Aşk Tesadüfleri Sever

Şubat 7, 2011, 2:07 pm | Hayat, Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
 

Ömer Faruk Sorak ve eşini bu film için kutlamak bir kenara, sarılıp sarılıp öpüyorum. İnsanın içine işleyen, her aşık olmuş insanın kendinden bir şeyler bulabileceği bir film. Konu aslında bilinen bir konu ama aynı yünden kiminin ördüğü kazak giyilmiyor kiminin ki yıllar boyu bir diğerine vaz geçilmeden tercih ediliyor. Tam anlamıyla vurdu beni bu film. 3 kez gözyaşlarıma hakim olamadım. Filmin nereye doğru gittiğini anlamış olsam da sürükledi beni bu film anlatılışı ve gerçekten kayda değer oyunculuklarıyla. Belçim Bilgin’den bahsetmiyorum ama oyunculuk derken Mehmet Günsür, Yiğit Özşener, Altan Erkekli, Şebnem Sönmez, Ayda Aksel ve küçük Reyhan Asena Keskinci’den bahsediyorum, belirtmek gerek.

Ömer Faruk Sorak’ın yönetmenliği, sahne hakimiyeti, oyuncuları yönlendirme yeteneği bu zamana kadar çalıştığı projelerde pek ortaya çıkamamıştı. Daha doğrusu hep yıldız oyuncuların arkasında unutulmuştu. Ama bu sefer bu adam çok iyi bir “Yönetmen” olduğunu gösteriyor. Öyle açılar, öyle güzel görüntüler yakalıyor ki özellikle sözsüz sahnelerde. Hele bir de duygu yoğunluğunun hat safhaya çıktığı anlar ve Günsür’ün karakteri Özgür’ün odak noktasında olduğu sekanslarda adeta yeteneğini konuşturuyor Sorak. Bu andan sonra yurtdışında nasıl Nolan’ın projelerini büyük bir heves ve merakla bekliyorsam yurtiçinde Sorak’la ilgili gelişmeleri aynı şekilde takip edeceğim.

Herşeyin ötesinde bu filmi benim için anlamlı kılan diğer iki konu hem kendimle ilgili bir çok şey bulmam hem de filmi beraber izlediğim dünyalar güzeli sevgilimle bizi anlatan bir sahneye şahit olmamızdı. O kadar çok cümle vardı ki filmde daha önce birbirimize söylediğimiz, işte onun için filmi çok benimsedim, bazen kendimi izliyor dinliyor gibi hissettim Özgür konuşurken. Bu yaşa gelene kadar tahsil ve iş anlamında çok çok iyi yerlere ulaşmış, ailem (annem ve babam) açısından hiç sıkıntı yaşamamış olsam da özel hayatımda bir türlü huzuru yakalayamadım. Hep dibe doğruydu seyri hayatımın, mutluluk ve huzur baremim her geçen gün düştü, düştü, düştü. İşte o tam da tarif edemediğim en dipteyken, yapayalnızken ve kendime artık bunu kabullenmem gerek derken çıktı karşıma hayatımı anlamlı kılan o muhteşem kız. Günler geçtikçe Zeynep’in Burak’a sorduğu şeyleri hayatta ilk kez onunla yaşadığımı ve hissettiğimi gördüm, onun yanında dünyanın bambaşka bir yer olduğunu keşfettim. Gülmek, mutluluk, heyecan, eğlence, koşulsuz ve karşılık beklemeden sevmek ne demekmiş o hayatıma girince anladım ancak. Ve dedim ki ona “Sen bunca senedir nerelerdeydin?”. İşte bu cümleyi duyunca filmde gözyaşlarına boğuldum, birebir aynı değildir kelimeler belki çünkü ben daha cümle bitmeden koyvermiştim kendimi. Bendim oradaki sanki, perdedeki de benim hayatımdan bir kesit… İnsan sevdiğini ve aşkını bir çok yolla anlatabilir ama önceden sadece bana ait olduğunu sandığım bu cümle çok iyi bir tercih olur…

Sorak kalbime dokundu bu filmle, kolay kolay silinmeyecek bu iz. Filmi sinemada mutlaka izleyin, o basit Türk romantik-aşk filmlerinden biri olmadığını kağıt mendilinizi çantanızdan çıkarırken çok net bir şekilde anlayacaksınız…

Bülent Ortaçgil’in unutulmaz şarkısı Bir Eylül Akşamı da filmin şerefine Teoman ve Usta’dan gelsin…

Seni çok seviyorum güzel kız…

SAW 7 29 Ekim’de Geliyor!

Temmuz 30, 2010, 7:29 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

http://media.ign.com/ev/embed.swf

More Saw 3D Videos

Askerden firar sebebi 🙂

Paranormal Activity 2

Temmuz 18, 2010, 10:23 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

http://www.traileraddict.com/emd/23948

Ekim Sonu Vizyonda…

Günah Keçisi (Scape Goat) Geliyor

Haziran 27, 2010, 9:30 am | komik, Sinema kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum
http://www.dailymotion.com/swf/video/xdrtx9_gunah-kecisi_fun

Bu film kaçmaz, box-officeler yıkılır, salonlar dolar, taşar, ödüller ardı ardına gelir 😛
The Blair Witch Project, Rec, Paranormal Activity halt etmiş 😛

Çok Filim Hareketler Bunlar

Mart 5, 2010, 1:58 pm | ozhano, Sinema kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

http://www.dailymotion.com/swf/xcdgg8
çok film haraketler bunlar fragman , ersin, youtubeline.com
Yükleyen karapelerin. – Filmler ve diziler Dailymotion’da

