>Aman Dikkat Ümit Özat!

Ağustos 13, 2009, 6:47 pm | Futbol, Hayat, ozhano, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>FC Köln’de antrenör olarak görev yapan Ümit Özat takımın bu akşamki antremanında tekrar fenalaşarak yere yığılmış ve acilen hastanesine kaldırılmış. Futbolu bırakmasına neden olan o üzücü olay sonrasında kalbini çok yormaması gerektiği kendisine iletilen eski milli futbolcu bir sıkıntı olmayacağını düşündü ki takımdaki futbolcularla çift kalede oynamış, tabi kendisini hala eski sağlıklı Ümit Özat gibi gördü, kalbini gereğinden fazla zorladı, sonucunda bizi ve tabiki de kendisini sevenleri tekrar üzdü.

Çobansalata ailesi olarak kendisine acil şifalar diliyoruz. Aman dikkat be abicim! Tamam anlıyorum futbola kalpten bağlısın ve ayrılmak zor geliyor ama olmuyor işte. Yorum yap, takıl işte Türkiye’de futbol dünyasında. Kimler yorum yapmıyor ki bu alemde sen hayli hayli yaparsın. Bırak antrenörlük yapmayı, halı sahada maç yapman bile tehlikeli görünene göre senin ve bunu ailesi çoluğu çocuğu olan bir insan olarak sen daha iyi bilmelisin. Ne diyelim tekrar acil şifalar.

Reklamlar

Aman Dikkat Ümit Özat!

Ağustos 13, 2009, 6:47 pm | Futbol, Hayat, ozhano, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

FC Köln’de antrenör olarak görev yapan Ümit Özat takımın bu akşamki antremanında tekrar fenalaşarak yere yığılmış ve acilen hastanesine kaldırılmış. Futbolu bırakmasına neden olan o üzücü olay sonrasında kalbini çok yormaması gerektiği kendisine iletilen eski milli futbolcu bir sıkıntı olmayacağını düşündü ki takımdaki futbolcularla çift kalede oynamış, tabi kendisini hala eski sağlıklı Ümit Özat gibi gördü, kalbini gereğinden fazla zorladı, sonucunda bizi ve tabiki de kendisini sevenleri tekrar üzdü.

Çobansalata ailesi olarak kendisine acil şifalar diliyoruz. Aman dikkat be abicim! Tamam anlıyorum futbola kalpten bağlısın ve ayrılmak zor geliyor ama olmuyor işte. Yorum yap, takıl işte Türkiye’de futbol dünyasında. Kimler yorum yapmıyor ki bu alemde sen hayli hayli yaparsın. Bırak antrenörlük yapmayı, halı sahada maç yapman bile tehlikeli görünene göre senin ve bunu ailesi çoluğu çocuğu olan bir insan olarak sen daha iyi bilmelisin. Ne diyelim tekrar acil şifalar.

>Uğur Meleke ve Milli Takım Gerçeği

Ağustos 13, 2009, 3:12 pm | Futbol, Milli Takım kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>“…Eğer Euro 2012 ve Dünya Kupası 2014 elemelerine üçüncü torbadan girersek, Türk futbolunun 15 yıllık yükseliş dönemi bitmiş, gerileme devri çoktan başlamış demektir, bilesiniz…”

Şu yukarıdaki cümleyle biten yazıyı mutlaka okuyun diyorum, başka bir şey de demiyorum!

Uğur Meleke ve Milli Takım Gerçeği

Ağustos 13, 2009, 3:12 pm | Futbol, Milli Takım kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

“…Eğer Euro 2012 ve Dünya Kupası 2014 elemelerine üçüncü torbadan girersek, Türk futbolunun 15 yıllık yükseliş dönemi bitmiş, gerileme devri çoktan başlamış demektir, bilesiniz…”

Şu yukarıdaki cümleyle biten yazıyı mutlaka okuyun diyorum, başka bir şey de demiyorum!

>Fenerbahçe’nin Baronları

Ağustos 13, 2009, 2:22 pm | Fenerbahçe, Futbol, ozhano, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Alex De Souza: Polat Alemdar
Emre Belözoğlu: Memati
Semih Şentürk: Abdülhey
Roberto Carlos: Güllü Erhan

