NBA’de Pivotlar Kapış Kapış

Temmuz 17, 2010, 10:41 pm | Cleveland Cavs, Houston Rockets, Miami Heat, Minnesota Timberwolves, NBA kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Yılların kıymeti bilinememiş önemli pivotu, pas veren pivotun yaşayan en iyi örneklerinden biri olan Brad Miller Houston Rockets ile 3 sene 15 milyonluk bir kontrat yapmış. Bu büyük ihtimalle 34’lük Miller’ın kariyerindeki son imza. Ligdeki en iyi beyaz uzunlardan biriydi hep Miller ve Rockets kariyerinin sonunda olsa da onu takıma katarak önemli iş yaptı. Scola ve Ming’in arkasında hatta Ming’in sakatlıklarında güvenilir bir isim olacaktır. Hem Rockets hem Miller kazandı.

Lebron James Miami’ye eli boş gelmedi ve Ilgauskas’ı da adeta ikram etti Heat’e. Veteran minimum’a imza attı yanlış öğrenmediysek 35’lik Sloven (babayı Sloven Litvanyalı herif ya, valla Alkın olmasa rezil olduk, sıcaktan beyin kavruldu anlaşılan, sağol kardeşim, he he) pivot ve ilk kez Cavs dışında bir takımın formasını terletmeye karar vermiş oldu. Böylece Heat kadrosunda ciddi bir uzun rotasyonu ortaya çıktı. Keza Heat Joel Anthony ve draft seçimleri Dexter Pittmann’la yeni kontrat imzalamış ve Magloire ile anlaşmış ama imzalar henüz atımamıştı. 4 tane kalbur üstü denilebilecek uzun oyuncuyla 5 numarayı idare edecektir Heat. Ha o 3 yıldızın yanına ben de gitsem pota altında sırıtmam gerçi. Bu arada Heat Dooling, Juwan Howard, Arroyo, James Jones ve Quinn’le de görüşme halindeymiş ki bir nevi yeni Boston olma yolundalar, 3 yıldız ve kadroyu dolduracak veteranlar projesiyle.

Son imza atan pivot ise 4 yıl ve 16 milyona Minnesota ile kontrat uzatan Milicic. 7 yılda 5 takımda forma giyip hiç birinde başarı yakalayamayan Sırp pivot için Al-J sonrası Wolves 5 numarası biçilmiş kaftan gibi. Geçen sezon sonu fena oynamamıştı Milicic ve acaba sonunda bundan bir şeyler olur mu diye sormaya başlamıştık. Ve yüzü yaşlanmış olsa da bu çocuk hala 25 yaşında. Uzunlar geç olgunlaşır hipotezinden hareketle bugün imza atan 2 pivotun yaşlarının da 34 ve 35 olduğunu hatırlayarak Milicic’e biraz daha kredi vermek gerekir sanki.

Merhaba Ben Miami Elçisi

Mart 17, 2010, 4:31 pm | Chicago Bulls, Miami Heat, NBA kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Miami Heat’in sezon sonunda kontratı bitecek olan süper yıldızı Dwyane Wade yazın ne yapacağı ile ilgili kendisine sorulan bir soru üzerine “Çok büyük bir aksilik olmazsa buradayım. Hatta önümüzdeki günlerde bu yaz serbest kalacak arkadaşlarla Lebron, Amare, Chris’le (Bosh) görüşüp yaza ilişkin planlarını soracağım. Onları Miami’ye imza atmaya ikna etmeye çalışacağım.” diyerek rengini tam anlamıyla belli etmiş oldu. Bir anlamda Miami Heat’in gayrıresmi elçisi, transfer komitesi başkanı olarak damardan girecek ligin diğer süper yıldızlarına.

Wade’in bu sezon kontratı bittikten sonra yaklaşık 20-21 milyondan başlayan bir maksimum kontrat alması durumunda bile Miami’nin hala 2 maksimum kontrata kadrosunda yeri olacak. Keza sadece Jermaine “Büyük Kazık” O’Neal, Q-Rich ve Haslem’in biten kontratları 39,5 milyon bütçe açacak Miami bütçesinde. Miami bu adamlaradan ne aldı diye soracak olursanız Haslem’i kenara ayırdığımızda Heat’e en büyük faydalarının kontratlarının bitmesi olduğu cevabını verirdim ben.

Kısacası Chicago her ne kadar Wade’in memleketi olsa da, Wade doğduğum değil doyduğum yer diyip Miami’yi seçmiş ve takımı için çalışmalara başlamış bile. Bulls’un hevesi boşuna, Miami elçisi temasta.

Orlando Magic – Miami Heat

Ekim 8, 2009, 11:52 am | Miami Heat, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Van Gundy bu maçta yedeklere daha fazla şans verip Lewis’in oynamayacağı 10 maç için seçenekler aradı kendisine. Forvette Pietrus’u kenara alıp Barnes ve Bass’le başladı. Her ikisi de vasat bir görüntü verdiler. Bu maçın sivrileni kuşkusuz Yaz Ligi’nin de en iyisi Anderson oldu. Lewis’in geçen seneki rolünü oynadı sahadayken, pota altına da destek verdi, ancak hücum opsiyonlarının boyuna rağmen şutla sınırlı olması biraz düşündürdü. J-Will’i dinlendirip Anthony Johnson’ın son durumuna baktı Van Gundy. Şu vasat haliyle bile Nelson’dan iyi bir performans verdi Johnson. 3 pg içinde tek savunma yapabileni o şu an için. Hem fiziği hem tecrübesiyle sezon içi mutlaka süre alması gerek. Ha Finallerde niye kenarda oturdu derseniz o da SVG’nin en büyük kariyer hatasıdır diyebiliriz ancak. Redick savunma yapamasa da önemli bir şutör. Biraz daha kuvvetlense ve ayaklarını hızlandırsa bir şeyler olacak ama o ışığı bir türlü veremiyor. Carter’a Orlando’nun yerlisi olması hasebiyle muazzam bir sevgi vardı salonda ama “Stan benden oyunumda bir değişiklik yapmamı istemiyor, kendim olmamı istiyor” diyen Carter beklentilerden uzaktı, yine yanlış üçlüklere kalktı, 22 dakikada 11 top kullandı, 2 kez de faul çizgisini ziyaret etti yani toplamda 13 hücum onundu. 30 dakika oynayan Howard’ın sadece 5 şut kullanması ve basket faul dışında 2 kere çizgiye gitmesi üzerinde düşünülmesi gereken konuydu. Howard’ı beslemenin yolunu bakalım nasıl bulacak Van Gundy. Top kaybı alışkanlığının geri dönmesi ise bize tanıdık bir kabusu hatırlatmakta. Kazanılan bir maçta 22 TO. Her rakip Heat her maç sezon öncesi hazırlık maçı olmaz, üzerinde itinayla durmak gerek. Almond ve L.Johnson mı? Boşverin Allah aşkına!

http://i.cdn.turner.com/nba/nba/.element/swf/1.1/cvp/nba_embed_container.swf?context=nba&videoId=games/magic/2009/10/07/0010900018_mia_orl_recap.nba

>Orlando Magic – Miami Heat

Ekim 8, 2009, 11:52 am | Miami Heat, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Van Gundy bu maçta yedeklere daha fazla şans verip Lewis’in oynamayacağı 10 maç için seçenekler aradı kendisine. Forvette Pietrus’u kenara alıp Barnes ve Bass’le başladı. Her ikisi de vasat bir görüntü verdiler. Bu maçın sivrileni kuşkusuz Yaz Ligi’nin de en iyisi Anderson oldu. Lewis’in geçen seneki rolünü oynadı sahadayken, pota altına da destek verdi, ancak hücum opsiyonlarının boyuna rağmen şutla sınırlı olması biraz düşündürdü. J-Will’i dinlendirip Anthony Johnson’ın son durumuna baktı Van Gundy. Şu vasat haliyle bile Nelson’dan iyi bir performans verdi Johnson. 3 pg içinde tek savunma yapabileni o şu an için. Hem fiziği hem tecrübesiyle sezon içi mutlaka süre alması gerek. Ha Finallerde niye kenarda oturdu derseniz o da SVG’nin en büyük kariyer hatasıdır diyebiliriz ancak. Redick savunma yapamasa da önemli bir şutör. Biraz daha kuvvetlense ve ayaklarını hızlandırsa bir şeyler olacak ama o ışığı bir türlü veremiyor. Carter’a Orlando’nun yerlisi olması hasebiyle muazzam bir sevgi vardı salonda ama “Stan benden oyunumda bir değişiklik yapmamı istemiyor, kendim olmamı istiyor” diyen Carter beklentilerden uzaktı, yine yanlış üçlüklere kalktı, 22 dakikada 11 top kullandı, 2 kez de faul çizgisini ziyaret etti yani toplamda 13 hücum onundu. 30 dakika oynayan Howard’ın sadece 5 şut kullanması ve basket faul dışında 2 kere çizgiye gitmesi üzerinde düşünülmesi gereken konuydu. Howard’ı beslemenin yolunu bakalım nasıl bulacak Van Gundy. Top kaybı alışkanlığının geri dönmesi ise bize tanıdık bir kabusu hatırlatmakta. Kazanılan bir maçta 22 TO. Her rakip Heat her maç sezon öncesi hazırlık maçı olmaz, üzerinde itinayla durmak gerek. Almond ve L.Johnson mı? Boşverin Allah aşkına!

http://i.cdn.turner.com/nba/nba/.element/swf/1.1/cvp/nba_embed_container.swf?context=nba&videoId=games/magic/2009/10/07/0010900018_mia_orl_recap.nba

