>Hep Böyle Kal (Barış Özbek)

Kasım 1, 2009, 11:39 pm | Futbol, Galatasaray, ozhano, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Galatasaray 2-0 Sivasspor

Maçın yorumu önemli değil Galatasaray’ın kazanacağı belliydi ama Barış’a bir iki laf etmek lazım. Oynadığı mevki itibari ile o bölgede çalım yapmaya kalkışması, topu kaybettiği anda intihar gibi birşey. Geçen sezon da bu sezon içinde takımda yer aldığı maçlarda da en büyük hatası kazandığı toplarda ya da kendisine verilen paslarda çalım ile orta sahayı katetme çabası idi ki kendisi de hatasının farkında olduğu için bunu deklare etti. Rijkaard onu kenarda inatla uzun bir zamandır bekletti. Nihayet aranan Barış Sivas’a karşı ortaya çıktı kendini buldu. Sivas maçında orta sahada hem sağa hem sola, hem ileri hem geri rakiple savaştı çok top kazandı ama bir fark vardı: Kazandığı pozisyonlarda çalım olayına hiç girmedi.
Aynı performansı beklemek hayalcilik olur ama mücadele kıyaslamasına girilirse Suat-Emre-Okan üçlüsü ile Barış-Sarp-Topal üçlüsünü karşılaştırmak hata olur mu olmaz mı bilmiyorum ama bana göre bu üçlü Galatasaray’ın orta sahada baskı timi olmalı. Topu oyuna sokma açısından UEFA Kupası’nı kazanan kadronun orta sahasına yaklaşması çok zor. Ama top rakipteyken orta sahada baskı uygulamak amaçsa bu üçlü çok işe yarar. Ayhan’dan bu baskıyı yapmasını beklemek çok zor. O daha çok topu oyuna sokmadaki becerileri ile ön plana çıkıyordu ama son 1 aydır yaptığı hatalar neticesinde formasını kaybetti.

Reklamlar

Hep Böyle Kal (Barış Özbek)

Kasım 1, 2009, 11:39 pm | Futbol, Galatasaray, ozhano, TSL kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum
Galatasaray 2-0 Sivasspor

Maçın yorumu önemli değil Galatasaray’ın kazanacağı belliydi ama Barış’a bir iki laf etmek lazım. Oynadığı mevki itibari ile o bölgede çalım yapmaya kalkışması, topu kaybettiği anda intihar gibi birşey. Geçen sezon da bu sezon içinde takımda yer aldığı maçlarda da en büyük hatası kazandığı toplarda ya da kendisine verilen paslarda çalım ile orta sahayı katetme çabası idi ki kendisi de hatasının farkında olduğu için bunu deklare etti. Rijkaard onu kenarda inatla uzun bir zamandır bekletti. Nihayet aranan Barış Sivas’a karşı ortaya çıktı kendini buldu. Sivas maçında orta sahada hem sağa hem sola, hem ileri hem geri rakiple savaştı çok top kazandı ama bir fark vardı: Kazandığı pozisyonlarda çalım olayına hiç girmedi.
Aynı performansı beklemek hayalcilik olur ama mücadele kıyaslamasına girilirse Suat-Emre-Okan üçlüsü ile Barış-Sarp-Topal üçlüsünü karşılaştırmak hata olur mu olmaz mı bilmiyorum ama bana göre bu üçlü Galatasaray’ın orta sahada baskı timi olmalı. Topu oyuna sokma açısından UEFA Kupası’nı kazanan kadronun orta sahasına yaklaşması çok zor. Ama top rakipteyken orta sahada baskı uygulamak amaçsa bu üçlü çok işe yarar. Ayhan’dan bu baskıyı yapmasını beklemek çok zor. O daha çok topu oyuna sokmadaki becerileri ile ön plana çıkıyordu ama son 1 aydır yaptığı hatalar neticesinde formasını kaybetti.

>Silsek mi Devam mı Etsek? (Sonuçlar)

Kasım 1, 2009, 11:23 pm | Futbol, ozhano, İddaa kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Hangi düşünceyle Denizlispor- İst. Bld. maçına üst dedim hatırlamıyorum ama şu kuponu oynasaydım sistemi de unutmazdım.

