Beşiktaş ve Kayserispor’dan Yeni Transfer Hamleleri

Ağustos 24, 2010, 1:23 am | Beşiktaş, Futbol, Kayserispor, ozhano, Transfer kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
1. Beşiktaş, Real Betis’te oynayan Mehmet Aurelio ile 2 senelik anlaşmaya vardı.
Mehmet Aurelio’nun Kariyeri
1995-2001 Flamengo 123 maç 21 gol
2001 Olaria 17 maç 1 gol
2001-2003 Trabzonspor 64 maç 15 gol
2003-2008 Fenerbahçe 219maç 20 gol
2008-2010 Real Betis 58 maç 6 gol
Türk Milli Takımı 29 maç 2 gol

2. Bonservisi Napoli’de olan Marcelo Danubio Zalayeta Kayserispor ile görüşmek için şu an Kayseri’de. Eğer Mido tarzı bir olayla karşılaşılmazsa 31 yaşındaki forvet artık Kayserispor forması giyecek.
Zalayeta’nın Kariyeri
1996 Danubio 32 maç 12 gol
1997 Penarol 32 maç 13 gol
1997-2007 Juventus 101 maç 28 gol
1998 Empoli(Kiralık) 17 maç 2 gol
1999-2001 Sevilla (Kiralık) 50 maç 10 gol
2004 Perugia 5 maç
2007-2009 Napoli 49 maç 12 gol
2009 Bologna 16 maç 3 gol
Uruguay Milli Takımı 32 maç 10 gol

>Fenerbahçe Aşkı Bedavaya Verdiriyor

Ocak 10, 2010, 11:59 am | Fenerbahçe, Futbol, Galatasaray, Kayserispor, komik kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Fenerbahçe Aşkı Bedavaya Verdiriyor

Ocak 10, 2010, 11:59 am | Fenerbahçe, Futbol, Galatasaray, Kayserispor, komik kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

James Troisi

Ekim 24, 2009, 1:03 pm | Futbol, Kayserispor, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Üzerine bu kadar kavgalar edilen, transferi yılan hikayesine dönen, uğrunda ilişkiler zedelenen James Troisi bu muymuş Allah aşkına! Bu sezon Trabzon maçıyla birlikte 7 maçta oynamış, 3’ünde oyundan alınmış, sadece bir 90 dakikayı tamamlayabilmiş, 3 kez de sonradan oyuna dahil olmuş ve nasıl olduysa bir de asist yapmış bu maçlarda İtalyan vatandaşı da olan Avustralyalı yıldız (!) oyuncu. 3. kez bir maçta uzun süreli izleme fırsatı buldum Troisi’yi ve gördüğüm yine düz bir oyuncu oldu. Toplara çok iyi vurduğu, hücum organizasyonlarda çok başarılı oldğu söyleniyor 2 senedir de bir türlü göremedik bunu. Dün gece neredeyse ayağına aldığı her topu ezdi Avustralyalı. Tamam yaşı genç, 88 doğumlu, Newcastele United tecrübesi var belki ama Troisi gibi çok adam var Türkiye’de. Yazık değil mi formasını, yerini kaptığı gençlere. Belki bir TFF 1.Lig takımına koysan katkı yapar ama TSL için gareksiz harcama Troisi. Olembe de o da Kayserispor’a yakışmıyorlar.

>James Troisi

Ekim 24, 2009, 1:03 pm | Futbol, Kayserispor, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Üzerine bu kadar kavgalar edilen, transferi yılan hikayesine dönen, uğrunda ilişkiler zedelenen James Troisi bu muymuş Allah aşkına! Bu sezon Trabzon maçıyla birlikte 7 maçta oynamış, 3’ünde oyundan alınmış, sadece bir 90 dakikayı tamamlayabilmiş, 3 kez de sonradan oyuna dahil olmuş ve nasıl olduysa bir de asist yapmış bu maçlarda İtalyan vatandaşı da olan Avustralyalı yıldız (!) oyuncu. 3. kez bir maçta uzun süreli izleme fırsatı buldum Troisi’yi ve gördüğüm yine düz bir oyuncu oldu. Toplara çok iyi vurduğu, hücum organizasyonlarda çok başarılı oldğu söyleniyor 2 senedir de bir türlü göremedik bunu. Dün gece neredeyse ayağına aldığı her topu ezdi Avustralyalı. Tamam yaşı genç, 88 doğumlu, Newcastele United tecrübesi var belki ama Troisi gibi çok adam var Türkiye’de. Yazık değil mi formasını, yerini kaptığı gençlere. Belki bir TFF 1.Lig takımına koysan katkı yapar ama TSL için gareksiz harcama Troisi. Olembe de o da Kayserispor’a yakışmıyorlar.

