Şampiyonlukları Takımlar Kazanır

Haziran 18, 2010, 5:55 am | Boston Celtics, LA Lakers, NBA kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Yıldızların yıldız olamadığı gecede, şapiyonluğun tek bir topla belirlendiği sahada, her iki tarafta da takımlar vardı. Ama daha fazla takım olmayı beceren bu maçtaki Kobe’ye rağmen Lakers oldu. Muhteşem bir finaldi. Bir kez daha takım olmanın, savunmanın, kavga edercesine mücadele etmenin, inancın insana neler kazandırabileceğini gördük.

Şampiyon Lakers, kazanan basketbol aşkı oldu.

Basketbolu çok seviyorum.

Reklamlar

En Büyük Kim?

Haziran 17, 2010, 6:15 pm | Boston Celtics, LA Lakers, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bu geceyi bitirip yarın sabahı başlatacak saatlerde tarihe tanıklık etme fırsatımız var bir kez daha. Bundan yaklaşık 2 yıl önce bu blog yeni yeni emeklemeye başlarken defalarca kez yazı konusu olan olayların başında onlarca yıl sonraki Lakers – Celtics finali vardı. 2 yıl sonra bugün bir yeni efsane final, geleceğin efsane olarak hatırlayacağı kaptanlardan birinin elinde yükselecek. Pierce ya da Bryant bir kez daha o kupayı kaldırmak için bu gece tüm enerjilerini koyacaklar ortaya. Celtics Büyük üçlüsüyle bir daha bu seviyelere kolay kolay gelebilecek bir görüntü vermese de “ben de büyüdüm” diyen Rondo dengeleri bozmaya çalışacak. Kobe İspanyol partneri ve 6. maçta olduğu gibi bir kez daha savaşmak arzusuyla sahaya çıkmasını umduğu arkadaşlarıyla ağır basmaya çalışacak.

6. maçta kaç sayı fark olmuş, hangi takımda kim eksikmiş, maç Staples Center’daymış falan bunların hepsi hikaye. İlk hava atışı yapıldığı andan itibaren çok büyük bir savaş olacak o sahada ve gözlerimiz bayram edecek kesinlikle, basketbola, mücadeleye doyacağız. Lakers daha ağır basıyor olsa da kağıt üstünde, Tek top herşeyi değiştirebilir. Daha çok isteyen, kendini hayattaki son dakikaları o dakikalarmış gibi zevk ve inançla maça veren kazanacak. Ama tabii ki önce David Stern kazanacak, NBA kazanacak. Kim kazanırsa kazansın bizler ekran başında çok eğleneceğiz.

Maç bu sabah saat 04:00’da NTV’de, ben karşısındayım. Basketbolseverlere iyi seyirler ve iyi eğlenceler.

Keşke şu maçtan önce Magic ve Bird eski günlerin anısına çıkıp ufak bir şov yapsalar, kısa bir konuşma olsa ikiliden. Ne hoş olurdu, eskiyi yad ederdik…

Hidayet Dönüyor!

Ocak 25, 2010, 9:40 pm | LA Lakers, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
http://i.cdn.turner.com/nba/nba/.element/swf/1.1/cvp/nba_embed_container.swf?context=&videoId=games/raptors/2010/01/24/0020900648_lal_tor_recap.nba

Hidayet’in isyanı derken bunu kastediyordum. Bu adam basketbola tekrar döndü sonunda. Hidayet tekrar çabalıyor, sonuna kadar gidiyor, isteyerek yırtınıyor! Dün gece en çok merak edilen sorunun cevabı oldu Toronto’a. Acaba bu takım ligin babalarına karşı neler yapabilecek? 20-30 fark mı yiyecekler yoksa sonuna kadar savaşacaklar mı? Hidayet’in bu sezon Jack ve Wright ile Toronto’ya öğrettiği bu: Savaşmak! Hidayet düzeliyor, son topu kullanacak cesareti yeniden kendinde bulabiliyor. Özel bir izleyicisi olarak ben gurur duyuyorum.

NBA’in Skor Makineleri

Ocak 20, 2010, 8:12 pm | Cleveland Cavs, LA Lakers, NBA, Philadelphia 76ers, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Dün gece Hidayet’in sezonun en kötü oyununu oynadığı maçta Cavs Toronto’yu mağlup ederken Shaq çok önemli bir işe imza attı. Dünkü maça kadar NBA kariyerinde 27998 sayı kaydeden Shaq 16 sayı daha yaparak 28000 sayıyı geçen NBA tarihindeki 5. isim oldu. Shaq daha ne kadar basketbol oynar bilemem ama üstündeki Chamberlain’i geçmesini ihtimal dahilinde görmüyorum.

NBA tarihinin en skorer 20 oyuncusuna baktığımızda Shaq dışındaki diğer 2 aktif oyuncunun Kobe ve AI olduğunu görüyoruz. Iverson 1 sezon daha oynarsa belki English’in sırasına yükselebilir ama Kobe’nin önü bir hayli açık. Sağlıklı kalır ve en az 5 sezon daha oynarsa Majestelerini rahat geçeceğini düşünüyorum.

Şu listeye bakıp da Abdul-Jabbar ve Malone’un yücelikleri karşısında eğilmemek de mümkün değil. Her ikisini de seyredebilmiş olmanın gururunu yaşadım bak şimdi.

>NBA’in Skor Makineleri

Ocak 20, 2010, 8:12 pm | Cleveland Cavs, LA Lakers, NBA, Philadelphia 76ers, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Dün gece Hidayet’in sezonun en kötü oyununu oynadığı maçta Cavs Toronto’yu mağlup ederken Shaq çok önemli bir işe imza attı. Dünkü maça kadar NBA kariyerinde 27998 sayı kaydeden Shaq 16 sayı daha yaparak 28000 sayıyı geçen NBA tarihindeki 5. isim oldu. Shaq daha ne kadar basketbol oynar bilemem ama üstündeki Chamberlain’i geçmesini ihtimal dahilinde görmüyorum.

NBA tarihinin en skorer 20 oyuncusuna baktığımızda Shaq dışındaki diğer 2 aktif oyuncunun Kobe ve AI olduğunu görüyoruz. Iverson 1 sezon daha oynarsa belki English’in sırasına yükselebilir ama Kobe’nin önü bir hayli açık. Sağlıklı kalır ve en az 5 sezon daha oynarsa Majestelerini rahat geçeceğini düşünüyorum.

Şu listeye bakıp da Abdul-Jabbar ve Malone’un yücelikleri karşısında eğilmemek de mümkün değil. Her ikisini de seyredebilmiş olmanın gururunu yaşadım bak şimdi.

Büyük Yıldızlar Büyük Maçlarda mı Belli Olurdu?

Ocak 19, 2010, 11:00 am | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Yine bir ölçü maçı, yine bir büyük maç, yine mağlubiyet. Takımın en iyi kısası neredeyse minimum kontrata oynayan Barnes. Takımı sürüklesin götürsün diye alınan Carter ise istikrar yakalamış durumda. İstikrarsa inanılmaz kötü oyun ve isabetsiz, berbat şutlarında. Magic’in hedef maçları ile ilgili bir gönderi yakında. Van Gundy’e sabır dilekleri hep ağzımızda.

>Büyük Yıldızlar Büyük Maçlarda mı Belli Olurdu?

Ocak 19, 2010, 11:00 am | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Yine bir ölçü maçı, yine bir büyük maç, yine mağlubiyet. Takımın en iyi kısası neredeyse minimum kontrata oynayan Barnes. Takımı sürüklesin götürsün diye alınan Carter ise istikrar yakalamış durumda. İstikrarsa inanılmaz kötü oyun ve isabetsiz, berbat şutlarında. Magic’in hedef maçları ile ilgili bir gönderi yakında. Van Gundy’e sabır dilekleri hep ağzımızda.

>Dallamasyon!

Temmuz 31, 2009, 12:46 pm | LA Lakers, Miami Heat, NBA kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>Madem ilk yaptıkları teklifi kabul edecektin bunca zamandır ne bulandırdın ortalığı! Bir de gidip Wade’e, Heat’e umut veriyor! Şekil yapma ağzını da kaybol şimdi! Hala mı duruyorsun, yürü git!

>Bu Senenin Bezdireni Odom

Temmuz 27, 2009, 9:51 pm | Basketbol, LA Lakers, Miami Heat kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>Geçen yazı Cristiano Ronaldo’nun Real’e gidip gitmeyeceğine dair onbinlerce haberle geçirmiş, elemanın bu yaz imza atmasıyla rahatlamıştık. Hem futbol hem basketbol takip edince adeta yağmurdan kurtulup doluya tutulmuş hesabı bu sene de LAmar Odom başımıza bela oldu. 3 haftadır nereyi açsak Odom yazılıyor. Yok teklif aldı yok Lakers teklifini geri çekti efendim Heat geldi, Cavs gitti Celtics acaba dedi, olmadı kıçında çıban, burnunda sivilce çıktı, asabı bozuldu, beli kaykıldı!

Yeter ya sıkıldım valla Lamarından da Odomundan da. Nereye gidecekse gitsin, atsın imzayı Lakers’a mı Heat’e mi atacaksa, yoksa hususi Amerika’ya gidip odunla kovalayacağım dingili, o imza kalemini de alıp…!

Çık git! Yürrrrüüüüüü!

>Kidd ve Zen Master Dönüyor

Temmuz 6, 2009, 7:39 pm | Dallas Mavericks, LA Lakers, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bu sezon kontratı biten ve 37 yaşına gelen Jason Kidd hakkında bir çok transfer spekülasyonu yapılmıştı. Kidd’in Knicks ile anlaşabileceği, Hidayet’i Raptors’a kaptıran Blazers’ın devreye girdiği söyleniyordu. Ama hiç biri olmadı ve Kidd kariyerini Dallas’ta sonlandırmaya karar verdi. 3 sene ve 25 milyon değerindeki kontrata imza atan Kidd kariyerine de Dallas’ta başlamıştı. Jason Kidd Dallas Mavericks’in 1994 senesi draftindeki 2. sıra seçimiydi. O sene Kidd’in önünden seçilen ismin Glenn Robinson olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bucks’a çok şey katan ve 2 kez All-Star seçilen Robinson kariyerini Kidd kadar iyi yönetememiş ve kötü kariyer tercihleri sonrası basketbola noktayı San Antonio Spurs’le şampiyonluk yüzüğüne uzanarak koymuştu. 1994 draftinden ligde kalan oyuncular arasında Kidd dışında sadece Grant Hill (3.sıra) ve Donyell Marshall’ı (4.sıra) sayabiliriz. Jason Kidd kısacası kendi jenerasyonunu hala en iyi biçimde temsil ediyor ve profesyonelliği ile örnek olmaya devam ediyor.
Dallas saha içindeki yaşlı kurdunu takımda tutarken Lakers’ın saha kenarındaki yaşlı kurdu da Los Angeles’ta 1 sene daha kalmaya karar verdi. Geçen sezon başında kontratını 2 seneliğine uzatan Zen Master, 3 haftadır süren sağlık kontrolleri sonrasında sağlığının koçluğa engel olmadığını ve kendini 1 sezon daha çalışmaya hazır hissettiğini söyleyip tekrar takımın başına geçti. Zen Master’ın önemli bir ayak rahatsızlığı (topuk dikeni) bulunuyor ve bu yüzden zaman zaman Jackson yürümekte zorluk çekiyor. Geçen sezon bazı deplasmanlara gidemeyen Jackson’ın yerine takımı Kurt Rambis idare etmişti. Bu sezon da benzer senaryolarla karşılaşabiliriz ancak şunu çok iyi biliyoruz ki tıpkı Van Gundy’nin NBA Finalleri öncesi dediği gibi “Rakip bençte Jackson’ın olduğunu bilmek bile insanı korkutmaya yetiyor.”

>NBA’de Adamlar Kapış Kapış!

Temmuz 3, 2009, 4:18 pm | Cleveland Cavs, Hidayet Türkoğlu, Houston Rockets, LA Clippers, LA Lakers, Memphis Grizzlies, NBA, Orlando Magic, Portland TBlazers kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>NBA piyasası çılgın günler geçirmeye devam ediyor. Daha dün Rockets’le anlaşmak üzere dediğimiz Gortat’a ciddi şekilde talip olan Dallas Polonyalı oyuncunun işini bitirmek üzereymiş. Dallas’ın teklifi full mid level exception, yani 5.6 milyondan başlayıp 4 ila 6 yıl arası sürebilecek nitelikte ki bu teklif bence Gortat için biraz fazla. Neyse Otis Smith dizini dövsün.

Cleveland’la neredeyse anlaştı dediğimiz Ariza ile Cavs’in arasına Rockets girmiş. Ariza’nın da tıpkı Gortat gibi 5 yıllık bir full mid-level exception alması bekleniyor.

Enteresan başka bir gelişme ise Ariza’yı kaybeden Lakers’ın Rockets’ın bıraktığı Ron Artest ile anlaşmak üzere olması. Artest de 3 senelik bir kontrat ve 18 milyona Lakers’a evet demiş. Aslında daha çok para isterdi bizim bildiğimiz Artest ama gözüken o ki yüzük sevdasına kapılmış. Kanaatimce Lakers’ta sorun çıkarır, şut paylaşımı dengesizliği yaratır ve Lakers yönetimini pişman eder Artest. Allah Jack Nicholson’a sabır versin.

Ayrıca Rasheed Wallace bugün Boston Celtics ile görüşeceğini açıklarken, Sixers yönetimi de Mike Bibby ile kontak kurmuş. Davis, Powe kalacaksa Wallace Boston’a lüks olur ama Mike Bibby Andre Miller sonrası Philadelphia’da sınıf atlayan bir takım oyunu ve gelişimi hızlanan gençler demektir benim literatürümde. Umarım Bibby Sixers’la imzalar.

Bu arada dün yazamadık Zach Randolph Memphis’e New York’tan gelen Quentin Richardson karşılığında takas edildi. Blake Griffin’in böylece ilk 5 yolu açılmış oldu. Ayrıca Q-Rich Mobley sonrası problem olmaya başlayan üçlük meselesini çözüme kavuşturacak bir adamdır. Baron Davis sağlıklı kalabilirse Clippers çok can yakar. Randolph da basketbola adapte olabilirse Thabeet’le pota altında iyi iş yaparlar. Gasol sonrası artık Memphis’ten bir çırpınış görmek istiyorum ben şahsen.
En son olarak yine Hidayet diyelim. Hidayet Portland’a giderek kulübü, tesisleri ve şehri incelemeye başladı. Konuşmalarından anladığımız kadarıyla McMillan ve Pritchard onu ikna etmiş gibi. Benim tercihim de Portland’la imzalaması yönünde. Aşağıdaki linkte Portland Havaalanına inişi sonrası verdiği demeci bulabilirsiniz, hem yazılı hem de görüntülü olarak. Portland kondüsyoneri Jay Jensen de önemli bir jest yapmış hazırladığı pankartla. Çok kral adamsın Jay Jensen.

