>Lee Sharpe

Eylül 10, 2009, 10:29 pm | EPL, Futbol, nostalji kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Sen ne güzel abimizdin be Lee Sharpe. Kıymetini bilemediler senin, CM’de bizim verdiğimiz değeri veremediler. Erken göçtün çimlerden. O 5 numara ne de yakışıyordu sana. Bu 5 numara uğursuz mu kardeşim, giyenin beli doğrulmuyor.

Lee Sharpe

Eylül 10, 2009, 10:29 pm | EPL, Futbol, nostalji kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum

Sen ne güzel abimizdin be Lee Sharpe. Kıymetini bilemediler senin, CM’de bizim verdiğimiz değeri veremediler. Erken göçtün çimlerden. O 5 numara ne de yakışıyordu sana. Bu 5 numara uğursuz mu kardeşim, giyenin beli doğrulmuyor.

>Gökhan Cam

Eylül 10, 2009, 7:32 pm | Beşiktaş, Futbol, Galatasaray, Sakatlık kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Gökhan en az 3 hafta yok ki bu bence en az 1 aydır. Doktorların tam iyileşmeden oynamasına izin vereceğini sanmıyorum. Gökhan’ın kasık adelesi kopma noktasına gelmiş, iyi de nasıl olmuş bu çok merak ediyorum. Adam stoper, devamlı depara kalkan bir kanat adamı ya da sprinter bir forvet değil ki aniden koparsın kasık kaslarını ya da yırtsın.

“Herkes bana Cam adam diyor, öyle olmadığımı iyi çalışıp sakatlanmadan göstereceğim” demişti imzayı attıktan sonra. Hani be Gökhan Zan, nerede o sağlam adam. Beşiktaşlılar bir kez daha düşünmeli, Gökhan’ı kayıp mı etmiş oldular yoksa ondan kurtulmuş mu oldular?

Huzurlarınızda, maalesef ve üzülerek Gökhan Cam!

Gökhan Cam

Eylül 10, 2009, 7:32 pm | Beşiktaş, Futbol, Galatasaray, Sakatlık kategorisinde yayınlandı | 11 Yorum

Gökhan en az 3 hafta yok ki bu bence en az 1 aydır. Doktorların tam iyileşmeden oynamasına izin vereceğini sanmıyorum. Gökhan’ın kasık adelesi kopma noktasına gelmiş, iyi de nasıl olmuş bu çok merak ediyorum. Adam stoper, devamlı depara kalkan bir kanat adamı ya da sprinter bir forvet değil ki aniden koparsın kasık kaslarını ya da yırtsın.

“Herkes bana Cam adam diyor, öyle olmadığımı iyi çalışıp sakatlanmadan göstereceğim” demişti imzayı attıktan sonra. Hani be Gökhan Zan, nerede o sağlam adam. Beşiktaşlılar bir kez daha düşünmeli, Gökhan’ı kayıp mı etmiş oldular yoksa ondan kurtulmuş mu oldular?

Huzurlarınızda, maalesef ve üzülerek Gökhan Cam!

>G. Afrika’ya gitmek için büyü gerek

Eylül 10, 2009, 11:04 am | Futbol, Milli Takım, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

TURKIYE - BOSNA HERSEK (A) MILLI FUTBOL MACI

Manşette ‘Yazık!‘ dedik. Bence yazık mazık değil! Bilakis hak ettik biz bunu. Bakalım ders çıkarabilecek miyiz? Ya da yine bir mucize –veya Afrika büyüsü– gerçekleşir de gidersek hataları pas pas altı mı edeceğiz? Bunu zaman gösterecek.

