Temaşaa Sanatı ve Sanatçı

Şubat 13, 2011, 1:27 am | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFBHR1dFWBI=

Benim söylecek sözüm yok. Sadece defalarca kez izlemek istiyorum. Futbol bir temaşaa sanatıysa bu adam sanatçı demek ki…

Torres Chelsea’nin Hedefindeki Adam

Mart 18, 2010, 5:18 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Vallahi ben Guardian’ın yalancısıyım ama pek de boş bir haber gibi gelmedi bana. Parlak sarı çocuk gelecek sezon o mavi formayı giyerse sürpriz olmaz, hatta şık olur, gözleriyle daha bir deler geçer, öne çıkar o mavi gözlerinin kıvılcımları. Drogba’nın gördüğü kımızı kart ve yaşının gelecek sezon 33 olması Drogba dışında saf bir santrafora sahip olmamaları, Ancelotti’nin “bu hücum attıyla zor” diyip bir kez daha Avrupa’ya Mart ayında veda ederse yiyeceği tekmenin şiddetini az çok tahmin edebiliyor zeka seviyesinde olması Torres’in mavi formaya yaklaşma nedenlerinden. Nedenlerinden de asıl büyük neden Liverpool’un United’ınkine benzer bir borç batağına sürüklenmenin hemen yamacında olması. Torres bu sezon 60 milyonun üzerinde bir paraya Anfield’dan Stamford Bridge’e gelirse her iki takım da kurtulur ama Torres bu işe ne der, Torres’e Liverpool taraftarı ne yapar orası muamma. Gerçi muammalar güzeldir, beyni çalıştırır, metabolizmayı hızlandırır. Ribery konusuna ise hiç girmiyorum, mide kaldırıyor onun transfer maceraları. Bak kalktı bile benimki. ozhano nane-limon, cağ kebabı, kuzu sarma falan bir şey verin ordan afız ya 🙂


Bu da Kaynak

Yöneticilik Dediğin Aslında Adamlık

Mart 12, 2010, 5:55 pm | EPL, Futbol, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Sunderland Başkanı Niall Quinn haftalardır takımdan ayrılması hatta kovulması gündeme getirilen Teknik Direktör Steve Bruce için açık ve net konuşmuş:

“Küme düşsek bile Steve Teknik Direktörümüz olarak kalacak. Sunderland için taraftarların, takımın sahibinin, hepimizin sahip olduğu tutkuya onun da sahip olduğunu görüyorum. Steve gayretle çalışıyor. Duruşu ve kulübümüzle ilgili projeleri tam bizim istediğimiz gibi.”

Quinn yaptığı bu açıklamayla neo-klasik futbol yöneticiliğinin nasıl olması gerektiğini sergilemekte. Kısa vadeli başarılara değil orta ve uzun vadeli planlara göre hareket edilmesi gerekliliğinin canlı ispatı olarak arzı endam etmekte. Aslında Yöneticilik denilen ünvanın adamlık olduğunu göstermekte. İşte bunun için Futbolda İngiliz Ahlakı’na imrenerek bakarken, yüzümüzü sınırların içine döndüğümüzde “İngiltere’deki futbolsa bu ülkede yapılmaya çalışılan ne?” diye sormadan edemiyor insan.

Afrika’da Yılın Futbolcusu

Mart 12, 2010, 8:15 am | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Drogba bu ödülü 2. kez kazanıyor. Fildişili oyuncu 32 yaşında, sanki yıllar geçtikçe daha iyiye gidiyor ve hiç yaşlanmıyor. Didier Drogba’nın oylamada geride bıraktığı ilk isim takım arkadaşı Ganalı Essien. Oylamada 3. olan futbolcu ise bu sezon başında Ibrahimovic karşılığında Inter’e takas edilen Samuel Eto’o. Drogba 2006’da Afrika’da yılın futbolcusu seçilmeyi başarmıştı.

Anti-Glazer Art

Mart 11, 2010, 3:00 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Guardian galerilerinden Philip Gunns’ın çalışması. Artık bence bu işin adını koymak gerek. United taraftarının tepkisinin sanatsal yönü de çok kuvvetli kuşkusuz.
Kaynak

Akıllı Olun, Adam Olun Lan!

Mart 3, 2010, 2:09 pm | Dünya Kupası, EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Şu surattaki kızgınlığa, mide ekşiliğine, ilk yakaladığımı tekme tokat döverim edasına bakın sayın ve çok sevgili spor severler. Sonunda Capello’yu bile çıldırttılar. En son Roma – Galatasaray maçında görmüştük Capello’nun böylesi suikastçi yüzünü. İtalyan hoca ziyadesiyle sinirlenmiş durumda, hani utanmasa küfredecekmiş basın toplantısında topçulara. artık özel hayatınıza bir çeki düzen verin, yaptığınız hem ayıp hem günah, ettiniz güzelim Milli Takımın içine diyor öz olarak basın toplantısında Capello Baba.

Terry en yakın arkadaşının sevgilisiyle olmuş, meydana çıkınca hem dünya aleme rezil olmuş hem de performansı dibe vurmuştu. Chelsea Terry’e izin vermiş, takımdan bir müddet uzaklaştırmış, Capello ve FA elemanın Milli Takım kaptanlığını elinden almıştı. Yetmedi Afrika 2010’da takımda olması beklenen aldatılmış arkadaş ve sevgili Wayne Bridge, Terry ile aynı ortamda bulunamayacağı için Terry olduğu sürece tekrar Milli Takım faorması giymeyeceğini söylemiş ve Afrika’ya gitmeme kararı almıştı. Terry yerine kaptanlığa Rio Ferdinand’ın getirilmesine karar verilmiş, Rio’nun da hem seks hem doping skandalları gündeme getirilince bir anda fikir değiştirilmişti. Şimdi takım kaptanlığına getirilen isimse Steven Gerrard oldu. Bütün ülke tarafından sevilen ve saygı duyulan bir oyuncu olsa da Gerrard’ın adı bir çok bar kavgasına karışmış hatta bir dönem hapis cezası alması gündeme gelmişti.

Basın önünde bu derece asabi bir tavır sergileyen Capello acaba antrenmanda başlıktaki ifadeleri kullanıp bir atar yapmış mıdır takımına?

Adam Değilsin John!

Şubat 27, 2010, 9:45 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Bridge kendinden bekleneni yaptı ve bugünkü City – Chelsea maçının başlangıç seremonisinde Terry’nin elini sıkmadı. Verdiği mesaj bence başlıkta ve Terry’nin yüzü de durumunun rezilliğini apaçık anlatıyor. Değer miydi be John! Bu arada City Chelsea’ye Bridge’in şerefine 4 çaktı 🙂 Skor 4-2 City galibiyeti.

Roman Yeniden Yazılıyor

Şubat 25, 2010, 12:53 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Euro 2008’in yıldızı, bir çok kulübün peşinden koştuğu ama İngiltere’yi tercih edip 20 Milyon Pound’a Spurs’e gelen Pavlyuchenko’nun düşüşü de çıkışı gibi çok hızlı olmuştu. Geçen sezon ligde 28 maçta sadece 5 gol çıkarabilen Rus yıldız, FA ve Lig kupalarında kolay rakiplere karşı 9 gol üretmiş bu da kimseyi tatmin etmemişti. Bu sezon bu hafta sonuna kadar sadece 4 kez ligde forma bulabilen Pavlyuchenko gol atamamıştı. Pazar günkü Wigan maçı onun yeniden doğuşu oldu adeta. Oyuna sonradan dahil olup attığı 2 gol Celtic’e verilen Keane sonrası beyaz formayla neler yapabileceğini hatırlattı Redknapp’a. Dün geceki FA Cup tekrar maçında Bolton’a karşı ilk 11’deydi uzun süre sonra yeniden Roman. Bembeyaz bir sayfaya başladığını tekrar deklare etti adeta 2 gol de Bolton ağlarına gönderirken. Ada’da Roman yeniden yazılıyor, hatta Roman kendi kendini yazıyor, bir kez daha.

