>Aragones Gitti Daum Anca Geldi

Ağustos 11, 2009, 11:21 pm | Fenerbahçe, Futbol, ilginç, ozhano, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Üç gün önce şurada ligtv’nin web sitesinde halen daha t.d. bölümünde Luis Aragones olduğunu belirtmiştik. Değiştirmişler, anca akıllarına geldi sanırım ama yine de yapanın ellerine sağlık.

Buradan bakabilirsiniz.

Reklamlar

>Criss Angel #4 – Hastasıyız!

Ağustos 11, 2009, 10:18 pm | Acayip İşler, Criss Angel, Televizyon kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

>

Criss Angel #3 – Hastasıyız!
Criss Angel #2 – Hastasıyız!
Criss Angel #1 – Hastasıyız!

Criss Angel #4 – Hastasıyız!

Ağustos 11, 2009, 10:18 pm | Acayip İşler, Criss Angel, Televizyon kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Criss Angel #3 – Hastasıyız!
Criss Angel #2 – Hastasıyız!
Criss Angel #1 – Hastasıyız!

>Biri Bana Bunun Anlamını Açıklasın!

Ağustos 11, 2009, 5:53 pm | Blog kategorisinde yayınlandı | 8 Yorum

>Dün yazdığımız ve blog portalları ile ilgili kararımızı duyurduğumuz Çoban Salata’nın Kararı adlı gönderimizden sonra çok enteresan bir olayla karşılaştık. Hemen yukarıda gördüğünüz resim dün gece benim bilgisayarımdan alınmış bir ekran grüntüsüdür. Gece 01:30 civarında alınan bu görüntüde Çoban Salata bloguna kimin nereden geldiğinin gösterildiği Referrals bölümünü görmekteyiz. Ekseriyetle bize link veren ve bizim henüz bilmediğimiz, fark edemediğimiz blogları buradan tespit edip paylaşıma gidiyoruz keza, o yüzden güne 2-3 kere bakarız buraya. Dikkat edilirse Tribün Dergi forumundan üst üste 2 adet misafirin bloga geldiği aşikar. Bu ziyaretler gece 01:00 civarı gerçekleşmiş. Ben 01:30 civarı merak edip bu linke tıklıyor ve hangi sebeple o forumdan bize link verildiğini öğrenmek istiyorum. Ancak o an itibariyle 6 sayfa olan forumda bizim blogla ilgili tek bir emare yok. Garibime gidiyor, aklıma ilk gelen buraya bizimle ilgili bir üye tarafından iyi veya kötü bir şey yazıldı ve yönetici tarafından fazla vakit geçmeden kaldırıldı oluyor. Ancak ekran görüntüsünü almayı ihmal etmiyorum ve aklım daha ziyade iyi bir şey yazıldı ve kaldırıldı da kalıyor. Sabah işe geldiğimde ozhano ile konuyu paylaşıyorum, o da bana aynen benim yaşadıklarımı anlatıyor ve fikri de benim gibi. Fazla önemsemiyoruz konuyu ve işimize bakıyoruz. Boş vaktimiz oldukça, işten sıkılınca soluklanma ve deşarj amaçlı bir kaç post atıyoruz. Sonra az önce bir de bakıyorum ki Çoban Salata’nın kararı gönderisinde Vermante’s Blog‘un sahibi Semih’ten bir mesaj var. Virgülüne dokunmadan koyalım:

“Olaya bakın.Tribün Dergi’ye üyeliğim vardı ve burada blog idman yurdunun topici var.Oraya bu postun linkini yazdım ve ‘ben çoban salata’nın yanındayım ve aranızdan birçok kişide yanımızda olacaktır’ diye bir mesaj yazmıştım.Az önce siteye girdim ve topice baktım.İlk önce benim mesajı göremedim,sonra üye girişi yapmağı denedim,birde ne göreyim?

BAN! :):) Çok komik bunlar yahu.”