İlk yarı hızlı başlayıp golü getirmemiz hayra alamet değildi. Çünkü biz skor olarak öndeyken oynamasını bilmiyoruz. Topu ayağımızda tutamıyoruz. Baskıyı görünce ayaklarımız birbirine dolaşıyor. Yıllardır bu durum böyle ve biz çözüm üretemedik. Euro 2008’den itibaren sayarsak, İsviçre, Çek Cumhuriyeti, Hırvatistan maçlarında hep geriye düştük ve sonrasında ‘mucize’ galibiyetler geldi. Bunun sebebi Amerikalı kondisyonerlerdi dense de yüreğini ortaya koyan oyuncuların yarattığı sonuçlar olduğunu da unutmamak gerek. Keza Dünya Kupası eleme grubunda oynadığımız, ilk Bosna maçı, Belçika (beraberlik) ve son Estonya maçlarında da geriye düştüken sonra maçları-puanları kazandık. Belki rakiplerimiz de bizimle aynı sorunu, yani geriye düşünce skoru koruyamamadıkları için alabildik o puanları da. Ve elbette sürekli ileri oynama arzusunda olan oyuncularımız etkisi de vardı. Estonya maçı da son kanıtıydı.

Turkey Spain World Cup Soccer

Çok enteresandır ki, kritik olan ve kimisinde de favori olmadığımız karşılaşmalarda öne geçip, “ulan geliyoruz be!” dediğimiz maçları da yitirdik. Bakınız ki, çok geçmişten bir maç 2002 Dünya Kupası Brezilya (1-0) 1-2 bitmişti. Euro 2008’deki Almanya maçında 1-0 öne geçmemize karşın 3-2 kaybetmiştik. İspanya’yla Sami Yen’de oynadığımız maçta da yine 1-0 öne geçmiştik ama ve yine 2-1 mağlup olmuştuk.

Yine aynı senaryoyu yaşadık işte. Öne geçtik erkenden ve “Ulan geliyoruz be!” dedik ama yine kaybettik puanı ve G. Afrika yolu hakikaten tıkandı. Peki neden?

TR-BH-9

İlk sebebi skoru korumak adına bir oyun planı sergileyememiş olmamızdı. İlk devrenin başlarında 1-0 öndeyken ve daha golü yememişken bir ara iyi bir şekilde tek paslarla rakibin alan presinden kurtulmuşsak da o kısa pas dönemi uzun sürmedi ne yazık ki. Yediğimiz gol kaleci hatasıydı. Çünkü o kadar uzaktan kullanılan bir baraja 5 kişi istedi F.Bahçe’li kaleci. Kendi solundaki direğe hizaladı barajı. Ve barajın,Volkan’a göre sağına rakip takımdan da adam gelince baraj uzadı. O adamı engellemek isteyen Hamit de ona ekelnince 6’lı baraj oldu. Bu yüzden Volkan da topun gittiği direğe uzak bir yerde pozisyon alınca gol kaçınılmaz oldu. Aynı uzaklıktan kullandığımız serbest atışta, vasat bir takımda oynayan rakip kaleci Suphic ise sadece 3 kişilik baraj kurdurttu.

TR-BH-10

İkinci yarının başında oyuna yine iyi başladık. Önder ve Hamit değişikliği sonrası 3-5-2’ye döndük. Orta sahadaki dizilişin 1*-2-2 olması fazla cesur bir karardı. Bu karar gol pozisyonu sayımızı arttırdı ama topu ağlara göndermekte zorlandık. Şanssızdık da. Önce Sercan’ın kaçırdığı, sonra direkten dönen toplar ve düşen orta saha direnci galibiyeti getirmedi.

TR-BH-13

Orta saha direncinin düşmesinin en büyük sebebi de 5’li orta sahadaki 1* pozisyonunda oynayan Emre’nin yalnız kalması ve yorulmasıydı. 1’den sonraki iki, yani kanatlarda oynayan 2’lide özellike sağda Gökhan Gönül ve solda İsmail Köybaşı pozisyon üretebilmemizdeki en önemli etkenlerdi. Fakat yine sonuç alamadık. Beşlinin sonundaki ikili, Arda ve Tuncay ise ikinci yarı sahada yoklardı resmen. Son yirmi dakika bir şeyler yapmaya çabaladılar. Fakat sonuç gelmedi.