>Toronto Raptors – Orlando Magic

Kasım 1, 2009, 11:23 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Hiç mi hiç yoruma gerek yok aslında, meraklıları zaten izledi, bir kaç noktaya değinip kaçalım. Hidayet’in Otis Smith’e selam çaktığı, Orlando’nun muazzam şut soktuğu ve rakiperine 3 eksikli kadroyla selam yolladığı bir maçtı. Toronto 2-3 oyuncusu hariç savunma yapmayı hiç ama hiç bilmiyor. Calderon egolarından sıyrılıp yükü Hidayet’le paylaşırsa bir adım ileri atarlar. Orlando da ise işler sarpa sardığında sorumluluğu alacak, oyunu soğutup, dengeleri lehte bozacak adam saha içinde yok kenarında var. İster Carter’lı ister Carter’sız bu takımın lideri Stan Van Gundy. Geçen senelerde bu işi Hidayet yapıyordu şu an için Nelson çabalıyor ama daimi bir soğuk kanlı lider yok, işte bu da şampiyonluk rakibi takımlara karşı kafa kafaya giden maçlarda sıkıntı yaratacak. 30-40’lara gidecek maç 5 dakikada ortaya geliverdi. Bu sorunu çözecek adam da SVG’den başkası değil. Orlando şut ağırlığını faul atmayı öğrenmiş gözüken Howard’a biraz kaydırabilirse kolay kolay yenilmez. Toronto ise savunma yapmayı biraz becerebilirse6-7. sıradan play-off yapar.

Ha bir de Hidayet’in Howard’a yaptığı blok muazzamdı. Artık ligin tecrübeli ve iş bilen veteranlarından biri olduğunu br kez daha kanıtlar nitelikteydi. Kobe’den sonra Howrad’a verdiği bloğun fotoğrafı da posterlik.

Toronto Raptors – Orlando Magic

Kasım 1, 2009, 11:23 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, Orlando Magic, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Hiç mi hiç yoruma gerek yok aslında, meraklıları zaten izledi, bir kaç noktaya değinip kaçalım. Hidayet’in Otis Smith’e selam çaktığı, Orlando’nun muazzam şut soktuğu ve rakiperine 3 eksikli kadroyla selam yolladığı bir maçtı. Toronto 2-3 oyuncusu hariç savunma yapmayı hiç ama hiç bilmiyor. Calderon egolarından sıyrılıp yükü Hidayet’le paylaşırsa bir adım ileri atarlar. Orlando da ise işler sarpa sardığında sorumluluğu alacak, oyunu soğutup, dengeleri lehte bozacak adam saha içinde yok kenarında var. İster Carter’lı ister Carter’sız bu takımın lideri Stan Van Gundy. Geçen senelerde bu işi Hidayet yapıyordu şu an için Nelson çabalıyor ama daimi bir soğuk kanlı lider yok, işte bu da şampiyonluk rakibi takımlara karşı kafa kafaya giden maçlarda sıkıntı yaratacak. 30-40’lara gidecek maç 5 dakikada ortaya geliverdi. Bu sorunu çözecek adam da SVG’den başkası değil. Orlando şut ağırlığını faul atmayı öğrenmiş gözüken Howard’a biraz kaydırabilirse kolay kolay yenilmez. Toronto ise savunma yapmayı biraz becerebilirse6-7. sıradan play-off yapar.

Ha bir de Hidayet’in Howard’a yaptığı blok muazzamdı. Artık ligin tecrübeli ve iş bilen veteranlarından biri olduğunu br kez daha kanıtlar nitelikteydi. Kobe’den sonra Howrad’a verdiği bloğun fotoğrafı da posterlik.

Silsek mi Devam mı Etsek? (Sonuçlar)

Kasım 1, 2009, 11:23 pm | Futbol, ozhano, İddaa kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Hangi düşünceyle Denizlispor- İst. Bld. maçına üst dedim hatırlamıyorum ama şu kuponu oynasaydım sistemi de unutmazdım.