8 Resmi Maç-29 Gol Aynen Devam

Ağustos 23, 2009, 11:29 pm | Futbol, Galatasaray, Kayserispor, ozhano, TSL kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum
Galatasaray 4-1Kayserispor
1. Maça Tallinn maçının 11’i ile başladı Galatasaray. Maç başlamadan önce Galatasaray’ın gol yollarında çok zorlanacağını düşünüyordum. Bu düşüncemin sebebi, Tolunay Kafkas’ın futbolcularına oynattığı rakibe karşı olan tatlı sert futboluydu. Özellikle Keita sakatlanabilir diye çok endişelendim. Diğer yandan Ariza varken Kayserispor’un ofansif anlamda birşey yaparsa bunun duran toplardan olacağı aşikardı.

2. Maç başladı. Maç öncesi düşüncelerimin tam tersine Kayserispor, Galatasaray sahasına yığıldı ilk dakikalar ile beraber ki 2. dakikada Cangele’nin bizim defansı hallaç pamuğu gibi attığı pozisyonda kaleci Leo çok iyi çıkardı. Yeterince iyi defans yapmadığı için kızdığım Sabri çok iyi kademeye girdi. Kötüyken laf ediyorsak iyiyken de aferini söylememiz gerekir. Ama dikkat edin bu akşam Sabri diğer maçlara göre defansı çok daha iyi kapattı ve Servet-Gökhan ikilisinin kademesine çok iyi girdi. Böyle oynasın arkasında olur bu taraftar her zaman.
3. Galatasaray’ın ilk golünde Arda sanırım görünmez adamdı ki Kayserispor’da kimse onu kaale almadı. Topu durdurup şut atsa ya da pas verse daha iyi olabilirdi ama eğrisi doğrusuna denk geldi kaleye şut olarak yaptığı vole pas olarak Baros’a geldi ve bana göre temiz bir şekilde golü attı. Bu gol Galatasaray’ın duran top çalışmaları yaptığının en önemli göstergelerinden biriydi. Çünkü serbest vuruşta Arda arka direkteydi ama esas o bölgeye hareket eden ön direkten rakibini ekarte edip giden Servet’ti ve esas düşünülen topun ona gelmesi ve pas ya da kaleye şut şeklinde topun kale içine ulaştırılması idi.

4. Arda geçen maçlara göre daha statikti sahada. Ama bu haliyle bile oyuna skora geceye damgasını vuran oyunculardan biri oldu.

5. Keita’nın bu maçta sakatlanabileceğini düşünüyordum. Karşısında çok sert oynayan Kayserili oyuncular vardı. Buna rağmen yine vasatın üzerinde bir oyun sergiledi benim gözümde. Kayseri defansı kesinlikle Keita’nın koşu yolunun açılmasına ve driplinglerine izin vermediler ama bunu hep çekerek ya da faulle yaptılar.

6. Tallinn maçında yorum yapan arkadaşlarımdan biri forvetsiz 4-6-0 bir oyun olabileceğini ve Baros’un şu anda oynadığımız 4-3-3 sistemine uygun olmadığını söylemişti. Ben de tam tersini iddia etmiştim. Eğer orta sahada ofansif anlamda çok iyi oyuncuların varsa ileri uçta rakip defansı kenarlara sürükleyip koşu yollarını açan bir forvete ihtiyaç duyulur ki şu anda Baros bu işi çok iyi yapıyor. Örneğin, Mustafa Sarp’ın ikinci yarıda orta saha ve defansı delerken faulle durdurulduğu pozisyonda Baros Kayserili 2 oyuncuyu kendisiyle sürüklüyor ve onun açtığı koridordan Sarp gidiyor. Aynı pozisyon Tallinn maçında da olmuş, Sarp’ın şutu az farkla dışarı çıkmıştı. Baros bugün diriydi, konsantrasyonu yerindeydi, oynamak ve gol atmak istediği her halinden belliydi ki geceyi 2 golle tamamladı. Ama hala daha geçen sezonki seriliği yok. 4. golü hatırlarsanız Arda topu verdikten sonra topa vurana kadar geçen sürede neredeyse arkadaki defans oyuncusu yetişecekti. Vuruşu iyi değildi ama öyle ya da böyle golü attı önemli olan da buydu.

