>Andre ve Steffi

Eylül 15, 2009, 4:07 pm | Hayat, tatil, Tenis kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Küçükken, yalanım yok, büyüyünce Andre Agassi olup Steffi Graf’la evlenmek istiyordum. Şöyle bir 15-16 yaşıma gelene kadar sürdü bu istek bende. Sonra eşimle tanışınca tükendi zaten 😀 Ama itiraf etmeliyim Andre Agassi ile Steffi Graf’ın gizlice bir ilişki yaşayıp evlendiklerini duyduğumda tam anlamıyla şok geçirmiştim. Beni kortlara ısıtıp saatlerce televizyonda tenis izletebilen 2 isimdi onlar ve artık aynı eve yaşayacaklardı. İlk tepkim “Çocukların ne olacağını düşünemiyorum!” olmuştu.

Çift mutlu beraberliklerine devam ediyor. Yorumculuk ve reklamlardan öyle bir para kazanıyorlar ki başka iş yapmalarına gerek yok, hatta çoğunlukla çocukların da bir sıkıntısı yoksa hem dünyayı geziyor hem de önemli turnuvaları yerinde izliyorlar. Yukarıdaki fotoğraf Wimbledon’a gidelim diye yola çıkan çiftin “Salla Wimbledon’ı falan, haydi kumsala kaçalım” dediği Temmuz ayından. Agassi ve Graf 7,5 yaşındaki oğulları Jaden ve 5,5 yaşındaki kızları Jaz Elle ile Capri adasında tatildeyken çekilmiş. Her ikisi de sanki hiç yaşlanmamış, hele Graf bırak ikiyi hiç çocuk doğurmamış gibi. Çok seviyorum bunları ben gerçekten. Ömür boyu mutlulukları devam eder umarım.

Reklamlar

Andre ve Steffi

Eylül 15, 2009, 4:07 pm | Hayat, tatil, Tenis kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Küçükken, yalanım yok, büyüyünce Andre Agassi olup Steffi Graf’la evlenmek istiyordum. Şöyle bir 15-16 yaşıma gelene kadar sürdü bu istek bende. Sonra eşimle tanışınca tükendi zaten 😀 Ama itiraf etmeliyim Andre Agassi ile Steffi Graf’ın gizlice bir ilişki yaşayıp evlendiklerini duyduğumda tam anlamıyla şok geçirmiştim. Beni kortlara ısıtıp saatlerce televizyonda tenis izletebilen 2 isimdi onlar ve artık aynı eve yaşayacaklardı. İlk tepkim “Çocukların ne olacağını düşünemiyorum!” olmuştu.

Çift mutlu beraberliklerine devam ediyor. Yorumculuk ve reklamlardan öyle bir para kazanıyorlar ki başka iş yapmalarına gerek yok, hatta çoğunlukla çocukların da bir sıkıntısı yoksa hem dünyayı geziyor hem de önemli turnuvaları yerinde izliyorlar. Yukarıdaki fotoğraf Wimbledon’a gidelim diye yola çıkan çiftin “Salla Wimbledon’ı falan, haydi kumsala kaçalım” dediği Temmuz ayından. Agassi ve Graf 7,5 yaşındaki oğulları Jaden ve 5,5 yaşındaki kızları Jaz Elle ile Capri adasında tatildeyken çekilmiş. Her ikisi de sanki hiç yaşlanmamış, hele Graf bırak ikiyi hiç çocuk doğurmamış gibi. Çok seviyorum bunları ben gerçekten. Ömür boyu mutlulukları devam eder umarım.

>Amerika Açık Tribünleri – Del Potro Şahitleri

Eylül 15, 2009, 10:01 am | Futbol, Sinema, Tenis kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Şu yukarıdaki muhteşem görüntüsüyle arzı endam eden Flushing Meadows’daki Arthur Ashe stadyumunda, Del Potro Fedex’i ödemeli kargoyla İsviçre’ye gönderirken tribünlerde boy gösterenler arasında kimler yoktu ki! Benim için en çok anlam ifade eden 3 kişiyi aşağıda görüyoruz. Ancak bunca senedir aynı kalmayı başaran Jack Nicholson’a hayret ederken nasıl olup da bu derece çöktüğünü anlayamadığım Bruce Willis’e şaşkın gözlerle bakıyorum. Zizou ise hep aynı, sanki şimdi formayı, kramponu giyip çıksa 90 dakikayı çıkaracak gibi duruyor.
Finalde Del Potro favori olmadığı, setlerde 1-0 gerideyken 2. sette servis kırdırdığı halde tie-break ile 1-1’i yakalayıp yine geriye düştüğü 3. seti kaybedip, 4. sette maçı yine tie-break’le çevirdiği, saatler süren efsanevi maçı son sette yaşının ve enerjisinin de getirdiği dirilikle 3-2 almayı başardı. Del Potro henüz 20 yaşının sonlarında, 1977’den beri bu turnuvayı kazanan ilk Güney Amerikalı ve Grand Slamler tarihinin artık en uzun (1.98 m) şampiyonu. Şu aşağıdaki fotoğraf sanırım ruh halini yeterince anlatıyor Del Potro’nun. Dünya tenisinde değişiklik isteyen bizler için bir fırsat Del Potro, Yolun açık olsun genç adam!

Amerika Açık Tribünleri – Del Potro Şahitleri

Eylül 15, 2009, 10:01 am | Futbol, Sinema, Tenis kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Şu yukarıdaki muhteşem görüntüsüyle arzı endam eden Flushing Meadows’daki Arthur Ashe stadyumunda, Del Potro Fedex’i ödemeli kargoyla İsviçre’ye gönderirken tribünlerde boy gösterenler arasında kimler yoktu ki! Benim için en çok anlam ifade eden 3 kişiyi aşağıda görüyoruz. Ancak bunca senedir aynı kalmayı başaran Jack Nicholson’a hayret ederken nasıl olup da bu derece çöktüğünü anlayamadığım Bruce Willis’e şaşkın gözlerle bakıyorum. Zizou ise hep aynı, sanki şimdi formayı, kramponu giyip çıksa 90 dakikayı çıkaracak gibi duruyor.
Finalde Del Potro favori olmadığı, setlerde 1-0 gerideyken 2. sette servis kırdırdığı halde tie-break ile 1-1’i yakalayıp yine geriye düştüğü 3. seti kaybedip, 4. sette maçı yine tie-break’le çevirdiği, saatler süren efsanevi maçı son sette yaşının ve enerjisinin de getirdiği dirilikle 3-2 almayı başardı. Del Potro henüz 20 yaşının sonlarında, 1977’den beri bu turnuvayı kazanan ilk Güney Amerikalı ve Grand Slamler tarihinin artık en uzun (1.98 m) şampiyonu. Şu aşağıdaki fotoğraf sanırım ruh halini yeterince anlatıyor Del Potro’nun. Dünya tenisinde değişiklik isteyen bizler için bir fırsat Del Potro, Yolun açık olsun genç adam!

>Aşka Gelen Scolari Raksederse…

Eylül 15, 2009, 1:37 am | Hayat, ilginç, komik, ozhano kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

http://www.youtube.com/get_player

Scolari: Ooohhh ne güzelmiş bu Özbekistan ooohhhh, dert yok, tasa yok, para çok, hanımı da boşadım yenisi yanımda ohhhhhhhhh kıvırrrr, hooopppaaaaa… Ayakları da bir tutturursam tamamdır, kaptım bu işi de hehe… Bu arada bu karşımdaki kim yaw?

Timur Kapadze: Anaaaa hocaya bak aşka geldi, gitsem mi ki acaba? Yanımda da gelin var, onu da satmak olmaz. Dur bakalım bekleyeyim, çağırırsa giderim. Bu arada biz niye oturmuyoruz da hazır olda bekliyoruz? Neyse diğerleri de ayakta, vardır bir hikmeti. “Bravo hocam, yakışır sana, helaaall…” Acaba ne içirdiler buna bizimkiler hihihi? Bu yanımdaki de sanki cenazeye gelmiş gibi; “kız gülsene azıcık. Beğenmiyor musun beni?”

Şarkıcı: Yaw o kadar şarkı söyledik insan bir para yapıştırır alnımıza, yırtınıyoruz burada. Buna sadece oynamayı öğretmişler. Acaba ben de sahneden piste mi insem? Görürse belki emelime ulaşırım. Dur bi şarkı bitsin de…

Özbekistan Milli Takımı ve Budyonkor futbol kulübünün oyuncularından Ahıska Türkü Timur Kapadze’nin düğünü…

Aşka Gelen Scolari Raksederse…

Eylül 15, 2009, 1:37 am | Hayat, ilginç, komik, ozhano kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

http://www.youtube.com/get_player

Scolari: Ooohhh ne güzelmiş bu Özbekistan ooohhhh, dert yok, tasa yok, para çok, hanımı da boşadım yenisi yanımda ohhhhhhhhh kıvırrrr, hooopppaaaaa… Ayakları da bir tutturursam tamamdır, kaptım bu işi de hehe… Bu arada bu karşımdaki kim yaw?

