İşi Öğrenen Adam

Şubat 13, 2010, 12:00 pm | Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Milan’ın başına geçtiğinde açıkçası kendisinden hiç bir beklentim yoktu. Uzun süre bir istikrar yakalayamadı, ne kadro ne de sonuç istikrarı. Çok uzun süre çok kötü futbol oynadı Milan. Ama haftalar geçtikçe özellikle Ronaldinho üzerinde çok çalışması ve takımı hoca olarak tanıması onu başarıya götürmeye başladı. Oyuncu olarak her ne kadar senelerdir Milan’ın içinde olsa da, antrenörlük ve insan idare etmek çok farklı bir şey. Yavaş yavaş oyun istikrarı sonra kadro istikrarı yakalanmaya başlandı Milan’da. Eksiklerini iyi etüt etti Leonardo, elindeki cevherlerin pasını sildi. Huntelaar, Ronaldinho, Pirlo yeniden kendilerini buldular. Bitmiş Dida bile performans vermeye çalışmakta. Leonardo gerçekten işi öğrenmeye başladı. Milan ona bir kaç sene sabrederse, ki mutlaka edecektir, Leonardo da Milan’ın başındaki efsane adamlardan biri olacaktır. Benim içimse Van Basten’e yanar durur. O da buralarda olabilir, oyuncu olarak efsane olduğu çimlere adını bir de hoca olarak yazdırabilirdi. Ama şans Leonardo’ya güldü.

Beckham G.Afrika Aşkına Yeniden Milan’da

Ekim 26, 2009, 9:05 pm | Dünya Kupası, Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Galiani David Beckham için LA Galaxy ile anlaştıklarını, İngiliz oyuncunun ara transfer dönemi başlar başlamaz imza atacağını açıkladı bugün. Son bir kez Dünya Kupası görebilmek, yeniden Milli Takım’da olabilmek için David Beckham bir kez daha ve kaçarcasına Avrupa’ya, İtalya’ya dönüyor. Geçen sene doping etkisi yapmıştı Milan’a. Capello’nun kadrosunda olabilmek için Milan sağ kanadını kanatlandıracaktır bana göre. Benim gibi hayranları için de onu son bir kez üst seviyede futbol oynarken görme fırsatıdır bu imza ve ondan sonraki 7 aylık periyot. Şimdiden Avrupa’ya hoş geldin yeşil sahanın popüler kültür oyuncağı.

>Beckham G.Afrika Aşkına Yeniden Milan’da

Ekim 26, 2009, 9:05 pm | Dünya Kupası, Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Galiani David Beckham için LA Galaxy ile anlaştıklarını, İngiliz oyuncunun ara transfer dönemi başlar başlamaz imza atacağını açıkladı bugün. Son bir kez Dünya Kupası görebilmek, yeniden Milli Takım’da olabilmek için David Beckham bir kez daha ve kaçarcasına Avrupa’ya, İtalya’ya dönüyor. Geçen sene doping etkisi yapmıştı Milan’a. Capello’nun kadrosunda olabilmek için Milan sağ kanadını kanatlandıracaktır bana göre. Benim gibi hayranları için de onu son bir kez üst seviyede futbol oynarken görme fırsatıdır bu imza ve ondan sonraki 7 aylık periyot. Şimdiden Avrupa’ya hoş geldin yeşil sahanın popüler kültür oyuncağı.

3 Hollandalı

Ekim 25, 2009, 1:00 pm | Futbol, Galatasaray, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

3 Hollandalı’yı hatırlamayanımız, bilmeyenemiz yoktur. Hem Milli Takımlarını hem de Milan’ı sırtlarında taşıyıp başaıdan başrıya koşan adamlardı bunlar. En ön planda olanı hep Ruud Gullit oldu. Van Basten ağır sakatlıklar geçirse de devamlı gündemde kaldı. En azından adından bahsedileni, diğer ikisinin yanında daha işçi, asker pozisyonunda olanı, manşetlerde adı yer almayanı, hakkında en az haber yapılanı hep Frank Rijkaard oldu.

Futbolu bıraktıktan sonraki teknik adamlık kariyerlerinde ise işler tam tersine döndü. Gullit Chelsea, Feyenoord, Newcastle ve Los Angeles Galaxy’de Chelsea’de kazandığı FA Cup’ı bir kenara koyarsak hiç bir şey yapamadan ayrıldı Teknik adamlık sahnesinden. Marco Van Basten 4 sene Hollanda Milli Takımını çalıştırmış olsa da hep eleştirildi. Sonrasındaki Ajax macerası da hüsranla sona erdi. Hiç bir şey kazanamadan bir kenarda belki de Milan’da sıranın kendisine gelmesini bekliyor. Diğer taraftan Rijkaard ise futbolculuğunun aksine ön plana çıkan, Barcelona ile parlayan, Avrupa’nın zirvesine tırmanan adam oldu. Bugün Galatasaray’ın başarısı için çalışırken arkadaşlarına kıyasla, teknik adamlık kariyerinde en çok başarıyı elde eden, en çok kupa kazanan ve hala çalışan tek adam.

Alışılageldiği üzere her muhteşem futbolcu muhteşem bir teknik adam olmuyor. O resimdeki 2 muhteşem futbolcu 2 vasat teknik adam olabilmiş ve işsizken, diğeri günümüzün adını futbol tarihine yazdırmış ve çalışan teknik adamı.

>3 Hollandalı

Ekim 25, 2009, 1:00 pm | Futbol, Galatasaray, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>3 Hollandalı’yı hatırlamayanımız, bilmeyenemiz yoktur. Hem Milli Takımlarını hem de Milan’ı sırtlarında taşıyıp başaıdan başrıya koşan adamlardı bunlar. En ön planda olanı hep Ruud Gullit oldu. Van Basten ağır sakatlıklar geçirse de devamlı gündemde kaldı. En azından adından bahsedileni, diğer ikisinin yanında daha işçi, asker pozisyonunda olanı, manşetlerde adı yer almayanı, hakkında en az haber yapılanı hep Frank Rijkaard oldu.

Futbolu bıraktıktan sonraki teknik adamlık kariyerlerinde ise işler tam tersine döndü. Gullit Chelsea, Feyenoord, Newcastle ve Los Angeles Galaxy’de Chelsea’de kazandığı FA Cup’ı bir kenara koyarsak hiç bir şey yapamadan ayrıldı Teknik adamlık sahnesinden. Marco Van Basten 4 sene Hollanda Milli Takımını çalıştırmış olsa da hep eleştirildi. Sonrasındaki Ajax macerası da hüsranla sona erdi. Hiç bir şey kazanamadan bir kenarda belki de Milan’da sıranın kendisine gelmesini bekliyor. Diğer taraftan Rijkaard ise futbolculuğunun aksine ön plana çıkan, Barcelona ile parlayan, Avrupa’nın zirvesine tırmanan adam oldu. Bugün Galatasaray’ın başarısı için çalışırken arkadaşlarına kıyasla, teknik adamlık kariyerinde en çok başarıyı elde eden, en çok kupa kazanan ve hala çalışan tek adam.

Alışılageldiği üzere her muhteşem futbolcu muhteşem bir teknik adam olmuyor. O resimdeki 2 muhteşem futbolcu 2 vasat teknik adam olabilmiş ve işsizken, diğeri günümüzün adını futbol tarihine yazdırmış ve çalışan teknik adamı.

Ribery ve Robinho

Ekim 16, 2009, 2:00 pm | Bundesliga, EPL, Futbol, Serie A, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bu iki adam devre arasında transfer piyasasında adını en çok duyacağımız futbolcular. Kakuta yüzünden FIFAlık olan ve trabsfer yasağı süren Chelsea’nin yönetimi itirazlarının kabul edileceğine ve Ocak ayı için tekrar transfer izni alabileceklerine inanmakta. Bir taraftan eldeki oyuncularıyla kontrat yenilemekte olan İngilizler yasak kalktığı anda atağa geçmek için hedeflerini belirlemiş durumdalar: Franck Ribery. Bayern’den ayrılmak istediğini 100 kere söyleyip 101 kere inkar eden Fransız’a yapılacak çılgın bir teklif karşılığında Real yerine parayı tercih edebileceği düşünülebilir. Bonservis bedeli olarak yaklaşık 70 milyon Euro’dan bahsediliyor. Geçenlerde Drogba “Vieria’yı isterim” diye tutturmuştu. Abdal’a malum olur diyip geçelim.
Öte yanda Manchester’ın mavilerinde bir türlü hak ettiği değeri görmediğini düşünen Robinho için de bir talip var: Barcelona. Robinho’yu para harcamadan, takasla almak istiyorlar. Adı geçen oyuncular Thierry Henry, Carles Puyol, Yaya Toure ve Eric Abidal. City öncelikli olarak bence Henry ve Puyol’a sarkacaktır. Ibra’nın gelmesi ve Pep’in gençleri daha fazla işin içine sokmaya başlamsıyla birlikte Henry biraz geri planda kalmış durumda. Adı ve kariyeriyle City’nin 1 numaralı adamı olacaktır giderse. Üstelik İngiltere’yi özlediğini bir çok kez de dile getirmiş durumda. Puyol da City’nin aradığı deli dolu, kuvvetli savunmacı. Robinho zaten sırf inat olsun diye bile Barça’ya hayır demeyecek bir adam. Ribery’ninkinden çok bu transfer aklıma yatıyor. Olur mu olur.

Bu Ocak yine yaşadı gazeteciler dedikodu da haber de çok olacak.