Danimarkalı Batuhan

Şubat 11, 2010, 11:00 am | Beşiktaş, EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Kendisini bir şey zanneden, burnu havada, ukala, kolaycı ve aşırı kendini beğenmiş. Arsene Wenger senelerdir ona nasıl tahammül ediyor anlayamıyorum. Dün geceki Liverpool maçında yine çok kötüydü, rezaletti. Batuhan’la akraba olmalarından şüpheleniyorum. Batuhan 91’li Bendtner 88, Batuhan 1.92 Bendtner 1.93, ikisi de birer sezon kiralık oynamışlar, Batuhan 2 sezondur bir var çok yok, Bendtner bir var bir yok. Bendtner de tıpkı Batuhan gibi çok konuşuyor karşısında mikrofon, gazeteci gördü mü. Fiziklerine ve kendilerine yazık eden 2 genç santrafor, formalarının ve oldukları yerin değerini bilmeyen.

Keane Düşerken

Şubat 3, 2010, 10:29 pm | EPL, Transfer kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum
Wolverhampton Wanderers
Coventry City
Inter
Leeds United
Tottenham Hotspur
Liverpool
Tottenham Hotspur
Celtic
Liverpool transferi hayatının hatası oldu. Rafa ile bir türlü uyuşamadılar.Oraya gittiği gün kariyeri ters kapak oldu adeta. Dün İskoçya günleri başladı Keane için. O artık Celtic oyuncusu, en azından sezon sonuna kadar. Son haline Redknapp bile dayanamadıysa demek ki kafası iyi değil İrlandalının. Aslında sezon sonu için bizim büyüklerin radarına girse hiç şaşırmam. Tıpkı Kewell gibi bu kadar gözden düşmüşken buralarda tam bir patlama yapabilir. Üstelik bu adam 30 yaşına henüz girdi. Bu da benim transfer tüyom olsun. Türkiye Ligi de rehabilitasyon Ligi olsun dünya yıldızları için, hem onlar kazansın eski şöhretlerini hem de takımlarımız. Keane düşerken neden biz tutmayalım ki elinden?

Benjani

Şubat 3, 2010, 7:00 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Galatasaray forması giydirmek için çok uğraştı basınımız ama olmayınca olmuyor. Benjani Sunderland oyuncusu artık. Steve Bruce için oynayacak olan Benjani 31 yaşında ve 2008den beri City formasıyla 23 maçta sadece 4 gol atabilmişti.

Para İnsanı Azdırır No:1

Şubat 3, 2010, 2:30 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Çok kazanmak, kazandıkça kendini daha büyük görmek, elindekiyle yetinememek, gözü hep dışarıda kalmak eylemlerini yaptırıyor para insana. Kısacası para insanı azdırıyor. Sadakat, saygı, sevgi, inanç bitiyor, zevkler at koşturuyor insanın bünyesinde. Örneğin haftada 130.000 Pound kazanan, 2 çocuk babası, Toni Pool ile evli olan John Terry, eşini daha önce eski takım arkadaşı Wayne Bridge ile aşk yaşayan Vanessa Perroncel adında, ne ile hitap edebileceğimizi bilemediğimiz bir kadın ile aldatıyor. Anlık zevkler gerçeğin önüne geçiyor, yaşananlar unutuluyor, beyin yer değiştiriyor. Dünya aleme rezil olmaya değer miydi şu kadın için diye soruyor insan dolayısıyla. İki çocuğunun annesi, hayatını paylaştığın ve de ortalamanın üzerinde bir dışgörünüşe sahip eşini şu kadın için aldatmaya değer miydi? Demek ki neymiş para insanı fena halde azdırıyormuş. Rahmetli dedemi sevgi ve hasretle anıyor, bu yazıyı onun çok sevdiğim şu sözüyle bitiriyorum:

“Yüce yaradan insana sağlıklı ve huzurlu geçinebileceği kadar çok, azamayacağı kadar da az para versin”

Wilshere Bolton’da

Ocak 30, 2010, 1:00 pm | EPL, Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
“Korkusuzca ve güvenle oynuyor. Diğer oyuncular pas vermek için onu arıyorlar. Bu kadar genç ve bu kadar iyi olabilmek normal değil. Jack’in Güney Afrika kadromuzda olup olmayacağı henüz belli değil. Bu daha çok Arsene Wenger’in onu devamlı oynatıp oynatmayacağı ile ilgili. Devamlı oynarsa bizimle gelebilir.”

Fabio Capello – İngiltere Milli Takım Teknik Direktörü
İşte böyle demişti Capello Wilshere için. Gerçekten de her şey Wenger’e bağlıydı ve Wenger Wilshere’a bir türlü bir yer bulamadı kadroda, 1’i lig olmak üzere sadece 7 resmi maçta forma giyebildi Jack Wilshere. Dün ise çok farklı bir gelişme oldu ve Wenger insafa gelmiş olacak ki sezon sonuna kadar bunalımdaki Bolton’a kiralık gönderdi. Ben kendi adımda futbolcu yetiştirmekte bu kadar zorlanan İngiltere’de Wilshere’ın kalıcı olmasını ama önce oynayıp kendini göstermesini çok isterim. Çocuk gerçekten yetenekli ve oyunu izleyiciye zevk veriyor. Umarım Coyle ona yeterince forma verir

Satıcı!

Ocak 30, 2010, 9:00 am | EPL, Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Gianfranco Zola’nın sanırım Eidur Gudjohnsen için söyleyecek daha iyi bir sözü yoktur. Zola ile görüşmüş ve her konuda anlaşmış olmasına karşın imzaya beklenirken gidip Tottenham ile anlaşma imzalayan Eidur Gudjohnsen de ziyadesiyle hak ediyor Zola’nın dedikleri doğruysa. Monaco’da dikiş tutturamadıktan sonra bana kalsa West Ham onun için doğru adresti ama Eidur tıpkı Barcelona’daki, Chelsea’deki gibi daha fazla rakibinin olduğu Spurs’ü seçti. Spurs’te Crouch, Defoe, Keane, Pavlyuchenko gibi isimlerle forma kavgası verecek İzlandalı. Ama bir diğer faktör de sarı inadı sanırım, kendine çok güveniyor sarışın golcü, attığı imza bunu gün gibi anlatıyor.

Ancak West Ham’dan bakınca o bir Satıcı!

Marka Yaratmak

Ocak 29, 2010, 10:45 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Mancini İngiltere’ye ayak basalı daha 2 ay olmadan Manchester City Mancini markasını yarattı. Bugüne kadar raflarda mütevazi bir şekilde duran ve müşterisini bekleyen çubuklu ya da parçalı diyebileceğimiz City atkısı bir anda İngiltere’de en çok satılan lisanslı spor ürünü halini aldı. City maçlarında taraftarların artık atkılarını Mancini gibi taktıkları ve neredeyse atkılarının tamamının resimdeki gibi olduğunu görüyoruz. Mancini atkısının fiyatı 8 Pound ve şu an ne internetten ne de herhangi bir mağazadan alamıyorsunuz çünkü tüm stoklar tükenmiş durumda. Maliyeti 1 Pound’u bulmayacak bir üründen % 700 kazanmanın formülü ise sadece ve sadece Mancini gibi karizmatik bir adamı kulübeye koymaktan geçiyor. Sonuçta İtalyan dediğin giyinmeyi biliyor, yeri geldiğinde marka yaratıyor. Hem City hem Mancini kazanıyor.

