Neyiz Biz?

Aralık 9, 2010, 1:02 am | ozhano, STSL, Sıkıntı, teknik direktör kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Şampiyonlar Ligi’nde akşam oynanan maçların sonuçlarına bakarken Shakhtar ilgimi çekti. Lucescu ile sürmekte olan başarılı sonuçlarına bir yenisini eklemiş ve Braga’yı da 2-0 yenerek grupta 15 puan ile bir üst gruba çıkmaya hak kazanmış. Galatasaray’da Beşiktaş’ta beğenilmeyen Lucescu kaç yıl oldu tam olarak bilmiyorum ama Ukrayna’ya her sezon yeni sevinçler tattırmaya devam ediyor.

Tabi bu sonucu görünce Türkiye’deki futbol alemi olarak nasıl bir yapıya sahibiz diye düşünürken değişik sonuçlar geldi aklıma.

Biz ne garip bir milletiz ki Lucescu gibi, Daum gibi, Gerets gibi vs. adamların arkasından tefleri çalarak göndeririz ama sıkıntıya düştüğümüzde ne hikmetse ilk akla gelen yine o arkalarından tef çalınan teknik direktörlerdir. Tabi bu olay oluşturulmaya çalışılırken Türkiye’yi ve Türk futbolunu iyi tanıyor kisvesi en çok kullanılan hatta tek kullanılan bahanedir. Gelirken de Havaalanında bu sefer davullarla zurnalarla karşılarız giderken küfür kıyamet yolladığımız adamı.

Biz ne garip bir topluluğuz ki, desteklediğimiz takımın yenmesi yetmez. Oyun olarak iyi oynamalıdır. 1-0 lık galibiyetler bize göre değildir. Tabi iyi oyunda yetmez galip de geleceksindir. Takım galip gelir, oyun olarak yeterli görülmez, pozitif futbol oynanmıyor naraları atılır. Takım iyi futbol oynar, pozitif futbol oynar ama yenilir bu sefer de tam tersi bağırışlar başlar.
Biz ne acayip bir birlikteliğiz ki, yurtdışındaki x takımı taraftarları meşale yakınca sahayı yakınca, kulübüne maddi zarara uğratınca “şuna bak, bizde olsa ne cezalar verilirdi, insan değil bunlar…” deriz. Ama biz birbirimizi boğazlarız, keseriz; arkasından ağır tahrikten, ondan, bundan bahanelerin arkasına saklanarak yapılanı doğru değil ama olağan bir yola sokmaya çalışırız.

Tabi bir de yöneticilerimiz var. Biz de öyle değişik yöneticiler var ki, mevkilerini tanınma ve statü elde etme için kullanırlar. Başarı aslında onlar için bir ölçüt değildir. Çünkü çok iyi biliyorum ki, her kulüpte takımın başarısı nedeniyle hoşnut olmayan yöneticiler de var. Neden? Takımda işler yolunda olunca yönetici düzeltecek bir şey bulamaz, doğal olarak da ismi çok fazla medyada geçmez, yüzü çok fazla görünmez ekranlarda. O yüzden arada sırada takımda kaos olmasını ister ki, o da çıksın durumu düzeltsin, sonra birileri de onun sırtını sıvazlayıp takdir etsin helal olsun desin.

Bunun bir de medya tarafı var. Bizim o kadar ne üdüğü belirsiz bir medyamız var ki, dün beyaz dediğine bugün kara diyecek kadar düzgün bir medyadır. Aynı bazı yöneticilerde olduğu gibi medya için başarı en istenmeyen durumdur bir kulüp için. Çünkü kargaşa, sıkıntı olmayınca konuşulacak, yazılacak da fazla bir şey olmayacak doğal olarak.

Biz öyle acayip bir taraftar topluluğuzdur ki, uygun maliyetli yetenekli, geleceği parlak futbolcular isteriz, alınınca da yahu nereden geldi bu adam demekten de kendimizi alamayız. Tam tersi tanınmış, yüksek maliyetli futbolcular alınınca da bu sefer adamdan tek başına maçları almasını bekleriz. Olmayınca da acaba bizdeki bu adam bizim tanıdığımız olanı değil mi deriz. “Yahu angut, sen adamı senin takımının 10 kat daha iyisinde oynarken gördün, senin takımın ne ki adam ne kadar oynasın” demeyi de kendimize ya da tuttuğumuz takımın azametine! yakıştıramayız.

Biz öyle garip bir futbol alemiyiz ki, kulüpte sportif bir başarısızlık varsa kulüp içerisinde olsun olmasın herkes kendi dışında herkesi suçlar. Takım kötü gider; yönetici, t.d.yi futbolcuları ve azıcık cesaretliyse taraftarı suçlar. Takım kötü gider; t.d., yönetimi, futbolcuları ve taraftarı suçlar. Takım kötü gider, futbolcular, teknik direktörü, yönetimi suçlar. Hiçbir zaman hiç kimse suçu kendisinde bulmaz ya da sorunu çözmekte uğraşmaz, derdi, düşüncesi kendini mevcut olan nahoş durumdan sıyırmaktır her zaman.

