>Gökçeklerin Hayali Gerçek Oldu

Ekim 7, 2009, 1:12 pm | Ankaraspor, Futbol, ozhano, Sıkıntı, TFF, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

1. Ankaraspor bu sezon oynadığı ve oynamadığı tüm lig maçlarında hükmen mağlup kabul edilecek. (3-0 olarak kabul edilecek oynanan oynanmayan tüm maçlar)
2. Ankaraspor’un ligde oynadığı maçlarda rakip takımlardan gol atan oyuncuların golleri gol krallığı açısından düşünülerek tescil edilecek.
3. Ankaraspor’un ligde yaptığı maçlarda görülen sarı ve kırmızı kartlar tescil edilecek.
4. Ankaraspor’dan ayrılmak isteyen oyuncular için TFF tarafından belirlenecek tarihler arasında 15 günlük sürede transfer olanağı sağlanacak.
5. Ankaraspor, Fair-Play Ligi’nden de çıkarılacak.
6. TFF’nin Ankaraspor’a 4. haftadan sonra ödediği paralar TFF’ye iade edilecek.
7. Ankaraspor, Türkiye Kupası’nda oynamaya devam edecek.
8. TSL’den 1. Lig’e 2 takım düşecek, 1. Lig’den TSL’ye 3 takım çıkacak.

Yorum:
Melih Gökçek’in istediği oldu. O da biliyordu Ankaraspor’daki yöneticilerin toplu halde istifa edip Ankaragücü’ne geçince Ankaragücü’ne göre daha köksüz! olan Ankaraspor’un düşürüleceğini. Eğer aynı durum için Ankaraspor ile birlikte Ankaragücü’ne de yaptırım uygulansa Gökçek böyle bir işe kalkışabilir miydi? Hayır. Gökçek sonuçta bir siyasetçi. Senden benden herkesten daha çok biliyor kanunları. Ankaraspor’u korumak istese böyle bir olayın içerisine girer miydi? Yine hayır. O zaman neden böyle yaptı? Gökçek’in futbolla ilgili tek bir hayali vardı. 10 küsür yıllık Ankaragücü’ne hakim olma hayalini bu vesile ile gerçekleştirdi. Ankaraspor onun için Ankaragücü’ne ulaşmak için sadece bir merdivendi, araçtı. Ankaraspor’u kullandı asıl amacına ulaştı, şimdi de bu kararlar sonucunda sırtındaki Ankaraspor kamburunu da hiç elini kirletmeden, kimseyle kötü olmadan üzerinden attı. Fakat unutulan bir şey var ki o da Ankaragücü taraftarı. Taraftar kendisini hiç de kabullenmiş görünmüyor. Tribünlerden tanıdığım arkadaşlardan duyduğum kadarıyla bırakın desteği yönetime köstek olmak için ellerinden geleni yapacaklar. Sonları nasıl olacak onu zaman gösterecek.

Gökçeklerin Hayali Gerçek Oldu

Ekim 7, 2009, 1:12 pm | Ankaraspor, Futbol, ozhano, Sıkıntı, TFF, TSL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
1. Ankaraspor bu sezon oynadığı ve oynamadığı tüm lig maçlarında hükmen mağlup kabul edilecek. (3-0 olarak kabul edilecek oynanan oynanmayan tüm maçlar)
2. Ankaraspor’un ligde oynadığı maçlarda rakip takımlardan gol atan oyuncuların golleri gol krallığı açısından düşünülerek tescil edilecek.
3. Ankaraspor’un ligde yaptığı maçlarda görülen sarı ve kırmızı kartlar tescil edilecek.
4. Ankaraspor’dan ayrılmak isteyen oyuncular için TFF tarafından belirlenecek tarihler arasında 15 günlük sürede transfer olanağı sağlanacak.
5. Ankaraspor, Fair-Play Ligi’nden de çıkarılacak.
6. TFF’nin Ankaraspor’a 4. haftadan sonra ödediği paralar TFF’ye iade edilecek.
7. Ankaraspor, Türkiye Kupası’nda oynamaya devam edecek.
8. TSL’den 1. Lig’e 2 takım düşecek, 1. Lig’den TSL’ye 3 takım çıkacak.

Yorum:
Melih Gökçek’in istediği oldu. O da biliyordu Ankaraspor’daki yöneticilerin toplu halde istifa edip Ankaragücü’ne geçince Ankaragücü’ne göre daha köksüz! olan Ankaraspor’un düşürüleceğini. Eğer aynı durum için Ankaraspor ile birlikte Ankaragücü’ne de yaptırım uygulansa Gökçek böyle bir işe kalkışabilir miydi? Hayır. Gökçek sonuçta bir siyasetçi. Senden benden herkesten daha çok biliyor kanunları. Ankaraspor’u korumak istese böyle bir olayın içerisine girer miydi? Yine hayır. O zaman neden böyle yaptı? Gökçek’in futbolla ilgili tek bir hayali vardı. 10 küsür yıllık Ankaragücü’ne hakim olma hayalini bu vesile ile gerçekleştirdi. Ankaraspor onun için Ankaragücü’ne ulaşmak için sadece bir merdivendi, araçtı. Ankaraspor’u kullandı asıl amacına ulaştı, şimdi de bu kararlar sonucunda sırtındaki Ankaraspor kamburunu da hiç elini kirletmeden, kimseyle kötü olmadan üzerinden attı. Fakat unutulan bir şey var ki o da Ankaragücü taraftarı. Taraftar kendisini hiç de kabullenmiş görünmüyor. Tribünlerden tanıdığım arkadaşlardan duyduğum kadarıyla bırakın desteği yönetime köstek olmak için ellerinden geleni yapacaklar. Sonları nasıl olacak onu zaman gösterecek.