Blackburn Türk Ocağı

Ocak 27, 2010, 8:12 pm | EPL, Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Blackburn Rovers ve Türk Futbolu arasında çok ciddi bağlantılar var. Bu iş ilk olarak Graeme Souness ile başladı ve hala devam ediyor. İlk götürdüğü isim İskoç Hoca’nın Tugay Kerimoğlu olmuştu Rovers’a. Tugay zaten hepimizin bildiği gibi efsane oldu orada. Sonra İtalya macerası kaçışında Hakan Şükür uğramış bir müddet Blackburn’e ama diz kapağı kırılınca kalıcı olamamıştı Ada’da. Bir ara da Hakan Ünsal’ı misafir etmişti Blackburn şehri. Mutaassıp yaşam tarzı ve dil bilmemesi adaptasyon sorununa yol açınca Ünsal da kaçıp geri gelmişti Sami Yen’e. Şimdi sıra Yıldıray’da. Tugay nedeniyle Türk futbolculara karşı meyli yüksek olan Rovers tribünleri onu mutlaka çok sıcak karşılayacaklardır. Umarım sakatlıksız bir dönem yaşar ve eskisi gibi başarılı olur Baştürk. Sezon sonuna kadar kiralık olarak Ada’da, başarılı olursa sezon sonu kontratı bittiği için belki de artık sürekli. Rovers-Türk Futbolu bağlantısı da bununla sınırlı değil. Örneğin Amerikalı kaleci Brad Friedel da senelerce formasını terletti İngiliz ekibinin, Galatasaray’dan ayrılması sonrasında. Shabani Nonda da eski bir Rovers oyuncusu. Yetmezmiş gibi her sezon bir Rovers oyuncusu da bir Türk takımının transfer listesine girer. Bu liste de uzar gider. Blackburn’deki son Türk Baştürk’e selam olsun.

İngiltere’de İngiliz Topçu Var mıydı Yaaa?

Ocak 26, 2010, 9:50 pm | EPL, Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Chris Smalling bu sezonu Fulham’la tamamladıktan sonra gelecek sezon Manchester United forması giyecek. Transfer için United’ın Fulham’a 8-10 milyon Pound arası verdiği konuşuluyor. Asıl önemli olan tabii ki fiyatı değil de son yıllarda Manchester, Liverpool ve Chelsea’nin ilk önemli İngiliz (!) transferi olması. Glenn Johnson’ı ayrı tutuyorum, çünkü o senelerdir “ben geliyorum” diyen bir isimdi. Oysa Smalling 2 sene önce İngiltere’de Maidstone United adında bir amatör kulübün oyuncusuydu. Önce İngiltere 21 yaş altı milli takımına seçildi genç İngiliz. Fulham’daki hem başarılı hem istikrarlı oyunu, her maç 11’in değişme adamı olması onu United’a taşıdı diyemiyorum çünkü adam bu sezon Lig’de topu topu sadece 2 kez Fulham forması giydi. 2 kez kupa 4 kez de Avrupa Ligi’nde terletti o formayı. Yani Smalling’in geçen sezonla birlikte hesap edersek oynadığı toplam resmi Fulham maçı sayısı 9. Ve bu adamı yaklaşık 10 milyon gibi bir paraya Old Trafford’a getiriyor Sir. 1.94’lük 21 yaşındaki genç sanırım sezon sonuna kadar Sir’ün de isteğiyle düzenli forma şansı bulacak.

Netice olarak bu transferin gösterdiği gerçek İngiltere’de hala az da olsa İngiliz futbolcunun kaldığı ve ederlerinin normalin 3-5 katı olduğu.

Moyes Senderos’un Peşinde

Ocak 22, 2010, 8:26 am | EPL, Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Çok memnun olduğu Neill’ı Galatasaray’a kaptıran Everton Teknik Direktörü David Moyes savunmaya acilen çözüm bulmaya çalışıyor. O kadar acziyet içine düşmüş durumdaki düşünün bir ara Belçika pasaportu olduğu için Önder Turacı’nın bile adı geçti. Manchester United’ın 760 milyon borcunun olduğu bir ortamda 750 bine tamah eden Everton idarecileri ise Moyes’in bonservisli bir transfer yapmasına izin verecek gözükmüyorlar. Böyle olunca Moyes sezon başında yüksek bedel nedeniyle alamadığı ilk göz ağrısına bir geri dönüş yaptı ve Arsenal’den İsviçreli Senderos’un peşine düştü. Senderos’un bu Arsenal’deki 5. sezonu. ilk 3 sezonunda 15 maç ortalamayla oynadıktan sonra geçen sezon Milan’a kiralık gitmiş, orada da 15 maç oynayıp yuvaya dönmüştü. Ancak Wenger onu bu sezon EPL’de hiç düşünmedi ve sadece 2 lig kupası maçında oynattı, kolay kolay da Arsenal formasını bir daha giyemeyecek gibi 1.90’lık defans oyuncusu. Sezon sonu kontratı da bitecek olan Senderos’u Everton’a getirmek isteyen Moyes’in işi pek de zor olmayacak gibi.

Eğer Moyes Senderos’u alamazsa AB pasaportu olan Baki Mercimek’i denesin bir de, hiç değilse son 2 sezonda Önder fazla maç tecrübesine sahip 🙂

Nooldu, Duyamıyorum?

Ocak 21, 2010, 6:00 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Çok güzel mesaj, harika enstantane, müthiş bir fotoğrafçılık zamanlaması.
Foto Getty Images’tan

Ya Villa Ya Silva Olmadı Zar Atalım

Ocak 19, 2010, 6:30 pm | EPL, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Liverpool’un golcü oyuncusu Fernando Torres demiş ki:

“Tekrar şampiyonluk potasına girmek, başarılı olmak istiyorsak ya David Villa’yı ya da Silva’yı almamız gerek. Yoksa eldekilerle bir halt olmaz.”

Rafa Benitez de zaten elinde 100 milyon Pound’la kapı kapı gezip alacak adam arıyordu, Torres’in söylediği iyi olmuş, Valencia yabancı yer değil, hangisini alacağına karar vermezse zar atarlar Başkan Llorente ile.

“Tek gelirse Villa, çift gelirse Silva, düşeş atarsam ikisini birden alırım”

Çilliye bak sen, başkan kesilmiş Liverpool’a. Para ve başarı insanı azdırıyor, yepyeni kanıtı.

>Ya Villa Ya Silva Olmadı Zar Atalım

Ocak 19, 2010, 6:30 pm | EPL, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Liverpool’un golcü oyuncusu Fernando Torres demiş ki:

“Tekrar şampiyonluk potasına girmek, başarılı olmak istiyorsak ya David Villa’yı ya da Silva’yı almamız gerek. Yoksa eldekilerle bir halt olmaz.”

Rafa Benitez de zaten elinde 100 milyon Pound’la kapı kapı gezip alacak adam arıyordu, Torres’in söylediği iyi olmuş, Valencia yabancı yer değil, hangisini alacağına karar vermezse zar atarlar Başkan Llorente ile.

“Tek gelirse Villa, çift gelirse Silva, düşeş atarsam ikisini birden alırım”

Çilliye bak sen, başkan kesilmiş Liverpool’a. Para ve başarı insanı azdırıyor, yepyeni kanıtı.

Manchester’ın Belini Doğrultan Adam

Ocak 11, 2010, 8:23 pm | EPL, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Manchester United’ın 2009 yılı kesin hesapları açıklandı. Vergiler öncesi United’ın toplam karı 48.2 milyon £. Bu karın tek sebebi ise Cristiano Ronaldo’nun Real Madrid’e 80 milyona satışı. Eğer bu transfer gerçekleşmemiş olsa, United’ın 2009 yılı zararı yaklaşık 32 milyon £ olacaktı. Alex Ferguson bundan 7 sene önce daha Ronaldo 18 yaşındayken, 15.5 milyon £ verip onu Old Trafford’a getirdiğinde birçokları kurt hocayı garipsemişti. Bu zayıf ve narin çocuk United’a ne verebilirdi ki? Bu parayı hak ediyor muydu? Ferguson çok çalıştı onun üzerinde ve hem kanat hem orta saha hem de forvet oynayabilen bir futbol makinesine çevirdi o zayıf oğlanı. Belki adı büyüdükçe mütevaziliği, efendiliği büyümedi ama fiyatı katlandı da katlandı. Bugün dünyanın en pahalı futbolcusu ve tek başına, neredeyse 300 kez formasını terlettiği, adını, şanını kazandığı yere, doğduğu ocağa borcunu fazlasıyla ödemiş bir futbol mucizesi Cristiano Ronaldo. Karakterine daha önce ne kadar laf etsem de golleriyle, fiyatıyla, takımlarını getirdiği seviye ile o daha 24 yaşında bir efsane. Ronaldo Manchester’ın belini tek başına doğrultan adam, giderken bile…

