Ozhano’nun Kebapçı Blick’i!

Ağustos 5, 2010, 1:53 pm | Fenerbahçe, Futbol, gazete, UCL kategorisinde yayınlandı | 6 Yorum

Sevgili ozhano nicedir soruyordu Blick’e ne oldu diye. Blick bildiğimiz Blick, hiç bir şey olmamış sevgili kardeşim. Bu başlık da senin için gelsin:

Young Boys Fenerbahçe’den Kebap Yaptı!
Reklamlar

Mourinho Olmak

Nisan 29, 2010, 2:15 pm | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | 6 Yorum
“Çok fazla kazanan kaybetmesini bilmez. Bu çok zor ve ben bunu daha önceden söylemiştim.”
“Bu kinin sevgiye dönüşeceğine inanacak kadar salak değilim.”

Bu sözler Jose Mourinho’ya ait. Sevenimiz, sevmeneyimiz, nefret edenimiz etmeyenimiz vardır mutlaka. Herkese hitap eder bir tavrı yok Portekizlinin. Olması da mümkün değil. Hem onun yapısı hem de insanoğlunun genel genetik yapısı uygun değil buna. Benim için Mourinho bir istisna. Onun takımlarını izlerken takımlarının ne yaptığı değil onun ne yaptığı ya da yapacağı önemli benim için. Çok sevdiğim Barcelona’nın elenmesini bile sırf bu yüzden çok istiyordum. Acaba maç bitince Jose ne yapacak, ne söyleyecek? Senelerdir sabrediyordu, senelerdir katlanıyordu Şampiyonlar Ligi’nde kaybetmeye. Bu sefer farklı olmalıydı. Geçmiş yıllarda çok daha fazla hak ettiği dönemlerde başaramamıştı. Malzemesi bolken yapamadığını daha az malzemeyle ama sırf yapabileceğine inandığı için yapabileceğini biliyordum ben. Üstelik büyük başarılar en büyük engelleri aştığında kazanılır.

Kurada yarı finalde muhtemel Barcelona – Inter eşleşmesini gördüğümde şampiyon Mourinho olacak demiştim. Çünkü o farklı, çünkü o hepimizin içinde olan ama ortaya çıkaramadığımız isyankar ruh, çünkü o cesaret edebilen, kaybettiği, beceremediği milyonların göz şahitliğinde vücut bulacak olsa da bundan korkmayan adam. Mourinho en önemlisi ne olduğunu biliyor. Kendini küçümsemeyi bırakmış ve farkına varmış bir adam. Acı gerçekleri kabullenmeyi bilen ama isyanından yine de geri kalmayan bir şövalye. Yukarıdaki sözleri söylemek yürek ister. Kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi biliyor. Sevgi ile kini ayırt edebiliyor, en önemlisi arkaya bakma huyu yok onun, hep önündeki fırsatların peşinde, elindeki değerlerin kıymetini bilmekte, o yüzden şimdi olduğu yerde Mourinho, işte o yüzden Inter Şampiyonlar Ligi’ni kazanacak, işte o yüzden Mourinho olmak isteyecek yüzlerce antrenör, içlerinde tutmayacaklar, sabredecekler, tecrübe edecekler, düşecekler ama Mourinho olmayı öğrenecekler. Belki hiç biri tam anlamıyla 2. bir Mourinho olamayacak, belki sadece bir efsane olarak hatırlanacak Portekizli ama gerçekçiliği, isyanı, değer vermeyi, gerektiği yerde kavga etmeyi nasıl doğru yaptığını en azından ben hiç unutmayacağım.

Messi Aşkı

Nisan 7, 2010, 11:00 am | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Köşeye Sıkıştırmak Dedikleri Bu Olsa Gerek

Quartet God

Nisan 7, 2010, 6:30 am | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Dörtlü demek quartet, dördü bir arada yani. Futbolda çok fazla karşılaşılan bir olay değildir aynı maçta bir futbolcunun 4 gol birden atması. O adam senelerce unutulmaz, o maç hep anlatılı durur. Ama aynı futbolcunun aynı sezonda 2 ayrı maçta birden 4 gol atması efsane de değildir artık. Ancak mitolojideki yarı insan yarı tanrılar başarabilir bunu. Futbolun tanrısı bu adam, top onun kölesi adeta. O buyurur ve olur. Bir çok santrafor sezonda 8 golü geçemezken o 2 maçta beceriyor bunu. Emsalleri sakatlıktan belini doğrultamazken senelerdir neredeyse sakatlık yüzünden maç kaçırdığını hatırlamıyoruz Messi’nin. Her maça kazanmak çin çıkıyor, didiniyor, zaman zaman yarı insan kısmı çıkıyor öne, sinirleniyor ama futbolun tanrısı rolüne büründüğünde ben şükrediyorum onu izleyebildiğime. Ne kadar çok rezalet yaşanıyor olsa da ülkemizde futbol adına, buradaki futbolu bile seyretme sebebim haline geliyor bu adam. O bir mucize ve biz mucizeye tanıklık edenleriz dostlar, keyfini sürün.

Rooney’i Hedef Almak

Nisan 1, 2010, 2:14 pm | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Ribery’nin üzerine basa basa söylediği laftı “Rooney’i durdurmalıyız.”. Rooney’nin normal şartlar altında durdurulamayacağını daha 2. dakikada basit bir korner atışında biz de gördük onlar da. Geri kalan 88 dakika ise tam Soccernet’in başlığı gibiydi “Bayern Rooney’i Hedef aldı!”. Demichelis çok uğraştı İngiliz’den parça almaya ama bu şeref oyuna sonradan giren Gomez’e nasip oldu. Rooney’nin normal şartlarda 1 ay boyunca sahaya çıkamayacağını söylüyor doktorlar. Ama biz biliyoruz ki daha 19 yaşında, hem de ayağında kırık varken sahaya çıkıp İngltere adına gol atma başarısı göstermiş bir adamdır Rooney. Serttir, inatçıdır, mücadeleden kaçmaz. Ve haftaya Salı günü o sahada olmasa bile onun işini yapacak ilk önce ruhu vardır United’ın. Tek bir adamın üstüne oynayan zihniyet eninde sonunda kaybedecektir. Ribery’nin söyledikleri çok çirkindi sözün özü, sonunda Pandora’nın kutusundan bu sakatlığın çıkması hiç iyi olmadı. Ribery benim gözümde bir kez daha değer kaybetti.

