>Los Angelos

Ocak 3, 2010, 11:03 pm | Futbol, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Evet evet bir yenilik olacaktı bu yıl blogda. Orası kesin. Yeni bir soluk getirmek gerek illa ki… Ne olsa ne olsa derken, günde en az bir kere olsun yazmak için de bir neden olur düşüncesiyle çıktı bu fikir. Biraz da uzun bir süredir Facebook’umda “tarihte bugün” serimin etkisi oldu fikrin gelişmesinde. Fikir şu: Bugün doğan ya da ölen futbolcular, futbol düşünürleri hakkında kısa bir yazı yazayım… Yani tarihte bugün… Belki bu seri futbol olaylarıyla da genişletilebilir dönem dönem… Böylece hem sevdiğim futbolcuların ne zaman doğduğunu öldüğünü falan öğrenirim dedim… Yılın ilk iki günü için boş geçtik. Doldurabilirim de doldurmayabilirim de… Neyse günde en az 1… yılda en az 365 post bilemedin 366 =)) Neyse ilk isim karşı kıyıdan… Angelos Basinas…

Bir dönem Galatasaray’ın da transfer listesindeydi. Ama gelmeyince yerine Linderoth’u transfer etmiştik değil mi? (Vah ulan şansa bak) Gelseydi daha mı iyi olurdu bilemeyeceğiz ama bir değişik olurdu. Şiş kebap, rakı güzel demeyecekti en azından. Çünkü aynısı onlarda da vardı. He bir tek Boğaz çok güzeldi diyebilirdi heralde aynı olarak…

Profesyonel kariyerine Panathinaikos’ta başlamış… Dile kolay 10 yıl boyunca bu takımla sahaya çıkmış. 324 maçta 44 gol atmış… Sonra sıkılmış heralde ki takımdan ayrılmış. Ya da belki de askerlik nedeniyle! başka ülkelerde futbol oynamaya gitmiş. Gidişinde 2004 yılında kazanılan Avrupa Şampiyonası’nın da illa ki etkisi vardır… İyi piyasa yapmıştı Yunanlılar o dönem… Sonra Mallorca’ya gitmiş ki o döneme denk geliyor işte G.Saray’ın onu transfer etmek istemesi. Sonrasında 2008 yılında bir AEK denemesi olmuş ama heralde taraftar baskısı takımda daha fazla tutunmasını engellemiş… Sonra kendini Portsmouth’ta bulmuş. Futbolu bırakmadan önce oynanması gereken lig olarak gösterilen Premier Lig’de küme düşmemeye oynuyor.

Basinas, kendi halinde bir futbolcu. Sakin, garanti pasçı, al gülüm ver gülüm bir oyuncu. Ama Yunanistan’ın en kariyerli isimlerinden biri. Ülkesinin futbol tarihinde önemli bir yeri var kesinlikle. Zagorakis, Katsouranis, Karagounis’le birlikte oluşturdukları jenerasyon belki de yapılamayacak olanı yaptı ve büyük bir başarı kazandı. Yunanistan’ın en Tugay Kerimoğlu topçusu ilan ettim kendimce onu… İyi ki doğdun Basinas – 03.01.1976

Reklamlar

Los Angelos

Ocak 3, 2010, 11:03 pm | Futbol, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Evet evet bir yenilik olacaktı bu yıl blogda. Orası kesin. Yeni bir soluk getirmek gerek illa ki… Ne olsa ne olsa derken, günde en az bir kere olsun yazmak için de bir neden olur düşüncesiyle çıktı bu fikir. Biraz da uzun bir süredir Facebook’umda “tarihte bugün” serimin etkisi oldu fikrin gelişmesinde. Fikir şu: Bugün doğan ya da ölen futbolcular, futbol düşünürleri hakkında kısa bir yazı yazayım… Yani tarihte bugün… Belki bu seri futbol olaylarıyla da genişletilebilir dönem dönem… Böylece hem sevdiğim futbolcuların ne zaman doğduğunu öldüğünü falan öğrenirim dedim… Yılın ilk iki günü için boş geçtik. Doldurabilirim de doldurmayabilirim de… Neyse günde en az 1… yılda en az 365 post bilemedin 366 =)) Neyse ilk isim karşı kıyıdan… Angelos Basinas…

Bir dönem Galatasaray’ın da transfer listesindeydi. Ama gelmeyince yerine Linderoth’u transfer etmiştik değil mi? (Vah ulan şansa bak) Gelseydi daha mı iyi olurdu bilemeyeceğiz ama bir değişik olurdu. Şiş kebap, rakı güzel demeyecekti en azından. Çünkü aynısı onlarda da vardı. He bir tek Boğaz çok güzeldi diyebilirdi heralde aynı olarak…

Profesyonel kariyerine Panathinaikos’ta başlamış… Dile kolay 10 yıl boyunca bu takımla sahaya çıkmış. 324 maçta 44 gol atmış… Sonra sıkılmış heralde ki takımdan ayrılmış. Ya da belki de askerlik nedeniyle! başka ülkelerde futbol oynamaya gitmiş. Gidişinde 2004 yılında kazanılan Avrupa Şampiyonası’nın da illa ki etkisi vardır… İyi piyasa yapmıştı Yunanlılar o dönem… Sonra Mallorca’ya gitmiş ki o döneme denk geliyor işte G.Saray’ın onu transfer etmek istemesi. Sonrasında 2008 yılında bir AEK denemesi olmuş ama heralde taraftar baskısı takımda daha fazla tutunmasını engellemiş… Sonra kendini Portsmouth’ta bulmuş. Futbolu bırakmadan önce oynanması gereken lig olarak gösterilen Premier Lig’de küme düşmemeye oynuyor.

Basinas, kendi halinde bir futbolcu. Sakin, garanti pasçı, al gülüm ver gülüm bir oyuncu. Ama Yunanistan’ın en kariyerli isimlerinden biri. Ülkesinin futbol tarihinde önemli bir yeri var kesinlikle. Zagorakis, Katsouranis, Karagounis’le birlikte oluşturdukları jenerasyon belki de yapılamayacak olanı yaptı ve büyük bir başarı kazandı. Yunanistan’ın en Tugay Kerimoğlu topçusu ilan ettim kendimce onu… İyi ki doğdun Basinas – 03.01.1976

>Juve’nin "Ciro"su daha büyür…

Ocak 3, 2010, 11:01 pm | Futbol, Juventus, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Guardiola’yla başladığı söylenen bir trend var. Hani şu “takımın içinden gelen genç teknik adam” modeli… Pep’in Barcelona’nın başına geçmesiyle gelen başarılar Ciro Ferrara, Leonardo, hatta Bülent Korkmaz’ın bile iş bulmasına neden oldu?! Ciro, Juve’yle, Leonardo da Milan’la bir şey yapmaya çalışıyor. İlk teknik direktörlük deneyimlerinde haliyle başarı kazanmak konusunda Pep kadar yükseğe çıkamayınca eleştirilere maruz kalıyorlar. Başarı kazanamayınca eleştirilmek olağan bir şeydir. Fakat Ferrara ve Leonardo’yu Pep ile aynı kefeye koyup eleştirmek haksızlık.

Guardiola, A takımın başına geçmeden önce altyapı takımında görevdeydi. Bir sene boyunca Pedro, Jeffren, Jonathan dos Santos, Pique (?) gibi isimlerle burada tanıştı ve çalıştı… O bunları yaparken de 5 yıl boyunca takımı düzene sokan Rijkaard vardı takımın başında. Ve zaten giderken sağlam bir takım bıraktı ardında. Guardiola zaten ilerleyen sistemin dişlilerini daha rahat çalışmaları için biraz yağladı, tozunu aldı ve sonunda da başarılar ardarda gelmeye başladı. Ama ne Ferrara’nın ne de Leonardo’nun böyle bir durumda olmadığını unutmamalı.

Milan’ın hocası Leonardo için değil ama Juventus’un hocası Ferrara için bir kaç bir şey diyebilirim sanırım. Hem Juve sempatim bu nedenle de siyah-beyazlı takımı daha çok izlediğim için söyleyeceklerimin en azından bir dayanağı olacak. Hayatta gerçekten var olduğuna inandığım bir şey var. O da şudur. Bir arkadaş grubu düşünelim. Ya da bir camia da olabilir bu. O gruba ait insanların hepsi kendi rolünü kendi belirler ve her tipten adam vardır orada. Grupta aynı jenerasyondan belli tipler, kişiler bir araya gelmiştir. Ve hep “bizim gibisi…” ya da “onlar gibisi…” ya da “onun gibisi gelmez” denir ya… İşte bunun tam tersine inanıyorum ben. Her grup ya da insan nevi şahsına münhasırdır ama her grubun ya da insanın bir benzeri bir kaç jenerasyon sonra tekrar var olur. Ama kendiliğinden.

