Yaptığınız Haberi Önce Bir Okuyun Be Kardeşim!

Temmuz 31, 2008, 12:33 pm | Acayip İşler, Futbol, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Reklamlar

>Yaptığınız Haberi Önce Bir Okuyun Be Kardeşim!

Temmuz 31, 2008, 12:33 pm | Acayip İşler, Futbol, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Evans Kazığı Çıkardı, Childress’a Duacı

Temmuz 31, 2008, 10:41 am | Atlanta Hawks, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

“Kendi Kendini Kazıklayan Adam” demiştim Mo Evans için. Mo kazığı çıkardı Olympiakos’a giden Josh Childress’ın katkılarıyla. Atlanta ile imzaladı, 3 senelik ve 7,5 milyonluk bir kontrat aldı. Magic’te reddettiği kontrata denk bir meblağ. Kariyerini ve parasını Childress’ın Yunanistan’a gitmesi kurtardı. Hawks da sonunda sakatlık problemi olmayan, istikrarlı, iyi savunma yapabilen ve verilecek görevi layıkıyla yapmak için kendini parçalayacak bir 2-3 numara yedeği edindi. Her iki taraf için de güzel bir imza.

Bu arada Evans’ın eski takımı Magic yaz ligindeki performansından memnun kalmadığı James Augustine’i serbest bırakıp, kontrat yenilemek için Adonal Foyle ile görüşmelere başladı. Otis Smith kadroyu bu sezon 14 kişide tutmak istediklerini, Foyle ile birlikte 3. bir oyun kurucu daha alıp transferini kapatmaya çalışacaklarını söylemiş. O bir kişilik boşluk sezon içinde yapılabilecek takasa imkan tanımak için olabilir keza henüz ciddi bir takas söylentisi bile çıkmadı Orlando medyasında.

>Evans Kazığı Çıkardı, Childress’a Duacı

Temmuz 31, 2008, 10:41 am | Atlanta Hawks, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>“Kendi Kendini Kazıklayan Adam” demiştim Mo Evans için. Mo kazığı çıkardı Olympiakos’a giden Josh Childress’ın katkılarıyla. Atlanta ile imzaladı, 3 senelik ve 7,5 milyonluk bir kontrat aldı. Magic’te reddettiği kontrata denk bir meblağ. Kariyerini ve parasını Childress’ın Yunanistan’a gitmesi kurtardı. Hawks da sonunda sakatlık problemi olmayan, istikrarlı, iyi savunma yapabilen ve verilecek görevi layıkıyla yapmak için kendini parçalayacak bir 2-3 numara yedeği edindi. Her iki taraf için de güzel bir imza.

Bu arada Evans’ın eski takımı Magic yaz ligindeki performansından memnun kalmadığı James Augustine’i serbest bırakıp, kontrat yenilemek için Adonal Foyle ile görüşmelere başladı. Otis Smith kadroyu bu sezon 14 kişide tutmak istediklerini, Foyle ile birlikte 3. bir oyun kurucu daha alıp transferini kapatmaya çalışacaklarını söylemiş. O bir kişilik boşluk sezon içinde yapılabilecek takasa imkan tanımak için olabilir keza henüz ciddi bir takas söylentisi bile çıkmadı Orlando medyasında.

Deng Sonunda İmzaladı! Gordon Yolcu

Temmuz 31, 2008, 10:20 am | Chicago Bulls, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Geçen sezonun başından beri soru işaretiydi Luol Deng’in Chicago’da kalıp kalmayacağı. Sonunda 6 senelik 71 milyon $’a imza attı takımıyla. Son 2 senesinde zaman zaman ciddi sakatlıklar yaşayan, özellikle geçen sene kendisinden beklenen patlamayı bir türlü yapamayan Deng’i büyük ihtimalle Ben Gordon’a tercih etmiş oldu Bulls bu kararla. Bu noktadan sonra Gordon2un takımda kalması zor gözüküyor, geçen günlerde menejeri Gordon’un takımın en çok kazananı olması gerektiğini çünkü 3 sezondur takımın en skorer ve etkili oyuncusu olduğunu söylemişti. Hatta Gordon da 3 gün önce bir demecinde Childress gibi Avrupa’yı düşünebileceğini ama bunu son çare olarak gördüğünü söylemişti. Bulls Rose ve Deng’in önderliğinde kuvvetli bir arka alana sahip olurken, önemli bir alternatifini ve patlayıcı gücünü kaybetmiş oluyor. bu sezon da Bulls’tan büyük bir beklenti olmamalı, sadece Rose’un lige ısınma senesi olarak görülmeli yeni sezon, aksi takdirde hayal kırıklığı yaşanır.

>Deng Sonunda İmzaladı! Gordon Yolcu

Temmuz 31, 2008, 10:20 am | Chicago Bulls, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Geçen sezonun başından beri soru işaretiydi Luol Deng’in Chicago’da kalıp kalmayacağı. Sonunda 6 senelik 71 milyon $’a imza attı takımıyla. Son 2 senesinde zaman zaman ciddi sakatlıklar yaşayan, özellikle geçen sene kendisinden beklenen patlamayı bir türlü yapamayan Deng’i büyük ihtimalle Ben Gordon’a tercih etmiş oldu Bulls bu kararla. Bu noktadan sonra Gordon2un takımda kalması zor gözüküyor, geçen günlerde menejeri Gordon’un takımın en çok kazananı olması gerektiğini çünkü 3 sezondur takımın en skorer ve etkili oyuncusu olduğunu söylemişti. Hatta Gordon da 3 gün önce bir demecinde Childress gibi Avrupa’yı düşünebileceğini ama bunu son çare olarak gördüğünü söylemişti. Bulls Rose ve Deng’in önderliğinde kuvvetli bir arka alana sahip olurken, önemli bir alternatifini ve patlayıcı gücünü kaybetmiş oluyor. bu sezon da Bulls’tan büyük bir beklenti olmamalı, sadece Rose’un lige ısınma senesi olarak görülmeli yeni sezon, aksi takdirde hayal kırıklığı yaşanır.

Feyenoord Bit Pazarı

Temmuz 31, 2008, 10:09 am | Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Feyenoord’un yeni futbol Şubesi sorumlusu Peter Bosz “Şu anda cüzdanımız bomboş. O kadar ki herhangi bir oyuncuyu kiralayabilecek durumda bile değiliz. Mevcut kadrodan memnun olmadığımı kimse söyleyemez ancak, takıma transfer yapmak istiyorsak bunun tek yolu mevcut oyuncularımızı satıp oradan gelen parayı kullanmak.”

Çok kıymetli ve gelecek vaat eden oyuncuları var Feyenoord’un kadrosunda. Yabancı oyuncu arayan kulüplerimiz bir baksalar Feyenoord kadrosuna, mutlaka uygun fiyata elden çıkaracakları oyuncular olacaktır, ciddi potansiyeller yakalayabilirler. Savunma oyuncusu arayanlar için Vlaar, Hofland orta saha oyuncusu arayanlar için Wijnaldum, Hofs ve Slory büyük katkı sağlar. Ama nerde, bizimkiler cin menejerlerin getirdiği kasetlerden başka kaynak aramazlar.

>Feyenoord Bit Pazarı

Temmuz 31, 2008, 10:09 am | Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Feyenoord’un yeni futbol Şubesi sorumlusu Peter Bosz “Şu anda cüzdanımız bomboş. O kadar ki herhangi bir oyuncuyu kiralayabilecek durumda bile değiliz. Mevcut kadrodan memnun olmadığımı kimse söyleyemez ancak, takıma transfer yapmak istiyorsak bunun tek yolu mevcut oyuncularımızı satıp oradan gelen parayı kullanmak.”

Çok kıymetli ve gelecek vaat eden oyuncuları var Feyenoord’un kadrosunda. Yabancı oyuncu arayan kulüplerimiz bir baksalar Feyenoord kadrosuna, mutlaka uygun fiyata elden çıkaracakları oyuncular olacaktır, ciddi potansiyeller yakalayabilirler. Savunma oyuncusu arayanlar için Vlaar, Hofland orta saha oyuncusu arayanlar için Wijnaldum, Hofs ve Slory büyük katkı sağlar. Ama nerde, bizimkiler cin menejerlerin getirdiği kasetlerden başka kaynak aramazlar.