İşte biz böyle oldukça on geri bir ileri devam ederiz. Sonra bir bakarız ne kadar da geride kalmışız, nereye gidiyor Türk Futbolu deriz, bunun nedenini de kendimize değil başkalarına atarız. Kendimizi dev aynasında görüp başı çeken ülkelerle laf çakıştırırız. Ama iş icraate gelince popomuzun üstüne oturtur o küçük gördüğümüz takımlar bizleri.

>Efsane Geri Dönüyor!

Eylül 3, 2009, 2:21 pm | Futbol, kasımpaşaspor, ozhano, teknik direktör, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Denizlispor, 2009-2010 TSL Teknik Direktör Kıyım Sezonu’nu açmıştı bir iki gün önce. Erhan Altın’ın görevine son verilip yerine Nurullah Sağlam getirilmişti. Haberlere göre ikinci isim de Besim Durmuş olacak gibi görünüyor. Besim Hoca’nın ilk teknik direktörlük deneyimiydi Kasımpaşa. Daha önce Samsunspor, Ünyespor ve Kartalspor’da çeşitli görevlerde bulunmuştu. Sonuç olarak Kasımpaşa’daki teknik direktörlük deneyimi 5 ay bile sürmedi.

Ve yerine kim geliyor: Efsane Teknik Direktörümüz, herkesin sevgilisi, Yılmaz Vural. İddia ediyorum teknik taktik bilgi olarak şu an Süper Ligdeki çoğu teknik direktöründen daha donanımlı. İşi mektebinde öğrenenlerden. Üstüne yıllardır biriktirdiği tecrübesi de var. Ancak o hareketleri yok mu? Bugün O’nu takımının başına getirmeye düşünen nice yönetimler eminimki takımı iyi yönetebilir mi den çok sağlıklı yönetebilir mi sorusunu sorup O’ndan vazgeçmişlerdir.
Haber henüz Kasımpaşaspor’un Resmi Web Sitesi’nde doğrulanmadı. Ancak akıllarında teknik direktörlüğü değişikliği varsa umarım Yılmaz Hoca’yı alırlar. Çünkü Yılmaz Vural futbola küsmemelidir. O’nu tekrar kulübede görmek bana çok büyük mutluluk verecek. Türk Futbolu Yılmaz Vural’dan, Yılmaz Vural Türk Futbolu’ndan mahrum bırakılamaz.
Kaynak: Lig tv ve Lig Radyo
Hocamızdan Enstantaneler:

Efsane Geri Dönüyor!

Eylül 3, 2009, 2:21 pm | Futbol, kasımpaşaspor, ozhano, teknik direktör, TSL kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum
Denizlispor, 2009-2010 TSL Teknik Direktör Kıyım Sezonu’nu açmıştı bir iki gün önce. Erhan Altın’ın görevine son verilip yerine Nurullah Sağlam getirilmişti. Haberlere göre ikinci isim de Besim Durmuş olacak gibi görünüyor. Besim Hoca’nın ilk teknik direktörlük deneyimiydi Kasımpaşa. Daha önce Samsunspor, Ünyespor ve Kartalspor’da çeşitli görevlerde bulunmuştu. Sonuç olarak Kasımpaşa’daki teknik direktörlük deneyimi 5 ay bile sürmedi.

Ve yerine kim geliyor: Efsane Teknik Direktörümüz, herkesin sevgilisi, Yılmaz Vural. İddia ediyorum teknik taktik bilgi olarak şu an Süper Ligdeki çoğu teknik direktöründen daha donanımlı. İşi mektebinde öğrenenlerden. Üstüne yıllardır biriktirdiği tecrübesi de var. Ancak o hareketleri yok mu? Bugün O’nu takımının başına getirmeye düşünen nice yönetimler eminimki takımı iyi yönetebilir mi den çok sağlıklı yönetebilir mi sorusunu sorup O’ndan vazgeçmişlerdir.
Haber henüz Kasımpaşaspor’un Resmi Web Sitesi’nde doğrulanmadı. Ancak akıllarında teknik direktörlüğü değişikliği varsa umarım Yılmaz Hoca’yı alırlar. Çünkü Yılmaz Vural futbola küsmemelidir. O’nu tekrar kulübede görmek bana çok büyük mutluluk verecek. Türk Futbolu Yılmaz Vural’dan, Yılmaz Vural Türk Futbolu’ndan mahrum bırakılamaz.
Kaynak: Lig tv ve Lig Radyo
Hocamızdan Enstantaneler:

Hadi Karşılamaya! – Bir Haldun Üstünel Klasiği

Haziran 5, 2009, 12:45 pm | Futbol, Galatasaray, ozhano, teknik direktör kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Vallahi de billahi de resmi sitede açıklama var. Site yaklaşık 10 dakikada açıldı.