İşte beklediğimiz türden bir film daha! Sadece gülmek ve hayattan soyutlanmak için; hıyarlı babası, havuçlu anası, Ersini, uçan ayısı, danası, kaçanı olmak üzere yepyeni bir 7. sanat harikası. Beğenmeyen açsın kendi sanatını seyretsin. Gülme hakkımız elimizden alınamaz 🙂

The Box

Şubat 16, 2010, 2:30 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
Esrarengiz,
İlk yarım saati ile ilgi uyandıran,
Yavaşlayan,
Az biraz hızlanan,
Merak ettiren,
Görüntü yönetmenliği başarılı,
Şaşırtmak üzereyken vaz geçen,
Ne alaka dedirten,
Türü anlaşılamayan,
Mesajı çözülse de neden diye sorduran,
Bir acayip biten,
Son sahnesiyle “E yani dedirten”,
Türünü cidden çözemediğim,
Senaristi ile fırsat olsa da konuşsam dediğim,
Cameron Diaz’ın oyunculuğunu hiç beğenmediğim,
2 saatlik zaman kaybı mı değil mi anlayamadığım,
Acayip bir film.

Recep İvedik’ten Ne Bekliyoruz?

Şubat 12, 2010, 10:19 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

Recep İvedik 3 ile ilgili 2 gündür çok ciddi eleştiriler yer buluyor gazete sütunlarında. Hatta bazı sinema yazarları neredeyse hakaret boyutuna getirmiş durumda bu eleştirileri. Bu eleştirileri okuyan ve ilk 2 filmi de izlemiş bir sinemasever olarak hiç zaman kaybetmeden bugün Recep İvedik 3’ü izlemeye gittim. Filmden sonra dolayısıyla hem kendime hem de her ne kadar beni duymayacak olsalar da kıymetli sinema eleştirmenlerine şu soruyu sormak istiyorum:

Recep İvedik filmlerinden ne bekliyorduk, bu filmlerde ne bulduk?

Ben kendi adıma cevabını vereyim. Ben hem bu filmden hem önceki ikisinden şunları beklemiyordum:

Bana bir şeyler öğretmesini
Sanatsal çekimler görmeyi
Çok yüksek oyuncu ve karakter performansları
Başı ve sonu olan devamlı ve mantıklı bir hikaye
Muhteşem bir senaryo
Düzgün Türkçe
vs. vs.

Benim bu filmlerden beklediğim tek şey beni güldürmesiydi. Sonuç olarak ne oldu? Filmin bir çok sahnesinde bağıra bağıra güldüm. Netice itibariyle o çok bilmiş sinema yazarı arkadaşların dediği gibi “öteki” ya da “eğitim ve kültür seviyesi düşük” falan da değilim. Bildiğin, normal, sıradan bir insanım. Bu kadar zor mu yani hayatı 2 saatliğine bir kenara bırakıp hiç bir beklenti içinde olmadan, gerçekten yaptığı her hareket kendisinin de dediği gibi hayvanca ama komik olan bir adama ve onun maceralarına gülmek. Filmin başından sonuna, tıpkı diğer 2 bölümde olduğu gibi, bir hikayesi var. Tamam film belki skeçlerin arka arkaya bağlandığı bir şekilde ilerlemekte ama yine de bir hikayeye tutunuyor ve fazlasıyla eğlendiriyor final sahnesi sona erene kadar. Şimdi ben bu filmden çıktıktan sonra filmi kelimesi kelimesine, sahne sahne hatırlasam ne olur, filmden tek replik hatırlamasam ne olur? Sonuçta ben bu filmi izlerken hayattan 2 saatliğine kopup sanal bir dünyada bütün negatif enerjimi boşaltmışım. Şimdi bu adam gelecek sene Recep İvedik 4’ü çekse yine ilk günden gider izlerim, 5’e de 6’ya da 10’a da giderim, eğleniyorum çünkü. Eğlendiğin bir aktiviteyi sürdürmek, zevk aldığın şeyi yapmaya devam etmek kültürsüzlükse özür dileriz çok bilmiş sinema eleştirmeni büyüklerimiz (!) tanıdığım en büyük kültür fakiri, cahil benim o zaman.

Her yapılan, çekilen film sanatsal değer taşımak zorunda mı kardeşim, her film Oscar adayı mı olacak! Gidin, izleyin, eğlenin arkadaşım. Dinlemeyin o çok bilmiş, kendini beğenmişleri.

Hastayım o gömleğe arkadaş!

Normal Değil Bu Aktiviteler

Şubat 4, 2010, 12:30 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Gece yarısı, karanlıkta, dev ekranda, yüksek çözünürlükte, surround soundla SERETMEYİN!

Oren Peli illa ki yakalayacağız seni bir yerde! Nasıl oturuyosun o evde, hiç mi tırsmıyorsun, hiç mi için ürpermiyor kardeşim! Nerenden uydurdun o hikayeyi, hiç mi acımadın oğlum insanlara, hiç mi merhamet yok sende! Terbiyesiz adam, ne hakkın var! Ama suç bizde niye seyretik ki! Ah Oren ah!

Normal değil bu aktiviteler kardeşim, ama kazandığı para normal artık Peli için. Paranormal de biz artık değiliz. Korktuk be yav! Abarttım mı biraz 🙂

Daybreakers

Şubat 4, 2010, 8:20 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Fazlasıyla orjinal bir konusu var Daybreakers’ın. Pek kimsenin bu açıdan düşündüğünü zannetmiyorum kendi adıma. Biraz Matrix’i andıran yanları mevcut hikayenin, biraz Terminator mesajları da aldım kendi adıma. Klasik vampir filmlerinden oldukça farklı ve ilk sahnesinden itibaren izleyiciyi merakta bırakan bir yanı var filmin. Kısaca konusundan bahsedelim, öyle çok çok derine girmeden. Ama yine de spoiler içerir, uyarayım.