Juventus’un yeni teknik direktörü Ciro Ferrara acaba yeni Marcello Lippi olabilir mi?

İşte Ferrara da yeni jenerasyondan olan biri. Yerine gelebileceği, yerini alabileceği, kendi jenerasyonunun “X“i olabileceği isim ise pek belli. 2006 Dünya Kupasını alırken yanında yardımcı teknik direktördü. Eminim ki ondan öğrendiği çok şey olmuştur. Evet bahsettiğim isin Marcello Lippi. Bence Ferrara bir kaç yıl sonra İtalyan futbolu için yeni bir Lippi olacak. Yıllar sonra bıraktığı iz Lippi’ninkilerden izler taşıyacak. Henüz de 42 yaşında zaten Ferrara. Öğrenecek çok şeyi var. Şu anda Juventus’u kendi istediği yere de taşıyamamış olabilir. Fakat Ranieri Ferrara’ya, Rijkaard’ın Guardiola’ya bıraktığı gibi bir takım bırakmadı ki…

Molinaro’larla, Marchionni’lerle vakit geçirirken Ranieri, sağlam bir takım kuramadı ve zaten bu da gidişini hazırlayandı. Ferrara takımın başına geldiğinde takımın sarı ateşi Nedved futbolu bıraktı. Takımın sürükleyici ismi gitti. Çift yönlü orta sahaları neredeyse yok. Poulsen, Tiago, Melo yetersiz kalıyorlar. Öyle Ferrara Catania maçında Salihamidzic’i o bölgede oynattı bir süre…

Inter’i, Roma’yı, sezonun flaş takımı Sampdoria’yı, köklü Lazio’yu en az iki gol atarak yenen bir takıma sahip Ferrara. Ve bu galibiyetlerin ardında onun da imzası var. Bayern Münih’ten fark yiyen de o elbette ama büyük yıkımlar büyük “Ciro”lar getirir her daim…

Bu benzerlikle bile insanın aklına olabilir mi sorusunu getirmiyor değil…

Juve’nin "Ciro"su daha büyür…

Ocak 3, 2010, 11:01 pm | Futbol, Juventus, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Guardiola’yla başladığı söylenen bir trend var. Hani şu “takımın içinden gelen genç teknik adam” modeli… Pep’in Barcelona’nın başına geçmesiyle gelen başarılar Ciro Ferrara, Leonardo, hatta Bülent Korkmaz’ın bile iş bulmasına neden oldu?! Ciro, Juve’yle, Leonardo da Milan’la bir şey yapmaya çalışıyor. İlk teknik direktörlük deneyimlerinde haliyle başarı kazanmak konusunda Pep kadar yükseğe çıkamayınca eleştirilere maruz kalıyorlar. Başarı kazanamayınca eleştirilmek olağan bir şeydir. Fakat Ferrara ve Leonardo’yu Pep ile aynı kefeye koyup eleştirmek haksızlık.

Guardiola, A takımın başına geçmeden önce altyapı takımında görevdeydi. Bir sene boyunca Pedro, Jeffren, Jonathan dos Santos, Pique (?) gibi isimlerle burada tanıştı ve çalıştı… O bunları yaparken de 5 yıl boyunca takımı düzene sokan Rijkaard vardı takımın başında. Ve zaten giderken sağlam bir takım bıraktı ardında. Guardiola zaten ilerleyen sistemin dişlilerini daha rahat çalışmaları için biraz yağladı, tozunu aldı ve sonunda da başarılar ardarda gelmeye başladı. Ama ne Ferrara’nın ne de Leonardo’nun böyle bir durumda olmadığını unutmamalı.