Yeni teknik direktörümüz Frank Rijkaard bugün 17:30 sularında İstanbul’da olacaktır.
Kendisini karşılamak ve “Hoşgeldin” demek için saat 17:00’da İstanbul Atatürk Havaalanı
Dış Hatlar Terminali’nde toplanıyoruz. (Gitsek mi acep Cenky?)
Herkesi bekliyoruz.
ULTRASLAN TARAFTAR GRUBU
Haberi öğrendiğimden beri internetteki yorumlara bakıyorum da acayip şekilde elin ayağa dolaşması olayı söz konusu hem medyada hem de taraftarda. Herkes Adriansee, Schuster vb. beklerken yönetim sol cinahtan sağlam bir kroşe geçirdi tüm futbol medyasına. İşte yönetimden beklediğimiz de bu bizim. Rijkaard gibilerini getirmek için paradan daha fazlasını sunmak gerekmekte. Konuşmayı bileceksin, adamın seni ciddiye almasını sağlayacaksın, kısa ve uzun vadeli planlarını o kadar güzel sunacaksın ki adam heyecan duyacak. Ya bu takım beni çok istiyor dedirttireceksin. Kesin Haldun’un parmağı var bu olayda da . Adama hayranlığım her transfer döneminde daha da artıyor. Harry Kewell’in de dediği gibi:
“Tüm Yöneticilerimiz İyi fakat Haldun Üstünel Farklı Biri”
Tabi şimdi transferi düşünülen futbolcuların düşünceleri de değişecek. Sağlam transferler gelecek bana göre. Ama aman dikkat ayağımızı yorganımıza göre uzatmazsak bizi ne Rijkaard kurtarabilir ne de bir başkası. Diğer taraftan Geçen sezon iyi bir kadro kurmuştu yönetim ancak bu kadroyu taşıyabilecek t.d. de hata yapmıştı. Bu sefer t.d. yi kesinlikle tuturdular. İnşallah bu sefer de oyuncu transferlerinde hata yapmazlar.
Ekleme:
“Schuster ve Ramos ile yapılan görüşmeler İstanbul’a bir şekilde sızıyordu. Bu iki isim Haldun Üstünel’in asıl gözdesinin kalkanı oldu. Rijkaard üç gündür unutuldu gitti. Oysa Üstünel hiç unutmamış ve Hollandalı teknik adam ile bağları hiç koparmamıştı. Skibbe’nin görevine son verileceği günlerde Haldun Üstünel, Hollandalı teknik adam ile ilk teması kurdu. Galatasaray’ı anlattı, Rijkaard evet demedi. Hayır kelimesi de çıkmadı ağzından. Haldun Üstünel 20 gün önce Madrid’de ikinci kez buluştu. Yeniden Galatasaray’ı ve hedeflerini anlattı. Surinam asıllı Hollandalı, uzun boylu uzun saçlı Türk yöneticisini çok sevdi. Aralarında önce samimi bir arkadaşlık kuruldu. Bir daha görüşmek üzere dostça vedalaştılar. Haldun Üstünel 10 gün önce bu kez Paris’e gitti. Gerard Houlier ile Üstünel görüşmesi duyuruldu. Ama Üstünel bir kez daha Paris’te Rijkaard ile üçüncü kez biraraya geldi. Bu kez para konuşulmaya başlandı. Üstünel yeniden İstanbul’a döndü ve başkan Adnan Polat’a rakamları iletti. Bu kez birlikte gittiler Madrid’e. İki gün içerisinde yeni teknik direktörüyle İstanbul’a dönmeyi umuyordu Adnan Polat. Son olarak perşembe akşamı işi bitirip dönecekleri haberini verdiler İstanbul’daki dostlarına. Ancak Schuster ve Ramos’tan olumlu haber çıkmadı ve asıl görüşme Rijkaard ile Haldun Üstünel tarafından yürütüldü. Rijkaard ile görüşmenin uzaması üzerine perşembe akşamı İstanbul’a kalkacak uçağa yetişemeyeceklerini anladılar. Perşembe gece geç saatlere kadar sürdü görüşme ve gece ortasında bitti. Bu akşam ise Adnan Polat ve Haldun Üstünel Rijkaard ile birlikte İstanbul’a dönüyorlar.”
Fanatik Spor Servisi
Hayatım boyunca gerek özel hayatım gerekse iş hayatımda iş bitiricilik özelliği yüksek olan insanlara ayrı bir ilgi duymuşumdur. Sorun değil çözüme yönelik çalışan insanları hep ayrı bir yere koymuşumdur. Ne diyeyim. Helal olsun Üstünel. Bu taraftar seninle gerçekten gurur duyuyor.

>Hadi Karşılamaya! – Bir Haldun Üstünel Klasiği

Haziran 5, 2009, 12:45 pm | Futbol, Galatasaray, ozhano, teknik direktör kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Vallahi de billahi de resmi sitede açıklama var. Site yaklaşık 10 dakikada açıldı.

