Şampiyonlukları Takımlar Kazanır

Haziran 18, 2010, 5:55 am | Boston Celtics, LA Lakers, NBA kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Yıldızların yıldız olamadığı gecede, şapiyonluğun tek bir topla belirlendiği sahada, her iki tarafta da takımlar vardı. Ama daha fazla takım olmayı beceren bu maçtaki Kobe’ye rağmen Lakers oldu. Muhteşem bir finaldi. Bir kez daha takım olmanın, savunmanın, kavga edercesine mücadele etmenin, inancın insana neler kazandırabileceğini gördük.

Şampiyon Lakers, kazanan basketbol aşkı oldu.

Basketbolu çok seviyorum.

En Büyük Kim?

Haziran 17, 2010, 6:15 pm | Boston Celtics, LA Lakers, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bu geceyi bitirip yarın sabahı başlatacak saatlerde tarihe tanıklık etme fırsatımız var bir kez daha. Bundan yaklaşık 2 yıl önce bu blog yeni yeni emeklemeye başlarken defalarca kez yazı konusu olan olayların başında onlarca yıl sonraki Lakers – Celtics finali vardı. 2 yıl sonra bugün bir yeni efsane final, geleceğin efsane olarak hatırlayacağı kaptanlardan birinin elinde yükselecek. Pierce ya da Bryant bir kez daha o kupayı kaldırmak için bu gece tüm enerjilerini koyacaklar ortaya. Celtics Büyük üçlüsüyle bir daha bu seviyelere kolay kolay gelebilecek bir görüntü vermese de “ben de büyüdüm” diyen Rondo dengeleri bozmaya çalışacak. Kobe İspanyol partneri ve 6. maçta olduğu gibi bir kez daha savaşmak arzusuyla sahaya çıkmasını umduğu arkadaşlarıyla ağır basmaya çalışacak.

6. maçta kaç sayı fark olmuş, hangi takımda kim eksikmiş, maç Staples Center’daymış falan bunların hepsi hikaye. İlk hava atışı yapıldığı andan itibaren çok büyük bir savaş olacak o sahada ve gözlerimiz bayram edecek kesinlikle, basketbola, mücadeleye doyacağız. Lakers daha ağır basıyor olsa da kağıt üstünde, Tek top herşeyi değiştirebilir. Daha çok isteyen, kendini hayattaki son dakikaları o dakikalarmış gibi zevk ve inançla maça veren kazanacak. Ama tabii ki önce David Stern kazanacak, NBA kazanacak. Kim kazanırsa kazansın bizler ekran başında çok eğleneceğiz.

Maç bu sabah saat 04:00’da NTV’de, ben karşısındayım. Basketbolseverlere iyi seyirler ve iyi eğlenceler.

Keşke şu maçtan önce Magic ve Bird eski günlerin anısına çıkıp ufak bir şov yapsalar, kısa bir konuşma olsa ikiliden. Ne hoş olurdu, eskiyi yad ederdik…

Kaybolan Sihir – Bir Orlando Magic Analizi

Haziran 5, 2010, 8:00 am | Blog, Boston Celtics, Hayat, Nbakolik, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Aylardır yazamadık Magic ile ilgili tek satır. Takip edenler bilir hayatımdaki büyük değişiklikler ve yoğun iş temposu nedeniyle kendi blogumdan da NBAKolik’ten de uzak kaldım. Ama bu sezon başında söylediğim şeylerin gerçekleşmesine pek engel olmadı. Finallerde Orlando Magic’i göremeyeceğiz demiştim göremedik, Bu takım geçen sezonki dereceyi geçemez dedim geçemedi, gerçi aynı dereceyi yaptı ama her maçı kazanmak için oynadılar geçen sene son 5 maçın hangi atmosferde oynandığını hatırlarsınız. Eğer Atlanta ve Boston sezon içinde o kadar dalgalanma yaşamasalardı Orlando hem grupta hem konferansta koltuğunu kaptıracak ve 4. sıraya kadar düşecekti play-off sıralamasında. O noktada Van Gundy’nin basketbol bilgisi hatta dehası diyelim devreye girdi ve adeta maç seçerek hazırladı takımı. Hedef maçlarını hep kazandı Orlando, rakibi kaybederken kazanmaları ise onları 2.liğe kadar taşımayı başardı. Şimdi beni senelerdir okuyanlar yine diyeceklerdir ki “Ne yaptın ettin lafı yine SVG’ye getirdin. Bu kadar mı kötü bu takım?”. Takım kötü demiyorum, oyuncular kötü demiyorum, ama maalesef bu takımın bu sene IQ’su önemli derecede düştü. Özellikle Hidayet ve Lee geçen sene bu takıma mental anlamda çok şeyler katmış, paylaşmayı bilen adamlardı. Peki bu sene ne oldu? Orlando paylaşmayı beceremedi. Sadece bu bile en yükseğe çıkamamak için önemli bir sebep.
Oyuncuları tek tek değerlendirmek istemiyorum ama hiç sevmesem de istatistiklere bakmak zorunda kalıyoruz. Vince Carter’ın gelişini, hem de gelirken onun için Hidayet’in ve Lee’nin feda edilişini bir türlü anlayamamış ve bu hamleyi ciddi şekilde eleştirmiştim. Carter’dan savunma yapmasını, topu paylaşmasını, takımı oynatmasını bekleyemezsiniz. 5-6 sene önceki Carter’dan ancak takımı spektaküler hareketleri ve hızıyla şaha kaldırmasını beklersiniz ki bu adam 35’ine doğru gelmiş artık. Ne eskisi gibi zıplayabiliyor, ne bileğini ne omzunu sağlam tutabiliyor sezon boyu. Ciddi rakiplere karşı çoğunlukla kayıpken, sıradan takımlara aslan kesiliyor. Bu Carter Magic’i 1 adım ileri götüremezdi, götüremedi. Hele bir Ocak ayı var ki yaşadığı Carter’dan cacık olmaz diye yazı yazdırmışlığı var bana. Neyse konuya dönelim. Carter’ın gelişi takım içi dengeleri bozar demiştik. Ne oldu? Bozdu! Şimdi bu Orlando Magic takımının en pahalı oyuncusu ve en büyük yıldızı kabul edilen adamı kim? Rashard Lewis. Bu adama 118 milyon Dolar bağlamış Magic. İlk 2 sezonunda fena oynamadı ama geçen seneki finalden sonra artık bu sene patlar denilen adama ne oldu? Başına Carter düştü! Lewis’in kullandığı top 3, sayı ortalaması, 3.5, asisti 1 küsür, ribaundu yaklaşık 1.5 azaldı. Keyiften mi bunlar? Hayır. Çünkü artık takımda topu paylaşmayan bir yıldız eskisi vardı ve ha bire dağdan taştan üçlük sallayıp duruyordu, Lewis’in atması gereken üçlükleri. Lewis ne oldu? Pert oldu. 
Peki takımın diğer büyük yıldızı kim? Tabii ki Child Man Dwight Howard. Carter’ın takıma gelmesi ona da hiç yaramadı. Onun da şutu ve sayısı yaklaşık 2.5 düşerken ribaunt ortalaması da azaldı ve geçen seneki Howard’ı gözler arasa da bulamadı. Basın önünde arkadaşlarıyla atıştı, hocasına laf soktu, sempatik adam olmaktan çıkıp tepki toplayan adam haline geldi. 
Bu takımın saha içi liderinin kim olması gerek? Jameer Nelson, yedeği kim peki? Basketbola yeniden dönen J-Will. Bu iki adamın olduğu PG rotasyonu size sabırlı, sakin ve akılcı oyunu mu yoksa hızlı, düşünmeden ve spektaküler hareketlerin fazlasıyla bulunduğu ama rakip PG’lere karşı her daim savunmada parkenin öpüldüğü bir manzara mı hatırlatıyor? Ben daha ikisi sahaya çıkmadan Anthony Johnson – Rafer Alston ikilisine razıydım, düşünün artık. Ne yaptı peki bu spektaküler adamlar? Nelson geçen senenin çoooook gerilerinde kalırken birlikte yaptıkları maç başı toplam asist sadece 9 (yazıyla dokuz)! Böylesine şuta dayalı ve artık pivotunu daha az kullanan bu takımın oyun kurucularının toplam asist sayısı 9! Bu inanılacak bir sayı değil. Bunun mantıklı bir açıklaması yok. Demek ki bu takım oyun kurucusu olmadan oynuyormuş. Hele ki bu 2 adamın toplam sayı ortalamasının 16.5 olduğunu düşününce şampiyonluğa oynayan bir takımın PG rotasyonu bu mudur diye sormak zorunda kalıyor insan. Bu mudur gerçekten ya! 
Hadi onları da geçtik. Bu takımda bir de 35 milyona 5 senelik anlaşma yenilenen Polonyalı pivotumuz vardı değil mi? 13 dakika 24 saniye ortalama süre alıp 3.6 sayı, 4.2 ribaunt, 0.2 asist ve 0.9 blokla oynayan 35 milyonluk bir adam. Yetmedi yanında neredeyse bütün bir sezon oturan 18 milyonluk kontratı ile hem alınan hem beğenilmeyen Brandon Bass gibi bir 4 numara. 2 kontratı toplayınca yapan meblağ ise maalesef Hidayet’in Toronto’ya imza attığı para. Veteran minimumla piyasadan 13 dakika oynayacak o kadar adam bulma şansı varken 50 küsür milyon vermemk için gönderilen takımın zekası ve o paraya yedek sırasında pas tutturulan 2 adam. 
Orlando için en ilginç olanı ise J.J. Redick denilen istenmeyen adam ilan edilmiş gencin bir çok maçta takımın kurtarıcılığına soyunmuş olması. Hem de bunu yaparken Carter’ı oturtması. Pietrus, Barnes ve Anderson’ın iyi niyetli katkıları ise ancak tamamlayıcı nitelikte sezon boyu. Hiç biri asla takımı tek başına sürükleyecek adam olamadılar, zaten olamazlar da, ki onlardan bunu beklemek hem onlara hem basketbola yapılan çok büyük bir ayıp olurdu. 
Otis Smith’in şaheser transferi Carter ise sezonu 16.6 sayı 3.9 ribaunt 3.1 asist % 36.5 üçlük % 43 şut yüzdesi gibi muazzam istatistikler ile kapatarak çok önemli katkıda bulundu takıma. 
Sorulacak soru şudur: Bunları yapıp kurulu düzeni bozmaya değer miydi? Hem şampiyonluk yakalama ihtimali olan o güzelim Orlando kadrosuna hem Hidayet’e hem Courtney Lee’ye yazık oldu. O kadro ve o ruhun tekrar bir araya gelmesi geçen sefer ki gibi 15 sene sürerse çok ama çok yazık olur vefakâr, cefakâr Orlando taraftarına. 
Görüldüğü üzere oyun planı şöyleydi, şu maçın şu dakikasında şu yanlış yapıldı, bu maçta şu şut seçimi yanlıştı gibi bir şey yazacak durumum, halim hem de alışkanlığım yok. Ayıp olmasın Boston serisinin kaybedilmesinden bahsedelim. Tek sebebi Pierce. Onu sinirlendirecek, sindirecek, savunacak ve aynı anda Orlando için sayı atacak şu kadroda tek adam yoktu. Rondo Nelson’a, Garnett Lewis’e ağır gelirken Allen Carter kafa kafaya desek Howard Perkins’e ağır basmakta. Dengeleri sağlayacak, sarsacak ve en sonunda Orlando lehine bozacak tek eşleşme Pierce – Orlando 3 numarası eşleşmesi olacaktı. Barnes Pierce’a çok hafif geldi. Mental olarak buraları fazla yaşamamış bir isim olan Barnes adeta kayboldu Pierce’a karşı. Geçen seneki Hidayet performansı ve Garnett2in olmayışını eklediğimizde Orlando’nun Boston’u geçebilmesindeki nüanslar daha iyi anlaşılıyor. Pota altında Wallace eklentili bir Boston’la Orlando’nun başa çıkması şu kadro yapısıyla imkansızdı zaten. Nelson defalarca kez paspas olurken, Carter amaçsızca bitmiş maçlarda sayı yapmaya çalışır, Howard top alamadıkça çıldırır ve Van Gundy ceketini yerken ben ta sezon başında olacağını bildiğim şeyin gerçekleşmesine hiç ama hiç üzülemedim. Kendi düşen ağlamaz Mr. Smith. 
Bu duygularını yitirmiş, kendini bir şey sanan adamlar topluğu görünümündeki takım olamayan takımın bütün sezon tek bir süper yıldızı vardı, onun adı da Stan Van Gundy. Bu malzemeden bu hamuru çıkarması bile büyük işti, hocalığını yine gösterdi. Umarım gelecek sezon için akıllı hamleler yapılmasını sağlar ve Smith’in akıl tutulmalarının önüne geçebilir. 
Bu yazı benim NBAKolik için yazdığım son yazı oluyor maalesef. Çok büyük bir heyecanla ilk kez 2005’te başladığım Orlando Magic yazarlığım sitenin de kapanıyor olması nedeniyle sona eriyor. Çoban Salata’da illaki Orlando yazmaya devam edeceğiz ama NBAKolik günlerinin yerini asla tutmayacağı kesin. Harika bir ortamda çok güzel dostluklar kurdum burada. En başta Sevgili Mehmet İstanbullu olmak üzere emeği olan tüm arkadaşlara sonsuz teşekkürler. 2 defa en iyi yazarı seçildiğim, çok nitelikli ve çok özel bir sitenin kapanması beni fazlasıyla derinden etkiliyor. Çok şey söylemek istiyor ama uygun kelime bulamıyorum. Çok özleyeceğim bu işi yapmayı, bu keyfi tekrar yaşamayı. Hayatımda her geçen gün yeni güzellikler yaşarken bu çok ciddi bir kayıp oldu benim için. Hiç unutulmayacak NBAKolik günlerim ve sevgili dostlarım…

Süpürgenin Sapı Nerede?

Mayıs 23, 2010, 10:26 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum
 Ya daha geçen hafta elimdeydi, nerede bu süpürgenin sapı?

Kem Göz Değmesi

Nisan 8, 2010, 9:26 am | Boston Celtics, Chicago Bulls, Hidayet Türkoğlu, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Yeniden ilk 5’e döndüğü ilk maça fırtına gibi başlamışken bu sabaha karşı Hidayet de tıpkı Chris Bosh gibi sakatlandı. Yüzüne aldığı kafa darbesiyle sakatlanan milli basketbolcumuz acilen hastaneye kaldırıldı. Onun da yüzündeki bir kemikte kırık şüphesi var. Boston da iyice eksik kalan Toronto’yu Finley’in etkili oyunu ile mağlup etti. Bosh gitti, Hidayet gitti, Toronto’nun sonu pek hayır gözükmüyor, Bulls önemli bir fırsat yakaladı tekrar. Şifalar diliyoruz tüm sakatlara, keşke hiç sakatlık olmasa da seyir zevki hep tavana vursa.

Eski Formalarla Eski Ruh Canlandı

Ocak 29, 2010, 2:15 pm | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

İlk 3,5 çeyrek çok net bir şekilde ezildi Magic Boston karşısında. Ama ilerleyen dakikalar artık Boston’ın yaşlanan bir takım olduğunun ispatıydı. Kalkmayan kollar, koşamayan bacaklar, sıçrayamayan dizler. Hele Wallace’ın kullandığı son şutun potaya bile değmemesi Boston’da ciddi bir rehabilitasyon ve rotasyona ihtiyaç duyulduğunun en önemli göstergesi. Orlando maçı gerçek 2 süper yıldızı Howard ve Lewis ile ligin belki de en overpaid uzunu Gortat’ın oyunlarıyla kazandı. Tabii ki en başta 2 uzunlu 5’e dönen Van Gundy’nin hakkını yememek gerek. Ultra, mega, süper yıldız Vince Carter’ın bu istikrarlı ve başarısı paçalarından akan oyunu sürdükçe (!) bu tip taktik değişikliklere Magic’in daha çok ihtiyacı olacak. Lewis’in bitime 1,3 saniye kala attığı inanılmaz zor ve uzun adımlı turnike maçı getirirken Doc Rivers’a da selam etmiş olduk ma-camia. Eski formalarımız, nostalji gecesinde o eski savaşçı ruhu geri getirdi adeta. Savaşan, en azından takımın bir kısmı, Magic bu sezonki en önemli galibiyetlerinden birini aldı. Şu an için artık aklımdaki tek şey acaba bu ligde Carter’ı takasla alacak kadar enayi bir GM daha var mı?

Bir de Howard’ın hakeme attığı bir tam saha pas var ki gülmekten karnım ağrıdı 🙂

Rüya Başlamadan Kabusa Yatmak

Ekim 28, 2009, 10:58 am | Boston Celtics, Cleveland Cavs, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Cleveland 89 – 95 Boston
(Tıkla öğren)
http://i.cdn.turner.com/nba/nba/.element/swf/1.1/cvp/nba_embed_container.swf?context=nba&videoId=games/cavaliers/2009/10/27/0020900001_bos_cle_recap.nba

>Rüya Başlamadan Kabusa Yatmak

Ekim 28, 2009, 10:58 am | Boston Celtics, Cleveland Cavs, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Cleveland 89 – 95 Boston
(Tıkla öğren)
http://i.cdn.turner.com/nba/nba/.element/swf/1.1/cvp/nba_embed_container.swf?context=nba&videoId=games/cavaliers/2009/10/27/0020900001_bos_cle_recap.nba

Hangisine Dalacağım?

Ekim 27, 2009, 5:11 pm | Boston Celtics, Cleveland Cavs, NBA kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
… der gibi bakmıyor mu Allah aşkına?

>Hangisine Dalacağım?

Ekim 27, 2009, 5:11 pm | Boston Celtics, Cleveland Cavs, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

… der gibi bakmıyor mu Allah aşkına?

>Koca Bebeğe Meme Verdiler

Ağustos 8, 2009, 10:58 pm | Boston Celtics, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Glen Davis özellikle geçen sezon Garnett’in sakatlığı sonrası aldığı süreleri çok iyi değerlendirmiş ve bir anda değerini arttırmıştı. Play-off’ta maç kazandıran basketlere imza atması iyi bir piyasa yapmasını da sağlamıştı. Bu momentumun etkisiyle ciddi para kazanma sevdasına kapılmış ama kimse kapısını çalmayınca adeta depresyona girmişti. Bir çok kişi tarafından Celtics’te kalması artık sürpriz olur denilen Davis, Wallace’lı takımda kalmaya ikna olmuş durumda. Mid-level exception ve en az 4-5 senelik bir kontrat peşindeki Davis umduklarını bulamasa da en azından takım bulmuş oldu kendine. Celtics 2 senelik konrat önermiş Davis’e ve büyük oranda da anlaşılmış. Tahminim 2 sene ve yaklaşık 7 milyonluk bir kontrat olur. Adeta ekonomik kriz vurmuş oldu Davis’e, diğer takımlar o parayı veremediği gibi Celtics seviyesine de çıkmadılar ve hep sign and trade üzerinden gitmeye çalıştılar. En azından 2 seneliğine kurtardı kendini Koca Bebek, verdiler memeyi ağzıma susturdular. Magic Bass ile anlaşmadan önce onlara evet dese belki bugün şampiyonluk adayı takımlardan birinin direk ilk 5 oyuncusu olacaktı, şimdi rotasyonda 15 dakikalık bir adam oldu yeniden. Ciddi bir sakatlığa denk gelmezse 2 sene sonra da işi çok zor.

>Magic 54 – Pacers 68

Temmuz 13, 2009, 12:39 pm | Boston Celtics, Indiana Pacers, NBA, New Jersey Nets, OKC, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Utah Jazz kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Yaz Ligi’nin Orlando adına son maçı. Yazlıkta olduğum için izleyemedim ve yazamadım doğal olarak. Skora bakıp yazılanları okuyunca biraz fikir sahibi olunabiliyor. 4 gündür coşan Andeson’ın gücünün 5. güne yetmediğini, denenen isimlerden Powell, Chase ve Hendrix’in öne çıktığı, bütün takımın 54 sayı atabilip sadece 6 asist yapabildiği bir maç. Şu takımdan kimle imzalanır, ancak belki Powell ve Hendrix, ötesi soru işareti. Ligi 5’te 5 yapan Pacers kazanırken Nets/Sixers karması maç kazanamayarak ayrı bir rezalete imza attı.

Diğer Sonuçlar (Skorlara tıkla boxscore’a git):

Nets/Sixers 79 – 92 Celtics
Thunder 60 – 70 Jazz

>Celtic Wallace

Temmuz 10, 2009, 9:16 am | Boston Celtics, NBA kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>

>Magic 84 – 92 Jazz

Temmuz 10, 2009, 8:59 am | Boston Celtics, Indiana Pacers, NBA, New Jersey Nets, OKC, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Utah Jazz kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>
Uzatmada kaybetti bu sefer Magic. 1 maç aradan sonra tekrar dönen Jeremy Richardson, 3 maçtır olduğu gibi Yaz Ligi’nin Orlando adına yıldızı Ryan Anderson ve eski Erdemirli Russell Robinson’ın iyi performans sergilediği bir maç oldu. Magic teknik ekibi 4 maçtır pivot pozisyonunda Howard’a yedek arıyor ancak 3. maçtaki Hendrix performansı dışında bir şey göremedik. 5. maçı şehir dışında olacağım için buradan aktaramayacağım size ancak pazartesi skor veririz ancak görünen köy de kılavuz istemiyor. Şu kadrodan Jeremy Richardson büyük ihtimalle tutulacak, sadece Robinson, Hendrix, Ager ve Kasib Powell kadroyu tamamlamak için minimum kontratla takımda tutulabilecek isimler. Hepsi değil tabii ki ancak biri kadroya girebilir diyorum.

Diğer Sonuçlar (Skorlara tıkla boxscore’a git):

Pacers 91 – 88 Celtics
Thunder 83 – 62 Nets/Sixers

Ryan Anderson

>Magic 108 – 86 Nets/Sixers

Temmuz 9, 2009, 8:57 am | Boston Celtics, Indiana Pacers, NBA, New Jersey Nets, OKC, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Utah Jazz kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bol skorlu ve zevkli bir maç, üstelik bir rekora da sahne oldu. Orlando yaz liginde ilk kez bir takım 108 sayı kaydettirakibi karşısında. Daha önce 2 kez 107 sayı atılmıştı. Ötesinde bu maçta farklı bir 5 gördük yine sahada. Adamım Milosevic kenarda havlu salladı, Richardson sakatlığı nedeniyle oynamadı. Anderson 5’te 3 üçlük, 21 sayı ve 7 ribauntla yine takımı sürüklerken, dün bahsettiğimiz Kasib Powell bu sefer 19 sayıyla katkı verdi. Ager en verimli maçını geçirdi. Robinson yine kısa sürede 5 asist yaptı. Brian Chase’in üçlük performansı dikkat çekiciydi. Uzun Forvet Hendrix’in, ki boyu 2.05, pivot oynadığı ve son derece de başarılı olduğu maçtaki 17-12’lik performansı diğer 2 maçta da devam ederse uzun forvet pozisyonu için bir kontrat koparabilir. Yaz liginde nice parlayan adamlar vardır ki takımda tutulmaz, tutulanlar da lastiği patlak kamyon gibi bütün sezon bençe park ederler. Bazıları da vardır ki yaz ligi performansına bakıp bu adam oldu dersiniz, sizi bin pişman eder (bkz Redick).

Diğer Sonuçlar (Skorlara tıkla boxscore’a git):

Pacers 95 – 79 Jazz
Thunder 94 – 82 Celtics

>Magic 85 – 82 Celtics

Temmuz 8, 2009, 9:53 am | Boston Celtics, Indiana Pacers, NBA, New Jersey Nets, OKC, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Utah Jazz kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>Orlando Yaz Ligi’ndeki 2. maçında Magic Boston Celtics ile karşılaştı. Magic maçı son çeyrekteki güzel oyunuyla alırken öne çıkan isim yine Nets’ten Carter’ın bonusu olarak gelen Ryan Anderson oldu. Tam 33 sayı kaydeden Anderson 2’de 2 üçlük atıp 14 ribaunt çekerek ilk 5’e aday olduğunu göstermiş oldu. Geçen yıl Lewis’in aldığı görevi yaparak Lewis’in 3 numara oynamasını sağlayacak gibi Anderson. Ancak Magic’in 5 numara anlamında bu yaz liginden bu oyuncu seçim tarzıyla kontrat yapacak adam çıkarabileceğini hiç ama hiç sanmıyorum. İlk maçta oynamayan Milosevic bu sefer ilk 5’te yer bulsa da erken faul problemine girerek kendini yeterince gösteremedi. Richardson’ı bu maçta 3-4 rotasyonu yerine 2-3’te denediler, fazla verim alınamadı ancak. Gerçi bir sakatlıktan da bahsediliyor amakesin bir bilgiye ulaşamadım. Geçen sezon takımdan son anda kesilip seneyi NBDL Sioux Falls’da 18,5-4-4’le geçiren gard forvet Kasib Powell tekrar takıma çağrılmış ve ayağının tozuyla çıktığı maçta 15-2-2 yapmış. Bir ihtimal bu sefer takımda kalabilir. Russell Robinson bu maçta asistleriyle ve savunmasıyla dikkat çekmiş. Ager’inkısa sürede 10-4’lük performansı da fena değil. Sonuç olarak Anderson dışında “tamam, tam isabet” diyebileceğimiz tek adam yok. Diğer 3 maçta özellikle Milosevic’ten bir şeyler bekliyorum, umarım kalacak performansı verir.

Diğer Maçlar (skora tıkla boxscore’a git):

Jazz 83 – 68 Nets/Sixers
Thunder 88 – 91 Pacers

Ekleme: Salary Cap 57.7 milyon olarak açıklandı bu arada. Kontratlı oyuncuları capte toplam 66 milyonluk yer kaplayan Magic bakalım kadroda geri kalan 7 yeri kaç para lüks vergisi ödeyerek dolduracak. 69.9 milyon da lüks vergisi sınırı oldu çünkü. Haydi Otis al bakalım kağıdı kalemi eline, bakalım matematiğin kuvvetli mi!

>Magic 77 – 88 Thunder

Temmuz 7, 2009, 9:17 am | Boston Celtics, Indiana Pacers, NBA, New Jersey Nets, OKC, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Utah Jazz kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Dün gece öne çıkmasını beklediğimizi yazdığımız isimlerden hiçbiri kendini gösteremezken Dakota Wizards’ın uzun forveti Richard Hendrix ve Beşiktaşlı eski oyun kurucu Brian Chase yedekten gelip aldıkları sürelerde verim sağlayarak göze girmeye çalıştılar. Ryan Anderson’ın “Ben bu takımın rotasyonunda rahat yer bulurum” Jeremy Richardson’ın da “Kontrat istiyorum!” diye bağırdığı bir maç oldu. Russel Westbrook ve James Harden’ın üstün performanslarıyla sürüklediği maçı Thunder kazandı. Magic bugün Celtics’le oynayacak.

Diğer Sonuçlar (Skorlara tıkla boxscore’a git):

Celtics 87 – 56 Jazz
Nets/Sixers 67 – 75 Indiana

>Rasheed Wallace Celtics’te

Temmuz 6, 2009, 9:58 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Detroit Pistons’ın bu sene kontratı sona eren uzun forveti Rasheed Wallace Celtics ile anlaştı. Anlaşmanın mid-level exception’dan 2 senelik olduğu söyleniyor ki bu da yaklaşık 11 miyona denk gelir. 35 yaşını doldurmuş ve ayakları oldukça yavaşlamış bir uzun oyuncu için iyi para. Üstüne üstlük Wallace Garnett, Allen ve Pierce’lı kadroda bulunacak, bu da demek oluyor ki yüzüğe daha sezon başlamadan aday. Bence Wallace sağlıklı bir Celtics’e hele hele Davis ve Powe oralarda olmaya devam edecekse lüks ama artık Garnett’in bile sakatlanıp uzunca süre parkelerden uzak kalabildiğini düşününce, Ainge ve Rivers’ın kendilerini garantiye almış olduklarını görmemek de mümkün değil.

Bu transferden çıkaracağımız ders ise elini çabuk tutatnın çoğunlukla kazandığı. Aslında Wallace bu hafta aralarında Magic’in de bulunduğu 3-4 ekiple daha görüşecekti ama erken kalkan yol aldı. Otis Smith’e selam olsun, sanırım evde NBA2K9 oynuyor yeni kadrosuyla ve fatigue ayarını yapmayı unutmuş.

NBA’de Hareketlenme

Haziran 24, 2009, 12:02 pm | Boston Celtics, Detroit Pistons, Milwaukee Bucks, NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Washington Wizards kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Washington Wizards Minnesota’dan takasla Randy Foye ve Mike Miller’ı alırken Darius Songaila, Etan Thomas ve Olksiy Pecherov’u Wolves’a gönderdi. 3 uzununu bir anda silen Wizards ayrıca draftteki 5. sıra seçim hakkını da vererek bana göre enteresan bir hamleye imza attı. 3 uzunu birden silip Butler ve Arenas’ı yedeklemek ne derece doğru olur göreceğiz. Miller özellikle orta mesafe ve dış şutlarda Wizards’a ihtiyaç duyulan katkıyı sağlayacaktır ancak Arenas gibi bir türlü başı sakatlıktan kurtulmayan Foye’dan yeterince faydalanabilecekler mi zaman gösterecek. Bu takasla Wolves draftte hem 5 hem de 6. sırada seçme hakkını yakaladı. Hedeflerinde kim var merak ediyorum. Garnett sonrası çorbaya dönen kadrolarına bakalım bu sefer hangi saçma eklemeleri yapacaklar.

Richard Jefferson’a karşılık alınan Oberto’yu Bucks hemen Pistons’la takas etmiş. Karşılığında alınan isim enerjisi ve atletizmiyle çok iş yapabilecek Amir Johnson. Bu Pistons’ın bariz bir büte boşaltma çabası. Oberto’nun bugün yarın salıverilmesi bekleniyor. O da Spurs’e geri dönebilir, Spurs piyasadan keyfine göre uzun bulamazsa.

Resmi bir açıklama olmasa da Roto’dan Yahoo’ya, ESPN’den NBC’ye her yerde Boston – Detroit takasının ucundan dönüldüğü konuşuluyor. Ainge’in Rondo ve Ray Allen karşılığı Detroit’ten Stuckey ve Hamilton’ı istediği ama Dumars’ı ikna edemediği şu sıralar 1 numaralı dedikodu. Dumars’ın Hamilton karşılığında 4-5 sene verim alabileceği bir isim aradığı ve Allen’ın hem yaşından hem de sakatlığından ürktüğü belirtiliyor.

Takas piyasası Kapono’nun Sixers’a gitmesiyle açılmıştı, bakalım bu hareketlenme, draft gecesine nasıl yansıyacak.

Kendi adıma Magic sezon kapanış yazısını draftten sonraya saklıyorum, çünkü bir ümit Hidayet’i tutabilmek için o gece yapılabilecek takasları takipteyim. Bakalım Otis Smith Hidayet’i tutabilmek için Battie, Nelson, Alston, Redick dörtlüsünden herhangi birini kullanabilecek mi.

>NBA’de Hareketlenme

Haziran 24, 2009, 12:02 pm | Boston Celtics, Detroit Pistons, Milwaukee Bucks, NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Washington Wizards kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum

>Washington Wizards Minnesota’dan takasla Randy Foye ve Mike Miller’ı alırken Darius Songaila, Etan Thomas ve Olksiy Pecherov’u Wolves’a gönderdi. 3 uzununu bir anda silen Wizards ayrıca draftteki 5. sıra seçim hakkını da vererek bana göre enteresan bir hamleye imza attı. 3 uzunu birden silip Butler ve Arenas’ı yedeklemek ne derece doğru olur göreceğiz. Miller özellikle orta mesafe ve dış şutlarda Wizards’a ihtiyaç duyulan katkıyı sağlayacaktır ancak Arenas gibi bir türlü başı sakatlıktan kurtulmayan Foye’dan yeterince faydalanabilecekler mi zaman gösterecek. Bu takasla Wolves draftte hem 5 hem de 6. sırada seçme hakkını yakaladı. Hedeflerinde kim var merak ediyorum. Garnett sonrası çorbaya dönen kadrolarına bakalım bu sefer hangi saçma eklemeleri yapacaklar.

Richard Jefferson’a karşılık alınan Oberto’yu Bucks hemen Pistons’la takas etmiş. Karşılığında alınan isim enerjisi ve atletizmiyle çok iş yapabilecek Amir Johnson. Bu Pistons’ın bariz bir büte boşaltma çabası. Oberto’nun bugün yarın salıverilmesi bekleniyor. O da Spurs’e geri dönebilir, Spurs piyasadan keyfine göre uzun bulamazsa.

Resmi bir açıklama olmasa da Roto’dan Yahoo’ya, ESPN’den NBC’ye her yerde Boston – Detroit takasının ucundan dönüldüğü konuşuluyor. Ainge’in Rondo ve Ray Allen karşılığı Detroit’ten Stuckey ve Hamilton’ı istediği ama Dumars’ı ikna edemediği şu sıralar 1 numaralı dedikodu. Dumars’ın Hamilton karşılığında 4-5 sene verim alabileceği bir isim aradığı ve Allen’ın hem yaşından hem de sakatlığından ürktüğü belirtiliyor.

Takas piyasası Kapono’nun Sixers’a gitmesiyle açılmıştı, bakalım bu hareketlenme, draft gecesine nasıl yansıyacak.

Kendi adıma Magic sezon kapanış yazısını draftten sonraya saklıyorum, çünkü bir ümit Hidayet’i tutabilmek için o gece yapılabilecek takasları takipteyim. Bakalım Otis Smith Hidayet’i tutabilmek için Battie, Nelson, Alston, Redick dörtlüsünden herhangi birini kullanabilecek mi.

Veni – Vidi – Vici

Mayıs 18, 2009, 2:40 pm | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 8 Yorum

“Hayatımda Hedo gibi başka bir oyuncuyla daha çalışmadım. Çok özel ve farklı bir oyuncu. Eğer maça geldiğinde enerji seviyesi yüksekse o gün zaten var olan yeteneklerini inanılmaz derecede sergiliyor. Bazı günler enerji seviyesinin iyi olmadığını görüyorsunuz, O günler bizim için çok zor. Ama bu gece Tanrı’ya şükür Hedo sonuna kadar enerji doluydu.”


Bunlar maç sonu basın toplantısında Stan Van Gundy’nin Hidayet ile ilgili söyledikleri. Aslında bu sözler Hidayet’in hem sezon hem de playoff performansını özetler nitelikte. Hidayet o gün iyiyse Magic kazanıyor, kötüyse işler çok zorlaşıyor.


Sacramento Kings’e ilk gittiği günden beri takip ediyorum Hidayet’in Amerika’daki performansını. Aslında ilk ilgim kendisini 16 yaşındayken başlamıştı. O dönem Çavuşoğlu Lisesi ve Efes’te kısa forvet oynayan bir arkadaşımız vardı. Omuzun tabiri caizse yalama olması nedeniyle basketbola erken nokta koyup memlekete dönmek durumunda kalmıştı. O anlatırdı, Hidayet diye bir çocuk var kısa forvet, uzun forvet, 2 numara, oyun kurucu her şeyi oynuyor bir de hakkını veriyor derdi. Koçlar adam çok zayıf olmasa pivot da oynatacaklar hatta arada pivot hareketlerini çalıştırıyorlar zaten diye övgüyle bahsederdi Hidayet’ten. Anlaşıldığı üzere Hidayet Türk Basketbolunun belki de en istikrarlı ve verimli projesi. Ufak yaştan üzerinde çalışılmaya başlanmış, tek pozisyona hapsedilmemiş bir basketbol ürünü O. Ama ne de olsa bir Türk. Van Gundy’nin bahsettiği “enerji seviyesi” meselesinin açıklaması da bu olabilir ancak.

Hidayet’in geride kalan kariyerinde oynadığı playoff maçlarında böylesi bir performansı daha yok. 12 asist onun playoff rekoru oldu. Hem %75’le şut atıp hem bu kadar asist yapıp, hem Pierce gibi büyük bir yıldızı kilitleyip hem de bu kadar oyunun temposunu, gidişatını, her şeyini ayarladığı bir playoff maçı daha yok Hidayet’in. Geçen maçtaki çok kötü performansının ardından, bir anda el üstünden attığı üçlükle son anlarda maçı kopardığını hatırlayınca, aslında daha o geceden Hidayet’in kafaca kendini bulduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Hiçbir şeyi kafaya takmadan, sadece basketbol oynamaya çıktığında ne kadar muazzam ve komple bir oyuncu haline dönüşebildiğini bir kez daha gördük. Aklı sadece top oynamaktaydı. Bu playofflarda görmeye alışık olduğumuzun aksine bir kez bile hakemlerle konuşmadı. O kadar konsantreydi ki maçın kazanıldığı anlaşılana kadar, yüz ifadesi gram değişmedi. Dün akşamki oyununu ve ilk adımlardaki hızını, Pierce’a her pozisyonda yetişebildiğini gördükten sonra artık sakatlığından da eser kalmadığını söylemek yanlış olmayacak herhalde. Hidayet dün kazanmak için çıkmıştı sahaya, istediğini söke söke aldı.


Hidayet’in muhteşem oyunundan gözlerimiz yaşarmışken biraz da maçtan bahsedelim. İlk çeyrek skoruna bakmak bile aslında bize Van Gundy’nin ne yapmak istediğini anlatabilir. Rivers Orlando’yu durdurmanın yolu olarak yavaş hücum etmek ve fast breaklerden sayı yemeyerek Orlando’yu set hücumlarına mahkum etmek olarak tespit etmişti ve haklıydı. Keza hem bu kadar atletik hem de şutör bir takımı uyutarak ve yavaşlatarak yenebilirsiniz. Hele buna bir de el kaldırma ve yardımlaşmayı eklersiniz rakip çok zorlanır. Benzer şeyleri 5. ve 6. maç için de söylemiştim hatırlayanlar olursa. Boston 3. maçtır aynı oyunu oynamaya çalışıyor ve büyük ölçüde başarılı da oluyordu. Van Gundy’nin sezon içinde yapmaya çalıştığı ilk çeyrekte mesaj vererek oyunu koparma taktiği, hücum anlamında olmasa da, başarılı savunmaya birleşerek daha ilk çeyrekten 10 sayılık farkta vücut buldu. Bu yaklaşım Boston’un da dengesini bozup stratejilerini değiştirmelerine ve saldırmalarına yol açınca, bu sefer oyunu rölantiye almaya çalışan taraf Orlando Magic oldu. İlk çeyreği kaybettikten sonraki iki çeyreği Boston önde bitirse de yine de “oluk oluk” akamadılar Magic’in üzerine.


Orlando açısından maça iyi başlayan Howard ve Hidayet’in üçer faulle ilk yarıyı kapatmaları büyük bir handikaptı. Ancak Howard pota altı savunmasını hiç yumuşamadan 2. yarıda devam ettirmesini bildi. Perkins, Davis ikilisi çok fazla pota altında boşluk yakalayamadılar. Pierce’ı Hidayet iyi savununca, Rondo da dışarıda kalıp şutlarını sokamayınca tüm yük 23 maçtır seriye uğramayan Allen’ın omuzlarına bindi. Redick, Lee ve zaman zaman Pietrus’un savunmasında Allen perdelerden çıkarak bulduğu şutları iyi kullandı bu sefer. Ancak ne yedekten gelen House’a ne de Marbury’e kolay şut imkanı vermeyince sert savunmasıyla Orlando Magic, Boston’un üretkenliği azaldı. Pierce Hidayet’i geçemediği gibi savunmada da tutamayınca, son çeyreğe kadar dengede giden maç bir anda kopuverdi. Bayağı anlattık yukarıda Hidayet sahanın yıldızıydı, Pietrus fazlasıyla renk kattı.


Bir paragraf da Kaan Kural’a ayırıp kendisine teşekkür etmek istiyorum. Bu maça gelirken formasını dolaba asmıştı. Gayet dengeli bir maç yorumu yaptı, neredeyse gram hak geçirmedi. Bizim istediğimiz de bu: Her şeyi objektif olarak yorumlayan bir yorumcu, daha fazlası değil! İsmail Şenol’u da Kosova’dan çok daha zevkli hale getirdiği maç anlatımı için tebrik ediyorum.


Cavs Eşleşmesi Üzerine


Bu maç artık Cavs’le oynayacağı konferans finaline hazırlanacak Magic hakkında bazı gerçekleri de ortaya koydu.


* Bu takım set oyunlarında çok iyi pas yapıyor.

* Çok iyi üçlükçüleri var ama gerektiği anlarda kullanıldıklarında çok daha etkililer.

* Hidayet gibi eli titremeyen bir oyuncuya sahipler.

* İstediklerinde rakibi zorlama şuta mecbur bırakacak savunma yapabiliyorlar.

* Tüm oyuncular ve Koç başarıya açlar!


Celtics serisini getiren faktörlerdi bunlar. Çarşamba başlayacak Cavs serisinde de final için oynayacak bu takım, kimsenin şüphesi olmasın. Cavs ilk mağlubiyetlerini muhtemelen Magic’ten alacaktır. Lewis’e eşleşmelerini olmaması, James ve Mo-Will dışında penetreciye sahip olmamaları, çok iyi savunma yapıyor olmalarına karşın, hücumda takımca aynı performansı gösterememeleri dezavantajları olacaktır. Ayrıca Cavs’in kafa kafaya giden maçlarda nasıl maç sonu oynadığını da hatırlayacak olursak, psikolojik avantajın Magic’ten yana olacağını söylemek ütopik olmayacaktır. Özetle şunu demiş olalım; Orlando Cavs’e inanılmaz ters gelen bir takım.


TNT, ESPN’de maç önü yorumcuların yaptığı türden bir tur geçme reçetesi vereyim ben de:

  • Lebron’ın arkadaşlarını oynatmasına izin verme (İsterse her maç 40 atsın ama kendi başına oynasın)
  • Set hücumlarını Lewis üzerinden kur (eşleşme sorunlarından faydalan)
  • Tempoyu yavaşlat, kontrolü elinde tut (Çok pas yap, süreyi kullan, fast-break yeme)
  • Maç sonu topu sakın Alston’a verme!

Seri bana en az 6 maça uzayacakmış gibi geliyor, ve hatta 4-2 Magic diyorum hislerime bakarak, mantıksa 4-3 Cavs diyor. Celtics serisinde hislerim kazandı, umarım bu sefer de aynısı olur.

Cavs maçlarında görüşmek üzere!

Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

>Veni – Vidi – Vici

Mayıs 18, 2009, 2:40 pm | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>“Hayatımda Hedo gibi başka bir oyuncuyla daha çalışmadım. Çok özel ve farklı bir oyuncu. Eğer maça geldiğinde enerji seviyesi yüksekse o gün zaten var olan yeteneklerini inanılmaz derecede sergiliyor. Bazı günler enerji seviyesinin iyi olmadığını görüyorsunuz, O günler bizim için çok zor. Ama bu gece Tanrı’ya şükür Hedo sonuna kadar enerji doluydu.”


