Etten Duvar #2

Mart 18, 2010, 11:27 pm | Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Sene 2002. Kore’de Dünya Kupası Finalleri’nde Kuzey İrlanda – İspanya maçı. Maçın sonlarında İspanya’nın kazandığı bir serbest vuruşta Robbie Keane ve Mark Kinsella baraj kuruyorlar. Robbie Keane, delikanlı mahalle çocuğu formatında, erkeğin malı meydanda modunda. Kinsella ise “ben tedbirimi alayım da daha çoluk çoçuğa karışacağız” fikriyatıyla hem kalesini hem de geleceğini kurtarma uğraşında. Sonra gol olmuyor o serbest vuruş, maç penaltılara gidiyor, İspanya 2. turu geçiyor. Bu etten duvar hatıralara delikanlı Keane adıyla kazınıyor.

Etten Duvar #1

Reklamlar

Torres Chelsea’nin Hedefindeki Adam

Mart 18, 2010, 5:18 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

Vallahi ben Guardian’ın yalancısıyım ama pek de boş bir haber gibi gelmedi bana. Parlak sarı çocuk gelecek sezon o mavi formayı giyerse sürpriz olmaz, hatta şık olur, gözleriyle daha bir deler geçer, öne çıkar o mavi gözlerinin kıvılcımları. Drogba’nın gördüğü kımızı kart ve yaşının gelecek sezon 33 olması Drogba dışında saf bir santrafora sahip olmamaları, Ancelotti’nin “bu hücum attıyla zor” diyip bir kez daha Avrupa’ya Mart ayında veda ederse yiyeceği tekmenin şiddetini az çok tahmin edebiliyor zeka seviyesinde olması Torres’in mavi formaya yaklaşma nedenlerinden. Nedenlerinden de asıl büyük neden Liverpool’un United’ınkine benzer bir borç batağına sürüklenmenin hemen yamacında olması. Torres bu sezon 60 milyonun üzerinde bir paraya Anfield’dan Stamford Bridge’e gelirse her iki takım da kurtulur ama Torres bu işe ne der, Torres’e Liverpool taraftarı ne yapar orası muamma. Gerçi muammalar güzeldir, beyni çalıştırır, metabolizmayı hızlandırır. Ribery konusuna ise hiç girmiyorum, mide kaldırıyor onun transfer maceraları. Bak kalktı bile benimki. ozhano nane-limon, cağ kebabı, kuzu sarma falan bir şey verin ordan afız ya 🙂


Bu da Kaynak

Toronto’da Ne Eksik?

Mart 18, 2010, 10:27 am | Atlanta Hawks, Hidayet Türkoğlu, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Şu son 10-12 maçı bir tarafa koyduğumuzda Toronto’nun pek de fena gitmediğini hatta Doğu’da 5. sıraya kadar da yükseldiğini hatırlıyoruz. Her şey toz pembe gözükürken bir den tozlar genizlere kaçtı pembe pembe kan geldi Torontolu’nun ağzından. Uzun dönem Toronto üzerine bir şey yazmamanın sebebi de buydu. Malum Hidayet orada ve Toronto artık 2. takımım gibi ama bir türlü içime sinmeyen şeyler vardı Toronto’da. Takımda savunma performansı bir kaç adım ileriye gitmiş olsa da hücumda ciddi sıkıntılar vardı. Hidayet’in, Bosh’un sakatlıkları bir ara keyifleri kaçırsa da işler yine de pek fena gitmedi ama Triano’nun yüzünde bir türlü ciddi bir gülümseme göremedik. Haklydı Triano çünkü hücumda parlayan ve arka arkaya 2 basket bulan adama güneş muamelesi yapılıyor, takımın gerisi de güneş tutulması yaşıyordu adeta. Devamlı sorumluluk alan isim yoktu takımda. Bosh ise birileri fazlaca öne çıktığında adeta kıskanç büyük çocuk gibi o an için iyi giden işe çomak sokuyor, setsiz, passız birebir zorluyordu. Üstüne üstlük Triano Calderon ve Hidayet’in aynı anda sahada oldukları süre ne kadar az olursa o derece başarılı olunur düşüncesine kapılması kısmen doğru olsa da yanlıştı. Calderon büyük bir ego, en iyi asistleri kendisinin yapması gerektiğini, en önemli şutları kendisinin kullanması gerektiğini düşünüyor ama o işe her giriştiğinde takım yerle bir oluyor. Bu işe son dönemde Bosh’un da sakatlığı ile fazlaca yoğunlaşması dengeleri yine bozdu.

Dediğim gibi aslında takımda bir çok başlılık var hücumda. Sezon başındakine göre daha da iyi savunma yapan bir takım var. Hücumda çok üretken olamasa da Hidayet’in savunmada çok gayretli olduğunu görüyoruz. Jack rakip takımın balansını bozan bir hücumcu, Bargnani hücumda çok yönlü bir silah, Bosh büyük ağabey falan filan da takımın gerisinde gelecek sezon nerede olacaklarını bilmemekten kaynaklanan ve birazcık ön plana çıksalar Bosh ve Caleron tarafından önlerinin kesilmesiyle büyüyen bir kendine güvensizlik var. Wright’ın ortadan kayboluşu, Amir Johnson’ın aşırı istikrarsızlığı, Weems’in kıvılcım gibi parlayıp sönmeleri, Nesterovic’in Evans’ın kenarda paslandıktan sonra birden meydana çıkartılmaları ve unutulan adam Banks. Aslında bunlara Calderon’un Bosh yazın takımda tutulsa da tutulmasa da takas malzemesi olarak kullanılabileceğini hissetmesinden doğan aşırı başrolde görünme steğini eklersek resim çok daha netleşiyor.

Hep başrolde olup yazın maksimumun maksimumu parayı kapmak isteyen Bosh,
Topun ağzında olduğunu hisseden Calderon,
Sakatlık sorunları, top paylaşımı ve aşırı beklenti stresini aşamayan Hidayet,
Şut kaçırıp bir de eşleşme sorunları yaşadıkça moral kaybeden, maçtan kopan Bargnani,
Gelecek sezon nerede olacaklarını bilmeden avare avare dolaşan yedekler
Hücumda biri şut somaya başlayınca sorumluluktan kaçan oyuncular
Bu kadar sorunla baş etmeye çalışırken bazen maçlardan kopan Triano

Bunca sorun ve olumsuzluğun içinde dün akşam bir de seyircilerin bir kısmı son çeyrekte Hidayet’i yuhalayınca tamam dedim bu takımın işi bitti. O sırada maçın bitmesine 7 dakika vardı ve Toronto 8 sayı farkla gerideydi. Ama düşündüğümün aksine Hidayet o sesleri kendine yediremedi ve son 7 dakikada 6 sayı 2 asist ve maçın son saniyelerinde Josh Smith’e çok önemli bir blok yaparak takımını hem maça ortak etti hem de takdir kazandı. Ancak üzerinde hala bir ölü toprağı olduğu kesin, bir türl devamlılık yakalayamadı. Son istikrar yakaladığında sakatlanmış ve bir kaç maç kaçırmıştı. Umarım bu kez her maç yükselir ve penetre etmeyi unutmaz. Dün geceki Atlanta maçının son çeyreğindeki gibi hırlı ve istekli oynarlarsa play-off yapmaları hiç zo değil. Hedefleri 5. ya da 6.lık olmalı en az…

Bu arada Bosh’un aşırı kendi güveni ile maçın bitmesine 2 saniye kala soktuğu şutun ne kadar yanlış bir seçim olduğunu söylemeden edemeyeceğim. İkili sıkıştırma yok, önü bomboş, pota altı açık, rakibin faul hakkı dolmuş ve Bosh şut attı, üstelik o şut kaçsa maç da gidecek, Raptors’ın molası da kalmamıştı. Demek ki yıldız şansı dedikleri bu.

Bir de C3Moi’ya selam olsun dün Raptors da yemyeşildi St.Patricks Day vesilesiyle…

Sıra mecburi sebeplerden fazlaca ayrı kaldığım Orlando Magic’te. En yakın zamanda bir yazı borcum var hem kendime hem NBAKolik’e.

Hemen Bu Akşam Bırak

Mart 18, 2010, 3:00 am | Bundesliga, Futbol, UCL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Hafız sen hiç sezon sonunu falan bekleme, bu akşam çıkar eldivenleri as Nou Camp’ta soyunma odasına. Almanya’ya dönünce de adam gibi bıraktım de, git bahçende domates, biber ek nisan başında mayıs haziranda hasdını yap, çiçek yetiştir, hanımı çocukları al haftada bir kaç kez pikniğe, alışverişe falan çık. Ama bırak artık futbolu be adam, farkında değil misin o seni çoktan bırakmış!

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.