Çöplük’ten İstikrara mı?

Temmuz 29, 2010, 1:18 pm | Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Küçük yaşlarımda Real Madrid hastasıydım gerçek anlamda. Sembol yaptıkları, takımın formasını uzun yıllar giymiş olan adamlara gösterdikleri saygı, altyapıdan getirdikleri gençler, senelerce sadece eksik bölgelere yaptıkları akıllı transferlerle Real Madrid bir ekoldü benim için. Onun karşısında ise her daim yıldızlara para saçan, sivrilen her oyuncuyu kadrosuna katan, tutmazsa daha fazla para verip yerine yenisini alan bir Barcelona vardı hep. O yüzden hep Real Madrid Barcelona karşısında ak-pak bir sayfaydı benim için.

Bu sezona gelene kadar ise durum çok farklılaştı. Sanki iki dev rolleri değiştirmişler gibi. O örnek alınacak Real Madrid ortada kalmamış durumda. Karşısında ise senelerce Real’in yaptığının tam tersini yapmış Barcelona’nın her geçen gün artan doğruları var. Zidane, Figo, Beckham furyasıyla başlayan Galacticos modeli Real Madrid’in başını yakmış durumda. Bugün gittikleri her takımda büyük iş yapan bir çok futbolcu taraftar tarafından beğenilmemiş, görmesi gereken saygıyı görmemiş, kariyerlerinde birer adım geriye atıp, zaman kaybederek Real’den gönderilmiş haldeler. Robben, Sneijder ikilisi en son güncel örnekler. Öte yandan Kaka, Ronaldo gibi devlet bütçesi kıvamında transfer ücretleri ile alınmış ama yine de fayda sağlayamamış bir sürü adam. Real Madrid’in son bir kaç sene içinde, şampiyon olduklarında bile saha içinde bir düzen, disiplin olmadığı gözüme çarptı hep. Raul ve Guti sanki Galatasaray’daki Şükür, Korkmaz etkisini yapmaya çalışırcasına yıpranmışlar gibiydi. Dağınık, hepsi kendini bir şey zanneden, çoğu transfer ücretinin altında ezilen ve yönetilemeyen bir futbolcu topluluğuydu sanki Madrid. Tam anlamıyla bir futbolcu çöplüğüydü benim için artık, Real’e saygımı kaybettiğim her gün Barcelona hayranlığım ve yaptıkları doğrulara inancım arttı.

Ama bugün artık her şey çok farklı olacakmış gibi geliyor gözüme. Çünkü mor beyazlı yedek kulübesinde oturacak adam artık değişti. O adam çok farklı, benim çok saygı duyduğum ve yaptığı her işi fazlasıyla beğendiğim bir adam. O adama futbolcu posta koyamaz, laf edemez, bilir ki onun sözünü dinlemezse bir daha forma göremez, çok çalışması ve disiplinli olması gerektir artık. Bugün artık Real eski Real değil. Bugün artık Çöplük’te geri dönüşüm başladı. Real kabuk değiştirecek. Raul ve Guti’nin hükümranlığı sona erdi. Artık bu takımın bir ağabeyi yok, lideri var. Casillas’ın saha içi liderliğinde çok koşacak, 90 dakika didinecek ve saygı uyandıracak bir takım artık bu. Bu takımda Canales gibi gençler de forma giyebilecekler. Bu takım Sami Khedira gibi iş ahlakı ve verimi çok yüksek ama yıldız olmayan oyuncuları transfer listesine alacak. Bu takımın oyuncu profili kısa süre içinde fazlasıyla değişecek ve her sezon onlarca transfer yapmayacaklar artık.

Çünkü Real Madrid’i futbolcu çöplülüğü olmaktan çıkarıp istikrar abidesi haline getirecek bir adam var artık o kulübede.

Reklamlar

Tribün de Saha da Portakal

Haziran 22, 2010, 9:03 am | Afrika 2010, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Dünya Kupası için hazırlanan yaratıcı reklam ve pazarlama fikirlerinden en beğendiğim bu oldu açıkçası. T-Shirtlerin iç tarafında Hollandalı futbolcuların resimleri işlenmiş. Gol sevinci yaşayan futbolcu misali taraftarlar T-shirtlerini kafalarına geçirdiklerinde hangi futbolcunun ürününü tercih etmişlerse bir anda o futbolcu oluveriyorlar 🙂 Oldukça eğlenceli bir fikir. Bir kaç yüz taraftarın aynı anda bu hareketi yaptığını düşünsenize, görsellik muazzam olur. Getafe’nin Burger King’le anlaşmasından sonra sahalarda ilk kez görülen bir uygulama, bence ülkemizde de uygulanabilirliği yüksek sembol futbolcular için.

Mehmet Topal Artık Valencialı

Mayıs 12, 2010, 7:16 pm | Futbol, Galatasaray, La Liga, Transfer kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Hayırlı olsun diyoruz, Türk Futbolu için sevindirici bir haber. Umarım Galatasaray’daki performansının çok üzerine çıkıp Türk Futbolu’na uzun seneler en üst düzeyde hizmet edebilir. Bonservisi 5 milyon deniliyor, belki fazlası da ederdi, ama kazandırarak giden adam olarak hatırlanacağı kesin, yeri taraftarın gözünde ayrı olacak.

Yok Artık!

Mayıs 8, 2010, 1:33 am | La Liga kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Bu da olmasın, açıdan kaynaklanan bir görüntü olsun sadece, yok yok şaka olsun. Yapmayın, kıymayın.

2 Messi Hatırası ve Uçup Giden

Nisan 17, 2010, 1:00 am | Futbol, Hayat, La Liga kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Adeta Messi ile yatar kalkar olmuştuk son dönemde. Maç varsa Barcelona maçı olsun, herkes topu Messi’ye atsın, Messi bizi futbola doyursun. Oldu canım! Oldu ama hakkaten. Artık Galatasaray, Fener hatta şike olayları üzerine konuşurken bile konu bir şekilde dönüyor dolaşıyor Messi’ye geliyordu. Ben kendi adıma öyle bir haldeydim ki TSL’den maç seyretmek zulüm gelmeye başlamıştı. Hatta bazı EPL maçları bile sıkar olmuştu. Yani her gün Barcelona maçı olsa 3 öğün Messi izlesek, hatta içimizde Messi çıksa, yetmedi fazla gelse de Messi kussak oldum adeta. O kadar Messiciydim artık anlayacağınız. Neyse uzun uzun anlatılır Messinin futbol kültüründe yarattığı değişiklikler ama 2 çarpıcı hatıram ve bir kaybım var artık Messiyle ilgili.

Bir kaç gün evvel fark ettiğiniz üzere içinde bulunduğumuz yoğunluk yüzünden hem ozhano hem ben yazamazken, günlük biraraya gelme seanslarımızdan birini yapıyorduk. Ozhano Barça maçını izleyip izlemediğimi sorunca dedim ki “Hocam ben bırakıyorum Digiturk’ü.” Hayırdır hocam?” dedi ozhano cevaba bak çay demle yüz ifadesiyle. “Abicim ya Messi’yi izledikçe bir tuhaf oluyorum ben, bizim maçlardan tiksinti geldi, ayda 90 lira verilir mi bu rezilliğe. Koca sezon topu topu 3-4 üst düzey maç oluyor, topluyorsun Messinin 1 devrede verdiğini vermiyor!” dememle birlikte ozhanonun cevabı net oldu “Yok olmaz abi bırakmalı Messi futbolu. Yoksa ne futbol endüstrisi ne yayıncı ne de taraftar kalacak.”. Dondum kaldım bir anda, haklıydı adam. 5 dakikalık derinlemesine tartışmadan sonra Messi’nin futbolu bırakmasının Dünya futbol endüstrisinin devamı için şart olduğuna karar verip lanetledik Messi’yi. Hatta neredeyse mektup yazıp bakkallık yapmasını önerecek ruh haline geldik ki, sonraki birkaç dakikayı hatırlamıyorum kendimizden geçercesine güldüğümüz için.

2. olay ise geçen Salı günü Düzce’de yaşandı. Babamlar ev değiştirmeye karar verdiler ve salı gecesi taşınacaklarından ben de Sakarya’dan kalkıp yardıma gittim, gece orada kaldım, kuzenle beraber ağır işleri bitirdik sabah 2,5’a kadar. Saat 1 gibi salondaki yemek masasının montajını yaparken futbol muhabbeti açıldı, konu her daim olduğu gibi önce Barcelona’ya sonra Messi’ye geldi. “Abi adamların oynadığı futbolun adı yok, karşılığı yok, hele o Messi nasıl bir insan, insan değil…” falan diye anlatrken kuzen Cihat ağabeyimin şu kurduğu cümleyle hayretler içinde kaldım “Ya herkes Messi Messi diye anlatıyor, bi nasip olmadı şu elemanın maçını seyretmek.” Dondum, takıldım, şaşırdım, ağzım açık kaldı. Nasıl olabilirdi, yaklaşık 5 senedir ortalığın ağzına tükürmüş bu adamın tek bir maçını nasıl seyredemezdi hem de futbol aşığı bir insan. Ciddiydi, hiç denk gelmemiş, daha ziyade Real’in maçlarına rastlamış ama Barça maçlarını izleyememiş. Bir insan Messi’yi izlemeden ben nasıl futbolu seviyorum, futbol izliyorum diyebilirdi? O gece ozhanoya söylediğimi yapmaya kesin karar verdim, hatta işte o gece içimdeki futbol sevgisinin uçup gittiğini de hissettim. Bilmiyorum belki geçicidir ama önce Messi sonra Cihat ağabey beni perişan ettiler. Digiturk’ü de ay sonu iade ediyorum. Denk gelirsem sadece Messi maçlarını izleyecekmişim gibi bir his var içimde, ama belki de izlemem, bilmiyorum. Enteresan olanı ise bu 2 olayın insana olan sevgimi arttırması, kalbimde sanki artık daha çok yer var sevmek için.

Futbol aşkımı bitirdiğin için teşekkürler Messi, ama inan acilen futbolu bırakmalısın.