>Manchester’ın Belini Doğrultan Adam

Ocak 11, 2010, 8:23 pm | EPL, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Manchester United’ın 2009 yılı kesin hesapları açıklandı. Vergiler öncesi United’ın toplam karı 48.2 milyon £. Bu karın tek sebebi ise Cristiano Ronaldo’nun Real Madrid’e 80 milyona satışı. Eğer bu transfer gerçekleşmemiş olsa, United’ın 2009 yılı zararı yaklaşık 32 milyon £ olacaktı. Alex Ferguson bundan 7 sene önce daha Ronaldo 18 yaşındayken, 15.5 milyon £ verip onu Old Trafford’a getirdiğinde birçokları kurt hocayı garipsemişti. Bu zayıf ve narin çocuk United’a ne verebilirdi ki? Bu parayı hak ediyor muydu? Ferguson çok çalıştı onun üzerinde ve hem kanat hem orta saha hem de forvet oynayabilen bir futbol makinesine çevirdi o zayıf oğlanı. Belki adı büyüdükçe mütevaziliği, efendiliği büyümedi ama fiyatı katlandı da katlandı. Bugün dünyanın en pahalı futbolcusu ve tek başına, neredeyse 300 kez formasını terlettiği, adını, şanını kazandığı yere, doğduğu ocağa borcunu fazlasıyla ödemiş bir futbol mucizesi Cristiano Ronaldo. Karakterine daha önce ne kadar laf etsem de golleriyle, fiyatıyla, takımlarını getirdiği seviye ile o daha 24 yaşında bir efsane. Ronaldo Manchester’ın belini tek başına doğrultan adam, giderken bile…

Wenger’in Kafası İyi

Kasım 6, 2009, 1:30 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

“Robin Van Persie is the deadliest striker in the Premier League and that I would not swap him for anyone else in world football.”

“Robin Van Persie Premier Lig’deki en ölümcül/tehlikeli golcü ve bu yüzden onu dünya futbolundaki hiç bir oyuncuya değişmem”

Bunun sorumlusu fazla alkol tüketimi bence, biraz yavaş Wenger. Olmadı sana bir terapi merkezinde oda ayarlayalım.

>Wenger’in Kafası İyi

Kasım 6, 2009, 1:30 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>“Robin Van Persie is the deadliest striker in the Premier League and that I would not swap him for anyone else in world football.”

“Robin Van Persie Premier Lig’deki en ölümcül/tehlikeli golcü ve bu yüzden onu dünya futbolundaki hiç bir oyuncuya değişmem”

Bunun sorumlusu fazla alkol tüketimi bence, biraz yavaş Wenger. Olmadı sana bir terapi merkezinde oda ayarlayalım.

Rafa Liverpool’u Harcıyor!

Kasım 2, 2009, 6:20 pm | EPL, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum

Liverpool’da 15 sezon forma giymiş eskilerin ünlü orta saha oyuncusu Ronnie Whelan böyle söylüyor. O’na göre Rafa Benitez Liverpool’dan sonra Avrupa’da iyi bir iş bulabilmek için önceliği Şampiyonlar Ligi’ne veriyor ve göz göre göre hem ligi hem de Liverpool’u harcıyor. Çok konuşulacak bir laf bu. Rafa Benitez’i açık açık Liverpool’a kazık atmak ve yeni bir iş için Avrupa Kupaları’nda sırf kendine oynamakla suçluyor Whelan. Whelan’a göre kısa bir süre içinde Benitez ya istifa edecek ya da kovulacak.

Gerçekten doğru olabilir mi acaba bu? 2 kez Şampiyonlar Ligi Finali gören, 1 kez kupayı kaldıran, her sene son sekize kalan ama bir türlü EPL’de şampiyonluğa gidemeyen İspanyol’un asıl amacı daha büyük bir Avrupa takımı mı yoksa kendine hedef olarak şu sıralar hocası tartışılan bir devi mi seçti Benitez?

Whelan bir şeyleri sezmiş, bizler uzun zamandır o takımla Rafa’nın isimlerini aynı cümlede kullanmak istiyorduk, acaba Benitez de istiyor mu bunu?

Kaynak

>Rafa Liverpool’u Harcıyor!

Kasım 2, 2009, 6:20 pm | EPL, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Liverpool’da 15 sezon forma giymiş eskilerin ünlü orta saha oyuncusu Ronnie Whelan böyle söylüyor. O’na göre Rafa Benitez Liverpool’dan sonra Avrupa’da iyi bir iş bulabilmek için önceliği Şampiyonlar Ligi’ne veriyor ve göz göre göre hem ligi hem de Liverpool’u harcıyor. Çok konuşulacak bir laf bu. Rafa Benitez’i açık açık Liverpool’a kazık atmak ve yeni bir iş için Avrupa Kupaları’nda sırf kendine oynamakla suçluyor Whelan. Whelan’a göre kısa bir süre içinde Benitez ya istifa edecek ya da kovulacak.

Gerçekten doğru olabilir mi acaba bu? 2 kez Şampiyonlar Ligi Finali gören, 1 kez kupayı kaldıran, her sene son sekize kalan ama bir türlü EPL’de şampiyonluğa gidemeyen İspanyol’un asıl amacı daha büyük bir Avrupa takımı mı yoksa kendine hedef olarak şu sıralar hocası tartışılan bir devi mi seçti Benitez?

Whelan bir şeyleri sezmiş, bizler uzun zamandır o takımla Rafa’nın isimlerini aynı cümlede kullanmak istiyorduk, acaba Benitez de istiyor mu bunu?

