>Vefalıysanız Yapacağınız Bir İş Daha Var…

Eylül 25, 2009, 10:48 pm | Futbol, Galatasaray, ozhano kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Tobias Linderoth: 2007 de Kopenhag’dan 3 milyon euro karsiliginda transfer edildi. Ligde 2007-2008 de 7, 2008-2009 da 2 maca cıktı; Avrupa’da ise 8 maça cıktı. Toplam 17 maç. Yıllık 1 milyon euro aliyor. Yaşı şu anda 31. Devamlı taraftara borcundan bahsediyor ama nasilsa bir turlu iyileşemiyor. Kulüp yönetimi hicbir zaman bu oyuncuyu bırakmayı düşünmedi. Tabi bunun icinde Galatasaray’dayken sakatlanmasi da etkili. Ne varki Galatasaray hicbir futbolcuya bedavadan para verecek kadar zengin degil.

Ugur Ucar: Altyapıdan A takıma çıkıp bir Konyaspor maçında diz kapaginin kırılmasi ile futbol hayati az kalsın son buluyordu. Ama kulüp yönetimi hicbir zaman onun arkasından ayrılmadı. Neredeyse 1,5 yıl top oynamadı ama yönetim tebrik edilesi bir hareketle onun geri dönmesi icin gerekli ne varsa yaptırdı. Ugur’un kafasini rahatlatmak icin de sözlesmesini de uzatti. Daha ne olsun…

Serkan Calık: Halen daha sakat. Ne zaman döneceği de belli değil. Ama onun da sözleşmesi uzatıldı. İnsallah en kısa zamanda döner.

Semih Kaya: Defanstaki bu eksiklikleri görünce kahrolmamasi elde degil. Sakatlanmasa kesin A takimin 11 inde olacaktı. Ama o da sakatlık illetinden kurtulamadı. Buna rağmen yönetim onunda sozlesmesini uzattı.

Diger yandan;

Hakan Sukur: Galatasaray’in Metin Oktay’dan sonraki en önemli golcüsü. Fakat futbolu birakirken Galatasaray yönetiminin kendisine olan tavri, jubile yapilmamasi vs. gibi ona yapilan haksızlıklar hicbir Galatasaraylının içine sinmedi. Kuluple ilgili yaptigi bazi aciklamalar zaman zaman taraftari kizdirdi ama sanirim kimse onun Galatasarayliligini tartismaz. Halen daha bütün taraftarlar onun adina bir jubilenin yapilmasini yönetimden arzu ediyor.

Gheorge Hagi: Galatasaray tarihinin bastan tekrar yazilmasini ya da Derwall”den itibaren olan ilerlemenin bir sonuca ulasmasina etki eden en önemli futbolcu. Ona da kulüp olarak bir jubilenin cok gorulmesi taraftarin yüregini burkmustur.

Bülent Korkmaz, Ümit Davala: Kafası yarılıp, kolu cıkıp kim bilir kaç maçı bitirdi büyük kaptan. Kulüp yönetimlerinin ve t.d. lerinin kendisine yaptığı onca yanlışa rağmen Galatasaray’ın en zor zamanında, basarılı olamayacagi tamamen aşikarken hic düşünmeden takımın başına t.d. olarak geçti. Belki de geliştirmeye calıştığı kariyeri bu seçimi ile tamamen bitti. Ama o bunun muhasebesini yapmadı ancak nedendir bilinmez ona da bir jübile bile çok görüldü. Aynı şey Ümit Davala için de geçerli idi. Milli takımın yardımcı antrenörlerinden biri olarak kariyerinde bir yerlere gelebilecekken kulüp kendisine gel deyince hiç düşünmeden o görevinden ayrılıp Skibbe’nin yardımcısı oldu. Ne var ki bir süre sonra kulüp yönetimi Skibbe’nin gidişine zemin hazırlamak için onun kellesini almaktan cekinmedi ve onun da t.d. kariyerini yerle bir etti.

Hakan Ünsal, Ergün Penbe, Arif Erdem, Hasan Şaş: Galatasaray’ın altın çağını yaşarken bu yoldaki en önemli asker oyunculardı. Fakat kulüp yönetimi bu oyunculara da jübileyi çok gördü.