>Güle Güle Yaşlı Kurt

Eylül 4, 2009, 9:49 am | Chicago Bulls, Miami Heat, Milwaukee Bucks, NBA, Philadelphia 76ers, San Antonio Spurs kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>NBA’e draft edilmedi Bowen, yeterli görülmedi, hiç bir takım denemeye bile çağırmadı onu. Bir çok NCAA oyuncusu gibi o da çıkışı Avrupa’da buldu. Toplamda 3 sene Fransa’da 1 sene CBA’de oynadıktan sonra Heat onda bir ışık görüp takıma aldı ancak 10 günlük kontrat bittiğinde istediklerini alamamışlardı Bowen’dan. Bowen NBA için çalıştı, çalıştı, çalıştı. Ondaki değişimin farkına ilk varan Celtics oldu. İlk senesinde umut verdi, zaman zaman ilk 5 bile çıktı ama ertesi sene tam bir kabustu onun için. Bütün sezon yalnızca 30 maçta parkeye basabildi o da genelde maçlar bittikten sonra, fark açıldığında. Sezon sonunda Celtics ona yeni kontrat vermeyince Philadelphia yolunu tuttu ki bu zamanlar onun asla skorer bir yıldız olamayacağını tam anlamıyla idrak ettiği zamanlardır. Bulduğu kısa sürelerde iyi savunma yapmaya çalışması onun için bir referans olmaya başladı. Beklemediği Bulls takası ve sonrasındaki salıverilme onun NBA’e adını öğretmesi için bir fırsat oldu. O sezonu Miami’de tamamlarken Boston’daki ilk sezonu kadar süre almış ve savunmasıyla ön plana çıkmaya başlamıştı bile. Ertesi sezon takımdaki yeri ve rolü sağlamlaştı. 82 maçın tamamında oynarken 72 maça ilk 5 başlıyordu. Bir anda Miami çok önemli bir savunmacı kazanmıştı, hiçten gelen adam Miami’ye maç kazandırıyordu savunmasıyla. O sezon ilk kez NBA 2. Savunma takımına seçildi ve namı yürümeye başladı. Kimileri susturucu dedi ona kimileri durdurucu. Ama bir gerçek vardı ki rakip akım skorerlerinin karşılarında görmek istemediği 3-4 savunmacıdan biri haline gelmişti.

Sezon sonunda kontratı bittiğinde Popovich ve Spurs onu almak için harekete geçti. Heat’in onu takımda tutmak istediği ama Amiral Robinson’ın kişisel isteği ve ilgisi sonrası Bowen’ın Spurs’le imzaladığı söylenir. Sakatlık ve ceza dışında parkeye ayak basabildiği tüm maçlara ilk 5 çıkar Bowen. Szczerbiak’a attığı okkalı tekme hala youtube’da en çok izlenen videolardandır. Yine NBA 2. Savunma takımına seçilir, artık tescilli bir sert savunmacı, kaya hatta kimilerine göre pisliğin tekidir.
Sonraki 6 sezon sadece 6. sezonunda tek maç kaçırarak tüm maçlarda oynar ve ilk 5 çıkar. Bir kez daha NBA 2. Savunma takımına seçildikten sonra beş sezon aralıksız NBA’in En İyi Savunma takımına seçilir. Bu 5 sezonun ikisinde NBA’in en iyi 2. savunmacısı olur. Spurs’le 3 şampiyonluk yaşar. Bowen’la eşleşmek rakip skorerler için tam bir kabustur bu dönemde. Korkusuzdur, gözüpektir, saldırgandır.

Ancak her güzel şeyin olduğu gibi bu hikayenin de bir sonu var. Bowen özellikle 2007-2008 sezonu sonunda çeşitli sakatlıklar yaşamaya başlayıp ayaklarındaki hızı kaybedince senelerdir çok da alışık olmadığı yedek sırası günleri başlar onun için. Artık 38 yaşında olan Bowen fazla süre bulup oynamadıkça, hızı iyice azalır, reaksiyon zamanı düşer ve zaten çok az kullandığını şutları sokamamaya başlar. Takımdaki önemli oyuncuların sakatlıklar nedeniyle uzak kalışı ve Spurs’ün de bir türlü tam kadro sahaya çıkamaması, tamamlayıcı Bowen’ı tamamlayacak parça bulamaz halde bırakır. Artık bir anda yavaş, yaşlı ve yetersiz bir adamdır Bowen. 81 maçta parkeye inse de süresi yarı yarıya azalmıştır. Sadece 10 maça ilk 5 çıkar ve sezon sonunda Richard Jefferson karşılığında Bucks’a takas edilir. Bowen olduğu, efsane olduğu takımdan kopar. Bucks da kucak açmaz ona ve kontratını satın alıp serbest bırakır onu. Bu sezon için kazanacağı parayı da cebine koymuş olan Bowen, geçen sezon yedek sırasında otururken çokça düşündüğünü yapar ve basketbolu bırakır. Bırakırken söylediği söz ise şudur Bowen’ın:

“Nasıl başladığınız değil nasıl bitirdiğiniz önemlidir. Umarım benim yaşadıklarım geldiği yerden bir türlü memnun olmayan oyunculara örnek olur.”

Son sözleri iyice düşmeden zamanında bırakmayı ve çalışmayı öğütler hala. Bowen önemli bir örnektir sadece sayı atarak basketbolcu olunmayacağı noktasında.

Güle güle Yaşlı Kurt…

Güle Güle Yaşlı Kurt

Eylül 4, 2009, 9:49 am | Chicago Bulls, Miami Heat, Milwaukee Bucks, NBA, Philadelphia 76ers, San Antonio Spurs kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