TFF’den Açıklama: "Erteleme Yok"

Eylül 2, 2009, 1:27 pm | Beşiktaş, Futbol, Galatasaray, ozhano, TFF, TSL kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum
TSL’de beşinci haftada oynanacak olan Galatasaray-Beşiktaş derbisi 12 Eylül Cumartesi günü saat 21.00’da oynanacak. Güzel oldu bu…

Anketimizde de 6 gün kalmasına rağmen TFF ankette oy kullananların %93’ünün düşüncesine uygun birşekilde hareket etti. Doğrusu da buydu zaten. Hangi takım olursa olsun eğer “Ben Avrupa’da da ilerleyeceğim” diyorsa üç günde bir maç yapmaya alışması lazım. Erteleme olayı ancak yarı finallerde ya da finallerde düşünülmelidir.

Diğer Maçlar:

12 EYLÜL 2009 CUMARTESİ
DENİZLİSPOR-DİYARBAKIRSPOR 21:00
KAYSERİSPOR-ANKARASPOR A.Ş. 21:00
MANİSASPOR-SİVASSPOR 21:00

13 EYLÜL 2009 PAZAR
BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR-TRABZONSPOR A.Ş. 17:00
BURSASPOR-FENERBAHÇE 21:00
GAZİANTEPSPOR-KASIMPAŞA 21:00
GENÇLERBİRLİĞİ-ESKİŞEHİRSPOR 21:00
ANTALYASPOR A.Ş.-MKE ANKARAGÜCÜ 21:00

>TFF’den Açıklama: "Erteleme Yok"

Eylül 2, 2009, 1:27 pm | Beşiktaş, Futbol, Galatasaray, ozhano, TFF, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

TSL’de beşinci haftada oynanacak olan Galatasaray-Beşiktaş derbisi 12 Eylül Cumartesi günü saat 21.00’da oynanacak. Güzel oldu bu…

Anketimizde de 6 gün kalmasına rağmen TFF ankette oy kullananların %93’ünün düşüncesine uygun birşekilde hareket etti. Doğrusu da buydu zaten. Hangi takım olursa olsun eğer “Ben Avrupa’da da ilerleyeceğim” diyorsa üç günde bir maç yapmaya alışması lazım. Erteleme olayı ancak yarı finallerde ya da finallerde düşünülmelidir.

Diğer Maçlar:

12 EYLÜL 2009 CUMARTESİ
DENİZLİSPOR-DİYARBAKIRSPOR 21:00
KAYSERİSPOR-ANKARASPOR A.Ş. 21:00
MANİSASPOR-SİVASSPOR 21:00

13 EYLÜL 2009 PAZAR
BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR-TRABZONSPOR A.Ş. 17:00
BURSASPOR-FENERBAHÇE 21:00
GAZİANTEPSPOR-KASIMPAŞA 21:00
GENÇLERBİRLİĞİ-ESKİŞEHİRSPOR 21:00
ANTALYASPOR A.Ş.-MKE ANKARAGÜCÜ 21:00

Maç Saati İkilemi

Ağustos 23, 2009, 12:40 am | Futbol, Galatasaray, ilginç, ozhano, sivasspor, Sıkıntı, TFF, TSL, UEFA Avrupa Ligi kategorisinde yayınlandı | 6 Yorum

TSL Birinci Hafta (09.08.2009):
Gaziantepspor-Galatasaray 19.30
Fenerbahçe-Denizlispor 21.45

TSL Üçüncü Hafta (23.08.2009):
Galatasaray-Kayserispor 21.00
Manisaspor-Trabzonspor 21.00

Ne değişti de yayıncı kuruluşun naklen yayınlayacağı iki maç aynı saatte olabildi? GS maçı Lig Tv’de, Trabzonspor maçı Spormax’de olacak. Madem bu olabiliyordu da hangi güçler ilk hafta Galatasaray’ı Antep’te 35 derece sıcaklıkta maç yapmaya zorladı? İlk hafta Galatasaray’ın maçı da neden 21.45’te olmadı?

Diğer yandan Sivasspor’un da lig maçı UEFA Avrupa Ligi’nde Shakhtar ile yapacağı maç nedeniyle ertelendi. Bu federasyonun göreve geldiğinden beri aldığı en komik karar bu. Erteleme kararı ne zaman alındı bilmiyorum ama eğer Sivasspor’un Shakhtar ile olan ilk maçından sonra alındıysa tam komedi. Tamam futbol bu ama… İnanan var mı? Eğer ilk maç oynanmadan önce alındıysa bu dereyi görmeden paçayı sıvamak olmuyor mu? Ben her durumda, hangi takım olursa olsun final olmadıkça bu tip erteleme fasafisolarına karşıyım ama örneğin ilk maç Sivas’ın galibiyetiyle biter, erteleme talebi düşünülür. Ama 3-0 be kardeşim. Bir de Ukrayna’ya gidiyorsun. Nereden tutsan elinde kalıyor.