Tur hala Ferguson’un ellerinde…

Zlatan ve Futbol Aşkı

Nisan 1, 2010, 5:45 am | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

İnsanın morali yüksek olunca uykuda alacağı enerjiye çok da ihtiyacı kalmıyor haliyle. Yine öyle bir gecede Arsenal-Barcelona maçına takılmış buldum kendimi. İyi ki de bulmuşum arkadaş, şu maç kaçırılsa cidden yazık olurmuş. Müthiş keyifli futbolun ve pozisyonların su gibi aktığı bir maçtı Ama en önemlisi Zlatan Ibrahimovic’in futbola, Barcelona’ya tam anlamıyla döndüğünü ilan ettiği maç oldu. İlk devre çok önemli 2 pozisyonu Almunia’da eritse de Zlatan 2. yarıda müthişti. Inter’i lokomotif gibi çektiği zamanlardaki Zlatandı sahada, yeniden Ibrakadabra’ydı, yeniden göz alıcıydı. Arsenal de eşlik edince Barça ve Zlatan’a Emirates’te tam bir futbol şöleni sergilendi, ama ne şölen ama ne goller. Futbolu sevme nedeni bu Barcelona, bu Messi, bu Zlatan. Zamanında TRT2’de izleyip de aşık olduğumuz İngiltere Ligi’nin, cumartesi geceleri kaçak köçek izlediğimiz İspanya Ligi’nin bıraktığı etkiyi bırakıyor çocuklar üzerinde, onları futbola aşık ediyor.

Hoşgeldin Zlatan, ne iyi ettin de döndün!

Akıl Tutulması

Mart 30, 2010, 5:07 pm | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Manchester United’ın tek bir adamdan kurulu, onun sırtında taşıdığı bir takım olduğunu düşünen Ribery’nin geçirdiği rahatsızlıktır başlıktaki ifade. “Onu durdurabilirsek tur bize daha yakın” demiş zatı muhterem. Durdurun bakalım Rooney’i, hatta tamamen ona yoğunlaşıp adım attırmayın, bakalım skor ne yazacak tabelada.

Ekran görüntüsü Soccernet’ten

Hemen Bu Akşam Bırak

Mart 18, 2010, 3:00 am | Bundesliga, Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Hafız sen hiç sezon sonunu falan bekleme, bu akşam çıkar eldivenleri as Nou Camp’ta soyunma odasına. Almanya’ya dönünce de adam gibi bıraktım de, git bahçende domates, biber ek nisan başında mayıs haziranda hasdını yap, çiçek yetiştir, hanımı çocukları al haftada bir kaç kez pikniğe, alışverişe falan çık. Ama bırak artık futbolu be adam, farkında değil misin o seni çoktan bırakmış!

Günün Sözü

Şubat 24, 2010, 1:30 pm | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

 

Ancelotti: Italy will unite behind Chelsea against Inter.

 

İtalya Inter’e karşı Chelsea’nin arkasında birleşecektir.

Eski Toprak

Şubat 18, 2010, 2:30 pm | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
 
Fotoğraflar uefa.com’dan

>Ahhhh ah Sinan Bolat!

Aralık 10, 2009, 1:33 am | Futbol, ozhano, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Şahsi olarak hayatla ilgili çok sıkıntılar çektiğimiz şu zamanlarda yüzümüzü güldürdü bu adam. Bilmiyorum nedendir ama inanıyordum bu adama, çok defa destekledim, iyi olduğunu söyledim. Şampiyonlar Liginde gol attığı için değil bu dediklerim, takımını çok maçta kurtardığı ve hala daha kurtarmaya devam ettiği için… (Alttaki resimdekinin kulağı çınlasın!)
Sinan İle İlgili Önceki Yazılar:
1
2
Bunları şimdi okuyunca yüzümün kara çıkmamasından dolayı memnun oluyorum…
p.s. Yakında bu arkadaş da hem Galatasaray hem de Fenerbahçe’ye hafta hafta sırayla transfer haberi yazılan futbolcular listesine eklenecektir. Tersini düşünen var mı?
p.p.s Galatasaray yönetimi Sinan’ı Türkiye’ye getirsin, biraz bizim Leo’yla sürtünsünler. (Daha önce yazılan bir yazı sebebiyle bir açıklama yapmam gerekir: Yukarıdaki cümlede sürtünme kelimesi yeteneklerin bulaşması anlamında kullanılmıştır ve mecazi bir anlam taşımaktadır. Aklımızdan zorumuz mu var anladık tabi demeyin, bunu da yaşadık biz.)

Ahhhh ah Sinan Bolat!

Aralık 10, 2009, 1:33 am | Futbol, ozhano, UCL kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum
Şahsi olarak hayatla ilgili çok sıkıntılar çektiğimiz şu zamanlarda yüzümüzü güldürdü bu adam. Bilmiyorum nedendir ama inanıyordum bu adama, çok defa destekledim, iyi olduğunu söyledim. Şampiyonlar Liginde gol attığı için değil bu dediklerim, takımını çok maçta kurtardığı ve hala daha kurtarmaya devam ettiği için… (Alttaki resimdekinin kulağı çınlasın!)
Sinan İle İlgili Önceki Yazılar:
1
2
Bunları şimdi okuyunca yüzümün kara çıkmamasından dolayı memnun oluyorum…
p.s. Yakında bu arkadaş da hem Galatasaray hem de Fenerbahçe’ye hafta hafta sırayla transfer haberi yazılan futbolcular listesine eklenecektir. Tersini düşünen var mı?
p.p.s Galatasaray yönetimi Sinan’ı Türkiye’ye getirsin, biraz bizim Leo’yla sürtünsünler. (Daha önce yazılan bir yazı sebebiyle bir açıklama yapmam gerekir: Yukarıdaki cümlede sürtünme kelimesi yeteneklerin bulaşması anlamında kullanılmıştır ve mecazi bir anlam taşımaktadır. Aklımızdan zorumuz mu var anladık tabi demeyin, bunu da yaşadık biz.)

