Erman Özgür

Nisan 4, 2010, 10:16 pm | Futbol, Galatasaray, Gaziantepspor kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

Kıymetini bilemedik biz bu çocuğun. Hep yeni Sergen olarak görmüştüm onu, inanılmaz bir potansiyeli vardı. Trabzonspor’a transferine çok sevinmiştim. Kıvrak bilekleri, milimetrik pasları, Sergen’e göre çok daha fazla koşuyor olması, savunmayı da ihmal etmemesi onu benim için geleceğin yıldızı çervesine koyduğum resim haline getirmişti. Ama ne oldu, maya neden tutmadı, Erman Trabzon ve sonrasında neden yer bulamadı kendine İstanbul takımlarında çözemedim. 32 yaşını bitirmiş, yavaş yavaş futbolunun sonlarına yaklaşırken yeteneklerini cömertlikle sergilemeye devam ediyor halbuki. Jorginho ile girdikleri verkaç, o verkaç öncesi top hakimiyeti, sonrası bel kıran pasları nasıl oluyor da hala atabiliyor? Normal şartlarda kaybolup gitmeliydi Erman ama pes etmemiş hala sergiliyor yeteneklerini. Bugün Yusuf Şimşek Beşiktaş’ta hala alternatif olabiliyorsa Erman 3 büyüklerin her birinin orta sahasına 2 kere alternatif olmaz mı? Ağlayan Galatasaray orta sahası kahkaha atar onunla. Zaman içinde savunma yapmayı da öğrenmiş bir Erman ne Sarp bırakır ne Barış Galatasaray’da ama senelerdir nerelerdeydin be Erman, niye hiç çıkarmadın sesini, niye demedin “ben de varım” diye?

Reklamlar

Haftalar Sonra Haftasonu

Nisan 4, 2010, 8:26 pm | Hayat kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

Farkındasınızdır bu hafta sonu hiç birimiz bir şeyler yazmadık Salata’ya. Volkan’ı bilemiyorum da biz Açık Öğretim Sınavları’nda görevliydik. Engelli Salonlarında 4 seans boyunca görme ya da fiziksel engeli olan öğrenci arkadaşlara yardımcı olmaya çalıştık. Ben yaklaşık 7 senedir yapıyorum bunu, ozhano da yanılmıyorsam 3. senesine başladı. Engellerine rağmen okumak, diploma sahibi olmak, işe girebilmek, hiç bir şey yapamasalar da mezun olduktan sonra vakitlerini boşa harcamadıklarını hissedebilmek için azimle çalışanları görünce çok önemli dersler alıyor insan hayata dair. Gerçi ben 7 senedir çok etkileniyor ve biliyor olsam da bunu, her seferi bir kez daha duygulandırıyor, kendimi sorgulamama neden oluyor. Acaba kendime hak ettiğim saygıyı gösterebiliyor, kendi kıymetimi, sağlığımın, elindekilerin değerini bilebiliyor muyum diye soruyorum, bir iç hesaplaşma yaşıyorum. Bu sene ilk kez bu soruların cevabı tam anlamıyla tatmin etti beni. İlk kez, sonunda doğru düzgün cevaplar verebildim kendime, çok mutlu oldum. Çok yorucu olsa da hafta sonu çalışmak, cumartesi-pazar sabahın yedisinde kalkıp işe gitmek ve akşama kadar işte ama kendi odanda olmamak, çok keyif aldım bu haftasonu yaşadıklarımdan.

Kendime verdiğim cevaplardan aldığım mutluluktan daha önce başladı aslında haftasonu keyfi benim için. “Cuma gecesi itirafları” diye roman yazsan satacak cinsten içeriğe sahip muhteşem bir sohbet ve paylaşım yaşadım. Sadece 1 saat 45 dakika uyudum o keyifli ve eşsiz sohbetten sonra ama zıpkın gibi kalktım yataktan, yaydan fırlamış ok gibi başladım güne. O kadar uyku yetti bana bütün gün, sınavlarda hiç zorluk çekmedim, gram uykum gelmedi, her açıdan verimliydim çalışırken. Sonra içimde kalmış olan bir arzumu yerine getirmek için kendime verdiğim söze uydum ve yeniden dansa başladım. Salsa ve Bachata öğrenmeye başladım, ilk dersime girdim Cumartesi akşamı. Pazar günü de çok verimli bir sınav dönemi geçirdim ve iki okumalı sınav yaptım ama hiç yorulmadım. Ama bu iki çalışma gününün en güzel rengi öğlenleri yediğim yemekler, sınavlar sonrası paylaştığım mekanlardı. “İnsanın gönlünde yer tutmuşsa birileri onlarla yediğin dayak bile tatlı gelir” derdi rahmetli dedem. O kadar iş telaşının arasında insanın kanını kaynatıyor bu paylaşımlar, yaşadığını hissediyor, zevk alıyor nefes almaktan, huzurla doluyorsun. Gün içinde son derece sürpriz ve akademik kariyerim açısından son derece önemli bir de haber aldım, katlandı keyfim. Yetmedi; dansın, keyifli dakikaların, güzel insanların ve haberlerin verdiği hazzın yanında uzun zamandır ayrı kaldığım, ancak yaklaşık 10 gün önce tekrar buluşabildiğim, beni hiç tanımayan dostum Bryan Adams’la kucaklaştım yeniden. Çok özel anlardı. Üstelik bir de şarkı istedim ondan, o şarkıyı da armağan ettim üstelik!

Beni mutlu gördüğüne sevinen ve bunu da hissettiren arkadaşlarımla sohbetler ettim, iyi dilekler değiş tokuş ettim kalbimden, kalplerinden. ozhano oradaydı ihtiyaç duyduğumda, hızır gibi yetişti yine. Ailemle aldığım kararları, çıktığım yolları paylaştım, gördüğüm güleryüz ve inançtı bir kez daha. Hem gurur duydum hayatımdakilerle hem şükrettim. Haftalar sonra öyle bir haftasonu yaşadım ki hayat buymuş dedim!

Hiç olmadığım kadar mutlu, hiç olmadığım kadar genç, hiç olmadığım kadar enerji doluyum, yaşadıklarımın kıymetini biliyor, şükrediyorum.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.