7. Sahada bir de Ariza vardı. Ariza ilk önce Galatasaray’da arıza yarattı olmadı sonra da kendi takımında aynı olayı yaptı. Açıkçası ben beğendim bu adamı. Çok güçlü, servet ve Gökhan’ın ikisiyle uğraşabilmek hatta onlara top aldırmamak kolay iş değil. Her ne kadar Troisi ve Cangele gibi orta sahadan forveti destekleyici oyuncular bünyelerinde olsa da Ariza yanlız kaldı maç boyunca ileride.

8. Elano muhteşem bir gol attı. Ama henüz daha hazır değil. Ama bu golün daha büyük bir önemi var ki golden sonra futbolcuların sevinci. İşte eğer Galatasaray bu sezon ligde ve Avrupa’da başarılı olacaksa bu başarı ilk başta o sevinçte gizli.

9. Hakem için çok zor bir maç oldu ve çok da hata yaptı bana göre. Baros’un attığı ilk golde bana göre faul yok buz gibi gol. Maç sonu, pozisyon tekrarlarını daha izlemedim ama, Kayseri’nin ilk golünde ve Galatasaray’ın ikinci golünde verilen korner kararları yanlıştı. Baros’a biri bariz iki penaltı pozisyonunu es geçti. Verdiği kartlar ise doğruydu. Açıkçası benim gözümde vasatı aşamadı. Unutmadan şunu da ekleyeyim ki, Mustafa Sarp’a ikinci yarıda çizginin hemen önünde yapılan faulde oyunu devam ettirse Galatasaray gollük bir pozisyon içindeydi ve kaleciyle karşı karşıya pozisyon vardı. Avantaj kuralını uygulamadı, çok büyük hata oldu.

10. Tek sıkıntı Hakan Balta. Darbeye bağlı bir sakatlık değildi yaşadığı. İnşallah uzun süreli bir sıkıntı yaşamayız. Alternatifsiz ya da sıkıntılı olduğumuz tek bölge olarak düşündüğüm sol bekte kim gelirse gelsin Hakan Balta gibi olamaz.

Zor maçtı, 4-1 gibi net bir skor, oyun da diğer maçlara göre iyi olmasa da tatmin ediciydi. Önceki yazılarımın birinde ben bu sezon geleceği hiç düşünmeyeceğim sadece anı yaşayacağım demiştim. Hiç yarın ne olacağını düşünmeden bu güzel kadronun yaptıklarını izlemek bana acayip zevk veriyor. 8 resmi maç 29 gol oldu. Ne diyelim aynen devam…

>8 Resmi Maç-29 Gol Aynen Devam

Ağustos 23, 2009, 11:29 pm | Futbol, Galatasaray, Kayserispor, ozhano, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Galatasaray 4-1Kayserispor
1. Maça Tallinn maçının 11’i ile başladı Galatasaray. Maç başlamadan önce Galatasaray’ın gol yollarında çok zorlanacağını düşünüyordum. Bu düşüncemin sebebi, Tolunay Kafkas’ın futbolcularına oynattığı rakibe karşı olan tatlı sert futboluydu. Özellikle Keita sakatlanabilir diye çok endişelendim. Diğer yandan Ariza varken Kayserispor’un ofansif anlamda birşey yaparsa bunun duran toplardan olacağı aşikardı.

2. Maç başladı. Maç öncesi düşüncelerimin tam tersine Kayserispor, Galatasaray sahasına yığıldı ilk dakikalar ile beraber ki 2. dakikada Cangele’nin bizim defansı hallaç pamuğu gibi attığı pozisyonda kaleci Leo çok iyi çıkardı. Yeterince iyi defans yapmadığı için kızdığım Sabri çok iyi kademeye girdi. Kötüyken laf ediyorsak iyiyken de aferini söylememiz gerekir. Ama dikkat edin bu akşam Sabri diğer maçlara göre defansı çok daha iyi kapattı ve Servet-Gökhan ikilisinin kademesine çok iyi girdi. Böyle oynasın arkasında olur bu taraftar her zaman.
3. Galatasaray’ın ilk golünde Arda sanırım görünmez adamdı ki Kayserispor’da kimse onu kaale almadı. Topu durdurup şut atsa ya da pas verse daha iyi olabilirdi ama eğrisi doğrusuna denk geldi kaleye şut olarak yaptığı vole pas olarak Baros’a geldi ve bana göre temiz bir şekilde golü attı. Bu gol Galatasaray’ın duran top çalışmaları yaptığının en önemli göstergelerinden biriydi. Çünkü serbest vuruşta Arda arka direkteydi ama esas o bölgeye hareket eden ön direkten rakibini ekarte edip giden Servet’ti ve esas düşünülen topun ona gelmesi ve pas ya da kaleye şut şeklinde topun kale içine ulaştırılması idi.

