>Efsane Geri Dönüyor!

Eylül 3, 2009, 2:21 pm | Futbol, kasımpaşaspor, ozhano, teknik direktör, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Denizlispor, 2009-2010 TSL Teknik Direktör Kıyım Sezonu’nu açmıştı bir iki gün önce. Erhan Altın’ın görevine son verilip yerine Nurullah Sağlam getirilmişti. Haberlere göre ikinci isim de Besim Durmuş olacak gibi görünüyor. Besim Hoca’nın ilk teknik direktörlük deneyimiydi Kasımpaşa. Daha önce Samsunspor, Ünyespor ve Kartalspor’da çeşitli görevlerde bulunmuştu. Sonuç olarak Kasımpaşa’daki teknik direktörlük deneyimi 5 ay bile sürmedi.

Ve yerine kim geliyor: Efsane Teknik Direktörümüz, herkesin sevgilisi, Yılmaz Vural. İddia ediyorum teknik taktik bilgi olarak şu an Süper Ligdeki çoğu teknik direktöründen daha donanımlı. İşi mektebinde öğrenenlerden. Üstüne yıllardır biriktirdiği tecrübesi de var. Ancak o hareketleri yok mu? Bugün O’nu takımının başına getirmeye düşünen nice yönetimler eminimki takımı iyi yönetebilir mi den çok sağlıklı yönetebilir mi sorusunu sorup O’ndan vazgeçmişlerdir.
Haber henüz Kasımpaşaspor’un Resmi Web Sitesi’nde doğrulanmadı. Ancak akıllarında teknik direktörlüğü değişikliği varsa umarım Yılmaz Hoca’yı alırlar. Çünkü Yılmaz Vural futbola küsmemelidir. O’nu tekrar kulübede görmek bana çok büyük mutluluk verecek. Türk Futbolu Yılmaz Vural’dan, Yılmaz Vural Türk Futbolu’ndan mahrum bırakılamaz.
Kaynak: Lig tv ve Lig Radyo
Hocamızdan Enstantaneler:

Reklamlar

Efsane Geri Dönüyor!

Eylül 3, 2009, 2:21 pm | Futbol, kasımpaşaspor, ozhano, teknik direktör, TSL kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum
Denizlispor, 2009-2010 TSL Teknik Direktör Kıyım Sezonu’nu açmıştı bir iki gün önce. Erhan Altın’ın görevine son verilip yerine Nurullah Sağlam getirilmişti. Haberlere göre ikinci isim de Besim Durmuş olacak gibi görünüyor. Besim Hoca’nın ilk teknik direktörlük deneyimiydi Kasımpaşa. Daha önce Samsunspor, Ünyespor ve Kartalspor’da çeşitli görevlerde bulunmuştu. Sonuç olarak Kasımpaşa’daki teknik direktörlük deneyimi 5 ay bile sürmedi.

Ve yerine kim geliyor: Efsane Teknik Direktörümüz, herkesin sevgilisi, Yılmaz Vural. İddia ediyorum teknik taktik bilgi olarak şu an Süper Ligdeki çoğu teknik direktöründen daha donanımlı. İşi mektebinde öğrenenlerden. Üstüne yıllardır biriktirdiği tecrübesi de var. Ancak o hareketleri yok mu? Bugün O’nu takımının başına getirmeye düşünen nice yönetimler eminimki takımı iyi yönetebilir mi den çok sağlıklı yönetebilir mi sorusunu sorup O’ndan vazgeçmişlerdir.
Haber henüz Kasımpaşaspor’un Resmi Web Sitesi’nde doğrulanmadı. Ancak akıllarında teknik direktörlüğü değişikliği varsa umarım Yılmaz Hoca’yı alırlar. Çünkü Yılmaz Vural futbola küsmemelidir. O’nu tekrar kulübede görmek bana çok büyük mutluluk verecek. Türk Futbolu Yılmaz Vural’dan, Yılmaz Vural Türk Futbolu’ndan mahrum bırakılamaz.
Kaynak: Lig tv ve Lig Radyo
Hocamızdan Enstantaneler:

>Popescu41’den Galatasaray Değerlendirmesi

Eylül 3, 2009, 9:32 am | Blog, Futbol, Galatasaray, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Popescu41 bizim blogun en eski müdavimlerinden. Bir çok yorumunu zevkle okuduk bugüne kadar. Ancak bugün yaptığı bir yorum var ki 3 aşağıdaki gönderimize gerek bakış açısı gerek düşünce tarzı bakımından bizim söylemediğimiz, eksik kalan yerleri tıkar vaziyette. Gerçi yazının sonunda ufak bir gönderme de yapmış ama o kadar da olacak. Teşekkürler Popescu41, yorumunu aynen koyuyorum. Ya bir de Tolgamız vardı bizim o nerelerdeki?

