>Her Takıma Lazım

Ekim 29, 2009, 8:00 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

http://rd3.videos.sapo.pt/play?file=http://rd3.videos.sapo.pt/cNzJ2BW1Pq5RzI3zeoCd/mov/1
Reklamlar

Her Takıma Lazım

Ekim 29, 2009, 8:00 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
http://rd3.videos.sapo.pt/play?file=http://rd3.videos.sapo.pt/cNzJ2BW1Pq5RzI3zeoCd/mov/1

>Yazık Oldu Bu Dizilere #4

Ekim 29, 2009, 4:30 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Sıkı bir Terminator hayranı olarak dizinin hayata geçirileceği haberini aldıktan sonra bir hayli heyecanlanmıştım. 2 sezon her şey çok yolunda gitti ve dizi çok heyecanlı bir yerde sezon finali yaptı ama FOX’un neşteri bu kadar hayranı olan bir diziyi bile kesip atacak kadar keskindi. Yazık edilen diziler serisinde sıra “Terminator: The Sarah Connor Chronicles”ta.

Dizimiz Terminator filmi serisiyle uyum içinde bir zaman aralığında 2. filmin bittiği yerden bir kaç sene sonra 3. filmin başladığı yerden bir kaç sene öncede geçiyor. Yani özetle 2. ve 3. filmler arasındaki boşluğu dolduruyor TTSCC. Sarah Connor oğlu John Connor’la, ki bu bizim bildiğimiz insanlığın kurtarıcısı olacak çocuk, 2 yıldır halkın arasına karışmış ve huzurlu, tehlikeden uzak br hayat sürmektedirler. Sarah’ın erkek arkadaşı Charley Dixon kendisine evlilik teklif edince huzursuzluğa kapılan Sarah oğlunu da alıp ortadan kaybolmayı seçer. New Mexico’ya yerleşen ikilden John normal hayatına devam etmek ve kendini belli etmemek zorunda olduğu için liseye kayıt olur. Yeni okulunda kendisiyle çok ilgili bir genç kızla, Cameron’la tanışır. Daha birbirlerini tam anlamıyla tanımamışken okulunda bir Cromartie’nin saldırısına uğrayan John’un hayatını kurtaran Cameron’ın aslında gelecekten John’un kedisini korumak için gönderdiği yeniden programlanmış bir Terminator olduğunu öğreniriz. O bölgeden de ayrılıp aceleyle başka bir yere kaçan Connorlar ve Cameron’ın peşine FBI ajanı James Ellison takılmıştır. Seneler boyu Sarah Connor’ı bir takıntı haline getirmiş olan Ajan Ellison sadece Connor’a odaklanmış ve işi gücü bırkamış, tüm Amerika’da onu arar hale gelmiştir. Bu sırada peşlerine düşen Cromartie ve Ellison’dan kaçmaya çalışan kahramanlarımız, dünyanın makine istilasından kurtulmasının tek yolunun Sky Net’i daha yapılmadan ortadan kaldırmak olduğu düşüncesiyle hareket etmeye başlarlar. Cameron kurtuluş yolunun ne olduğunu bildiğini söyleyer ve 3’lü bir banka kasasına yerleştirilmiş olan gizli bir zaman yolculuğu aleti ile 1999’dan 2007’ye sıçrarlar. Artık önlerinde 2 hedef vardır. Sky Net’i tarihten silmek ve her ihtimale karşı Joh’ın korunmasını ve eğitimini sağlamak.
Dizide günlüklerini okuduğumuz ya da izlediğimiz diyelim Sarah Connor’ı Lena Headey canladırıyordu. Headey Hollywood’un tanınmış ama hiç 1. sınıf filmlerde esaslı roller kapamamış bir aktristi. Onu sanırım sinema severler en iyi The Cave ve The Brothers Grimm’deki rollerinden hatırlayacaklardır. John Connor rolünde ise Thomas Dekker’ı izledik. Dekker Heroes’un ilk 12 bölümünde Claire’in erkek arkadaşı Zach rolünde çıkmıştı karşımıza. Bir çok TV dizisinde çocuk ya da genç oyuncu olarak rol alan Dekker Elm Sokağı Kabusu’nun yeniden çekimini henüz tamamladı, orada Jesse rolünde izleyeceğiz kendisini. Dişi Terminator Cameron rolünde ise Summer Glau vardı. Sinamdan en iyi Serenity filmindeki River rolünden hatırlanabilecek Glau Dollhouse ve 4400 dizilerinde de geçici roller almıştı. Terminator sonrası o da şu sıralar başka projelere yönelmiş durumda. Dizide Lost’tan hatırladığımız ve şu sıralar Flash Forward’da arzı endam eden Penny yani Sonya Walger, Oz’un Ryan O’Reilly’si Dean Winters, Richard T. Jones, Brian Austin Green gibi isimler de rol almıştı.

Bilim kurgu ağırlıklı, dram yüklü ve kimi zaman ağır kimi zaman baş edilmez tempolu, flash forwardların ve sürpriz gelişmelerin sıklıkla yaşandığı, John Connor’ın nasıl o John Connor olduğunu öğrendiğimiz bir diziydi TTSCC. 1 ay önce devam etmeyeceği kesinleşti ki FOX’un en kötü kararlarından biridir bu. “Yapım maliyeti yüksek, hiç kar edemiyoruz” diyerek sıyrıldılar işin içinden. Ama en azından CBS’in Jericho’ya tanıdığı gibi bir şans tanınıp dizinin finali yapılabilirdi. 3-6 bölüm arası bir bölümde sonlandırılabilecek dizi en azından “bilim-kurgu dizisi klasikleri” payesiyle ve FOX’un dizisi olarak yerini bulurdu tarihte. Bence çok yazık oldu. 2 sezonluk hikayesi hazır, bitirin denilse kolayca bağlanacak bir diziyi heba ettiler. Bizim içinse kıymeti ve anısı bol bir dizi olarak hem arşivlerimizdeki hem de hatıralarımızdaki yerini aldı “Terminator: The Sarah Connor Chronicles”. Dizinin tanıtımı hemen aşağıda.

Yazık Oldu Bu Dizilere #4

Ekim 29, 2009, 4:30 pm | Televizyon kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Sıkı bir Terminator hayranı olarak dizinin hayata geçirileceği haberini aldıktan sonra bir hayli heyecanlanmıştım. 2 sezon her şey çok yolunda gitti ve dizi çok heyecanlı bir yerde sezon finali yaptı ama FOX’un neşteri bu kadar hayranı olan bir diziyi bile kesip atacak kadar keskindi. Yazık edilen diziler serisinde sıra “Terminator: The Sarah Connor Chronicles”ta.

Dizimiz Terminator filmi serisiyle uyum içinde bir zaman aralığında 2. filmin bittiği yerden bir kaç sene sonra 3. filmin başladığı yerden bir kaç sene öncede geçiyor. Yani özetle 2. ve 3. filmler arasındaki boşluğu dolduruyor TTSCC. Sarah Connor oğlu John Connor’la, ki bu bizim bildiğimiz insanlığın kurtarıcısı olacak çocuk, 2 yıldır halkın arasına karışmış ve huzurlu, tehlikeden uzak br hayat sürmektedirler. Sarah’ın erkek arkadaşı Charley Dixon kendisine evlilik teklif edince huzursuzluğa kapılan Sarah oğlunu da alıp ortadan kaybolmayı seçer. New Mexico’ya yerleşen ikilden John normal hayatına devam etmek ve kendini belli etmemek zorunda olduğu için liseye kayıt olur. Yeni okulunda kendisiyle çok ilgili bir genç kızla, Cameron’la tanışır. Daha birbirlerini tam anlamıyla tanımamışken okulunda bir Cromartie’nin saldırısına uğrayan John’un hayatını kurtaran Cameron’ın aslında gelecekten John’un kedisini korumak için gönderdiği yeniden programlanmış bir Terminator olduğunu öğreniriz. O bölgeden de ayrılıp aceleyle başka bir yere kaçan Connorlar ve Cameron’ın peşine FBI ajanı James Ellison takılmıştır. Seneler boyu Sarah Connor’ı bir takıntı haline getirmiş olan Ajan Ellison sadece Connor’a odaklanmış ve işi gücü bırkamış, tüm Amerika’da onu arar hale gelmiştir. Bu sırada peşlerine düşen Cromartie ve Ellison’dan kaçmaya çalışan kahramanlarımız, dünyanın makine istilasından kurtulmasının tek yolunun Sky Net’i daha yapılmadan ortadan kaldırmak olduğu düşüncesiyle hareket etmeye başlarlar. Cameron kurtuluş yolunun ne olduğunu bildiğini söyleyer ve 3’lü bir banka kasasına yerleştirilmiş olan gizli bir zaman yolculuğu aleti ile 1999’dan 2007’ye sıçrarlar. Artık önlerinde 2 hedef vardır. Sky Net’i tarihten silmek ve her ihtimale karşı Joh’ın korunmasını ve eğitimini sağlamak.
Dizide günlüklerini okuduğumuz ya da izlediğimiz diyelim Sarah Connor’ı Lena Headey canladırıyordu. Headey Hollywood’un tanınmış ama hiç 1. sınıf filmlerde esaslı roller kapamamış bir aktristi. Onu sanırım sinema severler en iyi The Cave ve The Brothers Grimm’deki rollerinden hatırlayacaklardır. John Connor rolünde ise Thomas Dekker’ı izledik. Dekker Heroes’un ilk 12 bölümünde Claire’in erkek arkadaşı Zach rolünde çıkmıştı karşımıza. Bir çok TV dizisinde çocuk ya da genç oyuncu olarak rol alan Dekker Elm Sokağı Kabusu’nun yeniden çekimini henüz tamamladı, orada Jesse rolünde izleyeceğiz kendisini. Dişi Terminator Cameron rolünde ise Summer Glau vardı. Sinamdan en iyi Serenity filmindeki River rolünden hatırlanabilecek Glau Dollhouse ve 4400 dizilerinde de geçici roller almıştı. Terminator sonrası o da şu sıralar başka projelere yönelmiş durumda. Dizide Lost’tan hatırladığımız ve şu sıralar Flash Forward’da arzı endam eden Penny yani Sonya Walger, Oz’un Ryan O’Reilly’si Dean Winters, Richard T. Jones, Brian Austin Green gibi isimler de rol almıştı.