Messi de İnsanmış

Mart 25, 2010, 12:30 am | Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Uzaylı mı, Marslı mı, yoksa başka galaksiden mi geyiği sardı da gitti son günlerde. Yok arkadan av tüfeğiyle ateş edip indirmek lazımmış da, yürümüyor uçuyormuş falan filan. Sonuçta bu adam 22 yaşında genç bir erkek, bir delikanlı, senin benim gibi etten kemikten mamül bir adam. Osasuna maçında çok iyi kontrol etti rakip savunma onu. Tatlı sert bir top oynadılar, Messi’nin ayağındaki topa girerken hep biraz da onun bacaklarından, vücudundan götürdüler, dirseklerini vücutlarından açık tuttular, kısa boylu Messi çarptı o dirseklere. Usanmadan yrulmadan her maça çıkıp neredeyse tamamında 90 dakika sahada kalan, son bilmem kaç maçta bilmem kaç gol atan adm da yoruluyor haliyle, sinirleri zayıflıyor. Onun da dinlenmeye, biraz ayaklarını uzatıp yatmaya belki de bir hafta, bilemedin 3 gün izne ihtiyacı var. Maçın bitmesine 7-8 dakika kala, tatlı sert müdahalelerle topu ayağından alan rakibine kendi yaptığı müdahale ile gelen faul sonrası topa abanıp tribünlere gönderdi. Yani senin o bildiğin uzaylı, insan olmayan Messi hakeme itiraz edip sarı kart gördü, sonra da yerden kalkamadı maç sonuna kadar, kayboldu. Takım soyunma odasına keyifle giderken onun yüzü “yorgunum ben!” diye isyan ediyor gibiydi. İnsanmış yani Messi, yoruluyormuş, boş geçirdiği maçlar olabiliyormuş. Messi de bazen dinlenmeliymiş.

Sergio Canales

Ocak 23, 2010, 6:07 pm | Futbol, La Liga, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Sevilla karşısında ilk defa izlemiştim bu çocuğu. Sahadaki en genç isimdi. Uzun, ince, güçlü, dengeli, bileklerine hakim bir görüntüsü belli oluyordu. Ama ilk 4 şutunu dışarı atmıştı. Henüz 18 yaşında ama özgüveni yüksekti. Bu da onu cesur yapıyordu ve takımının ilk şutlarını atan isim olmaktan çekinmedi. Şutlarının dışarı gitmesindeki en büyük etken topu ayağına tam oturtamamış olmasıydı. Uzaktan şut atarak değil de kaleciyle karşı karşıya kaldığında yaptıkları beni oldukça şaşırtmıştı. Sevilla’ya attığı ilk gol nefis bir incelik içeriyordu. İkinci gol ise harika bir zekaya sahip olduğunu gösteriyordu Canales’in. İki gol de özgüven ön plandaydı. Takımın abisi ve kaptanı Pedro Munitis’e de teşekkür etsin Sergio. Bayramda bir çikolata, kolonya alıp elini öpmeye gitsin. Böyle paslar verilmez bir forvete. Gollerden sonra Chelsea, Real Madrid, Manchester City falan sıraya girmiş… İlk ben buldum bu çocuğu demek istiyorum!

Ya Villa Ya Silva Olmadı Zar Atalım

Ocak 19, 2010, 6:30 pm | EPL, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Liverpool’un golcü oyuncusu Fernando Torres demiş ki:

“Tekrar şampiyonluk potasına girmek, başarılı olmak istiyorsak ya David Villa’yı ya da Silva’yı almamız gerek. Yoksa eldekilerle bir halt olmaz.”

Rafa Benitez de zaten elinde 100 milyon Pound’la kapı kapı gezip alacak adam arıyordu, Torres’in söylediği iyi olmuş, Valencia yabancı yer değil, hangisini alacağına karar vermezse zar atarlar Başkan Llorente ile.

“Tek gelirse Villa, çift gelirse Silva, düşeş atarsam ikisini birden alırım”

Çilliye bak sen, başkan kesilmiş Liverpool’a. Para ve başarı insanı azdırıyor, yepyeni kanıtı.

>Ya Villa Ya Silva Olmadı Zar Atalım

Ocak 19, 2010, 6:30 pm | EPL, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Liverpool’un golcü oyuncusu Fernando Torres demiş ki:

“Tekrar şampiyonluk potasına girmek, başarılı olmak istiyorsak ya David Villa’yı ya da Silva’yı almamız gerek. Yoksa eldekilerle bir halt olmaz.”

Rafa Benitez de zaten elinde 100 milyon Pound’la kapı kapı gezip alacak adam arıyordu, Torres’in söylediği iyi olmuş, Valencia yabancı yer değil, hangisini alacağına karar vermezse zar atarlar Başkan Llorente ile.

“Tek gelirse Villa, çift gelirse Silva, düşeş atarsam ikisini birden alırım”

Çilliye bak sen, başkan kesilmiş Liverpool’a. Para ve başarı insanı azdırıyor, yepyeni kanıtı.

>Uçur Beni!

Ocak 18, 2010, 10:51 pm | Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

 

Uçur Beni!

Ocak 18, 2010, 10:51 pm | Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
 

>Manchester’ın Belini Doğrultan Adam

Ocak 11, 2010, 8:23 pm | EPL, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Manchester United’ın 2009 yılı kesin hesapları açıklandı. Vergiler öncesi United’ın toplam karı 48.2 milyon £. Bu karın tek sebebi ise Cristiano Ronaldo’nun Real Madrid’e 80 milyona satışı. Eğer bu transfer gerçekleşmemiş olsa, United’ın 2009 yılı zararı yaklaşık 32 milyon £ olacaktı. Alex Ferguson bundan 7 sene önce daha Ronaldo 18 yaşındayken, 15.5 milyon £ verip onu Old Trafford’a getirdiğinde birçokları kurt hocayı garipsemişti. Bu zayıf ve narin çocuk United’a ne verebilirdi ki? Bu parayı hak ediyor muydu? Ferguson çok çalıştı onun üzerinde ve hem kanat hem orta saha hem de forvet oynayabilen bir futbol makinesine çevirdi o zayıf oğlanı. Belki adı büyüdükçe mütevaziliği, efendiliği büyümedi ama fiyatı katlandı da katlandı. Bugün dünyanın en pahalı futbolcusu ve tek başına, neredeyse 300 kez formasını terlettiği, adını, şanını kazandığı yere, doğduğu ocağa borcunu fazlasıyla ödemiş bir futbol mucizesi Cristiano Ronaldo. Karakterine daha önce ne kadar laf etsem de golleriyle, fiyatıyla, takımlarını getirdiği seviye ile o daha 24 yaşında bir efsane. Ronaldo Manchester’ın belini tek başına doğrultan adam, giderken bile…

Manchester’ın Belini Doğrultan Adam

Ocak 11, 2010, 8:23 pm | EPL, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Manchester United’ın 2009 yılı kesin hesapları açıklandı. Vergiler öncesi United’ın toplam karı 48.2 milyon £. Bu karın tek sebebi ise Cristiano Ronaldo’nun Real Madrid’e 80 milyona satışı. Eğer bu transfer gerçekleşmemiş olsa, United’ın 2009 yılı zararı yaklaşık 32 milyon £ olacaktı. Alex Ferguson bundan 7 sene önce daha Ronaldo 18 yaşındayken, 15.5 milyon £ verip onu Old Trafford’a getirdiğinde birçokları kurt hocayı garipsemişti. Bu zayıf ve narin çocuk United’a ne verebilirdi ki? Bu parayı hak ediyor muydu? Ferguson çok çalıştı onun üzerinde ve hem kanat hem orta saha hem de forvet oynayabilen bir futbol makinesine çevirdi o zayıf oğlanı. Belki adı büyüdükçe mütevaziliği, efendiliği büyümedi ama fiyatı katlandı da katlandı. Bugün dünyanın en pahalı futbolcusu ve tek başına, neredeyse 300 kez formasını terlettiği, adını, şanını kazandığı yere, doğduğu ocağa borcunu fazlasıyla ödemiş bir futbol mucizesi Cristiano Ronaldo. Karakterine daha önce ne kadar laf etsem de golleriyle, fiyatıyla, takımlarını getirdiği seviye ile o daha 24 yaşında bir efsane. Ronaldo Manchester’ın belini tek başına doğrultan adam, giderken bile…

>Rafa Liverpool’u Harcıyor!

Kasım 2, 2009, 6:20 pm | EPL, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Liverpool’da 15 sezon forma giymiş eskilerin ünlü orta saha oyuncusu Ronnie Whelan böyle söylüyor. O’na göre Rafa Benitez Liverpool’dan sonra Avrupa’da iyi bir iş bulabilmek için önceliği Şampiyonlar Ligi’ne veriyor ve göz göre göre hem ligi hem de Liverpool’u harcıyor. Çok konuşulacak bir laf bu. Rafa Benitez’i açık açık Liverpool’a kazık atmak ve yeni bir iş için Avrupa Kupaları’nda sırf kendine oynamakla suçluyor Whelan. Whelan’a göre kısa bir süre içinde Benitez ya istifa edecek ya da kovulacak.

Gerçekten doğru olabilir mi acaba bu? 2 kez Şampiyonlar Ligi Finali gören, 1 kez kupayı kaldıran, her sene son sekize kalan ama bir türlü EPL’de şampiyonluğa gidemeyen İspanyol’un asıl amacı daha büyük bir Avrupa takımı mı yoksa kendine hedef olarak şu sıralar hocası tartışılan bir devi mi seçti Benitez?

Whelan bir şeyleri sezmiş, bizler uzun zamandır o takımla Rafa’nın isimlerini aynı cümlede kullanmak istiyorduk, acaba Benitez de istiyor mu bunu?

Kaynak

Rafa Liverpool’u Harcıyor!

Kasım 2, 2009, 6:20 pm | EPL, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum

Liverpool’da 15 sezon forma giymiş eskilerin ünlü orta saha oyuncusu Ronnie Whelan böyle söylüyor. O’na göre Rafa Benitez Liverpool’dan sonra Avrupa’da iyi bir iş bulabilmek için önceliği Şampiyonlar Ligi’ne veriyor ve göz göre göre hem ligi hem de Liverpool’u harcıyor. Çok konuşulacak bir laf bu. Rafa Benitez’i açık açık Liverpool’a kazık atmak ve yeni bir iş için Avrupa Kupaları’nda sırf kendine oynamakla suçluyor Whelan. Whelan’a göre kısa bir süre içinde Benitez ya istifa edecek ya da kovulacak.

Gerçekten doğru olabilir mi acaba bu? 2 kez Şampiyonlar Ligi Finali gören, 1 kez kupayı kaldıran, her sene son sekize kalan ama bir türlü EPL’de şampiyonluğa gidemeyen İspanyol’un asıl amacı daha büyük bir Avrupa takımı mı yoksa kendine hedef olarak şu sıralar hocası tartışılan bir devi mi seçti Benitez?

Whelan bir şeyleri sezmiş, bizler uzun zamandır o takımla Rafa’nın isimlerini aynı cümlede kullanmak istiyorduk, acaba Benitez de istiyor mu bunu?

Kaynak

>Şeva’dan Reklam Kokan Hareketler

Ekim 13, 2009, 6:23 pm | EPL, Futbol, La Liga, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>“22 yaşımdayken bana teklifte bulunan Manchester United ve Barcelona’nın tekliflerini geri çevirdim. Milan’ı seçtim. Orasının kariyerim için en iyi yer olacağını düşüyordum. Öyle de oldu. Milan’la kazanılabilecek her şeyi kazandım. Milan’da oynamış olmaktan ve kariyerimden gurur duyuyorum.”

Çok güzel yapmışsın, ellerine sağlık Şeva da ne gerek vardı şimdi bu açıklamalara. İngitere’ye atamadığın, kaçırdığın penaltıyı unutturmak mı istiyorsun yoksa yakında dibe vuracak olan Milan’da bir rol peşinde misin? Giderken ya da gittikten sonra yaptığı şeyleri anlatanlara içimde açıklanamaz bir sinir hatta nefret doğuyor. Bir plan yapıyorlarmış gibi geliyor, sanki kimsenin bilmediği bir şeyler peşindelermiş gibi. Bırak futbolu sonra anlat bunları, ne gerek vardı şimdi Allah aşkına? Akşam akşam asabım bozuldu. Gerçi bana ne oluyorsa!

Şeva’dan Reklam Kokan Hareketler

Ekim 13, 2009, 6:23 pm | EPL, Futbol, La Liga, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

“22 yaşımdayken bana teklifte bulunan Manchester United ve Barcelona’nın tekliflerini geri çevirdim. Milan’ı seçtim. Orasının kariyerim için en iyi yer olacağını düşüyordum. Öyle de oldu. Milan’la kazanılabilecek her şeyi kazandım. Milan’da oynamış olmaktan ve kariyerimden gurur duyuyorum.”

Çok güzel yapmışsın, ellerine sağlık Şeva da ne gerek vardı şimdi bu açıklamalara. İngitere’ye atamadığın, kaçırdığın penaltıyı unutturmak mı istiyorsun yoksa yakında dibe vuracak olan Milan’da bir rol peşinde misin? Giderken ya da gittikten sonra yaptığı şeyleri anlatanlara içimde açıklanamaz bir sinir hatta nefret doğuyor. Bir plan yapıyorlarmış gibi geliyor, sanki kimsenin bilmediği bir şeyler peşindelermiş gibi. Bırak futbolu sonra anlat bunları, ne gerek vardı şimdi Allah aşkına? Akşam akşam asabım bozuldu. Gerçi bana ne oluyorsa!

>İşte golcü…

Eylül 27, 2009, 12:32 am | Futbol, La Liga, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Spain Soccer La Liga
Öncelikle kendisine teşekkürü bir borç bilirim. Bir post evvel, Higuain bu adamı kesemez canım demiştim. Attığı goller ve oynadığı oyunla beni haklı çıkardığı için. İlk yarıda biraz sönük bir oyun sergiledi. Bu onun suçu değil, Pellegrini’nin oynattığı oyundan kaynaklandı. İkinci yarıda Guti ve Kaka değişiklikleri oyuna hız ve Real Madrid’e atak gücü getirince Benzema girdiği pozisyonları hemen değerlendirdi. Önce bir yan toptan kafa golüyle perdeyi açtı (klişeleri severiz!) sonra da defansından gelen uzun topu takip etti. Tenerife defansı topu sektirince, hızı ve gücüyle rakibinden topu kaparak kaleciyle karşı karşıya kaldı ve topu ağlara gönderdi. Sonrasında bir de hat-trick yapıyordu ama top direğin yanından geçti gitti. Sanırım son golde de Kaka’ya gol pasını o verdi. O vermediyse bile atağın içinde aktifti, golde katkısı vardı.

Benzema, Higuain’i kesebileceğini gösterdi. Bence kesti bile. Arjantinli geçen yıl Nistelrooy’un yokluğunda, çift forvet oynayan takımda kendine yer buluyordu. Robben önderliğinde bol pozisyon üretebilen Real Madrid’de gol bulabiliyordu. Geçen yıl o yüzden iyi gözüktü bol gol atabildi. Çok da kaçırmıştı. Bu yıl Gonzalo iyi bir yedek olur. Rotasyonun en mühim isimleri arasında yer alır… Benzema, Zidane’dan sonra (zaman olarak) gelen en iyi Fransız olur takımda…

İşte golcü…

Eylül 27, 2009, 12:32 am | Futbol, La Liga, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Spain Soccer La Liga
Öncelikle kendisine teşekkürü bir borç bilirim. Bir post evvel, Higuain bu adamı kesemez canım demiştim. Attığı goller ve oynadığı oyunla beni haklı çıkardığı için. İlk yarıda biraz sönük bir oyun sergiledi. Bu onun suçu değil, Pellegrini’nin oynattığı oyundan kaynaklandı. İkinci yarıda Guti ve Kaka değişiklikleri oyuna hız ve Real Madrid’e atak gücü getirince Benzema girdiği pozisyonları hemen değerlendirdi. Önce bir yan toptan kafa golüyle perdeyi açtı (klişeleri severiz!) sonra da defansından gelen uzun topu takip etti. Tenerife defansı topu sektirince, hızı ve gücüyle rakibinden topu kaparak kaleciyle karşı karşıya kaldı ve topu ağlara gönderdi. Sonrasında bir de hat-trick yapıyordu ama top direğin yanından geçti gitti. Sanırım son golde de Kaka’ya gol pasını o verdi. O vermediyse bile atağın içinde aktifti, golde katkısı vardı.

Benzema, Higuain’i kesebileceğini gösterdi. Bence kesti bile. Arjantinli geçen yıl Nistelrooy’un yokluğunda, çift forvet oynayan takımda kendine yer buluyordu. Robben önderliğinde bol pozisyon üretebilen Real Madrid’de gol bulabiliyordu. Geçen yıl o yüzden iyi gözüktü bol gol atabildi. Çok da kaçırmıştı. Bu yıl Gonzalo iyi bir yedek olur. Rotasyonun en mühim isimleri arasında yer alır… Benzema, Zidane’dan sonra (zaman olarak) gelen en iyi Fransız olur takımda…

Oscar Serrano

Eylül 23, 2009, 9:15 am | Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Dün gece Santander diğer takımlar gibi Barcelona’dan fark yerken 1 adam gözümüze fazlasıyla çarptı: Oscar Serrano. Serrano Katalunya doğumlu, FC Vilobi’den yetişmiş bir orta saha oyuncusu. FC Vilobi Katalunya’daki Girona şehrine bağlı ufak bir şehir-kasaba, nüfusu sadece 3000 civarında. Vilobi’den daha önce çıkmış ünlü oyunculardan biri de Barcelona yedek kalecisi Albert Jorquera olarak gösterilebilir ek bilgi olarak.

Serrano Vilobi sonrası 3 senesini alt lig takımları olan Guixols ve Figueres’te geçirdikten sonra Espanyol’un dikkatini çekmiş ve bu takıma transfer olmuş. Espanyol’un şampiyonlar Ligi’ne kalmayı 1 puan farkla kaçırıp UEFA kupasına katılmaya hak kazandığı o sezon takımın devamlı forma bulan adamlarından biri olan Serrano, hedef büyüten ve transferler yapan Espanyol kadrosunda formasını kaptırabileceğini düşünerek Santander’e geçmiş. Bu sezon Santander’de 5. yılını yaşıyor ve geride kalan 4 sezonda hep 30 maç üzerinde ortalamayla oynamış Katalan orta saha oyuncusu. Santander’in 2 sezon önce UEFA’ya gitmesini sağlayan kadronun direklerinden biriymiş.

Dün gece Barcelona sağ kanadını adeta perişan eden bir performans sergiledi. Pique bir çok kez kademeye girmemiş olsa Barcelona dün akşam bir kaç gol birden görürdü kalesinde. Attığı gol muazzamdı, boş koşuları ve ortaları da gayet başarılı Serrano’nun. Çoğu kez takımın sol beki gibi çıktı Alves’in karşısına. Kısacası dün gece dökülen Santander’in en iyisiydi. Barcelona maçı vitrin maçı belki ama La Liga’da 5 sezondur 2 farklı takımda 30-35 maç ortalamayla oynayıp, oynadığı takımlara hep katkı verebilmiş bir adam olduğunu da unutmamak gerekir. Santander’in 2-3 senedir evlerimize gelen her maçında önemli performanslarını izledik Serrano’nun, bunun da bir tesadüf olduğunu düşünmek hata olur. Piyasası 3,5 – 4 milyon € civarında Katalanın, çok da iyi bir ekonomik durumda olmayan Santander daha az bir paraya da evet diyebilir 28 yaşındaki sol açık için. Hep isimli ve sansasyonel transfer arayan büyüklerimize duyurulur, gerçi sizleri kesmez ya Serrano, pardon geri aldım abilerim.

>Oscar Serrano

Eylül 23, 2009, 9:15 am | Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Dün gece Santander diğer takımlar gibi Barcelona’dan fark yerken 1 adam gözümüze fazlasıyla çarptı: Oscar Serrano. Serrano Katalunya doğumlu, FC Vilobi’den yetişmiş bir orta saha oyuncusu. FC Vilobi Katalunya’daki Girona şehrine bağlı ufak bir şehir-kasaba, nüfusu sadece 3000 civarında. Vilobi’den daha önce çıkmış ünlü oyunculardan biri de Barcelona yedek kalecisi Albert Jorquera olarak gösterilebilir ek bilgi olarak.

Serrano Vilobi sonrası 3 senesini alt lig takımları olan Guixols ve Figueres’te geçirdikten sonra Espanyol’un dikkatini çekmiş ve bu takıma transfer olmuş. Espanyol’un şampiyonlar Ligi’ne kalmayı 1 puan farkla kaçırıp UEFA kupasına katılmaya hak kazandığı o sezon takımın devamlı forma bulan adamlarından biri olan Serrano, hedef büyüten ve transferler yapan Espanyol kadrosunda formasını kaptırabileceğini düşünerek Santander’e geçmiş. Bu sezon Santander’de 5. yılını yaşıyor ve geride kalan 4 sezonda hep 30 maç üzerinde ortalamayla oynamış Katalan orta saha oyuncusu. Santander’in 2 sezon önce UEFA’ya gitmesini sağlayan kadronun direklerinden biriymiş.