NBA’e draft edilmedi Bowen, yeterli görülmedi, hiç bir takım denemeye bile çağırmadı onu. Bir çok NCAA oyuncusu gibi o da çıkışı Avrupa’da buldu. Toplamda 3 sene Fransa’da 1 sene CBA’de oynadıktan sonra Heat onda bir ışık görüp takıma aldı ancak 10 günlük kontrat bittiğinde istediklerini alamamışlardı Bowen’dan. Bowen NBA için çalıştı, çalıştı, çalıştı. Ondaki değişimin farkına ilk varan Celtics oldu. İlk senesinde umut verdi, zaman zaman ilk 5 bile çıktı ama ertesi sene tam bir kabustu onun için. Bütün sezon yalnızca 30 maçta parkeye basabildi o da genelde maçlar bittikten sonra, fark açıldığında. Sezon sonunda Celtics ona yeni kontrat vermeyince Philadelphia yolunu tuttu ki bu zamanlar onun asla skorer bir yıldız olamayacağını tam anlamıyla idrak ettiği zamanlardır. Bulduğu kısa sürelerde iyi savunma yapmaya çalışması onun için bir referans olmaya başladı. Beklemediği Bulls takası ve sonrasındaki salıverilme onun NBA’e adını öğretmesi için bir fırsat oldu. O sezonu Miami’de tamamlarken Boston’daki ilk sezonu kadar süre almış ve savunmasıyla ön plana çıkmaya başlamıştı bile. Ertesi sezon takımdaki yeri ve rolü sağlamlaştı. 82 maçın tamamında oynarken 72 maça ilk 5 başlıyordu. Bir anda Miami çok önemli bir savunmacı kazanmıştı, hiçten gelen adam Miami’ye maç kazandırıyordu savunmasıyla. O sezon ilk kez NBA 2. Savunma takımına seçildi ve namı yürümeye başladı. Kimileri susturucu dedi ona kimileri durdurucu. Ama bir gerçek vardı ki rakip akım skorerlerinin karşılarında görmek istemediği 3-4 savunmacıdan biri haline gelmişti.

Sezon sonunda kontratı bittiğinde Popovich ve Spurs onu almak için harekete geçti. Heat’in onu takımda tutmak istediği ama Amiral Robinson’ın kişisel isteği ve ilgisi sonrası Bowen’ın Spurs’le imzaladığı söylenir. Sakatlık ve ceza dışında parkeye ayak basabildiği tüm maçlara ilk 5 çıkar Bowen. Szczerbiak’a attığı okkalı tekme hala youtube’da en çok izlenen videolardandır. Yine NBA 2. Savunma takımına seçilir, artık tescilli bir sert savunmacı, kaya hatta kimilerine göre pisliğin tekidir.
Sonraki 6 sezon sadece 6. sezonunda tek maç kaçırarak tüm maçlarda oynar ve ilk 5 çıkar. Bir kez daha NBA 2. Savunma takımına seçildikten sonra beş sezon aralıksız NBA’in En İyi Savunma takımına seçilir. Bu 5 sezonun ikisinde NBA’in en iyi 2. savunmacısı olur. Spurs’le 3 şampiyonluk yaşar. Bowen’la eşleşmek rakip skorerler için tam bir kabustur bu dönemde. Korkusuzdur, gözüpektir, saldırgandır.

Ancak her güzel şeyin olduğu gibi bu hikayenin de bir sonu var. Bowen özellikle 2007-2008 sezonu sonunda çeşitli sakatlıklar yaşamaya başlayıp ayaklarındaki hızı kaybedince senelerdir çok da alışık olmadığı yedek sırası günleri başlar onun için. Artık 38 yaşında olan Bowen fazla süre bulup oynamadıkça, hızı iyice azalır, reaksiyon zamanı düşer ve zaten çok az kullandığını şutları sokamamaya başlar. Takımdaki önemli oyuncuların sakatlıklar nedeniyle uzak kalışı ve Spurs’ün de bir türlü tam kadro sahaya çıkamaması, tamamlayıcı Bowen’ı tamamlayacak parça bulamaz halde bırakır. Artık bir anda yavaş, yaşlı ve yetersiz bir adamdır Bowen. 81 maçta parkeye inse de süresi yarı yarıya azalmıştır. Sadece 10 maça ilk 5 çıkar ve sezon sonunda Richard Jefferson karşılığında Bucks’a takas edilir. Bowen olduğu, efsane olduğu takımdan kopar. Bucks da kucak açmaz ona ve kontratını satın alıp serbest bırakır onu. Bu sezon için kazanacağı parayı da cebine koymuş olan Bowen, geçen sezon yedek sırasında otururken çokça düşündüğünü yapar ve basketbolu bırakır. Bırakırken söylediği söz ise şudur Bowen’ın:

“Nasıl başladığınız değil nasıl bitirdiğiniz önemlidir. Umarım benim yaşadıklarım geldiği yerden bir türlü memnun olmayan oyunculara örnek olur.”

Son sözleri iyice düşmeden zamanında bırakmayı ve çalışmayı öğütler hala. Bowen önemli bir örnektir sadece sayı atarak basketbolcu olunmayacağı noktasında.

Güle güle Yaşlı Kurt…

>Dallamasyon!

Temmuz 31, 2009, 12:46 pm | LA Lakers, Miami Heat, NBA kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>Madem ilk yaptıkları teklifi kabul edecektin bunca zamandır ne bulandırdın ortalığı! Bir de gidip Wade’e, Heat’e umut veriyor! Şekil yapma ağzını da kaybol şimdi! Hala mı duruyorsun, yürü git!

>Bu Senenin Bezdireni Odom

Temmuz 27, 2009, 9:51 pm | Basketbol, LA Lakers, Miami Heat kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>Geçen yazı Cristiano Ronaldo’nun Real’e gidip gitmeyeceğine dair onbinlerce haberle geçirmiş, elemanın bu yaz imza atmasıyla rahatlamıştık. Hem futbol hem basketbol takip edince adeta yağmurdan kurtulup doluya tutulmuş hesabı bu sene de LAmar Odom başımıza bela oldu. 3 haftadır nereyi açsak Odom yazılıyor. Yok teklif aldı yok Lakers teklifini geri çekti efendim Heat geldi, Cavs gitti Celtics acaba dedi, olmadı kıçında çıban, burnunda sivilce çıktı, asabı bozuldu, beli kaykıldı!