Yeni teknik direktörümüz Frank Rijkaard bugün 17:30 sularında İstanbul’da olacaktır.
Kendisini karşılamak ve “Hoşgeldin” demek için saat 17:00’da İstanbul Atatürk Havaalanı
Dış Hatlar Terminali’nde toplanıyoruz. (Gitsek mi acep Cenky?)
Herkesi bekliyoruz.
ULTRASLAN TARAFTAR GRUBU
Haberi öğrendiğimden beri internetteki yorumlara bakıyorum da acayip şekilde elin ayağa dolaşması olayı söz konusu hem medyada hem de taraftarda. Herkes Adriansee, Schuster vb. beklerken yönetim sol cinahtan sağlam bir kroşe geçirdi tüm futbol medyasına. İşte yönetimden beklediğimiz de bu bizim. Rijkaard gibilerini getirmek için paradan daha fazlasını sunmak gerekmekte. Konuşmayı bileceksin, adamın seni ciddiye almasını sağlayacaksın, kısa ve uzun vadeli planlarını o kadar güzel sunacaksın ki adam heyecan duyacak. Ya bu takım beni çok istiyor dedirttireceksin. Kesin Haldun’un parmağı var bu olayda da . Adama hayranlığım her transfer döneminde daha da artıyor. Harry Kewell’in de dediği gibi:
“Tüm Yöneticilerimiz İyi fakat Haldun Üstünel Farklı Biri”
Tabi şimdi transferi düşünülen futbolcuların düşünceleri de değişecek. Sağlam transferler gelecek bana göre. Ama aman dikkat ayağımızı yorganımıza göre uzatmazsak bizi ne Rijkaard kurtarabilir ne de bir başkası. Diğer taraftan Geçen sezon iyi bir kadro kurmuştu yönetim ancak bu kadroyu taşıyabilecek t.d. de hata yapmıştı. Bu sefer t.d. yi kesinlikle tuturdular. İnşallah bu sefer de oyuncu transferlerinde hata yapmazlar.
Ekleme:
“Schuster ve Ramos ile yapılan görüşmeler İstanbul’a bir şekilde sızıyordu. Bu iki isim Haldun Üstünel’in asıl gözdesinin kalkanı oldu. Rijkaard üç gündür unutuldu gitti. Oysa Üstünel hiç unutmamış ve Hollandalı teknik adam ile bağları hiç koparmamıştı. Skibbe’nin görevine son verileceği günlerde Haldun Üstünel, Hollandalı teknik adam ile ilk teması kurdu. Galatasaray’ı anlattı, Rijkaard evet demedi. Hayır kelimesi de çıkmadı ağzından. Haldun Üstünel 20 gün önce Madrid’de ikinci kez buluştu. Yeniden Galatasaray’ı ve hedeflerini anlattı. Surinam asıllı Hollandalı, uzun boylu uzun saçlı Türk yöneticisini çok sevdi. Aralarında önce samimi bir arkadaşlık kuruldu. Bir daha görüşmek üzere dostça vedalaştılar. Haldun Üstünel 10 gün önce bu kez Paris’e gitti. Gerard Houlier ile Üstünel görüşmesi duyuruldu. Ama Üstünel bir kez daha Paris’te Rijkaard ile üçüncü kez biraraya geldi. Bu kez para konuşulmaya başlandı. Üstünel yeniden İstanbul’a döndü ve başkan Adnan Polat’a rakamları iletti. Bu kez birlikte gittiler Madrid’e. İki gün içerisinde yeni teknik direktörüyle İstanbul’a dönmeyi umuyordu Adnan Polat. Son olarak perşembe akşamı işi bitirip dönecekleri haberini verdiler İstanbul’daki dostlarına. Ancak Schuster ve Ramos’tan olumlu haber çıkmadı ve asıl görüşme Rijkaard ile Haldun Üstünel tarafından yürütüldü. Rijkaard ile görüşmenin uzaması üzerine perşembe akşamı İstanbul’a kalkacak uçağa yetişemeyeceklerini anladılar. Perşembe gece geç saatlere kadar sürdü görüşme ve gece ortasında bitti. Bu akşam ise Adnan Polat ve Haldun Üstünel Rijkaard ile birlikte İstanbul’a dönüyorlar.”
Fanatik Spor Servisi
Hayatım boyunca gerek özel hayatım gerekse iş hayatımda iş bitiricilik özelliği yüksek olan insanlara ayrı bir ilgi duymuşumdur. Sorun değil çözüme yönelik çalışan insanları hep ayrı bir yere koymuşumdur. Ne diyeyim. Helal olsun Üstünel. Bu taraftar seninle gerçekten gurur duyuyor.

Türkiye Teknik Direktör Kıyım Ligi

Mayıs 22, 2009, 10:37 pm | Futbol, ozhano, teknik direktör, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Türkiye Futbol Federasyonu gelecek sezon bazı uygulamalar düşünüyormuş bu vahim tabloyu değiştirmek için. Haydi hayırlısı…

T.S.L.’nin son üç takımına bakıldığında sorunun Teknik direktör olmadığı da apaçık ortaya çıkıyor.

(“Arada Çalışanlar” bölümünde kaçırdıklarım veya bilmediklerim olduysa affola. Malum bazı kulüpler artık işin cılkını çıkardı.)

>Türkiye Teknik Direktör Kıyım Ligi

Mayıs 22, 2009, 10:37 pm | Futbol, ozhano, teknik direktör, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Türkiye Futbol Federasyonu gelecek sezon bazı uygulamalar düşünüyormuş bu vahim tabloyu değiştirmek için. Haydi hayırlısı…

T.S.L.’nin son üç takımına bakıldığında sorunun Teknik direktör olmadığı da apaçık ortaya çıkıyor.

(“Arada Çalışanlar” bölümünde kaçırdıklarım veya bilmediklerim olduysa affola. Malum bazı kulüpler artık işin cılkını çıkardı.)

Süren’i Kim İşletti?