Middlesbrough Kalesi Kimin Olacak

Temmuz 31, 2008, 9:41 am | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Mark Schwarzer Middlesbrough’un sembol isimlerindendi. 11 sene koruduğu Boro kalesinde 446 resmi maça çıkarak 132 yaşındaki kulübün en çok forma giyen 8. oyuncusu olmuştu. Schwarzer artık Fulham’da. Boro’nun kalesine kimin geçeceği meçhul. Piyasadaki öenemli serbest kalecilerden hiç birine teklif dahi yapmadılar. Southgate’in ne düşündüğünü çözemiyorum. Şu anda kaleye geçebilecek isimler olarak mevcut kadroda Avustralyalı Brad Jones ve İngiliz Ross Turnbull var. İki kaleci de kariyerlerinin çoğunu alt liglerde, fazla da oynamadan, kiralık olarak geçirmişler. 26 yaşındaki Jones (Fotoğraftaki kaleci) transfer yapılmazsa formaya yakın isim. Boro formasını takımda geçirdiği 8 sezonda sadece 18 kez giyebilen Jones, 21 Temmuz 2007’de Japonya ile yapılan maçta 1 kez Avustralya kalesini korumuş. Ancak anlaşılmayan konu takımı hücuma dönük orta saha ve forvet oyuncularıyla dolduran Southgate’in elindeki biçimsiz kadroyla ne yapmayı düşündüğü. Middlesbrough çok gol atacaktır bu sezon ancak çok gol yiyeceği de aşikar.

>Middlesbrough Kalesi Kimin Olacak

Temmuz 31, 2008, 9:41 am | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Mark Schwarzer Middlesbrough’un sembol isimlerindendi. 11 sene koruduğu Boro kalesinde 446 resmi maça çıkarak 132 yaşındaki kulübün en çok forma giyen 8. oyuncusu olmuştu. Schwarzer artık Fulham’da. Boro’nun kalesine kimin geçeceği meçhul. Piyasadaki öenemli serbest kalecilerden hiç birine teklif dahi yapmadılar. Southgate’in ne düşündüğünü çözemiyorum. Şu anda kaleye geçebilecek isimler olarak mevcut kadroda Avustralyalı Brad Jones ve İngiliz Ross Turnbull var. İki kaleci de kariyerlerinin çoğunu alt liglerde, fazla da oynamadan, kiralık olarak geçirmişler. 26 yaşındaki Jones (Fotoğraftaki kaleci) transfer yapılmazsa formaya yakın isim. Boro formasını takımda geçirdiği 8 sezonda sadece 18 kez giyebilen Jones, 21 Temmuz 2007’de Japonya ile yapılan maçta 1 kez Avustralya kalesini korumuş. Ancak anlaşılmayan konu takımı hücuma dönük orta saha ve forvet oyuncularıyla dolduran Southgate’in elindeki biçimsiz kadroyla ne yapmayı düşündüğü. Middlesbrough çok gol atacaktır bu sezon ancak çok gol yiyeceği de aşikar.

Kaybolan Değer: Bernardo Corradi

Temmuz 31, 2008, 9:26 am | Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Nedense İngiltere’ye gelen İtalyan futbolcular bir türlü ciddi bir başarı ya da kariyer yakalayamıyorlar, Zola ve Vialli’yi hariç tutuyorum. Bir çok İtalyan geldi geçti İngiliz liglerinden genellikle başarısız oldular ve dikiş tutturamadılar. Örneğin Man Utd’da kadroya giremeyen Rossi’nin Villarreal’de neler yaptığını düşününce insan şaşırmadan edemiyor. Hadi Rossi kendini kurtardı ama sürekli geriye gidenler de var. Cagliari’den yetişen Chievo’da parlayan ve 2002-2004 arasında Lazio’da yıldızlaşıp Milli takıma kadar yükselen bir isimdi Bernardo Corradi. Inzaghiler’in, Del Pierolar’ın, Montella, Tottiler’in ambargo koyduğu forvet hattında 13 kez milli olmuş Euro 2004 kadrosuna girmeyi başarmıştı. Lazio’dan transfer olduğu Valencia’da fırsat buldu ama sadece 6 golde kalınca Parma’ya kiralık gitti. Başarılı sezon ona bu sefer Manchester City kapılarını açtı. City’de daha ilk çıktığı resmi maçta kırmızı kart görmesi ve hocasıyla bir türlü anlaşamaması onu kadrodan uzakta tuttu. Çoğu yedekten girmek suretiyle 25 kez giydi City formasını, sonra tekrar Parma ve kiralık dönemi. İlk seferi kadar başarılı geçmeyince piyasası da düştü. Ciddi transferler yapan City kontratını fesh etti. Serbest kalan Corradi de Reggina ile imzaladı. Tepeye oynayan takımların golcüsü iken artık ligde tutunmaya çalışan bir takımın gol umudu. 15 golü yakalar diye tahmin ediyorum, uzun boyu ve kafa toplarına hakimiyeti Reggina’ya katma değer olacaktır. Ama 2004 senesinin yıldızı 4 sene sonra nerede, genç futbolculara ders niteliğinde bir kariyer daha.

>Kaybolan Değer: Bernardo Corradi

Temmuz 31, 2008, 9:26 am | Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Nedense İngiltere’ye gelen İtalyan futbolcular bir türlü ciddi bir başarı ya da kariyer yakalayamıyorlar, Zola ve Vialli’yi hariç tutuyorum. Bir çok İtalyan geldi geçti İngiliz liglerinden genellikle başarısız oldular ve dikiş tutturamadılar. Örneğin Man Utd’da kadroya giremeyen Rossi’nin Villarreal’de neler yaptığını düşününce insan şaşırmadan edemiyor. Hadi Rossi kendini kurtardı ama sürekli geriye gidenler de var. Cagliari’den yetişen Chievo’da parlayan ve 2002-2004 arasında Lazio’da yıldızlaşıp Milli takıma kadar yükselen bir isimdi Bernardo Corradi. Inzaghiler’in, Del Pierolar’ın, Montella, Tottiler’in ambargo koyduğu forvet hattında 13 kez milli olmuş Euro 2004 kadrosuna girmeyi başarmıştı. Lazio’dan transfer olduğu Valencia’da fırsat buldu ama sadece 6 golde kalınca Parma’ya kiralık gitti. Başarılı sezon ona bu sefer Manchester City kapılarını açtı. City’de daha ilk çıktığı resmi maçta kırmızı kart görmesi ve hocasıyla bir türlü anlaşamaması onu kadrodan uzakta tuttu. Çoğu yedekten girmek suretiyle 25 kez giydi City formasını, sonra tekrar Parma ve kiralık dönemi. İlk seferi kadar başarılı geçmeyince piyasası da düştü. Ciddi transferler yapan City kontratını fesh etti. Serbest kalan Corradi de Reggina ile imzaladı. Tepeye oynayan takımların golcüsü iken artık ligde tutunmaya çalışan bir takımın gol umudu. 15 golü yakalar diye tahmin ediyorum, uzun boyu ve kafa toplarına hakimiyeti Reggina’ya katma değer olacaktır. Ama 2004 senesinin yıldızı 4 sene sonra nerede, genç futbolculara ders niteliğinde bir kariyer daha.

Stoke City

Temmuz 31, 2008, 8:43 am | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Danimarkalı kaleci Sorensen’in adı uzun süre Galatasaray’la anılmıştı. Çelişkili açıklamalar ve hareketler sonrasında vaz geçilmişti Danimarkalı’dan. Eğer yabancı kaleci alınacaksa bence doğru tercihti, olmadı. Dün Soccernet’ten öğrendik Premier Lig’in yeni takımı Stoke City ile anlaşmış 3 seneliğine Danimarkalı. EPL’de 10 senede 310 maç kale korumuş, Milli takımının 1. kalecisi, uzun boylu, boyuna rağmen refleksleri kuvvetleri ve güven veren bir oyuncu. Stoke’un bu sene yaptığı en önemli transfer oldu bu.

