve Teksas Katliamı: Başlangıç’taki Eric rollerinden hatırlayabileceğimiz Matthew Bomer, Tyler rolünde 24 ve O.C’de kendine yer bulmuş şu sıralar TNT’nin Dark Blue dizisinde Dean Bendis’i oynayan Logan-Marshall Green ve Will Traveler rolünde X-Men serisinden Pyro rolünden hatırlayacağımız Aaron Stanford oynamaktaydı. Başroldeki 3 isim de rollerini kaldırabilecek ir performans vermişler ve diziye seyirciyi bağlamayı başarmışlardı. Dizinin yaratıcısı ise Eight Below filminin de senaryosunu yazmış olan David DiGilio idi. Bir hayli güzel bir fikir ve senatro ürettiğini söylemek gerek.

Son sözümüz yine yazık oldu. Traveler geliştirebilecek bir hikayeye, potansiyelli bir yapımcı ve oyunculara sahip olduğu, hatta ve hatta çağımızın “The Fugitive”i yani Kaçak’ı olabilecekken ABC tarafından harcandı. Bize ise geçmiş zaman olur ki demek kaldı.

Jericho
Journeyman

>Yazık Oldu Bu Dizilere #3

Ekim 24, 2009, 4:41 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>“Traveler” tam izleyenlere haz vermeye başlamış ve ailecek oturulup seyredilecek bir kıvama gelmişken ABC Televizyonun gazabına uğrayan bir başka yazık edilen dizidir.

Jay ve Tyler aynı evde kalan ve birlikte üniversiteye devam eden 2 arkadaştır. Tyler zengin bir babanın şımarık çocuğudur, üniversite hayatı genellikle eğlenmekle ve para harcamakla geçerken, Tyler’ın rahatlığının aksine Jay okulu ve derslerine daha bağlı olan, ekonomik durum pek de iyi olmayan bir ailenin çocuğudur. Diğer ev arkadaşları Will ise sürpriz bir şekilde ortya çıkmış, onlara daha sonra taşınmış bir gençtir. 3 arkadaş bir gün gezmek için New York’a giderler. Orada sırf çılgınlık olsun diyerek bir müzenin içine patenle girip heyecan yaşamk isterler. Will onlara eşlik etmez ve onları dışarıda bekleyeceğini söyler. Gençler içeri patenle girince doğal olarak bir kargaşaya sebep olurlar ve güvenlik peşlerine düşer. Onların tam müzeden kaçmaya çalıştığı sırada müzede bir patlama olur. Dışarıya çıkmayı, kaçmayı başaran Jay ve Tyler bir türlü Will’i bulamazlar. Will ortadan kaybolmuşken patlama öncesi kargaşa yaratan adamlar olarak müze güvenlik kameralarına yakalanan Jay ve Tyler bir anda en çok aranan teröristler olurlar ülke çapında. Başlarına gelen olayın bir komplo olduğundan kuşkulanan ve kaçmaya başlayan gençler Will’le ilgili detayları araştırmaya başlarlar. Will’in yüzünün göründüğü tek bir fotoğrafları bile olmadığını, Will’e ait bildikleri ne varsa aslında bir hikayeden ibaret olduğu ve aslında dünyada Will Traveler diye bir adam var olmadığını öğrendiklerinde ise artık çok geç olmuştur. 2 kafadar bir komploya kurban gitmiştir, üstelik bu komployu kuran kişinin ev arkadaşları Will Traveler diye bildikleri adam olması en kuvvetli ihtimaldir. Bu dakikadan sonra ülke çapında bir kedi fare oyunu başlar. FBI artık Jay ve Tyler’ın peşindedir, onlarsa Traveler’ın.

Böylesi kuvvetli ve sürükleyici bir hikayeye sahip olmasına karşın Traveler adeta kurban edildi. Jay rolünde Tru Calling dizisinden Tru’nun hoşlandığı olay yeri fotoğrafçısı Luc Jonston ve Teksas Katliamı: Başlangıç’taki Eric rollerinden hatırlayabileceğimiz Matthew Bomer, Tyler rolünde 24 ve O.C’de kendine yer bulmuş şu sıralar TNT’nin Dark Blue dizisinde Dean Bendis’i oynayan Logan-Marshall Green ve Will Traveler rolünde X-Men serisinden Pyro rolünden hatırlayacağımız Aaron Stanford oynamaktaydı. Başroldeki 3 isim de rollerini kaldırabilecek ir performans vermişler ve diziye seyirciyi bağlamayı başarmışlardı. Dizinin yaratıcısı ise Eight Below filminin de senaryosunu yazmış olan David DiGilio idi. Bir hayli güzel bir fikir ve senatro ürettiğini söylemek gerek.

Son sözümüz yine yazık oldu. Traveler geliştirebilecek bir hikayeye, potansiyelli bir yapımcı ve oyunculara sahip olduğu, hatta ve hatta çağımızın “The Fugitive”i yani Kaçak’ı olabilecekken ABC tarafından harcandı. Bize ise geçmiş zaman olur ki demek kaldı.

Jericho
Journeyman

>J.J.Abrams

Ekim 14, 2009, 11:47 am | Sinema, Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Kime benzeteceğimi hakkında ne söyleceğimi şu an için tam toparlayamıyorum. Ama bu adam muhteşem! Şöyle bir dizi olsa, şöyle bir konu işlense, şöyle de bir film çekilse diye aklımdan geçirdiğim tüm ütopik işleri bir süre sonra onun yaptığını ya da yapmaya hazırlandığını görüyorum. Modern Hitchcock ona en iyi gidecek isimlerden biri. Gerilimi, bilim kurgu ve hayal gücünün akıl almaz sınırlarına genişleten bir sinemacı, televizyoncu, sanatkar. J.J. Abrams; önnde saygıyla eğiliyorum!

