Bülent Korkmaz-CENGAVER

Şubat 24, 2009, 11:13 pm | Futbol, Galatasaray, ozhano, teknik direktör kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Bülent Korkmaz…Cengaver…Çıkan koluyla devam ettiği maç sonunda değil çok öncelerde bu lakabı hak etmişti büyük kaptan. Ya da o maçtan sonra ona verilen bu lakabın ne kadar yerinde olduğunu anlaşıldı. Bülent Korkmaz’ ın Galatasaray’ a yaptıkları tartışılamayacak bir konu zaten. Zira ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
Gelgelelim bugüne… Adnan Polat ve ekibi sezon başında oldukça iddialı bir kadro kurdular. Çoğu Galatasaray taraftarı için rüya kadro tekrar kurulmuştu ve o meşhur 2000 ruhu geri gelmişti ki bana göre de öyleydi. Fakat getirilen teknik direktörü görünce Galatasaray’ ın bu sezon ligi şampiyon olarak bitiremeyeceği kanaatine varmıştım. Şu ana kadar da yanıldığım söylenemez. (Skibbe beyefendi bir adam olmasına rağmen Galatasaray’ ın, Leverkusen gibi bir takımdan 5 yediği için belki de, büyüklüğünü anlayamamıştı. Çıkardığı kadrolardan tutun da demeçlerine kadar herşey bunu doğrular nitelikteydi. ) Çoğu Galatasaray taraftarı da böyle düşünmeye başlamıştı. Peki hata neredeydi?Bir futbol takımının başarılı olması için öncelikle istikrar şarttır. Nitekim Fatih Terim döneminde 4 sene üstüste şampiyonluk ve nihayetinde UEFA ve SUPER KUPA’nın gelmesinin sebebi ne olursa olsun yönetimin Terim’ e destek vermesiydi. Ardından gelen Lucescu’ ya da aynı destek verilseydi (o da seçim oyunlarına kurban gitti) Galatasaray şu an bulunduğu yerden çok çok daha iyi yerlerde olurdu-ki Super kupayı o getirdi- Peki neden Skibbe için “yönetim destek vermeliydi” diyemiyorum?Sebebi açık. Skibbe’ de o vizyon yok da ondan. Yardımcıları görevden alındığında masaya yumruğunu vurabilseydi şu an bunlar olmazdı. Nitekim vuramayışı onun sonunu getirdi. Sahadaki futbolcu da bunun farkındaydı. Son Kocaeli maçında futbolcuların oynamaya çalıştığı şeyden belliydi hocanın sözünün geçerliliği.Peki Skibbe’ yi gönderme cesareti gösteren yönetim bundan sonra ne yapar? Bir kere Skibbe’ den daha kötü olamayacağı için Bülent Hoca’nın bir şansı var.Fakat tahammül gösterilmesi gerekir. Ama getiriliş şekline baktığımda sanki günü kurtaarmak için getirilmiş gibi geliyor bana.Açıkçası ben Bülent Hoca’ nın şu ana kadarki teknik direktörlük kariyerine baktığım zaman bu yükü kaldırabileceğini düşünmüyorum. Bunun dışında bence Lincoln, Baros,Kewell gibi futbolcularla sorun yaşayacaktır.Çünkü egosu çok fazla olan biri. Bir Hakan Şükür değil tabi. Takımda otorite kurmak için başka arayışlara girerse Lincoln gibi disiplini sevmeyen oyuncularla ters düşecektir.Eğer yönetim hocaya sabreder ve seneye de Lincoln’ ü satarsa seneye bu takım daha iyi olur. Özellikle Lincoln dememin sebebi Bülent Hoca’nın önceki demeçleri değil Lincoln’ ün bugüne kadar yaptıklarıdır. Kaldıki ikinci yarıda sergilediği futbol da beni destekler nitelikte. Avrupa’ da sergilenen futbolun sebebi ise Avrupa’ nın vitrin olmasıdır. Aman bırakın kendini göstersin de daha fazla zarar etmeden kurtulalım Lincoln’ den. Daha doğrusu disiplinsizliğinden.Kısacası cengaverin ne yapacağı başta futbolcularla kurduğu ilişkilere, sonra taraftara ve tabiki aldığı skorlara bağlı.Aksi halde onun da ipi çekilir.Zira Türk futbolu bu çarkta kimleri öğütmedi ki…

written by joan capdevilla
Reklamlar

>Bülent Korkmaz-CENGAVER

Şubat 24, 2009, 11:13 pm | Futbol, Galatasaray, ozhano, teknik direktör kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Bülent Korkmaz…Cengaver…Çıkan koluyla devam ettiği maç sonunda değil çok öncelerde bu lakabı hak etmişti büyük kaptan. Ya da o maçtan sonra ona verilen bu lakabın ne kadar yerinde olduğunu anlaşıldı. Bülent Korkmaz’ ın Galatasaray’ a yaptıkları tartışılamayacak bir konu zaten. Zira ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
Gelgelelim bugüne… Adnan Polat ve ekibi sezon başında oldukça iddialı bir kadro kurdular. Çoğu Galatasaray taraftarı için rüya kadro tekrar kurulmuştu ve o meşhur 2000 ruhu geri gelmişti ki bana göre de öyleydi. Fakat getirilen teknik direktörü görünce Galatasaray’ ın bu sezon ligi şampiyon olarak bitiremeyeceği kanaatine varmıştım. Şu ana kadar da yanıldığım söylenemez. (Skibbe beyefendi bir adam olmasına rağmen Galatasaray’ ın, Leverkusen gibi bir takımdan 5 yediği için belki de, büyüklüğünü anlayamamıştı. Çıkardığı kadrolardan tutun da demeçlerine kadar herşey bunu doğrular nitelikteydi. ) Çoğu Galatasaray taraftarı da böyle düşünmeye başlamıştı. Peki hata neredeydi?Bir futbol takımının başarılı olması için öncelikle istikrar şarttır. Nitekim Fatih Terim döneminde 4 sene üstüste şampiyonluk ve nihayetinde UEFA ve SUPER KUPA’nın gelmesinin sebebi ne olursa olsun yönetimin Terim’ e destek vermesiydi. Ardından gelen Lucescu’ ya da aynı destek verilseydi (o da seçim oyunlarına kurban gitti) Galatasaray şu an bulunduğu yerden çok çok daha iyi yerlerde olurdu-ki Super kupayı o getirdi- Peki neden Skibbe için “yönetim destek vermeliydi” diyemiyorum?Sebebi açık. Skibbe’ de o vizyon yok da ondan. Yardımcıları görevden alındığında masaya yumruğunu vurabilseydi şu an bunlar olmazdı. Nitekim vuramayışı onun sonunu getirdi. Sahadaki futbolcu da bunun farkındaydı. Son Kocaeli maçında futbolcuların oynamaya çalıştığı şeyden belliydi hocanın sözünün geçerliliği.Peki Skibbe’ yi gönderme cesareti gösteren yönetim bundan sonra ne yapar? Bir kere Skibbe’ den daha kötü olamayacağı için Bülent Hoca’nın bir şansı var.Fakat tahammül gösterilmesi gerekir. Ama getiriliş şekline baktığımda sanki günü kurtaarmak için getirilmiş gibi geliyor bana.Açıkçası ben Bülent Hoca’ nın şu ana kadarki teknik direktörlük kariyerine baktığım zaman bu yükü kaldırabileceğini düşünmüyorum. Bunun dışında bence Lincoln, Baros,Kewell gibi futbolcularla sorun yaşayacaktır.Çünkü egosu çok fazla olan biri. Bir Hakan Şükür değil tabi. Takımda otorite kurmak için başka arayışlara girerse Lincoln gibi disiplini sevmeyen oyuncularla ters düşecektir.Eğer yönetim hocaya sabreder ve seneye de Lincoln’ ü satarsa seneye bu takım daha iyi olur. Özellikle Lincoln dememin sebebi Bülent Hoca’nın önceki demeçleri değil Lincoln’ ün bugüne kadar yaptıklarıdır. Kaldıki ikinci yarıda sergilediği futbol da beni destekler nitelikte. Avrupa’ da sergilenen futbolun sebebi ise Avrupa’ nın vitrin olmasıdır. Aman bırakın kendini göstersin de daha fazla zarar etmeden kurtulalım Lincoln’ den. Daha doğrusu disiplinsizliğinden.Kısacası cengaverin ne yapacağı başta futbolcularla kurduğu ilişkilere, sonra taraftara ve tabiki aldığı skorlara bağlı.Aksi halde onun da ipi çekilir.Zira Türk futbolu bu çarkta kimleri öğütmedi ki…

written by joan capdevilla

Alper Tezcan’ın UEFA Madalyası ve Buhar Olan Teklif

Şubat 24, 2009, 10:09 pm | Futbol, Galatasaray, ozhano, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Alper Tezcan katıldığı bir televizyon programında kendisine sorulan bir soru üzerine UEFA madalyası için enyüksek teklif olan 200000 TL’lik teklifi veren kişi ile görüştüğünü ve o kişinin de sözü edilen teklifi vermeyi bırakın kendisinden bile daha kötü durumda olduğunu açıkladı.Programda ısrarla maddi yardımlar istemesi üzerine Alper Tezcan yayından alındı.

Anlamadığım şu; bu insan hiç çalışamayacak durumda mı acaba ya da ciddi bir rahatsızlığı var mı da böyle etraftan para yardımı isteğinde bulunuyor veya geçmişte büyük takımlarda oynayan bir insan normal insanlar gibi normal işlerde çalışamaz mı?

Kısacası artık kabak tadı vermeye başladı bu olay Alper. Tamam reklamını yaptın eyvallah dedik ama işin iyice cılkını çıkardın bana göre. Şu an ne kadar kötü durumda olduğunu bilmiyorum ama sen de bu ülkenin %99’u gibi ekmeğini taştan çıkartıp mutfakta iki tas çorbanı kaynatıp karnını doyurabilirsin diye düşünüyorum. Ancak bu zor geliyorsa veya derdin meblağ olarak büyük paralar ise kusura bakma kimse yemez artık bu son yaptıklarından sonra.