Milan’ın hocası Leonardo için değil ama Juventus’un hocası Ferrara için bir kaç bir şey diyebilirim sanırım. Hem Juve sempatim bu nedenle de siyah-beyazlı takımı daha çok izlediğim için söyleyeceklerimin en azından bir dayanağı olacak. Hayatta gerçekten var olduğuna inandığım bir şey var. O da şudur. Bir arkadaş grubu düşünelim. Ya da bir camia da olabilir bu. O gruba ait insanların hepsi kendi rolünü kendi belirler ve her tipten adam vardır orada. Grupta aynı jenerasyondan belli tipler, kişiler bir araya gelmiştir. Ve hep “bizim gibisi…” ya da “onlar gibisi…” ya da “onun gibisi gelmez” denir ya… İşte bunun tam tersine inanıyorum ben. Her grup ya da insan nevi şahsına münhasırdır ama her grubun ya da insanın bir benzeri bir kaç jenerasyon sonra tekrar var olur. Ama kendiliğinden.

Juventus’un yeni teknik direktörü Ciro Ferrara acaba yeni Marcello Lippi olabilir mi?

İşte Ferrara da yeni jenerasyondan olan biri. Yerine gelebileceği, yerini alabileceği, kendi jenerasyonunun “X“i olabileceği isim ise pek belli. 2006 Dünya Kupasını alırken yanında yardımcı teknik direktördü. Eminim ki ondan öğrendiği çok şey olmuştur. Evet bahsettiğim isin Marcello Lippi. Bence Ferrara bir kaç yıl sonra İtalyan futbolu için yeni bir Lippi olacak. Yıllar sonra bıraktığı iz Lippi’ninkilerden izler taşıyacak. Henüz de 42 yaşında zaten Ferrara. Öğrenecek çok şeyi var. Şu anda Juventus’u kendi istediği yere de taşıyamamış olabilir. Fakat Ranieri Ferrara’ya, Rijkaard’ın Guardiola’ya bıraktığı gibi bir takım bırakmadı ki…

Molinaro’larla, Marchionni’lerle vakit geçirirken Ranieri, sağlam bir takım kuramadı ve zaten bu da gidişini hazırlayandı. Ferrara takımın başına geldiğinde takımın sarı ateşi Nedved futbolu bıraktı. Takımın sürükleyici ismi gitti. Çift yönlü orta sahaları neredeyse yok. Poulsen, Tiago, Melo yetersiz kalıyorlar. Öyle Ferrara Catania maçında Salihamidzic’i o bölgede oynattı bir süre…

Inter’i, Roma’yı, sezonun flaş takımı Sampdoria’yı, köklü Lazio’yu en az iki gol atarak yenen bir takıma sahip Ferrara. Ve bu galibiyetlerin ardında onun da imzası var. Bayern Münih’ten fark yiyen de o elbette ama büyük yıkımlar büyük “Ciro”lar getirir her daim…

Bu benzerlikle bile insanın aklına olabilir mi sorusunu getirmiyor değil…

>Kim bu adam?

Ocak 3, 2010, 11:00 pm | volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

KOD ADI: SHREK

Kim bu adam?

Ocak 3, 2010, 11:00 pm | volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

KOD ADI: SHREK

>Liverpool’dan bu yıl cacık olmaz

Ocak 3, 2010, 10:52 pm | Liverpool, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

İzlediğim en kötü Liverpool’du. Lucas Leiva, Xabi Alonso gidince, Giunti’siz Yasin Sülün’e dönmüş… Koskoca Liverpool orta sahası bu adama kalmamalı. Bir Mascherano da yetmez bu orta sahaya. Aquiliani de kalan maçlarda bir fark getiremez bu takıma. Çok anlamsız bir transfer olmuş bu sezon için. Belki de ilk maçlarından biriydi ama topla çok yavaş kaldı. “Burası Premier Lig olm bekletmezler adamı ayağında topla…” Bu takım artık sadece Gerrard’ın ayağına bakıyor. Çok fena alışmışlar bu adama… Aslında olumsuz bir manada kullanılan bir sözdür ama Gerrard şu anda “Atsan atılmaz, satsan satılmaz…” konumda. Atsan derken atamazsın zaten. Satsan zaten satamıyorsun taraftar baskısı falanı bırakın alternatifi de yok… Giderse yeri de dolmaz. Liverpool anlamsız kalır… Satılacaksa da 80 milyon Euro’ya Real Madrid’e gider… Torres ise yine Ümit Karan döneminde. Atamıyor bir türlü, maç boyunca dayak yediği gerçeği dışında düşük motivasyonla çıkmıştı sahaya. Torres de belki de her şeyin kendi üstüne yıkılmış olduğunu hissetti ve bunu kaldıramıyor şu aralar… Rafael Benitez’in altyapı hamlesine ihtiyacı var. Ama bu iş Insua, Darby, Ngog gibi ipe sapa gelmez adamlarla olmaz. Bu çocuklardan yıldız çıkması çok zor gözüküyor. Özellikle Darby’den. Aldığı her topu ileri salladı ve hiç biri de bir takım arkadaşına ulaşmadı.