J.J.Abrams

Ekim 14, 2009, 11:47 am | Sinema, Televizyon kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Kime benzeteceğimi hakkında ne söyleceğimi şu an için tam toparlayamıyorum. Ama bu adam muhteşem! Şöyle bir dizi olsa, şöyle bir konu işlense, şöyle de bir film çekilse diye aklımdan geçirdiğim tüm ütopik işleri bir süre sonra onun yaptığını ya da yapmaya hazırlandığını görüyorum. Modern Hitchcock ona en iyi gidecek isimlerden biri. Gerilimi, bilim kurgu ve hayal gücünün akıl almaz sınırlarına genişleten bir sinemacı, televizyoncu, sanatkar. J.J. Abrams; önnde saygıyla eğiliyorum!

>Yazık Oldu Bu Dizilere #2

Ekim 9, 2009, 7:45 am | Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Hakkı verilmeyen, konusuna, seyircilerine, oyuncularına saygı gösterilmeden yayından kaldırılan bir başka dizi de Journeyman’dir.

Dan Vasser adında bir araştırmacı gazeteci eşi Katie ve oğluyla birlikte mutlu bir hayat sürer şekilde çıkar karşımıza. Ama zaman ilerledikçe anlarız ki aslında ilişkileri pamuk ipliğine bağlı kalmış bir ailedir bu. Dan senelerce alkol ve kumarın pençesinden kurtulamamış, hem sağlığını hem parasını kaybetmiş evliliği direkten dönmüştür. Kendini toparlayıp normale döndükten sonra gazetedeki işine sarılmış olan Dan Vasser hayatını tam rayına oturttuğunu sanırken bir gün bir taksiye biner ve hayatı yine altüst olur. 2007’de bindiği taksiden 1960’larda inen Dan inanılmaz bir baş ağrısı ve ne yapacağını bilemez halde bir çözüm yolu aramaya çalışır. Belli bir süre 1960’larda kalıp bir kaç kişi ile farkında olmadan etkileşime girerek bazı insanların kaderlerini etkiler. 2007’ye döndükten sonra bu ansızın gelen seyahatler tekrarlamaya başlar. İlerleyen seferlerde eski sevgilisi Livia ile karşılaşır ve aslında kendisinin seçilmiş bir kişi, Livia’nın ise aslında tamamen farklı biri olduğunu öğrenir. Bu seyahatlerin amacı geçmişteki insanlara yardım etmek, tarihin akışını tamamiyle değiştirmeyecek ama ufak arızaları ortadan kaldırıp dünyaya, insanlığa faydası olacak nüansları ortaya çıkarmaktır. Bu seyahatlerin kendi hayatında yol açtığı karmaşa, Dan’in eşi ve eski sevgilisiyle ilişkileri, gazetenin yaşadığı ekonomik krizde yakaladığı önemli haberler ile işine tutunmaya çalışması ve bu zaman yolculuklarına neyin sebep olduğunu bulma çabası Journeyman dizisini benim gibiler için çok önemli bir yere getirmişti.

Journeyman NBC tarafından acımasızca 13. bölüm sonunda yayından kaldırıldı. Tıpkı Jericho dizisinde olduğu gibi toplanan binlerce imza ile NBC’den bir sezon en azından dizinin sonunun getirilmesi istense de NBC oralı olmadı ve diziyi sonlandırdı. Daha sonra Science Fiction kanalının Journeyman için görüşmelerde bulunduğu ve diziyi devam ettirmek istendiği söylense de oyuncular çoktan başka projeler başlamışlardı bile. Bize de hevesleri kursağında, Quantum Leap’ten sonra ilk defa doğru düzgün bilim kurgu – drama izleme ateşiyle yanan TV izleyecileri olarak elleri boş oturmak kalmıştı.

Journeyman’de Dan Vasser rolünü Kevin McKidd, Katie Vasser rolünü Gretchen Egolf, Livia rolünü Moon Bloodgood, Jack Vasser rolünü ise Reed Diamond oynamaktaydı. Kevin McKidd’i CNBC-E’de de yayınlanan Rome dizisindeki Lucius Vorenus rolünden izleyenler mutlaka hatırlayacaktır. McKidd daha sonra Grey’s Anatomy’e transfer olup orada Dr. Owen Hunt rolünü üstlendi. Bir çok sinema filminde de rol aldı Mc Kidd. Bunlardan bazıları The Last Legion, Made of Honor, Hannibal Rising, Dog Soldiers. Bloodgood’u en son Terminator Salvation’dan hatırlayabiliriz, orada Blair Williams rolündeydi, onun dışında son 5-6 yılda bir çok dizide rol alan tanıdık bir yüz, tıpkı Egolf ve Diamond gibi.

Böylesi güzel bir kadro, böylesi güzel bir senaryo, karakterlerin son derece iyi işlendiği, kurgunun son derece başarılı olduğu böylesi kalifiye bir diziye yazık ettiler. Bir uhte olarak kaldı içimizde Journeyman. Bir ara TNT yayınladı diziyi orada belki yakalayan olmuştur, izlememiş ve zamanında Quantum Leap’in hastası olanlar için şiddetle tavsiye ediyorum. Bir bakalım nasıl bir şeymiş diyenlere hemen aşağıda tanıtım videosu.

http://www.movieweb.com/v/VI2hE642BFdR53

Yazık Oldu Bu Dizilere #2

Ekim 9, 2009, 7:45 am | Televizyon kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Hakkı verilmeyen, konusuna, seyircilerine, oyuncularına saygı gösterilmeden yayından kaldırılan bir başka dizi de Journeyman’dir.

