Niye Futbolu Bu Kadar Ciddiye Alıyoruz?

Şubat 3, 2011, 11:48 am | Futbol, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Uğur Meleke’nin senelerdir takipçisiyiz. Şu spor basınındaki ender doğru adamlardan biri. Yazdıkları, söyledikleri, yakaladıkları çok önemli. Askere gitmeden önce Türkiye’deki futboldan çok soğuduğumu anlatan yazılar yazmış ve neden bunun sadece bir oyun olduğunu unutuyor, hayat memat meselesine büründürüyoruz bu işleri diye sormuştum. Her ne kadar bir endüstri haline gelmiş olsa da sadece bir oyun oynanıyor ve temaşaa sanatı icra ediliyor aslında sahada. İnsanın en ön planda olduğu, olması gerektiği bir sahne futbol sahası. O insan zarar görmemeli, sağlıklı kalmalı, eğlenmeye ve eğlendirmeye devam edebilmeli. Ama hem biz izleyenler, hem bu işi finanse edip yönetenler hem de bu işin pardon oyunun içindekiler bunu unutmuş vaziyette sanki. İşte o yüzden Meleke’nin tespiti ve bizim bu zamana kadar bu adamla ilgili düşündüklerimiz, gördüklerimiz oyunun oyun olduğunun unutulmaması için böyle adamlarının sayısının çoğalması gerektiğini bir kez daha sokuyor adeta gözümüze.

İlk kısmı da çok önemli mesajlar içeren yazının sadece Simao Sabrosa ile ilgili kısmını alıntılıyorum bu noktada. Teşekkürler Meleke, şu kadar spor yazarı içinde bu güzelliklerin olduğunu, olması gerektiğini bizlere gösterdiğin için…

“Simao Sabrosa
İBB-Beşiktaş maçında Simao bir gol attı, iyi de oynadı. Ama o müsabakada benim esas dikkatimi çeken Simao’nun iyi futbolculuğu değil, iyi insanlığı/iyi profesyonelliğiydi. 
Maçın 25’inci dakikasıydı. Beşiktaş ceza yayı önünde bir hava topu mücadelesinde Guti ve Mahmut kafa kafaya çarpıştılar, top siyah-beyazlılarda kaldı. Hakem devam işareti verdi, Beşiktaş hızlı hücuma kalktı, top orta çizginin biraz önündeki Simao’ya ulaştı. Simao hakemin devam işaretini gördü, devam etseydi belki de Belediyespor’u son 5 yılda en eksik yakalayan oyuncu o olacaktı(!).
Devam etmedi. Hakemin kaçırdığını o kaçırmadı, iki kişinin kafa kafaya çarpışmasından doğabilecek tehlikenin farkındaydı, topu taca bıraktı.
 

* * *
Aynı maçın bu kez 80’inci dakikası gelmişti. Hakem, aşırı tepkiler veren Schuster’i tribüne göndermek istedi. Schuster’se gitmek istemiyor, direniyordu. Tam o anda yaşananları Lig TV’den dostumuz Bora Koçyiğit anlatıyor: “Simao diğer taç çizgisi kenarından, yani 60 metreden bir depar atıp Schuster’in yanına koştu. Alman Hocaya sinirli şekilde terden sırılsıklam olmuş formasını gösterdi, hemen gitmesini işaret etti. Alman Hoca kendine geldi ve hızlı adımlarla tribüne doğru yola çıktı”.
Bu iki hadisesanırım Beşiktaş’ın takıma sadece iyi bir futbolcudeğil, iyi de bir insan transfer ettiğinin göstergesi…”

Yazının tamamı için kaynak

Reklamlar

1 Yorum »

RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

  1. Bonjour monsieur,je n’ai pas beaucoup de mérite, étant professionnel de l’aviation, et vous avez raison, le « Super Co&btellationnnssp;» est un tel avion!… Il me parait normal qu’il frappe les esprits…Par ailleurs, je vous demande de pardonner cet remarque qui nous détourne du vrai sujet de votre article.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.

%d blogcu bunu beğendi: