NBA’in Skor Makineleri

Ocak 20, 2010, 8:12 pm | Cleveland Cavs, LA Lakers, NBA, Philadelphia 76ers, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Dün gece Hidayet’in sezonun en kötü oyununu oynadığı maçta Cavs Toronto’yu mağlup ederken Shaq çok önemli bir işe imza attı. Dünkü maça kadar NBA kariyerinde 27998 sayı kaydeden Shaq 16 sayı daha yaparak 28000 sayıyı geçen NBA tarihindeki 5. isim oldu. Shaq daha ne kadar basketbol oynar bilemem ama üstündeki Chamberlain’i geçmesini ihtimal dahilinde görmüyorum.

NBA tarihinin en skorer 20 oyuncusuna baktığımızda Shaq dışındaki diğer 2 aktif oyuncunun Kobe ve AI olduğunu görüyoruz. Iverson 1 sezon daha oynarsa belki English’in sırasına yükselebilir ama Kobe’nin önü bir hayli açık. Sağlıklı kalır ve en az 5 sezon daha oynarsa Majestelerini rahat geçeceğini düşünüyorum.

Şu listeye bakıp da Abdul-Jabbar ve Malone’un yücelikleri karşısında eğilmemek de mümkün değil. Her ikisini de seyredebilmiş olmanın gururunu yaşadım bak şimdi.

>NBA’in Skor Makineleri

Ocak 20, 2010, 8:12 pm | Cleveland Cavs, LA Lakers, NBA, Philadelphia 76ers, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Dün gece Hidayet’in sezonun en kötü oyununu oynadığı maçta Cavs Toronto’yu mağlup ederken Shaq çok önemli bir işe imza attı. Dünkü maça kadar NBA kariyerinde 27998 sayı kaydeden Shaq 16 sayı daha yaparak 28000 sayıyı geçen NBA tarihindeki 5. isim oldu. Shaq daha ne kadar basketbol oynar bilemem ama üstündeki Chamberlain’i geçmesini ihtimal dahilinde görmüyorum.

NBA tarihinin en skorer 20 oyuncusuna baktığımızda Shaq dışındaki diğer 2 aktif oyuncunun Kobe ve AI olduğunu görüyoruz. Iverson 1 sezon daha oynarsa belki English’in sırasına yükselebilir ama Kobe’nin önü bir hayli açık. Sağlıklı kalır ve en az 5 sezon daha oynarsa Majestelerini rahat geçeceğini düşünüyorum.

Şu listeye bakıp da Abdul-Jabbar ve Malone’un yücelikleri karşısında eğilmemek de mümkün değil. Her ikisini de seyredebilmiş olmanın gururunu yaşadım bak şimdi.

>Stackhouse Geyik Olmak Üzere

Ocak 18, 2010, 10:19 am | Dallas Mavericks, Detroit Pistons, Milwaukee Bucks, NBA, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Yılların tecrübesi, NBA’de 15 sezon geçirmiş, hem Philadelphia hem Detroit hem de Dallas’ta efsane olmuş Jerry Stackhouse tekrar parkerlere dönmek üzere. Geçen sezonu sakatlıklar ve takaslar nedeniyle sadece 10 maçla kapatmıştı J-Stack. En son Memphis kadrosuna katılmıştı 4 takım ve 8 oyunculu takasta, fakat Memphis tarafından kontratı satın alınmıştı tecrübeli oyuncunun. Milwaukee’nin ölü yatırımı Micheal Redd’in sakatlıktan dönüp sadece 18 maç oynadıktan sonra tekrar sezonu kapaması üzerine 2 ve 3 numaralarda skorer arayışına giren Bucks’a J-Stack kısa vadeli bir çare olabilir. En az 20-25 dakika süre ve 12-13 sayı ortalamayla, Redd’den doğan boşluğu fazlasıyla doldurabilir ki zaten Delfino da kıvama gelmiş durumdayken Bucks tekrar play-off hayallerini tazeleyebilir. Ne olursa olsun Stackhouse Stackhouse’dur. Onu izlerken, farkına varmadan 15-20 sayı attığını hatırlamak bile bir NBA takipçisi olarak beni fazlasıyla heyecanlandırmaya yetiyor. Umarım yine bir sakatlık sorununa takılmaz ve Ersan’ın takım arkadaşı olur.

Stackhouse Geyik Olmak Üzere

Ocak 18, 2010, 10:19 am | Dallas Mavericks, Detroit Pistons, Milwaukee Bucks, NBA, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Yılların tecrübesi, NBA’de 15 sezon geçirmiş, hem Philadelphia hem Detroit hem de Dallas’ta efsane olmuş Jerry Stackhouse tekrar parkerlere dönmek üzere. Geçen sezonu sakatlıklar ve takaslar nedeniyle sadece 10 maçla kapatmıştı J-Stack. En son Memphis kadrosuna katılmıştı 4 takım ve 8 oyunculu takasta, fakat Memphis tarafından kontratı satın alınmıştı tecrübeli oyuncunun. Milwaukee’nin ölü yatırımı Micheal Redd’in sakatlıktan dönüp sadece 18 maç oynadıktan sonra tekrar sezonu kapaması üzerine 2 ve 3 numaralarda skorer arayışına giren Bucks’a J-Stack kısa vadeli bir çare olabilir. En az 20-25 dakika süre ve 12-13 sayı ortalamayla, Redd’den doğan boşluğu fazlasıyla doldurabilir ki zaten Delfino da kıvama gelmiş durumdayken Bucks tekrar play-off hayallerini tazeleyebilir. Ne olursa olsun Stackhouse Stackhouse’dur. Onu izlerken, farkına varmadan 15-20 sayı attığını hatırlamak bile bir NBA takipçisi olarak beni fazlasıyla heyecanlandırmaya yetiyor. Umarım yine bir sakatlık sorununa takılmaz ve Ersan’ın takım arkadaşı olur.

>Utah Maçları 1’e 1

Ocak 1, 2010, 10:16 am | NBA, Philadelphia 76ers, Utah Jazz kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Sanırım Utah’taki Yahoo temsilcisinde bir sorun var. Daha önceki maç da Utah maçıydı bire bir oynanan. Ya da Stern NBA’i daha ilgi çekici bir yer haline getirmeye çalışıyor da bizim haberimiz yok 🙂

Utah Maçları 1’e 1

Ocak 1, 2010, 10:16 am | NBA, Philadelphia 76ers, Utah Jazz kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Sanırım Utah’taki Yahoo temsilcisinde bir sorun var. Daha önceki maç da Utah maçıydı bire bir oynanan. Ya da Stern NBA’i daha ilgi çekici bir yer haline getirmeye çalışıyor da bizim haberimiz yok 🙂

Orlando Magic – Philadelphia 76ers

Ekim 29, 2009, 10:45 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

İlk maç ilk galibiyet hem de beklenin aksine hiç mi hiç zorlanmadan. Daha 2. çeyrekte koptu maç. SVG’nin geçen sene oturttuğu bir alışkanlıkla ilk devrede koparmaya çalıştı Magic maçı ve son derece başarılı oldu. SVG son 2 hazırlık maçında verdiği sinyallerle kısa beş oynatacağını göstermişti. Bass’in sertliğini Howard kenardayken kullanmak düşüncesini hayata geçirdi Van Gundy ve Ryan Anderson’lı bir beş kullandı. Kısa forvet pozisyonunda ise Pietrus beklediğimiz gibi sahaya çıkan isim oldu. Bu maçta artık net bir şekilde ortaya çıktı ki Magic bu sene de şuta dayalı bir takım olacak ve geçen sene Hidayet’in üstlendiği takımı sırtlama işini Carter gerçekleştirecek. Kullanılan şutlardan üçte birinden fazlası yine 3 sayılık oldu. Özellikle Anderson Lewis’in yokluğunda nokta şutör olarak kullanacak üçlükleri. Daha ilk maçta 7’de 4 atması çok önemli bir başlangıç oldu. Vücut ve genişlik olarak tam bir 4 numara değil Anderson ama 3 numara da değil, tabiri caizse 3,5 numara, yani geçen seneki Lewis 10 maçlığına Anderson. İlk maç itibariyle çok iyi hücum edilse, Nelson ve Carter doğru şutlar seçip topu paylaşsa ve Howard’a yeterince top inse de takım savunmasında halen bazı eksikler var. Özellikle J-Will sahadayken oyun kurucular adeta fink atıyor yarı sahamızda. Yine de fazla abartmayalım, sonuçta çok güzel bir sezon başlangıcı ve güven kazancı oldu bu maç.

Bir de buradan Sevgili Mehmet İstanbullu’ya sevgilerimi gönderiyor, geçmiş olsun diyorum. Anladı o 🙂

http://i.cdn.turner.com/nba/nba/.element/swf/1.1/cvp/nba_embed_container.swf?context=nba&videoId=games/magic/2009/10/28/0020900006_phi_orl_recap.nba

>Güle Güle Yaşlı Kurt

Eylül 4, 2009, 9:49 am | Chicago Bulls, Miami Heat, Milwaukee Bucks, NBA, Philadelphia 76ers, San Antonio Spurs kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>NBA’e draft edilmedi Bowen, yeterli görülmedi, hiç bir takım denemeye bile çağırmadı onu. Bir çok NCAA oyuncusu gibi o da çıkışı Avrupa’da buldu. Toplamda 3 sene Fransa’da 1 sene CBA’de oynadıktan sonra Heat onda bir ışık görüp takıma aldı ancak 10 günlük kontrat bittiğinde istediklerini alamamışlardı Bowen’dan. Bowen NBA için çalıştı, çalıştı, çalıştı. Ondaki değişimin farkına ilk varan Celtics oldu. İlk senesinde umut verdi, zaman zaman ilk 5 bile çıktı ama ertesi sene tam bir kabustu onun için. Bütün sezon yalnızca 30 maçta parkeye basabildi o da genelde maçlar bittikten sonra, fark açıldığında. Sezon sonunda Celtics ona yeni kontrat vermeyince Philadelphia yolunu tuttu ki bu zamanlar onun asla skorer bir yıldız olamayacağını tam anlamıyla idrak ettiği zamanlardır. Bulduğu kısa sürelerde iyi savunma yapmaya çalışması onun için bir referans olmaya başladı. Beklemediği Bulls takası ve sonrasındaki salıverilme onun NBA’e adını öğretmesi için bir fırsat oldu. O sezonu Miami’de tamamlarken Boston’daki ilk sezonu kadar süre almış ve savunmasıyla ön plana çıkmaya başlamıştı bile. Ertesi sezon takımdaki yeri ve rolü sağlamlaştı. 82 maçın tamamında oynarken 72 maça ilk 5 başlıyordu. Bir anda Miami çok önemli bir savunmacı kazanmıştı, hiçten gelen adam Miami’ye maç kazandırıyordu savunmasıyla. O sezon ilk kez NBA 2. Savunma takımına seçildi ve namı yürümeye başladı. Kimileri susturucu dedi ona kimileri durdurucu. Ama bir gerçek vardı ki rakip akım skorerlerinin karşılarında görmek istemediği 3-4 savunmacıdan biri haline gelmişti.

Sezon sonunda kontratı bittiğinde Popovich ve Spurs onu almak için harekete geçti. Heat’in onu takımda tutmak istediği ama Amiral Robinson’ın kişisel isteği ve ilgisi sonrası Bowen’ın Spurs’le imzaladığı söylenir. Sakatlık ve ceza dışında parkeye ayak basabildiği tüm maçlara ilk 5 çıkar Bowen. Szczerbiak’a attığı okkalı tekme hala youtube’da en çok izlenen videolardandır. Yine NBA 2. Savunma takımına seçilir, artık tescilli bir sert savunmacı, kaya hatta kimilerine göre pisliğin tekidir.
Sonraki 6 sezon sadece 6. sezonunda tek maç kaçırarak tüm maçlarda oynar ve ilk 5 çıkar. Bir kez daha NBA 2. Savunma takımına seçildikten sonra beş sezon aralıksız NBA’in En İyi Savunma takımına seçilir. Bu 5 sezonun ikisinde NBA’in en iyi 2. savunmacısı olur. Spurs’le 3 şampiyonluk yaşar. Bowen’la eşleşmek rakip skorerler için tam bir kabustur bu dönemde. Korkusuzdur, gözüpektir, saldırgandır.