Dan Vasser adında bir araştırmacı gazeteci eşi Katie ve oğluyla birlikte mutlu bir hayat sürer şekilde çıkar karşımıza. Ama zaman ilerledikçe anlarız ki aslında ilişkileri pamuk ipliğine bağlı kalmış bir ailedir bu. Dan senelerce alkol ve kumarın pençesinden kurtulamamış, hem sağlığını hem parasını kaybetmiş evliliği direkten dönmüştür. Kendini toparlayıp normale döndükten sonra gazetedeki işine sarılmış olan Dan Vasser hayatını tam rayına oturttuğunu sanırken bir gün bir taksiye biner ve hayatı yine altüst olur. 2007’de bindiği taksiden 1960’larda inen Dan inanılmaz bir baş ağrısı ve ne yapacağını bilemez halde bir çözüm yolu aramaya çalışır. Belli bir süre 1960’larda kalıp bir kaç kişi ile farkında olmadan etkileşime girerek bazı insanların kaderlerini etkiler. 2007’ye döndükten sonra bu ansızın gelen seyahatler tekrarlamaya başlar. İlerleyen seferlerde eski sevgilisi Livia ile karşılaşır ve aslında kendisinin seçilmiş bir kişi, Livia’nın ise aslında tamamen farklı biri olduğunu öğrenir. Bu seyahatlerin amacı geçmişteki insanlara yardım etmek, tarihin akışını tamamiyle değiştirmeyecek ama ufak arızaları ortadan kaldırıp dünyaya, insanlığa faydası olacak nüansları ortaya çıkarmaktır. Bu seyahatlerin kendi hayatında yol açtığı karmaşa, Dan’in eşi ve eski sevgilisiyle ilişkileri, gazetenin yaşadığı ekonomik krizde yakaladığı önemli haberler ile işine tutunmaya çalışması ve bu zaman yolculuklarına neyin sebep olduğunu bulma çabası Journeyman dizisini benim gibiler için çok önemli bir yere getirmişti.

Journeyman NBC tarafından acımasızca 13. bölüm sonunda yayından kaldırıldı. Tıpkı Jericho dizisinde olduğu gibi toplanan binlerce imza ile NBC’den bir sezon en azından dizinin sonunun getirilmesi istense de NBC oralı olmadı ve diziyi sonlandırdı. Daha sonra Science Fiction kanalının Journeyman için görüşmelerde bulunduğu ve diziyi devam ettirmek istendiği söylense de oyuncular çoktan başka projeler başlamışlardı bile. Bize de hevesleri kursağında, Quantum Leap’ten sonra ilk defa doğru düzgün bilim kurgu – drama izleme ateşiyle yanan TV izleyecileri olarak elleri boş oturmak kalmıştı.

Journeyman’de Dan Vasser rolünü Kevin McKidd, Katie Vasser rolünü Gretchen Egolf, Livia rolünü Moon Bloodgood, Jack Vasser rolünü ise Reed Diamond oynamaktaydı. Kevin McKidd’i CNBC-E’de de yayınlanan Rome dizisindeki Lucius Vorenus rolünden izleyenler mutlaka hatırlayacaktır. McKidd daha sonra Grey’s Anatomy’e transfer olup orada Dr. Owen Hunt rolünü üstlendi. Bir çok sinema filminde de rol aldı Mc Kidd. Bunlardan bazıları The Last Legion, Made of Honor, Hannibal Rising, Dog Soldiers. Bloodgood’u en son Terminator Salvation’dan hatırlayabiliriz, orada Blair Williams rolündeydi, onun dışında son 5-6 yılda bir çok dizide rol alan tanıdık bir yüz, tıpkı Egolf ve Diamond gibi.

Böylesi güzel bir kadro, böylesi güzel bir senaryo, karakterlerin son derece iyi işlendiği, kurgunun son derece başarılı olduğu böylesi kalifiye bir diziye yazık ettiler. Bir uhte olarak kaldı içimizde Journeyman. Bir ara TNT yayınladı diziyi orada belki yakalayan olmuştur, izlememiş ve zamanında Quantum Leap’in hastası olanlar için şiddetle tavsiye ediyorum. Bir bakalım nasıl bir şeymiş diyenlere hemen aşağıda tanıtım videosu.

http://www.movieweb.com/v/VI2hE642BFdR53

>Yazık Oldu Bu Dizilere #1

Ekim 8, 2009, 9:32 am | Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Son dönemde yayına girip ciddi seyirci bulmasına rağmen yayından kaldıran bazı diziler var ki gerçekten yazık oldu bu dizilere. İlki Jericho.

CBS’te yayınlanan Jericho 22 bölümlük ilk sezonu ile adeta vurmuştu izleyenleri. “Bugün hayatınızdaki son sıradan gün” sloganıyla başlayan dizide ABD’nin bir çok yerinde eş zamanlı olarak patlayan atom bombaları nüfusun ve Amerikan topraklarının büyük bölümünü yeryüzünden siler. Ülkenin sadece bir kaç noktası bu felaketten etkilenmemiş ve nükleer serpintiden kurtulabilmiştir. Bu noktalardan biri de tarım, hayvancılık ve tuz madenciliği ile geçimini sağlayan Jericho kasabasıdır. Kasabanın belediye başkanı Johnston Green, onun geçmişi karanlık eski bir ajan mı yoksa kirli işlere bulaşmış bir suçlu mu olduğu belli olmayan oğlu Jake Green ile kasabaya gelen esrarengiz yabancı Robert Hawkins etrafında gelişen olayların anlatıldığı, ilerleyen bölümlerde su ve yiyecek savaşlarının çıktığı, bir ülkenin yeniden yapılanması ve asker-sivil ilişkilerinin anlatıldığı, ülke çapındaki olayların Jericho Kasabası üzerinden çözüme ulaştığı bir diziydi Jericho.

Tutkunu olduğumuz ve aslında 3 sezon olarak planlanmış dizi CBS tarafından yayından kaldırılınca dünya çapında başlatılan imza kampanyası ile yüzbinlerce imza toplandı ve bunlar CBS’e iletildi. Sonuçta en azından sonu getirilmek üzere diziye 7 bölümlük bir fırsat verildi ve dizi 29. bölümüyle hızlı çekimde bitirilmiş oldu. 65 bölüm planlanan dizinin bir anda 29 bölümde kesilmesi tabii ki kimseyi mutlu etmedi ama sonuçta en azından hikayesi tamamlanmış olduğu için kafalardaki soru işaretleri azalmış oldu. Bundan sonra bahsedeceğimiz dizilerin çoğu havada kalmıştır, ne olduğu, nasıl bittiği anlaşılamamıştır o yüzden sonunu görmek Jericho’nun bir şanstır bizim için.