Usta, Balıkçı ve Nick’in Lanetli Ruhu

Haziran 12, 2009, 7:16 am | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

4. maç, sonu birbirinden çok farklı 2 farklı perdenin sahneye konulması gibiydi. 1.perdenin kahramanı Van Gundy’nin Magic’i iken 2. perdenin kahramanı Jackson’ın Lakers’ı ve tabii ki bu sezon nerde olduğunu merak etiğimiz Derek Fisher oldu.

1.perde

3. maç yazısından sonra blogta ve NBAKolik’teki en önemli tartışma Magic’in %63 şut yüzdesiyle maç kazanması üzerineydi. Neredeyse herkes Magic bu kadar iyi şut atarken bile maçı son saniyelerde Lakers’ın kötü hücumuyla kazanabiliyorsa burada bir sorun var dedi. Bu denilenlere benim yorumlardaki cevabım da Lakers’ın üstün hücum ribaundu performansı ile Kobe’nin ilk yarıdaki üstün oyunu oldu. Magic böyle şut atamazsa maç kazanamaz bir daha yaklaşımının aslında çok da açıklayıcı ve doyurucu olmadığını gösteren bir maç oldu 4. maç bu açıdan. Maç kazanmak için illa iyi şut atmak gerekmediği, penetrelerin, savunma ribauntlarının, rakip boyalı alanda agresif olmanın ama en önemlisi dengeli savunma yapmanın maç kazandırabileceğini gördük.

Van Gundy soyunma odasında maç önü konuşmasında şu sözleri söylerken onun ne kadar iyi bir analizci ve koç olduğunu tekrar gördük “Siz oyununuzu oynayın, hücum ribaundu vermeyin, potanızın hakimi olun”. Basketbol çok basit bir oyun ve basit oynayan kazanıyor. 3. maçta kenardan Alston’a bağırırken Koç Van Gundy ağzından şu sözler dökülüyordu “Solid and Simple!” düzeltilmiş Türkçe çevirisiyle “Garanti ve basit oyna”. Riske girmeye, mucizevi hareketler yapıp inanılmaz basketler atmaya gerek yok. Doğru yerde pas ver, doğru yerde şut at, yanlış eşleşmeleri kullan, topu dolaştır. Belki de bu yüzden Hidayet Van Gundy’nin 1 numaralı adamı, belki de bu yüzden Hidayet bu takımın en çok göze batan adamı. Üşenmeden pas yapıp boş adamı, en uygun şutu aramayı Avrupa’da yetişmiş olması ve zihniyetle yoğrularak NBA’e adım atmış olmasıyla çok iyi biliyor ve yapabiliyor. O yüzden fark yaratıyor. Belki çok atletik, çok kuvvetli, inanılmaz bir skorer ve harika bir savunmacı değil ama basketbolu basit oynamayı becerebilmesi onu bir anda en ön plana taşıyor.

3. maç yazısında Jackson’ın savunma planını değiştirmesi gerektiğinden yoksa bu adam riske etme işinin başına dert açacağından bahsetmiştik. Ama Jackson Howard yoğun savunma stratejisinde değişikliğe gitmeyi tercih etmedi. Bu ona hem yığınla faul problemine girmiş oyuncu ve oyun planının bozulması hem de bomboş atışlar bulmuş Lee ve Alston olarak geri döndü. Alston herkesin beklediği gibi berbat oynamadı, rezalet şut atmadı, ilk devrenin sonunda takımının 2. skoreriydi. Lee boş şutlarını sokamayınca ilk çeyrekte bu Lakers’ın oyuna tutunmasını sağlayan faktör oldu apaçık. Ama Bynum’un zerre oyun zekası olmadığı ve basketbolu yeni yeni öğrenmeye başlıyor olmasının yanında Hidayet’in zekası, Howard’ın diğer maçlar aksine her iki pota altındaki agresifliği Jackson’ın değiştirmediği savunması ona pahalıya patladı. Devre arasında soyunma odasında söylediği “Bir şeyleri yanlış yapıyoruz” sözleri aslında durumu gayet iyi açıklıyordu. Lakers yedekleri kayıp, savunması berbattı ilk devrede. Howard tek başına Lakers kadar ribaunt almış, Lakers pozisyon yaratamamış sadece 5 asistte kalmışlardı.

2.perde

Jackson o soruyu sorduktan sonra devamında neler konuştu, oyuncularına neler söyledi duymak isterdim. Lakers öyle bir giriş yaptı ki 3. çeyreğe Magic hamle bile yapamadı onların art arda gelen yumruklarına. Arıza adı gibi bela oldu Magic’e. İlk devre ne Hidayet’i savunabilmiş ne de hücum edebilmişti, ama 3. çeyrekte sanki yeniden programlanmış bir terminatör gibi çıktı sahaya. Attığı sayılardan daha önemli olan belki de Hidayet’e 4. faulünü aldırıp onu kenara göndermesiydi.

3. çeyrekte yağmur gibi yağarken Lakers Magic’in şemsiyesi yırtıldı adeta Hidayet’in kenara gelmesiyle. Bütün sezon boyunca Hidayet’in yokluğunda sorumluluk alan, oyun kuran, bir şeyler üreten adam Johnson Nelson’a feda edildiği için başka alternatif de kalmamıştı. Ne yazık ki Hidayetsiz Magic sudan çıkmış balık gibiydi. Klasikleşen hep böyle oynayamazlar, böyle atamazlar totemini bu kez Lakers için düşündü herkes ki öyle de oldu son çeyrekte ve geriden gelip öne geçen takım bu kez Orlando oldu.

4. çeyrekte akıllı ve yavaş hücum etmek isterken Lakers Hidayet’in geri dönüşüyle kafaca ilk yarıdaki oyuna dönen Magic biraz daha üretken, biraz daha toparlanmış görüntüsüyle maçı almaya niyetlendi. Pietrus’un ve Hidayet’in hem savunma hem de hücum çabaları hele hele Hidayet’in son 5 sayısı maçı da getirmişti zaten Magic’e, ama 2. perdenin yazarı Jackson basit hatalardan doğan ufak şansları öylesine iyi değerlendirip oyuncularına ne kadar güvendiğini öylesine güzel gösterdi ki o 9 yüzüğü nasıl kazandığını bir kez daha anladık. Son topta Fisher’ı tercih etmesi, Magic’in savunma stratejisini öngörüsü kendisine takılan “Zen Master” lakabının ne kadar doğru bir seçim olduğunun ispatıydı.

1.perdede analiz yeteneğiyle övdüğümüz Van Gundy’nin maç içi hamleler ve maç sonu oynatmak konusunda, rakibi hatta ustası Jackson’dan ne kadar geride olduğunu da görmüş olduk. Anlamsız Nelson tercihi, bütün uzatmayı onunla oynaması, Hidayet’e alternatif olabilecek set çizememesi ve B planlarının eksikliği ile defterindeki alternatif plan sayısı z’ye kadar giden Jackson’ı bu maçta geçmesi mümkün değildi. Maç önü konuşmasında “En önemli maç bu maç, her şeyiniz vermenizi, elinizden gelen her şeyi yapmanızı istiyorum!” diye uyarırken takımı aslında ne kadar baskı altında olduğunu da gözler önüne seriyordu bir taraftan. Seri başlamadan önce vermiş olduğu demeçte Jackson’la ilgili olarak “Phil Jackson ile beni ve kariyerlerimizi kıyasladığınızda benim oynadığım Playoff maçı sayısından fazla playoff serisi kazandığını görürsünüz. Kıyasladığımızda ben onun yanında bölgesel bir ligde göreve yeni gelmiş çaylak bir antrenör gibi kalıyorum.” demişti. Bu maç gerçekten bunu hissetti ve birebir yaşadı Van Gundy.

Jackson ilk devredeki savunma şeklini fazla değiştirmeden ufak ayarlamalar yaptı. Odom’lu 5’inde zaman zaman Ariza yerine Hidayet’e Odom’u vermesi, Kobe Bryant’ı Lewis’le eşleştirip agresif savunmasında top almasını engellemesi maç içi ufak farkları oluşturdu. Maç almak için bunlar da yeter dediğimiz yazının ilk bölümündeki cümleyi bu sefer uygulayan Lakers oldu açıkçası. İyi şut atamadılar ama geri kalan her şeyi çok iyi yapıp biraz hücum ribauntlarını da zorlayınca fark ortaya çıktı.

Cavs eşleşmesinde “Sinir harbini daha önce yaşamış olanlar kazanır” diyip Lebron ve arkadaşlrının tecrübesizliğinden dem vurmuştuk. Bu sefer aynı cümleyi Orlando Magic için kullanmakta sakınca yok. Jackson, Kobe, Fisher ve arkadaşlarının Final tecrübesi bu sefer fazlasıyla ağır bastı Magic tarafına. Sinirlerini aldırmış bir resim veren bu üçlü ve görevlerini bıkmadan, vazgeçmeden yapan diğer Lakers oyuncularını da kutlamak gerek. Artık şampiyon gibiler, 5. maçı Lakers alsa da bu güvenle yüzük onlara daha yakın. Usta Koç, uzun zamandır oltasına balık vurmayan ama bugün en büyük balığı tutan balkçı ve tabii ki zor dakikaların adamı bu yoldan ilk kez geçmiyorlar.

Perde Kapanırken

Oyunun sonunda söylenecek 2 söz var Magic açısından. Birincisi Lewis’in ve Lee’nin kayıp olduğu bu gecede Hidayet’in bu resitaline, Howard’ın bu savunma azmine yazık oldu. 2. maç gibi oldu aynen ve arkadaşları Hidayet’i onurlandıramadılar. İkincisi ise serbest atışların Magic tarihindeki kapkaranlık lekesi. Nick Anderson’ın kaçan serbest atışları gözümün önüne geldi, 4. çeyrekte Hidayet ve Howard her kaçırdıklarında. Son pozisyonda Howard bir tane bile sokamayarak adeta Nick Anderson ile kader arkadaşlığına soyundu. Yüzük belki de bir serbest atış kadar yakındı Magic’e ama bu takımın en önemli iki adamı Nick Anderson’ın ruhuna teslim oldular.

Ne olursa olsun basketbolseverler için muhteşem bir şölen oluyor NBA finalleri. 2 uzatmalı, son saniyelere kalan maçlarla dolu harika bir seri. Lebron – Kobe kapışması istiyordu herkes. Artık Lebron’ı hatırlayan bile yok neredeyse, hatırlayanlar ise iyi ki olmamış diyor, hiç değilse tek kişik şovlar değil de basketbol izliyoruz.

Basketbol, sağlık ve mutluluk dolu günler.

>Usta, Balıkçı ve Nick’in Lanetli Ruhu

Haziran 12, 2009, 7:16 am | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 13 Yorum

>

4. maç, sonu birbirinden çok farklı 2 farklı perdenin sahneye konulması gibiydi. 1.perdenin kahramanı Van Gundy’nin Magic’i iken 2. perdenin kahramanı Jackson’ın Lakers’ı ve tabii ki bu sezon nerde olduğunu merak etiğimiz Derek Fisher oldu.

1.perde

3. maç yazısından sonra blogta ve NBAKolik’teki en önemli tartışma Magic’in %63 şut yüzdesiyle maç kazanması üzerineydi. Neredeyse herkes Magic bu kadar iyi şut atarken bile maçı son saniyelerde Lakers’ın kötü hücumuyla kazanabiliyorsa burada bir sorun var dedi. Bu denilenlere benim yorumlardaki cevabım da Lakers’ın üstün hücum ribaundu performansı ile Kobe’nin ilk yarıdaki üstün oyunu oldu. Magic böyle şut atamazsa maç kazanamaz bir daha yaklaşımının aslında çok da açıklayıcı ve doyurucu olmadığını gösteren bir maç oldu 4. maç bu açıdan. Maç kazanmak için illa iyi şut atmak gerekmediği, penetrelerin, savunma ribauntlarının, rakip boyalı alanda agresif olmanın ama en önemlisi dengeli savunma yapmanın maç kazandırabileceğini gördük.

Van Gundy soyunma odasında maç önü konuşmasında şu sözleri söylerken onun ne kadar iyi bir analizci ve koç olduğunu tekrar gördük “Siz oyununuzu oynayın, hücum ribaundu vermeyin, potanızın hakimi olun”. Basketbol çok basit bir oyun ve basit oynayan kazanıyor. 3. maçta kenardan Alston’a bağırırken Koç Van Gundy ağzından şu sözler dökülüyordu “Solid and Simple!” düzeltilmiş Türkçe çevirisiyle “Garanti ve basit oyna”. Riske girmeye, mucizevi hareketler yapıp inanılmaz basketler atmaya gerek yok. Doğru yerde pas ver, doğru yerde şut at, yanlış eşleşmeleri kullan, topu dolaştır. Belki de bu yüzden Hidayet Van Gundy’nin 1 numaralı adamı, belki de bu yüzden Hidayet bu takımın en çok göze batan adamı. Üşenmeden pas yapıp boş adamı, en uygun şutu aramayı Avrupa’da yetişmiş olması ve zihniyetle yoğrularak NBA’e adım atmış olmasıyla çok iyi biliyor ve yapabiliyor. O yüzden fark yaratıyor. Belki çok atletik, çok kuvvetli, inanılmaz bir skorer ve harika bir savunmacı değil ama basketbolu basit oynamayı becerebilmesi onu bir anda en ön plana taşıyor.

3. maç yazısında Jackson’ın savunma planını değiştirmesi gerektiğinden yoksa bu adam riske etme işinin başına dert açacağından bahsetmiştik. Ama Jackson Howard yoğun savunma stratejisinde değişikliğe gitmeyi tercih etmedi. Bu ona hem yığınla faul problemine girmiş oyuncu ve oyun planının bozulması hem de bomboş atışlar bulmuş Lee ve Alston olarak geri döndü. Alston herkesin beklediği gibi berbat oynamadı, rezalet şut atmadı, ilk devrenin sonunda takımının 2. skoreriydi. Lee boş şutlarını sokamayınca ilk çeyrekte bu Lakers’ın oyuna tutunmasını sağlayan faktör oldu apaçık. Ama Bynum’un zerre oyun zekası olmadığı ve basketbolu yeni yeni öğrenmeye başlıyor olmasının yanında Hidayet’in zekası, Howard’ın diğer maçlar aksine her iki pota altındaki agresifliği Jackson’ın değiştirmediği savunması ona pahalıya patladı. Devre arasında soyunma odasında söylediği “Bir şeyleri yanlış yapıyoruz” sözleri aslında durumu gayet iyi açıklıyordu. Lakers yedekleri kayıp, savunması berbattı ilk devrede. Howard tek başına Lakers kadar ribaunt almış, Lakers pozisyon yaratamamış sadece 5 asistte kalmışlardı.

2.perde

Jackson o soruyu sorduktan sonra devamında neler konuştu, oyuncularına neler söyledi duymak isterdim. Lakers öyle bir giriş yaptı ki 3. çeyreğe Magic hamle bile yapamadı onların art arda gelen yumruklarına. Arıza adı gibi bela oldu Magic’e. İlk devre ne Hidayet’i savunabilmiş ne de hücum edebilmişti, ama 3. çeyrekte sanki yeniden programlanmış bir terminatör gibi çıktı sahaya. Attığı sayılardan daha önemli olan belki de Hidayet’e 4. faulünü aldırıp onu kenara göndermesiydi.

3. çeyrekte yağmur gibi yağarken Lakers Magic’in şemsiyesi yırtıldı adeta Hidayet’in kenara gelmesiyle. Bütün sezon boyunca Hidayet’in yokluğunda sorumluluk alan, oyun kuran, bir şeyler üreten adam Johnson Nelson’a feda edildiği için başka alternatif de kalmamıştı. Ne yazık ki Hidayetsiz Magic sudan çıkmış balık gibiydi. Klasikleşen hep böyle oynayamazlar, böyle atamazlar totemini bu kez Lakers için düşündü herkes ki öyle de oldu son çeyrekte ve geriden gelip öne geçen takım bu kez Orlando oldu.

4. çeyrekte akıllı ve yavaş hücum etmek isterken Lakers Hidayet’in geri dönüşüyle kafaca ilk yarıdaki oyuna dönen Magic biraz daha üretken, biraz daha toparlanmış görüntüsüyle maçı almaya niyetlendi. Pietrus’un ve Hidayet’in hem savunma hem de hücum çabaları hele hele Hidayet’in son 5 sayısı maçı da getirmişti zaten Magic’e, ama 2. perdenin yazarı Jackson basit hatalardan doğan ufak şansları öylesine iyi değerlendirip oyuncularına ne kadar güvendiğini öylesine güzel gösterdi ki o 9 yüzüğü nasıl kazandığını bir kez daha anladık. Son topta Fisher’ı tercih etmesi, Magic’in savunma stratejisini öngörüsü kendisine takılan “Zen Master” lakabının ne kadar doğru bir seçim olduğunun ispatıydı.

1.perdede analiz yeteneğiyle övdüğümüz Van Gundy’nin maç içi hamleler ve maç sonu oynatmak konusunda, rakibi hatta ustası Jackson’dan ne kadar geride olduğunu da görmüş olduk. Anlamsız Nelson tercihi, bütün uzatmayı onunla oynaması, Hidayet’e alternatif olabilecek set çizememesi ve B planlarının eksikliği ile defterindeki alternatif plan sayısı z’ye kadar giden Jackson’ı bu maçta geçmesi mümkün değildi. Maç önü konuşmasında “En önemli maç bu maç, her şeyiniz vermenizi, elinizden gelen her şeyi yapmanızı istiyorum!” diye uyarırken takımı aslında ne kadar baskı altında olduğunu da gözler önüne seriyordu bir taraftan. Seri başlamadan önce vermiş olduğu demeçte Jackson’la ilgili olarak “Phil Jackson ile beni ve kariyerlerimizi kıyasladığınızda benim oynadığım Playoff maçı sayısından fazla playoff serisi kazandığını görürsünüz. Kıyasladığımızda ben onun yanında bölgesel bir ligde göreve yeni gelmiş çaylak bir antrenör gibi kalıyorum.” demişti. Bu maç gerçekten bunu hissetti ve birebir yaşadı Van Gundy.

Jackson ilk devredeki savunma şeklini fazla değiştirmeden ufak ayarlamalar yaptı. Odom’lu 5’inde zaman zaman Ariza yerine Hidayet’e Odom’u vermesi, Kobe Bryant’ı Lewis’le eşleştirip agresif savunmasında top almasını engellemesi maç içi ufak farkları oluşturdu. Maç almak için bunlar da yeter dediğimiz yazının ilk bölümündeki cümleyi bu sefer uygulayan Lakers oldu açıkçası. İyi şut atamadılar ama geri kalan her şeyi çok iyi yapıp biraz hücum ribauntlarını da zorlayınca fark ortaya çıktı.

Cavs eşleşmesinde “Sinir harbini daha önce yaşamış olanlar kazanır” diyip Lebron ve arkadaşlrının tecrübesizliğinden dem vurmuştuk. Bu sefer aynı cümleyi Orlando Magic için kullanmakta sakınca yok. Jackson, Kobe, Fisher ve arkadaşlarının Final tecrübesi bu sefer fazlasıyla ağır bastı Magic tarafına. Sinirlerini aldırmış bir resim veren bu üçlü ve görevlerini bıkmadan, vazgeçmeden yapan diğer Lakers oyuncularını da kutlamak gerek. Artık şampiyon gibiler, 5. maçı Lakers alsa da bu güvenle yüzük onlara daha yakın. Usta Koç, uzun zamandır oltasına balık vurmayan ama bugün en büyük balığı tutan balkçı ve tabii ki zor dakikaların adamı bu yoldan ilk kez geçmiyorlar.

Perde Kapanırken

Oyunun sonunda söylenecek 2 söz var Magic açısından. Birincisi Lewis’in ve Lee’nin kayıp olduğu bu gecede Hidayet’in bu resitaline, Howard’ın bu savunma azmine yazık oldu. 2. maç gibi oldu aynen ve arkadaşları Hidayet’i onurlandıramadılar. İkincisi ise serbest atışların Magic tarihindeki kapkaranlık lekesi. Nick Anderson’ın kaçan serbest atışları gözümün önüne geldi, 4. çeyrekte Hidayet ve Howard her kaçırdıklarında. Son pozisyonda Howard bir tane bile sokamayarak adeta Nick Anderson ile kader arkadaşlığına soyundu. Yüzük belki de bir serbest atış kadar yakındı Magic’e ama bu takımın en önemli iki adamı Nick Anderson’ın ruhuna teslim oldular.

Ne olursa olsun basketbolseverler için muhteşem bir şölen oluyor NBA finalleri. 2 uzatmalı, son saniyelere kalan maçlarla dolu harika bir seri. Lebron – Kobe kapışması istiyordu herkes. Artık Lebron’ı hatırlayan bile yok neredeyse, hatırlayanlar ise iyi ki olmamış diyor, hiç değilse tek kişik şovlar değil de basketbol izliyoruz.

Basketbol, sağlık ve mutluluk dolu günler.

Orlando Magic Salvation

Haziran 10, 2009, 10:10 am | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Van Gundy’den sağlam birer fırça yedikleri belli olan Alston ve Howard bu maçın kazanılmasındaki en büyük etkenler oldular. Hep Alston’ın soktuğu 1 ekstra şut, attığı 1 fazla sayı Orlando’ya maç kazandırır derken dün akşamki gibi bir senaryodan bahsediyorduk aslında. Big Three 60-70 sayı arası bir katkıyı yaparken onlara ekstra sayılarla destek verecek, topu elinde bulduğunda ona bomba muamelesi yapmayacak 4. ve 5. lere ihtiyacı vardı Orlando’nun. Cavs serisi 5. maçını hatırlayalım, Alston’ın 26 sayıyla herkesi şok ettiği maçı. Bir anda rakibin dengesi bozuluyor Alston üretim yapınca. Riske edilen adam isabetli oynarsa mecburen ödün vermek durumunda kalıyor rakip sert ve yardımlaşmalı savunmadan. Aslında basketbol ne kadar basit bir oyun.

İlk yazıda Kobe’yi durdurmanın yolu olarak boyalı alanın köşelerinde onu bekleyen uzunlar formülünün işe yarayacağından bahsetmiştik. Howard – Gortat zaman zaman da Battie’nin değişkenler olarak kullanıldığı bu formül 2. maçta Kobe’yi yavaşlatmıştı. Ancak o formül denenirken çoğunlukla Redick’in sahada olduğunu da unutmamak gerek. Savunma yönü hep aksayan, çok kolay geçilen bir adam Redick, Kobe ile zaten eşleşmiyor ama perdelerde onu Kobe üzerinde bırakmaya çalışarak çok ekmek yediğini de Koca Phil’in yadsımamak gerekir. Neyse konumuza dönelim. 3. maçta bu uygulamayı özellikle Gortat oyundayken hücum kapasitesi çok sınırlandığı için Van Gundy daha kısıtlı tutarak onun yerine daha akılcı bir Kobe-stopper bulmuş. Adamı Kobe’ninyanlara gitmesini engellemek amacıyla Howard ya da o an oyunda olan uzun her kimse onun bulunduğu tarafın tersine doğru ayak çıkartarak Kobe’yi içeri uzuna doğru sürdü her fırsatını bulduğunda. Bu pozisyonlarda Kobe iyi perde yakalamışsa cezayı kesti, perde kötüyse dengesiz şut atmak durumunda kaldı. Bu sırada Kobe’ye doğru 3. adamlar tarafından uzatılan ellerin de hakkını vermek gerek. Gerçi bu savunma gayet riskli, doğru yapılmadığı her pozisyonda Gasol ya da Odom’la sayı buldu Lakers. Fakat genel olarak bakarsak ilk çeyrekteki muazzam şut performansını bir kenara koyalım Kobe 14’te 3 atmış bu stratejiye karşı 3 çeyrekte. İçeri girmeye zorlandıkça şuta mecbur kalıp dengesiz şutlara ya da fadeaway tarzı girişimlere başvurması onu hem fiziken hem de kafa olarak çok yordu, ötesinde sinirlendirdi. Ve eğer Kobe sinirliyse, dengesi bozulduysa Lakers geri kalan adamlarıyla Orlando’dan ne yaparsa yapsın maç alamaz.

Özet; Orlando’nun Kobe’nin sinirlenmesine, Lakers’ın Kobe’nin sakinliğine ihtiyacı var yüzük için.

Bu playofflarda hep Hidayet’ten bahsedildi, öve öve bitiremedik, bitiremediler. Haklıyız, haklılar. Ancak gözden kaçan bir konu Hidayet’e bunları yapma yetkisi ve iznini veren adamın Van Gundy olduğu. Brian Hill zamanında Hidayet bunları yaptığı anda kenara alınıyor, birçok kez azar sınırında konuşmalara maruz kalıyordu. Bu takım Van Gundy’nin takımı ve bu takımda Hidayet dışında da çok iyi oyuncular var. Dün gece Hidayet’i kilitlediğinde Lakers o adamlar sahne aldılar ve maçı getirdiler. SVG’nin Pietrus tercihini çok eleştirmişti Mehmet, başlarda haklı gibi gözüküyordu belki ama her oyuncunun uygun bir rolü vardır takıma ve o rolün kostümünü giyene kadar birkaç kıyafet değiştirmesi gerekebilir. Sonunda Pietrus’u nasıl ve ne zaman kullanacağını buldu SVG. Hem savunması hem de cesareti ile Pietrus bu playofflarda Magic’in kesinlikle “x” faktörü.

Van Gundy’nin Nelson’ı o ağır sakatlıktan sonra oynatıyor olması çok eleştiriliyor, en şiddetli eleştirenlerden biri de benim ama gözden kaçırdığımız bir nokta var.Nelson’ın final serisinde oynaması kararını 1. maç sabahı otelde arkadaşları oybirliği alıp Van Gundy’e bildirmişler. Bu noktada oyuncularının özgür iradelerini kullanmalarına izin veriyor aslında Van Gundy. Ama itiraf etmek gerekir ki Nelson’ı şu iki maçtır, ki benim de istediğim bu, Alston’ı veya Hidayet’i dinlendiren adam olarak bir nevi Johnson’ın görevinde kullanması daha doğru bir tercih oldu. Hem psikolojik olarak sakatlık korkusu hem de antrenmansızlık Fisher (maçın başında iyi şut atsa da devamlılığının kalmadığını bir kez daha gördük) karşısında bile Nelson’ı zor durumlarda bırakırken Farmar’ın onu nasıl rezil ettiğini anlatmak bile istemiyorum, herkes gördü. Johnson’ın sertliği ve yırtıcılığı bir kayıp kuşkusuz, Nelson’ın o ağır sakatlıktan dönüşü her ne kadar moral aşılasa da takıma.

Kobe’yi savunmayı öğrenip, egolarından sıyrılmış Howard, kendini büyük ölçüde frenleyen Alston, Hidayet gibi bir sorumluluk alma makinesi, Lewis gibi bir şutör, Pietrus, Lee gibi artı faktörlerle sahaya her şeyini vermeye çalışan bir Magic’in, bu kafada oynarlarsa diğer 2 iç saha maçını da vereceğini düşünmüyorum. En zoru bu maçtı, 3-0 olur mu sorusu kemirirken insanın beynini, bu kararlı duruşu göstermek herkese gereken cevabı vermek demek.

İlk yarıdaki muhteşem %75’lik şut yüzdesi ve ilk Final galibiyetiyle bu takım Orlando tarihinin en iyi takımı olarak bir kez daha tarihe geçti ve bizler de zevkle tanık olduk.

Yazıyı Van Gundy’nin şu güzel sözüyle bitirelim:

“Just play your game, make our ball movement”

Basketbol, sağlık ve mutluluk dolu günler…

>Orlando Magic Salvation

Haziran 10, 2009, 10:10 am | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 17 Yorum

>

Van Gundy’den sağlam birer fırça yedikleri belli olan Alston ve Howard bu maçın kazanılmasındaki en büyük etkenler oldular. Hep Alston’ın soktuğu 1 ekstra şut, attığı 1 fazla sayı Orlando’ya maç kazandırır derken dün akşamki gibi bir senaryodan bahsediyorduk aslında. Big Three 60-70 sayı arası bir katkıyı yaparken onlara ekstra sayılarla destek verecek, topu elinde bulduğunda ona bomba muamelesi yapmayacak 4. ve 5. lere ihtiyacı vardı Orlando’nun. Cavs serisi 5. maçını hatırlayalım, Alston’ın 26 sayıyla herkesi şok ettiği maçı. Bir anda rakibin dengesi bozuluyor Alston üretim yapınca. Riske edilen adam isabetli oynarsa mecburen ödün vermek durumunda kalıyor rakip sert ve yardımlaşmalı savunmadan. Aslında basketbol ne kadar basit bir oyun.