Liverpool’un ligde işi çok zor. Kupada da bu futbolla bu düşünceyle fazla ileri gidemezler. Devre arasında Arda’yı mı alırlar bilemem ama iyi bir kaç genç yetenek ya da Harry Kewell gibi adamlar bulmalılar… Aman bizimkinden uzak dursunlar da nası bir hamle yapacaklarsa yapsınlar…

sevgiler volkanbk3

Liverpool’dan bu yıl cacık olmaz

Ocak 3, 2010, 10:52 pm | Liverpool, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
İzlediğim en kötü Liverpool’du. Lucas Leiva, Xabi Alonso gidince, Giunti’siz Yasin Sülün’e dönmüş… Koskoca Liverpool orta sahası bu adama kalmamalı. Bir Mascherano da yetmez bu orta sahaya. Aquiliani de kalan maçlarda bir fark getiremez bu takıma. Çok anlamsız bir transfer olmuş bu sezon için. Belki de ilk maçlarından biriydi ama topla çok yavaş kaldı. “Burası Premier Lig olm bekletmezler adamı ayağında topla…” Bu takım artık sadece Gerrard’ın ayağına bakıyor. Çok fena alışmışlar bu adama… Aslında olumsuz bir manada kullanılan bir sözdür ama Gerrard şu anda “Atsan atılmaz, satsan satılmaz…” konumda. Atsan derken atamazsın zaten. Satsan zaten satamıyorsun taraftar baskısı falanı bırakın alternatifi de yok… Giderse yeri de dolmaz. Liverpool anlamsız kalır… Satılacaksa da 80 milyon Euro’ya Real Madrid’e gider… Torres ise yine Ümit Karan döneminde. Atamıyor bir türlü, maç boyunca dayak yediği gerçeği dışında düşük motivasyonla çıkmıştı sahaya. Torres de belki de her şeyin kendi üstüne yıkılmış olduğunu hissetti ve bunu kaldıramıyor şu aralar… Rafael Benitez’in altyapı hamlesine ihtiyacı var. Ama bu iş Insua, Darby, Ngog gibi ipe sapa gelmez adamlarla olmaz. Bu çocuklardan yıldız çıkması çok zor gözüküyor. Özellikle Darby’den. Aldığı her topu ileri salladı ve hiç biri de bir takım arkadaşına ulaşmadı.

Liverpool’un ligde işi çok zor. Kupada da bu futbolla bu düşünceyle fazla ileri gidemezler. Devre arasında Arda’yı mı alırlar bilemem ama iyi bir kaç genç yetenek ya da Harry Kewell gibi adamlar bulmalılar… Aman bizimkinden uzak dursunlar da nası bir hamle yapacaklarsa yapsınlar…

sevgiler volkanbk3

>3 Göbek topçuyak

Ocak 3, 2010, 10:47 pm | Futbol, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Senenin açılış maçı Middlesborough ve Manchester City arasında oynanan Federasyon Kupası karşılaşması oldu. Sıkıcıydı aslında. Mücadelenin sert geçmesinin tek nedeni yağan karın zemini kayganlaştırmasıydı. Maçın başlarında şiddetli yağan kar ilk 20 dakikada futbolcuların ayağını bolca kaydırdı.