TURKIYE - BOSNA HERSEK (A) MILLI FUTBOL MACI

Orta saha direncini yükseltmek için maç boyu faulden başka hiç bir şey yapmayan Semih’in yerine Sabri’yi almak kimsenin aklına gelmedi. Fatih Terim’in kulübede değil de tribünde olması takımı kötü etkiledi. Çünkü ne Oğuz Çetin, ne Metin Tekin, ne de Müfit Erkasap insiyatif alamadı. Olan da ne yazık ki Arda’ma, Tuncay’ıma, Servet’ime, oldu. Kariyerlerinde bir turnuva daha yitirdiler egosu yüksek teknik direktörlerimiz yüzünden. Dünya Kupası’na gidebilmek için artık o reklamlardaki Güney Afrika’lı küçük çocukların bir araya gelip idollerini izlemek için büyü yapmaları gerekecek.

G. Afrika’ya gitmek için büyü gerek

Eylül 10, 2009, 11:04 am | Futbol, Milli Takım, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

TURKIYE - BOSNA HERSEK (A) MILLI FUTBOL MACI

Manşette ‘Yazık!‘ dedik. Bence yazık mazık değil! Bilakis hak ettik biz bunu. Bakalım ders çıkarabilecek miyiz? Ya da yine bir mucize –veya Afrika büyüsü– gerçekleşir de gidersek hataları pas pas altı mı edeceğiz? Bunu zaman gösterecek.

İlk yarı hızlı başlayıp golü getirmemiz hayra alamet değildi. Çünkü biz skor olarak öndeyken oynamasını bilmiyoruz. Topu ayağımızda tutamıyoruz. Baskıyı görünce ayaklarımız birbirine dolaşıyor. Yıllardır bu durum böyle ve biz çözüm üretemedik. Euro 2008’den itibaren sayarsak, İsviçre, Çek Cumhuriyeti, Hırvatistan maçlarında hep geriye düştük ve sonrasında ‘mucize’ galibiyetler geldi. Bunun sebebi Amerikalı kondisyonerlerdi dense de yüreğini ortaya koyan oyuncuların yarattığı sonuçlar olduğunu da unutmamak gerek. Keza Dünya Kupası eleme grubunda oynadığımız, ilk Bosna maçı, Belçika (beraberlik) ve son Estonya maçlarında da geriye düştüken sonra maçları-puanları kazandık. Belki rakiplerimiz de bizimle aynı sorunu, yani geriye düşünce skoru koruyamamadıkları için alabildik o puanları da. Ve elbette sürekli ileri oynama arzusunda olan oyuncularımız etkisi de vardı. Estonya maçı da son kanıtıydı.

Turkey Spain World Cup Soccer

Çok enteresandır ki, kritik olan ve kimisinde de favori olmadığımız karşılaşmalarda öne geçip, “ulan geliyoruz be!” dediğimiz maçları da yitirdik. Bakınız ki, çok geçmişten bir maç 2002 Dünya Kupası Brezilya (1-0) 1-2 bitmişti. Euro 2008’deki Almanya maçında 1-0 öne geçmemize karşın 3-2 kaybetmiştik. İspanya’yla Sami Yen’de oynadığımız maçta da yine 1-0 öne geçmiştik ama ve yine 2-1 mağlup olmuştuk.

Yine aynı senaryoyu yaşadık işte. Öne geçtik erkenden ve “Ulan geliyoruz be!” dedik ama yine kaybettik puanı ve G. Afrika yolu hakikaten tıkandı. Peki neden?