Yeter ya sıkıldım valla Lamarından da Odomundan da. Nereye gidecekse gitsin, atsın imzayı Lakers’a mı Heat’e mi atacaksa, yoksa hususi Amerika’ya gidip odunla kovalayacağım dingili, o imza kalemini de alıp…!

Çık git! Yürrrrüüüüüü!

>Orlando Matt Barnes ile Anlaştı!

Temmuz 21, 2009, 1:08 pm | Cleveland Cavs, Houston Rockets, Indiana Pacers, LA Clippers, Miami Heat, Minnesota Timberwolves, NBA, Orlando Magic, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Matt Barnes geçen sezon Phoenix formasıyla sahne alan öncesinde Golden State’te parlayan, hem kısa hem uzun forvet oynayabilen çok yönlü bir oyuncu. Boş üçlüklerde bir çok kez cezayı keserken yakalayabileceğiniz ya da savunmada bir sürü uzun arasından ribaundu çekerken görebileceğiniz bir isim. Bu sezon sonunda Phoenix ile kontratı bitince serbest kalmış ve takım aramaya başlamıştı. Lüks vergisi nedeniyle önemli oyunculara teklif dahi sunamayan Magic 1980 doğumlu Barnes’ı biraz da şampiyonluk ve yüzük vaadi ile ucuza kapattı. Barnes 2. senesi oyuncu opsiyonlu kontratla Magic’ten toplamda 3.2 milyon $ alacak. Bu imza sonrasında forvet ve uzun rotasyonu tamamlayan Magic’in bu noktadan sonratakıma yapacağı tek önemli ekleme oyun kurucu pozisyonunda olur. Keza Nelson ve Johnson koca bir sezonu, Johnson bir yaş daha yaşlanmışken kaldıramazlar. Hatta şu sıralar yine eski bir Golden State oyuncusu olan C.J.Watson’ın adı ciddi şekilde geçmekte o pozisyona. Gelsin gelmesine de sadece 1,85 boyunda olması ve hatta gelmesi ile rotasyonda Johnson’ın önüne geçme ihtimali bile beni ürkütüyor. Nelson’ın kısa boyu ve eksik gücünden çok çekmişken yine sadece 1,85 boyundaki bir oyun kurucuyla dominant oyun kuruculara karşı ne yaparız çok merak ediyorum.

Öte yandan diğer takımlar da kadrolarını şekillendirmeye devam ediyorlar.

Nash Phoenix ile sözleşmesini 2 sene ve 22 milyona uzattı, yine takımın ağır ağabeyi olacak.

Jarret Jack Indiana Toronto’nun teklifini karşılamayınca Hidayet’in takım arkadaşı oldu, Toronto arka alanda rahatladı.

Jack’i Toronto’ya bırakan Indiana da her an Earl Watson ile imzalayabilirmiş ki hastayımdır Watson’a.

Jazz Paul Millsap’in Portland’la imzaladığı ağır kontratı kredi alarak da olsa karşıladı. İmza bedeli olarak 10 milyon verdiler Millsap’e. Millsap’in kontratı o imza bedeli hariç neredeyse Gortat’ın ki ile aynı. Demek ki Millsap yeterince iyi bir adam değil!

Minnesota Telfair, Madsen, Smith’i Clippers’a vererek kısa forvet Quentin Richardson’ı kadroya kattı. Bu vesileyle Q Rich 1 ayda 3. kez takas olarak rekora doğru koşmaya başladı. Bu takasla ilgili sabonis’in blogu Konyalı Portlandlılar’da güzel de bir yazı mevcut, okuyun derim.

Jamario Moon Cavaliers ile imzaladı. Kontratın detayları henüz belli değil. Moon sınırlı serbest ve Miami’nin bu teklifi karşılamayacağı konuşuluyor bir çok yerde.

Marquis Daniels Celtics ile imzalamış. Dallas’ta kariyerinin başında birden parlayıp sonrasında o performansı bir daha yakalayamamış bir adam Daniels. Saçlarına hastayım. Artık Wallace’la şampiyonluk yolunda yedek kuvvet olarak sahne alacak.

Yao Ming’in sakatlığının çok ciddi olduğu ve önümüzdeki sezon oynamayacağı neredeyse kesinleşti. Bu ligin Asya’daki popülerliğine, Rockets’ın forma ve hatıralık eşya satışlarına ciddi sekte vuracaktır. Sırf şu sakatlık gelecek seneki salary cap’in daha da düşük olacağının göstergesi olmuştur bence.

Miami’de Bildik Senaryo

Mart 31, 2009, 4:41 am | Miami Heat, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

İlk çeyrekte Lee’nin erken 2 faul alıp çıkmasıyla oyuna giren Pietrus Wade’i bir hayli iyi savundu. Miami bu nedenle 21 sayıda kalınca ilk çeyrekte 7 sayılık farkı yakalamak Magic için çok zor olmadı. Ancak 2. çeyrekte çok başarılı bir takım savunması yaptı Heat ve Magic yedeklerini bir hayli iyi kitlemeyi başardı. İkinci çeyreğin sonuna doğru tekrar oyuna giren Alston’un içe penetreleriyle tekrar oyuna tutunan Magic bir ara geri düşse de devreyi Pietrus ve Hido’nun sayılarıyla önde kapatmayı başardı. Özellikle 2. çeyrek umut vermezken Howard’ın %100 serbest atış, Hidon’nun %0 saha içi isabet yüzdesiyle oynaması, buna rağmen Howard’ın 10, Hido’nun 6 sayı atmış olması ilginç bir ayrıntı oldu. Devre arası normalde 15 dk olması gerekirken, aşağıda anlattığım forma emekliliği töreni nedeniyle 1 saat sürdü.

