Çoban Salata

Mart 29, 2010, 4:32 pm | Hayat kategorisinde yayınlandı | 42 Yorum

Bu bloğun adını Çoban Salata seçmemdeki en büyük etken tabii ki Çoban Salata sevgimin ta kendisidir. O kadar seviyorum ki Çoban Salata’yı, her gün bıkmadan usanmadan yiyebilirim. Hazır az evvel çok önemli bir iş yükünden kurtulmuş ve çok güzel bir yüz görmüşken nicedir içimde kalan şu Çoban Salata tarifimi yapayım istedim. Çoban Salata’nın da tarifimi olur diyenlere su içmenin bile tarifini yapabilecek bir adam olduğumu söylemek isterim. Şu hayatta vazgeçemediğim 2. tattır su, ama Salata zamanı şimdi.

Benim için salatada en önemli nokta kullanılacak malzemelerin tazeliğinde. Malzemeler ne kadar taze olursa o kadar lezzetli bir Salata yapabilirsiniz, malzemenin yaşlandığı her gün salatanın tadından kaybettiğini bilmek önemli erdemdir salatayı hazırlayan için. O yüzden tavsiyem salata yapmak amaçlı alıyorsak malzemelerimizi, gerektiği kadar satın almak, fazlasını aldıysak, en fazla 3 gün sıfır derece bölmesinde bekletelim buzdolabında, ötesi Salata ihtişamından verilen ödündür.

Çoban Salata’da bir çokları bir çok farklı malzemeyi birarada kullanırlar ama benim için bir Çoban Salata’nın özü domates, salatalık, soğan üçlüsüdür. Bunlara ilave olarak kullanılacak yeşil ya da çarliston biber, maydanoz, dere otu v.b. eklentiler damak tadına göre değişir. Ben kendi adıma o öz üçlüyü birarada diğerlerini söğüş tercih edenlerdenim, sadece dereotu ile zaman zaman o alışkanlığı kırarım. Sarımsak da zaman zaman arzı endam eder o üçlünün yanında o günkü ruh halime göre ezilmiş ya da ince ince doğranmış şekilde, en az 2 diş olmalı ama onun tadını da almak istiyorsak (Çağrı’ya teşekkür hatırlatması için).

Çoban Salata’nın domatesi önemlidir. Bir kere o kışkırtıcı domates kokusunu alamıyorsak bilin ki Salata’ya 1-0 mağlup başlıyoruz. Ölçülü sertliğinin içinde sulu bir kıvama sahip olan kokulu salkım ya da normal fide domates salatanın tadına çok önemli katkı verir. Doğraması da çok önemlidir domatesi. Bir kere bıçağınız mutlaka iyi bilenmiş keskin bir bıçak olmalı. Körlenmiş bıçakla kesilmeye çalışıldığı anlaşılan domates hem yiyenin göz zevkini bozacak hem de ayırt edebilenlerin ağzında bir metal tadı bırakacaktır. O yüzden bıçağa dikkat diyelim bir kez daha. Çoban Salata’da en önemli ayrıntılardan birinin estetik görünüm olduğunu unutmadan doğramak gerekir domatesleri, öyle kocaman kocaman ya da mini minicik doğranmış domates Çoban Salata’nın ezgisini kaybettirir, makul bir büyüklük tutturmak gerekir doğrarken. Doğradıktan sonra doğrama esnasında sızan su asla ziyan edilmemelidir, mutlaka kabın içine katılmalıdır.

Salatalık Çoban Salata’nın diğer iddialı rengidir benim için. Ancak o koyu yeşil kıyafeti aykırılık yaratmaması için dekolteli kullanmak gerekir. Bütün kabuklarını soymaya kalkışmadan, onun yerine bir çizgili pijama deseni çıkartır gibi boyuna soymak salatalığı, doğrama sonrası kabuklu, kabuksuz ve kısmen kabuklu kısmen kabuksuz 3 farklı salatalık çeşidi ortaya çıkaracağı için görsel cümbüşe fena halde destek olacaktır. Tıpkı domateste olduğu gibi salatılıkta da parça boyutu önemlidir. Seçilen salatalığın en başta çok büyük, acuru andıran ya da kornişona yaklaşan küçüklükte olmayan bir salatalık olmasına dikkat ettiğimiz için orta boylu olarak kabul ettiğimiz salatalığı boyuna 3 parçaya bölmemiz gerekir evvela. Arkasından domates parçalarının boyutunu geçmeyecek büyüklükte ama çok da küçük olmayan parçalara, yine o yukarda bahsetiğimiz keskin bıçakla doğrarız salatalığı. Henüz 2 malzememizi doğramışken 4 farklı desen barındırır Salata.