Diğer taraftan Alper’i hiçbir zaman bir Şükür ile ya da Korkmaz ile karşılaştırmam fakat yine de madem böyle bir haber çıktı yöneticilerin Alper ile görüşmeleri ve gerekirse az-çok yardım etmeleri düşüncem hala daha devam ediyor.

>Alper Tezcan’ın UEFA Madalyası ve Buhar Olan Teklif

Şubat 24, 2009, 10:09 pm | Futbol, Galatasaray, ozhano, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Alper Tezcan katıldığı bir televizyon programında kendisine sorulan bir soru üzerine UEFA madalyası için enyüksek teklif olan 200000 TL’lik teklifi veren kişi ile görüştüğünü ve o kişinin de sözü edilen teklifi vermeyi bırakın kendisinden bile daha kötü durumda olduğunu açıkladı.Programda ısrarla maddi yardımlar istemesi üzerine Alper Tezcan yayından alındı.

Anlamadığım şu; bu insan hiç çalışamayacak durumda mı acaba ya da ciddi bir rahatsızlığı var mı da böyle etraftan para yardımı isteğinde bulunuyor veya geçmişte büyük takımlarda oynayan bir insan normal insanlar gibi normal işlerde çalışamaz mı?

Kısacası artık kabak tadı vermeye başladı bu olay Alper. Tamam reklamını yaptın eyvallah dedik ama işin iyice cılkını çıkardın bana göre. Şu an ne kadar kötü durumda olduğunu bilmiyorum ama sen de bu ülkenin %99’u gibi ekmeğini taştan çıkartıp mutfakta iki tas çorbanı kaynatıp karnını doyurabilirsin diye düşünüyorum. Ancak bu zor geliyorsa veya derdin meblağ olarak büyük paralar ise kusura bakma kimse yemez artık bu son yaptıklarından sonra.

Diğer taraftan Alper’i hiçbir zaman bir Şükür ile ya da Korkmaz ile karşılaştırmam fakat yine de madem böyle bir haber çıktı yöneticilerin Alper ile görüşmeleri ve gerekirse az-çok yardım etmeleri düşüncem hala daha devam ediyor.

Efsane Geri Döndü: Bülent Korkmaz Galatasaray’da

Şubat 23, 2009, 2:47 pm | Futbol, Galatasaray kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum
İnanıyoruz sana Bülent, sonuna kadar…

>Efsane Geri Döndü: Bülent Korkmaz Galatasaray’da

Şubat 23, 2009, 2:47 pm | Futbol, Galatasaray kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

İnanıyoruz sana Bülent, sonuna kadar…

Aragones Şov’da Son Halka

Şubat 21, 2009, 9:24 pm | Fenerbahçe, Futbol, ozhano, TSL kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum
Aragones şov da son halka bu akşam Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçında yaşandı. Geçen hafta Hacettepe’ye atılan 7 golün hiçbir anlam ifade etmediği bu akşam belgelenmiş oldu. Koskoca Fenerbahçe’nin yedek kulübesinde forvet namına sadece yıllardır maç görmeyen İlhan Parlak’ın olması Fenerbahçe yöneticilerinin transferdeki büyük başarısını göstermiş oldu bizlere. Bununla birlikte AraGOnes 60 dakika itibari ile tüm oyuncu değişikliklerini yapmasıyla allah muhafaza olabilecek önemli bir sakatlık durumu için teslim bayrağını dikmiş oldu. Maç bilinen Fenerbahçe müsabakalarından farksız geçti. Yine rakip takım orta sahada kısa paslarla Fenerbahçenin direncini kırdı ve rahat bir maç sergiledi. Artık Fenerbahçeyle oynamanın rakipler açısından ne zorluğu ne de önemi kaldı. Maç ile ilgili olan en önemli saptamam yaklaşık 3-5 maçtır lalettayn top oynayan yani idare eden Lugano’nun bu maçta da aynı görüntüsünü sergiledi. Sanırım kafasında artık FB bitti ve Juventus günlerine başladı. Diğer taraftan maçın FB açısından en pozitif oyuncusu Emre Belözoğlu oldu. Alex’in yaptığı, alınan topları ileriye taşıma işini çok iyi sergiledi. Ancak etrafında ona ayak uyduracak herhangi bir futbolcu olmadığı için çoğu pozisyon Gençler defansındaki duvara çarpıp geri döndü. Semih, Alex’in iyi oynamasına bağlı olan bir futbolcu olduğu için herhangi bir varlık sergileyemedi maçta. Tabi FB’nin bu kadar mahkum; Gençler’in de bu kadar baskın olduğu maçta golün saçma bir çarpmanın kaleciyi kontürpiyede bırakması sonucunda gelmesi oyunun en kötü tarafı oldu.

Kısacası bu maç da gösterdi ki, Alex varsa FB var Alex yoksa FB yok ve büyük ihtimalle AraGOnes olduğu müddetçe Alex olmayacak, doğal olarak FB de olmayacak. Allah FB taraftarına sabır versin.

Son olarak salatacıbaşımız Cenky’ye de acil şifalar diliyorum. Yorumlarını en kısa zamanda ve şiddetle bekliyorum:)

>Aragones Şov’da Son Halka

Şubat 21, 2009, 9:24 pm | Fenerbahçe, Futbol, ozhano, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Aragones şov da son halka bu akşam Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçında yaşandı. Geçen hafta Hacettepe’ye atılan 7 golün hiçbir anlam ifade etmediği bu akşam belgelenmiş oldu. Koskoca Fenerbahçe’nin yedek kulübesinde forvet namına sadece yıllardır maç görmeyen İlhan Parlak’ın olması Fenerbahçe yöneticilerinin transferdeki büyük başarısını göstermiş oldu bizlere. Bununla birlikte AraGOnes 60 dakika itibari ile tüm oyuncu değişikliklerini yapmasıyla allah muhafaza olabilecek önemli bir sakatlık durumu için teslim bayrağını dikmiş oldu. Maç bilinen Fenerbahçe müsabakalarından farksız geçti. Yine rakip takım orta sahada kısa paslarla Fenerbahçenin direncini kırdı ve rahat bir maç sergiledi. Artık Fenerbahçeyle oynamanın rakipler açısından ne zorluğu ne de önemi kaldı. Maç ile ilgili olan en önemli saptamam yaklaşık 3-5 maçtır lalettayn top oynayan yani idare eden Lugano’nun bu maçta da aynı görüntüsünü sergiledi. Sanırım kafasında artık FB bitti ve Juventus günlerine başladı. Diğer taraftan maçın FB açısından en pozitif oyuncusu Emre Belözoğlu oldu. Alex’in yaptığı, alınan topları ileriye taşıma işini çok iyi sergiledi. Ancak etrafında ona ayak uyduracak herhangi bir futbolcu olmadığı için çoğu pozisyon Gençler defansındaki duvara çarpıp geri döndü. Semih, Alex’in iyi oynamasına bağlı olan bir futbolcu olduğu için herhangi bir varlık sergileyemedi maçta. Tabi FB’nin bu kadar mahkum; Gençler’in de bu kadar baskın olduğu maçta golün saçma bir çarpmanın kaleciyi kontürpiyede bırakması sonucunda gelmesi oyunun en kötü tarafı oldu.

Kısacası bu maç da gösterdi ki, Alex varsa FB var Alex yoksa FB yok ve büyük ihtimalle AraGOnes olduğu müddetçe Alex olmayacak, doğal olarak FB de olmayacak. Allah FB taraftarına sabır versin.

Son olarak salatacıbaşımız Cenky’ye de acil şifalar diliyorum. Yorumlarını en kısa zamanda ve şiddetle bekliyorum:)

İşte Şimdi Tamam! Orlando’dan Muazzam Takas!

Şubat 20, 2009, 12:19 am | Houston Rockets, Memphis Grizzlies, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Takip eden herkesten özür diliyorum, nbakolik ve nfltr’ye de yazılarımı gönderemedim keza feci hastayım salı gününden beri. Ama bu takası en azından şu satırlara taşımasam olmazdı. Orlando Magic Houston Rockets ve Memphis Grizzlies arasındaki üçlü takasta Magic Rafer Alston’ı, Rockets Kyle Lowry ve Brian Cook’u, Memphis ise Magic’in gelecek senelerinden bir ilk tur draft hakkını aldı,sanırım burada trade exception ya da nakit para falan da söz konusu ya şu an benim için bir önemi yok. Takasın ana temasını bu 3 oyuncu oluştururken bize de Otis Smith’i kutlamaktan başka seçenek kalmadı. Takımda huzursuzluk yaratan Bogans’ın yerine Lue’yu hiç süre almayan Cook yerine Alston’u Orlando’ya getirmesi çok önemli işler. Şu son 2 haftada Magic için iyice kararan hava dün akşamki 32 sayılık feci Hornets mağlubiyeti ile tavan yapmıştı. Alston MAgic’e şu şartlar altında ilaç gibi gelecektir. Bir iyileşeyim hemen yazacağım 😀 Hoşgeldin Skip to my Lou!

Bu arada Chicago da Hughes’u takas etmiş Knicks’e ve Roberson, Tim Thomas ve Jerome James rezaletini almış. Thomas giden Nocioni’nin yerini tutması için muhtemelen düşünülen isim olacak Bulls’ta ve Hughes da Crawford’un rolünü alabilir New York’ta yetmemiş Knicks son dakikalarda Chandler takasının ortada kalanı Wilcox’ı Rose yerine alıvermiş Thunder’dan. Bomba takaslar olmasa da hareketli bir takas sonu.

İlave: Son dakika takası Boston toronto arasında olmuş. O’Bryant’ın yerine Willie Solomon Celtics’e gitmiş, belki de bir yüzük kazanır Solomon hiç beklemediği bir anda cennete düştü!Edit: dedik ama ordan da Sacramento’ya postalanmış.