TR-BH-9

İlk sebebi skoru korumak adına bir oyun planı sergileyememiş olmamızdı. İlk devrenin başlarında 1-0 öndeyken ve daha golü yememişken bir ara iyi bir şekilde tek paslarla rakibin alan presinden kurtulmuşsak da o kısa pas dönemi uzun sürmedi ne yazık ki. Yediğimiz gol kaleci hatasıydı. Çünkü o kadar uzaktan kullanılan bir baraja 5 kişi istedi F.Bahçe’li kaleci. Kendi solundaki direğe hizaladı barajı. Ve barajın,Volkan’a göre sağına rakip takımdan da adam gelince baraj uzadı. O adamı engellemek isteyen Hamit de ona ekelnince 6’lı baraj oldu. Bu yüzden Volkan da topun gittiği direğe uzak bir yerde pozisyon alınca gol kaçınılmaz oldu. Aynı uzaklıktan kullandığımız serbest atışta, vasat bir takımda oynayan rakip kaleci Suphic ise sadece 3 kişilik baraj kurdurttu.

TR-BH-10

İkinci yarının başında oyuna yine iyi başladık. Önder ve Hamit değişikliği sonrası 3-5-2’ye döndük. Orta sahadaki dizilişin 1*-2-2 olması fazla cesur bir karardı. Bu karar gol pozisyonu sayımızı arttırdı ama topu ağlara göndermekte zorlandık. Şanssızdık da. Önce Sercan’ın kaçırdığı, sonra direkten dönen toplar ve düşen orta saha direnci galibiyeti getirmedi.

TR-BH-13

Orta saha direncinin düşmesinin en büyük sebebi de 5’li orta sahadaki 1* pozisyonunda oynayan Emre’nin yalnız kalması ve yorulmasıydı. 1’den sonraki iki, yani kanatlarda oynayan 2’lide özellike sağda Gökhan Gönül ve solda İsmail Köybaşı pozisyon üretebilmemizdeki en önemli etkenlerdi. Fakat yine sonuç alamadık. Beşlinin sonundaki ikili, Arda ve Tuncay ise ikinci yarı sahada yoklardı resmen. Son yirmi dakika bir şeyler yapmaya çabaladılar. Fakat sonuç gelmedi.

TURKIYE - BOSNA HERSEK (A) MILLI FUTBOL MACI

Orta saha direncini yükseltmek için maç boyu faulden başka hiç bir şey yapmayan Semih’in yerine Sabri’yi almak kimsenin aklına gelmedi. Fatih Terim’in kulübede değil de tribünde olması takımı kötü etkiledi. Çünkü ne Oğuz Çetin, ne Metin Tekin, ne de Müfit Erkasap insiyatif alamadı. Olan da ne yazık ki Arda’ma, Tuncay’ıma, Servet’ime, oldu. Kariyerlerinde bir turnuva daha yitirdiler egosu yüksek teknik direktörlerimiz yüzünden. Dünya Kupası’na gidebilmek için artık o reklamlardaki Güney Afrika’lı küçük çocukların bir araya gelip idollerini izlemek için büyü yapmaları gerekecek.

>Terim’in Yerine Rijkaard – Neden Olmasın?

Eylül 10, 2009, 8:39 am | Futbol, Milli Takım kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Absürd bir futbol mucizesi yaşamazsak 2010 Dünya Kupası bizim için artık bir hayal. Her ne kadar Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük Teknik Direktör olsa da Fatih Terim artık istenmeyen adam konumuna gelmiş durumda. Ne kadar sevsek, başarılarında göklere çıkarsak da, başarısızlığında eleştirilmeye hiç açık değil Fatih Hoca. Doğruları paylaşabiliyor ama yanlışları üstüne alamıyor, hep başka sebepler ya da kişiler var. Daha bir sürü şey anlatırız ama gerçek şu ki Milli Takım Teknik Direktörlüğü ve Fatih Terim artık birbirine uymuyor.