>Ölü Terörist Ahmet

Kasım 1, 2009, 8:30 pm | komik kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

İzleyenler muhakkak vardır. Ben ilk izlediğimde inanılmaz güldüm. Hem izlemeyenler izlesin hem de arşivde bulunsun. Muazzam bir eğlencelik.

Ölü Terörist Ahmet

Kasım 1, 2009, 8:30 pm | komik kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

İzleyenler muhakkak vardır. Ben ilk izlediğimde inanılmaz güldüm. Hem izlemeyenler izlesin hem de arşivde bulunsun. Muazzam bir eğlencelik.

>Madem Oynatmayacaktınız Niye Aldınız?

Kasım 1, 2009, 5:00 pm | Ankaragücü, Futbol, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Başlıktaki soruyu tekrarlayalım. Sayın Ankaragücü Yöneticileri madem oynayatmayacaktınız niye aldınız bu adamı, sansasyonel karşılamalar yaptınız, Ankara’yı ayağa kaldırdınız? Bunların hepsi Hikmet Karaman egosunu tatmin etsin diye miydi? Yoksa yarın öbür gün “Bak nasıl bitirdik İngiliz’in evladını, hep onlar mı bizim çocukları harcayacak” diyeceksiniz arkadaş. Yazıklar olsun bu anlayışa, bu bakış açısına. Vassell’in Türkiye’de olduğunu unutan spor medyasının büyük kesimine de hela olsun!

Madem Oynatmayacaktınız Niye Aldınız?

Kasım 1, 2009, 5:00 pm | Ankaragücü, Futbol, TSL kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

Başlıktaki soruyu tekrarlayalım. Sayın Ankaragücü Yöneticileri madem oynayatmayacaktınız niye aldınız bu adamı, sansasyonel karşılamalar yaptınız, Ankara’yı ayağa kaldırdınız? Bunların hepsi Hikmet Karaman egosunu tatmin etsin diye miydi? Yoksa yarın öbür gün “Bak nasıl bitirdik İngiliz’in evladını, hep onlar mı bizim çocukları harcayacak” diyeceksiniz arkadaş. Yazıklar olsun bu anlayışa, bu bakış açısına. Vassell’in Türkiye’de olduğunu unutan spor medyasının büyük kesimine de hela olsun!