>Beşiktaş Wolfsburg’u Yenerse…

Kasım 3, 2009, 7:06 pm | Beşiktaş, Futbol, Sıkıntı, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>1) Armin Veh kovulur.
2) Mustafa Denizli Yeniden kral, dahi, v.s. ilan edilir.
3) Yıldırım Demirören yine bir tribün şov yapar.
4) “Kartal Kurt’u ısırdı” veya benzeri başlıklar atılır.
5) Gol atan oyuncu(lar) “Kariyerimin doruk noktasındayım, futbolu Beşiktaş’ta bırakmak istiyorum” türünden mesnetsiz demeçler verir.
6) Fanatik köşe yazarları “Beşiktaş bu oyununu devam ettirsin, çeyrek final yapar, şampiyon olur, kupayı alır” tarzından yazılar yazarlar.
7) Rıdvan Dilmen “Beşiktaş kazandı kazanmasına da…” ile başlayan bir yazı yazar.
8) “Mustafa Denizli gibi kariyerli ve başarılı bir Teknik Direktör neden Milli Takım için düşünülmüyor!” anlamsızlığında yorumlar yapılır.
9) İlk kötü oyun ve puan kaybında 6. şıktaki arkadaşlar “Bu böyle olmaz, Beşiktaş bitmiş” diye yazarlarken, 7. şıktaki arkadaş “Ben geçen yazımda işte bundan bahsetmiştim” ya da “Ben geçen programda dememiş miydim Güntekin?” tarzında hayatına mutlu mesut devam eder.

Beşiktaş Wolfsburg’u Yenerse…

Kasım 3, 2009, 7:06 pm | Beşiktaş, Futbol, Sıkıntı, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

1) Armin Veh kovulur.
2) Mustafa Denizli Yeniden kral, dahi, v.s. ilan edilir.
3) Yıldırım Demirören yine bir tribün şov yapar.
4) “Kartal Kurt’u ısırdı” veya benzeri başlıklar atılır.
5) Gol atan oyuncu(lar) “Kariyerimin doruk noktasındayım, futbolu Beşiktaş’ta bırakmak istiyorum” türünden mesnetsiz demeçler verir.
6) Fanatik köşe yazarları “Beşiktaş bu oyununu devam ettirsin, çeyrek final yapar, şampiyon olur, kupayı alır” tarzından yazılar yazarlar.
7) Rıdvan Dilmen “Beşiktaş kazandı kazanmasına da…” ile başlayan bir yazı yazar.
8) “Mustafa Denizli gibi kariyerli ve başarılı bir Teknik Direktör neden Milli Takım için düşünülmüyor!” anlamsızlığında yorumlar yapılır.
9) İlk kötü oyun ve puan kaybında 6. şıktaki arkadaşlar “Bu böyle olmaz, Beşiktaş bitmiş” diye yazarlarken, 7. şıktaki arkadaş “Ben geçen yazımda işte bundan bahsetmiştim” ya da “Ben geçen programda dememiş miydim Güntekin?” tarzında hayatına mutlu mesut devam eder.

>Fark Var

Ekim 22, 2009, 11:56 am | Bundesliga, Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Felix Magath
Armin Veh
Magath’ın Grafitesi
Veh’in Grafitesi

Fark Var

Ekim 22, 2009, 11:56 am | Bundesliga, Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Felix Magath
Armin Veh
Magath’ın Grafitesi
Veh’in Grafitesi

>Yine Uçamadı!

Ekim 1, 2009, 1:29 pm | Beşiktaş, Futbol, ozhano, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Cenky: Hasta yatağımdan bir iki satır da ben ekleyeyim. Bu kadar durarak top oynanmaz. Ekrem Dağ ve İbrahim Kaş’ı bir yana ayırıyorum belki de birazcık Nihat’ı, takım hücumdayken yer değiştirme, alan boşaltma, çapraz koşu, yalancı koşu daha aklımıza gelebilecek hücum zenginliği anlamında topsuz yapılması gereken ne hareket varsa bu takım onları yapmayı unutmuş. O kadar güçsüz ve biçare bir duruşları var ki sahada anlam vermek mümkün değil. Bu evinden yeni cenaze çıkmış yaşlı amca görüntüsüyle hem Mustafa Denizli hem de oyuncularının Türk Futbolu’na verecek fazla bir şeyi kalmamış gibi. Sanki takıma şöyle sille tokat girse birileri, sağlam bir dayak yeseler ya da ne bileyim bir topçu çıksa takım böylesine bitikken birden agresifleşip dalsa rakibe, kırmızı kart görse, hatta bi topçu çıkıp hakemle kavga etse, bir şekilde uyandırsa hocayı da takımı da…

Beşiktaşlı oyuncular ve kenar yönetime ciddi bir sebep, her şeyin bitmediğini, ne kadar kaliteli adamlar olduklarını anlatacak ekstra bir şeyler gerek. Galatasaray’da Hagi’nin, Bülent’in zaman zaman bunları yaptığına şahit olurduk. Tıpkı onlar gibi biraz deli ama gözü kara bir isyankar gerek Beşiktaş’a.

Yine Uçamadı!

Ekim 1, 2009, 1:29 pm | Beşiktaş, Futbol, ozhano, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Cenky: Hasta yatağımdan bir iki satır da ben ekleyeyim. Bu kadar durarak top oynanmaz. Ekrem Dağ ve İbrahim Kaş’ı bir yana ayırıyorum belki de birazcık Nihat’ı, takım hücumdayken yer değiştirme, alan boşaltma, çapraz koşu, yalancı koşu daha aklımıza gelebilecek hücum zenginliği anlamında topsuz yapılması gereken ne hareket varsa bu takım onları yapmayı unutmuş. O kadar güçsüz ve biçare bir duruşları var ki sahada anlam vermek mümkün değil. Bu evinden yeni cenaze çıkmış yaşlı amca görüntüsüyle hem Mustafa Denizli hem de oyuncularının Türk Futbolu’na verecek fazla bir şeyi kalmamış gibi. Sanki takıma şöyle sille tokat girse birileri, sağlam bir dayak yeseler ya da ne bileyim bir topçu çıksa takım böylesine bitikken birden agresifleşip dalsa rakibe, kırmızı kart görse, hatta bi topçu çıkıp hakemle kavga etse, bir şekilde uyandırsa hocayı da takımı da…

Beşiktaşlı oyuncular ve kenar yönetime ciddi bir sebep, her şeyin bitmediğini, ne kadar kaliteli adamlar olduklarını anlatacak ekstra bir şeyler gerek. Galatasaray’da Hagi’nin, Bülent’in zaman zaman bunları yaptığına şahit olurduk. Tıpkı onlar gibi biraz deli ama gözü kara bir isyankar gerek Beşiktaş’a.