Mayıs 16, 2009, 12:38 am | Futbol, Galatasaray, haber, ozhano, teknik direktör kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

“Galatasaray’ın 13 Mayıs Çarşamba günkü Divan Kurulu toplantısında en ilginç açıklamalardan birini eski başkanlardan Faruk Süren yaptı. Süren, “Scolari’nin menajerinden bana bir e-mail geldi. Galatasaray’da seve seve çalışabileceklerini bildiriyordu. Bu e-mail’i hemen Başkan Adnan Polat’a yönlendirdim” dedi.

Scolari, Brezilya Milli Takımı ile 2002’de Dünya Kupası’nı kazandıktan sonra Portekiz’in başına geçti. 2006 Dünya Kupası ve Euro-2008 finallerinde Portekiz’i yönettikten sonra bu sezon başında Chelsea ile yıllık 6 milyon pound ücret karşılığında anlaştı. Ancak 7 ay dayanabildiği Londra ekibinden Şubat başında kovuldu.

Chelsea’den 7.5 milyon pound tazminat alan Scolari, 2006 yazında Fenerbahçe’nin de gündemine gelmiş; yıllık 5 milyon euro talep ettiği öne sürülmüştü.”

Sporx

Faruk Süren gerçekten Galatasaray tarihindeki en önemli başkanlardan. Çok da severim kendisini. Ağırlığı olan, boşa konuşmayı sevmeyen bir insandır bildiğim kadarıyla. Habere fazla inanmadım ama eğer böyle bir şey olduysa ve sayın başkan bunu aleni şekilde anlattıysa ben bir şey demiyorum. Acaba kim işletti, spam mail mi geldi ne oldu. Başkan da hemen balıklama atlamış.

Editsel Hareket:

“Bu gelişmeler üzerine site editörü, Faruk Süren’e konuyla ilgili sorularını yöneltti. Süren, Scolari’nin menajerinden kendisine bir e-mail geldiğini doğrularken, bu e-mail’i de Adnan Polat’a ilettiğini söyledi.
Süren, Scolari’nin menajeri Vagelis’in, Yunanistan’da okuyan yeğeninin arkadaşı olduğunu ve bir sohbette Vagelis’in, Galatasaray ile temasa geçmek istediğini söylediğini, yeğenini de kendisiyle bağlantısını sağladığını dile getirdi. Süren söz konusu e-mail’de yazılanlarla ilgili ise şunları ifade etti:
“Vagelis e-mail’inde Scolari ile görüştüğünü, Portekizli teknik adamın Galatasaray’da çalışmak istediğini ve kulüple bağlantıya geçmek istediğini yazıyordu. Ben de bu e-mail’i Başkan Adnan Polat’a gönderdim. Adnan Polat’tan bu konuyla ilgili şu ana kadar bana bir yanıt gelmedi. Ben burada yalnızca Galatasaray’a faydası olabileceği düşüncesiyle aracılık yaptım. Bundan sonra ne olur tam olarak bilemem.”

Hayır, böyle bir olay gerçekten olmuşsa ve mail de menajerine aitse yakında facebooktan, msnden, futbolcu ve teknik direktör görüşmeleri de başlar. Artı beş soru aklıma takıldı doğal olarak:
1. Scolari neden bizi istiyor? (Tamam büyüklüğümüz tartışılmaz ama bir yanda da gerçekler var:))
2. Adnan Polat ulaşılamaz biri mi ki üç önceki başkanımızı araya koyuyor?
3. Vagelis madem Süren’in yeğeninin arkadaşı, telefon numarasını neden almıyor Süren’in de mailini alıyor? Parası mı yok acaba?
4. Galatasaray’ın mali durumundan haberi var mı? (Böyleleri Türkiye’ye boşuna gelmez. Ya para ya da tatil. Ben de bu soruyu transfer ücreti bakımından soruyorum)
5. Bu Yunanlı zangoç bizimkilerle kafa yapmış olmasın?

>Süren’i Kim İşletti?

Mayıs 16, 2009, 12:38 am | Futbol, Galatasaray, haber, ozhano, teknik direktör kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> “Galatasaray’ın 13 Mayıs Çarşamba günkü Divan Kurulu toplantısında en ilginç açıklamalardan birini eski başkanlardan Faruk Süren yaptı. Süren, “Scolari’nin menajerinden bana bir e-mail geldi. Galatasaray’da seve seve çalışabileceklerini bildiriyordu. Bu e-mail’i hemen Başkan Adnan Polat’a yönlendirdim” dedi.

Scolari, Brezilya Milli Takımı ile 2002’de Dünya Kupası’nı kazandıktan sonra Portekiz’in başına geçti. 2006 Dünya Kupası ve Euro-2008 finallerinde Portekiz’i yönettikten sonra bu sezon başında Chelsea ile yıllık 6 milyon pound ücret karşılığında anlaştı. Ancak 7 ay dayanabildiği Londra ekibinden Şubat başında kovuldu.

Chelsea’den 7.5 milyon pound tazminat alan Scolari, 2006 yazında Fenerbahçe’nin de gündemine gelmiş; yıllık 5 milyon euro talep ettiği öne sürülmüştü.”