Kaynak

Tuncay’ın Savaşı

Kasım 1, 2009, 12:05 pm | EPL, Fenerbahçe, Futbol, Milli Takım, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Tuncay Şanlı memleketin yetiştirdiği en önemli aktif futbolculardan biri, daha da önemlisi Milli Takım Kaptanı. Henüz 27 yaşında. Fenerbahçe ve Milli Takım’da yaşadığı başarılar sonrası 2 sene öncesinin UEFA Kupası sahibi EPL’nin köklü takımlarından Middlesbrough’a transfer olması burada çok eleştirilse de bence yanlış bir hareket değildi. Boro Southgate yönetiminde çok adamla hücum etmeye çok hücum adamıyla çalışan bir takımdı. Tuncay 2 sezon boyunca iyi roller buldu orada kendine, önemli performanslar verdi. Ancak Southgate’in tecrübesizliğinin kurbanı oldu o da bütün takım gibi. Yanlış transferler yaktı başlarını. Boro’nun Championship’e düşmesiyle birlikte adı hep transferle anıldı Tuncay’ın. Beklendiği gibi Ada’da kaldı ama büyük ağabeylerden birinde değil İngiltere’nin en eski kulubü Stoke City’de.
Stoke City’nin oyuncu kadrosuna baktığımızda onları sanki biraz İstanbul Büyükşehir Belediye’ye benzetebiliriz. Ligin diğer takımlarında oynadıktan sonra gözden düşen ya da yaşları nedeniyle kapı dışarı edilen adamları bir çatı altında birleştirmiş Pulis. Geçen sezon bu evsizlerden yaptığı takımı sürpriz şekilde 12. sıraya taşıdı Pulis. Geçen sezon sonunda düşen Boro’nun oyuncularından ikisini kadrosuna kattı, Huth ve Tuncay. İkisi de ihtiyacı olan adamlardı. Huth direk oynamaya başladı takımda, stoperde eksiklerdi, kafa toplarına hakim adam eksikliğini gidermişti Pulis. Tuncay’ın da kolayca forma bulacağını düşünüyordu herkes. Keza bir kontraatak ve Delap vesilesiyle bir de uzun taç takımı olan Stoke’ta hem hızlı hem açık alanda etkili, gerektiğinde kanatlarda görev alabilecek ve o taçlara kafa vurabilecek, vuramasa da oraları karıştıracak bir adam lazımdı. Kadroda bu tarife az çok oturan adam Fuller. İşte Tuncay eksik olan parçaydı bu takımda, gerektiğinde golcü, gerektiğinde orta saha ya da kanat adamı.
Tuncay Stoke City’e transfer olduğundan beri Stoke 8 lig maçı oynadı. Bu maçların hiç birinde Tuncay ilk 11’de çıkamadı. Sadece 5’inde oyuna sonradan girdi ve toplam oynadığı süre de 88 dakika. Lig maçları dışında Stoke’un çıktığı 2 Carling Cup maçında ise ilk 11’deydi Tuncay, rotasyonda kendine yer buldu. Blackpool’u 4-3 yendikleri maçta 90 dakika sahadaydı ve 2 asist yaptı. Bir sonraki turda EPL’nin dibindeki Portsmouth’a 4-0 yenilirlerken etkili olamadı ve 81. dakikada oyundan alındı. Sonuç olarak o geldiğinden beri Stoke’un oynadığı maçlarda Pulis sadece ve sadece 259 dakika faydalandı ondan.
Bunun sebepleri ne olabilir diye düşünüyorum. Birincisi kesinlikle Tuncay Stoke’ta kesin oynar düşüncesinin getirdiği aşırı kendine güven ve rahatlık. Ne de olsa Tuncay Milli Takım Kaptanı ve bir adı var. İşte mental anlamda bir futbolcunun en büyük düşmanı bu. İkinci olarak Pulis’in oynattığı sistem katı bir 4-4-2 ve oyuncuların rolleri, sınırları kalın çizgilerle çizilmiş durumda. Tuncay ise çok yönlü bir oyuncu olmasına karşın ne çok iyi bitirici ne de oyunun iki yönünü aynı anda %100 oynayabilen bir oyuncu. Son olaraksa Tuncay’ın transfer itimalleri ve görüşmeleri nedeniyle Boro kampına çok geç katılmış olması dolayısıyla önemli bir hazırlık sürecini kaçırmış olduğu gerçeği var. Dikkat ettiyseniz Fatih Terim bile ona dayanamadı son Milli maçlarda ve oyundan aldı Tuncay’ı. Hepsini birleştirdiğimizde fiziken hazır olmayan, kafaca kendini yeni takımına adapte edememiş ve farkında olmadan kendisini fazlaca büyütmüş, üzerine bir de katı bir 4-4-2 sisteminde ömür boyu hiç görev almamış bir Tuncay’ın Pulis’in takımında gelir gelmez oynaması muhtemel değildi. Aynen öyle oldu ve Tuncay şu anda forma için savaşıyor, savaşmak zorunda. Bu sezonu İngiltere’de bitireceğine ve bu süreçte Stoke’un ilk 11’inin vaz geçilmez adamlarından biri olacağına inanıyorum ben, ama bir gerçek de kafasını boşaltıp fiziken ilerlemesi gerektiği.

Şahsi kanaatim Tuncay’ın 22 Kasım’daki Portsmouth maçıyla birlikte Stoke’ta ilk 11’de forma bulmaya başlayacağı. Bu arada oynanacak lig veya kupa maçlarında bulacağı muhtemel bir gol ona doping etkisi yapacak ve hırsını arttıracaktır. İngiltere Ligi’nde temsilcimiz olması futbolumuz için çok önemli. Senelerce Tugay’ın sürdürdüğü önemli görevi sürdürmek artık Tuncay’ın elinde. Türk oyuncuların EPL’ye gelip gelmemesi kararı verilirken bakılacak en önemli referans artık Tuncay. Zamanında Hakan Şükür, Emre, Okan devamlılık sağlayamayarak İtalya için kapıların kapanmasına sebep oldular. Tugay’ın mirasını devralan Tuncay İngiltere biletidir bir anlamda. İşte o yüzden her gün onu Türkiye’ye geri getirmeye çalışan basın organlarının, aksine onun yanına birilerini nasıl yollarız diye düşünmesi gerekir. Ama burası Türkiye ne de olsa, önce kapıyı kapatır sonra da kendi yaptığımızı unutup niye kapanıyor bu kapılar diye sorarız dev aynasının tam karşısında dururken.

Ben Tuncay’a inanıyorum ve “Ne olur sadece işine bak Tuncay!” diye haykırmak istiyorum.

>Tuncay’ın Savaşı

Kasım 1, 2009, 12:05 pm | EPL, Fenerbahçe, Futbol, Milli Takım, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Tuncay Şanlı memleketin yetiştirdiği en önemli aktif futbolculardan biri, daha da önemlisi Milli Takım Kaptanı. Henüz 27 yaşında. Fenerbahçe ve Milli Takım’da yaşadığı başarılar sonrası 2 sene öncesinin UEFA Kupası sahibi EPL’nin köklü takımlarından Middlesbrough’a transfer olması burada çok eleştirilse de bence yanlış bir hareket değildi. Boro Southgate yönetiminde çok adamla hücum etmeye çok hücum adamıyla çalışan bir takımdı. Tuncay 2 sezon boyunca iyi roller buldu orada kendine, önemli performanslar verdi. Ancak Southgate’in tecrübesizliğinin kurbanı oldu o da bütün takım gibi. Yanlış transferler yaktı başlarını. Boro’nun Championship’e düşmesiyle birlikte adı hep transferle anıldı Tuncay’ın. Beklendiği gibi Ada’da kaldı ama büyük ağabeylerden birinde değil İngiltere’nin en eski kulubü Stoke City’de.
Stoke City’nin oyuncu kadrosuna baktığımızda onları sanki biraz İstanbul Büyükşehir Belediye’ye benzetebiliriz. Ligin diğer takımlarında oynadıktan sonra gözden düşen ya da yaşları nedeniyle kapı dışarı edilen adamları bir çatı altında birleştirmiş Pulis. Geçen sezon bu evsizlerden yaptığı takımı sürpriz şekilde 12. sıraya taşıdı Pulis. Geçen sezon sonunda düşen Boro’nun oyuncularından ikisini kadrosuna kattı, Huth ve Tuncay. İkisi de ihtiyacı olan adamlardı. Huth direk oynamaya başladı takımda, stoperde eksiklerdi, kafa toplarına hakim adam eksikliğini gidermişti Pulis. Tuncay’ın da kolayca forma bulacağını düşünüyordu herkes. Keza bir kontraatak ve Delap vesilesiyle bir de uzun taç takımı olan Stoke’ta hem hızlı hem açık alanda etkili, gerektiğinde kanatlarda görev alabilecek ve o taçlara kafa vurabilecek, vuramasa da oraları karıştıracak bir adam lazımdı. Kadroda bu tarife az çok oturan adam Fuller. İşte Tuncay eksik olan parçaydı bu takımda, gerektiğinde golcü, gerektiğinde orta saha ya da kanat adamı.
Tuncay Stoke City’e transfer olduğundan beri Stoke 8 lig maçı oynadı. Bu maçların hiç birinde Tuncay ilk 11’de çıkamadı. Sadece 5’inde oyuna sonradan girdi ve toplam oynadığı süre de 88 dakika. Lig maçları dışında Stoke’un çıktığı 2 Carling Cup maçında ise ilk 11’deydi Tuncay, rotasyonda kendine yer buldu. Blackpool’u 4-3 yendikleri maçta 90 dakika sahadaydı ve 2 asist yaptı. Bir sonraki turda EPL’nin dibindeki Portsmouth’a 4-0 yenilirlerken etkili olamadı ve 81. dakikada oyundan alındı. Sonuç olarak o geldiğinden beri Stoke’un oynadığı maçlarda Pulis sadece ve sadece 259 dakika faydalandı ondan.
Bunun sebepleri ne olabilir diye düşünüyorum. Birincisi kesinlikle Tuncay Stoke’ta kesin oynar düşüncesinin getirdiği aşırı kendine güven ve rahatlık. Ne de olsa Tuncay Milli Takım Kaptanı ve bir adı var. İşte mental anlamda bir futbolcunun en büyük düşmanı bu. İkinci olarak Pulis’in oynattığı sistem katı bir 4-4-2 ve oyuncuların rolleri, sınırları kalın çizgilerle çizilmiş durumda. Tuncay ise çok yönlü bir oyuncu olmasına karşın ne çok iyi bitirici ne de oyunun iki yönünü aynı anda %100 oynayabilen bir oyuncu. Son olaraksa Tuncay’ın transfer itimalleri ve görüşmeleri nedeniyle Boro kampına çok geç katılmış olması dolayısıyla önemli bir hazırlık sürecini kaçırmış olduğu gerçeği var. Dikkat ettiyseniz Fatih Terim bile ona dayanamadı son Milli maçlarda ve oyundan aldı Tuncay’ı. Hepsini birleştirdiğimizde fiziken hazır olmayan, kafaca kendini yeni takımına adapte edememiş ve farkında olmadan kendisini fazlaca büyütmüş, üzerine bir de katı bir 4-4-2 sisteminde ömür boyu hiç görev almamış bir Tuncay’ın Pulis’in takımında gelir gelmez oynaması muhtemel değildi. Aynen öyle oldu ve Tuncay şu anda forma için savaşıyor, savaşmak zorunda. Bu sezonu İngiltere’de bitireceğine ve bu süreçte Stoke’un ilk 11’inin vaz geçilmez adamlarından biri olacağına inanıyorum ben, ama bir gerçek de kafasını boşaltıp fiziken ilerlemesi gerektiği.