Dün gece Barcelona sağ kanadını adeta perişan eden bir performans sergiledi. Pique bir çok kez kademeye girmemiş olsa Barcelona dün akşam bir kaç gol birden görürdü kalesinde. Attığı gol muazzamdı, boş koşuları ve ortaları da gayet başarılı Serrano’nun. Çoğu kez takımın sol beki gibi çıktı Alves’in karşısına. Kısacası dün gece dökülen Santander’in en iyisiydi. Barcelona maçı vitrin maçı belki ama La Liga’da 5 sezondur 2 farklı takımda 30-35 maç ortalamayla oynayıp, oynadığı takımlara hep katkı verebilmiş bir adam olduğunu da unutmamak gerekir. Santander’in 2-3 senedir evlerimize gelen her maçında önemli performanslarını izledik Serrano’nun, bunun da bir tesadüf olduğunu düşünmek hata olur. Piyasası 3,5 – 4 milyon € civarında Katalanın, çok da iyi bir ekonomik durumda olmayan Santander daha az bir paraya da evet diyebilir 28 yaşındaki sol açık için. Hep isimli ve sansasyonel transfer arayan büyüklerimize duyurulur, gerçi sizleri kesmez ya Serrano, pardon geri aldım abilerim.

Efsane Vuruş ve Ballack

Eylül 5, 2009, 10:28 am | Bundesliga, Futbol, La Liga, UCL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Real Madrid Bayer Leverkusen’le finalde karşılaşıyor 2002’de. Roberto Carlos’un ortasında Zidane yerini ve pozisyonu almış kalçadan muazzam bir vole çıkarıyor. Arka planda Zizou’yu kaçırmış olan Ballack “yok daha neler” dercesine bakıyor. Pozisyonun sonucunu hepimiz biliyoruz. Ballack maç sonu muhtemelen “Nasıl vurdun o topa?” diye soruyor Zidane’a, Zizou her zamanki mütevaziliğinde. Sonra sıkılıyor hep finalde kaybetmekten Leverkusen’i bırakıp Bayern’e geçiyor. Ama bugün bile hala Zidane’a o voleyi vurduran adam olarak hatırlıyoruz onu. Adamını kaçırdığın için teşekkürler Ballack.

İlk fotoğraf Gerry Penny/EPA ikincisini bilmiyorum.

>Efsane Vuruş ve Ballack

Eylül 5, 2009, 10:28 am | Bundesliga, Futbol, La Liga, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Real Madrid Bayer Leverkusen’le finalde karşılaşıyor 2002’de. Roberto Carlos’un ortasında Zidane yerini ve pozisyonu almış kalçadan muazzam bir vole çıkarıyor. Arka planda Zizou’yu kaçırmış olan Ballack “yok daha neler” dercesine bakıyor. Pozisyonun sonucunu hepimiz biliyoruz. Ballack maç sonu muhtemelen “Nasıl vurdun o topa?” diye soruyor Zidane’a, Zizou her zamanki mütevaziliğinde. Sonra sıkılıyor hep finalde kaybetmekten Leverkusen’i bırakıp Bayern’e geçiyor. Ama bugün bile hala Zidane’a o voleyi vurduran adam olarak hatırlıyoruz onu. Adamını kaçırdığın için teşekkürler Ballack.

İlk fotoğraf Gerry Penny/EPA ikincisini bilmiyorum.

Pep 2 Kere Mutlu

Ağustos 30, 2009, 1:21 am | Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Dün geceki zor Shaktar maçından sonra kupayı alarak önemli bir sevinç yaşayan Pep Guardiola sanırım bu gece 2. mutluluğu Real Madrid-Deportivo maçını izlerken yaşamıştır. Geçen sezonun kupa terminatörü ve Real’i 6’lıyarak süpüren takımın hocası olarak bir çok korkusundan arındığını düşünüyorum bu gece Guardiola’nın. Fantastik denilecek paralara yapılan transferlerle gol yollarında acayip bir bileşim elde eden Real Madrid’in ilk resmi maçındaki hali, Barcelona’nın hocası ben olsam beni sevinçten uyutmazdı. Pep belki de ellerini ovuşturmaya başlamıştır şimdiden.

Raul, Kaka, Ronaldo, Benzema forvet dörtlüsünün Real’i savunmada bariz bir şekilde 7 kişi bıraktığı, tandemdeki Garay-Albiol ikilisinin hiç ama hiç Real’e yakışmadığını çok net gördük Deportivo karşısında. Riki denilen adam doğru düzgün topa vurmayı becerebilse çok farklı bir skora sahne olacaktı San Tiago Barnebeu’da açılış maçı. Pellegrini’nin ürkek yönetimi Real’i Real olmaktan uzaklaştıracak nitelikteydi. Hemen golün sonrasında (3-2) Raul’u Granero ile değiştirmesi, Benzema’yı oyundan alması, sahada gezinen Ronaldo’yu 90 dakika sahada tutması, maç sonunda Kaka-Guti değişikliği ile iyice orta sahayı kalabalıklaştırmaya çalışması, çalıştırdığı takımın Los Galacticos değil de sanki Los Ratones olduğunu düşündürdü bize.

Sözün özü ben bu Real’i, takım savunmasından hiç mi hiç haberi olmayan bu kadroyu ve başındaki korkak adamı görseydim Barcelona hocası olarak bu gece çok rahat uyurdum ya da belki de uyuyamazdım sevinçten. Pep iki kere mutlu bu gece, orası kesin.

>Pep 2 Kere Mutlu

Ağustos 30, 2009, 1:21 am | Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Dün geceki zor Shaktar maçından sonra kupayı alarak önemli bir sevinç yaşayan Pep Guardiola sanırım bu gece 2. mutluluğu Real Madrid-Deportivo maçını izlerken yaşamıştır. Geçen sezonun kupa terminatörü ve Real’i 6’lıyarak süpüren takımın hocası olarak bir çok korkusundan arındığını düşünüyorum bu gece Guardiola’nın. Fantastik denilecek paralara yapılan transferlerle gol yollarında acayip bir bileşim elde eden Real Madrid’in ilk resmi maçındaki hali, Barcelona’nın hocası ben olsam beni sevinçten uyutmazdı. Pep belki de ellerini ovuşturmaya başlamıştır şimdiden.

Raul, Kaka, Ronaldo, Benzema forvet dörtlüsünün Real’i savunmada bariz bir şekilde 7 kişi bıraktığı, tandemdeki Garay-Albiol ikilisinin hiç ama hiç Real’e yakışmadığını çok net gördük Deportivo karşısında. Riki denilen adam doğru düzgün topa vurmayı becerebilse çok farklı bir skora sahne olacaktı San Tiago Barnebeu’da açılış maçı. Pellegrini’nin ürkek yönetimi Real’i Real olmaktan uzaklaştıracak nitelikteydi. Hemen golün sonrasında (3-2) Raul’u Granero ile değiştirmesi, Benzema’yı oyundan alması, sahada gezinen Ronaldo’yu 90 dakika sahada tutması, maç sonunda Kaka-Guti değişikliği ile iyice orta sahayı kalabalıklaştırmaya çalışması, çalıştırdığı takımın Los Galacticos değil de sanki Los Ratones olduğunu düşündürdü bize.

Sözün özü ben bu Real’i, takım savunmasından hiç mi hiç haberi olmayan bu kadroyu ve başındaki korkak adamı görseydim Barcelona hocası olarak bu gece çok rahat uyurdum ya da belki de uyuyamazdım sevinçten. Pep iki kere mutlu bu gece, orası kesin.

>Daha Çok Hollandalı Daha Çok!

Ağustos 28, 2009, 12:02 am | Bundesliga, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>25 Milyon Euro’ya artık Bayern oyuncusu Arjen Robben. Akşam saatlerinde Münih’e giderek kontrat görüşmelerine başlamış vaziyette. Bir sorun çıkmaz ve yarın da resmi imzayı atar en geç. Van Gaal daha çok Hollandalı alarak sorunu çözebileceğini düşünüyor, sırada Ribery karşılığında Van der Vaart var. Acaba bizim bilmediğimiz “Ne kadar çok Hollandalı, kadar çok başarı” diye bir formül mü var?

Daha Çok Hollandalı Daha Çok!

Ağustos 28, 2009, 12:02 am | Bundesliga, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

25 Milyon Euro’ya artık Bayern oyuncusu Arjen Robben. Akşam saatlerinde Münih’e giderek kontrat görüşmelerine başlamış vaziyette. Bir sorun çıkmaz ve yarın da resmi imzayı atar en geç. Van Gaal daha çok Hollandalı alarak sorunu çözebileceğini düşünüyor, sırada Ribery karşılığında Van der Vaart var. Acaba bizim bilmediğimiz “Ne kadar çok Hollandalı, kadar çok başarı” diye bir formül mü var?

Banega Kiralık Olarak Everton’da!

Ağustos 23, 2009, 2:55 am | EPL, Futbol, La Liga, ozhano, Transfer kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

Geç yazdık ama yine de arşivde dursun; fm’nin efsane isimlerinden biri olan Ever Banega Everton ile kiralık olarak anlaşmış. Hayırlı olsun. Çalışma iznini nasıl alabildi acaba? Neyse, Bir de EPL’de izleyelim bakalım.

Kaynak burada

>Banega Kiralık Olarak Everton’da!

Ağustos 23, 2009, 2:55 am | EPL, Futbol, La Liga, ozhano, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Geç yazdık ama yine de arşivde dursun; fm’nin efsane isimlerinden biri olan Ever Banega Everton ile kiralık olarak anlaşmış. Hayırlı olsun. Çalışma iznini nasıl alabildi acaba? Neyse, Bir de EPL’de izleyelim bakalım.

Kaynak burada

>2 Ucuz Transfer

Ağustos 5, 2009, 7:50 pm | EPL, Fenerbahçe, Futbol, La Liga, Serie A, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>2 düzenli milli takım oyuncusu bu sezon için ucuz sayılabilecek bir paraya yaklaşık 20 milyon Euro’ya takım değiştirdiler. Biri Real’den Milan’a geçen Huntelaar, diğeri Roma’dan Liverpool’a geçen Aquilani. Her 2 oyuncu için de olumlu kariyer hamleleri. Huntelaar Milan rotasyonundaki 30 yaş altı 4. isim olacak, maalesef bu transferle Milan’ın yaş ortalaması düşmüş oluyor. Aquilani transferi de Poulsen’i çok üzmüştür sanırım. Keza daha dün adı o bölge geçerken Juventus yedek sırasına mahkum kaldı yine. Halbuki Kadıköy’e gelip servet yapmak vardı. Detaylı bir AC Milan incelemesi düşünüyorum bir kaç güne, bize göre Huntelaar’ın neler katacağını orada anlatırız.