>İşte Şimdi Tamam! Orlando’dan Muazzam Takas!

Şubat 20, 2009, 12:19 am | Houston Rockets, Memphis Grizzlies, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Takip eden herkesten özür diliyorum, nbakolik ve nfltr’ye de yazılarımı gönderemedim keza feci hastayım salı gününden beri. Ama bu takası en azından şu satırlara taşımasam olmazdı. Orlando Magic Houston Rockets ve Memphis Grizzlies arasındaki üçlü takasta Magic Rafer Alston’ı, Rockets Kyle Lowry ve Brian Cook’u, Memphis ise Magic’in gelecek senelerinden bir ilk tur draft hakkını aldı,sanırım burada trade exception ya da nakit para falan da söz konusu ya şu an benim için bir önemi yok. Takasın ana temasını bu 3 oyuncu oluştururken bize de Otis Smith’i kutlamaktan başka seçenek kalmadı. Takımda huzursuzluk yaratan Bogans’ın yerine Lue’yu hiç süre almayan Cook yerine Alston’u Orlando’ya getirmesi çok önemli işler. Şu son 2 haftada Magic için iyice kararan hava dün akşamki 32 sayılık feci Hornets mağlubiyeti ile tavan yapmıştı. Alston MAgic’e şu şartlar altında ilaç gibi gelecektir. Bir iyileşeyim hemen yazacağım 😀 Hoşgeldin Skip to my Lou!

Bu arada Chicago da Hughes’u takas etmiş Knicks’e ve Roberson, Tim Thomas ve Jerome James rezaletini almış. Thomas giden Nocioni’nin yerini tutması için muhtemelen düşünülen isim olacak Bulls’ta ve Hughes da Crawford’un rolünü alabilir New York’ta yetmemiş Knicks son dakikalarda Chandler takasının ortada kalanı Wilcox’ı Rose yerine alıvermiş Thunder’dan. Bomba takaslar olmasa da hareketli bir takas sonu.

İlave: Son dakika takası Boston toronto arasında olmuş. O’Bryant’ın yerine Willie Solomon Celtics’e gitmiş, belki de bir yüzük kazanır Solomon hiç beklemediği bir anda cennete düştü!Edit: dedik ama ordan da Sacramento’ya postalanmış.

Bulls Kings Takası

Şubat 19, 2009, 12:25 am | Chicago Bulls, NBA, Sacramento Kings kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Takas izninin son gününde takımlar kadrolarına son şekli vermek ve sezon sonu bütçe avantajı yakalayabilmek adına takaslara girişmiş vaziyetteler. Stoudemire ve Vince Carter’ın adı ortada dolaşırken, Stoudemire takası adaylarından Bulls Kings’ten Brad Miller ve John Salmons’ı kadrosuna katarak son bir play-off sıçraması yapmaya çalıştı. Kings ise verdiği oyuncular karşılığında Andres Nocioni ve Drew Gooden’ı aldı. Salmons’ın bu sezon hariç 2 sezonluk ve toplamda 10,5 milyonluk Miller’ın ise gelecek sene için 12,5 milyonluk kontratlarından kurtulan Kings böylece sezon sonu Gooden’ın biten kontratı ile lüks vergisinden de kurtulmuş oldu. Kings’in sahibi Maloof kardeşler son 2 sezonda 25 milyon zarar ettiklerini ve lüks vergisini daha fazla taşıyamayacaklarını söylemişlerdi daha önce. Bulls ise bu takası kuşkusuz istediği verimi alamadıkları Nocioni yerine Salmons’ı ve devamlı sakatlanan Gooden yerine tecrübeli bir 5 numara olan Miller’ı alıp play-off’a kalmayolunda yaptı. Daha önce Bulls pota altı Noah ve Gray’e emanetti. Bu takasla Rose-Gordon-Salmons-Deng-Miller gibi kısa ama şutör, atletik ve tehlikeli beşe sahip olan Bulls bir şekilde 14 takımın play-off potasında bulunduğu Doğu konferansında normal sezondan sonrasına da kalmaya çalışacak.

Bu takasla kaybeden yine olmadı kanımca. Kings lotarya yolunda ilerleyip, lüks vergisinden kurtuldu, Bulls ise umut doldurdu sepetine. Bu arada takas süresinin bitmesine hala 14 saat var, kendi adıma büyük bir bomba bekliyorum.

>Bulls Kings Takası

Şubat 19, 2009, 12:25 am | Chicago Bulls, NBA, Sacramento Kings kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Takas izninin son gününde takımlar kadrolarına son şekli vermek ve sezon sonu bütçe avantajı yakalayabilmek adına takaslara girişmiş vaziyetteler. Stoudemire ve Vince Carter’ın adı ortada dolaşırken, Stoudemire takası adaylarından Bulls Kings’ten Brad Miller ve John Salmons’ı kadrosuna katarak son bir play-off sıçraması yapmaya çalıştı. Kings ise verdiği oyuncular karşılığında Andres Nocioni ve Drew Gooden’ı aldı. Salmons’ın bu sezon hariç 2 sezonluk ve toplamda 10,5 milyonluk Miller’ın ise gelecek sene için 12,5 milyonluk kontratlarından kurtulan Kings böylece sezon sonu Gooden’ın biten kontratı ile lüks vergisinden de kurtulmuş oldu. Kings’in sahibi Maloof kardeşler son 2 sezonda 25 milyon zarar ettiklerini ve lüks vergisini daha fazla taşıyamayacaklarını söylemişlerdi daha önce. Bulls ise bu takası kuşkusuz istediği verimi alamadıkları Nocioni yerine Salmons’ı ve devamlı sakatlanan Gooden yerine tecrübeli bir 5 numara olan Miller’ı alıp play-off’a kalmayolunda yaptı. Daha önce Bulls pota altı Noah ve Gray’e emanetti. Bu takasla Rose-Gordon-Salmons-Deng-Miller gibi kısa ama şutör, atletik ve tehlikeli beşe sahip olan Bulls bir şekilde 14 takımın play-off potasında bulunduğu Doğu konferansında normal sezondan sonrasına da kalmaya çalışacak.

Bu takasla kaybeden yine olmadı kanımca. Kings lotarya yolunda ilerleyip, lüks vergisinden kurtuldu, Bulls ise umut doldurdu sepetine. Bu arada takas süresinin bitmesine hala 14 saat var, kendi adıma büyük bir bomba bekliyorum.

Alper Tezcan ve Madalyası

Şubat 18, 2009, 10:24 am | Futbol, Galatasaray, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | 12 Yorum

Bu sabah itibariyle son teklif 200.000 TL’yi geçmiş durumda. aşığı olduğu takımın idaresindekilerden yediği kazığın haddi hesabı olmayan, UEFA şampiyonluğu senesinde Bologna maçında hem ayağı hem kalbi hem de kariyeri kırılan (burada yazan güzel ibaresini son halini gördükten sonra kaldırmaya karar verdim) insanın son çaresiydi bu. Umarım teklif verenler gerçekten o parayı öderler de ailesine ve kendisine yeni bir hayat kurabilir Alper.

Merak edenler için olayın iç yüzü

>Alper Tezcan ve Madalyası

Şubat 18, 2009, 10:24 am | Futbol, Galatasaray, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bu sabah itibariyle son teklif 200.000 TL’yi geçmiş durumda. aşığı olduğu takımın idaresindekilerden yediği kazığın haddi hesabı olmayan, UEFA şampiyonluğu senesinde Bologna maçında hem ayağı hem kalbi hem de kariyeri kırılan (burada yazan güzel ibaresini son halini gördükten sonra kaldırmaya karar verdim) insanın son çaresiydi bu. Umarım teklif verenler gerçekten o parayı öderler de ailesine ve kendisine yeni bir hayat kurabilir Alper.

Merak edenler için olayın iç yüzü

Superman Returns

Şubat 18, 2009, 9:51 am | Charlotte Bobcats, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın


45 sayı 19 ribaunt 8 blok. Dwight Howard dün gece tek başına kurtardı takımını. Savaştı, yırtındı, parçaladı ve maçı getirdi. Maçı uzatmaya götüren belki Redick’in üçlüğüydü ama, o noktaya kadar Magic’i getiren kesinlikle Howard’dı. Lue’nun ilk kez ciddi anlamda sorumluluk aldığı, Süpermen ve Redick dışında herkesin döküldüğü bir oyun oldu. İyi ki Süpermen çölden çabuk geri döndü, yoksa gerçekten önemli bir takım haline gelmiş olan Bobcats bizi fazlasıyla üzecekti. Bu maç ve Magic üzerine kapsamlı değerlendirme en geç yarın Nbakolik.com ve burada olacak, o yüzden fazla ayrıntıya girmek istemiyorum, o yazıda görüşürüz.

>Superman Returns

Şubat 18, 2009, 9:51 am | Charlotte Bobcats, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>
45 sayı 19 ribaunt 8 blok. Dwight Howard dün gece tek başına kurtardı takımını. Savaştı, yırtındı, parçaladı ve maçı getirdi. Maçı uzatmaya götüren belki Redick’in üçlüğüydü ama, o noktaya kadar Magic’i getiren kesinlikle Howard’dı. Lue’nun ilk kez ciddi anlamda sorumluluk aldığı, Süpermen ve Redick dışında herkesin döküldüğü bir oyun oldu. İyi ki Süpermen çölden çabuk geri döndü, yoksa gerçekten önemli bir takım haline gelmiş olan Bobcats bizi fazlasıyla üzecekti. Bu maç ve Magic üzerine kapsamlı değerlendirme en geç yarın Nbakolik.com ve burada olacak, o yüzden fazla ayrıntıya girmek istemiyorum, o yazıda görüşürüz.

Sen Kimsin ki !?!