>Ribery ve Robinho

Ekim 16, 2009, 2:00 pm | Bundesliga, EPL, Futbol, Serie A, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bu iki adam devre arasında transfer piyasasında adını en çok duyacağımız futbolcular. Kakuta yüzünden FIFAlık olan ve trabsfer yasağı süren Chelsea’nin yönetimi itirazlarının kabul edileceğine ve Ocak ayı için tekrar transfer izni alabileceklerine inanmakta. Bir taraftan eldeki oyuncularıyla kontrat yenilemekte olan İngilizler yasak kalktığı anda atağa geçmek için hedeflerini belirlemiş durumdalar: Franck Ribery. Bayern’den ayrılmak istediğini 100 kere söyleyip 101 kere inkar eden Fransız’a yapılacak çılgın bir teklif karşılığında Real yerine parayı tercih edebileceği düşünülebilir. Bonservis bedeli olarak yaklaşık 70 milyon Euro’dan bahsediliyor. Geçenlerde Drogba “Vieria’yı isterim” diye tutturmuştu. Abdal’a malum olur diyip geçelim.
Öte yanda Manchester’ın mavilerinde bir türlü hak ettiği değeri görmediğini düşünen Robinho için de bir talip var: Barcelona. Robinho’yu para harcamadan, takasla almak istiyorlar. Adı geçen oyuncular Thierry Henry, Carles Puyol, Yaya Toure ve Eric Abidal. City öncelikli olarak bence Henry ve Puyol’a sarkacaktır. Ibra’nın gelmesi ve Pep’in gençleri daha fazla işin içine sokmaya başlamsıyla birlikte Henry biraz geri planda kalmış durumda. Adı ve kariyeriyle City’nin 1 numaralı adamı olacaktır giderse. Üstelik İngiltere’yi özlediğini bir çok kez de dile getirmiş durumda. Puyol da City’nin aradığı deli dolu, kuvvetli savunmacı. Robinho zaten sırf inat olsun diye bile Barça’ya hayır demeyecek bir adam. Ribery’ninkinden çok bu transfer aklıma yatıyor. Olur mu olur.

Bu Ocak yine yaşadı gazeteciler dedikodu da haber de çok olacak.

>Şeva’dan Reklam Kokan Hareketler

Ekim 13, 2009, 6:23 pm | EPL, Futbol, La Liga, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>“22 yaşımdayken bana teklifte bulunan Manchester United ve Barcelona’nın tekliflerini geri çevirdim. Milan’ı seçtim. Orasının kariyerim için en iyi yer olacağını düşüyordum. Öyle de oldu. Milan’la kazanılabilecek her şeyi kazandım. Milan’da oynamış olmaktan ve kariyerimden gurur duyuyorum.”

Çok güzel yapmışsın, ellerine sağlık Şeva da ne gerek vardı şimdi bu açıklamalara. İngitere’ye atamadığın, kaçırdığın penaltıyı unutturmak mı istiyorsun yoksa yakında dibe vuracak olan Milan’da bir rol peşinde misin? Giderken ya da gittikten sonra yaptığı şeyleri anlatanlara içimde açıklanamaz bir sinir hatta nefret doğuyor. Bir plan yapıyorlarmış gibi geliyor, sanki kimsenin bilmediği bir şeyler peşindelermiş gibi. Bırak futbolu sonra anlat bunları, ne gerek vardı şimdi Allah aşkına? Akşam akşam asabım bozuldu. Gerçi bana ne oluyorsa!

Şeva’dan Reklam Kokan Hareketler

Ekim 13, 2009, 6:23 pm | EPL, Futbol, La Liga, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

“22 yaşımdayken bana teklifte bulunan Manchester United ve Barcelona’nın tekliflerini geri çevirdim. Milan’ı seçtim. Orasının kariyerim için en iyi yer olacağını düşüyordum. Öyle de oldu. Milan’la kazanılabilecek her şeyi kazandım. Milan’da oynamış olmaktan ve kariyerimden gurur duyuyorum.”

Çok güzel yapmışsın, ellerine sağlık Şeva da ne gerek vardı şimdi bu açıklamalara. İngitere’ye atamadığın, kaçırdığın penaltıyı unutturmak mı istiyorsun yoksa yakında dibe vuracak olan Milan’da bir rol peşinde misin? Giderken ya da gittikten sonra yaptığı şeyleri anlatanlara içimde açıklanamaz bir sinir hatta nefret doğuyor. Bir plan yapıyorlarmış gibi geliyor, sanki kimsenin bilmediği bir şeyler peşindelermiş gibi. Bırak futbolu sonra anlat bunları, ne gerek vardı şimdi Allah aşkına? Akşam akşam asabım bozuldu. Gerçi bana ne oluyorsa!

Interzedeler

Ekim 6, 2009, 3:47 pm | Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
Dennis Bergkamp
Hakan Şükür
Robbie Keane

Üçünün de ortak özelliği çok büyük ümitlerle Inter’e gelmiş – getirilmiş olmaları. Üçü de kendi ülkelerinin efsane forvetleri. Üçü de Inter formasıyla tam birer hayal kırıklığı. Üçü de Inter’den önce ve sonra çok başarılı. Üçü de endüstriyel futbolun İtalya atıkları. Üçü de geri dönüşümlü.

Her birine sevgim hem farklı hem ayrıdır. Bergkamp Wenger’in elinde yeniden doğup EPL efsanesi olarak bıraktı futbolu, şu anda Ajax’ta antrenör kadrosunda. Hakan Şükür Inter’den ayrıldıktan 2 sezon sonra tekrar yuvasına dönüp rekorlarla veda etti yeşil sahalara, şu anda TV yorumcusu. Keane ise devam ediyor futbola henüz 29 yaşında, Inter sadece bir leke, bir hata olarak yazıyor özgeçmişinde, hem Tottenham hem de İrlanda Milli Takımı’nın kaptanı, yapacak işi daha ziyadesiyle çok.

Inter futbolcu öğütür derlerdi eskiler, haklılarmış.

>Interzedeler

Ekim 6, 2009, 3:47 pm | Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Dennis Bergkamp
Hakan Şükür
Robbie Keane

Üçünün de ortak özelliği çok büyük ümitlerle Inter’e gelmiş – getirilmiş olmaları. Üçü de kendi ülkelerinin efsane forvetleri. Üçü de Inter formasıyla tam birer hayal kırıklığı. Üçü de Inter’den önce ve sonra çok başarılı. Üçü de endüstriyel futbolun İtalya atıkları. Üçü de geri dönüşümlü.

Her birine sevgim hem farklı hem ayrıdır. Bergkamp Wenger’in elinde yeniden doğup EPL efsanesi olarak bıraktı futbolu, şu anda Ajax’ta antrenör kadrosunda. Hakan Şükür Inter’den ayrıldıktan 2 sezon sonra tekrar yuvasına dönüp rekorlarla veda etti yeşil sahalara, şu anda TV yorumcusu. Keane ise devam ediyor futbola henüz 29 yaşında, Inter sadece bir leke, bir hata olarak yazıyor özgeçmişinde, hem Tottenham hem de İrlanda Milli Takımı’nın kaptanı, yapacak işi daha ziyadesiyle çok.

Inter futbolcu öğütür derlerdi eskiler, haklılarmış.

Balotelli

Eylül 13, 2009, 5:10 pm | Futbol, Genç Yetenek, Serie A kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Bu genç adam çok büyük bir yıldız olma yolunda hızla ilerliyor. Mourinho gibi bir hocayla çalışıyor olması onun için çok büyük bir avantaj, Manci’nin katkıları da yadsınamaz şüphesiz ama Mourinho daha farklı bir adam. Parma’nın kilitlediği oyunu açmak için Mourinho’nun bugünkü anahtarıydı Balotelli. 2. yarıda oyuna girdi ve skorun değişmesini direk olarak etkileyen adam oldu. Daha 19 yaşındaki bir adama Mourinho serbest oynama özgürlüğünü verebilecek kadar cesur. Gana asıllı Balotelli ise ortadaki maçı alacak kadar yetenekli. Hem Eto’o’nun hem Milito’nun asistliğini yaptı. Bir dolu gollük pasını da heba etti arkadaşları. O da +90’da bir topu ezdi, ama bu adam unutmamak gerekir ki henüz 19 yaşında ve Inter’i tek başına şahlandıracak potansiyelde. Mario Balotelli Avrupa Futbolu’nun kuşkusuz en büyük yıldızlarından olacak. Eminim onu çok yakında Gök Mavili forma ile izleyeceğiz, belki de hemen Dünya Kupası’nda.

>Balotelli

Eylül 13, 2009, 5:10 pm | Futbol, Genç Yetenek, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bu genç adam çok büyük bir yıldız olma yolunda hızla ilerliyor. Mourinho gibi bir hocayla çalışıyor olması onun için çok büyük bir avantaj, Manci’nin katkıları da yadsınamaz şüphesiz ama Mourinho daha farklı bir adam. Parma’nın kilitlediği oyunu açmak için Mourinho’nun bugünkü anahtarıydı Balotelli. 2. yarıda oyuna girdi ve skorun değişmesini direk olarak etkileyen adam oldu. Daha 19 yaşındaki bir adama Mourinho serbest oynama özgürlüğünü verebilecek kadar cesur. Gana asıllı Balotelli ise ortadaki maçı alacak kadar yetenekli. Hem Eto’o’nun hem Milito’nun asistliğini yaptı. Bir dolu gollük pasını da heba etti arkadaşları. O da +90’da bir topu ezdi, ama bu adam unutmamak gerekir ki henüz 19 yaşında ve Inter’i tek başına şahlandıracak potansiyelde. Mario Balotelli Avrupa Futbolu’nun kuşkusuz en büyük yıldızlarından olacak. Eminim onu çok yakında Gök Mavili forma ile izleyeceğiz, belki de hemen Dünya Kupası’nda.

>Futbol Spaletti’ye de Acımadı

Eylül 1, 2009, 2:07 pm | Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

2005-2006
Lig 5.si, 11 maç üst üste kazanarak Serie A rekoru, İtalya’da Yılın Teknik Direktörü, Şike Skandalı nedeniyle Roma Şampiyonlar Ligi’nde

2006-2007

Lig 2.si, İtalya Kupası Şampiyonu, Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finali, 7-1’lik Man Utd hezimeti, İtalya’da Yılın Teknik Direktörü

2007-2008

Lig 2.si, İtalya Süper Kupası Şampiyonu, İtalya Kupası Şampiyonu, Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finali, Yine Man Utd’a eleniş

2008-2009

Lig 6.sı, Şampiyonlar Ligi grupları sonrası Arsenal’e eleniş, Avrupa Ligi’ne bir bilet

2009-2010

Avrupa Ligi’nde gruplara kalış, Ligde İlk 2 maçta 2 mağlubiyet ve İstifa’ya zorlanış

Futbol Spaletti’ye de Acımadı

Eylül 1, 2009, 2:07 pm | Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

2005-2006
Lig 5.si, 11 maç üst üste kazanarak Serie A rekoru, İtalya’da Yılın Teknik Direktörü, Şike Skandalı nedeniyle Roma Şampiyonlar Ligi’nde

2006-2007

Lig 2.si, İtalya Kupası Şampiyonu, Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finali, 7-1’lik Man Utd hezimeti, İtalya’da Yılın Teknik Direktörü

2007-2008

Lig 2.si, İtalya Süper Kupası Şampiyonu, İtalya Kupası Şampiyonu, Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finali, Yine Man Utd’a eleniş

2008-2009

Lig 6.sı, Şampiyonlar Ligi grupları sonrası Arsenal’e eleniş, Avrupa Ligi’ne bir bilet

2009-2010

Avrupa Ligi’nde gruplara kalış, Ligde İlk 2 maçta 2 mağlubiyet ve İstifa’ya zorlanış

>Sheva Kürkçü Dükkanında

Ağustos 30, 2009, 1:45 am | EPL, Futbol, Serie A, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Tükenen adam demiştik Shevchenko için 15-20 gün önce. Bu haliyle büyük liglerin hiç birinde tutunamazdı. Ancelotti görmek istedi onu yine de, gerçi nedenini anlayamadım neden bu kadar uğraştı üzerinde, keza 1 senedir yedek sırasında yanı başından ayırmamıştı onu. Olmadı, yine kendini beğendiremedi Sheva. Şimdi ayrılık zamanı onun için. Çok yazıldı Fener’e gelecek diye, O bildik sokakları tercih etti yeni bir maceradansa. 33 yaşındaki Ukraynalı doğduğu yere geri döndü, Dinamo Kiev ile 2 seneliğine anlaştı. Belki de son imzasını attı aktif kariyerinin, belki de son bir kez kendini ispat etmeyi deneyecek. Ama ne olursa olsun onu artık daha az izleyeceğiz, Şampiyonlar Ligi maçları hariç adını pek duymayacağız, yavaş yavaş onu da unutacağız.

Güle güle Sheva…

Sheva Kürkçü Dükkanında

Ağustos 30, 2009, 1:45 am | EPL, Futbol, Serie A, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Tükenen adam demiştik Shevchenko için 15-20 gün önce. Bu haliyle büyük liglerin hiç birinde tutunamazdı. Ancelotti görmek istedi onu yine de, gerçi nedenini anlayamadım neden bu kadar uğraştı üzerinde, keza 1 senedir yedek sırasında yanı başından ayırmamıştı onu. Olmadı, yine kendini beğendiremedi Sheva. Şimdi ayrılık zamanı onun için. Çok yazıldı Fener’e gelecek diye, O bildik sokakları tercih etti yeni bir maceradansa. 33 yaşındaki Ukraynalı doğduğu yere geri döndü, Dinamo Kiev ile 2 seneliğine anlaştı. Belki de son imzasını attı aktif kariyerinin, belki de son bir kez kendini ispat etmeyi deneyecek. Ama ne olursa olsun onu artık daha az izleyeceğiz, Şampiyonlar Ligi maçları hariç adını pek duymayacağız, yavaş yavaş onu da unutacağız.

Güle güle Sheva…

>2 Ucuz Transfer

Ağustos 5, 2009, 7:50 pm | EPL, Fenerbahçe, Futbol, La Liga, Serie A, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>2 düzenli milli takım oyuncusu bu sezon için ucuz sayılabilecek bir paraya yaklaşık 20 milyon Euro’ya takım değiştirdiler. Biri Real’den Milan’a geçen Huntelaar, diğeri Roma’dan Liverpool’a geçen Aquilani. Her 2 oyuncu için de olumlu kariyer hamleleri. Huntelaar Milan rotasyonundaki 30 yaş altı 4. isim olacak, maalesef bu transferle Milan’ın yaş ortalaması düşmüş oluyor. Aquilani transferi de Poulsen’i çok üzmüştür sanırım. Keza daha dün adı o bölge geçerken Juventus yedek sırasına mahkum kaldı yine. Halbuki Kadıköy’e gelip servet yapmak vardı. Detaylı bir AC Milan incelemesi düşünüyorum bir kaç güne, bize göre Huntelaar’ın neler katacağını orada anlatırız.

>Trapattoni

Ağustos 1, 2009, 12:28 am | Futbol, nostalji, Serie A kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>Sene 1976. Milan’dan ayrılıp Juventus’ta tam yetkili Teknik Direktörlük görevine başlayan Giovanni Trapattoni saha kenarından oyuncularını uyarmakla meşgul. Aralıksız 10 senesini geçireceği ve bu 10 senenin 6 tanesini şampiyonlukla bitireceğini henüz bilmediği yeni kulubünde genç teknik adam Trapattoni. Bu 10 senede 1er kez Şampiyon Kulüpler ve Kupa Galipleri Kupasını, 2 kez UEFA Kupasını, yine 1er kez UEFA Süper Kupasını ve Kıtalararası Şampiyonluğu Torino’ya getiren adam. Bunlarla yetinmeyip 2 kez de İtalya Kupasına uzanacak kadar her organizayonu benimseyen ve önemseyen, Juventus tarihinde kulübeden en büyük katkıyı yapan isim.

Inter, Milan, Bayern, Benfica, Red Bull Salzburg tarihlerine de adını kazıtan, İtalya Milli Takımını yönetmiş, bugün tecrübesini İrlandalı gençlere aktaran bir futbol bilgini Trapattoni. Ve ben bir futbolsever olarak yeşile renk kattığı için, günün yaşlı kurduna minnettarım.

>Şarj Tutmayan Pil: AC Milan

Temmuz 31, 2009, 10:02 am | Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>2 gündür Audi Cup’ta özellikle Milan’ı takip ediyorum. Öncesinde de Birleşik Devletler’de oynadığı maçları izlemiş olarak tam 4 kez tahlil etme şansı yakaladım İtalyan takımını. Milan çocukluğumuzun ulaşılmaz tepesi, her genç, ya da yeni yetme daha doğru bir tabir olur, futbolcunun eninde sonunda gidip formasını giymek istediği rüya takımdı. Kadrosunu sanki bizim 4 büyüklerden biriymiş gibi ezbere sayardık.

Rossi – Tasotti Baresi Costacurta Maldini – Donadoni Desailly Albertini Boban – Savicevic Massaro

Şu 11 daha kenardaki Simone, Galli, Panucci, Papin, Laudrup, Lentini, Nava gibi adamlarla desteklenir, 90’ların ilk yarısınıda Avrupa’yı birbirine katardı. Barça’yı 4-0’la parçaladıkları maçı hatırladıkça tüylerim diken diken olur. Biraz daha geriye gidip Gullit, Van Basten ve Rijkaard’ın yabancılar olduğu Ancelotti’nin de oyuncu olarak bulunduğu ve yaklaşık aynı İtalyan ekiple devam edilen, o 80’lerin sonundaki kadronun baskınlığı da asla unutulacak gibi değildir.

Bugün, Terim sonrası istikrarlı Ancelotti devri de bitmişken aslındaAncelotti’nin batan gemiden kaçan fare misali gemiyi ilk terk eden adam olduğunu görmek de gerekir. Juventus’un küme düşürüldüğü skandaldan takım bu kadar etkilendi demek belki bir mazeret bulma çabası olabilir ancak beyhudedir bana göre. Ancelotti idaresinde kadronun her sene yaşlanmaya devam ettiği, takıma enerji verebilecek isimlerin ısrarla takıma eklenmediği, alınan adamların da Milan hedef ve kalitesinin çok altında kaldığı inkar edilemeyecek bir gerçek. Üstüne üstlük senelerdir belirgin bir şekilde görüldüğü halde kaleci sorununu çözmek için hiç bir ciddi adımın atılmamış olması ise anlam verilemeyecek nitelikte. Geçen sezon Kaka’nın City’e transferi sırasında verilen göstermelik tepki ve aynı adamın bu sezon 25 milyon daha ucuza satılması yönetim zaafının da dorukta olduğunu gösteren bir delil. Geçen sezon ortasında takıma katılıp enerji getiren adamın 33 yaşındaki David Beckham olması da manidar.

Şu anki kadroya baktığımızda kaleye koyacak adam bulamazken, takımdan Pirlo’yu çıkardığımızda oyunun temposunu belirleyebilecek, hücumları yönlendirebilecek, takımı toparlayabilecek tek bir isim bulamıyoruz. 34 yaşındaki Seedorf orta sahadaki diğer bir ümit. Eskisinden çok uzak Ronaldinho’yu takımdan çıkarınca takımda Pato da dahil yıldız kalmıyor. Pato’nun İtalya’da sıkıntısı olduğu ve Chelsea’ye gidememekten dolayı içinin daraldığı çok belli. Flamini son derece düz bir oyuncu, Boriello asla o takımın forveti değil, Inzaghi vitesi 3’ten 4 alamayacak durumda, Kaladze, Favalli, Oddo bitmiş Jankulovski, Nesta ağır aksak ayakta. Zambrotta son kurşunlarını atıyor, Gattuso biodizelle tutunmaya çalışıyor. Şu takımda belki Thiago Neves biraz parlayacak ama genel görüntü fazlasıyla karamsar. Takımın ana rotasyonundaki 30 yaş altı 2 isimden biri Pato, diğeri Leonardo fırsat verirse Neves.

Milan bugün şarjı bitmiş ama alete takılsa da saatlerce durmasına rağmen şarj tutmayan pil gibi. Leonardo’nun işi de çok zor, Leonarda’yla Milan’ın da. “Milan’ın tecrübeli futbolcuya ihtiyacı var.” diyebiliyorsa Leonardo bu pili geri dönüştürme zamanı gelmiş demektir. 40 yaşındaki Maldini’yi arayacak duruma gelmiş bir takım tükenmiştir, bu satten sonra bir şeyler yapabilirse de Leonardo’nun nerede olduğunu bulamadığı tecrübesiyle yapacaktır.

>Ne Olacak Bu Adebayor’un Hali?

Temmuz 17, 2009, 3:00 pm | EPL, Futbol, Serie A, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>15.07.2009

Bir broşür transferi daha mutlu sonla tamamlandı. Adebayor, Manchester City’nin sağlık kontrolünden sorunsuz geçmiş. İş buraya kadar geldiyse anlaşma olmuş-bitmiş demektir diyebiliriz. Ancak imza atarken Adebayor’u durdurabilecek tek şey birinin çıkıp “Durun o imzayı atarken tüm dünyada biyolojik silahlar harekete geçecek” gibi bir isyanda bulunması halinde anlaşma düşebilir. Dünya bu her şey olur! mu demek isterken bir anda acaba çok mu dizi izliyorum düşünceleri beni benden alırken aklıma aceto’nun Arsenal ilk üçe bile giremez tezi takılıyor.

Arsenal en son ne 2000-2004 yılları arasında şampiyonluk görmüştü. 2004/2005 sezonunu ikinci tamamlamışlar ve ardından gelen yılları 3 ve 4′üncü sıralarda tamamlamışlar. Geçen sezonu da zaten dördüncü tamamladılar. Adebayor da takımdaydı. Yani demem odur ki, “Bize bilmediğimiz bir şey söyle aceto. Bu takım her sezon ilk üçe girmekte zaten zorlanıyor.” Ayrıca ben inanıyorum ki eğer Arsenal Fabregas’ı da satmazsa bu yıl geçen yılkinden daha başarılı olacak. Neden mi?

Arsene Wenger, tabi ki Alex Ferguson ile Premier Lig’de jenerasyonları en iyi yakalayan teknik direktör. Davor Suker’li dönemden, Pires’li, Ljungberg’li ve Henry’li döneme geçişi çok iyi sağlamıştı. Şimdi de elinde çok muhteşem yetenekleri olan bir jenerasyon var. Nasri, Fabregas, Eduardo, Rosicky, Arshavin ve Van Persie birbirinden nitelikli, inanılmaz hızlı düşünen ve oynayan, deparları mükemmel futbolcular. Ve hepsi gole yakın isimler. Liverpool ile 4-4 biten maçını unutmadık Arsenal’in. Arshavin ve Walcott inanılmaz deparlarla Liverpool defansını sürklase etmişti. (sürklase kelimesini de sanırım ilk defa kullandım blogda. hepimize hayırlı olsun)

17.07.2009

2 gün önce neler demişim. Neler olmuş, olmamış. Manchester City henüz Adebayor’a formayı giydiremedi. Taze çalışma izni çıkarmaya çalışıyorlarmış. Ben tam anlayamadım neden yeni bir çalışma izninin daha gerek olduğunu. Zaten İngiltere’de çalışıyordu adam. Sadece kulüp değiştiriyor. Neyse o prosedürler şimdilik Manchester City’nin derdi olsun. Bu derdin de büyüyebileceğini söyleyebiliriz. Çünkü bu dönemde Milan ani bir atak yapıp oyuncunun kafasını karıştırabilir. Adebayor da para yerine Milan’ı tercih edebilir. Ayrıca Milan’ın onun gibi bir forvete çok ihtiyacı var. Artık Inzaghi’yle, Shevchenko ile olmayacak bu iş. Pato tek başına yetmeyebilir. Belki 2 sene sonra Kaka’nın seviyesine gelebilir. Boriello ise henüz Milan’ın forvetinin yükünü kaldıracak bir adam değil. O yüzden Adebayor eğer bir mucize olur da Milan teklif yaparsa, kesin oynayabileceği ve Weah’tan sonra Milan’da bir Afrikalı olarak efsaneleşebileceği Milano takımına gidebilir. Futbol bu, her şey olur…

İki gün evvel Adebayor giderse Arsenal’e yine bir şey olmaz tezimin arkasındayım. Ayrıca Arsene Wenger bu yıl muhtemelen Oğuzhan Özyakup gibi bir genç yeteneği Walcott’u 16 yaşında takıma aldığı gibi bazı maçlarda sahaya sürecektir. Bir de eğer Adebayor’dan gelecek bonservis bedeli ile yerini doldurabilecek kaliteli bir forvet neden almasın ki? Tottenham’dan Darren Bent, Arshavin’den çok daha iyi verim alabilmek için ulusal takımdan arkadaşı Roman Pavlyuchenko’yu yine Tottenham’dan alabilir. İkisi de topun ağzında. Tabi ki bu transferler iki ezeli rakip arasında ses getirmesi, olay yaratması önemli transferler… Transfer piyasası bu, her şey olur…

sevgiler volkanbk3

Nike Reklamı gibi La Liga

Temmuz 17, 2009, 11:09 am | Futbol, La Liga, Serie A, Transfer, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

zlatan ibrahimovic inter barcellona tuttosport

Haberi duydum ve şaşırdım. Beklemiyordum. Bekleniyordu belki de. Ben neden beklemedim bilmiyorum. Yok biliyorum galiba. Zlatan gibi itici bulduğum bir futbolcuyu, belki de dünyanın en sempatik takımı Barcelona’ya yakıştıramıyordum. Bir de Eto’o gitmek istemiyordu Barca’dan takasla. Ben takasla transfer olmam da nası mantıksız bir düşüncedir. Takas edilmek istediğin kulüp Inter’se neyin egosundasın? Bonservis olarak giren çıkan kulübe. Takas olunca yıllık ücretinden bir şey kaybetmiyorsun ki… Neyse. Neden bu kadar takas muhabbeti geçtiğine geleyim.

Dün gece La gazetta della sport Inter Başkanı Moratti, Barcelona Başkanı Laporta ve Barcelona Sportif Direktörü Txiki Begiristain Milano da buluşup yemek yemiş. Yanlış anlamadıysam hem iade-i ziyaret hem de transfer konuşmak için bir araya gelmişler. Transferdeki isimler ise Zlatan Ibrahimovic ve Samuel Eto’o tabi ki. İki kulüp de birbirinin oyuncusunu isityor. Eh krizdeyken takas yapmak kalıyor ama bu nasıl bir takas ki ben çözemedim. Bu sabah hem AS hem de MARCA gazetelerinde okuduğuma göre Zlatan’ın ederi 35-40 milyon Euro civarında bir para ve Eto’o ve bir yıllık kiralik Hleb’miş. Bunun hesaplamasını nasıl yapıyorlar algılaması kolay değil. Fakat Zlatan’ın geçen yıl Inter’i bir başına şampiyon yaptığını iddia edebiliriz. Fakat Eto’o da 3 yılda iki kez Şampiyonlar Ligi kupası kaldırdı. Son sezonunda La Liga’da 30 gol attı. Neden Zlatan=Eto’o+40 milyon iken, Eto’o=Zlatan+40 milyon etmiyor anlam veremedim.

CR_vs_Zlatan_908x510_TR

Transferin eli kulağında gibi bir durum var. Transferin gerçekleşmesi halinde Nike’ın yıllar evvel çektiği reklam gerçekleşip Eric Cantona’nın sorusu da cevaplanmış olacak. Zlatan ve Ronaldo daha toy birer çocuk iken, Nike sanki geleceği görmüş gibi ikiliyi kapıştırmış. Kimin kazanacağı cevabını El Classico tarihlerinde öğrenmiş olacağız. Acaba Barcelona bu reklamı izledikten sonra Ronaldo ve Zlatan’ı kapıştırmak adına Ibra’yı kadrosuna katmak istemiş olabilir mi?

sevgiler volkanbk3

>Nike Reklamı gibi La Liga

Temmuz 17, 2009, 11:09 am | Futbol, La Liga, Serie A, Transfer, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | 6 Yorum

>

zlatan ibrahimovic inter barcellona tuttosport

Haberi duydum ve şaşırdım. Beklemiyordum. Bekleniyordu belki de. Ben neden beklemedim bilmiyorum. Yok biliyorum galiba. Zlatan gibi itici bulduğum bir futbolcuyu, belki de dünyanın en sempatik takımı Barcelona’ya yakıştıramıyordum. Bir de Eto’o gitmek istemiyordu Barca’dan takasla. Ben takasla transfer olmam da nası mantıksız bir düşüncedir. Takas edilmek istediğin kulüp Inter’se neyin egosundasın? Bonservis olarak giren çıkan kulübe. Takas olunca yıllık ücretinden bir şey kaybetmiyorsun ki… Neyse. Neden bu kadar takas muhabbeti geçtiğine geleyim.

Dün gece La gazetta della sport Inter Başkanı Moratti, Barcelona Başkanı Laporta ve Barcelona Sportif Direktörü Txiki Begiristain Milano da buluşup yemek yemiş. Yanlış anlamadıysam hem iade-i ziyaret hem de transfer konuşmak için bir araya gelmişler. Transferdeki isimler ise Zlatan Ibrahimovic ve Samuel Eto’o tabi ki. İki kulüp de birbirinin oyuncusunu isityor. Eh krizdeyken takas yapmak kalıyor ama bu nasıl bir takas ki ben çözemedim. Bu sabah hem AS hem de MARCA gazetelerinde okuduğuma göre Zlatan’ın ederi 35-40 milyon Euro civarında bir para ve Eto’o ve bir yıllık kiralik Hleb’miş. Bunun hesaplamasını nasıl yapıyorlar algılaması kolay değil. Fakat Zlatan’ın geçen yıl Inter’i bir başına şampiyon yaptığını iddia edebiliriz. Fakat Eto’o da 3 yılda iki kez Şampiyonlar Ligi kupası kaldırdı. Son sezonunda La Liga’da 30 gol attı. Neden Zlatan=Eto’o+40 milyon iken, Eto’o=Zlatan+40 milyon etmiyor anlam veremedim.

CR_vs_Zlatan_908x510_TR

Transferin eli kulağında gibi bir durum var. Transferin gerçekleşmesi halinde Nike’ın yıllar evvel çektiği reklam gerçekleşip Eric Cantona’nın sorusu da cevaplanmış olacak. Zlatan ve Ronaldo daha toy birer çocuk iken, Nike sanki geleceği görmüş gibi ikiliyi kapıştırmış. Kimin kazanacağı cevabını El Classico tarihlerinde öğrenmiş olacağız. Acaba Barcelona bu reklamı izledikten sonra Ronaldo ve Zlatan’ı kapıştırmak adına Ibra’yı kadrosuna katmak istemiş olabilir mi?

sevgiler volkanbk3

>Onyewu A.C. Milan’da

Temmuz 7, 2009, 1:06 pm | Futbol, ozhano, Serie A, Transfer kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum

>

Asıl adı Oguchialu Chilioke Goma Lambu Onyewu. 1.97 boyunda 92 kilo 4 metre omuz genişliği ile ağır body-building sporunun bir eseri olan bu saygıdeğer futbolcumuz özellikle Konfederasyon Kupası’nda Amerika Milli Takımı forması altında çıkardığı başarılı maçlarla adından sıkça söz ettirdi. Transfer döneminin en cazip futbolcularından biri olan Onyewu kararını verdi ve A.C. Milan ile 2012 yılına kadar sürecek kontratın altına imza attı. Fenerbahçe yöneticileri uzun süre peşinden koştular ama sanırım en büyük şanssızlıkları Konfederasyon Kupası’nda Amerika’nın finale kadar çıkmış olması oldu. İkinci şanssızlıkları ise oyuncunun non E.U. olmamasıydı. Belçika pasaportu olan Onyewu bu sayede Milan’lı yöneticiler açısından cazip bir transfer haline geldi. Üçüncüsü ise bonservisinin elinde olması. Bu üç kriter tek bir oyuncuda toplanınca o oyuncunun İngiltere, İtalya v.b. gibi önemli ülkelerden teklifler varken Türkiye’yi düşünmesi çok küçük bir olasılıktı. Ama Fenerbahçeli yöneticiler bu küçük olasılığın arkasından gittiler. Diğer tekliflere göre daha sağlam teklif vererek sonuca ulaşmaya çalıştılar. Ancak ne yazık ki! hiçbir sonuç çıkaramadan geri döndüler. Sanırım Poulsen’de de aynısını yaşayacaklar. Neyse Onyewu’ya hayırlı olsun. Kendisini Antalyasporlu futbolcu Djiehoua’dan sonra yapı itibari ile ikinci sıraya koyuyor, ikisini birlikte futbolda jubilelerini yaptıktan sonra Amerikan Güreşi ringlerinde de görmek istiyoruz. Düşünsenize Animal Batista vs. Onyewu, Undertaker-Djiehoua. “Animal Batista vs. Undertaker” Smackdown Altın Kemer Maçından Bir Enstantane.