Ancak her güzel şeyin olduğu gibi bu hikayenin de bir sonu var. Bowen özellikle 2007-2008 sezonu sonunda çeşitli sakatlıklar yaşamaya başlayıp ayaklarındaki hızı kaybedince senelerdir çok da alışık olmadığı yedek sırası günleri başlar onun için. Artık 38 yaşında olan Bowen fazla süre bulup oynamadıkça, hızı iyice azalır, reaksiyon zamanı düşer ve zaten çok az kullandığını şutları sokamamaya başlar. Takımdaki önemli oyuncuların sakatlıklar nedeniyle uzak kalışı ve Spurs’ün de bir türlü tam kadro sahaya çıkamaması, tamamlayıcı Bowen’ı tamamlayacak parça bulamaz halde bırakır. Artık bir anda yavaş, yaşlı ve yetersiz bir adamdır Bowen. 81 maçta parkeye inse de süresi yarı yarıya azalmıştır. Sadece 10 maça ilk 5 çıkar ve sezon sonunda Richard Jefferson karşılığında Bucks’a takas edilir. Bowen olduğu, efsane olduğu takımdan kopar. Bucks da kucak açmaz ona ve kontratını satın alıp serbest bırakır onu. Bu sezon için kazanacağı parayı da cebine koymuş olan Bowen, geçen sezon yedek sırasında otururken çokça düşündüğünü yapar ve basketbolu bırakır. Bırakırken söylediği söz ise şudur Bowen’ın:

“Nasıl başladığınız değil nasıl bitirdiğiniz önemlidir. Umarım benim yaşadıklarım geldiği yerden bir türlü memnun olmayan oyunculara örnek olur.”

Son sözleri iyice düşmeden zamanında bırakmayı ve çalışmayı öğütler hala. Bowen önemli bir örnektir sadece sayı atarak basketbolcu olunmayacağı noktasında.

Güle güle Yaşlı Kurt…

Güle Güle Yaşlı Kurt

Eylül 4, 2009, 9:49 am | Chicago Bulls, Miami Heat, Milwaukee Bucks, NBA, Philadelphia 76ers, San Antonio Spurs kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

NBA’e draft edilmedi Bowen, yeterli görülmedi, hiç bir takım denemeye bile çağırmadı onu. Bir çok NCAA oyuncusu gibi o da çıkışı Avrupa’da buldu. Toplamda 3 sene Fransa’da 1 sene CBA’de oynadıktan sonra Heat onda bir ışık görüp takıma aldı ancak 10 günlük kontrat bittiğinde istediklerini alamamışlardı Bowen’dan. Bowen NBA için çalıştı, çalıştı, çalıştı. Ondaki değişimin farkına ilk varan Celtics oldu. İlk senesinde umut verdi, zaman zaman ilk 5 bile çıktı ama ertesi sene tam bir kabustu onun için. Bütün sezon yalnızca 30 maçta parkeye basabildi o da genelde maçlar bittikten sonra, fark açıldığında. Sezon sonunda Celtics ona yeni kontrat vermeyince Philadelphia yolunu tuttu ki bu zamanlar onun asla skorer bir yıldız olamayacağını tam anlamıyla idrak ettiği zamanlardır. Bulduğu kısa sürelerde iyi savunma yapmaya çalışması onun için bir referans olmaya başladı. Beklemediği Bulls takası ve sonrasındaki salıverilme onun NBA’e adını öğretmesi için bir fırsat oldu. O sezonu Miami’de tamamlarken Boston’daki ilk sezonu kadar süre almış ve savunmasıyla ön plana çıkmaya başlamıştı bile. Ertesi sezon takımdaki yeri ve rolü sağlamlaştı. 82 maçın tamamında oynarken 72 maça ilk 5 başlıyordu. Bir anda Miami çok önemli bir savunmacı kazanmıştı, hiçten gelen adam Miami’ye maç kazandırıyordu savunmasıyla. O sezon ilk kez NBA 2. Savunma takımına seçildi ve namı yürümeye başladı. Kimileri susturucu dedi ona kimileri durdurucu. Ama bir gerçek vardı ki rakip akım skorerlerinin karşılarında görmek istemediği 3-4 savunmacıdan biri haline gelmişti.

Sezon sonunda kontratı bittiğinde Popovich ve Spurs onu almak için harekete geçti. Heat’in onu takımda tutmak istediği ama Amiral Robinson’ın kişisel isteği ve ilgisi sonrası Bowen’ın Spurs’le imzaladığı söylenir. Sakatlık ve ceza dışında parkeye ayak basabildiği tüm maçlara ilk 5 çıkar Bowen. Szczerbiak’a attığı okkalı tekme hala youtube’da en çok izlenen videolardandır. Yine NBA 2. Savunma takımına seçilir, artık tescilli bir sert savunmacı, kaya hatta kimilerine göre pisliğin tekidir.
Sonraki 6 sezon sadece 6. sezonunda tek maç kaçırarak tüm maçlarda oynar ve ilk 5 çıkar. Bir kez daha NBA 2. Savunma takımına seçildikten sonra beş sezon aralıksız NBA’in En İyi Savunma takımına seçilir. Bu 5 sezonun ikisinde NBA’in en iyi 2. savunmacısı olur. Spurs’le 3 şampiyonluk yaşar. Bowen’la eşleşmek rakip skorerler için tam bir kabustur bu dönemde. Korkusuzdur, gözüpektir, saldırgandır.

Ancak her güzel şeyin olduğu gibi bu hikayenin de bir sonu var. Bowen özellikle 2007-2008 sezonu sonunda çeşitli sakatlıklar yaşamaya başlayıp ayaklarındaki hızı kaybedince senelerdir çok da alışık olmadığı yedek sırası günleri başlar onun için. Artık 38 yaşında olan Bowen fazla süre bulup oynamadıkça, hızı iyice azalır, reaksiyon zamanı düşer ve zaten çok az kullandığını şutları sokamamaya başlar. Takımdaki önemli oyuncuların sakatlıklar nedeniyle uzak kalışı ve Spurs’ün de bir türlü tam kadro sahaya çıkamaması, tamamlayıcı Bowen’ı tamamlayacak parça bulamaz halde bırakır. Artık bir anda yavaş, yaşlı ve yetersiz bir adamdır Bowen. 81 maçta parkeye inse de süresi yarı yarıya azalmıştır. Sadece 10 maça ilk 5 çıkar ve sezon sonunda Richard Jefferson karşılığında Bucks’a takas edilir. Bowen olduğu, efsane olduğu takımdan kopar. Bucks da kucak açmaz ona ve kontratını satın alıp serbest bırakır onu. Bu sezon için kazanacağı parayı da cebine koymuş olan Bowen, geçen sezon yedek sırasında otururken çokça düşündüğünü yapar ve basketbolu bırakır. Bırakırken söylediği söz ise şudur Bowen’ın:

“Nasıl başladığınız değil nasıl bitirdiğiniz önemlidir. Umarım benim yaşadıklarım geldiği yerden bir türlü memnun olmayan oyunculara örnek olur.”

Son sözleri iyice düşmeden zamanında bırakmayı ve çalışmayı öğütler hala. Bowen önemli bir örnektir sadece sayı atarak basketbolcu olunmayacağı noktasında.

Güle güle Yaşlı Kurt…

>Magic 54 – Pacers 68

Temmuz 13, 2009, 12:39 pm | Boston Celtics, Indiana Pacers, NBA, New Jersey Nets, OKC, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Utah Jazz kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Yaz Ligi’nin Orlando adına son maçı. Yazlıkta olduğum için izleyemedim ve yazamadım doğal olarak. Skora bakıp yazılanları okuyunca biraz fikir sahibi olunabiliyor. 4 gündür coşan Andeson’ın gücünün 5. güne yetmediğini, denenen isimlerden Powell, Chase ve Hendrix’in öne çıktığı, bütün takımın 54 sayı atabilip sadece 6 asist yapabildiği bir maç. Şu takımdan kimle imzalanır, ancak belki Powell ve Hendrix, ötesi soru işareti. Ligi 5’te 5 yapan Pacers kazanırken Nets/Sixers karması maç kazanamayarak ayrı bir rezalete imza attı.

Diğer Sonuçlar (Skorlara tıkla boxscore’a git):

Nets/Sixers 79 – 92 Celtics
Thunder 60 – 70 Jazz

>Magic 84 – 92 Jazz

Temmuz 10, 2009, 8:59 am | Boston Celtics, Indiana Pacers, NBA, New Jersey Nets, OKC, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Utah Jazz kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>
Uzatmada kaybetti bu sefer Magic. 1 maç aradan sonra tekrar dönen Jeremy Richardson, 3 maçtır olduğu gibi Yaz Ligi’nin Orlando adına yıldızı Ryan Anderson ve eski Erdemirli Russell Robinson’ın iyi performans sergilediği bir maç oldu. Magic teknik ekibi 4 maçtır pivot pozisyonunda Howard’a yedek arıyor ancak 3. maçtaki Hendrix performansı dışında bir şey göremedik. 5. maçı şehir dışında olacağım için buradan aktaramayacağım size ancak pazartesi skor veririz ancak görünen köy de kılavuz istemiyor. Şu kadrodan Jeremy Richardson büyük ihtimalle tutulacak, sadece Robinson, Hendrix, Ager ve Kasib Powell kadroyu tamamlamak için minimum kontratla takımda tutulabilecek isimler. Hepsi değil tabii ki ancak biri kadroya girebilir diyorum.

Diğer Sonuçlar (Skorlara tıkla boxscore’a git):

Pacers 91 – 88 Celtics
Thunder 83 – 62 Nets/Sixers

Ryan Anderson

>Magic 108 – 86 Nets/Sixers

Temmuz 9, 2009, 8:57 am | Boston Celtics, Indiana Pacers, NBA, New Jersey Nets, OKC, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Utah Jazz kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bol skorlu ve zevkli bir maç, üstelik bir rekora da sahne oldu. Orlando yaz liginde ilk kez bir takım 108 sayı kaydettirakibi karşısında. Daha önce 2 kez 107 sayı atılmıştı. Ötesinde bu maçta farklı bir 5 gördük yine sahada. Adamım Milosevic kenarda havlu salladı, Richardson sakatlığı nedeniyle oynamadı. Anderson 5’te 3 üçlük, 21 sayı ve 7 ribauntla yine takımı sürüklerken, dün bahsettiğimiz Kasib Powell bu sefer 19 sayıyla katkı verdi. Ager en verimli maçını geçirdi. Robinson yine kısa sürede 5 asist yaptı. Brian Chase’in üçlük performansı dikkat çekiciydi. Uzun Forvet Hendrix’in, ki boyu 2.05, pivot oynadığı ve son derece de başarılı olduğu maçtaki 17-12’lik performansı diğer 2 maçta da devam ederse uzun forvet pozisyonu için bir kontrat koparabilir. Yaz liginde nice parlayan adamlar vardır ki takımda tutulmaz, tutulanlar da lastiği patlak kamyon gibi bütün sezon bençe park ederler. Bazıları da vardır ki yaz ligi performansına bakıp bu adam oldu dersiniz, sizi bin pişman eder (bkz Redick).

Diğer Sonuçlar (Skorlara tıkla boxscore’a git):

Pacers 95 – 79 Jazz
Thunder 94 – 82 Celtics

>Magic 85 – 82 Celtics

Temmuz 8, 2009, 9:53 am | Boston Celtics, Indiana Pacers, NBA, New Jersey Nets, OKC, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Utah Jazz kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>Orlando Yaz Ligi’ndeki 2. maçında Magic Boston Celtics ile karşılaştı. Magic maçı son çeyrekteki güzel oyunuyla alırken öne çıkan isim yine Nets’ten Carter’ın bonusu olarak gelen Ryan Anderson oldu. Tam 33 sayı kaydeden Anderson 2’de 2 üçlük atıp 14 ribaunt çekerek ilk 5’e aday olduğunu göstermiş oldu. Geçen yıl Lewis’in aldığı görevi yaparak Lewis’in 3 numara oynamasını sağlayacak gibi Anderson. Ancak Magic’in 5 numara anlamında bu yaz liginden bu oyuncu seçim tarzıyla kontrat yapacak adam çıkarabileceğini hiç ama hiç sanmıyorum. İlk maçta oynamayan Milosevic bu sefer ilk 5’te yer bulsa da erken faul problemine girerek kendini yeterince gösteremedi. Richardson’ı bu maçta 3-4 rotasyonu yerine 2-3’te denediler, fazla verim alınamadı ancak. Gerçi bir sakatlıktan da bahsediliyor amakesin bir bilgiye ulaşamadım. Geçen sezon takımdan son anda kesilip seneyi NBDL Sioux Falls’da 18,5-4-4’le geçiren gard forvet Kasib Powell tekrar takıma çağrılmış ve ayağının tozuyla çıktığı maçta 15-2-2 yapmış. Bir ihtimal bu sefer takımda kalabilir. Russell Robinson bu maçta asistleriyle ve savunmasıyla dikkat çekmiş. Ager’inkısa sürede 10-4’lük performansı da fena değil. Sonuç olarak Anderson dışında “tamam, tam isabet” diyebileceğimiz tek adam yok. Diğer 3 maçta özellikle Milosevic’ten bir şeyler bekliyorum, umarım kalacak performansı verir.

Diğer Maçlar (skora tıkla boxscore’a git):

Jazz 83 – 68 Nets/Sixers
Thunder 88 – 91 Pacers

Ekleme: Salary Cap 57.7 milyon olarak açıklandı bu arada. Kontratlı oyuncuları capte toplam 66 milyonluk yer kaplayan Magic bakalım kadroda geri kalan 7 yeri kaç para lüks vergisi ödeyerek dolduracak. 69.9 milyon da lüks vergisi sınırı oldu çünkü. Haydi Otis al bakalım kağıdı kalemi eline, bakalım matematiğin kuvvetli mi!