Şubat 16, 2009, 5:08 pm | EPL, Futbol, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum
Nicklas Bendtner – Arsenal Forveti

“Emanuel’in (Adebayor) sakatlanmasına gerçekten çok üzüldüm, ona ligde ihtiyacımız var. Ancak kimin sakat kimin sağlıklı olduğu benim için önemli değil. Bütün maçlara ilk 11’de başlamalıyım, her maçın her dakikasını oynamalıyım, hep takımda olmalıyım.”

“Arshavin’i hiç izlemedim. Euro 2008’i de izlemedim. Onun nasıl bir oyuncu olduğu hakkında hiç bir fikrim yok.”

>Sen Kimsin ki !?!

Şubat 16, 2009, 5:08 pm | EPL, Futbol, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Nicklas Bendtner – Arsenal Forveti

“Emanuel’in (Adebayor) sakatlanmasına gerçekten çok üzüldüm, ona ligde ihtiyacımız var. Ancak kimin sakat kimin sağlıklı olduğu benim için önemli değil. Bütün maçlara ilk 11’de başlamalıyım, her maçın her dakikasını oynamalıyım, hep takımda olmalıyım.”

“Arshavin’i hiç izlemedim. Euro 2008’i de izlemedim. Onun nasıl bir oyuncu olduğu hakkında hiç bir fikrim yok.”

All-Star 2009: İyi – Kötü – Çirkin

Şubat 16, 2009, 10:39 am | NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
İyi(ler)

Kötü

Çirkin

>All-Star 2009: İyi – Kötü – Çirkin

Şubat 16, 2009, 10:39 am | NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

İyi(ler)

Kötü

Çirkin

Blindfolded Free Throw

Şubat 16, 2009, 10:26 am | NBA kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

All-Star 2009’un neşesi Shaq bu sefer Chauncey Billups ile elele vermiş gözü kapalı serbest atış sokma rekorunu kırmaya çalışıyorlar. Gerçekten iki yıldızdan eğlendiren ve güldüren bir çaba.

>Blindfolded Free Throw

Şubat 16, 2009, 10:26 am | NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>All-Star 2009’un neşesi Shaq bu sefer Chauncey Billups ile elele vermiş gözü kapalı serbest atış sokma rekorunu kırmaya çalışıyorlar. Gerçekten iki yıldızdan eğlendiren ve güldüren bir çaba.

Özlediklerimiz #1

Şubat 16, 2009, 12:24 am | Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın


http://www.dailymotion.com/swf/k4U3oJTbDchN39C2ya&related=1


>Özlediklerimiz #1

Şubat 16, 2009, 12:24 am | Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

http://www.dailymotion.com/swf/k4U3oJTbDchN39C2ya&related=1


Taraftar Kimdir?

Şubat 15, 2009, 10:08 pm | Beşiktaş, Futbol, Galatasaray, ozhano, Trabzonspor kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Maçın içeriğiyle ilgili çok şey söylenebilir. Beklemediğim kadar iyi bir Bjk ve kötü bir Ts vardı İnönü Stadı’nın çimlerinde. Açıkçası maç başlangıcında iki takımın 11’lerini gördüğümde saldıran tarafın Ts, mücadele edecek ve konraataklarla gol arayacak takımın Bjk olacağını düşündüm. Fakat maç başladı ve Bjk atakları dalga dalga Ts kalesine gelişti.Ancak ne var ki gol Ts adına bir kontraatak sonrası Gökhan Ünal’ın ayağından geldi. Tabiki de golde M. Denizli’nin Bjk’ye geldiğinden beri takımın yumuşak karnı olan defansın arasına yapılan atağın etkisi vardı ve bu sefer de canını yaktı Bjk’nin. Gol dakikasından sonra Bjk taraftarının artık sabrının tükeneceğini ve t.d.-yönetim aleyhine bağırmaya başlayacağını bekledim. Gol dakikasına müteakip bir müddet taraftar sessizliğe büründü. Büyük ihtimalle takımın gayretinin muhakemesini yaptılar ve bu devam ederken ilk yarı sona erdi. İkinci yarıda bir taraftar takımı nasıl gaza getirir, nasıl ateşler bunu gördük İnönü’de. Bu kadar güzel birliktelik, bu kadar güzel bir ses uyumu olur mu? Benim bile tv’nin başında tüylerim diken diken oldu ve o sahada olsam geberene kadar koşardım dedim kendi kendime. Rakip takım da negatif yönde oldukça etkilendi. Taraftar istedikçe daha çok bağırdı, bağırdıkça takımını daha da çoşturdu, coşturdukça Bjk’nın atakları daha da sıklaştı, sıklaştıkça Ts daha da geri çekildi ve bana göre akıllarında “acaba daha ne kadar dayanacağız” diye bir düşünce muhakkak geçti. Sonuç olarak Bjk’nın golü biraz geç de olsa geldi ve maç berabere bitti. Maç sonunda üç puanı kaybeden bir Bjk takımı ile takımının gayretini alkışlayan Bjk taraftarı ve bir puan kazanan Ts takımı oldu. Ama maçın kahramanı maç sonu görüntülerde ortaya çıktı. Bjk takımı hiçbir kimse çağırmaksızın biraraya toplandı ve maç başlangıcından bitişine kadar kendilerine tam destek veren taraftarının yanına gidip onları alkışladı. Çünkü kendileri de maçtan 1 puanı alanın taraftar olduğunu biliyorlardı. Çünkü biraz abartı olacak ama Bobo’yu sokan taraftardı. Hücuma başlatan da, rakibi kilitleyen, korkutan da taraftardı. Geldiği zamandan beri söyledim yine söyleyeceğim. Yusuf’a verilen para gösterilen ilginin onda biri Aydın Karabulut’a gösterilse şu an kafası rahat, gencecik ve Yusuf’tan potansiyeli daha yüksek bir futbolcu daha olacaktı Bjk’nın kadrosunda. Bu futbolcu yine Bjk’nin kadrosunda ama artık ne kadar verimli olur onu bilemiyorum. Yusuf eğer taraftarı kendine çekmek istiyorsa en az İ. Üzülmez kadar oynamalıdır ki, Üzülmez bile taraftarın homurtularıyla zaman zaman karşılaşıyor. Nihayetinde Bjk’nin üstün olduğu bir maç izledik. Ama bunun sebebi bana göre takımın iyi ve etkili futbolu değil, Ts’li Ersun Yanal’ın oynattığı korkak futboldu. Eminim bu beraberliği Bjk yönetimi ve t.d. si iyi gibi göstereceklerdir. Ancak İnönü’de alınmış bir beraberlik hiçbir zaman Bjk için iyi diye nitelendirilemez, nitelendirilmemelidir.

Ts tarafından maça baktığımızda gol ve defansif bir futboldan başka hiçbirşey göremedim. Yattara gün geçtikçe daha da eriyor, Hüseyin şampiyonluğu hedefleyen bu takımın futbolcusu değil. ama çoğu maç olduğu gibi bu maçta da takdiri hakeden iki oyuncu var: Song ve Tony Silva. Ersun Yanal takımının potansiyelini defansif yönde kullanmayı tercih etti bu maçta, takımı açısından önemli olan bir puanı aldı ve Bjk deplasmanından sırasını savdı.

Son olarak bu zamana kadar hep söylediğim bir şey bir kere daha ortaya çıktı bu akşam: Taraftar skordan önce takımından gayret bekliyor. Takım o gayreti gösterdikten sonra sonuna kadar destekliyor takımını. Fb taraftarının da beklediği bu gayreti sahada görmek değil mi? Gs taraftarı için bir şey demeyeceğim. Çünkü maçlarda stadı dolduramayan bir takımın taraftarı sahada oynayandan da, kenardaki t.d. den de ya da yöneticilerden de birşey bekleyemez, beklememelidir. Tutturmuşlar bir “Saldır Galatasaray” maç başlıyor o, maç bitiyor o. Artık yenilikler bekleniyor Gs taraftarından. Ya da doygunluk geldi taraftara da. Artık sadece Avrupa maçlarını takıyorlar. Başka maçlar umurlarında değil.

Soru: M. Denizli’nin 88. dakikada Erkan Zengin’i almasının sebebi neydi? Takım paldır küldür saldırırken oyunu neden soğuttu ve ne düşündü acaba? Ya da bu oyuncu o kadar maharetli mi ki 5 dakikada oyunu değiştirecekti? Veya zaman geçirmek için mi yaptı? Kısacası ben geldiğinden beri anlamıyorum bu T.d. ümüzü. Belki de algılarım kapalıdır ona karşı. Ne dersiniz?

>Taraftar Kimdir?

Şubat 15, 2009, 10:08 pm | Beşiktaş, Futbol, Galatasaray, ozhano, Trabzonspor kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Maçın içeriğiyle ilgili çok şey söylenebilir. Beklemediğim kadar iyi bir Bjk ve kötü bir Ts vardı İnönü Stadı’nın çimlerinde. Açıkçası maç başlangıcında iki takımın 11’lerini gördüğümde saldıran tarafın Ts, mücadele edecek ve konraataklarla gol arayacak takımın Bjk olacağını düşündüm. Fakat maç başladı ve Bjk atakları dalga dalga Ts kalesine gelişti.Ancak ne var ki gol Ts adına bir kontraatak sonrası Gökhan Ünal’ın ayağından geldi. Tabiki de golde M. Denizli’nin Bjk’ye geldiğinden beri takımın yumuşak karnı olan defansın arasına yapılan atağın etkisi vardı ve bu sefer de canını yaktı Bjk’nin. Gol dakikasından sonra Bjk taraftarının artık sabrının tükeneceğini ve t.d.-yönetim aleyhine bağırmaya başlayacağını bekledim. Gol dakikasına müteakip bir müddet taraftar sessizliğe büründü. Büyük ihtimalle takımın gayretinin muhakemesini yaptılar ve bu devam ederken ilk yarı sona erdi. İkinci yarıda bir taraftar takımı nasıl gaza getirir, nasıl ateşler bunu gördük İnönü’de. Bu kadar güzel birliktelik, bu kadar güzel bir ses uyumu olur mu? Benim bile tv’nin başında tüylerim diken diken oldu ve o sahada olsam geberene kadar koşardım dedim kendi kendime. Rakip takım da negatif yönde oldukça etkilendi. Taraftar istedikçe daha çok bağırdı, bağırdıkça takımını daha da çoşturdu, coşturdukça Bjk’nın atakları daha da sıklaştı, sıklaştıkça Ts daha da geri çekildi ve bana göre akıllarında “acaba daha ne kadar dayanacağız” diye bir düşünce muhakkak geçti. Sonuç olarak Bjk’nın golü biraz geç de olsa geldi ve maç berabere bitti. Maç sonunda üç puanı kaybeden bir Bjk takımı ile takımının gayretini alkışlayan Bjk taraftarı ve bir puan kazanan Ts takımı oldu. Ama maçın kahramanı maç sonu görüntülerde ortaya çıktı. Bjk takımı hiçbir kimse çağırmaksızın biraraya toplandı ve maç başlangıcından bitişine kadar kendilerine tam destek veren taraftarının yanına gidip onları alkışladı. Çünkü kendileri de maçtan 1 puanı alanın taraftar olduğunu biliyorlardı. Çünkü biraz abartı olacak ama Bobo’yu sokan taraftardı. Hücuma başlatan da, rakibi kilitleyen, korkutan da taraftardı. Geldiği zamandan beri söyledim yine söyleyeceğim. Yusuf’a verilen para gösterilen ilginin onda biri Aydın Karabulut’a gösterilse şu an kafası rahat, gencecik ve Yusuf’tan potansiyeli daha yüksek bir futbolcu daha olacaktı Bjk’nın kadrosunda. Bu futbolcu yine Bjk’nin kadrosunda ama artık ne kadar verimli olur onu bilemiyorum. Yusuf eğer taraftarı kendine çekmek istiyorsa en az İ. Üzülmez kadar oynamalıdır ki, Üzülmez bile taraftarın homurtularıyla zaman zaman karşılaşıyor. Nihayetinde Bjk’nin üstün olduğu bir maç izledik. Ama bunun sebebi bana göre takımın iyi ve etkili futbolu değil, Ts’li Ersun Yanal’ın oynattığı korkak futboldu. Eminim bu beraberliği Bjk yönetimi ve t.d. si iyi gibi göstereceklerdir. Ancak İnönü’de alınmış bir beraberlik hiçbir zaman Bjk için iyi diye nitelendirilemez, nitelendirilmemelidir.

Ts tarafından maça baktığımızda gol ve defansif bir futboldan başka hiçbirşey göremedim. Yattara gün geçtikçe daha da eriyor, Hüseyin şampiyonluğu hedefleyen bu takımın futbolcusu değil. ama çoğu maç olduğu gibi bu maçta da takdiri hakeden iki oyuncu var: Song ve Tony Silva. Ersun Yanal takımının potansiyelini defansif yönde kullanmayı tercih etti bu maçta, takımı açısından önemli olan bir puanı aldı ve Bjk deplasmanından sırasını savdı.

Son olarak bu zamana kadar hep söylediğim bir şey bir kere daha ortaya çıktı bu akşam: Taraftar skordan önce takımından gayret bekliyor. Takım o gayreti gösterdikten sonra sonuna kadar destekliyor takımını. Fb taraftarının da beklediği bu gayreti sahada görmek değil mi? Gs taraftarı için bir şey demeyeceğim. Çünkü maçlarda stadı dolduramayan bir takımın taraftarı sahada oynayandan da, kenardaki t.d. den de ya da yöneticilerden de birşey bekleyemez, beklememelidir. Tutturmuşlar bir “Saldır Galatasaray” maç başlıyor o, maç bitiyor o. Artık yenilikler bekleniyor Gs taraftarından. Ya da doygunluk geldi taraftara da. Artık sadece Avrupa maçlarını takıyorlar. Başka maçlar umurlarında değil.

Soru: M. Denizli’nin 88. dakikada Erkan Zengin’i almasının sebebi neydi? Takım paldır küldür saldırırken oyunu neden soğuttu ve ne düşündü acaba? Ya da bu oyuncu o kadar maharetli mi ki 5 dakikada oyunu değiştirecekti? Veya zaman geçirmek için mi yaptı? Kısacası ben geldiğinden beri anlamıyorum bu T.d. ümüzü. Belki de algılarım kapalıdır ona karşı. Ne dersiniz?

Southgate Fiyaskosu

Şubat 14, 2009, 10:26 am | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Aslında benzer bir yazıyı ben yazmak istiyordum, hatta bir kısmı da hazırdı ama şu aşağıda linkini verdiğim Boro taraftar sitesi yazarlarından Jay Bellerby’nin yazısını okuduktan sonra vazgeçtim. Bir takımın asıl sorununu kuşkusuz bir taraftardan daha iyi kimse anlatamaz. O yüzden Bellerby’nin yazısı aslında Boro’nun asıl sorununa yani Southgate’e dikkat çekmek ve en iyi çözüm yolunu aramak noktasında oldukça içten ve taraftar psikolojisinde.

Southgate Fiyaskosu

>Southgate Fiyaskosu

Şubat 14, 2009, 10:26 am | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Aslında benzer bir yazıyı ben yazmak istiyordum, hatta bir kısmı da hazırdı ama şu aşağıda linkini verdiğim Boro taraftar sitesi yazarlarından Jay Bellerby’nin yazısını okuduktan sonra vazgeçtim. Bir takımın asıl sorununu kuşkusuz bir taraftardan daha iyi kimse anlatamaz. O yüzden Bellerby’nin yazısı aslında Boro’nun asıl sorununa yani Southgate’e dikkat çekmek ve en iyi çözüm yolunu aramak noktasında oldukça içten ve taraftar psikolojisinde.

Southgate Fiyaskosu

Ağır Ol da Molla Desinler!

Şubat 14, 2009, 10:09 am | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Chelsea’den kovulan Scolari:
“Chelsea’de oyunun kaderini değiştirebilecek oyuncu yok”

YOK YAAAA!!!

>Ağır Ol da Molla Desinler!

Şubat 14, 2009, 10:09 am | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Chelsea’den kovulan Scolari:
“Chelsea’de oyunun kaderini değiştirebilecek oyuncu yok”

YOK YAAAA!!!

Miami Marion’ı Toronto’ya Takas Etti

Şubat 14, 2009, 12:35 am | Miami Heat, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Matrix’in nereye gideceği uzun zamandır muallaktı. Miami’de dokular uyuşmamış ve bir türlü Wade’in takımında bir ağırlık kazanamamıştı Marion. Bir çok takımla adı gündeme geldi ancak istikameti Kanada oldu sonunda. Indiana’dan Jermaine O’Neal’ı çok büyük planlar dahilinde getirmişti Toronto ama bu takas beklemedikleri şekilde onlara çok şey kaybettirdi. Hem Toronto hem O’Neal yollarını ayırarak doğru karar vermiş oldular kuşkusuz, dokular uymayınca vücut organı reddediyor. Sonuç olarak Miami 5 numarasına kavuştu, Beasley’i ilk 5’e alma imkanını yakaladı ve bir joker Moon’u kadrosuna katarak play-off yolunda verimsiz yıldızından kurtularak önemli bir adım attı. Toronto ise 5 numaraya Bosh’u kaydırıp Matrix’i uzun forvete koyup son bir play-off atağı yapmaya çalışacak artık. Paketteki Banks’e değinmiyorum, çünkü takasın ana malzemesi Matrix bu sezon faydası dokunsa bile asıl faydayı sezon sonu biten kontratı ile verecek Toronto’ya, tam 17,2 milyon $. Takas bütün itibariyle şöyle gerçekleşti:

Jermaine O’Neal + Jamario Moon + 2010-15 arası lotarya korumalı 1. tur hakkı
=
Shawn Marion + Marcus Banks + nakit para

>Miami Marion’ı Toronto’ya Takas Etti

Şubat 14, 2009, 12:35 am | Miami Heat, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Matrix’in nereye gideceği uzun zamandır muallaktı. Miami’de dokular uyuşmamış ve bir türlü Wade’in takımında bir ağırlık kazanamamıştı Marion. Bir çok takımla adı gündeme geldi ancak istikameti Kanada oldu sonunda. Indiana’dan Jermaine O’Neal’ı çok büyük planlar dahilinde getirmişti Toronto ama bu takas beklemedikleri şekilde onlara çok şey kaybettirdi. Hem Toronto hem O’Neal yollarını ayırarak doğru karar vermiş oldular kuşkusuz, dokular uymayınca vücut organı reddediyor. Sonuç olarak Miami 5 numarasına kavuştu, Beasley’i ilk 5’e alma imkanını yakaladı ve bir joker Moon’u kadrosuna katarak play-off yolunda verimsiz yıldızından kurtularak önemli bir adım attı. Toronto ise 5 numaraya Bosh’u kaydırıp Matrix’i uzun forvete koyup son bir play-off atağı yapmaya çalışacak artık. Paketteki Banks’e değinmiyorum, çünkü takasın ana malzemesi Matrix bu sezon faydası dokunsa bile asıl faydayı sezon sonu biten kontratı ile verecek Toronto’ya, tam 17,2 milyon $. Takas bütün itibariyle şöyle gerçekleşti:

Jermaine O’Neal + Jamario Moon + 2010-15 arası lotarya korumalı 1. tur hakkı
=
Shawn Marion + Marcus Banks + nakit para

Ne Olmuş Bu Adama?

Şubat 13, 2009, 3:52 pm | Futbol kategorisinde yayınlandı | 6 Yorum

Video yanılmıyorsam Malezya ligindeki bir maçtan. Bir faul pozisyonu sonrası beyazlı futbolcunun işine şeytan girmiş gibi bir görüntüye bürünmesi, hatta exorcist’in yeşil sahalardaki yansımasını canlandırmasını seyrettiğimde hayrete düştüm. Bu adama ne olduğunu bilen varsa paylaşsın keza aklım durdu seyrederken. Edit: Yorumlarda TK26’nın açıklaması olayı aydınlattı, Allah bu arkadaşımızın tuttuğunu altın etsin,kabuslarımızı dindirdi.

