Çoban Salata’nın Renkleri

Mart 31, 2010, 8:00 pm | Blog kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum

Geçen hafta Özhan Başkan için karartmıştık Çoban Salata sayfalarını. Bugün normalde eski haline getirecektim ama elim gitmedi bir türlü, kıyamadım. Şu haline gözüm öyle alışmış ki anlatamam. Yazılar sanki karanlığın içinden sıyrılan ışık hüzmeleri gibi bembeyaz. Bir de son zamanlarda Allah nazardan saklasın işler yolunda gidince o beyaz satırlar siyah zeminde çok farklı gözüktü bana. En azından bir süre daha böyle kalmasını istiyorum Salata’nın. Fikri olanı dinlemeye de hazırız, eski halini beğenenler, renklere eleştiri getirecek olanlar varsa başımız üzerine…

Reklamlar

Kaleci Diyince Hugo Lloris

Mart 31, 2010, 4:00 pm | Futbol kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Dün gece uyku tutmayınca Bayern maçı sonrası Lyon – Bordeaux maçını da izledim. Kendimi şanslı bir futbolsever olarak sayıyorum bu maçı izleyebildiğim için çünkü Hugo Lloris’in çok önemli oyununa şahit oldum. Lloris gerçekten muhteşem bir maç çıkardı. Daha önce de izlemiştim ama dün gece tam anlamıyla beyminde kendisine bir anı çizgisi edindi Lloris. Muhteşem reflekslere ve çok iyi zamanlamaya sahip genç Fransız. Yan topları alıyor, bire birde iyi, şutlara karşı çok iyi yer tutuyor, savunmasını devamlı konuşarak uyarıyor. Artık kaleci diyince aklıma gelecek ilk isimlerden biri Hugo Lloris. Frey’i harcayan Domenech’in Lloris’i görmesi için belki de son dönemdeki en büyük şansı Fransız Futbolunun.

Kahveyi Güzelleştiren…

Mart 31, 2010, 1:21 pm | Hayat kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

Kahve yapmakta da iddialıyım tıpkı mutfakta da olduğum gibi. Bol köpüklü, kıvamında ve telveye boğmadan yaparım kahveyi. Hayatımda iki kez kahve içebildim oysa, birincisi kabus gibi geceye sebep olurken ikincisi lavaboda sonuçlandı denemelerimin. Peki nasıl oluyor da içemediğim, tadını bile doğru düzgün hatırlamadığım Türk kahvesini becerebiliyorum diye düşünürdüm hep. Bugün çözdüm o konuyu.

Bir türlü tutturamamıştım kıvamını, köpüğünü 2009’da kahvenin, ne yaparsam yapayım istediğim gibi olmuyordu. Ama bugün öğleyin yaptığım kahve tıpkı son bir kaç haftadır yaptığım gibi güzel oldu. Kahvenin nasıl olduğunu fincana koyarken anlıyorum, sanki “ben oldum” der gibi bir koku veriyor cezveden fincana dökülürken. O koku ne çekicidir, o koku ne cezbedicidir, ne kadar kadın kokar… Oldu gerçekten de, içenler de beğendiler, sağolsunlar güzel sözlerini eksik etmediler. Keyif aldım ben de haliyle…

Bu kahve tecrübesinden bana kalan ise yukarıdaki sorunun cevabı oldu. Kahveyi güzel yapan onu hazırlayan kişi değil tam aksine o kahvenin keyifle içildiği güzel dudaklar. Ki o güzel dudaklar güzel, güler yüzlü ve içten insanlara aitler muhakak, kahveyi içemesen de benim gibi o keyifli yüzleri seyreder, hayatın güzelliklerine bir kez daha şükredersin… Aynı kahveyi haz etmediğine 50 kere yapsan tutturamazsın, ama bugünkü kahve gibi güzel ellere verilecekse, hep yakalarsın kıvamını…

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.