Timur Kapadze: Anaaaa hocaya bak aşka geldi, gitsem mi ki acaba? Yanımda da gelin var, onu da satmak olmaz. Dur bakalım bekleyeyim, çağırırsa giderim. Bu arada biz niye oturmuyoruz da hazır olda bekliyoruz? Neyse diğerleri de ayakta, vardır bir hikmeti. “Bravo hocam, yakışır sana, helaaall…” Acaba ne içirdiler buna bizimkiler hihihi? Bu yanımdaki de sanki cenazeye gelmiş gibi; “kız gülsene azıcık. Beğenmiyor musun beni?”

Şarkıcı: Yaw o kadar şarkı söyledik insan bir para yapıştırır alnımıza, yırtınıyoruz burada. Buna sadece oynamayı öğretmişler. Acaba ben de sahneden piste mi insem? Görürse belki emelime ulaşırım. Dur bi şarkı bitsin de…

Özbekistan Milli Takımı ve Budyonkor futbol kulübünün oyuncularından Ahıska Türkü Timur Kapadze’nin düğünü…

>Rüştü’yü Sakatlamak

Eylül 15, 2009, 12:26 am | Beşiktaş, Futbol, Sakatlık, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Rüştü’nün son antrenmanda kulağına gelen top kulak zarına zarar vermiş, dolayısıyla %99 ihtimalle Manchester maçında kaleye geçecek adam Hakan Arıkan olacak. Şeytanın avukatlığını yapıp bu işin Denizli’nin başının altından çıkıp çıkmadığını merak ettiğimi söylesem ayıp etmiş olur muyum? Rüştü’ye geçmiş olsun ama bu gece birileri huzursuz uyuyacak orası kesin.

Rüştü’yü Sakatlamak

Eylül 15, 2009, 12:26 am | Beşiktaş, Futbol, Sakatlık, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Rüştü’nün son antrenmanda kulağına gelen top kulak zarına zarar vermiş, dolayısıyla %99 ihtimalle Manchester maçında kaleye geçecek adam Hakan Arıkan olacak. Şeytanın avukatlığını yapıp bu işin Denizli’nin başının altından çıkıp çıkmadığını merak ettiğimi söylesem ayıp etmiş olur muyum? Rüştü’ye geçmiş olsun ama bu gece birileri huzursuz uyuyacak orası kesin.

>Bir Kere de Şu Kadroyla Çık!

Eylül 15, 2009, 12:17 am | Beşiktaş, Futbol, ozhano, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Bugün Şampiyonlar Ligi ilk maçında Beşiktaş kendi sahasında Man Utd. ile karşı karşıya gelecek. Türkiye’nin neredeyse tamamı şu haldeki Beşiktaş’tan bu maçta fazla birşey beklemiyor. Yenilirse kimsenin umrunda olmayacak zaten. Ama puan almayı geçtim rakibe karşı iyi futbol sergilese bile bu durum Beşiktaş’a hem ligde hem de diğer Avrupa maçlarında futbolculara ve taraftarlara bir umut yükleyecektir.

Ama maçta herşey yine sayın Denizli’de bitecek. Ya Galatasaray maçında olduğu gibi ofansif anlamda iyi olan futbolcularını yanına dizecek ve rakibi bozacak bir yapı kuracak yarın ki maçta, ya da en fazla yeniliriz diyerek ilk defa tüm taraftarın beklediği kadroyu çıkaracak. İkinci şıkkı seçerse yukarıdaki kadro bana göre bir eksik bir fazla sahaya sürülmesi gereken 11 olmalı. Ama bu kadro da sahaya çıkarsa en önemli nokta, sağ ve sol açıklardaki Holosko ve Tello’nun defansa da yardım etmesi olacak. Evet bu biraz hayal gibi gelebilir ama futbolcular özellikle yabancı olanları Avrupa maçlarında bir başka oynuyor ki bu Avrupa maçı Şampiyonlar Ligi olursa ve iyi oynarlarsa onlar için yeme de yanında yat gibi olacak. Yardım etmezlerse Man. Utd. beklendiği gibi yine ezip geçecek. Ama en azından bu kadro ile rakibin orta saha ve defansını rahat bir şekilde ileriye çıkması engellenecektir ki araya Tabata ya da Ernst’in vereceği paslarda kanatlardaki Tello ve Holosko’nun içe yapacağı koşular Beşiktaş açısından mutluluk verici sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Diğer bir önemli nokta da Beşiktaş’ta en uçta oynayacak oyuncu ile en geride oynayan oyuncular arasındaki mesafe olacak. Eğer Beşiktaşlı oyuncular bu mesafeyi 40 mt. lerde tutarlarsa hem güçlerini maçın sonuna kadar muhafaza edecekler hem de Man. Utd. orta sahası baskı altında tutulabilecektir.

Tabi bunları lafta söylemesi kolay. Teoride söylenenleri hayata ne ölçüde geçirebilirler ya da başka bir strateji mi belirlerler bilemiyorum ama nihayetinde herşey önce Mustafa Denizli’de sonra futbolcularda bitecek. Çıkar hoca şu kadroyu, bir de böyle dene. Ya tutarsa…

Aklımdan yarın yine Nihat ile maça başlanırsa diye bir düşünce geçiyor da eğer olursa aman aman… Fena halde yazık ediyor bu adama Mustafa Denizli. Yarın kötü oynayıp üstüne bir de ıslıklanırsa hiç şaşırmam.

Bir Kere de Şu Kadroyla Çık!

Eylül 15, 2009, 12:17 am | Beşiktaş, Futbol, ozhano, UCL kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum
Bugün Şampiyonlar Ligi ilk maçında Beşiktaş kendi sahasında Man Utd. ile karşı karşıya gelecek. Türkiye’nin neredeyse tamamı şu haldeki Beşiktaş’tan bu maçta fazla birşey beklemiyor. Yenilirse kimsenin umrunda olmayacak zaten. Ama puan almayı geçtim rakibe karşı iyi futbol sergilese bile bu durum Beşiktaş’a hem ligde hem de diğer Avrupa maçlarında futbolculara ve taraftarlara bir umut yükleyecektir.

Ama maçta herşey yine sayın Denizli’de bitecek. Ya Galatasaray maçında olduğu gibi ofansif anlamda iyi olan futbolcularını yanına dizecek ve rakibi bozacak bir yapı kuracak yarın ki maçta, ya da en fazla yeniliriz diyerek ilk defa tüm taraftarın beklediği kadroyu çıkaracak. İkinci şıkkı seçerse yukarıdaki kadro bana göre bir eksik bir fazla sahaya sürülmesi gereken 11 olmalı. Ama bu kadro da sahaya çıkarsa en önemli nokta, sağ ve sol açıklardaki Holosko ve Tello’nun defansa da yardım etmesi olacak. Evet bu biraz hayal gibi gelebilir ama futbolcular özellikle yabancı olanları Avrupa maçlarında bir başka oynuyor ki bu Avrupa maçı Şampiyonlar Ligi olursa ve iyi oynarlarsa onlar için yeme de yanında yat gibi olacak. Yardım etmezlerse Man. Utd. beklendiği gibi yine ezip geçecek. Ama en azından bu kadro ile rakibin orta saha ve defansını rahat bir şekilde ileriye çıkması engellenecektir ki araya Tabata ya da Ernst’in vereceği paslarda kanatlardaki Tello ve Holosko’nun içe yapacağı koşular Beşiktaş açısından mutluluk verici sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Diğer bir önemli nokta da Beşiktaş’ta en uçta oynayacak oyuncu ile en geride oynayan oyuncular arasındaki mesafe olacak. Eğer Beşiktaşlı oyuncular bu mesafeyi 40 mt. lerde tutarlarsa hem güçlerini maçın sonuna kadar muhafaza edecekler hem de Man. Utd. orta sahası baskı altında tutulabilecektir.

Tabi bunları lafta söylemesi kolay. Teoride söylenenleri hayata ne ölçüde geçirebilirler ya da başka bir strateji mi belirlerler bilemiyorum ama nihayetinde herşey önce Mustafa Denizli’de sonra futbolcularda bitecek. Çıkar hoca şu kadroyu, bir de böyle dene. Ya tutarsa…

Aklımdan yarın yine Nihat ile maça başlanırsa diye bir düşünce geçiyor da eğer olursa aman aman… Fena halde yazık ediyor bu adama Mustafa Denizli. Yarın kötü oynayıp üstüne bir de ıslıklanırsa hiç şaşırmam.

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.