>Tuncay’ın Savaşı

Kasım 1, 2009, 12:05 pm | EPL, Fenerbahçe, Futbol, Milli Takım, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Tuncay Şanlı memleketin yetiştirdiği en önemli aktif futbolculardan biri, daha da önemlisi Milli Takım Kaptanı. Henüz 27 yaşında. Fenerbahçe ve Milli Takım’da yaşadığı başarılar sonrası 2 sene öncesinin UEFA Kupası sahibi EPL’nin köklü takımlarından Middlesbrough’a transfer olması burada çok eleştirilse de bence yanlış bir hareket değildi. Boro Southgate yönetiminde çok adamla hücum etmeye çok hücum adamıyla çalışan bir takımdı. Tuncay 2 sezon boyunca iyi roller buldu orada kendine, önemli performanslar verdi. Ancak Southgate’in tecrübesizliğinin kurbanı oldu o da bütün takım gibi. Yanlış transferler yaktı başlarını. Boro’nun Championship’e düşmesiyle birlikte adı hep transferle anıldı Tuncay’ın. Beklendiği gibi Ada’da kaldı ama büyük ağabeylerden birinde değil İngiltere’nin en eski kulubü Stoke City’de.
Stoke City’nin oyuncu kadrosuna baktığımızda onları sanki biraz İstanbul Büyükşehir Belediye’ye benzetebiliriz. Ligin diğer takımlarında oynadıktan sonra gözden düşen ya da yaşları nedeniyle kapı dışarı edilen adamları bir çatı altında birleştirmiş Pulis. Geçen sezon bu evsizlerden yaptığı takımı sürpriz şekilde 12. sıraya taşıdı Pulis. Geçen sezon sonunda düşen Boro’nun oyuncularından ikisini kadrosuna kattı, Huth ve Tuncay. İkisi de ihtiyacı olan adamlardı. Huth direk oynamaya başladı takımda, stoperde eksiklerdi, kafa toplarına hakim adam eksikliğini gidermişti Pulis. Tuncay’ın da kolayca forma bulacağını düşünüyordu herkes. Keza bir kontraatak ve Delap vesilesiyle bir de uzun taç takımı olan Stoke’ta hem hızlı hem açık alanda etkili, gerektiğinde kanatlarda görev alabilecek ve o taçlara kafa vurabilecek, vuramasa da oraları karıştıracak bir adam lazımdı. Kadroda bu tarife az çok oturan adam Fuller. İşte Tuncay eksik olan parçaydı bu takımda, gerektiğinde golcü, gerektiğinde orta saha ya da kanat adamı.
Tuncay Stoke City’e transfer olduğundan beri Stoke 8 lig maçı oynadı. Bu maçların hiç birinde Tuncay ilk 11’de çıkamadı. Sadece 5’inde oyuna sonradan girdi ve toplam oynadığı süre de 88 dakika. Lig maçları dışında Stoke’un çıktığı 2 Carling Cup maçında ise ilk 11’deydi Tuncay, rotasyonda kendine yer buldu. Blackpool’u 4-3 yendikleri maçta 90 dakika sahadaydı ve 2 asist yaptı. Bir sonraki turda EPL’nin dibindeki Portsmouth’a 4-0 yenilirlerken etkili olamadı ve 81. dakikada oyundan alındı. Sonuç olarak o geldiğinden beri Stoke’un oynadığı maçlarda Pulis sadece ve sadece 259 dakika faydalandı ondan.
Bunun sebepleri ne olabilir diye düşünüyorum. Birincisi kesinlikle Tuncay Stoke’ta kesin oynar düşüncesinin getirdiği aşırı kendine güven ve rahatlık. Ne de olsa Tuncay Milli Takım Kaptanı ve bir adı var. İşte mental anlamda bir futbolcunun en büyük düşmanı bu. İkinci olarak Pulis’in oynattığı sistem katı bir 4-4-2 ve oyuncuların rolleri, sınırları kalın çizgilerle çizilmiş durumda. Tuncay ise çok yönlü bir oyuncu olmasına karşın ne çok iyi bitirici ne de oyunun iki yönünü aynı anda %100 oynayabilen bir oyuncu. Son olaraksa Tuncay’ın transfer itimalleri ve görüşmeleri nedeniyle Boro kampına çok geç katılmış olması dolayısıyla önemli bir hazırlık sürecini kaçırmış olduğu gerçeği var. Dikkat ettiyseniz Fatih Terim bile ona dayanamadı son Milli maçlarda ve oyundan aldı Tuncay’ı. Hepsini birleştirdiğimizde fiziken hazır olmayan, kafaca kendini yeni takımına adapte edememiş ve farkında olmadan kendisini fazlaca büyütmüş, üzerine bir de katı bir 4-4-2 sisteminde ömür boyu hiç görev almamış bir Tuncay’ın Pulis’in takımında gelir gelmez oynaması muhtemel değildi. Aynen öyle oldu ve Tuncay şu anda forma için savaşıyor, savaşmak zorunda. Bu sezonu İngiltere’de bitireceğine ve bu süreçte Stoke’un ilk 11’inin vaz geçilmez adamlarından biri olacağına inanıyorum ben, ama bir gerçek de kafasını boşaltıp fiziken ilerlemesi gerektiği.

Şahsi kanaatim Tuncay’ın 22 Kasım’daki Portsmouth maçıyla birlikte Stoke’ta ilk 11’de forma bulmaya başlayacağı. Bu arada oynanacak lig veya kupa maçlarında bulacağı muhtemel bir gol ona doping etkisi yapacak ve hırsını arttıracaktır. İngiltere Ligi’nde temsilcimiz olması futbolumuz için çok önemli. Senelerce Tugay’ın sürdürdüğü önemli görevi sürdürmek artık Tuncay’ın elinde. Türk oyuncuların EPL’ye gelip gelmemesi kararı verilirken bakılacak en önemli referans artık Tuncay. Zamanında Hakan Şükür, Emre, Okan devamlılık sağlayamayarak İtalya için kapıların kapanmasına sebep oldular. Tugay’ın mirasını devralan Tuncay İngiltere biletidir bir anlamda. İşte o yüzden her gün onu Türkiye’ye geri getirmeye çalışan basın organlarının, aksine onun yanına birilerini nasıl yollarız diye düşünmesi gerekir. Ama burası Türkiye ne de olsa, önce kapıyı kapatır sonra da kendi yaptığımızı unutup niye kapanıyor bu kapılar diye sorarız dev aynasının tam karşısında dururken.

Ben Tuncay’a inanıyorum ve “Ne olur sadece işine bak Tuncay!” diye haykırmak istiyorum.

Tuncay’ın Savaşı

Kasım 1, 2009, 12:05 pm | EPL, Fenerbahçe, Futbol, Milli Takım, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Tuncay Şanlı memleketin yetiştirdiği en önemli aktif futbolculardan biri, daha da önemlisi Milli Takım Kaptanı. Henüz 27 yaşında. Fenerbahçe ve Milli Takım’da yaşadığı başarılar sonrası 2 sene öncesinin UEFA Kupası sahibi EPL’nin köklü takımlarından Middlesbrough’a transfer olması burada çok eleştirilse de bence yanlış bir hareket değildi. Boro Southgate yönetiminde çok adamla hücum etmeye çok hücum adamıyla çalışan bir takımdı. Tuncay 2 sezon boyunca iyi roller buldu orada kendine, önemli performanslar verdi. Ancak Southgate’in tecrübesizliğinin kurbanı oldu o da bütün takım gibi. Yanlış transferler yaktı başlarını. Boro’nun Championship’e düşmesiyle birlikte adı hep transferle anıldı Tuncay’ın. Beklendiği gibi Ada’da kaldı ama büyük ağabeylerden birinde değil İngiltere’nin en eski kulubü Stoke City’de.
Stoke City’nin oyuncu kadrosuna baktığımızda onları sanki biraz İstanbul Büyükşehir Belediye’ye benzetebiliriz. Ligin diğer takımlarında oynadıktan sonra gözden düşen ya da yaşları nedeniyle kapı dışarı edilen adamları bir çatı altında birleştirmiş Pulis. Geçen sezon bu evsizlerden yaptığı takımı sürpriz şekilde 12. sıraya taşıdı Pulis. Geçen sezon sonunda düşen Boro’nun oyuncularından ikisini kadrosuna kattı, Huth ve Tuncay. İkisi de ihtiyacı olan adamlardı. Huth direk oynamaya başladı takımda, stoperde eksiklerdi, kafa toplarına hakim adam eksikliğini gidermişti Pulis. Tuncay’ın da kolayca forma bulacağını düşünüyordu herkes. Keza bir kontraatak ve Delap vesilesiyle bir de uzun taç takımı olan Stoke’ta hem hızlı hem açık alanda etkili, gerektiğinde kanatlarda görev alabilecek ve o taçlara kafa vurabilecek, vuramasa da oraları karıştıracak bir adam lazımdı. Kadroda bu tarife az çok oturan adam Fuller. İşte Tuncay eksik olan parçaydı bu takımda, gerektiğinde golcü, gerektiğinde orta saha ya da kanat adamı.
Tuncay Stoke City’e transfer olduğundan beri Stoke 8 lig maçı oynadı. Bu maçların hiç birinde Tuncay ilk 11’de çıkamadı. Sadece 5’inde oyuna sonradan girdi ve toplam oynadığı süre de 88 dakika. Lig maçları dışında Stoke’un çıktığı 2 Carling Cup maçında ise ilk 11’deydi Tuncay, rotasyonda kendine yer buldu. Blackpool’u 4-3 yendikleri maçta 90 dakika sahadaydı ve 2 asist yaptı. Bir sonraki turda EPL’nin dibindeki Portsmouth’a 4-0 yenilirlerken etkili olamadı ve 81. dakikada oyundan alındı. Sonuç olarak o geldiğinden beri Stoke’un oynadığı maçlarda Pulis sadece ve sadece 259 dakika faydalandı ondan.
Bunun sebepleri ne olabilir diye düşünüyorum. Birincisi kesinlikle Tuncay Stoke’ta kesin oynar düşüncesinin getirdiği aşırı kendine güven ve rahatlık. Ne de olsa Tuncay Milli Takım Kaptanı ve bir adı var. İşte mental anlamda bir futbolcunun en büyük düşmanı bu. İkinci olarak Pulis’in oynattığı sistem katı bir 4-4-2 ve oyuncuların rolleri, sınırları kalın çizgilerle çizilmiş durumda. Tuncay ise çok yönlü bir oyuncu olmasına karşın ne çok iyi bitirici ne de oyunun iki yönünü aynı anda %100 oynayabilen bir oyuncu. Son olaraksa Tuncay’ın transfer itimalleri ve görüşmeleri nedeniyle Boro kampına çok geç katılmış olması dolayısıyla önemli bir hazırlık sürecini kaçırmış olduğu gerçeği var. Dikkat ettiyseniz Fatih Terim bile ona dayanamadı son Milli maçlarda ve oyundan aldı Tuncay’ı. Hepsini birleştirdiğimizde fiziken hazır olmayan, kafaca kendini yeni takımına adapte edememiş ve farkında olmadan kendisini fazlaca büyütmüş, üzerine bir de katı bir 4-4-2 sisteminde ömür boyu hiç görev almamış bir Tuncay’ın Pulis’in takımında gelir gelmez oynaması muhtemel değildi. Aynen öyle oldu ve Tuncay şu anda forma için savaşıyor, savaşmak zorunda. Bu sezonu İngiltere’de bitireceğine ve bu süreçte Stoke’un ilk 11’inin vaz geçilmez adamlarından biri olacağına inanıyorum ben, ama bir gerçek de kafasını boşaltıp fiziken ilerlemesi gerektiği.