İkinci devreye Magic adına iyi başlayan isim ilk devrenin neredeyse tamamını kenarda geçiren Lee oldu. Attığı 2 üçlükle hem kendini buldu hem de Heat’i savunmada değişiklik yapmaya itti. Heat maça tutumaya çalışırken en büyük yardımı basit düdükler çalan hakemlerden gördü. Başa baş giden maçta Magic sayılarının üretiminde hep servisi yapan ise Hidayet’ti. Lewis’in de temposunu yakalamasıyla Heat’in sıkıntısı arttı. Bir ara O’Neal bir ara Chalmers Wade’e yardmcı olmaya çalışsade sıklıkla skor üretiminde yalnız kalan Wade Heat’i oyunda tutmaya çalıştı. Heat o kadar Wade merkezlibir oyun oynuyor ki onun kenarda oturduğu her saniye hem oyun hem de skor olarak eziliyorlar. 3. çeyrek sonunda oyunu 70-69’a getirdikten sonra kenara geldi Wade ve 1:50’lik sürede bir anda fark 7 sayı oluverdi. Wade’in tekrar oyuna girmesi ve Magloire’ın hareketli oyunuyla Heat tekrar maça asıldı. Son çeyrekte kalasikleşen şekilde Magic’i oyunda tutan isimlerin başında Hidayet geldi (4.çeyrek 8 sayı). Magloire’ın rolünü daha sonra Chalmers üstlendi ve Wade’le beraber galibiyet için her şeyi yaptılar. Magic’te ise her hücumda bir başka oyuncu ön plana çıkarken son 2 dakikaya kafa kafaya girildi. Miami öne geçme şansını kullanamayınca Lewis ve Howard’la 5 sayı öne fırlayan Magic’i Wade yakalamaya çalışsa da son saniyelerde topu hep Redick2e veren ve ona yapılan taktik faullerde sayıya ulaşan Magic maçı da 101-95 kazanmayı başardı. Hakemler Mourning için bu anlamlı gecede biraz da bizim tuzumuz olsun diye çok uğraştı ama maç sonu oynatmayı bilen Koç ve oynamayı bilen takım maçı kazanmasını bildi.

>Miami’de Bildik Senaryo

Mart 31, 2009, 4:41 am | Miami Heat, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>İlk çeyrekte Lee’nin erken 2 faul alıp çıkmasıyla oyuna giren Pietrus Wade’i bir hayli iyi savundu. Miami bu nedenle 21 sayıda kalınca ilk çeyrekte 7 sayılık farkı yakalamak Magic için çok zor olmadı. Ancak 2. çeyrekte çok başarılı bir takım savunması yaptı Heat ve Magic yedeklerini bir hayli iyi kitlemeyi başardı. İkinci çeyreğin sonuna doğru tekrar oyuna giren Alston’un içe penetreleriyle tekrar oyuna tutunan Magic bir ara geri düşse de devreyi Pietrus ve Hido’nun sayılarıyla önde kapatmayı başardı. Özellikle 2. çeyrek umut vermezken Howard’ın %100 serbest atış, Hidon’nun %0 saha içi isabet yüzdesiyle oynaması, buna rağmen Howard’ın 10, Hido’nun 6 sayı atmış olması ilginç bir ayrıntı oldu. Devre arası normalde 15 dk olması gerekirken, aşağıda anlattığım forma emekliliği töreni nedeniyle 1 saat sürdü.

İkinci devreye Magic adına iyi başlayan isim ilk devrenin neredeyse tamamını kenarda geçiren Lee oldu. Attığı 2 üçlükle hem kendini buldu hem de Heat’i savunmada değişiklik yapmaya itti. Heat maça tutumaya çalışırken en büyük yardımı basit düdükler çalan hakemlerden gördü. Başa baş giden maçta Magic sayılarının üretiminde hep servisi yapan ise Hidayet’ti. Lewis’in de temposunu yakalamasıyla Heat’in sıkıntısı arttı. Bir ara O’Neal bir ara Chalmers Wade’e yardmcı olmaya çalışsade sıklıkla skor üretiminde yalnız kalan Wade Heat’i oyunda tutmaya çalıştı. Heat o kadar Wade merkezlibir oyun oynuyor ki onun kenarda oturduğu her saniye hem oyun hem de skor olarak eziliyorlar. 3. çeyrek sonunda oyunu 70-69’a getirdikten sonra kenara geldi Wade ve 1:50’lik sürede bir anda fark 7 sayı oluverdi. Wade’in tekrar oyuna girmesi ve Magloire’ın hareketli oyunuyla Heat tekrar maça asıldı. Son çeyrekte kalasikleşen şekilde Magic’i oyunda tutan isimlerin başında Hidayet geldi (4.çeyrek 8 sayı). Magloire’ın rolünü daha sonra Chalmers üstlendi ve Wade’le beraber galibiyet için her şeyi yaptılar. Magic’te ise her hücumda bir başka oyuncu ön plana çıkarken son 2 dakikaya kafa kafaya girildi. Miami öne geçme şansını kullanamayınca Lewis ve Howard’la 5 sayı öne fırlayan Magic’i Wade yakalamaya çalışsa da son saniyelerde topu hep Redick2e veren ve ona yapılan taktik faullerde sayıya ulaşan Magic maçı da 101-95 kazanmayı başardı. Hakemler Mourning için bu anlamlı gecede biraz da bizim tuzumuz olsun diye çok uğraştı ama maç sonu oynatmayı bilen Koç ve oynamayı bilen takım maçı kazanmasını bildi.