Sporx

Faruk Süren gerçekten Galatasaray tarihindeki en önemli başkanlardan. Çok da severim kendisini. Ağırlığı olan, boşa konuşmayı sevmeyen bir insandır bildiğim kadarıyla. Habere fazla inanmadım ama eğer böyle bir şey olduysa ve sayın başkan bunu aleni şekilde anlattıysa ben bir şey demiyorum. Acaba kim işletti, spam mail mi geldi ne oldu. Başkan da hemen balıklama atlamış.

Editsel Hareket:

“Bu gelişmeler üzerine site editörü, Faruk Süren’e konuyla ilgili sorularını yöneltti. Süren, Scolari’nin menajerinden kendisine bir e-mail geldiğini doğrularken, bu e-mail’i de Adnan Polat’a ilettiğini söyledi.
Süren, Scolari’nin menajeri Vagelis’in, Yunanistan’da okuyan yeğeninin arkadaşı olduğunu ve bir sohbette Vagelis’in, Galatasaray ile temasa geçmek istediğini söylediğini, yeğenini de kendisiyle bağlantısını sağladığını dile getirdi. Süren söz konusu e-mail’de yazılanlarla ilgili ise şunları ifade etti:
“Vagelis e-mail’inde Scolari ile görüştüğünü, Portekizli teknik adamın Galatasaray’da çalışmak istediğini ve kulüple bağlantıya geçmek istediğini yazıyordu. Ben de bu e-mail’i Başkan Adnan Polat’a gönderdim. Adnan Polat’tan bu konuyla ilgili şu ana kadar bana bir yanıt gelmedi. Ben burada yalnızca Galatasaray’a faydası olabileceği düşüncesiyle aracılık yaptım. Bundan sonra ne olur tam olarak bilemem.”

Hayır, böyle bir olay gerçekten olmuşsa ve mail de menajerine aitse yakında facebooktan, msnden, futbolcu ve teknik direktör görüşmeleri de başlar. Artı beş soru aklıma takıldı doğal olarak:
1. Scolari neden bizi istiyor? (Tamam büyüklüğümüz tartışılmaz ama bir yanda da gerçekler var:))
2. Adnan Polat ulaşılamaz biri mi ki üç önceki başkanımızı araya koyuyor?
3. Vagelis madem Süren’in yeğeninin arkadaşı, telefon numarasını neden almıyor Süren’in de mailini alıyor? Parası mı yok acaba?
4. Galatasaray’ın mali durumundan haberi var mı? (Böyleleri Türkiye’ye boşuna gelmez. Ya para ya da tatil. Ben de bu soruyu transfer ücreti bakımından soruyorum)
5. Bu Yunanlı zangoç bizimkilerle kafa yapmış olmasın?

Sorular…..

Nisan 28, 2009, 2:26 pm | Galatasaray, ozhano, Sıkıntı, teknik direktör kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Ey Cenky Hocam!
Her zaman Bülent Korkmaz’ı övdün bana. Buyur bakalım sana sorular:

1. Bülent Korkmaz’la çıktığımız hangi maçı rahat rahat seyrettin?
2. Bülent Korkmaz’la hangi maçı iki farklı kazandık?
3. Skibbe zamanında zevk veren maçları mı yoksa şu anki sistemi mi tercih ediyorsun?
4. Sadece vefa olsun diye koskoca klüp daha palazlanmamış bir teknik adama teslim edilir mi?
5. Eğer amaç vefa ise neden Arif değil de Bülent getirildi?
6. Skibbe olsaydı şu anda ne durumda olurduk?
7. Bırak Skibbe’yi takımın başında Bülent yerine ben olsaydım şu anda ne durumda olurduk?
8. Cevat Hoca mı Bülent mi?
9. Sence takımda Bülent’i seven bir tane yabancı var mı?
10. Takımda Bülent’i seven kaç Türk var?
11.Skoru korumaya yönelik futbol sence Bülent’in eseri mi yoksa futbolcuların kendilerine olan güvenlerinin sarsılmasından mı kaynaklanıyor?
12. Bülent Korkmaz Galatasaray futbol takımına şu ana kadar ne verdi?
13. Bülent Korkmaz Galatasaray’dan şu ana kadar neler götürdü?
14. Bülent Korkmaz sezon başında bu takımın başında olsaydı sezon başı gelen hangi futbolcuyu ya da futbolcuları istemezdi?
15. Sence futbolcunun sevmediği bir teknik adam başarılı olabilir mi?
16. Bülent’in teknik taktik bilgisi hakkında yorumun nedir?
17. Hala daha gelecek sezon takımın başında Bülent’in kalacağına inanıyormusun?
18. Bülent’i ne zaman desteklemeyi sona erdirirsin?
19. Bülent ne yaparsa desteklemeyi sona erdirirsin?

Cevaplamak ya da cevaplamamak senin elinde hocam. Ama ben bekleyeceğim…

>Sorular…..