>Chelsea Agüero’nun Peşinde

Ağustos 5, 2009, 1:17 pm | EPL, Futbol, La Liga, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Chelsea’nin Agüero’nun peşinde olduğu ve oyuncuyu kadrosuna katmak için önemli bir teklifle geleceği konuşuluyordu bir kaç gündür. Denilen oldu Maradona’nın damadı Kun Efendi için Atletico Madrid’e yaklaşık 40 milyon Euro ve Beşiktaş’ın ısrarla istediği, Elano gelene kadar adı Galatasaray’la anılan, hatta ve hatta Mourinho’nun takımda görmek istiyorum dediği Deco’yu anlaşma masasına koymuş Chelsea. Ancelotti Milan’da yaptığı enkazlaştırma operasyonunun çok da sağlıklı olmadığını idrak etmiş olacak ki, sanıyorum bunu kulağının devamlı kızarmasından ve sanki arkasında biri varmış gibi hissetmeye başlamasından anlamıştır, tam aksini yeni takımını genç tutmaya, tutarken de takımın direklerini kaybetmemeye çalışmasıyla hayata geçirmeye çalışıyor. Sözün özü dediğimiz yer burası oluyor ki burada bu post Atletico 60 milyon değer biçtiği Damat Ferit’i bu teklife vermez şeklinde bitiyor. Zaten bir önceki cümle bayağı bir uzun olmuş, transfer postu Türkçe’de bağlaç ve noktalama işaretleri kullanımı örneklemesi haline gelmiş (Türkçe diyor bir de post diyor vay arkadaş!), yani demek ki benim kafa kaymış. Kaçtım, Agüero da kaçar.

>Adamın Parası Bitmedi Be Arkadaş!

Ağustos 5, 2009, 12:25 am | EPL, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

>Xabi Alonso’yu da aldı Perez Madrid’e. Ebemi öpseler satmam diyen Benitez mecbur verdi Xabi kardeşini. 30 milyon Pound civarı bir paradan bahsediliyor ki Alonso için iyi para. Ne para varmış şu Perez de be arkadaş, devlet bütçesi harcadı neredeyse 1 ayda. Şimdi Benitez tutuşmuş vaziyette, orta sahanın göbeğine bir defansif orta saha arayışına başlamış. Hedefte Juventus’ta Fener’e gitmediği için dışlanan Poulsen varmış. Fener’e paraya rağmen gider yapan Danimarkalı Liverpool’a gider mi? Belki de ben şu yazıyı yazmayı bitirmeden evet demiştir bile. Bu arada yavaş yavaş La Liga EPL’yi sömürüyor, Torres abimin dedikleri tersine dönmeye mi başladı ne? Ne?

>Yağcı Torres

Ağustos 1, 2009, 8:33 pm | EPL, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>

“English football has an enormous following across the world, not just because of the players but because of its history, its tradition, the excitement, the capacity crowds,”

“The other leagues can learn a lot, even La Liga. (Real) Madrid have signed Kaka and (Cristiano) Ronaldo, and Barcelona have Xavi and (Lionel) Messi but, really, the Premier League is way ahead.”

“Winning the league here would be like winning the European Championship with Spain last year,”

“İngiliz Futbolu dünya çapında yaygın şekilde takip ediliyor, sadece oynayan oyuncular nedeniyle değil tarihi, gelenekleri, heyecanı ve taraftarı nedeniyle de.”

“Diğer liglerin daha öğreneceği çok şey var, La Liga’nın bile. (Real) Madrid Kaka ve Ronaldo’yu aldı, Barcelona’da Xavi ve Messi var ama, gerçekten, Premier Lig bir hayli ileride.”

“Burada Ligi kazanmak İspanya ile Avrupa Şampiyonu olmak ayarında.”

Vay be Torres ne yağcı adammışsın!

>Hleb İnter’e Kiralanmamış mıydı?

Temmuz 30, 2009, 4:32 pm | Bundesliga, EPL, La Liga, ozhano, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Zlatan İbrahimovic-Samuel Etoo takasında İnter’e Etoo ile beraber 1 yıllığına gideceği yazılıyordu ama Barcelona Kulübü Hleb’in eski takımı Stuttgart’a 1 yıllığına kiralanacağını duyurdu. Hayırlı olsun.

Kaynak: nvtspor

Diğer yandan Man. City Kolo Toure’den sonra defansın göbeği için Everton’lu Lescott’un transferini sonlandırmaya çalışıyor. İlk teklif 15 milyon pounddu. Sonra 17 milyon pound şimdi de 20 milyon pounda kadar yükseltmişler. Ama Everton aynı hızla reddetmiş bu teklifi de. Lescott tamam iyi oyuncu da 30 milyon da etmez bana göre. Neyse bakalım BAE Şeyhi eli öpülesi Mansur Baba ısrarına devam edecek mi ya da Everton daha ne kadar dayanabilecek?

>Şeyh Mansur VS Florentino Perez

Temmuz 28, 2009, 3:18 pm | Acayip İşler, EPL, Futbol, La Liga, ozhano, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Man. City, Birleşik Arap Emirlikleri şeyhi Mansur Bin Zayid tarafından satın alındıktan sonra bu transfer döneminde toplam transfer harcaması 83 milyon pound ve görünüşe göre transferler daha devam edecek. Şimdi de gözlerini Kolo Abib Toure üzerine çevirmişler. Arsenal yöneticilerine ilk teklifleri olan 12 miyon poundu geliştirerek 15 milyon pound teklif etmişler. Haber burada. Real Madrid transfer olayını iyice abarttı dedik ama yeküne bakarsak Man. City de Real kadar olmasa da abartma sınırlarını geçmiş görünüyor. Toure ile ilgili olarak ise Arsenal Menajeri Arsene Wenger yine satışına onay verip genç yeteneklerle yola devam etmeyi düşünür mü bilmem ama Vermaelen, Sanderos ve Barazite transferleri kendi taraftarlarını pek memnun etmiş görünmüyor. Nasıl memnun etsin ki!. Bu arada Real Madrid’in toplam transfer harcaması da aşağı da:
194 milyon pound. Peeeehhhhh…

>"Shame on You!" Rovers 0 – 1 Real Madrid

Temmuz 21, 2009, 2:23 pm | Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

>Maçı kurtaran gol Benzema’dan 87. dakika’da. Topu her ayağına aldığında ıslıklanan 93 milyonluk adam 45 dakika dayanabildi protestolara ve 2. yarıya çıkmadı. Fizik olarak çok bitkin ve hiç hazır görünmeyen Ronaldo için yeni formasıyla ilk maçı tam bir hayal kırıklığı. Hatta İngiliz gazeteleri bugünden dalga geçmeye başladılar kendisiyle. Sadece Real’i Manchester’a değil, İspanya’yı da Ada’ya tercih etti bir anlamda Ronaldo. Dolayısıyla artık Ada’da onun başarısızlıklarıyla mutlu olacak yığınla fanatik var.

Nike Reklamı gibi La Liga

Temmuz 17, 2009, 11:09 am | Futbol, La Liga, Serie A, Transfer, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

zlatan ibrahimovic inter barcellona tuttosport

Haberi duydum ve şaşırdım. Beklemiyordum. Bekleniyordu belki de. Ben neden beklemedim bilmiyorum. Yok biliyorum galiba. Zlatan gibi itici bulduğum bir futbolcuyu, belki de dünyanın en sempatik takımı Barcelona’ya yakıştıramıyordum. Bir de Eto’o gitmek istemiyordu Barca’dan takasla. Ben takasla transfer olmam da nası mantıksız bir düşüncedir. Takas edilmek istediğin kulüp Inter’se neyin egosundasın? Bonservis olarak giren çıkan kulübe. Takas olunca yıllık ücretinden bir şey kaybetmiyorsun ki… Neyse. Neden bu kadar takas muhabbeti geçtiğine geleyim.

Dün gece La gazetta della sport Inter Başkanı Moratti, Barcelona Başkanı Laporta ve Barcelona Sportif Direktörü Txiki Begiristain Milano da buluşup yemek yemiş. Yanlış anlamadıysam hem iade-i ziyaret hem de transfer konuşmak için bir araya gelmişler. Transferdeki isimler ise Zlatan Ibrahimovic ve Samuel Eto’o tabi ki. İki kulüp de birbirinin oyuncusunu isityor. Eh krizdeyken takas yapmak kalıyor ama bu nasıl bir takas ki ben çözemedim. Bu sabah hem AS hem de MARCA gazetelerinde okuduğuma göre Zlatan’ın ederi 35-40 milyon Euro civarında bir para ve Eto’o ve bir yıllık kiralik Hleb’miş. Bunun hesaplamasını nasıl yapıyorlar algılaması kolay değil. Fakat Zlatan’ın geçen yıl Inter’i bir başına şampiyon yaptığını iddia edebiliriz. Fakat Eto’o da 3 yılda iki kez Şampiyonlar Ligi kupası kaldırdı. Son sezonunda La Liga’da 30 gol attı. Neden Zlatan=Eto’o+40 milyon iken, Eto’o=Zlatan+40 milyon etmiyor anlam veremedim.

CR_vs_Zlatan_908x510_TR

Transferin eli kulağında gibi bir durum var. Transferin gerçekleşmesi halinde Nike’ın yıllar evvel çektiği reklam gerçekleşip Eric Cantona’nın sorusu da cevaplanmış olacak. Zlatan ve Ronaldo daha toy birer çocuk iken, Nike sanki geleceği görmüş gibi ikiliyi kapıştırmış. Kimin kazanacağı cevabını El Classico tarihlerinde öğrenmiş olacağız. Acaba Barcelona bu reklamı izledikten sonra Ronaldo ve Zlatan’ı kapıştırmak adına Ibra’yı kadrosuna katmak istemiş olabilir mi?

sevgiler volkanbk3

>Nike Reklamı gibi La Liga

Temmuz 17, 2009, 11:09 am | Futbol, La Liga, Serie A, Transfer, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | 6 Yorum

>

zlatan ibrahimovic inter barcellona tuttosport

Haberi duydum ve şaşırdım. Beklemiyordum. Bekleniyordu belki de. Ben neden beklemedim bilmiyorum. Yok biliyorum galiba. Zlatan gibi itici bulduğum bir futbolcuyu, belki de dünyanın en sempatik takımı Barcelona’ya yakıştıramıyordum. Bir de Eto’o gitmek istemiyordu Barca’dan takasla. Ben takasla transfer olmam da nası mantıksız bir düşüncedir. Takas edilmek istediğin kulüp Inter’se neyin egosundasın? Bonservis olarak giren çıkan kulübe. Takas olunca yıllık ücretinden bir şey kaybetmiyorsun ki… Neyse. Neden bu kadar takas muhabbeti geçtiğine geleyim.