Alonzo Mourning

Mart 31, 2009, 3:15 am | Miami Heat, NBA kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Bu geceki Miami – Orlando maçında her şeyden önce bir yıldızın kayışına şahit olduk. 15 senelik profesyonel basketbolculuk kariyerinin 11’ini Heat’te geçiren, 2 defa böbrek nakli olan ama basketbolu diz sakatlığı nedeniyle bırakmak zorunda kalan Alonzo Mourning resmen emekli oldu ve forması da Heat tarafından emekli edildi. 33 Numaralı forma artık American Airlines Arena’nın tavanında asılı…
Adına düzenlenen törende Florida Valisi, Georgetown Üniversitesinden koçu John Thompson, Patrick Ewing, Udonis Haslem, Pat Riley söz aldı. Riley Mourning’in kurduğu fona bir de Heat adına 50.000 $’lık bağışta bulunarak eski oyuncusunu onore etti. O koca adamı ağlarken, sanki en sevdiğini kaybetmişçesine yaşlanan gözlerini silerken görmek herhalde ancak gerçekten severek ve aşıkçasına spor yapmış olanların anlayabileceği bir şey. Gerçek basketbolseverler için Mourning bir azim ve istikrar abidesidir. Haslem’in söylediği gibi antrenmanda en çok çalışan ve en geçe kalan adam salondan çıkarken arkasını dönüp baktığında Zo’nun hala çalıştığını görürdü. O basketbolseverler için kuşkusuz bir efsaneydi. İnanılmaz bir profesyonel, harika bir halk insanı. Zo artık emekli, bizlerse onu seyredip, azmini, sporculuğunu görmüş olanlar, çok şanslıyız.

>Alonzo Mourning

Mart 31, 2009, 3:15 am | Miami Heat, NBA, Uncategorized kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bu geceki Miami – Orlando maçında her şeyden önce bir yıldızın kayışına şahit olduk. 15 senelik profesyonel basketbolculuk kariyerinin 11’ini Heat’te geçiren, 2 defa böbrek nakli olan ama basketbolu diz sakatlığı nedeniyle bırakmak zorunda kalan Alonzo Mourning resmen emekli oldu ve forması da Heat tarafından emekli edildi. 33 Numaralı forma artık American Airlines Arena’nın tavanında asılı…
Adına düzenlenen törende Florida Valisi, Georgetown Üniversitesinden koçu John Thompson, Patrick Ewing, Udonis Haslem, Pat Riley söz aldı. Riley Mourning’in kurduğu fona bir de Heat adına 50.000 $’lık bağışta bulunarak eski oyuncusunu onore etti. O koca adamı ağlarken, sanki en sevdiğini kaybetmişçesine yaşlanan gözlerini silerken görmek herhalde ancak gerçekten severek ve aşıkçasına spor yapmış olanların anlayabileceği bir şey. Gerçek basketbolseverler için Mourning bir azim ve istikrar abidesidir. Haslem’in söylediği gibi antrenmanda en çok çalışan ve en geçe kalan adam salondan çıkarken arkasını dönüp baktığında Zo’nun hala çalıştığını görürdü. O basketbolseverler için kuşkusuz bir efsaneydi. İnanılmaz bir profesyonel, harika bir halk insanı. Zo artık emekli, bizlerse onu seyredip, azmini, sporculuğunu görmüş olanlar, çok şanslıyız.

Orlando @ Miami

Mart 31, 2009, 1:54 am | Miami Heat, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Hala ayakta olan basketbolseverler için

http://atdhe.net/live-tv-5746.html

>Orlando @ Miami

Mart 31, 2009, 1:54 am | Miami Heat, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Hala ayakta olan basketbolseverler için

http://atdhe.net/live-tv-5746.html

>Miami Marion’ı Toronto’ya Takas Etti

Şubat 14, 2009, 12:35 am | Miami Heat, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Matrix’in nereye gideceği uzun zamandır muallaktı. Miami’de dokular uyuşmamış ve bir türlü Wade’in takımında bir ağırlık kazanamamıştı Marion. Bir çok takımla adı gündeme geldi ancak istikameti Kanada oldu sonunda. Indiana’dan Jermaine O’Neal’ı çok büyük planlar dahilinde getirmişti Toronto ama bu takas beklemedikleri şekilde onlara çok şey kaybettirdi. Hem Toronto hem O’Neal yollarını ayırarak doğru karar vermiş oldular kuşkusuz, dokular uymayınca vücut organı reddediyor. Sonuç olarak Miami 5 numarasına kavuştu, Beasley’i ilk 5’e alma imkanını yakaladı ve bir joker Moon’u kadrosuna katarak play-off yolunda verimsiz yıldızından kurtularak önemli bir adım attı. Toronto ise 5 numaraya Bosh’u kaydırıp Matrix’i uzun forvete koyup son bir play-off atağı yapmaya çalışacak artık. Paketteki Banks’e değinmiyorum, çünkü takasın ana malzemesi Matrix bu sezon faydası dokunsa bile asıl faydayı sezon sonu biten kontratı ile verecek Toronto’ya, tam 17,2 milyon $. Takas bütün itibariyle şöyle gerçekleşti:

