Ozone’a Geri Dönen Kelly …

Aralık 30, 2010, 3:29 am | Basketbol, bıkkınlık, dans, film, Hidayet Türkoğlu, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum


Aslında Hidayet bahsini çok da uzatmak ve abartmak istemiyorum. Bahsettiğimiz; yolunda giden bir sürecin nasıl patika bir yola sürülerek yolundan çıkartıldığıdır. Asla, Hidayet’i ulaşılmaz bir varlık, vazgeçilmez bir insan ya da bir kahraman telakki etmek değildir amacımız. Hidayet neden geri çağrılır takıma? Hidayet bulunmaz hint kumaşı mıdır? Bunun basit izahı tükürdüğünü yalamaktır. Vedat Türkali’nin bir romanından aklımda kaldığı kadarıyla, kahramanların çıkmaya türemeye başladığı yerde hep gerileme kaybetme başlamıştır minvalinde bir şey hatırlarım. Amerikan popüler kültürünün zihinlerimize nakşettiği en önemli paradokslardan biridir esasında kahramanlık olgusu. Kahramanlar değiştirmiştir tarihin gidişatını, diye öğretir bu doktrin, ama tadından yenmez çelişkiler de barındırır. Mesela kahramanlar o gün yani yaşandığı ‘an’ yaratılmaz, ortalık süt liman olur, ertesi gün olur, ortalık sakinleşmiştir yatışmıştır, yağlı ballı kahvaltılar hazırlanmıştır. Artık o geride bırakılan ‘an’ın hikâye edilmesi gerekir. Hikâyeler yazılmaya başlandığı an kahramanların yaratılması da artık kaçınılmazdır. En kolektif hareketlerin hikâyelenmelerinde bile bu hiyerarşi göze çarpar. Dünyada bir hikâye gösterin ki kahraman yaratmasın muktedir-yönetilen ilişkisi ruhunu oluşturmasın. Bu hikâyelerin en âşıkları en sevenleri de bugün Amerikan halkları olmuştur. Süpermenler batmanlar Jordanlar vb. Ama biz bu oyunlara gelmeyeceğiz kuşkusuz. Bu yola girersek kendi kendimizi tekzip etmiş oluruz ve emin olun, bataklığın içine saplanıp kalırız. Biz en başından beri bir sisteme dem vuruyoruz ve tabii ki o sistemi oluşturan elemanların da kaliteli sağlam ve birbirlerine uyumlu olmasını buralarda tekrarlayıp duruyoruz.

Tişört, ‘Breakin’ 2: Electric bogaloo’ filminden esinlenerek hazırlanmış. Filmin adından çıkarmışsınızdır; bahsettiğimiz bir devam filmi. Aslında, madem filmi de yazıya meze edeceğiz, ilk filmi de izlemek gerekir diye düşündüm baştan, ancak bahis filmin ikincisinin sabır kaldırmaz halini görünce bir bir-buçuk saatimi de birinci filme feda etmeye gözüm almadı. Eminim filmin herhangi ikisinden birini izlemiş olursanız bana hak vereceksiniz.

Kafadan uyarılarla başlamayı münasip buluyorum: film 1984 yılında yapılmış, yani annem-babam daha evli bile değiller o zaman. Filmin imdb notu: 4,0. Aslında bu notlar benim film ile ilgili düşüncelerimde ölçüt değildirler. Ne var ki, ufak da olsa bir fikir verme açısından değerlendirilebilir bir gösterge. Eğer türü nedir diye de tutturursanız, herhangi bir sınıfa atsanız atılacak hali olmadığı için verebileceğim bir cevabım yok. Divxplanet’te müzikal denmiş filmin türüne. Daha önce müzikal izlememiş arkadaşlar varsa da müzikal türden soğutturacak kadar bayağı bir film. Filmin çekim açıları bildiğimiz Amerikan hiyerarşik bakış açısıyla çekilmiş, yani aşina olduğumuz basitlikler mevcut. Alt metin okumak da çok kolay değil film için: bir yerlerinizi yırtsanız, belki o da, bir kapitalizm eleştirisi var, dersiniz. Ancak filmin sonunda, kapitalist ağbiler yine insaflıdır, onlar olmazsa sizden bir halt olmaz, ne ederseniz edin, o kin beslediğiniz şefkatli, yüreği yufka kapitalist babacanlara muhtaçsınız da denmeye gelinmiştir.

Açıkçası film boyunca, filmin Hidayet’in Orlando’ya dönüşüyle olan ilgisine benzerlikler yakalamak için dikkatimi oraya yoğunlaştırmıştım. Filmin başkarakterinin adı Ozone’dur. Filmin alt hikâyelerinden biri de Kelly’nin kariyer ve para uğruna Ozone’dan ayrılması ve sonra asıl yerinin asıl mutluluğun Ozone’la beraber mücadele etmede olduğunu anlayıp dönmesidir. Kelly’nin Miracle’a yani Ozone’a(O-zone’a: Orlando zone) dönmesiyle efsane günler de geri gelir. Filmin ilk ayağını izlemediğim için arkadaşın tişörtü hazırlarken ki düşündüklerine vakıf olamamış olabilirim. Çıkarımlar tamamen ikinci ayaktan.

Filmin merkezinde, modern dans grubu demeye dilim varmıyor, bir kasabanın bölgenin varoşun favelanın, artık hangi idari ya da sosyal birimle adlandırırsınız size kalmış, işte oranın break-dans yapan çocukları var. Film Ozone, Turbo, Kelly adlı üç çok yetenekli break-dansçısı üzerinden dönmekte. Bütün mahalle break dans için çıldırmaktadır ve bu dansın yaşayan üç efsanesi bu adlarını zikrettiklerimdir. Ozone ve Turbo bu mahallenin çocuğudur, ancak Kelly hanım evladı, zengin p.çi, süt çocuğudur. Esasen lafın gelişi öyledir, sonuçta ve hakikatte Kelly bu mahallenin evlatlarıyla düşüp kalkar onlarla yürek kader birliği etmiştir. Bunun için ailesine bile sırtını dönmüştür. Ozone, mahalledeki çocuklar açta açıkta kalmasın diye tiyatro binası hükümet konağı benzeri bir yapı inşa ettirir- inşa aşamasını göremeyiz tabi- .Bu yapı bir nevi enstitüdür(adı: Miracle). O yapı kurulmuş edilmiş boyası yapılmış sıva edilmiş bir de eğitime başlamış, ama ne hikmetse günün yarısını mahallede geçiren Kelly bunlardan habersizdir. Ozone bir gün, aaa biz bir işe kalkıştık, sana göstermedik değil mi, der ve Kelly’nin kolundan tuttuğu gibi binayı gezdirmeye başlar. İlk girdikleri salonda dans çalışması vardır, ikinci girdikleri yerde boks antrenmanı yapılıyordur, bu arada boks antrenörü de mahallenin Gundy’sidir. Mahalle bir dediğini iki etmez bu üstat kişinin. Ozone da sağ koludur, yani Howard’ıdır. Burada araya bir iki not ekleyelim. Ozone da Howard gibi çok sakacı ve duygusal bir adamdır. Bulunduğu grubun merkezidir. Ne yaparsa onlar için yapar, ama boks hocasının da sözünden asla bir adım dışarı atmaz. Howard ile aralarında benzemeyen bir şey; Ozone’un çok rezil giyinmesi ve yalan yok biraz çirkin olmasıdır. Yaşar Alptekin’in step-aerobik halleri gözümüzün önüne canlanıp irkiltir bizi. Bir de düşünün o cafcaflı kıyafetlerin üzerinde Stephen Jackson bıyığını. O kadar çirkinliğin yanında adamlığı bizim filme tutunmamızı sağlar.

Gelin görün ki, iyi olmak, insanlar için didinip çalışmak bir işe yaramıyor, iktidar sahibi sermayedar ağbiler o bina kar getirmiyor diye orasını cevahir alışveriş merkezi yapmak istiyorlar. Mesele Yargıtay’a kadar gitmiyor belki- adamlar ne bilir yargıtayı, onlar da bizim gibi avukatsızlar- ancak yerel yönetimde fırtınalar kopar, bizim iyi uşaklara 30 gün 200 bin dolar getirin, o zaman kazançlı bir yer olduğunu bize ispatlamış olursunuz, der yerel yönetim ve koşuşturmaca başlar. Burada da Otis zihniyetine atıfta bulunmak gerekir. Bu yapıda bu toplulukta herkes mutlu, dansını ediyor, boksunu yapıyor, atlıyor, terliyor yani işler yolunda, adamlar aşmış gidiyor, bizim belediye ya da müteahhit/yüklenici zihniyetli adamın biri çıkıp hemen klasik yöntemlerle oraya beton yığınını dikmek istiyor. Arkadaşlarım, kabul ediyoruz ki, Carter Hidayet’ten de Lee’den de daha estetik bir adam, o içeri kuğu gibi süzülürken gecenin bir yarısı bize de bir rahatlama geliyor. Ama kaçıncı deneyden geçti Carter. Artık aynı yere farklı adlarla elli tane alışveriş merkezi dikiliyor, zihniyet aynı adamlar isimler farklı, ama değişen bir şey yok, yine aynı tatsız tuzsuz tekdüze donuk silik bir hayat barındırıyor içinde o merkezler. İlk birkaç gün, ne de güzel olmuş diyoruz, yeni bir şeye sahip olmanın gazıyla hazzıyla, ama alışverişin bir kültürü yok ne yazık ki. Lewis takası sonrası, genel kanı, Orlando’nun geleneksel yöntemlere geri döndüğü yönündeydi. Şunu sormazlar mı insana; Carter takımdayken basketbolun hangi görülmemiş denenmemiş yönetimini uyguluyorduk ya da Carter hiç kimsenin hayal bile demeyeceği bir sistemi işlemenin bir parçası olabilir miydi? Yani dört numaranız Bass oldu diye, prezervatifi bırakıp klasik yöntemlere mi dönmüş olduk? Bunlar güleç yüzlü tombul adamların sayıklamalarından başka bir şey değildir, bu ancak Gundy’i küçümsemek, yok görmektir. Bunların genel kanı olmasına karşı duracağım burada. Takımın mükemmele gittiğini iddia etmemekle beraber, analizlerimizin daha sağlıklı olması için gecelerini sabah eden bizler bu laflara cevapsız kalmayız.

Nutuk atmayı kesip filmimize devam edelim. 200 bin doları denkleştirmek için mahalle seferber olur, bebeler mendil parlement satar, arabaların camları yıkanır, esnafa beş tanesi beş milyondan kalem kakalanır falan filan… Tabi gece gündüz dans eden bu arkadaşlar, dans etmeyi asla bırakmamışlardır, bir dakika yok ki tedavüle çıkmamış bir dans figürü görmeyelim filmde… Sadece sermayedar ağababaların kirli işlerin dolapların çevrildiği sahnelerde hayın müzikler çalar, gayet doğaldır; dans da yoktur bu sahnelerde, bol bol kıvırma izleriz sadece. Süregelen sahnelerde dans, ekranın karşısındaki bizleri de yormaktadır artık. Hatta, sürekli dans etmekten oluşan ter ve koltuk altı kokusunu duyumsamaya başlarsınız. Mahallede bir de kötü çocukların oluşturduğu grup vardır, bu arkadaşlar da içkinin esrarın peynir ekmek gibi gittiği Radiotron’a takılırlar. Ozone ‘punker’ ya da ‘punky’ diye dalga geçmektedir aklınca bu arkadaşlarla. Kavga çıkarmada sudan sebepler arayan bu iki tayfa, boş bir boya spreyi yüzünden kavgaya tutuşur ve kimseye en ufak bir fiskenin bile vurulmadığı büyük bir kavgaya tutuşurlar. Adamlar dans ederek birbirini alt etmeye çalışırlar. Bunun dışında, iki sahnede daha akıl almaz şeyler gelişir. Filmin başında tüm mahalle break dans eşliğinde oradan oraya akmaktadır; trafik polisi, boyacı, manav, travesti, herkes ama herkes görülmemiş güzellikte dans figürleri sunarak tahammüllerimizi zorlarlar. Bir diğer sahnede ise, işçilerin yemeğini çalmasının cezası olarak Allah tarafından çarpılan ve işçilerden kaçarken merdivenlerden yuvarlanıp kafası kanlar içinde kalıp bacağına sargılar atılan Turbo’nun kaldırıldığı hastanede sağlık personeli ve iyileşmesi mümkün olmayan hastalar dâhil herkesin break dans eşliğinde coşmaları yine tahammül sınırlarımızı zorlamaktadır. Herkesi anladık da başhemşirenin de break dans’a iştiraki hiç de inandırıcı olmamış( her şey inandırıcı ya, buna inanamıyorum).

Tüm bunlardan sonra başlarda da söylediğim gibi eksik kalan 50 bin dolar Kelly’nin zengin babası tarafından bir buzzer-beater ile tamamlanır. Yani illa olay son dakikaya kahramanlığa bağlanacaktır; kaçınılmaz. Tüm bu gelişmelere yaşananlara kavgalara gürültülere rağmen, Miracle’ı asıl ayakta tutan Kelly’nin yani beyaz kızın Ozone’a geri dönmesidir. Kelly, çok yeteneklidir yüreklidir ama bunun yanında Paris gibi bir yerde dansın müziğin reklamını yapmanın para kazanmanın beşiğinde sallanıp tatlı rüyalat görmek vardır, ama gitmeden oraların ona göre olmadığını anlar. Hidayet ise tecrübe ederek geri dönmüştür. Nba’de filmdeki gibi insancıl koşullar mevcut değildir. Yani, gitmen geri dönmen aslında senin elinde değildir pek. Her ne kadar serbest kalıp istediğin yere gitme özgürlüğün olsa da, insanların oyununa yeteneğine verilen değerin parayla ölçüldüğü bir alan olduğu için Nba, bu çarkın işleyişine aykırı hareket edemiyorsun, yine en çok parayı verenin yeteneklerine en çok değeri verdiğine aldanarak parayı basana kaçıyorsun. Aslında bu son dönemde gelişen olaylardan sonra çıkartabildiğim en sağlıklı sonuç ne Hidayet ne Howard ne Arenas ne Otis ile ilgili, tek söyleyebileceğim; Gundy’nin çok büyük ve baba bir adam olduğudur. Ama, inşallah Gundy için de bir tişört bastırırlar da onun için yazarız bir gün, konu Hidayet ile alakalı olduğu için onla bitirelim: Ozone’a (O-zone’a) tekrar hoş geldin Kelly.

Reklamlar

Hidayet Phoenix Suns’a Takas Oluyor! Oldu!