Çok mu abarttım yoksa :)))

Not: A.C. Milanlı takım arkadaşları gol attıktan sonra bu adamın sevince ortak olma girişimlerini düşünmek bile istemiyorum. Düşünsenize ufacık Gattuso golü atıyor ve karşıdan bir tır kendisine hızla yaklaşıp üzerine çullanıyor. 2 hafta sahalardan uzak kalmayı garanti ediyorum böyle durumlarda. Bunun bir benzerini geçen sezon birkaç maçta Djiehoua gol attıktan sonra takım arkadaşlarının onunla sevinmek yerine ondan kaçtıkları şeklinde görmüştük. Komikti ama güzeldi.

>Milan’ın Kalesi

Mart 17, 2009, 11:19 am | Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Sezon başında Ancelotti takımın 1. kalecisinin Kalac olacağını söylediğinde şaka yapıyor zannetmiştik. Kalac’ı kalede gördüğümüzde ciddi olduğunu anladık. Ancak Avustralyalı kaleci ile Milan’ın 3 direğinin evliliği pek uzun sürmedi. Sonrasında eski toprak Abbiati’ye geri dönmek zorunda kaldılar. Zamanında kovmaktan beter etmişlerdi Abbiati’yi. Hakkında taraftar pankartlar açmış yediği goller sonrası aleyhine tezahüratla yapmışlardı. Bir anda kurtarıcısı oldu Milan’ın Abbiati. Uzun boyunu iyi kullanamıyor, hantal, refleksleri zayıf denen adam belki de kaleciler için en verimli yaşlardan birinde, 31 yaşında, geçti Milan kalesine. Eskiye göre daha iyi olduğu kesindi, başka alternatifi de yoktu zaten Ancelotti’nin, Abbiati en mantıklı seçeneğiydi. Önündeki ağır defansa rağmen Abbiati fena maçlar çıkarmadı, Milli takıma De Sanctis yerine 3. kaleci olarak tekrar çağrılır mı diye düşünülürken Siena maçındaki sakatlığı Milan’ın kalan o azıcık şampiyonluk şansını da sanki aldı götürdü. Son 3 sezonda 3 ayrı takıma kiralanan (Juventus, Torino, Atletico Madrid) ve takımın istenmeyeni adamı olan Abbiati’ye böylesine muhtaç kalmaları Ancelotti’nin Milan’daki geleceği için bariz bir eksi oldu kuşkusuz. Şimdi kalede tekrar ve yeniden son yılların en saçma gollerini yiyen Dida var. Geride alan Serie A haftalarında en az 1-2 tane “Böyle gol yenmez!” videosu bekliyoruz. Kalac mı dediniz, galiba onu Ancelotti bile ne yaptığını unuttu.
Naçizane düşüncem bu takıma seneye bir kaleci bir de Teknik Direktör gerek.

Milan’ın Kalesi

Mart 17, 2009, 11:19 am | Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Sezon başında Ancelotti takımın 1. kalecisinin Kalac olacağını söylediğinde şaka yapıyor zannetmiştik. Kalac’ı kalede gördüğümüzde ciddi olduğunu anladık. Ancak Avustralyalı kaleci ile Milan’ın 3 direğinin evliliği pek uzun sürmedi. Sonrasında eski toprak Abbiati’ye geri dönmek zorunda kaldılar. Zamanında kovmaktan beter etmişlerdi Abbiati’yi. Hakkında taraftar pankartlar açmış yediği goller sonrası aleyhine tezahüratla yapmışlardı. Bir anda kurtarıcısı oldu Milan’ın Abbiati. Uzun boyunu iyi kullanamıyor, hantal, refleksleri zayıf denen adam belki de kaleciler için en verimli yaşlardan birinde, 31 yaşında, geçti Milan kalesine. Eskiye göre daha iyi olduğu kesindi, başka alternatifi de yoktu zaten Ancelotti’nin, Abbiati en mantıklı seçeneğiydi. Önündeki ağır defansa rağmen Abbiati fena maçlar çıkarmadı, Milli takıma De Sanctis yerine 3. kaleci olarak tekrar çağrılır mı diye düşünülürken Siena maçındaki sakatlığı Milan’ın kalan o azıcık şampiyonluk şansını da sanki aldı götürdü. Son 3 sezonda 3 ayrı takıma kiralanan (Juventus, Torino, Atletico Madrid) ve takımın istenmeyeni adamı olan Abbiati’ye böylesine muhtaç kalmaları Ancelotti’nin Milan’daki geleceği için bariz bir eksi oldu kuşkusuz. Şimdi kalede tekrar ve yeniden son yılların en saçma gollerini yiyen Dida var. Geride alan Serie A haftalarında en az 1-2 tane “Böyle gol yenmez!” videosu bekliyoruz. Kalac mı dediniz, galiba onu Ancelotti bile ne yaptığını unuttu.
Naçizane düşüncem bu takıma seneye bir kaleci bir de Teknik Direktör gerek.

>Matteo Darmian

Mart 7, 2009, 12:56 pm | Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Milan altyapısının son ürünlerinden biri Matteo Darmian. Defansın hem göbeğinde hem de sağında forma giyebiliyor. 2 Aralık 1989 doğumlu ve henüz 19 yaşında. İlk kez 2006’da Ancelotti onu bir İtalya Kupası maçında Brescia’ya karşı sonradan oyuna almış ve Milan formasını resmi maçta vermişti. O zamandan beri hep A takım kadrosunda Darmian ve Şampiyonlar Ligi listesinde de yer alıyor 2 sezondur. 1.82’lik boyuyla hava toplarına da hakim olan Darmian bu sezon bir çok kez 18 kişilk kadroda kendine yer bulmaya başardı. Kadroya giremediği haftalarda ise Primavera’da çıktı maçlara ve gelişimine devam etti. İtalyanlar onu Milan’ın yeni Maldinisi olabilecek potansiyelde görüyorlar. Bir çok 2. lig takımından gelen kiralama ve satın alma tekliflerine ret cevabı veren Milan teknik ve idari yönetimi de üzerine itinayla düşmekte. Bir süredir takip ettiğim oyuncunun FM 2009’daki performansı da doyurucu cinsten olunca ziyadesiyle güvendiğimiz FM Scoutlarını bir kez daha buradan saygıyla anmak gerekiyor. Darmian’a dikkat edelim, ilerleyen senelerde adından çok söz edeceğiz.

Matteo Darmian

Mart 7, 2009, 12:56 pm | Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Milan altyapısının son ürünlerinden biri Matteo Darmian. Defansın hem göbeğinde hem de sağında forma giyebiliyor. 2 Aralık 1989 doğumlu ve henüz 19 yaşında. İlk kez 2006’da Ancelotti onu bir İtalya Kupası maçında Brescia’ya karşı sonradan oyuna almış ve Milan formasını resmi maçta vermişti. O zamandan beri hep A takım kadrosunda Darmian ve Şampiyonlar Ligi listesinde de yer alıyor 2 sezondur. 1.82’lik boyuyla hava toplarına da hakim olan Darmian bu sezon bir çok kez 18 kişilk kadroda kendine yer bulmaya başardı. Kadroya giremediği haftalarda ise Primavera’da çıktı maçlara ve gelişimine devam etti. İtalyanlar onu Milan’ın yeni Maldinisi olabilecek potansiyelde görüyorlar. Bir çok 2. lig takımından gelen kiralama ve satın alma tekliflerine ret cevabı veren Milan teknik ve idari yönetimi de üzerine itinayla düşmekte. Bir süredir takip ettiğim oyuncunun FM 2009’daki performansı da doyurucu cinsten olunca ziyadesiyle güvendiğimiz FM Scoutlarını bir kez daha buradan saygıyla anmak gerekiyor. Darmian’a dikkat edelim, ilerleyen senelerde adından çok söz edeceğiz.

>Beckham Milan’da Kalmak İstiyor Ama Neden?

Şubat 5, 2009, 11:33 am | Futbol, Serie A, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Başlığı okuyunca bir çok kişinin aklına tekrar Milli Takım’da oynamak, Avrupa’da tekrar gündeme gelmek gibi konular gelebilir. Hatta bazıları uzun zamandır yakalamadığı arkadaşlık ortamını Milan’da yakaladı, onu sahiplendiler fikrini de savunabilir. Ama ben konuyu bu noktadan farklı bir yere çekmek istiyorum. Çektiğim o yerde de karşımıza çıkan isim David değil Victoria.

Spice Girls’ün eski yıldızı ve estetik ameliyat eseri Victoria Beckham, asıl adıyla Victoria Caroline Adams, David Beckham ile evlendikten sonra onun kariyerine yön veren isim oldu. Manchester’dan olaylı ayrılışı ve Real Madrid’e attığı imzanın hep Victoria’nın baskısı ve kişisel hırsları nedeniyle gerçekleştiği söylenmekte. Avrupa’nın en önde gelen ticari pazarlarından biri olan Futbol Endüstrisinden pay alabilmek için kendi müzik geçmişiyle birlikte David’in popülerliğini kullanarak daha çok şan, şöhret ve para peşine düştüğünü dşünüyorum ben kendi adıma. Röportajlarında ve ekrandaki her görütüsünde kibirli ve kendine aşırı güvenen bir duruş sergileyen Victoria, David Beckham’la evlendikten sonra Spice Girls’ü bırakarak solo albümler yapmaya ve iş dünyasına yönelmiş. Özellikle moda sektöründe bir çok firmanın tanıtım ve reklam organizasyonlarında yer almış, daha sonra bazı firmalar için moda editörlüğü yapmış ve en sonunda eşi David’in de adını kullanarak “dvb” markasını piyasaya sürmüş. Hem gözlü hem de kozmetik alanında firmayı büyütmek için çalışmalarına devam etmekte.
David Beckham’ın LA Galaxy’e transferi uzun süre boyunca konuşuldu Avrupa’da. Amacı Amerikalılar’a tekrar futbolu hatırlatmak ve popülerliğini arttırmak olarak lanse edildi. Ama buna inanan pek kimse olmadı açıkçası. Bu transferin gizli amacının Victoria’nın önlenemez Hollywood tutkusu olduğu, Avrupa’dayken en büyük hayali olan Hollywood filmlerinden rol kaparak sinema sektörüne kapağı atmak ve temellerini attığı ticari işlerine Amerika’da yeni bir pazar açmak olduğu hep iddia edildi. Ancak işlerin istediği gibi gitmediği ve sadece Heidi Klum’un sunduğu moda yarışması Project Runway’de misafir jüri üyesi ve Ugly Betty adlı komedi dizisinde 1 bölüm misafir sanatçı olarak rol bulabildi Victoria. Sabırsız ve kibirli yapısından dolayı yeni bir çıkış yolu arayabileceği ve kabağın David’in başına patlayabileceği düşünülürken bir anda Milan transferi mevzusu ortaya çıktı ve David apar topar İtalya’ya transfer oldu. Moda’nın Avrupa’daki en önemli merkezlerinden biri olan Milano şehri ve David’in Avrupa’daki popürlerliği birleşince David’in Milan’da kalması Victoria için uygun bir çözüm haline geldi. Mart ayna kadar İtalya’dayım diyen David bir anda ağız değiştirip mümkünse Amerika’ya dönmek istemiyorum demeye başladı. Bu sırada değişen tek şey Avrupa’ya dönen Victoria’nın magazin tarafından tekrar aranan kadın haline gelmesiydi.

Velhasıl kelam David Beckham’ın kariyeri Victoria’nın hedefleri doğrultusunda yön buluyor. Ve eminim ki bir şekilde David Avrupa’da kalacak, çünkü Victoria öyle istiyor.

Beckham Milan’da Kalmak İstiyor Ama Neden?

Şubat 5, 2009, 11:33 am | Futbol, Serie A, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Başlığı okuyunca bir çok kişinin aklına tekrar Milli Takım’da oynamak, Avrupa’da tekrar gündeme gelmek gibi konular gelebilir. Hatta bazıları uzun zamandır yakalamadığı arkadaşlık ortamını Milan’da yakaladı, onu sahiplendiler fikrini de savunabilir. Ama ben konuyu bu noktadan farklı bir yere çekmek istiyorum. Çektiğim o yerde de karşımıza çıkan isim David değil Victoria.

Spice Girls’ün eski yıldızı ve estetik ameliyat eseri Victoria Beckham, asıl adıyla Victoria Caroline Adams, David Beckham ile evlendikten sonra onun kariyerine yön veren isim oldu. Manchester’dan olaylı ayrılışı ve Real Madrid’e attığı imzanın hep Victoria’nın baskısı ve kişisel hırsları nedeniyle gerçekleştiği söylenmekte. Avrupa’nın en önde gelen ticari pazarlarından biri olan Futbol Endüstrisinden pay alabilmek için kendi müzik geçmişiyle birlikte David’in popülerliğini kullanarak daha çok şan, şöhret ve para peşine düştüğünü dşünüyorum ben kendi adıma. Röportajlarında ve ekrandaki her görütüsünde kibirli ve kendine aşırı güvenen bir duruş sergileyen Victoria, David Beckham’la evlendikten sonra Spice Girls’ü bırakarak solo albümler yapmaya ve iş dünyasına yönelmiş. Özellikle moda sektöründe bir çok firmanın tanıtım ve reklam organizasyonlarında yer almış, daha sonra bazı firmalar için moda editörlüğü yapmış ve en sonunda eşi David’in de adını kullanarak “dvb” markasını piyasaya sürmüş. Hem gözlü hem de kozmetik alanında firmayı büyütmek için çalışmalarına devam etmekte.
David Beckham’ın LA Galaxy’e transferi uzun süre boyunca konuşuldu Avrupa’da. Amacı Amerikalılar’a tekrar futbolu hatırlatmak ve popülerliğini arttırmak olarak lanse edildi. Ama buna inanan pek kimse olmadı açıkçası. Bu transferin gizli amacının Victoria’nın önlenemez Hollywood tutkusu olduğu, Avrupa’dayken en büyük hayali olan Hollywood filmlerinden rol kaparak sinema sektörüne kapağı atmak ve temellerini attığı ticari işlerine Amerika’da yeni bir pazar açmak olduğu hep iddia edildi. Ancak işlerin istediği gibi gitmediği ve sadece Heidi Klum’un sunduğu moda yarışması Project Runway’de misafir jüri üyesi ve Ugly Betty adlı komedi dizisinde 1 bölüm misafir sanatçı olarak rol bulabildi Victoria. Sabırsız ve kibirli yapısından dolayı yeni bir çıkış yolu arayabileceği ve kabağın David’in başına patlayabileceği düşünülürken bir anda Milan transferi mevzusu ortaya çıktı ve David apar topar İtalya’ya transfer oldu. Moda’nın Avrupa’daki en önemli merkezlerinden biri olan Milano şehri ve David’in Avrupa’daki popürlerliği birleşince David’in Milan’da kalması Victoria için uygun bir çözüm haline geldi. Mart ayna kadar İtalya’dayım diyen David bir anda ağız değiştirip mümkünse Amerika’ya dönmek istemiyorum demeye başladı. Bu sırada değişen tek şey Avrupa’ya dönen Victoria’nın magazin tarafından tekrar aranan kadın haline gelmesiydi.

Velhasıl kelam David Beckham’ın kariyeri Victoria’nın hedefleri doğrultusunda yön buluyor. Ve eminim ki bir şekilde David Avrupa’da kalacak, çünkü Victoria öyle istiyor.

>Mourinho’nun Quaresma Bilmecesi

Şubat 3, 2009, 5:14 am | EPL, Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Quaresma’yı transferin son günlerinde Inter’e getirirken Mourinho ona çok güvendiğini ve kariyerindeki atlamayı Inter’de yapacağını söylüyordu. Daha adam Inter’e geleli 6 ayı geçmedi ama her ne olduysa araları açıldı. Pazar günü Torino karşısında Quaresma’yı kurtarıcı olarak oyuna alan Mourinho, akşamına aynı adamı Avrupa Kupaları oyuncu listesinden çıkardı. Quaresma’nın moralinin inanılmaz bozulduğu, acilen takımdan ayrılmak istediği söylendi. Transferin son gününde, piyasanın kapanmasına dakikalar kala Scolari milli takımdan oyuncusu olan Quaresma’ya sahip çıktı ve Chelsea oyuncuyu Inter’den kiraladı. Mourinho bir kaç haftadır Quaresma’nın taktiksel disipline sadık kalmadığından ve bir futbolcu olarak hala eksikleri olduğundan dert yanıyordu ancak bu kadar ileri gidip adamı sileceğini hiç birimiz düşünmemişizdir. Olan Inter’in 18 milyon Eurosuna oldu diyeceğiz artık. Bu moralle Ada’ya gelen Quaresma’dan verim alabilecek biri varsa o da Scolari’dir herhalde. Carvalho ve Deco’nun terapileri ve Scolari’nin babacanlığı birleşir Quaresma yeniden dirilir diyorum ben, ya da en azından futbola olan sevgim ve kendini verdiğinde futbolunu izlemek zevk olan bir adamı yeniden o haliyle sahalarda görmek istediğimden bu düşüncelerim.

Mourinho’nun Quaresma Bilmecesi

Şubat 3, 2009, 5:14 am | EPL, Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Quaresma’yı transferin son günlerinde Inter’e getirirken Mourinho ona çok güvendiğini ve kariyerindeki atlamayı Inter’de yapacağını söylüyordu. Daha adam Inter’e geleli 6 ayı geçmedi ama her ne olduysa araları açıldı. Pazar günü Torino karşısında Quaresma’yı kurtarıcı olarak oyuna alan Mourinho, akşamına aynı adamı Avrupa Kupaları oyuncu listesinden çıkardı. Quaresma’nın moralinin inanılmaz bozulduğu, acilen takımdan ayrılmak istediği söylendi. Transferin son gününde, piyasanın kapanmasına dakikalar kala Scolari milli takımdan oyuncusu olan Quaresma’ya sahip çıktı ve Chelsea oyuncuyu Inter’den kiraladı. Mourinho bir kaç haftadır Quaresma’nın taktiksel disipline sadık kalmadığından ve bir futbolcu olarak hala eksikleri olduğundan dert yanıyordu ancak bu kadar ileri gidip adamı sileceğini hiç birimiz düşünmemişizdir. Olan Inter’in 18 milyon Eurosuna oldu diyeceğiz artık. Bu moralle Ada’ya gelen Quaresma’dan verim alabilecek biri varsa o da Scolari’dir herhalde. Carvalho ve Deco’nun terapileri ve Scolari’nin babacanlığı birleşir Quaresma yeniden dirilir diyorum ben, ya da en azından futbola olan sevgim ve kendini verdiğinde futbolunu izlemek zevk olan bir adamı yeniden o haliyle sahalarda görmek istediğimden bu düşüncelerim.

Ada’dan Transfer

Ocak 27, 2009, 4:50 pm | EPL, Serie A, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

En büyük gelişme kuşkusuz Arshavin’le ilgili. Ruslar Arsenal’in teklifini kabul ettik bundan sonrası Arshavin’e kalmış diye açıklama yapmışlar. Arsenal tarafı ise temkinli, henüz netleşen bir şey yok diye kaçamak cevaplar veriyorlar sorulara. Avrupa vitrini, EPL seyircisi, Arsenal ve Zenith için büyük kazanç Arshavin, kısacası kaybeden yok bu transferde.

Juventus, Chelsea’de hem taraftarın hem de hangi hoca takımın başında olursa olsun hiç birinin imtina etmediği, zaman zaman kanat oyuncusu zaman zaman golcü kisvesine bürünen Florent Malouda’yı sezon sonuna kadar kiralamak için Chelsea ile neredeyse anlaşmaya varmış durumda. Anlaşma kesinleşirse sezon sonu için satın alma opsiyonu olacağı ve Juventus’un Malouda’yı bonservisiyle birlikte Torino’da tutabileceği söylenmekte.

West Ham United Almanların devşirme harika çocuğu 19 yaşındaki Uganda asıllı Savio Nserenko’yu transfer etti. Transferin 9 milyon sterline patladığı söylenmekte. ozhano’nun Nserenko ile ilgili söyleyecek sözleri var, ilerleyen postlarda okursunuz.

Bolton Sporting Lisbon’un defansif orta saha oyuncusu – şu bizdeki müthiş tabiriyle önlibero- Veloso’yu transfer edebilmek için 12 milyonluk sterlin teklif etmiş. Şimdi Lisbon’un cevabı beklenmekte. Bu adama ne bulduklarını merak ediyorum açıkçası, beynelminel bir oyun tarzına ship, bence eşdeğeri kolay bulunabilecek bir adam. Bolton bu teklifi yaarken aynı zamanda Wolves’tan orta saha oyuncusu Mark Davies’i de kadrosuna katmış.

Portsmouth Savio’yu alan West Ham’dan Hayden Mullins’i ve Porto’dan Pele’yi alarak orta saha alternatiflerini çoğaltmış. Mullins alternatif olmaktan öteye geçemez de Pele de bir ışık var, oynatılırsa.

Bu transfer Ada’dan değil ama adam Adalı olduğu için üstünde durmak gerek. Milan Beckham’ı takımda tutmaya karar vermiş ve 4.5 milyon sterlinlik bonservisi ödemeyi göze almış. 33 yaşındaki artistik futbolcu için önemli bir para. Aşağılarda Beckham’ın basından gizli yaptığı Borgonovo ziyaretini anlatmıştık. Milan Inter’e kıyasla manevi yönü ve aidiyet duygusunun çok yüklü olduğu bir camia, Kaka olayında bunu gördük. Şahsi kanaatim o ziyaretin de Milan camiasında Beckham’ı sahiplenmeleri açısından bir katkısı olmuştur.

>Ada’dan Transfer

Ocak 27, 2009, 4:50 pm | EPL, Serie A, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>En büyük gelişme kuşkusuz Arshavin’le ilgili. Ruslar Arsenal’in teklifini kabul ettik bundan sonrası Arshavin’e kalmış diye açıklama yapmışlar. Arsenal tarafı ise temkinli, henüz netleşen bir şey yok diye kaçamak cevaplar veriyorlar sorulara. Avrupa vitrini, EPL seyircisi, Arsenal ve Zenith için büyük kazanç Arshavin, kısacası kaybeden yok bu transferde.

Juventus, Chelsea’de hem taraftarın hem de hangi hoca takımın başında olursa olsun hiç birinin imtina etmediği, zaman zaman kanat oyuncusu zaman zaman golcü kisvesine bürünen Florent Malouda’yı sezon sonuna kadar kiralamak için Chelsea ile neredeyse anlaşmaya varmış durumda. Anlaşma kesinleşirse sezon sonu için satın alma opsiyonu olacağı ve Juventus’un Malouda’yı bonservisiyle birlikte Torino’da tutabileceği söylenmekte.

West Ham United Almanların devşirme harika çocuğu 19 yaşındaki Uganda asıllı Savio Nserenko’yu transfer etti. Transferin 9 milyon sterline patladığı söylenmekte. ozhano’nun Nserenko ile ilgili söyleyecek sözleri var, ilerleyen postlarda okursunuz.

Bolton Sporting Lisbon’un defansif orta saha oyuncusu – şu bizdeki müthiş tabiriyle önlibero- Veloso’yu transfer edebilmek için 12 milyonluk sterlin teklif etmiş. Şimdi Lisbon’un cevabı beklenmekte. Bu adama ne bulduklarını merak ediyorum açıkçası, beynelminel bir oyun tarzına ship, bence eşdeğeri kolay bulunabilecek bir adam. Bolton bu teklifi yaarken aynı zamanda Wolves’tan orta saha oyuncusu Mark Davies’i de kadrosuna katmış.

Portsmouth Savio’yu alan West Ham’dan Hayden Mullins’i ve Porto’dan Pele’yi alarak orta saha alternatiflerini çoğaltmış. Mullins alternatif olmaktan öteye geçemez de Pele de bir ışık var, oynatılırsa.

Bu transfer Ada’dan değil ama adam Adalı olduğu için üstünde durmak gerek. Milan Beckham’ı takımda tutmaya karar vermiş ve 4.5 milyon sterlinlik bonservisi ödemeyi göze almış. 33 yaşındaki artistik futbolcu için önemli bir para. Aşağılarda Beckham’ın basından gizli yaptığı Borgonovo ziyaretini anlatmıştık. Milan Inter’e kıyasla manevi yönü ve aidiyet duygusunun çok yüklü olduğu bir camia, Kaka olayında bunu gördük. Şahsi kanaatim o ziyaretin de Milan camiasında Beckham’ı sahiplenmeleri açısından bir katkısı olmuştur.

>City’e Gelirim

Ocak 24, 2009, 11:57 pm | EPL, Serie A kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>Buffon Kaka’nın aldığı türden astronomik bir teklif alırsa Manchester City’e imza atabileceğini söyledi. Bu noktada akıllara gelen sorular Buffon hain mi? Buffon Kaka’nın yaptığını yapmazsa Juventus’u satmış mı olacak? Buffon terbiyesiz mi, şerefsiz mi yoksa para manyağı mı?

Juventus yöneticeleri şike yaptığı için 2. lige düşürüldüğünde Del Piero, Nedved ve Trezeguet ile birlikte takımdan ayrılmayan, Juventus’u tekrar tutup 1.lige çıkaran, aldığı ücreti sırf kulübün içine düştüğü şike sonrası mali krizde destek amacıyla yarıya düşüren, 3 gün sonra 31 yaşında olacak bu adam kariyerinin son döneminde bu muhteşem teklife hayır derse kahraman, evet derse hain mi olacak? Üstelik Del Piero kariyerimi İngiltere’de bitirmek istiyorum derken.

City’e Gelirim

Ocak 24, 2009, 11:57 pm | EPL, Serie A kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Buffon Kaka’nın aldığı türden astronomik bir teklif alırsa Manchester City’e imza atabileceğini söyledi. Bu noktada akıllara gelen sorular Buffon hain mi? Buffon Kaka’nın yaptığını yapmazsa Juventus’u satmış mı olacak? Buffon terbiyesiz mi, şerefsiz mi yoksa para manyağı mı?

Juventus yöneticeleri şike yaptığı için 2. lige düşürüldüğünde Del Piero, Nedved ve Trezeguet ile birlikte takımdan ayrılmayan, Juventus’u tekrar tutup 1.lige çıkaran, aldığı ücreti sırf kulübün içine düştüğü şike sonrası mali krizde destek amacıyla yarıya düşüren, 3 gün sonra 31 yaşında olacak bu adam kariyerinin son döneminde bu muhteşem teklife hayır derse kahraman, evet derse hain mi olacak? Üstelik Del Piero kariyerimi İngiltere’de bitirmek istiyorum derken.

ALS – Borgonovo – Beckham

Ocak 24, 2009, 9:06 pm | Futbol, Serie A, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

.hurriyet2008-detailbox-newslink { font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:13px; font-weight:bold; text-decoration:none; color:#000000;} .hurriyet2008-detailbox-newslink:hover { font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:13px; font-weight:bold; text-decoration:underline; color:#990000;}

Daha önce Borgonovo’dan ve hastalığı ALS’den bahsetmiştik. Geçtiğimiz günlerde genelde kazandığı para, magazinsel hayatı ve karısı ile gündeme gelen David Beckham’ın insan tarafını ortaya koyduğunu ve bunu gizlediğini öğrendik. Hala içindeki insanı saklayan Beckham’ı kendi adıma kutluyor ve D Haber Ajansının haberini aynen aktarıyorum. Bravo futbolun Brad Pitt’i.

EDA BERKBAYRAK – MİLANO / DHA 24 Ocak 2009

Beckham kulübün ALS hastalığıyla mücadele eden efsanevi futbolcusu Borgonovo’yı ziyaret etti.

Mart ayına kadar Milan forması giyecek olan Beckham, üst ve alt motor dejenerasyonu olarak açıklanan ve kısa adı ALS olan Amiotrofik Lateral Skleroz hastalığı nedeniyle yatağa bağımlı bir yaşam sürdüren Stefafano Borgonova’yı evinde ziyaret etti. Milan Teknik Direktörü Ancelotti ile birlikte yaklaşık bir saat Borgonovo’nun evinde kalan ve hastalığın araştırılmasına dair kurulan vakıf hakkında bilgi alan Beckham, imzalı bir formasını da, internette açık arttırma ile satılıp vakfa gelir sağlanması için bıraktı.

Borgonovo’nun, “Sen Milan’da kalıp, kariyerini burada bitirmelisin” sözlerine ise, Beckham sadece, “Olabilir” diye yanıtladı. Beckham’ın tamamen basından gizli gerçekleştirdiği ziyaret, Borgonovo tarafından yapılan bir teşekkür açıklaması sonucusu ortaya çıktı. Beckham’in tutumu İtalya futbol camiasında taktirle karşılandı.”

>ALS – Borgonovo – Beckham

Ocak 24, 2009, 9:06 pm | Futbol, Serie A, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

.hurriyet2008-detailbox-newslink { font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:13px; font-weight:bold; text-decoration:none; color:#000000;} .hurriyet2008-detailbox-newslink:hover { font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:13px; font-weight:bold; text-decoration:underline; color:#990000;}

Daha önce Borgonovo’dan ve hastalığı ALS’den bahsetmiştik. Geçtiğimiz günlerde genelde kazandığı para, magazinsel hayatı ve karısı ile gündeme gelen David Beckham’ın insan tarafını ortaya koyduğunu ve bunu gizlediğini öğrendik. Hala içindeki insanı saklayan Beckham’ı kendi adıma kutluyor ve D Haber Ajansının haberini aynen aktarıyorum. Bravo futbolun Brad Pitt’i.

EDA BERKBAYRAK – MİLANO / DHA 24 Ocak 2009

Beckham kulübün ALS hastalığıyla mücadele eden efsanevi futbolcusu Borgonovo’yı ziyaret etti.