>Magic 77 – 88 Thunder

Temmuz 7, 2009, 9:17 am | Boston Celtics, Indiana Pacers, NBA, New Jersey Nets, OKC, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Utah Jazz kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Dün gece öne çıkmasını beklediğimizi yazdığımız isimlerden hiçbiri kendini gösteremezken Dakota Wizards’ın uzun forveti Richard Hendrix ve Beşiktaşlı eski oyun kurucu Brian Chase yedekten gelip aldıkları sürelerde verim sağlayarak göze girmeye çalıştılar. Ryan Anderson’ın “Ben bu takımın rotasyonunda rahat yer bulurum” Jeremy Richardson’ın da “Kontrat istiyorum!” diye bağırdığı bir maç oldu. Russel Westbrook ve James Harden’ın üstün performanslarıyla sürüklediği maçı Thunder kazandı. Magic bugün Celtics’le oynayacak.

Diğer Sonuçlar (Skorlara tıkla boxscore’a git):

Celtics 87 – 56 Jazz
Nets/Sixers 67 – 75 Indiana

NBA’de Hareketlenme

Haziran 24, 2009, 12:02 pm | Boston Celtics, Detroit Pistons, Milwaukee Bucks, NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Washington Wizards kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Washington Wizards Minnesota’dan takasla Randy Foye ve Mike Miller’ı alırken Darius Songaila, Etan Thomas ve Olksiy Pecherov’u Wolves’a gönderdi. 3 uzununu bir anda silen Wizards ayrıca draftteki 5. sıra seçim hakkını da vererek bana göre enteresan bir hamleye imza attı. 3 uzunu birden silip Butler ve Arenas’ı yedeklemek ne derece doğru olur göreceğiz. Miller özellikle orta mesafe ve dış şutlarda Wizards’a ihtiyaç duyulan katkıyı sağlayacaktır ancak Arenas gibi bir türlü başı sakatlıktan kurtulmayan Foye’dan yeterince faydalanabilecekler mi zaman gösterecek. Bu takasla Wolves draftte hem 5 hem de 6. sırada seçme hakkını yakaladı. Hedeflerinde kim var merak ediyorum. Garnett sonrası çorbaya dönen kadrolarına bakalım bu sefer hangi saçma eklemeleri yapacaklar.

Richard Jefferson’a karşılık alınan Oberto’yu Bucks hemen Pistons’la takas etmiş. Karşılığında alınan isim enerjisi ve atletizmiyle çok iş yapabilecek Amir Johnson. Bu Pistons’ın bariz bir büte boşaltma çabası. Oberto’nun bugün yarın salıverilmesi bekleniyor. O da Spurs’e geri dönebilir, Spurs piyasadan keyfine göre uzun bulamazsa.

Resmi bir açıklama olmasa da Roto’dan Yahoo’ya, ESPN’den NBC’ye her yerde Boston – Detroit takasının ucundan dönüldüğü konuşuluyor. Ainge’in Rondo ve Ray Allen karşılığı Detroit’ten Stuckey ve Hamilton’ı istediği ama Dumars’ı ikna edemediği şu sıralar 1 numaralı dedikodu. Dumars’ın Hamilton karşılığında 4-5 sene verim alabileceği bir isim aradığı ve Allen’ın hem yaşından hem de sakatlığından ürktüğü belirtiliyor.

Takas piyasası Kapono’nun Sixers’a gitmesiyle açılmıştı, bakalım bu hareketlenme, draft gecesine nasıl yansıyacak.

Kendi adıma Magic sezon kapanış yazısını draftten sonraya saklıyorum, çünkü bir ümit Hidayet’i tutabilmek için o gece yapılabilecek takasları takipteyim. Bakalım Otis Smith Hidayet’i tutabilmek için Battie, Nelson, Alston, Redick dörtlüsünden herhangi birini kullanabilecek mi.

>NBA’de Hareketlenme

Haziran 24, 2009, 12:02 pm | Boston Celtics, Detroit Pistons, Milwaukee Bucks, NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Washington Wizards kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum

>Washington Wizards Minnesota’dan takasla Randy Foye ve Mike Miller’ı alırken Darius Songaila, Etan Thomas ve Olksiy Pecherov’u Wolves’a gönderdi. 3 uzununu bir anda silen Wizards ayrıca draftteki 5. sıra seçim hakkını da vererek bana göre enteresan bir hamleye imza attı. 3 uzunu birden silip Butler ve Arenas’ı yedeklemek ne derece doğru olur göreceğiz. Miller özellikle orta mesafe ve dış şutlarda Wizards’a ihtiyaç duyulan katkıyı sağlayacaktır ancak Arenas gibi bir türlü başı sakatlıktan kurtulmayan Foye’dan yeterince faydalanabilecekler mi zaman gösterecek. Bu takasla Wolves draftte hem 5 hem de 6. sırada seçme hakkını yakaladı. Hedeflerinde kim var merak ediyorum. Garnett sonrası çorbaya dönen kadrolarına bakalım bu sefer hangi saçma eklemeleri yapacaklar.

Richard Jefferson’a karşılık alınan Oberto’yu Bucks hemen Pistons’la takas etmiş. Karşılığında alınan isim enerjisi ve atletizmiyle çok iş yapabilecek Amir Johnson. Bu Pistons’ın bariz bir büte boşaltma çabası. Oberto’nun bugün yarın salıverilmesi bekleniyor. O da Spurs’e geri dönebilir, Spurs piyasadan keyfine göre uzun bulamazsa.

Resmi bir açıklama olmasa da Roto’dan Yahoo’ya, ESPN’den NBC’ye her yerde Boston – Detroit takasının ucundan dönüldüğü konuşuluyor. Ainge’in Rondo ve Ray Allen karşılığı Detroit’ten Stuckey ve Hamilton’ı istediği ama Dumars’ı ikna edemediği şu sıralar 1 numaralı dedikodu. Dumars’ın Hamilton karşılığında 4-5 sene verim alabileceği bir isim aradığı ve Allen’ın hem yaşından hem de sakatlığından ürktüğü belirtiliyor.

Takas piyasası Kapono’nun Sixers’a gitmesiyle açılmıştı, bakalım bu hareketlenme, draft gecesine nasıl yansıyacak.

Kendi adıma Magic sezon kapanış yazısını draftten sonraya saklıyorum, çünkü bir ümit Hidayet’i tutabilmek için o gece yapılabilecek takasları takipteyim. Bakalım Otis Smith Hidayet’i tutabilmek için Battie, Nelson, Alston, Redick dörtlüsünden herhangi birini kullanabilecek mi.

>Takım Olmak Meziyettir, Rakibi Tüketmek De…

Mayıs 1, 2009, 4:11 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bu seri boyunca oynanan 5 maçın hiç birinde Magic ilk yarıda 50 sayıyı geçememiş, 3 sayılık atışlarda büyük sıkıntısı yaşamış, şutörleri doğru düzgün şut sokamamıştı. Bu sefer işler ciddi şekilde değişti. Howard ve Lee olmadığı halde her iki çeyrekte de 30 sayı buldu Magic. İlk devreyi 9’da 6 üçlük isabetiyle kapattılar. İlk 5 çıkan Redick, Lewis ve Hidayet 21’de 13 isabet
yakaladılar. Magic takım olarak %57.5 ile hücum etti.Howard olmamasına rağmen ribauntlarda 19’a 15 üstünlük kurdu Sixers karşısında Magic. Post-up, kat oyunları, isolation, pick-n-roll, penetre üstü pas ilk devrede gördüğümüz setleridi Stan Van Gundy’nin. Adeta eleştirilere cevap verircesine çeşitlendirdi Magic hücumunu. DiLeo neler olup bittiğini bir türlü çözemedi. Savunmada inanılmaz dağınık oynadı ilk devreyi Sixers ve bu onlara 14 sayılık fark olarak geri döndü. Seri boyunca 2 kez 18 sayıdan geri gelmeyi başarmıştı Sixers ve 2. devreye çıkarken bunun moralini, enerjiyle birleştirip seriye devam etmek isteyeceklerdi. Ama ilk devre istatistikleri sanki maç sonu istatistiklerinin de aynı olacak gibiydi.

2. yarıya Hidayet ve Lewis şut kaçırarak başladılar ki bu Sixers için iyi bir fırsattı. Sanki bir ara tempo yakalayıp farkı eritir gibi oldular ama hiç beklenmeyen 2 isim oyuna ve skora öylesine bir katkı yaptılar ki! Redick ve Gortat adeta sürklase etti Sixers’ı. Bir ara Gortat adeta Howard gibi oynamaya başladı. 3. çeyrekte tam 8 sayı ve 4 ribaunt yaparak pota altında mesaj veriyordu adeta. 3. çeyreğin bitmesine 2 dakika kala fark 22’ye kadar çıktı.Bu andan sonra Sixers 7-0’lık bir seri yakalayarak çeyreği farkı 15 sayıya indirerek kapatmayı başardı. Kendi adıma 3 çeyrek boyunca Iguodala ve Young’ı aradım sahada. Ama her topun arkasında Miller ve Williams’ı gördüm. Sixers adına üzüldüm, maça gelen bir kısım inançlı seyircisi adına. 4. çeyrek Hidayet’in basket ve asistleriyle başladı. 15’e inen fark yeniden 22’ye kadar çıktı. Şutör bir takım olmayan ve bence potaya Howard’ın olmadığı bu gecede saldırdıkları her pozisyonda sayı çıkartacak olan Sixers oyuncuları fütursuzca şut attılar, acayip pas oyunları denediler. Tüm sezon oynadıkları gibi oynasalar her şey çok farklı olabilirdi ama DiLeo’nun önceden tahmin ettiğim gibi Howardsız Magic için bir B planı yoktu. Fark 24’e çıktığında iyice sinirleri bozulan Sixers’ta Dalembert bir şekilde Hidayet’i çıldırttı ve 2. teknik faulünü alan Hidayet oyundan ihraç edildi. Çok sık görmediğimiz ve Hidayet’ten beklemediğimiz bir hareket ama, Dalembert’in Hidayet’in kulağına neler fısıldadığını cidden merak ediyorum. Neyse lafı fazla uzatıp sinir bozmayalım. Hidayet’in atılmasıyla kısa sürede 5-0’lık seri yakalayınca Sixers Van Gundy aldığı molayla olaya el koydu. Bu dakikadan sonra aslında saati kullanmak bence en doğru taktik olacaktı, Van Gundy de aynı şeyi düşündüğünü gösterdi. Hatta bu mola onun koçluk kalitesini gösterdi, Dileo ile aralarındaki farkı gün ışığına çıkardı. Süre azaldıkça Sixers oyuncularının paniği arttı, saçma sapan hücumlar ve çok kötü bir savunma yaparak farkın 25 sayıya kadar çıkmasına neden oldular. Tabi bu dakikadan sonra harikalar yaratmalarını beklemek doğru değil ancak bir karakter göstererek eleniyor olabilirlerdi. Maç biterken salonun yarısından çoğu boşalmıştı. Zaten böylesi önemli bir maçta biletlerin tamamını tüketmeyen bir seyirci profilinden de kalıp takımlarını alkışlamaları beklenmezdi. Açıkçası Sixers seyircisi de üzdü beni bir basketbolsever olarak.

Özetle Howard’ın yokluğunda Gortat’ın Howard süveterini giyerek coştuğu, Lewis’in 118 milyonluk kontratı neden aldığını gösterdiği, Redick’in ben de varım dediği, Alston’ın gerçek bir oyun kurucuya yakın bir performans verdiği ve inanmak çok güç ama Stan Van Gundy’nin normal süre bitmeden kameralara gülerken yakalandığı sihirli bir geceydi. NBAKolik forumunda dediğim gibi şu an ben demiştim deme ukalalığının dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum. Bu maçla ilgili dün saat 18:42’de NBAKolik forumunda yaptığım yorumla sözlerime son veriyor, yeni programlarda görüşmek üzere diyorum 🙂

Forumdaki Howard ve Lee yok bu maçı Sixers alır söylevleri üzerine tarafımdan edilen kelam:

“Ortaya ilginç bir iddia atayım o zaman Howard yoksa Orlando rahat kazanır, seri 4-2 biter.”