Yıl 2019, yer tabii ki Amerika. 2009 yılında başlayan bir salgın neticesinde insanların çoğu Vampire dönüşmüş, dönüşmeden kalan insanlar ise bu vampirler tarafından insan tarlalarında kanları toplanmak üzere uyuşturulmu bir şekilde hapsedilmiştir. Ne zaman ki insan nüfusu giderek azalır ve kan stokları yetmemeye başlar Dünya hükümetleri bir çözüm bulma uğraşına girerler, keza artık Vampir ırkı tehlikededir. Yeterli kan bulunamazsa vampirler birer canavara dönüşecek ve birbirlerini öldürmeye başlayacaklardır. Bu noktada kan bilimci Edward Dalton ve ekibi yapay kan üretmek için çalışakmaktadır. Sonrası anlatılmaz:)

Ethan Hawke, uzun süre ciddi bir rolde karşımıza çıkan Sam Neill ve Willem Dafoe filmi sürükleyen isimler. Spierig Kardeşlerin Undead’den sonraki ilk senaryo ve yönetmenlik denemesi verdikleri emeğe değmiş. Uzun süredir ilk defa bir vampir filmini zevkle izledim. Tavsiyemdir.

The Time Traveler’s Wife

Ocak 30, 2010, 11:00 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
http://www.traileraddict.com/emd/11670

Tam anlamıyla muhteşem bir film. Koşulsuz sevmenin, aşkın ve bağlılığın ne olduğunu bilmeyenler bu filmi izlemeli, biliyorum diyenler ise ne kadar bildiklerini ölçmeli bu filmi izleyerek. Rachel McAdams ve Eric Bana harika birer performans sergilemişler, özellikle McAdams sanki gerçekten yaşıyor gibi oynamış. Hem yönetmenlik hem görüntü yönetmenliği muazzam. Final sahnesi çok etkileyici, ötesinde filmde aşkın ve sevginin saf halini buluyorsunuz. Yaradan böyle bir aşkı her hak edene yaşatır umarım, ilk başta ben talibim 🙂 Seyretmediyseniz seyredin, seyrettirin, pişman olmazsınız.

Not: Eğer ne olacağını bilmeden, heyecanla seyretmek istiyorum diyorsanız trailer’ı izlemeyin derim.

Neden Düşeriz Bruce?

Ocak 27, 2010, 8:25 am | Hayat, Sinema kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
And why do we fall, Bruce? 
So we can learn to pick ourselves up.

En sevdiğim repliklerden biridir, hatta efsanedir gözümde. Benim yaşadıklarımı da özetler niteliktedir. Bugün ayaktaysam etkisi çoktur. Düşen adam ayağa kalktığında fikren ve fiziken artık o düşen adam değildir, arkasına bakmadan ve aynı çukura bir kez daha düşmeden devam eder hayatına. Düşen adam aslında öğrenen adamdır, düşen adam aslında artık o eski adam değildir.

Peki neden düşeriz Bruce?

>Halk Düşmanları

Aralık 29, 2009, 11:32 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Sevgili ozhano ile piyasaya çıktığına göre geç de olsa, bu akşam bir kaçamak yapıp izledik Halk Düşmanları’nı. Depp harika, Bale yine çok iyiydi. Micheal Mann’ın usta işi bir eseri daha. İzlemeyenlere tavsiyedir. Sonuçta sinema bir sanat ve bu üçü de ciddi sanatkarlar. Hayatı da yaşamak gerek be arkadaş!

Halk Düşmanları

Aralık 29, 2009, 11:32 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Sevgili ozhano ile piyasaya çıktığına göre geç de olsa, bu akşam bir kaçamak yapıp izledik Halk Düşmanları’nı. Depp harika, Bale yine çok iyiydi. Micheal Mann’ın usta işi bir eseri daha. İzlemeyenlere tavsiyedir. Sonuçta sinema bir sanat ve bu üçü de ciddi sanatkarlar. Hayatı da yaşamak gerek be arkadaş!

Testere 6’nın Akıbeti

Ekim 26, 2009, 10:05 pm | Sinema, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Geçen hafta Testere 6’nın son anda, vizyona girmeden kısa bir süre önce geri çekilmesinin sorumluları kim diye sormuştuk ortaya. Bir türlü ulaşamadığımız Warner Bros yüzünden bir sürü komplo teorisi geliştirmiştik. Bugün işin gerçeğini öğrendik. Warner Bros Türkiye değil Fida Film almış Testere 6’nın Türkiye haklarını. Warner Bros Türkiye sadece dağıtıcı olarak işin içinde anladığım kadarıyla. Normalde Fida Film de 23 Ekim olarak ayarlamış kendilerini fakat Amerika’daki yapımcı ve dağıtıcı şirketler arasındaki bir anlaşmazlık nedeniyle sadece Türkiye’de değil bir kaç yerde daha film gösterime girememiş. Çünü Amerikan şirketi Türkiye’ye 35 mm’lik film kopyalarını göndermemiş. Böyle olunca ne filmin çoğaltılması, ne altyazı hazırlanması ve altyazıların kopyalara entegrasyonunu yapamamış Fida Film. Amerikan şirketi kesin bir tarih vermeyince de filmi mecburen geri çekmek durumunda kalmış Fida Film.

Şu anda Türkiye’de Testere 6’nın izlenebilir bir kopyası yok yani. Bu nedenle sinemada izlemek için 11 Aralık’ı beklememiz gerekecek, kötü ihtimalle 18 Aralık’ı. Fida Film de bu işten şikayetçi ve internet yoluyla filmin yayılması neticesinde seyirci kaybetme endişesini yaşıyorlar ki haklılar. Öte yandan Testere 6 tutkunlarının komplo teorisi kurmalarına gerek olmadığını her hangibir filmin önünü kesmemek amacıyla yapılan bir hareket olmadığını söylüyorlar bunun. Hatta bana söylenen tam cümle şuydu “Testere’nin farklı bir izleyicisi kitlesi var. 4 senedir Testere’yi hangi hafta vizyona çıkarırsak ona göre bir çok filmin vizyon tarihi değişiyor. Testere karşısında duramıyorlar“.

Yukarıdaki tüm bilgileri nereden aldın derseniz kaynağımı da vereyim, Fida Film Dağıtım’dan adaşım Cenk Bey. Bir de kendim duyayım deyip isteyene kendisinin telefon numarasını da verebilirim. Sonuç itibariyle verilen bilgi sorunun Amerika’daki dağıtıcı firmayla ilişkili olduğu ve bu yüzden 23 Ekim zevkini yaşamaktan mahrum kaldığımız. Ben sinemada seyretme taraftarıyım Testere serisi filmlerini, en azından ilk seyredişimde. Şimdi gelsin 11 Aralık!

>Testere 6’nın Akıbeti

Ekim 26, 2009, 10:05 pm | Sinema, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Geçen hafta Testere 6’nın son anda, vizyona girmeden kısa bir süre önce geri çekilmesinin sorumluları kim diye sormuştuk ortaya. Bir türlü ulaşamadığımız Warner Bros yüzünden bir sürü komplo teorisi geliştirmiştik. Bugün işin gerçeğini öğrendik. Warner Bros Türkiye değil Fida Film almış Testere 6’nın Türkiye haklarını. Warner Bros Türkiye sadece dağıtıcı olarak işin içinde anladığım kadarıyla. Normalde Fida Film de 23 Ekim olarak ayarlamış kendilerini fakat Amerika’daki yapımcı ve dağıtıcı şirketler arasındaki bir anlaşmazlık nedeniyle sadece Türkiye’de değil bir kaç yerde daha film gösterime girememiş. Çünü Amerikan şirketi Türkiye’ye 35 mm’lik film kopyalarını göndermemiş. Böyle olunca ne filmin çoğaltılması, ne altyazı hazırlanması ve altyazıların kopyalara entegrasyonunu yapamamış Fida Film. Amerikan şirketi kesin bir tarih vermeyince de filmi mecburen geri çekmek durumunda kalmış Fida Film.

Şu anda Türkiye’de Testere 6’nın izlenebilir bir kopyası yok yani. Bu nedenle sinemada izlemek için 11 Aralık’ı beklememiz gerekecek, kötü ihtimalle 18 Aralık’ı. Fida Film de bu işten şikayetçi ve internet yoluyla filmin yayılması neticesinde seyirci kaybetme endişesini yaşıyorlar ki haklılar. Öte yandan Testere 6 tutkunlarının komplo teorisi kurmalarına gerek olmadığını her hangibir filmin önünü kesmemek amacıyla yapılan bir hareket olmadığını söylüyorlar bunun. Hatta bana söylenen tam cümle şuydu “Testere’nin farklı bir izleyicisi kitlesi var. 4 senedir Testere’yi hangi hafta vizyona çıkarırsak ona göre bir çok filmin vizyon tarihi değişiyor. Testere karşısında duramıyorlar“.

Yukarıdaki tüm bilgileri nereden aldın derseniz kaynağımı da vereyim, Fida Film Dağıtım’dan adaşım Cenk Bey. Bir de kendim duyayım deyip isteyene kendisinin telefon numarasını da verebilirim. Sonuç itibariyle verilen bilgi sorunun Amerika’daki dağıtıcı firmayla ilişkili olduğu ve bu yüzden 23 Ekim zevkini yaşamaktan mahrum kaldığımız. Ben sinemada seyretme taraftarıyım Testere serisi filmlerini, en azından ilk seyredişimde. Şimdi gelsin 11 Aralık!

Rezalet! Testere’nin Gösterimi Aralık Ayına Ertelendi!

Ekim 23, 2009, 2:47 pm | Sinema, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Nedenini çözemedim, anlayamadım, ne söylesem boş, bunalımdayım! Cinebonus çalışanlarıyla yaptığım görüşmede, Testere 6’nın Türkiye’deki dağıtıcısı Warner Bros’un 2-3 gün önce Testere’yi 23 Ekim’de, daha önceki bölümlerinde yaptığının tersine, yayına sokmayacağını ve gösterimin ertelendiğini bildirmiş. Bunun üzerine programını değiştirmek zorunda kalmış Cinebonus sinemaları da. Doğru düzgün bir açıklama da gelmememiş.

Bu bilgiyi bugün yer ayırtayım diye sinemayı aradığımda aldım ve adeta şok oldum. Bunun üzerine Warner Bros Türkiye’ye ulaşmaya çalıştım. Telefonlarını telesekretere bağlamışlar ve çağrılara cevap vermiyorlar. İsterseniz mesaj bırakabiliyorsunuz ama ona da dönüş yapmıyorlar. Aramaya devam edeceğim ama bu ayıptır yahu! Reklamını yap yap yap, son gün ertele. Bir sinema sitesi (http://moviegrande.com/) haricinde hiç bir yerde kesin bir bilgi yok. Moviegrande’ye göre Testere 6 11 Aralık’ta vizyona girecek.

Ben bu harekette açıkçası art niyet arıyorum. Bir çok şey, özellikle yerli filmlerle alakalı bir çok şey aklıma geliyor ama söylemek istemiyorum. Rezalettir bu. Bir çok filmi hem de dublajlı bir şekilde dünya ile aynı anda vizyona sokan Warner Bros çok büyük ayıp etmiştir. Bütün dünyada gösterime girdikten 2 ay sonra böyle bir filmi yayına sokmak hem bize hem kendilerine kazıktır. Kendilerini kutluyorum!

>Rezalet! Testere’nin Gösterimi Aralık Ayına Ertelendi!