Mart ayına kadar Milan forması giyecek olan Beckham, üst ve alt motor dejenerasyonu olarak açıklanan ve kısa adı ALS olan Amiotrofik Lateral Skleroz hastalığı nedeniyle yatağa bağımlı bir yaşam sürdüren Stefafano Borgonova’yı evinde ziyaret etti. Milan Teknik Direktörü Ancelotti ile birlikte yaklaşık bir saat Borgonovo’nun evinde kalan ve hastalığın araştırılmasına dair kurulan vakıf hakkında bilgi alan Beckham, imzalı bir formasını da, internette açık arttırma ile satılıp vakfa gelir sağlanması için bıraktı.

Borgonovo’nun, “Sen Milan’da kalıp, kariyerini burada bitirmelisin” sözlerine ise, Beckham sadece, “Olabilir” diye yanıtladı. Beckham’ın tamamen basından gizli gerçekleştirdiği ziyaret, Borgonovo tarafından yapılan bir teşekkür açıklaması sonucusu ortaya çıktı. Beckham’in tutumu İtalya futbol camiasında taktirle karşılandı.”

Herkes General Bu Olsa Gerek

Ocak 12, 2009, 4:26 pm | Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Milan’ın Roma karşısındaki onbirinde Ronaldinho, Beckham, Kaka, Seedorf, Kaka, Pirlo, Pato bir aradaydı. Herkes general bu takımda, bana biraz bir kaç sene önceki patlak lastik “Galacticos”u hatırlattı. O bol generalli kadro şarampole yuvarlanmıştı, bakalım Gattusosuz bu generaller ne yapacak?

>Herkes General Bu Olsa Gerek

Ocak 12, 2009, 4:26 pm | Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Milan’ın Roma karşısındaki onbirinde Ronaldinho, Beckham, Kaka, Seedorf, Kaka, Pirlo, Pato bir aradaydı. Herkes general bu takımda, bana biraz bir kaç sene önceki patlak lastik “Galacticos”u hatırlattı. O bol generalli kadro şarampole yuvarlanmıştı, bakalım Gattusosuz bu generaller ne yapacak?

City’nin Arapları Kafayı Yemiş

Ocak 9, 2009, 2:49 pm | EPL, Futbol, Serie A, Transfer kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Bu adamlar hakikaten zevkle izlediğimiz oyundaki tüm dengeleri bozmak ve zevkimizin içine etmek için gizli güçler tarafından salınmış futbol endüstrisine. Abramovich’e söylediğim tüm sözleri geri alıyor “Meğer sen ne mülayim bir insanmışsın be Roman biraderim!” demek istiyorum. Zarate kim! Siz kimsiniz! Allah sizi bildiği gibi yapsın! Gidin bir hayır hasenat bi şey yapın bre deyyuslar! Alın okuyun Allah aşkına mantık var mı bu heriflerde!

>City’nin Arapları Kafayı Yemiş

Ocak 9, 2009, 2:49 pm | EPL, Futbol, Serie A, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bu adamlar hakikaten zevkle izlediğimiz oyundaki tüm dengeleri bozmak ve zevkimizin içine etmek için gizli güçler tarafından salınmış futbol endüstrisine. Abramovich’e söylediğim tüm sözleri geri alıyor “Meğer sen ne mülayim bir insanmışsın be Roman biraderim!” demek istiyorum. Zarate kim! Siz kimsiniz! Allah sizi bildiği gibi yapsın! Gidin bir hayır hasenat bi şey yapın bre deyyuslar! Alın okuyun Allah aşkına mantık var mı bu heriflerde!

E Yuh Be Kardeşim!

Kasım 21, 2008, 8:39 pm | EPL, Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Manchester’ı alan bu Araplar iyice sapıttı! Buffon için 75 milyon, Kaka için 100 milyon Euro teklif etmeye niyetleniyorlar! İyice işin cılkını çıkartıyorlar, insanı şu güzelim oyundan soğutuyorlar. İnsan bunlar, insan, altın külçesi, elmas damarı, petrol, arsa falan değil!

>E Yuh Be Kardeşim!

Kasım 21, 2008, 8:39 pm | EPL, Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Manchester’ı alan bu Araplar iyice sapıttı! Buffon için 75 milyon, Kaka için 100 milyon Euro teklif etmeye niyetleniyorlar! İyice işin cılkını çıkartıyorlar, insanı şu güzelim oyundan soğutuyorlar. İnsan bunlar, insan, altın külçesi, elmas damarı, petrol, arsa falan değil!

>Yıllanmış Şarap

Ekim 22, 2008, 8:08 pm | Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>


Yaş: 34, Şampiyonlar Ligi Golü: 41, Hayranı: Milyonlar

Yıllanmış Şarap

Ekim 22, 2008, 8:08 pm | Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum




Yaş: 34, Şampiyonlar Ligi Golü: 41, Hayranı: Milyonlar

>Stefano Borgonovo ve ALS

Ekim 4, 2008, 11:28 am | Futbol, Serie A, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>
“Amyotrofik lateral skleroz (ALS), aynı zamanda Motor Nöron Hastalığı olarak da anılan, merkezî sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin (nöronlar) kaybından ileri gelen bir hastalıktır. Hastalık, merkezî sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin (nöronların) kaybından ileri gelir. Bu hücrelerin kaybı kaslarda düşüklük ve erimeye yol açar. Ayrıca erken ya da geç hareketin birinci nöronu da hastalanır. Zihinsel fonksiyonlar ve bellek ise bozulmaz. Kaslardaki zayıflık ellerde ya da bacaklarda, ağızyutak bölgesinde ya da dilde başlayabilir ve sürekli ilerleyerek yayılır. Bu yayılma “bulber” alandaki kasları da tutabileceği için konuşma ve yutma güçlüğüne neden olabilir. İleri evrelerinde solunum yetersizliğine de yol açabilir. Genellikle erişkin yaşlarda (40-50) ve erkeklerde, kadınlara göre biraz daha sık görülür. Görülme sıklığı (insidansı) 100.000 de 1-1,5 civarındadır. Daha genç ve daha ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir ve genellikle zayıf insanlarda görüldüğü dikkat çekmektedir. ALS hastalarının ortalama üç ila beş yıl yaşayabildikleri belirlenmişse de, daha uzun süre yaşayan kişiler de vardır. Tedavisi yoktur.” (Kaynak:wikitr)

Neden anlattık şimdi bu hastalığı, Borgonovo yüzünden. İtalya’nın efsane oyuncularından, Milan ve Fiorentina formalarını terletmiş olan Borgonovo da tıpkı Sedatımız İsmailimiz gibi ALS hastalığına yakalanmış. Baş edilmesi çok zor olan ve sonunda mutlaka ölüme götüren bir hastalık, üstelik hastanın bakımı da pahalı ve devamlı hoş tutmak gerekiyor hastayı. Destek amacıyla Artemio Franchi’de Fiorentina ve Milan karşılaşacak, Terim hocalık yapacak, efsane futbolcuların da maça katılması bekleniyor. Harika bir sahip çıkış, muhteşem bir davranış. Ama neden bizim ülkemizde böylesi organizasyonlar yapılamıyor, hep bir kaç kişi sahip çıkmaya çalışırken, çoğunluk onları unuturken, büyük organizasyonlar yapılamazken bu insanların aileleri nasıl başa çıkıyor onca sorunla ve hala nasıl kuvvetli kalabiliyorlar. Çok vefasızız, çabuk unutuyoruz, neden böyleyiz!

Uzun ama sorunsuz yaşa Borgonovo, senin için yapılanlar da örnek olsun insanımıza.

Stefano Borgonovo ve ALS

Ekim 4, 2008, 11:28 am | Futbol, Serie A, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum


“Amyotrofik lateral skleroz (ALS), aynı zamanda Motor Nöron Hastalığı olarak da anılan, merkezî sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin (nöronlar) kaybından ileri gelen bir hastalıktır. Hastalık, merkezî sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin (nöronların) kaybından ileri gelir. Bu hücrelerin kaybı kaslarda düşüklük ve erimeye yol açar. Ayrıca erken ya da geç hareketin birinci nöronu da hastalanır. Zihinsel fonksiyonlar ve bellek ise bozulmaz. Kaslardaki zayıflık ellerde ya da bacaklarda, ağızyutak bölgesinde ya da dilde başlayabilir ve sürekli ilerleyerek yayılır. Bu yayılma “bulber” alandaki kasları da tutabileceği için konuşma ve yutma güçlüğüne neden olabilir. İleri evrelerinde solunum yetersizliğine de yol açabilir. Genellikle erişkin yaşlarda (40-50) ve erkeklerde, kadınlara göre biraz daha sık görülür. Görülme sıklığı (insidansı) 100.000 de 1-1,5 civarındadır. Daha genç ve daha ileri yaşlarda da ortaya çıkabilir ve genellikle zayıf insanlarda görüldüğü dikkat çekmektedir. ALS hastalarının ortalama üç ila beş yıl yaşayabildikleri belirlenmişse de, daha uzun süre yaşayan kişiler de vardır. Tedavisi yoktur.” (Kaynak:wikitr)

Neden anlattık şimdi bu hastalığı, Borgonovo yüzünden. İtalya’nın efsane oyuncularından, Milan ve Fiorentina formalarını terletmiş olan Borgonovo da tıpkı Sedatımız İsmailimiz gibi ALS hastalığına yakalanmış. Baş edilmesi çok zor olan ve sonunda mutlaka ölüme götüren bir hastalık, üstelik hastanın bakımı da pahalı ve devamlı hoş tutmak gerekiyor hastayı. Destek amacıyla Artemio Franchi’de Fiorentina ve Milan karşılaşacak, Terim hocalık yapacak, efsane futbolcuların da maça katılması bekleniyor. Harika bir sahip çıkış, muhteşem bir davranış. Ama neden bizim ülkemizde böylesi organizasyonlar yapılamıyor, hep bir kaç kişi sahip çıkmaya çalışırken, çoğunluk onları unuturken, büyük organizasyonlar yapılamazken bu insanların aileleri nasıl başa çıkıyor onca sorunla ve hala nasıl kuvvetli kalabiliyorlar. Çok vefasızız, çabuk unutuyoruz, neden böyleyiz!

Uzun ama sorunsuz yaşa Borgonovo, senin için yapılanlar da örnek olsun insanımıza.

>Karizmayı Çizmek

Eylül 28, 2008, 10:26 pm | Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>


Karizmayı Çizmek

Eylül 28, 2008, 10:26 pm | Futbol, Serie A kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın




Sonraki Sayfa »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.