Takım Olmak Meziyettir, Rakibi Tüketmek De…

Mayıs 1, 2009, 4:11 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Bu seri boyunca oynanan 5 maçın hiç birinde Magic ilk yarıda 50 sayıyı geçememiş, 3 sayılık atışlarda büyük sıkıntısı yaşamış, şutörleri doğru düzgün şut sokamamıştı. Bu sefer işler ciddi şekilde değişti. Howard ve Lee olmadığı halde her iki çeyrekte de 30 sayı buldu Magic. İlk devreyi 9’da 6 üçlük isabetiyle kapattılar. İlk 5 çıkan Redick, Lewis ve Hidayet 21’de 13 isabet
yakaladılar. Magic takım olarak %57.5 ile hücum etti.Howard olmamasına rağmen ribauntlarda 19’a 15 üstünlük kurdu Sixers karşısında Magic. Post-up, kat oyunları, isolation, pick-n-roll, penetre üstü pas ilk devrede gördüğümüz setleridi Stan Van Gundy’nin. Adeta eleştirilere cevap verircesine çeşitlendirdi Magic hücumunu. DiLeo neler olup bittiğini bir türlü çözemedi. Savunmada inanılmaz dağınık oynadı ilk devreyi Sixers ve bu onlara 14 sayılık fark olarak geri döndü. Seri boyunca 2 kez 18 sayıdan geri gelmeyi başarmıştı Sixers ve 2. devreye çıkarken bunun moralini, enerjiyle birleştirip seriye devam etmek isteyeceklerdi. Ama ilk devre istatistikleri sanki maç sonu istatistiklerinin de aynı olacak gibiydi.

2. yarıya Hidayet ve Lewis şut kaçırarak başladılar ki bu Sixers için iyi bir fırsattı. Sanki bir ara tempo yakalayıp farkı eritir gibi oldular ama hiç beklenmeyen 2 isim oyuna ve skora öylesine bir katkı yaptılar ki! Redick ve Gortat adeta sürklase etti Sixers’ı. Bir ara Gortat adeta Howard gibi oynamaya başladı. 3. çeyrekte tam 8 sayı ve 4 ribaunt yaparak pota altında mesaj veriyordu adeta. 3. çeyreğin bitmesine 2 dakika kala fark 22’ye kadar çıktı.Bu andan sonra Sixers 7-0’lık bir seri yakalayarak çeyreği farkı 15 sayıya indirerek kapatmayı başardı. Kendi adıma 3 çeyrek boyunca Iguodala ve Young’ı aradım sahada. Ama her topun arkasında Miller ve Williams’ı gördüm. Sixers adına üzüldüm, maça gelen bir kısım inançlı seyircisi adına. 4. çeyrek Hidayet’in basket ve asistleriyle başladı. 15’e inen fark yeniden 22’ye kadar çıktı. Şutör bir takım olmayan ve bence potaya Howard’ın olmadığı bu gecede saldırdıkları her pozisyonda sayı çıkartacak olan Sixers oyuncuları fütursuzca şut attılar, acayip pas oyunları denediler. Tüm sezon oynadıkları gibi oynasalar her şey çok farklı olabilirdi ama DiLeo’nun önceden tahmin ettiğim gibi Howardsız Magic için bir B planı yoktu. Fark 24’e çıktığında iyice sinirleri bozulan Sixers’ta Dalembert bir şekilde Hidayet’i çıldırttı ve 2. teknik faulünü alan Hidayet oyundan ihraç edildi. Çok sık görmediğimiz ve Hidayet’ten beklemediğimiz bir hareket ama, Dalembert’in Hidayet’in kulağına neler fısıldadığını cidden merak ediyorum. Neyse lafı fazla uzatıp sinir bozmayalım. Hidayet’in atılmasıyla kısa sürede 5-0’lık seri yakalayınca Sixers Van Gundy aldığı molayla olaya el koydu. Bu dakikadan sonra aslında saati kullanmak bence en doğru taktik olacaktı, Van Gundy de aynı şeyi düşündüğünü gösterdi. Hatta bu mola onun koçluk kalitesini gösterdi, Dileo ile aralarındaki farkı gün ışığına çıkardı. Süre azaldıkça Sixers oyuncularının paniği arttı, saçma sapan hücumlar ve çok kötü bir savunma yaparak farkın 25 sayıya kadar çıkmasına neden oldular. Tabi bu dakikadan sonra harikalar yaratmalarını beklemek doğru değil ancak bir karakter göstererek eleniyor olabilirlerdi. Maç biterken salonun yarısından çoğu boşalmıştı. Zaten böylesi önemli bir maçta biletlerin tamamını tüketmeyen bir seyirci profilinden de kalıp takımlarını alkışlamaları beklenmezdi. Açıkçası Sixers seyircisi de üzdü beni bir basketbolsever olarak.

Özetle Howard’ın yokluğunda Gortat’ın Howard süveterini giyerek coştuğu, Lewis’in 118 milyonluk kontratı neden aldığını gösterdiği, Redick’in ben de varım dediği, Alston’ın gerçek bir oyun kurucuya yakın bir performans verdiği ve inanmak çok güç ama Stan Van Gundy’nin normal süre bitmeden kameralara gülerken yakalandığı sihirli bir geceydi. NBAKolik forumunda dediğim gibi şu an ben demiştim deme ukalalığının dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum. Bu maçla ilgili dün saat 18:42’de NBAKolik forumunda yaptığım yorumla sözlerime son veriyor, yeni programlarda görüşmek üzere diyorum 🙂

Forumdaki Howard ve Lee yok bu maçı Sixers alır söylevleri üzerine tarafımdan edilen kelam:

“Ortaya ilginç bir iddia atayım o zaman Howard yoksa Orlando rahat kazanır, seri 4-2 biter.”

>Orlando @ Philadelphia Canlı Yayın

Mayıs 1, 2009, 1:42 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>http://www.atdhe.net/6688/watch-orlando-vs-philadelphia

Orlando @ Philadelphia Canlı Yayın

Mayıs 1, 2009, 1:42 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

http://www.atdhe.net/6688/watch-orlando-vs-philadelphia

>Philadelphia’da Müthiş Maç

Nisan 30, 2009, 5:47 pm | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bu geceki Orlando Magic – Philadelphia maçı muhteşem olacak. Önceki neredeyse tamamı sıkıcı sadece son anları zevkli maçların aksine bu sefer tüm maç çekişmeli geçecek. Howard’ın dirseğiyle başından sakatalanan Lee ve dalembert’e attığı dirsek nedeniyle ceza alan Howard yok. Gortat ve Redick’in Magic’te ilk 5 başlaması bekleniyor. Bu da acayip bir maç olacağını gösterir. Sixers’ın savunma planları Magic’in hücum planları külliyen değişiyor. Maç gece 02.30’da izlemek isteyenlere bulursam buradan link vereceğim, takipte kalın derim.

Philadelphia’da Müthiş Maç

Nisan 30, 2009, 5:47 pm | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Bu geceki Orlando Magic – Philadelphia maçı muhteşem olacak. Önceki neredeyse tamamı sıkıcı sadece son anları zevkli maçların aksine bu sefer tüm maç çekişmeli geçecek. Howard’ın dirseğiyle başından sakatalanan Lee ve dalembert’e attığı dirsek nedeniyle ceza alan Howard yok. Gortat ve Redick’in Magic’te ilk 5 başlaması bekleniyor. Bu da acayip bir maç olacağını gösterir. Sixers’ın savunma planları Magic’in hücum planları külliyen değişiyor. Maç gece 02.30’da izlemek isteyenlere bulursam buradan link vereceğim, takipte kalın derim.

Günün Diyaloğu

Nisan 29, 2009, 11:38 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Philadelpia 76ers Koçu Tony DiLeo:

Howard hem hücumda hem savunmada devamlı boyalı alanda, yani devamlı orada, dışında değil. Devamlı orada olup da neredeyse hiç üç saniye almıyor olması anlaşılır gibi değil. Ayrıca Lig Yönetiminin mutlaka Howard’ın Dalambert’e attığı dirseği tekrar izleyip değerlendirmesi gerekir.

Orlando Magic Koçu Stan Van Gundy:

Nedir yani top oynamayı bırakıp bir sonraki maçta hakemlerin hangi düdüklerini çalacağını mı ısmarlayacağız. Çıkıp topunu oynayacaksın, kazanabiliyorsan kazanıyorsundur. Ayrıca ben de Lig Yönetiminin Howard’ın Courney Lee’ye dirsek attığı pozisyonu tekrar izleyip değerlendirmesini istiyorum, sonuçta bir oyuncumuzu sakatladı Howard.

>Günün Diyaloğu

Nisan 29, 2009, 11:38 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Philadelpia 76ers Koçu Tony DiLeo:

Howard hem hücumda hem savunmada devamlı boyalı alanda, yani devamlı orada, dışında değil. Devamlı orada olup da neredeyse hiç üç saniye almıyor olması anlaşılır gibi değil. Ayrıca Lig Yönetiminin mutlaka Howard’ın Dalambert’e attığı dirseği tekrar izleyip değerlendirmesi gerekir.

Orlando Magic Koçu Stan Van Gundy:

Nedir yani top oynamayı bırakıp bir sonraki maçta hakemlerin hangi düdüklerini çalacağını mı ısmarlayacağız. Çıkıp topunu oynayacaksın, kazanabiliyorsan kazanıyorsundur. Ayrıca ben de Lig Yönetiminin Howard’ın Courney Lee’ye dirsek attığı pozisyonu tekrar izleyip değerlendirmesini istiyorum, sonuçta bir oyuncumuzu sakatladı Howard.

Tarih Tekerrürden İbarettir

Nisan 29, 2009, 9:53 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Sixers için söylenecek en özlü söz sanırım tarih tekerrürden ibarettir. Geçen seneyi hatırlayalım Detroit serisini.3. maç sonunda 2-1 Sixers öndeydi, 6. maç sonunda 4-2 ile elendiler. Bu seride de işler aynı seyrediyor. 6. maç Philadelphia’da ama o maça yakın taraf yine Magic.

Maçın hemen başında alakasız bir pozisyonda Howard’ın dirseği Lee’nin başına çarpınca en azından bu maç için Magic Lee’yi kaybetmiş oldu. Çoğunlukla Redick’i oynattı 2 numarada Van Gundy. Tamam kadrodaki tek saf 2 numara Redick ama, ne hücum ritm ne de savunma direnci bakımından bugün Avrupa’da bile forma bulmakta zorlanacak yapıda Redick. Zaten maç boyunca onun üzerinden oynadıkları neredeyse her pozisyonu sayı ile bitirdi Sixers. Hidayet’in savunmasını yine oldukça sert yaptılar, her pozisyonda zorlandı hücumda. Bileğinin iyiye gittiğini zannediyorduk ama daha kötüye gittiğini ve iğneyle oynamaya devam ettiğini öğrendik. Özellikle penetreleri bitiremiyor, kuvvetli kalamıyor son adımına. Lee yokken Hidayet’i böylesine kısıtlamışken Sixers’ın maçı alamaması onlar için serinin sonunun yaklaştığının göstergesi.

İki eksiğiyle güç kaybeden Magic’te özlediğimiz adam Lewis sahne aldı uzun süre sonra. Howard da kendi oyununu oynayıp serbest atışlarda isabet bulunca Sixers’ın işi kolay bitti. Alston’a da ayrı bir parantez açmak gerek. İlk 3 maç çılgınca, fütursuzca içeri dalan Alston bir hayli fırça yedikten sonra Van Gundy’den 2 maçtır gerçekten tam bir oyun kurucu gibi oynuyor. Sadece gerçekten gerektiğinde içeri penetre ediyor, penetre üzeri çok güzel paslar çıkarıyor. Demek ki böyle oynanabiliyormuş. Bilmem kaç sezondur Nelson’da izlediğimiz bu zaafı Alston’ı play-off’ta gerçekleştirirken gördüğümde sinirim çok bozulmuştu. Benim kıstaslarım oyun kurucunun hangi işi ne zaman yapması gerektiğini seçebilmesi en üst sırada. Ha ben NBA, basketbol otoritesi falan değilim ama bilinçli bir basketbol izleyicisiyim en azından ve bu oyundan zevk alan biri olarak sahada böyle oyun kurucular görmek en doğal hakkım diye düşünüyorum.

Magic’in bu maçtaki tek eksiği diğer 4 maçta da yaşandığı üzere anlamsız bir rehavete kapılmalarıydı. Fark 10’un üzerine çıktığında sanki maç bitti, hadi zamanı eritelim de gidelim psikolojisine girip abuk sabuk bir hale bürünüyorlar. Bu sefer bunu daha çabuk aştılar, Van Gundy belli ki mental olarak da ciddi şekilde çalışıyor.

Tahminim son maçı da Magic alır ve Chicago’yu yine uzatmaya giden maçta yenen Boston’la konferans finali için kapışmaya hazırlanır.

Bu arada dün Lewis neden bu kadar silik oynuyor diye soran bir arkadaşıma “Kızı çok uzun zamandır hastanede, hastalığını çözememişler bir de kardeşi kanser olmuş, adamın asabı, morali çok bozuk, kendini kolay kolay maça veremez. Belki kızının iyileşme sürecine girmesi bir etki yapar bu akşam patlar.”demiştim. Hem Lewis’in patlaması hem de maçı NBATV’de anlatan Orkun Çolakoğlu’nun Lewis’le ilgili aynı bilgiyi vermesi bir anda bana “Orlando insider” görüntüsü kattı, bir hayli güldük.

