>Aman Gaza Gelmeyelim!

Ağustos 6, 2009, 10:22 pm | Futbol, Galatasaray, ozhano, UEFA Avrupa Ligi kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum

> Galatasaray 6-0 M. Netanya

1. Netanya zayıf bir ekip bile değil.

2. Herhangi bir oyuncumuz sakatlanmadan maçı bitirmemiz benim için skordan daha önemli.

3. Aydın’a açık alan bırakırsan Messi olur, oldu da. Oynadıkça kendine güveni geldi, kendine güveni geldikçe coştu, coşturdu.

4. Leo Franco 90 dakika boyunca bir-iki defa yere yattı. Düşünün işte maçın nasıl olduğunu.

5. Emre Güngör eğer defansa başka bir transfer yapılmazsa bu takımın 11’inde olmalı.
Diğerlerine göre daha seri, kademeye daha iyi giriyor. Defans yaparken timing sorununu da çözerse olur bu adam benim nazarımda.

6. Rijkaard inatla oyunu defanstan başlatıp topu yerden kısa paslarla rakip sahaya geçirilmesini isterken Emre Aşık’ın boş pozisyonlarda defanstan ileriye doğru yaptığı şişirmeleren sonra yedekteki ilk tercih konumunu kaybedebilir.

7. Bu defansın sağı Uğur’un olmalı. Rakibin ofansa doğru dürüst çıkmadığı bu maçta bile ilk önce defansı düşünüp bindirmelerde zamanlaması ve geri dönüşleri yerindeydi. Sabri şu maçta oynasa sağ açıktan ayrılmazdı.

8. Hakan Balta görev adamı. Avrupai bir duruşu var.Soğukkanlı, yalın ve gösterişsiz oyunu tam Rijkaard’ın istediği türden. Bindirmeleri muhteşemdi. Ama körü körüne çıkmadı. Dikkatli çıkışlar yaptı.

9. Arda’ya ne diyeyim ki? Kaç asisti oldu Avrupa maçlarında?

10. Korner atışlarında topun başına gelen Arda ve daha sonra Kewell’in yaptığı hareketler ne anlama geliyor merak ediyorum.

11. Keita çok çalıma kaçıyor. Halı saha maçında bile çalım atan arkadaşa söylenen bir adam olarak pas yapan futbolcuyu daha çok severim. Kondüsyon sorununu da halledince daha iyi olacak. Golü ise dört dörtlüktü.

12. Nonda bu maçta Rijkaard’ın gözlerine parmağını soktu. “Bana da bak, beni de gör, alternatif forvetse derdin; bende iş var” mesajını gönderdi. Ama hala daha yavaş, hala daha topu ayağına alınca koşan takımı durduruyor bir anda. Attıkları gollerden ikisi “doğru zamanda doğru yerde topla nasıl buluşulur?” sorusunun görsel cevabıydı. Serbest vuruş golüne ise çok güldüm. Rezil etti beni herkese. Topun başına geçince “ne anlar bu adam serbest vuruştan” demiştim. Gol olunca “ne biçim kaleci bu yaw kalenin neresinde durmuş dangoz” dedim :D.

13. Elano her gol sonrası “Bizim takımda ne cevherler varmış!” der gibi bakışlar attı.

14. Her duran top böyle tehlikeli olacaksa Galatasaray’ın maçları “Üç korner bir penaltı” ya döner. Hagi’den beri böyle etkili duran top organizasyonları görmemiştim.

15. Serdar Eylik, Arda’nın rolünü üstlendi ama o rol için daha hazır değil. Kanatta daha iyi işler çıkarıyor.

16.Şu maç, bu takımda Arda, Hakan Balta, Leo dışında kimsenin yerinin garanti olmadığını gösterdi.

17. 4-3-3 yerine 4-2-3-1’in daha faydalı olduğu bir kez daha görüldü.

18. Aykut Erçetin, Volkan Yaman, Mehmet Güven, Alparslan Erdem, Yaser Yıldız, Serkan Kurtuluş ve iyileşti mi bilmiyorum ama Serkan Çalık bu takımda yer bulamaz. Tutmaya gerek yok. Bu maçta bilr Rijkaard’ın aklına gelmediklerine göre yolcudur Abbas.