Federasyon ilginç kararların altına imza atıyor ve aldığı kararlarda bir tutarlılık yok. Artı her hafta kulüplerden ceza adı altında yüklü paralar kaldırnaya başladılar. Benim kafam da takılmaya başladı o paralara. O paralar nerede kullanılıyor acaba? Ceza paralarını alıyorlar sonra lig ya da Türkiye Kupası Şampiyonu’na bu paraları veriyorlar. Tamam ceza verilir de kantarın topuzu maddi ceza anlamında biraz kaçmaya başladı. Erteleme ile ilgili olarak ise yarın GS, FB, BJK daha grup maçlarında erteleme talebinde bulunurlarsa nasıl reddedecek bu Federasyon bilemiyorum. Siz büyük takımsınız ertleme olmaz mı diyecekler? İlginç çok ilginç. Ama bakalım zaman gösterecek herşeyi.

>Maç Saati İkilemi

Ağustos 23, 2009, 12:40 am | Futbol, Galatasaray, ilginç, ozhano, sivasspor, Sıkıntı, TFF, TSL, UEFA Avrupa Ligi kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>TSL Birinci Hafta (09.08.2009):
Gaziantepspor-Galatasaray 19.30
Fenerbahçe-Denizlispor 21.45

TSL Üçüncü Hafta (23.08.2009):
Galatasaray-Kayserispor 21.00
Manisaspor-Trabzonspor 21.00

Ne değişti de yayıncı kuruluşun naklen yayınlayacağı iki maç aynı saatte olabildi? GS maçı Lig Tv’de, Trabzonspor maçı Spormax’de olacak. Madem bu olabiliyordu da hangi güçler ilk hafta Galatasaray’ı Antep’te 35 derece sıcaklıkta maç yapmaya zorladı? İlk hafta Galatasaray’ın maçı da neden 21.45’te olmadı?

Diğer yandan Sivasspor’un da lig maçı UEFA Avrupa Ligi’nde Shakhtar ile yapacağı maç nedeniyle ertelendi. Bu federasyonun göreve geldiğinden beri aldığı en komik karar bu. Erteleme kararı ne zaman alındı bilmiyorum ama eğer Sivasspor’un Shakhtar ile olan ilk maçından sonra alındıysa tam komedi. Tamam futbol bu ama… İnanan var mı? Eğer ilk maç oynanmadan önce alındıysa bu dereyi görmeden paçayı sıvamak olmuyor mu? Ben her durumda, hangi takım olursa olsun final olmadıkça bu tip erteleme fasafisolarına karşıyım ama örneğin ilk maç Sivas’ın galibiyetiyle biter, erteleme talebi düşünülür. Ama 3-0 be kardeşim. Bir de Ukrayna’ya gidiyorsun. Nereden tutsan elinde kalıyor.

Federasyon ilginç kararların altına imza atıyor ve aldığı kararlarda bir tutarlılık yok. Artı her hafta kulüplerden ceza adı altında yüklü paralar kaldırnaya başladılar. Benim kafam da takılmaya başladı o paralara. O paralar nerede kullanılıyor acaba? Ceza paralarını alıyorlar sonra lig ya da Türkiye Kupası Şampiyonu’na bu paraları veriyorlar. Tamam ceza verilir de kantarın topuzu maddi ceza anlamında biraz kaçmaya başladı. Erteleme ile ilgili olarak ise yarın GS, FB, BJK daha grup maçlarında erteleme talebinde bulunurlarsa nasıl reddedecek bu Federasyon bilemiyorum. Siz büyük takımsınız ertleme olmaz mı diyecekler? İlginç çok ilginç. Ama bakalım zaman gösterecek herşeyi.

>Federasyon Çalışmaya Erken Başladı

Ağustos 6, 2009, 4:43 pm | Futbol, ozhano, Sıkıntı, TFF, TSL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

> Türkiye Futbol Federasyonu bu sezon ceza yağdırmaya erken başladı. İşte kararlar:

1. Beşiktaş kalecisi Rüştü Reçber, TFF Süper Kupa futbol müsabakasında, Yunus Yıldırım’a yönelik hakareti nedeniyle takdiren 3 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırıldı.

2.Beşiktaş yöneticisi Levent Erdoğan’ın yine aynı maçtan sonra TFF’nin saygınlığını zedeleyen beyanlarda bulunması suretiyle sportmenliğe aykırı hareketinden dolayı takdiren 15 GÜN HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırıldı.

3.Beşiktaş yöneticisi Ertunç Soğancıoğlu hakkında, aynı maçtan sonra sonra sportmenliğe aykırı beyanatta bulunmasından dolayı isnad olunan eylemin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER YOKTUR.

4.Fenerbahçe’nin, aynı maçta, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 10.000-TL PARA CEZASI ile cezalandırıldı.

5.Gençlerbirliği futbolcusu İbrahim Şahin’in, Gençlerbirliği – MKE Ankaragücü TSYD Kupası futbol müsabakasında, rakip takım oyuncusunu (Luiz Henrique Dos Santos) saha içinde kovalayıp yakalarsam öperimvari hareketlerinden dolayı takdiren 2 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırıldı.