Şahsi kanaatim Tuncay’ın 22 Kasım’daki Portsmouth maçıyla birlikte Stoke’ta ilk 11’de forma bulmaya başlayacağı. Bu arada oynanacak lig veya kupa maçlarında bulacağı muhtemel bir gol ona doping etkisi yapacak ve hırsını arttıracaktır. İngiltere Ligi’nde temsilcimiz olması futbolumuz için çok önemli. Senelerce Tugay’ın sürdürdüğü önemli görevi sürdürmek artık Tuncay’ın elinde. Türk oyuncuların EPL’ye gelip gelmemesi kararı verilirken bakılacak en önemli referans artık Tuncay. Zamanında Hakan Şükür, Emre, Okan devamlılık sağlayamayarak İtalya için kapıların kapanmasına sebep oldular. Tugay’ın mirasını devralan Tuncay İngiltere biletidir bir anlamda. İşte o yüzden her gün onu Türkiye’ye geri getirmeye çalışan basın organlarının, aksine onun yanına birilerini nasıl yollarız diye düşünmesi gerekir. Ama burası Türkiye ne de olsa, önce kapıyı kapatır sonra da kendi yaptığımızı unutup niye kapanıyor bu kapılar diye sorarız dev aynasının tam karşısında dururken.

Ben Tuncay’a inanıyorum ve “Ne olur sadece işine bak Tuncay!” diye haykırmak istiyorum.

>Silsek mi Devam mı Etsek?

Kasım 1, 2009, 2:23 am | ozhano, İddaa kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Silsek mi Devam mı Etsek?

Kasım 1, 2009, 2:23 am | ozhano, İddaa kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>Leo Vazgeçilmez mi?