19. Rijkaard’ın kafası bu maçtan sonra allak bullak olmuştur muhakkak. Formayı adil dağıtacağına tüm oyuncuların inandığı t.d. ün bu maç, omuzlarına büyük bir yük bindirdi.

20. Gaza gelmeye gerek yok. Nihayetinde Netanya. Tabiki sevindim. Ama büyütmeye gerek yok. Gaziantep maçı takım ile ilgili en doğru bilgiyi verecektir.

21. Son olarak Barış’a yazmamak olmaz. Golleri, oyunu, hırsı falan tamam da biraz sakin. Bu maçta bile sert oyunundan vazgeçmedi. Kendini sakatlayacak bir gün.

22. Netanya T.d.:” Ne işi var kardeşim Galatasaray’ın Avrupa Ligi’nde? Gitsin Şampiyonlar Ligi’nde oynasın. Oraya daha layık bir takım.” Buna benzer bir açıklama yapmış. Galatasaray gerçekten çok iyi durumda ve şu kadrosuyla UCL’ye yakışırdı ama bugün basın toplantısı öncesi güvenlik elemanlarına, muhabirlerin üzerlerini arattırman ile ne sen ne de Netanya Avrupa Ligi’ne hiç yakışmıyordunuz.

Edit:
Tobi sakatlanmış, ameliyat olacakmış, sahalara dönmesi iki ayı bulabilir deniliyor. Ya bu adam dün akşam ikili mücadeleye bile girmedi. 45 dakikada nasıl sakatlanıyor, bundaki diz diz değil pamuk ipliği çekince ortadan ayrılıyor sanırım. Neyse geçmiş olsun ne diyelim ama yukarıdaki ikinci madde buhar oldu böylece.

Reklamlar

>Federasyon Çalışmaya Erken Başladı

Ağustos 6, 2009, 4:43 pm | Futbol, ozhano, Sıkıntı, TFF, TSL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

> Türkiye Futbol Federasyonu bu sezon ceza yağdırmaya erken başladı. İşte kararlar:

1. Beşiktaş kalecisi Rüştü Reçber, TFF Süper Kupa futbol müsabakasında, Yunus Yıldırım’a yönelik hakareti nedeniyle takdiren 3 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırıldı.

2.Beşiktaş yöneticisi Levent Erdoğan’ın yine aynı maçtan sonra TFF’nin saygınlığını zedeleyen beyanlarda bulunması suretiyle sportmenliğe aykırı hareketinden dolayı takdiren 15 GÜN HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırıldı.

3.Beşiktaş yöneticisi Ertunç Soğancıoğlu hakkında, aynı maçtan sonra sonra sportmenliğe aykırı beyanatta bulunmasından dolayı isnad olunan eylemin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER YOKTUR.

4.Fenerbahçe’nin, aynı maçta, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 10.000-TL PARA CEZASI ile cezalandırıldı.

5.Gençlerbirliği futbolcusu İbrahim Şahin’in, Gençlerbirliği – MKE Ankaragücü TSYD Kupası futbol müsabakasında, rakip takım oyuncusunu (Luiz Henrique Dos Santos) saha içinde kovalayıp yakalarsam öperimvari hareketlerinden dolayı takdiren 2 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırıldı.

6.MKE Ankaragücü oyuncusu Luiz Henrique Dos Santos’un, yine aynı maçta, rakip takım oyuncusunu kendisine yaptığı faulden sonra geçirdiği sağ kroşe ve kovalanınca gardını alıp rakibe gel gel hareketleri yaptığı için takdiren 2 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırıldı.
Görüldüğü gibi Federasyon dükkanı bu sezon lig başlamadan açtı. Cezalardan Gençlerbirliği- Ankaragücü maçı ile ilgili olanlarına sonuna kadar katılmakla birlikte Luiz Henrique’nin İbrahim Şahin’e göre daha ağır ceza alması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yüzüne kroşeyi alınca can acizliğine 2-3 saniye kovaladı Dos Santos’u. Olur o kadar da, insan bu sonuçta.

Diğer yandan Süper Kupa maçı Beşiktaş için ağır sonuçlara sebep olmuş görünüyor. Rüştü’nün ettiği küfüre istinaden verilen ceza bundan sonraki maçlarda söylenebilecek bu şekildeki laflar için kıstas olacaktır. Yani doğrudan hakeme olmasa bile hakemin performansına yönelik küfür artık üç maçla cezalandırılacak dedi federasyon bu cezayla. Peki futbolcu doğrudan hakeme sallarsa ne olacak? 5 maç mı ceza olacak? Aslında olmasın değil, tamam olsun ama herkese olsun. Herkese aynı olursa kimse gıkını çıkaramayacaktır.

Beşiktaş yönetim kurulu, herhangi bir üyesine federasyon tarafından ceza verilirse, onunla birlikte yönetiminde maça gelmeyeceğine dair bir bildiri yayınlamıştı sanırım. Ertunç Soğancıoğlu cezadan yırtmış ama Levent Erdoğan’a ettiği laflara istinaden 15 gün cezayı reva görmüşler. Aslında bu yönetici gerçekten de bazen gereğinden fazla konuşuyor medyaya bana göre. Çok konuşursan her zaman için böyle durumlara hazırlıklı olacaksın demektir. Sonuç olarak ligin ilk haftası İstanbul Bld. maçında ne Rüştü sahada olacak ne de yöneticiler şeref tribününde. Tabi eğer fikir değiştirmezlerse.

Fenerbahçe’ye verilen ceza ise “Hani ona verdim o kadar ceza sen de almazsan olmaz” türünden gibi geldi bana.

Neyse lig başlıyor bakalım. Federasyon lig başlamadan sopasını çıkarıp 3 kulübün kafasına indirdi, birine ise dokundurdu “sen de tadına bak dikkatli ol ona göre” dedi. Aslında Federasyon bu cezalar ile 18 kulübe de dolaylı yoldan “dikkatli olun sopamı çıkarttırmayın bana” mesajını yolladı. Önceden de dediğim gibi cezalarda istikrar olursa kimse gıkını çıkartmaz ama birine böyle diğerine başka olursa işte o zaman kulüpler o sopayı federasyonun elinden alıp kırarlar.

Bir de federasyon cezaları vermiş kulüplere. Anladım onu. Anladım da, peki Yunus Yıldırım’ın cezası ne olacak? Onun cezasını kim verecek? Allah mı? Doğru, MHK diye bir müessese vardı. Var evet ama benim şu anki MHK’dan ve başındaki Oğuz Sarvan’dan hiç mi hiç ümidim yok, o nedenle bu iş Allah’a kalacak gibi görünüyor.

>Capello’nun Yeni Prensi Ben Foster

Ağustos 6, 2009, 3:15 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Sir Alex Ferguson onu Stoke City’den alırken bir çok kişi hayretle bakmıştı İskoç fubol bilgesine. Stoke formasını tek resmi maçta giyememiş, envayi çeşit takımda kiralık oynamış bir yedeğin yedeği eldivendi United’a gelirken. Ferguson Foster’a inandığını her fırsatta söyledi. Maç tecrübesi kazanması için onu Watford’a kiraladı alır almaz, kiralarken şart koydu ve 1. kaleciniz olacak dedi Golden Boys’a. Foster 2 sezonda tam 73 maç formasını giydi ve oynadığı takım gibi altın çocuk olup döndü Old Trafford’a.

2 sezondur Manchester yedek bankında ve kupa mücadelelerinde yer kapmak için çalışıyor Foster. Antrenmalarda en çok çalışan adamlardan biri. Van der Sar’dan sonra o çizginin adamı olmak için uğraşıyor. Ferguson geçen sezon sonunda “Ben’in Edwin’den sonra kaleye geçmeyi hak edecek adam olduğuna inanıyorum” şeklinde bir açıklama yapınca herkes dikkatini Foster’a vermişti. Üstüne bir de United’da oynamayan oyuncuya Capello milli çağrıda bulununca Foster İngiltere’nin en çok merak edilen kalecisi olmuştu. David James 40 yaşına doğru gelirken, Robinson, Carson ve Green o kalenin adamları olmadıklarını defalarca kez göstermişken, geçen sezonki Carling Cup’ı kurtarışlarıyla getirmesine karşın sezona yedek olarak başlayan Ben Foster, hem Capello’nun hem İngiltere’nin hem de Kızıl Şeytanların yeni umudu. Eğer Foster bundan sonra Milli takımın kalecisi olacaksa bu Van der Sar’ın hayırlı sakatlığı nedeniyledir. Bir kırık bir kalecinin kariyerini bitirirken diğerinin kariyerini şahlandırabilir. Capello’nun yeni prensinin önünü açanın bir kırık olması da yabancı istilasına uğramış EPL düşünülünce oldukça manidardır.