>Ne Olmuş Bu Adama?

Şubat 13, 2009, 3:52 pm | Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Video yanılmıyorsam Malezya ligindeki bir maçtan. Bir faul pozisyonu sonrası beyazlı futbolcunun işine şeytan girmiş gibi bir görüntüye bürünmesi, hatta exorcist’in yeşil sahalardaki yansımasını canlandırmasını seyrettiğimde hayrete düştüm. Bu adama ne olduğunu bilen varsa paylaşsın keza aklım durdu seyrederken. Edit: Yorumlarda TK26’nın açıklaması olayı aydınlattı, Allah bu arkadaşımızın tuttuğunu altın etsin,kabuslarımızı dindirdi.

Galatasaray Altyapısı

Şubat 13, 2009, 1:56 pm | Altyapı, Galatasaray, ozhano kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

İşte Galatasaray’ın en sevdiğim ve saygı duyduğum yanı bu.Yıl 2002 ve o zamanlardan alınmış bir resim yukarıdaki. Tabiki hepsi üst düzey takımlarda oynamıyor ancak gene de 30 da 5 oranı iyi bana göre. Ne zamanki futbol takımlar kendi öz kaynaklarından çıkan oyunculara dışarıdan gelenlerden daha çok değer verirlerse o zaman büyük kulüp olacaklardır. Bu günlerde halen daha bazı büyük kulüpler! altyapının önemini kavrayamamışken bu resmi gün yüzüne çıkaranlara ve haberini yapanlara teşekkür etmek lazım.

>Galatasaray Altyapısı

Şubat 13, 2009, 1:56 pm | Altyapı, Galatasaray, ozhano kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>İşte Galatasaray’ın en sevdiğim ve saygı duyduğum yanı bu.Yıl 2002 ve o zamanlardan alınmış bir resim yukarıdaki. Tabiki hepsi üst düzey takımlarda oynamıyor ancak gene de 30 da 5 oranı iyi bana göre. Ne zamanki futbol takımlar kendi öz kaynaklarından çıkan oyunculara dışarıdan gelenlerden daha çok değer verirlerse o zaman büyük kulüp olacaklardır. Bu günlerde halen daha bazı büyük kulüpler! altyapının önemini kavrayamamışken bu resmi gün yüzüne çıkaranlara ve haberini yapanlara teşekkür etmek lazım.

Kewell ve Diğerleri

Şubat 13, 2009, 10:31 am | EPL, Futbol, Galatasaray kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Sabah Gazetesinden buram buram ders kokan bir haber:

G.Saray’ın yıldızı Kewell’ı keşfeden antrenör David Lee, “Harry, 17 yaşındayken Avustralya yerine İngiltere Milli Takımı’nda oynasaydı, şu an çok daha zengindi” dedi. 1996’da Avustralya’nın başında olan Eddie Thompson’un Kewell’ı bir hazırlık maçında oynattığına değinen Lee, “Eddie’nin bu kararı, Harry’nin milyonlarca dolarına maloldu. Harry de profesyonel olarak yanlış kararı verdi” ifadelerini kullandı. Lee sözlerini şöyle noktaladı: “İngiltere için oynayıp Avrupa Şampiyonaları görseydi, değeri en az iki kat fazla olurdu.” Kewell’ın menajeri Bernie Mandic ise “Bu kararın Harry’ye pahalıya patladığı doğru ancak o seçimini yaparken düşünmedi bile. İnsanın ülkesi için oynamasının bir gurur olduğunu savundu” dedi.

>Kewell ve Diğerleri

Şubat 13, 2009, 10:31 am | EPL, Futbol, Galatasaray kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Sabah Gazetesinden buram buram ders kokan bir haber:

G.Saray’ın yıldızı Kewell’ı keşfeden antrenör David Lee, “Harry, 17 yaşındayken Avustralya yerine İngiltere Milli Takımı’nda oynasaydı, şu an çok daha zengindi” dedi. 1996’da Avustralya’nın başında olan Eddie Thompson’un Kewell’ı bir hazırlık maçında oynattığına değinen Lee, “Eddie’nin bu kararı, Harry’nin milyonlarca dolarına maloldu. Harry de profesyonel olarak yanlış kararı verdi” ifadelerini kullandı. Lee sözlerini şöyle noktaladı: “İngiltere için oynayıp Avrupa Şampiyonaları görseydi, değeri en az iki kat fazla olurdu.” Kewell’ın menajeri Bernie Mandic ise “Bu kararın Harry’ye pahalıya patladığı doğru ancak o seçimini yaparken düşünmedi bile. İnsanın ülkesi için oynamasının bir gurur olduğunu savundu” dedi.

GS’de Konuşacak Laf Çok-FB’de Konuşacak Mecal Yok

Şubat 12, 2009, 10:33 pm | Fenerbahçe, Galatasaray, MHK, ozhano, Uncategorized kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Bugün işten eve gelip tv kanalları arasında zap yaparken GS TV’de Adnan Sezgin-Haldun Üstünel ikilisinin yaptığı basın toplantısına rastladım. Hatırlarsanız bundan bir süre önce Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’in yaptığına benzer bir basın toplantısı konsepti hazırlanmış. Adnan Sezgin ve ekürisi ile basın mensupları karşı karşıya,LCD TV de yanlarında toplantıya başladılar. Yine hatırlarsınız ki, Yıldırım Demirören toplantıda yaklaşık yontma taş devrinden günümüze Beşiktaş aleyhine yapılan hakem hatalarını Ahmet Çakar ya da Erman Toroğlu edasıyla irdelerken GS’deki ekürimizin derdi Oğuz Sarvan’ın bir gün önce GS’nin basın bildirisine karşı yaptığı monoloğu irdelelemekti. Toplantı başladı ve Oğuz Sarvan’ın neredeyse her cümlesi cevaplandırıldı. Açıkçası yaptıkları yorumlardan bazıları benim de Sarvan’ın açıklamalarından sonra düşündüklerimdi. Ancak ne gerek var. Yapılan hatalara tepki olarak gerekli açıklama tüm kamuoyuna duyurulmuş ve gerekli yerlere GS’nin gücü gösterilmiş. Bunun ardından GS’nin yapacağı her açıklama ya da uygulama haklı iken (şayet haklılarsa) haksız yere düşürebilir bu kulübü. Zaten Oğuz Sarvan’ın sözlerinden “Ben bu işi ancak bu kadar yapabiliyorum. Hakemlerin gelişmesine yönelik hiçbir uygulamam yok.” sonucunu tüm izleyenler çıkarmış. Bunun daha üzerine gitmeye ne gerek var. Dediğim gibi yönetim bu durumu uzattıkça GS diğer takımlara antipatik gelmeye ve işler sarpa sarmaya başlayacaktır. Önümüzde buna benzer bir FB örneği var zaten. Önceki sezonlarda hep kavga hep tartışma içinde oldular hem TFF hem de MHK ile. Ellerine ne geçti? Koskoca bir hiç. Peki sonuçta ne duruma düştüler? Türkiye’deki en antipatik kulüp. Belki de şu an, yapılan bariz hakem hatalarına karşı suskun kalmalarının sebebi bu.
Diğer taraftan MHK Başkanı Oğuz Sarvan’ın basın toplantısı yapmasına hiç bir anlam veremedim. Zaten konuyla ilgili TFF bir bildiri yayınlamış. MHK, TFF’den ayrı bir kurum mu ki ayriyeten açıklama yapma gereği duydu? Ne gerek var tekrardan bir basın toplantısı yapmaya? Amacı neydi, hala daha çözebilmiş değilim. Ama Sarvan’ın toplantıdaki konuşmasının tam metnini okuyunca adama gerçekten acıdım. “Yapamıyorum,edemiyorum,elimdekiler bu, arkadan gelen hakemlerin hiçbiri bir işe yaramıyor, kimseye yaranamıyorum, ben bin kere dedim günahınızı dağıtır gibi kart dağıtmayın diye ama kartların yazıldığı defterin kağıtlarını yetiremiyoruz, ben ne yapayım daha”. Utanmasa ağlayacak, “hata yapan hakemin sahaya girip kulağını mı çekeyim”veya “girip ben mi yöneteyim maçları” diyecek. Zaten yaptığı açıklamadan sonra klasman hakemlerinin Oğuz Sarvan’a azıcık güveni varsa o da bitmiştir herhalde. Resmen kendini kurtarmak için maç verilmeyen ya da nadir verilen hakem grubunu ateşe attı. Özür falan dilemedi ama şekil olarak özrü kabahatinden beter lafı cuk oturdu konuşmasından sonra.Valla Oğuz Sarvan iyi hakem eğitmeni midir bilmem ama emin olduğum bir şey var ki eğer GS’ye 90. dakikada golü atan Mehmet Eren Boyraz’ı yakalarsa çok fena yapacak kanımca.
Bir söz de Fenerbahçe ve onun vefakar taraftarına. Haluk Ulusoy döneminde yapılan her hakem hatasından sonra ne olursa olsun hem taraftar hem yönetim cümbür cemaat Ulusoy’a giydiyordu. Ama şimdi yönetimin sesi hiç çıkmıyor. Hem de o zamanlardakine göre çok daha bariz hatalar varken. Taraftar ise cılız tepkiler koyuyor. O tepkiler de yine hataları yapan hakemlerin Ulusoy’un tetikçisi oldukları yönünde. Yani onlar da bu durumla ilgili tepkilerini ancak Haluk Ulusoy üzerinden yapabiliyorlar. Bazılarınız takımda ne var, ne oynuyor ki, hakem hatası olsa ne olacak diyebilir. Ama bir gözünüzün önünde canlandırın. TFF Başkanı Haluk Ulusoy, FB’nin berbat oynadığı bir maç ve iki bariz hakem hatası ile iki gol yemiş takım. Ne olurdu sizce? Takımın performansı mı yoksa hakemin hataları mı konuşulurdu? Ya da susulur muydu acaba?