Nisan 28, 2009, 2:26 pm | Galatasaray, ozhano, Sıkıntı, teknik direktör kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Ey Cenky Hocam!
Her zaman Bülent Korkmaz’ı övdün bana. Buyur bakalım sana sorular:

1. Bülent Korkmaz’la çıktığımız hangi maçı rahat rahat seyrettin?
2. Bülent Korkmaz’la hangi maçı iki farklı kazandık?
3. Skibbe zamanında zevk veren maçları mı yoksa şu anki sistemi mi tercih ediyorsun?
4. Sadece vefa olsun diye koskoca klüp daha palazlanmamış bir teknik adama teslim edilir mi?
5. Eğer amaç vefa ise neden Arif değil de Bülent getirildi?
6. Skibbe olsaydı şu anda ne durumda olurduk?
7. Bırak Skibbe’yi takımın başında Bülent yerine ben olsaydım şu anda ne durumda olurduk?
8. Cevat Hoca mı Bülent mi?
9. Sence takımda Bülent’i seven bir tane yabancı var mı?
10. Takımda Bülent’i seven kaç Türk var?
11.Skoru korumaya yönelik futbol sence Bülent’in eseri mi yoksa futbolcuların kendilerine olan güvenlerinin sarsılmasından mı kaynaklanıyor?
12. Bülent Korkmaz Galatasaray futbol takımına şu ana kadar ne verdi?
13. Bülent Korkmaz Galatasaray’dan şu ana kadar neler götürdü?
14. Bülent Korkmaz sezon başında bu takımın başında olsaydı sezon başı gelen hangi futbolcuyu ya da futbolcuları istemezdi?
15. Sence futbolcunun sevmediği bir teknik adam başarılı olabilir mi?
16. Bülent’in teknik taktik bilgisi hakkında yorumun nedir?
17. Hala daha gelecek sezon takımın başında Bülent’in kalacağına inanıyormusun?
18. Bülent’i ne zaman desteklemeyi sona erdirirsin?
19. Bülent ne yaparsa desteklemeyi sona erdirirsin?

Cevaplamak ya da cevaplamamak senin elinde hocam. Ama ben bekleyeceğim…

>Bülent Korkmaz-CENGAVER

Şubat 24, 2009, 11:13 pm | Futbol, Galatasaray, ozhano, teknik direktör kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Bülent Korkmaz…Cengaver…Çıkan koluyla devam ettiği maç sonunda değil çok öncelerde bu lakabı hak etmişti büyük kaptan. Ya da o maçtan sonra ona verilen bu lakabın ne kadar yerinde olduğunu anlaşıldı. Bülent Korkmaz’ ın Galatasaray’ a yaptıkları tartışılamayacak bir konu zaten. Zira ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
Gelgelelim bugüne… Adnan Polat ve ekibi sezon başında oldukça iddialı bir kadro kurdular. Çoğu Galatasaray taraftarı için rüya kadro tekrar kurulmuştu ve o meşhur 2000 ruhu geri gelmişti ki bana göre de öyleydi. Fakat getirilen teknik direktörü görünce Galatasaray’ ın bu sezon ligi şampiyon olarak bitiremeyeceği kanaatine varmıştım. Şu ana kadar da yanıldığım söylenemez. (Skibbe beyefendi bir adam olmasına rağmen Galatasaray’ ın, Leverkusen gibi bir takımdan 5 yediği için belki de, büyüklüğünü anlayamamıştı. Çıkardığı kadrolardan tutun da demeçlerine kadar herşey bunu doğrular nitelikteydi. ) Çoğu Galatasaray taraftarı da böyle düşünmeye başlamıştı. Peki hata neredeydi?Bir futbol takımının başarılı olması için öncelikle istikrar şarttır. Nitekim Fatih Terim döneminde 4 sene üstüste şampiyonluk ve nihayetinde UEFA ve SUPER KUPA’nın gelmesinin sebebi ne olursa olsun yönetimin Terim’ e destek vermesiydi. Ardından gelen Lucescu’ ya da aynı destek verilseydi (o da seçim oyunlarına kurban gitti) Galatasaray şu an bulunduğu yerden çok çok daha iyi yerlerde olurdu-ki Super kupayı o getirdi- Peki neden Skibbe için “yönetim destek vermeliydi” diyemiyorum?Sebebi açık. Skibbe’ de o vizyon yok da ondan. Yardımcıları görevden alındığında masaya yumruğunu vurabilseydi şu an bunlar olmazdı. Nitekim vuramayışı onun sonunu getirdi. Sahadaki futbolcu da bunun farkındaydı. Son Kocaeli maçında futbolcuların oynamaya çalıştığı şeyden belliydi hocanın sözünün geçerliliği.Peki Skibbe’ yi gönderme cesareti gösteren yönetim bundan sonra ne yapar? Bir kere Skibbe’ den daha kötü olamayacağı için Bülent Hoca’nın bir şansı var.Fakat tahammül gösterilmesi gerekir. Ama getiriliş şekline baktığımda sanki günü kurtaarmak için getirilmiş gibi geliyor bana.Açıkçası ben Bülent Hoca’ nın şu ana kadarki teknik direktörlük kariyerine baktığım zaman bu yükü kaldırabileceğini düşünmüyorum. Bunun dışında bence Lincoln, Baros,Kewell gibi futbolcularla sorun yaşayacaktır.Çünkü egosu çok fazla olan biri. Bir Hakan Şükür değil tabi. Takımda otorite kurmak için başka arayışlara girerse Lincoln gibi disiplini sevmeyen oyuncularla ters düşecektir.Eğer yönetim hocaya sabreder ve seneye de Lincoln’ ü satarsa seneye bu takım daha iyi olur. Özellikle Lincoln dememin sebebi Bülent Hoca’nın önceki demeçleri değil Lincoln’ ün bugüne kadar yaptıklarıdır. Kaldıki ikinci yarıda sergilediği futbol da beni destekler nitelikte. Avrupa’ da sergilenen futbolun sebebi ise Avrupa’ nın vitrin olmasıdır. Aman bırakın kendini göstersin de daha fazla zarar etmeden kurtulalım Lincoln’ den. Daha doğrusu disiplinsizliğinden.Kısacası cengaverin ne yapacağı başta futbolcularla kurduğu ilişkilere, sonra taraftara ve tabiki aldığı skorlara bağlı.Aksi halde onun da ipi çekilir.Zira Türk futbolu bu çarkta kimleri öğütmedi ki…