6.MKE Ankaragücü oyuncusu Luiz Henrique Dos Santos’un, yine aynı maçta, rakip takım oyuncusunu kendisine yaptığı faulden sonra geçirdiği sağ kroşe ve kovalanınca gardını alıp rakibe gel gel hareketleri yaptığı için takdiren 2 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırıldı.
Görüldüğü gibi Federasyon dükkanı bu sezon lig başlamadan açtı. Cezalardan Gençlerbirliği- Ankaragücü maçı ile ilgili olanlarına sonuna kadar katılmakla birlikte Luiz Henrique’nin İbrahim Şahin’e göre daha ağır ceza alması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yüzüne kroşeyi alınca can acizliğine 2-3 saniye kovaladı Dos Santos’u. Olur o kadar da, insan bu sonuçta.

Diğer yandan Süper Kupa maçı Beşiktaş için ağır sonuçlara sebep olmuş görünüyor. Rüştü’nün ettiği küfüre istinaden verilen ceza bundan sonraki maçlarda söylenebilecek bu şekildeki laflar için kıstas olacaktır. Yani doğrudan hakeme olmasa bile hakemin performansına yönelik küfür artık üç maçla cezalandırılacak dedi federasyon bu cezayla. Peki futbolcu doğrudan hakeme sallarsa ne olacak? 5 maç mı ceza olacak? Aslında olmasın değil, tamam olsun ama herkese olsun. Herkese aynı olursa kimse gıkını çıkaramayacaktır.

Beşiktaş yönetim kurulu, herhangi bir üyesine federasyon tarafından ceza verilirse, onunla birlikte yönetiminde maça gelmeyeceğine dair bir bildiri yayınlamıştı sanırım. Ertunç Soğancıoğlu cezadan yırtmış ama Levent Erdoğan’a ettiği laflara istinaden 15 gün cezayı reva görmüşler. Aslında bu yönetici gerçekten de bazen gereğinden fazla konuşuyor medyaya bana göre. Çok konuşursan her zaman için böyle durumlara hazırlıklı olacaksın demektir. Sonuç olarak ligin ilk haftası İstanbul Bld. maçında ne Rüştü sahada olacak ne de yöneticiler şeref tribününde. Tabi eğer fikir değiştirmezlerse.

Fenerbahçe’ye verilen ceza ise “Hani ona verdim o kadar ceza sen de almazsan olmaz” türünden gibi geldi bana.

Neyse lig başlıyor bakalım. Federasyon lig başlamadan sopasını çıkarıp 3 kulübün kafasına indirdi, birine ise dokundurdu “sen de tadına bak dikkatli ol ona göre” dedi. Aslında Federasyon bu cezalar ile 18 kulübe de dolaylı yoldan “dikkatli olun sopamı çıkarttırmayın bana” mesajını yolladı. Önceden de dediğim gibi cezalarda istikrar olursa kimse gıkını çıkartmaz ama birine böyle diğerine başka olursa işte o zaman kulüpler o sopayı federasyonun elinden alıp kırarlar.

Bir de federasyon cezaları vermiş kulüplere. Anladım onu. Anladım da, peki Yunus Yıldırım’ın cezası ne olacak? Onun cezasını kim verecek? Allah mı? Doğru, MHK diye bir müessese vardı. Var evet ama benim şu anki MHK’dan ve başındaki Oğuz Sarvan’dan hiç mi hiç ümidim yok, o nedenle bu iş Allah’a kalacak gibi görünüyor.

Yeniden Rezerv Lig Meselesi

Mart 30, 2009, 7:58 pm | Futbol, TFF, TSL kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Şu yazıyı 5 Temmuz 2008’de yazmışım, hatta o kadar sevinmişim ki yazmamış, içimdekileri dökmüşüm. Bir bakalım o gün yazılanlara:

“Sonuna kadar destekliyorum Rezerv Lig kurulması fikrini. Bak İngiltere’ye gör faydasını. Hiç acabalara yok gerek. Rezerv Lig elzemdir, şarttır. Sakatlıktan çıkmadan oynayıp futbol hayatı biten yıldızlar, 20 yaşından sonra takımlarından kopmak zorunda kalıp kariyerleri sönen gençler, A takımı hocalığına soyunacak antrenörler için bir cennet olur Rezerv Lig. Sözü edilen bir 23 yaş sınırı var, doğru tespittir. 23 yaştan büyük 3 oyuncuya da müsaade edilmesi gündemde, o da çok önemli bir yaklaşım, bu sayede her hafta 18 dışında kalan 3 A takım oyuncusu maç eksiğini kapamış olur. Senelerdir beklenen bir hamleydi, yine TFF değil de Kulüpler atıldı başlaması, yapılması için. Helal olsun hayata geçirmeye çalışanlara fikri bile güzel. Bu ligin yayın hakları satılıp, maçlar iddaa’ya da alınırsa işte o zaman kendi yağında kavrulan ve gelir de getiren bir lig halini alır, tadından yenmez Rezerv Lig. Mesela İngiltere’de Ligin isim hakları bile satılmıştır. Haydi Kulüpler Birliği, haydi TFF Türk Futbolu’nu 1 adım daha ileriye taşıyacak bu fırsatı kaçırmayın.”