Stoke City EPL’ye bu sezon tekrar yükselme başarısı gösterdi. 1985’te düştüğü lige tekrar dönebilmek için 23 sene bekledi Potters (Çömlekçiler) taraftarları. Tarihindeki en büyük başarısı 1972 senesinde kazandıkları Lig Kupası. O kupa dışında 1863 yılında kurulan kulübün neredeyse hiç başarısı yok. Buna rağmen İngiltere’de alışageldiği şekilde 28000 kişilik Britannia Stadı’nı neredeyse her maç dolduruyorlar. Oldukça mütevazi bir bütçeleri var ve amaçları EPL’de tutunabilmek. Milyonlar havalarda uçuşurken onlar tarihlerinin en büyük transferini Reading’ten Paul Kitson’ı 5,5 milyon Pound’a alarak yapabildiler. Sorensen ve Kitson dışındaki 3. transferleri ise Wolves’tan aldıkları orta saha oyuncusu Nijeryalı Seyi Olofinjana oldu. Kadroda Senegalli orta saha Salif Diao, Leicester’dan hatırladığımız forvet Richard Creswell, Derby County ve Southampton’ın iyi dönemlerindeki başarılı orta saha Rory Delap ve eski Newcastle’lı defans oyuncusu Andy Griffin’i bulunduran Stoke City’nin özellikle Kitson ve Sorensen ile kuvvetlendiği kesin. Potters’ın hocası futbolculuk kariyeri boyunca alt liglerde oynayan emekli defans oyuncusu Galli Tony Pulis. 2006’dan beri takımın başında ve 17 senelik teknik direktörlük kariyerinde ilk kez EPL’de takım çalıştıracak. Bu arada İngilizler’in takımı bir üst lige çıkaran hoca ve kadroyla devam kararlarına hayranım, keşke biraz örnek alabilsek. Stoke bu sene ligde kalmaya ve EPL nimetlerinden faydalanmaya çalışacak. 23 sene sonra gelen bu şansı kaybetmemek için verecekleri mücadele izlenmeye değer olacaktır.

>Stoke City

Temmuz 31, 2008, 8:43 am | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Danimarkalı kaleci Sorensen’in adı uzun süre Galatasaray’la anılmıştı. Çelişkili açıklamalar ve hareketler sonrasında vaz geçilmişti Danimarkalı’dan. Eğer yabancı kaleci alınacaksa bence doğru tercihti, olmadı. Dün Soccernet’ten öğrendik Premier Lig’in yeni takımı Stoke City ile anlaşmış 3 seneliğine Danimarkalı. EPL’de 10 senede 310 maç kale korumuş, Milli takımının 1. kalecisi, uzun boylu, boyuna rağmen refleksleri kuvvetleri ve güven veren bir oyuncu. Stoke’un bu sene yaptığı en önemli transfer oldu bu.

Stoke City EPL’ye bu sezon tekrar yükselme başarısı gösterdi. 1985’te düştüğü lige tekrar dönebilmek için 23 sene bekledi Potters (Çömlekçiler) taraftarları. Tarihindeki en büyük başarısı 1972 senesinde kazandıkları Lig Kupası. O kupa dışında 1863 yılında kurulan kulübün neredeyse hiç başarısı yok. Buna rağmen İngiltere’de alışageldiği şekilde 28000 kişilik Britannia Stadı’nı neredeyse her maç dolduruyorlar. Oldukça mütevazi bir bütçeleri var ve amaçları EPL’de tutunabilmek. Milyonlar havalarda uçuşurken onlar tarihlerinin en büyük transferini Reading’ten Paul Kitson’ı 5,5 milyon Pound’a alarak yapabildiler. Sorensen ve Kitson dışındaki 3. transferleri ise Wolves’tan aldıkları orta saha oyuncusu Nijeryalı Seyi Olofinjana oldu. Kadroda Senegalli orta saha Salif Diao, Leicester’dan hatırladığımız forvet Richard Creswell, Derby County ve Southampton’ın iyi dönemlerindeki başarılı orta saha Rory Delap ve eski Newcastle’lı defans oyuncusu Andy Griffin’i bulunduran Stoke City’nin özellikle Kitson ve Sorensen ile kuvvetlendiği kesin. Potters’ın hocası futbolculuk kariyeri boyunca alt liglerde oynayan emekli defans oyuncusu Galli Tony Pulis. 2006’dan beri takımın başında ve 17 senelik teknik direktörlük kariyerinde ilk kez EPL’de takım çalıştıracak. Bu arada İngilizler’in takımı bir üst lige çıkaran hoca ve kadroyla devam kararlarına hayranım, keşke biraz örnek alabilsek. Stoke bu sene ligde kalmaya ve EPL nimetlerinden faydalanmaya çalışacak. 23 sene sonra gelen bu şansı kaybetmemek için verecekleri mücadele izlenmeye değer olacaktır.

Escape From NBA

Temmuz 30, 2008, 10:30 am | Basketbol, NBA kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

NBA’den kaçanlar kervanına Nenad Krstic de eklendi. Dynamo Triumph Moskow ile 2 senelik anlaşma imzalayacak olan Krstic’in alacağı ücret net 7,9 milyon $. Kendisine NBA’de teklif edilen en büyük kontrat ise 3 senelik 10 milyon $ civarındaydı, üstelik vergiler de bu kontrata dahil. Yani yaklaşık 6 milyona düşüyor net kazancı 3 senede. Daha önce söylemiştim NBA bu bütçe ve vergilendirme sistemine bir çare bulmazsa tıpkı Childress gibi Amerikalı oyuncular da kaçmaya başlayacak. Hatta NBA genç oyuncular için Avrupa’da büyük kontratlara sıçrama tahtası olarak kullanılmaya başlanacak. Ey Stern sesimi duyuyorsan 3 kez masaya vur, yoksa gidişat vahim!

>Escape From NBA

Temmuz 30, 2008, 10:30 am | Basketbol, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>NBA’den kaçanlar kervanına Nenad Krstic de eklendi. Dynamo Triumph Moskow ile 2 senelik anlaşma imzalayacak olan Krstic’in alacağı ücret net 7,9 milyon $. Kendisine NBA’de teklif edilen en büyük kontrat ise 3 senelik 10 milyon $ civarındaydı, üstelik vergiler de bu kontrata dahil. Yani yaklaşık 6 milyona düşüyor net kazancı 3 senede. Daha önce söylemiştim NBA bu bütçe ve vergilendirme sistemine bir çare bulmazsa tıpkı Childress gibi Amerikalı oyuncular da kaçmaya başlayacak. Hatta NBA genç oyuncular için Avrupa’da büyük kontratlara sıçrama tahtası olarak kullanılmaya başlanacak. Ey Stern sesimi duyuyorsan 3 kez masaya vur, yoksa gidişat vahim!

Suçlusun, Şikecisin, 15 Ay Yatacaksın!

Temmuz 30, 2008, 10:23 am | NBA, Şike kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Tim Donaghy, kendi yönettiği maçlara bahis oynayan hakem, manen, madden, her açıdan çöktü. Önce 15 ay yatıp çıkacak, büyük ihtimalle emeklilik hakkı da elinden alındı, üstüne NBA Yönetimi tarafından aleyhine açılmış milyon dolarlık tazminat davası var. Tim tam kroki durumda, acaba kaç kişinin canını yakmıştı?

>Suçlusun, Şikecisin, 15 Ay Yatacaksın!

Temmuz 30, 2008, 10:23 am | NBA, Şike kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Tim Donaghy, kendi yönettiği maçlara bahis oynayan hakem, manen, madden, her açıdan çöktü. Önce 15 ay yatıp çıkacak, büyük ihtimalle emeklilik hakkı da elinden alındı, üstüne NBA Yönetimi tarafından aleyhine açılmış milyon dolarlık tazminat davası var. Tim tam kroki durumda, acaba kaç kişinin canını yakmıştı?

Bordeaux’dan Sağlam Transfer

Temmuz 30, 2008, 10:03 am | Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

2001’deki Real Madrid – Bayer Leverkusen finalini hatırlamayanımız yoktur. Zidane’ın o muhteşem volesi hala akıllarımızda. O maçtan hatta o sezondan akıllarda kalan bir başka isim de kuşkusuz Arjantinli Diego Placente idi. Real’in sağ kanadını paçavra gibi atmış ama Yıldıray ve tayfası bir türlü topu 3 direğin arasına ittirememişlerdi. Bonservislerin böylesi havalarda uçuşmadığı o dönemlerde Türkiye’ye gelmesini istemiştim hep, ama o İspanya’yı seçti ve Celta Vigo’ya transfer oldu. Sonrasında ülkesine döndü tekrar San Lorenzo formasıyla. Oynadığı her takımda istikrar abidesi olan, sakatlıkla başı pek fazla belaya girmeyen, vasatın altına düşmeyen bir oyuncu Placente. Laurent Blanc’ın onbirinde takımdan ayrılan sembol oyuncu David Jemmali’nin yerini alacak. Blanc’dan çok akılcı bir transfer, maliyet açıklanmadı henüz ama çok büyük paralar dönmeden işi bitirdiklerini düşünüyorum. Ligimiz için kaçan başka bir büyük balık diyelim Placente için, biz hala balonlarla uğraşırken adamlar tecrübe ve istikrarı ucuza buluyorlar.

>Bordeaux’dan Sağlam Transfer

Temmuz 30, 2008, 10:03 am | Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>2001’deki Real Madrid – Bayer Leverkusen finalini hatırlamayanımız yoktur. Zidane’ın o muhteşem volesi hala akıllarımızda. O maçtan hatta o sezondan akıllarda kalan bir başka isim de kuşkusuz Arjantinli Diego Placente idi. Real’in sağ kanadını paçavra gibi atmış ama Yıldıray ve tayfası bir türlü topu 3 direğin arasına ittirememişlerdi. Bonservislerin böylesi havalarda uçuşmadığı o dönemlerde Türkiye’ye gelmesini istemiştim hep, ama o İspanya’yı seçti ve Celta Vigo’ya transfer oldu. Sonrasında ülkesine döndü tekrar San Lorenzo formasıyla. Oynadığı her takımda istikrar abidesi olan, sakatlıkla başı pek fazla belaya girmeyen, vasatın altına düşmeyen bir oyuncu Placente. Laurent Blanc’ın onbirinde takımdan ayrılan sembol oyuncu David Jemmali’nin yerini alacak. Blanc’dan çok akılcı bir transfer, maliyet açıklanmadı henüz ama çok büyük paralar dönmeden işi bitirdiklerini düşünüyorum. Ligimiz için kaçan başka bir büyük balık diyelim Placente için, biz hala balonlarla uğraşırken adamlar tecrübe ve istikrarı ucuza buluyorlar.

Nereden Nereye 2 – Atilla Birlik

Temmuz 30, 2008, 9:45 am | Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Almanya’dan gelip Beşiktaş forması giydi. Sudan sebeplerle belki de para hırsı yüzünden ayrıldı Kartal’dan. İtalya’ydı hedefi, tutturamadı. Döndü orta sıra takımlar, 2. lig derken şimdi eski adıyla 3. ligde artık. Tokatspor’a transfer olmuş Atilla Birlik. Almanya’da yetişip Türkiye’ye transfer ihtimali olan topçulara kötü örnek, bir anda yıldızlaşıp şişirilen genç oyunculara da ders alınacak örnektir. Umarım başarılı olur Tokat’ta, Tokat’ı yukarılara taşır da alt liglerde yitip giden diğer eski yıldızlar gibi olmaz sonu. Tabi öte yandan sonu 3. lig olmuş diye de bakılabilir konuya.

>Nereden Nereye 2 – Atilla Birlik

Temmuz 30, 2008, 9:45 am | Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Almanya’dan gelip Beşiktaş forması giydi. Sudan sebeplerle belki de para hırsı yüzünden ayrıldı Kartal’dan. İtalya’ydı hedefi, tutturamadı. Döndü orta sıra takımlar, 2. lig derken şimdi eski adıyla 3. ligde artık. Tokatspor’a transfer olmuş Atilla Birlik. Almanya’da yetişip Türkiye’ye transfer ihtimali olan topçulara kötü örnek, bir anda yıldızlaşıp şişirilen genç oyunculara da ders alınacak örnektir. Umarım başarılı olur Tokat’ta, Tokat’ı yukarılara taşır da alt liglerde yitip giden diğer eski yıldızlar gibi olmaz sonu. Tabi öte yandan sonu 3. lig olmuş diye de bakılabilir konuya.

Joey Barton Serbest

Temmuz 29, 2008, 5:42 pm | Acayip İşler, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Aman Dabo Ayağını Denk Al!

>Joey Barton Serbest

Temmuz 29, 2008, 5:42 pm | Acayip İşler, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Aman Dabo Ayağını Denk Al!

Edgar Davids Körfez’e Ne için Gelir?

Temmuz 29, 2008, 4:50 pm | Futbol, Kocaelispor, Transfer kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
Konser?

>Edgar Davids Körfez’e Ne için Gelir?

Temmuz 29, 2008, 4:50 pm | Futbol, Kocaelispor, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Konser?

Kara Şövalye, Hangisi?

Temmuz 29, 2008, 4:28 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bir çok açıdan bence tüm zamanların en iyi filmlerinden biri gösterilmeye aday “Kara Şövalye”. Ama en önemlisi tüm zamanların en göz alıcı ve seyirciyi derinden etkileyerek kendine hayran bırakan “kötü adam” performansı da Heath Ledger’ın Joker’i. İnsanın bu büyük yeteneğin göçüp gittiğine hayıflanmamaı, içinin parçalanması mümkün değil. Her oynadığı filmde üzerine koyan Ledger, bu filmde bir kaç gömlek değil, bir kaç takım elbise ileri götürmüş performansını. O’nun kaybı belki de Nolan’ın Batman serisini bile etkilemiş oldu. Ben hiç böylesi bir kötü adam izlememiştim perdede ve hiç böylesine etkileyip içine çekmemişti filmin içine bir kötü adam beni. Filmi anlatmak çok zor, 2,5 saat o kadar hızlı geçti ki! Senaryo harika, yönetmenlik harika, görüntü yönetmenliği harika, Ledger mükemmel, Bale, Caine, Eckhart harika, Gyleenhall Holmes’dan iyi ama vasat belki de filmin tek aksayan ayağı, onu da Nolan ve karakterleri ustaca örtmüş, takılıp kalmıyorsunuz.

Muhtemeldir önümüzdeki günlerde 5-6 kez daha izleyeceğim bir film. Beğenmeyen olabilir, eleştiren olabilir, filmde hatalar – açıklar bulan olabilir, sözüm şu; bakın aynaya her şeyiniz tam mı? Tam istediğiniz gibi misiniz? Hepimiz eksiğiz, bu da en nihayetinde bir film. Beğenmediyseniz bir daha gitmezsiniz bu tip filmlere, ama biz devamını bekleriz. Türün meraklıları kaçırmasın. Her filmi bir öncekinden daha iyi olan Nolan da lütfen durmasın, çalışmaya devam etsin. Ha bir de hazır Nolan’ı yakalamışken, sahi Kara Şövalye hangisi?

>Kara Şövalye, Hangisi?

Temmuz 29, 2008, 4:28 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bir çok açıdan bence tüm zamanların en iyi filmlerinden biri gösterilmeye aday “Kara Şövalye”. Ama en önemlisi tüm zamanların en göz alıcı ve seyirciyi derinden etkileyerek kendine hayran bırakan “kötü adam” performansı da Heath Ledger’ın Joker’i. İnsanın bu büyük yeteneğin göçüp gittiğine hayıflanmamaı, içinin parçalanması mümkün değil. Her oynadığı filmde üzerine koyan Ledger, bu filmde bir kaç gömlek değil, bir kaç takım elbise ileri götürmüş performansını. O’nun kaybı belki de Nolan’ın Batman serisini bile etkilemiş oldu. Ben hiç böylesi bir kötü adam izlememiştim perdede ve hiç böylesine etkileyip içine çekmemişti filmin içine bir kötü adam beni. Filmi anlatmak çok zor, 2,5 saat o kadar hızlı geçti ki! Senaryo harika, yönetmenlik harika, görüntü yönetmenliği harika, Ledger mükemmel, Bale, Caine, Eckhart harika, Gyleenhall Holmes’dan iyi ama vasat belki de filmin tek aksayan ayağı, onu da Nolan ve karakterleri ustaca örtmüş, takılıp kalmıyorsunuz.