Jericho’da Jake Green rolünde Skeet Ulrich, Robert Hawkins rolünde Lennie James, Johnston Green rolünde Gerald McRaney, Emily Sullivan rolünde Ashley Scott, Eric Green rolünde Kenneth Mitchellgibi isimleri izledik. Bu isimlerin en tanıdık geleni Scream’den hatırlayacağımız Billy rolündeki Ulrich. Genelde ufak bütçeli yapımlar ve TV filmlerinde rol alan Ulrich için Jericho çok büyük bir adım oldu. Dizi sonrası 3 filmde rol aldı Ulrich.

Sözün özü yazık oldu seviyeli TV izleyicisine, yine o saatlerde CSI ve türevlerine mahkum kaldılar bir çok kanalda. Jericho ise bir efsane olarak ben ve benim gibiler için arşivlerdeki yerini aldı, tekrar tekrar seyredilmek üzere. Tanışmak isterseniz hemen aşağıda ilk sezon tanıtım videosunu izleyin derim.

Yazık Oldu Bu Dizilere #1

Ekim 8, 2009, 9:32 am | Televizyon kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Son dönemde yayına girip ciddi seyirci bulmasına rağmen yayından kaldıran bazı diziler var ki gerçekten yazık oldu bu dizilere. İlki Jericho.

CBS’te yayınlanan Jericho 22 bölümlük ilk sezonu ile adeta vurmuştu izleyenleri. “Bugün hayatınızdaki son sıradan gün” sloganıyla başlayan dizide ABD’nin bir çok yerinde eş zamanlı olarak patlayan atom bombaları nüfusun ve Amerikan topraklarının büyük bölümünü yeryüzünden siler. Ülkenin sadece bir kaç noktası bu felaketten etkilenmemiş ve nükleer serpintiden kurtulabilmiştir. Bu noktalardan biri de tarım, hayvancılık ve tuz madenciliği ile geçimini sağlayan Jericho kasabasıdır. Kasabanın belediye başkanı Johnston Green, onun geçmişi karanlık eski bir ajan mı yoksa kirli işlere bulaşmış bir suçlu mu olduğu belli olmayan oğlu Jake Green ile kasabaya gelen esrarengiz yabancı Robert Hawkins etrafında gelişen olayların anlatıldığı, ilerleyen bölümlerde su ve yiyecek savaşlarının çıktığı, bir ülkenin yeniden yapılanması ve asker-sivil ilişkilerinin anlatıldığı, ülke çapındaki olayların Jericho Kasabası üzerinden çözüme ulaştığı bir diziydi Jericho.

Tutkunu olduğumuz ve aslında 3 sezon olarak planlanmış dizi CBS tarafından yayından kaldırılınca dünya çapında başlatılan imza kampanyası ile yüzbinlerce imza toplandı ve bunlar CBS’e iletildi. Sonuçta en azından sonu getirilmek üzere diziye 7 bölümlük bir fırsat verildi ve dizi 29. bölümüyle hızlı çekimde bitirilmiş oldu. 65 bölüm planlanan dizinin bir anda 29 bölümde kesilmesi tabii ki kimseyi mutlu etmedi ama sonuçta en azından hikayesi tamamlanmış olduğu için kafalardaki soru işaretleri azalmış oldu. Bundan sonra bahsedeceğimiz dizilerin çoğu havada kalmıştır, ne olduğu, nasıl bittiği anlaşılamamıştır o yüzden sonunu görmek Jericho’nun bir şanstır bizim için.

Jericho’da Jake Green rolünde Skeet Ulrich, Robert Hawkins rolünde Lennie James, Johnston Green rolünde Gerald McRaney, Emily Sullivan rolünde Ashley Scott, Eric Green rolünde Kenneth Mitchellgibi isimleri izledik. Bu isimlerin en tanıdık geleni Scream’den hatırlayacağımız Billy rolündeki Ulrich. Genelde ufak bütçeli yapımlar ve TV filmlerinde rol alan Ulrich için Jericho çok büyük bir adım oldu. Dizi sonrası 3 filmde rol aldı Ulrich.

Sözün özü yazık oldu seviyeli TV izleyicisine, yine o saatlerde CSI ve türevlerine mahkum kaldılar bir çok kanalda. Jericho ise bir efsane olarak ben ve benim gibiler için arşivlerdeki yerini aldı, tekrar tekrar seyredilmek üzere. Tanışmak isterseniz hemen aşağıda ilk sezon tanıtım videosunu izleyin derim.

>Flash Forward – Yeni Hastalık Adayı

Eylül 2, 2009, 1:10 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Bu Flash Forward denilen dizi sanırım Prison Break’in yerini doldurup Lost sonrası için de tutunacak dallarımızdan biri olacak. Robert J. Sawyer’ın romanından televizyona uyarlanan bir dizi. Lost’tan Penelope ve 2. bölümde misafir sanatçı olarak Charlie (Dominic Monaghan) olacak dizide. Pek yabancılık çekmeyeceğimiz kesin. Kadroda Joseph Fiennes da var ki kendisini pek severim. Aşağıdaki bilgiler dizidizi.net’ten, en altta da tanıtım videosu mevcut. Yine sardık bakalım o kadar iş güç nasıl bitecek bunların peşinde 😀

“ABC’nin 2009 – 2010 sezonunda yayınlanacağı “Flash Forward“, hem “LOST“a benzer konusu hem de “LOST“‘ta Penelope karakterini canlandıran Sonya Walger’la bir hayli ilgi çekici hale geliyor. Robert J. Sawyer romanı “Flash”tan bir uyarlama olan “Flash Forward“un konusu şöyle; 2009 yılında CERN’de Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, Higgis bozonu araştırmaları için çalıştırılmasından sonra insanoğlu bilinçlerini 2 dakika 17 saniyeliğine kaybederek bayılırlar ve bu süre içinde bütün herkesin gelecekteki hayatları bir çırpıda gözlerinin önünden akıp geçecektir.