Şahsi kanaatim Tuncay’ın 22 Kasım’daki Portsmouth maçıyla birlikte Stoke’ta ilk 11’de forma bulmaya başlayacağı. Bu arada oynanacak lig veya kupa maçlarında bulacağı muhtemel bir gol ona doping etkisi yapacak ve hırsını arttıracaktır. İngiltere Ligi’nde temsilcimiz olması futbolumuz için çok önemli. Senelerce Tugay’ın sürdürdüğü önemli görevi sürdürmek artık Tuncay’ın elinde. Türk oyuncuların EPL’ye gelip gelmemesi kararı verilirken bakılacak en önemli referans artık Tuncay. Zamanında Hakan Şükür, Emre, Okan devamlılık sağlayamayarak İtalya için kapıların kapanmasına sebep oldular. Tugay’ın mirasını devralan Tuncay İngiltere biletidir bir anlamda. İşte o yüzden her gün onu Türkiye’ye geri getirmeye çalışan basın organlarının, aksine onun yanına birilerini nasıl yollarız diye düşünmesi gerekir. Ama burası Türkiye ne de olsa, önce kapıyı kapatır sonra da kendi yaptığımızı unutup niye kapanıyor bu kapılar diye sorarız dev aynasının tam karşısında dururken.

Ben Tuncay’a inanıyorum ve “Ne olur sadece işine bak Tuncay!” diye haykırmak istiyorum.

>Her Takıma Lazım

Ekim 29, 2009, 8:00 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

http://rd3.videos.sapo.pt/play?file=http://rd3.videos.sapo.pt/cNzJ2BW1Pq5RzI3zeoCd/mov/1

Her Takıma Lazım

Ekim 29, 2009, 8:00 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
http://rd3.videos.sapo.pt/play?file=http://rd3.videos.sapo.pt/cNzJ2BW1Pq5RzI3zeoCd/mov/1

Gordon Strachan Boro’da

Ekim 26, 2009, 7:58 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Celtic’te göreve başladığı gibi Şampiyonlar Ligi öneleme turunda Slovakya’nın Artmedia takımına 5-0 yenilmiş daha ilk geceden herkesin kafasında soru işaretleri bırakmıştı Gordon Strachan. 4 sene çalıştı Celtic’te ve ilk 3 senesini üst üste şampiyon olarak bitirdi. Geçen sezon şampiyonluğu Rangers’a kaptırınca ayrıldı futbolcu olarak da hizmet ettiği İskoçya’dan, memleketinden. Eskinin önemli orta saha oyuncusuydu. 40 yaşına kadar peşinden koştu topun. Manchester ve Leeds hatıralarıyla anarız kızıl saçlı İskoçu. Strachan bugün Middlesbrough’da kovulan Gareth Southgate’in yerine göreve getirildi. Championship’te 2. sırada olan takımı EPL’ye play-off oynamadan geri götürme telaşında olacak bundan sonra. “Terfi edeceğimizden eminim” dedi ilk demecinde. Futbolculuğunda olduğu gibi güler yüzlü ama ciddi tavrıyla yeni bir soluk getirecek Riverside’a. Hem Riverside’ın hem de kaybetmek bıkmış olan Borolular’ın ihtiyacı var bu değişime. 4 sene önce UEFA Kupasını kaldırmıştı bu takım ne de olsa. EPL’de özlediğimiz yüzdü İskoç, belki de yeni bir Sir gelmiştir İngiliz Futbolu’na.

Fotoğraf: Barry Pells/Getty Images

>Gordon Strachan Boro’da

Ekim 26, 2009, 7:58 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Celtic’te göreve başladığı gibi Şampiyonlar Ligi öneleme turunda Slovakya’nın Artmedia takımına 5-0 yenilmiş daha ilk geceden herkesin kafasında soru işaretleri bırakmıştı Gordon Strachan. 4 sene çalıştı Celtic’te ve ilk 3 senesini üst üste şampiyon olarak bitirdi. Geçen sezon şampiyonluğu Rangers’a kaptırınca ayrıldı futbolcu olarak da hizmet ettiği İskoçya’dan, memleketinden. Eskinin önemli orta saha oyuncusuydu. 40 yaşına kadar peşinden koştu topun. Manchester ve Leeds hatıralarıyla anarız kızıl saçlı İskoçu. Strachan bugün Middlesbrough’da kovulan Gareth Southgate’in yerine göreve getirildi. Championship’te 2. sırada olan takımı EPL’ye play-off oynamadan geri götürme telaşında olacak bundan sonra. “Terfi edeceğimizden eminim” dedi ilk demecinde. Futbolculuğunda olduğu gibi güler yüzlü ama ciddi tavrıyla yeni bir soluk getirecek Riverside’a. Hem Riverside’ın hem de kaybetmek bıkmış olan Borolular’ın ihtiyacı var bu değişime. 4 sene önce UEFA Kupasını kaldırmıştı bu takım ne de olsa. EPL’de özlediğimiz yüzdü İskoç, belki de yeni bir Sir gelmiştir İngiliz Futbolu’na.

Fotoğraf: Barry Pells/Getty Images

Judas

Ekim 25, 2009, 8:15 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Küfür yok, ağır sözler yok, taşkınlık yok, sahaya herhangi bir şey atmak yok. Liverpool seyircisi eski efsane oyuncuları Micheal Owen’ı “Judas” diyerek iğneliyor, ona tepkilerini bir benzetme yaparak gösteriyorlar. Hz. İsa’nın hain havarisidir Judas, dolayısıyla burada Hz. İsa Liverpool ve hain de düşmanla işbirliği yapan Owen. Anlayana güzel dersler bunlar. Tribünde, ekran karşısında, radyo başında ana, avrat, sülale tanımadan düz giden futbolseverlere (!) ders olmasını umut edelim biz de son çare.

Futbola aşık eden adamların protestolarının bile ne kadar usturuplu olduğunu tekrar görünce, üstüne Ferguson’ın yerinden kalkar kalkmaz Benitez’in elini sıkmaya gittiğine şahit olunca bir kez daha kaptırıyorum kendimi futbola, feci halde İngiliz Futbolu’na.

>Judas

Ekim 25, 2009, 8:15 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Küfür yok, ağır sözler yok, taşkınlık yok, sahaya herhangi bir şey atmak yok. Liverpool seyircisi eski efsane oyuncuları Micheal Owen’ı “Judas” diyerek iğneliyor, ona tepkilerini bir benzetme yaparak gösteriyorlar. Hz. İsa’nın hain havarisidir Judas, dolayısıyla burada Hz. İsa Liverpool ve hain de düşmanla işbirliği yapan Owen. Anlayana güzel dersler bunlar. Tribünde, ekran karşısında, radyo başında ana, avrat, sülale tanımadan düz giden futbolseverlere (!) ders olmasını umut edelim biz de son çare.

Futbola aşık eden adamların protestolarının bile ne kadar usturuplu olduğunu tekrar görünce, üstüne Ferguson’ın yerinden kalkar kalkmaz Benitez’in elini sıkmaya gittiğine şahit olunca bir kez daha kaptırıyorum kendimi futbola, feci halde İngiliz Futbolu’na.