Son olarak da hem Arda Turan hem de Aziz Yıldırım’ın özel hayatları ile ilgili saçma haberler yayınlara bir sözüm var;
UTANMALISINIZ!

>GS’de Konuşacak Laf Çok-FB’de Konuşacak Mecal Yok

Şubat 12, 2009, 10:33 pm | Fenerbahçe, Galatasaray, MHK, ozhano kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Bugün işten eve gelip tv kanalları arasında zap yaparken GS TV’de Adnan Sezgin-Haldun Üstünel ikilisinin yaptığı basın toplantısına rastladım. Hatırlarsanız bundan bir süre önce Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’in yaptığına benzer bir basın toplantısı konsepti hazırlanmış. Adnan Sezgin ve ekürisi ile basın mensupları karşı karşıya,LCD TV de yanlarında toplantıya başladılar. Yine hatırlarsınız ki, Yıldırım Demirören toplantıda yaklaşık yontma taş devrinden günümüze Beşiktaş aleyhine yapılan hakem hatalarını Ahmet Çakar ya da Erman Toroğlu edasıyla irdelerken GS’deki ekürimizin derdi Oğuz Sarvan’ın bir gün önce GS’nin basın bildirisine karşı yaptığı monoloğu irdelelemekti. Toplantı başladı ve Oğuz Sarvan’ın neredeyse her cümlesi cevaplandırıldı. Açıkçası yaptıkları yorumlardan bazıları benim de Sarvan’ın açıklamalarından sonra düşündüklerimdi. Ancak ne gerek var. Yapılan hatalara tepki olarak gerekli açıklama tüm kamuoyuna duyurulmuş ve gerekli yerlere GS’nin gücü gösterilmiş. Bunun ardından GS’nin yapacağı her açıklama ya da uygulama haklı iken (şayet haklılarsa) haksız yere düşürebilir bu kulübü. Zaten Oğuz Sarvan’ın sözlerinden “Ben bu işi ancak bu kadar yapabiliyorum. Hakemlerin gelişmesine yönelik hiçbir uygulamam yok.” sonucunu tüm izleyenler çıkarmış. Bunun daha üzerine gitmeye ne gerek var. Dediğim gibi yönetim bu durumu uzattıkça GS diğer takımlara antipatik gelmeye ve işler sarpa sarmaya başlayacaktır. Önümüzde buna benzer bir FB örneği var zaten. Önceki sezonlarda hep kavga hep tartışma içinde oldular hem TFF hem de MHK ile. Ellerine ne geçti? Koskoca bir hiç. Peki sonuçta ne duruma düştüler? Türkiye’deki en antipatik kulüp. Belki de şu an, yapılan bariz hakem hatalarına karşı suskun kalmalarının sebebi bu.
Diğer taraftan MHK Başkanı Oğuz Sarvan’ın basın toplantısı yapmasına hiç bir anlam veremedim. Zaten konuyla ilgili TFF bir bildiri yayınlamış. MHK, TFF’den ayrı bir kurum mu ki ayriyeten açıklama yapma gereği duydu? Ne gerek var tekrardan bir basın toplantısı yapmaya? Amacı neydi, hala daha çözebilmiş değilim. Ama Sarvan’ın toplantıdaki konuşmasının tam metnini okuyunca adama gerçekten acıdım. “Yapamıyorum,edemiyorum,elimdekiler bu, arkadan gelen hakemlerin hiçbiri bir işe yaramıyor, kimseye yaranamıyorum, ben bin kere dedim günahınızı dağıtır gibi kart dağıtmayın diye ama kartların yazıldığı defterin kağıtlarını yetiremiyoruz, ben ne yapayım daha”. Utanmasa ağlayacak, “hata yapan hakemin sahaya girip kulağını mı çekeyim”veya “girip ben mi yöneteyim maçları” diyecek. Zaten yaptığı açıklamadan sonra klasman hakemlerinin Oğuz Sarvan’a azıcık güveni varsa o da bitmiştir herhalde. Resmen kendini kurtarmak için maç verilmeyen ya da nadir verilen hakem grubunu ateşe attı. Özür falan dilemedi ama şekil olarak özrü kabahatinden beter lafı cuk oturdu konuşmasından sonra.Valla Oğuz Sarvan iyi hakem eğitmeni midir bilmem ama emin olduğum bir şey var ki eğer GS’ye 90. dakikada golü atan Mehmet Eren Boyraz’ı yakalarsa çok fena yapacak kanımca.
Bir söz de Fenerbahçe ve onun vefakar taraftarına. Haluk Ulusoy döneminde yapılan her hakem hatasından sonra ne olursa olsun hem taraftar hem yönetim cümbür cemaat Ulusoy’a giydiyordu. Ama şimdi yönetimin sesi hiç çıkmıyor. Hem de o zamanlardakine göre çok daha bariz hatalar varken. Taraftar ise cılız tepkiler koyuyor. O tepkiler de yine hataları yapan hakemlerin Ulusoy’un tetikçisi oldukları yönünde. Yani onlar da bu durumla ilgili tepkilerini ancak Haluk Ulusoy üzerinden yapabiliyorlar. Bazılarınız takımda ne var, ne oynuyor ki, hakem hatası olsa ne olacak diyebilir. Ama bir gözünüzün önünde canlandırın. TFF Başkanı Haluk Ulusoy, FB’nin berbat oynadığı bir maç ve iki bariz hakem hatası ile iki gol yemiş takım. Ne olurdu sizce? Takımın performansı mı yoksa hakemin hataları mı konuşulurdu? Ya da susulur muydu acaba?

Son olarak da hem Arda Turan hem de Aziz Yıldırım’ın özel hayatları ile ilgili saçma haberler yayınlara bir sözüm var;
UTANMALISINIZ!

Hastayım Bu Şarkıya!

Şubat 12, 2009, 8:44 pm | Hayat, Müzik kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Bu şarkı her çaldığında bir tuhaf oluyorum, İçim bir fena oluyor arkadaş.

Time can never mend the careless whispers of a good friend
To the heart and mind, ignorance is kind
there’s no comfort in the truth
pain is all you’ll find

Should’ve known better

I feel so unsure
as I take your hand and lead you to the dance floor
as the music dies, something in your eyes
calls to mind the silver screen
and all its sad good-byes

I’m never gonna dance again
guilty feet have got no rhythm
though it’s easy to pretend
I know you’re not a fool

Should’ve known better than to cheat a friend
and waste the chance that I’ve been given
so I’m never gonna dance again
the way I danced with you

Time can never mend
the careless whispers of a good friend
to the heart and mind
ignorance is kind
there’s no comfort in the truth
pain is all you’ll find

I’m never gonna dance again
guilty feet have got no rhythm
though it’s easy to pretend
I know you’re not a fool

Should’ve known better than to cheat a friend
and waste this chance that I’ve been given
so I’m never gonna dance again
the way I danced with you

Never without your love

Tonight the music seems so loud
I wish that we could lose this crowd
Maybe it’s better this way
We’d hurt each other with the things we’d want to say

We could have been so good together
We could have lived this dance forever
But noone’s gonna dance with me
Please stay

And I’m never gonna dance again
guilty feet have got no rhythm
though it’s easy to pretend
I know you’re not a fool

Should’ve known better than to cheat a friend
and waste the chance that I’ve been given
so I’m never gonna dance again
the way I danced with you

(Now that you’re gone) Now that you’re gone
(Now that you’re gone) What I did’s so wrong
that you had to leave me alone

>Hastayım Bu Şarkıya!

Şubat 12, 2009, 8:44 pm | Hayat, Müzik kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bu şarkı her çaldığında bir tuhaf oluyorum, İçim bir fena oluyor arkadaş.

Time can never mend the careless whispers of a good friend
To the heart and mind, ignorance is kind
there’s no comfort in the truth
pain is all you’ll find

Should’ve known better

I feel so unsure
as I take your hand and lead you to the dance floor
as the music dies, something in your eyes
calls to mind the silver screen
and all its sad good-byes

I’m never gonna dance again
guilty feet have got no rhythm
though it’s easy to pretend
I know you’re not a fool

Should’ve known better than to cheat a friend
and waste the chance that I’ve been given
so I’m never gonna dance again
the way I danced with you

Time can never mend
the careless whispers of a good friend
to the heart and mind
ignorance is kind
there’s no comfort in the truth
pain is all you’ll find

I’m never gonna dance again
guilty feet have got no rhythm
though it’s easy to pretend
I know you’re not a fool

Should’ve known better than to cheat a friend
and waste this chance that I’ve been given
so I’m never gonna dance again
the way I danced with you

Never without your love

Tonight the music seems so loud
I wish that we could lose this crowd
Maybe it’s better this way
We’d hurt each other with the things we’d want to say

We could have been so good together
We could have lived this dance forever
But noone’s gonna dance with me
Please stay

And I’m never gonna dance again
guilty feet have got no rhythm
though it’s easy to pretend
I know you’re not a fool

Should’ve known better than to cheat a friend
and waste the chance that I’ve been given
so I’m never gonna dance again
the way I danced with you

(Now that you’re gone) Now that you’re gone
(Now that you’re gone) What I did’s so wrong
that you had to leave me alone

O Kadar Oldu mu Gerçekten?

Şubat 12, 2009, 8:26 pm | Hayat kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Gerçekten zaman çok çabuk geçiyor, farkına varmadan neler yaşıyoruz. Çoban Salata’nın 501. gönderisi bu. Az önceki yazıyı yazarken farkına vardım o 500. yazımız olmuş günlükte. Büyük kısmını tek başıma götürdüm, sonradan “ozhano” katıldı birlikte karalıyoruz internetin elle tutulmaz, kalemle yazılmaz sayfalarına. İyi ki başlamışım Salata’ya, iyi ki hiç bırakmamışım peşini. Yüzünü hiç görmediğim, sesini hiç duymadığım bir çok dost edindim, her biri birbirinden kıymetli. Çoban Salata artık hayatımızın vaz geçilmez tadı, tadan herkes varolsun.

