Hayrettin’i Özlemek

Ocak 31, 2010, 11:05 pm | Futbol, Galatasaray, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Galatasaray Kalesi böylesini görmedi. Hayrettin’i özlediğini hisseden adamın psikolojisi ne derece bozulmuştur arkadaş! Hayrettin’i özlüyorum ben, Yardım et yüce Yaradan! Facia bu adam!

Reklamlar

Sağ Ayağı Olduğunu Hatırlayan Adam

Ocak 31, 2010, 9:20 pm | Fenerbahçe, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Şu adam %100 konsantre olabilse, istikrarını bir koruyabilse, Türk Futbolunun kazancı olacak. Ah Uğur Ah! Hem kendisi hem Daum yazık ediyor Uğur Boral’a.

The Time Traveler’s Wife

Ocak 30, 2010, 11:00 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
http://www.traileraddict.com/emd/11670

Tam anlamıyla muhteşem bir film. Koşulsuz sevmenin, aşkın ve bağlılığın ne olduğunu bilmeyenler bu filmi izlemeli, biliyorum diyenler ise ne kadar bildiklerini ölçmeli bu filmi izleyerek. Rachel McAdams ve Eric Bana harika birer performans sergilemişler, özellikle McAdams sanki gerçekten yaşıyor gibi oynamış. Hem yönetmenlik hem görüntü yönetmenliği muazzam. Final sahnesi çok etkileyici, ötesinde filmde aşkın ve sevginin saf halini buluyorsunuz. Yaradan böyle bir aşkı her hak edene yaşatır umarım, ilk başta ben talibim 🙂 Seyretmediyseniz seyredin, seyrettirin, pişman olmazsınız.

Not: Eğer ne olacağını bilmeden, heyecanla seyretmek istiyorum diyorsanız trailer’ı izlemeyin derim.

Zaman Kimseye Acımıyor

Ocak 30, 2010, 7:30 pm | Cleveland Cavs, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
 
Orlando Magic – 1992
 
Cleveland Cavaliers – 2010

Wilshere Bolton’da

Ocak 30, 2010, 1:00 pm | EPL, Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
“Korkusuzca ve güvenle oynuyor. Diğer oyuncular pas vermek için onu arıyorlar. Bu kadar genç ve bu kadar iyi olabilmek normal değil. Jack’in Güney Afrika kadromuzda olup olmayacağı henüz belli değil. Bu daha çok Arsene Wenger’in onu devamlı oynatıp oynatmayacağı ile ilgili. Devamlı oynarsa bizimle gelebilir.”

Fabio Capello – İngiltere Milli Takım Teknik Direktörü
İşte böyle demişti Capello Wilshere için. Gerçekten de her şey Wenger’e bağlıydı ve Wenger Wilshere’a bir türlü bir yer bulamadı kadroda, 1’i lig olmak üzere sadece 7 resmi maçta forma giyebildi Jack Wilshere. Dün ise çok farklı bir gelişme oldu ve Wenger insafa gelmiş olacak ki sezon sonuna kadar bunalımdaki Bolton’a kiralık gönderdi. Ben kendi adımda futbolcu yetiştirmekte bu kadar zorlanan İngiltere’de Wilshere’ın kalıcı olmasını ama önce oynayıp kendini göstermesini çok isterim. Çocuk gerçekten yetenekli ve oyunu izleyiciye zevk veriyor. Umarım Coyle ona yeterince forma verir

Satıcı!

Ocak 30, 2010, 9:00 am | EPL, Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Gianfranco Zola’nın sanırım Eidur Gudjohnsen için söyleyecek daha iyi bir sözü yoktur. Zola ile görüşmüş ve her konuda anlaşmış olmasına karşın imzaya beklenirken gidip Tottenham ile anlaşma imzalayan Eidur Gudjohnsen de ziyadesiyle hak ediyor Zola’nın dedikleri doğruysa. Monaco’da dikiş tutturamadıktan sonra bana kalsa West Ham onun için doğru adresti ama Eidur tıpkı Barcelona’daki, Chelsea’deki gibi daha fazla rakibinin olduğu Spurs’ü seçti. Spurs’te Crouch, Defoe, Keane, Pavlyuchenko gibi isimlerle forma kavgası verecek İzlandalı. Ama bir diğer faktör de sarı inadı sanırım, kendine çok güveniyor sarışın golcü, attığı imza bunu gün gibi anlatıyor.

Ancak West Ham’dan bakınca o bir Satıcı!

Marka Yaratmak

Ocak 29, 2010, 10:45 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Mancini İngiltere’ye ayak basalı daha 2 ay olmadan Manchester City Mancini markasını yarattı. Bugüne kadar raflarda mütevazi bir şekilde duran ve müşterisini bekleyen çubuklu ya da parçalı diyebileceğimiz City atkısı bir anda İngiltere’de en çok satılan lisanslı spor ürünü halini aldı. City maçlarında taraftarların artık atkılarını Mancini gibi taktıkları ve neredeyse atkılarının tamamının resimdeki gibi olduğunu görüyoruz. Mancini atkısının fiyatı 8 Pound ve şu an ne internetten ne de herhangi bir mağazadan alamıyorsunuz çünkü tüm stoklar tükenmiş durumda. Maliyeti 1 Pound’u bulmayacak bir üründen % 700 kazanmanın formülü ise sadece ve sadece Mancini gibi karizmatik bir adamı kulübeye koymaktan geçiyor. Sonuçta İtalyan dediğin giyinmeyi biliyor, yeri geldiğinde marka yaratıyor. Hem City hem Mancini kazanıyor.

Eski Formalarla Eski Ruh Canlandı

Ocak 29, 2010, 2:15 pm | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

İlk 3,5 çeyrek çok net bir şekilde ezildi Magic Boston karşısında. Ama ilerleyen dakikalar artık Boston’ın yaşlanan bir takım olduğunun ispatıydı. Kalkmayan kollar, koşamayan bacaklar, sıçrayamayan dizler. Hele Wallace’ın kullandığı son şutun potaya bile değmemesi Boston’da ciddi bir rehabilitasyon ve rotasyona ihtiyaç duyulduğunun en önemli göstergesi. Orlando maçı gerçek 2 süper yıldızı Howard ve Lewis ile ligin belki de en overpaid uzunu Gortat’ın oyunlarıyla kazandı. Tabii ki en başta 2 uzunlu 5’e dönen Van Gundy’nin hakkını yememek gerek. Ultra, mega, süper yıldız Vince Carter’ın bu istikrarlı ve başarısı paçalarından akan oyunu sürdükçe (!) bu tip taktik değişikliklere Magic’in daha çok ihtiyacı olacak. Lewis’in bitime 1,3 saniye kala attığı inanılmaz zor ve uzun adımlı turnike maçı getirirken Doc Rivers’a da selam etmiş olduk ma-camia. Eski formalarımız, nostalji gecesinde o eski savaşçı ruhu geri getirdi adeta. Savaşan, en azından takımın bir kısmı, Magic bu sezonki en önemli galibiyetlerinden birini aldı. Şu an için artık aklımdaki tek şey acaba bu ligde Carter’ı takasla alacak kadar enayi bir GM daha var mı?

Bir de Howard’ın hakeme attığı bir tam saha pas var ki gülmekten karnım ağrıdı 🙂

Hidayet Sonunda Patladı!

Ocak 29, 2010, 11:50 am | NBA, NY Knicks, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bir kaç seferdir Hidayet’in artık kıvama geldiğini ve yavaş yavaş bildiğimiz Hidayet olma yolunda olduğunu söylüyorduk. Son maçlardaki hırslı oyunu dün gece artık isabetli ve istatistiksel olarak da verimli hale dönüştü. Bunun ceremesini çeken taraf da New York cephesi oldu. D’Antoni her fırsatta Hidayet’i çok sevdiğini ve oyununu çok beğendiğini söylerdi, bir kez daha onun her türlü çabasını parkeye gömen adam Hidayet oldu. 26 sayı 11 ribauntla double double yaptı Hidayet. Tam saha koşup smaç bastı, üçlük soktu, orta mesafeden attı, Lee’nin üzerinden ribaunt aldı, blok yaptı, top çaldı ama Kanada’ya geldiğinden beri ilk kez tabelayı bu kadar etkili bir şekilde değiştirdi. Onun açığını kapatan Bargnani ve Jack adeta yokken o tek başına onların açığını kapadı.

Maç sonu röportajına Hidayet’i adeta zorla, kolundan çekerek getiren TSN muhabirinin sorusu açıktı “Bu gece sende farklı olan şey neydi?” Hidayet tek kelimeyle cevap verdi “Top”. Yaklaşık bir 5-6 saniye konuşamadı muhabir “Ne anlamda?” diye sordu, cevap yine kısa ve doyurucuydu “Bu gece topu bana verdiler”.

Hidayet dönmüştür. Belki yine kısır maçları olacaktır ama artık o yeni takımının omurgasındaki yerini tamamiyle almış durumda.

Semih Kaya Bulundu, Gönderildi!

Ocak 29, 2010, 8:30 am | Futbol, Galatasaray, Gaziantepspor, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın


Haber zaten kendini anlatıyor. Anlatıyor da daha geçen gün nerede bu çocuk diye sormuştuk. Sorduktan sonra Ankaragücü maçında kulübede görünce heveslenmiş, acaba tekrar izleyebilirmiyiz Semih’i demiştik. Tekrar izleyeceğiz gerçi de Galatasaray forması ile değil. Coucerio’ya teslim artık Semih, en azından 4 ay. Umarım sık sık oynar da tecrübe kazanıp döner İstanbul’a ve gelecek sezon Servet-Neill’in arkasındaki ilk alternatif olur.

Odd Man Out

Ocak 29, 2010, 3:30 am | Futbol, Galatasaray kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

87 resmi maçta Galatasaray formasıyla 40 gole imza attı Shabani Nonda. İlk sezonunda Fenerbahçe’ye attığı golün önemi çok büyüktür, şampiyonluk yolunda çok önemli bir imzadır o takipçiliği. 2,5 sezonda kısıtlı fizik gücüne rağmen her gerektiğinde işini yapan adamdı, belki böyle gitmeyi hak etmemişti ama en kolay harcanabilir adam olduğu da gerçekti. Galatasaray’da hiç bir zaman vaz geçilmez adam olamadı, o diz sakatlığı eski Nonda’dan çok şeyleri alıp götürmüş geriye kalansa sadece iyi bir alternatif olmuştu. Gerçekten de iyi bir alternatifti ama pek de sevemediğimiz o mor formalar ona da iyi gelmedi. Yaptıkları ve yapamadıklarıyla Galatasaray’da iz bıraktı, onu hiç birimiz kötü hatırlamayacağız. Yolun açık, kazancın bol olsun Nonda.

Çocuk Daha Ya Bu!

Ocak 29, 2010, 1:03 am | Futbol, Galatasaray, Transfer kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Baba bildiğin Lise 1’e giden tıfıl çocuk daha bu eleman 🙂 İnşallah yüzü küçük görünse de fubolu büyük olur.

Yeter Ergin Ataman Yeter!

Ocak 27, 2010, 11:30 pm | Basketbol, Efes Pilsen kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Biraz onurlu ol, bırak artık şu takımın yakası, ver istifanı git! Yılların köpüklü Efes’ini gazı kaçmış sade gazoza çevirdin! Git Avrupa’da bir takım çalıştır, yeter artık Türk Basketbolu’nu bitirdiğin!

Blackburn Türk Ocağı

Ocak 27, 2010, 8:12 pm | EPL, Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Blackburn Rovers ve Türk Futbolu arasında çok ciddi bağlantılar var. Bu iş ilk olarak Graeme Souness ile başladı ve hala devam ediyor. İlk götürdüğü isim İskoç Hoca’nın Tugay Kerimoğlu olmuştu Rovers’a. Tugay zaten hepimizin bildiği gibi efsane oldu orada. Sonra İtalya macerası kaçışında Hakan Şükür uğramış bir müddet Blackburn’e ama diz kapağı kırılınca kalıcı olamamıştı Ada’da. Bir ara da Hakan Ünsal’ı misafir etmişti Blackburn şehri. Mutaassıp yaşam tarzı ve dil bilmemesi adaptasyon sorununa yol açınca Ünsal da kaçıp geri gelmişti Sami Yen’e. Şimdi sıra Yıldıray’da. Tugay nedeniyle Türk futbolculara karşı meyli yüksek olan Rovers tribünleri onu mutlaka çok sıcak karşılayacaklardır. Umarım sakatlıksız bir dönem yaşar ve eskisi gibi başarılı olur Baştürk. Sezon sonuna kadar kiralık olarak Ada’da, başarılı olursa sezon sonu kontratı bittiği için belki de artık sürekli. Rovers-Türk Futbolu bağlantısı da bununla sınırlı değil. Örneğin Amerikalı kaleci Brad Friedel da senelerce formasını terletti İngiliz ekibinin, Galatasaray’dan ayrılması sonrasında. Shabani Nonda da eski bir Rovers oyuncusu. Yetmezmiş gibi her sezon bir Rovers oyuncusu da bir Türk takımının transfer listesine girer. Bu liste de uzar gider. Blackburn’deki son Türk Baştürk’e selam olsun.

Dos Santos Galatasaray’da! İyi de Kim gitti?

Ocak 27, 2010, 2:14 pm | Futbol, Galatasaray, ozhano, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Neden Düşeriz Bruce?

Ocak 27, 2010, 8:25 am | Hayat, Sinema kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
And why do we fall, Bruce? 
So we can learn to pick ourselves up.

En sevdiğim repliklerden biridir, hatta efsanedir gözümde. Benim yaşadıklarımı da özetler niteliktedir. Bugün ayaktaysam etkisi çoktur. Düşen adam ayağa kalktığında fikren ve fiziken artık o düşen adam değildir, arkasına bakmadan ve aynı çukura bir kez daha düşmeden devam eder hayatına. Düşen adam aslında öğrenen adamdır, düşen adam aslında artık o eski adam değildir.

Peki neden düşeriz Bruce?

Galatasaray’dan Nokta Transfer!!!

Ocak 27, 2010, 12:15 am | Futbol, Galatasaray, komik kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Galatasaray’ın ihtiyacı olan isimdi, bu kadar hastayla ancak o başa çıkabilirdi. Dr. Gregory House 3 sezon için Galatasaray’da!!!

Fotoğraf Jesus Almeyda’dan, ben de biraz eklenti yaptım üzerine 🙂

İngiltere’de İngiliz Topçu Var mıydı Yaaa?

Ocak 26, 2010, 9:50 pm | EPL, Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Chris Smalling bu sezonu Fulham’la tamamladıktan sonra gelecek sezon Manchester United forması giyecek. Transfer için United’ın Fulham’a 8-10 milyon Pound arası verdiği konuşuluyor. Asıl önemli olan tabii ki fiyatı değil de son yıllarda Manchester, Liverpool ve Chelsea’nin ilk önemli İngiliz (!) transferi olması. Glenn Johnson’ı ayrı tutuyorum, çünkü o senelerdir “ben geliyorum” diyen bir isimdi. Oysa Smalling 2 sene önce İngiltere’de Maidstone United adında bir amatör kulübün oyuncusuydu. Önce İngiltere 21 yaş altı milli takımına seçildi genç İngiliz. Fulham’daki hem başarılı hem istikrarlı oyunu, her maç 11’in değişme adamı olması onu United’a taşıdı diyemiyorum çünkü adam bu sezon Lig’de topu topu sadece 2 kez Fulham forması giydi. 2 kez kupa 4 kez de Avrupa Ligi’nde terletti o formayı. Yani Smalling’in geçen sezonla birlikte hesap edersek oynadığı toplam resmi Fulham maçı sayısı 9. Ve bu adamı yaklaşık 10 milyon gibi bir paraya Old Trafford’a getiriyor Sir. 1.94’lük 21 yaşındaki genç sanırım sezon sonuna kadar Sir’ün de isteğiyle düzenli forma şansı bulacak.

Netice olarak bu transferin gösterdiği gerçek İngiltere’de hala az da olsa İngiliz futbolcunun kaldığı ve ederlerinin normalin 3-5 katı olduğu.

Numaralar GS – Arşivlik

Ocak 26, 2010, 6:06 pm | Futbol, Galatasaray kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bu post kendime özel 🙂 Arşiv için atıyorum, yarın öbür gün dönüp baktığımızda kim kaç numaralı Aslanmış hatırlayalım diye. Bir de Dos Santos meselesi var ki, o gelirse bence gitmesi gereken adam 25 numaralı formasıyla Leo Franco’dur. Aykut ve Ufuk varken kendisi bize çok ama çok lüks.

Hayat Felsefesi’ne Artı #1

Ocak 25, 2010, 11:15 pm | Futbol, Hayat kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

”  Çıkarken kapıyı çok sert kapatırsan bir daha açılmamasına sebep olursun.”

Şenol Güneş

Hidayet Dönüyor!

Ocak 25, 2010, 9:40 pm | LA Lakers, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
http://i.cdn.turner.com/nba/nba/.element/swf/1.1/cvp/nba_embed_container.swf?context=&videoId=games/raptors/2010/01/24/0020900648_lal_tor_recap.nba

Hidayet’in isyanı derken bunu kastediyordum. Bu adam basketbola tekrar döndü sonunda. Hidayet tekrar çabalıyor, sonuna kadar gidiyor, isteyerek yırtınıyor! Dün gece en çok merak edilen sorunun cevabı oldu Toronto’a. Acaba bu takım ligin babalarına karşı neler yapabilecek? 20-30 fark mı yiyecekler yoksa sonuna kadar savaşacaklar mı? Hidayet’in bu sezon Jack ve Wright ile Toronto’ya öğrettiği bu: Savaşmak! Hidayet düzeliyor, son topu kullanacak cesareti yeniden kendinde bulabiliyor. Özel bir izleyicisi olarak ben gurur duyuyorum.

Bu Haber Doğru Olamaz!

Ocak 25, 2010, 4:31 pm | Futbol, Galatasaray, Sıkıntı, Transfer kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum

Eğer bu haber doğruysa, başta Adnan Polat ve Haldun Üstünel olmak üzere bütün Galatasaray yönetimine yazıklar olsun. Kewell öyle bozuk para gibi harcanabilecek, sıradan bir topçu değil. Acaba kayboluyor mu diye düşündüğümüz takım ruhunu yaşatan, Hagi’den sonra ilk kez yakalanan birleştirici faktör. Kewell sahadaki duruşu, oyun tarzı, örnek hareketleri ile bir rol modeli. Bunu gerçekten yapacaksınız güvenimizi ve inancımızı kaybedeceksiniz efendiler!

Arjen Robben’den nefis gol

Ocak 24, 2010, 11:00 am | Bundesliga, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bayern, Mario Gomez saolsun, pozisyonları harcadıkça harcadı ve maç 2-2’ye geldi. Bu durum ‘büyük yorumcu’ Ömer Üründül’ün ağzına mahalle futbolu tabiri olarak yapıştı ve sürekli ‘atamayana atarlar’ diyip durdu. Hatta en baba yorumu “Bak futbolu görüyor musun? Maç 6-1 olacakken 2-2 oldu. Futbol böyle bir şey işte…” idi. Neyse maçın son 10 dakikası. Bayern kalecinin solundan, Bayern’in sağından serbest atış kazandı. Robben ne vurdun sen öyle!!! Arka direkte biri tamamladı, ya da kaleci ufak bir dokunuşla topu direğin hemen üstünden kornere çeldi diye düşünürken meğer herkes kalenin içine girmiş. Hakkaten şahane bir gol… İzlemeye doyamam. Gol sonrası van Gaal ile sevinç de nefis. Gerçi Yılmaz Vural gibi gol oldu diye kendini yere atmadı van Gaal. Sadece geri geri gelirken takıldı ve düştü. Fakat ne farkeder. Medyanın çarpıtmasına geldi bir kere =)

(açamayana link >> http://www.youtube.com/watch?v=S02LHknOb5Q)

Yılmaz Vural’a Milli Takım Kulübesi Açıldı :)

Ocak 23, 2010, 8:30 pm | Futbol, komik, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum
Uruguay maçı sonrası Maradona (Arjantin Milli Takımı Teknik Direktörü)
Werder Bremen maçında Arjen Robben’in golü sonrası Louis van Gaal (Hollanda Milli Takımı eski Teknik Direktörü)
bu da herhalde Ankaragücü Teknik Direktörüyken Yılmaz Vural
Uçan-kaçan fotoğrafını bulamadım -olan varsa göndersin-
 
(Bunlar da benden olsun – cenky)

Sergio Canales

Ocak 23, 2010, 6:07 pm | Futbol, La Liga, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Sevilla karşısında ilk defa izlemiştim bu çocuğu. Sahadaki en genç isimdi. Uzun, ince, güçlü, dengeli, bileklerine hakim bir görüntüsü belli oluyordu. Ama ilk 4 şutunu dışarı atmıştı. Henüz 18 yaşında ama özgüveni yüksekti. Bu da onu cesur yapıyordu ve takımının ilk şutlarını atan isim olmaktan çekinmedi. Şutlarının dışarı gitmesindeki en büyük etken topu ayağına tam oturtamamış olmasıydı. Uzaktan şut atarak değil de kaleciyle karşı karşıya kaldığında yaptıkları beni oldukça şaşırtmıştı. Sevilla’ya attığı ilk gol nefis bir incelik içeriyordu. İkinci gol ise harika bir zekaya sahip olduğunu gösteriyordu Canales’in. İki gol de özgüven ön plandaydı. Takımın abisi ve kaptanı Pedro Munitis’e de teşekkür etsin Sergio. Bayramda bir çikolata, kolonya alıp elini öpmeye gitsin. Böyle paslar verilmez bir forvete. Gollerden sonra Chelsea, Real Madrid, Manchester City falan sıraya girmiş… İlk ben buldum bu çocuğu demek istiyorum!

NBA’de Sezonun Sürpriz Takımı

Ocak 23, 2010, 5:00 pm | Charlotte Bobcats, Memphis Grizzlies, NBA, OKC, Portland TBlazers kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Geçen hafta NBA Konferans sıralamalarına baktığımda son dönemlerde iyice biz olduk diye bağıran takımları play-off resminde görmüştüm. Bunun üzerine blog takipçilerinden NBA izleyicisi olanlara bir soralım bakalım “NBA’de bu sezon en büyük sürprizi hangi takım yaptı” diye düşünüp bir anket açtık. 6 günde 50 kişinin katıldığı anket aslında hem NBA’de en çok “baba” takımların takip edildiğini hem de diğer takımlardan çoğunlukla az haberdar olunduğunu gösterdi. Oy kullananların % 38’i şu anda Batı Konferansında 9, sırada olan ve 4.lükten sadece 1,5 maç geride olan Oklahoma City Thunder’ı ilk sırada gösterdiler. Yine Batı Konferansı 11.si Memphis 2. oldu. Sanırım herkes Memphis’i ligin en kötü 3-4 takımından biri olacak diye bekliyordu, yoksa 11. sıradaki bir takımın böylesi ilgi görmesi normal olmazdı. Bence asıl büyük sürpriz takım Bobcats 3. sırada çıktı anketten. Keza Charlotte doludizgin geliyor ve gelene 20 gidene 30 sayı fark atıyor şu sıralar. Bobcats’in bu formunu devam ettirirse Doğu’da 5. olma ihtimali de oldukça kuvvetli. Onlar için belki de yapılabilecek en önemli tespit Brown ile Jackson’ın kimyalarının uyması olacaktır. En sonunda doğru adamı buldular belki de. 2 sezondur artan başarılarına alışkın olduğumuz Portland son sırada çıktı anketten. Bir de bunlardan daha sürprizi var diyen 7 arkadaş var ki onlar hangi takımları kastetti çok merak ediyorum.

Sonuçta Çoban Salata okuru NBA takipçileri bu sezonun ilk yarısının sürprizi Oklahoma City Thunder’dır diyor.

Hidayet’in İsyanı

Ocak 23, 2010, 1:16 pm | NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Dün gece bu sezon hiç göremediğimiz Hidayet’i gördük sahada. Gerçi maçın 2. yarısında çıktı sahneye ama olsun özlemiştik böylesine bir Hidayet’i. Bu Hidayet’i geçen 2 sezondan çok iyi hatırlıyoruz aslında. Bu Hidayet son damla teri akana kadar savaşan, takımı için didinen ve asla vazgeçmeyen Hidayet. Son 4-5 maçtır Hidayet’in saha içindeki kendinle kavgasını izliyorduk. Bir türlü şut sokamıyor, savunma yapamıyor, ritm bulamıyordu. Dün gece maçın ilk yarısında erkenden aldığı 3 faul onu bençe mıhladı. Ama 2. yarıya çıktığında kendine isyan eden bir adam vardı sahada. Haftalardır pota altına giremeyen adam her fırsatta içeriyi zorlamaya çalıştı. Yine şut sokamıyordu belki ama bu sefer hem rakibi hem de kendini yenmek için oynadı. Ne zamandır yoktu suratındaki o hırs. Dün gece patlamak üzereydi, doldu doldu doldu ve patladı. Jarret Jack takımı tabelada tutarken o takımını ama önce kendini ateşledi. Öyle savaştı ki, öyle didindi ki, Hidayet dün gece Ocak ayının başından beri üzerinde olan ruhsuz, heyecansız ve bitik görüntüsünden sıyrıldı. Bu maç bu sezon için miladıdır Hidayet’in, bir daha kolay kolay onu bitik görmeyiz. Hem skor hem de çaba olarak Hidayet her geçen gün daha iyiye gidecektir. Bunu 13 senedir oynadığı maçların neredeyse % 70’ini seyretmiş biri olarak inançla söylüyorum. Toronto’nun artık gerçekten Hidayet’i var, imzalar şimdi kurudu.

Neye şaşıracağımı şaşırdım!

Ocak 23, 2010, 12:43 am | Barcelona, Futbol, George Best, Manchester United, messi, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Messi geçen hafta 101. golünü attı. 6. sezonunda böyle bir sayıya ulaşmasına şaşıranların sayısı çok. Nedeni ilginç. Bu adam santrafor değilmiş! Bu yüzden 187 maçta 101 golü geçmesi anormal bir durum olarak görülüyor. Bu savı üzerine basa basa dile getirmek çağdaş futbolda çok doğru değil. Değişen futbolda, artık golcü oyuncu tanımı da değişiyor. Santrafor olmak çok gol atmak anlamına gelmediği gibi, forvet ya da kanat oyuncusu olmak da az gol atmak anlamına gelmiyor artık.

Barcelona’nın oynadığı taktikte santrafor yok! İleri üçlü yani forvet elemanları var. Ve doğal olarak bu üç isim, bu takımın gol yükünü çekecek isimler. Aralarından biri de illa ki öne çıkacaktır. Bu da Messi oldu. Dünyanın en iyi takımının, belki de futbol tarihinin en iyi takımının forvet oyuncusunun 101 gole ulaşmasına santrafor olmadığı için şaşırmak kimi kalıplardan hala kurtulunamadığının göstergesi olsa gerek. Bu konuda soru işareti oluştu kafamda:

  • Messi santrafor değilse nedir?
  • Santrafor Güiza’ysa neden Messi kadar gol atamaz?
  • Gol atmak için Santrafor mu olmak lazımdır yoksa Messi mi olmak lazımdır?

Messi dönüşen futbolda santraforsuz oynanan sistemin gol ayağıdır. 101 gol atmasına şaşırmak zekilik ile delilik arasındaki ince çizgide olmaktır. Dönüşen futbolda santraforlar değil, forvetler gol kralı olmaktadır artık. Forlan, C.Ronaldo, Anelka… Gol krallığını zorlamaktadır… Tevez, Totti, Ronaldinho…

Asıl şaşırılması gereken konunun, hakiki bir sağ kanat oyuncusu olan, gerçekten bir santrafor olmayan George Best’in Manchester United kariyerinde 361 maçta 137 gol atması değil midir? Messi’nin bu kadar çok gol atmasına şaşıran kişilerin George Best’in bu yaptığı karşısında şaşkınlıktan o ince çizginin dışına çıkmaları gerekmez mi?

Kendi döneminde sağ kanat oyuncularının giydiği 7 numaralı formayı efsaneleştiren George Best Manchester United kariyerinde 361 maçta 137 gol attı. Kariyeri boyunca oynadığı 579 maçta ise 205 gole ulaştı. Üstelik santrafor değil… Gel de şaşırma!

İlk Muayene Ücretsiz

Ocak 22, 2010, 11:00 pm | Hayat kategorisinde yayınlandı | 11 Yorum

Bugün hayatımdaki belki de en önemli gündü. Özellikle son 2,5 ayda yaşadıklarımın üzerine bu günü, bugün yaşadıklarımı yaşayabilmek inanılmaz benim için. Bugün doktora tez savunma sınavına girdim ve başarıyla çıktım Yaradanın yardımı, sevenlerimin dualarıyla. Tam 5,5 yılımı aldı doktorayı bitirmek. Sadece 26 ay yapacağım deneye bütçe aradım, sonunda buldum, ekipmanlarımı aldım, tesisatı kurdum, şalteri kaldırdım kayıt cihazım (enerji analizörüm) patladı. İlave 2 ay da onun değişimi bekledim, etti mi sana 28 boşa giden ay. O aylar bana sağlam bir literatür taraması ve konuma ziyadesiyle hakimiyet olarak geri döndü, çok şükür demek gerek, her işte bir hayır var lafı burada vücut buldu da denilebilir herhalde.

Bu sabah yataktan Elektrik Yüksek Mühendisi olarak kalkmıştım, inşallah Elektrik Doktoru olarak yatacağım. Çok şükür! Çok uğraştım, çok yoruldum, çok didindim, ama en güzeli geçirdiğim bu fırtına sonrası sapasağlam, kuvvetle ve güvenle limana varmış olmam. Bugünden sonra yeni seferler var önümde, beni gerçekten sevenlerle, isteyenlerle, bana gerçekten değer verenlerle, bana numara yapmayanlarla, hep yanımda olanlarla, olacaklarla.

Bugün çok mutluyum, bugün gururluyum, bugün mağrur, en sonunda bugün artık doktorum!

Ve sevgili dostlar ilk muayenem ücretsiz, eğer kabul edersiniz sonrakiler de 🙂

Bu aralar Aurelio gibiyim

Ocak 22, 2010, 9:30 pm | aurelio, volkanbk3, xavi kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Bir kaç yazı önce de kendimi Xavi gibi hissettiğimi söyleyen bir başlık altında tuşlamıştım klavyeyi. Fakat tamamen o gün oynadığım maça dair bir hissiyattı bu. Bu seferki böyle değil. Bu sefer hayata dair bir Aurelio’luk var bende. Birşeyler yazmama engel olan bir şeyler var sanki ve bu ne bulamıyorum. Kimi tahminlerim var beni tutan şeylere dair. Ama tam bulamıyorum bunun nedenini… Bulana kadar da yan pas yapmaktayım Aurelio gibi. Yazamıyorum yani gole gidemiyorum. Sürekli yan pas… Al ver, sağa bak, sola bak, öne bak… Baktın dolu, kimse boşa kaçmıyor, pas atacak kimse yok geri dön, yan pas ver. Sonra en çok topa dokunan adam ol, en çok isabetli pas atan adam ol… Şu anda aynen böyleyim… Du bakalım ne zaman bitecek bu durgunluk. Herhalde ne zaman yine yeni şeyler söyleyebildiğimi hissettiğim zamanda gaza basabileceğim.

Bu arada şu istatistikleri ölçme şeklini değiştirin allah aşkına. Sırf bu yüzden Aurelio gibi adamlar sükse yapıyor. O tarz adamlar beğeniliyor. Bakınız Mustafa Sarp! Türk futbolunun önündeki en büyük engel şu istatistikler…

Okumak Üzerine Hayat Dersi

Ocak 22, 2010, 2:00 pm | Hayat, komik kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Moyes Senderos’un Peşinde

Ocak 22, 2010, 8:26 am | EPL, Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Çok memnun olduğu Neill’ı Galatasaray’a kaptıran Everton Teknik Direktörü David Moyes savunmaya acilen çözüm bulmaya çalışıyor. O kadar acziyet içine düşmüş durumdaki düşünün bir ara Belçika pasaportu olduğu için Önder Turacı’nın bile adı geçti. Manchester United’ın 760 milyon borcunun olduğu bir ortamda 750 bine tamah eden Everton idarecileri ise Moyes’in bonservisli bir transfer yapmasına izin verecek gözükmüyorlar. Böyle olunca Moyes sezon başında yüksek bedel nedeniyle alamadığı ilk göz ağrısına bir geri dönüş yaptı ve Arsenal’den İsviçreli Senderos’un peşine düştü. Senderos’un bu Arsenal’deki 5. sezonu. ilk 3 sezonunda 15 maç ortalamayla oynadıktan sonra geçen sezon Milan’a kiralık gitmiş, orada da 15 maç oynayıp yuvaya dönmüştü. Ancak Wenger onu bu sezon EPL’de hiç düşünmedi ve sadece 2 lig kupası maçında oynattı, kolay kolay da Arsenal formasını bir daha giyemeyecek gibi 1.90’lık defans oyuncusu. Sezon sonu kontratı da bitecek olan Senderos’u Everton’a getirmek isteyen Moyes’in işi pek de zor olmayacak gibi.

Eğer Moyes Senderos’u alamazsa AB pasaportu olan Baki Mercimek’i denesin bir de, hiç değilse son 2 sezonda Önder fazla maç tecrübesine sahip 🙂

Jo Alves Galatasaray’da!

Ocak 21, 2010, 7:37 pm | Futbol, Galatasaray, Transfer kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Nooldu, Duyamıyorum?

Ocak 21, 2010, 6:00 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Çok güzel mesaj, harika enstantane, müthiş bir fotoğrafçılık zamanlaması.
Foto Getty Images’tan

Bosh’a Giden Rekor ve Bizimkiler

Ocak 21, 2010, 12:35 pm | Hidayet Türkoğlu, Milwaukee Bucks, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

Bu sabaha karşı Toronto ve Milwaukee Bradley Center’da karşı karşıya geldiler. Doğu Konferansı play-off yarışında önemi ne kadar büyükse bu maçın bizim için de önemi üst düzeydeydi. Sonuçta 2 milli oyuncumuz takımlarında ilk 5 çıkacaklardı derken bir de baktık ki Ersan Skiles’tan kesik yemiş. Ersan’ın yerine Delfino ilk beşe yerleşmiş. Son maçlardaki, özellikle Redd gittikten sonra, formuyla Delfino bunu çok hakediyordu.

Maça çok hızlı başlayan Toronto, Bosh ve Hidayet’i gördük ancak Bogut ve Delfino’nun skorer oyununu 2. yarıda ciddi savunma enerjisiyle birleştiren Milwaukee, önceki akşam Lebron ve tayfasından dayak yemiş Toronto’yu yenmeyi başardı. Bogut normal şartlarda ne Bargnani ne Bosh’a bu kadar sert gelmemeliydi savunmada ama daha dün gece Shaq ve Varejao’nun çemberinden geçmiş 2 nispeten yumuşak adamı adeta hamur gibi yoğurdu Bogut. Ancak Bosh söz konusu pota rakibin olunca orada adeta devleşti. Tam 44 sayı yaparak Normal sezonlardaki en yüksek skoruna ulaştı. Bir çok basket faul aldı Bosh ama kesin olan bir şey var ki bu maçı ve rekoru pek de keyifle hatırlamayacak yıldız oyuncu. Devre arasında verdiği röportajda pota altında mücadele etmemiz ve ribauntları toplamamız şart diyordu. Haklıydı, Bucks tam 17 hücum ribaundu çekti ve bunların 4’ünü 1,5 senedir parkeye çıkmamış, dizleri sorunlu, yeni takımıyla ilk maçına çıkan Jerry Stackhouse aldı. Sonuçta boşa giden bir rekor ve çaba oldu Bosh’un ki.

Hidayet’in ilk çeyreğin başında gözüktükten sonra ancak son çeyrekte bir daha ortaya çıktığını görebildik. Ocak ayı onun için adeta kabus gibi. % 34 şut yüzdesi ve 10 sayı ortalamayla oynuyor bu ay Hidayet. Benzer şekilde Ersan da düzensiz Bucks hücumunda fazlasıyla istikrarsızdı. Ocak ayında % 35 şut yüzdesi ve 8.2 sayı ile oynuyor ve bu düşen formuyla ilk beşteki yerini de kaybetmiş durumda. Mehmet’in de Ocak’ta % 40’la 12 sayı attığını düşünürsek resim daha net çıkıyor ortaya. 3 oyuncumuz da sanki Türkiye’de ligleri tatile girmiş futbolcular gibi. Sanki bu oynadıkları maçlar Ziraat Türkiye Kupası maçları da kendilerini sıkmıyorlar. Üçünün birden bu durumda olmasının tek açıklaması Türk mantalitesi. Üçü de kendini tam anlamıyla maça veremiyorlar ve oyunlarından memnun olmamalarına rağmen dizginlerini ele alıp kendilerine gelemiyorlar. Maçlardaki yüz ifadelerine bakın, hep keyifsizler. Bu hem şutlarına hem oyunlarına yansıyor. Üçüne de biraz kafa dinleyecek süre gerek aslında. All-Star arasına kadar kendilerini toparlayamazlarsa son çare o arada yataktan kalkmamak. Hem kendilerine hem de onları takip eden bizlere sabırlar. Bugünleri negatif pik noktası olarak düşünüp doruğa çıkacakları günleri bekliyoruz artık.

Bu arada yukarıdaki fotoğrafta tribünlerin halinin ne kadar içler acısı olduğunu fark etmişsinizdir sanırım.

Şarap Gibi

Ocak 21, 2010, 10:42 am | Denver Nuggets, Detroit Pistons, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Chauncey Billups tam anlamıyla şarap gibi adam. Joe Dumars’ın kariyerindeki en büyük hatalardan biri onu takas etmek. Aynı şekilde Otis Smith’in onu alma şansı varken yakaladığı fırsatı kullanmaması da hem Smith’in kariyerinde hem de Magic’in geleceğinde bir dönüm noktası. 33 yaşını bitirmiş bir oyun kurucu, bu igde 14. sezonunu yaşayan bir dış oyuncu Billups. Dün gece Golden State’e karşı kariyer rekorunu egale etti ve 37 sayı attı. Uzatmaya giden maçta hem de uzatmada tam 10 sayı gönderdi Warriors potasına. Denver Iverson’da bulamadığını onunla buldu: Karar verme yeteneği. Adam ne zaman ne yapacağını çok iyi biliyor, gerektiğinde besliyor, gerektiğinde atıyor, gerektiğinde kenara çekiliyor. Bugün Anthony, Martin, Nene bu derece verimliyse sebebi bu adam. Gardın kadar konuş çok manalı bir laf. O lafın bugünkü manası da Chauncey Billups, yıllanmış şarap gibi. Sakatlıktan döndükten sonraki şu 5 maç performansına baksanıza. Yaşlandığı her gün tat katıyor basketbola.

>Türk Futboluna Yaranamayanlar

Ocak 20, 2010, 11:01 pm | Futbol, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

 
 

Türk Futboluna Yaranamayanlar

Ocak 20, 2010, 11:01 pm | Futbol, TSL kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum
 
 

>NBA’in Skor Makineleri

Ocak 20, 2010, 8:12 pm | Cleveland Cavs, LA Lakers, NBA, Philadelphia 76ers, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Dün gece Hidayet’in sezonun en kötü oyununu oynadığı maçta Cavs Toronto’yu mağlup ederken Shaq çok önemli bir işe imza attı. Dünkü maça kadar NBA kariyerinde 27998 sayı kaydeden Shaq 16 sayı daha yaparak 28000 sayıyı geçen NBA tarihindeki 5. isim oldu. Shaq daha ne kadar basketbol oynar bilemem ama üstündeki Chamberlain’i geçmesini ihtimal dahilinde görmüyorum.

NBA tarihinin en skorer 20 oyuncusuna baktığımızda Shaq dışındaki diğer 2 aktif oyuncunun Kobe ve AI olduğunu görüyoruz. Iverson 1 sezon daha oynarsa belki English’in sırasına yükselebilir ama Kobe’nin önü bir hayli açık. Sağlıklı kalır ve en az 5 sezon daha oynarsa Majestelerini rahat geçeceğini düşünüyorum.

Şu listeye bakıp da Abdul-Jabbar ve Malone’un yücelikleri karşısında eğilmemek de mümkün değil. Her ikisini de seyredebilmiş olmanın gururunu yaşadım bak şimdi.

NBA’in Skor Makineleri

Ocak 20, 2010, 8:12 pm | Cleveland Cavs, LA Lakers, NBA, Philadelphia 76ers, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Dün gece Hidayet’in sezonun en kötü oyununu oynadığı maçta Cavs Toronto’yu mağlup ederken Shaq çok önemli bir işe imza attı. Dünkü maça kadar NBA kariyerinde 27998 sayı kaydeden Shaq 16 sayı daha yaparak 28000 sayıyı geçen NBA tarihindeki 5. isim oldu. Shaq daha ne kadar basketbol oynar bilemem ama üstündeki Chamberlain’i geçmesini ihtimal dahilinde görmüyorum.

NBA tarihinin en skorer 20 oyuncusuna baktığımızda Shaq dışındaki diğer 2 aktif oyuncunun Kobe ve AI olduğunu görüyoruz. Iverson 1 sezon daha oynarsa belki English’in sırasına yükselebilir ama Kobe’nin önü bir hayli açık. Sağlıklı kalır ve en az 5 sezon daha oynarsa Majestelerini rahat geçeceğini düşünüyorum.

Şu listeye bakıp da Abdul-Jabbar ve Malone’un yücelikleri karşısında eğilmemek de mümkün değil. Her ikisini de seyredebilmiş olmanın gururunu yaşadım bak şimdi.