>Futbolu Sevme Sebebi

Ekim 25, 2009, 6:58 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bu maç futbolu sevmek için bir sebeptir arkadaş. Liverpool – Manchester maçını futboldan anlamayan, hatta sevmeyen birine seyrettirsen aşık olur futbola da, futbolun her şeyine de. Müthiş bir mücadele, çok büyük bir heyecan, anlatılmaz bir seyirci coşkusu ve şovu, harika goller, vazgeçmeyen adamlar ve sonunda muazzam bir diriliş, feci bir yıkılış. İyi ki varsın futbol, seni çok seviyorum!

Futbolu Sevme Sebebi

Ekim 25, 2009, 6:58 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bu maç futbolu sevmek için bir sebeptir arkadaş. Liverpool – Manchester maçını futboldan anlamayan, hatta sevmeyen birine seyrettirsen aşık olur futbola da, futbolun her şeyine de. Müthiş bir mücadele, çok büyük bir heyecan, anlatılmaz bir seyirci coşkusu ve şovu, harika goller, vazgeçmeyen adamlar ve sonunda muazzam bir diriliş, feci bir yıkılış. İyi ki varsın futbol, seni çok seviyorum!

>Paranın En Son Köle Adayı

Ekim 20, 2009, 10:02 am | Brezilya, EPL, Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Diego Tardelli – Atletico Minerio

Her yıldıza olduğu gibi Manchester City talip ona da.
Cahiliye döneminin köle meraklıları parayla köleliği daha çok beğenmişe benziyorlar.
Bakalım para, hükümranlığını ve kimsenin bozamadığı kölelik düzenini devam ettirebilecek mi?

Paranın En Son Köle Adayı

Ekim 20, 2009, 10:02 am | Brezilya, EPL, Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Diego Tardelli – Atletico Minerio

Her yıldıza olduğu gibi Manchester City talip ona da.
Cahiliye döneminin köle meraklıları parayla köleliği daha çok beğenmişe benziyorlar.
Bakalım para, hükümranlığını ve kimsenin bozamadığı kölelik düzenini devam ettirebilecek mi?

>Balonun Fendi Liverpool’u Yendi

Ekim 17, 2009, 9:09 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Balonun attığı golle Sunderland Liverpool’u yenmeyi başarıyor. Bu maçta Liverpool kaptanı Gerrard, yıldız oyuncu Torres ve golcü balonun oynamadığını hatırlatalım 🙂

Balonun Fendi Liverpool’u Yendi

Ekim 17, 2009, 9:09 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Balonun attığı golle Sunderland Liverpool’u yenmeyi başarıyor. Bu maçta Liverpool kaptanı Gerrard, yıldız oyuncu Torres ve golcü balonun oynamadığını hatırlatalım 🙂

Ribery ve Robinho

Ekim 16, 2009, 2:00 pm | Bundesliga, EPL, Futbol, Serie A, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bu iki adam devre arasında transfer piyasasında adını en çok duyacağımız futbolcular. Kakuta yüzünden FIFAlık olan ve trabsfer yasağı süren Chelsea’nin yönetimi itirazlarının kabul edileceğine ve Ocak ayı için tekrar transfer izni alabileceklerine inanmakta. Bir taraftan eldeki oyuncularıyla kontrat yenilemekte olan İngilizler yasak kalktığı anda atağa geçmek için hedeflerini belirlemiş durumdalar: Franck Ribery. Bayern’den ayrılmak istediğini 100 kere söyleyip 101 kere inkar eden Fransız’a yapılacak çılgın bir teklif karşılığında Real yerine parayı tercih edebileceği düşünülebilir. Bonservis bedeli olarak yaklaşık 70 milyon Euro’dan bahsediliyor. Geçenlerde Drogba “Vieria’yı isterim” diye tutturmuştu. Abdal’a malum olur diyip geçelim.
Öte yanda Manchester’ın mavilerinde bir türlü hak ettiği değeri görmediğini düşünen Robinho için de bir talip var: Barcelona. Robinho’yu para harcamadan, takasla almak istiyorlar. Adı geçen oyuncular Thierry Henry, Carles Puyol, Yaya Toure ve Eric Abidal. City öncelikli olarak bence Henry ve Puyol’a sarkacaktır. Ibra’nın gelmesi ve Pep’in gençleri daha fazla işin içine sokmaya başlamsıyla birlikte Henry biraz geri planda kalmış durumda. Adı ve kariyeriyle City’nin 1 numaralı adamı olacaktır giderse. Üstelik İngiltere’yi özlediğini bir çok kez de dile getirmiş durumda. Puyol da City’nin aradığı deli dolu, kuvvetli savunmacı. Robinho zaten sırf inat olsun diye bile Barça’ya hayır demeyecek bir adam. Ribery’ninkinden çok bu transfer aklıma yatıyor. Olur mu olur.

Bu Ocak yine yaşadı gazeteciler dedikodu da haber de çok olacak.

>Ribery ve Robinho

Ekim 16, 2009, 2:00 pm | Bundesliga, EPL, Futbol, Serie A, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bu iki adam devre arasında transfer piyasasında adını en çok duyacağımız futbolcular. Kakuta yüzünden FIFAlık olan ve trabsfer yasağı süren Chelsea’nin yönetimi itirazlarının kabul edileceğine ve Ocak ayı için tekrar transfer izni alabileceklerine inanmakta. Bir taraftan eldeki oyuncularıyla kontrat yenilemekte olan İngilizler yasak kalktığı anda atağa geçmek için hedeflerini belirlemiş durumdalar: Franck Ribery. Bayern’den ayrılmak istediğini 100 kere söyleyip 101 kere inkar eden Fransız’a yapılacak çılgın bir teklif karşılığında Real yerine parayı tercih edebileceği düşünülebilir. Bonservis bedeli olarak yaklaşık 70 milyon Euro’dan bahsediliyor. Geçenlerde Drogba “Vieria’yı isterim” diye tutturmuştu. Abdal’a malum olur diyip geçelim.
Öte yanda Manchester’ın mavilerinde bir türlü hak ettiği değeri görmediğini düşünen Robinho için de bir talip var: Barcelona. Robinho’yu para harcamadan, takasla almak istiyorlar. Adı geçen oyuncular Thierry Henry, Carles Puyol, Yaya Toure ve Eric Abidal. City öncelikli olarak bence Henry ve Puyol’a sarkacaktır. Ibra’nın gelmesi ve Pep’in gençleri daha fazla işin içine sokmaya başlamsıyla birlikte Henry biraz geri planda kalmış durumda. Adı ve kariyeriyle City’nin 1 numaralı adamı olacaktır giderse. Üstelik İngiltere’yi özlediğini bir çok kez de dile getirmiş durumda. Puyol da City’nin aradığı deli dolu, kuvvetli savunmacı. Robinho zaten sırf inat olsun diye bile Barça’ya hayır demeyecek bir adam. Ribery’ninkinden çok bu transfer aklıma yatıyor. Olur mu olur.

Bu Ocak yine yaşadı gazeteciler dedikodu da haber de çok olacak.

>Şeva’dan Reklam Kokan Hareketler

Ekim 13, 2009, 6:23 pm | EPL, Futbol, La Liga, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>“22 yaşımdayken bana teklifte bulunan Manchester United ve Barcelona’nın tekliflerini geri çevirdim. Milan’ı seçtim. Orasının kariyerim için en iyi yer olacağını düşüyordum. Öyle de oldu. Milan’la kazanılabilecek her şeyi kazandım. Milan’da oynamış olmaktan ve kariyerimden gurur duyuyorum.”

Çok güzel yapmışsın, ellerine sağlık Şeva da ne gerek vardı şimdi bu açıklamalara. İngitere’ye atamadığın, kaçırdığın penaltıyı unutturmak mı istiyorsun yoksa yakında dibe vuracak olan Milan’da bir rol peşinde misin? Giderken ya da gittikten sonra yaptığı şeyleri anlatanlara içimde açıklanamaz bir sinir hatta nefret doğuyor. Bir plan yapıyorlarmış gibi geliyor, sanki kimsenin bilmediği bir şeyler peşindelermiş gibi. Bırak futbolu sonra anlat bunları, ne gerek vardı şimdi Allah aşkına? Akşam akşam asabım bozuldu. Gerçi bana ne oluyorsa!