Temmuz 12, 2010, 10:53 pm | Charlotte Bobcats, Hidayet Türkoğlu, NBA, Phoenix Suns, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Az evvel ajanslara düştü bu haber. Phoenix Suns Raptors’ta mutlu olmayan Hidayet’i alıyor, Jose Calderon’u Bobcats’e giderken görüyoruz, Leandro Barbosa’yı da Toronto’ya takas ediyor Phoenix. Pakete Bobcats’in katkısı da, Diaw ve Tyson Chandler’ı Raptors’a yollayarak oluyor. Toronto’dan 3. adamın daha ayrılması söz konusu, bir dolu da nakit akışı olacak büyük ihtimalle. Toronto bu takasta Bosh’un sign-and-trade’inden gelen 14,5 milyonluk trade exception’a da dokunmuyor üstelik. 3 takım için de hayırlı gibi bu takaslar. Kesinleşince üzerine daha konuşulur da bakalım Hidayet Suns’ın run and gun’ına ve Nash’in hakimiyetine nasıl bir tepki verecek? Ya da 36 yaşına gelen Nash’in yerine yeni bir sistem mi kurmak istiyor Suns? Hill ve Hidayet’in iletişimi nasıl olacak o da ayrı bir konu.

Bu arada Barbosa’yı da draft eden adamın Colangelo olduğunu hatırlatmak gerek. Suns Hidayet dışında Olympiakos’tan Childress’ı da getiriyormuş, o da hayırlı olsun bakalım.

Edit: Bobcats takastan çekildi, Atlanta Childress’ın hakları üzerinden gelecek senelere ilişkin draft hakkı aldı. Barbosa Toronto’ya, Hidayet Phoenix’e, Childress 5 yıl ve 30 milyonluk sign-and-trade ile yine Phoenix’e geçti. Hepsine hayırlı olsun. İlk izlenim Hidayet’in Nash’in gelecekteki alternatifi olarak düşünüldüğü. Yeniden Batı yakasındaki bir Hidayet’i izlemek heyecan verici olacak.

Tatlı Bir Hayaldi Play-Off

Nisan 12, 2010, 8:39 am | Chicago Bulls, Hidayet Türkoğlu, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Biraz aşağıda Crucial Loss başlıklı gönderide bahsetmiştik Toronto’nun yaşaması muhtemel kriz ve kayıplarından. Dediğimiz oldu haliyle, beklenen gelişme buydu, doğal olanı, ötesi biraz hayalcilikti gerçekten, Toronto evinde Chicago’ya yenildi. Bu kayıp Chicago’yu çok avantajlı hale getirdi, aynı derecede kalsalar bile playoff Bulls’un olacak. Geriye kalan son 2 maçı Toronto’nun kazanması Bulls’un kaybetmesi gerek şimdi. O da mucizeye yakın bir ihtimal. Bulls evinde Boston’la oynadıktan sonra Charlotte deplasmanına gidecek. En azından iddiasız, yeri belli Charlotte’ı yeneceklerdir. Toronto ise dışarıda Detroit içeride Knicks ile karşılaşacak. Bosh olmadan onlar seviyesinde bir takım Toronto, rakipler amaçsız ve kendini göstermek isteyen oyuncularla dolu. Toronto play-offsuz bir yaz daha geçirecek, Chicago ise Cavs’in ateşi ile kavrulacak. Bu yaz bir çok değişikliğe gebe artık Kanada takımı, bu değişiklikler içinde Hidayet de olabilir. Sezonun en iyi hammaliyesini yapmış olsa da dün gece (19 ribaunt, 9 asist, 3 top çalma), bu sezon isteneni bir türlü veremedi skor anlamında Hidayet. Belki de biletini hazırlamıştır bile.

Kem Göz Değmesi

Nisan 8, 2010, 9:26 am | Boston Celtics, Chicago Bulls, Hidayet Türkoğlu, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Yeniden ilk 5’e döndüğü ilk maça fırtına gibi başlamışken bu sabaha karşı Hidayet de tıpkı Chris Bosh gibi sakatlandı. Yüzüne aldığı kafa darbesiyle sakatlanan milli basketbolcumuz acilen hastaneye kaldırıldı. Onun da yüzündeki bir kemikte kırık şüphesi var. Boston da iyice eksik kalan Toronto’yu Finley’in etkili oyunu ile mağlup etti. Bosh gitti, Hidayet gitti, Toronto’nun sonu pek hayır gözükmüyor, Bulls önemli bir fırsat yakaladı tekrar. Şifalar diliyoruz tüm sakatlara, keşke hiç sakatlık olmasa da seyir zevki hep tavana vursa.

Mesajı Alan Adam: Hidayet

Mart 30, 2010, 1:00 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

7 yıl sonra ilk kez sağlıklı olduğu ve giyindiği bir maçta Hidayet Miami’ye karşı koçu tarafından oynatılmamıştı. Toronto o maçı kaybederken Hidayet’e verilen mesaj belki de daha önemliydi mağlubiyetten. Bunca senelik kariyerinde Hidayet hakkında ilk kez hasta olduğu için oynamadığı maçın oynandığı saatlerde dışarıda bir eğlence mekanında görüldüğü dedikoduları ayyuka çıkmıştı. Gerçi herhangi bir fotoğrafla ispatlanmadı bu ama, Triano için dedikodusu bile yetmişti bu konunun. Chicago arkadan doludizgin gelirken Bobcats maçı çok önemliydi Toronto için. Triano’nun bu maçta Hidayet2i tekrar takıma alması bekleniyordu ama ilk beş açıklandığında yine ismi görülemedi Hidayet’in. İlk çeyreğin sonunda Triano kenara Hedo diye bağırdığında, cezasının bittiğini anlamış olduk. Senelerdir ilk kez bençten geldi Hidayet ve hiç sorun etmedi. Maçın sonunda Toronto’nun 4. çeyrek atağında takımını ilk kez öne geçiren üçlüğü soktu ve Toronto maçı bırakmadı o andan sonra. Yahoo’nun Game Recap’inden aldığım bölümü koyuyorum aşağıya. Hidayet bençten gelmek sorun değil benim için, takımın galip gelmesi için her şeyi yaparım diyor. Görünen o ki dersini ve gerekli mesajı almış Hidayet. Umarım hayal kırıklığına dönüşen sezonun sonunu güzel getirir. Gelecek maç sanırım ilk beşte görürürüz onu.

Turkoglu, who signed a five-year, $53 million free-agent deal with the Raptors in the offseason, was a healthy scratch for the first time in seven years Sunday in Miami. It came after he was spotted out on the town Friday night — hours after he missed a home loss to Denver with what was called a stomach virus.

Coach Jay Triano, asked before the game if he was concerned if Turkoglu would accept his indefinite role as a reserve replied, “Probably more readily than not playing at all.”

Turkoglu checked in with 1:50 left in the first quarter and hit two 3-pointers and a mid-range jumper in the first half, but was 0 for 3 in the second half before his 3 put Toronto ahead for good.

“If I’m going to start off on the bench, it doesn’t matter for me,” Turkoglu said. “Whenever I get a chance, I’m just going to try to do my job and help the team get a W.”

Toronto’da Ne Eksik?

Mart 18, 2010, 10:27 am | Atlanta Hawks, Hidayet Türkoğlu, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Şu son 10-12 maçı bir tarafa koyduğumuzda Toronto’nun pek de fena gitmediğini hatta Doğu’da 5. sıraya kadar da yükseldiğini hatırlıyoruz. Her şey toz pembe gözükürken bir den tozlar genizlere kaçtı pembe pembe kan geldi Torontolu’nun ağzından. Uzun dönem Toronto üzerine bir şey yazmamanın sebebi de buydu. Malum Hidayet orada ve Toronto artık 2. takımım gibi ama bir türlü içime sinmeyen şeyler vardı Toronto’da. Takımda savunma performansı bir kaç adım ileriye gitmiş olsa da hücumda ciddi sıkıntılar vardı. Hidayet’in, Bosh’un sakatlıkları bir ara keyifleri kaçırsa da işler yine de pek fena gitmedi ama Triano’nun yüzünde bir türlü ciddi bir gülümseme göremedik. Haklydı Triano çünkü hücumda parlayan ve arka arkaya 2 basket bulan adama güneş muamelesi yapılıyor, takımın gerisi de güneş tutulması yaşıyordu adeta. Devamlı sorumluluk alan isim yoktu takımda. Bosh ise birileri fazlaca öne çıktığında adeta kıskanç büyük çocuk gibi o an için iyi giden işe çomak sokuyor, setsiz, passız birebir zorluyordu. Üstüne üstlük Triano Calderon ve Hidayet’in aynı anda sahada oldukları süre ne kadar az olursa o derece başarılı olunur düşüncesine kapılması kısmen doğru olsa da yanlıştı. Calderon büyük bir ego, en iyi asistleri kendisinin yapması gerektiğini, en önemli şutları kendisinin kullanması gerektiğini düşünüyor ama o işe her giriştiğinde takım yerle bir oluyor. Bu işe son dönemde Bosh’un da sakatlığı ile fazlaca yoğunlaşması dengeleri yine bozdu.

Dediğim gibi aslında takımda bir çok başlılık var hücumda. Sezon başındakine göre daha da iyi savunma yapan bir takım var. Hücumda çok üretken olamasa da Hidayet’in savunmada çok gayretli olduğunu görüyoruz. Jack rakip takımın balansını bozan bir hücumcu, Bargnani hücumda çok yönlü bir silah, Bosh büyük ağabey falan filan da takımın gerisinde gelecek sezon nerede olacaklarını bilmemekten kaynaklanan ve birazcık ön plana çıksalar Bosh ve Caleron tarafından önlerinin kesilmesiyle büyüyen bir kendine güvensizlik var. Wright’ın ortadan kayboluşu, Amir Johnson’ın aşırı istikrarsızlığı, Weems’in kıvılcım gibi parlayıp sönmeleri, Nesterovic’in Evans’ın kenarda paslandıktan sonra birden meydana çıkartılmaları ve unutulan adam Banks. Aslında bunlara Calderon’un Bosh yazın takımda tutulsa da tutulmasa da takas malzemesi olarak kullanılabileceğini hissetmesinden doğan aşırı başrolde görünme steğini eklersek resim çok daha netleşiyor.

Hep başrolde olup yazın maksimumun maksimumu parayı kapmak isteyen Bosh,
Topun ağzında olduğunu hisseden Calderon,
Sakatlık sorunları, top paylaşımı ve aşırı beklenti stresini aşamayan Hidayet,
Şut kaçırıp bir de eşleşme sorunları yaşadıkça moral kaybeden, maçtan kopan Bargnani,
Gelecek sezon nerede olacaklarını bilmeden avare avare dolaşan yedekler
Hücumda biri şut somaya başlayınca sorumluluktan kaçan oyuncular
Bu kadar sorunla baş etmeye çalışırken bazen maçlardan kopan Triano

Bunca sorun ve olumsuzluğun içinde dün akşam bir de seyircilerin bir kısmı son çeyrekte Hidayet’i yuhalayınca tamam dedim bu takımın işi bitti. O sırada maçın bitmesine 7 dakika vardı ve Toronto 8 sayı farkla gerideydi. Ama düşündüğümün aksine Hidayet o sesleri kendine yediremedi ve son 7 dakikada 6 sayı 2 asist ve maçın son saniyelerinde Josh Smith’e çok önemli bir blok yaparak takımını hem maça ortak etti hem de takdir kazandı. Ancak üzerinde hala bir ölü toprağı olduğu kesin, bir türl devamlılık yakalayamadı. Son istikrar yakaladığında sakatlanmış ve bir kaç maç kaçırmıştı. Umarım bu kez her maç yükselir ve penetre etmeyi unutmaz. Dün geceki Atlanta maçının son çeyreğindeki gibi hırlı ve istekli oynarlarsa play-off yapmaları hiç zo değil. Hedefleri 5. ya da 6.lık olmalı en az…

Bu arada Bosh’un aşırı kendi güveni ile maçın bitmesine 2 saniye kala soktuğu şutun ne kadar yanlış bir seçim olduğunu söylemeden edemeyeceğim. İkili sıkıştırma yok, önü bomboş, pota altı açık, rakibin faul hakkı dolmuş ve Bosh şut attı, üstelik o şut kaçsa maç da gidecek, Raptors’ın molası da kalmamıştı. Demek ki yıldız şansı dedikleri bu.

Bir de C3Moi’ya selam olsun dün Raptors da yemyeşildi St.Patricks Day vesilesiyle…

Sıra mecburi sebeplerden fazlaca ayrı kaldığım Orlando Magic’te. En yakın zamanda bir yazı borcum var hem kendime hem NBAKolik’e.

Hedo in Portland

Mart 16, 2010, 10:15 am | Hidayet Türkoğlu, NBA, Portland TBlazers, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Nbakolik’ten dostum Sevgili Hüseyin Koç’un blogu Bol Nugget. Çok güzel ve kaliteli bir iş yapıyor orada Hüseyin. Bu zamana kadar ziyaret etmemiş olanlar varsa piyasadaki kalburüstü NBA bloglarının başında gelen Bol Nugget‘e bir uğrayın derim. Sevgili Hüseyin geçen geceki Portland – Toronto maçının can alıcısı noktasını yani Hidayet üzerinde dönen tepkileri yakalamış ve yakın çekim yapmış konuya. Biz de sezon başı bu imza olayı üzerinde çok durmuş, Hedo Orlando’dan ayrılınca çok çok üzülmüştük. Aynen veriyorum Hüseyin’in aktardıklarını. Ellerine sağlık Hüseyin. Yazının orjinali de burada.

“Geçen haberde de anlattığım, herkesin de bildiği bir hikaye Hedo ve Portland arasındaki. Hedo, dün gece geldiği Portland’ta takımıyla birlikte bir mağlubiyet aldı.

Oyuncu tanıtımları sırasında başlayan yuhalamalar maç boyu devam etti. Topu eline aldığında, faul yaptığında, oyuna girerken, oyundan çıktığında, salonu terk ederken…

Maç sonrası Hedo: “Birilerinin kalbini kırdıysam üzgünüm, burada olmamı istediklerini biliyorum. Tanıtım sırasındaki yuhalamayı bekliyordum, ya tüm maç?” diyerek dolaylı olarak özür dilemiş oldu.

Hedo, Toronto’yu seçmesinde eşinin payı olduğu ile ilgili ise: “Eşim ile ilgili hikayeyi kimin uydurduğunu bilmiyorum. Burayı ya da herhangi bir yeri severdi bence. Bana Portland’ı sevmediğini filan söylemedi. Daha önce de hiç Kanada’ya gitmemişti, belgelerini kontrol edebilirsiniz.” şeklinde konuştu. 

Hedo, sözlerini: “Son saniyede Toronto devreye girdi ve doğu kıyısında olma fikri bana kendimi iyi hissettirdi, iyi uyum sağlayacağımı düşündüm. Ancak işler umduğumu gibi gitmiyor tabii.” diyerek noktaladı.

Bu arada Oregonlive’ın verdiği haberde Toronto’yu seçmesinde payı olduğu söylenen Hedo’nun eşinin, 1 yaşındaki çocuğu ile Orlando’da yaşadığı ifade edildi.

Gerek özür anlamı çıkan bu konuşmalar, gerek insanların eşinin bu kararı veren kişi olmadığını düşünecek olması Portland seyircisinin de tepkisini hafifletebilir. Zaten onlar da Hedo’nun ve Andre Miller’ın performanslarını gördükten sonra imza atılmamasının iyi olduğunu düşünmeye başladılar heralde. Maçtan bir pankart öyle diyor en azından: “Mrs. Turkoglu, thanks for Andre.”

Yani: “Bayan Türkoğlu, Andre Miller için teşekkür ederiz.” 

Hedo’dan istediğini alamayan Portland, Andre Miller’a yönelmiş ve oyun kurucu ile imzalamıştı.

Hidayet Sakatlandı

Şubat 1, 2010, 11:00 am | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Herhalde göze gelmek deyiminin en güzel örneklerinden biri oldu dün geceki Hidayet’in sakatlığı. Mike Dunleavy’nin dirseği Hidayet’in sol gözünün altına geldi ve büyük ihtimalle elmacık kemiğinde parçasız bir kırık oluştu. Daha maçın 1. dakikasında meydana gelen bu olaydan sonra Hidayet hemen hastaneye götürüldü tetkikler için. Sonuç bugün açıklanacak ama gözüken o ki bir süre Hidayet’i parkelerde göremeyebiliriz. Geçmiş olsun Hidayet Türkoğlu.

Bu arada Toronto adı geçen maçta Indiana’yı 117-102 yenerek üst üste 5. galibiyetini almış oldu. Orlando Magic de deplasmanda Detroit’i geçerek önceki gece Atlanta’da aldığı Güneydoğu 1.liğini bırakmamış oldu. Orlando’yu galibiyete taşıyan isimlerse Howard, Lewis, Redick ve Pietrus’tu. Carter mı? O da formundaydı, bu maçı da boş geçmedi ve 2 sayısını yazdı skorborda.

Bosh’a Giden Rekor ve Bizimkiler

Ocak 21, 2010, 12:35 pm | Hidayet Türkoğlu, Milwaukee Bucks, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

Bu sabaha karşı Toronto ve Milwaukee Bradley Center’da karşı karşıya geldiler. Doğu Konferansı play-off yarışında önemi ne kadar büyükse bu maçın bizim için de önemi üst düzeydeydi. Sonuçta 2 milli oyuncumuz takımlarında ilk 5 çıkacaklardı derken bir de baktık ki Ersan Skiles’tan kesik yemiş. Ersan’ın yerine Delfino ilk beşe yerleşmiş. Son maçlardaki, özellikle Redd gittikten sonra, formuyla Delfino bunu çok hakediyordu.

Maça çok hızlı başlayan Toronto, Bosh ve Hidayet’i gördük ancak Bogut ve Delfino’nun skorer oyununu 2. yarıda ciddi savunma enerjisiyle birleştiren Milwaukee, önceki akşam Lebron ve tayfasından dayak yemiş Toronto’yu yenmeyi başardı. Bogut normal şartlarda ne Bargnani ne Bosh’a bu kadar sert gelmemeliydi savunmada ama daha dün gece Shaq ve Varejao’nun çemberinden geçmiş 2 nispeten yumuşak adamı adeta hamur gibi yoğurdu Bogut. Ancak Bosh söz konusu pota rakibin olunca orada adeta devleşti. Tam 44 sayı yaparak Normal sezonlardaki en yüksek skoruna ulaştı. Bir çok basket faul aldı Bosh ama kesin olan bir şey var ki bu maçı ve rekoru pek de keyifle hatırlamayacak yıldız oyuncu. Devre arasında verdiği röportajda pota altında mücadele etmemiz ve ribauntları toplamamız şart diyordu. Haklıydı, Bucks tam 17 hücum ribaundu çekti ve bunların 4’ünü 1,5 senedir parkeye çıkmamış, dizleri sorunlu, yeni takımıyla ilk maçına çıkan Jerry Stackhouse aldı. Sonuçta boşa giden bir rekor ve çaba oldu Bosh’un ki.

Hidayet’in ilk çeyreğin başında gözüktükten sonra ancak son çeyrekte bir daha ortaya çıktığını görebildik. Ocak ayı onun için adeta kabus gibi. % 34 şut yüzdesi ve 10 sayı ortalamayla oynuyor bu ay Hidayet. Benzer şekilde Ersan da düzensiz Bucks hücumunda fazlasıyla istikrarsızdı. Ocak ayında % 35 şut yüzdesi ve 8.2 sayı ile oynuyor ve bu düşen formuyla ilk beşteki yerini de kaybetmiş durumda. Mehmet’in de Ocak’ta % 40’la 12 sayı attığını düşünürsek resim daha net çıkıyor ortaya. 3 oyuncumuz da sanki Türkiye’de ligleri tatile girmiş futbolcular gibi. Sanki bu oynadıkları maçlar Ziraat Türkiye Kupası maçları da kendilerini sıkmıyorlar. Üçünün birden bu durumda olmasının tek açıklaması Türk mantalitesi. Üçü de kendini tam anlamıyla maça veremiyorlar ve oyunlarından memnun olmamalarına rağmen dizginlerini ele alıp kendilerine gelemiyorlar. Maçlardaki yüz ifadelerine bakın, hep keyifsizler. Bu hem şutlarına hem oyunlarına yansıyor. Üçüne de biraz kafa dinleyecek süre gerek aslında. All-Star arasına kadar kendilerini toparlayamazlarsa son çare o arada yataktan kalkmamak. Hem kendilerine hem de onları takip eden bizlere sabırlar. Bugünleri negatif pik noktası olarak düşünüp doruğa çıkacakları günleri bekliyoruz artık.

Bu arada yukarıdaki fotoğrafta tribünlerin halinin ne kadar içler acısı olduğunu fark etmişsinizdir sanırım.

>Carter’dan Salatalık Orlando’dan Cacık Olmaz

Ocak 7, 2010, 5:15 am | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Sezon başında “Değiştiği anlaşılamayan Orlando üzerine” diye bir yazı yazmış, ziyadesiyle tepki almıştım. Efendim Orlando bu sene daha komple bir takım olmuş, bençi zenginleşmiş, tecrübesi tavana vurmuş, Carter gibi bir megastar gelmiş. Bunların hepsi hikaye, hele hele Carter tam anlamıyla hikaye.

Orlando Magic Stan Van Gundy sayesinde takım olmaya çalışırken Carter denilen bir tümörle mücadele etmek zorunda kalıyor. Ne istikrarlı bir dış şutu, ne başarılı bir savunması ne de arkadaşlarını oynatma kapasitesi var. Hatta daha doğrusu oyun istikrarı yok bu adamın. İşin acı tarafı arkadaşlarının da ona saygısı kalmamış. Megastar, süper yıldız dediğin adam sıkıştığın anlarda topu vermek için arayacağın, güvendiğin adamdır. Bir tek Allah’ın kulu yok ki 24 saniye dolmak üzereyken ya da takım gerideyken ekstra bir şeyler yapar diye Carter’ı arasın. Carter tam anlamıyla tekere sokulan çomak. Otis Smith kınayı hazırlamadıysa hala, ben burdan kargolarım üzülmesin.

Bu takımda 3 yıldız var: Dwight Howard, Rashard Lewis ve Stan Van Gundy. Takım olamamanın ve basketbolun aslında çok basit bir oyun olduğunun unutulmasının cezası olarak Howard bu sezon adeta harcanıyor. Attığı şut sayısı neredeyse 4 azalmış, sayı ortalaması 5-6 düşmüş, bir türlü top alamayan modern bir korkuluk gibi. Dolayısıyla potadan uzak aldığı her topta saatli bomba gibi. Konsantrasyonu tam olmayınca savunmada da bir facia. 10 top kaybı ne demektir arkadaş! Lewis beslendiği ölçüde ürün veriyor, Neson geçen senelere göre sorumluluğunun daha farkında ve bencilliklerinden biraz sıyrıldığı için olabildiğince besliyor Lewis’i. Ama başka kimseler yok. Redick kaç sayı atarsa atsın savunmada kara delik. Kaç maçtır ortalarda olmayan Belinelli, Wright, DeRozan ona karşı coştular. Bass kenarda harcanıyor, Gortat göbek bağlamak üzere, Anthony Johnson ise örümcek bağlamıştır sanırım.

Bu tablo Otis Smith’in eseri, kendisiyle ne kadar gurur duysa az. Hem bütçenin hem takımın içine etmeyi başardı. Gözler kolay fikstürle güzel boyanmıştı. 35 maçın 22’si % 50’nin altındaki takımlara karşı. Hadi bakalım bundan sonra neler olacak. Sezon boyu kaç Lakers, Cavs, Celtics, Suns, Mavs, Spurs galibiyeti alınacak? 0, 1, 2?

Toronto ise Orlando’nun aksine her hafta üzerine koyarak ilerliyor. Savunmayı yapmayı öğrendikleri gibi bunu artık maçın daha uzun sürelerine yayıyorlar. Bu tip maçlar onlara maç sonu oynamayı da öğretiyor. Bu sezon öğrenerek ve gelişerek belki de 5. sıradan play-off yapabilirler. Smith’in aksine Colangelo çok iyi işler yapmış durumda. Sezon sonu dereceleri ve gelişimleri Bosh’u Toronto’da kalmaya ikna edebilir. Eski dost Hidayet ise tam bir tutkal rolünde yeni takımında. Ne zaman ne lazımsa onu yapıyor. Savunma, sayı bulma, asist. Bazen 6-7 hücum top eline değmiyor bazen 6-7 hücumu arka arkaya o yönlendiriyor. Toronto için son yılların en büyük kazancı ve bu takıma vereceği, arkadaşlarına öğreteceği çok şey var.

Netice olarak Carter’dan salatalık, Orlando’dan sezon sonunda cacık olmaz tezimi kuvvetle savunuyorum. Güneydoğu grubu kaybedilebilir bile! Doğu Finali’ni ise hiç mi hiç beklemiyorum. Geçen seneki takım ve ruhu çoooook arayacağız.

Carter’dan Salatalık Orlando’dan Cacık Olmaz

Ocak 7, 2010, 5:15 am | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum

Sezon başında “Değiştiği anlaşılamayan Orlando üzerine” diye bir yazı yazmış, ziyadesiyle tepki almıştım. Efendim Orlando bu sene daha komple bir takım olmuş, bençi zenginleşmiş, tecrübesi tavana vurmuş, Carter gibi bir megastar gelmiş. Bunların hepsi hikaye, hele hele Carter tam anlamıyla hikaye.

Orlando Magic Stan Van Gundy sayesinde takım olmaya çalışırken Carter denilen bir tümörle mücadele etmek zorunda kalıyor. Ne istikrarlı bir dış şutu, ne başarılı bir savunması ne de arkadaşlarını oynatma kapasitesi var. Hatta daha doğrusu oyun istikrarı yok bu adamın. İşin acı tarafı arkadaşlarının da ona saygısı kalmamış. Megastar, süper yıldız dediğin adam sıkıştığın anlarda topu vermek için arayacağın, güvendiğin adamdır. Bir tek Allah’ın kulu yok ki 24 saniye dolmak üzereyken ya da takım gerideyken ekstra bir şeyler yapar diye Carter’ı arasın. Carter tam anlamıyla tekere sokulan çomak. Otis Smith kınayı hazırlamadıysa hala, ben burdan kargolarım üzülmesin.

Bu takımda 3 yıldız var: Dwight Howard, Rashard Lewis ve Stan Van Gundy. Takım olamamanın ve basketbolun aslında çok basit bir oyun olduğunun unutulmasının cezası olarak Howard bu sezon adeta harcanıyor. Attığı şut sayısı neredeyse 4 azalmış, sayı ortalaması 5-6 düşmüş, bir türlü top alamayan modern bir korkuluk gibi. Dolayısıyla potadan uzak aldığı her topta saatli bomba gibi. Konsantrasyonu tam olmayınca savunmada da bir facia. 10 top kaybı ne demektir arkadaş! Lewis beslendiği ölçüde ürün veriyor, Neson geçen senelere göre sorumluluğunun daha farkında ve bencilliklerinden biraz sıyrıldığı için olabildiğince besliyor Lewis’i. Ama başka kimseler yok. Redick kaç sayı atarsa atsın savunmada kara delik. Kaç maçtır ortalarda olmayan Belinelli, Wright, DeRozan ona karşı coştular. Bass kenarda harcanıyor, Gortat göbek bağlamak üzere, Anthony Johnson ise örümcek bağlamıştır sanırım.

Bu tablo Otis Smith’in eseri, kendisiyle ne kadar gurur duysa az. Hem bütçenin hem takımın içine etmeyi başardı. Gözler kolay fikstürle güzel boyanmıştı. 35 maçın 22’si % 50’nin altındaki takımlara karşı. Hadi bakalım bundan sonra neler olacak. Sezon boyu kaç Lakers, Cavs, Celtics, Suns, Mavs, Spurs galibiyeti alınacak? 0, 1, 2?

Toronto ise Orlando’nun aksine her hafta üzerine koyarak ilerliyor. Savunmayı yapmayı öğrendikleri gibi bunu artık maçın daha uzun sürelerine yayıyorlar. Bu tip maçlar onlara maç sonu oynamayı da öğretiyor. Bu sezon öğrenerek ve gelişerek belki de 5. sıradan play-off yapabilirler. Smith’in aksine Colangelo çok iyi işler yapmış durumda. Sezon sonu dereceleri ve gelişimleri Bosh’u Toronto’da kalmaya ikna edebilir. Eski dost Hidayet ise tam bir tutkal rolünde yeni takımında. Ne zaman ne lazımsa onu yapıyor. Savunma, sayı bulma, asist. Bazen 6-7 hücum top eline değmiyor bazen 6-7 hücumu arka arkaya o yönlendiriyor. Toronto için son yılların en büyük kazancı ve bu takıma vereceği, arkadaşlarına öğreteceği çok şey var.

Netice olarak Carter’dan salatalık, Orlando’dan sezon sonunda cacık olmaz tezimi kuvvetle savunuyorum. Güneydoğu grubu kaybedilebilir bile! Doğu Finali’ni ise hiç mi hiç beklemiyorum. Geçen seneki takım ve ruhu çoooook arayacağız.

Toronto Raptors – Orlando Magic

Kasım 1, 2009, 11:23 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Hiç mi hiç yoruma gerek yok aslında, meraklıları zaten izledi, bir kaç noktaya değinip kaçalım. Hidayet’in Otis Smith’e selam çaktığı, Orlando’nun muazzam şut soktuğu ve rakiperine 3 eksikli kadroyla selam yolladığı bir maçtı. Toronto 2-3 oyuncusu hariç savunma yapmayı hiç ama hiç bilmiyor. Calderon egolarından sıyrılıp yükü Hidayet’le paylaşırsa bir adım ileri atarlar. Orlando da ise işler sarpa sardığında sorumluluğu alacak, oyunu soğutup, dengeleri lehte bozacak adam saha içinde yok kenarında var. İster Carter’lı ister Carter’sız bu takımın lideri Stan Van Gundy. Geçen senelerde bu işi Hidayet yapıyordu şu an için Nelson çabalıyor ama daimi bir soğuk kanlı lider yok, işte bu da şampiyonluk rakibi takımlara karşı kafa kafaya giden maçlarda sıkıntı yaratacak. 30-40’lara gidecek maç 5 dakikada ortaya geliverdi. Bu sorunu çözecek adam da SVG’den başkası değil. Orlando şut ağırlığını faul atmayı öğrenmiş gözüken Howard’a biraz kaydırabilirse kolay kolay yenilmez. Toronto ise savunma yapmayı biraz becerebilirse6-7. sıradan play-off yapar.

Ha bir de Hidayet’in Howard’a yaptığı blok muazzamdı. Artık ligin tecrübeli ve iş bilen veteranlarından biri olduğunu br kez daha kanıtlar nitelikteydi. Kobe’den sonra Howrad’a verdiği bloğun fotoğrafı da posterlik.

>Toronto Raptors – Orlando Magic

Kasım 1, 2009, 11:23 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Hiç mi hiç yoruma gerek yok aslında, meraklıları zaten izledi, bir kaç noktaya değinip kaçalım. Hidayet’in Otis Smith’e selam çaktığı, Orlando’nun muazzam şut soktuğu ve rakiperine 3 eksikli kadroyla selam yolladığı bir maçtı. Toronto 2-3 oyuncusu hariç savunma yapmayı hiç ama hiç bilmiyor. Calderon egolarından sıyrılıp yükü Hidayet’le paylaşırsa bir adım ileri atarlar. Orlando da ise işler sarpa sardığında sorumluluğu alacak, oyunu soğutup, dengeleri lehte bozacak adam saha içinde yok kenarında var. İster Carter’lı ister Carter’sız bu takımın lideri Stan Van Gundy. Geçen senelerde bu işi Hidayet yapıyordu şu an için Nelson çabalıyor ama daimi bir soğuk kanlı lider yok, işte bu da şampiyonluk rakibi takımlara karşı kafa kafaya giden maçlarda sıkıntı yaratacak. 30-40’lara gidecek maç 5 dakikada ortaya geliverdi. Bu sorunu çözecek adam da SVG’den başkası değil. Orlando şut ağırlığını faul atmayı öğrenmiş gözüken Howard’a biraz kaydırabilirse kolay kolay yenilmez. Toronto ise savunma yapmayı biraz becerebilirse6-7. sıradan play-off yapar.

Ha bir de Hidayet’in Howard’a yaptığı blok muazzamdı. Artık ligin tecrübeli ve iş bilen veteranlarından biri olduğunu br kez daha kanıtlar nitelikteydi. Kobe’den sonra Howrad’a verdiği bloğun fotoğrafı da posterlik.

New Jersey Nets – Orlando Magic

Ekim 31, 2009, 10:55 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, New Jersey Nets, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Orlando bu sezon başında Cater takasını gerçekleştirdiği New Jersey ile deplasmanda karşılaştı. Ben aşırı yorgunluk dolayısıyla maçı izleyemedim. Ancak kadro yapılarına baktığımızda normal şartlar altında Net’in Magic’in yenmesi için 2 sene daha geçmesi gerek diye düşünüyordum, düşündüğüm gibi oldu.

SVG Anderson’lı kısa beşini kullandı yine, demek ki bundan sonraki maçlarda da bu şekilde devam edecek. Yedeklerin süreleri 2 maçtır iyi ayarlanıyor ve maksimum verim alınıyor ki bu çok iyi haber. Ancak Lewis gelince kurban kim olacak orası önemli. Benim düşüncem Redick’in kurban edileceği yönünde. Carter sadece 14 dakika sahada kalabildi bileğini burkunca. Ancak durumunun iyi olduğu ve yarın gece Toronto maçında oynayabileceğini öğrendik. Fakat 14 dakikada kullandığı şut sayısı düşündürücü. Nelson beklenen oyundan uzak ama J-Will özellikle hücumda asist yönünden bu açığı kapatıyor. Carter sakatlandıktan sonra Howard’a top inmesi ve oyunu hızlandırma çabası galibiyeti kolaylaştıran etken oldu. Barnes’ın kötü bir şut gecesi olsa da verimli süre dağılımı ve yine %50 civarında şut yüzdesi yakalanması önemli artılar. Fakat takım olarak 76ers maçındaki 28 asistten sonra 21e düşülmesi dikkat edilmesi gereken bir konu. Şutör takımlar daha çok asiste ulaşmalı. Nets gibi genç bir takımın ise Magic’i yeebilmek için %38’den daha yüksek bir şut yüzdesine ihtiyacı var. Howard’ın ilk 20-20’sini Carter’ın çoğunda oynamdığı bir maçta gelmesi de manidar.

Asıl güzel maç yarın gece Toronto ile olacak. Hidayet eski takımına karşı oynayacak ilk kez. Bu arada Hidayet dün geceki maçta Toronto’nun Memphis’e yenildiği maçta 14 sayıyla oynadı.

>New Jersey Nets – Orlando Magic

Ekim 31, 2009, 10:55 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, New Jersey Nets, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Orlando bu sezon başında Cater takasını gerçekleştirdiği New Jersey ile deplasmanda karşılaştı. Ben aşırı yorgunluk dolayısıyla maçı izleyemedim. Ancak kadro yapılarına baktığımızda normal şartlar altında Net’in Magic’in yenmesi için 2 sene daha geçmesi gerek diye düşünüyordum, düşündüğüm gibi oldu.

SVG Anderson’lı kısa beşini kullandı yine, demek ki bundan sonraki maçlarda da bu şekilde devam edecek. Yedeklerin süreleri 2 maçtır iyi ayarlanıyor ve maksimum verim alınıyor ki bu çok iyi haber. Ancak Lewis gelince kurban kim olacak orası önemli. Benim düşüncem Redick’in kurban edileceği yönünde. Carter sadece 14 dakika sahada kalabildi bileğini burkunca. Ancak durumunun iyi olduğu ve yarın gece Toronto maçında oynayabileceğini öğrendik. Fakat 14 dakikada kullandığı şut sayısı düşündürücü. Nelson beklenen oyundan uzak ama J-Will özellikle hücumda asist yönünden bu açığı kapatıyor. Carter sakatlandıktan sonra Howard’a top inmesi ve oyunu hızlandırma çabası galibiyeti kolaylaştıran etken oldu. Barnes’ın kötü bir şut gecesi olsa da verimli süre dağılımı ve yine %50 civarında şut yüzdesi yakalanması önemli artılar. Fakat takım olarak 76ers maçındaki 28 asistten sonra 21e düşülmesi dikkat edilmesi gereken bir konu. Şutör takımlar daha çok asiste ulaşmalı. Nets gibi genç bir takımın ise Magic’i yeebilmek için %38’den daha yüksek bir şut yüzdesine ihtiyacı var. Howard’ın ilk 20-20’sini Carter’ın çoğunda oynamdığı bir maçta gelmesi de manidar.

Asıl güzel maç yarın gece Toronto ile olacak. Hidayet eski takımına karşı oynayacak ilk kez. Bu arada Hidayet dün geceki maçta Toronto’nun Memphis’e yenildiği maçta 14 sayıyla oynadı.

>2 Numaralı Kabus

Ekim 29, 2009, 12:15 pm | Cleveland Cavs, Hidayet Türkoğlu, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

http://i.cdn.turner.com/nba/nba/.element/swf/1.1/cvp/nba_embed_container.swf?context=nba&videoId=games/raptors/2009/10/28/0020900007_cle_tor_recap.nba

Şampiyonluğun en önemli adayı Cavs sezona feci kötü başlarken 2 maçta sadece 90 sayı ortalama tutturabildiler. Önce Boston’a yenildiler, tamam Celtics şampiyonluk adayı ve çok kuvvetli bir takımdı ama ya Toronto. Raptors yeni kurulan bir takım, takıma katılan 9 yeni isimle bir araya gelmeye çalışan bir oyuncu topluluğu. James sezonun ilk triple double’ını yaparken takımda 2. bir isim daha çıkmadı ki ona yardımcı olsun. Ilgauskas ve Shaq pota altında Bosh, Bargnani ve Nesterovic’li pota altına bile çok yumuşak kaldılar. Mo-Will kafasına göre takılmaya devam etti. Parker biraz olsun sorumluluk alabileceğini gösteren tek isimdi ama James’e omuz çıkamadı. Suratlardaki ifadeler şaşkındı Cavs’te. Acaba bu James’in son sezonu olma yolunda ilerleyen bir senaryonun ilk 2 sayfası mı?

Toronto Triano yönetiminde geçen seneki Magic gibi oynuyor. Ancak 2 farkla. Birincisi pota altında Bosh-Bargnani gibi şutu da olan 2 uzuna sahip olmaları onları savunulması zor bir takım yaparken bu 2 uzunun yumuşaklığı pota altında hem savunma hem de hücumda azaltıyor. Gerçi dün gece Cavs’e sert bile kaldılar ya neyse. 2. fark ise Calderon ve Jack’in önce pası düşünen yapıdaki gardlar olmaları. Geçen sezon Nelson’ın bu felsefeyle oynadığı maçlarda Magic’i sürükleyen isim olmuş ama sayı atma isteği ile kavrulduğu maçlarda Magic’i yakan isim olmuştu. 2 takımın geçen seneyle ortak bir diğer noktası ise Hidayet. Hidayet kolay dağılabilen Toronto da tutkal görevi göreceğini gösterdi bu ilk maçta. Arkadaşları iyi şut atarken ve sıcakken sadece onlara servis yapan, dengeler bozulup ihtiyaç duyulduğunda devreye girip bir drive bir şutla işleri yoluna koyan adam pozisyonunda Hidayet ve yüzünden anlaşıldığı kadarıyla da çok ama çok mutlu hem yeni takımından hem rolünden. 12 sayı 7 ribaunt 3 asist ve 3 blokla oynadı ve yine kadar çok yönlü bir oyuncu olduğunu gösterdi temsilcimiz. Üstelik önemli bir süre boyunca da Lebron James’in savunmasını yapan adamdı.

Cavs’in şampiyonluk için acilen içinde bulunduğu psikolojiden çıkması gerek. Toronto oyuncuları ise neler yapabileceklerini görmüş olmanın morali ve motivasyonu ile inanarak devam etmeli yoluna.

2 Numaralı Kabus

Ekim 29, 2009, 12:15 pm | Cleveland Cavs, Hidayet Türkoğlu, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
http://i.cdn.turner.com/nba/nba/.element/swf/1.1/cvp/nba_embed_container.swf?context=nba&videoId=games/raptors/2009/10/28/0020900007_cle_tor_recap.nba

Şampiyonluğun en önemli adayı Cavs sezona feci kötü başlarken 2 maçta sadece 90 sayı ortalama tutturabildiler. Önce Boston’a yenildiler, tamam Celtics şampiyonluk adayı ve çok kuvvetli bir takımdı ama ya Toronto. Raptors yeni kurulan bir takım, takıma katılan 9 yeni isimle bir araya gelmeye çalışan bir oyuncu topluluğu. James sezonun ilk triple double’ını yaparken takımda 2. bir isim daha çıkmadı ki ona yardımcı olsun. Ilgauskas ve Shaq pota altında Bosh, Bargnani ve Nesterovic’li pota altına bile çok yumuşak kaldılar. Mo-Will kafasına göre takılmaya devam etti. Parker biraz olsun sorumluluk alabileceğini gösteren tek isimdi ama James’e omuz çıkamadı. Suratlardaki ifadeler şaşkındı Cavs’te. Acaba bu James’in son sezonu olma yolunda ilerleyen bir senaryonun ilk 2 sayfası mı?

Toronto Triano yönetiminde geçen seneki Magic gibi oynuyor. Ancak 2 farkla. Birincisi pota altında Bosh-Bargnani gibi şutu da olan 2 uzuna sahip olmaları onları savunulması zor bir takım yaparken bu 2 uzunun yumuşaklığı pota altında hem savunma hem de hücumda azaltıyor. Gerçi dün gece Cavs’e sert bile kaldılar ya neyse. 2. fark ise Calderon ve Jack’in önce pası düşünen yapıdaki gardlar olmaları. Geçen sezon Nelson’ın bu felsefeyle oynadığı maçlarda Magic’i sürükleyen isim olmuş ama sayı atma isteği ile kavrulduğu maçlarda Magic’i yakan isim olmuştu. 2 takımın geçen seneyle ortak bir diğer noktası ise Hidayet. Hidayet kolay dağılabilen Toronto da tutkal görevi göreceğini gösterdi bu ilk maçta. Arkadaşları iyi şut atarken ve sıcakken sadece onlara servis yapan, dengeler bozulup ihtiyaç duyulduğunda devreye girip bir drive bir şutla işleri yoluna koyan adam pozisyonunda Hidayet ve yüzünden anlaşıldığı kadarıyla da çok ama çok mutlu hem yeni takımından hem rolünden. 12 sayı 7 ribaunt 3 asist ve 3 blokla oynadı ve yine kadar çok yönlü bir oyuncu olduğunu gösterdi temsilcimiz. Üstelik önemli bir süre boyunca da Lebron James’in savunmasını yapan adamdı.

Cavs’in şampiyonluk için acilen içinde bulunduğu psikolojiden çıkması gerek. Toronto oyuncuları ise neler yapabileceklerini görmüş olmanın morali ve motivasyonu ile inanarak devam etmeli yoluna.