Dün gece La gazetta della sport Inter Başkanı Moratti, Barcelona Başkanı Laporta ve Barcelona Sportif Direktörü Txiki Begiristain Milano da buluşup yemek yemiş. Yanlış anlamadıysam hem iade-i ziyaret hem de transfer konuşmak için bir araya gelmişler. Transferdeki isimler ise Zlatan Ibrahimovic ve Samuel Eto’o tabi ki. İki kulüp de birbirinin oyuncusunu isityor. Eh krizdeyken takas yapmak kalıyor ama bu nasıl bir takas ki ben çözemedim. Bu sabah hem AS hem de MARCA gazetelerinde okuduğuma göre Zlatan’ın ederi 35-40 milyon Euro civarında bir para ve Eto’o ve bir yıllık kiralik Hleb’miş. Bunun hesaplamasını nasıl yapıyorlar algılaması kolay değil. Fakat Zlatan’ın geçen yıl Inter’i bir başına şampiyon yaptığını iddia edebiliriz. Fakat Eto’o da 3 yılda iki kez Şampiyonlar Ligi kupası kaldırdı. Son sezonunda La Liga’da 30 gol attı. Neden Zlatan=Eto’o+40 milyon iken, Eto’o=Zlatan+40 milyon etmiyor anlam veremedim.

CR_vs_Zlatan_908x510_TR

Transferin eli kulağında gibi bir durum var. Transferin gerçekleşmesi halinde Nike’ın yıllar evvel çektiği reklam gerçekleşip Eric Cantona’nın sorusu da cevaplanmış olacak. Zlatan ve Ronaldo daha toy birer çocuk iken, Nike sanki geleceği görmüş gibi ikiliyi kapıştırmış. Kimin kazanacağı cevabını El Classico tarihlerinde öğrenmiş olacağız. Acaba Barcelona bu reklamı izledikten sonra Ronaldo ve Zlatan’ı kapıştırmak adına Ibra’yı kadrosuna katmak istemiş olabilir mi?

sevgiler volkanbk3

>Verilmiş Sadakası Olmak

Temmuz 10, 2009, 11:10 am | Futbol, Hayat, La Liga, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Bu Mariano Andrés Pernía Molina. Atletico Madrid’in 32 yaşındaki sol beki. Arjantinli olmasına karşın ikinci pasaportu sayesinde 2006 Dünya Kupası’nda İspanya Ulusal Takımı’nın sol savunma kanadında görev aldı. Geçen yıl da 36 maçta forma giydi.

Bu alttaki de geçen gece Pernia’nın kazadan kurtulduğu araba. Çok da büyük bir sağlık sorunu yaşamıyormuş. Nasıl kurtuldu bilmiyoruz. Ama az kalsın Atletico Madrid formasını çıkarıp, kefeni giyiyormuş. Tanrı korumuş. Verilmiş sadakası olmak böyle bir şey sanırım.


sevgiler volkanbk3

>BENZEMez kimse sanA, büyük harflere baksana!

Temmuz 1, 2009, 3:27 pm | Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>Lyon sıcak parayı görünce dayanamayıp satmam, vermem dediği Benzema’yı bıraktı sonunda. Tabii ki piyasadaki en kalite adamları adamları fahiş fiyata toplayan Perez’e. 20 milyon € deniliyordu teklif edilen mebla olarak Benzema için, birden yüksek teklifiyle (35 milyon €) piyasayı kırdı geçirdi yine Perez. Sadece bu sezon başlamadan yaptığı harcama 200 milyonu çoktan geçmiş vaziyette. Üzerine daha önce çok konuştuk bu paranın kaynağı neresi diye, Aceto başta olmak üzere bir çok kişi anlattı. İşin kredi kısmında paranın alındığı bankanın Barcelona bankası olması da ayrı bir ironi. Neyse sevgili Florentin Amcamızın elerin öpüyor, Benzemez Kimse Sana şarkısını armağan ediyoruz kendisine. Benzema Real’de ne yapar sorusuna verecek cevabım var da yazacak takatım yok, sonra bir ara tıklatırız tuşları. Başlıkta da öyle bir anagramsı olaylara girdim, çıktım.

>Gördüğüm En Güzel Messi-Ronaldo Değerlendirmesi

Haziran 30, 2009, 7:46 am | Futbol, La Liga, Nevresim Takımı kategorisinde yayınlandı | 8 Yorum

>Başlıkta dediğim gibi, en güzeli bu arkadaş. Kafamızdan geçirip de bir türlü satırlara dökemediğimiz o kelimeleri klavyeyle buluşturmuş alengir. Bu blogda uzun süre tartıştık Messi mi Ronaldo mu diye. Tartışmaya katılan çoğu kişinin düşüncesiydi iticiliği. Bu tatil sezonunda Ronaldo Los Angeles’ı sıradan geçirirken Messi ile ilgili Arjantin Milli Takımı dışında tek haber okumadık. Ronaldo hazretleri 94 milyona Real’e transfer olmuş ve kulüpler anlaşmışken bile Madrid’e teşrif etmediler. O an tatilden ve tatildeki mezelerden daha önemli bir şey yoktu onun için. Messi ise aynı günlerde sırasıyla Arjantin ve İspanya’da detayları açıklanmayan şekilde hayır işleri ile meşguldü. İşte 2 oyuncu arasındaki en büyük fark bu. Biri mütevazi ve ağırbaşlı, öteki kibirli ve şımarık.

Şuradan alengir’in Nevresim Takımı’na işlediği son Messi – Ronaldo kıyaslaması motifine ulaşabilir, gülebilir ya da ben gülerken de düşünenlerdenim edasıyla üstüne uzun uzun düşünebilirsiniz.

>Avrupa’dan Olası Transferler

Haziran 27, 2009, 10:44 pm | EPL, Fransa, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>

Benzema – Lyon’dan Manchester United’a
Adebayor – Arsenal’den Milan’a
Van Nistelrooy – Real Madrid’den Blackburn Rovers’a
Keirrison – Palmeiras’tan Barcelona’ya

>El Rapido Classico! – Hızlı Classico

Haziran 15, 2009, 9:46 am | Futbol, La Liga, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>Bizimkiler bir Topuz için haftalardır kaçma,kaçırma,baskı yapma,hapsetme yollarına başvururken eloğlu bastı parayı Kaka ve C.Ronaldo’nun işini bitirdi. İkinci Galacticos devrini başlattı. Geçen günlerden birinde muhtemelen HaberTürk’te iki dönemin kadrolarını yanyana koyup karşılaştırmışlar. Yukarıdaki resmi biraz editlemişler.

Eski kadroda kaleci yine Casillas. Defansta Salgado, Hierro, Helguera, R.Carlos, Orta sahada Zidane,Makelele,Guti,Figo(Beckham), forvette de Raul ve Ronaldo vardı. Şimdi kurulması beklenen kadroda yukarıdaki gibi.

İki Galacticos’un forvet hattına gazetedeki haberde şöyle iki Galacticosa bir baktım. Karşılaştırdım. Eski Galacaticos Ronaldo dışında hız olarak yavaş adamlar. Zidane,Figo,Raul isterseniz bir de Bechkam normal hızda adamlar olsalarda zekaları öne çıkmış isimler. Yeni Galacticosun eskisine göre farkı ise -geleceklerse- Ribery,D.Silva,D.Villa ve gelen C.Ronaldo ve Kaka ile daha çok hıza yönelik bir oyun sergileyecek. Bu hızlı adamların yaratacağı hızlı oyunda herkese ekran başında inanılmaz bir seyir zevki yaratacak. Hele de El Classico!

La Liga’nın yayıncı kuruluşuna benden bir tavsiye. Bu yıl kameralarınızı yenileyin. Zira Classico’da Messi,Kaka,C.Ronaldo,Eto’o,Henry gibilerini ekranda flu şekilde kimse görmek istemez. Yapamayacaksanız derbiden önce de ekranda “Lütfen televizyonunuzun ayarlarıyla oynamayın. Biz yavaş değiliz, bu adamlar çok hızlı” yazısı çıkartılabilir…

Not: İyi Tatiller Cenky ve Ozhano. Ben burdayken salatamızın tadı kaçmaz. siz keyfinize bakın…

sevgiler volkanbk3

El Rapido Classico! – Hızlı Classico

Haziran 15, 2009, 9:46 am | Futbol, La Liga, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bizimkiler bir Topuz için haftalardır kaçma,kaçırma,baskı yapma,hapsetme yollarına başvururken eloğlu bastı parayı Kaka ve C.Ronaldo’nun işini bitirdi. İkinci Galacticos devrini başlattı. Geçen günlerden birinde muhtemelen HaberTürk’te iki dönemin kadrolarını yanyana koyup karşılaştırmışlar. Yukarıdaki resmi biraz editlemişler.

Eski kadroda kaleci yine Casillas. Defansta Salgado, Hierro, Helguera, R.Carlos, Orta sahada Zidane,Makelele,Guti,Figo(Beckham), forvette de Raul ve Ronaldo vardı. Şimdi kurulması beklenen kadroda yukarıdaki gibi.

İki Galacticos’un forvet hattına gazetedeki haberde şöyle iki Galacticosa bir baktım. Karşılaştırdım. Eski Galacaticos Ronaldo dışında hız olarak yavaş adamlar. Zidane,Figo,Raul isterseniz bir de Bechkam normal hızda adamlar olsalarda zekaları öne çıkmış isimler. Yeni Galacticosun eskisine göre farkı ise -geleceklerse- Ribery,D.Silva,D.Villa ve gelen C.Ronaldo ve Kaka ile daha çok hıza yönelik bir oyun sergileyecek. Bu hızlı adamların yaratacağı hızlı oyunda herkese ekran başında inanılmaz bir seyir zevki yaratacak. Hele de El Classico!

La Liga’nın yayıncı kuruluşuna benden bir tavsiye. Bu yıl kameralarınızı yenileyin. Zira Classico’da Messi,Kaka,C.Ronaldo,Eto’o,Henry gibilerini ekranda flu şekilde kimse görmek istemez. Yapamayacaksanız derbiden önce de ekranda “Lütfen televizyonunuzun ayarlarıyla oynamayın. Biz yavaş değiliz, bu adamlar çok hızlı” yazısı çıkartılabilir…

Not: İyi Tatiller Cenky ve Ozhano. Ben burdayken salatamızın tadı kaçmaz. siz keyfinize bakın…

sevgiler volkanbk3

>Los Galacticos – Kaka – Ronaldo

Haziran 11, 2009, 2:56 pm | Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

>Beckham Madrid havalimanına ayak bastığı andan itibaren onun ve karısının peşinden ayrılmayan basın ordusu hem takım arkadaşlarını hem de bir süre sonra taraftarları çok rahatsız etmişti. O dönem kontratını uzatır mı uzatmaz mı diye konuşulurken Amerika davası çıkınca Capello onu rafa kaldırmış, takımdan fazla konuşulan isim yine Beckham olmuştu.