Flash Forward” yapıcımcıları, “24“ün de yazarı olan Brannon Braga ve “Blade the Series“in yazarı ve de aynı zamanda yapımcısı olan David Goyer. Dizinin oyuncuları ise; Sonya Walger, Joseph Fiennes, Courtney B. Vance ve John Cho‘dan oluşuyor. Flash Forward” 24 Eylül’de başlıyor.”

http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9/30884207001?isVid=1&publisherID=30384609001

Flash Forward – Yeni Hastalık Adayı

Eylül 2, 2009, 1:10 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bu Flash Forward denilen dizi sanırım Prison Break’in yerini doldurup Lost sonrası için de tutunacak dallarımızdan biri olacak. Robert J. Sawyer’ın romanından televizyona uyarlanan bir dizi. Lost’tan Penelope ve 2. bölümde misafir sanatçı olarak Charlie (Dominic Monaghan) olacak dizide. Pek yabancılık çekmeyeceğimiz kesin. Kadroda Joseph Fiennes da var ki kendisini pek severim. Aşağıdaki bilgiler dizidizi.net’ten, en altta da tanıtım videosu mevcut. Yine sardık bakalım o kadar iş güç nasıl bitecek bunların peşinde 😀

“ABC’nin 2009 – 2010 sezonunda yayınlanacağı “Flash Forward“, hem “LOST“a benzer konusu hem de “LOST“‘ta Penelope karakterini canlandıran Sonya Walger’la bir hayli ilgi çekici hale geliyor. Robert J. Sawyer romanı “Flash”tan bir uyarlama olan “Flash Forward“un konusu şöyle; 2009 yılında CERN’de Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, Higgis bozonu araştırmaları için çalıştırılmasından sonra insanoğlu bilinçlerini 2 dakika 17 saniyeliğine kaybederek bayılırlar ve bu süre içinde bütün herkesin gelecekteki hayatları bir çırpıda gözlerinin önünden akıp geçecektir.

Flash Forward” yapıcımcıları, “24“ün de yazarı olan Brannon Braga ve “Blade the Series“in yazarı ve de aynı zamanda yapımcısı olan David Goyer. Dizinin oyuncuları ise; Sonya Walger, Joseph Fiennes, Courtney B. Vance ve John Cho‘dan oluşuyor. Flash Forward” 24 Eylül’de başlıyor.”

http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9/30884207001?isVid=1&publisherID=30384609001

>Criss Angel #5 – Hastasıyız!

Ağustos 29, 2009, 11:16 pm | Acayip İşler, Criss Angel, Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Sevgili dostum Cem Konar’a Teşekkürler…

Criss Angel #4 – Hastasıyız!
Criss Angel #3 – Hastasıyız!
Criss Angel #2 – Hastasıyız!
Criss Angel #1 – Hastasıyız!

Criss Angel #5 – Hastasıyız!

Ağustos 29, 2009, 11:16 pm | Acayip İşler, Criss Angel, Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Sevgili dostum Cem Konar’a Teşekkürler…

Criss Angel #4 – Hastasıyız!
Criss Angel #3 – Hastasıyız!
Criss Angel #2 – Hastasıyız!
Criss Angel #1 – Hastasıyız!

>Avrupa Ligi Maçları ve Yayınlanacağı Kanallar

Ağustos 19, 2009, 1:20 am | Futbol, ozhano, Televizyon, UEFA Avrupa Ligi kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Galatasaray-L. Tallinn

Tarih: 20.08.2009
Saat: 21.45
Stad: Ali Sami Yen
Kanal: D Smart platformunda yer alan Futbol Smart kanalı ile HDTV ve Loca2 kanallarından yayınlanacak.

Sion-Fenerbahçe

Tarih: 20.08.2009
Saat: 21.30
Stad: Stad De Geneve
Kanal: D Smart Euro Futbol Kanalı ile D Smart Loca 1 kanalından canlı yayınlanacak.

Trabzonspor-Toulouse

Tarih: 20.08.2009
Saat: 19.45
Stad: Avni Aker Stadı
Kanal: D Smart platformunda yer alan Futbol Smart ve Loca 2 kanallarından ekranlara gelecek.

Sivasspor-Shakhtar Donetsk

Tarih: 20.08.2009
Saat: 21.00
Stad: 4 Eylül Stadı
Kanal: Show Tv

Avrupa Ligi Maçları ve Yayınlanacağı Kanallar

Ağustos 19, 2009, 1:20 am | Futbol, ozhano, Televizyon, UEFA Avrupa Ligi kategorisinde yayınlandı | 8 Yorum
Galatasaray-L. Tallinn

Tarih: 20.08.2009
Saat: 21.45
Stad: Ali Sami Yen
Kanal: D Smart platformunda yer alan Futbol Smart kanalı ile HDTV ve Loca2 kanallarından yayınlanacak.

Sion-Fenerbahçe

Tarih: 20.08.2009
Saat: 21.30
Stad: Stad De Geneve
Kanal: D Smart Euro Futbol Kanalı ile D Smart Loca 1 kanalından canlı yayınlanacak.

Trabzonspor-Toulouse

Tarih: 20.08.2009
Saat: 19.45
Stad: Avni Aker Stadı
Kanal: D Smart platformunda yer alan Futbol Smart ve Loca 2 kanallarından ekranlara gelecek.

Sivasspor-Shakhtar Donetsk

Tarih: 20.08.2009
Saat: 21.00
Stad: 4 Eylül Stadı
Kanal: Show Tv

Criss Angel #4 – Hastasıyız!

Ağustos 11, 2009, 10:18 pm | Acayip İşler, Criss Angel, Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Criss Angel #3 – Hastasıyız!
Criss Angel #2 – Hastasıyız!
Criss Angel #1 – Hastasıyız!

>Criss Angel #4 – Hastasıyız!