Çok güzel bir yazı olmuş. Galatasaray’daki değişimi anlamıyorlar, bizim gecen yılki sorunumuz defansımızdı sanıyorlar, oysa gol/hücum sorunumuz vardı geçen yıl. Geçen sezonki bazı puan kayıplarını inceledim:

Fenerbahçe 0-0

Kayserispor 0-0

Ankaraspor 0-0

Antalyaspor 1-0

Eskişehirspor 1-0

Sivasspor 2-0

Yani 34 maçın 6 tanesini gol atmadan bitirmişiz. 7 maçta da 1 gol atmışız. Yani gecen sene toplamda 34 maçın 13 tanesinde 1 ya da daha az gol atmışız.

Bu sezon Galatasaray gol atmaya başladı. Rakipler kolaydı deniyor, iyi de gecen sene Ankaraspor ve Kayserispor’a 4 maçta 2 gol atmışız. Toplam 2. Bu sene 2 maçta 5 attık aynı takımlara.

Defans sorunları ile gecen sene maç kaybetmedik mi? Elbette kaybettik. Ancak dikkat ederseniz, kaybettiğimiz çoğu maçı 2 farklı veya fazla kaybettik (Fb, Hacettepe, Sivas, Eskişehir) . Bu da gösteriyor ki sorun yine hücumda. Yediğimiz golü telafi için organize olmadan, sistemsiz hücumlarla kaybettiğimiz toplar yüzünden yedik golleri.

Bu sezon da defansımız muhteşem değil, ancak hücum derli toplu, kondisyon yüksek. Bu sayede gecen seneki gibi sürpriz golleri az görüyoruz kalemizde. Ha bahsi gecen yazar “15 dakika yenik oynayınca görürüz gerçek gücünü” demiş. Mümkündür, Galatasaray 15 dakika yenik oynar Beşiktaş karşısında, panikle atağa kalkar gecen seneki gibi, Beşiktaş da tutar 3 tane daha atar. Ancak bu Galatasaray’daki doğru değişimi gölgelemez ki. Maç sonu Rijkaard alır oyuncuları karşısına, panik içinde hücumun hiç bir halta yaramadığını kafalarına sokar. Kulağımıza küpe olur, bir daha yenik duruma da düşsek kahramanlığa gerek duymadan kontrollü sistemli hücum ederiz.

Elbette yaşanacak bunlar, ağır mağlubiyetler, puan kayıpları. Geçiş dönemindeyiz çünkü. Ancak bu geçiş surecindeki başarılarımızı “Galatasaray ciddi rakiple oynamadı” diye küçümsemek, ilk mağlubiyette “ben demiştim, zor maçlarda çok mağlubiyet alır bunlar” demek çok basit yorumlardır.

Takıma bir sistem, bir standart getirmek için geldi Rijkaard. Yoksa günü kurtarmak için hoca arasaydık eminim daha ucuzunu bulurduk.

Kısacası Rijkaard Atatürk rozeti takip Türkiye tshirt’ü giymese de “Avrupa’yı zorlamam, yorulup ligden kopmayalım. Lig için de iyi kötü bu seneyi şampiyon bitirecek bir 11 kurarım, gerek olmadıkça 70den önce oyuncu değişmem, takıma bir şey katmasam da şampiyon oluruz o bana yeter” diye düşünmek yerine “Galatasaray’a geldiysem, bu kulübe bir şeyler katmam gerekir. Futbolculara öğrettiklerim benden sonra da futbolcuların isine yaramalı” diye düşünecek kadar Türk dostu (!) olduğuna inanıyorum.

NOT: Bu yazıyı okuyan kişilerden özür dilerim çok uzun oldu:)

Popescu41’den Galatasaray Değerlendirmesi

Eylül 3, 2009, 9:32 am | Blog, Futbol, Galatasaray, TSL kategorisinde yayınlandı | 8 Yorum

Popescu41 bizim blogun en eski müdavimlerinden. Bir çok yorumunu zevkle okuduk bugüne kadar. Ancak bugün yaptığı bir yorum var ki 3 aşağıdaki gönderimize gerek bakış açısı gerek düşünce tarzı bakımından bizim söylemediğimiz, eksik kalan yerleri tıkar vaziyette. Gerçi yazının sonunda ufak bir gönderme de yapmış ama o kadar da olacak. Teşekkürler Popescu41, yorumunu aynen koyuyorum. Ya bir de Tolgamız vardı bizim o nerelerdeki?

Çok güzel bir yazı olmuş. Galatasaray’daki değişimi anlamıyorlar, bizim gecen yılki sorunumuz defansımızdı sanıyorlar, oysa gol/hücum sorunumuz vardı geçen yıl. Geçen sezonki bazı puan kayıplarını inceledim:

Fenerbahçe 0-0

Kayserispor 0-0

Ankaraspor 0-0

Antalyaspor 1-0

Eskişehirspor 1-0

Sivasspor 2-0

Yani 34 maçın 6 tanesini gol atmadan bitirmişiz. 7 maçta da 1 gol atmışız. Yani gecen sene toplamda 34 maçın 13 tanesinde 1 ya da daha az gol atmışız.

Bu sezon Galatasaray gol atmaya başladı. Rakipler kolaydı deniyor, iyi de gecen sene Ankaraspor ve Kayserispor’a 4 maçta 2 gol atmışız. Toplam 2. Bu sene 2 maçta 5 attık aynı takımlara.

Defans sorunları ile gecen sene maç kaybetmedik mi? Elbette kaybettik. Ancak dikkat ederseniz, kaybettiğimiz çoğu maçı 2 farklı veya fazla kaybettik (Fb, Hacettepe, Sivas, Eskişehir) . Bu da gösteriyor ki sorun yine hücumda. Yediğimiz golü telafi için organize olmadan, sistemsiz hücumlarla kaybettiğimiz toplar yüzünden yedik golleri.

Bu sezon da defansımız muhteşem değil, ancak hücum derli toplu, kondisyon yüksek. Bu sayede gecen seneki gibi sürpriz golleri az görüyoruz kalemizde. Ha bahsi gecen yazar “15 dakika yenik oynayınca görürüz gerçek gücünü” demiş. Mümkündür, Galatasaray 15 dakika yenik oynar Beşiktaş karşısında, panikle atağa kalkar gecen seneki gibi, Beşiktaş da tutar 3 tane daha atar. Ancak bu Galatasaray’daki doğru değişimi gölgelemez ki. Maç sonu Rijkaard alır oyuncuları karşısına, panik içinde hücumun hiç bir halta yaramadığını kafalarına sokar. Kulağımıza küpe olur, bir daha yenik duruma da düşsek kahramanlığa gerek duymadan kontrollü sistemli hücum ederiz.

Elbette yaşanacak bunlar, ağır mağlubiyetler, puan kayıpları. Geçiş dönemindeyiz çünkü. Ancak bu geçiş surecindeki başarılarımızı “Galatasaray ciddi rakiple oynamadı” diye küçümsemek, ilk mağlubiyette “ben demiştim, zor maçlarda çok mağlubiyet alır bunlar” demek çok basit yorumlardır.

Takıma bir sistem, bir standart getirmek için geldi Rijkaard. Yoksa günü kurtarmak için hoca arasaydık eminim daha ucuzunu bulurduk.

Kısacası Rijkaard Atatürk rozeti takip Türkiye tshirt’ü giymese de “Avrupa’yı zorlamam, yorulup ligden kopmayalım. Lig için de iyi kötü bu seneyi şampiyon bitirecek bir 11 kurarım, gerek olmadıkça 70den önce oyuncu değişmem, takıma bir şey katmasam da şampiyon oluruz o bana yeter” diye düşünmek yerine “Galatasaray’a geldiysem, bu kulübe bir şeyler katmam gerekir. Futbolculara öğrettiklerim benden sonra da futbolcuların isine yaramalı” diye düşünecek kadar Türk dostu (!) olduğuna inanıyorum.

NOT: Bu yazıyı okuyan kişilerden özür dilerim çok uzun oldu:)

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.