Spartacus: Blood and Sand

Mart 30, 2010, 11:01 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | 8 Yorum

Spartacus 2010’un bana en güzel sürprizi oldu. Muhteşem bir dizi bu. Öylesine muhteşem bir senaryo, son derece güzel kurgulanmış bir hikaye, harika oyunculuklar ve görsel efektler içeriyor ki Spartacus: Blood and Sand tutkunu oluyorsunuz. O dönemi yaşamak, kendinizi orada hissetmek için mutlaka izlemelisiniz. Spartacus rolündeki Andy Whitfield bir Galli ve geçmişinde dişe dokunur hiç bir projede yer almamış tam anlamıyla sürpriz bir adam, mühendislik yaparken kazara modelliğe bulaşmış, oradan Avustralya’da bazı dizilerde ufak rollere geçip en sonunda Gabriel filmindeki rolüyle Spartacus’ü canlandırma şansını yakalamış, 74 doğumlu rolünün hakkını veren önemli bir yıldız olma yolunda yürüyen ciddi bir aktör. Onun en büyük rakibi Crixus rolünde ise Yeni Zelandalı Manu Bennett var. Bennett yaklaşık 20 senedir TV dizilerinde boy gösteren bir oyuncu. En önemli hatırladığımız rolü ise 30 Days of Night’taki Şerif yardımcısı Billy Kitka rolü. Spartacus dizisi her ikisi için de önemli birer çıkış oldu. Whitfield ilk sezon çekimlerini bitirir bitirmez The Clinic, Bennett ise Sinbad The Minotaur filminde başrol kaptı.

Dizi de bu iki sürpriz isim dışında tanıdık 2 isim daha var. En çok Mumya serisinden hafızalarda kalan John Hannah ve Savaşçı Prenses Xena olarak hatırladığımız Lucy Lawless. Her ikisi de oyunculuklarının doruklarına çıkıyorlar. Hannah hiç görmediğimiz derecede sinsi bir karakteri canlandırma işini çok iyi kotarırken, kadınların nasıl şeytanlar olabileceğini ise adeta Lawless’tan kurs görür gibi öğreniyoruz. 42 yaşındaki Lawless ayrıca dizide aşırı bir kendine güvenle cesurca sergilemekte vücudunu. Gerçi bu dizi için oldukça müstehçen sahneler içerdiğini de söylemek gerek. Dönemin ahlaksızlık sınırına ulaşmış ahlak anlayışını ve insanın – namusun ne derece değersiz olduğunun anlatılması açısından oldukça başarılı bir çalışma Spartacus: Blood and Sand. Sanırım hiç bir aklı başında kadın, soylulardan olsa bile, o dönemde yaşamak istemezdi. Dizinin diğer ağır topları Doctore rolündeki Peter Mensah, düzenbaz Ashur rolündeki Nick Tarabay ve General Glaber’ın eşi Ilithyia rolündeki korkunç sarışın Viva Bianca. Bianca’nın Lawless’tan çok daha cesur sahnelerde rol aldığını söylemek de şart.

 O Romalılarla birlikte savaşan Trakyalılar’ın en önemli savaşçısıdır ilk önce. Yine Romalılarla birlikte çıktıkları bir seferde düşmanlarının cephe gerisine, Trakya’ya sarkacağını hissedince Romalı generale baş kaldırır ve ordudan kaçarak köyüne döner. Köyü çoktan işgal edilmiştir ama o karısını kurtarmayı başarır. Ancak kabus bu dakikadan sonra başlayacaktır Trakyalı kahraman için. General Cladius Glaber intikam için onun peşine düşmüştür. Esir düşer, karısı köle olarak satılır. Artık canı pahasına savaşacak bir gladyatör olarak,sadece ve sadece karısını tekrar görebilmek amacıyla yaşayan bir ölüm makinesine dönüşür Trakyalı. Arena’da ilk kazandığı şeyse Trakyalı’nın ona ait olmayan ama onu bir efsaneye dönüştürecek adıdır: Spartacus!