>Bu İşi Sevmiyorum, Sadece Para İçin Yapıyorum

Ocak 20, 2010, 3:33 pm | komik, Milwaukee Bucks, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Kaynak

Bu İşi Sevmiyorum, Sadece Para İçin Yapıyorum

Ocak 20, 2010, 3:33 pm | komik, Milwaukee Bucks, NBA kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

Kaynak

>Orlando’nun Başarısızlığının Arkasındaki Gerçek!

Ocak 20, 2010, 1:17 pm | NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Orlando’nun Başarısızlığının Arkasındaki Gerçek!

Ocak 20, 2010, 1:17 pm | NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Orlando vs Babalar

Ocak 20, 2010, 8:02 am | NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

4 Kasım vs Phoenix 122 – 100 galip Vince Carter oynamadı
11 Kasım vs Cleveland 93 – 102 mağlup Vince Carter 29 sayı 5 ribaunt 1 asist
20 Kasım @ Boston 83 – 78 galip Vince Carter 26 sayı 6 ribaunt 6 asist
11 Aralık @ Phoenix 103 – 106 mağlup Vince Carter 8 sayı 4 ribaunt 6 asist
25 Aralık vs Boston 77 – 86 mağlup Vince Carter 27 sayı 5 ribaunt 2 asist
13 Ocak @ Denver 97 – 115 mağlup Vince Carter oynamadı
18 Ocak @ Lakers 92 – 98 mağlup Vince Carter 9 sayı 5 ribaunt 1 asist
3 Cleveland
2 Boston
2 San Antonio
2 Dallas
1 Lakers
1 Denver

maçı daha var Orlando Magic’in sezonda. Bu zamana kadar 2-5 olduğu ligin babalarına karşı 11 kez daha parkeye çıkacak bu takım. Şu ana kadar ilk 41 maçta elde edilen derece 26-15 kesinlikle umut verici değil. Sezon başında geçen seneki başarı yakalanamaz, bu bir hayal dediğimde bana aşırı tepki veren arkadaşların yorumlarını bekliyorum. Hem Magic’in hem ultra, süper, mega yıldız Carter’ın durumu ortada. Koca sezonda sadece 1 önemli maç kazandırabilmiş takıma. Takım o yokken kesinlikle daha takım gibi. Van Gundy büyü falan yapmazsa bu takımın geleceği yok. Bitmiş yıldız eskileriyle olacak iş değil bu. Yazık oldu hem harcanan paralara hem taraftara. Allah selamet versin Otis, bu gidişle ben öpemesem de yakında öpecekler seni.

Orlando vs Babalar

Ocak 20, 2010, 8:02 am | NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
4 Kasım vs Phoenix 122 – 100 galip Vince Carter oynamadı
11 Kasım vs Cleveland 93 – 102 mağlup Vince Carter 29 sayı 5 ribaunt 1 asist
20 Kasım @ Boston 83 – 78 galip Vince Carter 26 sayı 6 ribaunt 6 asist
11 Aralık @ Phoenix 103 – 106 mağlup Vince Carter 8 sayı 4 ribaunt 6 asist
25 Aralık vs Boston 77 – 86 mağlup Vince Carter 27 sayı 5 ribaunt 2 asist
13 Ocak @ Denver 97 – 115 mağlup Vince Carter oynamadı
18 Ocak @ Lakers 92 – 98 mağlup Vince Carter 9 sayı 5 ribaunt 1 asist
3 Cleveland
2 Boston
2 San Antonio
2 Dallas
1 Lakers
1 Denver

maçı daha var Orlando Magic’in sezonda. Bu zamana kadar 2-5 olduğu ligin babalarına karşı 11 kez daha parkeye çıkacak bu takım. Şu ana kadar ilk 41 maçta elde edilen derece 26-15 kesinlikle umut verici değil. Sezon başında geçen seneki başarı yakalanamaz, bu bir hayal dediğimde bana aşırı tepki veren arkadaşların yorumlarını bekliyorum. Hem Magic’in hem ultra, süper, mega yıldız Carter’ın durumu ortada. Koca sezonda sadece 1 önemli maç kazandırabilmiş takıma. Takım o yokken kesinlikle daha takım gibi. Van Gundy büyü falan yapmazsa bu takımın geleceği yok. Bitmiş yıldız eskileriyle olacak iş değil bu. Yazık oldu hem harcanan paralara hem taraftara. Allah selamet versin Otis, bu gidişle ben öpemesem de yakında öpecekler seni.

>Ula Fatih!

Ocak 20, 2010, 12:04 am | Futbol, Trabzonspor, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Fatih Trabzonspor’a gelmekten takımlar anlaştığı halde vazgeçti. Peki neden? Bence:

1. Gelirse bedelli askerlik hakkını kaybedecek olması
2. Gökdenizle Kazan’da birleşme ihtimalinin doğması
3. Hem Zenit’te hem de giderse Kazan’da Trabzon’dakinin 2 katı kazanacak olması
4. Spaletti ile iyi bir ilişki kurabilme ihtimali
5. Bahis skandalı nedeniyle geri dönmekten çekiniyor olması

Ne olusa olsun Tekke’nin bu yaptığı pişmiş aşa su katıp, çorbayı döktürmektir.

Ula Fatih!

Ocak 20, 2010, 12:04 am | Futbol, Trabzonspor, Transfer kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Fatih Trabzonspor’a gelmekten takımlar anlaştığı halde vazgeçti. Peki neden? Bence:

1. Gelirse bedelli askerlik hakkını kaybedecek olması
2. Gökdenizle Kazan’da birleşme ihtimalinin doğması
3. Hem Zenit’te hem de giderse Kazan’da Trabzon’dakinin 2 katı kazanacak olması
4. Spaletti ile iyi bir ilişki kurabilme ihtimali
5. Bahis skandalı nedeniyle geri dönmekten çekiniyor olması

Ne olusa olsun Tekke’nin bu yaptığı pişmiş aşa su katıp, çorbayı döktürmektir.

>İlahi Schmitz, Ne Güldürdün Beni!

Ocak 19, 2010, 10:53 pm | NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

İlahi Schmitz, Ne Güldürdün Beni!

Ocak 19, 2010, 10:53 pm | NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
Sonraki Sayfa »

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.