>Brezilya Ligi Avrupa’ya Uyacak (mı?)

Ağustos 6, 2009, 12:26 pm | Brezilya, Futbol kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>John Cotterill sayesinde Brezilya ile ilgili içeriden bilgiler alabiliyoruz artık. Onun aktardığı bir konu üzerine bu post, yani Brezilya’da yaşanabilecek olası bir futbol yapısı değişikliği. Brezilya bugün dünyanın her ülkesine her dakika oyuncu gönderen bir transfer beşiği. Azıcık öne çıkan, biraz iyi performans veren her futbolcu Asya’dan Avrupa’ya, Okyanusya’dan Amerika’ya futbol oynanan her yere transfer olabiliyor. Futbolcu arayan, transfer yapmak isteyen takımlar için bu tam anlamıyla bir fırsatsa Brezilya futbolu ve taraftarları için o derece bir zulüm. Avrupa’yla birbirine uymayan lig fikstürü nedeniyle Brezilya’da şampiyonluk savaşı en ciddisinden sürerken takımlar yıldızlarını ekonomilerini düzeltmek uğruna birer birer satıyorlar. Son örnek Fenerbahçe’nin Corinthians’tan aldığı Santos ve Christian. Dolayısıyla taraftar ve kulüplerin arası açılıyor, kulüpler basılıyor, futbol odaklı şiddet olayları görülebiliyor bozulan takım düzenleri neticesinde.

İşte bu sebeplerle Brezilya’da bir kaç senedir “Acaba Brezilya özellikle dışarıya en çok oyuncu sattığı kıta olan Avrupa’ya göre yeni bir fikstür düzenlemeli mi?” sorusu çok gündemde. Brezilya’da her yıl Ocak’ta başlayıp Aralık’ta biten bir turnuvalar, şampiyonalar silsilesi var. Ocak ayında önce Mayıs’a kadar sürecek olan Eyalet Şampiyonaları sonrasında Mayıs’ta başlayıp aralıksız devam eden ve Aralık’ta biten Brezilya Ligi oynanıyor. Brezilya Kupası ise bütün Temmuz ayı boyu sürüyor. Bu arada ligle de tam anlamıyla paralel gitmeyen uluslararası Libertadores Kupası ve Sul-Americana mevcut. Bu sırada Dünya Şampiyonası, Amerika Şampiyonası ya da Konfederasyon Kupası gibi milli etkinlikler de Ligi tam ortasında ikiye bölüyor. Lig devam ederken bir çok oyuncu takımını bırakıp milli formayı giyiyor, takımlar kan kaybediyor. Fikstür Avrupa ile uyumlu olmadığından Avrupa’daki transfer sezonları Brezilya Ligi’nin en civcivli haftalarında yıldızları Brezilya’dan koparıyor. 20-25. haftalara kadar hiç durmayan transfer temposu yüzünden ilk 20 haftayı lider geçiren bir takım ligi alamayabiliyor, zayıflayan üst sıra takımlarına diğerleri kafa tutup sürpriz şampiyon adayları çıkarabiliyorlar.

Brezilya Futbol Federasyonu Başkanı Ricardo Teixiera, ki yukarıdaki fotoğrafta kara kara düşünen adamdır kendisi, Brezilya’nın Avrupa Ligleri fikstürleri ile benzer ve eşzamanlı bir fikstüre geçmesinin artık elzem olduğunu belirterek bu konuda çalışmaya başladıklarını söylemiş. Ligin daha geniş zamanlara yayılmasıyla kulüplerin iç dengelerinin bozulmayacağını, Amerika Kupaları’nda mücadele eden takımların sıkışık takvim nedeniyle katılamadıkları Brezilya Kupası’na katılıp kupanın değerinin arttırabileceğini, bu sayede sponsor bulmanın daha kolay bir hale gelebileceğini de eklemiş sözlerine. Bunu gerçekleştirebilmek için takımlarla görüşmeler de başlamış yavaş yavaş.