Ekim 23, 2009, 2:47 pm | Sinema, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Nedenini çözemedim, anlayamadım, ne söylesem boş, bunalımdayım! Cinebonus çalışanlarıyla yaptığım görüşmede, Testere 6’nın Türkiye’deki dağıtıcısı Warner Bros’un 2-3 gün önce Testere’yi 23 Ekim’de, daha önceki bölümlerinde yaptığının tersine, yayına sokmayacağını ve gösterimin ertelendiğini bildirmiş. Bunun üzerine programını değiştirmek zorunda kalmış Cinebonus sinemaları da. Doğru düzgün bir açıklama da gelmememiş.

Bu bilgiyi bugün yer ayırtayım diye sinemayı aradığımda aldım ve adeta şok oldum. Bunun üzerine Warner Bros Türkiye’ye ulaşmaya çalıştım. Telefonlarını telesekretere bağlamışlar ve çağrılara cevap vermiyorlar. İsterseniz mesaj bırakabiliyorsunuz ama ona da dönüş yapmıyorlar. Aramaya devam edeceğim ama bu ayıptır yahu! Reklamını yap yap yap, son gün ertele. Bir sinema sitesi (http://moviegrande.com/) haricinde hiç bir yerde kesin bir bilgi yok. Moviegrande’ye göre Testere 6 11 Aralık’ta vizyona girecek.

Ben bu harekette açıkçası art niyet arıyorum. Bir çok şey, özellikle yerli filmlerle alakalı bir çok şey aklıma geliyor ama söylemek istemiyorum. Rezalettir bu. Bir çok filmi hem de dublajlı bir şekilde dünya ile aynı anda vizyona sokan Warner Bros çok büyük ayıp etmiştir. Bütün dünyada gösterime girdikten 2 ay sonra böyle bir filmi yayına sokmak hem bize hem kendilerine kazıktır. Kendilerini kutluyorum!

Yarın 23 Ekim, Zaman Geldi

Ekim 22, 2009, 4:59 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Yarın 23 Ekim, Zaman Geldi

Ekim 22, 2009, 4:59 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Kocaman Bir Zaman Kaybı – Surrogates

Ekim 20, 2009, 6:54 am | Sinema, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Fikir çok güzel, Bruce Willis de olunca tamamdır, izlemeliyim diyorsunuz. Ama daha yarım saat olmadan bayağı, alışılageldik, becerilememiş bir bilim kurgu – dramla karşılaşıyorsunuz. Willis oynuyor olmasa sonuna kadar dayanılmaz. 80 dakikama yazık oldu. Oysaki çok umutlanmıştım. Willis’e de yazık olduğunu söylemem gerek. Zaten bence onun da içine pek sinmemiş, alıştığımız başarılı oyunundan eser yoktu. Baştan aşağı zaman kaybı. Sinemada izlemeyin, harcayacak zamanınız çoksa divx, dvd seçeneklerini falan değerlendirin derim. Imdb’de nasıl olup da 6.5 aldığını ise anlamış değilim.

>Kocaman Bir Zaman Kaybı – Surrogates

Ekim 20, 2009, 6:54 am | Sinema, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Fikir çok güzel, Bruce Willis de olunca tamamdır, izlemeliyim diyorsunuz. Ama daha yarım saat olmadan bayağı, alışılageldik, becerilememiş bir bilim kurgu – dramla karşılaşıyorsunuz. Willis oynuyor olmasa sonuna kadar dayanılmaz. 80 dakikama yazık oldu. Oysaki çok umutlanmıştım. Willis’e de yazık olduğunu söylemem gerek. Zaten bence onun da içine pek sinmemiş, alıştığımız başarılı oyunundan eser yoktu. Baştan aşağı zaman kaybı. Sinemada izlemeyin, harcayacak zamanınız çoksa divx, dvd seçeneklerini falan değerlendirin derim. Imdb’de nasıl olup da 6.5 aldığını ise anlamış değilim.

Dirty Harry Kicks in Lyon

Ekim 19, 2009, 10:32 am | Futbol, Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Hayranım bu adama!

>Dirty Harry Kicks in Lyon

Ekim 19, 2009, 10:32 am | Futbol, Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Hayranım bu adama!

>Star Trek

Ekim 14, 2009, 10:03 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bu filmi heyecanla bekliyor olmama rağmen özellikle ilgilenmemeye, oyuncularını öğrenmemeye, konusundan bihaber olmaya çalıştım. Tabii Heroes seyrediyor olmanın dezavantajıyla Sylar’ın yani Zachary Quinto’nun Mr.Spock’ı oynayacağını öğrendim. Olsun gerisine bakmadım, herhangi bir Star Trek haberi ile karşılaşınca okumadım, browserı kapattım, gazeteyi dergiyi attım elimden. Veee dün sonunda filmi izleme fırsatı buldum. Seyretmeyenlerin zevkini kaçırmamak üzere konusundan bahsetmeyeceğim. Benim için içinde inanılmaz şaşırtıcı bir gelişme olduğunu, kurgunun iyi yapıldığını, yönetmenliği çok beğendiğimi, oyuncuların rollerinin hakkını verdiğini ve hikayenin çok iyi olduğunu söylesem yeterli olur. Dayanamayacağım şunu söylemem gerek, hem yönetmen hem yapımcı hem de fikir sahibi olarak projenin ağa babası olan JJ Abrams’ın zaman yolculuğu takıntısının devam ettiğini gördük yine bu filmde, çok da zevk aldık.

Çok zevkli, bittiğinde beni mutlu eden ve çocukluğuma, daha genç olduğum yıllara götüren bir film oldu. Aşağıdaki postta değindiğim JJ Abrams’a da bir çift laf söylemem gerek. Adam sanki çocukluğunda hayran kaldığı dizileri, filmleri kendi ütopik hayal dünyası ile birleştirip fantastik dünyalar yaratmaya çalışıyor ve yaratıyor da! Evet evet JJ Abrams benim ruh ikizim!