Rize Stadı’nın açılış maçında ülkemizde ve Asya’da futbol aleminin “Stad Açıcısı”olarak ün yapan Fenerbahçe ile Ç.Rizespor karşı karşıya geldi. Maç, Fenerbahçe açısından yedeklerin denenmesi, Rizespor için Fenerbahçe üzerinden maddi kar olmasından başka anlamı olmayan bir maçtı. Maçta kameralar Fenerbahçe bench’inin yanına döndüğünde gerçekten Fener’in ilahları yanyana ortaya çıktılar. Fenerbahçe, Başbakan maça gelip açılışı yapacak diye sanırım yöneticisinden, idari heyetine, maç kadrosunda olmayanlardan, neredeyse paf takımına kadar herkes iştirak etmiş. Acaba R. Tayyip Erdoğan o maça gelmemiş ya da açılışını yapmamış olsaydı Aziz Bey yine kabul eder miydi bu açılış maçını? Malum maç neredeyse bir TSL maçı kıvamında geçti, kıran kırana. Maçta ilk dakikalarda M. Topuz yerden bile kalkamadı. Tabi işin bir de mideleri bulandırabilecek yönü var ki tüm yöneticilerin ki, bunların hepsi holding sahibi ensesi kalın iş adamları, maça gelen bakanların ya da özel kalemlerin yanında sıralanmasının başka sebepleri de var mıdır acaba :D.

Fenerbahçe’nin Baronları

Ağustos 13, 2009, 2:22 pm | Fenerbahçe, Futbol, ozhano, TSL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
Alex De Souza: Polat Alemdar
Emre Belözoğlu: Memati
Semih Şentürk: Abdülhey
Roberto Carlos: Güllü Erhan

Rize Stadı’nın açılış maçında ülkemizde ve Asya’da futbol aleminin “Stad Açıcısı”olarak ün yapan Fenerbahçe ile Ç.Rizespor karşı karşıya geldi. Maç, Fenerbahçe açısından yedeklerin denenmesi, Rizespor için Fenerbahçe üzerinden maddi kar olmasından başka anlamı olmayan bir maçtı. Maçta kameralar Fenerbahçe bench’inin yanına döndüğünde gerçekten Fener’in ilahları yanyana ortaya çıktılar. Fenerbahçe, Başbakan maça gelip açılışı yapacak diye sanırım yöneticisinden, idari heyetine, maç kadrosunda olmayanlardan, neredeyse paf takımına kadar herkes iştirak etmiş. Acaba R. Tayyip Erdoğan o maça gelmemiş ya da açılışını yapmamış olsaydı Aziz Bey yine kabul eder miydi bu açılış maçını? Malum maç neredeyse bir TSL maçı kıvamında geçti, kıran kırana. Maçta ilk dakikalarda M. Topuz yerden bile kalkamadı. Tabi işin bir de mideleri bulandırabilecek yönü var ki tüm yöneticilerin ki, bunların hepsi holding sahibi ensesi kalın iş adamları, maça gelen bakanların ya da özel kalemlerin yanında sıralanmasının başka sebepleri de var mıdır acaba :D.

>2012 – Beklemedeyiz

Ağustos 13, 2009, 10:26 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>http://www.traileraddict.com/emd/11768

2012 – Beklemedeyiz

Ağustos 13, 2009, 10:26 am | Sinema kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

http://www.traileraddict.com/emd/11768

>Tükenen Adam

Ağustos 13, 2009, 9:06 am | Futbol, Milli Takım, Ukrayna kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Dün gece uzun bir aradan sonra Shevchenko’yu izleme fırsatı yakaladık. Buna sevinecek miyiz üzülecek miyiz dün akşamki maçtan sonra karar veremiyor insan. Onu 90 dakika sahada görmeyi unutmuştuk bir kaç sezondur. Milan’daki Shevchenko bir başkaydı, tek başına takımdı, simgeydi, idoldü. Onun forması en çok satılan formaydı senelerce, ona dayanabilecek defans yoktu o sert ligde. Avrupa’ya çıktı mı sarsardı ortalığı. Bizim için hoş bir anı olmasa da Fenerbahçe’ye attığı 4 golle Avrupa Kupaları zirvesi yapmış, en iyi aktif forvet payesini bile almıştı neredeyse. Sonra o talihsiz karar. Chelsea’ye atılan imza ve başaşağı düşüş. Kiev yıllarını hesaba katmadan direk Milan kariyerini düşündüğümüzde karşımızda 296 resmi maçta 173 gol atmış ve bunların 37’sini Avrupa Kupaları’nda kaydetmiş bir yıldız çıkıyor. Bu büyük yıldız İngiltere’ye tansfer olduktan sonra ise 2 sezoda çıktığı 75 resmi maçta sadece 22 gol atabiliyor ki bu gollerin sadece 9’u ligde. Düşüş içindeki Milan eski dosta sarılıyor ve Chelsea’den onu 1 sezonluğuna kiralıyor. Büyük umutlarla gelen Sheva’nın üzerinde sanki bir ölü toprağı var, 2 sene evvelinin sezonluk 25-30 gol ortalama ile oynayan yıldızı ligde siftah yapamazken 1’i İtalya Kupası diğeri Avrupa maçı olmak üzere sadece 2 maçta gol sevinci yaşayabiliyor, hem de yalnızca 26 resmi maçta forma bulabiliyor, üstüne üstlük bu maçların çoğunda da ilk 11’e girmeyi başaramadığı için oyuna sonradan dahil oluyor.