O günden bugüne değişen hiç bir şey yok, ne rezerv ligin adı geçiyor ne de kimse hatırlatıyor. Herkes bir takıldı kim şampiyon olacak, hakemler ne biçim hatalar yaptı falan filan. Bugün Can Arat’ı, Aykut Erçetin’i, Alpaslan’ı, Uğur İnceman’ı, Ferhat’ı, Özgürcan’ı, Hakan Arıkan’ı, Ferhat Çökmüş’ü, Aydın’ı, Yasin Çakmak’ı vesaire vesaireyi yani Türk Futboluna ve kulüplerine uzun seneler hizmet edebilecek bir çok adamı gün gün kaybediyoruz. Can Arat 1,5 – 2 sene önce Milli takım oyuncusuydu, Aykut Galatasaray’a şampiyonluk getirdi, Özgürcan yeni Hakan Şükür’dü, öyleydi böyleydi. Ferhat; Özgürcan küme düştü, ötekiler oynayamıyor, paslanıyor. Hasan Şaş gibi uzun sakatlıklardan dönenler kendilerini test edemiyor. PAF için yaşı dolanlar ortada kalıyor. Rezerv Lig bu ülkeye acilen getirilmesi gereken bir uygulama. Maç tecrübesi, maç kondüsyonu ve kuvveti 18’e giremeyenler nerede kazanacak, A takımda buldukları en önemli şansta Yaser gibi kırmızıyı gördüklerinde onlara nasıl kızacağız başka türlü?

İngiltere’de Premier League’de sahne alan takımların rezerv takımları kuzey ve güney olarak ikiye ayrılmış olan rezerv ligde oynuyorlar. Kuzey Ligi;

Güney Ligi ise;

takımlarından oluşmakta. Kendi aralarında çift devreli lig usulüne göre yaptıkları mücadele sonucunda Kuzey ve Güney Liglerinin galipleri 2 ayaklı final maçına çıkıyorlar ve şampiyon belli oluyor. 2005’ten beri düzen bu şekilde, daha önceleri kuzey ve güney şampiyonları final maçı oynamadan 1. ilan ediliyorlardı. Son şampiyon Liverpool’dan önce şampiyon olan Reading rezervleri A takımları ertesi sene küme düşünce otomatikman ligden ayrılmak zorunda kalmış. Anlaşıldığı üzere bu lig sadece EPL’de mücadele eden 20 takıma yönelik ve onların yapmış oldukları yatırımların heba olmaması için düşünülmüş, ayrıca altyapıda yaşını doldurmuş oyuncular için de bir kendini gösterme şansı. Örneğin Steven Gerrard ve Jamie Carragher gibi Liverpool’un yaşayan efsaneleri önce A takımda değil hep rezerv takımda oynayarak başlamış profesyonel kariyerlerine. Zamanında Fowler’ın, Rooney’nin sakatlık sonrası hep kendilerini rezerv takım maçlarında test ederek takımlarına döndüğünü de biliyoruz.

Ve Türkiye’de hala rezerv ligi umursamıyoruz!

>Yeniden Rezerv Lig Meselesi

Mart 30, 2009, 7:58 pm | Futbol, TFF, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Şu yazıyı 5 Temmuz 2008’de yazmışım, hatta o kadar sevinmişim ki yazmamış, içimdekileri dökmüşüm. Bir bakalım o gün yazılanlara:

“Sonuna kadar destekliyorum Rezerv Lig kurulması fikrini. Bak İngiltere’ye gör faydasını. Hiç acabalara yok gerek. Rezerv Lig elzemdir, şarttır. Sakatlıktan çıkmadan oynayıp futbol hayatı biten yıldızlar, 20 yaşından sonra takımlarından kopmak zorunda kalıp kariyerleri sönen gençler, A takımı hocalığına soyunacak antrenörler için bir cennet olur Rezerv Lig. Sözü edilen bir 23 yaş sınırı var, doğru tespittir. 23 yaştan büyük 3 oyuncuya da müsaade edilmesi gündemde, o da çok önemli bir yaklaşım, bu sayede her hafta 18 dışında kalan 3 A takım oyuncusu maç eksiğini kapamış olur. Senelerdir beklenen bir hamleydi, yine TFF değil de Kulüpler atıldı başlaması, yapılması için. Helal olsun hayata geçirmeye çalışanlara fikri bile güzel. Bu ligin yayın hakları satılıp, maçlar iddaa’ya da alınırsa işte o zaman kendi yağında kavrulan ve gelir de getiren bir lig halini alır, tadından yenmez Rezerv Lig. Mesela İngiltere’de Ligin isim hakları bile satılmıştır. Haydi Kulüpler Birliği, haydi TFF Türk Futbolu’nu 1 adım daha ileriye taşıyacak bu fırsatı kaçırmayın.”