Muhtemeldir önümüzdeki günlerde 5-6 kez daha izleyeceğim bir film. Beğenmeyen olabilir, eleştiren olabilir, filmde hatalar – açıklar bulan olabilir, sözüm şu; bakın aynaya her şeyiniz tam mı? Tam istediğiniz gibi misiniz? Hepimiz eksiğiz, bu da en nihayetinde bir film. Beğenmediyseniz bir daha gitmezsiniz bu tip filmlere, ama biz devamını bekleriz. Türün meraklıları kaçırmasın. Her filmi bir öncekinden daha iyi olan Nolan da lütfen durmasın, çalışmaya devam etsin. Ha bir de hazır Nolan’ı yakalamışken, sahi Kara Şövalye hangisi?

Willie Solomon Toronto’ya İmza Attı

Temmuz 29, 2008, 12:31 pm | Basketbol, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Fener’de kalır mı, Maccabi’yle anlaştı, Efes’e geliyor derken Solomon NBA’e geri döndü ve T.J. Ford’u yollayıp Calderon’u terfi ettiren Toronto’nun yedek oyun kurucusu oldu. Türk basketboluna Fenerbahçe Ülker’de çok katkısı oldu Willie “The King” Solomon’un. Umarım Toronto’da çok başarılı olur ve 1 senelik kontratını daha da uzatma imkanı yakalar.

>Willie Solomon Toronto’ya İmza Attı

Temmuz 29, 2008, 12:31 pm | Basketbol, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Fener’de kalır mı, Maccabi’yle anlaştı, Efes’e geliyor derken Solomon NBA’e geri döndü ve T.J. Ford’u yollayıp Calderon’u terfi ettiren Toronto’nun yedek oyun kurucusu oldu. Türk basketboluna Fenerbahçe Ülker’de çok katkısı oldu Willie “The King” Solomon’un. Umarım Toronto’da çok başarılı olur ve 1 senelik kontratını daha da uzatma imkanı yakalar.

Coloccini’nin Bir Şeyinde Boncuk mu var?

Temmuz 29, 2008, 12:16 pm | Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Gençler Şampiyonalarında gösterdiği performansla hemen Milan’a transfer olmuştu. 1999’da geldiği İtalya’da ilk kez 2004’te forma giyebildi. San Lorenzo, Atletico Madrid, Alaves, Villarreal Milan’daki 5 senesi boyunca kiralık gittiği takımlar oldu. Milan istediği ışığı göremeyince 2005 başında Deportivo’ya verdi Fabricio Coloccini’yi. 2,5 senede İspanya’da istikrarlı olarak kadroya girdi. Zaman zaman Arjantin milli takımında alternatiflerden biri oldu, ama banko olamadı. Dağınık oyunu, zaman zaman gereksiz sertlikleri ve çok ciddi hatalarıyla oynadığı takımlara cidi kayıplar yaşattı. Şimdi Newcastle talip Coloccini’ye, önerilen para 7,8 milyon £. Çok merak ediyorum hala nasıl bu kadar ciddi talipleri var Colo’nun. 8 senedir bir türlü atlaması geren o çıtayı atlayamadı, bir üst seviyeye geçemedi. Orta sıra takımlarının kalbur üstü oyuncusu olmaktan ileri gidemedi. Bombacı Türk basının da 6-7 senedir Türkiye’ye getirmeye çalıştığı bir ismdi, olmadı. Newcastle’a belki defansta özlenen hırs ve agresifliği getirecektir ama yapacağı ölümcül hataların sonuçlarını düşünemiyorum. Allah aşkına bu adamın bir şeyinde boncuk mu var ki, orta sınıf bir oyuncu olduğu belli olduğu halde bu kadar talibi var?

>Coloccini’nin Bir Şeyinde Boncuk mu var?

Temmuz 29, 2008, 12:16 pm | Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Gençler Şampiyonalarında gösterdiği performansla hemen Milan’a transfer olmuştu. 1999’da geldiği İtalya’da ilk kez 2004’te forma giyebildi. San Lorenzo, Atletico Madrid, Alaves, Villarreal Milan’daki 5 senesi boyunca kiralık gittiği takımlar oldu. Milan istediği ışığı göremeyince 2005 başında Deportivo’ya verdi Fabricio Coloccini’yi. 2,5 senede İspanya’da istikrarlı olarak kadroya girdi. Zaman zaman Arjantin milli takımında alternatiflerden biri oldu, ama banko olamadı. Dağınık oyunu, zaman zaman gereksiz sertlikleri ve çok ciddi hatalarıyla oynadığı takımlara cidi kayıplar yaşattı. Şimdi Newcastle talip Coloccini’ye, önerilen para 7,8 milyon £. Çok merak ediyorum hala nasıl bu kadar ciddi talipleri var Colo’nun. 8 senedir bir türlü atlaması geren o çıtayı atlayamadı, bir üst seviyeye geçemedi. Orta sıra takımlarının kalbur üstü oyuncusu olmaktan ileri gidemedi. Bombacı Türk basının da 6-7 senedir Türkiye’ye getirmeye çalıştığı bir ismdi, olmadı. Newcastle’a belki defansta özlenen hırs ve agresifliği getirecektir ama yapacağı ölümcül hataların sonuçlarını düşünemiyorum. Allah aşkına bu adamın bir şeyinde boncuk mu var ki, orta sınıf bir oyuncu olduğu belli olduğu halde bu kadar talibi var?

Yolcular

Temmuz 29, 2008, 12:05 pm | Fenerbahçe, Futbol kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

MTK maçı 18’inde olmayan 2 isim var Fenerbahçe’de: Kezman ve Maldonado. Artık kesinleşti ki bu adamlar gözden çıkarıldı. PSG işi yatan Kezman deli danalar gibi herkese saldırırken, takımdan yollanacağını Aragones’ten öğrenen Maldonado ağlıyor. Bu da karakter farkı denilen zıkkım demek ki.

>Yolcular

Temmuz 29, 2008, 12:05 pm | Fenerbahçe, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>MTK maçı 18’inde olmayan 2 isim var Fenerbahçe’de: Kezman ve Maldonado. Artık kesinleşti ki bu adamlar gözden çıkarıldı. PSG işi yatan Kezman deli danalar gibi herkese saldırırken, takımdan yollanacağını Aragones’ten öğrenen Maldonado ağlıyor. Bu da karakter farkı denilen zıkkım demek ki.

Robbie Keane Artık Kırmızı

Temmuz 29, 2008, 11:54 am | Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

6 senedir formasını giydiği Tottenham’ın sembol oyuncusu haline gelmişti Keane. İrlanda Futbolu’nun son yıllarada yetişdirdiği en büyük yetenek kuşkusuz. Tardelli’ye toslayıp biten Inter macerası dışında gittiği her takımda çok sevilen ve başarılara uzanan bir oyuncu oldu. Inter’e onu getiren isim Lippi’ydi. Ronaldo’nun sakatlığının ciddi olduğu o dönemde Hakan Şükür’le birlikte ikisini Inter’in gol umudu yapmıştı Lippi. Keane’in aşırı kendine güveni hem kendisinin hem Lippi’nin hem de Şükür’ün sonunu hazırlamıştı. Şampiyonlar Ligi gruplara kalma maçının son dakikasında Şükür’ün kazandırdığı penaltıyı ben atacağım diye ısrarla alıp kaçırınca, Inter kupadan elenmiş, gruplara kalamamış Lippi de kısa süre sonra görevden alınmıştı. Belki de o penaltı gol olsa 3 isim için de kariyerleri farklı yönlere doğru gidecekti.

Keane artık bir kırmızı ve Benitez’in tam istediği oyuncu tipi. Bir çok maçta Torres’in hemen arkasında oynayacak adamdır. Başarılı olacağını düşünmekle beraber, devamlı oynamaya alışmış bir oyuncu olarak Benitez’in baş döndüren rotasyonuna da nasıl adapte olacağını çok merak ediyorum. 20 milyon Pound da helal olsun, neden bu kadar para verildi bu adam uğruna diye asla sormayacağım oyunclardan biri Keane.

>Robbie Keane Artık Kırmızı

Temmuz 29, 2008, 11:54 am | Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>6 senedir formasını giydiği Tottenham’ın sembol oyuncusu haline gelmişti Keane. İrlanda Futbolu’nun son yıllarada yetişdirdiği en büyük yetenek kuşkusuz. Tardelli’ye toslayıp biten Inter macerası dışında gittiği her takımda çok sevilen ve başarılara uzanan bir oyuncu oldu. Inter’e onu getiren isim Lippi’ydi. Ronaldo’nun sakatlığının ciddi olduğu o dönemde Hakan Şükür’le birlikte ikisini Inter’in gol umudu yapmıştı Lippi. Keane’in aşırı kendine güveni hem kendisinin hem Lippi’nin hem de Şükür’ün sonunu hazırlamıştı. Şampiyonlar Ligi gruplara kalma maçının son dakikasında Şükür’ün kazandırdığı penaltıyı ben atacağım diye ısrarla alıp kaçırınca, Inter kupadan elenmiş, gruplara kalamamış Lippi de kısa süre sonra görevden alınmıştı. Belki de o penaltı gol olsa 3 isim için de kariyerleri farklı yönlere doğru gidecekti.

Keane artık bir kırmızı ve Benitez’in tam istediği oyuncu tipi. Bir çok maçta Torres’in hemen arkasında oynayacak adamdır. Başarılı olacağını düşünmekle beraber, devamlı oynamaya alışmış bir oyuncu olarak Benitez’in baş döndüren rotasyonuna da nasıl adapte olacağını çok merak ediyorum. 20 milyon Pound da helal olsun, neden bu kadar para verildi bu adam uğruna diye asla sormayacağım oyunclardan biri Keane.

Tatil, Transferler, Olaylar

Temmuz 28, 2008, 12:44 pm | Hayat kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Perşembe akşamı Kocaeli’ne bağlı şirin tatillik Cebeci’ye kaçtık. 3 gün boyunca denizin kumun tadına varıp kafayı boşaltmaya çalıştık, iyi de geldi, eve zor geldik, içimizde kaldı. Biz yokken bir sürü işler olmuş. Akasvayu Girona dağılmış, Türkiye’ye bir sürü Amerikalı basketçi gelmiş, Kezman çıngar çıkarmış, Manchester Tevez’in tapusunu almış, Cim Bom kimseyi alamamış, transfer bombaları spor gazetelerinin elinde patlamış, şerefsizlerin ki halkın üzerinde!

Biraz toparlayayım hem kendimi hem işleri, akşam ya da yarın erkenden dalarım spor dünyasına yeniden, ziyadesiyle özledim, top olmadı mı hayatımda eksik hissediyorum.

>Tatil, Transferler, Olaylar

Temmuz 28, 2008, 12:44 pm | Hayat kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Perşembe akşamı Kocaeli’ne bağlı şirin tatillik Cebeci’ye kaçtık. 3 gün boyunca denizin kumun tadına varıp kafayı boşaltmaya çalıştık, iyi de geldi, eve zor geldik, içimizde kaldı. Biz yokken bir sürü işler olmuş. Akasvayu Girona dağılmış, Türkiye’ye bir sürü Amerikalı basketçi gelmiş, Kezman çıngar çıkarmış, Manchester Tevez’in tapusunu almış, Cim Bom kimseyi alamamış, transfer bombaları spor gazetelerinin elinde patlamış, şerefsizlerin ki halkın üzerinde!

Biraz toparlayayım hem kendimi hem işleri, akşam ya da yarın erkenden dalarım spor dünyasına yeniden, ziyadesiyle özledim, top olmadı mı hayatımda eksik hissediyorum.

Tevez Kaşınıyor, Ferguson Kızılcık Sopasını Arıyor!

Temmuz 24, 2008, 10:55 am | Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Manchester United’ın Arjantinli golcüsü Carlos Tevez “bugün sana yarın bana” mantığıyla “Bırakın Ronaldo’yu gitmek istiyorsa gitsin çocuk, ayıptır yani” mahiyetinde yaptığı açıklamalarıyla İngiltere’de günün konusu olmuş. Şimdi merak konusu Alex Ferguson bu açıklama karşısında ne tepki verecek, henüz sesi çıkmadı Sir’ün. Bence şu şıralar Tevez’in kafasında kırmak için sert bir şeyler arıyor. Bu da benden sevgili Ferguson’a hediye olsun, boşa arama, kızılcık sopasının yaptığı etkiyi hiç biri yapamaz. Ararsan teslim şartlarını konuşuruz Hocam, zaten Tevez’e ben de gıcığım, banko kuponumu yakmışlığı vardır zamanında.

>Tevez Kaşınıyor, Ferguson Kızılcık Sopasını Arıyor!

Temmuz 24, 2008, 10:55 am | Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Manchester United’ın Arjantinli golcüsü Carlos Tevez “bugün sana yarın bana” mantığıyla “Bırakın Ronaldo’yu gitmek istiyorsa gitsin çocuk, ayıptır yani” mahiyetinde yaptığı açıklamalarıyla İngiltere’de günün konusu olmuş. Şimdi merak konusu Alex Ferguson bu açıklama karşısında ne tepki verecek, henüz sesi çıkmadı Sir’ün. Bence şu şıralar Tevez’in kafasında kırmak için sert bir şeyler arıyor. Bu da benden sevgili Ferguson’a hediye olsun, boşa arama, kızılcık sopasının yaptığı etkiyi hiç biri yapamaz. Ararsan teslim şartlarını konuşuruz Hocam, zaten Tevez’e ben de gıcığım, banko kuponumu yakmışlığı vardır zamanında.

Yuh Sana Olympiakos!

Temmuz 24, 2008, 10:40 am | Acayip İşler, Basketbol, NBA kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Childress’a teklif var, Yunanlılar kafayı yemiş demiştik. Şimdi de “Afiyet olsun” diyoruz. Şu yukarıdaki adam, Childress, 3 sene 20 milyona imza attı Pire takımına. Her sezon sonu sözleşmeyi fesih hakkı da var üstelik Childress’ın. Bravo Olympiakos yönetimi, haydi boş durmayın Panathinaikos yöneticileri, sizin etrafa saçacak paranız yok mu, çok ayıp, tempo!

>Yuh Sana Olympiakos!

Temmuz 24, 2008, 10:40 am | Acayip İşler, Basketbol, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Childress’a teklif var, Yunanlılar kafayı yemiş demiştik. Şimdi de “Afiyet olsun” diyoruz. Şu yukarıdaki adam, Childress, 3 sene 20 milyona imza attı Pire takımına. Her sezon sonu sözleşmeyi fesih hakkı da var üstelik Childress’ın. Bravo Olympiakos yönetimi, haydi boş durmayın Panathinaikos yöneticileri, sizin etrafa saçacak paranız yok mu, çok ayıp, tempo!

Oltayı Attım da Acaba Yem Takmış mıyım?

Temmuz 24, 2008, 9:20 am | Acayip İşler, Futbol, Galatasaray, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
(Foto: Cemal Koyuk, orjinali)

Galatasaray’da kaleci transferi bahsi bitmedi, uzadıkça uzadı, paçalarımızdan aktı artık. Itandje’si olsun, Sorensen’i olsun bunlar hep sulanılan kalecilerdi. Sıradakiler De Sanctis, Hildebrand, Ochoa. De Sanctis yedek olduğu için huzursuz, Hildebrand Valencia’ya alışamadığı için. Tamam da Aceto’nun dediği gibi AB pasaportu olsa hemen büyük liglerden birine kapağı atma zihniyetinde olan ve pasaportsuzluğuna rağmen hedefteki isim olan Ochoa neden gelsin ki Türkiye’ye.

Ha şu olabilir: Ochoa gelir, kendisine helal süt emmiş, temiz, saf, hanımefendi bir kız bulunur, nikahları yapılır, Ochoa Türk pasaportu alır, hemen arkasından devre arasında, örneğin İspanya’ya, transfer olur, mahkemeye başvurur, AB statüsünde oynayan Nihat’ı emsal göstererek davayı kazanır, bu süre yaklaşık 3-6 ay arası sürdüğünden 2. devrede de Türkiye’de kalır. Yeni sezonun başlangıcıyla birlikte yeni takımının kalesine geçer, bizim hanımefendi kızımızdan elini değdirmeden 1 sene sonunda boşanır, vatandaşlığı baki kalır, Türklüğü çok severse, futbolu bırakınca gelir Burdur’da 21 gün çakı gibi bedelli asker olur, toplu tüfekli fotoğraflar çektirir, terhis olunca önce Nişantaşında bir Meksika yemekleri restoranı sonra Bodrum’da bir Meksika resort hotel açar, baba olur iş adamı olur.

Oltayı attı da hem Galatasaray hem Basın acaba ucunda yem takılı mı? Meira transferinden sonra Galatasaray’ın hiç bir şart altında bonservis ödeyerek bir kaleci transfer edeceğini düşünmemekle beraber, keşke Hildebrand’ı getirebirseler diyorum. Ochoa’ya da hayatında başarılar diliyorum.

>Oltayı Attım da Acaba Yem Takmış mıyım?

Temmuz 24, 2008, 9:20 am | Acayip İşler, Futbol, Galatasaray, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

(Foto: Cemal Koyuk, orjinali)

Galatasaray’da kaleci transferi bahsi bitmedi, uzadıkça uzadı, paçalarımızdan aktı artık. Itandje’si olsun, Sorensen’i olsun bunlar hep sulanılan kalecilerdi. Sıradakiler De Sanctis, Hildebrand, Ochoa. De Sanctis yedek olduğu için huzursuz, Hildebrand Valencia’ya alışamadığı için. Tamam da Aceto’nun dediği gibi AB pasaportu olsa hemen büyük liglerden birine kapağı atma zihniyetinde olan ve pasaportsuzluğuna rağmen hedefteki isim olan Ochoa neden gelsin ki Türkiye’ye.

Ha şu olabilir: Ochoa gelir, kendisine helal süt emmiş, temiz, saf, hanımefendi bir kız bulunur, nikahları yapılır, Ochoa Türk pasaportu alır, hemen arkasından devre arasında, örneğin İspanya’ya, transfer olur, mahkemeye başvurur, AB statüsünde oynayan Nihat’ı emsal göstererek davayı kazanır, bu süre yaklaşık 3-6 ay arası sürdüğünden 2. devrede de Türkiye’de kalır. Yeni sezonun başlangıcıyla birlikte yeni takımının kalesine geçer, bizim hanımefendi kızımızdan elini değdirmeden 1 sene sonunda boşanır, vatandaşlığı baki kalır, Türklüğü çok severse, futbolu bırakınca gelir Burdur’da 21 gün çakı gibi bedelli asker olur, toplu tüfekli fotoğraflar çektirir, terhis olunca önce Nişantaşında bir Meksika yemekleri restoranı sonra Bodrum’da bir Meksika resort hotel açar, baba olur iş adamı olur.

Oltayı attı da hem Galatasaray hem Basın acaba ucunda yem takılı mı? Meira transferinden sonra Galatasaray’ın hiç bir şart altında bonservis ödeyerek bir kaleci transfer edeceğini düşünmemekle beraber, keşke Hildebrand’ı getirebirseler diyorum. Ochoa’ya da hayatında başarılar diliyorum.

NBA’den Kaçış ve Sebepleri

Temmuz 23, 2008, 3:45 pm | Basketbol, Euroleague, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bazıları kapağı NBA’e atmaya çalışırken, bazıları da adeta kaçıyor ligden. İlk çatlak La Bomba idi, sonrası çorap söküğü gibi geldi. 30 takım az geliyor anlaşılan artık. Ya da bütçe uygulamasında çok büyük yanlışlar var. Bu ligde oynayacaksan önemli bir oyuncu olman gerek. Her maça giyinip çıkan 12 kişiden biri olabilmek çok büyük bir lütuf. Çok çalışmak, göze fazlasıyla girmek gerekiyor. Orada kalabilmek ve gözden düşmemek de aynı derecede zor. Bugünkü şartlarda bütçe 56 milyonun altında ve takımlarda maksimum 15 oyuncu paylaşıyor bu parayı. Her takımda en az 1 ya da 2 yıldız oyuncu olduğu düşünülürse bu paranın yaklaşık 25-30 milyonunu zaten bu babalar yiyor. Geriye kalan parayı da 13 kişiye böülüştürmek zorunda kalıyorsunuz. Hadi 12+3’ten sezonu çoğunlukta takım elbise ile ya da Geliştirme Ligi’nde geçirenleri en alt kalite ve minimum ücretli adamlar olarak sayalım. NBA’in minimum ücreti 750 bin $ civarında. Yani 2,25 milyonu cap filler denilen adamlara verilecek. bu durumda yaklaşık 30 milyon ve 10 kişilik yer kalıyor kadroda. Herkesi 3’lük adam bulmanız imkansız. Kadro içinde süper yıldız, önemli oyuncu, takım oyuncusu gibi kademeler mutlaka oluşmak durumunda. İlk beşinizde oynayacak 2 adama 25 küsür diğer 3’üne 9 milyon vermek dengeleri bozuyor. Bu yüzden mutlaka ihtiyaca göre takımlar farklı mevkilerdeki isimlere farklı paralar hatta kimi zaman gereksiz paralar vermek durumunda kalıyorlar.

Anlatılan bütün bu sıkıntılı sürece oyuncuların imza attıkları ücretlerin yaklaşık % 40’nın da vergilere gittiğini düşünürsek, aslında yuvarlak olarak 56 milyon dediğimiz NBA takım bütçeleri net olarak yaklaşık 34 milyona düşmekte. Son yıllarda iş adamlarının spora olan yoğun ilgisi, sponsorluk, reklam ve TV gelirlerinin artmasıyla Avrupa’da bunun tam aksi bir durum oluşmaya başladı. Birincisi Avrupa’da kontratlar net ücret üzerinden yapılmakta ve vergileri oyuncular adına kulüpler ödemekte. İkincisi ise Avrupa takımları için bir bütçe kısıtı ve NBA’deki gibi bir lüks vergisi uygulaması yok. NBA’de takımlar bütçe kısıtına uyabilmek için önemli isimlerden vaz geçip bunların yerlerini Geliştirme Ligi ve Draft’ten isimler katmaya çalışıyorlar. Sonuç istenmeyen bir şekilde çok iyi oyuncuların Avrupa’da kalması ya da orta ve üzeri oyuncuların NBA’de kazanacağından daha fazlası ve daha fazla oynama imkanını seçmesi oluyor.

Juan Carlos Navarro, Gordan Gricek, Carlos Delfino, Primoz Brezec, Victor Khryapa, Mario Kasun, seçildiği halde hiç gitmeyen Fran Vasquez, en son olarak da Childress ihtimali. Avrupa’nın en değerli isimlerinden Alaska asılılı Amerikalı Langdon kendisine bir çok teklif gelmesine karşın yine Rusya’yı ve daha fazla parayı seçiyor. Loren Woods gibi adamlar NBA’de alamayacakları paraları kazanıyorlar. Yakındır NBA’den kaçışların hızlanması. Bütçe kısıtı esnetilmeli artık, yoksa Euroleague>NBA günleri başlayacaktır. Abartmıyorum, vaktiniz olursa Amerikadaki Basketbol reytingleri ile Avrupa’dakileri bir kıyaslayın bakalım hangisi düşerken hangisi artışta.

>NBA’den Kaçış ve Sebepleri

Temmuz 23, 2008, 3:45 pm | Basketbol, Euroleague, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bazıları kapağı NBA’e atmaya çalışırken, bazıları da adeta kaçıyor ligden. İlk çatlak La Bomba idi, sonrası çorap söküğü gibi geldi. 30 takım az geliyor anlaşılan artık. Ya da bütçe uygulamasında çok büyük yanlışlar var. Bu ligde oynayacaksan önemli bir oyuncu olman gerek. Her maça giyinip çıkan 12 kişiden biri olabilmek çok büyük bir lütuf. Çok çalışmak, göze fazlasıyla girmek gerekiyor. Orada kalabilmek ve gözden düşmemek de aynı derecede zor. Bugünkü şartlarda bütçe 56 milyonun altında ve takımlarda maksimum 15 oyuncu paylaşıyor bu parayı. Her takımda en az 1 ya da 2 yıldız oyuncu olduğu düşünülürse bu paranın yaklaşık 25-30 milyonunu zaten bu babalar yiyor. Geriye kalan parayı da 13 kişiye böülüştürmek zorunda kalıyorsunuz. Hadi 12+3’ten sezonu çoğunlukta takım elbise ile ya da Geliştirme Ligi’nde geçirenleri en alt kalite ve minimum ücretli adamlar olarak sayalım. NBA’in minimum ücreti 750 bin $ civarında. Yani 2,25 milyonu cap filler denilen adamlara verilecek. bu durumda yaklaşık 30 milyon ve 10 kişilik yer kalıyor kadroda. Herkesi 3’lük adam bulmanız imkansız. Kadro içinde süper yıldız, önemli oyuncu, takım oyuncusu gibi kademeler mutlaka oluşmak durumunda. İlk beşinizde oynayacak 2 adama 25 küsür diğer 3’üne 9 milyon vermek dengeleri bozuyor. Bu yüzden mutlaka ihtiyaca göre takımlar farklı mevkilerdeki isimlere farklı paralar hatta kimi zaman gereksiz paralar vermek durumunda kalıyorlar.

