Kral olmaya adı yetti!

Temmuz 13, 2010, 1:00 pm | David Villa, gerd, müller, mueller, thomas, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Dünya Kupası gol kralı kim olur bahisleri ilk açıldığında Thomas Müller’i aday göstermişler miydi acaba? İddaa muhtemelen “diğer” şıkları arasında yer vermiştir kendisine… Ama o artık diğerleri gibi değil. Sanki diğerleri gibi olmayacağını ispatlamak istermiş gibi Almanların dünya kupalarındaki en golcü ismi Gerd Müller ile aynı numarayı sırtına geçirmişti. Belki de o formayı “Müller geleneği” devam etsin diye ona giydirdiler…

Formanın kerametinden midir, soyadının getirdiği “gol çekmesi”nden midir bilemeyeceğiz ama son dünya kupasının gol kralı Thomas Müller oldu. Üstelik attığı gollerle uzanmadı bu unvana!! Yaptığı asistler onu aynı sayıda gol attığı David Villa, Wesley Sneijder ve Diego Forlan’dan ayırmış. Böyle gol kralı ilan edildi Müller… Benim bu duruma çokça itirazım var! Oldu olacak ikili averaja baksalarmış bir de! Birbirleriyle oynadıkları maçlarda kim kime daha çok çalım atmış ona da baksalarmış… Gol krallığının Müller’e gitmiş olmasının tek bir şey anlamlı kılar o da 6 maçta 5 gol atmış olması yani gol ortalaması. Diğerleri hep 7 maçta atmışlar 5 golü… Ama FIFA Müller’e gol krallığını daha çok asist yaptı diye veriyorsa David Villa da şampiyon olan takımda oynuyor onun günahı ne?

Gerd Müller dünya kupalarında Almanya formasıyla 14 gol attı. Klose de 36 yaşında 2014 dünya kupasında olmazsa G. Müller’in takipçisi olarak kalacak. Henüz ’89 doğumlu olan T. Müller önümüzdeki yıllarda bu ikiliyi geçebilecek mi göreceğiz…
Reklamlar

Son vuvuzela ötmeden…

Temmuz 11, 2010, 8:00 pm | arjen robben, Barcelona, cruyff, David Villa, Dünya Kupası 2010, hollanda, Sneijder, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Emek Ege bugünkü ilk canlı yayınına “tarihi finale artık saatler kaldı” diye başladı. “Klişelerin hastası (!)” biri olarak finale tam bir saat kala “futbol dolu bir ayı geride bırakmamıza artık saatler kaldı” diyerek başlayayım dünya kupasının son maçının oynandığı son günde yazacağım yazıma…

Turnuva başlamadan yayınladığım “Holladalıyım futbola doymalıyım!” başlıklı yazımda Hollanda sempatizanı olduğumu açıklamıştım. Hatta en sonunda da “Şampiyonada tüm maçlarını takip edeceğim takım Hollanda olacak.” diye eklemişim. Sayelerinde çok güzel maçlar ve goller izledik, finali de izleyeceğiz.

Dünya kupalarında Hollanda’yı tutmak da bir klişe olarak kabul görebilir. Cruyff-sever bir insan olarak Hollanda taraftarlığım kolayca açıklanabilir ancak bu turnuvada farklı bir nedenim daha var. O da -belki de bir çok insanın Hollanda’yı tutmasının nedeni olduğu gibi – Arjen Robben! Kendisini Real Madrid’de oynadığı maçlarda çokça yerdim! Hatta kendisini yaklaşık 1,5 yıl önceki bir Madrid derbisinde sahanın en kötüsü olarak nitelendirmişim. (bknz. En sevmediğim futbolcu egosuna kurban olan futbolcudur. )

Robben Real Madrid’den gönderildikten sonra Bayern’deki performansıyla Real’dekilere kim olduğunu bir kez daha kanıtladığı gibi milli takımının da en kilit oyuncusu olacağını gösterdi. Sneijder istatistiki performansıyla da Robben’e nazaran biraz daha önde gözükse de bu akşamki maçta maçı Hollanda lehine çevirebilecek bireysel yetenekleri en üstteki kişi Robben’dir! Hollanda’nın orta sahası normal bir lig takımı için -bahisçi terimiyle- 2,5 üstü değil ama 1,5 üstü bir kaliteye sahip. Çok iyi kesici olmalarının yanında çok iyi birer çalımcı ve pas dağıtıcı değiller İspanya gibi. İşte İspanya’yı bu akşamki finalde öne çıkaran nedenlerden biri bu.

Hollanda’lıyım ama İspanya’nın kupayı kazanmaya daha yakın görüyorum. Çünkü;

  • Hollanda’nın defansının araya atılan paslarda nasıl bir buhrana doğru sürüklendiğini Brezilya’nın attığı golde izledik. Brezilya arapasları çok iyi yapabilen bir takım değil ama İspanya bu işin kitabını yazsa bestseller olur… Bu akşam İspanya eğer Almanya karşısındaki 11’le sahaya çıkarsa Hollanda defansının arasına atılacak her pas gol tehlikesi olur…
  • İspanya eğer Torres’le başlarsa işleri zora girer. Villa’nın en uçta başladığı veya bitirdiği maçlarda İspanya’nın kazanan taraf olduğunu gördük. Del Bosque kazanmak istiyorsa yine Torres-Pedro değişikliği ile başlar…
  • Hollanda ise atak karşılarken kaptığı topları 3 pasta rakip ceza sahasına taşıyabilen bir takım. Bunu da inanılmaz bir hız ve isabetle başarıyorlar. Robben’in Slovakya maçında attığı golde De Jong’un Robben’e attığı pas ve yine Sneijder’in Kamerun maçında Robben’e attığı pas (Klaas Jan Huntelaar’ın golü) bunun mükemmel iki örneği. Zaten bunu çok iyi yaptıklarını Euro 2008’deki Fransa ve İtalya maçlarında da görebilmekteyiz. Bu konudaki en önemli soru ise İspanya buna izin verecek mi? Ya da Hollanda İspanya’ya bunu kabul ettirebilecek mi??

Bugünkü maçta İspanyol orta sahası ve Hollanda orta sahasının teknik kapasitelerini ve taktik zekalarının karşılaşmasını izleyeceğiz… Hollanda defansı en önemli sınavına çıkacak. İspanya takımı ise çağımız futbolunda en iyi olduklarını tarihe altın harflerle yazdırmak isteyecek. Hollanda artık bir kupa kazansak isyanını sonuca dökmeye çalışacak. Sneijder Hollanda futbolunun, David Villa da İspanya futbolunun efsanelerinden olmak için sahada olacak… Son vuvuzela ötmeden bir klişe daha yapalım ve kim kazanırsa kazansın kazanan total futbol oldu! (bknz. Cruyff-Hollanda-Barcelona)

Teşekkürler Cruyff…

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.