Bu noktada naçizane ve bireysel olarak benim de, gayet subjektif bir önerim var. Şu şartlar altında “karizması olmadığı” iddia edilen Şenol Güneş’in, Terim gibi neredeyse basının her kanadıyla birbirine girmiş olan Mustafa Denizli’nin, tecrübe eksikliği nedeniyle, abartarak da söylüyorum, Ertuğrul Sağlam, Abdullah Avcı gibi isimlerin alternatif olma ihtimali gözükmediğine göre Milli Takımın başına yabancı bir isim getirilmesi ihtimali yüksek. O zaman bu yabancı isim Türkiye’ye küllüm yabancı bir adam olacağına ülkeyi tanıyan, milli sporcuların önemli kısmıyla birlikte çalışmış, uluslararası tecrübesi çok fazla bir isim olsa hiç birimiz itiraz edebilir miyiz? Peki bu isim neden Rijkaard olmasın? Neeskens ile birlikte bu yükü taşıyamayacak bir adam mı Rijkaard? Hem Galatasaray’ı hem Milli Takımı çalıştırşa kimin itirazı olur, ya da şöyle sorayım, objektif bakan kim itiraz eder buna?

Rijkaard ülke topraklarına kazandırılmış çok önemli bir değer. Galatasaray’ın değil de Fener’in Beşiktaş’ın başında olması bir şeyi değiştirmezdi benim için. Geçmişi ve bugünü ile Türk Futbolu’na çok şey vaad eden bir futbol insanı Frank Rijkaard. Arkasında hiç bir skandalı ve utancı olmayan, futbolla yaşayan bir adam, üstelik Galatasay’ı uzun vadeli bir proje olarak gören, seneler sürecek bir çalışmanın temellerini atmış bir isim. Hazır bu kadar Türkiye’ye yerleşmiş ve buraları bu kadar benimsemişken ben onu Milli Takım’da fazlasıyla görmek isterim. Ne kaybederiz ki? 1 büyük turnuva görüp 2 tanesini kaçırır mıyız? Zaten öyle yapmıyor muyuz?

Bence risk almaya değer. 10 Kasım’da o ilk satırlarda bahsettiğim mucize gerçekleşmez, 15 Kasım’da Terim de yapması gerekeni yapar ve istifa ederse 15 Kasım’da Rijkaard’la anlaşırdım ben. Bu benim dünyam, acaba gerçek dünya bu kadar dürüst ve gerçekçi olabilecek mi merak ediyorum.

Terim’in Yerine Rijkaard – Neden Olmasın?

Eylül 10, 2009, 8:39 am | Futbol, Milli Takım kategorisinde yayınlandı | 11 Yorum

Absürd bir futbol mucizesi yaşamazsak 2010 Dünya Kupası bizim için artık bir hayal. Her ne kadar Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük Teknik Direktör olsa da Fatih Terim artık istenmeyen adam konumuna gelmiş durumda. Ne kadar sevsek, başarılarında göklere çıkarsak da, başarısızlığında eleştirilmeye hiç açık değil Fatih Hoca. Doğruları paylaşabiliyor ama yanlışları üstüne alamıyor, hep başka sebepler ya da kişiler var. Daha bir sürü şey anlatırız ama gerçek şu ki Milli Takım Teknik Direktörlüğü ve Fatih Terim artık birbirine uymuyor.

Bu noktada naçizane ve bireysel olarak benim de, gayet subjektif bir önerim var. Şu şartlar altında “karizması olmadığı” iddia edilen Şenol Güneş’in, Terim gibi neredeyse basının her kanadıyla birbirine girmiş olan Mustafa Denizli’nin, tecrübe eksikliği nedeniyle, abartarak da söylüyorum, Ertuğrul Sağlam, Abdullah Avcı gibi isimlerin alternatif olma ihtimali gözükmediğine göre Milli Takımın başına yabancı bir isim getirilmesi ihtimali yüksek. O zaman bu yabancı isim Türkiye’ye küllüm yabancı bir adam olacağına ülkeyi tanıyan, milli sporcuların önemli kısmıyla birlikte çalışmış, uluslararası tecrübesi çok fazla bir isim olsa hiç birimiz itiraz edebilir miyiz? Peki bu isim neden Rijkaard olmasın? Neeskens ile birlikte bu yükü taşıyamayacak bir adam mı Rijkaard? Hem Galatasaray’ı hem Milli Takımı çalıştırşa kimin itirazı olur, ya da şöyle sorayım, objektif bakan kim itiraz eder buna?