Dün gece özlediğimiz Shevchenko’yu aradık sahada. Fuleli, atik, bitirici, birleştirici adamı. Ama sadece aradık. 4 sene önce madara ettiği Servet’i bir kez bile geçemedi, ne kafa topu alabildi ne doğru düzgün şut çıkarabildi, kendi bir şey üretemediği gibi arkadaşlarını da beslemedi, kendi göstermeye çalışan ama potansiyeli olmayan gençler gibiydi sahada. Bir kaç yıl öncesinin arkasından yetişemeyen ağır adamı Servet ise Sheva tükenirken büyümüştü adeta. Gitti golünü yazdı, adam geçirmedi. Şimdi arşivden çıkarıp o 4 gollü maçın üzerine şu dünkü maçı tekrar seyretsek söyleyeceğimiz tek şey “Shevchenko bitmiş” olurdu. Bitmediyse de bitmek üzere, hem psikolojik hem fiziksel olarak Shevchenko’dan geriye pek bir şey kalmamış, ne yazık ki Dünya futbolu bir değerini daha kaybetmek üzere.

Tükenen Adam

Ağustos 13, 2009, 9:06 am | Futbol, Milli Takım, Ukrayna kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Dün gece uzun bir aradan sonra Shevchenko’yu izleme fırsatı yakaladık. Buna sevinecek miyiz üzülecek miyiz dün akşamki maçtan sonra karar veremiyor insan. Onu 90 dakika sahada görmeyi unutmuştuk bir kaç sezondur. Milan’daki Shevchenko bir başkaydı, tek başına takımdı, simgeydi, idoldü. Onun forması en çok satılan formaydı senelerce, ona dayanabilecek defans yoktu o sert ligde. Avrupa’ya çıktı mı sarsardı ortalığı. Bizim için hoş bir anı olmasa da Fenerbahçe’ye attığı 4 golle Avrupa Kupaları zirvesi yapmış, en iyi aktif forvet payesini bile almıştı neredeyse. Sonra o talihsiz karar. Chelsea’ye atılan imza ve başaşağı düşüş. Kiev yıllarını hesaba katmadan direk Milan kariyerini düşündüğümüzde karşımızda 296 resmi maçta 173 gol atmış ve bunların 37’sini Avrupa Kupaları’nda kaydetmiş bir yıldız çıkıyor. Bu büyük yıldız İngiltere’ye tansfer olduktan sonra ise 2 sezoda çıktığı 75 resmi maçta sadece 22 gol atabiliyor ki bu gollerin sadece 9’u ligde. Düşüş içindeki Milan eski dosta sarılıyor ve Chelsea’den onu 1 sezonluğuna kiralıyor. Büyük umutlarla gelen Sheva’nın üzerinde sanki bir ölü toprağı var, 2 sene evvelinin sezonluk 25-30 gol ortalama ile oynayan yıldızı ligde siftah yapamazken 1’i İtalya Kupası diğeri Avrupa maçı olmak üzere sadece 2 maçta gol sevinci yaşayabiliyor, hem de yalnızca 26 resmi maçta forma bulabiliyor, üstüne üstlük bu maçların çoğunda da ilk 11’e girmeyi başaramadığı için oyuna sonradan dahil oluyor.

Dün gece özlediğimiz Shevchenko’yu aradık sahada. Fuleli, atik, bitirici, birleştirici adamı. Ama sadece aradık. 4 sene önce madara ettiği Servet’i bir kez bile geçemedi, ne kafa topu alabildi ne doğru düzgün şut çıkarabildi, kendi bir şey üretemediği gibi arkadaşlarını da beslemedi, kendi göstermeye çalışan ama potansiyeli olmayan gençler gibiydi sahada. Bir kaç yıl öncesinin arkasından yetişemeyen ağır adamı Servet ise Sheva tükenirken büyümüştü adeta. Gitti golünü yazdı, adam geçirmedi. Şimdi arşivden çıkarıp o 4 gollü maçın üzerine şu dünkü maçı tekrar seyretsek söyleyeceğimiz tek şey “Shevchenko bitmiş” olurdu. Bitmediyse de bitmek üzere, hem psikolojik hem fiziksel olarak Shevchenko’dan geriye pek bir şey kalmamış, ne yazık ki Dünya futbolu bir değerini daha kaybetmek üzere.

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.