Keyfin Nasıl Hacı?

Nisan 7, 2010, 9:00 pm | Uncategorized kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Anlamadım gitti bu Adnan Polat’ın Adnan Sezgin aşkını!

Ayakta Kal!

Nisan 7, 2010, 6:28 pm | Uncategorized kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Hiç bir zaman düşmeyeceksin. Devamlı ayakta kalacaksın. Kalacaksın ki arkanda senin yere kapaklanmanı bekleyen sırtlanlara umut vermeyeceksin. Düşersen ne mi olur? Spor yazarı görünümlü sırtlanların söylediklerini kaale alanların sayısı artar. Total futbol, kollektif oyun, oyuncu değil sistem söylemleri yerini istifa seslerine, kaosa, keşmekeşliğe bırakır. İstifayı geçtim üstüne bir haftada takımın başına 30 yeni t.d. getirilir. Üstüne takımın yarısı satılır pardon serbest bırakılır yerlerine sanki bedavaymış gibi yeni oyuncularla doldurulur.

İlginç bir yapıya bürünmeye başladık. Farkında mısınız her sezon gittikçe ezeli rakibimize benzemeye başlıyoruz. Yararlı transferler yerine isimli transferler yapıyor yönetim. Eskiden 11 içerisinde yerli oyuncularımız kalbini sahaya koyacak türden topçulardı ya da takımdaki ağabeyler tarafından o hale büründürülürdü yeni transferler. Yabancılar da onları tamamlıyorlardı. Artık Arda da dahil hiçbir yerli oyuncudan beklenti kalmadı. Yabancılardan ise takım sevgisi olgusuna inanmalarını beklemedim hiçbir zaman. En profesyoneli bile takım biraz kötü gidince hemen bavulunu toplamaya, huzursuzlanmaya başlar. Aslında sezon başında mutlu olmayan bir taraftar olmuş mudur teknik direktör ve oyuncu transferlerinden sonra? Bana göre hayır. En azından beklnetim, bu kadar aciz bir takım seyretmek değildi. Sakatlıklar takımın tabi ki belini büktü, sallanmasına neden oldu ama teknik direktör ya da yöneticinin hası burada ortaya çıkar. Bizim saha içinde Hasan Şaş, Hagi gibi psikopat, Suat, Emre, Okan, Tugay gibi çalışkan, terinin son damlasına kadar sahada koşan, effektif adamlara ihtiyacımız var ki zaten bunu bilmeyen de yok. Ama en önemlisi bizim bize benzemeyecek bir teknik direktöre ihtiyacımız var.

Crucial Loss

Nisan 7, 2010, 4:05 pm | Milwaukee Bucks, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Crucial Hukuk dilinde “Sonucu belirleyecek derecede önemli” anlamına gelen, Amerikalıların sıklıkla kullandığı bir kelimedir. Özellikle spor sayfalarında ya da TV’de “Crucial” ile başlayan bir haber görmüşseniz bilin ki çok önemli bir oyuncu sakatlanmış ve takımı o olmadan yapabilecekleri sınırlı olan bir takımdır. Şu son günlerde 2 kez manşetlere çıktı Crucial kelimesi. Birinde Milwaukee’de şok yaşanırken diğerinde Toronto neredeyse gözyaşlarına boğuldu. Seneler sonra play-off’u bileğinin hakkıyla hem de 5. sıradan yapan Bucks bir anda en önemli silahını kaybetti. Andrew Bogut artistlik yapayım derken kırdı elini ve ameliyat oldu. En çabuk dönüş süresi ise 6 hafta parkelere. O varken Bucks muhtemel 4. Atlanta’ya ya da belki Boston’a bile diş geçirebilir, en azından rakibiyle kavgaya tutuşabilirdi. Ancak Bogutsuz bir Bucks domatessiz, yağsız, sirkesiz bir Çoban Salata gibi. Toronto’da ise takımın yarısı olan adam Chris Bosh’un üst çene kemiğinin sağ tarafı ile burnu arasındaki kemik kırıldı Cavs maçında Jamison’ın darbesiyle. Bir anda kanlar içinde yerde kalan Bosh taraflı tarafsız herkesi korkuttu. Ne zaman geri döner, maskeyle oynayabilir mi bilinmez ama bu gece sahada olmayacağı kesin yıldız oyuncunun. Hem de Bulls’la aralarında sadece 1 galibiyet fark varken, hem de takımın içi bu denli çorba olmuşken.

“Sonucu belirleyecek derecede önemli kayıp” Boguttur, Boshtur. Bucks 4-0’la elenirse, Raptors 9. olup play-off’a kalamazsa bakılacak ilk adres, üzerine anlam yüklenecek ilk olaydır bu sakatlıklar.

Messi Aşkı

Nisan 7, 2010, 11:00 am | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Köşeye Sıkıştırmak Dedikleri Bu Olsa Gerek

Quartet God

Nisan 7, 2010, 6:30 am | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Dörtlü demek quartet, dördü bir arada yani. Futbolda çok fazla karşılaşılan bir olay değildir aynı maçta bir futbolcunun 4 gol birden atması. O adam senelerce unutulmaz, o maç hep anlatılı durur. Ama aynı futbolcunun aynı sezonda 2 ayrı maçta birden 4 gol atması efsane de değildir artık. Ancak mitolojideki yarı insan yarı tanrılar başarabilir bunu. Futbolun tanrısı bu adam, top onun kölesi adeta. O buyurur ve olur. Bir çok santrafor sezonda 8 golü geçemezken o 2 maçta beceriyor bunu. Emsalleri sakatlıktan belini doğrultamazken senelerdir neredeyse sakatlık yüzünden maç kaçırdığını hatırlamıyoruz Messi’nin. Her maça kazanmak çin çıkıyor, didiniyor, zaman zaman yarı insan kısmı çıkıyor öne, sinirleniyor ama futbolun tanrısı rolüne büründüğünde ben şükrediyorum onu izleyebildiğime. Ne kadar çok rezalet yaşanıyor olsa da ülkemizde futbol adına, buradaki futbolu bile seyretme sebebim haline geliyor bu adam. O bir mucize ve biz mucizeye tanıklık edenleriz dostlar, keyfini sürün.

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.