Rijkaard ülke topraklarına kazandırılmış çok önemli bir değer. Galatasaray’ın değil de Fener’in Beşiktaş’ın başında olması bir şeyi değiştirmezdi benim için. Geçmişi ve bugünü ile Türk Futbolu’na çok şey vaad eden bir futbol insanı Frank Rijkaard. Arkasında hiç bir skandalı ve utancı olmayan, futbolla yaşayan bir adam, üstelik Galatasay’ı uzun vadeli bir proje olarak gören, seneler sürecek bir çalışmanın temellerini atmış bir isim. Hazır bu kadar Türkiye’ye yerleşmiş ve buraları bu kadar benimsemişken ben onu Milli Takım’da fazlasıyla görmek isterim. Ne kaybederiz ki? 1 büyük turnuva görüp 2 tanesini kaçırır mıyız? Zaten öyle yapmıyor muyuz?

Bence risk almaya değer. 10 Kasım’da o ilk satırlarda bahsettiğim mucize gerçekleşmez, 15 Kasım’da Terim de yapması gerekeni yapar ve istifa ederse 15 Kasım’da Rijkaard’la anlaşırdım ben. Bu benim dünyam, acaba gerçek dünya bu kadar dürüst ve gerçekçi olabilecek mi merak ediyorum.

>Mecaz

Eylül 10, 2009, 1:19 am | komedi kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

MECAZ
Bir sözcüğün gerçek anlamlarından (temel ve yan anlamlarından) sıyrılarak,başka bir sözcüğün yerinde kullanılmasıdır. Sözcükler cümle içerisinde ya da en azından başka sözcüklerle öbekleşerek mecazlı anlam kazanır. Deyimler,mecazlı öbeklerin en tipik örnekleridir. Atasözlerinde de mecaz bolca kullanılır.
* ” Günler akıp gidiyor.”
Akmak sözcüğü mecazlıdır. Günler,akıcı bir maddeye,mesela bir suya benzetilerek mecaz gerçekleştirilmiştir.”akıp” sözcüğü,değişmece yoluyla “geçip” sözcüğünün yerini almıştır.

UYARI!!!!!!!!!
Mecazlı kullanımı ayırt etmenin bir yolu da, sözcüğün yeni kazandığı anlamın gerçekte mümkün olup olmadığına bakmaktır. Mesela yukarıdaki kullanımda günlerin, gerçek bir su gibi akması mümkün değildir.

Sonuç:Sabri’yle mi Yattın Be Kardeşim?” (postun adı)
Sabri ile Gökhan aynı odalarda kalsa bile ayrı yataklarda yatacaklardır. Bu da onların gay oldukları anlamına gelmez. Yazıda geçen sürtünme, kol sürtünmesi ya da omuz sürtünmesi anlamındadır. Başka bir şekil aklına gelenler varsa bu onların kendi fesatlıklarındandır. Burada yapılan Sabri üzerinden Gökhan’ın iğnelenmesidir ki buna edebiyatta “tariz” adı verilir.
Kamuoyunun Bilgisine Sunulur…

Mecaz

Eylül 10, 2009, 1:19 am | komedi kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum
MECAZ
Bir sözcüğün gerçek anlamlarından (temel ve yan anlamlarından) sıyrılarak,başka bir sözcüğün yerinde kullanılmasıdır. Sözcükler cümle içerisinde ya da en azından başka sözcüklerle öbekleşerek mecazlı anlam kazanır. Deyimler,mecazlı öbeklerin en tipik örnekleridir. Atasözlerinde de mecaz bolca kullanılır.
* ” Günler akıp gidiyor.”
Akmak sözcüğü mecazlıdır. Günler,akıcı bir maddeye,mesela bir suya benzetilerek mecaz gerçekleştirilmiştir.”akıp” sözcüğü,değişmece yoluyla “geçip” sözcüğünün yerini almıştır.

