Şarap Gibi

Ocak 21, 2010, 10:42 am | Denver Nuggets, Detroit Pistons, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Chauncey Billups tam anlamıyla şarap gibi adam. Joe Dumars’ın kariyerindeki en büyük hatalardan biri onu takas etmek. Aynı şekilde Otis Smith’in onu alma şansı varken yakaladığı fırsatı kullanmaması da hem Smith’in kariyerinde hem de Magic’in geleceğinde bir dönüm noktası. 33 yaşını bitirmiş bir oyun kurucu, bu igde 14. sezonunu yaşayan bir dış oyuncu Billups. Dün gece Golden State’e karşı kariyer rekorunu egale etti ve 37 sayı attı. Uzatmaya giden maçta hem de uzatmada tam 10 sayı gönderdi Warriors potasına. Denver Iverson’da bulamadığını onunla buldu: Karar verme yeteneği. Adam ne zaman ne yapacağını çok iyi biliyor, gerektiğinde besliyor, gerektiğinde atıyor, gerektiğinde kenara çekiliyor. Bugün Anthony, Martin, Nene bu derece verimliyse sebebi bu adam. Gardın kadar konuş çok manalı bir laf. O lafın bugünkü manası da Chauncey Billups, yıllanmış şarap gibi. Sakatlıktan döndükten sonraki şu 5 maç performansına baksanıza. Yaşlandığı her gün tat katıyor basketbola.

>Stackhouse Geyik Olmak Üzere

Ocak 18, 2010, 10:19 am | Dallas Mavericks, Detroit Pistons, Milwaukee Bucks, NBA, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Yılların tecrübesi, NBA’de 15 sezon geçirmiş, hem Philadelphia hem Detroit hem de Dallas’ta efsane olmuş Jerry Stackhouse tekrar parkerlere dönmek üzere. Geçen sezonu sakatlıklar ve takaslar nedeniyle sadece 10 maçla kapatmıştı J-Stack. En son Memphis kadrosuna katılmıştı 4 takım ve 8 oyunculu takasta, fakat Memphis tarafından kontratı satın alınmıştı tecrübeli oyuncunun. Milwaukee’nin ölü yatırımı Micheal Redd’in sakatlıktan dönüp sadece 18 maç oynadıktan sonra tekrar sezonu kapaması üzerine 2 ve 3 numaralarda skorer arayışına giren Bucks’a J-Stack kısa vadeli bir çare olabilir. En az 20-25 dakika süre ve 12-13 sayı ortalamayla, Redd’den doğan boşluğu fazlasıyla doldurabilir ki zaten Delfino da kıvama gelmiş durumdayken Bucks tekrar play-off hayallerini tazeleyebilir. Ne olursa olsun Stackhouse Stackhouse’dur. Onu izlerken, farkına varmadan 15-20 sayı attığını hatırlamak bile bir NBA takipçisi olarak beni fazlasıyla heyecanlandırmaya yetiyor. Umarım yine bir sakatlık sorununa takılmaz ve Ersan’ın takım arkadaşı olur.

Stackhouse Geyik Olmak Üzere

Ocak 18, 2010, 10:19 am | Dallas Mavericks, Detroit Pistons, Milwaukee Bucks, NBA, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Yılların tecrübesi, NBA’de 15 sezon geçirmiş, hem Philadelphia hem Detroit hem de Dallas’ta efsane olmuş Jerry Stackhouse tekrar parkerlere dönmek üzere. Geçen sezonu sakatlıklar ve takaslar nedeniyle sadece 10 maçla kapatmıştı J-Stack. En son Memphis kadrosuna katılmıştı 4 takım ve 8 oyunculu takasta, fakat Memphis tarafından kontratı satın alınmıştı tecrübeli oyuncunun. Milwaukee’nin ölü yatırımı Micheal Redd’in sakatlıktan dönüp sadece 18 maç oynadıktan sonra tekrar sezonu kapaması üzerine 2 ve 3 numaralarda skorer arayışına giren Bucks’a J-Stack kısa vadeli bir çare olabilir. En az 20-25 dakika süre ve 12-13 sayı ortalamayla, Redd’den doğan boşluğu fazlasıyla doldurabilir ki zaten Delfino da kıvama gelmiş durumdayken Bucks tekrar play-off hayallerini tazeleyebilir. Ne olursa olsun Stackhouse Stackhouse’dur. Onu izlerken, farkına varmadan 15-20 sayı attığını hatırlamak bile bir NBA takipçisi olarak beni fazlasıyla heyecanlandırmaya yetiyor. Umarım yine bir sakatlık sorununa takılmaz ve Ersan’ın takım arkadaşı olur.

Orlando – Detroit

Kasım 7, 2009, 10:50 am | Detroit Pistons, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Cartersız daha iyi bir takımız. Detroit’ten rövanşı ilk çeyrek performansı ile aldık. Son çeyrekteki savunma ise berbattı. Hem zamanım hem de yazmak için keyfim yok, kusura bakmayın. Bu da günlüğe eklenmiş keyifsiz bir sayfa olsun.

>Orlando – Detroit

Kasım 7, 2009, 10:50 am | Detroit Pistons, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Cartersız daha iyi bir takımız. Detroit’ten rövanşı ilk çeyrek performansı ile aldık. Son çeyrekteki savunma ise berbattı. Hem zamanım hem de yazmak için keyfim yok, kusura bakmayın. Bu da günlüğe eklenmiş keyifsiz bir sayfa olsun.

>Orlando Magic – Phoenix Suns

Kasım 5, 2009, 10:45 am | Detroit Pistons, NBA, Orlando Magic, Phoenix Suns, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Yine eğlenceli, bol skorlu, savunmadan eser olmayan bir maç. Phoenix eski Phoenix asla değil. Steve Kerr herhalde her aynaya baktığında kırmak istiyordur aynayı akseden görünt yüzünden. Orlando için bu maçın farkı Carter’ın yine olmamasıydı. O sol bileği sanki yalama olacak izlenimi vermeye başladı.

SVG yine kısa beşle çıktı. Bu sefer Barnes 3 numarada sahadaydı. Pietrus sakatlıktan döndü, Johnson az da olsa süre aldı. Anderson’ın şutlarına çeki düzen verip biraz daha savunmaya yoğunlaşmaya çalıştığını gördük ki 2. maçtır faul problemine giren Howard’dan kalan açıkları örtmede faydası oldu bu çabanın.

Carter yokken Magic daha bir takım gibi ama yedekler sahadayken hep rakibin daha iyi olduğunu görmek ilerisi için düşündürücü. 35 üçlük denenen Detroit maçında 80 sayı atılıp maçın verilmesi, 23 üçlük denenen Phoenix maçının 122 saı atılıp azanılması kendi mesajını veriyor zaten. Kullanılan şutların 3’te 1’ine kadar üçlüğü normal kabul edebiliriz ancak bu oran yarı yarıya ise tehlike çanları çalar. Carter’ın oynadığı, iyi savunmaya yapan bir takıma kaybedilecek ilk maç, Carter’ın ve hücum tercihlerinin sorgulanmaya başlamasına neden olur, dikkatle izlemek gerek.

Bu arada önceki gece Orlando’ya ilk mağlubiyeti tattıran Detroit’in Hidayet’in 16 sayı 7 ribaunt 6 asist Calderon’un ise sadece 1 asist yaptığı maçta Toronto’ya yenilmesi ise oldukça manidardı. Herkesin anladığı üzere yeni kadrosuyla Toronto son 2 sezondur Orlando’nun oynadığı basketbolu oynamaya çalışıyor ancak savunma yönünden örenek aldıkları eski Orlando’dan çok daha geri durumdalar. Tıpkı yeni Orlando’nun olduğu gibi.

Orlando Magic – Phoenix Suns

Kasım 5, 2009, 10:45 am | Detroit Pistons, NBA, Orlando Magic, Phoenix Suns, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Yine eğlenceli, bol skorlu, savunmadan eser olmayan bir maç. Phoenix eski Phoenix asla değil. Steve Kerr herhalde her aynaya baktığında kırmak istiyordur aynayı akseden görünt yüzünden. Orlando için bu maçın farkı Carter’ın yine olmamasıydı. O sol bileği sanki yalama olacak izlenimi vermeye başladı.

SVG yine kısa beşle çıktı. Bu sefer Barnes 3 numarada sahadaydı. Pietrus sakatlıktan döndü, Johnson az da olsa süre aldı. Anderson’ın şutlarına çeki düzen verip biraz daha savunmaya yoğunlaşmaya çalıştığını gördük ki 2. maçtır faul problemine giren Howard’dan kalan açıkları örtmede faydası oldu bu çabanın.

Carter yokken Magic daha bir takım gibi ama yedekler sahadayken hep rakibin daha iyi olduğunu görmek ilerisi için düşündürücü. 35 üçlük denenen Detroit maçında 80 sayı atılıp maçın verilmesi, 23 üçlük denenen Phoenix maçının 122 saı atılıp azanılması kendi mesajını veriyor zaten. Kullanılan şutların 3’te 1’ine kadar üçlüğü normal kabul edebiliriz ancak bu oran yarı yarıya ise tehlike çanları çalar. Carter’ın oynadığı, iyi savunmaya yapan bir takıma kaybedilecek ilk maç, Carter’ın ve hücum tercihlerinin sorgulanmaya başlamasına neden olur, dikkatle izlemek gerek.

Bu arada önceki gece Orlando’ya ilk mağlubiyeti tattıran Detroit’in Hidayet’in 16 sayı 7 ribaunt 6 asist Calderon’un ise sadece 1 asist yaptığı maçta Toronto’ya yenilmesi ise oldukça manidardı. Herkesin anladığı üzere yeni kadrosuyla Toronto son 2 sezondur Orlando’nun oynadığı basketbolu oynamaya çalışıyor ancak savunma yönünden örenek aldıkları eski Orlando’dan çok daha geri durumdalar. Tıpkı yeni Orlando’nun olduğu gibi.

Orlando İlk Mağlubiyetini Detroit’ten Aldı

Kasım 4, 2009, 1:30 pm | Detroit Pistons, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bir kaç sezondur NBA’in klasikleşen cümlesi oldu “Her zaman böyle şut atamazsınız, illaki kaçıracaksınız”. Tabii ki bu cümlenin muhatabı Orlando Magic. Avrupa Basketbolunu, içine bol hareket ve kat katarak, ikili oyunları arttırıp fast break ekleyerek daha modernleştirmiş, daha iyileştirmiş olabilirsiniz ama hücumdaki tercihlerin yarıya yakını üçlük olursa illaki bir yerlerde başarısız olursunuz. Bu maçta kullanılan 79 şutun 35’i üçlük, bu da yaklaşık %45 eder ki, sözün özü faciadır bu. Oynadığınız lig NBA, Beko Basketbol Ligi ya da ACB falan değil. Oralarda bile bu oranlar yok bir kaç maç dışında. Devamlı şut atıp içeride, sizin takımınızın oyuncusu, ligin ribaund ve smaç kralı belki de en baskın uzununu unutursanız işler tersine döner.

Magic Howard’a top indirmediği, dengeli şut-penetre-pota altı tercihi yapmadığı sürece bu tip mağlubiyetlere mahkum kalacaktır. Geçen maç yazısında da söylediğimiz konu bu maçta tekrar gün yüzüne çıkmıştır. Bu takımın saha içi lideri yok. Lider olması için alınan adam ise şut atma derdinde. Carter şuta dayalı oyunlar oynadığı sürece Magic’in başarılı olma ihtimali yok. Sıradan takımları yenebilirsiniz ama savunma yapmayı bilen takımlara karşı tıkanır kalırsınız.

Son söz de ilk 5 tercihi için olsun. SVG sırf Redick geçen maç kariyer rekoru kırdı diye Carter’ın döndüğü maçta ona da ilk 5’te şans verdi, dolayısıyla Carter SF çıktı. Ancak anlaşılması gereken konu şu ki Redick savunma yapamıyor. Uğraşıyor belki ama iyi bir savunmacıyı geçtim sıradan bir savunmacı olmasına bile imkan yok. Redick ve Carter aynı anda sahada olmamalı. Bu adamlar sahadayken Ryan Anderson hiç ama hiç olmamalı sahada. Pietrus ya da Barnes olmalı Carter/Redick’ten biri sahadayken. Önümüzdeki maç yine farklı bir 5 olacaktır. SVG hala bulamadı en doğru bileşimi, o da haklı Hidayet’i kaybetmek ve Lewis’in cezası onu arayışa itti ama gerçek gün gibi ortadayken pek fazla maceraya gerek yok.

>Orlando İlk Mağlubiyetini Detroit’ten Aldı

Kasım 4, 2009, 1:30 pm | Detroit Pistons, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bir kaç sezondur NBA’in klasikleşen cümlesi oldu “Her zaman böyle şut atamazsınız, illaki kaçıracaksınız”. Tabii ki bu cümlenin muhatabı Orlando Magic. Avrupa Basketbolunu, içine bol hareket ve kat katarak, ikili oyunları arttırıp fast break ekleyerek daha modernleştirmiş, daha iyileştirmiş olabilirsiniz ama hücumdaki tercihlerin yarıya yakını üçlük olursa illaki bir yerlerde başarısız olursunuz. Bu maçta kullanılan 79 şutun 35’i üçlük, bu da yaklaşık %45 eder ki, sözün özü faciadır bu. Oynadığınız lig NBA, Beko Basketbol Ligi ya da ACB falan değil. Oralarda bile bu oranlar yok bir kaç maç dışında. Devamlı şut atıp içeride, sizin takımınızın oyuncusu, ligin ribaund ve smaç kralı belki de en baskın uzununu unutursanız işler tersine döner.

Magic Howard’a top indirmediği, dengeli şut-penetre-pota altı tercihi yapmadığı sürece bu tip mağlubiyetlere mahkum kalacaktır. Geçen maç yazısında da söylediğimiz konu bu maçta tekrar gün yüzüne çıkmıştır. Bu takımın saha içi lideri yok. Lider olması için alınan adam ise şut atma derdinde. Carter şuta dayalı oyunlar oynadığı sürece Magic’in başarılı olma ihtimali yok. Sıradan takımları yenebilirsiniz ama savunma yapmayı bilen takımlara karşı tıkanır kalırsınız.

Son söz de ilk 5 tercihi için olsun. SVG sırf Redick geçen maç kariyer rekoru kırdı diye Carter’ın döndüğü maçta ona da ilk 5’te şans verdi, dolayısıyla Carter SF çıktı. Ancak anlaşılması gereken konu şu ki Redick savunma yapamıyor. Uğraşıyor belki ama iyi bir savunmacıyı geçtim sıradan bir savunmacı olmasına bile imkan yok. Redick ve Carter aynı anda sahada olmamalı. Bu adamlar sahadayken Ryan Anderson hiç ama hiç olmamalı sahada. Pietrus ya da Barnes olmalı Carter/Redick’ten biri sahadayken. Önümüzdeki maç yine farklı bir 5 olacaktır. SVG hala bulamadı en doğru bileşimi, o da haklı Hidayet’i kaybetmek ve Lewis’in cezası onu arayışa itti ama gerçek gün gibi ortadayken pek fazla maceraya gerek yok.

>Çok Güzel Hareketler Bunlar

Temmuz 14, 2009, 4:35 pm | Atlanta Hawks, Cleveland Cavs, Detroit Pistons, Houston Rockets, Memphis Grizzlies, NBA, Orlando Magic, Phoenix Suns, Portland TBlazers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Channing Frye Phoenix Suns ile 2. yılı oyuncu opsiyonlu olmak üzere anlaşmış. Sanırım bi-annual exceptionla atılan bir imza. Yaklaşık 2 milyon kazanacakmış bu sezon Frye. Hem kendie vitrin yaratacak Frye hem de Suns bayağı rahatlayacak pota altı hücumunda. Bu şartlar altında Ben Wallace’ın salıverilme prosedürü de başlamış, rasgele Wallace’a. Piyasa kafayı yedi, bir klip yaptırsın kendine bloklarından smaçlarından, kesin kafalar bir aklı evveli.

Yine Suns’ta Grant Hill bir sezon daha kalmaya karar vermiş. İyi olmuş, Güneşe yakın bize uzak olsun.

Hidayet’i kaçıran Blazers Paul Millsap ile bir offer sheet imzalamış ki bu teklif 4 sene ve 36 milyon civarındaymış. Utah’ın Millsap’i tutma ihtimalinden söz ediliyor. Magic Gortat’ı o kontratla tutmuş ya şimdi Jazz tutmazsa ayıp olur.

Bak bu aynı Blazers Nate McMillan’ın sezon sonu biten kontratını da 1 sene daha uzatmış. Hayret bunu kaçırmamışlar. Bak sen Allah’ın işine.

Chicago Bulls Gordon’u kaybedince arka alanı delisiz bırakmayalım diyip Jannero Pargo’yu takıma katmış. Pargo geçen sezon Rusya senin Yunanistan benim Avrupa’yı gezmişti. Kontratının detayları açıklanmadı henüz, çok gizliymiş, devlet sırrı, aman aman.

Memphis Stackhouse’ı 2 milyon garanti parasını verip salmış. Stack önce tatile sonra Dallas’a gider. 1 ay dediğin ne ki 30 günde geçiverir.

Hidayet’i kapan Toronto Anthony Parker’ı kaptırmış, Colangelo “Çok da tırt” demiş. 34 yaşındaki Parker’ın Cavs’teki ana görevi James’i yedeklemek ve ceza atışlarını sokmakmış.

Aaron Afflalo ve Walter Sharpe Pistons tarafından Denver’a takas edilmiş. Cap 1.8 milyon daha rahatlamış. Yeni sezonda Pistons’ta sahaya çıkacak adam kalmadığından Dumars 8. olarak eşofmanları çekecekmiş.

Atlanta daha önceden anlaştığı Bibby ve Zaza ile anlaşmalarını imzalamış. Bibby 3 sene 18 milyon, Zaza 4 sene 19 milyon alacakmış. Demek ki yedek uzunlar 4 sene ve 18-20 milyon alırmış, Gortat gibi 34 milyon gömülmezmiş benç bekçisine.

Bir sürü takım draftte seçtikleri adamlara imza attırmış, Orlando’nun draftte seçim yapmaya hakkı bile yokmuş!

T-Mac forma numarasın güya Darfur’daki olaylara dikkat çekmek için 1’den 3’e değiştirmiş. Belgesel ve bağış olayları varmış. Ama kulübe yakın kaynaklar “Lanet olsun 1 numaraya, giydikçe sakatlandım, sağlam yerim kalmadı, Lise’de ne güzel 3 numara giyiyordum tırnağım bile kırılmadı, şunu da Ariza’ya kakalayım bari” dediğini söylüyorlarmış T-Mac’in. Bu kaynakların kulübe neresinden yakın olduğunu merak ettim şimdi. Batıl T-Mac. Ayıp.

>NBA’de Bombalar Patlıyor

Temmuz 2, 2009, 7:10 am | Detroit Pistons, Houston Rockets, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

>Birinci transfer görüşmeleri gününün sonunda Ben Gordon ve Charlie Villanueva’yı ikna eden Detroit Pistons, takımı bir hayli gençleştirmiş oldu. Gordon 5 sene ve 55 milyon Charlie V de yine 5 sene ve 35 milyona imza atacaklar. Tabi 8 Temmuz’a kadar birileri akıllarını çelmezse.

Öte yandan Orlando’nun kan kaybı Marcin Gortat’la devam edecek gibi duruyor. Yao Ming’in gelecek sezonun tamamını kaçırma olasılığına karşılık Rockets Gortat’a bir teklif sunmuş. Görüşme esnansında Rocets taraftarının Gortat’ın Houston’a gelmesi için gönderdiği e-posta ve mesajları göstermiş GM Morey. Sevgi ve ilgiden etkilenen Gortat Knicks’ten vaz geçip her an Rockets’la imzalayabilir. Otis Smith de Carter’lı yedeksiz kadrosuyla tek pota antrenman yapar.

Hidayet’e Toronto da 5 sene ve 60 milyonluk bir teklifle gelmeye hazırlanıyormuş ki para yanında takım içinde nasıl bir rol teklif edeceklerini görmek gerek. Portland daha kuvvetli ihtimal Hidayet için şu an.

NBA’de Hareketlenme

Haziran 24, 2009, 12:02 pm | Boston Celtics, Detroit Pistons, Milwaukee Bucks, NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Washington Wizards kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Washington Wizards Minnesota’dan takasla Randy Foye ve Mike Miller’ı alırken Darius Songaila, Etan Thomas ve Olksiy Pecherov’u Wolves’a gönderdi. 3 uzununu bir anda silen Wizards ayrıca draftteki 5. sıra seçim hakkını da vererek bana göre enteresan bir hamleye imza attı. 3 uzunu birden silip Butler ve Arenas’ı yedeklemek ne derece doğru olur göreceğiz. Miller özellikle orta mesafe ve dış şutlarda Wizards’a ihtiyaç duyulan katkıyı sağlayacaktır ancak Arenas gibi bir türlü başı sakatlıktan kurtulmayan Foye’dan yeterince faydalanabilecekler mi zaman gösterecek. Bu takasla Wolves draftte hem 5 hem de 6. sırada seçme hakkını yakaladı. Hedeflerinde kim var merak ediyorum. Garnett sonrası çorbaya dönen kadrolarına bakalım bu sefer hangi saçma eklemeleri yapacaklar.

Richard Jefferson’a karşılık alınan Oberto’yu Bucks hemen Pistons’la takas etmiş. Karşılığında alınan isim enerjisi ve atletizmiyle çok iş yapabilecek Amir Johnson. Bu Pistons’ın bariz bir büte boşaltma çabası. Oberto’nun bugün yarın salıverilmesi bekleniyor. O da Spurs’e geri dönebilir, Spurs piyasadan keyfine göre uzun bulamazsa.

Resmi bir açıklama olmasa da Roto’dan Yahoo’ya, ESPN’den NBC’ye her yerde Boston – Detroit takasının ucundan dönüldüğü konuşuluyor. Ainge’in Rondo ve Ray Allen karşılığı Detroit’ten Stuckey ve Hamilton’ı istediği ama Dumars’ı ikna edemediği şu sıralar 1 numaralı dedikodu. Dumars’ın Hamilton karşılığında 4-5 sene verim alabileceği bir isim aradığı ve Allen’ın hem yaşından hem de sakatlığından ürktüğü belirtiliyor.

Takas piyasası Kapono’nun Sixers’a gitmesiyle açılmıştı, bakalım bu hareketlenme, draft gecesine nasıl yansıyacak.

Kendi adıma Magic sezon kapanış yazısını draftten sonraya saklıyorum, çünkü bir ümit Hidayet’i tutabilmek için o gece yapılabilecek takasları takipteyim. Bakalım Otis Smith Hidayet’i tutabilmek için Battie, Nelson, Alston, Redick dörtlüsünden herhangi birini kullanabilecek mi.

>NBA’de Hareketlenme

Haziran 24, 2009, 12:02 pm | Boston Celtics, Detroit Pistons, Milwaukee Bucks, NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers, Washington Wizards kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum

>Washington Wizards Minnesota’dan takasla Randy Foye ve Mike Miller’ı alırken Darius Songaila, Etan Thomas ve Olksiy Pecherov’u Wolves’a gönderdi. 3 uzununu bir anda silen Wizards ayrıca draftteki 5. sıra seçim hakkını da vererek bana göre enteresan bir hamleye imza attı. 3 uzunu birden silip Butler ve Arenas’ı yedeklemek ne derece doğru olur göreceğiz. Miller özellikle orta mesafe ve dış şutlarda Wizards’a ihtiyaç duyulan katkıyı sağlayacaktır ancak Arenas gibi bir türlü başı sakatlıktan kurtulmayan Foye’dan yeterince faydalanabilecekler mi zaman gösterecek. Bu takasla Wolves draftte hem 5 hem de 6. sırada seçme hakkını yakaladı. Hedeflerinde kim var merak ediyorum. Garnett sonrası çorbaya dönen kadrolarına bakalım bu sefer hangi saçma eklemeleri yapacaklar.

Richard Jefferson’a karşılık alınan Oberto’yu Bucks hemen Pistons’la takas etmiş. Karşılığında alınan isim enerjisi ve atletizmiyle çok iş yapabilecek Amir Johnson. Bu Pistons’ın bariz bir büte boşaltma çabası. Oberto’nun bugün yarın salıverilmesi bekleniyor. O da Spurs’e geri dönebilir, Spurs piyasadan keyfine göre uzun bulamazsa.

Resmi bir açıklama olmasa da Roto’dan Yahoo’ya, ESPN’den NBC’ye her yerde Boston – Detroit takasının ucundan dönüldüğü konuşuluyor. Ainge’in Rondo ve Ray Allen karşılığı Detroit’ten Stuckey ve Hamilton’ı istediği ama Dumars’ı ikna edemediği şu sıralar 1 numaralı dedikodu. Dumars’ın Hamilton karşılığında 4-5 sene verim alabileceği bir isim aradığı ve Allen’ın hem yaşından hem de sakatlığından ürktüğü belirtiliyor.

Takas piyasası Kapono’nun Sixers’a gitmesiyle açılmıştı, bakalım bu hareketlenme, draft gecesine nasıl yansıyacak.

Kendi adıma Magic sezon kapanış yazısını draftten sonraya saklıyorum, çünkü bir ümit Hidayet’i tutabilmek için o gece yapılabilecek takasları takipteyim. Bakalım Otis Smith Hidayet’i tutabilmek için Battie, Nelson, Alston, Redick dörtlüsünden herhangi birini kullanabilecek mi.

Farklı Hedefler Peşinde Bir Takım

Nisan 8, 2009, 9:20 am | Cleveland Cavs, Detroit Pistons, Houston Rockets, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum


Houston deplasmanında alınacak bir galibiyet Orlando’yu 2.lik hedefinde potada tutacaktı. Keza aynı şekilde Toronto maçı verilmese de aynı durum söz konusuydu. Houston da Batı’da en az finallere kadar Lakers’tan uzak durmak istiyor bu yüzden 2 ya 3. sırayı zorluyordu. Her iki takımın da mutlak kazanması gereken bir maç anlayacağınız. Lige girdiğinden beri Howard’ı adım adım takip eden biri olarak Yao ile eşleşmesini dört gözle bekliyordum. Ligin bütün pivotlarını madara eden “Adam Çocuk” Çinli Dev’e karşı neler yapacaktı. Her ikisinin de bu kadar formdayken karşılaştığını görmemiştik. Açıkçası maç sonunda bu konuyla ilgili düşüncem “aman bir daha görmeyelim!” oldu. bu sefer madara olan Howard oldu. Daha kullandığı ilk iki topta bloğu yedi Yao’dan yetmedi bütün reverselerinde karşında Çin Seedi duruyordu, o da yetmedi morali bozuldukça diğer Houston uzunları adeta Howard’la kedinin fareyle oynadığı gibi oynadılar. bir dönem Hakan Şükür için söylenirdi maça nasıl başlarsa öyle gider diye Howard da gerçekten öyle. Koca sezonda en fazla 2-3 kez yaşadığı sıkıntıyı bu sabah tam 48 dakika hissetti. Yao tam anlamıyla ezdi Howard’ı.

Buraya kadar her şey normal. Tanıdığımız Van Gundy böylesi bir durumda Howard’dan oynamayı keser, Yao’yu koşturur, dış şutlarla Howard’ı unutturur sonradan devreye alırdı. Ama Van Gundy tam aksine bütün maç bütün topları Howard’a indirtti. Adeta o sıkıntıyı, acıyı yaşamasını istedi oyuncusunun. Houston play-off sertliğinde oynuyordu ama Yao Ming final serisinin son maçında gibiydi. Howard’dan çözüm üretmesini bekledi sanırım Van Gundy. Maçın sonuna doğru Yao’nun biraz da olsa yorulduğu anlarda Howard yay dışına çıkardığı paslarla savunmasını biraz yumuşattı ancak bu sefer dış şutlar isabetli olmadı Magic’te. Son dakikalarda Houston üst üste hücumlardan boş dönerken 3’ü Howard’ın pasında tam 5 boşluk kaçırdı Magic. Belki onlar girse maç alınabilirdi ancak Van Gundy’nin hiç maçı almak istiyor gibi bir görüntüsü yoktu kenarda. 20 sayılarla önde olunan maçlarda bile yerinden hoplayan adam hep oturdu. Hatta ötesinde son 1,5 dakikada fark 10 sayıyken tam saha pres, taktik faul ve çabuk şut çalışması yaptırdı adeta takımına ve son ana kadar da devam etti. Rockets seyircisi bayağı yuhaladı Van Gundy’nin son 1,5 dakika kalan bütün molalarını kullanıp bu anlayışı gütmesini. Sonuç olarak T-Macsiz Rockets muazzam bir savunma takımı olduğunu ve konsantrasyon sağladıklarında her rakibi yenebileceklerini gösterdi.

Van Gundy’nin tavrını gördükten sonra aklıma doğrusu bir tek şey geliyor. Van Gundy 2. olmak istemiyor. Aksine 3. sırada kalmak istiyor sanki. Nedeni de Detroit Pistons. Senelerdir Orlando’ya kabir azabı niteliğinde bir sıkıntı yaratan tek takım olan Pistons’ı 7. veya 8. olma ihtimaline göre Cavs veya Celtics’le başbaşa bırakmak istiyor. Gözüken o ki fikstürü Chicago’ya göre biraz daha iyi olan Pistons konferansı 7. bitirecek, bu durumda konferans 2.si Boston. Garnett’in sakatlığının ne olduğu belli değil, Rondo devamlı bileğini burkmakta ve Pistons’ta R.Wallace geri dönmüş durumda. Orlando-Detroit eşleşmesi psikolojik açıdan Pistons’ı bir adım öne taşırken, benzer şekilde daha ilk turda Detroit’le oynayacak olmak Boston’ı kafaca yoracaktır. Ha Detroit 7 olmadı da 8 kaldı diyelim bu sefer Cavaliers’ın işi ilk turda çok zor olacak. Nereden bakılırsa bakılsın Magic saha avantajını bir tarafa bıraktı, Detroit’le oynamaktansa Miami ya da Philadelphia’yı istiyor. Kızamam, eleştiri yapamam, psikolojik etkenler çoğu zaman avantajları yok etmekte.

>Farklı Hedefler Peşinde Bir Takım

Nisan 8, 2009, 9:20 am | Cleveland Cavs, Detroit Pistons, Houston Rockets, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>
Houston deplasmanında alınacak bir galibiyet Orlando’yu 2.lik hedefinde potada tutacaktı. Keza aynı şekilde Toronto maçı verilmese de aynı durum söz konusuydu. Houston da Batı’da en az finallere kadar Lakers’tan uzak durmak istiyor bu yüzden 2 ya 3. sırayı zorluyordu. Her iki takımın da mutlak kazanması gereken bir maç anlayacağınız. Lige girdiğinden beri Howard’ı adım adım takip eden biri olarak Yao ile eşleşmesini dört gözle bekliyordum. Ligin bütün pivotlarını madara eden “Adam Çocuk” Çinli Dev’e karşı neler yapacaktı. Her ikisinin de bu kadar formdayken karşılaştığını görmemiştik. Açıkçası maç sonunda bu konuyla ilgili düşüncem “aman bir daha görmeyelim!” oldu. bu sefer madara olan Howard oldu. Daha kullandığı ilk iki topta bloğu yedi Yao’dan yetmedi bütün reverselerinde karşında Çin Seedi duruyordu, o da yetmedi morali bozuldukça diğer Houston uzunları adeta Howard’la kedinin fareyle oynadığı gibi oynadılar. bir dönem Hakan Şükür için söylenirdi maça nasıl başlarsa öyle gider diye Howard da gerçekten öyle. Koca sezonda en fazla 2-3 kez yaşadığı sıkıntıyı bu sabah tam 48 dakika hissetti. Yao tam anlamıyla ezdi Howard’ı.

Buraya kadar her şey normal. Tanıdığımız Van Gundy böylesi bir durumda Howard’dan oynamayı keser, Yao’yu koşturur, dış şutlarla Howard’ı unutturur sonradan devreye alırdı. Ama Van Gundy tam aksine bütün maç bütün topları Howard’a indirtti. Adeta o sıkıntıyı, acıyı yaşamasını istedi oyuncusunun. Houston play-off sertliğinde oynuyordu ama Yao Ming final serisinin son maçında gibiydi. Howard’dan çözüm üretmesini bekledi sanırım Van Gundy. Maçın sonuna doğru Yao’nun biraz da olsa yorulduğu anlarda Howard yay dışına çıkardığı paslarla savunmasını biraz yumuşattı ancak bu sefer dış şutlar isabetli olmadı Magic’te. Son dakikalarda Houston üst üste hücumlardan boş dönerken 3’ü Howard’ın pasında tam 5 boşluk kaçırdı Magic. Belki onlar girse maç alınabilirdi ancak Van Gundy’nin hiç maçı almak istiyor gibi bir görüntüsü yoktu kenarda. 20 sayılarla önde olunan maçlarda bile yerinden hoplayan adam hep oturdu. Hatta ötesinde son 1,5 dakikada fark 10 sayıyken tam saha pres, taktik faul ve çabuk şut çalışması yaptırdı adeta takımına ve son ana kadar da devam etti. Rockets seyircisi bayağı yuhaladı Van Gundy’nin son 1,5 dakika kalan bütün molalarını kullanıp bu anlayışı gütmesini. Sonuç olarak T-Macsiz Rockets muazzam bir savunma takımı olduğunu ve konsantrasyon sağladıklarında her rakibi yenebileceklerini gösterdi.

Van Gundy’nin tavrını gördükten sonra aklıma doğrusu bir tek şey geliyor. Van Gundy 2. olmak istemiyor. Aksine 3. sırada kalmak istiyor sanki. Nedeni de Detroit Pistons. Senelerdir Orlando’ya kabir azabı niteliğinde bir sıkıntı yaratan tek takım olan Pistons’ı 7. veya 8. olma ihtimaline göre Cavs veya Celtics’le başbaşa bırakmak istiyor. Gözüken o ki fikstürü Chicago’ya göre biraz daha iyi olan Pistons konferansı 7. bitirecek, bu durumda konferans 2.si Boston. Garnett’in sakatlığının ne olduğu belli değil, Rondo devamlı bileğini burkmakta ve Pistons’ta R.Wallace geri dönmüş durumda. Orlando-Detroit eşleşmesi psikolojik açıdan Pistons’ı bir adım öne taşırken, benzer şekilde daha ilk turda Detroit’le oynayacak olmak Boston’ı kafaca yoracaktır. Ha Detroit 7 olmadı da 8 kaldı diyelim bu sefer Cavaliers’ın işi ilk turda çok zor olacak. Nereden bakılırsa bakılsın Magic saha avantajını bir tarafa bıraktı, Detroit’le oynamaktansa Miami ya da Philadelphia’yı istiyor. Kızamam, eleştiri yapamam, psikolojik etkenler çoğu zaman avantajları yok etmekte.

>Yine Sakatlık, Yine Detroit, Yine Paspas

Mart 10, 2009, 1:30 pm | Detroit Pistons, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Senelerdir süren ve önüne geçemediğimiz bir hastalık halini aldı Detroit maçları Magic için. Dün akşamki maç da dahil olmak üzere son 41 resmi maçın 31’ini Detroit alırken sadece 10 tanesi lehimize sonuçlandı. Boston, Cleveland, Lakers, San Antonio’yu defalarca kez dize getiriyoruz ama bir şekilde Detroit maçlarında kayboluyoruz. Bu sezonki normal sezon maçlarımızın tümünü kaybemiş olduk ve yine süpürüldük Detroit’e. Tamam ters takım, sert takım ama insan başka şeyler de aramaya başlıyor. Acaba muska falan yazdırıp takım otobüsüne mi sakladı bu Michiganlı topçular?

Dün geceki maç iyi aşladı Magic için ama süre geçtikçe hem Detroit konsantrasyonun artması hem de hiç beklenmeyen bir sakatlık planları bozdu. 2. çeyrekte Hidayet’in bir hızlı hücum sonrası suratının ekşidiğini gördük, sonrasında oyundan çıkıp bir sağlıkçı ile soyunma odasına gitti hızlıca. 2. yarıya çıktığında tanıdığımız Hidayet’ten eser olmdığını gördük. Acı çektiği ve rahat olmadığı her halinden belliydi.3. çeyreğin ortasında oyundan çıtı ve bir daha da oyuna dönmedi. Zaten Detroit’e karşı baskı altında oynayan ve Boston yorgunu olan takım bir anda sendelemeye başladı. Lewis de sanki Hidayet’e göbekten bağlı ya onun oyunu da bozuluverdi birden, Howard’a top inmemeye başladı, şut seçimleri acayipleşti. Özellikle Prince ve Hamilton’ın akıllı – sakin oyunlarıyla da Detroit sonuca ulaşmayı başardı.

Hidayet’in sol aşıl tendonunda gerilme ve ağrı olduğunu öğrendik maç sonunda. Aşırı bir zorlama ya da herhangi bir ters hareket sonrası kopmaya kadar gidebilir aşil tendonundaki gerilmeler. Nelson’dan sonra tam takım toparlanmışken Hidayet’i de kaybetmeyi kaldıramazdı Magic. O yüzden riske edilmedi Hidayet ve sanırım önümüzdeki Chicago maçında da dinlendirilecek. Yarın daha kesin bilgilere ulaşıız kuşkusuz sakatlıkla ilgili. Takım şu anda 46-17 ile Doğu 3.sü ve Lig 4.sü olarak yoluna devam etmekte. Dilerim şu anda 6. sırada olan Detroit 7. ya da 5. olarak bitirir de ligi 3. olursak finale kadar karşılaşma durumumuz olmaz.

Yine Sakatlık, Yine Detroit, Yine Paspas

Mart 10, 2009, 1:30 pm | Detroit Pistons, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Senelerdir süren ve önüne geçemediğimiz bir hastalık halini aldı Detroit maçları Magic için. Dün akşamki maç da dahil olmak üzere son 41 resmi maçın 31’ini Detroit alırken sadece 10 tanesi lehimize sonuçlandı. Boston, Cleveland, Lakers, San Antonio’yu defalarca kez dize getiriyoruz ama bir şekilde Detroit maçlarında kayboluyoruz. Bu sezonki normal sezon maçlarımızın tümünü kaybemiş olduk ve yine süpürüldük Detroit’e. Tamam ters takım, sert takım ama insan başka şeyler de aramaya başlıyor. Acaba muska falan yazdırıp takım otobüsüne mi sakladı bu Michiganlı topçular?

Dün geceki maç iyi aşladı Magic için ama süre geçtikçe hem Detroit konsantrasyonun artması hem de hiç beklenmeyen bir sakatlık planları bozdu. 2. çeyrekte Hidayet’in bir hızlı hücum sonrası suratının ekşidiğini gördük, sonrasında oyundan çıkıp bir sağlıkçı ile soyunma odasına gitti hızlıca. 2. yarıya çıktığında tanıdığımız Hidayet’ten eser olmdığını gördük. Acı çektiği ve rahat olmadığı her halinden belliydi.3. çeyreğin ortasında oyundan çıtı ve bir daha da oyuna dönmedi. Zaten Detroit’e karşı baskı altında oynayan ve Boston yorgunu olan takım bir anda sendelemeye başladı. Lewis de sanki Hidayet’e göbekten bağlı ya onun oyunu da bozuluverdi birden, Howard’a top inmemeye başladı, şut seçimleri acayipleşti. Özellikle Prince ve Hamilton’ın akıllı – sakin oyunlarıyla da Detroit sonuca ulaşmayı başardı.

Hidayet’in sol aşıl tendonunda gerilme ve ağrı olduğunu öğrendik maç sonunda. Aşırı bir zorlama ya da herhangi bir ters hareket sonrası kopmaya kadar gidebilir aşil tendonundaki gerilmeler. Nelson’dan sonra tam takım toparlanmışken Hidayet’i de kaybetmeyi kaldıramazdı Magic. O yüzden riske edilmedi Hidayet ve sanırım önümüzdeki Chicago maçında da dinlendirilecek. Yarın daha kesin bilgilere ulaşıız kuşkusuz sakatlıkla ilgili. Takım şu anda 46-17 ile Doğu 3.sü ve Lig 4.sü olarak yoluna devam etmekte. Dilerim şu anda 6. sırada olan Detroit 7. ya da 5. olarak bitirir de ligi 3. olursak finale kadar karşılaşma durumumuz olmaz.

>Magic@Pistons: Hala Ayakta Olanlar İçin

Mart 10, 2009, 2:03 am | Detroit Pistons, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>http://www.justin.tv/ziggi1/popout

adres budur, iyi seyirler.

pw:andromedanet.com

Magic@Pistons: Hala Ayakta Olanlar İçin

Mart 10, 2009, 2:03 am | Detroit Pistons, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

http://www.justin.tv/ziggi1/popout

adres budur, iyi seyirler.

pw:andromedanet.com

>SaaDetroit

Kasım 5, 2008, 9:59 am | Detroit Pistons, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>


SaaDetroit

Kasım 5, 2008, 9:59 am | Detroit Pistons, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın




>Iverson – Billups Takası ve Joe Dumars

Kasım 4, 2008, 3:34 pm | Denver Nuggets, Detroit Pistons, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Profesyonel takım sporlarında herhalde dün itibariyle Dünya’nın en önemli gelişmesidir Iverson – Billups takası. Dün NBAKolik’ten hem patronumuz (he he) hem de kardeşimiz Memet haber verdi gelişmeyi telefonda bana. Ben de o sıra Tango kursundan çıkmış eve dönüyordum. Abartmıyorum elim ayağım titredi haberi ilk duyduğumda, yanımdakiler de hayati bir haber falan aldığımı sandı verdiğim tepki üzerine. Halbuki o an yaşadığım hızlı bir flash back ve hemen akabinde ışık hızında bir flash forward idi.

Flash back’in nedeni Iverson. Bir anda Sixers’ı finallere taşıdığı dönem ve o zamanki kadro yapısı geldi aklıma. Detroit’in şu kadrosunun tartışmasız 1 numaralı yıldızı ve lideri olacak Iverson. Patlayıcı yapısı ve deliciği ile Pistonları ciddi anlamda yağlayacak. Billups’ın liderliğindeki Pistonların tek önemli sayı opsiyonu Hamilton iken şimdi bu sayı 2’ye çıkmış olacak. Iverson’lı takımda, Iverson savunma dengelerini bozacağı için Wallace ve Prince’ten de daha fazla verim alınacaktır. Ötesinde bu hamle bir Joe Dumars harikasıdır, keza Iverson’ın 22 milyon civarındaki kontratı bu sene bitiyor. Diğer biten kontratlarla birleştirildiğinde Pistons’ın bir anda 30 milyon civarında cap space’i açılıyor ki, yaşı ilerleyen Wallace ve Iverson’ı takımda tutun veya tutmayın en az 2 yıldızı kadronuza katabileceğiniz bir konuma geliyorsunuz. İşte bu da Joe Dumars farkı.

Denver açısından bakarsak Iverson takasının takımı daha bir takım yapacağını hemen söyleyebiliriz. Özellikle Melo ve Iverson’ın şutları bir türlü paylaşamaması diğer oyuncuları oyundan düşürüp, bunların performansını azaltan bir faktördü. Billups gibi atmaktan çok attırmayı düşünen ve gerektiği zaman devreye giren bir oyun kurucunuz var ise işte o zaman takım olabilirsiniz, hele birde bu oyun kurucu sizin memleketlinizse daha da bir içten daha da bir zevkle kuracaktır o oyunu. Artık bu takımın en büyük yıldızı Melo. İyileşen Nene, sağlıklı kalabilirse Kenyon Martin, Smith, Kleiza, Carter, Atkins gibi adamlarla Denver artık daha dengeli bir takım. Pota alında eksikleri olduğu aşikar ama bütçe dengesi kurayım derken de bir anda süper takım kurmanız imkansız. Burada bir de tabi Denver GM’i Mark Warkentein’i kutlamak gerekir ki, dağıldı denilen takımı yeniden rekabetçi bir yapıya büründürmüştür. Aksi görüşler bir hayli dile getirilecek hatta “ne yapmaya çalışıyor bu adam!” denilecektir. Bence şu hareketi doğrudur Warkentein’ın. Takımda liderliği tam olarak ele alamamamış ve yine tam anlamıyla da mutluluğu bulamamış, potansiyel olarak sorun çıkarmaya meyilli bir süper yıldız yerine, takımı takım haline getirebilecek bir adam almıştır en nihayetinde. Üstelik bazı oyuncuların kontratını satın alır ve kafasındaki diğer ufak mali hamleleri de yapabilirsa sezon sonu Nuggets capinde mid-level için önemli bir yer kalacak ve Nuggets lüks vergisinden bir hayli uzakta durabilecektir.

Takasın aslı Iverson’a karşılık Billups + McDyess + Samb ama burada Dyess ve Samb kesinlikle rol oyuncuları olacaktır. Denver’ın Dyess’ı takımda tutmayıp gelecek sene cap boşaltmayı düşüneceğini, Samb’in de tutulursa en fazla antrenman oyuncusu olarak takımda barındırılacağını düşünüyorum. Öte yandan Iverson’ın tekrar Doğu’ya gelmesi 2. sırayı hedefleyen bir Magic Fanatiği olarak asabımı bozsa da, Denver’ın Dyess’ı bırakma, bırakılan Dyess’ı bizim havada kapma olasılığını düşününce bozulan asabımın yavaş yavaş düzelme eğilimine girdiğini, hatta keyfimin çakırlaşmaa başladığını, yüzümde tatlı bir tebessüm oluştuğunu söyleyebilirim.

Bu takas bize bir kez daha Joe Dumars’ın, Darko Milicic seçimi hariç, ne kadar akıllı, ne kadar önemli bir strateji uzmanı olduğunu göstermiştir. Benim gözümde bu adam bir GM değil kesinlikle Başbakan ya da Devlet başkanı gibi bir adamdır. Keşke fırsatım olsa da tek bir gün geçirebilsem Dumars’la, hatta şöyle bir el yüz falan sürsem bana da bulaşsa onda olan her neyse.

Bütün bu anlattıklarım 3-5 saniye içinde yaşadığım o fırtınalı flash back ve forward kırması anlarda aklımdan geçenler. Çok mu yoğun düşünüyorum ben arkadaş 😀

Iverson – Billups Takası ve Joe Dumars

Kasım 4, 2008, 3:34 pm | Denver Nuggets, Detroit Pistons, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Profesyonel takım sporlarında herhalde dün itibariyle Dünya’nın en önemli gelişmesidir Iverson – Billups takası. Dün NBAKolik’ten hem patronumuz (he he) hem de kardeşimiz Memet haber verdi gelişmeyi telefonda bana. Ben de o sıra Tango kursundan çıkmış eve dönüyordum. Abartmıyorum elim ayağım titredi haberi ilk duyduğumda, yanımdakiler de hayati bir haber falan aldığımı sandı verdiğim tepki üzerine. Halbuki o an yaşadığım hızlı bir flash back ve hemen akabinde ışık hızında bir flash forward idi.

Flash back’in nedeni Iverson. Bir anda Sixers’ı finallere taşıdığı dönem ve o zamanki kadro yapısı geldi aklıma. Detroit’in şu kadrosunun tartışmasız 1 numaralı yıldızı ve lideri olacak Iverson. Patlayıcı yapısı ve deliciği ile Pistonları ciddi anlamda yağlayacak. Billups’ın liderliğindeki Pistonların tek önemli sayı opsiyonu Hamilton iken şimdi bu sayı 2’ye çıkmış olacak. Iverson’lı takımda, Iverson savunma dengelerini bozacağı için Wallace ve Prince’ten de daha fazla verim alınacaktır. Ötesinde bu hamle bir Joe Dumars harikasıdır, keza Iverson’ın 22 milyon civarındaki kontratı bu sene bitiyor. Diğer biten kontratlarla birleştirildiğinde Pistons’ın bir anda 30 milyon civarında cap space’i açılıyor ki, yaşı ilerleyen Wallace ve Iverson’ı takımda tutun veya tutmayın en az 2 yıldızı kadronuza katabileceğiniz bir konuma geliyorsunuz. İşte bu da Joe Dumars farkı.

Denver açısından bakarsak Iverson takasının takımı daha bir takım yapacağını hemen söyleyebiliriz. Özellikle Melo ve Iverson’ın şutları bir türlü paylaşamaması diğer oyuncuları oyundan düşürüp, bunların performansını azaltan bir faktördü. Billups gibi atmaktan çok attırmayı düşünen ve gerektiği zaman devreye giren bir oyun kurucunuz var ise işte o zaman takım olabilirsiniz, hele birde bu oyun kurucu sizin memleketlinizse daha da bir içten daha da bir zevkle kuracaktır o oyunu. Artık bu takımın en büyük yıldızı Melo. İyileşen Nene, sağlıklı kalabilirse Kenyon Martin, Smith, Kleiza, Carter, Atkins gibi adamlarla Denver artık daha dengeli bir takım. Pota alında eksikleri olduğu aşikar ama bütçe dengesi kurayım derken de bir anda süper takım kurmanız imkansız. Burada bir de tabi Denver GM’i Mark Warkentein’i kutlamak gerekir ki, dağıldı denilen takımı yeniden rekabetçi bir yapıya büründürmüştür. Aksi görüşler bir hayli dile getirilecek hatta “ne yapmaya çalışıyor bu adam!” denilecektir. Bence şu hareketi doğrudur Warkentein’ın. Takımda liderliği tam olarak ele alamamamış ve yine tam anlamıyla da mutluluğu bulamamış, potansiyel olarak sorun çıkarmaya meyilli bir süper yıldız yerine, takımı takım haline getirebilecek bir adam almıştır en nihayetinde. Üstelik bazı oyuncuların kontratını satın alır ve kafasındaki diğer ufak mali hamleleri de yapabilirsa sezon sonu Nuggets capinde mid-level için önemli bir yer kalacak ve Nuggets lüks vergisinden bir hayli uzakta durabilecektir.

Takasın aslı Iverson’a karşılık Billups + McDyess + Samb ama burada Dyess ve Samb kesinlikle rol oyuncuları olacaktır. Denver’ın Dyess’ı takımda tutmayıp gelecek sene cap boşaltmayı düşüneceğini, Samb’in de tutulursa en fazla antrenman oyuncusu olarak takımda barındırılacağını düşünüyorum. Öte yandan Iverson’ın tekrar Doğu’ya gelmesi 2. sırayı hedefleyen bir Magic Fanatiği olarak asabımı bozsa da, Denver’ın Dyess’ı bırakma, bırakılan Dyess’ı bizim havada kapma olasılığını düşününce bozulan asabımın yavaş yavaş düzelme eğilimine girdiğini, hatta keyfimin çakırlaşmaa başladığını, yüzümde tatlı bir tebessüm oluştuğunu söyleyebilirim.

Bu takas bize bir kez daha Joe Dumars’ın, Darko Milicic seçimi hariç, ne kadar akıllı, ne kadar önemli bir strateji uzmanı olduğunu göstermiştir. Benim gözümde bu adam bir GM değil kesinlikle Başbakan ya da Devlet başkanı gibi bir adamdır. Keşke fırsatım olsa da tek bir gün geçirebilsem Dumars’la, hatta şöyle bir el yüz falan sürsem bana da bulaşsa onda olan her neyse.

Bütün bu anlattıklarım 3-5 saniye içinde yaşadığım o fırtınalı flash back ve forward kırması anlarda aklımdan geçenler. Çok mu yoğun düşünüyorum ben arkadaş 😀

Güle Güle Flip!

Haziran 4, 2008, 10:53 pm | Detroit Pistons, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Flip çöktü, Flip bitti, Flip gitti.

Geçen sezon Cavs, bu sezon Celtics saf dışı bıraktı Pistons’ı. Çözüm bulamadı 2 sezondur. Pistons eski baskın karakterinden uzaklaşmaya başladı, uzaklaştıkça aldığı tepkiler arttı, arttıkça koltuk altından kaydı. Flip artık işsiz. Halefi Micheal Curry deniliyor. Sıradaki Wallace dedikoduları artıyor. Detroit’te taşlar yerinden oynuyor, bir imparatorluk daha tarih sayfalarındaki yerine yavaş yavaş yerleşiyor.

Flip’in gitmesinin sebebi sadece başarısızlığı mı yoksa kravatları da sonunu hazırlayan sebeplerden biri olabilir mi? Sizin fikriniz nedir bilmem ama bence evet. Eve perde de gerek!

>Güle Güle Flip!

Haziran 4, 2008, 10:53 pm | Detroit Pistons, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Flip çöktü, Flip bitti, Flip gitti.

Geçen sezon Cavs, bu sezon Celtics saf dışı bıraktı Pistons’ı. Çözüm bulamadı 2 sezondur. Pistons eski baskın karakterinden uzaklaşmaya başladı, uzaklaştıkça aldığı tepkiler arttı, arttıkça koltuk altından kaydı. Flip artık işsiz. Halefi Micheal Curry deniliyor. Sıradaki Wallace dedikoduları artıyor. Detroit’te taşlar yerinden oynuyor, bir imparatorluk daha tarih sayfalarındaki yerine yavaş yavaş yerleşiyor.

Flip’in gitmesinin sebebi sadece başarısızlığı mı yoksa kravatları da sonunu hazırlayan sebeplerden biri olabilir mi? Sizin fikriniz nedir bilmem ama bence evet. Eve perde de gerek!

>Onlar mı gelse, biz mi gitsek?

Mayıs 30, 2008, 1:19 am | Çuvaldız, Detroit Pistons, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Pistonların resmi olmayan lakabına bu kadar uyan 2. bir oyuncu daha herhalde bu ligde kolay kolay çıkmayacaktır. Aktif oyuncular arasında en çok Teknik faul almış isim olarak kariyerini sürdüren 34 yaşındaki Wallace, aldığı cezalara bir yenisini ekledi.

“Kedicikler kendilerini yerden yere atıyorlar ve hakemler de bunlara faul çalıyorlar. Bu basketbol değil. Sadece eğleniyorlar bizimle, bunu biliyor olmalısınız.” diyerek Hakem kararlaını sert bir şekilde eleştiren Walace tam 25000 $ para cezasına çarptırıldı.

Düşünüyorum da basketbolumuzda olmasa da özellikle futbolumuzda bundan kat be kat sert, hedef gösterici ve aşağılayıcı beyanlara maruz kalıyor hakemler ve bu sözleri söyleyenler kolay kolay ceza almıyorlar. Ancak bir şekilde basın ve rakipler tarafından cılkı çıkarılırsa sözlerin, ancak o durumda hak mahrumiyetleri geliyor, para cezaları da değil. Kim haklı sizce, NBA yönetimi mi, bizimkiler mi?

Acaba David Stern ve NBA yöneticileri arasından bir kaçını transfer mi etmeliyiz?

Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, toplanan bu cezalar Amerika çapında hayır işlerine harcanmakta, bizde galiba gelir kaydediliyor federasyonlara, bilen varsa salata aşağıda.

Onlar mı gelse, biz mi gitsek?

Mayıs 30, 2008, 1:19 am | Çuvaldız, Detroit Pistons, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Pistonların resmi olmayan lakabına bu kadar uyan 2. bir oyuncu daha herhalde bu ligde kolay kolay çıkmayacaktır. Aktif oyuncular arasında en çok Teknik faul almış isim olarak kariyerini sürdüren 34 yaşındaki Wallace, aldığı cezalara bir yenisini ekledi.

“Kedicikler kendilerini yerden yere atıyorlar ve hakemler de bunlara faul çalıyorlar. Bu basketbol değil. Sadece eğleniyorlar bizimle, bunu biliyor olmalısınız.” diyerek Hakem kararlaını sert bir şekilde eleştiren Walace tam 25000 $ para cezasına çarptırıldı.

Düşünüyorum da basketbolumuzda olmasa da özellikle futbolumuzda bundan kat be kat sert, hedef gösterici ve aşağılayıcı beyanlara maruz kalıyor hakemler ve bu sözleri söyleyenler kolay kolay ceza almıyorlar. Ancak bir şekilde basın ve rakipler tarafından cılkı çıkarılırsa sözlerin, ancak o durumda hak mahrumiyetleri geliyor, para cezaları da değil. Kim haklı sizce, NBA yönetimi mi, bizimkiler mi?

Acaba David Stern ve NBA yöneticileri arasından bir kaçını transfer mi etmeliyiz?

Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, toplanan bu cezalar Amerika çapında hayır işlerine harcanmakta, bizde galiba gelir kaydediliyor federasyonlara, bilen varsa salata aşağıda.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.