Ne İsa’ya Ne de Musa’ya Yaranamayan Adam

Mart 30, 2010, 10:27 pm | Beşiktaş, Fenerbahçe, Futbol, ozhano kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Yakın tarihimizde futbol sahalarının Ergün Penbe ile gördüğü en efendi futbolcularından biri. Yıllanmış şarap gibi devam ediyor meslek hayatına. Ama Türk futbol tarihine ne kadar damga vurdu desek de yıllar içinde ne İsa’ya ne Musa’ya yaranabildi. Fenerbahçe’de Engin’in yedeği olarak beklerken, Engin’in “ne kadar daha oynamaya devam edeceksin” sorusuna “Bilemiyorum Rüştü’ye bağlı” denecek kadar futbol geleceğinin nasıl olacağı belli olan bir kaleciydi. Ama Fenerbahçe’ye 1. kaleci olduktan sonra 20 maç kazandırıp 1 maç kaybettirince dayağı, köteği yiyen de sadece o oldu. Başkası olsa o olaydan sonra psikolojik olarak biterdi ama o yaşadığı olayı sineye çekti, işine baktı. Beşiktaş’a geldiğinde taraftarları onu soğuk karşıladılar. Üstüne makus kaderi onun yine yakasını bırakmadı. 20 maç kazandırdı bir maçta hatalı gol yiyince en galiz küfürleri yiyen yine o oldu. Ama gene işine baktı. Bunun adına profesyonellik, kafaya takmama ya da başka birşey denebilir ama bildiğim tek birşey varsa hiçbir takımda taraftar Rüştü’ye hakettiği saygıyı vermedi. Üstüne yaptığı son olayda Rüştü’yü herkesin gözünde daha da büyütülecek cinsten. Sözleşmesi 1,5 milyon dolar iken yönetimin 1,5 milyon liralık yeni sözleşme önerisini kabul etmiş ama tek şartı, Necip’in sözleşme şartlarının iyileştirilmesi. Zamanında Hakan Şükür, Fatih Terim vs. gibi futbol adamlarından bu tip olaylarını biliyorduk. Bu zincire Rüştü’nün de katılması güzel oldu. Yalnız onunla ilgili tek bir eleştiri var:

“Gol yemem sörf yerim” Ne gerek vardı öyle bir reklamda oynamaya?

Akıl Tutulması

Mart 30, 2010, 5:07 pm | Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Manchester United’ın tek bir adamdan kurulu, onun sırtında taşıdığı bir takım olduğunu düşünen Ribery’nin geçirdiği rahatsızlıktır başlıktaki ifade. “Onu durdurabilirsek tur bize daha yakın” demiş zatı muhterem. Durdurun bakalım Rooney’i, hatta tamamen ona yoğunlaşıp adım attırmayın, bakalım skor ne yazacak tabelada.

Ekran görüntüsü Soccernet’ten

Mesajı Alan Adam: Hidayet

Mart 30, 2010, 1:00 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

7 yıl sonra ilk kez sağlıklı olduğu ve giyindiği bir maçta Hidayet Miami’ye karşı koçu tarafından oynatılmamıştı. Toronto o maçı kaybederken Hidayet’e verilen mesaj belki de daha önemliydi mağlubiyetten. Bunca senelik kariyerinde Hidayet hakkında ilk kez hasta olduğu için oynamadığı maçın oynandığı saatlerde dışarıda bir eğlence mekanında görüldüğü dedikoduları ayyuka çıkmıştı. Gerçi herhangi bir fotoğrafla ispatlanmadı bu ama, Triano için dedikodusu bile yetmişti bu konunun. Chicago arkadan doludizgin gelirken Bobcats maçı çok önemliydi Toronto için. Triano’nun bu maçta Hidayet2i tekrar takıma alması bekleniyordu ama ilk beş açıklandığında yine ismi görülemedi Hidayet’in. İlk çeyreğin sonunda Triano kenara Hedo diye bağırdığında, cezasının bittiğini anlamış olduk. Senelerdir ilk kez bençten geldi Hidayet ve hiç sorun etmedi. Maçın sonunda Toronto’nun 4. çeyrek atağında takımını ilk kez öne geçiren üçlüğü soktu ve Toronto maçı bırakmadı o andan sonra. Yahoo’nun Game Recap’inden aldığım bölümü koyuyorum aşağıya. Hidayet bençten gelmek sorun değil benim için, takımın galip gelmesi için her şeyi yaparım diyor. Görünen o ki dersini ve gerekli mesajı almış Hidayet. Umarım hayal kırıklığına dönüşen sezonun sonunu güzel getirir. Gelecek maç sanırım ilk beşte görürürüz onu.

Turkoglu, who signed a five-year, $53 million free-agent deal with the Raptors in the offseason, was a healthy scratch for the first time in seven years Sunday in Miami. It came after he was spotted out on the town Friday night — hours after he missed a home loss to Denver with what was called a stomach virus.

Coach Jay Triano, asked before the game if he was concerned if Turkoglu would accept his indefinite role as a reserve replied, “Probably more readily than not playing at all.”

Turkoglu checked in with 1:50 left in the first quarter and hit two 3-pointers and a mid-range jumper in the first half, but was 0 for 3 in the second half before his 3 put Toronto ahead for good.

“If I’m going to start off on the bench, it doesn’t matter for me,” Turkoglu said. “Whenever I get a chance, I’m just going to try to do my job and help the team get a W.”

Arşivlik: Yapma Volkan Yapma!

Mart 30, 2010, 10:49 am | Futbol, komik, Milli Takım kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum
                   http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFZASldBXxI=                  

                       Video: yapma volkan yapma                                                  Benzer: amatör, doldu, hocam, komik, spiker, matrak

              

Sevgili Türker’in blogu Desportivo‘da gördüm bu videoyu. Gerçekten muhteşem. Arşivlik bir parça olduğu için paylaşmak istedim. Tekrar sağol Sevgili Türker.

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.