>Yaşayan ve Yaşatan Efsane

Eylül 30, 2009, 11:30 pm | EPL, Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Hastasıyım, hayranıyım, saygı duyuyorum.

Yaşayan ve Yaşatan Efsane

Eylül 30, 2009, 11:30 pm | EPL, Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Hastasıyım, hayranıyım, saygı duyuyorum.

Rüştü’yü Sakatlamak

Eylül 15, 2009, 12:26 am | Beşiktaş, Futbol, Sakatlık, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Rüştü’nün son antrenmanda kulağına gelen top kulak zarına zarar vermiş, dolayısıyla %99 ihtimalle Manchester maçında kaleye geçecek adam Hakan Arıkan olacak. Şeytanın avukatlığını yapıp bu işin Denizli’nin başının altından çıkıp çıkmadığını merak ettiğimi söylesem ayıp etmiş olur muyum? Rüştü’ye geçmiş olsun ama bu gece birileri huzursuz uyuyacak orası kesin.

>Rüştü’yü Sakatlamak

Eylül 15, 2009, 12:26 am | Beşiktaş, Futbol, Sakatlık, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Rüştü’nün son antrenmanda kulağına gelen top kulak zarına zarar vermiş, dolayısıyla %99 ihtimalle Manchester maçında kaleye geçecek adam Hakan Arıkan olacak. Şeytanın avukatlığını yapıp bu işin Denizli’nin başının altından çıkıp çıkmadığını merak ettiğimi söylesem ayıp etmiş olur muyum? Rüştü’ye geçmiş olsun ama bu gece birileri huzursuz uyuyacak orası kesin.

>Bir Kere de Şu Kadroyla Çık!

Eylül 15, 2009, 12:17 am | Beşiktaş, Futbol, ozhano, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Bugün Şampiyonlar Ligi ilk maçında Beşiktaş kendi sahasında Man Utd. ile karşı karşıya gelecek. Türkiye’nin neredeyse tamamı şu haldeki Beşiktaş’tan bu maçta fazla birşey beklemiyor. Yenilirse kimsenin umrunda olmayacak zaten. Ama puan almayı geçtim rakibe karşı iyi futbol sergilese bile bu durum Beşiktaş’a hem ligde hem de diğer Avrupa maçlarında futbolculara ve taraftarlara bir umut yükleyecektir.

Ama maçta herşey yine sayın Denizli’de bitecek. Ya Galatasaray maçında olduğu gibi ofansif anlamda iyi olan futbolcularını yanına dizecek ve rakibi bozacak bir yapı kuracak yarın ki maçta, ya da en fazla yeniliriz diyerek ilk defa tüm taraftarın beklediği kadroyu çıkaracak. İkinci şıkkı seçerse yukarıdaki kadro bana göre bir eksik bir fazla sahaya sürülmesi gereken 11 olmalı. Ama bu kadro da sahaya çıkarsa en önemli nokta, sağ ve sol açıklardaki Holosko ve Tello’nun defansa da yardım etmesi olacak. Evet bu biraz hayal gibi gelebilir ama futbolcular özellikle yabancı olanları Avrupa maçlarında bir başka oynuyor ki bu Avrupa maçı Şampiyonlar Ligi olursa ve iyi oynarlarsa onlar için yeme de yanında yat gibi olacak. Yardım etmezlerse Man. Utd. beklendiği gibi yine ezip geçecek. Ama en azından bu kadro ile rakibin orta saha ve defansını rahat bir şekilde ileriye çıkması engellenecektir ki araya Tabata ya da Ernst’in vereceği paslarda kanatlardaki Tello ve Holosko’nun içe yapacağı koşular Beşiktaş açısından mutluluk verici sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Diğer bir önemli nokta da Beşiktaş’ta en uçta oynayacak oyuncu ile en geride oynayan oyuncular arasındaki mesafe olacak. Eğer Beşiktaşlı oyuncular bu mesafeyi 40 mt. lerde tutarlarsa hem güçlerini maçın sonuna kadar muhafaza edecekler hem de Man. Utd. orta sahası baskı altında tutulabilecektir.

Tabi bunları lafta söylemesi kolay. Teoride söylenenleri hayata ne ölçüde geçirebilirler ya da başka bir strateji mi belirlerler bilemiyorum ama nihayetinde herşey önce Mustafa Denizli’de sonra futbolcularda bitecek. Çıkar hoca şu kadroyu, bir de böyle dene. Ya tutarsa…

Aklımdan yarın yine Nihat ile maça başlanırsa diye bir düşünce geçiyor da eğer olursa aman aman… Fena halde yazık ediyor bu adama Mustafa Denizli. Yarın kötü oynayıp üstüne bir de ıslıklanırsa hiç şaşırmam.

Bir Kere de Şu Kadroyla Çık!

Eylül 15, 2009, 12:17 am | Beşiktaş, Futbol, ozhano, UCL kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum
Bugün Şampiyonlar Ligi ilk maçında Beşiktaş kendi sahasında Man Utd. ile karşı karşıya gelecek. Türkiye’nin neredeyse tamamı şu haldeki Beşiktaş’tan bu maçta fazla birşey beklemiyor. Yenilirse kimsenin umrunda olmayacak zaten. Ama puan almayı geçtim rakibe karşı iyi futbol sergilese bile bu durum Beşiktaş’a hem ligde hem de diğer Avrupa maçlarında futbolculara ve taraftarlara bir umut yükleyecektir.

Ama maçta herşey yine sayın Denizli’de bitecek. Ya Galatasaray maçında olduğu gibi ofansif anlamda iyi olan futbolcularını yanına dizecek ve rakibi bozacak bir yapı kuracak yarın ki maçta, ya da en fazla yeniliriz diyerek ilk defa tüm taraftarın beklediği kadroyu çıkaracak. İkinci şıkkı seçerse yukarıdaki kadro bana göre bir eksik bir fazla sahaya sürülmesi gereken 11 olmalı. Ama bu kadro da sahaya çıkarsa en önemli nokta, sağ ve sol açıklardaki Holosko ve Tello’nun defansa da yardım etmesi olacak. Evet bu biraz hayal gibi gelebilir ama futbolcular özellikle yabancı olanları Avrupa maçlarında bir başka oynuyor ki bu Avrupa maçı Şampiyonlar Ligi olursa ve iyi oynarlarsa onlar için yeme de yanında yat gibi olacak. Yardım etmezlerse Man. Utd. beklendiği gibi yine ezip geçecek. Ama en azından bu kadro ile rakibin orta saha ve defansını rahat bir şekilde ileriye çıkması engellenecektir ki araya Tabata ya da Ernst’in vereceği paslarda kanatlardaki Tello ve Holosko’nun içe yapacağı koşular Beşiktaş açısından mutluluk verici sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Diğer bir önemli nokta da Beşiktaş’ta en uçta oynayacak oyuncu ile en geride oynayan oyuncular arasındaki mesafe olacak. Eğer Beşiktaşlı oyuncular bu mesafeyi 40 mt. lerde tutarlarsa hem güçlerini maçın sonuna kadar muhafaza edecekler hem de Man. Utd. orta sahası baskı altında tutulabilecektir.

Tabi bunları lafta söylemesi kolay. Teoride söylenenleri hayata ne ölçüde geçirebilirler ya da başka bir strateji mi belirlerler bilemiyorum ama nihayetinde herşey önce Mustafa Denizli’de sonra futbolcularda bitecek. Çıkar hoca şu kadroyu, bir de böyle dene. Ya tutarsa…

Aklımdan yarın yine Nihat ile maça başlanırsa diye bir düşünce geçiyor da eğer olursa aman aman… Fena halde yazık ediyor bu adama Mustafa Denizli. Yarın kötü oynayıp üstüne bir de ıslıklanırsa hiç şaşırmam.

>Efsane Vuruş ve Ballack

Eylül 5, 2009, 10:28 am | Bundesliga, Futbol, La Liga, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Real Madrid Bayer Leverkusen’le finalde karşılaşıyor 2002’de. Roberto Carlos’un ortasında Zidane yerini ve pozisyonu almış kalçadan muazzam bir vole çıkarıyor. Arka planda Zizou’yu kaçırmış olan Ballack “yok daha neler” dercesine bakıyor. Pozisyonun sonucunu hepimiz biliyoruz. Ballack maç sonu muhtemelen “Nasıl vurdun o topa?” diye soruyor Zidane’a, Zizou her zamanki mütevaziliğinde. Sonra sıkılıyor hep finalde kaybetmekten Leverkusen’i bırakıp Bayern’e geçiyor. Ama bugün bile hala Zidane’a o voleyi vurduran adam olarak hatırlıyoruz onu. Adamını kaçırdığın için teşekkürler Ballack.

İlk fotoğraf Gerry Penny/EPA ikincisini bilmiyorum.

Efsane Vuruş ve Ballack

Eylül 5, 2009, 10:28 am | Bundesliga, Futbol, La Liga, UCL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Real Madrid Bayer Leverkusen’le finalde karşılaşıyor 2002’de. Roberto Carlos’un ortasında Zidane yerini ve pozisyonu almış kalçadan muazzam bir vole çıkarıyor. Arka planda Zizou’yu kaçırmış olan Ballack “yok daha neler” dercesine bakıyor. Pozisyonun sonucunu hepimiz biliyoruz. Ballack maç sonu muhtemelen “Nasıl vurdun o topa?” diye soruyor Zidane’a, Zizou her zamanki mütevaziliğinde. Sonra sıkılıyor hep finalde kaybetmekten Leverkusen’i bırakıp Bayern’e geçiyor. Ama bugün bile hala Zidane’a o voleyi vurduran adam olarak hatırlıyoruz onu. Adamını kaçırdığın için teşekkürler Ballack.

İlk fotoğraf Gerry Penny/EPA ikincisini bilmiyorum.

Son 32 – Madrid Yolu

Ağustos 27, 2009, 12:16 am | Beşiktaş, UCL kategorisinde yayınlandı | 6 Yorum

Beşiktaş’ın Avrupa macerasına devam edebilmesi için 4. torbadan gelecek takım çok önemli. Wolfsburg veya Kazan gelmezse en azından Avrupa Ligi için umutlanabilir Beşiktaş. Şöyle bir grup da fena olmazdı hani:

Sevilla
CSKA Moscow
Beşiktaş
Debrecen

>Son 32 – Madrid Yolu

Ağustos 27, 2009, 12:16 am | Beşiktaş, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Beşiktaş’ın Avrupa macerasına devam edebilmesi için 4. torbadan gelecek takım çok önemli. Wolfsburg veya Kazan gelmezse en azından Avrupa Ligi için umutlanabilir Beşiktaş. Şöyle bir grup da fena olmazdı hani:

Sevilla
CSKA Moscow
Beşiktaş
Debrecen

>Saint Patricio

Ağustos 5, 2009, 10:16 pm | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Sporting Lisbon’u 90+5’te ipten alan adam kaleci olunca, yükseldiği mertebe haliyle aziz oluyor. Bu mertebeye yükseliş anı şurada.

>Olduğu Kadar

Ağustos 5, 2009, 12:09 am | Futbol, sivasspor, UCL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>3-1’lik skor ilk maçın bir kaza olduğunun delilidir. En azından bir galibeyet alıp Türkiye’ye puan kazandırarak veda ettiler Şampiyonlar Ligi’ne. Delgado’dan zarar eden Beşiktaş’ı sevindirdiler. Hatta 2-0 olunca bir an ozhano’nun bir kaç aşağıdaki Cesaretin Varsa Söz Ver gönderisi geldi aklıma, dolayısıyla verilen sözler, ama hevesim de kursağımda kaldı. Taraftarın maça fazla ilgi göstermemesi ilk maçın sonucu ne olursa olsun hoş değil ama gelen taraftarın Bülent Uygun’a sahip çıkışı fazlasıyla vefa dolu ve örnek bir hareket. Ersen Martin ümit verdi gelecek için, Kamanan sevindirdi, Sivas bu sezona dönük bir ışık yaktı. Ligin 2 sezondur rengi olan bir takımın bir anda çökmesi futbolumuz için büyük kayıp olur, keşke onlara 2-3 takım daha eklense de şampiyon 65 puanlar civarında, kıran kırana maçlar sonucunda belli olsa. Yapabildikleri kadar yaptılar, olduğu kadar oldu, hiç uzatmamak gerek bundan sonra, umarım Avrupa Ligi’ne katılabilirler.

>Cesaretin Varsa Söz Ver

Ağustos 3, 2009, 11:22 pm | haber, ozhano, sivasspor, UCL kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum

>Bugünkü ilginç haberlerden birine Sivasspor yöneticisi Fikret Ünsal’ın verdiği söz imzasını attı. Denilen odur ki eğer Sivasspor Anderlecht’i 6-0 yenerse hayatında ilk defa uçağa bineceğini söylemiş. Büyük bir laf gerçekten uçmaktan korkan bir insan için. Tabi bu laf bu şekilde kalmasın o zaman ben de bir söz vereyim Fikret Ünsal’ın sözünün arkasına. Ben de diyorum ki Sivasspor, Anderlecht’yi 6 fark ile yensin o andan itibaren EBEDİ BİLLAH SİGARA İÇMEYECEĞİM. İnşallah yener de hem Türk futbolu Galatasaray ve Fenerbahçe’den sonra bir destan daha yazar hem de ben sigara illetinden kurtulurum. Diğer yandan var mı başka söz verecek olan. Hadi görelim cesaretinizi. Ama dikkat edin. Olmaz olmaz demeyin, olmaz olmaz 😀

>Mbemba – Bülent Bu Adamı Nereden Buldun?

Temmuz 28, 2009, 11:39 pm | Futbol, sivasspor, UCL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>Nerede geçen seneki Sivas, nerede bu Sivas… Ozhano muazzam anlatmış, oralara hiç girmeyeceğim. Yasin Çakmak da değil derdim o zaten belliydi de bu Mbemba denilen adamı çok aradın mı be Sevgili Bülent Uygun? Bu kadar yavaş, reaksiyon zamanı sıfır, pas kabiliyeti sıfırın altındaki bir adamı nereden bulup getirdin hem de 4 yıllığına? Kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.

>5 yerim 7 yerim 6 yemem, 7 yerim 9 yerim ama 8 yemem

Temmuz 28, 2009, 9:24 pm | Futbol, ozhano, sivasspor, UCL kategorisinde yayınlandı | 8 Yorum

>demişti Sivasspor teknik patronu Bülent Uygun. Dediğini de yaptı. Gerçi biraz da Anderlecht’in işi şova dönüştürmesi sonucunda 5 golle kurtuldu. Evet tam anlamıyla ve ne yazık ki kurtuldu lafı cuk oturuyor bu maçın sonunda. Çünkü Anderlechtli oyuncular ikinci yarıda da saldırmaya devam etselerdi Sayın Bülent Uygun’un laf çaktığı Beşiktaş’ın Liverpool’dan yediği 8 golün üzerine de çıkacaklardı büyük ihtimalle. Bundan sonra inşallah laflarını ölçüp biçip öyle konuşur.

Diğer taraftan yazık etti hem Sivaslılar’ın Şampiyonlar Ligi hayallerine hem de Türkiye’nin ismine Bülent. Tamam geçen yıllarda kimlere yenildi Türk takımları, ne rezillikleri yaşadı ama Galatasaray’ın Chelsea’ya 5-0 yenildiği ve o sezonun sonunda UEFA Kupası’nı aldığı zamanlardan beri 2-3 pas yapamadan yenilen, bu kadar rezil olan bir takım görmedim ben. Bakalım bu maç sonunda da konuşacak mısın? Takımının performansına bakmayıp maçın yan hakemine sallayacak mısın bu sefer de? Ya da “BABACAN PATRON” maskesini takarak tüm sorumluluk da hata da ben de mi diyeceksin tıpkı yenildiğin ve kimseye sallayamadığın diğer maçlarda olduğu gibi. Kimse yemez artık bunları sayın patron. Zaten hazırlık maçlarında takımının ne olduğunu ya da ne olmadığını tam anlamıyla gördün. Hiçbir ışık yoktu zaten maç başlamadan önce. Ama bari maç başlar başlamaz takımının gücünü gözardı edip rakibi önce durdurmak yerine saldırmaya çalışma. Halbuki geçen sezon UEFA Kupası ön elemesinde Braga’ya karşı aynısını yapmıştın, görmüştün sonucunu ki o zaman Braga’ya oynayan kadro bugünkü kadroyu üçe katlar. Ersen Martin’i de iyiki istemişsin. Tamam ileride çok yalnız kaldı ama bari top tut be kardeşim. O kadar boy pos var ama top kontrolü, rakibi rahatsız etme, sağa sola deplase olma sıfır. Bu adam Sivas’ta şu kadroda bile yedeğe girememeli. İkinci yarıda da Ersen-Kamanan değişikliğini yapman zaten korkunu da belli etti. Maç zaten 3 olmuş ne diye daha tek forvet devam ediyorsun. Al işte beş yedin ne oldu farklı mı oldu sanki?

Bu arada TRT 1’de maçı anlatan spikerimiz futbol dünyasına yeni bir terim daha kazandırdı: “Tehlike Konisi” :D. Neresi olduğunu tam anlayamadım ama maç 3-0 iken bile güldürmeyi başardı beni. Helal olsun. Hemen arkasından da ilk yarının uzatmalarını söylerken 90+2 demesi onun bilinçaltında maçın bitmesini istemesinin dışa vurumuydu sanırım.

Sonuçta fazla birşey beklemiyordum kişisel olarak, çoğu futbolseverin beklediği gibiydi beklentilerim. Ama açıkçası 5-0 gibi bir skor, böyle rezil bir oyun ve böyle anlamsız taktiğe sahip bir takım kesinlikle beklemiyordum. Bari biraz savaşsaydınız. Takım, Bilica,Balili’yi geçtim Konfory Sylla, Herve Tum hatta Mohammed Ali’yi bile arıyor. Kısa zamanda takıma hemen uyum sağlayacak türden 3-4 transfer yapmazlarsa Sivas mucizesi artık tarihin tozlu yapraklarındaki yerini alır aynı Eskişehir, Sakaryaspor gibi. Tabi pembe tablo çizip Sivas’ın bu sezon da bu kadroyla ligde ilk üçe ya da dörde gireceğini söyleyen varsa ben de diyorum ki Sivas bu haliyle ilk 10 a giremez.

>Anderlecht-Sivasspor Maçı Hangi Kanalda?

Temmuz 28, 2009, 5:22 pm | ozhano, Televizyon, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Tarih: 28.07.2009
Saat: 21.45
Kanal: TRT-1
Spiker: Güven Göktaş
Yorumcu: Ömer Üründül
Stat: Brüksel Constant Vandmen Stock
Hakem: Craig Thomson (İskoçya)

Anderlecht: Zitka, Juhasz,Deschacht, Wasilewski, Boussoufa, polak, Biglia, Chatelle, Rubenilson, De Sutter, Suarez
T.D.: Ariel Jacobs
Sivasspor: Petkovic, Abdurrahman, Sedat, Yasin, Hayrettin, Mbamba, Musa, Onur, İbrahim, Erman, Ersen Martin
T.D. Bülent Uygun
Sivasspor Sakat Oyuncular: Mehmet Yıldız, Sezer Badur.

>What the .uck !?!

Mayıs 28, 2009, 3:42 pm | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Resmi büyütüp Van Der Sar’a yakından bakın.

What the .uck !?!

Mayıs 28, 2009, 3:42 pm | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum
Resmi büyütüp Van Der Sar’a yakından bakın.

>Roma’nın 2 Yüzü

Mayıs 28, 2009, 9:06 am | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Roma’nın 2 Yüzü

Mayıs 28, 2009, 9:06 am | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>2011 Şampiyonlar Ligi Finali Wembley’de

Ocak 29, 2009, 11:11 pm | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>2011 Finali yeni Wembley’de. Yeni hali muhteşem, ilerleyen günlerde üzerine uzun uzun konuşuruz. Keşke orada bir Türk takımını görebilsek.

2011 Şampiyonlar Ligi Finali Wembley’de

Ocak 29, 2009, 11:11 pm | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

2011 Finali yeni Wembley’de. Yeni hali muhteşem, ilerleyen günlerde üzerine uzun uzun konuşuruz. Keşke orada bir Türk takımını görebilsek.

>Fransız’ın Saygısı !

Kasım 6, 2008, 9:51 am | Fenerbahçe, Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>
Arsenal – Fenerbahçe maçından önceki gün yapılan basın toplantılarında Fransız teknik adam Wenger’in söyledikleri özetle şöyle idi:

Fenerbahçe hak ettiği yerde değil. Fenerbahçe takımına saygı duyuyorum.

Maç öncesinde rakibinin iyi bir takım olduğuna inadığını söyleyip, ona karşı duyduğu saygıyı dillendiren Wenger, maç içinde ve sonunda hiç de 24 saat önce dediklerinle uyuşmayan tavırlar sergiledi. Genelde sakin yapısına alışık olduğumuz Wenger, özelikle maçın son 15 dakikasında bir hayli agresifti, hakeme ziyadesiyle itiraz etti, hatta bağırdı çağırdı. Sanırım buna pek de alışık olmamasından kaynaklanacak, İngiliz yönetmen hep Wenger’in olduğu resimleri seçti kumanda masasından. Bunun sonucu bizler de gördük ki Wenger cidden öyle bir saygı duyuyormuş ki Fenerbahçe’ye şaştık kaldık! 0-0 biten maçın sonunda, Premier League’de her maçın sonunda kazansın veya kaybetsin rakip hocanın elini sıkmaya, onu kutlamaya giden Wenger, Aragones’in yanına uğramadan, arkasına bakmadan, bolca söylenerek fişek gbi soyunma odasına yöneldi. Maç sonu röportajında da hep kendi takımını anlattı.

Demek ki Fransız’ın duyduğu saygı buymuş rakibine. İnsan söylemek istemiyor, konduramıyor ama bu davranış şekli hep aynı şeyi getiriyor akıllara. Neden bizi bir türlü sindiremiyor bu adamlar? Neden bir şeyler kötü giderken bize saygı duyduklarını söylüyorlar da, bir adım önlerine geçtiğimizde buharlaşıyor o saygı? Hadi Wenger’i hariç tutalım, Monaco döneminden hıncı var Türkler’e onu kusuyor diyelim, ki şu hareketini açıklamaya kafi gelmez bu, neden bir şeyleri iyi yaparken sindiremiyorlar anlamak mümkün değil. Dünyanın istatistiksel olarak en iyi takımı sıralamasında Arsenal 10. Fenerbahçe 18. sırada, Hull City’e yenilmiş, Tottenham’dan 4 gol yemiş takımın hocasısın, o maçlardan sonra rakibi yüceltirken, bugün nerede o senin saygın Wenger?

Uefa.com’da Simon Hart’ın başlığı aslında bize biraz bilgi veriyor genel görüşleri hakkında:

Determined Fenerbahçe frustrate Arsenal
– Azimli Fenerbahçe Arsenal’in sinirlerini bozdu

Sinir bozuyoruz.

Dede sen de biraz moral ver şu çocuklara!

Fransız’ın Saygısı !

Kasım 6, 2008, 9:51 am | Fenerbahçe, Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum


Arsenal – Fenerbahçe maçından önceki gün yapılan basın toplantılarında Fransız teknik adam Wenger’in söyledikleri özetle şöyle idi:

Fenerbahçe hak ettiği yerde değil. Fenerbahçe takımına saygı duyuyorum.

Maç öncesinde rakibinin iyi bir takım olduğuna inadığını söyleyip, ona karşı duyduğu saygıyı dillendiren Wenger, maç içinde ve sonunda hiç de 24 saat önce dediklerinle uyuşmayan tavırlar sergiledi. Genelde sakin yapısına alışık olduğumuz Wenger, özelikle maçın son 15 dakikasında bir hayli agresifti, hakeme ziyadesiyle itiraz etti, hatta bağırdı çağırdı. Sanırım buna pek de alışık olmamasından kaynaklanacak, İngiliz yönetmen hep Wenger’in olduğu resimleri seçti kumanda masasından. Bunun sonucu bizler de gördük ki Wenger cidden öyle bir saygı duyuyormuş ki Fenerbahçe’ye şaştık kaldık! 0-0 biten maçın sonunda, Premier League’de her maçın sonunda kazansın veya kaybetsin rakip hocanın elini sıkmaya, onu kutlamaya giden Wenger, Aragones’in yanına uğramadan, arkasına bakmadan, bolca söylenerek fişek gbi soyunma odasına yöneldi. Maç sonu röportajında da hep kendi takımını anlattı.

Demek ki Fransız’ın duyduğu saygı buymuş rakibine. İnsan söylemek istemiyor, konduramıyor ama bu davranış şekli hep aynı şeyi getiriyor akıllara. Neden bizi bir türlü sindiremiyor bu adamlar? Neden bir şeyler kötü giderken bize saygı duyduklarını söylüyorlar da, bir adım önlerine geçtiğimizde buharlaşıyor o saygı? Hadi Wenger’i hariç tutalım, Monaco döneminden hıncı var Türkler’e onu kusuyor diyelim, ki şu hareketini açıklamaya kafi gelmez bu, neden bir şeyleri iyi yaparken sindiremiyorlar anlamak mümkün değil. Dünyanın istatistiksel olarak en iyi takımı sıralamasında Arsenal 10. Fenerbahçe 18. sırada, Hull City’e yenilmiş, Tottenham’dan 4 gol yemiş takımın hocasısın, o maçlardan sonra rakibi yüceltirken, bugün nerede o senin saygın Wenger?

Uefa.com’da Simon Hart’ın başlığı aslında bize biraz bilgi veriyor genel görüşleri hakkında:

Determined Fenerbahçe frustrate Arsenal
– Azimli Fenerbahçe Arsenal’in sinirlerini bozdu

Sinir bozuyoruz.

Dede sen de biraz moral ver şu çocuklara!

Kaptan’ın Yüreği

Kasım 4, 2008, 11:35 pm | Gerrard, UCL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Steven Gerrard çok büyük bir futbolcu, büyük bir kaptan. Liverpool’un kendi evinde Atletico’ya maçı vermesine sadece saniyeler kala yine kırmızıları ipten aldı. Maç bitmek üzereyken sol taraftan yaptığı ortaya Kuyt çıktı, defansın müdahalesiyle ortada kalan topa adeta dediler gibi koşarak gelen adam soldan o ortayı çıkaran Gerrard’dı. Ölümüne geldi adeta orada bir şeyler olacağı gelişinden belliydi. Keza öyle dengesiz çıktıyı kafaya sanki Pernia tarafından ciddi şekilde itilmiş ve düşürülmüş gibi gözüktü. Hannsson kendi kendine veremedi ve yardımcısına danıştı. Yardımcı adeta Gerrard’ın yüreğine kurban olurcasına verdi penaltıyı, kaptan ve yardımcı ipten aldılar Liverpool’u. Ama ne yardımcıya ne de Hannsson’a kızabiliyorum, sadece ölümüne koşan, bütün maç hiç durmadan kendini yırtarcasına savaşan Gerrard’a helal olsun demek geliyor içimden. Bulduğu tek golün üzerine altın bulmuşcasına yatan Agirre’yi de anlıyorum, ama artık istemiyorum ben bu futbolu ve yine yeniden Gerrard’a hayranlıkla tebessüm ediyorum. Kocaman bir yüreği var onun! Maçta anlatılacak çok şey var belki ama benim için maç Gerrard!

>Kaptan’ın Yüreği

Kasım 4, 2008, 11:35 pm | Gerrard, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Steven Gerrard çok büyük bir futbolcu, büyük bir kaptan. Liverpool’un kendi evinde Atletico’ya maçı vermesine sadece saniyeler kala yine kırmızıları ipten aldı. Maç bitmek üzereyken sol taraftan yaptığı ortaya Kuyt çıktı, defansın müdahalesiyle ortada kalan topa adeta dediler gibi koşarak gelen adam soldan o ortayı çıkaran Gerrard’dı. Ölümüne geldi adeta orada bir şeyler olacağı gelişinden belliydi. Keza öyle dengesiz çıktıyı kafaya sanki Pernia tarafından ciddi şekilde itilmiş ve düşürülmüş gibi gözüktü. Hannsson kendi kendine veremedi ve yardımcısına danıştı. Yardımcı adeta Gerrard’ın yüreğine kurban olurcasına verdi penaltıyı, kaptan ve yardımcı ipten aldılar Liverpool’u. Ama ne yardımcıya ne de Hannsson’a kızabiliyorum, sadece ölümüne koşan, bütün maç hiç durmadan kendini yırtarcasına savaşan Gerrard’a helal olsun demek geliyor içimden. Bulduğu tek golün üzerine altın bulmuşcasına yatan Agirre’yi de anlıyorum, ama artık istemiyorum ben bu futbolu ve yine yeniden Gerrard’a hayranlıkla tebessüm ediyorum. Kocaman bir yüreği var onun! Maçta anlatılacak çok şey var belki ama benim için maç Gerrard!

Kendi Evlerinin 5’lik Simitleri

Ekim 23, 2008, 8:29 am | Fenerbahçe, Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Steaua Bucuresti 3 – Lyon 5

Fenerbahçe 2 – 5 Arsenal

Basel 0 – 5 Barcelona

>Kendi Evlerinin 5’lik Simitleri

Ekim 23, 2008, 8:29 am | Fenerbahçe, Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Steaua Bucuresti 3 – Lyon 5

Fenerbahçe 2 – 5 Arsenal

Basel 0 – 5 Barcelona

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.