>Tarih Tekerrürden İbarettir

Nisan 29, 2009, 9:53 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Sixers için söylenecek en özlü söz sanırım tarih tekerrürden ibarettir. Geçen seneyi hatırlayalım Detroit serisini.3. maç sonunda 2-1 Sixers öndeydi, 6. maç sonunda 4-2 ile elendiler. Bu seride de işler aynı seyrediyor. 6. maç Philadelphia’da ama o maça yakın taraf yine Magic.

Maçın hemen başında alakasız bir pozisyonda Howard’ın dirseği Lee’nin başına çarpınca en azından bu maç için Magic Lee’yi kaybetmiş oldu. Çoğunlukla Redick’i oynattı 2 numarada Van Gundy. Tamam kadrodaki tek saf 2 numara Redick ama, ne hücum ritm ne de savunma direnci bakımından bugün Avrupa’da bile forma bulmakta zorlanacak yapıda Redick. Zaten maç boyunca onun üzerinden oynadıkları neredeyse her pozisyonu sayı ile bitirdi Sixers. Hidayet’in savunmasını yine oldukça sert yaptılar, her pozisyonda zorlandı hücumda. Bileğinin iyiye gittiğini zannediyorduk ama daha kötüye gittiğini ve iğneyle oynamaya devam ettiğini öğrendik. Özellikle penetreleri bitiremiyor, kuvvetli kalamıyor son adımına. Lee yokken Hidayet’i böylesine kısıtlamışken Sixers’ın maçı alamaması onlar için serinin sonunun yaklaştığının göstergesi.

İki eksiğiyle güç kaybeden Magic’te özlediğimiz adam Lewis sahne aldı uzun süre sonra. Howard da kendi oyununu oynayıp serbest atışlarda isabet bulunca Sixers’ın işi kolay bitti. Alston’a da ayrı bir parantez açmak gerek. İlk 3 maç çılgınca, fütursuzca içeri dalan Alston bir hayli fırça yedikten sonra Van Gundy’den 2 maçtır gerçekten tam bir oyun kurucu gibi oynuyor. Sadece gerçekten gerektiğinde içeri penetre ediyor, penetre üzeri çok güzel paslar çıkarıyor. Demek ki böyle oynanabiliyormuş. Bilmem kaç sezondur Nelson’da izlediğimiz bu zaafı Alston’ı play-off’ta gerçekleştirirken gördüğümde sinirim çok bozulmuştu. Benim kıstaslarım oyun kurucunun hangi işi ne zaman yapması gerektiğini seçebilmesi en üst sırada. Ha ben NBA, basketbol otoritesi falan değilim ama bilinçli bir basketbol izleyicisiyim en azından ve bu oyundan zevk alan biri olarak sahada böyle oyun kurucular görmek en doğal hakkım diye düşünüyorum.

Magic’in bu maçtaki tek eksiği diğer 4 maçta da yaşandığı üzere anlamsız bir rehavete kapılmalarıydı. Fark 10’un üzerine çıktığında sanki maç bitti, hadi zamanı eritelim de gidelim psikolojisine girip abuk sabuk bir hale bürünüyorlar. Bu sefer bunu daha çabuk aştılar, Van Gundy belli ki mental olarak da ciddi şekilde çalışıyor.

Tahminim son maçı da Magic alır ve Chicago’yu yine uzatmaya giden maçta yenen Boston’la konferans finali için kapışmaya hazırlanır.

Bu arada dün Lewis neden bu kadar silik oynuyor diye soran bir arkadaşıma “Kızı çok uzun zamandır hastanede, hastalığını çözememişler bir de kardeşi kanser olmuş, adamın asabı, morali çok bozuk, kendini kolay kolay maça veremez. Belki kızının iyileşme sürecine girmesi bir etki yapar bu akşam patlar.”demiştim. Hem Lewis’in patlaması hem de maçı NBATV’de anlatan Orkun Çolakoğlu’nun Lewis’le ilgili aynı bilgiyi vermesi bir anda bana “Orlando insider” görüntüsü kattı, bir hayli güldük.

Last Shot Series: Hedo Time!

Nisan 27, 2009, 9:14 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Bu seri beklenmediği şekilde heyecana ve maç kurtaran şutlara sahne oluyor. Bunun açıklaması Sixers’ın gençlik katkılı enerjisi ve sakatlık artı maç içi açılan fark rehaveti etkisiyle kendini kandıran Magic oyuncuları olarak yapılabilir. Lewis ve Hidayet fena halde kötüoynuyorlar bu seride, her ikisi de daha şut ritmini yakalayabilmiş değiller. Tamam birinin diz bağlarında birinin ayak bileğinde sorunlar var, belki hareket kabiliyetleri de kısıtlandı ama yüzlerinde o ışık da yoktu, ta ki dün geceye kadar.

Bazı koçlar vardır yaptıkları her hareketin altında alacakları övgüye muhtaçlık yatar “Ben elimden gelen her şeyi yaptım ama beceremediler” der. Bazıları ise “Yapabileceklerini biliyordum ama bu sefer olmadı, bir dahakine yapacak” der. Stan Van Gundy 2. tipten. Asla oyuncusunu ateşe atmayan, onu dürüstçe yüzüne eleştiren bir koç. 4 maçtır ortalarda olmayan Hidayet’i kazanmak belki de bu maçı kazanmaktan çok daha fazla önemliydi onun için. Son topu Hidayet’e verdi. “Yapabileceğini biliyordum, her ihtiyacımız olduğunda hep oradaydı” dedi Hidayet maçtaki ilk üçlüğünü soktuktan ve maçı kazandırdıktan sonra. İlk 10 sayısını ilk 15 dakikada atan Hidayet sonra kayboldu. Ne zamanki 4. çeyrek başladı, her geçen gün bileği de daha iyiye giden Hidayet yine 7 sayıyla sahne aldı. Bu kısır maçta son çeyrekte 7 sayının anlamı çok büyük. Hele hele bu 7’nin son 5’i Magic’in de son 5 sayısı. 79-69’dan sonra daha maçın bitmesine 4 küsür dakika varken habersizce gelen rehavet ve Sixers’ın enerji patlaması yine gelen maçı götürüyordu. Halbuki bütün maç harika bir savunma yaptı Magic, pick-n-roll’ları tıkadı, penetreleri kısıtladı, dış şuta mahkum bıraktı rakibini. Ama hızlı bir seri ve kimse istemedi topu son hücumlarda, Hidayet’ten başka. Bütün maç hücumda dökülen, 5. dakikadan sonra ribaunt bile alamayan, tek bir asist yapamayan Hidayet çıktı ve maçı tek başına aldı. “Hedo şutu çıkardığında gözlerimi kapadım, açtığımda maçı kazanmıştık, bu işleri çok iyi yapıyor” diyordu Howard maç sonu basın toplantısında.
Magic acayip bir takım, Van Gundy alışık olmadığımız türden bir Koç, Hidayet’se çok tuhaf bir adam, ne biz tam çözebildik onu ne de koca NBA.

“Her şeye rağmen koçunuzun size güvendiğini ve topu size verdiğini görmek çok önemli, bende çok emeği var, ben de çıktım ve şutu soktum”

>Last Shot Series: Hedo Time!

Nisan 27, 2009, 9:14 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bu seri beklenmediği şekilde heyecana ve maç kurtaran şutlara sahne oluyor. Bunun açıklaması Sixers’ın gençlik katkılı enerjisi ve sakatlık artı maç içi açılan fark rehaveti etkisiyle kendini kandıran Magic oyuncuları olarak yapılabilir. Lewis ve Hidayet fena halde kötüoynuyorlar bu seride, her ikisi de daha şut ritmini yakalayabilmiş değiller. Tamam birinin diz bağlarında birinin ayak bileğinde sorunlar var, belki hareket kabiliyetleri de kısıtlandı ama yüzlerinde o ışık da yoktu, ta ki dün geceye kadar.

Bazı koçlar vardır yaptıkları her hareketin altında alacakları övgüye muhtaçlık yatar “Ben elimden gelen her şeyi yaptım ama beceremediler” der. Bazıları ise “Yapabileceklerini biliyordum ama bu sefer olmadı, bir dahakine yapacak” der. Stan Van Gundy 2. tipten. Asla oyuncusunu ateşe atmayan, onu dürüstçe yüzüne eleştiren bir koç. 4 maçtır ortalarda olmayan Hidayet’i kazanmak belki de bu maçı kazanmaktan çok daha fazla önemliydi onun için. Son topu Hidayet’e verdi. “Yapabileceğini biliyordum, her ihtiyacımız olduğunda hep oradaydı” dedi Hidayet maçtaki ilk üçlüğünü soktuktan ve maçı kazandırdıktan sonra. İlk 10 sayısını ilk 15 dakikada atan Hidayet sonra kayboldu. Ne zamanki 4. çeyrek başladı, her geçen gün bileği de daha iyiye giden Hidayet yine 7 sayıyla sahne aldı. Bu kısır maçta son çeyrekte 7 sayının anlamı çok büyük. Hele hele bu 7’nin son 5’i Magic’in de son 5 sayısı. 79-69’dan sonra daha maçın bitmesine 4 küsür dakika varken habersizce gelen rehavet ve Sixers’ın enerji patlaması yine gelen maçı götürüyordu. Halbuki bütün maç harika bir savunma yaptı Magic, pick-n-roll’ları tıkadı, penetreleri kısıtladı, dış şuta mahkum bıraktı rakibini. Ama hızlı bir seri ve kimse istemedi topu son hücumlarda, Hidayet’ten başka. Bütün maç hücumda dökülen, 5. dakikadan sonra ribaunt bile alamayan, tek bir asist yapamayan Hidayet çıktı ve maçı tek başına aldı. “Hedo şutu çıkardığında gözlerimi kapadım, açtığımda maçı kazanmıştık, bu işleri çok iyi yapıyor” diyordu Howard maç sonu basın toplantısında.
Magic acayip bir takım, Van Gundy alışık olmadığımız türden bir Koç, Hidayet’se çok tuhaf bir adam, ne biz tam çözebildik onu ne de koca NBA.

“Her şeye rağmen koçunuzun size güvendiğini ve topu size verdiğini görmek çok önemli, bende çok emeği var, ben de çıktım ve şutu soktum”

>Last Shot Sixers

Nisan 25, 2009, 5:02 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bu sefer 18’den geri gelen Magic oldu hem de 7 saniye kala Howard’ın 2’de 2 serbest atışlarıyla. Son topu her türlü Magic savunması çirkefliği ve çalınmayan faullere karşın Young baskete çevirip bir kez daha son saniyede bitirdi Orlando’nun umutlarını ve şunlar çıktı ağzımdan maç boyu:

* Böyle bir Alston istemiyorum, sanki Nelson sahadaydı ve en bencil günündeydi.
* Hedo o bro where art u?
* Bu sefer Lee’yi oynatmayacaklar dememiş miydim?
* Allah aşkına şu Iguodala’ya savunma yapmayın, sıkıştırdıkça patlıyor adam!
* Yazık oldu Dwight Efendi’ye!
* Demek ki Howard pota altını domine ederse Magic maç kazanamayacak, çünkü Magic’in şut sokması gerek!
* Pietrus’u daha fazla kullanmalıyız, atletik Sixers’a karşı.
* Neden Magic gibi oynayamıyoruz?
* Ah Lewis vah Lewis, nerdesin be aslanım 2 maç 3 çeyrektir!
* Maçın 2. devresinde yaptığımız savunmayı diğer maçlara yayarsak seri 4-2 biter Magic için.
* Şu Kaan Kural abiden çok sıkıldım, her maç 2 maçlık konuşuyorsun be abicim, kafa bu ama…
* Mehmet’in 430 sayı attığı bir gecede 96-94 kısır bir skor olarak kaldı.
* 4. maçı Magic alamazsa erken rezervasyon yaptırsınlar, Mayıs’ta tatil fiyatları artacakmış.

Daha da yazmıyorum, asabım bozuldu, tepem attı, yatıyorum!

Last Shot Sixers

Nisan 25, 2009, 5:02 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

Bu sefer 18’den geri gelen Magic oldu hem de 7 saniye kala Howard’ın 2’de 2 serbest atışlarıyla. Son topu her türlü Magic savunması çirkefliği ve çalınmayan faullere karşın Young baskete çevirip bir kez daha son saniyede bitirdi Orlando’nun umutlarını ve şunlar çıktı ağzımdan maç boyu:

* Böyle bir Alston istemiyorum, sanki Nelson sahadaydı ve en bencil günündeydi.
* Hedo o bro where art u?
* Bu sefer Lee’yi oynatmayacaklar dememiş miydim?
* Allah aşkına şu Iguodala’ya savunma yapmayın, sıkıştırdıkça patlıyor adam!
* Yazık oldu Dwight Efendi’ye!
* Demek ki Howard pota altını domine ederse Magic maç kazanamayacak, çünkü Magic’in şut sokması gerek!
* Pietrus’u daha fazla kullanmalıyız, atletik Sixers’a karşı.
* Neden Magic gibi oynayamıyoruz?
* Ah Lewis vah Lewis, nerdesin be aslanım 2 maç 3 çeyrektir!
* Maçın 2. devresinde yaptığımız savunmayı diğer maçlara yayarsak seri 4-2 biter Magic için.
* Şu Kaan Kural abiden çok sıkıldım, her maç 2 maçlık konuşuyorsun be abicim, kafa bu ama…
* Mehmet’in 430 sayı attığı bir gecede 96-94 kısır bir skor olarak kaldı.
* 4. maçı Magic alamazsa erken rezervasyon yaptırsınlar, Mayıs’ta tatil fiyatları artacakmış.

Daha da yazmıyorum, asabım bozuldu, tepem attı, yatıyorum!

Lanetli 18 ve Sac Ayakları

Nisan 23, 2009, 8:39 pm | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

İlk maçtaki bozgundan sonra bu maç kazanılmazsa olmaz maçtı Orlando Magic için. Şüphe yok ki Sixers da bu maçı turu getirecek maç olarak görmüştü. Magic cephesinde beklenenler Lewis ve Hidayet’in hayat bulması, Howard’ın resitaline devam etmesiydi. Sixres cephesi Iguodala’nın kanatlanan omuzlarına destek çıkacak Miller ve Young’ı bekliyor, Howard’ı durdurmanın yollarını arıyordu. İlk maç Magic’te Lewis ve Hidayet’in sakatlıklarının da etkisiyle ilk adımlarını alamadıklarını şut ritmlerini bulamadıklarını söylemiştik. Howard çok ciddi bir performans vermiş, akip uzunları ezmişti ancak forvetlerinden katkı bulamayınca maçı tek başına alamamıştı. Ayakta kalan sürpriz isim Lee zaten DiLeo’nun riske etmesini beklediğimiz adamdı ve 2. maçta da büyük itimalle 2 kez arka arkaya aynı oyunu tekrarlayamacağı düşünülüp yine riske edilecekti. Sakat olan Hidayet’in savunması biraz yumuşatılıp Howard’a baskıyı arttıracaktı DiLeo.

Tıpkı düşüdüğümüz gibi oldu tüm maç. Lee riske edildi, 24 sayı attı. Hidayet’in savunması ve ikili sıkıştırmaları azalınca devamlı penetre etti, bolca faul yaptırıp 16 sayı buldu, Lewis de ilginin Howard’da odaklandığı dakikalarda bir çok penetre ve şut sansı yakaladı, şutları girmese de faulleri sokarak can yaktı. Howard’ı sinirklendirip performansını neredeyse sıfırladılar ama diğer sac ayakları sapasağlam ayakta kalınca Sixers taktiği bu sefer tam anlamıyla işlemedi.

Maç aslında dengeli başladı. 2. çeyrekte ve 3. çeyreğin başında tıpkı ilk maçta olduğu gibi Orlando öne çıktı ve farkı 18 sayıya kadar çıkardı. Lanetli 18’e. İki maçtır fark 18 sayı olduğu anda sanki Sixers oyuncularına sihirli bir değnek değiyor ve birden farklı adamlarmış gibi oynamaya başlıyorlar. Herhalde bu sevgili dostum Alkın’ın söylediği gibi gençlik ateşi. Bu sefer bu ateşi söndürecek kadar suyu buldu Magic; Lee, Hidayet ve Lewis.

Sanırım bundan sonraki maçlarda Sixers Lee’yi riske etmeyecek, özellikle tepede Hidayet’e, alçak postta Howard’a ikili sıkıştrma getirmeye devam edecektir. Lewis içeri girdikçe zarar verir. Bir aydır şutu çok kötü, benzer şekilde Hidayet de kötü atıyor, demek ki ondan daha çok penetre izleyeceğiz ve çoğu da faulle sonuçlanacak. Alston fena hücumda fena oynamıyor ama savunmada Miller’a biraz hafif kaldı. Zaten 2. maçın sonunu Johnson ile oynayarak Van Gundy o zaafı gördüğünü anlatı bizlere.

Sixers için 3. maç çok önemli, eğer kazanamazlarsa seri 4-1 bitebilir. Cumartesi sabahı serinin geleceği çizilmiş olacak, Magic kazanırsa 4-1’e giden Sixers kazanırsa belki de 7 maça uzayan bir seri izleyeceğiz. Bu arada 3. maç Cuma’yı cumartesiye bağlayan gece sabaha karşı 3’te NTV’de olacak.

>Lanetli 18 ve Sac Ayakları

Nisan 23, 2009, 8:39 pm | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>İlk maçtaki bozgundan sonra bu maç kazanılmazsa olmaz maçtı Orlando Magic için. Şüphe yok ki Sixers da bu maçı turu getirecek maç olarak görmüştü. Magic cephesinde beklenenler Lewis ve Hidayet’in hayat bulması, Howard’ın resitaline devam etmesiydi. Sixres cephesi Iguodala’nın kanatlanan omuzlarına destek çıkacak Miller ve Young’ı bekliyor, Howard’ı durdurmanın yollarını arıyordu. İlk maç Magic’te Lewis ve Hidayet’in sakatlıklarının da etkisiyle ilk adımlarını alamadıklarını şut ritmlerini bulamadıklarını söylemiştik. Howard çok ciddi bir performans vermiş, akip uzunları ezmişti ancak forvetlerinden katkı bulamayınca maçı tek başına alamamıştı. Ayakta kalan sürpriz isim Lee zaten DiLeo’nun riske etmesini beklediğimiz adamdı ve 2. maçta da büyük itimalle 2 kez arka arkaya aynı oyunu tekrarlayamacağı düşünülüp yine riske edilecekti. Sakat olan Hidayet’in savunması biraz yumuşatılıp Howard’a baskıyı arttıracaktı DiLeo.

Tıpkı düşüdüğümüz gibi oldu tüm maç. Lee riske edildi, 24 sayı attı. Hidayet’in savunması ve ikili sıkıştırmaları azalınca devamlı penetre etti, bolca faul yaptırıp 16 sayı buldu, Lewis de ilginin Howard’da odaklandığı dakikalarda bir çok penetre ve şut sansı yakaladı, şutları girmese de faulleri sokarak can yaktı. Howard’ı sinirklendirip performansını neredeyse sıfırladılar ama diğer sac ayakları sapasağlam ayakta kalınca Sixers taktiği bu sefer tam anlamıyla işlemedi.

Maç aslında dengeli başladı. 2. çeyrekte ve 3. çeyreğin başında tıpkı ilk maçta olduğu gibi Orlando öne çıktı ve farkı 18 sayıya kadar çıkardı. Lanetli 18’e. İki maçtır fark 18 sayı olduğu anda sanki Sixers oyuncularına sihirli bir değnek değiyor ve birden farklı adamlarmış gibi oynamaya başlıyorlar. Herhalde bu sevgili dostum Alkın’ın söylediği gibi gençlik ateşi. Bu sefer bu ateşi söndürecek kadar suyu buldu Magic; Lee, Hidayet ve Lewis.

Sanırım bundan sonraki maçlarda Sixers Lee’yi riske etmeyecek, özellikle tepede Hidayet’e, alçak postta Howard’a ikili sıkıştrma getirmeye devam edecektir. Lewis içeri girdikçe zarar verir. Bir aydır şutu çok kötü, benzer şekilde Hidayet de kötü atıyor, demek ki ondan daha çok penetre izleyeceğiz ve çoğu da faulle sonuçlanacak. Alston fena hücumda fena oynamıyor ama savunmada Miller’a biraz hafif kaldı. Zaten 2. maçın sonunu Johnson ile oynayarak Van Gundy o zaafı gördüğünü anlatı bizlere.

Sixers için 3. maç çok önemli, eğer kazanamazlarsa seri 4-1 bitebilir. Cumartesi sabahı serinin geleceği çizilmiş olacak, Magic kazanırsa 4-1’e giden Sixers kazanırsa belki de 7 maça uzayan bir seri izleyeceğiz. Bu arada 3. maç Cuma’yı cumartesiye bağlayan gece sabaha karşı 3’te NTV’de olacak.

Rehavetin Bedeli

Nisan 20, 2009, 8:25 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

3. çeyrekte bir ara farkı 18 sayıya çıkaran Orlando Magic, geçen sezondan beri bir türlü kurtulamadığı hastalığına yine tuuldu: Rehavet. Karşında genç bir takım var, fark o kadar açılmış, moralleri bozuk gençler çabuk atışlar arıyor. Artık bu noktada tek yapmak gereken tempoyu oldukça düşürmek, saati tüketmek, en iyi adamlarına topu indirmek. Hiçbirini yapmadı Van Gundy’nin öğrencileri. 18 sayı öne geçmek maç kazandırmıyor, son ddük çaldığında önde olmak kazandırıyor. Bu mağlubiyet çok iyi bir ders oldu Orlando Magic takımına ve Van Gundy’e. DiLeo ve öğrencilerini tebrik ediyorum, özellikle de son topta suratında Hidayet’in kolu varken o muhteşem şutu çıkarıp maçı bitiren Iguodala’yı, sırf o şuttan değil muhteşem oyunundan dolayı da.

Dün gece içinde maç tecrübesinin ne kadar önemli bir etmen olduğunu gördük şutör performansında. Lewis 3 maç, Hidayet 2 maç kenarda oturmuş, 10 gündür maça çıkmamışlardı. Çaylak Lee ise tüm maçlarda görev almış ve fiziken hazır durumdaydı. Sixers maça başlarken hafta içinde yazdığım gibi Howard’a yoğunlaştı. İkili hatta zaman zaman üçlü sıkıştırmalar geldi. Howard da topu dışarıya çıkarmadı çoğunlukla ve faul almaya çalıştı. Aldı da ve hatta bir çok da basket buldu. Ancak DiLeo’nun sürpriz hamlesi Hidayet üzerineydi. Hidayet rakip sahada topu her aldığında penetre yollarını tıkayacak ikili sıkıştırmalara maruz kaldı. Maç boyu sadece 2 penetre yapabildi, ilk adımını atacağı yerde hep bir Sixerslı vardı. Kayarak savunma yapan Sixers Lee’yi riske etti maç boyunca. İlk 4 şutunu kaçırdıktan sonra iyice rahatladılar ancak bu sefer Lee çaylak duvarından geçti ve arka arkaya isabetlerle takımını oyunda tuttu. Yine de Lee’yi riske etmeye devam etti Sixers. Lee daha ne kadar atabilir ya da Magic daha ne kadar Lee üzerinden oynayabilir diye düşündüler sanırım. Haklıydılar. Lee bu takımın ilk beşindeki 5. skor opsiyonu ve işler kızıştığında diğerlerinden ona pek de top kalmıyor. Son çeyrekte skor kafa kafaya geldiği dakikalarda Alston ve Lewis’in buldukları boş atışları sayı yapamamaları Sixers’ı ileriye taşıyan başka bir faktör oldu. Iguodala’nın 2.2 saniye kala yaptığı basketle öne geçen rakibini Van Gundy’nin son hücumda maçı uzatmaya götürmeden yenmek istemesi takımının fiziksel durumuna güvenemediğinin bir göstergesiydi, öte yandan bu hücumu Hidayet üzerinden kullanması bütün maçı kötü oynamış da olsa ona ne kadar güvendiğini gösteren bir işaretti. DiLeo’nun taktiklerini maç kazandıran hale getiren de son çeyrekteki Donyell Marshall hamlesiydi. Üçlük fakiri Sixers’ın kadrosunda neredeyse hiç düşünülmeyen Marshall, son çeyrekte ilk kez oyuna girdi ve 15 yıllık tecrübesini Magic potasına akıttı son çeyrekte ve genç Sixers’a momentum getiren adam oldu. Sanırım diğer maçlarda DiLeo onu daha çok kullanacaktır.

Sözün özü bu mağlubiyet çok güzel bir ders oldu, rehavetin bedelini ağır ödediler. Aynı maçı bir daha oynamaz Magic. Seri buradan 4-1 de bitebilir ama kuvvetli ihtimal 4-2’ye uzamış durumda. Magic mutlaka deplasmanda yenecektir Sixers’ı, ama kaç kere?

>Rehavetin Bedeli

Nisan 20, 2009, 8:25 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>3. çeyrekte bir ara farkı 18 sayıya çıkaran Orlando Magic, geçen sezondan beri bir türlü kurtulamadığı hastalığına yine tuuldu: Rehavet. Karşında genç bir takım var, fark o kadar açılmış, moralleri bozuk gençler çabuk atışlar arıyor. Artık bu noktada tek yapmak gereken tempoyu oldukça düşürmek, saati tüketmek, en iyi adamlarına topu indirmek. Hiçbirini yapmadı Van Gundy’nin öğrencileri. 18 sayı öne geçmek maç kazandırmıyor, son ddük çaldığında önde olmak kazandırıyor. Bu mağlubiyet çok iyi bir ders oldu Orlando Magic takımına ve Van Gundy’e. DiLeo ve öğrencilerini tebrik ediyorum, özellikle de son topta suratında Hidayet’in kolu varken o muhteşem şutu çıkarıp maçı bitiren Iguodala’yı, sırf o şuttan değil muhteşem oyunundan dolayı da.

Dün gece içinde maç tecrübesinin ne kadar önemli bir etmen olduğunu gördük şutör performansında. Lewis 3 maç, Hidayet 2 maç kenarda oturmuş, 10 gündür maça çıkmamışlardı. Çaylak Lee ise tüm maçlarda görev almış ve fiziken hazır durumdaydı. Sixers maça başlarken hafta içinde yazdığım gibi Howard’a yoğunlaştı. İkili hatta zaman zaman üçlü sıkıştırmalar geldi. Howard da topu dışarıya çıkarmadı çoğunlukla ve faul almaya çalıştı. Aldı da ve hatta bir çok da basket buldu. Ancak DiLeo’nun sürpriz hamlesi Hidayet üzerineydi. Hidayet rakip sahada topu her aldığında penetre yollarını tıkayacak ikili sıkıştırmalara maruz kaldı. Maç boyu sadece 2 penetre yapabildi, ilk adımını atacağı yerde hep bir Sixerslı vardı. Kayarak savunma yapan Sixers Lee’yi riske etti maç boyunca. İlk 4 şutunu kaçırdıktan sonra iyice rahatladılar ancak bu sefer Lee çaylak duvarından geçti ve arka arkaya isabetlerle takımını oyunda tuttu. Yine de Lee’yi riske etmeye devam etti Sixers. Lee daha ne kadar atabilir ya da Magic daha ne kadar Lee üzerinden oynayabilir diye düşündüler sanırım. Haklıydılar. Lee bu takımın ilk beşindeki 5. skor opsiyonu ve işler kızıştığında diğerlerinden ona pek de top kalmıyor. Son çeyrekte skor kafa kafaya geldiği dakikalarda Alston ve Lewis’in buldukları boş atışları sayı yapamamaları Sixers’ı ileriye taşıyan başka bir faktör oldu. Iguodala’nın 2.2 saniye kala yaptığı basketle öne geçen rakibini Van Gundy’nin son hücumda maçı uzatmaya götürmeden yenmek istemesi takımının fiziksel durumuna güvenemediğinin bir göstergesiydi, öte yandan bu hücumu Hidayet üzerinden kullanması bütün maçı kötü oynamış da olsa ona ne kadar güvendiğini gösteren bir işaretti. DiLeo’nun taktiklerini maç kazandıran hale getiren de son çeyrekteki Donyell Marshall hamlesiydi. Üçlük fakiri Sixers’ın kadrosunda neredeyse hiç düşünülmeyen Marshall, son çeyrekte ilk kez oyuna girdi ve 15 yıllık tecrübesini Magic potasına akıttı son çeyrekte ve genç Sixers’a momentum getiren adam oldu. Sanırım diğer maçlarda DiLeo onu daha çok kullanacaktır.

Sözün özü bu mağlubiyet çok güzel bir ders oldu, rehavetin bedelini ağır ödediler. Aynı maçı bir daha oynamaz Magic. Seri buradan 4-1 de bitebilir ama kuvvetli ihtimal 4-2’ye uzamış durumda. Magic mutlaka deplasmanda yenecektir Sixers’ı, ama kaç kere?

Magic – Sixers Eşleşmesi Üzerine

Nisan 17, 2009, 11:08 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Normal sezon sonunu sakatlıklar ve Pistons’la eşleşmeme cinliği eşliğinde, üstelik 2. sırayı yakalamışken 3. bitirdik. 59-23’lük normal sezon derecemiz kulüp tarihinin 1995-1996 sezonundan sonraki en başarılı derecesi. Sezon başından beri hedefin 60 galibiyet olduğunu söylüyorduk, ancak asıl play-offlarda ihtiyacımız olacak yıldızları kaybetme korkusunun da etkisiyle zayıflayan kadro 59’da kaldı. Sezon geneline öyle pek sevmesem de istatistiklerle bakacak olursak neden Magic’in bu sezonki en önemli takımlardan biri olduğunu çözebiliriz:



Sayı Ort: 101.04 (10.)

Yediği Sayı Ort: 94.35 (6.)

Attığı-Yediği Farkı: 6.69 (4.)

Rakip Şut Yüzdesi: %43.1 (3.)

3 sayı Yüzdesi: %38.1 (7.)

Rakip 3 Sayı Yüzd.: %34.2 (2.)

Rakip Asist Ort.: 18.14 (2.)

Ribaund Ort: 43.25 (3.)

Blok Ort.: 5.35 (6.)

Rakip Blok Ort.: 3.75 (2.)

Yüz Sayı Attığında Kazanma Oranı: %91.3

Rakip Yüz Sayı Attığında Kazanma Oranı : %57.1



Sayılar bize Orlando’nun ne kadar eleştirilse de Howard dışında da takım savunmasında başarılı olduğunu göstermekte. Rakipler Howard tehdidi nedeniyle şuta mecbur kalmakta ve bu noktada gardlar ve forvetler de bir hayli etkili savunma yapmakta. Howard gibi bir adama sahip olunca normal olarak blok ve ribaund kategorilerinde önde gidersiniz ancak hem Howard hem de Lewis, Hidayet, Alston, Pietrus, Lee, Redick gibi şutör adamlara sahipseniz bu sefer rakibi şut bombardımanına da maruz bırakırsınız. Kısacası eşleşme ve savunma sorunları yaratması nedeniyle 2 sezondur Orlando Magic adeta kabus yaratan takım durumunda. Bu sezon Detroit’le eşleşmemiş olmamak en azından psikolojik etkenleri de lehe çevirmiş durumda. Üstüne bir de Garnett’in play-off’ların en az 2 turunu kaçırma ihtimali eklenince Orlando’da iyiden iyiye bir Konferans finali havası oluşmaya başladı.



Sixers Serisi



Diz sakatlığı bulunan Lewis ve ayak bileği sakatlığı bulunan Hidayet çok büyük bir aksilik olmazsa Sixers’a karşı sahada olacaklar. Tam kadro bir Magic ile Young’ı sakatlığa kurban vermiş bir Sixers’ı kıyaslamak aslında hem adil hem de doğru değil (Edit: Yazı bir kaç günde yazıldığı için Young’ın son iki maçta oynamış olduğu ayrıntısını atladık, son gelen haberler oynayacağı şeklinde ama oyuncunun sakatlığı açısından ne derece doğru orayı tartışmak gerekir. Hatırlatan Adsız arkadaşa teşekkürler.). Sezon içinde oynana maçların tamamını Magic kazanarak Sixers’ı süpürdü. Dalembert’in bu maçlarda çoğunlukla Howard karşısında kaybolduğunu gördük. Üzerine bir de Howard’ın omuzlarında yükselen boyalı alan savunmasını aşamayınca 3 sayı fakiri olan Sixers bir hayli üretkenlik sıkıntısı çekti hep. Bunlara bir de hiç olmayan Brand’i eklersek bu eşleşmenin sonucu en baştan görülüyor gibi.



Bir çokları Andre Miller’ı, Iguodala’yı neden saymıyorsun diyecektir bu yazıyı okuduktan sonra. Denilebilir ama o sayılan adamlar birer kişidir, karşılarındaki rakip ise 2 sene sonunda iyi bir takım olmayı başarmış oyuncular topluluğu.



Sixers’ın Magic’i durdurmak için tek bir şansı var, o da şanslarının yaver gitmesine bağlı. Geçen seneki Pistons-Magic serisi hatırlanacak olursa Ratliff’in Howard’a sertliği ve tecrübesiyle neler yaşattığı gözlerimizde tekrar canlanabilir. Dalembert daha sağlam durmaya çalışarak, Ratliff o tecrübesiyle ve rotasyondaki diğer isimler de faul yapmaktan korkmayarak Howard’a yoğunlaşırlarsa Magic dış şutlara ve zorlama penetrelere mecbur kalır. Eğer ilk şutlarını sokamazsa Magic şutörleri o zaman Sixers psikolojik bir avantaj yakalar ve maç kazanma ihtimalleri doğar. Aksi bütün senaryolar ve eşleşmelerde Magic hep birkaç adım önde. Bu dış şuta mecbur bırakma ve üçlüğü riske etme pozisyonlarında Howard’a ikili sıkıştırmalar getirildiğinde riske edilecek isimse ilk defa play-off tecrübesi yaşayacak olan çaylak Lee olmalı Sixers açısından. Şutları kullanan o oldukça diğer yıldızlar da soğuyacaktır.



Di Leo’nun ne düşündüğünü tahmin etmeye çalışıyorum, gerçi Mehmet, Alper bu konuda devamlı takip ettikleri koçları hakkında daha doğru değerlendirmeler yapabilirler ama, savunma noktasında benimle aynı fikirleri paylaştığını sanıyorum. Hücumda da çoğu zaman hızlı hücuma çıkmayı deneyeceği kanaatindeyim. Eklem sakatlıkları bulunan Lewis ve Hidayet hızlı tempoda geçen oyunlarda fazlasıyla zorlanıp yorulacaklardır. Set oyunu ve perde üzerinden katları tercih eden sistemiyle her hücumda en fazla 1 kişiyi koşturan Stan Van Gundy takımını hep ekonomik kullanmaya çalışıyor. Bu nedenle devamlı koşan bir takıma karşı şutörleri yorulursa şut ritmleri de bozulur. O açıdan kısa oyuncuları genç olan Sixers bu düşünceden yola çıkarak, savunmada Magic oyuncularını yormak isteyecektir. Hem 100 sayı altında yeme gayretinde olup hem de hızlı hücum yapma çabasına girerlerse bu sefer Alston, Lee, Pietrus gibi atletlerini ve Hidayet gibi beysbol pas atan adamlarını devreye sokacak olan Magic Sixers’ı bu noktada da sıkıntıya sokabilir.



Sonuç olarak iki takımı kıyasladığımızda tartının ağır basan kefesi Orlando Magic tarafı. İlk 2 maçı çok zorlanmadan kazanacağını sanıyorum Magic’in. 3. maç Sixers için dönüm maçı olur. Kendi seyircileri önünde bu maçı alabilirlerse seriyi uzatma şansları olur. Ancak o maçı kazanamazlarsa seri 4-0 biter. Şahsi kanaatim 3. maça Sixers’ın fazlasıyla asılacağı yönünde. Ancak deplasman fatihi Magic 4. maçı alıp 5. maçta işi bitirecek ve en az 6 maça uzayacağını sandığım Celtics-Bulls serisinden rakibini beklemeye başlayacaktır.



Seri Pazar gecesi, Pazartesi gününün ilk saatlerinde başlıyor bizim zaman periyodumuza göre. Şu an için ilk 2 maçın NBATV’den naklen yayınlanacağını öğrendik. Diğer maçlara ilişkin NTV’den sevindirici haber bekliyoruz.

Not: Bu Yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

>Magic – Sixers Eşleşmesi Üzerine

Nisan 17, 2009, 11:08 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Normal sezon sonunu sakatlıklar ve Pistons’la eşleşmeme cinliği eşliğinde, üstelik 2. sırayı yakalamışken 3. bitirdik. 59-23’lük normal sezon derecemiz kulüp tarihinin 1995-1996 sezonundan sonraki en başarılı derecesi. Sezon başından beri hedefin 60 galibiyet olduğunu söylüyorduk, ancak asıl play-offlarda ihtiyacımız olacak yıldızları kaybetme korkusunun da etkisiyle zayıflayan kadro 59’da kaldı. Sezon geneline öyle pek sevmesem de istatistiklerle bakacak olursak neden Magic’in bu sezonki en önemli takımlardan biri olduğunu çözebiliriz:



Sayı Ort: 101.04 (10.)

Yediği Sayı Ort: 94.35 (6.)

Attığı-Yediği Farkı: 6.69 (4.)

Rakip Şut Yüzdesi: %43.1 (3.)

3 sayı Yüzdesi: %38.1 (7.)

Rakip 3 Sayı Yüzd.: %34.2 (2.)

Rakip Asist Ort.: 18.14 (2.)

Ribaund Ort: 43.25 (3.)

Blok Ort.: 5.35 (6.)

Rakip Blok Ort.: 3.75 (2.)

Yüz Sayı Attığında Kazanma Oranı: %91.3

Rakip Yüz Sayı Attığında Kazanma Oranı : %57.1



Sayılar bize Orlando’nun ne kadar eleştirilse de Howard dışında da takım savunmasında başarılı olduğunu göstermekte. Rakipler Howard tehdidi nedeniyle şuta mecbur kalmakta ve bu noktada gardlar ve forvetler de bir hayli etkili savunma yapmakta. Howard gibi bir adama sahip olunca normal olarak blok ve ribaund kategorilerinde önde gidersiniz ancak hem Howard hem de Lewis, Hidayet, Alston, Pietrus, Lee, Redick gibi şutör adamlara sahipseniz bu sefer rakibi şut bombardımanına da maruz bırakırsınız. Kısacası eşleşme ve savunma sorunları yaratması nedeniyle 2 sezondur Orlando Magic adeta kabus yaratan takım durumunda. Bu sezon Detroit’le eşleşmemiş olmamak en azından psikolojik etkenleri de lehe çevirmiş durumda. Üstüne bir de Garnett’in play-off’ların en az 2 turunu kaçırma ihtimali eklenince Orlando’da iyiden iyiye bir Konferans finali havası oluşmaya başladı.



Sixers Serisi



Diz sakatlığı bulunan Lewis ve ayak bileği sakatlığı bulunan Hidayet çok büyük bir aksilik olmazsa Sixers’a karşı sahada olacaklar. Tam kadro bir Magic ile Young’ı sakatlığa kurban vermiş bir Sixers’ı kıyaslamak aslında hem adil hem de doğru değil (Edit: Yazı bir kaç günde yazıldığı için Young’ın son iki maçta oynamış olduğu ayrıntısını atladık, son gelen haberler oynayacağı şeklinde ama oyuncunun sakatlığı açısından ne derece doğru orayı tartışmak gerekir. Hatırlatan Adsız arkadaşa teşekkürler.). Sezon içinde oynana maçların tamamını Magic kazanarak Sixers’ı süpürdü. Dalembert’in bu maçlarda çoğunlukla Howard karşısında kaybolduğunu gördük. Üzerine bir de Howard’ın omuzlarında yükselen boyalı alan savunmasını aşamayınca 3 sayı fakiri olan Sixers bir hayli üretkenlik sıkıntısı çekti hep. Bunlara bir de hiç olmayan Brand’i eklersek bu eşleşmenin sonucu en baştan görülüyor gibi.



Bir çokları Andre Miller’ı, Iguodala’yı neden saymıyorsun diyecektir bu yazıyı okuduktan sonra. Denilebilir ama o sayılan adamlar birer kişidir, karşılarındaki rakip ise 2 sene sonunda iyi bir takım olmayı başarmış oyuncular topluluğu.



Sixers’ın Magic’i durdurmak için tek bir şansı var, o da şanslarının yaver gitmesine bağlı. Geçen seneki Pistons-Magic serisi hatırlanacak olursa Ratliff’in Howard’a sertliği ve tecrübesiyle neler yaşattığı gözlerimizde tekrar canlanabilir. Dalembert daha sağlam durmaya çalışarak, Ratliff o tecrübesiyle ve rotasyondaki diğer isimler de faul yapmaktan korkmayarak Howard’a yoğunlaşırlarsa Magic dış şutlara ve zorlama penetrelere mecbur kalır. Eğer ilk şutlarını sokamazsa Magic şutörleri o zaman Sixers psikolojik bir avantaj yakalar ve maç kazanma ihtimalleri doğar. Aksi bütün senaryolar ve eşleşmelerde Magic hep birkaç adım önde. Bu dış şuta mecbur bırakma ve üçlüğü riske etme pozisyonlarında Howard’a ikili sıkıştırmalar getirildiğinde riske edilecek isimse ilk defa play-off tecrübesi yaşayacak olan çaylak Lee olmalı Sixers açısından. Şutları kullanan o oldukça diğer yıldızlar da soğuyacaktır.



Di Leo’nun ne düşündüğünü tahmin etmeye çalışıyorum, gerçi Mehmet, Alper bu konuda devamlı takip ettikleri koçları hakkında daha doğru değerlendirmeler yapabilirler ama, savunma noktasında benimle aynı fikirleri paylaştığını sanıyorum. Hücumda da çoğu zaman hızlı hücuma çıkmayı deneyeceği kanaatindeyim. Eklem sakatlıkları bulunan Lewis ve Hidayet hızlı tempoda geçen oyunlarda fazlasıyla zorlanıp yorulacaklardır. Set oyunu ve perde üzerinden katları tercih eden sistemiyle her hücumda en fazla 1 kişiyi koşturan Stan Van Gundy takımını hep ekonomik kullanmaya çalışıyor. Bu nedenle devamlı koşan bir takıma karşı şutörleri yorulursa şut ritmleri de bozulur. O açıdan kısa oyuncuları genç olan Sixers bu düşünceden yola çıkarak, savunmada Magic oyuncularını yormak isteyecektir. Hem 100 sayı altında yeme gayretinde olup hem de hızlı hücum yapma çabasına girerlerse bu sefer Alston, Lee, Pietrus gibi atletlerini ve Hidayet gibi beysbol pas atan adamlarını devreye sokacak olan Magic Sixers’ı bu noktada da sıkıntıya sokabilir.



Sonuç olarak iki takımı kıyasladığımızda tartının ağır basan kefesi Orlando Magic tarafı. İlk 2 maçı çok zorlanmadan kazanacağını sanıyorum Magic’in. 3. maç Sixers için dönüm maçı olur. Kendi seyircileri önünde bu maçı alabilirlerse seriyi uzatma şansları olur. Ancak o maçı kazanamazlarsa seri 4-0 biter. Şahsi kanaatim 3. maça Sixers’ın fazlasıyla asılacağı yönünde. Ancak deplasman fatihi Magic 4. maçı alıp 5. maçta işi bitirecek ve en az 6 maça uzayacağını sandığım Celtics-Bulls serisinden rakibini beklemeye başlayacaktır.



Seri Pazar gecesi, Pazartesi gününün ilk saatlerinde başlıyor bizim zaman periyodumuza göre. Şu an için ilk 2 maçın NBATV’den naklen yayınlanacağını öğrendik. Diğer maçlara ilişkin NTV’den sevindirici haber bekliyoruz.

Not: Bu Yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

Orlando – Philadelphia İlk Tur Maçları

Nisan 17, 2009, 8:52 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

1. Maç Pazartesi 20 Nisan 00:30 a.m. TSİ @Orlando NBATV
2. Maç Perşembe 23 Nisan 02:00 a.m. TSİ @Orlando NBATV
3. Maç Cumartesi 25 Nisan 03:00 a.m. TSİ @Philadelphia NTV
4. Maç Pazartesi 27 Nisan 01:30 a.m. TSİ @Philadelphia ?
5. Maç Çarşamba 29 Nisan 02:30a.m. TSİ @Orlando ?
6. Maç Cuma 1 Mayıs Belirlenecek @Philadelphia Gerekirse
7. Maç Pazar 3 Mayıs Belirlenecek @Orlando Gerekirse

>Orlando – Philadelphia İlk Tur Maçları

Nisan 17, 2009, 8:52 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

1. Maç Pazartesi 20 Nisan 00:30 a.m. TSİ @Orlando NBATV
2. Maç Perşembe 23 Nisan 02:00 a.m. TSİ @Orlando NBATV
3. Maç Cumartesi 25 Nisan 03:00 a.m. TSİ @Philadelphia NTV
4. Maç Pazartesi 27 Nisan 01:30 a.m. TSİ @Philadelphia ?
5. Maç Çarşamba 29 Nisan 02:30a.m. TSİ @Orlando ?
6. Maç Cuma 1 Mayıs Belirlenecek @Philadelphia Gerekirse
7. Maç Pazar 3 Mayıs Belirlenecek @Orlando Gerekirse

İstikrarı Yakalamak, Magic Touch

Kasım 30, 2008, 10:29 am | Indiana Pacers, NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Washington Wizards kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum



Houston mağlubiyetinden sonra 4’te 4 yapmış oldu Orlando yukarıdaki 3 maç ve Buck maçıyla birlikte. İstikrar başarıyı getirir, ona şüphe yok. Ancak Orlando’nun başı zaten dertte iken şu sıra iyice batağa batmış durumda. Çok üzüldüğümü söyleyemem Nelson bacağındaki sakatlık nedeniyle bi süredir yok ve 1 numara Johson’a kalmış durumda. Johnson ilk maçında zorlanmış olsa da sonrasında toparlanmış ve yedeğinin de olmaması nedeniyle aldığı sürenin hakkını vermeye başlamış. Nelson dışında 2 önemli sakatı daha var takımın. 2 numara rotasyonunu oluturan zaman zaman birlikte 2-3 oynayan 2 adam Bogans ve Pietrus sakatlandı. Bogans’ı daha önce söylemiştik, Pietrus’un sakatlığı 76ers maçında oldu ve ciddi. Baş parmağının bağları kopmuş, geri dönüşü 5 haftayı bulacak. Bogans da 3 hafta yok. Sonuç 2 numara Redick ve Lee’ye kaldı. Bu Redick için önemli bir fırsat ama o üç maçta sadece 6 sayı ortalama ile oynayarak bu fırsatı heba ediyor gibi gözükmekte. Hidayet ve Lewis bildiğimiz gibi şutör kimliklerini sakatlar nedeniyle daha çok top kullanarak ve sayı üreterek pekiştiriyorlar. Howard ise artan ezici performanslarıyla korkulan bir adam konumunda. Battie de yavaş yavaş ısınıyor basketbola. Şu dar kadrodan bu istikrarı alan Stan Van Gundy’e selam olsun!

>İstikrarı Yakalamak, Magic Touch

Kasım 30, 2008, 10:29 am | Indiana Pacers, NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Washington Wizards kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Houston mağlubiyetinden sonra 4’te 4 yapmış oldu Orlando yukarıdaki 3 maç ve Buck maçıyla birlikte. İstikrar başarıyı getirir, ona şüphe yok. Ancak Orlando’nun başı zaten dertte iken şu sıra iyice batağa batmış durumda. Çok üzüldüğümü söyleyemem Nelson bacağındaki sakatlık nedeniyle bi süredir yok ve 1 numara Johson’a kalmış durumda. Johnson ilk maçında zorlanmış olsa da sonrasında toparlanmış ve yedeğinin de olmaması nedeniyle aldığı sürenin hakkını vermeye başlamış. Nelson dışında 2 önemli sakatı daha var takımın. 2 numara rotasyonunu oluturan zaman zaman birlikte 2-3 oynayan 2 adam Bogans ve Pietrus sakatlandı. Bogans’ı daha önce söylemiştik, Pietrus’un sakatlığı 76ers maçında oldu ve ciddi. Baş parmağının bağları kopmuş, geri dönüşü 5 haftayı bulacak. Bogans da 3 hafta yok. Sonuç 2 numara Redick ve Lee’ye kaldı. Bu Redick için önemli bir fırsat ama o üç maçta sadece 6 sayı ortalama ile oynayarak bu fırsatı heba ediyor gibi gözükmekte. Hidayet ve Lewis bildiğimiz gibi şutör kimliklerini sakatlar nedeniyle daha çok top kullanarak ve sayı üreterek pekiştiriyorlar. Howard ise artan ezici performanslarıyla korkulan bir adam konumunda. Battie de yavaş yavaş ısınıyor basketbola. Şu dar kadrodan bu istikrarı alan Stan Van Gundy’e selam olsun!

>Elton Brand Philadelphia ile İmzaladı!

Temmuz 10, 2008, 7:18 am | LA Clippers, NBA, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Baron Davis’in Clippers’a gelmesiyle birlikte 70 milyona da olsa takımda kalacağı düşünülüyordu, hiç olmadı Warriors’ın 95 milyonluk teklifine evet diyeceği. O herkesi şaşırttı ve potansiyel gördüğü takıma 2 teklifin tam ortasına yani 82 milyona 5 senelik imza attı. O artık bir Sixer ve Sixers artık çok iddialı geliyor. Şu anki Miller – Iguodala – Young – Brand – Dalembert beşiyle bile doğunun önemli bir ekibi haline geldiler. Eğer Ben Gordon’u da almayı başarırlarsa gelecek sezon Doğu’da işler iyice karışır. Şöyle 1-2 hafta geçsin bütün imzaları bir arada değerlendireceğim bir yazı yazacağım, o zaman daha deteyalı konuşuruz Philadelphia ve lige etkilerini bu imzanın. Buradan Sevgili Memet’e de sonsuz selam ediyorum, hayırlı olsun!

Elton Brand Philadelphia ile İmzaladı!

Temmuz 10, 2008, 7:18 am | LA Clippers, NBA, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Baron Davis’in Clippers’a gelmesiyle birlikte 70 milyona da olsa takımda kalacağı düşünülüyordu, hiç olmadı Warriors’ın 95 milyonluk teklifine evet diyeceği. O herkesi şaşırttı ve potansiyel gördüğü takıma 2 teklifin tam ortasına yani 82 milyona 5 senelik imza attı. O artık bir Sixer ve Sixers artık çok iddialı geliyor. Şu anki Miller – Iguodala – Young – Brand – Dalembert beşiyle bile doğunun önemli bir ekibi haline geldiler. Eğer Ben Gordon’u da almayı başarırlarsa gelecek sezon Doğu’da işler iyice karışır. Şöyle 1-2 hafta geçsin bütün imzaları bir arada değerlendireceğim bir yazı yazacağım, o zaman daha deteyalı konuşuruz Philadelphia ve lige etkilerini bu imzanın. Buradan Sevgili Memet’e de sonsuz selam ediyorum, hayırlı olsun!

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.