Hagi gitti mi, kaldı mı? Ne oluyor?

Mart 24, 2011, 1:06 am | Uncategorized kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
Etiketler: , , , , ,

Eve gelir gelmez yine şaşırtıcı bir haber okuduk. Okumasak da şaşardık. Okuyorum şaşıyorum, okumuyorum şaşıyorum. Hayatın bana öğrettiği bir şey varsa o da gelişmelere şaşırmamak diyorum. O halde bazen yazı yazarken klişelerden kopamıyor muyum?

Hagi gitti mi, kaldı mı derken kendimi sorgular oldum. Galatasaray yönetimini ve bu haberi sorgulamam gerekirken yaptığım işe bak. Fakat Galatasaray yönetimini ve yaptıklarını sorgulamayı bırakalı da uzun bir süre oldu. Adnan Polat’ın tek adam yönetimi olumlu sonuç vermiyor. Ve Polat da içinde bulunduğu akıl tutulmasından ötürü yapıyor bunu. İçinde bulunduğu akıl tutulması vesilesiyle de yaşadığı şeyin de, verdiği kararların hatalı olduğunun da farkında değil.  Ve bu yüzden de kendisi istifa etmeden Galatasaray’daki sorunların çözülmesini zor buluyorum.

Hagi’nin kesin gönderildiğini yazıyor Milliyet. Sporx de öyle. Güvendiğim iki basın kuruluşu da böyle haber yaptığına göre bir durum olmalı. Resmi açıklamanın da eli kulağındadır. Mühim olan Hagi’nin gitmesi mi? Öyle olmadığına hepimiz şahitlik yapacağız. Galatasaray’ın bir sezonda 3. çalıştırıcısıyla çalışacak olduğuna şahitlik ettiğimiz gibi.

Galatasaray’ın daha önce böyle bir sezonu olduğunu ben hatırlamıyorum. Olmasına da üzülüyorum. En azından sezonu bitirirdi. Fakat bu kadar da kötü bir sezon geçirdiğini de hatırlamıyorum. Neyse… Hagi’nin gittiği, gideceği varsayımından yola çıkarak aday ihtimallerini dizelim. İki aday var. Biri Ertuğrul Sağlam. Diğeri de artık Abdullah Avcı.

Ertuğrul Sağlam’ın gelme ihtimalini sevmedim. Sevemedim. Bursaspor’a iyi futbol oynattı ve şampiyon da yaptı. Fakat geçen yılki şampiyonluğun şans faktörünü göz ardı edemeyiz. Bu yılki Şampiyonlar Ligi kadrosu seçimlerini de beğenmediğimi eklemem gerek. Batalla’nın takıma uyumu çok iyiyken tecrübe düşüncesiyle Insua’yı oynatması hataydı. Neyse tek örnekten yola çıkarak birini beğenmediğini belirtmek pek dayanaklı değil. Fakat bence gelmese olur.

Benim adayım Abdullah Avcı. Artık gelmesinin vakti geldi. İstanbul Büyükşehir Belediyespor’da devam ettiği sürece 3-5 yıl sonra şampiyon bile olabilir. Bu öngörünün gerçekleşmesi onun elinde olan bir şey elbette ancak kariyeri açısından en iyisini o bilir tabi… Elindeki kısıtlı kadroyla neler başarabildiğini, takımına nasıl güzel ve üst düzey bir oyun oynatabildiğini biliyoruz. Galatasaraylı kültürünü biliyor olması da cabası. Son 5 yıldır adının Galatasaray’la anılması da tuzu biberi…

Gidenin gitmesinin bir şey değiştirmeyeceği gerçeğini unutmamamız gerektiği gibi getirilenden öte getirenin değişmesi gerektiğini hatırlatalım. Saygılar… volkanbk3-efektifpas

Misimovic: “Hagi’nin yeteneğini sorgulayanlar tabelaya baksın”

Mart 17, 2011, 1:49 pm | Uncategorized kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Etiketler: , , , ,

Galatasaray’a büyük umutlarla transfer edilişinin ardından beklentileri karşılayamayan Misimovic, Rusya’nın SovetskiSport gazetesi muhabiri arkadaşım Andrey Lyalin‘e verdiği ropörtajda Hagi’ye selamlarını iletmemizi istemiş. Galatasaray kulübünün kendisine yaptıklarının gülünç olduğunu söyleyen Misimovic, “Magath gibi disiplinli bir çalıştırıcının takımında başarılar kazandım. Bana nasıl disiplinsiz diyebiliyorlar?” açıklamalarında bulundu. (Efektifpas.com)

haberi kullanmak isteyen haber siteleri-gazeteler lütfen kaynak gösterip (Volkan Ağır/Efektifpas.com) yazınız. Continue Reading Misimovic: “Hagi’nin yeteneğini sorgulayanlar tabelaya baksın”…

Pardon daha ne kadar yavan olabilirsiniz?