Anlatılan bütün bu sıkıntılı sürece oyuncuların imza attıkları ücretlerin yaklaşık % 40’nın da vergilere gittiğini düşünürsek, aslında yuvarlak olarak 56 milyon dediğimiz NBA takım bütçeleri net olarak yaklaşık 34 milyona düşmekte. Son yıllarda iş adamlarının spora olan yoğun ilgisi, sponsorluk, reklam ve TV gelirlerinin artmasıyla Avrupa’da bunun tam aksi bir durum oluşmaya başladı. Birincisi Avrupa’da kontratlar net ücret üzerinden yapılmakta ve vergileri oyuncular adına kulüpler ödemekte. İkincisi ise Avrupa takımları için bir bütçe kısıtı ve NBA’deki gibi bir lüks vergisi uygulaması yok. NBA’de takımlar bütçe kısıtına uyabilmek için önemli isimlerden vaz geçip bunların yerlerini Geliştirme Ligi ve Draft’ten isimler katmaya çalışıyorlar. Sonuç istenmeyen bir şekilde çok iyi oyuncuların Avrupa’da kalması ya da orta ve üzeri oyuncuların NBA’de kazanacağından daha fazlası ve daha fazla oynama imkanını seçmesi oluyor.

Juan Carlos Navarro, Gordan Gricek, Carlos Delfino, Primoz Brezec, Victor Khryapa, Mario Kasun, seçildiği halde hiç gitmeyen Fran Vasquez, en son olarak da Childress ihtimali. Avrupa’nın en değerli isimlerinden Alaska asılılı Amerikalı Langdon kendisine bir çok teklif gelmesine karşın yine Rusya’yı ve daha fazla parayı seçiyor. Loren Woods gibi adamlar NBA’de alamayacakları paraları kazanıyorlar. Yakındır NBA’den kaçışların hızlanması. Bütçe kısıtı esnetilmeli artık, yoksa Euroleague>NBA günleri başlayacaktır. Abartmıyorum, vaktiniz olursa Amerikadaki Basketbol reytingleri ile Avrupa’dakileri bir kıyaslayın bakalım hangisi düşerken hangisi artışta.

Kendini Kazıklayan Adam: Mo Evans

Temmuz 23, 2008, 3:27 pm | GS Warriors, NBA, New Jersey Nets, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Orlando Magic sezon sonunda Dooling ve Evans’ı kadroda tutmak istediğini açıklamış, ancak her iki oyuncu da piyasanın tadına bakmak istemişti. Evans hatta Magic’ten minimum 3,5 milyondan başlayan yine minimum 4 senelik kontrat talep etmişti. E tabi 31 yaşına gelen bir adam için kurtuluş olacaktı bu kontrat da abim biraz yüksekten uçtu, muhtemeldir menejerinin dolduruşuna geldi. Kariyerinin en iyi dönemini geçirmişti Magic’te Evans. Takas olduktan sonra Lakers’tan 68 maçta 9,3 sayı 3,1 ribaunt ve % 40 üçlük yüzdesi yakalamıştı. Takımın önemli ve tamamlayıcı parçasıydı. Magic ise 2 senelik 5 milyonun üzerinde bir kontrat önermişti Evans’a. Olmaz dedi, ben neyim dedi, kabul etmedi. Bugün düştü Evans’ın transfer haberi. Golden State ile imzalamış. 6,4 milyon ve 3 senelik bir kontrat. Ciddi kaybı var Evans’ın. Hem para kaybetti, hem de yine yeniden ilk 5’te oynama şansını. Böylesini de ilk kez gördüm. Allah akıl fikir versin.

Bu arada Orlando Magic New Jersey Nets ile yaptığı takasla Dooling’i NJ’e gönderirken karşılığında New Jersey’nin Kidd takasında Dallas’tan arakladığı 3,3 milyonluk trade exception denilen ilave takas bütçesini aldı. Bu sayede Magic bütçesinde Redick’in 2,2 milyonluk kontratı ile birleştirildiğinde toplam 5,5 milyonluk bir takas esnekliği ortaya çıktı. Bakalım Adamımız Stan ve Otis Smith’in sıradaki hareketleri ne olacak.

>Kendini Kazıklayan Adam: Mo Evans

Temmuz 23, 2008, 3:27 pm | GS Warriors, NBA, New Jersey Nets, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Orlando Magic sezon sonunda Dooling ve Evans’ı kadroda tutmak istediğini açıklamış, ancak her iki oyuncu da piyasanın tadına bakmak istemişti. Evans hatta Magic’ten minimum 3,5 milyondan başlayan yine minimum 4 senelik kontrat talep etmişti. E tabi 31 yaşına gelen bir adam için kurtuluş olacaktı bu kontrat da abim biraz yüksekten uçtu, muhtemeldir menejerinin dolduruşuna geldi. Kariyerinin en iyi dönemini geçirmişti Magic’te Evans. Takas olduktan sonra Lakers’tan 68 maçta 9,3 sayı 3,1 ribaunt ve % 40 üçlük yüzdesi yakalamıştı. Takımın önemli ve tamamlayıcı parçasıydı. Magic ise 2 senelik 5 milyonun üzerinde bir kontrat önermişti Evans’a. Olmaz dedi, ben neyim dedi, kabul etmedi. Bugün düştü Evans’ın transfer haberi. Golden State ile imzalamış. 6,4 milyon ve 3 senelik bir kontrat. Ciddi kaybı var Evans’ın. Hem para kaybetti, hem de yine yeniden ilk 5’te oynama şansını. Böylesini de ilk kez gördüm. Allah akıl fikir versin.

Bu arada Orlando Magic New Jersey Nets ile yaptığı takasla Dooling’i NJ’e gönderirken karşılığında New Jersey’nin Kidd takasında Dallas’tan arakladığı 3,3 milyonluk trade exception denilen ilave takas bütçesini aldı. Bu sayede Magic bütçesinde Redick’in 2,2 milyonluk kontratı ile birleştirildiğinde toplam 5,5 milyonluk bir takas esnekliği ortaya çıktı. Bakalım Adamımız Stan ve Otis Smith’in sıradaki hareketleri ne olacak.

Tertemiz Fikstür, Tam Aceto’nun Dediği Gibi!

Temmuz 23, 2008, 10:38 am | Futbol, Süper Lig, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Ne demişti Aceto? El Değmemiş Bir Fikstür Lütfen! Şimdi önce şu aşağıdaki maçlara bakın, sonra o yazıyı okuyun. Futbol’un Nostradamus’u mu desem, en büyük futbol analizcisi mi desem ne desem az! Aceto bu işi çok iyi biliyor, hah buldum Futbol Sarrafı!

10. Hafta Fenerbahçe – Galatasaray
13. Hafta Fenerbahçe – Beşiktaş
16. Hafta Galatasaray – Beşiktaş

Yetmediiiiii

17. Hafta Fenerbahçe – Trabzonspor

Hayırlı olsun!

>Tertemiz Fikstür, Tam Aceto’nun Dediği Gibi!

Temmuz 23, 2008, 10:38 am | Futbol, Süper Lig, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Ne demişti Aceto? El Değmemiş Bir Fikstür Lütfen! Şimdi önce şu aşağıdaki maçlara bakın, sonra o yazıyı okuyun. Futbol’un Nostradamus’u mu desem, en büyük futbol analizcisi mi desem ne desem az! Aceto bu işi çok iyi biliyor, hah buldum Futbol Sarrafı!

10. Hafta Fenerbahçe – Galatasaray
13. Hafta Fenerbahçe – Beşiktaş
16. Hafta Galatasaray – Beşiktaş

Yetmediiiiii

17. Hafta Fenerbahçe – Trabzonspor

Hayırlı olsun!

Sonraki Sayfa »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.