Bana kalırsa doğru yaparlar bu kararı alabilirlerse. Daha istikrarlı ve çekişmeli bir lig izlenir, takımların kadro kaliteleri artar ve aşırı maç oynamaktan ambale olmuş Brezilyalı futbolcular biraz kendilerini bulup daha fazla verim verebilirler ki bu da Brezilya Milli Takımına aday daha çok futbolcu çıkması demektir. Avrupa’daki transfer çılgınlığının vardığı boyut bu, bir Güney Amerika ülkesinin futbol yapısının değiştirilmesi. Endüstriyel Futbol kendi kurallarını koyuyor artık.

>Coloccini mi, Eboue mi Hangisi Veya Hiçbiri mi?

Ağustos 6, 2009, 12:29 am | Futbol, Galatasaray, ozhano, Transfer, TSL kategorisinde yayınlandı | 8 Yorum

> Galatasaray resmi sitesinde yukarıdaki foto hazırlanmış ve transfer haberi açıklanacakmış diye bir söylenti dolaşıyor ortalıkta. Belki de photoshop harikasıdır bilemiyorum. Bakalım bu gece de yeni bir transfer haberi duyacak mıyız? Bu Üstünel yüzünden 24 saat transfer bekler olduk. Olsun, O, en iyi şartlarda, böyle transferleri bitirsin biz bekleriz. Balon haber ihtimali daha yüksek. Piyasaya düşmüş bir haber artı bonservissiz Neill varken Coloccini’yi almak… Bilemiyorum.
Diğer taraftan öyle bir isim geçti ki gece gece arkadaşlarımız arasında msn de konuşurken yığıldık kaldık. BBC World’de altyazı geçmiş dediğine göre “Emmanuel Eboue seals Gala switch” şeklinde. Öğrendikten sonra wiki’de gördüm ne kadar güvenilmez olsa da orada da biri Galatasaray’da oynamaktadır diye ekleme yapmış. Ben hala önceden beri konuşulduğu üzere İtalya’ya, Mor Menekşelere gidecek kanısındayım. Ama bu Üstünel var ya bu Üstünel herşey beklenir bu adamdan. Artı belki Keita bir güzellik yapmıştır. Memleketlisi sonuçta. Arsenal menajeri Arsene Wenger ile olan çekişmelerini, Wenger’in onu istemediğini ve elinden çıkartmak istediğini ise bilmeyen yok. Tüm bunlar üst üste konunca Adnan Polat’ı uyutmuyordu, bu gece de beni uyutmayacak Haldun Ağa.

Aslında bu iki transfer doğru da olabilir yalan da. Benim anlatmak istediğim başka. Şu var ki başta Adnan Polat ve Haldun Üstünel olmak üzere yönetimin bu sezonki transfer atağından sonra herkesin biliçaltına Galatasaray’ın alamayacağı futbolcunun olmadığı düşüncesi yerleşti. Tabi mevcut şartlar dahilinde. Öncelerde Arsenalli Eboue Galatasaray’a transfer olabilir denildiğinde hemen ilk yargı “balon haberdir yalandır” falan iken şimdi aklımı içten içe “olur mu olur” yargısı kaplamaya başladı. Galatasaray yönetimi bu sezon taraftara bu düşünceyi enjekte etti gibi.

Diğer yandan bu transfer yapma stratejisinin negatif yanı ortaya çıkan bilgi kirliliği. O kadar kirleniyor ki ortalık Galatasaray transferleri işin içine girince. Gazeteler, spor yayını yapan kanallar bu takım muhakkak defansa transfer yapacak diye bol bol sallama yazıyorlar. Ondan sonra 500 haberden bir tanesi olunca biz demiştik demiyorlar mı, deli oluyorum o zaman. Geçenlerde Fotospor’un sürmanşetinde vardı sanırım. “Elano dedik, oldu” diye. Yuh kere yuh. Başka ne denir ki?

Neyse konuya dönersek diğer negatif yön ise yönetimin taraftarı bu transferlere alıştırması muhakkak. Ama taraftar olarak ben alışmamaya çalışıyorum. Yarın öbür gün yönetimler değişip bu işler yine ehil olmayan insanların eline kalınca güzel bir rüya görüp uyanan biri gibi olacağım. O nedenle sadece bu anın zevkini çıkarmaya bakıyorum o yüzden hiç gelecek kaygısı taşımadan.

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.