Hidayet Phoenix Suns’a Takas Oluyor! Oldu!

Temmuz 12, 2010, 10:53 pm | Charlotte Bobcats, Hidayet Türkoğlu, NBA, Phoenix Suns, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Az evvel ajanslara düştü bu haber. Phoenix Suns Raptors’ta mutlu olmayan Hidayet’i alıyor, Jose Calderon’u Bobcats’e giderken görüyoruz, Leandro Barbosa’yı da Toronto’ya takas ediyor Phoenix. Pakete Bobcats’in katkısı da, Diaw ve Tyson Chandler’ı Raptors’a yollayarak oluyor. Toronto’dan 3. adamın daha ayrılması söz konusu, bir dolu da nakit akışı olacak büyük ihtimalle. Toronto bu takasta Bosh’un sign-and-trade’inden gelen 14,5 milyonluk trade exception’a da dokunmuyor üstelik. 3 takım için de hayırlı gibi bu takaslar. Kesinleşince üzerine daha konuşulur da bakalım Hidayet Suns’ın run and gun’ına ve Nash’in hakimiyetine nasıl bir tepki verecek? Ya da 36 yaşına gelen Nash’in yerine yeni bir sistem mi kurmak istiyor Suns? Hill ve Hidayet’in iletişimi nasıl olacak o da ayrı bir konu.

Bu arada Barbosa’yı da draft eden adamın Colangelo olduğunu hatırlatmak gerek. Suns Hidayet dışında Olympiakos’tan Childress’ı da getiriyormuş, o da hayırlı olsun bakalım.

Edit: Bobcats takastan çekildi, Atlanta Childress’ın hakları üzerinden gelecek senelere ilişkin draft hakkı aldı. Barbosa Toronto’ya, Hidayet Phoenix’e, Childress 5 yıl ve 30 milyonluk sign-and-trade ile yine Phoenix’e geçti. Hepsine hayırlı olsun. İlk izlenim Hidayet’in Nash’in gelecekteki alternatifi olarak düşünüldüğü. Yeniden Batı yakasındaki bir Hidayet’i izlemek heyecan verici olacak.

Reklamlar

NBA’de Sezonun Sürpriz Takımı

Ocak 23, 2010, 5:00 pm | Charlotte Bobcats, Memphis Grizzlies, NBA, OKC, Portland TBlazers kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Geçen hafta NBA Konferans sıralamalarına baktığımda son dönemlerde iyice biz olduk diye bağıran takımları play-off resminde görmüştüm. Bunun üzerine blog takipçilerinden NBA izleyicisi olanlara bir soralım bakalım “NBA’de bu sezon en büyük sürprizi hangi takım yaptı” diye düşünüp bir anket açtık. 6 günde 50 kişinin katıldığı anket aslında hem NBA’de en çok “baba” takımların takip edildiğini hem de diğer takımlardan çoğunlukla az haberdar olunduğunu gösterdi. Oy kullananların % 38’i şu anda Batı Konferansında 9, sırada olan ve 4.lükten sadece 1,5 maç geride olan Oklahoma City Thunder’ı ilk sırada gösterdiler. Yine Batı Konferansı 11.si Memphis 2. oldu. Sanırım herkes Memphis’i ligin en kötü 3-4 takımından biri olacak diye bekliyordu, yoksa 11. sıradaki bir takımın böylesi ilgi görmesi normal olmazdı. Bence asıl büyük sürpriz takım Bobcats 3. sırada çıktı anketten. Keza Charlotte doludizgin geliyor ve gelene 20 gidene 30 sayı fark atıyor şu sıralar. Bobcats’in bu formunu devam ettirirse Doğu’da 5. olma ihtimali de oldukça kuvvetli. Onlar için belki de yapılabilecek en önemli tespit Brown ile Jackson’ın kimyalarının uyması olacaktır. En sonunda doğru adamı buldular belki de. 2 sezondur artan başarılarına alışkın olduğumuz Portland son sırada çıktı anketten. Bir de bunlardan daha sürprizi var diyen 7 arkadaş var ki onlar hangi takımları kastetti çok merak ediyorum.

Sonuçta Çoban Salata okuru NBA takipçileri bu sezonun ilk yarısının sürprizi Oklahoma City Thunder’dır diyor.