UYARI!!!!!!!!!
Mecazlı kullanımı ayırt etmenin bir yolu da, sözcüğün yeni kazandığı anlamın gerçekte mümkün olup olmadığına bakmaktır. Mesela yukarıdaki kullanımda günlerin, gerçek bir su gibi akması mümkün değildir.

Sonuç:Sabri’yle mi Yattın Be Kardeşim?” (postun adı)
Sabri ile Gökhan aynı odalarda kalsa bile ayrı yataklarda yatacaklardır. Bu da onların gay oldukları anlamına gelmez. Yazıda geçen sürtünme, kol sürtünmesi ya da omuz sürtünmesi anlamındadır. Başka bir şekil aklına gelenler varsa bu onların kendi fesatlıklarındandır. Burada yapılan Sabri üzerinden Gökhan’ın iğnelenmesidir ki buna edebiyatta “tariz” adı verilir.
Kamuoyunun Bilgisine Sunulur…

>İntikam Soğuk Yenen Bir Yemektir: 5 – 1

Eylül 10, 2009, 1:04 am | Dünya Kupası, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

İntikam Soğuk Yenen Bir Yemektir: 5 – 1

Eylül 10, 2009, 1:04 am | Dünya Kupası, Futbol kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>Yeni Gözdem

Eylül 10, 2009, 12:46 am | Dünya Kupası, Futbol, ilginç, Milli Takım, ozhano, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Dzeko

Yaw nasıl bir adam bu? Tamam boy-pos tam yerinde, kabul ediyorum geçen sezonun da Bundesliga gol kralı ama ilk yarıda 4 ikinci yarıda 3 defans oyuncusu ki içlerinden biri Servet gibi hayvani gücü var diye düşündüğümüz bir adam, ileri şişirilen her topta bu adamın altında ezildiler. Ben Semih’i bilirdim kendini marke eden adama air-bag’i dayar, rakibe top bırakmaz ama bu ne biçimmiş böyle!

Açıklama: Air-bag dayama, defanstan ileri atılan uzun toplarda rakibe arka tarafını (sırt, bel, popo çevresi dediğimiz bölge)iyice dayayıp rakibin, senin sağından ya da solundan topa ulaşmasını engellemek demektir.

Tabi bu açıklamayı neden yaptım diye düşünen olabilir. Malum “Sabri’yle mi Yattın Be Kardeşim?” postundan sonra Cenky’nin Gökhan ve Sabri’nin gay olduğunu iddia ettiğini düşünen mantıklar ortaya çıktı. Ben de şaşırdım açıkçası. Şimdi bunun üstüne de Semih’e de aynı yakıştırmayı bu sefer ben yaptım zannedecek kadar düz mantık ve sığ düşünceli birileri olabilir.

Yeni Gözdem

Eylül 10, 2009, 12:46 am | Dünya Kupası, Futbol, ilginç, Milli Takım, ozhano, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | 7 Yorum
Dzeko

Yaw nasıl bir adam bu? Tamam boy-pos tam yerinde, kabul ediyorum geçen sezonun da Bundesliga gol kralı ama ilk yarıda 4 ikinci yarıda 3 defans oyuncusu ki içlerinden biri Servet gibi hayvani gücü var diye düşündüğümüz bir adam, ileri şişirilen her topta bu adamın altında ezildiler. Ben Semih’i bilirdim kendini marke eden adama air-bag’i dayar, rakibe top bırakmaz ama bu ne biçimmiş böyle!

Açıklama: Air-bag dayama, defanstan ileri atılan uzun toplarda rakibe arka tarafını (sırt, bel, popo çevresi dediğimiz bölge)iyice dayayıp rakibin, senin sağından ya da solundan topa ulaşmasını engellemek demektir.