Ağustos 11, 2009, 10:18 pm | Acayip İşler, Criss Angel, Televizyon kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

>

Criss Angel #3 – Hastasıyız!
Criss Angel #2 – Hastasıyız!
Criss Angel #1 – Hastasıyız!

>Lost, Fringe ve House Yeni Sezon Tarihleri

Ağustos 11, 2009, 9:54 am | Televizyon kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>

17 Eylül 2009
Bölüm Adı “Eski Şehirde Yeni Bir Gün”

21 Eylül 2009
Bölüm Adı Henüz Belirlenmemiş

Ocak Sonu 2010
Bölüm Adı Henüz Belirlenmemiş

>Blanc – Kramer

Ağustos 8, 2009, 10:57 pm | Futbol, Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Ben çok benzetiyorum ikisini, hatta Blanc’ı her gördüğümde yüzümde anlamsız bir gülümseme beliriyor.

>Saçlara Ne Oldu Sayın Çakar?

Ağustos 2, 2009, 10:14 pm | Futbol, komik, ozhano, Televizyon kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>

Karşınızda 2009-2010 model Ahmet Çakar. 2-3 kilo vermiş, bronz ten, saçlar gidik, kendisinin de benzettiği gibi tam bir Nazi askeri. Bu haliyle iyi kafa çakar 😀

Bu da eski hali.

>Ayıp Ettin Aydın Doğan!

Temmuz 30, 2009, 5:00 pm | ozhano, Sıkıntı, Televizyon, UEFA Avrupa Ligi kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>

Yakıştı mı şimdi full paketi olanlardan bile ekstra kanal açıp (Eurofutbol) artı para talep etmek. Hani bir kere cihaz alınacaktı ve her şekilde tüm maçlar izlenebilecekti. Sözünüzde durmadınız. Diğer yandan D-Smart üyeleri de bununla ilgili müşteri hizmetlerini aradıklarında devamlı beklemede bırakılıyorlar. D-Smart üyesi olmak isteyenlere ise cihaz yok diyorsunuz. Altyapınızı tam olarak oluşturmadan ne diye bu işlere girdiniz o zaman? Anca reklam yapmayı ve yayın hakları ile ilgili ortalığı bulandırmayı bilirsiniz siz. Bu yaptıklarınız yanınıza kalmaz. Artık ligin yayın haklarını alsanız da üzerinizi çizdim. Benim için D-Smart bitmiştir. Bir daha da almam. Gider Japonya, Patagonya Liglerini izlerim yine de almam.

>Anderlecht-Sivasspor Maçı Hangi Kanalda?

Temmuz 28, 2009, 5:22 pm | ozhano, Televizyon, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Tarih: 28.07.2009
Saat: 21.45
Kanal: TRT-1
Spiker: Güven Göktaş
Yorumcu: Ömer Üründül
Stat: Brüksel Constant Vandmen Stock
Hakem: Craig Thomson (İskoçya)

Anderlecht: Zitka, Juhasz,Deschacht, Wasilewski, Boussoufa, polak, Biglia, Chatelle, Rubenilson, De Sutter, Suarez
T.D.: Ariel Jacobs
Sivasspor: Petkovic, Abdurrahman, Sedat, Yasin, Hayrettin, Mbamba, Musa, Onur, İbrahim, Erman, Ersen Martin
T.D. Bülent Uygun
Sivasspor Sakat Oyuncular: Mehmet Yıldız, Sezer Badur.

>Kanal 24’ün Yeni Spor Servisi

Temmuz 17, 2009, 4:07 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | 7 Yorum

>Okay Karacan (Aceto’nun Misafir Yazarı), Ali Okancı (Pennearabiata), Erbatur Ergenekon (Erbo’s) ve Özer Selik (Ercan Taner’in sağ yanındaki polarlı arkadaş) Kanal 24 ile anlaşmışlar. Bir anlamda bloggerların da buluşması oluyor. Demek ki bu sezon bir gözümüz de Kanal 24’te olacak. Umarım başarılı olurlar yeni adreslerinde. Haberi şuradan aldım.

>Cosby Baba, Nerdeydin Bunca Sene!

Temmuz 12, 2009, 12:21 pm | Hayat, ozhano, Televizyon kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>

Bir döneme damga vurmuş, Türkiye’nin en sevilen dizilerinden biri olmayı başaran Doktor “Heathcliff” Cliff Huxtable ve sevgili eşleri Clair Huxtable’nin aile içi ilişkileri üzerine kurulu “Cosby Ailesi”ni ne kadar da çok sevmiştik. Günümüz aile odaklı dizilerin ve sitcomların ilk örneği olarak gördüğüm dizinin başrol oyuncusu Bill Cosby’nin bugün doğum günü. Doğum günün kutlu olsun Dr. Huxtable. Nice yaşlara.
Doğum tarihi: 12.07.1937 – Yaş 72

>Criss Angel #3 – Hastasıyız!

Haziran 26, 2009, 4:25 pm | Criss Angel, Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Criss Angel #2 – Hastasıyız!
Criss Angel #1 – Hastasıyız!

Criss Angel #3 – Hastasıyız!

Haziran 26, 2009, 4:25 pm | Criss Angel, Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Criss Angel #2 – Hastasıyız!
Criss Angel #1 – Hastasıyız!

Criss Angel #2 – Hastasıyız!

Haziran 23, 2009, 4:12 pm | Acayip İşler, Criss Angel, ozhano, Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

http://www.youtube.com/get_player

En bombalarından bir tanesi…

>Criss Angel #2 – Hastasıyız!

Haziran 23, 2009, 4:12 pm | Acayip İşler, Criss Angel, ozhano, Televizyon kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>

http://www.youtube.com/get_player

En bombalarından bir tanesi…

>Criss Angel #1 – Hastasıyız!

Haziran 23, 2009, 9:48 am | Acayip İşler, Criss Angel, Televizyon kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

>

Nasıl yapıyorsun, sırrın ne, insan mısın, Crisssssss!

Criss Angel #1 – Hastasıyız!

Haziran 23, 2009, 9:48 am | Acayip İşler, Criss Angel, Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Nasıl yapıyorsun, sırrın ne, insan mısın, Crisssssss!