En sonda işleyeceğimiz malzeme ise soğandır artık. Ben salatada mor ya da kırmızı soğana tutku derecesinde bağlı bir adamım. Tamam beyaz soğanı da severim ama Salata’daki o son ve farklı renk benim için koyu bir renk olmalı. Eğer has bir kırmızı soğan bulabilirseniz ısıra ısıra bile yiyebilirsiniz emin olun, o kadar tatlıdır. Mor soğan ise çoğu beyaz soğan gibi belli bir acı tada sahiptir. Mide rahatsızlıkları olanlarda olumsuz etki yapma ihtimaline karşı mor ve beyaz soğanları doğramadan önce ezerek yumuşatabilir ya da doğradıktan sonra su içerisinde sıkarak acılığını alabiliriz. Bunlar Salata’yı yiyecek olan topluluğun damak zevki ve sindirim sistemi sağlıklarına göre çeşitlenebilecek konular. Asıl soğanı nasıl doğramak gerekir? Klasik doğrama şekli hem restoranlarda, hem de büyüklerimizin evlerde yaptığı gibi küp küp doğramaktır. Eğer böyle doğranmış soğan favorinizse çok büyük küpler oluşturmamaya dikkat edin derim, yukarıda anlattığımız domates ve salatalık boyutları ölçü olmalıdır. Ancak ben küp küp doğrama yanlısı değilim. Her ne kadar daha uzun sürecek olsa da ortadan ikiye bölünmüşsoğanı ince ince ve hilal şeklinde seviyorum. Domates ve salatalığın köşeli şekillerine muhalefet edercesine eğimli bir yay görüntüsündeki (kırmızı) soğanın Salata’ya kattığı derinliğe hasta oluyorum. İtiraf edeyim hazırladıktan sonra bir süre izliyorum Çoban Salata’yı ve çok rahatlıyorum bu aykırılıkları bir arada huzur içinde kayık tabakta uzanırken izleyince.

Şimdi sıra Çoban Salata’nın en vurucu kısmında ki bu kısım o görsel şöleni bir festivale çeviren sıvı katkıların salataya eklendiği an. Önemli ayrıntı ise dileğe göre tuzun sıvılar eklenmeden salata üzerine sepilmiş olması. Böylece sıvılar eklenip salata karıştırıldığında tuz homojen bir şekilde nüfuz eder malzemelere. Çoban Salata’ya katılacak sıvılar limon, sirke, nar ekşisi, sıvı yağ dörtlüsü veya türevlerinden seçilmeli. Tabii ki bu benim damak zevkim. Beni Çoban Salata’da zevklerin doruğuna çıkaran üçlü balsamik sirke, nar ekşisi ve sızma zeytiyağıdır. Balsamik sirke kimilerinin dediği ya da isimlendirmeye çalıştığı şekilde bir sos değil tam aksine yer yüzünün en keskin sirkelerindendir. Ötesinde şarap sirkesidir balsamik, üzüm suyunun alkollenmeden önceki yoğun mayalanmış son sirke hali yani. Benim Balsamikte tercihim İtalya’nın Modena şehrinin sirkeleri. Kemal Kükrer de son dönemlerde ciddi atılım yapmış olsa da o tadı yakalayamadılar, Modena balsamiği benim için hala 1 numara. Balsamik sirkeye eşlik eden nar ekşisi sızma zeytinyağının o tarif edilemez natürelliği ile kucaklaştığında ortaya adını koyamadığınız bir bileşim çıkar. Bu bileşim taze domates, salatalık ve soğanla birleştiğinde kayık tabakta ortaya çıkan manzarayı anlatmak için görmek gerekir. İlk görenlerin tepkisi “Bu güzelim salatanın içindeki bu simsiyah şey de nedir Allah aşkına!” olsa bile bir çatal aldıktan sonra artık Çoban Salata onlar için yemeğe eşik eden formatından çıkıp yemeğin eşlik ettiği meta görüntüsüne bürünmüştür. Hele ki sıvı eklentilerimizi normal ölçünün biraz üzerinde kullandıysak o Salata’ya ardı ardına batırılan, çatallara takılı ekmekleri görmeniz kuvvetle muhtemeldir. Yemek sonunda tabakta kalan salata suyu ise paylaşılmaz bir ganimet halini alacaktır emin olun.

Eğer balsamik sirkeniz yoksa normal üzüm sirkesi kullanmak en doğru tercih olacaktır. Elma sirkesi bence Çoban Salata’yı bozuyor çünkü. Üzüm sirkesi diyince de mümkünse “Vefa” marka bulmaya çalışın derim, keza bunca senedir Çoban Salata’ya bu kadar çok yakışan bir sirke daha görmedim. Nar ekşisi de olmazsa olmaz değildir, eğer ilk kez kullanacaksınız pek bileni olmasa da bu taraflarda Adana’nın Bürücek markası hem hesaplı hem de çok lezzetlidir. Sızma zeytinyağı yoksa, ayçiçek yağı da kullanılabilir. Limon sevenler zaten sirkeyi falan hiç düşünmeden ortadan ikiye böleceklerdir limonlarını. Ancak minimum 2 farklı sıvı katkı şarttır Çoban Salata’ya. Yukarlarda dedim ya sıvıları eklemeden bile zaten Çoban Salata malzemeleriyle bir şölendir, sıvı katkılarla onu bir festivale çevirirsiniz.

Umarım bu satırları okuyan herkesin hayatı bundan sonra geçirdiği her gün en az bir şölen ama pek çok gün de festival tadında geçer.

Reklamlar

42 Yorum »

RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

  1. Salata benim de tutkumdur. Yazıyı görünce çok sevindim ve hemen atladım. Bence içinde dereotu olan salatayla olmayan arasında dağlar kadar fark var. Kesinlikle o vardır benim salatamın içinde -her zaman olmasa da. Domatesli salatalar her zaman ayrı bir yerdedir zaten, fakat domates illa ki olsun diye de kalitesiz olanının da salatada bulunmaması gerekir bence. Kiraz ya da cherry domatesler tercihimdir. Ben salatada çeşitliliği severim ve yeni şeyler denemekten hiç vazgeçmem. Mesela çoğunluğu naneden oluşan bir salata yapıyorum bu sıralar. Sapları ayıklanmış ve ince kıyılmamış nanenin yanına tere, roka, dereotu ve tabii ki dörde bölünmüş kiraz domates.

    Nar ekşisi müthiş bir sostur fakat ölçüsünü kaçırırsanız eziyet gibi gelir o salata yiyenlere. Önce azcık koyup tadına bakmak gerekir bence. Salataya giren yağ mısırözü ya da zeytinyağı olmalıdır, yağın içine bir diş ezilmiş sarımsak koyulursa çok güzel bir sos elde edilebilir.

  2. Çağrı çok sağol güzel yorumun için. Yaş naneden pek haz etmiyorum ben ama dereotu çok farklı bir lezzet orada hemfikiriz. Açıkçası eksik bir şey var diyordum, sarımsağı unutmuşum 🙂

    Sen tam babamın kafasındansın, yeşil ağırlıklı, ben biraz daha kırmızıcıyım. Ama salatanın her şekli güzel. Mesela bu gece sadece Çoban Salata var menümde 🙂

  3. Ne olursa olsun bahce köfteden vazgecmem. Ama sen öyle bir yiyorsun ki hele o salata bitip suyunun yokedilmesi kisminda resmen eriyorsun. Karsinda seni izlerken ben de kofteye saldiriyorum daha fazla.

  4. Bölüm açalım bahçe köfte diye istersen blogta 🙂

  5. Bir resim koysaydin da gorsel solenden nasiplenseydik 🙂

  6. Oner özellikle koymadım resim, hayal etmesi bambaşkadır yiyecekleri. Mesela isterim ki birileri şu yazıyı okuyup Çoban Salata yapsın kendine, kıyaslayacak bir şeyi olmasın ki o onun şöleni festivali olsun.

  7. Yok hocam cobansalata çatısı altında olmak bana yeterince mutluluk veriyor. İkililiğe gerek yok. cobansalatayız mutluyuz.

  8. Cenky, blog hakkında yazı yazdın sandım bir dakika falan, ilk paragraf ve son cümleyi okuyunca pek bir şey anlaşılmıyor. Ama tarif süper, elim beceriksiz de olsa senin önerilerinle deneyeceğim. 🙂

  9. Sağol Sevgili Uğur 🙂 Beceriksiz el yoktur inan, tecrübesiz eldir o. Gayet güzel yapacaksındır salatayı, eminim. Hatta şimdiden yüzündeki gülümsemeyi görebiliyorum. Şölendir en nihayetinde.

  10. bu satte bu yazıyı okumam iyi olmadı. şayet fotoğraf eklemiş olsaydın yediğim grissiniyi monitöre bandırabilirdim:)

    salata sızma yağ ile olur efendim. dizemi 1'in altında olmalıdır. hatta salata sizin olsun ben sızma zeytinyağı ve limon kekiği alayım:)

  11. Güzel sözler için öncelikle teşekkürler efendim. Gerek grissini gerek limon ve kekik bileşimi yaza doğru ilerlediğimiz şu günlerde bir kilo sorunu yaşadığınızı düşündüğün izlenimi uyandırdı bende. Bu günlerde karşı cinsten kiminle konuşsam bu modda olduğunu düşününce salgın var hissiyatına girdim 🙂

    Ancak, belki siz daha iyi bilirsiniz ama, sindirim sistemimiz gece 9 civarı dinlenmeye çakiliyor ve sabah 5-6'ya kadar 9'dan sonra yediğimiz her şey midemizde bize düşmanmışçasına çöpleşmeye başlıyor. O saatten sonra yazık etmesek kendimize, ılık suyun inkar edilemez etkinliğine bıraksak kendimizi daha iyi olur gibi.

    Bir anda da filozof kesildim, şöyle böyle falan 🙂 Ama yengeçsiniz ya efendim yakın hissettim, sıkıntı yaşamayın diye uzattım.

    Neyse, sevindim beğenmene stuven anlatımımı, her seferi aynı ruh halinde ve özendedir Salata seanslarımın, belki sızma bilgine ihtiyaç duyarım ileride, çekiliyorum 🙂

  12. perşembeden beri diyet yapmaya çalışıyorum ve her tıkladığım yerde; yemek, tatlı, salata görüyorum:) bana da yazık:(

    yengeç olunca insanın yemekle arası iyi oluyor. sadece yeme anlamında değil, çok da iyi yemek yaparız:)

    salata seansın böyleyse ana yemek seanslarını düşünemiyorum:)

  13. Birincisi boy-kilo kaç ki diyet yapıyorsunuz? Muhtemelen gereksizdir o diyet, biraz hareket ve yemek saatlerine azıcık özen göstermek işi bitirecektir.

    Gerçekten yengeç tam anlamıyla bir mutfak burcu, gurur duyuyorum bu özelliğimden, 7 senelik evliliğimden geriye kalan tek güzel şey oldu mutfaktaki Cenk'i keşfetmek.

    Buyrun efendim bir ana yemek seansında görün halimi diyeceğim, sonra yanlış anlaşılacak belki de eleştirilerle karşılaşacağım, o yüzden şöyle diyeyim en iyisi: Umarım bir gün size de hazırlamak nasip olur 🙂

  14. kilo konusunu es geçerek ekliyorum; 2 yengeç mutfakta olunca neler olur düşünemiyorum:))

  15. O mutfak hiç tanımadığı lezzetlere vakıf olur herhalde. Tecrübemle sabit diğer burçlarla yapamıyor yengeç belki biraz oğlak biraz akrep, ama gerisiyle doku uyuşmazlığı oluyor. Yengeçe yengeç gerek mutfakta 🙂

  16. Hayır ne sohbet ettik ama gecenin bir yarısı birbirini tanımayan insanlar. Seviyorum blog dünyasını 🙂

  17. sen eşini buldun sıra bende:))

  18. edene değil ettirene bak derler:))

  19. Daha yok öyle bir şey 😦 Çok hoşlandığım, ilgi duyduğum, özellikle gülüşüne hayran olduğum, karşıdan da güzel şeyler hissettiğim doğru ama henüz adı konulmuş bir ilişkim yok. Zaten acelem de yok, her şey olacağına varıyor bu hayatta, sen ne kadar istersen iste bazen senin elinde olmuyor.

    Sıramı savmadım henüz yani, yanlış anlaşılmasın, kaynak olmasın sıraya 🙂

  20. haklısın ama içimden bir ses tek taraflı değil diyor…

  21. Ne güzel sestir o 🙂

    stuven yengeçlerin en büyük sorunu ilk elektriği aldığı kişiye alır almaz bağlanması herhalde. Açıkçası bunu yenmeye çalışıyorum, önce yakın olmak istiyorum sadece, iki yakın arkadaş olalım, bir kere de karşı taraf istesin ve istediğini göstersin istiyorum. Ama bu yengeç insanı ne duygusaldır, ne kayma meraklısıdır hep bir yana.

    Gerçekten sadece bir kişiye takııp kalmak istemiyor artık bu adam, kadınları tanımak, kaybettiğim 11 yılı biraz olsun telafi edebilmek istiyorum. Nasıl olacak orası muallak gerçi. Ya aslında o heyecanı duymaya başladım şu günlerde, gözlerim araştırıyor yıllar sonra 🙂

    Ne bileyim işte seçeneklerim olsun istiyorum, ama önce o seçenekleri bulmak istiyorum, kıymetim bilinsin istiyorum.

    Ne çok şey istiyorum ben ya 🙂 Yeni çıktım ya 11 senelik ergenlikten, ancak büyüdük 31 yaşında.

  22. :). Ne güzel bir muhabbet bu. Her refreshte yeni bir yorum. ne güzel… :D.

  23. hayır ben de yengecim bilmediğim neler neler öğrendim kendimle ilgili. Özellikle mutfaktaki yeteneğimle ilgili. Bunu hanıma ileteceğim Cenky'ciğim :D.

  24. @Cenky, hayır biz yengeçlerin hayatında biri varken bir başkası/seçenek dahi olamaz. bir şey ya vardır ya yoktur bizde:) seçenkelerim olsun derken karşındakinin bir yengeç olduğunu/en ufak bir şeyde kabuğuna çekileceğini unutma…

    @ozhano, siz de buyrun muhabbete:)

  25. Değnekle ilgili bir laf vardı tam bu noktada uygunmuş gibi geldi bana 🙂

    Havalı akademisyenlerden kazık yemiş 2 yengeç olarak bakalım hangi ortak paydada buluşacağız. Güleryüz hasretime son verdiği gerçek ama, bu bile çok önemli benim için.

    Gerçi hala içimde vazgeçemediğim bir renkli göz tutkusu var, çözemedim onu ben, ne ki o?

    @ ozhano

    Ne çabuk geldin sen kardeşim taa Ankara'dan?

  26. yok hocam hanım yine bir gülüşüyle kandırdı herzamanki gibi beni. sabaha karşı 4-5 gibi çıkacağız ve o sebeple ben biraz uyuyayım ki yarın seni görebileyim. size iyi muhabbetler ve seviyorum bu blog aleminde olmayı…

  27. Ben de seni seviyorum be kardeşim. O mutfak işini de erteleme derim, özünde bir aşçı gizli derinlerde 🙂

  28. valla şu kadarını söyleyebilirim beni üzen birinin ikinci kez beni üzmesine izin vermem:) biz kolay kolay karşımızdakine güvenemeyiz (kazık yediğimiz için) güvendiğimizde de hiç çekinmeden duygumuzu dile getiririz.

    bilmem ne ki o?

  29. Şöyle ki mesela ben de akademisyen olduğum için temkinli bir yaklaşım var karşıdan. Acaba diyorum süt – yoğurt ikilemine mi kurban gidiyorum. Öte yandan bende o sıkıntı yok ona karşı. Gerçi kadınlara dair bir korku kaplamış olsa da içimi bir gülüşü değiştiriyor herşeyi. O güveni kazanmak karşılıklı olarak pek kolay olmayacak iş ciddileşecekse. Nasıl güvenibilirim artık bir kadına sorusu mütemadiyen medcezirler gibi kafamda. O hiç çekinmeden duyguyu dile getirme aşaması işte benim arzum sanırım. Biri de yapsın şunu kardeşim 🙂

    Renkli göz meselesi de çocuk bazlı hehalde. Benimkiler mavi, baskın değil geni, ihtimaller azalmasın Allah kısmet ederse renkli gözlü çocuğum olsun istiyorum galiba ben. Ay hakkaten ne çok şey istiyorum ben ya:) İsteyenin bir istemeyenin iki 🙂

  30. ateş bacadan çıkmış çatıyı sarmış gibi:) tek taraflı hiçbir şey olmaz. her şeyi zaman gösterecek. yaşamadan bilinmez. hayırlısı olsun.

    iyi geceler…

  31. Yaşayacağız bakalım da sarmış bir şey yok henüz, vallahi bak abla:) O çocuk olayı hep içimde yaradır benim, kısmet olursa olur olmazsa takdiri İlahi deriz.

    Yalnız bir Çoban Salata'dan nerelere geldik, helal olsun demek istiyorum.

    Çok teşekkürler güzel sohbet için, en azından bir kaç yengeç kadını tüyosu almış oldum. Uykusuz bıraktıysam özür dilerim demiyeceğim, bu seferlik böyle olsun 🙂

    İyi geceler sana da stuven..

    Bu arada ne güzel şelaledir sutüven.

  32. abla mı ahahahh koptum.

    evet nerden nereye geldik. yengeç olmak böyle bir şey işte.

    ben teşekkür ederim.

    severim sutuveni:))

    unutmadan okan bayülgen de ''aşk'' konuşuluyor:))

    bu sohbetleri ara sıra tekrarlayalım. çıktım.

  33. Tekrarlayalım tabii ki çok memnun olurum.

    Açtım D'yi, teşekkürler.

    Kurban olayım yengeç insanına! slogan, slogan 🙂

    Ben de yatayım bir ara, işe gidecektik sabah değil mi 🙂

  34. Bu muhabbeti ben tamamlayayım o zaman:
    Yengecin şiiri:
    Tezcanlıyım, duygusalım,
    Dokunsalar akar yaşım,
    Annem, babam, cocuklarım,
    Ben onlarsız ne yaparım…
    hehehe..

  35. Cenky tam sana uydu bu şiir. Sana ve senin nezninde tüm yengeçlere armağan olsun :D.

  36. Son dizesine bittim yalnız 🙂

    hehehe

    Eyvallah kardeşim!

  37. Hocam sumak onemlidir bi de.. Sogan'i hilal seklinde dogradiktan sonra biraz tuzlayip sumak katip yogurdurktan sonra (ki bu karisimin sumak'i bol olunca maydonoz ekleyip kebabin yaninda verirler lokantalarda) salataya eklenmesini tavsiye edebilirim..

    Birde coban salata'yi biraz bozmakla beraber (mevsim salata gibi oluo) havuc ve mor lahana da hem renk hem de tat katar..

    Son olarak da yagin (suzme zeytinyagi tabiki) en son atilmasi onemli.. tuz, nar eksilisi vs. den once atilirsa malzemenin etrafini ince bir zar gibi kaplar, limonun, tuzun sirkenin ve eksilinin malzemeye nufuz etmesini engeller.. yani salata yapilir karistirilir, sonra yag konup tekrar karistirilir..

    Yaninda da kofte iyi gider. kasap koftesi..

  38. O kasap köftesine karabiber koydular mı sinir oluyorum ben, yiyemiyorum, çok dokunuyor. Yukarda bizim ozhano'nun söylediği bahçe köfte tercihimdir köfte olacaksa yanında.

    Havuç ve mor lahana kattığın zaman Çoban Salata olmaktan çıkıyor o salata dediğin gibi. Nasıl kırmızı etle beyaz eti aynı anda aynı yemeğe koymuyorsak havuç, lahana ve bunları da bir arada kullanmamak en doğrusu gerçek tadı yakalamak için.

    Zeytinyağı ayrıntısında da son derece haklısın. Zaten far ettiysen sıvı katkıları veriş sıramda zeytinyağı en son sırada.

    Ne zevkli iş şu salata işi 🙂

    E o zaman afiyet olsun hepimize…

  39. bizim burda kesikle (peynir cinsi ) beraber bu salata karıştırılır bol zeytinyaglı olur tabi cok süper olur. cingen pilavı derler (çingene) bilmiorum sizin oralarda bilinio mu.

  40. İsmi o şekilde o değil de 2 ya da 3 çeşit peynir ve marul katıp servis eden yerler var dediğini. Ama işte Çoban Salatalıktan çıkıyor o zaman, o farklı bir lezzet oluyor. Karşı değilim farklı lezzetlere yeni denemelere de Çoban Salata Çoban Salata olarak kalsın, canım istediğinde Çingen pilavı yiyeyim isterim ben 🙂

  41. abi gel sen çingen pilavı yaparım sana. şöyle bi ara kuşadasına falan akarsan. haber ver 😉

  42. Sağım solum belli olmaz artık bekar olduğuma göre, yaşasın özgürlük! 🙂


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.

%d blogcu bunu beğendi: