Suçlu Hangisi: Kuru Fasulye mi Döner mi?

Mayıs 10, 2010, 11:36 pm | Acayip İşler, Futbol, Galatasaray kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Senelerdir düşünüyorum bu sorunun cevabını. Suçlu hangisi bunlardan. Kuru Fasulye de Döner de son derece büyük adaylar. Ama acaba hangisi gerçek suçlu?

Bu ülkeye gelen, giden, uzun ya da kısa çalışan, Avrupa çapında, Dünya çapında ne teknik direktörler oldu ama her birinin sonu aynı oldu. Türkleştiler. Konuşmasına, duruşuna, adabına hayran olduğumuz, her fırsatta elini taşın altına sokup sorumluluk alan adamlar bir anda sorumluluktan kaçan, suçlu arayan, oyuncularını aslan kafesine atan enteresan adamlar haline geliverdiler. En son örnek, hayranı olduğumuz Rijkaard. Ne oldu da bu adam bu hale geldi, bu şekle bürünebildi çözemedim ben. Muhteşem basınımız, düzmece haberlerimiz, dedikoducu yönetici müsvettelerimiz, tele kulak tesis çalışanlarımızın mutlaka önemli payı var fakat bu kadar olmaz. Bu kadar kısa sürede böylesi değişilmez.

İşte o yüzden bu adamın ya da önceki örneklerin mayasını, genini bozan bir şeyler var bence. İlaç gibi, zehir gibi, sonunda etkisi adamların bizim gibi olmaları. Yediklerinde buluyorum ben suçu. Öyle sallıyorlar ki bir yerden sonra kesinlikle gazlarının içine sığmadığının göstergesidr bu, başka açıklaması olamaz, işte o sebeple Kuru Fasulye zan altında. Ama bu derece söylediklerinden, hareketlerinden, karakterinden dönebilmeyi becerebilmek için çok fazla döner yemiş olmak gerek. O kadar yüklenmiş ki bu adamlar dönere, dönmek içlerine işlemiş adeta. Asıl korkum 1,5 döner üzerine pilav üstü kurunun vazgeçilmezleri haline gelmiş olması.

Mantık bulamıyorum ben bu dönüşümlerde, suya da suç bulacağım ama yaşamın kaynağıdır, günaha gireceğim diye korkuyorum. Gerçi nimete yükledik suçu ama yok ki başka açıklaması. Bütün kariyere bak, Türkiye’de yaşananlara bak, bkz. Rijkaard olmuş Faruk Rey Kart.

Reklamlar

Perde Kapanırken…

Mayıs 10, 2010, 2:04 pm | Uncategorized kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
Taraftar ah be kardeşim başına ne geldi derken çok güzel özetledi bu yılki durumu aslında. İnsanın canını yakan bir yıl geçirdi Galatasaray ve onunla birlikte tabiki bizler. İçimdeki sevgiden birşey eksilmese de yaralandık tabiki, üzüldük, incindik. Neden mi?

Her takım çok iyi kadro kurup hedeflerine ulaşamayabilir. Buna da kimsenin diyeceği olmaz. Ama sen ortaya bir ruh koyamazsan, taraftara küsüp layıkıyla futbol oynamazsan, sakatlıkları fırsat bilip ülkene kaçarsan, zaten sıkıntılı ilişkilerin olduğu takımlara kendi evinde puanlar verirsen, şampiyonluk beklerken Avrupa’ ya İnter Toto’ dan katılma gibi bir tehlikeyle karşı karşıya kalırsan seni yürekten seven, bunlara rağmen tribünleri dolduran, kredi kartından hattına kadar sana para kazandıracak tüm ürünlerini alan taraftarına bu şarkıyı söyletirsin şampiyonluk şarkıları yerine. Kimileri Fenerbahçe’nin kupayı 28 yıldır alamamasına laf eder kendi haline bakmadan. Kimileri Bursa şampiyon olsun der Türkiye’ nin en büyük kulübü şampiyonluktan bu şekilde ve bu kadar uzaklaşmışken. Ne kadar saçma istekler ve sevinçler. Galatasaray kupayı alamadıktan sonra, Galatasaray şampiyon olamadıktan sonra bana ne kim şampiyon olursa olsun. Adnan Polat örneğin…Sana ne Bursa’ nın şampiyonluğundan? Fener para kazanacakmış, şampiyonluk sayısı bizden çok olacakmış. Aziz Yıldırım 7 maçlık hüsranı sonlandırmak için elinden geleni yaparken başkan aynı duruma düşen takımına sen ne yaptın? Tamam başkan ne derse desin olay sahadaki futbolcularda bitiyor ama krizi layıkıyla yönetmek için elinden geleni yaptığına inanıyor musun? Yapılan onca gereksiz transferin hesabı ne şekilde verilecek?

Taraftar hesabı ödüyor zaten. Bence Adnan Polat Galatasaray için bir şanstı. Ama o önceki yıllarda Fenerbahçe’nin yaptığına benzer bir yol izliyor transfer konusunda. Verdiği demeçler zaman zaman bir başkana yakışır türden de değil. Rijkaard zaten futbolcuları kurtlar sofrasına sürmüş buyrun yiyin diyor ne gerek var onun üstüne destekleyici açıklamalar yapmaya. Kulübün içinde halledilirdi eskiden bu tür işler medyanın haberi bile olmadan. Belki de birşeyler yapılmıştır ama yetmemiş görüldüğü gibi. Peki ne için şans diyorum? Çünkü parasal olarak çok zor bir döneme girdiğin anda elini taşın altına koydu. Takımın başına geçti ve kabul edelim çok iyi işler yaptı. Sportif başarı gelmedi henüz ama maddi bakımdan GS çok iyi bir noktaya geldi. Sportif başarıyı getirmek istiyorsa takıma ruh katacak, hırslı, dinamik ve birbirini tamamlayacak futbolcular almalı.

Bu yıl artık herşey geride kaldı GS ve taraftarları için. Önümüzdeki yıl yapılacakları bekliyor herkes. Umarım güzel şeyler olur. Çünkü gördük ki GS eğer iyiyse Milli Takım da iyi. Alt yapıdan bir-iki futbolcu çıkmalı seneye. Emre Çolak yetmez sadece… İşte Polat bence bunu istemeli Rijkaard’ dan. Unutulmamalı ki GS büyüklüğünü GS ruhu taşıyan yerli futbolculara ve kendini ispat etmek zorunda olan yabancılara borçludur. Başarılar böyle kazanılmıştır.

NOT: Bence Hakan Şükür, Bülent Korkmaz, Hasan Şaş, hatta Necati Ateş ve Ümit Karan, Ümit Davala bu adamlardan helallik alın. Zira bence onların laneti dolaşıyor takımın üzerinde- ki hepimiz çok da ümitliydik bu kadrodan her ne kadar ben sezon başında 2. olacağını düşünsem de… Bu düşüncenin de tek sebebi erken form tutmamızdı.

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.