O günden bugüne değişen hiç bir şey yok, ne rezerv ligin adı geçiyor ne de kimse hatırlatıyor. Herkes bir takıldı kim şampiyon olacak, hakemler ne biçim hatalar yaptı falan filan. Bugün Can Arat’ı, Aykut Erçetin’i, Alpaslan’ı, Uğur İnceman’ı, Ferhat’ı, Özgürcan’ı, Hakan Arıkan’ı, Ferhat Çökmüş’ü, Aydın’ı, Yasin Çakmak’ı vesaire vesaireyi yani Türk Futboluna ve kulüplerine uzun seneler hizmet edebilecek bir çok adamı gün gün kaybediyoruz. Can Arat 1,5 – 2 sene önce Milli takım oyuncusuydu, Aykut Galatasaray’a şampiyonluk getirdi, Özgürcan yeni Hakan Şükür’dü, öyleydi böyleydi. Ferhat; Özgürcan küme düştü, ötekiler oynayamıyor, paslanıyor. Hasan Şaş gibi uzun sakatlıklardan dönenler kendilerini test edemiyor. PAF için yaşı dolanlar ortada kalıyor. Rezerv Lig bu ülkeye acilen getirilmesi gereken bir uygulama. Maç tecrübesi, maç kondüsyonu ve kuvveti 18’e giremeyenler nerede kazanacak, A takımda buldukları en önemli şansta Yaser gibi kırmızıyı gördüklerinde onlara nasıl kızacağız başka türlü?

İngiltere’de Premier League’de sahne alan takımların rezerv takımları kuzey ve güney olarak ikiye ayrılmış olan rezerv ligde oynuyorlar. Kuzey Ligi;

Güney Ligi ise;

takımlarından oluşmakta. Kendi aralarında çift devreli lig usulüne göre yaptıkları mücadele sonucunda Kuzey ve Güney Liglerinin galipleri 2 ayaklı final maçına çıkıyorlar ve şampiyon belli oluyor. 2005’ten beri düzen bu şekilde, daha önceleri kuzey ve güney şampiyonları final maçı oynamadan 1. ilan ediliyorlardı. Son şampiyon Liverpool’dan önce şampiyon olan Reading rezervleri A takımları ertesi sene küme düşünce otomatikman ligden ayrılmak zorunda kalmış. Anlaşıldığı üzere bu lig sadece EPL’de mücadele eden 20 takıma yönelik ve onların yapmış oldukları yatırımların heba olmaması için düşünülmüş, ayrıca altyapıda yaşını doldurmuş oyuncular için de bir kendini gösterme şansı. Örneğin Steven Gerrard ve Jamie Carragher gibi Liverpool’un yaşayan efsaneleri önce A takımda değil hep rezerv takımda oynayarak başlamış profesyonel kariyerlerine. Zamanında Fowler’ın, Rooney’nin sakatlık sonrası hep kendilerini rezerv takım maçlarında test ederek takımlarına döndüğünü de biliyoruz.

Ve Türkiye’de hala rezerv ligi umursamıyoruz!

MHK’nın Organize İşleri!

Mart 27, 2009, 11:57 am | Futbol, MHK, ozhano, TFF, TSL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Türk Futbolunda son zamanlarda çok acayip işler oluyor. Şu anda futbolumuzu yöneten! federasyon ve ona bağlı kurullar içerisinde çokgarip işler meydana gelmeye başladı.Belirteceğim konu, Türk futbolunun ve hakemliğinin bu işleri kaldıramayacak ve mevcut konumlarını inatlakorumayı düşünmekten başka bir düşüncesi olmayan insanların elinde bulunduğunun en önemli göstergesidir.Futbolla haşır neşir olan herkesin bileceği gibi Sivasspor-Galatasaray maçında yaşananlar hala daha gözlerimizin önünde duruyor. Hatırlanacağı üzere maçın 44. dakikasında Ümit Karan taç çizgisinden kayarak buz kütlesinin içine dalmıştı. Belki topu dışarı çıkmadan yakalayamadığı için, belki faul yapıldığını düşündüğü için, belki de üzerinde kaydığı buz kütlesi canını acıttığı için Ümit Karan sinirlenmiş ve yerdeki su birikintisine vurmuş ve onun olduğu mesafeden epey uzakta olmasına rağmen Yardımcı hakem Erdinç Sezertam forması ıslanmıştı (3-5 damla su ile!). Hakem Yunus Yıldırım ise oyunu tekrar başlatırken yapılan ihlalin oyun alanı dışında olduğunu unutmuş ve maça Sivasspor endirekt vuruş ile başlamıştı ki kurallar maçın hakem atışı ile başlaması gerektiğini söylüyordu.Yani hakem çok önemli bir hata yapmıştı. Sonuç olarak 10 kişi kalan Galatasaray ikinci yarıda biri ofsayttan iki gol yemiş ve maçı kaybetmişti. Maç bitti, Yunus Yıldırım kendinden ve kararından emin bir şekilde televizyonlara ihlalin oyun alanı dışında olduğunu söyledi ve işte o laf mevcut maçtan ne kadar kopuk olduğunu ispatlamış oldu. Resmen itiraf niteliği taşıyordu bu söz maçtan sonra. Bu açıklamadan hareketle Galatasaray yönetimi maçta kural hatası olduğu ve tekrarlanması gerektiği talebiyle TFF’ye başvuruyor. Buraya kadar olaylar doğru, nizami bir seyirde izliyor.Ama olay bundan sonra patlak veriyor ve şu anki MHK’ya olan güvenin bitmesine neden olacak olaylar silsilesi başlıyor.Yunus Yıldırım aynı tv’de söylediği gibi raporunu yazıyor ve MHK’ya gönderiyor. Galatasaray’ın kural hatası nedeniyle itiraz edeceğini öğrenen MHK Genel Sekreteri Osman Avcı ise maçtan sonraki Pazartesi günü MHK’nın Toprak Center’da ki ofisine gelerek Yunus Yıldırım’ın doğru olarak yazmış olduğu disiplin raporunun hukuk kuruluna gönderilmiş olduğunu görüyor.Hemen can havli ile hukuk kuruluna giden Osman Avcı, oradan raporu tam anlamıyla aşırıyor ve sonra geri dönüyor.Bundan sonra organize işlerin ikinci bölümü için düğmeye basılıyor. Osman Avcı hemen Yunus Yıldırım’ı yanına çağırıyor ve beraber odaya kapanarak minareye göre kılıfı dikiyorlar. Sonuçta Yunus Yıldırm gibi bir FİFA hakemine!!! aslı ile alakası olmayan yeni bir rapor yazdırılıyor ve hukuk kuruluna ivedilikle “uygun rapor” gönderiliyor. Sonra ne mi oldu? Rapor değiştirildi, gerçekle alakası olmayan bilgiler ışığında Galatasaray’ın itirazı reddedildi. Namustan, şereften söz edenler, tüm kötülükleri geçmiş dönemlerden kaynaklandığını söyleyenler arka planda neler yapıyorlar görün işte. Galatasaray meşhur bildirisini yayınladığı zaman bayağı kızmıştım, gerek olmadığını düşünmüştüm. Ancak özellikle dün MHK Başkanı Oğuz Sarvan’ın utanmadan sıkılmadan “raporda değişiklik yapıldı”demesinden sonra o TFF’nin başındaki başkandan ziyade kabzımala benzeyen zatın neden hala daha olayla ilgili soruşturma açmadığını merak ediyorum. Bu olay o zaman Galatasaray’ın başına geldi. Bu yönetim futbolu idare ettikçe diğer takımların da ağzı yanacaktır. Bundan eminim. Ama inanın ki artık kızmıyorum bunlara kızamıyorum sadece acıyorum!!!

>MHK’nın Organize İşleri!

Mart 27, 2009, 11:57 am | Futbol, MHK, ozhano, TFF, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Türk Futbolunda son zamanlarda çok acayip işler oluyor. Şu anda futbolumuzu yöneten! federasyon ve ona bağlı kurullar içerisinde çokgarip işler meydana gelmeye başladı.Belirteceğim konu, Türk futbolunun ve hakemliğinin bu işleri kaldıramayacak ve mevcut konumlarını inatlakorumayı düşünmekten başka bir düşüncesi olmayan insanların elinde bulunduğunun en önemli göstergesidir.Futbolla haşır neşir olan herkesin bileceği gibi Sivasspor-Galatasaray maçında yaşananlar hala daha gözlerimizin önünde duruyor. Hatırlanacağı üzere maçın 44. dakikasında Ümit Karan taç çizgisinden kayarak buz kütlesinin içine dalmıştı. Belki topu dışarı çıkmadan yakalayamadığı için, belki faul yapıldığını düşündüğü için, belki de üzerinde kaydığı buz kütlesi canını acıttığı için Ümit Karan sinirlenmiş ve yerdeki su birikintisine vurmuş ve onun olduğu mesafeden epey uzakta olmasına rağmen Yardımcı hakem Erdinç Sezertam forması ıslanmıştı (3-5 damla su ile!). Hakem Yunus Yıldırım ise oyunu tekrar başlatırken yapılan ihlalin oyun alanı dışında olduğunu unutmuş ve maça Sivasspor endirekt vuruş ile başlamıştı ki kurallar maçın hakem atışı ile başlaması gerektiğini söylüyordu.Yani hakem çok önemli bir hata yapmıştı. Sonuç olarak 10 kişi kalan Galatasaray ikinci yarıda biri ofsayttan iki gol yemiş ve maçı kaybetmişti. Maç bitti, Yunus Yıldırım kendinden ve kararından emin bir şekilde televizyonlara ihlalin oyun alanı dışında olduğunu söyledi ve işte o laf mevcut maçtan ne kadar kopuk olduğunu ispatlamış oldu. Resmen itiraf niteliği taşıyordu bu söz maçtan sonra. Bu açıklamadan hareketle Galatasaray yönetimi maçta kural hatası olduğu ve tekrarlanması gerektiği talebiyle TFF’ye başvuruyor. Buraya kadar olaylar doğru, nizami bir seyirde izliyor.Ama olay bundan sonra patlak veriyor ve şu anki MHK’ya olan güvenin bitmesine neden olacak olaylar silsilesi başlıyor.Yunus Yıldırım aynı tv’de söylediği gibi raporunu yazıyor ve MHK’ya gönderiyor. Galatasaray’ın kural hatası nedeniyle itiraz edeceğini öğrenen MHK Genel Sekreteri Osman Avcı ise maçtan sonraki Pazartesi günü MHK’nın Toprak Center’da ki ofisine gelerek Yunus Yıldırım’ın doğru olarak yazmış olduğu disiplin raporunun hukuk kuruluna gönderilmiş olduğunu görüyor.Hemen can havli ile hukuk kuruluna giden Osman Avcı, oradan raporu tam anlamıyla aşırıyor ve sonra geri dönüyor.Bundan sonra organize işlerin ikinci bölümü için düğmeye basılıyor. Osman Avcı hemen Yunus Yıldırım’ı yanına çağırıyor ve beraber odaya kapanarak minareye göre kılıfı dikiyorlar. Sonuçta Yunus Yıldırm gibi bir FİFA hakemine!!! aslı ile alakası olmayan yeni bir rapor yazdırılıyor ve hukuk kuruluna ivedilikle “uygun rapor” gönderiliyor. Sonra ne mi oldu? Rapor değiştirildi, gerçekle alakası olmayan bilgiler ışığında Galatasaray’ın itirazı reddedildi. Namustan, şereften söz edenler, tüm kötülükleri geçmiş dönemlerden kaynaklandığını söyleyenler arka planda neler yapıyorlar görün işte. Galatasaray meşhur bildirisini yayınladığı zaman bayağı kızmıştım, gerek olmadığını düşünmüştüm. Ancak özellikle dün MHK Başkanı Oğuz Sarvan’ın utanmadan sıkılmadan “raporda değişiklik yapıldı”demesinden sonra o TFF’nin başındaki başkandan ziyade kabzımala benzeyen zatın neden hala daha olayla ilgili soruşturma açmadığını merak ediyorum. Bu olay o zaman Galatasaray’ın başına geldi. Bu yönetim futbolu idare ettikçe diğer takımların da ağzı yanacaktır. Bundan eminim. Ama inanın ki artık kızmıyorum bunlara kızamıyorum sadece acıyorum!!!