Kasım 1, 2009, 1:23 am | Futbol, Galatasaray, ozhano kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Sezon başından beri Galatasaray kalecisi Leo Franco’nun performansını tüm kamuoyu seyrediyor. Bazı maçlarda iyi kurtarışlarını görsek bile anlaşılıyor ki Galatasaray’ın kalecisi olabilecek yetiye sahip değil. Şu an sadece yabancı olmasının ekmeğini yiyiyor ama zararın neresinden dönülse kardır anlayışıyla kaleyi Ufuk ya da Aykut’a teslim etmenin zamanı gelmiştir. Basit bir karşılaştırma yapacak olursak Aykut’un Galatasaray kalesinde olduğu dönemlere bakarsak aynı Leo gibi yenilecek golleri yiyordu, zaman zaman da maç içerisinde iyi kurtarışlar yapıyordu ama maç kazandıracak performansa ulaşamıyordu. O zaman Leo’nun Aykut’tan farkı ne? Sadece yabancı olması, Avrupa görmesi. Diğer yandan Leo’ya verilen her geri pasında tüylerim diken diken oluyor. Ayaklarına hakim değil. Aykut’ta en azından o açıdan bir problem görmüyorum. Artı yan toplarda o kadar boyuna rağmen kaleye yapışıp topu uzaklaştırma girişimine girmemesi de negatif yönlerinden biri. Aynı durum Aykut için de geçerli. O zaman neden Leo ya da neden bu kadar para?
Tabi bazıları şunu da diyebilir: Önündeki defans ne kadar iyi ki onun performansı hakkında bu kadar peşin fikirli olabiliyorsun? Bir maç olsun kendini fark ettirir iyi kaleci. En vasat kaleci bile iyi gününde maç içinde önemli kurtarışlar yapar ama maçın oynandığı günün Leo’nun iyi günü olup olmadığını düşünmek pek akıllıca değil. İyi kaleci hiç mi hata yapmayacak; Tabii ki çok önemli hatalar da yapar. Geçtiğimiz Avrupa Şampiyonası’nda Cech’in yaptığı hata sonucunda Nihat ile bulduğumuz golüdüşünürsek Cech gibi bir kalecinin o hatayı yapması düşünülemez. Ama yaptı. Değerinden mi kaybetti? Hayır. O, hem milli takımında hem de oynadığı kulüpte takımına o kadar çok sayıda maç kazandırdı ki bu hata onun iyi bir kaleci olduğunu değiştirmedi. Ligimizden örnek verirsek aynı durum Rüştü için de geçerli. Zaman zaman kendisinden beklenmeyecek kadar ilginç goller yediyse de hem Fenerbahçe’ye hem de Beşiktaş’a döndürdüğü maçlar azımsanmayacak kadar çok. İşte ben Leo’da o ışığı göremiyorum. Her an bir hata bekliyorum kendisinden maçı seyrederken. Defans oyuncuları yüzlerini kaleciye döndürdüklerinde topu ona atmalarından çekiniyorum, rakip korner atarken Leo’nun, top kalenin dibine gelse bile, topu uzaklaştırma girişiminde bulunmayacağından çok eminim. Sözün özü Leo’nun Türkiye’de ömrünün uzun olmayacağı çok açık. Galatasaray defansındaki futbolcuların maç içerisinde ona olan güvenlerinin derecesinin ne kadar düşük olduğu da bazen kendini çok belli oluyor. Tamam, üç beş maçta bir futbolcu hakkında hemen işe yaramaz fikri verilmesi doğru gelmeyebilir. Ama çok belli ediyor Leo’nun Galatasaray’ın kalecisi olmadığı. Belki de bir iki maçlık yedeklik süresi onun da kalede tek tercih olmadığını hatırlaması ve daha sıkı çalışması açısından faydalı olabilir. Ancak sorun onun çalışıp çalışmamasında değil bana göre kalecilik melekelerinde. Kısacası yetenekleri Galatasaray’da olamayacak kadar kısıtlı. Bana göre Galatasaray-Leo birlikteliğinin süresi hızlı bir şekilde sona yaklaşıyor.

Leo Vazgeçilmez mi?