Mart 14, 2011, 10:53 pm | Uncategorized kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Etiketler: , ,

Dün gece gerçekten hiç işim yoktu galiba ve oturup televizyonda “futbol konuşulan bir kahvehanede yaşananlar” içerikli tartışma düzeyi de oldukça “yavan” düzeyde olan bir kaç tane program izledim.  Konu Galatasaray’ın yavan performansıydı. Yorumların yavanlığı ondan da beterdi.

Galatasaray’ın olumsuz performansını yorumluyorlardı; güya. Ancak tartışmalar, eleştiriler çoktan oyundan ziyade “Şu adam bu takımın futbolcusu değil” yavanlığına düşmüştü. En başta, “Hagi bu takımın teknik direktörü olacak adam değil”, “Hagi teknik direktör değil” sıralanıyordu. Bu cümleleri sarfeden arkadaşlara sesleniyorum. Sen-siz (üzerinize hangisini alınırsanız) ne kadar yorumcu olacak insansan(ız), sen-siz ne kadar yorumcuysan(ız), Hagi de o kadar teknik direktördür. Seni-sizi biri oraya yorumcu sıfatıyla oturttu diye sen-siz kendine yorumcu diyebiliyorsan(ız), Hagi de teknik direktördür. Bu tartışma da biter burada. Detayına girmeye gerek yok, şimdilik.

Sonra tabi ki de hemen sıraya “X bu takımın oyuncusu değil” giriyor. Ve diğer büyük tartışma ve çelişki başlıyor. Bu konuda da detaya fazla girmeyeceğim. Sadece diyeceğim tek şey var. O futbolcular için yukarıdaki yorumu yapan kişiler bu yıl Burak Yılmaz için “Mükemmel bir oyuncu” da diyor. Topu alışını, golü atışını övüp övüp duruyor. Aynı Burak bir kaç yıl evvel onların takımında oynarken bu adam iyi değil, bu adam bu takımın oyuncusu değil diyen kişilerle aynı kişiler, aynı zihniyettler onlar. Bu cümlemi okuduktan sonra “Evet Burak Fenerbahçe’nin, Beşiktaş’ın oyuncusu değildi zaten” diyebilirler. Bunu diyenler de yukarıdaki yorumu yapanlarla aynı zihniyetteler.

Bunca yıldır futbol izliyorum diyeceğim. Bu yazıyı yazanın Halit Kıvanç olduğunu falan sanacaksınız. Ama nereden baksan senede o adamın yaşı kadar futbol maçı izliyorumdur. Adam 85 yaşında bu arada. Neyse… Biraz birikimim var işte bu konularda. Ve Messi’nin Maradona’nın teknik direktörlüğünde neden kötü oynadığını, Guardiola’nın teknik direktörlüğünde neden iyi oynadığını anlayabiliyorum birazcık. Ya da Servet Gerets’leyken neden o takımın ilahıysa ve Daum’laykan neden Shevchenko’nun gölgesi olarak kaldığını da… (Gerçi Servet değildi onu tutan ama olsun.) Lucescu döneminde oynayan Flerquin’in, Sebastien Perez’in, Gustavo Victoria’nın bugün hala adını anabiliyorsak meziyet onların çok iyi yönetilmiş olmasındadır. Bu son örneğimden sonra daha da aydınlanacaktır her şey kafalarda…

İş futbolcunun kötü olmasında değil arkadaşlar. Dün süper oynayan Kewell, geçen yıl takımın dinamosu dediğiniz Mustafa Sarp (ben hiç demedim-sevemedim ama siz sevdiniz), müthiş golcü dediğiniz Baros, yıllar sonra milli takım sol bekini buldu cümlesini size söyleten Hakan Balta, Avustralya milli takımının kaptanı Lucas Neill bir gün uyandılar ve kariyerlerine kötü birer futbolcu olarak devam etmediler. Sezona felaket başladılar. Felaket bir sportif direktöre sahiptiler. Rezalet bir yönetime sahipler. Bunların hepsi de bir araya gelince bugün bu takım 11. sıradaki yerini aldı. Korkmayın 40 puanı geçerse düşmez. 40 puanı da geçer. O kadar da “yavan” oyunculara sahip değiliz. Neyse daha da uzatıp yavanlara pirim vermeyeceğim.

Güzel futbolu paylaşmak dileğiyle… volkanbk3-efektifpas

(Erman Toroğlu’nun fotoğrafı ilginçliği nedeniyle konulmuştur. Laflarım bizzat kendisine değildir.)

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.