>Prison Break: The Final Break

Mayıs 30, 2009, 3:24 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Prison Break yayınlanan son bölümüyle bitmiş ve final sahnesiyle bizi gözyaşları içinde bırakmıştı. Vaziyetin nasıl o hale geldiğini merak edenler için bir fırsat “Prison Break: The Final Break” isimli 2 bölümü sinemalaştırmış hadise. Bu çocukların da başı beladan kurtulmuyor mahiyetinde ama Prison Break heyecanını son bir kez daha yaşamak isteyenler için biçilmiş kaftan. Yorumlarda link veriyorum ilerleyen dakikalarda dileyen oradan indirebilir, altyazısı da bir çok yerde mevcut.

Bir cümle de en çok 3. sezonun tamamı ve 4. sezonun son bir kaç bölümünü beğendiğim bu güzel dizinin senaryo yazarlarına: Eğer geçen sene o senaryo yazarları grevi martavalına katılmayıp 10 bölüm daha yazsanız, en az 2-3 sene daha ekmek yerdiniz bu diziden. O kadar doruktayken dizi zorla bitirttiler kanala geçen sene, bu sene de tekmeyi yediler. Bir de bu Wentworth insanı neden gay ya, delikanlı adamsın, yapsana şöyle adam akıllı bi kız kendine. Boy sende, fizik sende , yakışıklılık sende, yazık ki ne yazık 🙂

Prison Break: The Final Break

Mayıs 30, 2009, 3:24 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Prison Break yayınlanan son bölümüyle bitmiş ve final sahnesiyle bizi gözyaşları içinde bırakmıştı. Vaziyetin nasıl o hale geldiğini merak edenler için bir fırsat “Prison Break: The Final Break” isimli 2 bölümü sinemalaştırmış hadise. Bu çocukların da başı beladan kurtulmuyor mahiyetinde ama Prison Break heyecanını son bir kez daha yaşamak isteyenler için biçilmiş kaftan. Yorumlarda link veriyorum ilerleyen dakikalarda dileyen oradan indirebilir, altyazısı da bir çok yerde mevcut.

Bir cümle de en çok 3. sezonun tamamı ve 4. sezonun son bir kaç bölümünü beğendiğim bu güzel dizinin senaryo yazarlarına: Eğer geçen sene o senaryo yazarları grevi martavalına katılmayıp 10 bölüm daha yazsanız, en az 2-3 sene daha ekmek yerdiniz bu diziden. O kadar doruktayken dizi zorla bitirttiler kanala geçen sene, bu sene de tekmeyi yediler. Bir de bu Wentworth insanı neden gay ya, delikanlı adamsın, yapsana şöyle adam akıllı bi kız kendine. Boy sende, fizik sende , yakışıklılık sende, yazık ki ne yazık 🙂

Bu Lost Adamı Hasta Eder

Nisan 3, 2009, 10:33 am | Televizyon kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Lost 12. Bölüm Fragmanı

Daha 11. bölümün etkisinden çıkamamışken alın size 12. bölümün kısa fragmanı ve şok şok şok! Bu dizi bitince ne yapacağız biz Allah Aşkına? Fragman Türkçe altyazılı ve yüksek kaliteli, nessima.com tarafından hazırlanmış, hazırlayanlara sonsuz teşekkürler.

Ayrıca bir de hemen aşağıda dizi içerisinde henüz yayınlanmamış ve Comic-Con 2008′ de yayınlandıktan sonra hemen internete düşmüş olan Dr. Pierre Chang’in arka plandaki gizli isimlerle birlikte hazırladığı ve Purge’ü anlatıp Dharma’nın tekrar kurulması gerektiğini anlatan video var. Video’da geçen isimlere de dikkat.

Pierre Chang’in şoke eden videosu

>Bu Lost Adamı Hasta Eder

Nisan 3, 2009, 10:33 am | Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Lost 12. Bölüm Fragmanı

Daha 11. bölümün etkisinden çıkamamışken alın size 12. bölümün kısa fragmanı ve şok şok şok! Bu dizi bitince ne yapacağız biz Allah Aşkına? Fragman Türkçe altyazılı ve yüksek kaliteli, nessima.com tarafından hazırlanmış, hazırlayanlara sonsuz teşekkürler.

Ayrıca bir de hemen aşağıda dizi içerisinde henüz yayınlanmamış ve Comic-Con 2008′ de yayınlandıktan sonra hemen internete düşmüş olan Dr. Pierre Chang’in arka plandaki gizli isimlerle birlikte hazırladığı ve Purge’ü anlatıp Dharma’nın tekrar kurulması gerektiğini anlatan video var. Video’da geçen isimlere de dikkat.

Pierre Chang’in şoke eden videosu

19 Marttaki Galatasaray-Hamburg Maçı Şifresiz Hotbird’de…

Mart 18, 2009, 5:35 pm | Galatasaray, ozhano, Televizyon, UEFA Cup, şifresiz kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Geçen haftaki yazılarımdan biri olan Galatasaray’ın Hamburg maçlarının Hotbird uydusundan şifresiz izlenebileceği haberini güncellemek gerektiğini düşünüyorum ve tekrar kanalı+frekansları hatırlatmak istiyorum.

Galatasaray-Hamburg
Yer: Ali Sami Yen
Tarih: 19 mart 2009
Kanal: ZDF (Şifresiz)
Uydu ve TP bilgileri:
13 E (Doğu) Hotbird: 11054 H 27500 5/6
19.2 E (Doğu) Astra (1L); 10964 H (Analog)
19.2 E (Doğu) Astra (1H); 11954 H 27500 (3/4)

>19 Marttaki Galatasaray-Hamburg Maçı Şifresiz Hotbird’de…

Mart 18, 2009, 5:35 pm | Galatasaray, ozhano, Televizyon, UEFA Cup, şifresiz kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Geçen haftaki yazılarımdan biri olan Galatasaray’ın Hamburg maçlarının Hotbird uydusundan şifresiz izlenebileceği haberini güncellemek gerektiğini düşünüyorum ve tekrar kanalı+frekansları hatırlatmak istiyorum.

Galatasaray-Hamburg
Yer: Ali Sami Yen
Tarih: 19 mart 2009
Kanal: ZDF (Şifresiz)
Uydu ve TP bilgileri:
13 E (Doğu) Hotbird: 11054 H 27500 5/6
19.2 E (Doğu) Astra (1L); 10964 H (Analog)
19.2 E (Doğu) Astra (1H); 11954 H 27500 (3/4)

>Galatasaray’ın Hamburg ile Maçları Hotbird’de Şifresiz İzlenebilecek!!!

Mart 11, 2009, 8:54 pm | Futbol, Galatasaray, ozhano, Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>UEFA Kupası’nda mücadele eden takımlarımızın Türkiye’deki maçları D-Smart’tan, Avrupa’daki maçları genelde açık kanaldan, çoğu kez de TRT 1’den yayınlanıyordu. Hamburg maçı şifreli yayın yapan D Smart paketinde Futbol Smart Kanalı’ndan canlı olarak ekrana getirilecek. Hamburg-Galatasaray maçını uydusu olanlar şifresiz izleyebilecek… Hamburg-Galatasaray maçını Hotbird veya Astra uydusuna yönelik anteni olan herkes ARD Das Erste kanalından şifresiz olarak izleyebilir. Hatta eski Analog Receiver ile de Astra uydusundan ARD Das Erste kanalından çok rahat izlenebilir.
İŞTE FREKANSLAR
Tarih: 12 Mart 2009
Hamburg- Galatasaray
UEFA Kupası 4. tur ilk randevu
Kanal: ARD Das Erste (Şifresiz)
Uydu ve TP bilgileri:
13 E (Doğu) Hotbird: 11604 H 27500 5/6
19.2 (Doğu) Astra (1L): 11494 H (Analog)
19.2 (Doğu) Astra (1H); 12110 H 27500 3/4

19 Mart’ta oynanacak olan rövanş maçı ise Alman ZDF kanalından izlenebilecek.
Tarih: 19 Mart 2009
Galatasaray-Hamburg
Kanal: ZDF(Şifresiz)
Uydu ve TP bilgileri:
13 E (Doğu) Hotbird: 11054 H 27500 5/6
19.2 E (Doğu) Astra (1L); 10964 H (Analog)
19.2 E (Doğu) Astra (1H); 11954 H 27500 (3/4)

Galatasaray’ın Hamburg ile Maçları Hotbird’de Şifresiz İzlenebilecek!!!

Mart 11, 2009, 8:54 pm | Futbol, Galatasaray, ozhano, Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

UEFA Kupası’nda mücadele eden takımlarımızın Türkiye’deki maçları D-Smart’tan, Avrupa’daki maçları genelde açık kanaldan, çoğu kez de TRT 1’den yayınlanıyordu. Hamburg maçı şifreli yayın yapan D Smart paketinde Futbol Smart Kanalı’ndan canlı olarak ekrana getirilecek. Hamburg-Galatasaray maçını uydusu olanlar şifresiz izleyebilecek… Hamburg-Galatasaray maçını Hotbird veya Astra uydusuna yönelik anteni olan herkes ARD Das Erste kanalından şifresiz olarak izleyebilir. Hatta eski Analog Receiver ile de Astra uydusundan ARD Das Erste kanalından çok rahat izlenebilir.
İŞTE FREKANSLAR
Tarih: 12 Mart 2009
Hamburg- Galatasaray
UEFA Kupası 4. tur ilk randevu
Kanal: ARD Das Erste (Şifresiz)
Uydu ve TP bilgileri:
13 E (Doğu) Hotbird: 11604 H 27500 5/6
19.2 (Doğu) Astra (1L): 11494 H (Analog)
19.2 (Doğu) Astra (1H); 12110 H 27500 3/4

19 Mart’ta oynanacak olan rövanş maçı ise Alman ZDF kanalından izlenebilecek.
Tarih: 19 Mart 2009
Galatasaray-Hamburg
Kanal: ZDF(Şifresiz)
Uydu ve TP bilgileri:
13 E (Doğu) Hotbird: 11054 H 27500 5/6
19.2 E (Doğu) Astra (1L); 10964 H (Analog)
19.2 E (Doğu) Astra (1H); 11954 H 27500 (3/4)

Lost Çarpması!

Ocak 22, 2009, 7:01 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

5. Sezonu dün gece başlayan Lost’un yeni yayınlanan 2 yeni bölümünü arka arkaya seyrettim. Tabiri caizse kafa şu anda binbeşyüz, başım dönüyor, beynim hallaç amuğu gibi bir kenara atılmış durumda. İtiraf ediyorum ki çok özlemişim ama arkadaş bir insan da bu kadar sarsılmaz ki birden. Vallahi bu dizi nasıl bitecek, nereye bağlanacak diye orta yerimden çatlayacağım yakında. Ama muhteşemdi be kardeşim, enfesti, çoooook özlemişim çok! Beni galiba Lost çarptı…

Not: Dizinin linkleri arayanlar yorumlara baksınlar

>Lost Çarpması!

Ocak 22, 2009, 7:01 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>5. Sezonu dün gece başlayan Lost’un yeni yayınlanan 2 yeni bölümünü arka arkaya seyrettim. Tabiri caizse kafa şu anda binbeşyüz, başım dönüyor, beynim hallaç amuğu gibi bir kenara atılmış durumda. İtiraf ediyorum ki çok özlemişim ama arkadaş bir insan da bu kadar sarsılmaz ki birden. Vallahi bu dizi nasıl bitecek, nereye bağlanacak diye orta yerimden çatlayacağım yakında. Ama muhteşemdi be kardeşim, enfesti, çoooook özlemişim çok! Beni galiba Lost çarptı…

Not: Dizinin linkleri arayanlar yorumlara baksınlar

Sonraki Sayfa »

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.