Bilim kurgu ağırlıklı, dram yüklü ve kimi zaman ağır kimi zaman baş edilmez tempolu, flash forwardların ve sürpriz gelişmelerin sıklıkla yaşandığı, John Connor’ın nasıl o John Connor olduğunu öğrendiğimiz bir diziydi TTSCC. 1 ay önce devam etmeyeceği kesinleşti ki FOX’un en kötü kararlarından biridir bu. “Yapım maliyeti yüksek, hiç kar edemiyoruz” diyerek sıyrıldılar işin içinden. Ama en azından CBS’in Jericho’ya tanıdığı gibi bir şans tanınıp dizinin finali yapılabilirdi. 3-6 bölüm arası bir bölümde sonlandırılabilecek dizi en azından “bilim-kurgu dizisi klasikleri” payesiyle ve FOX’un dizisi olarak yerini bulurdu tarihte. Bence çok yazık oldu. 2 sezonluk hikayesi hazır, bitirin denilse kolayca bağlanacak bir diziyi heba ettiler. Bizim içinse kıymeti ve anısı bol bir dizi olarak hem arşivlerimizdeki hem de hatıralarımızdaki yerini aldı “Terminator: The Sarah Connor Chronicles”. Dizinin tanıtımı hemen aşağıda.

>2 Numaralı Kabus

Ekim 29, 2009, 12:15 pm | Cleveland Cavs, Hidayet Türkoğlu, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

http://i.cdn.turner.com/nba/nba/.element/swf/1.1/cvp/nba_embed_container.swf?context=nba&videoId=games/raptors/2009/10/28/0020900007_cle_tor_recap.nba

Şampiyonluğun en önemli adayı Cavs sezona feci kötü başlarken 2 maçta sadece 90 sayı ortalama tutturabildiler. Önce Boston’a yenildiler, tamam Celtics şampiyonluk adayı ve çok kuvvetli bir takımdı ama ya Toronto. Raptors yeni kurulan bir takım, takıma katılan 9 yeni isimle bir araya gelmeye çalışan bir oyuncu topluluğu. James sezonun ilk triple double’ını yaparken takımda 2. bir isim daha çıkmadı ki ona yardımcı olsun. Ilgauskas ve Shaq pota altında Bosh, Bargnani ve Nesterovic’li pota altına bile çok yumuşak kaldılar. Mo-Will kafasına göre takılmaya devam etti. Parker biraz olsun sorumluluk alabileceğini gösteren tek isimdi ama James’e omuz çıkamadı. Suratlardaki ifadeler şaşkındı Cavs’te. Acaba bu James’in son sezonu olma yolunda ilerleyen bir senaryonun ilk 2 sayfası mı?

Toronto Triano yönetiminde geçen seneki Magic gibi oynuyor. Ancak 2 farkla. Birincisi pota altında Bosh-Bargnani gibi şutu da olan 2 uzuna sahip olmaları onları savunulması zor bir takım yaparken bu 2 uzunun yumuşaklığı pota altında hem savunma hem de hücumda azaltıyor. Gerçi dün gece Cavs’e sert bile kaldılar ya neyse. 2. fark ise Calderon ve Jack’in önce pası düşünen yapıdaki gardlar olmaları. Geçen sezon Nelson’ın bu felsefeyle oynadığı maçlarda Magic’i sürükleyen isim olmuş ama sayı atma isteği ile kavrulduğu maçlarda Magic’i yakan isim olmuştu. 2 takımın geçen seneyle ortak bir diğer noktası ise Hidayet. Hidayet kolay dağılabilen Toronto da tutkal görevi göreceğini gösterdi bu ilk maçta. Arkadaşları iyi şut atarken ve sıcakken sadece onlara servis yapan, dengeler bozulup ihtiyaç duyulduğunda devreye girip bir drive bir şutla işleri yoluna koyan adam pozisyonunda Hidayet ve yüzünden anlaşıldığı kadarıyla da çok ama çok mutlu hem yeni takımından hem rolünden. 12 sayı 7 ribaunt 3 asist ve 3 blokla oynadı ve yine kadar çok yönlü bir oyuncu olduğunu gösterdi temsilcimiz. Üstelik önemli bir süre boyunca da Lebron James’in savunmasını yapan adamdı.

Cavs’in şampiyonluk için acilen içinde bulunduğu psikolojiden çıkması gerek. Toronto oyuncuları ise neler yapabileceklerini görmüş olmanın morali ve motivasyonu ile inanarak devam etmeli yoluna.

2 Numaralı Kabus

Ekim 29, 2009, 12:15 pm | Cleveland Cavs, Hidayet Türkoğlu, NBA, Toronto Raptors kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
http://i.cdn.turner.com/nba/nba/.element/swf/1.1/cvp/nba_embed_container.swf?context=nba&videoId=games/raptors/2009/10/28/0020900007_cle_tor_recap.nba

Şampiyonluğun en önemli adayı Cavs sezona feci kötü başlarken 2 maçta sadece 90 sayı ortalama tutturabildiler. Önce Boston’a yenildiler, tamam Celtics şampiyonluk adayı ve çok kuvvetli bir takımdı ama ya Toronto. Raptors yeni kurulan bir takım, takıma katılan 9 yeni isimle bir araya gelmeye çalışan bir oyuncu topluluğu. James sezonun ilk triple double’ını yaparken takımda 2. bir isim daha çıkmadı ki ona yardımcı olsun. Ilgauskas ve Shaq pota altında Bosh, Bargnani ve Nesterovic’li pota altına bile çok yumuşak kaldılar. Mo-Will kafasına göre takılmaya devam etti. Parker biraz olsun sorumluluk alabileceğini gösteren tek isimdi ama James’e omuz çıkamadı. Suratlardaki ifadeler şaşkındı Cavs’te. Acaba bu James’in son sezonu olma yolunda ilerleyen bir senaryonun ilk 2 sayfası mı?

Toronto Triano yönetiminde geçen seneki Magic gibi oynuyor. Ancak 2 farkla. Birincisi pota altında Bosh-Bargnani gibi şutu da olan 2 uzuna sahip olmaları onları savunulması zor bir takım yaparken bu 2 uzunun yumuşaklığı pota altında hem savunma hem de hücumda azaltıyor. Gerçi dün gece Cavs’e sert bile kaldılar ya neyse. 2. fark ise Calderon ve Jack’in önce pası düşünen yapıdaki gardlar olmaları. Geçen sezon Nelson’ın bu felsefeyle oynadığı maçlarda Magic’i sürükleyen isim olmuş ama sayı atma isteği ile kavrulduğu maçlarda Magic’i yakan isim olmuştu. 2 takımın geçen seneyle ortak bir diğer noktası ise Hidayet. Hidayet kolay dağılabilen Toronto da tutkal görevi göreceğini gösterdi bu ilk maçta. Arkadaşları iyi şut atarken ve sıcakken sadece onlara servis yapan, dengeler bozulup ihtiyaç duyulduğunda devreye girip bir drive bir şutla işleri yoluna koyan adam pozisyonunda Hidayet ve yüzünden anlaşıldığı kadarıyla da çok ama çok mutlu hem yeni takımından hem rolünden. 12 sayı 7 ribaunt 3 asist ve 3 blokla oynadı ve yine kadar çok yönlü bir oyuncu olduğunu gösterdi temsilcimiz. Üstelik önemli bir süre boyunca da Lebron James’in savunmasını yapan adamdı.

Cavs’in şampiyonluk için acilen içinde bulunduğu psikolojiden çıkması gerek. Toronto oyuncuları ise neler yapabileceklerini görmüş olmanın morali ve motivasyonu ile inanarak devam etmeli yoluna.