Karşılaşmanın ilk yarım saatinde izleyebilme şansını bulduk Adam Johnson’ı. Çünkü Alex Ferguson kanından M’boro hocası Gordon Strachan, Johnson’ın havalı tavırlarına tahammül etmedi ve hemen oyundan aldı. Maça solda başlayan ve sonrasında da sağ kanada gelen Johnson bir pozisyon sonrası rakibi faulsüz müdahale etmesine karşın topu takip etmeyi bıraktı ve hakeme itiraz etti. Üstelik oyunu takip etse top boşta kalmış ve önüne alması için onu bekliyordu. Fakat Strachan bunu yemedi. Oyuncusunu hemen kenara çekti soyunma odasına gönderdi. Yerine Emnes’i oyuna aldı. Spiker ise bu durumu Johnson’ın sakatlanmasına bağladı ama öyle bir hali yoktu… Neyse oyunda kaldığı sürede yaptıklarıyla iz bıraktı bende… Daha da büyük izler bırakacak bir adam. Yeni Downing denmiyor muydu bu adama zaten? İzledim tatmin oldum…

M.City ise aşağı yukarı yedek bir kadroyla çıkmıştı. Özellikle atak gücü olarak. İsmini bilemediğim bir tek Vladimir Weiss vardı. Ama öyle bir oynadı ki artık ismini unutmam. Bileklerine oldukça hakim bir çocuk. Hızlı da. Biraz cılız kalıyor ikili mücadelelerde. Şimdi bir bakınayım dedim kaç yaşında diye; 1989 doğumluymuş ama dikkatimi daha başka bir şey çekti. 3 göbek topçuymuş bunlar. Dedesinin de, babasının da adı Vladimir Weiss!!! Hepsi Slovak futbolunda önemli isimlermiş… Bu çocuk da önemli bir yer alacak ülkesi futbolunda. Zaten 2008 yılında Manchester City ile Federasyon Genç Takım Kupasını kazanmış. Finalde Chelsea’yi yenmişler… Bir gol, bir de asistle oynamış kerata… Galiba 70 dakika sahada kaldı. Topla çok rahat bir oyuncu olması en büyük artısı. De hadi hayırlısı…

sevgiler volkanbk3

3 Göbek topçuyak

Ocak 3, 2010, 10:47 pm | Futbol, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Senenin açılış maçı Middlesborough ve Manchester City arasında oynanan Federasyon Kupası karşılaşması oldu. Sıkıcıydı aslında. Mücadelenin sert geçmesinin tek nedeni yağan karın zemini kayganlaştırmasıydı. Maçın başlarında şiddetli yağan kar ilk 20 dakikada futbolcuların ayağını bolca kaydırdı.

Karşılaşmanın ilk yarım saatinde izleyebilme şansını bulduk Adam Johnson’ı. Çünkü Alex Ferguson kanından M’boro hocası Gordon Strachan, Johnson’ın havalı tavırlarına tahammül etmedi ve hemen oyundan aldı. Maça solda başlayan ve sonrasında da sağ kanada gelen Johnson bir pozisyon sonrası rakibi faulsüz müdahale etmesine karşın topu takip etmeyi bıraktı ve hakeme itiraz etti. Üstelik oyunu takip etse top boşta kalmış ve önüne alması için onu bekliyordu. Fakat Strachan bunu yemedi. Oyuncusunu hemen kenara çekti soyunma odasına gönderdi. Yerine Emnes’i oyuna aldı. Spiker ise bu durumu Johnson’ın sakatlanmasına bağladı ama öyle bir hali yoktu… Neyse oyunda kaldığı sürede yaptıklarıyla iz bıraktı bende… Daha da büyük izler bırakacak bir adam. Yeni Downing denmiyor muydu bu adama zaten? İzledim tatmin oldum…

M.City ise aşağı yukarı yedek bir kadroyla çıkmıştı. Özellikle atak gücü olarak. İsmini bilemediğim bir tek Vladimir Weiss vardı. Ama öyle bir oynadı ki artık ismini unutmam. Bileklerine oldukça hakim bir çocuk. Hızlı da. Biraz cılız kalıyor ikili mücadelelerde. Şimdi bir bakınayım dedim kaç yaşında diye; 1989 doğumluymuş ama dikkatimi daha başka bir şey çekti. 3 göbek topçuymuş bunlar. Dedesinin de, babasının da adı Vladimir Weiss!!! Hepsi Slovak futbolunda önemli isimlermiş… Bu çocuk da önemli bir yer alacak ülkesi futbolunda. Zaten 2008 yılında Manchester City ile Federasyon Genç Takım Kupasını kazanmış. Finalde Chelsea’yi yenmişler… Bir gol, bir de asistle oynamış kerata… Galiba 70 dakika sahada kaldı. Topla çok rahat bir oyuncu olması en büyük artısı. De hadi hayırlısı…

sevgiler volkanbk3

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.