>Tyson Chandler Emeka Okafor Takas Edildiler

Temmuz 28, 2009, 11:55 pm | Charlotte Bobcats, Minnesota Timberwolves, NBA, NO Hornets, OKC kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>New Orleans Hornets 1 senedir takımdan göndermeye çalıştığı pivotu Tyson Chandler’ı en sonunda Emeka Okafor karşılığında Charlotte Bobcats’e takas etti. Chandler uzunca bir süredir sakatlıklarla başı dertte olan bir isim ve bu sakatlık mevzuları onun New Orleans’taki kredisini tüketmiş durumda. Chris Paul önderliğinde hızlı oyuna kolayca adapte olup özellikle işin geri koşma kısmında sistemin önemli bir parçasıydı sağlıklıyken Tyson Chandler. Ancak şu son 2 sene tam anlamıyla bir kabus oldu onun için. Bu sakatlık ritminin devam edeceği öngörüsünde bulunan Hornets da bir alıcı aramaktaydı. Geçen sezon Thunder’la anlaşmışlarken Chandler sağlık kontrolünü geçemediği için takas yatmıştı. Bu sefer sanırım bir sıkıntı olmayacak çünkü Larry Brown Chandler’ı çok istiyor, sakatlığını bile gözardı edebilir.

Takımın oynadığı oyunu hızlandırmaya çalışan Brown için sağlıklı bir Chandler ciddi bir ekleme. Geriye koşması, boyalı alanı karartması ve emsallerine göre hızıyla çok iş görebilecek adam. Önceki sezonki Hornets yükselişinin en ciddi parçalarından biriydi. Okafor ise Chandler’a göre daha kısa, savunmada kendinden uzun oyunculara karşı fazlasıyla zorlanan, hücumda kalıbıyla iş gören ancak atletizmi sınırlı bir isim, ayrıca blokları kadar üzerinden vurulan smaçlarla da tanınır uzun oyuncu. Dediğim gibi sağlıklı bir Chandler Bobcats’e ilaç olabilecekken Okafor’un Hornets’a tek verebileceği 14 sayı 10 ribaunt 2 blok ve en az 75 maç garantisi.
Chandler’ın kalan kontratı gelecek sezonu oyuncu opsiyonlu olmak üzere 2 sezon ve 24 milyon değerinde. Yani eğer ciddi bir sakatlık sorunu olursa Bobcats ondan 2011 yazında kurtulabilir. Okafor’un ise daha 5 sene ve 63 milyon civarında kontratı bulunmakta. Her iki oyuncu da 27 yaşında.

Bu takasın kazananı sanki Hornets gibi, riske girmeden garanti ata oynadılar.

Öte yandan dün yazmaya fırsat olmadı, Minnesota oyun kurucu sevdasına devam etmiş ve Thunder’dan Damien Wilkins ile Chucky Atkins’i alırken karşılığında Etan Thomas’ı göndermiş. Bu kadar gardı ne yapacaklar anlamış değilim. Thomas ise bir anda Thunder’ın en çok kazanan ismi oldu. Kontratı gelecek sene bitiyor. Bu hamle Thunder’ın 2010 yazı yeniden yapılanma planının bir parçası. Gelecek yaz bütçeleri sadece 20 milyon civarında dolu. Yani caplerinde toplam 40 milyon civarında bir boşluk olacak ki bu 2 büyük yıldızı Oklahoma’ya kadar getirebilir.

Sezona Veda, Play-Off’a Merhaba

Nisan 17, 2009, 8:30 am | Boston Celtics, Charlotte Bobcats, Chicago Bulls, Cleveland Cavs, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Sezonun son maçında hafif sakatlıkları bulunan Hidayet ve Lewis otururken, Howard bu sefer sahadaydı ama o da sadece 2 çeyrek oynadı. Bobcats galibiyeti daha ziyade yedekler açısından bir moral maçı oldu. Battie, Pietrus gibi adamlar takımı sürükleyen isimler oldular ve güven tazelediler. Bu pozitif enerji onların play-offlardaki tamamlayıcılıklarına katkı sağlayacaktır. Aynı akşam Chicago Toronto’ya yenilirken, Philly sürpriz şekilde deplasmanda Cleveland’ı mağlup edince 6-7 sıralaması bir anda değişti ve Philly 6. sıraya tırmandı. İnsanın aklına ister istemez acaba Chicago ve Cleveland hinlik mi yaptı sorusu takılıyor ama ufak ihtimal tabii. Gerçi pota altını Miller kısa rotasyonunu Salmons ile kuvvetlendirmiş olan Chicago Garnettsiz Boston’u Orlando’ya da tercih etmiş olabilir ama Philly’nin Cavs’i yeneceğini nereden bileceklerdi. Belki de Cavs Sixers değil de Bulls Boston’a diş geçirebilir diye düşünüp Sixers’a da yatmış olabilir, ama son saniye de yatılır yatılsa. Aman komplo teorileri işte. Dün bütün gün Adliye’de olunca bilirkişilik dolayısıyla kafam bunlara çalışmaya başladı herhalde 🙂