>Raptor Hidayet

Temmuz 10, 2009, 9:19 am | Hidayet Türkoğlu, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>

>Büyük Takas Geliyor!

Temmuz 9, 2009, 12:20 pm | Dallas Mavericks, Hidayet Türkoğlu, Memphis Grizzlies, NBA, Orlando Magic, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>Hidayet Türkoğlu ile anlaşan Toronto Rators oyuncuyla imzalayabilmek için gerekli kadro boşluğunu yaratmaya çalışıyor. Bu nedenle ellerinden çıkarmak istedikleri Shawn Marion’ı isteyen Dallas’la bir takas peşindeydiler hafta başından beri. Marion’ı takıma kazandırmak isteyen Mavs Antoine Wright, Jerry Stackhouse ve Devean George’u verip karşılığında sign and trade ile Marion’ı alacak. Stackhouse Memphis’e gidecek ayrıca Memphis 3 milyon da nakit alacak. Orlando Hidayet’le imzalayıp onu Toronto’ya takas edecek ve Toronto’nun Memphis’ten alacağı trade exception’ı Orlando’ya gönderecek. Bu arada Wright ve George da Toronto yolunu tutacak. Memphis büyük ihtimalle Stackhouse’u salacak ve Stack tekrar Dallas’la anlaşacak. Bu takas hem Hidayet’e 6 senelik kontrat yolunu açacak hem de daha fazla para getirecek.

Sözün özü 4 takımlı büyük bir takas yakın gibi duruyor.

Marion’ın kontratının 40 milyon ve 5 sene olması bekleniyor. Bu arada Dallas Marcin Gortat’a da 5 sene 36 milyonluk bir kontrat önerisiyle geldi. Magic bu teklifi 1 hafta içinde birebir karşılayıp Gortat’ı takımda tutma opsiyonuna sahip. Ama hiç zannetmiyorum ben açıkçası. Şu takas olunca alınacak trade exception bir çok şeyi belli edecektir. Kuş adam Andersen de Nuggets’la 5 yıl 26 milyona imzalamış, hayırlı olsun.

>Hidayet – Yenge – Toronto – Portland – Orlando

Temmuz 5, 2009, 9:41 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic, Portland TBlazers, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

>

NBA Finalleri bittiğinden beri en çok konuştuğumuz konu kuşkusuz Hidayet oldu. Aslında Orlando’nun onu tutup 4 ve 2 numaralı pozisyonlara takviye yapıp, lüks vergisi sınırı fazlaca aşmadan Finalist takımı bir adım ileriye taşıyacağını düşünüyorduk ama olmadı. 8 Temmuz itibariyle Magic’in neler yapacağına bakıp büyük ihtimalle kantarın topuzunu da kaçıracağım bir yazı yazacağım ama şimdi konumuz Magic değil Hidayet.

Hidayet benim için çok önemli bir adam. Özel nedenlerini şimdi sayacak değilim ama onun her seçimi sanki kendi seçimimmiş gibi heyecanlandırıyor beni. Magic’le imzaladığı gün, eski bir Magic taraftarı olarak çok mutlu olmuştum, hatta imzanın atıldığı gün onun hakkında, başaracakları hakkında etrafımdakilere söylediklerimden sadece All-Star olmayı başaramadı, aslında onu da elinden çalınmış olarak nitelendiriyorum ben. Bu seneki final koşusunda payı büyüktü, takımdaki rolü yadsınamaz önemdeydi. Ligde ne iş yaptıkları belirsiz onca adam 10 küsür milyonları cebe indirirken istediği kontrat asla lüks değildi Orlando için. Nüvenin önemli bir sargısıydı, hatta nüveyi bir arada tutan adamdı Hidayet.

Serbest oyuncu olmaya karar verdiği günler şubat ayına denk gelir Hidayet’in. O dönem çok konuşulmuştu üzerine, takas edilsin mi edilmesin mi diye. Sonuçta edilmedi ve final geldi. İki senedir dorukta performansıyla. Geçen seneyi bireysel anlamda tepede kapattı, bu seneyi mental anlamda. Bir çok farklı şeyi bir arada yapabilmesi, ama en önemlisi takımdaki herkesi oyuna sokmasıyla bir beyin rolünü üstlenebileceğini göstermesi onu çok çekici kıldı. 17 yaşından beri üst seviyede basketbol oynayan, olgunluğu artık formasından taşan tam bir veteran oyuncu oldu Hidayet. Tecrübesi o kadar fazla ki yanındakilere bulaşıyor, etrafındakiler onunla performans yükseltiyorlar. İşte o yüzden liderliğe ihtiyacı olan, tecrübe eksikliği yaşayan bir takımda olması onun ve gideceği takım için çok önemliydi. Bu yüzden şubat ayından beri herkes, ben de dahil, Orlando’da kalmayacaksa yeri Portland olmalı dedik.

Hidayet Portland oyuncusu olduğunda en büyüğü 25 yaşında olan süper yıldız adayı gençleri organize edecek, tecrübesini aktaracak, onlara maç sonu oynamayı öğretecek ve işler sıkıştığında kilidi açmak için devreye girecekti. Pritchard ve McMillan söylediklerimizi sayarken onun pick and roll kabiliyetinden özellikle bahsediyorlardı. Ki ben senelerdir Hidayet’in tepe ve kenar pick and rollerini yazıyorum, ne kadar verimli sonuç verdiğini, hatta yarımının bile iş gördüğünü anlatmaya çalışıyorum. 5 sene ve 50 milyonluk kontratla geldiler. Teklif ve biçilen rol cazipti, Hidayet’e yaklaşım muazzamdı. Tam oldu, anlaştılar derken birden devreye hiç beklemediğimiz şekilde Toronto Raptors girdi ve resim birden değişti. Toronto’nun Hidayet’e yöneleceği hiç aklımıza gelmemişti, Colangelo’nun Hidayet sevgisini unutmuştuk (2004’te Hidayet’i Phoenix’eistemiş fakat alamamıştı bütçe kısıtından).

Ben yaklaşık 6 senedir evliyim ve evlilikten öğrendiğim en önemli şey; mutlu olmak istiyorsan asla hiçbir kararı kendi başına vermeyeceksin ve hatta eşinin kararlarına çoğu zaman kulak verecek ve onun dediklerini yapacaksın. Çünkü ailesine bağlı, kocasını seven ve ona değer veren hiçbir kadın yanlış karar vermez. İşte o yüzden belki de NBA şampiyonluğuna yürüyecek bir kadronun birleştirici parçası olup tarihe geçmeyi reddetti Hidayet. Eşi son derece soğuk bir eyalet olan Oregon’da yaşamak istemedi, Türkiye’ye geliş gidiş yolculuğunu 6 saat uzatmak istemedi, her yönüyle Avrupai bir şehir olan ve içinde bir çok Türk’ün yaşadığı Toronto’da yaşamak istedi, Türkoğlu ailesinin orada daha mutlu olacağına inandı ve sonunda Hidayet de. Ben Bayan Türkoğlu’nun arkasındayım. Aynı durumla karşı karşı karşıya kalsam aynı kararı tereddüt etmeden verirdim.

Bugün Hidayet artık Toronto Raptors oyuncusu diyebiliriz. Teklifin 56 ile 61 milyon arasında 5 yıllık bir teklif olduğu zannediliyor. Ayrıca işin bir de vergi avantajı yönü var ki, Kanada’da gelir vergisi oranı daha düşük olduğu için Hidayet aynı paraya Portland’a imza atmış olsa alacağından daha fazlasını alacak Kanada’da. Kesin oranları bir ara net olarak yazarız.

Kadro yapısına baktığımızda Toronto’nun Hidayet’i getirebilmek için Shawn Marion, Carlos Delfino ve Anthony Parker ile kesin olarak yollarını ayırdığını görüyoruz. Kadro derinliği açısından durum pek de parlak değil Toronto’da. Hidayet takıma girer girmez en önemli 2. parçası olacak takımın hem skor opsiyonu hem de liderlik açısından. Şu an ilk beşteki yeri garanti olan 4 isim Calderon, Hidayet, Bosh ve Bargnani. Takımda ciddi bir 2 numara sıkıntısı var. Hidayet’e verilecek kontratla lüks vergisi sınırına mesafeleri yaklaşık 12 milyona düşüyor. Bu da mid-level ile 2 oyuncu alabileceklerinin göstergesi. Şu anda kadrodaki oyuncu sayısı 11 ve takasa verebilecek nitelikte bir kontratları ve isimleri de mevcut değil. Antony Parker’la tekrar anlaşmaya mecburlar gibi. Yedek isimlerden Roko Ukic ve Marcus Banks önemli isimler olsa da geri kalan oyuncular son derece sıradan adamlar. Bu takıma 2-3 pozisyonlarında görev yapabilecek 2 isim ve bir 5 numara yedeği şart. Diğer taraftan Bosh’un kontratının gelecek sene biteceği de düşünüldüğünde bu sene Hidayetle kazanılacak bir başarının Bosh’u ikna için kullanılacağı da aşikar. Belki de mid-level’ı kullanmadan piyasadan bazı isimsiz sürprizler bulmaya çalışıp gelecek seneki bütçeyi fazlaca daraltmamaya da çalışabilirler. Ama ne olursa olsun bu sezon için amaçları play-off yapıp tur geçmek, hem Colangelo hem de Triano’nun konuşmalarından çıkardılarımız bunlar. Tanrım ne kadar Avrupalı bir takım!

Sonuç olarak Yenge Hidayet’i Kanada’ya götürüyor ve Hidayet yeni takımında da en az Magic’te 2 senedir yaptığı etkiyi yapacak gibi duruyor. Belki bu sefer All-Star bile seçilir. Öte yandan Toronto’da yıldız olan Carter Hidayet’in yerine Magic’e gelirken, Hidayet’in de Carter’dan beri bir türlü başarılı olamayan Toronto’ya ilaç olarak gelmesi hem çok enteresan bir tesadüf hem de çok manidar.

Hidayet’in Toronto’yla anlaşmasından Orlando bir şekilde nemalanabilir de acaba en azından Parker’ı belki Marion’ı sign and trade yoluyla şehre getirebilir mi diye umarken Otis bir kez daha imzasını çaktı ve dedi ki “Hidayet’le ilgili Toronto ile herhangi bir takasa girmeyeceğiz.” Sağol Otis Smith, kazan mübarek olsun, durmak yok yola devam.

>NBA’de Adamlar Kapış Kapış!

Temmuz 3, 2009, 4:18 pm | Cleveland Cavs, Hidayet Türkoğlu, Houston Rockets, LA Clippers, LA Lakers, Memphis Grizzlies, NBA, Orlando Magic, Portland TBlazers kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>NBA piyasası çılgın günler geçirmeye devam ediyor. Daha dün Rockets’le anlaşmak üzere dediğimiz Gortat’a ciddi şekilde talip olan Dallas Polonyalı oyuncunun işini bitirmek üzereymiş. Dallas’ın teklifi full mid level exception, yani 5.6 milyondan başlayıp 4 ila 6 yıl arası sürebilecek nitelikte ki bu teklif bence Gortat için biraz fazla. Neyse Otis Smith dizini dövsün.

Cleveland’la neredeyse anlaştı dediğimiz Ariza ile Cavs’in arasına Rockets girmiş. Ariza’nın da tıpkı Gortat gibi 5 yıllık bir full mid-level exception alması bekleniyor.

Enteresan başka bir gelişme ise Ariza’yı kaybeden Lakers’ın Rockets’ın bıraktığı Ron Artest ile anlaşmak üzere olması. Artest de 3 senelik bir kontrat ve 18 milyona Lakers’a evet demiş. Aslında daha çok para isterdi bizim bildiğimiz Artest ama gözüken o ki yüzük sevdasına kapılmış. Kanaatimce Lakers’ta sorun çıkarır, şut paylaşımı dengesizliği yaratır ve Lakers yönetimini pişman eder Artest. Allah Jack Nicholson’a sabır versin.

Ayrıca Rasheed Wallace bugün Boston Celtics ile görüşeceğini açıklarken, Sixers yönetimi de Mike Bibby ile kontak kurmuş. Davis, Powe kalacaksa Wallace Boston’a lüks olur ama Mike Bibby Andre Miller sonrası Philadelphia’da sınıf atlayan bir takım oyunu ve gelişimi hızlanan gençler demektir benim literatürümde. Umarım Bibby Sixers’la imzalar.

Bu arada dün yazamadık Zach Randolph Memphis’e New York’tan gelen Quentin Richardson karşılığında takas edildi. Blake Griffin’in böylece ilk 5 yolu açılmış oldu. Ayrıca Q-Rich Mobley sonrası problem olmaya başlayan üçlük meselesini çözüme kavuşturacak bir adamdır. Baron Davis sağlıklı kalabilirse Clippers çok can yakar. Randolph da basketbola adapte olabilirse Thabeet’le pota altında iyi iş yaparlar. Gasol sonrası artık Memphis’ten bir çırpınış görmek istiyorum ben şahsen.
En son olarak yine Hidayet diyelim. Hidayet Portland’a giderek kulübü, tesisleri ve şehri incelemeye başladı. Konuşmalarından anladığımız kadarıyla McMillan ve Pritchard onu ikna etmiş gibi. Benim tercihim de Portland’la imzalaması yönünde. Aşağıdaki linkte Portland Havaalanına inişi sonrası verdiği demeci bulabilirsiniz, hem yazılı hem de görüntülü olarak. Portland kondüsyoneri Jay Jensen de önemli bir jest yapmış hazırladığı pankartla. Çok kral adamsın Jay Jensen.

>Kelly Dwyer Dallama mı?

Temmuz 2, 2009, 10:03 pm | Cleveland Cavs, Dallas Mavericks, Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic, Portland TBlazers kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>Kelly Dwyer Yahoo Sports’un NBA yazarlarından, daha önce SI’da yazıyordu. Kendisi sivri yorumlarıyla tanınan bir arkadaşımız. Herkesin a dediğine b demesiyle de bilinir. Ama şu iki gündür yazdığı yazılarla tam anlamıyla “yuh artık, dallama mısın be!?!” dedirtti insana. Arkadaş bu nasıl üslup, bu nasıl bakış açısı, bu ne perhiz bu ne domuz pastırması be arkadaşım!

Dünkü yazısında Hidayet üzerinden Portland’a giydirirken, Hidayet’i de “Şimdilik şunu bunu yapıyor da 2 sene sonra ne .okum işe yarar, üstelik takımın ahengini bozacak, yaşı gelmiş 30’a, böyle yaşlı adama yatırım mı yapılır?” diyerek yerden yere vurdu. Hem de daha 6 gün önce 32 yaşındaki Carter’ın Orlando’ya takasını övmüşken!

Bugünkü yazısında da Jason Kidd’e takmış diyor ki özetle Takımlar Neden Jason Kidd’i istiyor? başlıklı yazısında “Jason Kidd olsa ne yazar, herif gelmiş 37 yaşına, Brevin Knight da onula aynı istatistiği yapıyor, niye onu kimse istemiyor da, bir zamanlar iyi bir oyuncu olan, ama şu sıralar kıçındaki kıllar kadayıf olmuş Kidd bu kadar kapışılıyor?”.

E yuh be Kelly, çüş be Dwyer. Ya arkadaş sen basketboldan ne anlıyorsun, ne bekliyorsun insanlardan anlamadım. Daha 1 hafta önce Shaq takasında sen demedin mi “Shaq takası bence işe yarayacak, Shaq iyi bir ekleme oldu.” Arkadaşım Shaq 18 yaşında mı 28 yaşında mı. Ya bu Shaq 38 yaşında değil mi, biz mi yanlış biliyoruz?

Dwyer’ın yazılarına gelen yorumlardan biri yaklaşık şöyleydi ve ben de atıyorum imza mı altına:

“Dwyer’ın son yazılarını dikkatle okursanız hedefini anlarsınız. Dwyer çok iyi biliyor ki Yahoo’da takım Genel Menajerlerine yeterince sallayabilirseniz mutlaka birinin yerine geçersiniz. Tecrübe edilmiştir Kerr ile.”

Sonuç olarak kendi yorumum bu Dwyer efendinin dallama olup olmadığını araştırmamız gerektiği yönünde. Bir gün öyle, bir gün böyle yazarak saygı değil nefret kazanılır. 30 yaşındaki adama yaşlı diyip 38 yaşındaki adamı iyi transfer diye anlatmak, gittiği takımdaki oyun kuruculara oyunu öğretecek, tecrübesini aktarıp onları daha iyi bir seviyeye çekecek adamı beğenmemek kaliteni dünya aleme göstermiştir Dwyer, kutluyorum.

>Hidayet Portland’da Gibi!

Temmuz 1, 2009, 10:24 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic, Portland TBlazers kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>Lon Babby 1-2 saat önce yaptığı açıklamada Blazers koçu Nae McMillan’ın Hidayet’le görüşmek üzere bu akşam Orlando’ya uçacağını söyledi. McMillan, Hidayet ve Babby akşam yemeğinde buluşup Hidayet’in Portland’a transferini tartışacaklar. Bu bir anlamda ikna yemeği. İsmi açıklanmayan bir kaynak Portland’ın 5 sene ve 50 milyonluk bir kontratla geldiğini belirtmiş. Bu tip olaylar genelde menajer tarafından piyasayı kızdırmak için sızdırılır yakın dostları üzerinden. Hidayet’i almak isteyecek takımların bu fiyatı aşması ve Hidayet’e başarı vaad etmesi gerekiyor.

Bu gece yemekte Orlando’da McMillan’la bir araya geldikten sonra yarın Hidayet de iadeyi ziyarette bulunup Portland’da Blazers tesislerini gezip, imza atması durumunda nerede çalışıp yaşayacağını görecekmiş. Kısacası Magic Hidayet’e Portland’ın verdiğine eşdeğer bir kontrat vermezse, ki bu ziyadesiyle zor gözüküyor, Hidayet Portland oyuncusu oldu diyebiliriz. Bu noktadan sonra ne Heat, ne Sacramento ne de Toronto Hidayet’i kolay kolay ikna edemez. Sanırım 8 Temmuz gecesi saat 00:01’de imzalar atılır ve Hidayet yeni forması ile poz verir, sabahında da taraftarına tanıtılır. Bundan sonra forma numarasını ve Blazers takımındaki rolünü tartışırız Hidayet’in. Hayırlı olsun diyelim şimdiden.

>Hidayet’ten Son Dakika Haberi

Temmuz 1, 2009, 8:45 am | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic, Portland TBlazers kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

>

Portland Genel Menajeri Kevin Pritchard gece 12:01’de Hidayet’in menajeri Lon Babby’i aramış, Hidayet’in durumunu sormuş ve kontrat görüşmelerine başlayalım demiş. Bu, Portland’ın bu zamana kadar defalarca kez söylendiği gibi Hidayet konusunda ciddi olduğunun en büyük göstergesi. Detroit’in de Hidayet’le ilgilendiği hatta Sacramento’dan da bir telefon geldiği söylenmekte. Lon Babby Portland’la kontrat görüşmelerine başladıklarını ancak bir kaç resmi teklif daha aldıklarını ama isimlerini vermeyeceğini de açıklamış.

Taraftar yorunlarından gördüğümüz kadarıyla Portland ikiye bölünmüş durumda Hidayet konusunda. Bir kısım play-off stresini sırtlanıp, takımı rahatlatabilecek ve pas vermeyi bilen bir oyuncu olduğu için Hidayet’i sevinçle karşılarken bir kısımsa Hidayet’in özellikle geçen sezonki düşük şut yüzdesine takmış durumda. Ayrıca Hidayet’i istemeyen taraf onun Roy ve Aldridge’in şutlarından çalacağını düşünmekte. Buna karşı fikir yine başka bir taraftardan gelmiş: Bu takımda Outlaw diye Basketbol zekası yerlerde sürünen bir adam var ve siz onun arkadaşlarından çaldığı şutları söylemiyor da Hidayet’in atacağı şutları tartışıyorsunuz!

Ne olur, Hidayet Portland’a gider mi gitmez mi bilinmez ama daha adının zikredildiği ilk dakikada hakkında tartışmalar başladığı düşünülünce, Portland’a gitmesi durumunda taraftarla hemen bütünleşemeyeceği gerçeği gözlerimizin önünde. Ah Otis ah!

Oregonlive‘daki haberden alıntı da hemen aşağıda. Haberi verdiği için müdavimimiz sevgili Tolga’ya sonsuz teşekkür.

The Trail Blazers’ summer agenda was revealed late Tuesday night at the minute the free agent market opened. That’s when general manager Kevin Pritchard and assistant general manager Tom Penn called agent Lon Babby to begin the courtship of small forward Hedo Turkoglu.

“Kevin Pritchard and Tom Penn called me at the earliest possible moment and expressed enthusiasm for engaging in discussions about Hedo becoming a Trail Blazer,” Babby said late Tuesday night. “We have begun that process.”

Pritchard said he first contacted guard Brandon Roy and forward LaMarcus Aldridge, who both are seeking contract extensions with the Blazers, before inquiring about Turkoglu.

>Hidayet’in Kıymeti

Haziran 27, 2009, 10:09 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>Hidayet kariyeri boyunca NBA’in hep takdir edilen, farklı bir yere konan yabancılarından biri oldu. Hele son 2 sezondur doruğa ulaşan performansı, aldığı “En çok Gelişme Kaydeden Oyuncu Ödülü” ve bu sezon Magic’in final yürüyüşündeki yadsınamaz rolü onun kıymetini ve gördüğü saygıyı doruğa çıkardı adeta. Şimdi Vince Carter takası ile Orlando’dan ayrılması gündemdeyken 2009 serbest oyuncu piyasasının en önemli ismi haline geldi. Onun Magic’ten ayrılma kararı ve kontratını feshetmesi bugün Yahoo’nun haber başlıklarında ilk sırada. Yahoo’yu takip edenler bilirler Yahoo haberler bölümünde en yeni haberi değil, o günün en önemli gördükleri haberini en başa koyarlar. O yüzden Hidayet’in haberinin orada olması çok önemlidir. Senelerdir ne önemli gelişmeler orada 1.sırada verilmedi, işte o yüzden Hidayet’in kıymetini anlatan bir enstantanedir bu. Mehmet Okur’un da aynı şekilde kontratını uzatma ya da feshetme hakkının olduğu bu sezonda hiç kimse Mehmet’ten söz etmezken aylardır Hidayet’in konuşulması, onun NBA için nasıl bir değer haline geldiğinin göstergesi. Teşekkürler Hidayet.

>Hidayet’in Yolu

Haziran 26, 2009, 5:11 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, New Jersey Nets, Orlando Magic, Portland TBlazers, Sacramento Kings, Utah Jazz kategorisinde yayınlandı | 6 Yorum

>Dün geceki Carter takasıyla bir anda Hidayet adeta “dışarıda kalan adam” haline geldi. Hidayet’i ucuza kapatmaya çalışan Smith olumlu bir karşılık bulamayınca bir süper yıldız getirerek “kalacaksam büyük taşın altında kalayım” dedi adeta. Carter Orlando için gerek sakatlık ihtimaliyle, gerekse fazlaca topu elinde istemesi ve Hidayet’in aksine paylaşmak yerine kendi kullanma alışkanlığı ile bir risk. Ha denilebilir ki geçen sene pek öyle oynamadı, daha pasördü, daha paylaşımcıydı, o zaman artarak devamını diliyoruz. Verimli oynayan, topu paylaşan ve sağlıklı kalabilen bir Carter her zaman Magic’i bir seviye ileri götürür. Ama gönül isterdi ki Hidayet’in de içinde olduğu bir formülle yapılabilseydi bu.

Olan oldu, Hidayet’in Orlando’da kalma ihtimali yok denecek kadar az, demek ki artık Hidayet kendine bir yol belirleyecek. Biraz bu noktadan sonra neler yapabileceğini, nerelere gidebileceğini konuşalım.

Otis Smith’in yaptığı yeni kontrat teklifini kabul etmediğine göre, Hidayet’e gelen teklif 30-35 milyon civarında 4 ya da 3+1 takım opsiyonlu bir teklifti. Tahminen en fazla 7 – 8 – 9 -10 diye giden ve son senesi garanti olmayan bir teklifle geldi Smith. Bu Hidayet’i rahatsız etmiştir. Onun arzusu en az 4 yıllık ve 38-40 milyon civarında garanti bir kontrat diye tahmin ediyorum aylardır konuşulanlardan. Ortada bir Corey Maggette gerçeği var keza. 5 sene ve 50 milyonluk bir kontratı Maggette alıyorsa Hidayet’in onu referans almasında bir sorun göremiyorum. Yani mantık olarak Hidayet’in istediği kontrat en az 4 yıl ve 8-9-10-11 milyon şeklinde ya da sabit 9-10 arası bir mebla ile yine 4 yıllık ya da e az 9-9-9-9-9 şeklinde devam eden 5 yıllık bir kontrat olmalı. Şahsi kanaatim kesinlikle absürd veya uçuk bir kontrat değil Hidayet’in talep ettiği. Bu tarz bir teklifle gelmiş olsa Smith, asla geri çevrilmezdi.

Diyelim ki Hidayet ile Carter takası yapılmaksızın 10 milyon ve 5 senelik kontrat imzalanmış olsun. Toplam bütçe 72 milyon civarına denk geliyor, Lee elinde ve hala takas için kullanabileceğin 3 önemli kontrat Redick, Battie ve Alston’a sahipsin. Bu kontratlarla her halükarda bir 4 numara bir de veteran 1 numara bulamaz mısın rahatlıkla bulursun. Gortat’ı 2-3 senelik bir kontratla tutamaz mısın, tutarsın. Kısacası şu hareket Orlando’nun elini öyle bir bağladı ki, öyle zora düştü ki Orlando, ya şu 2 sezonda Hidayetsiz şampiyonluk kazanırlar ya da hem Smith hem Van Gundy gider.

Hidayet açısından artık yeni denizlere yelken açma zamanı geldi gibi. Bir mucize olmazsa gelecek sene başka bir formanın içinde göreceğiz onu. Peki kimler talip olacaktır Hidayet’e? Geçen senenin başından beri takıma veteran bir lider arayan Portland en ön sırada başlayacak yarışa. Bu aşamadan sonra Hidayet’in çok paraya kötü takıma gitmek gibi bir tercih yapacağını sanmıyorum. Portland’daki genç ve dinamik nüve onu mutlaka çekecektir. Oregon şu an için Hidayet’in yeni evi olmaya çok yakın.

Şu anki bütçe durumlarıyla Hidayet’i almaya en müsait takımlar Toronto, saydığımız Portland, Detroit, Minnesota, Sacramento, Atlanta, New Jersey ve Utah gibi durmakta. Oyuncu yapıları itibariyle Toronto, Atlanta ve Detroit’in Hidayet’e yönelmeyeceği, Minnesota’yı Hidayet’in tercih etmeyeceği görüşü ağır basıyor bende. Geriye kalan takımlar New Jersey, Sacramento ve Utah. Carter takasıyla Devin Harris önderliğinde genç bir ekip haline gelen Nets’te bir veterana şiddetle ihtiyaç var. Dooling dahil olmak üzere 4 arkadaşının Jersey’de olması Hidayet’in uyum sorunu yaşamaması için bir avantaj ama Jersey’deki muhtemel uzun sorunu oraya gitme ihtimalini düşüren bir faktör. Saacramento Hidayet’in ilk göz ağrısı, şu an onlar da genç ve dinamik bir kadroyu yetiştirmeye çalışıyorlar. Kevin Martin gibi bir yıldızları var ama onların da bir veterana ihtiyaçları aşikar. Sezon içinde Hidayet’e geleceklerini açıklamışlardı. Portland kadar büyük bir ihtimal olmasa da Hidayet ilk yuvasına dönebilir. Son aday ise Utah. Boozer’ın çok büyük ihtimalle ayrılacağı kadroda istikrarlı bir kısa forvet bulunmuyor. Kontratı biten Millsap’ı tutabilirlerse Hidayet’i katarak tıpkı Orlando gibi Kirilenko’lu bir kısa 5 kurabilirler. Ancak o kısa beşin 5 numarası Howard değil Mehmet olacağı için böylesi bir karar önemli riskler içerecektir. Millsap’in boyunun 5 numara için kısa kalması onları yedek bir 5 numara arayışına götürür ki kadro yapısı ve takım içi dengeler bundan etkilenirse Sloan sinir krizleri geçirir. O yüzden Utah ince eleyip sık dokur Hidayet mevzuunda.

Netice itibariyle 2 senedir ligin aranan ve en çok güvenilen adamlarından biri haline gelen Hidayet gelecek sezon başka bir takımın başarısı için ter dökecek. Şu anki görüntüde bana göre en yüksek ihtimalden en düşüğüne doğru sıralarsak, Hidayet’in yeni takımı şu 4 takımdan biri olacak.

Portland
Sacramento
Utah
New Jersey

Takasın hem Orlando Magic hem de Hidayet için güzel sonuçlar doğuran bir takas olması dileğiyle…

>Hidayet Orlando’dan Ayrılıyor

Haziran 26, 2009, 8:55 am | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Aşağıdaki haber Orlando Sentinel’de Carter takası sonrası geçilmiş. Hemen haberin başında Otis Smith Hidayet’e takas öncesi uygun ya da başka bir deyişle fena olmayan bir teklif yaptıklarını ancak Hidayet’in bunu kabul etmediğini söylüyor ve Carter takasından sonra Hidayet’le kontrat yapmanın artık çok uzak bir ihtimal olduğunu hatta bunu “Artık çok zor” diye nitelendirebileceğini ekliyor.

Haberin devamında Kulüp başkanı Vander Weide Orlando Magic’in bu sezon bütçesini 75 milyonu aşmayacak şekilde ayarlayacaklarını, gelecek sezonlarda da bütçe aşımının 10 milyonu geçmemesi için bir planlama yapacaklarını söylüyor.

Orlando’nun bugünkü büçesine bakarsak kadroda kontratlı sadece 8 oyuncu olduğunu (Howard,Nelson, Carter, Lewis, Redick, Anderson, Johnson, Pietrus) ve bütçenin 68,2 milyona ulaştığını görmekteyiz. Bu da demek oluyor ki Magic başka takas yapmazsa kadronun geri kalanını minimum kontratlarla dolduracaklar ve Hidayet’e bu kadroda yer yok.

Zaten Hidayet’in menajeri Lon Babby de Smith’in yaptığı teklifi Hidayet’e bağları koparmak amaçlı bir teklif olarak nitelendirerek oyuncusunun bir umut tekrar Magic’le görüşeceğini ve sonrasında serbest oyuncu piyasasında duruma bakacağını açıklamış.

Netice itibariyle %99 ihtimalle Orlando Magic ve Hidayet’in yolları ayrılıyor. İçimiz buruk, kafamızda bir sürü soru işareti. Haberin orjinalden alıntısı aşağıda.

“Magic General Manager Otis Smith told the Sentinel that he made Turkoglu a “decent” initial offer before receiving Turkoglu’s official letter this week notifying the team he had opted out of his contract.

Smith didn’t go into details, but said that Thursday’s acquisition of Carter — an eight-time all-star — will make re-signing Turkoglu something of a long-shot.

“It would be hard,” Smith said.

Team President Bob Vander Weide said the club’s payroll would be likely about $75 million, meaning the team will be taxed anywhere from $5 million to $7 million, and it could rise to as much as $10 million in the next few years. Vander Weide said the franchise’s new arena, expected to open in 2010, will generate enough extra revenue to allow them to venture into the tax.

The Magic could have signed and traded Turkoglu to receive some compensation, but his opting out now makes that process difficult.

Lon Babby, Turkoglu’s agent, confirmed that the Magic made an initial proposal to Turkoglu, adding that Smith characterized it as a “jumping off point.”

Babby said Turkoglu will evaluate the free-agent market and continue talking with the Magic.”

>Vince Carter Orlando Magic’te

Haziran 25, 2009, 11:09 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, New Jersey Nets, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

>Vince Carter yanında Ryan Anderson’la birlikte Rafer Alston, Tony Battie ve Courtney Lee karşılığında Orlando Magic’e takas oldu. Bu takas ilk etapta Hidayet’e alternatif yaratma gibi gözükse de bazı kaynaklar bunu Hidayet’i daha az paraya ikna etmek olarak yorumluyorlar. Büyük ihtimalle takasta nakit para ve belki de draft hakları da söz konusu. Tam ayrıntıları aldıkça buradan veririz. Magic şampiyonluk uğruna 2-3 sezonunu parasal olarak bağlarken Nets gelecek sezonlar bütçesini dengeledi ve Lee gibi çok büyük gelecek vaad eden bir adama sahip oldu. Kontratının tamamı garanti olmayan Alston’ın salıverilmesi de gündemde, Devin Harris varken mutlu olamaz orada Alston zaten, bakalım Jersey’de neler olacak?

Magic Cavs’in Shaq adımına önemli bir cevap vermiş oldu. Sağlıklı bir Carter Magic’i bir kademe yukarı taşıyacaktır.

Detaylar: Vince Carter + Ryan Anderson = Tony Battie + Rafer Alston + Courtney Lee + 3.2 milyonluk trade exception (Keyon Dooling takasında yine Nets’den alınmıştı)

Vince Carter Orlando Magic’te

Haziran 25, 2009, 11:09 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, New Jersey Nets, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Vince Carter yanında Ryan Anderson’la birlikte Rafer Alston, Tony Battie ve Courtney Lee karşılığında Orlando Magic’e takas oldu. Bu takas ilk etapta Hidayet’e alternatif yaratma gibi gözükse de bazı kaynaklar bunu Hidayet’i daha az paraya ikna etmek olarak yorumluyorlar. Büyük ihtimalle takasta nakit para ve belki de draft hakları da söz konusu. Tam ayrıntıları aldıkça buradan veririz. Magic şampiyonluk uğruna 2-3 sezonunu parasal olarak bağlarken Nets gelecek sezonlar bütçesini dengeledi ve Lee gibi çok büyük gelecek vaad eden bir adama sahip oldu. Kontratının tamamı garanti olmayan Alston’ın salıverilmesi de gündemde, Devin Harris varken mutlu olamaz orada Alston zaten, bakalım Jersey’de neler olacak?

Magic Cavs’in Shaq adımına önemli bir cevap vermiş oldu. Sağlıklı bir Carter Magic’i bir kademe yukarı taşıyacaktır.

Detaylar: Vince Carter + Ryan Anderson = Tony Battie + Rafer Alston + Courtney Lee + 3.2 milyonluk trade exception (Keyon Dooling takasında yine Nets’den alınmıştı)

>He’s Amazing, So Amazing!

Mayıs 18, 2009, 4:31 am | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Orada olan ve takımını taşıyan adam!

He’s Amazing, So Amazing!

Mayıs 18, 2009, 4:31 am | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 7 Yorum
Orada olan ve takımını taşıyan adam!

>Hidayet ve Sezon Sonu Bitecek Kontratı

Nisan 21, 2009, 3:42 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Hidayet’in Orlando Sentinel’den Brian Schmitz’e vermiş olduğu röportajdan alıntılar var aşağıda. Hoopsworld’den aldım ben de. Özetle Hidayet sezon sonu kontratındaki 1 senelik devam opsiyonunu kullanmayıp büyük ihtimalle serbest oyuncu olacağını söylüyor. Ben burada Hidayet oldum burada kalmak istiyorum ama ailemi de düşünmeliyim diyor. Opsiyonumu kullanmazsam gelecek sene yine aynı sorular olacak kafamda bu ister istemez beni etkiliyor diyen Hidayet en az 4 senelik bir kontratla kafam rahat olursa kendimi tamamen basketbola verip daha faydalı olabilirim diye de ekliyor. Global krizden etkilenen kulüplerin oyunculara verdikleri parayı kısmaa çalışacaklarını bi çok kez duyduk. Bu kulüplerden biri de Magic. Eğer Hidayet illa 10 milyon civarında bir kontrat istemezse Otis Smith’in seneliği 7 milyondan Hidayet’i takımda tutmak isteyebileceği de yine konuşulanlar arasında.Orlando’da daire satın alan ve eşi, çocuğuyla kurduğu düzeni bozmak istemeyecek Hidayet’in de böyle bir kontrata evet diyeceğini düşünüyorum açıkçası. Röportajın ayrıntılarını merak edenler aşağıda alıntıları okuyabilirler.

“Magic forward Hedo Turkoglu is not a 100%, he’s been hobbled by injures for most of March and April and he has struggled to stay in front of 76ers forward Andre Iguodala in the opening game of the NBA Playoffs as a result.

Regardless of his health, Hedo said yesterday that he is still leaning towards opting out of his current contract and hitting the free agent market in July. Sources close to the situation say initial concepts have been exchanged with Turkoglu’s camp looking for a $10 million per year deal, while the Magic are thinking something closer to what Turkoglu makes now – $7 million and simply giving him the 4 or 5 years of security he claims to be seeking.

“If I’m coming out, I’m coming out for one reason — to secure myself, my family,” explained Turkoglu to Brian Schmitz of the Orlando Sentinel. “Not wait for the NBA lockout and stuff. The only reason I’m making that decision — if I decided that — is not to worry about another year.”

“Listen, the market is going to be bad, anyway, this year or the next year. I’m just thinking about doing my best for this team and go from there.”

“I just don’t want to go through this stuff again and have to worry about injuries and lockouts and other stuff … and just have a clear mind. Just knowing that I’m secure for another four or five years and just focus on my game.”

“I want to stay here. This is how I become Turkoglu,” Hedo said. “The organization gave me an opportunity and has been good to me. But I always say this: It has to be on both sides, not just my side.”

The odds the Magic willfully make sweeping changes to a team that won 59 games without All-Star Jameer Nelson is unlikely, but the Magic are up against next season’s projected Luxury Tax so keeping Turkoglu at a crazy deal seems unlikely. Sources close to the club said keeping Turk was more likely than not, it would simply be up to Magic GM Otis Smith to negotiate a reasonable deal”

Hidayet ve Sezon Sonu Bitecek Kontratı

Nisan 21, 2009, 3:42 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Hidayet’in Orlando Sentinel’den Brian Schmitz’e vermiş olduğu röportajdan alıntılar var aşağıda. Hoopsworld’den aldım ben de. Özetle Hidayet sezon sonu kontratındaki 1 senelik devam opsiyonunu kullanmayıp büyük ihtimalle serbest oyuncu olacağını söylüyor. Ben burada Hidayet oldum burada kalmak istiyorum ama ailemi de düşünmeliyim diyor. Opsiyonumu kullanmazsam gelecek sene yine aynı sorular olacak kafamda bu ister istemez beni etkiliyor diyen Hidayet en az 4 senelik bir kontratla kafam rahat olursa kendimi tamamen basketbola verip daha faydalı olabilirim diye de ekliyor. Global krizden etkilenen kulüplerin oyunculara verdikleri parayı kısmaa çalışacaklarını bi çok kez duyduk. Bu kulüplerden biri de Magic. Eğer Hidayet illa 10 milyon civarında bir kontrat istemezse Otis Smith’in seneliği 7 milyondan Hidayet’i takımda tutmak isteyebileceği de yine konuşulanlar arasında.Orlando’da daire satın alan ve eşi, çocuğuyla kurduğu düzeni bozmak istemeyecek Hidayet’in de böyle bir kontrata evet diyeceğini düşünüyorum açıkçası. Röportajın ayrıntılarını merak edenler aşağıda alıntıları okuyabilirler.

“Magic forward Hedo Turkoglu is not a 100%, he’s been hobbled by injures for most of March and April and he has struggled to stay in front of 76ers forward Andre Iguodala in the opening game of the NBA Playoffs as a result.

Regardless of his health, Hedo said yesterday that he is still leaning towards opting out of his current contract and hitting the free agent market in July. Sources close to the situation say initial concepts have been exchanged with Turkoglu’s camp looking for a $10 million per year deal, while the Magic are thinking something closer to what Turkoglu makes now – $7 million and simply giving him the 4 or 5 years of security he claims to be seeking.

“If I’m coming out, I’m coming out for one reason — to secure myself, my family,” explained Turkoglu to Brian Schmitz of the Orlando Sentinel. “Not wait for the NBA lockout and stuff. The only reason I’m making that decision — if I decided that — is not to worry about another year.”

“Listen, the market is going to be bad, anyway, this year or the next year. I’m just thinking about doing my best for this team and go from there.”

“I just don’t want to go through this stuff again and have to worry about injuries and lockouts and other stuff … and just have a clear mind. Just knowing that I’m secure for another four or five years and just focus on my game.”

“I want to stay here. This is how I become Turkoglu,” Hedo said. “The organization gave me an opportunity and has been good to me. But I always say this: It has to be on both sides, not just my side.”

The odds the Magic willfully make sweeping changes to a team that won 59 games without All-Star Jameer Nelson is unlikely, but the Magic are up against next season’s projected Luxury Tax so keeping Turkoglu at a crazy deal seems unlikely. Sources close to the club said keeping Turk was more likely than not, it would simply be up to Magic GM Otis Smith to negotiate a reasonable deal”

Hidayet’e Sacramento Kancası

Nisan 11, 2009, 10:58 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic, Sacramento Kings kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

NBA kariyerine Sacramento’da başlamıştı Hidayet Türkoğlu. Orada Vlade Divac ve Peja Stojakovic ile birlikte oynamaya başlaması ve bu ikiliyle yakaladığı uyum yetenekleriyle birleşince ona NBA’de uzun bir kariyer fırsatı sunmuş oldu. Özellikle 2. sezonunda takaımın 6. adamı olması ve maç kazndıran performanslarıyla taraftarın sevgililerinden olmuştu. Ancak 3. sezonuna girerken menejeri tarafından dolduruşa getirilip “Ben bu takımda ilk 5 oynarım, Doug Christie yerine ben çıkmalıyım.” sözleri onun Kings kariyerini sonlandırdı. Sacramento’daki 3. senesi sonunda San Antonio’ya takas edildi, ertesi sene de Magic günlerine başladı Hidayet.

Hidayet Saramento tarihinin en fazla üçlük isabeti bulan ve yüzdesi yakalayan oyuncularından ve özellikle play-off’lardaki Lakers maçlarında verdiği performanslar onu taraftarların gönlüne kazamış durumda. Bu sezon sonunda kontratındaki opsiyonunu kullanıp serbest kalacağını daha önceden açıklayan Hidayet gönlünden Magic’te kalmak geçse de teklifleri görmek istediğini de belirtmişti. Bu sezon biten kontratları ve boşalan bütçesiyle önemli hamleler yapması beklenen Sacramento da takıma lider oyuncu arayışında Hidayet’e yönelmiş durumda. Pete Carrill’in takıma, teknik kadroya geri dönmesiyle birlikte triangle offense’e geçmesi beklenen Sacramento’nun başına geçecek isim de büyük ihtimalle Eddie Jordan olacak. Kings’te 1992-97 arasında asistan koçluk 1996-97 ve 97-98 sezonlarında da koçluk yapan Jordan tplamda 33-64’lük derece yakalamış ve dolayısıyla kovulmuştu. Daha sonra Wizards’ta yakaladığı başarılar ve kendini geliştimesi onu yine Sacramento’nun radarına soktu.

Sacramento Kings’in sahibi Maloof kardeşler ekonomik krizin kendilerini de bir hayli vurduğunu ve kesinlikle lüks vergisi sınırına yaklaşmak bile istemediklerini söylemişlerdi. Bu fikir dahilinde kontratı biten büyük ıldızlara yönelmektense bir takım oyuncusu ve tamamlayıcı, birleştirici yetenekleri ile ön plana çıkan Hidayet’i takıma getirmek onlar için de önemli ekonomik bir kazanç olacaktır. Keza Hawes ve Thompson beklenin ötesinde olgunlaşmış durumdalar ve triangle’a oturma ihtimalleri Hidayetli bir seçenekte oldukça yüksek. Sacramento Udrih’i elinde tutarak Hidayet’i takıma getirebilirse gelecek senenin can yakan takımlarından biri olabilir. Onlar açısından sorun kariyerinin tamamını play-off yapan ve çoğu zaman tepeye oynayan takımlarda geçiren Hidayet’in parayı başarıya tercih edip etmeyeceği.

>Hidayet’e Sacramento Kancası

Nisan 11, 2009, 10:58 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic, Sacramento Kings kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>NBA kariyerine Sacramento’da başlamıştı Hidayet Türkoğlu. Orada Vlade Divac ve Peja Stojakovic ile birlikte oynamaya başlaması ve bu ikiliyle yakaladığı uyum yetenekleriyle birleşince ona NBA’de uzun bir kariyer fırsatı sunmuş oldu. Özellikle 2. sezonunda takaımın 6. adamı olması ve maç kazndıran performanslarıyla taraftarın sevgililerinden olmuştu. Ancak 3. sezonuna girerken menejeri tarafından dolduruşa getirilip “Ben bu takımda ilk 5 oynarım, Doug Christie yerine ben çıkmalıyım.” sözleri onun Kings kariyerini sonlandırdı. Sacramento’daki 3. senesi sonunda San Antonio’ya takas edildi, ertesi sene de Magic günlerine başladı Hidayet.

Hidayet Saramento tarihinin en fazla üçlük isabeti bulan ve yüzdesi yakalayan oyuncularından ve özellikle play-off’lardaki Lakers maçlarında verdiği performanslar onu taraftarların gönlüne kazamış durumda. Bu sezon sonunda kontratındaki opsiyonunu kullanıp serbest kalacağını daha önceden açıklayan Hidayet gönlünden Magic’te kalmak geçse de teklifleri görmek istediğini de belirtmişti. Bu sezon biten kontratları ve boşalan bütçesiyle önemli hamleler yapması beklenen Sacramento da takıma lider oyuncu arayışında Hidayet’e yönelmiş durumda. Pete Carrill’in takıma, teknik kadroya geri dönmesiyle birlikte triangle offense’e geçmesi beklenen Sacramento’nun başına geçecek isim de büyük ihtimalle Eddie Jordan olacak. Kings’te 1992-97 arasında asistan koçluk 1996-97 ve 97-98 sezonlarında da koçluk yapan Jordan tplamda 33-64’lük derece yakalamış ve dolayısıyla kovulmuştu. Daha sonra Wizards’ta yakaladığı başarılar ve kendini geliştimesi onu yine Sacramento’nun radarına soktu.

Sacramento Kings’in sahibi Maloof kardeşler ekonomik krizin kendilerini de bir hayli vurduğunu ve kesinlikle lüks vergisi sınırına yaklaşmak bile istemediklerini söylemişlerdi. Bu fikir dahilinde kontratı biten büyük ıldızlara yönelmektense bir takım oyuncusu ve tamamlayıcı, birleştirici yetenekleri ile ön plana çıkan Hidayet’i takıma getirmek onlar için de önemli ekonomik bir kazanç olacaktır. Keza Hawes ve Thompson beklenin ötesinde olgunlaşmış durumdalar ve triangle’a oturma ihtimalleri Hidayetli bir seçenekte oldukça yüksek. Sacramento Udrih’i elinde tutarak Hidayet’i takıma getirebilirse gelecek senenin can yakan takımlarından biri olabilir. Onlar açısından sorun kariyerinin tamamını play-off yapan ve çoğu zaman tepeye oynayan takımlarda geçiren Hidayet’in parayı başarıya tercih edip etmeyeceği.

Hidayet Türkoğlu 30 Yaşında

Mart 19, 2009, 11:40 am | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Türk Basketbolunun şu an için şüphesiz en büyük oyuncusu ve Milli gururumuz Hidayet Türkoğlu 19 Mart 1979 doğumlu ve gün itibariyle 30 yaşına gelmiş durumda. Kendisine eşi ve yeni doğan kızıyla birlikte uzun ve sağlıklı bir ömür diliyoruz. Umarız Magic formasıyla belki de bu son sezonunda final oynar Hidayet.

>Hidayet Türkoğlu 30 Yaşında

Mart 19, 2009, 11:40 am | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Türk Basketbolunun şu an için şüphesiz en büyük oyuncusu ve Milli gururumuz Hidayet Türkoğlu 19 Mart 1979 doğumlu ve gün itibariyle 30 yaşına gelmiş durumda. Kendisine eşi ve yeni doğan kızıyla birlikte uzun ve sağlıklı bir ömür diliyoruz. Umarız Magic formasıyla belki de bu son sezonunda final oynar Hidayet.

>Hidayet Orlando’dan Ayrılabilr

Eylül 24, 2008, 3:10 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Orlando Magic Forveti Hedo Türkoğlu Sezon Sonu Serbest Kalabilir



Brian Schmitz, Orlando Sentinel, 24 Eylül 2008



Kısa forvet Hedo Türkoğlu, yaz sezonunun ardından Pazartesi gecesi ülkesi Türkiye’den Orlando’ya gelip takıma katılan son oyuncu oldu. Türk bu yazın hayranlık duyduğu takım ve şehirle geçireceği son yaz olmamasını umuyor şu sıralar. Salı günü verdiği demeçte, sezon sonu serbest oyuncu olabilmek için kontratındaki opsiyonu kullanmayı düşündüğünü açıkladı ve Magic’le 6 yıllık, 39 milyonluk kontratının sona erebileceğinin sinyalini vermiş oldu. Eğer takımda kalırsa son sezonunu 2009-2010’da 7.3 milyona geçirecek. Geçen sezon En Çok Gelişme Kaydeden Oyuncu Ödülü’nü kazandıktan sonra doğrusu düşündüğünü yapabilecek özsermaye ve hakka kavuşmuş durumda. Gelecek Mart ayında 30 yaşında olacak, bu da demek oluyor ki bu yaz onun karlı bir kontrat imzalaması için son şansı.



“Opsiyonu kullanıp serbest kalmak mantıklı geliyor.” diyor Türkoğlu ve gülerek ekliyor “Bir yaş daha genç olacağım.”

“Orlando’da kalmak çok hoşuma gider… Ama sonuçta bu bir iş. Benim işimde oyunumu oynamak. Eğer oyununuzu oynamazsanız, hiçbir yerde kontrat alamazsanız. Umarım Orlando ile anlaşır ve yeni bir kontrat imzalarız, bekleyip göreceğiz. Şu an için kalacağım ya da gideceğim demek çok zor.”



Magic Genel Menajeri Otis Smith kulübün “Türk’ü tutmak” istediğini ve Şubat ayındaki son takas gününe kadar Türkoğlu’nun menajeri Lon Babby bu konuyu detaylı olarak görüşmek istediklerini söyledi. “Görüşmemizde söyleyeceğimiz şey Hedo’nun serbest kalmasını istemediğimiz olacak, o zamana dek çok iyi bir çözüm yolu bulmalıyız.”



Yeni sezonun hazırlık kampını gelecek Salı (30 Eylül) RDV Sportsplex’te açacak olan Magic’te yönetim, bir an önce Hedo’yu takımda tutmak için ne yapmaları gerektiği hakkında bir fikir edinmek istiyor. Türkoğlu’nun bu yaz Golden State ile serbest oyuncu iken 50 milyona beş senelik kontrat imzalayan kısa forvet Corey Maggette’ninkine yakın bir kontrat isteyeceği konuşuluyor. Magic’in elinde hali hazırda 3 tane ağır kontrat bulunmakta: Rashard Lewis (6 yıl ve 116 milyon), Dwight Howard (5 yıl ve 85 milyon) ve Jameer Nelson (5 yıl ve 40 milyon)



Smith’e Magic’i lüks vergisi cezasına sokabilecek sezon başına ortalama 10 milyon dolarlık bir kontratı Türkoğlu’na verip veremeyecekleri sorulduğunda cevabı “Eğer rekabet edebilir kalmak istiyorsanız her şey yapılabilirdir. Bu bizim teklif edeceğimiz kontratta ne kadar yaratıcı olabileceğimize bakar. Hangi paraların konuşulacağı konusunda şu an için çok emin değilim.” Gözüken o ki Türkoğlu ve Magic (Şubat’tan önce) anlaşamazlarsa Magic Hedo’yu bedavaya kaybetmektense takas edebilir. Türkoğlu da takas edilebileceğinin bilincinde olduğunu söyleyerek sözlerini “Bu benim elimde olan bir şey değil. Olando beni takas edebilir. Bu sonuçta bir iş.” şeklinde sürdürdü.



Smith Türk’ü tutacakları konusunda kendinden emin hissettiğini, Hedo’nun menajeri Lon Babby’nin de mantıksız – anlaşılamaz bir adam olmadığını söyledi. Ayrıca Smith, Orlando’ya geldiği günden beri bir oyuncu olarak devamlı gelişen Türk’ün, özellikle Stan Van Gundy’nin uta dayalı sisteminin önemli bir ismi olduğunu ekledi. “Eğer serbest kalmaya karar verirse, en iyi senesini benimle geçirmiş olacak. Tabiî ki bunun bir sebebi vardı. Türk’ün yaptıklarının arkasında durduk, ve ona bir çok ciddi özgürlük tanıdık. Fakat Keyon Dooling gibi, o da kendisi için en iyi olacak şeyi seçmekte özgür.”

Çeviri: CENKY, NBAKolik.com için çevrilmiştir.

Hidayet Orlando’dan Ayrılabilr

Eylül 24, 2008, 3:10 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Orlando Magic Forveti Hedo Türkoğlu Sezon Sonu Serbest Kalabilir



Brian Schmitz, Orlando Sentinel, 24 Eylül 2008



Kısa forvet Hedo Türkoğlu, yaz sezonunun ardından Pazartesi gecesi ülkesi Türkiye’den Orlando’ya gelip takıma katılan son oyuncu oldu. Türk bu yazın hayranlık duyduğu takım ve şehirle geçireceği son yaz olmamasını umuyor şu sıralar. Salı günü verdiği demeçte, sezon sonu serbest oyuncu olabilmek için kontratındaki opsiyonu kullanmayı düşündüğünü açıkladı ve Magic’le 6 yıllık, 39 milyonluk kontratının sona erebileceğinin sinyalini vermiş oldu. Eğer takımda kalırsa son sezonunu 2009-2010’da 7.3 milyona geçirecek. Geçen sezon En Çok Gelişme Kaydeden Oyuncu Ödülü’nü kazandıktan sonra doğrusu düşündüğünü yapabilecek özsermaye ve hakka kavuşmuş durumda. Gelecek Mart ayında 30 yaşında olacak, bu da demek oluyor ki bu yaz onun karlı bir kontrat imzalaması için son şansı.



“Opsiyonu kullanıp serbest kalmak mantıklı geliyor.” diyor Türkoğlu ve gülerek ekliyor “Bir yaş daha genç olacağım.”

“Orlando’da kalmak çok hoşuma gider… Ama sonuçta bu bir iş. Benim işimde oyunumu oynamak. Eğer oyununuzu oynamazsanız, hiçbir yerde kontrat alamazsanız. Umarım Orlando ile anlaşır ve yeni bir kontrat imzalarız, bekleyip göreceğiz. Şu an için kalacağım ya da gideceğim demek çok zor.”



Magic Genel Menajeri Otis Smith kulübün “Türk’ü tutmak” istediğini ve Şubat ayındaki son takas gününe kadar Türkoğlu’nun menajeri Lon Babby bu konuyu detaylı olarak görüşmek istediklerini söyledi. “Görüşmemizde söyleyeceğimiz şey Hedo’nun serbest kalmasını istemediğimiz olacak, o zamana dek çok iyi bir çözüm yolu bulmalıyız.”



Yeni sezonun hazırlık kampını gelecek Salı (30 Eylül) RDV Sportsplex’te açacak olan Magic’te yönetim, bir an önce Hedo’yu takımda tutmak için ne yapmaları gerektiği hakkında bir fikir edinmek istiyor. Türkoğlu’nun bu yaz Golden State ile serbest oyuncu iken 50 milyona beş senelik kontrat imzalayan kısa forvet Corey Maggette’ninkine yakın bir kontrat isteyeceği konuşuluyor. Magic’in elinde hali hazırda 3 tane ağır kontrat bulunmakta: Rashard Lewis (6 yıl ve 116 milyon), Dwight Howard (5 yıl ve 85 milyon) ve Jameer Nelson (5 yıl ve 40 milyon)



Smith’e Magic’i lüks vergisi cezasına sokabilecek sezon başına ortalama 10 milyon dolarlık bir kontratı Türkoğlu’na verip veremeyecekleri sorulduğunda cevabı “Eğer rekabet edebilir kalmak istiyorsanız her şey yapılabilirdir. Bu bizim teklif edeceğimiz kontratta ne kadar yaratıcı olabileceğimize bakar. Hangi paraların konuşulacağı konusunda şu an için çok emin değilim.” Gözüken o ki Türkoğlu ve Magic (Şubat’tan önce) anlaşamazlarsa Magic Hedo’yu bedavaya kaybetmektense takas edebilir. Türkoğlu da takas edilebileceğinin bilincinde olduğunu söyleyerek sözlerini “Bu benim elimde olan bir şey değil. Olando beni takas edebilir. Bu sonuçta bir iş.” şeklinde sürdürdü.



Smith Türk’ü tutacakları konusunda kendinden emin hissettiğini, Hedo’nun menajeri Lon Babby’nin de mantıksız – anlaşılamaz bir adam olmadığını söyledi. Ayrıca Smith, Orlando’ya geldiği günden beri bir oyuncu olarak devamlı gelişen Türk’ün, özellikle Stan Van Gundy’nin uta dayalı sisteminin önemli bir ismi olduğunu ekledi. “Eğer serbest kalmaya karar verirse, en iyi senesini benimle geçirmiş olacak. Tabiî ki bunun bir sebebi vardı. Türk’ün yaptıklarının arkasında durduk, ve ona bir çok ciddi özgürlük tanıdık. Fakat Keyon Dooling gibi, o da kendisi için en iyi olacak şeyi seçmekte özgür.”

Çeviri: CENKY, NBAKolik.com için çevrilmiştir.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.