Havuz Kavgası Kapıda

Eylül 4, 2008, 10:30 am | TFF, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

TFF yeni sezon için naklen yayın gelirlerinin dağıtım kriterlerini belirledi. Belirledi de Türkiye’de 4 büyük yok 2 büyük, 2 de büyükçük var dedi belirlerken. Buna göre Fenerbahçe ve Galatasaray sezon başı garanti para olarak 3,5 milyon YTL artıyla başlayacak en azından Beşiktaş ve Trabzon’a göre. İlk 6 takım ve performans paraları falan ayrı terane de bir kaç senedir havuzdan eşit para alan 3 büyükler ile hemen onların arkasından gelen Trabzon arasında fark oluşmaya başlayacak. Hele bir de düşük performans gösteren büyük bir takım olursa makas açılacak. Bu karar diğer TSL takımlarının alacağı payı arttırma şansını sunarken gözüken o ki BJK ve TS’yi önemli kayba sokuyor. Öte yandan Şampiyonlar Ligi’ne giremeyen GS için bu en azından iyi bir haber, hiç değilse ülkedeki paydan kaybetmiyorlar, giden UEFA’nın 15 milyon Euro’su olsun. Yakında bir havuz kavgası yaşanabilir, özellikle Demirören’den feci bir çıkış bekliyorum.

Kriterler:

* Gelirlerin yüzde 11’i Turkcell Süper Lig’de şampiyon olan takımlara, şampiyonluk sayılarına göre,

* Gelirlerin yüzde 35’i 18 Turkcell Süper Lig kulübüne eşit olarak,

* Gelirlerin yüzde 45’i puan performansına bağlı olarak,

* Gelirlerin yüzde 9’u ise Turkcell Süper Lig’i ilk altı sırada bitirecek takımlara sezon sonu ödülü olarak dağıtılacak.

>Havuz Kavgası Kapıda

Eylül 4, 2008, 10:30 am | TFF, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>TFF yeni sezon için naklen yayın gelirlerinin dağıtım kriterlerini belirledi. Belirledi de Türkiye’de 4 büyük yok 2 büyük, 2 de büyükçük var dedi belirlerken. Buna göre Fenerbahçe ve Galatasaray sezon başı garanti para olarak 3,5 milyon YTL artıyla başlayacak en azından Beşiktaş ve Trabzon’a göre. İlk 6 takım ve performans paraları falan ayrı terane de bir kaç senedir havuzdan eşit para alan 3 büyükler ile hemen onların arkasından gelen Trabzon arasında fark oluşmaya başlayacak. Hele bir de düşük performans gösteren büyük bir takım olursa makas açılacak. Bu karar diğer TSL takımlarının alacağı payı arttırma şansını sunarken gözüken o ki BJK ve TS’yi önemli kayba sokuyor. Öte yandan Şampiyonlar Ligi’ne giremeyen GS için bu en azından iyi bir haber, hiç değilse ülkedeki paydan kaybetmiyorlar, giden UEFA’nın 15 milyon Euro’su olsun. Yakında bir havuz kavgası yaşanabilir, özellikle Demirören’den feci bir çıkış bekliyorum.

Kriterler:

* Gelirlerin yüzde 11’i Turkcell Süper Lig’de şampiyon olan takımlara, şampiyonluk sayılarına göre,

* Gelirlerin yüzde 35’i 18 Turkcell Süper Lig kulübüne eşit olarak,

* Gelirlerin yüzde 45’i puan performansına bağlı olarak,

* Gelirlerin yüzde 9’u ise Turkcell Süper Lig’i ilk altı sırada bitirecek takımlara sezon sonu ödülü olarak dağıtılacak.

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.