>Sezona Veda, Play-Off’a Merhaba

Nisan 17, 2009, 8:30 am | Boston Celtics, Charlotte Bobcats, Chicago Bulls, Cleveland Cavs, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Sezonun son maçında hafif sakatlıkları bulunan Hidayet ve Lewis otururken, Howard bu sefer sahadaydı ama o da sadece 2 çeyrek oynadı. Bobcats galibiyeti daha ziyade yedekler açısından bir moral maçı oldu. Battie, Pietrus gibi adamlar takımı sürükleyen isimler oldular ve güven tazelediler. Bu pozitif enerji onların play-offlardaki tamamlayıcılıklarına katkı sağlayacaktır. Aynı akşam Chicago Toronto’ya yenilirken, Philly sürpriz şekilde deplasmanda Cleveland’ı mağlup edince 6-7 sıralaması bir anda değişti ve Philly 6. sıraya tırmandı. İnsanın aklına ister istemez acaba Chicago ve Cleveland hinlik mi yaptı sorusu takılıyor ama ufak ihtimal tabii. Gerçi pota altını Miller kısa rotasyonunu Salmons ile kuvvetlendirmiş olan Chicago Garnettsiz Boston’u Orlando’ya da tercih etmiş olabilir ama Philly’nin Cavs’i yeneceğini nereden bileceklerdi. Belki de Cavs Sixers değil de Bulls Boston’a diş geçirebilir diye düşünüp Sixers’a da yatmış olabilir, ama son saniye de yatılır yatılsa. Aman komplo teorileri işte. Dün bütün gün Adliye’de olunca bilirkişilik dolayısıyla kafam bunlara çalışmaya başladı herhalde 🙂

>Superman Returns

Şubat 18, 2009, 9:51 am | Charlotte Bobcats, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>
45 sayı 19 ribaunt 8 blok. Dwight Howard dün gece tek başına kurtardı takımını. Savaştı, yırtındı, parçaladı ve maçı getirdi. Maçı uzatmaya götüren belki Redick’in üçlüğüydü ama, o noktaya kadar Magic’i getiren kesinlikle Howard’dı. Lue’nun ilk kez ciddi anlamda sorumluluk aldığı, Süpermen ve Redick dışında herkesin döküldüğü bir oyun oldu. İyi ki Süpermen çölden çabuk geri döndü, yoksa gerçekten önemli bir takım haline gelmiş olan Bobcats bizi fazlasıyla üzecekti. Bu maç ve Magic üzerine kapsamlı değerlendirme en geç yarın Nbakolik.com ve burada olacak, o yüzden fazla ayrıntıya girmek istemiyorum, o yazıda görüşürüz.

Superman Returns

Şubat 18, 2009, 9:51 am | Charlotte Bobcats, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın


45 sayı 19 ribaunt 8 blok. Dwight Howard dün gece tek başına kurtardı takımını. Savaştı, yırtındı, parçaladı ve maçı getirdi. Maçı uzatmaya götüren belki Redick’in üçlüğüydü ama, o noktaya kadar Magic’i getiren kesinlikle Howard’dı. Lue’nun ilk kez ciddi anlamda sorumluluk aldığı, Süpermen ve Redick dışında herkesin döküldüğü bir oyun oldu. İyi ki Süpermen çölden çabuk geri döndü, yoksa gerçekten önemli bir takım haline gelmiş olan Bobcats bizi fazlasıyla üzecekti. Bu maç ve Magic üzerine kapsamlı değerlendirme en geç yarın Nbakolik.com ve burada olacak, o yüzden fazla ayrıntıya girmek istemiyorum, o yazıda görüşürüz.

>Single Single ve Yama

Kasım 17, 2008, 11:06 pm | Charlotte Bobcats, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Howard’ın double double’larına alışmışken triple double yaptığını da görünce iştahımız kabarmıştı. 15-10 yaptığında kötü oynadı diye çok şey beklediğimiz koca bebek kariyerinin enderlerinden birine imza attı dün gece, Single-Single yaptı. Şut sokamadığı ya da herhangi bir istatistikte çift haneyi yakalayamadığı maç sayısı hatırladığım kadarıyla 3’ten fazla değil (Bir ara bunu da araştırayım). Bu kötü performansta muhakkak ki Larry Brown’ın akıllı savunma taktiğinin ve Okafor – Mohammed – Hollins üçlüsünün dönüşümlü başarılı savunmasının payı büyüktü. Brown’ın çok iyi performanslarını oyuncularından ustaca aldığını çok iyi biliyorduk, dün gece bunun 24 senedir nasıl işlediğini bir kez daha gösterdi bize.

Howard’ın durduğu, Bobcats’in ciddi savunma yaptığı, Howard’ın kapsama alanı dışında kaldığı, benchten yine gereken verimin alınamadığı bu gecenin parlayan ismi yine beklendiği üzere Hidayet oldu. Rakibin iyi savunması nedeniyle zora düşüldüğü ve psikolojik olarak bu savunmayı açıp Howard’ı özgür kılmanın tek yolunun şut sokmak olarak görüldüğü maçta asıl anahtarın penetrelerde ve rakibin dengesini bozmakta olduğunu bir kez daha Hidayet hatırladı Magic’te. Daldı, çıktı, karıştırdı ve ilk yarıda maçı alabilir izlenimi veren Bobcats’i 3. çeyrekte çözdü. Adam tam bir yama, takıma o maçta ne gerekse o işi yapıyor, şutsa şut, asistse asist, ribaunt ise ribaunt, savunmaysa savunma, Hidayet komple bir basketbolcu. 2 maçtır kullandığı dengesiz şutlar arka arkaya çemberden geçen Nelson kendine fazlaca güvenmeye devam ediyor, bu güven bir gece Magic’in başını yakacak şimdiden söylüyorum. Kaç maçtır takımın en çok asist yapan ismi olamıyor takımının oyun kurucusu, aklı devamlı şut ve sayı atmakta. Nelson hala ilk 5’in zayıf halkası.

Van Gundy sezon başında geniş gibi gözüken ama verdiği performanslarla aslında gözüktüğü gibi olmadığı anlaşılan kadrodan olabildiğince yüksek verim almaya çalışıyor. Lee’yi rotasyona almaya, Battie’yi kendine getirmeye, Bogans’ı 6. adamlığa alıştırmaya çalışıyor. Ancak yedek oyun kurucu Johnson sanırım Nelson ile kamplarda aynı odada kalıyor olacak, ilk 3 maçtaki AJ’in yerinde yeller esiyor. O da devamlı atıyor, atıyor, atıyor. Van Gundy’nin Pietrus eklentisiyle elde ettiği ortalamanın üzerindeki 5’e yeterince destek veremeyen bir yedek sırası mevcut ve Van Gundy, göz altı torbalarından belli, devamlı dersine çalışıyor.

Bobcats cephesinde ise görüntü J-Rich’in olmadığı maçlarda liderliğe soyunan Gerald Wallace’ın bunu tam anlamıyla yapacak kapasitede olmadığı, Çakma Nelson DJ Augustin’in Felton’ı kafaca çok etkildeği ve Okafor’un iyi bir savunmacı olmaktan ileri gidemediğidir. Farklı bir yaklaşımı ise Carroll ve Pietrus üzerinden yapmak istiyorum. Pietrus sezon başında Magic ile 5 senelik ve 25 milyonluk bir kontrat yaptı. Carroll ise geçen sezon başında benzer bir anlaşmayı imzalamıştı, 5 sene ve 23 milyon. Carroll anlaşmayı imzaladıktan sonra hem istatistikleri hem de yüzündeki hırs ve bir şeyleri ispat etme gayretinin verdiği inanmışlık yavaş yavaş eridi gitti. Şu sıralar 4 sayı civarlarında dolaşan bu adam 2 sene öncesine kadar leblebi gibi üçlük atıyordu. İllaki J-Rich’in takıma katılması olumsuz etkilemiştir ancak bu kadar da kolay kaybolmaz ki bir değer. Bunun adı paranın üzerine yatmaktır. Aynı kontratı almış olan Pietrus oynadığı her dakika ciddi gayret sarf ediyor, boş şutlarda cezayı kesiyor, hızlı hücuma koşuyor ve çok ciddi savunma yapıyor. Carroll ise dolaşıyor. Geçen sezonun tamamını kaçıran Morrisson’ın bile kendini yırttığı bir ortamda Carroll lüks gibi Bobcats’e. Larry Brown’ın da işi kolay değil, Jordan basketbolu oynadığı kadar iyi yönetemiyor.

Kısa süre sonrası için bir Solomon yazısı planlıyordum, giggle loop’un isteği bunu farz kıldı. Solomon bir kaç güne.

Single Single ve Yama

Kasım 17, 2008, 11:06 pm | Charlotte Bobcats, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Howard’ın double double’larına alışmışken triple double yaptığını da görünce iştahımız kabarmıştı. 15-10 yaptığında kötü oynadı diye çok şey beklediğimiz koca bebek kariyerinin enderlerinden birine imza attı dün gece, Single-Single yaptı. Şut sokamadığı ya da herhangi bir istatistikte çift haneyi yakalayamadığı maç sayısı hatırladığım kadarıyla 3’ten fazla değil (Bir ara bunu da araştırayım). Bu kötü performansta muhakkak ki Larry Brown’ın akıllı savunma taktiğinin ve Okafor – Mohammed – Hollins üçlüsünün dönüşümlü başarılı savunmasının payı büyüktü. Brown’ın çok iyi performanslarını oyuncularından ustaca aldığını çok iyi biliyorduk, dün gece bunun 24 senedir nasıl işlediğini bir kez daha gösterdi bize.

Howard’ın durduğu, Bobcats’in ciddi savunma yaptığı, Howard’ın kapsama alanı dışında kaldığı, benchten yine gereken verimin alınamadığı bu gecenin parlayan ismi yine beklendiği üzere Hidayet oldu. Rakibin iyi savunması nedeniyle zora düşüldüğü ve psikolojik olarak bu savunmayı açıp Howard’ı özgür kılmanın tek yolunun şut sokmak olarak görüldüğü maçta asıl anahtarın penetrelerde ve rakibin dengesini bozmakta olduğunu bir kez daha Hidayet hatırladı Magic’te. Daldı, çıktı, karıştırdı ve ilk yarıda maçı alabilir izlenimi veren Bobcats’i 3. çeyrekte çözdü. Adam tam bir yama, takıma o maçta ne gerekse o işi yapıyor, şutsa şut, asistse asist, ribaunt ise ribaunt, savunmaysa savunma, Hidayet komple bir basketbolcu. 2 maçtır kullandığı dengesiz şutlar arka arkaya çemberden geçen Nelson kendine fazlaca güvenmeye devam ediyor, bu güven bir gece Magic’in başını yakacak şimdiden söylüyorum. Kaç maçtır takımın en çok asist yapan ismi olamıyor takımının oyun kurucusu, aklı devamlı şut ve sayı atmakta. Nelson hala ilk 5’in zayıf halkası.

Van Gundy sezon başında geniş gibi gözüken ama verdiği performanslarla aslında gözüktüğü gibi olmadığı anlaşılan kadrodan olabildiğince yüksek verim almaya çalışıyor. Lee’yi rotasyona almaya, Battie’yi kendine getirmeye, Bogans’ı 6. adamlığa alıştırmaya çalışıyor. Ancak yedek oyun kurucu Johnson sanırım Nelson ile kamplarda aynı odada kalıyor olacak, ilk 3 maçtaki AJ’in yerinde yeller esiyor. O da devamlı atıyor, atıyor, atıyor. Van Gundy’nin Pietrus eklentisiyle elde ettiği ortalamanın üzerindeki 5’e yeterince destek veremeyen bir yedek sırası mevcut ve Van Gundy, göz altı torbalarından belli, devamlı dersine çalışıyor.

Bobcats cephesinde ise görüntü J-Rich’in olmadığı maçlarda liderliğe soyunan Gerald Wallace’ın bunu tam anlamıyla yapacak kapasitede olmadığı, Çakma Nelson DJ Augustin’in Felton’ı kafaca çok etkildeği ve Okafor’un iyi bir savunmacı olmaktan ileri gidemediğidir. Farklı bir yaklaşımı ise Carroll ve Pietrus üzerinden yapmak istiyorum. Pietrus sezon başında Magic ile 5 senelik ve 25 milyonluk bir kontrat yaptı. Carroll ise geçen sezon başında benzer bir anlaşmayı imzalamıştı, 5 sene ve 23 milyon. Carroll anlaşmayı imzaladıktan sonra hem istatistikleri hem de yüzündeki hırs ve bir şeyleri ispat etme gayretinin verdiği inanmışlık yavaş yavaş eridi gitti. Şu sıralar 4 sayı civarlarında dolaşan bu adam 2 sene öncesine kadar leblebi gibi üçlük atıyordu. İllaki J-Rich’in takıma katılması olumsuz etkilemiştir ancak bu kadar da kolay kaybolmaz ki bir değer. Bunun adı paranın üzerine yatmaktır. Aynı kontratı almış olan Pietrus oynadığı her dakika ciddi gayret sarf ediyor, boş şutlarda cezayı kesiyor, hızlı hücuma koşuyor ve çok ciddi savunma yapıyor. Carroll ise dolaşıyor. Geçen sezonun tamamını kaçıran Morrisson’ın bile kendini yırttığı bir ortamda Carroll lüks gibi Bobcats’e. Larry Brown’ın da işi kolay değil, Jordan basketbolu oynadığı kadar iyi yönetemiyor.

Kısa süre sonrası için bir Solomon yazısı planlıyordum, giggle loop’un isteği bunu farz kıldı. Solomon bir kaç güne.

Basketboldan Soğutmak

Ekim 31, 2008, 3:21 am | Charlotte Bobcats, Cleveland Cavs, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Günün çok da zevkli olmayan futbol maçları ve yoğun iş temposundan sonra Charlotte Bobcats – Cleveland Cavaliers maçının vaad ettikleri kağıt üzerinde çok fazlaydı. Tecrübeli ve ufak çapta efsane koç Larry Brown’ı takımın başına getirip, rezillik seviyesine inmeden takımı toparlamak amacıyla önemli bir hamle atmışlardı Micheal Jordan liderliğinde. Bilmeyenler için Jordan Bobcats’in ortağı ve Basketbol Direktörü. Takımda Jason Richardson, Emeka Okafor, Raymond Felton, Gerald Wallace gibi yıldızları olunca insan ister istemez Larry Brown’dan çok önemli işler yapan bir takımı sahaya çıkarmasını bekliyor.

Dediğim gibi vadd ettikleri çok olan bu maçın önemli servetlerinden biri de Lebron James’ti. Yukarıda saydığım adamlaradan özellikle spektaküler performanslara imza atma olasılığı çok yüksek olan Richardson ile James’in kapışması olur, basketbolu neden bu kadarsevdiğimi bir kez daha hatırlarım diyerek oturdum TV karşısına. Ama hiç de beklediğim gibi olmadı. Tam da Nbakolik’ten yazar arkadaşım Sevgili Burak’ın dediği gibi oldu. Son günlerde takımdaki en önemli gelişme olarak oyuncuları Adam Morrisson’ın saçını kestirmesini anasayfasına taşıyan bir takımdan zevkli veya başa baş bir maç çıkarmasını beklemek çok büyük bir hataymış. Lebron James’in neredeyse yürüyerek oynayıp terlemediği maçta, Cavs yedeklerinin laubaliliğinden, Bobcats 17 sayı fark yedi. J-Rich tek başına bir yere kadar taşıyabildi takımı ama ona destek olacak, omuz verecek tek bir kişi çıkmadı. Üstüne bir de bir adam vardı ki 14 numaralı Bobcats formasıyla sahaya çıkmış, takımını da, izleyeni de, hocasını da basketboldan soğutur. DJ Augustin denilen, Texas’tan çıkıp gelme, bu çaylak adeta Orlando Magic’in 5 senedir bir nane olamayan oyun kurucu müsvettesi Jameer Nelson’ın forma numarası da dahil olmak üzere kopyası. Onun sahada olmadığı her dakika Bobcats maçı çevirebilmek için bir umut ışığı yakarken, onun sahada olduğu her dakika basketboldan soğudu. Son dönemlerde gördüğüm en etkileyici kendi takımını bozma performansıydı.
Ne yazık ki NBA’in bugünkü popülerliğine gelmesinin en büyük nedenlerinden, güzel basketbolun belki de en büyük temsilcisi Michael Jordan’ın takımının oyun kurucusu basketbolu çirkinleştiriyor. Bobcats’in yedek sırasında 1 senedir basketbol oynamamış Morrisson, artık yaşlanmaya başlayan Mohammed dışında önemli bir isim yok. Kadroları çok dar ve seçenekleri ilk 5’lerinden ibaret. Kaan Kural’ın dediği gibi Bobcats bu sezonun en büyük sürpriz adaylarından ama kastettiği gibi başarı anlamında değil gelmiş geçmiş en kötü galibiyet yüzdesini yakalama potansiyeli anlamında. Jordan ve Brown acilen takıma el atıp takaslarla kadroyu şekillendirmezlerse, Bobcats’den bir nane olmaz. Düşünsenize ligin en zevksiz basketini oynayan Cavs bile acayip bir takımmış gibi gözüktü bu rezaletin göbeğinde.

>Basketboldan Soğutmak

Ekim 31, 2008, 3:21 am | Charlotte Bobcats, Cleveland Cavs, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Günün çok da zevkli olmayan futbol maçları ve yoğun iş temposundan sonra Charlotte Bobcats – Cleveland Cavaliers maçının vaad ettikleri kağıt üzerinde çok fazlaydı. Tecrübeli ve ufak çapta efsane koç Larry Brown’ı takımın başına getirip, rezillik seviyesine inmeden takımı toparlamak amacıyla önemli bir hamle atmışlardı Micheal Jordan liderliğinde. Bilmeyenler için Jordan Bobcats’in ortağı ve Basketbol Direktörü. Takımda Jason Richardson, Emeka Okafor, Raymond Felton, Gerald Wallace gibi yıldızları olunca insan ister istemez Larry Brown’dan çok önemli işler yapan bir takımı sahaya çıkarmasını bekliyor.

Dediğim gibi vadd ettikleri çok olan bu maçın önemli servetlerinden biri de Lebron James’ti. Yukarıda saydığım adamlaradan özellikle spektaküler performanslara imza atma olasılığı çok yüksek olan Richardson ile James’in kapışması olur, basketbolu neden bu kadarsevdiğimi bir kez daha hatırlarım diyerek oturdum TV karşısına. Ama hiç de beklediğim gibi olmadı. Tam da Nbakolik’ten yazar arkadaşım Sevgili Burak’ın dediği gibi oldu. Son günlerde takımdaki en önemli gelişme olarak oyuncuları Adam Morrisson’ın saçını kestirmesini anasayfasına taşıyan bir takımdan zevkli veya başa baş bir maç çıkarmasını beklemek çok büyük bir hataymış. Lebron James’in neredeyse yürüyerek oynayıp terlemediği maçta, Cavs yedeklerinin laubaliliğinden, Bobcats 17 sayı fark yedi. J-Rich tek başına bir yere kadar taşıyabildi takımı ama ona destek olacak, omuz verecek tek bir kişi çıkmadı. Üstüne bir de bir adam vardı ki 14 numaralı Bobcats formasıyla sahaya çıkmış, takımını da, izleyeni de, hocasını da basketboldan soğutur. DJ Augustin denilen, Texas’tan çıkıp gelme, bu çaylak adeta Orlando Magic’in 5 senedir bir nane olamayan oyun kurucu müsvettesi Jameer Nelson’ın forma numarası da dahil olmak üzere kopyası. Onun sahada olmadığı her dakika Bobcats maçı çevirebilmek için bir umut ışığı yakarken, onun sahada olduğu her dakika basketboldan soğudu. Son dönemlerde gördüğüm en etkileyici kendi takımını bozma performansıydı.
Ne yazık ki NBA’in bugünkü popülerliğine gelmesinin en büyük nedenlerinden, güzel basketbolun belki de en büyük temsilcisi Michael Jordan’ın takımının oyun kurucusu basketbolu çirkinleştiriyor. Bobcats’in yedek sırasında 1 senedir basketbol oynamamış Morrisson, artık yaşlanmaya başlayan Mohammed dışında önemli bir isim yok. Kadroları çok dar ve seçenekleri ilk 5’lerinden ibaret. Kaan Kural’ın dediği gibi Bobcats bu sezonun en büyük sürpriz adaylarından ama kastettiği gibi başarı anlamında değil gelmiş geçmiş en kötü galibiyet yüzdesini yakalama potansiyeli anlamında. Jordan ve Brown acilen takıma el atıp takaslarla kadroyu şekillendirmezlerse, Bobcats’den bir nane olmaz. Düşünsenize ligin en zevksiz basketini oynayan Cavs bile acayip bir takımmış gibi gözüktü bu rezaletin göbeğinde.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.