Şimdi rica ediyorum biri bana bunun anlamını açıklasın! Ne demek bu Allah aşkına!?! Fazla uzatmadan düşündüklerimi söyleyeyim ben de kenara çekileyim, belki biri açıklama yapmak için uğrar.

Bunun adı ayıptır. Yapılan şeyin hakaretten başka bir açıklaması yoktur. Bir anda tekere çomak sokan adam olduk aldığımız kararla. Önleri açık olsun diyorum ben sadece. Sen de sevin bence Semih, öylesi kartelleşmeye doğru giden bir oluşumun içinde olmaktansa, biribirini anlayan günlükçüler olarak yaptığımızdan haz almaya devam ederiz.

Kimse buradan biy üyesi blogları kötülediğim sonucunu da çıkarmasın, düşündüğüm sadece bu işin birilerini maddi tatmine götürecek yola girdiği, blog sahiplerinin de istemeden ve haberleri dahi olmadan buna alet olduğudur.

Semih’in dediği gibi komik mi bunlar yoksa başka bir adı mı var, bilen söylesin lütfen.

>Tercümanın Böylesi

Ağustos 11, 2009, 1:33 pm | Futbol, ozhano, Trabzonspor, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

http://www.youtube.com/get_player

Trabzonspor’un Sivasspor maçında Ceyhun Gülselam’ın ayağından gelen ikinci golden sonra tercüman Halil Yazıcıoğlu’nun sevinci çok hoşuma gitti gerçekten. Hugo Broos da bu sabah antremanda onun gol sevincini taklit etmiş tüm takım yarılmış gülmekten. Hatta Hugo Broos’un golden çok onun haline güldüğünü bile düşünüyorum. Ceyhun Gülselam bile golü atınca onun kadar sevinmemiş.

Bu ayrıntıdan şuna geçmek istiyorum: Sezon başlamadan önce Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş çok ön planda olduğu için gerektiği kadar ön plana çıkamadı Trabzonspor ama görüyorum ki takım içinde tercümanından teknik direktörüne, futbolcusuna kadar herkeste bir kenetlenme apaçık görülüyor. Ancak en büyük tehlikeleri alınabilecek olumsuz sonuçlardan sonra hemen takıma sallamaya başlayacak olan Trabzonsporlu olduklarını iddia eden sığ düşünceli taraftarlar. Bu takım kendine güveniyor, Hugo Broos gördüğüm kadarıyla babacan tavırlı, takım tarafından seviliyor, taraftar ise tamam sabırsız zaten Karadenizli biri olarak başka başka bir duygu beklemem. Ama Trabzonspor’a zarar verirse bu sabırsızlık zarar verir.

Neyse konumuza geri dönelim. Halil Yazıcıoğlu. İstanbul doğumlu. Eski Radikal yazarı. 25 yaşında. İngilizce, İspanyolca, Fransızca, Portekizce biliyor. Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Sinema-Tv. modülü mezunu. Çalıştığı takımı için bu kadar sevinen bir adamın kıyısından köşesinden CV’sinde Galatasaray adının geçmesine çok sevindim.
Bu adam öyle bir Trabzonsporlu ki ya da çalıştığı takıma o kadar gönülden bağlı ki bir maçta kendisi taraftar zannedilip stad görevlileri tarafından tribüne çıkarılmak istenmiş. Sivas maçındaki halini göz önünde bulundurursak stad görevlilerine de kızmamak lazım.

Sonuç olarak bu sezon takımın en renkli siması ne Song ne Yattara ne de bir başkası olacak. Ligtv Trabzonspor’un attığı her golden sonra Trabzon kenar yönetimini ve özellikle Halil’i göstereceğinden eminim. Ne diyelim, Allah her takıma böyle çalıştığı takım için yüreğini ortaya koyan tercümanlar nasip etsin.