İlk yazıda Kobe’yi durdurmanın yolu olarak boyalı alanın köşelerinde onu bekleyen uzunlar formülünün işe yarayacağından bahsetmiştik. Howard – Gortat zaman zaman da Battie’nin değişkenler olarak kullanıldığı bu formül 2. maçta Kobe’yi yavaşlatmıştı. Ancak o formül denenirken çoğunlukla Redick’in sahada olduğunu da unutmamak gerek. Savunma yönü hep aksayan, çok kolay geçilen bir adam Redick, Kobe ile zaten eşleşmiyor ama perdelerde onu Kobe üzerinde bırakmaya çalışarak çok ekmek yediğini de Koca Phil’in yadsımamak gerekir. Neyse konumuza dönelim. 3. maçta bu uygulamayı özellikle Gortat oyundayken hücum kapasitesi çok sınırlandığı için Van Gundy daha kısıtlı tutarak onun yerine daha akılcı bir Kobe-stopper bulmuş. Adamı Kobe’ninyanlara gitmesini engellemek amacıyla Howard ya da o an oyunda olan uzun her kimse onun bulunduğu tarafın tersine doğru ayak çıkartarak Kobe’yi içeri uzuna doğru sürdü her fırsatını bulduğunda. Bu pozisyonlarda Kobe iyi perde yakalamışsa cezayı kesti, perde kötüyse dengesiz şut atmak durumunda kaldı. Bu sırada Kobe’ye doğru 3. adamlar tarafından uzatılan ellerin de hakkını vermek gerek. Gerçi bu savunma gayet riskli, doğru yapılmadığı her pozisyonda Gasol ya da Odom’la sayı buldu Lakers. Fakat genel olarak bakarsak ilk çeyrekteki muazzam şut performansını bir kenara koyalım Kobe 14’te 3 atmış bu stratejiye karşı 3 çeyrekte. İçeri girmeye zorlandıkça şuta mecbur kalıp dengesiz şutlara ya da fadeaway tarzı girişimlere başvurması onu hem fiziken hem de kafa olarak çok yordu, ötesinde sinirlendirdi. Ve eğer Kobe sinirliyse, dengesi bozulduysa Lakers geri kalan adamlarıyla Orlando’dan ne yaparsa yapsın maç alamaz.

Özet; Orlando’nun Kobe’nin sinirlenmesine, Lakers’ın Kobe’nin sakinliğine ihtiyacı var yüzük için.

Bu playofflarda hep Hidayet’ten bahsedildi, öve öve bitiremedik, bitiremediler. Haklıyız, haklılar. Ancak gözden kaçan bir konu Hidayet’e bunları yapma yetkisi ve iznini veren adamın Van Gundy olduğu. Brian Hill zamanında Hidayet bunları yaptığı anda kenara alınıyor, birçok kez azar sınırında konuşmalara maruz kalıyordu. Bu takım Van Gundy’nin takımı ve bu takımda Hidayet dışında da çok iyi oyuncular var. Dün gece Hidayet’i kilitlediğinde Lakers o adamlar sahne aldılar ve maçı getirdiler. SVG’nin Pietrus tercihini çok eleştirmişti Mehmet, başlarda haklı gibi gözüküyordu belki ama her oyuncunun uygun bir rolü vardır takıma ve o rolün kostümünü giyene kadar birkaç kıyafet değiştirmesi gerekebilir. Sonunda Pietrus’u nasıl ve ne zaman kullanacağını buldu SVG. Hem savunması hem de cesareti ile Pietrus bu playofflarda Magic’in kesinlikle “x” faktörü.

Van Gundy’nin Nelson’ı o ağır sakatlıktan sonra oynatıyor olması çok eleştiriliyor, en şiddetli eleştirenlerden biri de benim ama gözden kaçırdığımız bir nokta var.Nelson’ın final serisinde oynaması kararını 1. maç sabahı otelde arkadaşları oybirliği alıp Van Gundy’e bildirmişler. Bu noktada oyuncularının özgür iradelerini kullanmalarına izin veriyor aslında Van Gundy. Ama itiraf etmek gerekir ki Nelson’ı şu iki maçtır, ki benim de istediğim bu, Alston’ı veya Hidayet’i dinlendiren adam olarak bir nevi Johnson’ın görevinde kullanması daha doğru bir tercih oldu. Hem psikolojik olarak sakatlık korkusu hem de antrenmansızlık Fisher (maçın başında iyi şut atsa da devamlılığının kalmadığını bir kez daha gördük) karşısında bile Nelson’ı zor durumlarda bırakırken Farmar’ın onu nasıl rezil ettiğini anlatmak bile istemiyorum, herkes gördü. Johnson’ın sertliği ve yırtıcılığı bir kayıp kuşkusuz, Nelson’ın o ağır sakatlıktan dönüşü her ne kadar moral aşılasa da takıma.

Kobe’yi savunmayı öğrenip, egolarından sıyrılmış Howard, kendini büyük ölçüde frenleyen Alston, Hidayet gibi bir sorumluluk alma makinesi, Lewis gibi bir şutör, Pietrus, Lee gibi artı faktörlerle sahaya her şeyini vermeye çalışan bir Magic’in, bu kafada oynarlarsa diğer 2 iç saha maçını da vereceğini düşünmüyorum. En zoru bu maçtı, 3-0 olur mu sorusu kemirirken insanın beynini, bu kararlı duruşu göstermek herkese gereken cevabı vermek demek.

İlk yarıdaki muhteşem %75’lik şut yüzdesi ve ilk Final galibiyetiyle bu takım Orlando tarihinin en iyi takımı olarak bir kez daha tarihe geçti ve bizler de zevkle tanık olduk.

Yazıyı Van Gundy’nin şu güzel sözüyle bitirelim:

“Just play your game, make our ball movement”

Basketbol, sağlık ve mutluluk dolu günler…

>Jack and Hedo

Haziran 9, 2009, 9:15 am | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum

>Jack : Hedo süper oynadın, harikaydın!
Hedo : Sağol Koca Jack.
Jack : Bu herifler sana ayak uyduramıyor, kontratın da bitiyor, Lakers’ta oynamak isterim demiştin Orlando’ya gelmeden.
Hedo : Baba girme o konulara şimdi.
Jack : Bak OK diyorsan bizim çocuklarla görüşeyim, aldırayım seni LA’e.
Hedo : Bir filminde rol isterim isterim ama.
Jack : Oldu bil, telefonunu açık tut.
Hedo : Çaktırma.

mı dediler acaba birbirlerine diye merak etmedik değil. Hedo itiraf et ne konuştunuz?

Not: Foto ocregister.com’dan

Jack and Hedo

Haziran 9, 2009, 9:15 am | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Jack : Hedo süper oynadın, harikaydın!
Hedo : Sağol Koca Jack.
Jack : Bu herifler sana ayak uyduramıyor, kontratın da bitiyor, Lakers’ta oynamak isterim demiştin Orlando’ya gelmeden.
Hedo : Baba girme o konulara şimdi.
Jack : Bak OK diyorsan bizim çocuklarla görüşeyim, aldırayım seni LA’e.
Hedo : Bir filminde rol isterim isterim ama.
Jack : Oldu bil, telefonunu açık tut.
Hedo : Çaktırma.

mı dediler acaba birbirlerine diye merak etmedik değil. Hedo itiraf et ne konuştunuz?

Not: Foto ocregister.com’dan

>Savaş Yeni Başlıyor!

Haziran 8, 2009, 5:27 pm | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 11 Yorum

>

Orlando Magic’in farklı bir takım karakteri var. Bu karakter 2 sezondur Stan Van Gundy’nin elinde farklı şekillere giren bir oyun hamuru gibi adeta. Çok farklı mağlubiyetlerden sonra ayağa kalkışları, maç içi verdikleri farklı fotoğraflar ama ne olursa olsun umut bitene kadar azla vazgeçmemek. Bird’lü, Parrish’li Celtics’e bu yüzden aşık olmuştum zamanında, Magic sevgimi doruğa kaldıran da bu oldu.

İki maçı harman yaparak konuşmak gerek skor 2-0’sa. İster 25 sayı ister 1 sayı farkla kazan maçı, hepsinin ederi azami 1 galibiyet. İşte o yüzden o galibiyetlerin nasıl alındığını ya da o maçların nasıl verildiği çok önemli. Yenilirken başın eğik, yere bakıyorsan, yenilirken omuzların düşmüş ve kaldıramıyorsan inançla işte o zaman bittin demektir. İşte o yüzden bu seri 4-0 bitmez, Los Angeles’a 3-2 Orlando üstünlüğüyle dönülebilir diyebiliyoruz biz de. Hidayet’e, Lewis’e, Van Gundy’e baktım maçların bitiminde, başları dikti, hele 2. maçta, hem de nasıl. Hidayet “Orlando’da görüşürüz” dercesine bakarken Kobe’ye, Lewis koşarak giderken soyunma odasına ve Van Gundy sıkarken Jackson’ın elinigözlerinin içine bakıyorlardı hep rakiplerinin. esaj açıktı: 2. perde yeni başlıyor.

Seriyi değerlendirdiğimiz yazıyı okuyanlar hem reçeteyi görmüşler hem de Kobe’yi nasıl anlattığımıza dikkat etmişlerdir. Yine söyleyelim: Kobe, Lebron James değil. Daha fazla sahip olduğu takım oyuncusu hüviyeti, zekası ve liderlik melekeleri ile tam bir komutan. Gerekeni gerektiği zaman yapan tam bir kurt. O yüzden “Bırakalım Kobe tek başına oynasın” diyemezsiniz, çünkü o hem bir şekilde arkadaşlarını oyunun içine dahil edecek bir formül bulur hem de skor gücüyle patlama yapabilir. Kobe’ye hep ikili üçlü sıkıştırma getirelim diyemezsiniz, bu sefer bir çok oyuncunuz faul problemine girer. İlk maçta 1. seçeneği uyguladı Van Gundy 3. çeyrekte öyle bir patladı ki Kobe, Magic tarumar oldu. 2. maçta 2.seçeneğe yöneldiğinde bu sefer oyun dışında kalan Pietrus ve faul problemine giren bir çok oyuncuyla yedek sırasında yan yana oturuyordu Koç. Lebron’da bu taktik kolayca tutmuştu, çünkü o Kobe değil, Cavs de Lakers gibi bir takım değildi. Kobe’yi durdurmanın yolu olarak ilk maçın son çeyreğinde SVG 2 uzunlu beş oynatırsam ne oluru denedi. Amacı neydi peki? Hemen 2. maçın normal süresi sonunda Hidayet’in yaptığı muhteşem blokta ki pozisyon dağılımını hatırlayalım.Hidayet’i geçen Kobe potaya son şutu atmaya giderken hemen önünde dağ gibi bir Howrad var, Kobe mecburen fadeaway’e kalkarken arkadan yetişen savunmacısı Hidayet topu adeta çalıyor. İşte bu yaklaşım Kobe’yi yavaşlatıp arkadaşlarına katkısını da azaltabilecek cinsten. Boyalı alanın 2 kenarında 2 uzun Kobe adamını geçip içeri dalar dalmaz, turnikesini kesip onu şuta ya da dengesiz pasa zorluyor. Bu formül işe fazlasıyla yarar, neredeyse maçı bile getiriyordu Orlando’ya. O yüzden akıllıca ve özenle yapılacak bu savunmadan vazgeçmemeli SVG. Pietrus hazır savunmada ritmini yakalamış, hidayet de bu kadar konsantre iken Kobe ancak böyle yavaşlıtılır.

İlk maçın ilk çeyreğindeki oyunla 2. maçın genelindeki Magic oyunu umut vadeden, yer yer Lakers oyuncularını ve seyircilerini korkutan, hatta sinirlendiren kıvamdaydı. Bu sürelerde sivrilen ismin ya Hidayet ya da Lewis olduğunu gördük hep. İlk maç 2. çeyrekten itibaren alan daraltmalı ve ikili sıkıştırmaların özelikle Orlando yıldızlarına illalllah getirdiği bir savunmayı oturtmayı başardı Zen Master. Bu savunmadaki odak noktası kuşkusuz Howard’dı. Potaların ve boyalı alanın korkulu rüyasına tam bir kabus yaşattı bu savunma 101 dakikadır. Bu savunmanın asıl amacı Howard’ın topu yere vurmasını engellemek ya da vurduğu anda topu çalmak. Özellikle 2. maçta muhteşem uygulandı bu taktik, Howard tam 7 top kaybetti. Çok yakınına direk topa müdahale etmek üzere el uzatarak gelen adam hem saha içine adımını engelliyor hem de Howard’ı fazlasıyla rahatsız ediyordu. Kendi savunmacısının diğer geçiş ihtimallerini kapamaya çalışmasıyla iyice çizgiye doğru kaymak zorunda alan ve sıkışıp saçma sapan şutlar atan, top kaybeden, bir şeyler üretemedikçe de kendi kendini bitiren bir Howard izledik 2 maçtır. Gözlerimiz 2 maçtır Cavs serisinin 6. maçındaki Duncan – Garnett kırması adamı aradı. O adam oyunu adeta pota altında kuruyor, Orlando vurdukça vuruyordu. Sezar’ın hakkı Sezar’a. Senelerce Shaq gibi bir adamla çalışmış ve neredeyse onun yeni versiyonu olan bu adamla en iyi baş edebilecek isim zaten Koca Phil’den başkası olamazdı.

Diğer eşleşmelere ve oyunculara bakacak olursak Bynum’un kendini ucuz faullerle sabote etmediği sürece Gasol’la birlikte oynadıkları dönemde Orando’ya ciddi sorunlar çıkardığı aşikar. Gasol Lewis’in hem hücum silahlarınınhem de savunma zaaflarının ne olduğunu çok iyi çözmüş ve hep oralardan vuruyor yumruğu. 2. maçta çok verimli oynadı gerçekten. Ariza ise savunmasını her geçen gün içine senaryolar da katarak ilerletiyor. Hidayet’i o kadar güzel yoruyor, o kadar yıpratıyor ki Phil Jackson’ın koltukları kabarıyordur sanırım. Walton oynadığı sınırlı sürede savunma anlamında önemli işler yaparken sanırım Lakers’ın aksayan tek noktası Fisher. Artık iyice yavaşladığını ve şutunun fazlasıyla ritminin bozulduğunu görüyoruz. Karşısında Alston gibi 2 maçtır bir facia ve Nelson gibi sakatlıktan yeni çıkmış bir adam varken bu performansını çok yavan Lakers için. SVG de 2.maçta olabildiğince onun üzerinden oynayıp kolay sayılar bulmaya çalıştı ama, neredeyse bütün Cavs serisinde oturan Redick bu seriye hiç hazır değil. Odom da Lakers’ın eşleşme problemleriyle gündeme gelen rakibi Magic karşısında en çok eşleşme pronlemi yaratan oyuncusuydu. Howard ve Gortat’lı beşte Gortat’la, kısa beşte Lewis ya da Hidayet’le kalması sıkıntı yarattı Mgic savunmasına. Bulduğu her boşluğu doldurdu Odom, 2 maçtır çok verimli bir basketbol oynuyor ve Lakers Kobe’nin önderliğinde 2-0 yaparken Gasol ile Odom en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülüne adaylar.

Magic cephesinde Genel itibariyle Hidayet ve Lewis takımı taşıken, egolarına yenilen Howard en büyük hayal kırıklığı oldu. Bir şekilde kendisi de sayı atmadan maç kazanabileceğini aklına koysa ve topu alır almaz dağıtım yapabilse aslında daha müsait pozisyonlar bulacağını Zimbabwe’de sokakta basket oynayan 8-10 yaşındaki çocuklar bile söylüyor artık. Topu verdikçe daha çok alacak ve savunması a dış şutlar etkili oldukça hafifleyecek Howard’ın ama nafile. Sanki “Kobe’den daha iyi olduğumu göstereceğim, şampiyonluğu tek başıma alacağım!” der gibi oynuyor. Bu oyun Magic’in takım hüviyetine ve savunma etkinliğine olumsuz olarak etkiyor. SVG hatalarını anlatıp onu uyaracaktır Orlando’daki maçlar öncesi, 3. maçta apayrı bir Howard göreceğimizden eminim.

Redick’ten yukarıda bahsettik de Lee’nin 2. maçın sonunda adeta 2 kez çaylak duvarına tosladığına şahit olduk. Belki o pozisyonlar atılmamış olsa Pietrus’a kalacaktı, ama kader Lee’nin ellerine verdi şampiyonluk kupasının kulpunu. 2 kez elinden kaydı genç çaylağın. İlki tamam da Hidayet’in o enfes pasını nasıl bitiremedi, üstelik el değiştirmeye bile vakti varken, çok üzüldük, saçlarımızı yolduk ama olsun o cesareti bile yeter.

Gortat ve performansı harika bir sürpriz olurken, Nelson’ın rehabilitasyonun bitmesine daha 2 ay varken sahalara dönüp finalde sahaya çıkması herhalde yılın sürprizi oldu. Onun dönüşünün şaşkınlığıyla bir ara Lakeslılar da ne yapacağını bilemedi. Özellikle tamamını oynadığı ilk maçının ikinci çeyreğinde çok iyiydi, ama daha sonrasında sahada kaldığı dakikalar ve performansı için söylenecek pek fazla pozitif söz yok. Bu hamle ne kadar şaşırtıcı ve kimilerine göre sevindirici olsa da duygusal Alston’ın performansını yarı yarıya düşüren, Johnson’ın sertliğinden bizi mahrum bırakan bir hamle oldu. Nelson henüz bir şut ritmi yakalayabilmiş değil ve çok güçsüz. 15 dakikadan fazla kaldıracak gibi de gözükmüyor. Üstelik tedavisi de bitmediği için yeniden sakatlanma riski had safhada. Sakatlığı bir kenara atarsak ondan maksimum verimi alacağımız kullanım şekli 2. maçtaki şekildir. Yani illaki oynayacaksa Johnson’ın rolünü üstlenmelidir Nelson. Ötesi hem ona hem Magic’e kaybettirir. İlk maçtaki uzun süreli Nelson tercihi kendi tekerine çomak sokmaktı adeta, daha fazlasına gerek yok.

Yarın seri Orlando’da Magic için sıfırdan başlayacak. Kobe’nin dediği gibi “Magic’li oyuncular için çok zor şutları sokmak, maçtan kopmamak, savaşmak her zaman yaptıkları şeyler.” İşte o yüzden şampiyonluğu yine savunma kazanacak, sadece biraz daha akıl kullanmak gerek.

Seri 7. maça uzarsa ya da Orlando’dan LA’e 3-2 Orlando üstünlüğü ile dönülürse diyelim tahminim Orlando alır şampiyonluğu ancak Lakers’ın alacağı tek maç 6. maçta kupayı Jackson’a, MVP ödülünü de Kobe’ye getirir.

Yazıyı Stan Van Gundy ve Phil Jackson’ın karşılıklı demeçleriyle bitirelim:

Soru: Magic ve Lakers’ın birer pozisyondaki avantajı dışında her iki takım da dengede gibi duruyor. Genel kanı siz (SVG) ve Koç Jackson’ın da birbirine denk 2 koç olduğunuz yönünde. Buna ne diyeceksiniz?

SVG: Phil Jackson ile beni ve kariyerlerimizi kıyasladığınızda benim oynadığım Playoff maçı sayısından fazla playoff serisi kazandığını görürsünüz. Kıyasladığımızda ben onun yanında bölgesel bir ligde göreve yeni gelmiş çaylak bir antrenör gibi kalıyorum.

Van Gundy’nin demeci kendisine aktarılan Phil Jackson:

PJ: Stan çok değerli bir Koç, ona ve başardıklarına saygı duyuyorum.

Savaş Yeni Başlıyor!

Haziran 8, 2009, 5:27 pm | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Orlando Magic’in farklı bir takım karakteri var. Bu karakter 2 sezondur Stan Van Gundy’nin elinde farklı şekillere giren bir oyun hamuru gibi adeta. Çok farklı mağlubiyetlerden sonra ayağa kalkışları, maç içi verdikleri farklı fotoğraflar ama ne olursa olsun umut bitene kadar azla vazgeçmemek. Bird’lü, Parrish’li Celtics’e bu yüzden aşık olmuştum zamanında, Magic sevgimi doruğa kaldıran da bu oldu.

İki maçı harman yaparak konuşmak gerek skor 2-0’sa. İster 25 sayı ister 1 sayı farkla kazan maçı, hepsinin ederi azami 1 galibiyet. İşte o yüzden o galibiyetlerin nasıl alındığını ya da o maçların nasıl verildiği çok önemli. Yenilirken başın eğik, yere bakıyorsan, yenilirken omuzların düşmüş ve kaldıramıyorsan inançla işte o zaman bittin demektir. İşte o yüzden bu seri 4-0 bitmez, Los Angeles’a 3-2 Orlando üstünlüğüyle dönülebilir diyebiliyoruz biz de. Hidayet’e, Lewis’e, Van Gundy’e baktım maçların bitiminde, başları dikti, hele 2. maçta, hem de nasıl. Hidayet “Orlando’da görüşürüz” dercesine bakarken Kobe’ye, Lewis koşarak giderken soyunma odasına ve Van Gundy sıkarken Jackson’ın elinigözlerinin içine bakıyorlardı hep rakiplerinin. esaj açıktı: 2. perde yeni başlıyor.

Seriyi değerlendirdiğimiz yazıyı okuyanlar hem reçeteyi görmüşler hem de Kobe’yi nasıl anlattığımıza dikkat etmişlerdir. Yine söyleyelim: Kobe, Lebron James değil. Daha fazla sahip olduğu takım oyuncusu hüviyeti, zekası ve liderlik melekeleri ile tam bir komutan. Gerekeni gerektiği zaman yapan tam bir kurt. O yüzden “Bırakalım Kobe tek başına oynasın” diyemezsiniz, çünkü o hem bir şekilde arkadaşlarını oyunun içine dahil edecek bir formül bulur hem de skor gücüyle patlama yapabilir. Kobe’ye hep ikili üçlü sıkıştırma getirelim diyemezsiniz, bu sefer bir çok oyuncunuz faul problemine girer. İlk maçta 1. seçeneği uyguladı Van Gundy 3. çeyrekte öyle bir patladı ki Kobe, Magic tarumar oldu. 2. maçta 2.seçeneğe yöneldiğinde bu sefer oyun dışında kalan Pietrus ve faul problemine giren bir çok oyuncuyla yedek sırasında yan yana oturuyordu Koç. Lebron’da bu taktik kolayca tutmuştu, çünkü o Kobe değil, Cavs de Lakers gibi bir takım değildi. Kobe’yi durdurmanın yolu olarak ilk maçın son çeyreğinde SVG 2 uzunlu beş oynatırsam ne oluru denedi. Amacı neydi peki? Hemen 2. maçın normal süresi sonunda Hidayet’in yaptığı muhteşem blokta ki pozisyon dağılımını hatırlayalım.Hidayet’i geçen Kobe potaya son şutu atmaya giderken hemen önünde dağ gibi bir Howrad var, Kobe mecburen fadeaway’e kalkarken arkadan yetişen savunmacısı Hidayet topu adeta çalıyor. İşte bu yaklaşım Kobe’yi yavaşlatıp arkadaşlarına katkısını da azaltabilecek cinsten. Boyalı alanın 2 kenarında 2 uzun Kobe adamını geçip içeri dalar dalmaz, turnikesini kesip onu şuta ya da dengesiz pasa zorluyor. Bu formül işe fazlasıyla yarar, neredeyse maçı bile getiriyordu Orlando’ya. O yüzden akıllıca ve özenle yapılacak bu savunmadan vazgeçmemeli SVG. Pietrus hazır savunmada ritmini yakalamış, hidayet de bu kadar konsantre iken Kobe ancak böyle yavaşlıtılır.

İlk maçın ilk çeyreğindeki oyunla 2. maçın genelindeki Magic oyunu umut vadeden, yer yer Lakers oyuncularını ve seyircilerini korkutan, hatta sinirlendiren kıvamdaydı. Bu sürelerde sivrilen ismin ya Hidayet ya da Lewis olduğunu gördük hep. İlk maç 2. çeyrekten itibaren alan daraltmalı ve ikili sıkıştırmaların özelikle Orlando yıldızlarına illalllah getirdiği bir savunmayı oturtmayı başardı Zen Master. Bu savunmadaki odak noktası kuşkusuz Howard’dı. Potaların ve boyalı alanın korkulu rüyasına tam bir kabus yaşattı bu savunma 101 dakikadır. Bu savunmanın asıl amacı Howard’ın topu yere vurmasını engellemek ya da vurduğu anda topu çalmak. Özellikle 2. maçta muhteşem uygulandı bu taktik, Howard tam 7 top kaybetti. Çok yakınına direk topa müdahale etmek üzere el uzatarak gelen adam hem saha içine adımını engelliyor hem de Howard’ı fazlasıyla rahatsız ediyordu. Kendi savunmacısının diğer geçiş ihtimallerini kapamaya çalışmasıyla iyice çizgiye doğru kaymak zorunda alan ve sıkışıp saçma sapan şutlar atan, top kaybeden, bir şeyler üretemedikçe de kendi kendini bitiren bir Howard izledik 2 maçtır. Gözlerimiz 2 maçtır Cavs serisinin 6. maçındaki Duncan – Garnett kırması adamı aradı. O adam oyunu adeta pota altında kuruyor, Orlando vurdukça vuruyordu. Sezar’ın hakkı Sezar’a. Senelerce Shaq gibi bir adamla çalışmış ve neredeyse onun yeni versiyonu olan bu adamla en iyi baş edebilecek isim zaten Koca Phil’den başkası olamazdı.

Diğer eşleşmelere ve oyunculara bakacak olursak Bynum’un kendini ucuz faullerle sabote etmediği sürece Gasol’la birlikte oynadıkları dönemde Orando’ya ciddi sorunlar çıkardığı aşikar. Gasol Lewis’in hem hücum silahlarınınhem de savunma zaaflarının ne olduğunu çok iyi çözmüş ve hep oralardan vuruyor yumruğu. 2. maçta çok verimli oynadı gerçekten. Ariza ise savunmasını her geçen gün içine senaryolar da katarak ilerletiyor. Hidayet’i o kadar güzel yoruyor, o kadar yıpratıyor ki Phil Jackson’ın koltukları kabarıyordur sanırım. Walton oynadığı sınırlı sürede savunma anlamında önemli işler yaparken sanırım Lakers’ın aksayan tek noktası Fisher. Artık iyice yavaşladığını ve şutunun fazlasıyla ritminin bozulduğunu görüyoruz. Karşısında Alston gibi 2 maçtır bir facia ve Nelson gibi sakatlıktan yeni çıkmış bir adam varken bu performansını çok yavan Lakers için. SVG de 2.maçta olabildiğince onun üzerinden oynayıp kolay sayılar bulmaya çalıştı ama, neredeyse bütün Cavs serisinde oturan Redick bu seriye hiç hazır değil. Odom da Lakers’ın eşleşme problemleriyle gündeme gelen rakibi Magic karşısında en çok eşleşme pronlemi yaratan oyuncusuydu. Howard ve Gortat’lı beşte Gortat’la, kısa beşte Lewis ya da Hidayet’le kalması sıkıntı yarattı Mgic savunmasına. Bulduğu her boşluğu doldurdu Odom, 2 maçtır çok verimli bir basketbol oynuyor ve Lakers Kobe’nin önderliğinde 2-0 yaparken Gasol ile Odom en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülüne adaylar.

Magic cephesinde Genel itibariyle Hidayet ve Lewis takımı taşıken, egolarına yenilen Howard en büyük hayal kırıklığı oldu. Bir şekilde kendisi de sayı atmadan maç kazanabileceğini aklına koysa ve topu alır almaz dağıtım yapabilse aslında daha müsait pozisyonlar bulacağını Zimbabwe’de sokakta basket oynayan 8-10 yaşındaki çocuklar bile söylüyor artık. Topu verdikçe daha çok alacak ve savunması a dış şutlar etkili oldukça hafifleyecek Howard’ın ama nafile. Sanki “Kobe’den daha iyi olduğumu göstereceğim, şampiyonluğu tek başıma alacağım!” der gibi oynuyor. Bu oyun Magic’in takım hüviyetine ve savunma etkinliğine olumsuz olarak etkiyor. SVG hatalarını anlatıp onu uyaracaktır Orlando’daki maçlar öncesi, 3. maçta apayrı bir Howard göreceğimizden eminim.

Redick’ten yukarıda bahsettik de Lee’nin 2. maçın sonunda adeta 2 kez çaylak duvarına tosladığına şahit olduk. Belki o pozisyonlar atılmamış olsa Pietrus’a kalacaktı, ama kader Lee’nin ellerine verdi şampiyonluk kupasının kulpunu. 2 kez elinden kaydı genç çaylağın. İlki tamam da Hidayet’in o enfes pasını nasıl bitiremedi, üstelik el değiştirmeye bile vakti varken, çok üzüldük, saçlarımızı yolduk ama olsun o cesareti bile yeter.

Gortat ve performansı harika bir sürpriz olurken, Nelson’ın rehabilitasyonun bitmesine daha 2 ay varken sahalara dönüp finalde sahaya çıkması herhalde yılın sürprizi oldu. Onun dönüşünün şaşkınlığıyla bir ara Lakeslılar da ne yapacağını bilemedi. Özellikle tamamını oynadığı ilk maçının ikinci çeyreğinde çok iyiydi, ama daha sonrasında sahada kaldığı dakikalar ve performansı için söylenecek pek fazla pozitif söz yok. Bu hamle ne kadar şaşırtıcı ve kimilerine göre sevindirici olsa da duygusal Alston’ın performansını yarı yarıya düşüren, Johnson’ın sertliğinden bizi mahrum bırakan bir hamle oldu. Nelson henüz bir şut ritmi yakalayabilmiş değil ve çok güçsüz. 15 dakikadan fazla kaldıracak gibi de gözükmüyor. Üstelik tedavisi de bitmediği için yeniden sakatlanma riski had safhada. Sakatlığı bir kenara atarsak ondan maksimum verimi alacağımız kullanım şekli 2. maçtaki şekildir. Yani illaki oynayacaksa Johnson’ın rolünü üstlenmelidir Nelson. Ötesi hem ona hem Magic’e kaybettirir. İlk maçtaki uzun süreli Nelson tercihi kendi tekerine çomak sokmaktı adeta, daha fazlasına gerek yok.

Yarın seri Orlando’da Magic için sıfırdan başlayacak. Kobe’nin dediği gibi “Magic’li oyuncular için çok zor şutları sokmak, maçtan kopmamak, savaşmak her zaman yaptıkları şeyler.” İşte o yüzden şampiyonluğu yine savunma kazanacak, sadece biraz daha akıl kullanmak gerek.

Seri 7. maça uzarsa ya da Orlando’dan LA’e 3-2 Orlando üstünlüğü ile dönülürse diyelim tahminim Orlando alır şampiyonluğu ancak Lakers’ın alacağı tek maç 6. maçta kupayı Jackson’a, MVP ödülünü de Kobe’ye getirir.

Yazıyı Stan Van Gundy ve Phil Jackson’ın karşılıklı demeçleriyle bitirelim:

Soru: Magic ve Lakers’ın birer pozisyondaki avantajı dışında her iki takım da dengede gibi duruyor. Genel kanı siz (SVG) ve Koç Jackson’ın da birbirine denk 2 koç olduğunuz yönünde. Buna ne diyeceksiniz?

SVG: Phil Jackson ile beni ve kariyerlerimizi kıyasladığınızda benim oynadığım Playoff maçı sayısından fazla playoff serisi kazandığını görürsünüz. Kıyasladığımızda ben onun yanında bölgesel bir ligde göreve yeni gelmiş çaylak bir antrenör gibi kalıyorum.

Van Gundy’nin demeci kendisine aktarılan Phil Jackson:

PJ: Stan çok değerli bir Koç, ona ve başardıklarına saygı duyuyorum.

Son Saniye Gazileri: Yine Yeniden!

Haziran 8, 2009, 9:40 am | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Yazısı bugün gelir…

>Son Saniye Gazileri: Yine Yeniden!

Haziran 8, 2009, 9:40 am | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Yazısı bugün gelir…

Kobe Tecavüz Etti!

Haziran 5, 2009, 5:30 am | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Kobe Bryant alenen Orlando Magic’e tecavüz etti ama bir Allah’ın kulu da ne polisi aradı ne ambulans çağırdı!

Bu maçın yazısını aşırı yoğunluktan ve şehir dışına çıkacağım için yazamayacağım ama Kobe’nin açık tecavüzünü hazırlayan faktörlerden biri de, beklenenden çok daha iyi dönmüş olsa da, Jameer Nelson’ın dönüşü oldu. Van Gundy kendi tekerine çomak soktu adeta. 3. çeyrek hastalığı debreşti, Lakers Howard’ı muazzam savundu, Lewis henüz Los Angeles’e gelmemişti. Pazartesi kombin edilmiş 2 maçın yazısı bir arada.

>Kobe Tecavüz Etti!

Haziran 5, 2009, 5:30 am | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>Kobe Bryant alenen Orlando Magic’e tecavüz etti ama bir Allah’ın kulu da ne polisi aradı ne ambulans çağırdı!

Bu maçın yazısını aşırı yoğunluktan ve şehir dışına çıkacağım için yazamayacağım ama Kobe’nin açık tecavüzünü hazırlayan faktörlerden biri de, beklenenden çok daha iyi dönmüş olsa da, Jameer Nelson’ın dönüşü oldu. Van Gundy kendi tekerine çomak soktu adeta. 3. çeyrek hastalığı debreşti, Lakers Howard’ı muazzam savundu, Lewis henüz Los Angeles’e gelmemişti. Pazartesi kombin edilmiş 2 maçın yazısı bir arada.

Los Angeles’a Gökten Nelson Düştü!

Haziran 5, 2009, 3:44 am | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Şu anda maçın 2. çeyreği ve ağzım 1 karış açık durumda. İhtimal vermediğim, yazılanları hadi canım diyerek okuduğum bir gecede daha 2 aylık iyileşme ve çalışma süresine ihtiyacı olması gereken Jameer Nelson sahada hem de kendisi gibi değil Magic gibi. Biri beni çimdiklesin lütfen!

>Los Angeles’a Gökten Nelson Düştü!

Haziran 5, 2009, 3:44 am | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>Şu anda maçın 2. çeyreği ve ağzım 1 karış açık durumda. İhtimal vermediğim, yazılanları hadi canım diyerek okuduğum bir gecede daha 2 aylık iyileşme ve çalışma süresine ihtiyacı olması gereken Jameer Nelson sahada hem de kendisi gibi değil Magic gibi. Biri beni çimdiklesin lütfen!

>Tahliller ve Reçete

Haziran 4, 2009, 2:41 pm | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Çok uzun bir yazı yazma niyetinde değilim Final üzerine. İki takım da finale geldiklerine göre, her ikisi de kendi konferanslarının en iyi takımları ve en üstün özelliklileri.

Lakers tarafına bakacak olursak en büyük iki avantajları olarak Kobe Bryant ve Phil Jackson isimleri öne çıkıyor. Kobe Lebron James kadar kuvvetli, ilk adımında vurup geçen bir isim belki değil ama akıl ve oyun zekası olarak, yaşadıklarının, tecrübesinin de etkisiyle takımını alıp götürecek adam olarak sivriliyor. Hem de bu alıp götürmeyi tek başına sırtlanarak değil, arkadaşlarını da formalarından çekerek yapıyor. Bu etkiyle ve Phil Jackson’ın koçluğuyla beraber oyunun sıkıştığı dakikalarda Lakers takım olarak oyunu bırakıp Kobe’yi seyretmiyor, setlerde üzerlerine düşen görevlerine dikkat ediyorlar. Bu yüzden Lakers Cleveland’a göre daha dayanıklı, mental açıdan daha kuvvetli bir takım.

Orlando tarafında ise iki sedir her maç daha olgunlaşan, her maç bağlarını kuvvetlendiren bir ekip var sahnede. Stan Van Gundy’nin sisteminde kimse mutlak süper yıldız konumunda değil. Oyunun her alanında görevini yapma sorumluluğuna sahip adamlar haline gelmiş durumda Orlando oyuncuları. Brian Hill zamanından kalma savruk ve sorumsuz takımdan eser yok. Takımın öne çıkan isimleri tabii ki başta Howard, Lewis ve Hidayet. Howard’ın kuvveti ve yırtıcılığı, Lewis’in skor potansiyeli, Hidayet’in oyun zekası Orlando’yu bu sezon hep öne taşıyan faktörler oldu. Lee, Pietrus, Alston, Gortat, Johnson gibi isimlerin tamamlamasıyla takım hüviyetine kavuşan Orlando bu tura kadar hep eşleşme problemleriyle rakiplerini yıldırıp oyunlarını bozdu. Howard dışındaki her oyuncusu şutör ve vatsın üstü penetreci olan Orlando’nun hücum opsiyonları çok fazla.

Serinin nasıl olacağına baktığımızda Lakers açısından en büyük sorun kuşkusuz Dwight
Howard olacak. Howard yüzünden Zen Master Bynum-Gasol’la başlayacaktır maçlara. Ancak Bynum’un kendi adıma çok çabuk faul problemine gireceğini düşünüyorum. Bu durumda Gasol’la oynamayı tercih etmek boyalı alanda delik açmak demektir. Gasol’lu 5’te Odom’un 4 numarada oynayacağını ve sık sık ikili sıkıştırmaya geleceğini düşünüyorum. Bu durumda Odom’un alacağı Lewis de çok şut bulacaktır. O nedenle seride, bu zamana kadar çok fazla görmemiş olsak da Mbenga’nın süre alacağını düşünüyorum. Mbenga Howard’a karşı savunmada sertlik hücumda yokluk demektir. Mbenga sahadayken Lakers hücumu şuta ve yapabilirlerse pick-n-rollere döner. Jackson’ın elinde kalburüstü şutörler olduğuna göre (Fisher, Kobe, Ariza, Walton) zaman zaman bu riski alacağı kanaatindeyim.

Bynum ve Gasol’la aşladığında Gasol-Lewis eşleşmesi hücum potansiyelleri açısından zevkli, savunma potansiyelleri bakımından kabus gibi olur. Her iki oyuncu da birbirini layıkıyla savunamaz. Yumuşak karınlar 4 numaralar olur.

Hidayet Ariza eşleşmesinde Ariza’nın hızı Hidayet’in oyun zekası ön plana çıkıyor. Ariza Hidayet’i bezdirmek için sert savunma yaparsa, çok faul alır Hidayet, o nedenle Walton’ın da çok süre almasını bekliyorum final serisinde. Burada belirleyici nokta Kobe’nin Hidayet’in savunmasına ne sıklıkla ve hangi sertlikle yardım getireceği, bu anlarda Hidayet’in boş adamı bulup bulamayacağı olacaktır. Sixers serisindeki gibi etkili bir tepede ikili sıkıştırma gelirse Orlando’nun ritmi bozulur. Alston’ın oyun kuruculuğuna bakmak durumunda kalırlar ki hep söylüyoruz Alston tam bir serseri mayın.

Alston Fisher eşleşmesinde Alston’ın hızı Fisher’a, Fisher’ın oyun zekası ve şutörlüğü Alston’a problem yaratacaktır. Tahminim iki oyuncunun birbirini yiyeceği yönünde açıkçası. Bu eşleşmede sivrilebilen isim belki de seriyi getirecek kendi takımına. O yüzden maçları izlerken bu iki adamın kattıklarına ve kaybettirdiklerine aha bir dikkatle bakın derim. Sevgili dostum Alkın da değinmiş forumda bu konuya, aynı fikirdeyiz çoğunlukla olduğu gibi.

2 numara eşleşmesi 5 numara eşleşmesinin Lakers’a olduğu gibi kabusu Orlando’nun. Lee ilk 5 başlayacak olsa da maçın çoğunluğunda Pietrus duracak Kobe’nin karşısında. Pietrus’un James’i yavaşlatan savunması Kobe karşısında ondan beklentileridoruğa çıkarmış durumda. Ama bu sefer karşısındaki adam tam bir basketbol kurdu. Teması almayı çok iyi bilen Kobe Bryant’ın Pietrus’u canından bezdirmesi beklenen bir senaryo benim için. O nokta da Lee’nin kısa kalıp, Pietrus’un faul problemine girdiğini ya da Kobe’yi tutamadığını görürsek 3. seçenek Hidayet olacaktır. Switchlerde birkaç kez zaten Kobe ona kalacaktır ama son çare olarak Hidayet Van Gundy tarafından Kobe’ye verilebilir.

Netice olarak canavar Howard Lakers’ın kurt Kobe Magic’in belalısı olacak bu seride (Film tanıtımı gibi oldu). Bir de Orlando için reçete vereyim Barkley, Miller havasında:

  • Topu mümkün olan her fırsatta Howard’a indir, potaya gidemezse dışarı atacağı paslar için hareketli ol, boşa çık.
  • Bol bol penetre et, rakip uzunlar faul sıkıntısına girdiğinde Howard’ı beklemekten kimse şutlarına çıkamasın.
  • Hızlı hücum yapmalarına izin verme, set oyunu olsun.
  • Kobe’yi olabildiğince köşelere sürükle, penetrelerini kısıtla.
  • Her ani Lakers hücum saldırısında çabucak mola al.

Basketbol, sağlık ve mutluluk dolu günler…

Tahliller ve Reçete

Haziran 4, 2009, 2:41 pm | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Çok uzun bir yazı yazma niyetinde değilim Final üzerine. İki takım da finale geldiklerine göre, her ikisi de kendi konferanslarının en iyi takımları ve en üstün özelliklileri.

Lakers tarafına bakacak olursak en büyük iki avantajları olarak Kobe Bryant ve Phil Jackson isimleri öne çıkıyor. Kobe Lebron James kadar kuvvetli, ilk adımında vurup geçen bir isim belki değil ama akıl ve oyun zekası olarak, yaşadıklarının, tecrübesinin de etkisiyle takımını alıp götürecek adam olarak sivriliyor. Hem de bu alıp götürmeyi tek başına sırtlanarak değil, arkadaşlarını da formalarından çekerek yapıyor. Bu etkiyle ve Phil Jackson’ın koçluğuyla beraber oyunun sıkıştığı dakikalarda Lakers takım olarak oyunu bırakıp Kobe’yi seyretmiyor, setlerde üzerlerine düşen görevlerine dikkat ediyorlar. Bu yüzden Lakers Cleveland’a göre daha dayanıklı, mental açıdan daha kuvvetli bir takım.

Orlando tarafında ise iki sedir her maç daha olgunlaşan, her maç bağlarını kuvvetlendiren bir ekip var sahnede. Stan Van Gundy’nin sisteminde kimse mutlak süper yıldız konumunda değil. Oyunun her alanında görevini yapma sorumluluğuna sahip adamlar haline gelmiş durumda Orlando oyuncuları. Brian Hill zamanından kalma savruk ve sorumsuz takımdan eser yok. Takımın öne çıkan isimleri tabii ki başta Howard, Lewis ve Hidayet. Howard’ın kuvveti ve yırtıcılığı, Lewis’in skor potansiyeli, Hidayet’in oyun zekası Orlando’yu bu sezon hep öne taşıyan faktörler oldu. Lee, Pietrus, Alston, Gortat, Johnson gibi isimlerin tamamlamasıyla takım hüviyetine kavuşan Orlando bu tura kadar hep eşleşme problemleriyle rakiplerini yıldırıp oyunlarını bozdu. Howard dışındaki her oyuncusu şutör ve vatsın üstü penetreci olan Orlando’nun hücum opsiyonları çok fazla.

Serinin nasıl olacağına baktığımızda Lakers açısından en büyük sorun kuşkusuz Dwight
Howard olacak. Howard yüzünden Zen Master Bynum-Gasol’la başlayacaktır maçlara. Ancak Bynum’un kendi adıma çok çabuk faul problemine gireceğini düşünüyorum. Bu durumda Gasol’la oynamayı tercih etmek boyalı alanda delik açmak demektir. Gasol’lu 5’te Odom’un 4 numarada oynayacağını ve sık sık ikili sıkıştırmaya geleceğini düşünüyorum. Bu durumda Odom’un alacağı Lewis de çok şut bulacaktır. O nedenle seride, bu zamana kadar çok fazla görmemiş olsak da Mbenga’nın süre alacağını düşünüyorum. Mbenga Howard’a karşı savunmada sertlik hücumda yokluk demektir. Mbenga sahadayken Lakers hücumu şuta ve yapabilirlerse pick-n-rollere döner. Jackson’ın elinde kalburüstü şutörler olduğuna göre (Fisher, Kobe, Ariza, Walton) zaman zaman bu riski alacağı kanaatindeyim.

Bynum ve Gasol’la aşladığında Gasol-Lewis eşleşmesi hücum potansiyelleri açısından zevkli, savunma potansiyelleri bakımından kabus gibi olur. Her iki oyuncu da birbirini layıkıyla savunamaz. Yumuşak karınlar 4 numaralar olur.

Hidayet Ariza eşleşmesinde Ariza’nın hızı Hidayet’in oyun zekası ön plana çıkıyor. Ariza Hidayet’i bezdirmek için sert savunma yaparsa, çok faul alır Hidayet, o nedenle Walton’ın da çok süre almasını bekliyorum final serisinde. Burada belirleyici nokta Kobe’nin Hidayet’in savunmasına ne sıklıkla ve hangi sertlikle yardım getireceği, bu anlarda Hidayet’in boş adamı bulup bulamayacağı olacaktır. Sixers serisindeki gibi etkili bir tepede ikili sıkıştırma gelirse Orlando’nun ritmi bozulur. Alston’ın oyun kuruculuğuna bakmak durumunda kalırlar ki hep söylüyoruz Alston tam bir serseri mayın.

Alston Fisher eşleşmesinde Alston’ın hızı Fisher’a, Fisher’ın oyun zekası ve şutörlüğü Alston’a problem yaratacaktır. Tahminim iki oyuncunun birbirini yiyeceği yönünde açıkçası. Bu eşleşmede sivrilebilen isim belki de seriyi getirecek kendi takımına. O yüzden maçları izlerken bu iki adamın kattıklarına ve kaybettirdiklerine aha bir dikkatle bakın derim. Sevgili dostum Alkın da değinmiş forumda bu konuya, aynı fikirdeyiz çoğunlukla olduğu gibi.

2 numara eşleşmesi 5 numara eşleşmesinin Lakers’a olduğu gibi kabusu Orlando’nun. Lee ilk 5 başlayacak olsa da maçın çoğunluğunda Pietrus duracak Kobe’nin karşısında. Pietrus’un James’i yavaşlatan savunması Kobe karşısında ondan beklentileridoruğa çıkarmış durumda. Ama bu sefer karşısındaki adam tam bir basketbol kurdu. Teması almayı çok iyi bilen Kobe Bryant’ın Pietrus’u canından bezdirmesi beklenen bir senaryo benim için. O nokta da Lee’nin kısa kalıp, Pietrus’un faul problemine girdiğini ya da Kobe’yi tutamadığını görürsek 3. seçenek Hidayet olacaktır. Switchlerde birkaç kez zaten Kobe ona kalacaktır ama son çare olarak Hidayet Van Gundy tarafından Kobe’ye verilebilir.

Netice olarak canavar Howard Lakers’ın kurt Kobe Magic’in belalısı olacak bu seride (Film tanıtımı gibi oldu). Bir de Orlando için reçete vereyim Barkley, Miller havasında:

  • Topu mümkün olan her fırsatta Howard’a indir, potaya gidemezse dışarı atacağı paslar için hareketli ol, boşa çık.
  • Bol bol penetre et, rakip uzunlar faul sıkıntısına girdiğinde Howard’ı beklemekten kimse şutlarına çıkamasın.
  • Hızlı hücum yapmalarına izin verme, set oyunu olsun.
  • Kobe’yi olabildiğince köşelere sürükle, penetrelerini kısıtla.
  • Her ani Lakers hücum saldırısında çabucak mola al.

Basketbol, sağlık ve mutluluk dolu günler…

Andrew Bynum Playboy Partisinde

Nisan 1, 2009, 2:06 pm | LA Lakers, NBA kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Son dönemde takım olarak form düşüklüğü yaşayan Lakers’ta özellikle pota altında Bynum’un eksikliği iyice hissedilirken ve Kobe Bryant hastalığına rağmen takımına katkı sağlamaya çalışırken şu yukarıdaki fotoğraf ortalığı karıştırdı. Hasretle beklenen adam Andrew Bynum, hem de dizinden tedavisinin devam ettiği süreçte Playboy tarafından verilen partide görüntülendi. Sağa sola bakınarak gezse belki bu kadar tepki çekmeyecekti ama omzuna aldığı mankenle ortalarda turlaması kafalarda bir çok soru işareti bıraktı. Bakalım Lakers yönetimi ve Zen Master bu olaya nasıl tepki verecekler. Bu arada Bynum’un partilerde keyfine baktığı o gece Lakers Atlanta’ya ertesi gece de Charlote’a kaybetti.

>Andrew Bynum Playboy Partisinde

Nisan 1, 2009, 2:06 pm | LA Lakers, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Son dönemde takım olarak form düşüklüğü yaşayan Lakers’ta özellikle pota altında Bynum’un eksikliği iyice hissedilirken ve Kobe Bryant hastalığına rağmen takımına katkı sağlamaya çalışırken şu yukarıdaki fotoğraf ortalığı karıştırdı. Hasretle beklenen adam Andrew Bynum, hem de dizinden tedavisinin devam ettiği süreçte Playboy tarafından verilen partide görüntülendi. Sağa sola bakınarak gezse belki bu kadar tepki çekmeyecekti ama omzuna aldığı mankenle ortalarda turlaması kafalarda bir çok soru işareti bıraktı. Bakalım Lakers yönetimi ve Zen Master bu olaya nasıl tepki verecekler. Bu arada Bynum’un partilerde keyfine baktığı o gece Lakers Atlanta’ya ertesi gece de Charlote’a kaybetti.

>Born to Score

Şubat 3, 2009, 10:16 am | LA Lakers, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Kobe Bryant NBA’in tartışılmaz gelmiş geçmiş en büyük skorerlerinden ve oyuncularından biri. Aktif oyuncular arasında 50 sayı ve üzerinde skor yaptığı 24 maçla bu alanda lig lideri. Tüm NBA sezonlarında da tepede olduğu aşikar, bunla ilgili bir istatistik bulursam burada paylaşırız. Bu sabaha karşı Knicks deplasmanında kariyerinin 25. 50 sayı üzeri maçına imza attı ve kaydettiği 61 sayıyla MSG’da Jordan’a ait en fazla sayı atma rekorunu da kırdı Bryant. Aldığı parayı fazlasıyla hak eden, her geçen sene arkadaşlarını birer kademe yukarı taşıyan, sorunlarından sıyrılarak kusursuz bir lider haline gelen muhteşem bir oyuncu. Aşağıda dün geceye kadar Bryant’ın 50 sayı ve üzerinde skor kaydettiği maçlar var. En sol sütun attığı sayı, en sağ sütun ise oynadığı dakika. Knicks maçı bu listenin 4. sırasında artık.

81 Jan. 22, 2006 Toronto Raptors W 122-104 Los Angeles 42
65 March 16, 2007 * Portland Trail Blazers W 116-111 (OT) Los Angeles 50
62 Dec. 20, 2005 Dallas Mavericks W 112-90 Los Angeles 33
60 March 22, 2007 * Memphis Grizzlies W 121-119 Memphis 45
58 Dec. 29, 2006 Charlotte Bobcats L 124-133 (OT) Charlotte 54
56 Jan. 14, 2002 Memphis Grizzlies W 120-81 Los Angeles 34
55 March 28, 2003 Washington Wizards W 108-94 Los Angeles 41
53 March 28, 2008 Memphis Grizzlies L 111-114 (OT) Los Angeles 42
53 March 30, 2007 Houston Rockets L 104-107 (OT) Los Angeles 47
53 Dec. 15, 2006 Houston Rockets W 112-101 (2OT) Los Angeles 54
52 Mar. 2, 2008 Dallas Mavericks W 108-104 (OT) Los Angeles 51
52 Nov. 30, 2006 Utah Jazz W 132-102 Los Angeles 34
52 Feb. 18, 2003 Houston Rockets W 106-99 (2OT) Los Angeles 54
51 Apr. 7, 2006 Phoenix Suns L 96-107 Phoenix 42
51 Feb. 12, 2003 Denver Nuggets W 113-102 Denver 31
51 Jan. 19, 2006 Sacramento Kings L 109-118 (OT) Sacramento 44
51 Dec. 6, 2000 Golden State Warriors L 122-125 (OT) Golden State 51
50 April 15, 2007 Seattle Sonics W 109-98 Los Angeles 42
50 April 12, 2007 Los Angeles Clippers L 110-118 L.A. (home game) 48
50 March 23, 2007 * New Orleans/OKC Hornets W 111-105 New Orleans 47
50 March 18, 2007 * Minnesota Timberwolves W 109-102 Los Angeles 45
50 May 4, 2006 Phoenix Suns (playoffs) L 118-126 (OT) Los Angeles 52
50 Apr. 14, 2006 Portland Trail Blazers W 110-99 Los Angeles 44
50 Jan. 7, 2006 Los Angeles Clippers W 112-109 L.A. (road game) 45

Born to Score

Şubat 3, 2009, 10:16 am | LA Lakers, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Kobe Bryant NBA’in tartışılmaz gelmiş geçmiş en büyük skorerlerinden ve oyuncularından biri. Aktif oyuncular arasında 50 sayı ve üzerinde skor yaptığı 24 maçla bu alanda lig lideri. Tüm NBA sezonlarında da tepede olduğu aşikar, bunla ilgili bir istatistik bulursam burada paylaşırız. Bu sabaha karşı Knicks deplasmanında kariyerinin 25. 50 sayı üzeri maçına imza attı ve kaydettiği 61 sayıyla MSG’da Jordan’a ait en fazla sayı atma rekorunu da kırdı Bryant. Aldığı parayı fazlasıyla hak eden, her geçen sene arkadaşlarını birer kademe yukarı taşıyan, sorunlarından sıyrılarak kusursuz bir lider haline gelen muhteşem bir oyuncu. Aşağıda dün geceye kadar Bryant’ın 50 sayı ve üzerinde skor kaydettiği maçlar var. En sol sütun attığı sayı, en sağ sütun ise oynadığı dakika. Knicks maçı bu listenin 4. sırasında artık.

81 Jan. 22, 2006 Toronto Raptors W 122-104 Los Angeles 42
65 March 16, 2007 * Portland Trail Blazers W 116-111 (OT) Los Angeles 50
62 Dec. 20, 2005 Dallas Mavericks W 112-90 Los Angeles 33
60 March 22, 2007 * Memphis Grizzlies W 121-119 Memphis 45
58 Dec. 29, 2006 Charlotte Bobcats L 124-133 (OT) Charlotte 54
56 Jan. 14, 2002 Memphis Grizzlies W 120-81 Los Angeles 34
55 March 28, 2003 Washington Wizards W 108-94 Los Angeles 41
53 March 28, 2008 Memphis Grizzlies L 111-114 (OT) Los Angeles 42
53 March 30, 2007 Houston Rockets L 104-107 (OT) Los Angeles 47
53 Dec. 15, 2006 Houston Rockets W 112-101 (2OT) Los Angeles 54
52 Mar. 2, 2008 Dallas Mavericks W 108-104 (OT) Los Angeles 51
52 Nov. 30, 2006 Utah Jazz W 132-102 Los Angeles 34
52 Feb. 18, 2003 Houston Rockets W 106-99 (2OT) Los Angeles 54
51 Apr. 7, 2006 Phoenix Suns L 96-107 Phoenix 42
51 Feb. 12, 2003 Denver Nuggets W 113-102 Denver 31
51 Jan. 19, 2006 Sacramento Kings L 109-118 (OT) Sacramento 44
51 Dec. 6, 2000 Golden State Warriors L 122-125 (OT) Golden State 51
50 April 15, 2007 Seattle Sonics W 109-98 Los Angeles 42
50 April 12, 2007 Los Angeles Clippers L 110-118 L.A. (home game) 48
50 March 23, 2007 * New Orleans/OKC Hornets W 111-105 New Orleans 47
50 March 18, 2007 * Minnesota Timberwolves W 109-102 Los Angeles 45
50 May 4, 2006 Phoenix Suns (playoffs) L 118-126 (OT) Los Angeles 52
50 Apr. 14, 2006 Portland Trail Blazers W 110-99 Los Angeles 44
50 Jan. 7, 2006 Los Angeles Clippers W 112-109 L.A. (road game) 45

Cavs Anketi

Ocak 29, 2009, 9:27 am | Anket, Boston Celtics, Cleveland Cavs, LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

“Cleveland Cavaliers İlk İç Saha Mağlubiyetini Kimden Alır?” konulu basketbolseverle dönük anketimiz sona erdi. Katılımcıların %41’i NBA’in en iyi deplasman takımı olan Orlando’nun taa Mart ayına ayına kadar yenilmeyeceklerini düşündükleri Cavs’i deplasmanda yeneceğini düşünmekte. Eğer Cavs böylesine müthiş bir başarıya ulaşırsa NBA’in en önemli iç saha performanslarından birine imza atmış olacak. NBA’de bir sezonda en iyi iç saha performansına sahip takım şu an için 1985-1986 sezonundaki derecesiyle Celtics. Bird – Parrish – McHale’i o efsane kadro o sezon evinde sadece tek maç kaybetmiş ve 40-1’lik derece yapmıştı. Katılımcıların %25’i ise Lebron’u ancak Kobe alt eder diye düşünerek Lakers’ı tercih etmişler. Phoenix ve Detroit’e fazla şans verilmemiş. Gözüken o ki NBA’i takip edenler Cas’in iç saha başarısının Kobe de başaramazsa uzun süre devam edeceği görüşündeler. KAtılan herkese sonsuz teşekkürler…

Efsane Celtics Kadrosu, 1985-86 Şampiyonu

>Cavs Anketi

Ocak 29, 2009, 9:27 am | Anket, Boston Celtics, Cleveland Cavs, LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>“Cleveland Cavaliers İlk İç Saha Mağlubiyetini Kimden Alır?” konulu basketbolseverle dönük anketimiz sona erdi. Katılımcıların %41’i NBA’in en iyi deplasman takımı olan Orlando’nun taa Mart ayına ayına kadar yenilmeyeceklerini düşündükleri Cavs’i deplasmanda yeneceğini düşünmekte. Eğer Cavs böylesine müthiş bir başarıya ulaşırsa NBA’in en önemli iç saha performanslarından birine imza atmış olacak. NBA’de bir sezonda en iyi iç saha performansına sahip takım şu an için 1985-1986 sezonundaki derecesiyle Celtics. Bird – Parrish – McHale’i o efsane kadro o sezon evinde sadece tek maç kaybetmiş ve 40-1’lik derece yapmıştı. Katılımcıların %25’i ise Lebron’u ancak Kobe alt eder diye düşünerek Lakers’ı tercih etmişler. Phoenix ve Detroit’e fazla şans verilmemiş. Gözüken o ki NBA’i takip edenler Cas’in iç saha başarısının Kobe de başaramazsa uzun süre devam edeceği görüşündeler. KAtılan herkese sonsuz teşekkürler…

Efsane Celtics Kadrosu, 1985-86 Şampiyonu

Lakers’a Kamyon Çarptı

Ocak 17, 2009, 1:40 pm | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Orlando’daki ilk maçı kazanan Orlando Lakers’la bu sezon (eğer NBA finali oynamazlarsa) son kez karşı karşıya geliyordu. NBA’in en çok maç kazanan, en çok sayı atan takımı, aslında Kobe’nin takımı tıklım tıklım tribünler, müdavim Jack Nicholson ve parlak traşlı Phil “The Zen Master” Jackson karşısında galibiyeti alacağından emin ve mağrurdu maçın başında. İlk 2 periyot istedikleri gibi gitmiş, Maçın ilk devrelerinde patlayan Magic sessiz kalmıştı ve maça tutunmaya çalışıyordu. Ama 2. dEvre çok farklı oldu. Çocuk Adam ya da CanaVar diye tabir ettiğimiz insan üstü varlık Dwight Howard ve kime ne zaman ne yapacağı belli olmayan serseri mayın Nelson idaresindeki Magic Kamyonu Lakers’ı ezdi geçti. Clutch time denilen maçın kopma dakikalarında oyuna daha iyi tutunan ve elleri titremeyen takım Magic oldu. Hidayet ve Nelson’ın son dakikalardaki üçlükleri ve Lakers’ı şuta mahkum bırakan Magic savunması mükemmeldi. Stan Van Gundy’nin takımı bu sabah Lakers’ı süpürdü. Kaç sezon sonra ya da ilk kez mi net bilmiyorum ama NBA Lideri Magic’in altında kaldı. Ha bu arada yeni NBA Lideri kim dersiniz? 32-8’lik derecesiyle tabii ki Magic!

MİNİ FOTORMANSI MAÇ HİKAYESİ

Hocam bi yardımcı olun adamlar üstümüze üstümüze geliyolar, bi faul bi düdük!

Babacım ne çarptı bize Allah aşkına, plakasını alan oldu mu?

>Lakers’a Kamyon Çarptı

Ocak 17, 2009, 1:40 pm | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Orlando’daki ilk maçı kazanan Orlando Lakers’la bu sezon (eğer NBA finali oynamazlarsa) son kez karşı karşıya geliyordu. NBA’in en çok maç kazanan, en çok sayı atan takımı, aslında Kobe’nin takımı tıklım tıklım tribünler, müdavim Jack Nicholson ve parlak traşlı Phil “The Zen Master” Jackson karşısında galibiyeti alacağından emin ve mağrurdu maçın başında. İlk 2 periyot istedikleri gibi gitmiş, Maçın ilk devrelerinde patlayan Magic sessiz kalmıştı ve maça tutunmaya çalışıyordu. Ama 2. dEvre çok farklı oldu. Çocuk Adam ya da CanaVar diye tabir ettiğimiz insan üstü varlık Dwight Howard ve kime ne zaman ne yapacağı belli olmayan serseri mayın Nelson idaresindeki Magic Kamyonu Lakers’ı ezdi geçti. Clutch time denilen maçın kopma dakikalarında oyuna daha iyi tutunan ve elleri titremeyen takım Magic oldu. Hidayet ve Nelson’ın son dakikalardaki üçlükleri ve Lakers’ı şuta mahkum bırakan Magic savunması mükemmeldi. Stan Van Gundy’nin takımı bu sabah Lakers’ı süpürdü. Kaç sezon sonra ya da ilk kez mi net bilmiyorum ama NBA Lideri Magic’in altında kaldı. Ha bu arada yeni NBA Lideri kim dersiniz? 32-8’lik derecesiyle tabii ki Magic!

MİNİ FOTORMANSI MAÇ HİKAYESİ

Hocam bi yardımcı olun adamlar üstümüze üstümüze geliyolar, bi faul bi düdük!

Babacım ne çarptı bize Allah aşkına, plakasını alan oldu mu?

>Oden Sakatlandı

Ekim 29, 2008, 10:23 am | LA Lakers, NBA, Portland TBlazers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>1 sene yattı, sakattı, bir kez bile eşofman giyip çıkmadı sahaya. Geçen sene seçildiği ligde ancak bu sezon çaylak olabildi. Geldi – gitti. Medcezir kadar sürmedi ilk maçı. Sağ ayağından sakatlandı, Lakers maçını tamamlayamadı. Ne olur bu işin sonu? Kurşun mu döktürsek, nazarlık mı taksak?

Oden Sakatlandı

Ekim 29, 2008, 10:23 am | LA Lakers, NBA, Portland TBlazers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

1 sene yattı, sakattı, bir kez bile eşofman giyip çıkmadı sahaya. Geçen sene seçildiği ligde ancak bu sezon çaylak olabildi. Geldi – gitti. Medcezir kadar sürmedi ilk maçı. Sağ ayağından sakatlandı, Lakers maçını tamamlayamadı. Ne olur bu işin sonu? Kurşun mu döktürsek, nazarlık mı taksak?

Mayıs 31, 2008, 3:22 pm | Boston Celtics, LA Lakers, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>
En son 1987 senesiydi karşılaştıklarında finalde. Lakers’ta Koç Pat Riley, Celtics’de K.C. Jones işbaşındaydı. Toplamda 11 kez karşılıklı final oynadılar, NBA rekoru. Magic Johnson, Abdul-Jabbar, Larry Bird, Robert Parrish, Mchale’li finallerin tadı bir başkaydı. 80’lerde dünya basketbolu onlarla sevdi, ben de. TRT’de izlemiştim 87 finallerini, Murathanoğlu anlatıyordu yanlış hatırlamıyorsam, bıyıklıydı tabi bir de, ne zevkti. O Keltlerin son finaliydi geçen yüzyılda, yeni yüzyıl, 21 sene ara ve yine oradalar.

12. kez rakipler en büyük olmak için. Kazanan megalomanca verilen World Champion of the year ünvanını alacak, dünya Amerika’dan ibaret ya.

Yeni efsaneler kazınacak bu yıl hafızalara; yeni eski efsane MVP Kobe Bryant, Matador Gasol, yüzüksüz MVP Garnett, Paul “the Boston Franchise” Pierce ve bombacı Ray Allen. Bu aynı zamanda bir devrim NBA’de, Spurs ve Pistons’un uyutan finallerinden sonra, bazen tenis maçı seyreder gibi olacağız. Çok zevkli olacak, çok eğleneceğiz, tabi Kaan Kural susarsa…

Mayıs 31, 2008, 3:22 pm | Boston Celtics, LA Lakers, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın


En son 1987 senesiydi karşılaştıklarında finalde. Lakers’ta Koç Pat Riley, Celtics’de K.C. Jones işbaşındaydı. Toplamda 11 kez karşılıklı final oynadılar, NBA rekoru. Magic Johnson, Abdul-Jabbar, Larry Bird, Robert Parrish, Mchale’li finallerin tadı bir başkaydı. 80’lerde dünya basketbolu onlarla sevdi, ben de. TRT’de izlemiştim 87 finallerini, Murathanoğlu anlatıyordu yanlış hatırlamıyorsam, bıyıklıydı tabi bir de, ne zevkti. O Keltlerin son finaliydi geçen yüzyılda, yeni yüzyıl, 21 sene ara ve yine oradalar.

12. kez rakipler en büyük olmak için. Kazanan megalomanca verilen World Champion of the year ünvanını alacak, dünya Amerika’dan ibaret ya.

Yeni efsaneler kazınacak bu yıl hafızalara; yeni eski efsane MVP Kobe Bryant, Matador Gasol, yüzüksüz MVP Garnett, Paul “the Boston Franchise” Pierce ve bombacı Ray Allen. Bu aynı zamanda bir devrim NBA’de, Spurs ve Pistons’un uyutan finallerinden sonra, bazen tenis maçı seyreder gibi olacağız. Çok zevkli olacak, çok eğleneceğiz, tabi Kaan Kural susarsa…

>Bir İmparatorluk Dağılıyor

Mayıs 30, 2008, 9:37 pm | LA Lakers, NBA, San Antonio Spurs kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Son 5 sezonun 3ünde şampiyonluğu aldılar. 2003, 2005 ve 2007’de kupa Duncan’ın ellerinde yükseldi hep. Amiral’le ilk şampiyonluklarını aldıkları günden itibaren hep en tepelerde oldular. Ama dün uzun yıllardır ilk kez 4-1 gibi bir skorla elendiler. Hiç kimseyi tatmin edemeden veda ediyorlar.

Duncan, Parker ve Ginobili temeli üzerine kurulu bir takım, senelerdir rol oyuncuları ile, yaşlı yıldızlarla yol aldılar hep. Tecrübe ve sabır en büyük silahları oldu. Ama dün Kobe-Gasol önderliğindeki genç ve daha aç bir takıma kaybettiler sezonlarını. Parker’ın başı önde – aşırı bireysel oynamakla, Duncan boş bakıyor – eski baskın oyun kararakterini artık sergileyememekle suçlanıyorlar. Nbakolik’ten San Antonio yazarı dostum Emre’nin dediği gibi artık ya Duncan’ı 2. plana alıp (onu sadece iyi bir uzun oyuncu olarak nitelendirip) Parker’ın etrafına bir takım kuracaklar ya da yeniden yapılamaya gidebilmek için draft gecesi takasları havada uçuşturacaklar. Şahsi düşüncem artık bu sıkıcı, durağan ve yaşlı takım ve basketboldan vazgeçmeliler. O kadar yaşlı bir takım ki San Antonio en son Draft gecesi seçilip takıma giren oyuncuyu hatırlamıyorum bile.

Bu kadro yapısı artık onları kolay kolay 1. turdan ileriye taşıyamayacak. Thomas, Horry, Oberto, Stoudamire ve Finley’in kontratları sona eriyor. Sırasıyla yaşları 38-36-33-35-35. Duncan, Parker, Ginobili, Bowen, Bonner, Vaughn, Udoka, Mahinmi, Barry ise yeni sezonda da kontratları devam eden isimler. Yaşları 32-26-31-37-28-30-31-22-37. Bu 9 kontrata en az 3-4 tane hareketli, atletik, enerjisi ile takımı ateşleyecek isimler eklenmedikçe, kontratı biten 40’a doğru yol alan adamlar takımda kalmaya devam ettikçe önleri karanlık. Değil Popovich Red Auerbach ayaklanıp gelse bir şey yapamaz.

Bir İmparaorluk Dağılıyor! Öyle ya da böyle San Antonio devri kapanmak üzere. Moda şu aşağıdaki çocuklar.

Bir İmparatorluk Dağılıyor

Mayıs 30, 2008, 9:37 pm | LA Lakers, NBA, San Antonio Spurs kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Son 5 sezonun 3ünde şampiyonluğu aldılar. 2003, 2005 ve 2007’de kupa Duncan’ın ellerinde yükseldi hep. Amiral’le ilk şampiyonluklarını aldıkları günden itibaren hep en tepelerde oldular. Ama dün uzun yıllardır ilk kez 4-1 gibi bir skorla elendiler. Hiç kimseyi tatmin edemeden veda ediyorlar.

Duncan, Parker ve Ginobili temeli üzerine kurulu bir takım, senelerdir rol oyuncuları ile, yaşlı yıldızlarla yol aldılar hep. Tecrübe ve sabır en büyük silahları oldu. Ama dün Kobe-Gasol önderliğindeki genç ve daha aç bir takıma kaybettiler sezonlarını. Parker’ın başı önde – aşırı bireysel oynamakla, Duncan boş bakıyor – eski baskın oyun kararakterini artık sergileyememekle suçlanıyorlar. Nbakolik’ten San Antonio yazarı dostum Emre’nin dediği gibi artık ya Duncan’ı 2. plana alıp (onu sadece iyi bir uzun oyuncu olarak nitelendirip) Parker’ın etrafına bir takım kuracaklar ya da yeniden yapılamaya gidebilmek için draft gecesi takasları havada uçuşturacaklar. Şahsi düşüncem artık bu sıkıcı, durağan ve yaşlı takım ve basketboldan vazgeçmeliler. O kadar yaşlı bir takım ki San Antonio en son Draft gecesi seçilip takıma giren oyuncuyu hatırlamıyorum bile.

Bu kadro yapısı artık onları kolay kolay 1. turdan ileriye taşıyamayacak. Thomas, Horry, Oberto, Stoudamire ve Finley’in kontratları sona eriyor. Sırasıyla yaşları 38-36-33-35-35. Duncan, Parker, Ginobili, Bowen, Bonner, Vaughn, Udoka, Mahinmi, Barry ise yeni sezonda da kontratları devam eden isimler. Yaşları 32-26-31-37-28-30-31-22-37. Bu 9 kontrata en az 3-4 tane hareketli, atletik, enerjisi ile takımı ateşleyecek isimler eklenmedikçe, kontratı biten 40’a doğru yol alan adamlar takımda kalmaya devam ettikçe önleri karanlık. Değil Popovich Red Auerbach ayaklanıp gelse bir şey yapamaz.

Bir İmparaorluk Dağılıyor! Öyle ya da böyle San Antonio devri kapanmak üzere. Moda şu aşağıdaki çocuklar.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.