4. Arda geçen maçlara göre daha statikti sahada. Ama bu haliyle bile oyuna skora geceye damgasını vuran oyunculardan biri oldu.

5. Keita’nın bu maçta sakatlanabileceğini düşünüyordum. Karşısında çok sert oynayan Kayserili oyuncular vardı. Buna rağmen yine vasatın üzerinde bir oyun sergiledi benim gözümde. Kayseri defansı kesinlikle Keita’nın koşu yolunun açılmasına ve driplinglerine izin vermediler ama bunu hep çekerek ya da faulle yaptılar.

6. Tallinn maçında yorum yapan arkadaşlarımdan biri forvetsiz 4-6-0 bir oyun olabileceğini ve Baros’un şu anda oynadığımız 4-3-3 sistemine uygun olmadığını söylemişti. Ben de tam tersini iddia etmiştim. Eğer orta sahada ofansif anlamda çok iyi oyuncuların varsa ileri uçta rakip defansı kenarlara sürükleyip koşu yollarını açan bir forvete ihtiyaç duyulur ki şu anda Baros bu işi çok iyi yapıyor. Örneğin, Mustafa Sarp’ın ikinci yarıda orta saha ve defansı delerken faulle durdurulduğu pozisyonda Baros Kayserili 2 oyuncuyu kendisiyle sürüklüyor ve onun açtığı koridordan Sarp gidiyor. Aynı pozisyon Tallinn maçında da olmuş, Sarp’ın şutu az farkla dışarı çıkmıştı. Baros bugün diriydi, konsantrasyonu yerindeydi, oynamak ve gol atmak istediği her halinden belliydi ki geceyi 2 golle tamamladı. Ama hala daha geçen sezonki seriliği yok. 4. golü hatırlarsanız Arda topu verdikten sonra topa vurana kadar geçen sürede neredeyse arkadaki defans oyuncusu yetişecekti. Vuruşu iyi değildi ama öyle ya da böyle golü attı önemli olan da buydu.

7. Sahada bir de Ariza vardı. Ariza ilk önce Galatasaray’da arıza yarattı olmadı sonra da kendi takımında aynı olayı yaptı. Açıkçası ben beğendim bu adamı. Çok güçlü, servet ve Gökhan’ın ikisiyle uğraşabilmek hatta onlara top aldırmamak kolay iş değil. Her ne kadar Troisi ve Cangele gibi orta sahadan forveti destekleyici oyuncular bünyelerinde olsa da Ariza yanlız kaldı maç boyunca ileride.

8. Elano muhteşem bir gol attı. Ama henüz daha hazır değil. Ama bu golün daha büyük bir önemi var ki golden sonra futbolcuların sevinci. İşte eğer Galatasaray bu sezon ligde ve Avrupa’da başarılı olacaksa bu başarı ilk başta o sevinçte gizli.

9. Hakem için çok zor bir maç oldu ve çok da hata yaptı bana göre. Baros’un attığı ilk golde bana göre faul yok buz gibi gol. Maç sonu, pozisyon tekrarlarını daha izlemedim ama, Kayseri’nin ilk golünde ve Galatasaray’ın ikinci golünde verilen korner kararları yanlıştı. Baros’a biri bariz iki penaltı pozisyonunu es geçti. Verdiği kartlar ise doğruydu. Açıkçası benim gözümde vasatı aşamadı. Unutmadan şunu da ekleyeyim ki, Mustafa Sarp’a ikinci yarıda çizginin hemen önünde yapılan faulde oyunu devam ettirse Galatasaray gollük bir pozisyon içindeydi ve kaleciyle karşı karşıya pozisyon vardı. Avantaj kuralını uygulamadı, çok büyük hata oldu.