Kasım 1, 2009, 1:23 am | Futbol, Galatasaray, ozhano kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum
Sezon başından beri Galatasaray kalecisi Leo Franco’nun performansını tüm kamuoyu seyrediyor. Bazı maçlarda iyi kurtarışlarını görsek bile anlaşılıyor ki Galatasaray’ın kalecisi olabilecek yetiye sahip değil. Şu an sadece yabancı olmasının ekmeğini yiyiyor ama zararın neresinden dönülse kardır anlayışıyla kaleyi Ufuk ya da Aykut’a teslim etmenin zamanı gelmiştir. Basit bir karşılaştırma yapacak olursak Aykut’un Galatasaray kalesinde olduğu dönemlere bakarsak aynı Leo gibi yenilecek golleri yiyordu, zaman zaman da maç içerisinde iyi kurtarışlar yapıyordu ama maç kazandıracak performansa ulaşamıyordu. O zaman Leo’nun Aykut’tan farkı ne? Sadece yabancı olması, Avrupa görmesi. Diğer yandan Leo’ya verilen her geri pasında tüylerim diken diken oluyor. Ayaklarına hakim değil. Aykut’ta en azından o açıdan bir problem görmüyorum. Artı yan toplarda o kadar boyuna rağmen kaleye yapışıp topu uzaklaştırma girişimine girmemesi de negatif yönlerinden biri. Aynı durum Aykut için de geçerli. O zaman neden Leo ya da neden bu kadar para?
Tabi bazıları şunu da diyebilir: Önündeki defans ne kadar iyi ki onun performansı hakkında bu kadar peşin fikirli olabiliyorsun? Bir maç olsun kendini fark ettirir iyi kaleci. En vasat kaleci bile iyi gününde maç içinde önemli kurtarışlar yapar ama maçın oynandığı günün Leo’nun iyi günü olup olmadığını düşünmek pek akıllıca değil. İyi kaleci hiç mi hata yapmayacak; Tabii ki çok önemli hatalar da yapar. Geçtiğimiz Avrupa Şampiyonası’nda Cech’in yaptığı hata sonucunda Nihat ile bulduğumuz golüdüşünürsek Cech gibi bir kalecinin o hatayı yapması düşünülemez. Ama yaptı. Değerinden mi kaybetti? Hayır. O, hem milli takımında hem de oynadığı kulüpte takımına o kadar çok sayıda maç kazandırdı ki bu hata onun iyi bir kaleci olduğunu değiştirmedi. Ligimizden örnek verirsek aynı durum Rüştü için de geçerli. Zaman zaman kendisinden beklenmeyecek kadar ilginç goller yediyse de hem Fenerbahçe’ye hem de Beşiktaş’a döndürdüğü maçlar azımsanmayacak kadar çok. İşte ben Leo’da o ışığı göremiyorum. Her an bir hata bekliyorum kendisinden maçı seyrederken. Defans oyuncuları yüzlerini kaleciye döndürdüklerinde topu ona atmalarından çekiniyorum, rakip korner atarken Leo’nun, top kalenin dibine gelse bile, topu uzaklaştırma girişiminde bulunmayacağından çok eminim. Sözün özü Leo’nun Türkiye’de ömrünün uzun olmayacağı çok açık. Galatasaray defansındaki futbolcuların maç içerisinde ona olan güvenlerinin derecesinin ne kadar düşük olduğu da bazen kendini çok belli oluyor. Tamam, üç beş maçta bir futbolcu hakkında hemen işe yaramaz fikri verilmesi doğru gelmeyebilir. Ama çok belli ediyor Leo’nun Galatasaray’ın kalecisi olmadığı. Belki de bir iki maçlık yedeklik süresi onun da kalede tek tercih olmadığını hatırlaması ve daha sıkı çalışması açısından faydalı olabilir. Ancak sorun onun çalışıp çalışmamasında değil bana göre kalecilik melekelerinde. Kısacası yetenekleri Galatasaray’da olamayacak kadar kısıtlı. Bana göre Galatasaray-Leo birlikteliğinin süresi hızlı bir şekilde sona yaklaşıyor.

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.