Tabi bu açıklamayı neden yaptım diye düşünen olabilir. Malum “Sabri’yle mi Yattın Be Kardeşim?” postundan sonra Cenky’nin Gökhan ve Sabri’nin gay olduğunu iddia ettiğini düşünen mantıklar ortaya çıktı. Ben de şaşırdım açıkçası. Şimdi bunun üstüne de Semih’e de aynı yakıştırmayı bu sefer ben yaptım zannedecek kadar düz mantık ve sığ düşünceli birileri olabilir.

>Milli Takımın F Grubu ve Maç Programı

Eylül 10, 2009, 12:34 am | Basketbol, EuroBasket 2009 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>GROUP F

Rank Team P W L P for P ag Goal avg. Points
1. Turkey 2 2 0 171 145 1,179 4
2. Slovenia 2 1 1 164 159 1,031 3
3. Serbia 2 1 1 135 137 0,985 3
4. Spain 2 1 1 147 150 0,980 3
5. Poland 2 1 1 155 162 0,957 3
6. Lithuania 2 0 2 151 170 0,888 2

12.09.2009

F/3 Turkey
Spain
Lodz, POL 16:45
F/1 Poland
Serbia
Lodz, POL 19:15
F/2 Lithuania
Slovenia
Lodz, POL 22:00

14.09.2009

F/4 Spain
Lithuania
Lodz, POL 16:45
F/5 Slovenia
Poland
Lodz, POL 19:15
F/6 Serbia
Turkey
Lodz, POL 22:00

16.09.2009

F/8 Lithuania
Serbia
Lodz, POL 16:45
F/7 Poland
Spain
Lodz, POL 19:15
F/9 Turkey
Slovenia
Lodz, POL 22:00

Milli Takımın F Grubu ve Maç Programı

Eylül 10, 2009, 12:34 am | Basketbol, EuroBasket 2009 kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

GROUP F

Rank Team P W L P for P ag Goal avg. Points
1. Turkey 2 2 0 171 145 1,179 4
2. Slovenia 2 1 1 164 159 1,031 3
3. Serbia 2 1 1 135 137 0,985 3
4. Spain 2 1 1 147 150 0,980 3
5. Poland 2 1 1 155 162 0,957 3
6. Lithuania 2 0 2 151 170 0,888 2

12.09.2009

F/3 Turkey
Spain
Lodz, POL 16:45
F/1 Poland
Serbia
Lodz, POL 19:15
F/2 Lithuania
Slovenia
Lodz, POL 22:00

14.09.2009

F/4 Spain
Lithuania
Lodz, POL 16:45
F/5 Slovenia
Poland
Lodz, POL 19:15
F/6 Serbia
Turkey
Lodz, POL 22:00

16.09.2009

F/8 Lithuania
Serbia
Lodz, POL 16:45
F/7 Poland
Spain
Lodz, POL 19:15
F/9 Turkey
Slovenia
Lodz, POL 22:00

>Are You Referee!!!

Eylül 10, 2009, 12:30 am | Futbol, Milli Takım kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Kezman’a “Are You Player!!!” diye avaz avaz bağıran efsane ağabeyimize selam olsun. Ben de Olegario BENQUERENCA denilen Portekizli hakeme soruyorum bağıra bağıra “Are You Referee!!!”. Son yıllarda uluslarası maçlarda gördüğüm en eyyamcı hakemdi, bu tip adamlar nasıl barınabiliyor uluslararası camiada hayret ediyorum.

Are You Referee!!!

Eylül 10, 2009, 12:30 am | Futbol, Milli Takım kategorisinde yayınlandı | 7 Yorum

Kezman’a “Are You Player!!!” diye avaz avaz bağıran efsane ağabeyimize selam olsun. Ben de Olegario BENQUERENCA denilen Portekizli hakeme soruyorum bağıra bağıra “Are You Referee!!!”. Son yıllarda uluslarası maçlarda gördüğüm en eyyamcı hakemdi, bu tip adamlar nasıl barınabiliyor uluslararası camiada hayret ediyorum.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.