Yönetimin sakat oyuncularımızdan Linderoth haricinde olanların hepsinde hareketleri doğru bana göre. Linderoth artık kabak tadı verdi. Tamam 1 oldu 2 oldu ama olmayacak bu futbolcu belli birşey. 31 yasindaki bir oyuncudan bundan sonra beklenti ne ki? Ya da ne kadar iyi olabilir ki? Neyse, şimdi Adnan Polat yönetiminden beklediğim en önemli şey: Herkesin tüm egolarindan arınıp jübilesi yapılmamış ya da yapılamamış, bize Türkiye’de hiçbir kulübün yaşamadığı sevinçleri yaşatan oyuncularımızı her ne şekilde yapacaksa ikna edip bir araya toplamak ve güzel bir jübile maçı düzenlemek. O maç eğer gerçekleştirilebilirse ASY nasıl dolar nasıl inler Nevizade geceleri ile ya da 4 sene üstüste şampiyon olduk tezahüratlarıyla hayali bile muhteşem ki gerçekleşirse ne olur?

Çok mu hayalciyim acaba?
Reklamlar

Vefalıysanız Yapacağınız Bir İş Daha Var…

Eylül 25, 2009, 10:48 pm | Futbol, Galatasaray, ozhano kategorisinde yayınlandı | 8 Yorum
Tobias Linderoth: 2007 de Kopenhag’dan 3 milyon euro karsiliginda transfer edildi. Ligde 2007-2008 de 7, 2008-2009 da 2 maca cıktı; Avrupa’da ise 8 maça cıktı. Toplam 17 maç. Yıllık 1 milyon euro aliyor. Yaşı şu anda 31. Devamlı taraftara borcundan bahsediyor ama nasilsa bir turlu iyileşemiyor. Kulüp yönetimi hicbir zaman bu oyuncuyu bırakmayı düşünmedi. Tabi bunun icinde Galatasaray’dayken sakatlanmasi da etkili. Ne varki Galatasaray hicbir futbolcuya bedavadan para verecek kadar zengin degil.

Ugur Ucar: Altyapıdan A takıma çıkıp bir Konyaspor maçında diz kapaginin kırılmasi ile futbol hayati az kalsın son buluyordu. Ama kulüp yönetimi hicbir zaman onun arkasından ayrılmadı. Neredeyse 1,5 yıl top oynamadı ama yönetim tebrik edilesi bir hareketle onun geri dönmesi icin gerekli ne varsa yaptırdı. Ugur’un kafasini rahatlatmak icin de sözlesmesini de uzatti. Daha ne olsun…

Serkan Calık: Halen daha sakat. Ne zaman döneceği de belli değil. Ama onun da sözleşmesi uzatıldı. İnsallah en kısa zamanda döner.

Semih Kaya: Defanstaki bu eksiklikleri görünce kahrolmamasi elde degil. Sakatlanmasa kesin A takimin 11 inde olacaktı. Ama o da sakatlık illetinden kurtulamadı. Buna rağmen yönetim onunda sozlesmesini uzattı.

Diger yandan;

Hakan Sukur: Galatasaray’in Metin Oktay’dan sonraki en önemli golcüsü. Fakat futbolu birakirken Galatasaray yönetiminin kendisine olan tavri, jubile yapilmamasi vs. gibi ona yapilan haksızlıklar hicbir Galatasaraylının içine sinmedi. Kuluple ilgili yaptigi bazi aciklamalar zaman zaman taraftari kizdirdi ama sanirim kimse onun Galatasarayliligini tartismaz. Halen daha bütün taraftarlar onun adina bir jubilenin yapilmasini yönetimden arzu ediyor.

Gheorge Hagi: Galatasaray tarihinin bastan tekrar yazilmasini ya da Derwall”den itibaren olan ilerlemenin bir sonuca ulasmasina etki eden en önemli futbolcu. Ona da kulüp olarak bir jubilenin cok gorulmesi taraftarin yüregini burkmustur.

Bülent Korkmaz, Ümit Davala: Kafası yarılıp, kolu cıkıp kim bilir kaç maçı bitirdi büyük kaptan. Kulüp yönetimlerinin ve t.d. lerinin kendisine yaptığı onca yanlışa rağmen Galatasaray’ın en zor zamanında, basarılı olamayacagi tamamen aşikarken hic düşünmeden takımın başına t.d. olarak geçti. Belki de geliştirmeye calıştığı kariyeri bu seçimi ile tamamen bitti. Ama o bunun muhasebesini yapmadı ancak nedendir bilinmez ona da bir jübile bile çok görüldü. Aynı şey Ümit Davala için de geçerli idi. Milli takımın yardımcı antrenörlerinden biri olarak kariyerinde bir yerlere gelebilecekken kulüp kendisine gel deyince hiç düşünmeden o görevinden ayrılıp Skibbe’nin yardımcısı oldu. Ne var ki bir süre sonra kulüp yönetimi Skibbe’nin gidişine zemin hazırlamak için onun kellesini almaktan cekinmedi ve onun da t.d. kariyerini yerle bir etti.

Hakan Ünsal, Ergün Penbe, Arif Erdem, Hasan Şaş: Galatasaray’ın altın çağını yaşarken bu yoldaki en önemli asker oyunculardı. Fakat kulüp yönetimi bu oyunculara da jübileyi çok gördü.

Yönetimin sakat oyuncularımızdan Linderoth haricinde olanların hepsinde hareketleri doğru bana göre. Linderoth artık kabak tadı verdi. Tamam 1 oldu 2 oldu ama olmayacak bu futbolcu belli birşey. 31 yasindaki bir oyuncudan bundan sonra beklenti ne ki? Ya da ne kadar iyi olabilir ki? Neyse, şimdi Adnan Polat yönetiminden beklediğim en önemli şey: Herkesin tüm egolarindan arınıp jübilesi yapılmamış ya da yapılamamış, bize Türkiye’de hiçbir kulübün yaşamadığı sevinçleri yaşatan oyuncularımızı her ne şekilde yapacaksa ikna edip bir araya toplamak ve güzel bir jübile maçı düzenlemek. O maç eğer gerçekleştirilebilirse ASY nasıl dolar nasıl inler Nevizade geceleri ile ya da 4 sene üstüste şampiyon olduk tezahüratlarıyla hayali bile muhteşem ki gerçekleşirse ne olur?

Çok mu hayalciyim acaba?

>İnadına Topuz!

Eylül 25, 2009, 6:22 pm | Fenerbahçe, Futbol, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

BURSASPOR - FENERBAHCE MACI

Haftaiçi en çok dikkatimi çeken konu ne Galatasaray’ın muhteşem galibiyeti, ne Fenerbahçe’nin yenilgisiydi. Rooney’e tükürülmesi, Ferguson’un tribün endişesi de anlamsız kaldı, perşembe gecesi Kadıköy’de yaşananların yanında.

Fenerbahçe’nin en önemli avrupa sınavında, büyük ‘uğraşlarla’ takıma katılan Mehmet Topuz, Sarı-Lacivertli formayla ilk golüne imza attı. Güzel Türkçemin esnek yapısı sayesinde soyadı espri konusu haline gelen Mehmet için golünü attıktan sonra yapılan stad anonsunun ilginç olmasının yanında, psikolojik bir analize de ihtiyacı var.

Topuz’un gol sonu anonsu şöyle yapıldı anlatılana göre; anons’u yapan: “Fenerbahçeli“, taraftarlar da: “Mehmet Topuz” diye bağırmış. Söz konusu ‘çekinilen’ espri ise şuydu: Mehmet Topuz gol atınca 55bin Fenerbahçe’li -her zaman 55bin oradalar ya!- “TOPUZ” diye bağıracak, böyle en az 55bin F.Bahçe’li eşcinsel olduğunu itiraf etmiş olacaktı!

Ali Şen döneminde “25 milyon taraftar” iddiasıyla oluşmaya başlayan kompleksli F.Bahçeli taraftar profili yapılan stad anonsuyla kendini afişe etti. 55bin F.Bahçe taraftarı, futbolun erkek egemen yapısından kaynaklanan homofobik tavrının öne çıkması sonucu ilginç bir uygulamaya gidip, Türk futbolunun son yıllardaki en komple orta saha oyuncusunun, belki de yıllar boyunca F.Bahçe formasını giyecek futbolcusunun adının, soyadının arkasında duramadı, yanlış anlaşılma kaygısı yüzünden “Topuz” diye bağıramadı. Sanki topuz kelimesinin başka anlamı yokmuş gibi kendi oyuncusuna tüm alay etmelere karşı gelerek sahip çıkamadı. Bütün Fenerbahçeli taraftarları temsilen tüm stad gol sonrası futbolcularının adını haykırıp “Evet bu adamın soyadı Topuz ve biz o gol atınca onun soy adını haykırmaktan çekinmiyoruz aksine onunla gurur duyuyoruz” mesajını veremezken, kendi sivrilttikleri ‘Topuz’ kendilerini yaraladı. Psikolojik açıdan… (Bknz. kompleksli olmak)
sevgiler
volkanbk3

İnadına Topuz!