Türün hayranları Star Trek’i kaçırmamalı…

Star Trek

Ekim 14, 2009, 10:03 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bu filmi heyecanla bekliyor olmama rağmen özellikle ilgilenmemeye, oyuncularını öğrenmemeye, konusundan bihaber olmaya çalıştım. Tabii Heroes seyrediyor olmanın dezavantajıyla Sylar’ın yani Zachary Quinto’nun Mr.Spock’ı oynayacağını öğrendim. Olsun gerisine bakmadım, herhangi bir Star Trek haberi ile karşılaşınca okumadım, browserı kapattım, gazeteyi dergiyi attım elimden. Veee dün sonunda filmi izleme fırsatı buldum. Seyretmeyenlerin zevkini kaçırmamak üzere konusundan bahsetmeyeceğim. Benim için içinde inanılmaz şaşırtıcı bir gelişme olduğunu, kurgunun iyi yapıldığını, yönetmenliği çok beğendiğimi, oyuncuların rollerinin hakkını verdiğini ve hikayenin çok iyi olduğunu söylesem yeterli olur. Dayanamayacağım şunu söylemem gerek, hem yönetmen hem yapımcı hem de fikir sahibi olarak projenin ağa babası olan JJ Abrams’ın zaman yolculuğu takıntısının devam ettiğini gördük yine bu filmde, çok da zevk aldık.

Çok zevkli, bittiğinde beni mutlu eden ve çocukluğuma, daha genç olduğum yıllara götüren bir film oldu. Aşağıdaki postta değindiğim JJ Abrams’a da bir çift laf söylemem gerek. Adam sanki çocukluğunda hayran kaldığı dizileri, filmleri kendi ütopik hayal dünyası ile birleştirip fantastik dünyalar yaratmaya çalışıyor ve yaratıyor da! Evet evet JJ Abrams benim ruh ikizim!

Türün hayranları Star Trek’i kaçırmamalı…

J.J.Abrams

Ekim 14, 2009, 11:47 am | Sinema, Televizyon kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Kime benzeteceğimi hakkında ne söyleceğimi şu an için tam toparlayamıyorum. Ama bu adam muhteşem! Şöyle bir dizi olsa, şöyle bir konu işlense, şöyle de bir film çekilse diye aklımdan geçirdiğim tüm ütopik işleri bir süre sonra onun yaptığını ya da yapmaya hazırlandığını görüyorum. Modern Hitchcock ona en iyi gidecek isimlerden biri. Gerilimi, bilim kurgu ve hayal gücünün akıl almaz sınırlarına genişleten bir sinemacı, televizyoncu, sanatkar. J.J. Abrams; önnde saygıyla eğiliyorum!

>J.J.Abrams

Ekim 14, 2009, 11:47 am | Sinema, Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Kime benzeteceğimi hakkında ne söyleceğimi şu an için tam toparlayamıyorum. Ama bu adam muhteşem! Şöyle bir dizi olsa, şöyle bir konu işlense, şöyle de bir film çekilse diye aklımdan geçirdiğim tüm ütopik işleri bir süre sonra onun yaptığını ya da yapmaya hazırlandığını görüyorum. Modern Hitchcock ona en iyi gidecek isimlerden biri. Gerilimi, bilim kurgu ve hayal gücünün akıl almaz sınırlarına genişleten bir sinemacı, televizyoncu, sanatkar. J.J. Abrams; önnde saygıyla eğiliyorum!

>2012 – #3 – Felakete Göz Atın

Ekim 8, 2009, 11:20 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

http://www.traileraddict.com/emd/14637

2012 – #3 – Felakete Göz Atın

Ekim 8, 2009, 11:20 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
http://www.traileraddict.com/emd/14637

Gran Torino

Eylül 25, 2009, 11:11 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
İzleyin, İzlettirin…

Clint Eastwood’a yönettiği her filmde tutkum artıyor. Bu yaşta yaptığı oyunculuğa ise en fazla hayran kalabiliyorum. Gidip şu adamın bir taraflarına sürtünsem, elini öpsem, boynuna sarılsam azıcık onun gibi olabilir miyim acaba? Anne ben büyünce karar verdim kesin Clint Eastwood olacağım!

>Gran Torino

Eylül 25, 2009, 11:11 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

İzleyin, İzlettirin…

Clint Eastwood’a yönettiği her filmde tutkum artıyor. Bu yaşta yaptığı oyunculuğa ise en fazla hayran kalabiliyorum. Gidip şu adamın bir taraflarına sürtünsem, elini öpsem, boynuna sarılsam azıcık onun gibi olabilir miyim acaba? Anne ben büyünce karar verdim kesin Clint Eastwood olacağım!

Amerika Açık Tribünleri – Del Potro Şahitleri

Eylül 15, 2009, 10:01 am | Futbol, Sinema, Tenis kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Şu yukarıdaki muhteşem görüntüsüyle arzı endam eden Flushing Meadows’daki Arthur Ashe stadyumunda, Del Potro Fedex’i ödemeli kargoyla İsviçre’ye gönderirken tribünlerde boy gösterenler arasında kimler yoktu ki! Benim için en çok anlam ifade eden 3 kişiyi aşağıda görüyoruz. Ancak bunca senedir aynı kalmayı başaran Jack Nicholson’a hayret ederken nasıl olup da bu derece çöktüğünü anlayamadığım Bruce Willis’e şaşkın gözlerle bakıyorum. Zizou ise hep aynı, sanki şimdi formayı, kramponu giyip çıksa 90 dakikayı çıkaracak gibi duruyor.
Finalde Del Potro favori olmadığı, setlerde 1-0 gerideyken 2. sette servis kırdırdığı halde tie-break ile 1-1’i yakalayıp yine geriye düştüğü 3. seti kaybedip, 4. sette maçı yine tie-break’le çevirdiği, saatler süren efsanevi maçı son sette yaşının ve enerjisinin de getirdiği dirilikle 3-2 almayı başardı. Del Potro henüz 20 yaşının sonlarında, 1977’den beri bu turnuvayı kazanan ilk Güney Amerikalı ve Grand Slamler tarihinin artık en uzun (1.98 m) şampiyonu. Şu aşağıdaki fotoğraf sanırım ruh halini yeterince anlatıyor Del Potro’nun. Dünya tenisinde değişiklik isteyen bizler için bir fırsat Del Potro, Yolun açık olsun genç adam!