Tercümanın Böylesi

Ağustos 11, 2009, 1:33 pm | Futbol, ozhano, Trabzonspor, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
http://www.youtube.com/get_player

Trabzonspor’un Sivasspor maçında Ceyhun Gülselam’ın ayağından gelen ikinci golden sonra tercüman Halil Yazıcıoğlu’nun sevinci çok hoşuma gitti gerçekten. Hugo Broos da bu sabah antremanda onun gol sevincini taklit etmiş tüm takım yarılmış gülmekten. Hatta Hugo Broos’un golden çok onun haline güldüğünü bile düşünüyorum. Ceyhun Gülselam bile golü atınca onun kadar sevinmemiş.

Bu ayrıntıdan şuna geçmek istiyorum: Sezon başlamadan önce Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş çok ön planda olduğu için gerektiği kadar ön plana çıkamadı Trabzonspor ama görüyorum ki takım içinde tercümanından teknik direktörüne, futbolcusuna kadar herkeste bir kenetlenme apaçık görülüyor. Ancak en büyük tehlikeleri alınabilecek olumsuz sonuçlardan sonra hemen takıma sallamaya başlayacak olan Trabzonsporlu olduklarını iddia eden sığ düşünceli taraftarlar. Bu takım kendine güveniyor, Hugo Broos gördüğüm kadarıyla babacan tavırlı, takım tarafından seviliyor, taraftar ise tamam sabırsız zaten Karadenizli biri olarak başka başka bir duygu beklemem. Ama Trabzonspor’a zarar verirse bu sabırsızlık zarar verir.

Neyse konumuza geri dönelim. Halil Yazıcıoğlu. İstanbul doğumlu. Eski Radikal yazarı. 25 yaşında. İngilizce, İspanyolca, Fransızca, Portekizce biliyor. Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Sinema-Tv. modülü mezunu. Çalıştığı takımı için bu kadar sevinen bir adamın kıyısından köşesinden CV’sinde Galatasaray adının geçmesine çok sevindim.
Bu adam öyle bir Trabzonsporlu ki ya da çalıştığı takıma o kadar gönülden bağlı ki bir maçta kendisi taraftar zannedilip stad görevlileri tarafından tribüne çıkarılmak istenmiş. Sivas maçındaki halini göz önünde bulundurursak stad görevlilerine de kızmamak lazım.

Sonuç olarak bu sezon takımın en renkli siması ne Song ne Yattara ne de bir başkası olacak. Ligtv Trabzonspor’un attığı her golden sonra Trabzon kenar yönetimini ve özellikle Halil’i göstereceğinden eminim. Ne diyelim, Allah her takıma böyle çalıştığı takım için yüreğini ortaya koyan tercümanlar nasip etsin.

>Hasan Şaş

Ağustos 11, 2009, 1:01 pm | Futbol, Galatasaray kategorisinde yayınlandı | 8 Yorum

>

Aşağıdaki sözler TRT’de yorumculuğa başlayan Hasan Şaş’tan. Hakan Şükür’ün geçtiğimiz günlerde yapmış olduğu açıklamalar ciddi tepki çekmiş, “Hasan Şaş’a neler yapıldı adama yine de Galatasaray’a vefasından susuyor” denilmişti. Şükür’ü bir çırpıda “yediği kaba pisliyor” deyip Galatasaray düşmanı ilan edenler bakalım Hasan Şaş için neler diyecekler. Özellikle de Sevgili Chao Grey‘e soruyorum: Hakan Şükür’ün yaptığı yediği kaba pislemekse, Hasan Şaş’ın yaptığı nedir?

Televizyon yorumculuğuna başlayan Şaş, ilk programında G.Saray’ı bombardımana tuttu.