>Orlando Magic – Philadelphia 76ers

Ekim 29, 2009, 10:45 am | NBA, Uncategorized kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>İlk maç ilk galibiyet hem de beklenin aksine hiç mi hiç zorlanmadan. Daha 2. çeyrekte koptu maç. SVG’nin geçen sene oturttuğu bir alışkanlıkla ilk devrede koparmaya çalıştı Magic maçı ve son derece başarılı oldu. SVG son 2 hazırlık maçında verdiği sinyallerle kısa beş oynatacağını göstermişti. Bass’in sertliğini Howard kenardayken kullanmak düşüncesini hayata geçirdi Van Gundy ve Ryan Anderson’lı bir beş kullandı. Kısa forvet pozisyonunda ise Pietrus beklediğimiz gibi sahaya çıkan isim oldu. Bu maçta artık net bir şekilde ortaya çıktı ki Magic bu sene de şuta dayalı bir takım olacak ve geçen sene Hidayet’in üstlendiği takımı sırtlama işini Carter gerçekleştirecek. Kullanılan şutlardan üçte birinden fazlası yine 3 sayılık oldu. Özellikle Anderson Lewis’in yokluğunda nokta şutör olarak kullanacak üçlükleri. Daha ilk maçta 7’de 4 atması çok önemli bir başlangıç oldu. Vücut ve genişlik olarak tam bir 4 numara değil Anderson ama 3 numara da değil, tabiri caizse 3,5 numara, yani geçen seneki Lewis 10 maçlığına Anderson. İlk maç itibariyle çok iyi hücum edilse, Nelson ve Carter doğru şutlar seçip topu paylaşsa ve Howard’a yeterince top inse de takım savunmasında halen bazı eksikler var. Özellikle J-Will sahadayken oyun kurucular adeta fink atıyor yarı sahamızda. Yine de fazla abartmayalım, sonuçta çok güzel bir sezon başlangıcı ve güven kazancı oldu bu maç.

Bir de buradan Sevgili Mehmet İstanbullu’ya sevgilerimi gönderiyor, geçmiş olsun diyorum. Anladı o 🙂

http://i.cdn.turner.com/nba/nba/.element/swf/1.1/cvp/nba_embed_container.swf?context=nba&videoId=games/magic/2009/10/28/0020900006_phi_orl_recap.nba

Orlando Magic – Philadelphia 76ers

Ekim 29, 2009, 10:45 am | NBA, Orlando Magic, Philadelphia 76ers kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

İlk maç ilk galibiyet hem de beklenin aksine hiç mi hiç zorlanmadan. Daha 2. çeyrekte koptu maç. SVG’nin geçen sene oturttuğu bir alışkanlıkla ilk devrede koparmaya çalıştı Magic maçı ve son derece başarılı oldu. SVG son 2 hazırlık maçında verdiği sinyallerle kısa beş oynatacağını göstermişti. Bass’in sertliğini Howard kenardayken kullanmak düşüncesini hayata geçirdi Van Gundy ve Ryan Anderson’lı bir beş kullandı. Kısa forvet pozisyonunda ise Pietrus beklediğimiz gibi sahaya çıkan isim oldu. Bu maçta artık net bir şekilde ortaya çıktı ki Magic bu sene de şuta dayalı bir takım olacak ve geçen sene Hidayet’in üstlendiği takımı sırtlama işini Carter gerçekleştirecek. Kullanılan şutlardan üçte birinden fazlası yine 3 sayılık oldu. Özellikle Anderson Lewis’in yokluğunda nokta şutör olarak kullanacak üçlükleri. Daha ilk maçta 7’de 4 atması çok önemli bir başlangıç oldu. Vücut ve genişlik olarak tam bir 4 numara değil Anderson ama 3 numara da değil, tabiri caizse 3,5 numara, yani geçen seneki Lewis 10 maçlığına Anderson. İlk maç itibariyle çok iyi hücum edilse, Nelson ve Carter doğru şutlar seçip topu paylaşsa ve Howard’a yeterince top inse de takım savunmasında halen bazı eksikler var. Özellikle J-Will sahadayken oyun kurucular adeta fink atıyor yarı sahamızda. Yine de fazla abartmayalım, sonuçta çok güzel bir sezon başlangıcı ve güven kazancı oldu bu maç.

Bir de buradan Sevgili Mehmet İstanbullu’ya sevgilerimi gönderiyor, geçmiş olsun diyorum. Anladı o 🙂

http://i.cdn.turner.com/nba/nba/.element/swf/1.1/cvp/nba_embed_container.swf?context=nba&videoId=games/magic/2009/10/28/0020900006_phi_orl_recap.nba

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.