Eylül 25, 2009, 6:22 pm | Fenerbahçe, Futbol, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
BURSASPOR - FENERBAHCE MACI

Haftaiçi en çok dikkatimi çeken konu ne Galatasaray’ın muhteşem galibiyeti, ne Fenerbahçe’nin yenilgisiydi. Rooney’e tükürülmesi, Ferguson’un tribün endişesi de anlamsız kaldı, perşembe gecesi Kadıköy’de yaşananların yanında.

Fenerbahçe’nin en önemli avrupa sınavında, büyük ‘uğraşlarla’ takıma katılan Mehmet Topuz, Sarı-Lacivertli formayla ilk golüne imza attı. Güzel Türkçemin esnek yapısı sayesinde soyadı espri konusu haline gelen Mehmet için golünü attıktan sonra yapılan stad anonsunun ilginç olmasının yanında, psikolojik bir analize de ihtiyacı var.

Topuz’un gol sonu anonsu şöyle yapıldı anlatılana göre; anons’u yapan: “Fenerbahçeli“, taraftarlar da: “Mehmet Topuz” diye bağırmış. Söz konusu ‘çekinilen’ espri ise şuydu: Mehmet Topuz gol atınca 55bin Fenerbahçe’li -her zaman 55bin oradalar ya!- “TOPUZ” diye bağıracak, böyle en az 55bin F.Bahçe’li eşcinsel olduğunu itiraf etmiş olacaktı!

Ali Şen döneminde “25 milyon taraftar” iddiasıyla oluşmaya başlayan kompleksli F.Bahçeli taraftar profili yapılan stad anonsuyla kendini afişe etti. 55bin F.Bahçe taraftarı, futbolun erkek egemen yapısından kaynaklanan homofobik tavrının öne çıkması sonucu ilginç bir uygulamaya gidip, Türk futbolunun son yıllardaki en komple orta saha oyuncusunun, belki de yıllar boyunca F.Bahçe formasını giyecek futbolcusunun adının, soyadının arkasında duramadı, yanlış anlaşılma kaygısı yüzünden “Topuz” diye bağıramadı. Sanki topuz kelimesinin başka anlamı yokmuş gibi kendi oyuncusuna tüm alay etmelere karşı gelerek sahip çıkamadı. Bütün Fenerbahçeli taraftarları temsilen tüm stad gol sonrası futbolcularının adını haykırıp “Evet bu adamın soyadı Topuz ve biz o gol atınca onun soy adını haykırmaktan çekinmiyoruz aksine onunla gurur duyuyoruz” mesajını veremezken, kendi sivrilttikleri ‘Topuz’ kendilerini yaraladı. Psikolojik açıdan… (Bknz. kompleksli olmak)
sevgiler
volkanbk3

>Twitter

Eylül 25, 2009, 2:49 pm | komik kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Tıkla, büyüt!

Twitter

Eylül 25, 2009, 2:49 pm | komik kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum
Tıkla, büyüt!

>Knick Again

Eylül 25, 2009, 12:00 pm | NBA, NY Knicks kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>David Lee 1 yıl ve 8 milyonun altına imza attı. Sene sonu tekrar serbest kalacak. 2010 yazı ne piyasa olacak, ne takaslar, ne transferler dönecek Tanrım!

Knick Again

Eylül 25, 2009, 12:00 pm | NBA, NY Knicks kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

David Lee 1 yıl ve 8 milyonun altına imza attı. Sene sonu tekrar serbest kalacak. 2010 yazı ne piyasa olacak, ne takaslar, ne transferler dönecek Tanrım!

>Gran Torino

Eylül 25, 2009, 11:11 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

İzleyin, İzlettirin…

Clint Eastwood’a yönettiği her filmde tutkum artıyor. Bu yaşta yaptığı oyunculuğa ise en fazla hayran kalabiliyorum. Gidip şu adamın bir taraflarına sürtünsem, elini öpsem, boynuna sarılsam azıcık onun gibi olabilir miyim acaba? Anne ben büyünce karar verdim kesin Clint Eastwood olacağım!

Gran Torino

Eylül 25, 2009, 11:11 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
İzleyin, İzlettirin…

Clint Eastwood’a yönettiği her filmde tutkum artıyor. Bu yaşta yaptığı oyunculuğa ise en fazla hayran kalabiliyorum. Gidip şu adamın bir taraflarına sürtünsem, elini öpsem, boynuna sarılsam azıcık onun gibi olabilir miyim acaba? Anne ben büyünce karar verdim kesin Clint Eastwood olacağım!

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.