Şeva’dan Reklam Kokan Hareketler

Ekim 13, 2009, 6:23 pm | EPL, Futbol, La Liga, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

“22 yaşımdayken bana teklifte bulunan Manchester United ve Barcelona’nın tekliflerini geri çevirdim. Milan’ı seçtim. Orasının kariyerim için en iyi yer olacağını düşüyordum. Öyle de oldu. Milan’la kazanılabilecek her şeyi kazandım. Milan’da oynamış olmaktan ve kariyerimden gurur duyuyorum.”

Çok güzel yapmışsın, ellerine sağlık Şeva da ne gerek vardı şimdi bu açıklamalara. İngitere’ye atamadığın, kaçırdığın penaltıyı unutturmak mı istiyorsun yoksa yakında dibe vuracak olan Milan’da bir rol peşinde misin? Giderken ya da gittikten sonra yaptığı şeyleri anlatanlara içimde açıklanamaz bir sinir hatta nefret doğuyor. Bir plan yapıyorlarmış gibi geliyor, sanki kimsenin bilmediği bir şeyler peşindelermiş gibi. Bırak futbolu sonra anlat bunları, ne gerek vardı şimdi Allah aşkına? Akşam akşam asabım bozuldu. Gerçi bana ne oluyorsa!

Ian Atar Bruce Tutardı!

Ekim 9, 2009, 10:07 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Çok şanslı hissediyorum kendimi onların son zamanlarını olsa da izleyebildiğim için. Hey gidi günler! Resimler sportscartoons’tan.

>Ian Atar Bruce Tutardı!

Ekim 9, 2009, 10:07 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Çok şanslı hissediyorum kendimi onların son zamanlarını olsa da izleyebildiğim için. Hey gidi günler! Resimler sportscartoons’tan.

Wenger 48 Milyonla Neler Yaptı?

Ekim 9, 2009, 5:39 pm | Beşiktaş, EPL, Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Başlıkta adı geçen 48 milyon ilk anda düşündüğümüz üzere bir sezonda harcanmış bir paranın miktarı değil. Bu 48 milyon Wenger’in yanlış transferlerine harcadığı ya da bir şekilde boşa gitmiş paranın miktarı da değil. Bu para 14 senedir Arsene Wenger’in yaptığı bütün transferlerden sattığı oyuncuların getirdiği gelir düşülünce elde edilen net miktar. Yani 14 senedir Wenger reel olarak yalnızca 48 milyon £ harcamış transfere dersek yanlış yapmış olmayız. Yani tüketirken bir taraftan üretmiş de Wenger ve Arsenal.

Arsene Wenger yönetiminde Arsenal EPL’de 3 kez, FA Cup’ta 4 kez, Community Shield’da 4 kez şampiyonluk sevinci yaşadı, 11 kez de çeşitli kupalarda veya şampiyonalarda final oynadı ya da 2. oldu. 5 sezondur EPL’de mutlu sona ulaşamasa da yepyeni bir yaklaşımla genç oyuncular üzerine bir takım kurarak belki de Arsenal’in gelecek 10 senesini garanti altına aldı. Bugün Arsenal’in elindeki 28 kişilik A takımı kadrosunun yaş ortalaması sadece 24 ve kadronun toplam ederi de 250 milyon £ pound civarında. Takımda 30 yaş üzeri sadece 3 isim varken 20 oyuncu 25 yaşın altında. Ve bu tecrübesiz görüntüye rağmen Arsenal her sezon şampiyonluğa oynamaya, Şampiyonlar Ligi’nde mücadele etmeye devam ediyor. Wenger’in 14 senede harcadığı para ligimizden bir örnek verecek olursak, Beşiktaş’ın Demirören’in başkanlığı döneminde harcadığı net paradan 7 milyon £ daha az. Bugün Arsenal altyapısından gelen isimlerle ve genç oyunculurla anılırken Beşiktaş kadrosundaki altyapı oyuncularının sayısı ve kadronun yaş ortalaması Arsenal’le mukayese edilecek düzeyde bile değil. İşte o yüzden 14 senede harcanan net 48 milyon sanki şaka gibi.

Arsene Wenger: Paranın, zenginliğin içinde futbolun kitabını tersten yazmaya çalışıyor.

>Wenger 48 Milyonla Neler Yaptı?

Ekim 9, 2009, 5:39 pm | Beşiktaş, EPL, Futbol, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Başlıkta adı geçen 48 milyon ilk anda düşündüğümüz üzere bir sezonda harcanmış bir paranın miktarı değil. Bu 48 milyon Wenger’in yanlış transferlerine harcadığı ya da bir şekilde boşa gitmiş paranın miktarı da değil. Bu para 14 senedir Arsene Wenger’in yaptığı bütün transferlerden sattığı oyuncuların getirdiği gelir düşülünce elde edilen net miktar. Yani 14 senedir Wenger reel olarak yalnızca 48 milyon £ harcamış transfere dersek yanlış yapmış olmayız. Yani tüketirken bir taraftan üretmiş de Wenger ve Arsenal.

Arsene Wenger yönetiminde Arsenal EPL’de 3 kez, FA Cup’ta 4 kez, Community Shield’da 4 kez şampiyonluk sevinci yaşadı, 11 kez de çeşitli kupalarda veya şampiyonalarda final oynadı ya da 2. oldu. 5 sezondur EPL’de mutlu sona ulaşamasa da yepyeni bir yaklaşımla genç oyuncular üzerine bir takım kurarak belki de Arsenal’in gelecek 10 senesini garanti altına aldı. Bugün Arsenal’in elindeki 28 kişilik A takımı kadrosunun yaş ortalaması sadece 24 ve kadronun toplam ederi de 250 milyon £ pound civarında. Takımda 30 yaş üzeri sadece 3 isim varken 20 oyuncu 25 yaşın altında. Ve bu tecrübesiz görüntüye rağmen Arsenal her sezon şampiyonluğa oynamaya, Şampiyonlar Ligi’nde mücadele etmeye devam ediyor. Wenger’in 14 senede harcadığı para ligimizden bir örnek verecek olursak, Beşiktaş’ın Demirören’in başkanlığı döneminde harcadığı net paradan 7 milyon £ daha az. Bugün Arsenal altyapısından gelen isimlerle ve genç oyunculurla anılırken Beşiktaş kadrosundaki altyapı oyuncularının sayısı ve kadronun yaş ortalaması Arsenal’le mukayese edilecek düzeyde bile değil. İşte o yüzden 14 senede harcanan net 48 milyon sanki şaka gibi.

Arsene Wenger: Paranın, zenginliğin içinde futbolun kitabını tersten yazmaya çalışıyor.

>Barnes Kovuldu

Ekim 9, 2009, 4:32 pm | CCL1, EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Celtic’te beceremedi, Jamaika Milli Takımı’nda acaba dedirtti, Tranmere’e attı kapağı sonunda Haziran’da. Ama olmayınca olmuyor. Her başarılı ve yıldız futbolcu muazam bir Teknik Direktör olacak diye bir kural yok, hatta genelin böyle olduğunu söylesek yanlış olmayacak. 11 maçta sadece 2 galibiyet ve 7 puan, farklı mağlubiyetler, bunlar Championship’te olmak isteyen Tranmere yönetimi ve taraftarının kaldırabileceği şeyler değildi, kaldıramadılar. Barnes bugün kovulduğunu öğrendi. Devam eder mi antrenörlüğe yoksa 7 sene boyunca çok daha iyi yaptığı futbol yorumculuğuna, ITV’ye döner mi göreceğiz.

Bazılarına çizgi dışında olmak yaramıyor, onlar direk tribüne çıkmalı. Keşke fotoğraftaki gibi hep yukarıda kalsaydı Barnes, o güzelim kariyere hiç mi hi yakışmadı.

Sonraki Sayfa »

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.