Bunlar maç sonu basın toplantısında Stan Van Gundy’nin Hidayet ile ilgili söyledikleri. Aslında bu sözler Hidayet’in hem sezon hem de playoff performansını özetler nitelikte. Hidayet o gün iyiyse Magic kazanıyor, kötüyse işler çok zorlaşıyor.


Sacramento Kings’e ilk gittiği günden beri takip ediyorum Hidayet’in Amerika’daki performansını. Aslında ilk ilgim kendisini 16 yaşındayken başlamıştı. O dönem Çavuşoğlu Lisesi ve Efes’te kısa forvet oynayan bir arkadaşımız vardı. Omuzun tabiri caizse yalama olması nedeniyle basketbola erken nokta koyup memlekete dönmek durumunda kalmıştı. O anlatırdı, Hidayet diye bir çocuk var kısa forvet, uzun forvet, 2 numara, oyun kurucu her şeyi oynuyor bir de hakkını veriyor derdi. Koçlar adam çok zayıf olmasa pivot da oynatacaklar hatta arada pivot hareketlerini çalıştırıyorlar zaten diye övgüyle bahsederdi Hidayet’ten. Anlaşıldığı üzere Hidayet Türk Basketbolunun belki de en istikrarlı ve verimli projesi. Ufak yaştan üzerinde çalışılmaya başlanmış, tek pozisyona hapsedilmemiş bir basketbol ürünü O. Ama ne de olsa bir Türk. Van Gundy’nin bahsettiği “enerji seviyesi” meselesinin açıklaması da bu olabilir ancak.

Hidayet’in geride kalan kariyerinde oynadığı playoff maçlarında böylesi bir performansı daha yok. 12 asist onun playoff rekoru oldu. Hem %75’le şut atıp hem bu kadar asist yapıp, hem Pierce gibi büyük bir yıldızı kilitleyip hem de bu kadar oyunun temposunu, gidişatını, her şeyini ayarladığı bir playoff maçı daha yok Hidayet’in. Geçen maçtaki çok kötü performansının ardından, bir anda el üstünden attığı üçlükle son anlarda maçı kopardığını hatırlayınca, aslında daha o geceden Hidayet’in kafaca kendini bulduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Hiçbir şeyi kafaya takmadan, sadece basketbol oynamaya çıktığında ne kadar muazzam ve komple bir oyuncu haline dönüşebildiğini bir kez daha gördük. Aklı sadece top oynamaktaydı. Bu playofflarda görmeye alışık olduğumuzun aksine bir kez bile hakemlerle konuşmadı. O kadar konsantreydi ki maçın kazanıldığı anlaşılana kadar, yüz ifadesi gram değişmedi. Dün akşamki oyununu ve ilk adımlardaki hızını, Pierce’a her pozisyonda yetişebildiğini gördükten sonra artık sakatlığından da eser kalmadığını söylemek yanlış olmayacak herhalde. Hidayet dün kazanmak için çıkmıştı sahaya, istediğini söke söke aldı.


Hidayet’in muhteşem oyunundan gözlerimiz yaşarmışken biraz da maçtan bahsedelim. İlk çeyrek skoruna bakmak bile aslında bize Van Gundy’nin ne yapmak istediğini anlatabilir. Rivers Orlando’yu durdurmanın yolu olarak yavaş hücum etmek ve fast breaklerden sayı yemeyerek Orlando’yu set hücumlarına mahkum etmek olarak tespit etmişti ve haklıydı. Keza hem bu kadar atletik hem de şutör bir takımı uyutarak ve yavaşlatarak yenebilirsiniz. Hele buna bir de el kaldırma ve yardımlaşmayı eklersiniz rakip çok zorlanır. Benzer şeyleri 5. ve 6. maç için de söylemiştim hatırlayanlar olursa. Boston 3. maçtır aynı oyunu oynamaya çalışıyor ve büyük ölçüde başarılı da oluyordu. Van Gundy’nin sezon içinde yapmaya çalıştığı ilk çeyrekte mesaj vererek oyunu koparma taktiği, hücum anlamında olmasa da, başarılı savunmaya birleşerek daha ilk çeyrekten 10 sayılık farkta vücut buldu. Bu yaklaşım Boston’un da dengesini bozup stratejilerini değiştirmelerine ve saldırmalarına yol açınca, bu sefer oyunu rölantiye almaya çalışan taraf Orlando Magic oldu. İlk çeyreği kaybettikten sonraki iki çeyreği Boston önde bitirse de yine de “oluk oluk” akamadılar Magic’in üzerine.


Orlando açısından maça iyi başlayan Howard ve Hidayet’in üçer faulle ilk yarıyı kapatmaları büyük bir handikaptı. Ancak Howard pota altı savunmasını hiç yumuşamadan 2. yarıda devam ettirmesini bildi. Perkins, Davis ikilisi çok fazla pota altında boşluk yakalayamadılar. Pierce’ı Hidayet iyi savununca, Rondo da dışarıda kalıp şutlarını sokamayınca tüm yük 23 maçtır seriye uğramayan Allen’ın omuzlarına bindi. Redick, Lee ve zaman zaman Pietrus’un savunmasında Allen perdelerden çıkarak bulduğu şutları iyi kullandı bu sefer. Ancak ne yedekten gelen House’a ne de Marbury’e kolay şut imkanı vermeyince sert savunmasıyla Orlando Magic, Boston’un üretkenliği azaldı. Pierce Hidayet’i geçemediği gibi savunmada da tutamayınca, son çeyreğe kadar dengede giden maç bir anda kopuverdi. Bayağı anlattık yukarıda Hidayet sahanın yıldızıydı, Pietrus fazlasıyla renk kattı.


Bir paragraf da Kaan Kural’a ayırıp kendisine teşekkür etmek istiyorum. Bu maça gelirken formasını dolaba asmıştı. Gayet dengeli bir maç yorumu yaptı, neredeyse gram hak geçirmedi. Bizim istediğimiz de bu: Her şeyi objektif olarak yorumlayan bir yorumcu, daha fazlası değil! İsmail Şenol’u da Kosova’dan çok daha zevkli hale getirdiği maç anlatımı için tebrik ediyorum.


Cavs Eşleşmesi Üzerine


Bu maç artık Cavs’le oynayacağı konferans finaline hazırlanacak Magic hakkında bazı gerçekleri de ortaya koydu.


* Bu takım set oyunlarında çok iyi pas yapıyor.

* Çok iyi üçlükçüleri var ama gerektiği anlarda kullanıldıklarında çok daha etkililer.

* Hidayet gibi eli titremeyen bir oyuncuya sahipler.

* İstediklerinde rakibi zorlama şuta mecbur bırakacak savunma yapabiliyorlar.

* Tüm oyuncular ve Koç başarıya açlar!


Celtics serisini getiren faktörlerdi bunlar. Çarşamba başlayacak Cavs serisinde de final için oynayacak bu takım, kimsenin şüphesi olmasın. Cavs ilk mağlubiyetlerini muhtemelen Magic’ten alacaktır. Lewis’e eşleşmelerini olmaması, James ve Mo-Will dışında penetreciye sahip olmamaları, çok iyi savunma yapıyor olmalarına karşın, hücumda takımca aynı performansı gösterememeleri dezavantajları olacaktır. Ayrıca Cavs’in kafa kafaya giden maçlarda nasıl maç sonu oynadığını da hatırlayacak olursak, psikolojik avantajın Magic’ten yana olacağını söylemek ütopik olmayacaktır. Özetle şunu demiş olalım; Orlando Cavs’e inanılmaz ters gelen bir takım.


TNT, ESPN’de maç önü yorumcuların yaptığı türden bir tur geçme reçetesi vereyim ben de:

  • Lebron’ın arkadaşlarını oynatmasına izin verme (İsterse her maç 40 atsın ama kendi başına oynasın)
  • Set hücumlarını Lewis üzerinden kur (eşleşme sorunlarından faydalan)
  • Tempoyu yavaşlat, kontrolü elinde tut (Çok pas yap, süreyi kullan, fast-break yeme)
  • Maç sonu topu sakın Alston’a verme!

Seri bana en az 6 maça uzayacakmış gibi geliyor, ve hatta 4-2 Magic diyorum hislerime bakarak, mantıksa 4-3 Cavs diyor. Celtics serisinde hislerim kazandı, umarım bu sefer de aynısı olur.

Cavs maçlarında görüşmek üzere!

Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

>Orlando 7.Maçı Farklı Kazandı, Cavs’in Rakibi Oldu

Mayıs 18, 2009, 4:41 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Yazı ilk fırsatta gelecek ama bu mutluluğu ve Hidayet’in muhteşem performansını nasıl anlatacağım bilmiyorum. 13 sene sonra konferans finallerindeyiz!

Orlando 7.Maçı Farklı Kazandı, Cavs’in Rakibi Oldu

Mayıs 18, 2009, 4:41 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Yazı ilk fırsatta gelecek ama bu mutluluğu ve Hidayet’in muhteşem performansını nasıl anlatacağım bilmiyorum. 13 sene sonra konferans finallerindeyiz!

>Boston – Orlando 7. Maçı NTV’de

Mayıs 17, 2009, 10:39 pm | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Haydi Rastgele!

Boston – Orlando 7. Maçı NTV’de

Mayıs 17, 2009, 10:39 pm | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Haydi Rastgele!

>Orlando – Boston 6. Maç Yazısı Yayında

Mayıs 15, 2009, 4:16 pm | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>6. maç yazısını mesainin son yarım saatinde, artık kafanın işe basmadığı şu dakikalarda bitirmiş bulunuyorum. 2 aşağıdaki gönderide yazıyı bulabilirsiniz. Ayrıca NBAKolik anasayfasında da kısa sürede ulaşılabilir hale gelecektir.

7. maç pazarı pazartesiye bağlayan gece saat 03:00’da Boston’da oynanacak. Seyir zevkinin dorukta olacağı, kalp krizi riskli bu maçı bir değişiklik olmazsa NTV yayınlayacak gibi görünmekte. O gece bir terslik olmazsa burada paylaşacağız zaten kanalı. Spor ve sağlık dolu günler…

Orlando – Boston 6. Maç Yazısı Yayında

Mayıs 15, 2009, 4:16 pm | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

6. maç yazısını mesainin son yarım saatinde, artık kafanın işe basmadığı şu dakikalarda bitirmiş bulunuyorum. 2 aşağıdaki gönderide yazıyı bulabilirsiniz. Ayrıca NBAKolik anasayfasında da kısa sürede ulaşılabilir hale gelecektir.

7. maç pazarı pazartesiye bağlayan gece saat 03:00’da Boston’da oynanacak. Seyir zevkinin dorukta olacağı, kalp krizi riskli bu maçı bir değişiklik olmazsa NTV yayınlayacak gibi görünmekte. O gece bir terslik olmazsa burada paylaşacağız zaten kanalı. Spor ve sağlık dolu günler…

Boston’da Görüşürüz! Savunmanın Zaferi…

Mayıs 15, 2009, 3:50 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

6.maç Celtics’in final biletiydi. Deplasmanda da olsalar psikolojik avantajı ellerinde tutuyorlar ve baskı altındaki rakiplerine karşı maça önde başlıyorlardı adeta. Panik yapması, baskının altında ezilmesi beklenen taraf ise Orlando Magic cephesi idi. Bahis şirketleri maçtan bir sayı patlaması ve şuursuzca hücum beklediklerinden olsa gerek 191 sayı üzerini açmışlardı. Ama konu konferans finaline yükselmek ve var olup olmama olunca söz edilmesi gereken hücum değil savunmadır her zaman. Van Gundy’nin usanmadan söylediği gibi “It’s all about the defence!”



Boston tarafının aceleci olmadan, süreyi kullanarak, tempoyu eline almaya çalışarak oynamasını bekliyordum maçtan önce. Uzun süren isabetli hücumlar Magic tarafında telaş yaratabilirdi, üstelik fast break yeme ihtimali de ortadan kalkardı. Kalktı da. Boston Celtics 3 çeyrek boyunca istikrarlı şekilde yavaş hücum etti. İlk 3 çeyrekte rakibe sadece ve sadece 2 fast break sayısı izni verdiler. Rivers yine çok önemli bir tespit yapmış ve oyunu kilitlemişti. Magic çıkar yol olarak maç başında Howard’ı kullandı. Bir ara onu durdurunca Boston, bu sefer Lewis’i denediler, Lews’in çaresi gelince Pietrus ve Alston yarım yamalak bir şeyler üretmeye çalıştı, Hidayet ise tam anlamıyla rakip sahada kayıpları oynuyordu, Redick ve Lee’yi öylesine konsantre savundular ki çocuklar potaya bile bakamadı doğru düzgün, bir türlü öne fırlayamadı Orlando Magic, hep geriden geldiler, gelmek zorunda kaldılar. Boston zaten maçı koparmaya da çalışmıyordu, Magic’i yavaş yavaş uyutarak, uyuşturarak, iyi de savunma yaparak sessizce maçı alıp gideceklerdi. Magic’in her çözümüne bir çare ürettiler.



Hücumda sıkıntı yaşayan Magic için maç kazanmanın yolu savunmadan geçti. Van Gundy maç boyu maçı bize savunma kazandıracak diye bağırdı, haklıydı da. Özellikle Pierce üzerinde son çeyreğe kadar başta Hidayet olmak üzere, switclerde onu alan Lewis ve Pietrus da çok önemli ve sert savunma yaptılar. Faul problemine girdiği maç haricindeki maçlarda takımını taşıyan Pierce’tan eser yoktu, sadece son çeyrekte 1,5 dakikada soktuğu 3 şut vardı ki, sonra yine eridi gitti sert savunmada. Allen tıpkı 5. maçtaki gibi yalnızca bedenen oradaydı, Lee ve şaşılacak derecede Redick çok iyi savundular onu ama bu kadar boş atış yakalamışken 7’de 0 üçlük atmak, şu çok önemli maçta hep konsantre olamamış gözükmek yakışmadı ona. Ve Rondo… İçeri girmemesi için her türlü savunma stratejisini kullandı Magic oyuncuları, hep dışarıda, hep uzakta tuttular onu, yine devamlı el kaldırarak savundular. Fakat bu sefer bir sürprizi vardı Rondo’nun 2 üçlük gönderdi üst üste. Bu andan sonra dış şutunu riske etmemek için yakından savunulunca, bu sefer penetreleri ve asistleri geldi. İşte böyle dakikalarda Rondo’nun sürüklediği Boston 3. periyotta bir ara farkı 10 sayıya kadar açmayı başardı.



Çift haneli sayılarla öndeyseniz hastalanmamaya dikkat etmeniz gerekir, çünkü farklı önde olmak rehavet denilen virüsün vücudunuza girip işinizi bitirmesi için en uygun ortamdır. Aynı Orlando’nun geçen maçı 14 sayıdan son çeyrekte vermesi gibi, Boston’da hasta oldu. İşin ilginci bu hastalığın ilacı da yok, kapıldın mı gidiyorsun. Fark 10 sayı olduğu anda aldığı molada Van Gundy “Kendi oyununuzu oynayın, kendiniz olun!” diyordu oyuncularına. Gerçekten o andan sonra Magic biranda kabuğunu kırıp hayata merhaba diyen ve suya doğru koşan timsah yavruları gibi saldırdı Celtics’in üzerine. Son çeyrekte sadece 13 sayıya izin verdiler ki bunun 6sı Pierce’ın 1,5 dakikalık Süpermenliği sırasında geldi. Bu seriden sonra son 4:50’ye 73-72 geride girip kalan sürede sadece ve sadece 2 sayıya izin verip 11 sayı ürettiler. Celtics ilk kez yaşadı bu seride bu şoku, maçı aldım derken verdiler. Geçen maçın son 5 dakikasında sayı üretemeyen taraf Magic iken bu sefer keser döndü, hesap karıştı. Rivers panik molalarıyla dağılan takımını toparlamaya çalışsa da virüs kalbe kadar ulaşmış, dolaşım sistemiyle tüm vücuda yayılmıştı. Yoğun bakımdan çıkan hasta, kapı önündeki hasmına gülerek bakıyordu, sıra sende…



Basketbol adına savunmalar dışında hiçbir güzellik yoktu maçta. Hatalı hakem kararlarından, oynanamayan setlere, birbirine kabaran adamlardan, girmeyen boş şutlara tüm olumsuzluklar Amway Arena’da bir araya toplanmıştı. Ancak sert, hareketli ve akıllı savunmalar maça damgasını vurdu. Celtics’e 19 top kaybı yaptırmak herkesin harcı değil, Magic bunu başardı sadece 9 top kaybında kalırken. Celtics üçlükleri ve pick-n-rolleri iyi savundu, Magic kattan çıkan adamları neredeyse hiç kaçırmadı. Arada kaçırılan tek adam Allen zaten dün gece orada bile değildi. Birebirlerin, zorlama ve süre dolarken atılan şutların hakim olduğu, bunların oyunun kalitesini olmasa da heyecanı körüklediği bir 48 dakikaydı.



Bu seride uzatma hariç her türlü skora ve maç sonuna şahit olduk, 4 maçta kilidi son çeyrekler çözdü. Son maç enfes olacak, her iki takıma da sucu çocuklara kadar sonsuz teşekkürler. Basketbolu çok seviyorum!



Gecenin sözü de Hubie Brown’dan gelsin:



“Bütün maç iğrenç şut kullandı, bugün hücumla uzaktan yakından alakası yoktu, ama Boston’u bitiren şutu sokarak kim olduğunu gösterdi. Hedo çok özel bir oyuncu.”



Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

>Boston’da Görüşürüz! Savunmanın Zaferi…

Mayıs 15, 2009, 3:50 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

6.maç Celtics’in final biletiydi. Deplasmanda da olsalar psikolojik avantajı ellerinde tutuyorlar ve baskı altındaki rakiplerine karşı maça önde başlıyorlardı adeta. Panik yapması, baskının altında ezilmesi beklenen taraf ise Orlando Magic cephesi idi. Bahis şirketleri maçtan bir sayı patlaması ve şuursuzca hücum beklediklerinden olsa gerek 191 sayı üzerini açmışlardı. Ama konu konferans finaline yükselmek ve var olup olmama olunca söz edilmesi gereken hücum değil savunmadır her zaman. Van Gundy’nin usanmadan söylediği gibi “It’s all about the defence!”



Boston tarafının aceleci olmadan, süreyi kullanarak, tempoyu eline almaya çalışarak oynamasını bekliyordum maçtan önce. Uzun süren isabetli hücumlar Magic tarafında telaş yaratabilirdi, üstelik fast break yeme ihtimali de ortadan kalkardı. Kalktı da. Boston Celtics 3 çeyrek boyunca istikrarlı şekilde yavaş hücum etti. İlk 3 çeyrekte rakibe sadece ve sadece 2 fast break sayısı izni verdiler. Rivers yine çok önemli bir tespit yapmış ve oyunu kilitlemişti. Magic çıkar yol olarak maç başında Howard’ı kullandı. Bir ara onu durdurunca Boston, bu sefer Lewis’i denediler, Lews’in çaresi gelince Pietrus ve Alston yarım yamalak bir şeyler üretmeye çalıştı, Hidayet ise tam anlamıyla rakip sahada kayıpları oynuyordu, Redick ve Lee’yi öylesine konsantre savundular ki çocuklar potaya bile bakamadı doğru düzgün, bir türlü öne fırlayamadı Orlando Magic, hep geriden geldiler, gelmek zorunda kaldılar. Boston zaten maçı koparmaya da çalışmıyordu, Magic’i yavaş yavaş uyutarak, uyuşturarak, iyi de savunma yaparak sessizce maçı alıp gideceklerdi. Magic’in her çözümüne bir çare ürettiler.



Hücumda sıkıntı yaşayan Magic için maç kazanmanın yolu savunmadan geçti. Van Gundy maç boyu maçı bize savunma kazandıracak diye bağırdı, haklıydı da. Özellikle Pierce üzerinde son çeyreğe kadar başta Hidayet olmak üzere, switclerde onu alan Lewis ve Pietrus da çok önemli ve sert savunma yaptılar. Faul problemine girdiği maç haricindeki maçlarda takımını taşıyan Pierce’tan eser yoktu, sadece son çeyrekte 1,5 dakikada soktuğu 3 şut vardı ki, sonra yine eridi gitti sert savunmada. Allen tıpkı 5. maçtaki gibi yalnızca bedenen oradaydı, Lee ve şaşılacak derecede Redick çok iyi savundular onu ama bu kadar boş atış yakalamışken 7’de 0 üçlük atmak, şu çok önemli maçta hep konsantre olamamış gözükmek yakışmadı ona. Ve Rondo… İçeri girmemesi için her türlü savunma stratejisini kullandı Magic oyuncuları, hep dışarıda, hep uzakta tuttular onu, yine devamlı el kaldırarak savundular. Fakat bu sefer bir sürprizi vardı Rondo’nun 2 üçlük gönderdi üst üste. Bu andan sonra dış şutunu riske etmemek için yakından savunulunca, bu sefer penetreleri ve asistleri geldi. İşte böyle dakikalarda Rondo’nun sürüklediği Boston 3. periyotta bir ara farkı 10 sayıya kadar açmayı başardı.



Çift haneli sayılarla öndeyseniz hastalanmamaya dikkat etmeniz gerekir, çünkü farklı önde olmak rehavet denilen virüsün vücudunuza girip işinizi bitirmesi için en uygun ortamdır. Aynı Orlando’nun geçen maçı 14 sayıdan son çeyrekte vermesi gibi, Boston’da hasta oldu. İşin ilginci bu hastalığın ilacı da yok, kapıldın mı gidiyorsun. Fark 10 sayı olduğu anda aldığı molada Van Gundy “Kendi oyununuzu oynayın, kendiniz olun!” diyordu oyuncularına. Gerçekten o andan sonra Magic biranda kabuğunu kırıp hayata merhaba diyen ve suya doğru koşan timsah yavruları gibi saldırdı Celtics’in üzerine. Son çeyrekte sadece 13 sayıya izin verdiler ki bunun 6sı Pierce’ın 1,5 dakikalık Süpermenliği sırasında geldi. Bu seriden sonra son 4:50’ye 73-72 geride girip kalan sürede sadece ve sadece 2 sayıya izin verip 11 sayı ürettiler. Celtics ilk kez yaşadı bu seride bu şoku, maçı aldım derken verdiler. Geçen maçın son 5 dakikasında sayı üretemeyen taraf Magic iken bu sefer keser döndü, hesap karıştı. Rivers panik molalarıyla dağılan takımını toparlamaya çalışsa da virüs kalbe kadar ulaşmış, dolaşım sistemiyle tüm vücuda yayılmıştı. Yoğun bakımdan çıkan hasta, kapı önündeki hasmına gülerek bakıyordu, sıra sende…



Basketbol adına savunmalar dışında hiçbir güzellik yoktu maçta. Hatalı hakem kararlarından, oynanamayan setlere, birbirine kabaran adamlardan, girmeyen boş şutlara tüm olumsuzluklar Amway Arena’da bir araya toplanmıştı. Ancak sert, hareketli ve akıllı savunmalar maça damgasını vurdu. Celtics’e 19 top kaybı yaptırmak herkesin harcı değil, Magic bunu başardı sadece 9 top kaybında kalırken. Celtics üçlükleri ve pick-n-rolleri iyi savundu, Magic kattan çıkan adamları neredeyse hiç kaçırmadı. Arada kaçırılan tek adam Allen zaten dün gece orada bile değildi. Birebirlerin, zorlama ve süre dolarken atılan şutların hakim olduğu, bunların oyunun kalitesini olmasa da heyecanı körüklediği bir 48 dakikaydı.



Bu seride uzatma hariç her türlü skora ve maç sonuna şahit olduk, 4 maçta kilidi son çeyrekler çözdü. Son maç enfes olacak, her iki takıma da sucu çocuklara kadar sonsuz teşekkürler. Basketbolu çok seviyorum!



Gecenin sözü de Hubie Brown’dan gelsin:



“Bütün maç iğrenç şut kullandı, bugün hücumla uzaktan yakından alakası yoktu, ama Boston’u bitiren şutu sokarak kim olduğunu gösterdi. Hedo çok özel bir oyuncu.”



Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

Orlando – Boston 6. Maç Canlı Yayın

Mayıs 15, 2009, 12:54 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Kalitesi gayet iyi, iyi seyirler…

http://www.atdhe.net/7085/watch-boston-vs-orlando

http://www.atdhe.net/7000/watch-boston-vs-orlando

>Orlando – Boston 6. Maç Canlı Yayın

Mayıs 15, 2009, 12:54 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Kalitesi gayet iyi, iyi seyirler…

http://www.atdhe.net/7085/watch-boston-vs-orlando

http://www.atdhe.net/7000/watch-boston-vs-orlando

>Fılaşbakınlan 5. Maça Dönelim!

Mayıs 15, 2009, 12:12 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Son şuta kurban verilen 4. Maç sonrası bu maça moralman çökmüş olarak çıkması beklenen Magic tam aksine, savunmaya konsantre ve sabırla hücum eder bir şekilde başladı. İlk çeyrekte özellikle Ray Allen ve Rajon Rondo üzerinde önemli baskı kurdular. Boston çareyi 4. Maçı alan Davis’in orta mesafe şutlarında ve Pierce’ın kişisel becerisinde aradı. Bu sırada Magic takım halinde yavaş yavaş hücum ediyor ve rolleri dengeli dağıtıyordu. Yedek kadroların devreye girdiği 2. Çeyrekte Boston’u House ve sürpriz şekilde Scalabrine oyunda tutmayı başardı. Magic’te yine işler yolunda gidiyor ve az sayı yiyen takım dengeli hücum ve skor dağılımıyla hiç de deplasmanda oynuyor havasına girmeden alttan alttan Boston’un içini oyuyordu. Rivers özellikle şut sokamayan ve ortalıkta gözükmeyen Allen üzerinden oynayıp onu devreye sokmaya çalışsa da, Ray Allen bir türlü maça adapte olamadı, sanki maça ruhen daha gelememiş gibiydi.

3. çeyrekte tam anlamıyla bir kontrol oyunu oynadı Magic. Boston kafasını kaldırdıkça bastırdılar, adım atmaya çalıştıkça ayağına bastılar. Hatta bir ara 4 dakika kadar sayı attırmadılar rakiplerine. Dengede ustalıkla tutulan bir oyun zamanında alınan molalar, harika bir savunma. Stan Van Gundy herhalde bu kadar iyi bir oyun beklemiyordu maçtan önce, yine de her molada “savunma” dedi, savunursak kazanırız. İyi savunan Magic atamayınca, sokamayınca dengesi bozulan Celtic’e karşı çok kolay hücum etmeye başladı. Rondo’nun hücum ritmini öylesine bozdu ki Alston sonunda çıkardı onu Rivers, hem de uzun süre kenarda oturttu. Kendi adıma Marbury girince rahatladım. Nasıl rahatlamam ki kendi kendine hücum etmeye başladı, her pozisyonda şut atmaya başladı. 2 tane sokmuş olsa da Johnson’ın müthiş alley-opp pasını Pietrus bitirirken fark tam 14 sayı olmuştu, kalan süre 8:45’ti. Bundan sonra yapılacak tek şey savunma konsantrasyonunu kaybetmeden, sakin hücumlarla süreyi eritmekti. Bu sefer bu farkın korunacağına ve benzer bir hataya düşülmeyeceğine inancım tamdı!

Son düdük çalıp skor tabelasındaki süre 00:00’ı gösterdiğinde ağzım bir karış açık, kenarından neredeyse salya akar vaziyette, donuk, kaskatı kesilmiş bir halde ekrana bakıyordum. Maçın bitimine 5:40 kala Hidayet’in basketiyle 10 sayı olan farktan sonra tam 5:36 tek bir sayı bulamamıştı Magic. Bu esnada kafasına göre hücum eden Marbury tam 12 sayıya, ilk çeyrekte takımını sırtladıktan sonra kaybolan Davis de 10 sayıya imza koymuştu. Allen ve Pierce yan rollerde boş kalan delikleri kapamışlardı. O 5:36’lık sürede Van Gundy bu seride maç sonu oynayamayan ama bu maçı fena götürmemiş Alston’ı Johnson’a tercih etmişti. Maça 10’da 7 ile başlayan Lewis sonra 6’da 1 atmış, son çeyrekte hiç şut sokamamış, takım neredeyse Howard’ı hiç kullanmamıştı. Feci şekilde süreyi bitirmeye odaklanmış ama bir türlü nasıl hücum edeceğini hatırlayamayan bir takım vardı sahada. Bunun nedeni olarak Boston’un savaşan ve oyundan kopmayan yapısını 1 numarada saymak şarttır ancak, bütün sezon boyu yaşanan büyük farklardan rehavete girerek maç verme hastalığını da hemen 2 numaraya koymak gerekir. Boston’un iyi oyununa eklenen hastalık 6. Maça Boston’un favori ve daha moralli olarak çıkmasını sağlayan etmen olmuştur. Ne kadar uğraşsa da kalp masajıyla, suni teneffüsle Van Gundy, hasta şimdilik ölmese de komaya girmiştir.

6. maç bu hastanın komadan çıkması için son şansı. Ya çıkıp 48 dakikayı aynı disiplin ve ruh haliyle oynayacaklar ya da 15 Mayıs’ta cuma namazına müteakip Orlando Merkez Camiinden kalkacak cenaze sonrası helvalarımızı yiyeceğiz.

Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

Fılaşbakınlan 5. Maça Dönelim!

Mayıs 15, 2009, 12:12 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Son şuta kurban verilen 4. Maç sonrası bu maça moralman çökmüş olarak çıkması beklenen Magic tam aksine, savunmaya konsantre ve sabırla hücum eder bir şekilde başladı. İlk çeyrekte özellikle Ray Allen ve Rajon Rondo üzerinde önemli baskı kurdular. Boston çareyi 4. Maçı alan Davis’in orta mesafe şutlarında ve Pierce’ın kişisel becerisinde aradı. Bu sırada Magic takım halinde yavaş yavaş hücum ediyor ve rolleri dengeli dağıtıyordu. Yedek kadroların devreye girdiği 2. Çeyrekte Boston’u House ve sürpriz şekilde Scalabrine oyunda tutmayı başardı. Magic’te yine işler yolunda gidiyor ve az sayı yiyen takım dengeli hücum ve skor dağılımıyla hiç de deplasmanda oynuyor havasına girmeden alttan alttan Boston’un içini oyuyordu. Rivers özellikle şut sokamayan ve ortalıkta gözükmeyen Allen üzerinden oynayıp onu devreye sokmaya çalışsa da, Ray Allen bir türlü maça adapte olamadı, sanki maça ruhen daha gelememiş gibiydi.

3. çeyrekte tam anlamıyla bir kontrol oyunu oynadı Magic. Boston kafasını kaldırdıkça bastırdılar, adım atmaya çalıştıkça ayağına bastılar. Hatta bir ara 4 dakika kadar sayı attırmadılar rakiplerine. Dengede ustalıkla tutulan bir oyun zamanında alınan molalar, harika bir savunma. Stan Van Gundy herhalde bu kadar iyi bir oyun beklemiyordu maçtan önce, yine de her molada “savunma” dedi, savunursak kazanırız. İyi savunan Magic atamayınca, sokamayınca dengesi bozulan Celtic’e karşı çok kolay hücum etmeye başladı. Rondo’nun hücum ritmini öylesine bozdu ki Alston sonunda çıkardı onu Rivers, hem de uzun süre kenarda oturttu. Kendi adıma Marbury girince rahatladım. Nasıl rahatlamam ki kendi kendine hücum etmeye başladı, her pozisyonda şut atmaya başladı. 2 tane sokmuş olsa da Johnson’ın müthiş alley-opp pasını Pietrus bitirirken fark tam 14 sayı olmuştu, kalan süre 8:45’ti. Bundan sonra yapılacak tek şey savunma konsantrasyonunu kaybetmeden, sakin hücumlarla süreyi eritmekti. Bu sefer bu farkın korunacağına ve benzer bir hataya düşülmeyeceğine inancım tamdı!

Son düdük çalıp skor tabelasındaki süre 00:00’ı gösterdiğinde ağzım bir karış açık, kenarından neredeyse salya akar vaziyette, donuk, kaskatı kesilmiş bir halde ekrana bakıyordum. Maçın bitimine 5:40 kala Hidayet’in basketiyle 10 sayı olan farktan sonra tam 5:36 tek bir sayı bulamamıştı Magic. Bu esnada kafasına göre hücum eden Marbury tam 12 sayıya, ilk çeyrekte takımını sırtladıktan sonra kaybolan Davis de 10 sayıya imza koymuştu. Allen ve Pierce yan rollerde boş kalan delikleri kapamışlardı. O 5:36’lık sürede Van Gundy bu seride maç sonu oynayamayan ama bu maçı fena götürmemiş Alston’ı Johnson’a tercih etmişti. Maça 10’da 7 ile başlayan Lewis sonra 6’da 1 atmış, son çeyrekte hiç şut sokamamış, takım neredeyse Howard’ı hiç kullanmamıştı. Feci şekilde süreyi bitirmeye odaklanmış ama bir türlü nasıl hücum edeceğini hatırlayamayan bir takım vardı sahada. Bunun nedeni olarak Boston’un savaşan ve oyundan kopmayan yapısını 1 numarada saymak şarttır ancak, bütün sezon boyu yaşanan büyük farklardan rehavete girerek maç verme hastalığını da hemen 2 numaraya koymak gerekir. Boston’un iyi oyununa eklenen hastalık 6. Maça Boston’un favori ve daha moralli olarak çıkmasını sağlayan etmen olmuştur. Ne kadar uğraşsa da kalp masajıyla, suni teneffüsle Van Gundy, hasta şimdilik ölmese de komaya girmiştir.

6. maç bu hastanın komadan çıkması için son şansı. Ya çıkıp 48 dakikayı aynı disiplin ve ruh haliyle oynayacaklar ya da 15 Mayıs’ta cuma namazına müteakip Orlando Merkez Camiinden kalkacak cenaze sonrası helvalarımızı yiyeceğiz.

Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

Boston – Orlando 6. Maçı Hiçbiryerde!

Mayıs 14, 2009, 3:37 pm | Boston Celtics, Hayat, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Sevgili basketbolsever arkadaşlarım, Boston – Orlando Doğu Konferansı yarı final serisi 6. maçı bu gece saat 02:00’da maalesef herhangi bir kanaldan yayınlanmayacak, en azından şu ana kadar farklı bir bilgiye ulaşamadık. Maçı internetten izlemek isteyenler olursa bulabildiğim canlı yayın linklerini burada sizlerle paylaşmaya çalışacağım bilginiz olsun. Bazen linkleri yakalama işi çok sıkıntılı olabiliyor ve maç başladıktan yarım saat 45 dakikaya kadar verimli bir link yakalayamayabiliyoruz. Video paylaşım programları ile seyretmek de çok gecikmeli olduğundan tat vermiyor, o nedenle sabredersek 5. maçta olduğu gibi yine bir hi-def yayın yakalarız belki.

Bu arada 5. maç yazısına başlamış olsam da maalesef aşırı telaş ve iş yoğunluğundan bitiremedim, zaman ayırıp okuyanlar ve yazıyı bekleyenler kusura bakmasınlar, keza çok kızdım kendime, planlar yürümedi. Artık 5. ve 6. maç kombin olacak, umarım 7. maç yazısını da yazabiliriz.

>Boston – Orlando 6. Maçı Hiçbiryerde!

Mayıs 14, 2009, 3:37 pm | Boston Celtics, Hayat, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Sevgili basketbolsever arkadaşlarım, Boston – Orlando Doğu Konferansı yarı final serisi 6. maçı bu gece saat 02:00’da maalesef herhangi bir kanaldan yayınlanmayacak, en azından şu ana kadar farklı bir bilgiye ulaşamadık. Maçı internetten izlemek isteyenler olursa bulabildiğim canlı yayın linklerini burada sizlerle paylaşmaya çalışacağım bilginiz olsun. Bazen linkleri yakalama işi çok sıkıntılı olabiliyor ve maç başladıktan yarım saat 45 dakikaya kadar verimli bir link yakalayamayabiliyoruz. Video paylaşım programları ile seyretmek de çok gecikmeli olduğundan tat vermiyor, o nedenle sabredersek 5. maçta olduğu gibi yine bir hi-def yayın yakalarız belki.

Bu arada 5. maç yazısına başlamış olsam da maalesef aşırı telaş ve iş yoğunluğundan bitiremedim, zaman ayırıp okuyanlar ve yazıyı bekleyenler kusura bakmasınlar, keza çok kızdım kendime, planlar yürümedi. Artık 5. ve 6. maç kombin olacak, umarım 7. maç yazısını da yazabiliriz.

Orlando Yine İntihar Etti

Mayıs 13, 2009, 4:39 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Farkı 14 sayıya kadar çıkarıp son çeyrekte yine verdi maçı Orlando Magic. Marbury’nin “ben yaşıyorum”, Davis’in “ben bir tesadüf değilim dediği maçta”, Howard “ben evde yokum” havasındaydı. Geri kalanlar son çeyreğe kadar süper top oynayıp farkı yakalayınca yine ceketlerini asıp, uçurumdan atladılar. Van Gundy 4 kere suni teneffüs yaptı ama ciğeri yetmedi. Seri 7. maça kalacak gibi. Bugün aşırı yoğun olduğum için yazı gecikebilir, ilk fırsatta yazacağım.

>Orlando Yine İntihar Etti

Mayıs 13, 2009, 4:39 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Farkı 14 sayıya kadar çıkarıp son çeyrekte yine verdi maçı Orlando Magic. Marbury’nin “ben yaşıyorum”, Davis’in “ben bir tesadüf değilim dediği maçta”, Howard “ben evde yokum” havasındaydı. Geri kalanlar son çeyreğe kadar süper top oynayıp farkı yakalayınca yine ceketlerini asıp, uçurumdan atladılar. Van Gundy 4 kere suni teneffüs yaptı ama ciğeri yetmedi. Seri 7. maça kalacak gibi. Bugün aşırı yoğun olduğum için yazı gecikebilir, ilk fırsatta yazacağım.

Orlando @ Boston

Mayıs 13, 2009, 3:14 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

http://www.justin.tv/sonny_chiba

yayın kalitesi muazzam

>Orlando @ Boston

Mayıs 13, 2009, 3:14 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>http://www.justin.tv/sonny_chiba

yayın kalitesi muazzam

>Boston – Orlando 5. Maçı NBA TV’de

Mayıs 12, 2009, 9:07 pm | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Aslında bir Digiturk abonesi olarak normal şartlar altında bu maçı NBA TV’den kanepede yayılarak seyretmem gerekirken, evin ön duvarında asılı olan digi-çanaksal-anten-zıpçıktısını duvarda tutan çelik dübel koptuğu ve polarizasyon bozulduğundan görüntü alamamam üzerine, yaklaşık yarım saat önce, anteni tekrar eski haline getirmeye çalışırken, yatsı ezanı paralelinde, dinden çıkma tehlikesi ile karşı karşıya kalarak ve çağlayarak, anteni acı ve nefret dolu kuvvetimle çelik dübellerini de kırarak duvardan söktüğüm için ben de NBA TV’den izleyememe durumunda kalmış bulunuyorum. O nedenle sabahın 3’ü gibi bir saatte, hala bilgisayar karşısında olacak kadar basketbol hastası arkadaşlarıma sesleniyor, sizler de benim kadar kafayı Boston’la Orlando’yla bozmuşsanız o saatlerde buralarda olun, internetten yayın linkini sizlerle paylaşalım diyor, o saate kadar eşimle yazlık-kışlık kıyafet tertibi faaliyetine katılmaya gidiyorum, beni aramayın, sormayın.

Arayanlar için canlı yayın linki:

http://www.justin.tv/sonny_chiba

Boston – Orlando 5. Maçı NBA TV’de

Mayıs 12, 2009, 9:07 pm | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

Aslında bir Digiturk abonesi olarak normal şartlar altında bu maçı NBA TV’den kanepede yayılarak seyretmem gerekirken, evin ön duvarında asılı olan digi-çanaksal-anten-zıpçıktısını duvarda tutan çelik dübel koptuğu ve polarizasyon bozulduğundan görüntü alamamam üzerine, yaklaşık yarım saat önce, anteni tekrar eski haline getirmeye çalışırken, yatsı ezanı paralelinde, dinden çıkma tehlikesi ile karşı karşıya kalarak ve çağlayarak, anteni acı ve nefret dolu kuvvetimle çelik dübellerini de kırarak duvardan söktüğüm için ben de NBA TV’den izleyememe durumunda kalmış bulunuyorum. O nedenle sabahın 3’ü gibi bir saatte, hala bilgisayar karşısında olacak kadar basketbol hastası arkadaşlarıma sesleniyor, sizler de benim kadar kafayı Boston’la Orlando’yla bozmuşsanız o saatlerde buralarda olun, internetten yayın linkini sizlerle paylaşalım diyor, o saate kadar eşimle yazlık-kışlık kıyafet tertibi faaliyetine katılmaya gidiyorum, beni aramayın, sormayın.

Arayanlar için canlı yayın linki:

http://www.justin.tv/sonny_chiba

>Son Şut Kurbanları

Mayıs 11, 2009, 10:42 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>1 basket çok şeyi değiştirebilir. 1 maç kazandırır, 1 seriyi aldırır, 1 şampiyonluğa götürür. Dün geceki maçın sn saniyesinde Glen Davis’in ellerinden çıkan o şut basket olunca Boston-Orlando serisinin tüm seyri değişti. O şut girmese seri 3-1’e gelecek ve muhtemelen 7. maça uzamadan bitecekti. Belki de Hidayet’in şanssızlığıdır bu, izleyenler bilirler Divac’ın tokatlayıp Horry’nin üçlükle bitirdiği pozisyonu. O basket seriyi 3-1 olacakken, Lakers’a getirip Kings’in onlarca yıllık şampiyonluk özlemini gidermeye en çok yaklaştığı noktadan uçuruma yuvarlandığı noktaydı. Hidayet için belki de bir dejavu, Orlando için özgüvene önemli bir darbe.

Orlando Magic şu ana kadar play-offta oynadığı 10 maçın 4’ünü kaybetti. Bu 4 maçın 3’ü ise, dün gecekiyle birlikte, son saniye basketleriyle kaydı ellerden. 1 maçı Hidayet’in savunduğu Iguodala alırken, 1 maçı Lewis’in adamı Young koparmıştı. Son darbeyi vuran yine Lewis’in adamı Glen Davis oldu. Maç sonu röportajında “Oradaydım ve bekliyordum, şutu atmak için hazırdım. Her gün çalışıyorum, çok çalışıyorum, kazanmak için her şeyi yaparım, şutu sokacağımı da biliyordum.” diyen Davis’in inanmışlığı hepimizi çok etkiledi. Kendi adıma helal olsun demek istiyorum. Geçen sene Garnett tarafından dövmekten beter edilen, aşağılanan, ağlatılan bu adam bugün takımını ipten alabiliyorsa her türlü övgüyü hak ediyordur.

4. maç son dakikasına kadar dengede gitti. Maçın başında Orlando, sonunda Boston biraz palazlansa da dengeyi bozamadılar. Orlando yine Rondo’nun şutunu riske etti, Allen ve Pierce’a baskılı savunma yaptı. Pierce bu sefer daha agresif ve akılcı oynadı ilk yarı boyunca ve bu seride ilk kez Hidayet’e karşı bariz üstünlük kurmayı başardı. Ancak onu durduran yine Hidayet’in zekası oldu. Hidayet’in her penetresinde her kaçışında ona yetişemeyip faulleri alınca ikinci devre son derece verimsiz oynadı. Allen devamlı değişen savunmacıları nedeniyle çok yoruldu kaçmaya çalışırken. Perde sonrası adam değişmelerde son derece başarılıydı Orlando savunması, pek fazla mis-match denilen eşleşme sorunu yaşamadılar. Boston tarafı ise savunmada yine Howard ve Lewis’e pek çözüm üretemezken Hidayet’i yakın alıp, top aldığında ilk adımına yardıma adam çıkartıp tıpkı Sixers serisinde DiLeo’nun yaptırdığı gibi bozdular. Redick’i top aldığında sert savundular, belki onlar da beklemiyorlardı ama Redick’in pas atabildiğini görünce biraz dengeleri bozulsa da faul problemine girerek Redick yine kendi kendini yaktı. Lee maç sonu enerji kattı Magic’e ama kaçırdığı 2 boş şutla maçın son saniyelere kalmasına neden olanlardan biri oldu. Rondo’yu Alston oyunda olduğu sürece iyi savundu, kolay pas atmasına izin vermedi ama aynı yetkinliği hücumda gösteremedi. Belki biraz daha isabetli oynasa maçı kazanan taraf Orlando olacaktı. Maç sonunda hem Boston hem de Orlandolu oyuncular bir çok atıştan faydalanamayınca düğümü çözmek son saniyeye kaldı. Glen Davis ise kötü oynadığı 3. maç sonrasında şüphesiz bu maçın “X” faktörü, İskender’i oldu. Maç boyu kaçırdığı 5 serbest atış ile takımını sıkıntıya sokan genç forvet, son şutta Magic savunmasının ona saygı göstermemesini feci fatura etti.

Skor 94-93 ve maçın bitimine yaklaşık 10 saniye var. Maçı izlerken kendi adıma mola alan Boston’da Rivers’ın Pierce üzerinden bir hızlı hücum çizeceğini, basket bulamazlarsa kalan sürede bir kez daha hücum edip beraberliği yakalamak için faul yapacaklarını düşünmüştüm. Ama tıpkı 2. maçta olduğu gibi Koç Rivers bir kez daha ne kadar kaliteli bir isim olduğunu göstererek beni de Orlando Magic’i de şaşırttı. Süreyi sonuna kadar kullandılar, son topu Pierce’a verdiler, şuta kalkan Pierce’ı Howard çok iyi kapadı, Lewis de ona yardıma koşuyordu, ben tamam bitti bu iş derken Pierce topu Davis’e indirdi ki, asıl o an Orlando’nun işi bitti. Rivers’ın bu seti çizdiğini, Davis’in ihmal edileceğini düşündüğünü maç sonu öğrendik. Herkes Pierce ya da Allen derken, O müthiş bir maç geçiren Davis’e verdi bütün sorumluluğu. Kaçırsa “İyi savunma yaptı Magic, Davis üzerinden oynamaya mecbur kaldık, O da elinden geleni yaptı” diyerek savunacaktı oyuncusunu belki de. Ama “Glen beni kendimden geçirdi, işi bitirdi!” diyerek ne kadar mutlu olduğunu anlattı maç sonunda.

Stan Van Gundy maç sonu demecinde “Oyuncularım tamamen benim istediğim savunmayı yaptılar son topta. Yanlış yapan biri varsa o da benim.” dedi. Oyuncularını savunması ve tüm sorumluluğu üzerine alması onun karakterinin ansıması tıpkı maç öncesi son antrenmanda taktik tahtasına yazdığı şu cümle gibi: Sixers 3. maç sonunda 2-1 öndeydi, seriyi 4-2 biz kazandık. Bugün biz 2-1 öndeyiz, benzer bir şeye izin verecek miyiz?

Bu seri koçların kapışması şeklinde geçiyor, her maç ayrı bir taktiğe her maçayrı bir stratejiye şahit oluyoruz. Dün Magic’in elinde olan saha avantajı bugün Celtics’in elinde ve hiç kimse 5. maçı kesin Celtics alacak diyemiyor bugün. İşte bu da basketbolun güzelliği. Maç anlatımı ve yorumlarıyla ilgili tek söz söylemedim gördüğünüz üzere, çünkü Kaan Kural yapmıyordu ve basketbolseverler her iki takıma da hakkını veren (yanılmıyorsam) Çolakoğlu ile çok rahattı.

2.maç yazısında söylediğim aşağıdaki sözlerin ne kadar yerinde olduğunu ispatlayan bir cümle ile yazıyı kapatalım. O cümle şuydu:

“Van Gundy mutlaka savunma çözümleri üretecektir Boston’a karşı. Çünkü bir şekilde Orlando Boston’a 90-100 sayı arası yense de yenilse de atacaktır ama yediği sayı serinin gidişatını belli edecektir.”

3. maçta Celtics açılan farkı azaltıyor ve hemen molayı alan Van Gundy oyuncularına bir kaç kez şu cümleyi söylüyor.

“It’s all about the defence!”

Not: Bu yazı NBAKolik için yazılmıştır.

Son Şut Kurbanları

Mayıs 11, 2009, 10:42 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

1 basket çok şeyi değiştirebilir. 1 maç kazandırır, 1 seriyi aldırır, 1 şampiyonluğa götürür. Dün geceki maçın sn saniyesinde Glen Davis’in ellerinden çıkan o şut basket olunca Boston-Orlando serisinin tüm seyri değişti. O şut girmese seri 3-1’e gelecek ve muhtemelen 7. maça uzamadan bitecekti. Belki de Hidayet’in şanssızlığıdır bu, izleyenler bilirler Divac’ın tokatlayıp Horry’nin üçlükle bitirdiği pozisyonu. O basket seriyi 3-1 olacakken, Lakers’a getirip Kings’in onlarca yıllık şampiyonluk özlemini gidermeye en çok yaklaştığı noktadan uçuruma yuvarlandığı noktaydı. Hidayet için belki de bir dejavu, Orlando için özgüvene önemli bir darbe.

Orlando Magic şu ana kadar play-offta oynadığı 10 maçın 4’ünü kaybetti. Bu 4 maçın 3’ü ise, dün gecekiyle birlikte, son saniye basketleriyle kaydı ellerden. 1 maçı Hidayet’in savunduğu Iguodala alırken, 1 maçı Lewis’in adamı Young koparmıştı. Son darbeyi vuran yine Lewis’in adamı Glen Davis oldu. Maç sonu röportajında “Oradaydım ve bekliyordum, şutu atmak için hazırdım. Her gün çalışıyorum, çok çalışıyorum, kazanmak için her şeyi yaparım, şutu sokacağımı da biliyordum.” diyen Davis’in inanmışlığı hepimizi çok etkiledi. Kendi adıma helal olsun demek istiyorum. Geçen sene Garnett tarafından dövmekten beter edilen, aşağılanan, ağlatılan bu adam bugün takımını ipten alabiliyorsa her türlü övgüyü hak ediyordur.

4. maç son dakikasına kadar dengede gitti. Maçın başında Orlando, sonunda Boston biraz palazlansa da dengeyi bozamadılar. Orlando yine Rondo’nun şutunu riske etti, Allen ve Pierce’a baskılı savunma yaptı. Pierce bu sefer daha agresif ve akılcı oynadı ilk yarı boyunca ve bu seride ilk kez Hidayet’e karşı bariz üstünlük kurmayı başardı. Ancak onu durduran yine Hidayet’in zekası oldu. Hidayet’in her penetresinde her kaçışında ona yetişemeyip faulleri alınca ikinci devre son derece verimsiz oynadı. Allen devamlı değişen savunmacıları nedeniyle çok yoruldu kaçmaya çalışırken. Perde sonrası adam değişmelerde son derece başarılıydı Orlando savunması, pek fazla mis-match denilen eşleşme sorunu yaşamadılar. Boston tarafı ise savunmada yine Howard ve Lewis’e pek çözüm üretemezken Hidayet’i yakın alıp, top aldığında ilk adımına yardıma adam çıkartıp tıpkı Sixers serisinde DiLeo’nun yaptırdığı gibi bozdular. Redick’i top aldığında sert savundular, belki onlar da beklemiyorlardı ama Redick’in pas atabildiğini görünce biraz dengeleri bozulsa da faul problemine girerek Redick yine kendi kendini yaktı. Lee maç sonu enerji kattı Magic’e ama kaçırdığı 2 boş şutla maçın son saniyelere kalmasına neden olanlardan biri oldu. Rondo’yu Alston oyunda olduğu sürece iyi savundu, kolay pas atmasına izin vermedi ama aynı yetkinliği hücumda gösteremedi. Belki biraz daha isabetli oynasa maçı kazanan taraf Orlando olacaktı. Maç sonunda hem Boston hem de Orlandolu oyuncular bir çok atıştan faydalanamayınca düğümü çözmek son saniyeye kaldı. Glen Davis ise kötü oynadığı 3. maç sonrasında şüphesiz bu maçın “X” faktörü, İskender’i oldu. Maç boyu kaçırdığı 5 serbest atış ile takımını sıkıntıya sokan genç forvet, son şutta Magic savunmasının ona saygı göstermemesini feci fatura etti.

Skor 94-93 ve maçın bitimine yaklaşık 10 saniye var. Maçı izlerken kendi adıma mola alan Boston’da Rivers’ın Pierce üzerinden bir hızlı hücum çizeceğini, basket bulamazlarsa kalan sürede bir kez daha hücum edip beraberliği yakalamak için faul yapacaklarını düşünmüştüm. Ama tıpkı 2. maçta olduğu gibi Koç Rivers bir kez daha ne kadar kaliteli bir isim olduğunu göstererek beni de Orlando Magic’i de şaşırttı. Süreyi sonuna kadar kullandılar, son topu Pierce’a verdiler, şuta kalkan Pierce’ı Howard çok iyi kapadı, Lewis de ona yardıma koşuyordu, ben tamam bitti bu iş derken Pierce topu Davis’e indirdi ki, asıl o an Orlando’nun işi bitti. Rivers’ın bu seti çizdiğini, Davis’in ihmal edileceğini düşündüğünü maç sonu öğrendik. Herkes Pierce ya da Allen derken, O müthiş bir maç geçiren Davis’e verdi bütün sorumluluğu. Kaçırsa “İyi savunma yaptı Magic, Davis üzerinden oynamaya mecbur kaldık, O da elinden geleni yaptı” diyerek savunacaktı oyuncusunu belki de. Ama “Glen beni kendimden geçirdi, işi bitirdi!” diyerek ne kadar mutlu olduğunu anlattı maç sonunda.

Stan Van Gundy maç sonu demecinde “Oyuncularım tamamen benim istediğim savunmayı yaptılar son topta. Yanlış yapan biri varsa o da benim.” dedi. Oyuncularını savunması ve tüm sorumluluğu üzerine alması onun karakterinin ansıması tıpkı maç öncesi son antrenmanda taktik tahtasına yazdığı şu cümle gibi: Sixers 3. maç sonunda 2-1 öndeydi, seriyi 4-2 biz kazandık. Bugün biz 2-1 öndeyiz, benzer bir şeye izin verecek miyiz?

Bu seri koçların kapışması şeklinde geçiyor, her maç ayrı bir taktiğe her maçayrı bir stratejiye şahit oluyoruz. Dün Magic’in elinde olan saha avantajı bugün Celtics’in elinde ve hiç kimse 5. maçı kesin Celtics alacak diyemiyor bugün. İşte bu da basketbolun güzelliği. Maç anlatımı ve yorumlarıyla ilgili tek söz söylemedim gördüğünüz üzere, çünkü Kaan Kural yapmıyordu ve basketbolseverler her iki takıma da hakkını veren (yanılmıyorsam) Çolakoğlu ile çok rahattı.

2.maç yazısında söylediğim aşağıdaki sözlerin ne kadar yerinde olduğunu ispatlayan bir cümle ile yazıyı kapatalım. O cümle şuydu:

“Van Gundy mutlaka savunma çözümleri üretecektir Boston’a karşı. Çünkü bir şekilde Orlando Boston’a 90-100 sayı arası yense de yenilse de atacaktır ama yediği sayı serinin gidişatını belli edecektir.”

3. maçta Celtics açılan farkı azaltıyor ve hemen molayı alan Van Gundy oyuncularına bir kaç kez şu cümleyi söylüyor.

“It’s all about the defence!”

Not: Bu yazı NBAKolik için yazılmıştır.

Orlando – Boston Internet Yayını

Mayıs 11, 2009, 12:04 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

4. maç internet üzerinden veetle.com web sitesinden izlenebilir. Ancak öncelikle Veetle TV yazılımını yüklemek gerek. 1 Mbit bağlantılar zaman zaman donma yaşayabilirler ancak üzeri bağlantılar çok rahat izleyebilirler.

İşte yayın adresi şurada, yazılım da burada. İyi seyirler ve eğlenceler.

>Orlando – Boston Internet Yayını

Mayıs 11, 2009, 12:04 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>4. maç internet üzerinden veetle.com web sitesinden izlenebilir. Ancak öncelikle Veetle TV yazılımını yüklemek gerek. 1 Mbit bağlantılar zaman zaman donma yaşayabilirler ancak üzeri bağlantılar çok rahat izleyebilirler.

İşte yayın adresi şurada, yazılım da burada. İyi seyirler ve eğlenceler.

Orlando’dan Gözdağı – Gecikmiş 3. Maç Yazısı

Mayıs 10, 2009, 11:51 pm | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

2. maçta Magic’e çok önemli mesajlar vererek Pierce’ı hiç kullanmadan, Eddie House faktörü ile ezici bir galibiyet alan Boston Celtics için 3. maç çok önemliydi. Bu maçı almaları demek serideki saha avantajını yeniden yakalamaları demekti çünkü. Ben kendi adıma maça çok hırslı, hızlı ve baskılı başlayacaklarını düşünmüştüm ama bu sefer beni şaşırtan Magic oyuncuları değil Celtics oyuncuları oldu. 2. maçı alanın sadece Rivers ve House olduğunu ispatlarcasına maçtan çok çabuk kopup bir daha toparlanamadılar.


Diğer 2 maçın aksine daha maçın hemen başında Orlando Magic’in farklı bir top oynayacağı belli olmuştu. Alston’ın cezası nedeniyle olmadığı beşte 1 numara oynayan adam Anthony Johnson’dı. Rondo ile ilk 2 maçtaki eşleşmelerinin çoğunu Rondo kazanmıştı. Maç öncesi görüşlerde de hep AJ’in ezileceği söyleniyordu. Ancak oynadığı süre boyunca Rondo’ya kabus oldu AJ. Marbury ilk kez bu kadar önemli süre aldı Rondo’nun yerinde. AJ’in savunmasının sırrı Alston’ın yaptığı gibi çok yakından almak değildi rakibini. 1 adım daha geriden alarak, diğer arkadaşları asist kanallarını kapattığında Rondo’yu şuta mecbur bıraktı, o bir adımın avantajıyla perdelerden çıkmayı da başardı. Yeşil kadroda belki de en kötü şut atan adam olan Rondo da isabetsiz atışlarıyla ritmini kaybetti. AJ’den sonrası da pek renkli olmadı onun için. Zaman zaman Hidayet aldı onu, sonrasında Lee. Üçünden de çok çekti, Celtics’e de bu savunma stratejisi çektirdi.


Takım savunması anlamında belki de bu post-season’daki en iyi maçı oynadı Magic. Şutörleri maçın büyük bölümünde yakından savunup, şut attırmadan penetre ya da zorlama atışlara mecbur bıraktı savunmacılar. Redick kariyerinin en iyi savunmasını yaparken, sakatlıktan dönen maskeli süvari Redick’ten aşağı kalmadı. Hidayet öylesine bezdirdi ki Pierce’ı attığı sayıların Hidayet dışarıdayken ya da başka bir adamın üzerindeyken geldiğine odaklanmak gerek. Lewis 2. maçta eleştirdiğimiz yardım savunmalarına gelmeme eksikliğini biraz gidermiş gözükürken, kendi adamlarını da yakın alarak iyi savundu. Howard içinse blok performansını gördükten sonra söylenecek söz yok. 2. maçta Magicseverleri çok üzmüştü umarsızlığı ile. Yaptığı sansasyonel bloklar çok ciddi ivme verdi takım savunmasına ve hücumu da ateşledi adeta.


Bu savunma verimini ve Hidayet’in, Johnson’ın, Lewis’in hücum performanslarını gördükten sonra Stan Van Gundy’e birkaç kelime etmeden geçemeyeceğim. Rivers’ın 2. maçtaki karakter gösterisinden sonra o sahne aldı 3. maçta. Savunmadan aciz, adam paylaşamayan bir mahalle takımı görüntüsündeki Magic’i 2 gününde nasıl başardı da böylesi iyi savunma yapar hale getirebildi, alkışlamak gerek. İlk devre neredeyse hiç üçlük seti oynatmayarak rakibin savunma konsantrasyonunu bozup 2. devreyi yağmur gibi üçlüklerle geçirtti takımına ve bu sene ilk kez güvenle üçlük attı Magic. Maçtan önceki yorumumda oyun kurucusuz bir beş görebiliriz demiştim ve maçın 20 dakikasını böyle oynadığını gördük Van Gundy’nin, yetiyi Hidayet’e verdiğini. Stan Van Gundy her şeyiyle çok farklı bir Koç. Bu koçun 3 senedir kenarda oturan NCAA efsanesi oyuncusu Redick’in, maçın sonuna 26 saniye kala aldığı topu hücum etmeden 24 saniye süresi dolarken hakeme teslim edip rakibin ve taraftarların ciddi saygısını kazandığını ve ayrıca Boston Celtics’i onore ettiğini söylemeden geçmek de ayıp olur. Kutlamak gerek J.J. Redick’i.


Hidayet’in sakatlığının etkilerini atmaya başladığını ve zorlama atışlardan olabildiğince uzak durduğunu görmek, Lewis’in ısrarla potaya yaklaştığını izlemek, Lee’nin penetrelerini, Redick’in şutlarını takip etmek bir zevkti. Ama 4. maça bu Boston olamayacak Amway Arena’da.


Bu serinin TV kahramanları Kaan Kural ve Murat Kosova’ya dönüp yaptığım bazı tespitlri paylaşmak istiyorum. Kural’ın Boston maçlarında taraftarca maç yorumladığından, fazlaca konuştuğundan ve spikere maç anlattırmadığından dem vurmuştum hep. Üşenmedim ilk devre daha maç kopmadan bir sayayım dedim Kural nedeniyle anlatılamayan hücumları. İlk çeyrekte 16, 2.çeyrekte 12 olmak üzere ilk devrede tam 28 hücumu anlat(a)madı Kosova. 28 hücum ne demek Allah aşkına. İlk devrenin 3’te 1’i anlatılmamış! Taraftarca yorumlarını takip etmek istedim ama bu sefer azdı bunlar, bizim yazıları mı okudu ne? Maçın başından itibaren Boston hep geride kalıp bir türlü patlama yapamayınca pek bir az bahsetti Boston’dan ve oyuncuların şecerelerinden, ama yine de kabına sığamadığı dakikalar oldu. Lewis’e faul yapılan bir pozisyonda sinirli bir şekilde “şamarı yedi suratına!” demesi, Howard’ın boyalı alanı dağıtan smacına yorum bile yapmayıp 30 saiye kadar konuşmaması, Eddie House’un 2. çeyrekte farkı 12’ye indiren üçlüğünü bir nara ile kutlaması, Boston’ın bu kadar fark yemesi ve hücumdaki başarısızlığını Orlando’nun iyi oyun ve savunmasına değil de “Bugün çok dağınıklar, özellikle Alen ve Pierce’ın bu performanslarında savunmanın rolü yok.” diyerek farklı yerlere bağlaması Kaan Kural’ın rengini anlamamız için yeterli verilerdi.


Maç anlatımıyla ilgili unutamayacağımız diğer enteresanlıklar Kosova’dan geldi. Türkçemiz’e kazandırdığı penetrasyon kelimesi ve bir smaç sonrası söylediği “smacı koymuştu!” sözleriyle geceye renk kattı. Teşekkürler Kosova.


4. maçı kim anlatacak bilmiyorum ama dünkü Denver-Dallas maçındaki gibi tarafsızca maç yorumlayan bir Kural istiyoruz yine yoruma gelecekse. Allahtan Digiturk’te orijinal dil seçeneği var da onlara mahkum değiliz.


Not: Bu yazı NBAKolik için yazılmıştır.

>Orlando’dan Gözdağı – Gecikmiş 3. Maç Yazısı

Mayıs 10, 2009, 11:51 pm | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

2. maçta Magic’e çok önemli mesajlar vererek Pierce’ı hiç kullanmadan, Eddie House faktörü ile ezici bir galibiyet alan Boston Celtics için 3. maç çok önemliydi. Bu maçı almaları demek serideki saha avantajını yeniden yakalamaları demekti çünkü. Ben kendi adıma maça çok hırslı, hızlı ve baskılı başlayacaklarını düşünmüştüm ama bu sefer beni şaşırtan Magic oyuncuları değil Celtics oyuncuları oldu. 2. maçı alanın sadece Rivers ve House olduğunu ispatlarcasına maçtan çok çabuk kopup bir daha toparlanamadılar.


Diğer 2 maçın aksine daha maçın hemen başında Orlando Magic’in farklı bir top oynayacağı belli olmuştu. Alston’ın cezası nedeniyle olmadığı beşte 1 numara oynayan adam Anthony Johnson’dı. Rondo ile ilk 2 maçtaki eşleşmelerinin çoğunu Rondo kazanmıştı. Maç öncesi görüşlerde de hep AJ’in ezileceği söyleniyordu. Ancak oynadığı süre boyunca Rondo’ya kabus oldu AJ. Marbury ilk kez bu kadar önemli süre aldı Rondo’nun yerinde. AJ’in savunmasının sırrı Alston’ın yaptığı gibi çok yakından almak değildi rakibini. 1 adım daha geriden alarak, diğer arkadaşları asist kanallarını kapattığında Rondo’yu şuta mecbur bıraktı, o bir adımın avantajıyla perdelerden çıkmayı da başardı. Yeşil kadroda belki de en kötü şut atan adam olan Rondo da isabetsiz atışlarıyla ritmini kaybetti. AJ’den sonrası da pek renkli olmadı onun için. Zaman zaman Hidayet aldı onu, sonrasında Lee. Üçünden de çok çekti, Celtics’e de bu savunma stratejisi çektirdi.


Takım savunması anlamında belki de bu post-season’daki en iyi maçı oynadı Magic. Şutörleri maçın büyük bölümünde yakından savunup, şut attırmadan penetre ya da zorlama atışlara mecbur bıraktı savunmacılar. Redick kariyerinin en iyi savunmasını yaparken, sakatlıktan dönen maskeli süvari Redick’ten aşağı kalmadı. Hidayet öylesine bezdirdi ki Pierce’ı attığı sayıların Hidayet dışarıdayken ya da başka bir adamın üzerindeyken geldiğine odaklanmak gerek. Lewis 2. maçta eleştirdiğimiz yardım savunmalarına gelmeme eksikliğini biraz gidermiş gözükürken, kendi adamlarını da yakın alarak iyi savundu. Howard içinse blok performansını gördükten sonra söylenecek söz yok. 2. maçta Magicseverleri çok üzmüştü umarsızlığı ile. Yaptığı sansasyonel bloklar çok ciddi ivme verdi takım savunmasına ve hücumu da ateşledi adeta.


Bu savunma verimini ve Hidayet’in, Johnson’ın, Lewis’in hücum performanslarını gördükten sonra Stan Van Gundy’e birkaç kelime etmeden geçemeyeceğim. Rivers’ın 2. maçtaki karakter gösterisinden sonra o sahne aldı 3. maçta. Savunmadan aciz, adam paylaşamayan bir mahalle takımı görüntüsündeki Magic’i 2 gününde nasıl başardı da böylesi iyi savunma yapar hale getirebildi, alkışlamak gerek. İlk devre neredeyse hiç üçlük seti oynatmayarak rakibin savunma konsantrasyonunu bozup 2. devreyi yağmur gibi üçlüklerle geçirtti takımına ve bu sene ilk kez güvenle üçlük attı Magic. Maçtan önceki yorumumda oyun kurucusuz bir beş görebiliriz demiştim ve maçın 20 dakikasını böyle oynadığını gördük Van Gundy’nin, yetiyi Hidayet’e verdiğini. Stan Van Gundy her şeyiyle çok farklı bir Koç. Bu koçun 3 senedir kenarda oturan NCAA efsanesi oyuncusu Redick’in, maçın sonuna 26 saniye kala aldığı topu hücum etmeden 24 saniye süresi dolarken hakeme teslim edip rakibin ve taraftarların ciddi saygısını kazandığını ve ayrıca Boston Celtics’i onore ettiğini söylemeden geçmek de ayıp olur. Kutlamak gerek J.J. Redick’i.


Hidayet’in sakatlığının etkilerini atmaya başladığını ve zorlama atışlardan olabildiğince uzak durduğunu görmek, Lewis’in ısrarla potaya yaklaştığını izlemek, Lee’nin penetrelerini, Redick’in şutlarını takip etmek bir zevkti. Ama 4. maça bu Boston olamayacak Amway Arena’da.


Bu serinin TV kahramanları Kaan Kural ve Murat Kosova’ya dönüp yaptığım bazı tespitlri paylaşmak istiyorum. Kural’ın Boston maçlarında taraftarca maç yorumladığından, fazlaca konuştuğundan ve spikere maç anlattırmadığından dem vurmuştum hep. Üşenmedim ilk devre daha maç kopmadan bir sayayım dedim Kural nedeniyle anlatılamayan hücumları. İlk çeyrekte 16, 2.çeyrekte 12 olmak üzere ilk devrede tam 28 hücumu anlat(a)madı Kosova. 28 hücum ne demek Allah aşkına. İlk devrenin 3’te 1’i anlatılmamış! Taraftarca yorumlarını takip etmek istedim ama bu sefer azdı bunlar, bizim yazıları mı okudu ne? Maçın başından itibaren Boston hep geride kalıp bir türlü patlama yapamayınca pek bir az bahsetti Boston’dan ve oyuncuların şecerelerinden, ama yine de kabına sığamadığı dakikalar oldu. Lewis’e faul yapılan bir pozisyonda sinirli bir şekilde “şamarı yedi suratına!” demesi, Howard’ın boyalı alanı dağıtan smacına yorum bile yapmayıp 30 saiye kadar konuşmaması, Eddie House’un 2. çeyrekte farkı 12’ye indiren üçlüğünü bir nara ile kutlaması, Boston’ın bu kadar fark yemesi ve hücumdaki başarısızlığını Orlando’nun iyi oyun ve savunmasına değil de “Bugün çok dağınıklar, özellikle Alen ve Pierce’ın bu performanslarında savunmanın rolü yok.” diyerek farklı yerlere bağlaması Kaan Kural’ın rengini anlamamız için yeterli verilerdi.


Maç anlatımıyla ilgili unutamayacağımız diğer enteresanlıklar Kosova’dan geldi. Türkçemiz’e kazandırdığı penetrasyon kelimesi ve bir smaç sonrası söylediği “smacı koymuştu!” sözleriyle geceye renk kattı. Teşekkürler Kosova.


4. maçı kim anlatacak bilmiyorum ama dünkü Denver-Dallas maçındaki gibi tarafsızca maç yorumlayan bir Kural istiyoruz yine yoruma gelecekse. Allahtan Digiturk’te orijinal dil seçeneği var da onlara mahkum değiliz.


Not: Bu yazı NBAKolik için yazılmıştır.

>Orlando – Boston 4. Maçı NBA TV’de

Mayıs 10, 2009, 10:02 pm | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>
Online yayınlayan izlemesi sorunsuz bir yayın bulursam buraya koyacağım. Yine zevkli maç olacak.

Orlando – Boston 4. Maçı NBA TV’de

Mayıs 10, 2009, 10:02 pm | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın


Online yayınlayan izlemesi sorunsuz bir yayın bulursam buraya koyacağım. Yine zevkli maç olacak.

Sonraki Sayfa »

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.