Los Galacticos’un birinci oluşturulması çok da verimli olmamış, bir süre sonra yıldızlar teker teker takımdan kopmuş ya da gönderilmişti. Perez’in bu ikinci Galacticos açılımının 1. ayağı Kaka oldu. 2. ayağı bir kaç saat önce Ronaldo olarak şekillendi. 3. ayak olarak da Villa’dan söz ediliyor. Gelen Kaka ve Ronaldo’nun ücretlerini mevcut yıldızlarla kıyasladığımızda en az 2 kat bir fark ortaya çıkıyor. Kaka’nın özel hayatını ve kişiliğini gayet iyi biliyoruz; sakin, dindar ve uyumlu. Ama sıra Ronaldo’ya gelince iş değişiyor. Bir çoğumuzun bir senede aldığı gömlekten fazla sayıda ve çok büyük bir hızda sevgili değiştiriyor. Seks alemleri düzenlediği basına sızıyor. İçtiğinde tozuttuğu biliniyor. Ukalalığını, hız ve araba tutkusunu dünya alem biliyor. Sahadaki oyun karakteri asla paylaşmak ve çoğaltmak üzerine değil tam aksine bitirmek ve tek başına büyümek üzerine. Şampiyonlar Ligi finalinde Rooney’nin nasıl çıldırdığını hatırlarsınız herhalde. Spor muhabirlerinden çok magazin muhabirlerinin objektifinden yansıyor resimleri sütunlara. Ve artık Real’in en çok kazanan adamı Ronaldo.

Bu şartlar altında ve “İngiltere’de bunları yapan adam İspanya’da neler yapmaz!” denilirken, hatta ve hatta Akdeniz insanı İspanyolların İngilizler gibi rahat adamlar olmadığı, Ronaldo’nun skandallarını kaldıramayacağı akıllara düşmezken, Real nasıl verecek ödenen paraların hakkını. Hele bir de üstüste 2 maç verilsin, ya da Barcelona’ya kaybedilsin o Euroların her centini burnundan getirmez mi Real seyircisi Perez’in? Çok büyük paralara çok büyük bir bomba aldı kucağına Perez, üstelik bombanın pimi çekili. Ya rakiplerin üzerine atamadan elinde patlatırsa?

Los Galacticos – Kaka – Ronaldo

Haziran 11, 2009, 2:56 pm | Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Beckham Madrid havalimanına ayak bastığı andan itibaren onun ve karısının peşinden ayrılmayan basın ordusu hem takım arkadaşlarını hem de bir süre sonra taraftarları çok rahatsız etmişti. O dönem kontratını uzatır mı uzatmaz mı diye konuşulurken Amerika davası çıkınca Capello onu rafa kaldırmış, takımdan fazla konuşulan isim yine Beckham olmuştu.

Los Galacticos’un birinci oluşturulması çok da verimli olmamış, bir süre sonra yıldızlar teker teker takımdan kopmuş ya da gönderilmişti. Perez’in bu ikinci Galacticos açılımının 1. ayağı Kaka oldu. 2. ayağı bir kaç saat önce Ronaldo olarak şekillendi. 3. ayak olarak da Villa’dan söz ediliyor. Gelen Kaka ve Ronaldo’nun ücretlerini mevcut yıldızlarla kıyasladığımızda en az 2 kat bir fark ortaya çıkıyor. Kaka’nın özel hayatını ve kişiliğini gayet iyi biliyoruz; sakin, dindar ve uyumlu. Ama sıra Ronaldo’ya gelince iş değişiyor. Bir çoğumuzun bir senede aldığı gömlekten fazla sayıda ve çok büyük bir hızda sevgili değiştiriyor. Seks alemleri düzenlediği basına sızıyor. İçtiğinde tozuttuğu biliniyor. Ukalalığını, hız ve araba tutkusunu dünya alem biliyor. Sahadaki oyun karakteri asla paylaşmak ve çoğaltmak üzerine değil tam aksine bitirmek ve tek başına büyümek üzerine. Şampiyonlar Ligi finalinde Rooney’nin nasıl çıldırdığını hatırlarsınız herhalde. Spor muhabirlerinden çok magazin muhabirlerinin objektifinden yansıyor resimleri sütunlara. Ve artık Real’in en çok kazanan adamı Ronaldo.

Bu şartlar altında ve “İngiltere’de bunları yapan adam İspanya’da neler yapmaz!” denilirken, hatta ve hatta Akdeniz insanı İspanyolların İngilizler gibi rahat adamlar olmadığı, Ronaldo’nun skandallarını kaldıramayacağı akıllara düşmezken, Real nasıl verecek ödenen paraların hakkını. Hele bir de üstüste 2 maç verilsin, ya da Barcelona’ya kaybedilsin o Euroların her centini burnundan getirmez mi Real seyircisi Perez’in? Çok büyük paralara çok büyük bir bomba aldı kucağına Perez, üstelik bombanın pimi çekili. Ya rakiplerin üzerine atamadan elinde patlatırsa?

Futbolun İlahları – Messi mi Ronaldo mu?

Mayıs 11, 2009, 8:49 am | EPL, Futbol, La Liga, ozhano kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Çocukluk zamanlarım. Temelden başlamıştım futbol sahasının çimlerine basmaya. Hayatta futboldan başka bir şey düşünmüyordum. Tabiî ki bunda babamla birlikte gittiğim Sakaryaspor maçlarının etkisi oldukça fazlaydı. Yine gittiğim bir Sakaryaspor maçı sonrası Galatasaray taraftarı olmuştum. Maçları daha dikkatli izlemeye başlamıştım ondan sonra. Tanju, Prekazi, Kaptan Cüneyt, Sarı Semih, Deli Yusuf, Muhammet ve tabiî ki Simoviç benim için çok önemli oldu. Hatta şimdi, o zamanki hallerimi düşündüğümde hayatımda bunlardan başka hiçbirşeyin olmadığını rahatça söyleyebilirim. Onlar için şiir yazıp bu şiir karşılığında futbol topu hediye edilmesi de hayatımdaki en önemli anılardan biriydi. Başka da yazmadım zaten. Kısacası benim ilahlarımdı o çim sahada. O zamanlar büyüyünce ne olacaksın sorularına futbolcu ama Tanju gibi golcü, Cüneyt gibi efendi dediğimi çok iyi hatırlıyorum. Bu sırada yıllar geçip gidiyordu. Türkiye’nin kabuğunu kırıp dünyaya açıldığı zamanlardan sonra benim için tek bir idol oluştu: Zubizaretta. Ne kaleciydi. Yine bir gün dolmuşta babamla giderken o yaşımda babamla futbol muhabbeti yapıyordum Hayrettin’e sallıyordum hatırladığım kadarıyla. Bu muhabbet ilgisini çekmişti yolculuk edenlerden birini ve bana dönüp sen olsan kimi alırdın dediğinde tek isim çıktı dudaklarımdan: Zubizeretta. Adam yığıldı kaldı tabiî ki cevabımdan sonra bu velet nerden biliyor Zubi’yi diye. Yıllar geçti, yeşil çimlerdeki ilahlarım sürekli değişti. Zaten popüler sistemin en önemli gereği de bu değil mi? Günümüzde çoğumuzun ilah deyince bu sektörde iki isim aklına gelir: Cristiano Ronaldo ve Lionel Messi. Ama hangisi? Benim derdim bir numara kim? Futbol sahasına çıktığında topu ayağına aldığında hangisi daha çok heyecanlandırıyor insanı? Ama sadece kriter bu ve bu tip şeyler. Kişilik, özel hayat vs. tamamen devre dışı.
Ronaldo tam bir futbol sihirbazı, futbol topu ile konuşup ona istediği gibi hükmeden bir futbolcu. Topu ayağına alınca sahayı dikine kullanan, fazla takım futboluna takılmayan ama buna rağmen “Allahı var oynuyor” dedirten bir adam. Top ayağına her geldiğinde kesin bir şeyler yapacak diyor insan içinden ya da acaba ne yapacak diye merakla bekliyor. Tam anlamıyla bencil, bomboş poziyondaki arkadaşına gollük pası vermeyip pozisyon harcama potansiyeli çok yüksek. Manu’da zaman zaman tüm takım geriye yaslanıp ileriye doğru şişirilen toplarda eğer topu kontrolüne alabilirse yarım gol denebilir ki nitekim son Şampiyonlar Ligi maçında bunu çok açık gördük. Duran toplardaki vuruş stili zaten artık bir ekol. Hakemi aldatmaya yönelik hareketlere zaman zaman girebiliyor. Rakip oyuncuları sinirlendiren bir futbol stiline sahip. Nasıl sinirlenmesinler ki zaten? Daha çok şeyler eklenebilir ama kısacası tek başına maçı alabilme potansiyeline sahip dünyadaki bana göre tek isim.
Gelelim Messi’ye. Hızına, sprinter özelliğine, defans bloğunu delici özelliğine diyecek yok. Ama tek başına değil takımla birlikte olunca zevkli oluyor onu izlemesi. Yani kötü bir Barcelona’da iyi bir Messi olması çok zor. Duran top özellikleri Ronaldo’ya göre daha kısıtlı ama bencillikten eser yok. Kendi gol atmaktansa ilk etapta asist yapmayı düşünen bir futbolcu. Kısa adımlarla koşması ona çalım atması için çok yardımcı oluyor. Sevecen, rakipler tarafından da sevilen, hakemi aldatma olaylarıyla uzaktan yakından alakası olmayan kısacası temiz bir sicile sahip. Top ayağına ceza sahası dışında geldiğinde aklıma gelen tek şey koştura koştura defansı delmeye çalışacağı; yani beklenmedik anlarda beklenmedik hareketleri Ronaldo’ya nazaran daha az olan bir futbolcu. Dünyada rakip sahayı en iyi şekilde kullanan, kendini ölü alanlara atıp verilen ara paslarında ters kademelerden sarkıp çok gol atan bir ileri uç elemanı. Kısacası Barca iyi, Messi iyi; Barca kötü Messi sahada fazla yok. Takımdan bağımsız hareket edemiyor.