1- “G.Saray çok güçlendi. Lig şampiyonluğu başarı sayılmaz, UEFA’yı kazanmak zorundalar”

2- “Transfere parayı nasıl buluyorlar bilmem. Herhalde bizden sonra Florya’da petrol bulundu”

3- “Ben 11 sene G.Saray forması giydim kaptanlık vermediler. Takımda en eskisi de bendim”

4- “Aziz Yıldırım, F.Bahçe için büyük bir şanstır. Onun icraatlarını beğeniyor ve destekliyorum”

Kaynak burada

>Lost, Fringe ve House Yeni Sezon Tarihleri

Ağustos 11, 2009, 9:54 am | Televizyon kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>

17 Eylül 2009
Bölüm Adı “Eski Şehirde Yeni Bir Gün”

21 Eylül 2009
Bölüm Adı Henüz Belirlenmemiş

Ocak Sonu 2010
Bölüm Adı Henüz Belirlenmemiş

>Coucerio ve Düşündürdükleri

Ağustos 11, 2009, 8:21 am | Futbol, gazete, Gaziantepspor, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>“Gaziantep’e ilk geldiğinizde Atatürk’e olan hayranlığınızı dile getirmiştiniz..

Atatürk’e devlet adamlığı ve liderlik vasıflarından dolayı büyük bir hayranlık duyuyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk, işgal edilen ülkesini eşine az rastlanan bir liderlik ile kurtarıyor. Atatürk’ü daha iyi anlamak ve tanıyabilmek için kitaplarını okuyorum. Geçen sezon Ankara deplasmanına gittiğimizde çok az bir süremiz vardı Anıtkabir’e gittim gördüm fazla kalamadım ama tekrar gitmeyi çok istiyorum. Bir de İstanbul’a Atatürk’ün öldüğü Dolmabahçe Sarayı’nı görmeyi istiyorum. Halka açık bir yer olduğunu biliyorum o yüzden geniş bir zamanda hem Anıtkabir’i hem de Dolmabahçe Sarayı’nı görmeyi istiyorum.”

Yukarıdaki satırlar Gülşah Erkaya’nın Hürriyet Gazetesi’ndeki röportajından. Röportajın genelinde Couceiro’nun nasıl bir insan olduğunu çözüyorsunuz zaten. Özetle Türk futbolcusunun daha amatör olduğunu ve işini kalpten yaptığını ancak yine de Portekiz futbolunun bizden biraz daha ileride olduğunu söylüyor. Asıl önemli olan konu futbolumuzdaki en büyük eksiklerden biri olan okumak, araştırmak ve kişisel gelişim üzerine. Bırakın yurt dışında çalışan teknik direktörlerimizi, futbolcularımızı, halen oynadıkları takımın bulunduğu ildeki kültürel zenginliğin z’sini bilmeyen, Türk tarihinden habersiz onlarca teknik adam ve futbolcu cirit atıyor liglerimizde. 8-10 yaşında çocuklar futbolla yatıp futbolla kalkmaya başlıyorlar, yolu profesyonelliğe doğru gidenler okulları ihmal edip, sporcu torpiliyle lise diploması alıp eğitim-öğretim’den nasibini almadan sporcu oluyorlar. Yetmiyor aynı adamlar aktif spor hayatlarının sonuna gelince bir de teknik direktör, antrenör olup tüm birikimlerini (!) yeni nesillere aktarıyorlar. Sonuç; kitap okumayan, gazetelerin spor sayfalarından başka yerlerine bakma ihtiyacı hissetmeyen, tüm antrenman ve müsabaka dışı zamanları Play Station önünde geçiren, ilerleme, yurt dışına açılma ihtimali olsa bile kolaya kaçıp tek kelime yabancı dil öğrenmeyen adamlar topluluğu.

Couceiro Gaziantep şehri ve takımı için önemli bir şans. Sabredilir ve adamdan feyz alınmaya çalışılırsa hep birlikte yükselirler. En azından ben öyle hissediyorum ve Türk futbolundaki bayağılıktan sıkılan bir sporsever olarak ümit ediyorum.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.