>Amerika Açık Tribünleri – Del Potro Şahitleri

Eylül 15, 2009, 10:01 am | Futbol, Sinema, Tenis kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Şu yukarıdaki muhteşem görüntüsüyle arzı endam eden Flushing Meadows’daki Arthur Ashe stadyumunda, Del Potro Fedex’i ödemeli kargoyla İsviçre’ye gönderirken tribünlerde boy gösterenler arasında kimler yoktu ki! Benim için en çok anlam ifade eden 3 kişiyi aşağıda görüyoruz. Ancak bunca senedir aynı kalmayı başaran Jack Nicholson’a hayret ederken nasıl olup da bu derece çöktüğünü anlayamadığım Bruce Willis’e şaşkın gözlerle bakıyorum. Zizou ise hep aynı, sanki şimdi formayı, kramponu giyip çıksa 90 dakikayı çıkaracak gibi duruyor.
Finalde Del Potro favori olmadığı, setlerde 1-0 gerideyken 2. sette servis kırdırdığı halde tie-break ile 1-1’i yakalayıp yine geriye düştüğü 3. seti kaybedip, 4. sette maçı yine tie-break’le çevirdiği, saatler süren efsanevi maçı son sette yaşının ve enerjisinin de getirdiği dirilikle 3-2 almayı başardı. Del Potro henüz 20 yaşının sonlarında, 1977’den beri bu turnuvayı kazanan ilk Güney Amerikalı ve Grand Slamler tarihinin artık en uzun (1.98 m) şampiyonu. Şu aşağıdaki fotoğraf sanırım ruh halini yeterince anlatıyor Del Potro’nun. Dünya tenisinde değişiklik isteyen bizler için bir fırsat Del Potro, Yolun açık olsun genç adam!

>23 Ekim’i Beklerken

Eylül 14, 2009, 9:35 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

23 Ekim’i Beklerken

Eylül 14, 2009, 9:35 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>2012 – Hala Beklemedeyiz

Eylül 8, 2009, 1:04 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

http://www.traileraddict.com/emd/11775

Büyük bütçeli felaket filmlerinin değişmez yönetmeni Roland Emmerich yine benzer bir yapımla karşımızda. Bazı teorisyenlere göre 21 Aralık 2012 tarihinde dünyanın sonunun geleceğini öngören Maya medeniyetinin bu öngörüsünün doğru çıktığı bir geleceğin anlatıldığı 2012 adlı filmde insanların hayatta kalma mücadelelerine tanık oluyoruz. Filmin kadrosu oldukça sağlam: John Cusack , Thandie Newton , Woody Harrelson , Amanda Peet , Danny Glover , Oliver Platt ve Chiwetel Ejiofor ilk göze çarpan isimler. (Kaynak: Sinemalar.com)

2012 – Hala Beklemedeyiz

Eylül 8, 2009, 1:04 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum
http://www.traileraddict.com/emd/11775

Büyük bütçeli felaket filmlerinin değişmez yönetmeni Roland Emmerich yine benzer bir yapımla karşımızda. Bazı teorisyenlere göre 21 Aralık 2012 tarihinde dünyanın sonunun geleceğini öngören Maya medeniyetinin bu öngörüsünün doğru çıktığı bir geleceğin anlatıldığı 2012 adlı filmde insanların hayatta kalma mücadelelerine tanık oluyoruz. Filmin kadrosu oldukça sağlam: John Cusack , Thandie Newton , Woody Harrelson , Amanda Peet , Danny Glover , Oliver Platt ve Chiwetel Ejiofor ilk göze çarpan isimler. (Kaynak: Sinemalar.com)

>Bakış Açısı

Eylül 6, 2009, 10:14 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Bakış Açısı

Eylül 6, 2009, 10:14 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

The Last Airbender

Ağustos 30, 2009, 8:32 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum


Efsane fantastik anime The Last Airbender Shyamalan’ın ellerinde beyazperde’ye geliyor, gelecek yaz vizyonda olacak. Çekimler büyük ölçüde tamamlanmış, görsel efekt çalışmaları devam ediyor. Bir tutkunu da açtığı blogla en son bilgileri ulaştırıyor bize. Bloga buradan ulaşabilir, gelecek yazı beklerken benim gibi heyecanınızı bastırabilirsiniz. Shyamalan’ın tekrar dirildiği film olması dileğiyle…

>The Last Airbender

Ağustos 30, 2009, 8:32 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>


Efsane fantastik anime The Last Airbender Shyamalan’ın ellerinde beyazperde’ye geliyor, gelecek yaz vizyonda olacak. Çekimler büyük ölçüde tamamlanmış, görsel efekt çalışmaları devam ediyor. Bir tutkunu da açtığı blogla en son bilgileri ulaştırıyor bize. Bloga buradan ulaşabilir, gelecek yazı beklerken benim gibi heyecanınızı bastırabilirsiniz. Shyamalan’ın tekrar dirildiği film olması dileğiyle…

2012 – Beklemedeyiz

Ağustos 13, 2009, 10:26 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

http://www.traileraddict.com/emd/11768

>2012 – Beklemedeyiz

Ağustos 13, 2009, 10:26 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>http://www.traileraddict.com/emd/11768

Çılgına Döndüğümüz Dakika : 74 Gün Kaldı!