Jermaine O’Neal + Jamario Moon + 2010-15 arası lotarya korumalı 1. tur hakkı
=
Shawn Marion + Marcus Banks + nakit para

Miami Marion’ı Toronto’ya Takas Etti

Şubat 14, 2009, 12:35 am | Miami Heat, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Matrix’in nereye gideceği uzun zamandır muallaktı. Miami’de dokular uyuşmamış ve bir türlü Wade’in takımında bir ağırlık kazanamamıştı Marion. Bir çok takımla adı gündeme geldi ancak istikameti Kanada oldu sonunda. Indiana’dan Jermaine O’Neal’ı çok büyük planlar dahilinde getirmişti Toronto ama bu takas beklemedikleri şekilde onlara çok şey kaybettirdi. Hem Toronto hem O’Neal yollarını ayırarak doğru karar vermiş oldular kuşkusuz, dokular uymayınca vücut organı reddediyor. Sonuç olarak Miami 5 numarasına kavuştu, Beasley’i ilk 5’e alma imkanını yakaladı ve bir joker Moon’u kadrosuna katarak play-off yolunda verimsiz yıldızından kurtularak önemli bir adım attı. Toronto ise 5 numaraya Bosh’u kaydırıp Matrix’i uzun forvete koyup son bir play-off atağı yapmaya çalışacak artık. Paketteki Banks’e değinmiyorum, çünkü takasın ana malzemesi Matrix bu sezon faydası dokunsa bile asıl faydayı sezon sonu biten kontratı ile verecek Toronto’ya, tam 17,2 milyon $. Takas bütün itibariyle şöyle gerçekleşti:

Jermaine O’Neal + Jamario Moon + 2010-15 arası lotarya korumalı 1. tur hakkı
=
Shawn Marion + Marcus Banks + nakit para

Bir Nelson Rezaleti

Ocak 25, 2009, 5:00 am | Miami Heat, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Tam takım oyuncusu oldu, artık ön plana çıkmak için değil takımı için oynuyor derken 2 maçtır ayarı yine bozuldu Nelson’ın. Son periyotta 10 sayı yapmış olması ya da maçı 94-94’e getiren üçlüğü atmış olması hafifletmez bile takıma attığı kazığın etkisini. Tamam takım Boston mağlubiyetinden etkilenmiş, moraller bozuk, savunma yapmak ancak son periyotta akıllara gelmiş ama bu nedenlerin hiç biri Nelson’ı ve başına buyruk oyununu affettirmez. 94’ü getiren üçlükteki sut seçimi hatalıydı şansı yaver gitti ama son topta yaptığı asla ve asla affedilemez.

Van Gundy maçın başından sonuna kadar çok sinirliydi, sanırım ilk dakikadan itibaren olacakların farkındaydı. Bu haftanın oyuncusu ödülü gerçekten Nelson için hiç ama hiç iyi olmadı, tutturduğu istikrar ve oyun bir anda kocaman egosuna yem oldu gitti. 2 günlük ara ve Salı günü kendi sahasında çok yiyen Indiana ile oynanacak olması Magic için büyük bir toparlanma imkanı. Van Gundy yine elinden geleni yapıp 2 maç önceki Magic’i geri getirecektir.

Ha bu arada Wade’e inanılmaz saygı duyuyorum. Bu kadar hissettirmeden ve sakin bir yüz ifadesiyle böylesine muhteşem bir lider olmak nasıl bir meziyettir…

>Bir Nelson Rezaleti

Ocak 25, 2009, 5:00 am | Miami Heat, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Tam takım oyuncusu oldu, artık ön plana çıkmak için değil takımı için oynuyor derken 2 maçtır ayarı yine bozuldu Nelson’ın. Son periyotta 10 sayı yapmış olması ya da maçı 94-94’e getiren üçlüğü atmış olması hafifletmez bile takıma attığı kazığın etkisini. Tamam takım Boston mağlubiyetinden etkilenmiş, moraller bozuk, savunma yapmak ancak son periyotta akıllara gelmiş ama bu nedenlerin hiç biri Nelson’ı ve başına buyruk oyununu affettirmez. 94’ü getiren üçlükteki sut seçimi hatalıydı şansı yaver gitti ama son topta yaptığı asla ve asla affedilemez.

Van Gundy maçın başından sonuna kadar çok sinirliydi, sanırım ilk dakikadan itibaren olacakların farkındaydı. Bu haftanın oyuncusu ödülü gerçekten Nelson için hiç ama hiç iyi olmadı, tutturduğu istikrar ve oyun bir anda kocaman egosuna yem oldu gitti. 2 günlük ara ve Salı günü kendi sahasında çok yiyen Indiana ile oynanacak olması Magic için büyük bir toparlanma imkanı. Van Gundy yine elinden geleni yapıp 2 maç önceki Magic’i geri getirecektir.

Ha bu arada Wade’e inanılmaz saygı duyuyorum. Bu kadar hissettirmeden ve sakin bir yüz ifadesiyle böylesine muhteşem bir lider olmak nasıl bir meziyettir…

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.