written by joan capdevilla

Bülent Korkmaz-CENGAVER

Şubat 24, 2009, 11:13 pm | Futbol, Galatasaray, ozhano, teknik direktör kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Bülent Korkmaz…Cengaver…Çıkan koluyla devam ettiği maç sonunda değil çok öncelerde bu lakabı hak etmişti büyük kaptan. Ya da o maçtan sonra ona verilen bu lakabın ne kadar yerinde olduğunu anlaşıldı. Bülent Korkmaz’ ın Galatasaray’ a yaptıkları tartışılamayacak bir konu zaten. Zira ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
Gelgelelim bugüne… Adnan Polat ve ekibi sezon başında oldukça iddialı bir kadro kurdular. Çoğu Galatasaray taraftarı için rüya kadro tekrar kurulmuştu ve o meşhur 2000 ruhu geri gelmişti ki bana göre de öyleydi. Fakat getirilen teknik direktörü görünce Galatasaray’ ın bu sezon ligi şampiyon olarak bitiremeyeceği kanaatine varmıştım. Şu ana kadar da yanıldığım söylenemez. (Skibbe beyefendi bir adam olmasına rağmen Galatasaray’ ın, Leverkusen gibi bir takımdan 5 yediği için belki de, büyüklüğünü anlayamamıştı. Çıkardığı kadrolardan tutun da demeçlerine kadar herşey bunu doğrular nitelikteydi. ) Çoğu Galatasaray taraftarı da böyle düşünmeye başlamıştı. Peki hata neredeydi?Bir futbol takımının başarılı olması için öncelikle istikrar şarttır. Nitekim Fatih Terim döneminde 4 sene üstüste şampiyonluk ve nihayetinde UEFA ve SUPER KUPA’nın gelmesinin sebebi ne olursa olsun yönetimin Terim’ e destek vermesiydi. Ardından gelen Lucescu’ ya da aynı destek verilseydi (o da seçim oyunlarına kurban gitti) Galatasaray şu an bulunduğu yerden çok çok daha iyi yerlerde olurdu-ki Super kupayı o getirdi- Peki neden Skibbe için “yönetim destek vermeliydi” diyemiyorum?Sebebi açık. Skibbe’ de o vizyon yok da ondan. Yardımcıları görevden alındığında masaya yumruğunu vurabilseydi şu an bunlar olmazdı. Nitekim vuramayışı onun sonunu getirdi. Sahadaki futbolcu da bunun farkındaydı. Son Kocaeli maçında futbolcuların oynamaya çalıştığı şeyden belliydi hocanın sözünün geçerliliği.Peki Skibbe’ yi gönderme cesareti gösteren yönetim bundan sonra ne yapar? Bir kere Skibbe’ den daha kötü olamayacağı için Bülent Hoca’nın bir şansı var.Fakat tahammül gösterilmesi gerekir. Ama getiriliş şekline baktığımda sanki günü kurtaarmak için getirilmiş gibi geliyor bana.Açıkçası ben Bülent Hoca’ nın şu ana kadarki teknik direktörlük kariyerine baktığım zaman bu yükü kaldırabileceğini düşünmüyorum. Bunun dışında bence Lincoln, Baros,Kewell gibi futbolcularla sorun yaşayacaktır.Çünkü egosu çok fazla olan biri. Bir Hakan Şükür değil tabi. Takımda otorite kurmak için başka arayışlara girerse Lincoln gibi disiplini sevmeyen oyuncularla ters düşecektir.Eğer yönetim hocaya sabreder ve seneye de Lincoln’ ü satarsa seneye bu takım daha iyi olur. Özellikle Lincoln dememin sebebi Bülent Hoca’nın önceki demeçleri değil Lincoln’ ün bugüne kadar yaptıklarıdır. Kaldıki ikinci yarıda sergilediği futbol da beni destekler nitelikte. Avrupa’ da sergilenen futbolun sebebi ise Avrupa’ nın vitrin olmasıdır. Aman bırakın kendini göstersin de daha fazla zarar etmeden kurtulalım Lincoln’ den. Daha doğrusu disiplinsizliğinden.Kısacası cengaverin ne yapacağı başta futbolcularla kurduğu ilişkilere, sonra taraftara ve tabiki aldığı skorlara bağlı.Aksi halde onun da ipi çekilir.Zira Türk futbolu bu çarkta kimleri öğütmedi ki…

written by joan capdevilla

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.