10. Tek sıkıntı Hakan Balta. Darbeye bağlı bir sakatlık değildi yaşadığı. İnşallah uzun süreli bir sıkıntı yaşamayız. Alternatifsiz ya da sıkıntılı olduğumuz tek bölge olarak düşündüğüm sol bekte kim gelirse gelsin Hakan Balta gibi olamaz.

Zor maçtı, 4-1 gibi net bir skor, oyun da diğer maçlara göre iyi olmasa da tatmin ediciydi. Önceki yazılarımın birinde ben bu sezon geleceği hiç düşünmeyeceğim sadece anı yaşayacağım demiştim. Hiç yarın ne olacağını düşünmeden bu güzel kadronun yaptıklarını izlemek bana acayip zevk veriyor. 8 resmi maç 29 gol oldu. Ne diyelim aynen devam…

>Cavcav Troisi’yi Yiyecek!

Temmuz 7, 2009, 10:20 pm | Acayip İşler, Futbol, gençlerbirliği, Kayserispor, ozhano, Transfer, TSL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

> Geçen sezon Gençlerbirliği forması altında başarılı sayılabilecek bir sezon geçiren Avusturalyalı James Troisi Kayseri’de ortaya çıkmış. Gençlerbirliği ile 2 yıl daha kontratı olan Troisi 2 Temmuz’da başlayan Gençlerbirliği hazırlık kampına katılmamış. Yöneticiler kendisine ulaşmaya muvaffak olamamışlar ve menajeri ile iletişim kurduklarında hem dinlenmek hem de ailevi problemlerden dolayı Troisi’nin kampa geç katılacağını kendilerine söylenmiş. Bunun üzerine yöneticiler de fazla problem yaratmadan bir tarih verip Troisi’yi rahat bırakmışlar. Ancak olay bu akşam patlak vermiş. Troisi Kayseri’de ortaya çıkmış. Süleyman Hurma ile transfer görüşmesi yapmak üzere orada olduğunu söylemiş. Ama ilginç olan Gençlerbirliği yöneticilerinin bundan haberi yok ve yöneticilerden Enis Safi’nin dediğine Troisi’yi istedikleri para verilse bile artık satmaya niyetleri yok. “Bize sorunları olduğunu söyledi ama Pazar gününden beri Kayseri’de olduğunu ve transfer görüşmesi yaptığını öğrendik, Federasyona başvuracağız.” dedi kendisi. Aslında Kayseri yöneticileri bu futbolcu ile ilgili olarak Gençlerbirliği ile görüşme talebinde bulunmuşlar. Ancak randevu gününde ve saatinde görüşmeye gelmemişler. Doğal olarak da Gençler yöneticileri tranferden vazgeçtiklerini düşünmüşler. Bu tip transfer harekatları da bu ara moda oldu. İlk önce futbolcuyla anlaş, aklını çel, bağlı bulunduğu kulübü zor durumda bırakmasını iste sonra da o kulüpten futbolcunun bedelinin çok altında bonservisini al. Bu kötü şeyleri hep Yıldırım Demirören’den öğrendiler Kayserililer. Ama burada aktör İlhan Cavcav. Sizce Cavcav’ımız yer mi bunu? Bence yemez. Troisi futbol hayatını bitirecek, haberi yok.

Bu Süleyman Hurma da Mehmet Topuz olayları devam ederken Kayserispor’un dik duruşu deyip durdu. Demek o dik duruş yerine göre yamulabiliyormuş. Ama Cavcav o yamukluğu tekrar düzeltir kanımca. Düzeltemezse zaten artık emeklilik vakti gelmiş demektir Cavcav amcamın.

Kurtlar Sofrası Telegol (Yılın Habercilik Başarısı)

Haziran 7, 2009, 10:43 pm | Acayip İşler, Beşiktaş, Fenerbahçe, Futbol, Kayserispor, ozhano, Transfer, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Telegol yılın programını yapmakta şu anda. Öyle bir damardan girdiler ki öyle asistler yaptılar ki programın yorumcuları, Topuz olayına müdahil olan herkes programa katıldı. Hatta Rıdvan bile programa özel konuk olarak katıldı. İlk önce Topuz derdini anlattı, arkasından Süleyman Hurma eteğindeki taşları döktü. Bunun üzerine Yıldırım Demirören programa katıldı ve karanlıkta kalan bazı noktalara açıklık getirdi. Son olarak da assolist olarak Aziz Yıldırım katıldı ve söylediği tek cümle bana bu transferin ne olacağı hakkında kesin sonuç verdi:

Topuz ya Fenerbahçe’ye ya da Kayserispor’a ait olacak.

Eğer ben Aziz Yıldırım’ı azıcık tanıyorsam tükürdüğünü yalamaz, şu laftan sonra Topuz Beşiktaş’ta sezon başı itibari ile oynayamayacaktır. Artı Aziz Yıldırım’a bu konularda laflarına çok güveniyorum, dobra dobra konuşuyor ve eğer yumuşamazsa yukarıdaki lafı olayı bitirmiştir. Ayriyeten aba altından sopa göstermeyi de ihmal etmedi:

Çocuğu kaçırmışlar bir otele saklamışlar kimseyle görüştürmüyorlarmış.Sanki istesem onu oradan aldıramayacağım. Onu oradan aldırayım bir hafta kafasını dinlesin. Ondan sonra sorsunlar bakalım Beşiktaşlıyım diyecek mi? Adamı kafa kola almışlar, bağlamışlar, sonra Mehmet ne demiş: Beşiktaşlıyım. Karagümrüklüyüm de der. Başka bir ihtimali var mı sanki o durumda?

Yürü be sayın Yıldırım. Polat Alemdar kim ki senin yanında?

Helal olsun Serhat Ulueren’e. Böyle sıkıntılı bir olayda ortamın gerilimini hiç artırmadan herkese ortalama eşit süre söz vererek ya da kimsenin sözünü ağzına tıkamadan neredeyse transferin tüm gizemli anlarını ortaya çıkarttı. Aslında Ulueren yayıncılık kriteri olarak gerilimli programları daha çok seven bir sunucu. Ama herhalde kendi kendine “Başta o kadar sağlam asistler yaptım ki herkes gol atmak istiyor.Helal olsun bana. Bundan sonrası zaten kendisi gelir.” dedi. Hatta Aziz Yıldırım’ın programa bağlanacağını söylerken ki gözlerinin ışıltısı projektör gibiydi. Sonuç olarak şimdiden diyorum ki, 2009’un en iyi programını yapmıştır. Tebrikler kendisine

Ya bu programın şu ana kadar ki bölümüne göre Aziz Yıldırım biz hatalı değiliz diyor, Demirören biz de değiliz diyor, Hurma biz hiç değiliz diyor, Topuz ben garibanım Beşiktaşa bıraksınlar diyor. Sanırım burada hatalı olan Galatasaray yönetimi ve Adnan Polat. Bir tek onlar konuşmadı Fatih Gökşen’i gözardı edersek.

Hey be Aziz Yıldırım. Eğer geçen Salı ilk görüşmede Topuz’a gel imzala desen hiç bir halt olmayacaktı. Üşendin mi bekleyelim mi dedin bilmiyorum ama imzalatsaydın keşke.

Transfer konusunun sonuna doğru Recep Mamur programa bağlandı ve transferi bitirdi:

Mehmet ne BJK’de ne Fener’de oynayacak. Mehmet gelecek, Beşiktaş’ın verdiğinin 1 fazlasını vereceğim ve Kayseri’de kalacak. Olay kapanmıştır. Vallahi soğudum başkanlıktan şu olay yüzünden.”

Çok kızmış başkan çoookkkk…

Son söz de Yıldırım Demirören’den geldi:

Öyle adam aldırma lafları falan geçmiş aman haaa. Beşiktaş’ın adının olduğu yerde kim nerden adam kaldırıyor.”

Bundan sonra benim için Kurtlar Vadisi bitmiştir. İnternetten bu programı bulup kaydedeceğim. Kurtlar Vadisi yerine kendi gününde kendi saatinde bu programı tekrar tekrar izleyeceğim. Sezonun son programıydı. Son programda damgayı vurdular. Tar ile tarumar ettiler. Programda bir Çakar’ı tutarım diğerlerinden pek fazla haz etmem ancak helal olsun hepsine.

>Kurtlar Sofrası Telegol (Yılın Habercilik Başarısı)

Haziran 7, 2009, 10:43 pm | Acayip İşler, Beşiktaş, Fenerbahçe, Futbol, Kayserispor, ozhano, Transfer, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Telegol yılın programını yapmakta şu anda. Öyle bir damardan girdiler ki öyle asistler yaptılar ki programın yorumcuları, Topuz olayına müdahil olan herkes programa katıldı. Hatta Rıdvan bile programa özel konuk olarak katıldı. İlk önce Topuz derdini anlattı, arkasından Süleyman Hurma eteğindeki taşları döktü. Bunun üzerine Yıldırım Demirören programa katıldı ve karanlıkta kalan bazı noktalara açıklık getirdi. Son olarak da assolist olarak Aziz Yıldırım katıldı ve söylediği tek cümle bana bu transferin ne olacağı hakkında kesin sonuç verdi:

Topuz ya Fenerbahçe’ye ya da Kayserispor’a ait olacak.

Eğer ben Aziz Yıldırım’ı azıcık tanıyorsam tükürdüğünü yalamaz, şu laftan sonra Topuz Beşiktaş’ta sezon başı itibari ile oynayamayacaktır. Artı Aziz Yıldırım’a bu konularda laflarına çok güveniyorum, dobra dobra konuşuyor ve eğer yumuşamazsa yukarıdaki lafı olayı bitirmiştir. Ayriyeten aba altından sopa göstermeyi de ihmal etmedi:

Çocuğu kaçırmışlar bir otele saklamışlar kimseyle görüştürmüyorlarmış.Sanki istesem onu oradan aldıramayacağım. Onu oradan aldırayım bir hafta kafasını dinlesin. Ondan sonra sorsunlar bakalım Beşiktaşlıyım diyecek mi? Adamı kafa kola almışlar, bağlamışlar, sonra Mehmet ne demiş: Beşiktaşlıyım. Karagümrüklüyüm de der. Başka bir ihtimali var mı sanki o durumda?

Yürü be sayın Yıldırım. Polat Alemdar kim ki senin yanında?

Helal olsun Serhat Ulueren’e. Böyle sıkıntılı bir olayda ortamın gerilimini hiç artırmadan herkese ortalama eşit süre söz vererek ya da kimsenin sözünü ağzına tıkamadan neredeyse transferin tüm gizemli anlarını ortaya çıkarttı. Aslında Ulueren yayıncılık kriteri olarak gerilimli programları daha çok seven bir sunucu. Ama herhalde kendi kendine “Başta o kadar sağlam asistler yaptım ki herkes gol atmak istiyor.Helal olsun bana. Bundan sonrası zaten kendisi gelir.” dedi. Hatta Aziz Yıldırım’ın programa bağlanacağını söylerken ki gözlerinin ışıltısı projektör gibiydi. Sonuç olarak şimdiden diyorum ki, 2009’un en iyi programını yapmıştır. Tebrikler kendisine

Ya bu programın şu ana kadar ki bölümüne göre Aziz Yıldırım biz hatalı değiliz diyor, Demirören biz de değiliz diyor, Hurma biz hiç değiliz diyor, Topuz ben garibanım Beşiktaşa bıraksınlar diyor. Sanırım burada hatalı olan Galatasaray yönetimi ve Adnan Polat. Bir tek onlar konuşmadı Fatih Gökşen’i gözardı edersek.

Hey be Aziz Yıldırım. Eğer geçen Salı ilk görüşmede Topuz’a gel imzala desen hiç bir halt olmayacaktı. Üşendin mi bekleyelim mi dedin bilmiyorum ama imzalatsaydın keşke.

Transfer konusunun sonuna doğru Recep Mamur programa bağlandı ve transferi bitirdi:

Mehmet ne BJK’de ne Fener’de oynayacak. Mehmet gelecek, Beşiktaş’ın verdiğinin 1 fazlasını vereceğim ve Kayseri’de kalacak. Olay kapanmıştır. Vallahi soğudum başkanlıktan şu olay yüzünden.”

Çok kızmış başkan çoookkkk…

Son söz de Yıldırım Demirören’den geldi:

Öyle adam aldırma lafları falan geçmiş aman haaa. Beşiktaş’ın adının olduğu yerde kim nerden adam kaldırıyor.”

Bundan sonra benim için Kurtlar Vadisi bitmiştir. İnternetten bu programı bulup kaydedeceğim. Kurtlar Vadisi yerine kendi gününde kendi saatinde bu programı tekrar tekrar izleyeceğim. Sezonun son programıydı. Son programda damgayı vurdular. Tar ile tarumar ettiler. Programda bir Çakar’ı tutarım diğerlerinden pek fazla haz etmem ancak helal olsun hepsine.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.