Ha bu arada 501 demişken “Benim hiç 501’im olmadı ağbi, hep kumaş giydirdiler bana…”

>O Kadar Oldu mu Gerçekten?

Şubat 12, 2009, 8:26 pm | Hayat kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Gerçekten zaman çok çabuk geçiyor, farkına varmadan neler yaşıyoruz. Çoban Salata’nın 501. gönderisi bu. Az önceki yazıyı yazarken farkına vardım o 500. yazımız olmuş günlükte. Büyük kısmını tek başıma götürdüm, sonradan “ozhano” katıldı birlikte karalıyoruz internetin elle tutulmaz, kalemle yazılmaz sayfalarına. İyi ki başlamışım Salata’ya, iyi ki hiç bırakmamışım peşini. Yüzünü hiç görmediğim, sesini hiç duymadığım bir çok dost edindim, her biri birbirinden kıymetli. Çoban Salata artık hayatımızın vaz geçilmez tadı, tadan herkes varolsun.

Ha bu arada 501 demişken “Benim hiç 501’im olmadı ağbi, hep kumaş giydirdiler bana…”

Fındığın Kabuğu Sert Geldi

Şubat 12, 2009, 7:51 pm | Denver Nuggets, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bir önceki Magic yazısında Denver maçının oyun kurucusu mevkisi için takım için bir ölçü olacağını söylemiştim. Billups’ın Magic’e ciddi sorun yarattığını en son geçen seneki play-offlardan hatırlıyorduk zaten, bu maçta sorun çıkarması da muhtemeldi. Ama açıkçası normal oyununu oynaması bile yetti onu savunmaya çalışan Johnson, Lue ve Lee’ye. Savunmada da biraz ağır geldi eşleştiği rakiplerine ve bir adım öne çıkardı takımını. Billups bir yana bu maçı Denver’a getiren isim Anthony oldu. All-Star’ın dışında kalan, geleneksel All-Star yemeğine davet edildiği halde gitmeyeceğini açıklayan ve tek başına bir takm olabileceğini göstermek isteyen Anthony hem savunmasıyla hem hücumuyla maça damgasını vurdu. Hidayet’i savunmada oldukça başarılı ve agresifti, üstüne hücumda yırtıcı ve dağıtıcıydı. Böyle olunca hem Anthony’i savunmaya çalışmak hem oyun kurmak çok zorladı Hidayet’i. Zaten alışık olmadığımız şekilde 6 faul aldı uzun bir aradan sonra. Lue’yu mecburen oynatmak zorunda kaldı SVG ama Billups karşısında şansı olmasını tabii ki beklemiyorduk.

Bu maçın Magic kenar yönetimi, genel yönetimi ve oyuncularına verdiği mesaj açık. Hidayet’in karşısındaki kısa forvet savunmada Hidayet’i ne kadar yorarsa, Magic’in maçı kazanma şansı o kadar azalmakta. Bunun 2 çözümü var gibi; 19 Şubat’a hala vakit varken bir takas ya da uzun beşe dönerek Johnson-Hidayet-Lewis-Battie-Howard kurgusuyla yeni bir oyun planı.

Magic’in işi zor, Nelson verimsiz haliyle bile sahada olsa başta Hidayet olmak üzere en azından diğer oyuncular gerçek verimlerini ve oyunlarını sahaya yansıtabiliyorlardı. Şu dizilişte Lee ve Redick pg savunmasına mecbur kalırken, Hidayet 2 katı yoruluyor, Lewis ise her şutu baskı altında kullanıyor. Uzun beş ve 2 numara savunan Hidayet kısa forveti tehlikeli takımlara karşı bir çözüm fikridir.

>Fındığın Kabuğu Sert Geldi

Şubat 12, 2009, 7:51 pm | Denver Nuggets, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bir önceki Magic yazısında Denver maçının oyun kurucusu mevkisi için takım için bir ölçü olacağını söylemiştim. Billups’ın Magic’e ciddi sorun yarattığını en son geçen seneki play-offlardan hatırlıyorduk zaten, bu maçta sorun çıkarması da muhtemeldi. Ama açıkçası normal oyununu oynaması bile yetti onu savunmaya çalışan Johnson, Lue ve Lee’ye. Savunmada da biraz ağır geldi eşleştiği rakiplerine ve bir adım öne çıkardı takımını. Billups bir yana bu maçı Denver’a getiren isim Anthony oldu. All-Star’ın dışında kalan, geleneksel All-Star yemeğine davet edildiği halde gitmeyeceğini açıklayan ve tek başına bir takm olabileceğini göstermek isteyen Anthony hem savunmasıyla hem hücumuyla maça damgasını vurdu. Hidayet’i savunmada oldukça başarılı ve agresifti, üstüne hücumda yırtıcı ve dağıtıcıydı. Böyle olunca hem Anthony’i savunmaya çalışmak hem oyun kurmak çok zorladı Hidayet’i. Zaten alışık olmadığımız şekilde 6 faul aldı uzun bir aradan sonra. Lue’yu mecburen oynatmak zorunda kaldı SVG ama Billups karşısında şansı olmasını tabii ki beklemiyorduk.

Bu maçın Magic kenar yönetimi, genel yönetimi ve oyuncularına verdiği mesaj açık. Hidayet’in karşısındaki kısa forvet savunmada Hidayet’i ne kadar yorarsa, Magic’in maçı kazanma şansı o kadar azalmakta. Bunun 2 çözümü var gibi; 19 Şubat’a hala vakit varken bir takas ya da uzun beşe dönerek Johnson-Hidayet-Lewis-Battie-Howard kurgusuyla yeni bir oyun planı.

Magic’in işi zor, Nelson verimsiz haliyle bile sahada olsa başta Hidayet olmak üzere en azından diğer oyuncular gerçek verimlerini ve oyunlarını sahaya yansıtabiliyorlardı. Şu dizilişte Lee ve Redick pg savunmasına mecbur kalırken, Hidayet 2 katı yoruluyor, Lewis ise her şutu baskı altında kullanıyor. Uzun beş ve 2 numara savunan Hidayet kısa forveti tehlikeli takımlara karşı bir çözüm fikridir.

Chelsea’de Beklenen Senaryo: Guus Hiddink

Şubat 11, 2009, 6:45 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Beklenen oldu ve Guus Hiddink sezon sonuna kadar Chelsea’nin başına geçti. Birçoğumuzun tahmini Hiddink’in geleceğiydi zaten, abramovich’in kurtarıcı olarak ona sığınması. Hiddink Fenerbahçe macerası hariç kariyeri boyunca gittiği takımları toparlayıp sınıf atlatan bir teknik adam oldu. Şimdi elinde belki de kariyeri boyunca edindiği en kıymetli kadro ile yola çıkacak. Mavilere Scolari’den çok çok fazla şey vereceğini ve sezon sonunda sözleşmesinin uzatılacağını düşünüyorum kendi adıma. Bu arada Rus Milli takımındaki görevine de devam ediyor Hiddink ve şu anda takımıyla birlikte Antalya’da kampta. Gelecek hafta Londra’ya gidip göreve başlayacak. Şu lafı da çok güldürdü beni “Roman (Abramovich) Rus Futbolu için çok şey yaptı, kendimi ona karşı borçlu hissettim, benim de onun için bir şeyler yapmam gerekti.”

>Chelsea’de Beklenen Senaryo: Guus Hiddink

Şubat 11, 2009, 6:45 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Beklenen oldu ve Guus Hiddink sezon sonuna kadar Chelsea’nin başına geçti. Birçoğumuzun tahmini Hiddink’in geleceğiydi zaten, abramovich’in kurtarıcı olarak ona sığınması. Hiddink Fenerbahçe macerası hariç kariyeri boyunca gittiği takımları toparlayıp sınıf atlatan bir teknik adam oldu. Şimdi elinde belki de kariyeri boyunca edindiği en kıymetli kadro ile yola çıkacak. Mavilere Scolari’den çok çok fazla şey vereceğini ve sezon sonunda sözleşmesinin uzatılacağını düşünüyorum kendi adıma. Bu arada Rus Milli takımındaki görevine de devam ediyor Hiddink ve şu anda takımıyla birlikte Antalya’da kampta. Gelecek hafta Londra’ya gidip göreve başlayacak. Şu lafı da çok güldürdü beni “Roman (Abramovich) Rus Futbolu için çok şey yaptı, kendimi ona karşı borçlu hissettim, benim de onun için bir şeyler yapmam gerekti.”

Haftanın Diyaloğu

Şubat 10, 2009, 10:36 am | ozhano, Yorumsuz kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

9 Şubat 2009 Pazartesi akşamı yayınlanan futbol programlarından birinden,

…..
…..
Ali Şen: “Gün gelecek Bülent Uygun Fenerbahçe teknik direktörü olarak Şampiyonlar Ligi Kupası’nı Atatürk Havaalanına getirecek.”
(Birkaç saniyelik suskunluk)
Semih Haznedaroğlu: “Hangi gün?”
Ali Şen: “Efendim?”
Semih Haznedaroğlu: (Yavaş ol der gibi bir bakış Ali Şen’e).
…..
…..

>Haftanın Diyaloğu

Şubat 10, 2009, 10:36 am | ozhano, Yorumsuz kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> 9 Şubat 2009 Pazartesi akşamı yayınlanan futbol programlarından birinden,

…..
…..
Ali Şen: “Gün gelecek Bülent Uygun Fenerbahçe teknik direktörü olarak Şampiyonlar Ligi Kupası’nı Atatürk Havaalanına getirecek.”
(Birkaç saniyelik suskunluk)
Semih Haznedaroğlu: “Hangi gün?”
Ali Şen: “Efendim?”
Semih Haznedaroğlu: (Yavaş ol der gibi bir bakış Ali Şen’e).
…..
…..
Sonraki Sayfa »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.