Yukarıdaki verileri FOOTLAB Programına verip analizini istediğimde bana şu ismi verdi:

Sonuç: 1. Tanju 2. Zubi 3. Kosecki (Ne oynardı ama) 4.Hagi 5. Cristiano RONALDO

Gerçekten çok farklı. Farklı bir gezegenden bana göre. Şayet onun oynadığı futbolsa bunca futbolcu ne oynuyor ya da bunca futbolcu futbol oynuyorsa Ronaldo’nun oynadığı ne? Yok yok kesin Superman’in gezegeninden bana göre. Bilim adamlarının bir incelemesi gerek denebilecek bir futbolcu. Onun oyununa, kusura bakmasın kimse, Messi bile yaklaşamıyor.
Yazımı sevgili blog partnerime bir mesajla bitireyim:
Futbol eğer sonuç oyunuysa Messi’nin Ronaldo’ya yetişmesi için daha çok fırın ekmek yemesi gerek. Tamam çok iyi ama en iyi değil. Ünlü bir Türk büyüğünün dediği gibi: “Risultato Importante”
Editsel Hareket-1
Bu yazıyı yazdığımda açıkçası Cenky’nin hazırladığı ve size sunduğu anket hakkında hiçbir bilgim yoktu. Ankette hangi blog yazarının kimi desteklediği belli değil görünüyor ama ben yine de yazımı bloga koymak istedim. Ankette ise şu anda Messi önde görünüyor ve bana göre bu durum sırf Ronaldo’nun iticiliğinden, karakter durumundan vb. gibi kişilik özelliklerinden kaynaklanıyor. Bu, yapılan yorumlardan da açıkça anlaşılıyor. Hele GS taraftarı Lincoln’e bile artık tahammül edemezken Ronaldo’ya hiç edemez. Açıkçası ben anket yapsam “Hangisi şu anda takımından ayrılsa daha büyük yıkım olur, eksikliği daha çok hissedilir?” diye sorardım. Bu arada GS taraftarı Ronaldo’ya tahammül edemezdi lafımı geri alıyorum. Abartmaya da gerek yok 🙂

Editsel Hareket-2

Çobansalata blogumuza yeni bir transferimiz daha oldu. Sevgili Volkanbk3’e mutfağımıza hoşgeldin diyor ve ondan da değişik tadlarda salatalar bekliyoruz. Buyur bakalım tezgahın başına…
Saygılar…

>Futbolun İlahları – Messi mi Ronaldo mu?

Mayıs 11, 2009, 8:49 am | EPL, Futbol, La Liga, ozhano kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Çocukluk zamanlarım. Temelden başlamıştım futbol sahasının çimlerine basmaya. Hayatta futboldan başka bir şey düşünmüyordum. Tabiî ki bunda babamla birlikte gittiğim Sakaryaspor maçlarının etkisi oldukça fazlaydı. Yine gittiğim bir Sakaryaspor maçı sonrası Galatasaray taraftarı olmuştum. Maçları daha dikkatli izlemeye başlamıştım ondan sonra. Tanju, Prekazi, Kaptan Cüneyt, Sarı Semih, Deli Yusuf, Muhammet ve tabiî ki Simoviç benim için çok önemli oldu. Hatta şimdi, o zamanki hallerimi düşündüğümde hayatımda bunlardan başka hiçbirşeyin olmadığını rahatça söyleyebilirim. Onlar için şiir yazıp bu şiir karşılığında futbol topu hediye edilmesi de hayatımdaki en önemli anılardan biriydi. Başka da yazmadım zaten. Kısacası benim ilahlarımdı o çim sahada. O zamanlar büyüyünce ne olacaksın sorularına futbolcu ama Tanju gibi golcü, Cüneyt gibi efendi dediğimi çok iyi hatırlıyorum. Bu sırada yıllar geçip gidiyordu. Türkiye’nin kabuğunu kırıp dünyaya açıldığı zamanlardan sonra benim için tek bir idol oluştu: Zubizaretta. Ne kaleciydi. Yine bir gün dolmuşta babamla giderken o yaşımda babamla futbol muhabbeti yapıyordum Hayrettin’e sallıyordum hatırladığım kadarıyla. Bu muhabbet ilgisini çekmişti yolculuk edenlerden birini ve bana dönüp sen olsan kimi alırdın dediğinde tek isim çıktı dudaklarımdan: Zubizeretta. Adam yığıldı kaldı tabiî ki cevabımdan sonra bu velet nerden biliyor Zubi’yi diye. Yıllar geçti, yeşil çimlerdeki ilahlarım sürekli değişti. Zaten popüler sistemin en önemli gereği de bu değil mi? Günümüzde çoğumuzun ilah deyince bu sektörde iki isim aklına gelir: Cristiano Ronaldo ve Lionel Messi. Ama hangisi? Benim derdim bir numara kim? Futbol sahasına çıktığında topu ayağına aldığında hangisi daha çok heyecanlandırıyor insanı? Ama sadece kriter bu ve bu tip şeyler. Kişilik, özel hayat vs. tamamen devre dışı.
Ronaldo tam bir futbol sihirbazı, futbol topu ile konuşup ona istediği gibi hükmeden bir futbolcu. Topu ayağına alınca sahayı dikine kullanan, fazla takım futboluna takılmayan ama buna rağmen “Allahı var oynuyor” dedirten bir adam. Top ayağına her geldiğinde kesin bir şeyler yapacak diyor insan içinden ya da acaba ne yapacak diye merakla bekliyor. Tam anlamıyla bencil, bomboş poziyondaki arkadaşına gollük pası vermeyip pozisyon harcama potansiyeli çok yüksek. Manu’da zaman zaman tüm takım geriye yaslanıp ileriye doğru şişirilen toplarda eğer topu kontrolüne alabilirse yarım gol denebilir ki nitekim son Şampiyonlar Ligi maçında bunu çok açık gördük. Duran toplardaki vuruş stili zaten artık bir ekol. Hakemi aldatmaya yönelik hareketlere zaman zaman girebiliyor. Rakip oyuncuları sinirlendiren bir futbol stiline sahip. Nasıl sinirlenmesinler ki zaten? Daha çok şeyler eklenebilir ama kısacası tek başına maçı alabilme potansiyeline sahip dünyadaki bana göre tek isim.
Gelelim Messi’ye. Hızına, sprinter özelliğine, defans bloğunu delici özelliğine diyecek yok. Ama tek başına değil takımla birlikte olunca zevkli oluyor onu izlemesi. Yani kötü bir Barcelona’da iyi bir Messi olması çok zor. Duran top özellikleri Ronaldo’ya göre daha kısıtlı ama bencillikten eser yok. Kendi gol atmaktansa ilk etapta asist yapmayı düşünen bir futbolcu. Kısa adımlarla koşması ona çalım atması için çok yardımcı oluyor. Sevecen, rakipler tarafından da sevilen, hakemi aldatma olaylarıyla uzaktan yakından alakası olmayan kısacası temiz bir sicile sahip. Top ayağına ceza sahası dışında geldiğinde aklıma gelen tek şey koştura koştura defansı delmeye çalışacağı; yani beklenmedik anlarda beklenmedik hareketleri Ronaldo’ya nazaran daha az olan bir futbolcu. Dünyada rakip sahayı en iyi şekilde kullanan, kendini ölü alanlara atıp verilen ara paslarında ters kademelerden sarkıp çok gol atan bir ileri uç elemanı. Kısacası Barca iyi, Messi iyi; Barca kötü Messi sahada fazla yok. Takımdan bağımsız hareket edemiyor.

Yukarıdaki verileri FOOTLAB Programına verip analizini istediğimde bana şu ismi verdi:

Sonuç: 1. Tanju 2. Zubi 3. Kosecki (Ne oynardı ama) 4.Hagi 5. Cristiano RONALDO

Gerçekten çok farklı. Farklı bir gezegenden bana göre. Şayet onun oynadığı futbolsa bunca futbolcu ne oynuyor ya da bunca futbolcu futbol oynuyorsa Ronaldo’nun oynadığı ne? Yok yok kesin Superman’in gezegeninden bana göre. Bilim adamlarının bir incelemesi gerek denebilecek bir futbolcu. Onun oyununa, kusura bakmasın kimse, Messi bile yaklaşamıyor.
Yazımı sevgili blog partnerime bir mesajla bitireyim:
Futbol eğer sonuç oyunuysa Messi’nin Ronaldo’ya yetişmesi için daha çok fırın ekmek yemesi gerek. Tamam çok iyi ama en iyi değil. Ünlü bir Türk büyüğünün dediği gibi: “Risultato Importante”
Editsel Hareket-1
Bu yazıyı yazdığımda açıkçası Cenky’nin hazırladığı ve size sunduğu anket hakkında hiçbir bilgim yoktu. Ankette hangi blog yazarının kimi desteklediği belli değil görünüyor ama ben yine de yazımı bloga koymak istedim. Ankette ise şu anda Messi önde görünüyor ve bana göre bu durum sırf Ronaldo’nun iticiliğinden, karakter durumundan vb. gibi kişilik özelliklerinden kaynaklanıyor. Bu, yapılan yorumlardan da açıkça anlaşılıyor. Hele GS taraftarı Lincoln’e bile artık tahammül edemezken Ronaldo’ya hiç edemez. Açıkçası ben anket yapsam “Hangisi şu anda takımından ayrılsa daha büyük yıkım olur, eksikliği daha çok hissedilir?” diye sorardım. Bu arada GS taraftarı Ronaldo’ya tahammül edemezdi lafımı geri alıyorum. Abartmaya da gerek yok 🙂

Editsel Hareket-2

Çobansalata blogumuza yeni bir transferimiz daha oldu. Sevgili Volkanbk3’e mutfağımıza hoşgeldin diyor ve ondan da değişik tadlarda salatalar bekliyoruz. Buyur bakalım tezgahın başına…
Saygılar…

Messi mi Ronaldo mu?

Mayıs 8, 2009, 7:57 pm | Anket, EPL, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum

Sevgili dostum ozhano ile bir kaç gündür Messi mi Ronaldo mu diye birbirimize girmiş durumdayız. Kimin kimi savunduğunu söylemeden gelen giden futbolseverlere bir soralım istedik. Hazır yarı finaller yeni oynanmış Şampiyonlar Ligi’nde, her ikisi de kupanın birer kulpundan tutmuş çekiştirirken soruyoruz sorumuzu:

Siz olsanız hangisini takımınızda görmek istersiniz, Messi mi Ronaldo mu?

Anket hemen solda. Anket sonucuna göre ozhano ya da ben ötekine fena halde giydirecek, karışacak buralar 😀

Yorumu, nedeni, niçini olan da buyursun davetlimiz olsun, çatallasın salatayı.

>Messi mi Ronaldo mu?

Mayıs 8, 2009, 7:57 pm | Anket, EPL, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>Sevgili dostum ozhano ile bir kaç gündür Messi mi Ronaldo mu diye birbirimize girmiş durumdayız. Kimin kimi savunduğunu söylemeden gelen giden futbolseverlere bir soralım istedik. Hazır yarı finaller yeni oynanmış Şampiyonlar Ligi’nde, her ikisi de kupanın birer kulpundan tutmuş çekiştirirken soruyoruz sorumuzu:

Siz olsanız hangisini takımınızda görmek istersiniz, Messi mi Ronaldo mu?

Anket hemen solda. Anket sonucuna göre ozhano ya da ben ötekine fena halde giydirecek, karışacak buralar 😀

Yorumu, nedeni, niçini olan da buyursun davetlimiz olsun, çatallasın salatayı.

Sonraki Sayfa »

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.