Ağustos 10, 2009, 9:37 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

http://widget.sinemalar.com/images/player-embed-1241428416.swf

Testere 6

>Çılgına Döndüğümüz Dakika : 74 Gün Kaldı!

Ağustos 10, 2009, 9:37 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>http://widget.sinemalar.com/images/player-embed-1241428416.swf

Testere 6

>Tobin Bell

Temmuz 31, 2009, 10:22 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>Namı diğer Jigsaw. Hastanım senin Tobin Bell! O ne ses tonu, o ne donuk ifade, o ne korkutucu bakıştır. Testere serisinde Jigsaw’u başkası oynasa aynı etkiyi yapamazdı. 6. filmde de yine lokomotiflerden biri belki de hikayenin en önemli parçası olacak. Ayrıntılı bir kariyer ve karakter tahlilini yapacağım kendisinin ancak şimdilik efsane karateri karşısında 1 dakikalık saygı duruşu lütfen!

SAW VI

Temmuz 27, 2009, 8:35 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

http://saw6film.com/motion_poster/saw6_motion_poster.swf

>SAW VI

Temmuz 27, 2009, 8:35 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

http://saw6film.com/motion_poster/saw6_motion_poster.swf

>Changeling

Temmuz 26, 2009, 10:49 pm | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Clint Eastwood neden bunca sene yönetmenlik yapmamış sadece aksiyon filmlerinde koşturmuş durmuş diye sormadan edemiyor insan Changeling’i izledikten sonra. Yönetmelik açısından muhteşem bir film. Açılar, renkler, sahne geçişleri… Eastwood bu işi çok işi yapıyor arkadaş.

Film yaklaşık 140 dakika ancak sanki 90 dakikaymış izlenimi bırakıyor. Ağır bir havada, ortamda geçiyor olsa da bir hayli hızlı ilerliyor ve seyirciyi içine alıp beraberinde sürüklüyor. “Girl Interrupted”tan sonra Angelina Jolie’yi rol yaparkan hem de başarılı bir şekilde rol yaparken izlediğimiz film, 1930’lar Amerikasını ve o dönemki adalet anlayışını ötesinde bir çok adalet devrimin nasıl vücut bulduğunu anlatıyor. Bir annenin acısı ve arayışının Amerikan Hukuk Tarihi’nde bıraktığı izleri sanki oradaymış gibi izliyoruz.

Oyunculukların hep yüksek kalitede olduğu, Jolie’nin sadece Pitt’in eşi olmadığını hatırlattığı ama en önemlisi Eastwood’un kendine hayran bıraktığı etkileyici bir yapıt Changeling. Film müziklerinin de Eastwood’un elinden çıktığını ve çok yerinde kullanıldığını belirtmek gerek. Kısacası hem bir şeyler öğrenmek, hem de gerçekten 7. sanatın önemli örneklerinden birini görmek için izleyin derim. Onca işin arasında eşimle yaptığımız bu film kaçamağından pişman olmadık, ziyadesiyle etkilendik.

Eastwood Changeling Setinde

>İzlenmeye Değer Bir Film: "Thick As Thieves – The Code"

Temmuz 10, 2009, 10:43 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

>

Yapım yılı: 2009
Yönetmen: Mimi Leder
Oynayanlar: Morgan Freeman, Antonio Banderas, Radha Mitchell
Konu: Ripley (Morgan), hırsızlık kurallarına uygun olarak yaşayan bir soyguncu, Gabriel (Antonio) ise, yakışıklı, usta bir sokak hırsızdır. Ripley plânladığı büyük soygun için aradığı ortağı bulmuştur. Bu servet ile Ripley, hem Rus mafyasına olan borçlarını ödeyecek hem de kızı Alex’in hayatını kurtaracaktır. Soygun günü geldiğinde binaya girmeyi başarırlar ancak birisi hırsızlar kuralını bozmuştur.
Konu2: Keith Ripley (Morgan), usta bir soyguncudur. Hırsızlığı kurallarına uygun olarak yapıyordur. Polisle iş birliği yapmaz, teslim olmaz, ortağını korur. Ripley’in son ortağı da bu kuralları bozduğu için ölmüştür. Jack Gabriel (Antonio), New York becerikli bir sokak hırsızıdır ve bir o kadar da karizmatik ve yakışıklı. Keith bir gün Jack’in kendisinin de peşinde olduğu bir mücevher satıcısını soyarken gördüğünde yeni ortağını bulur. Birlikte büyük ve tehlikeli bir soygun yapacaklardır. Böylece Keith eski ortağının Rus mafyasına olan borcunu ödeyecek ve vaftiz kızı Alex’in hayatını kurtaracaktır. Bu plan hazırlanırken Keith istemese de Alex ve Jack yakınlaşırlar. Fakat iş bundan daha da karmaşık bir hal alacaktır; birisi hırsızlığın kuralını bozmuştur.
Yorum: Aksiyon ve hırsız – polis sevenler için güzel bir film.. Kurgusu itibariyle diğer hırsız-polis filmlerine benzese de oyuncuların performansı ve beklenmedik bir biçimde gelişen olaylarla zevkli bir 2 saat geçireceksinizdir. Banderas ve Freeman zaten filmin başarılı olacağını kanıtlayan bir ekip. Özellikle sürpriz sayılabilecek güzel bir final ile de film her anıyla iyi vakit geçirmek için ideal… Çok aşırı derecede bir sinema şaheseri beklentisi olmayanların izlemesini tavsiye ederim.
Sonraki Sayfa »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.