>Anket: 2009-2010 Sezonunda TSL’de Adından En Çok Söz Ettirecek Yabancı Transfer?

Ağustos 1, 2009, 11:10 pm | Anket, Futbol kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum

> TSL’de yeni sezona başlamadan önce yeni bir anketi siz okurlarımıza sunuyoruz. “2009-2010 Sezonunda TSL’de Adından En Çok Söz Ettirecek Yabancı Transfer?” başlığı altında bu sezon kulüplerin yaptığı transferleri naçizane yorumlamaya çalışacağız. “En çok söz ettirecek” derken pozitif anlamda performansları gözönünde bulunduruyoruz. Çok büyük beklentilerle alınıp sezon sonunda hayal kırıklığı olarak kendinden söz ettirecek olanları burada yeniden yazacağız.

Edit: Elano Blumer’i Elano Brumel olarak yazmışız gecenin ve geç saatin etkisiyle herhalde, DBergkamp10’a teşekkürler uyarısı için.

>Bursaspor Vederson’u Bitiriyor!

Ağustos 1, 2009, 8:43 pm | bursaspor, Fenerbahçe, Futbol, ozhano, Transfer, TSL kategorisinde yayınlandı | 6 Yorum

> Açıkçası Roberto Carlos’un sakatlandığı ve Uğur Boral’ın defansif özelliklerinin olmadığı bir durumda ne kadar mantıklıdır ama Fenerbahçe teknik direktörü Daum, Gökçek Vederson’u kadroda düşünmediğini belirtince Vederson Bursaspor ile anlaşmış. Tüm Bursaspor taraftar siteleri bu transfer gelişmesi ile çalkalanıyor, ben buraya kaynak olarak bir tane koyayım:

Kaynak burada.

(Belki R.C. sakatlanmasa olası bir transfer olabilirdi ama şu halde Fenerbahçe’nin Vederson’u bırakacağını sanmıyorum her ne kadar o bölgede R.C., Uğur dışında Santos‚ Özer ve Onur da olsa.)

>Yağcı Torres

Ağustos 1, 2009, 8:33 pm | EPL, Futbol, La Liga kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>

“English football has an enormous following across the world, not just because of the players but because of its history, its tradition, the excitement, the capacity crowds,”

“The other leagues can learn a lot, even La Liga. (Real) Madrid have signed Kaka and (Cristiano) Ronaldo, and Barcelona have Xavi and (Lionel) Messi but, really, the Premier League is way ahead.”

“Winning the league here would be like winning the European Championship with Spain last year,”

“İngiliz Futbolu dünya çapında yaygın şekilde takip ediliyor, sadece oynayan oyuncular nedeniyle değil tarihi, gelenekleri, heyecanı ve taraftarı nedeniyle de.”

“Diğer liglerin daha öğreneceği çok şey var, La Liga’nın bile. (Real) Madrid Kaka ve Ronaldo’yu aldı, Barcelona’da Xavi ve Messi var ama, gerçekten, Premier Lig bir hayli ileride.”

“Burada Ligi kazanmak İspanya ile Avrupa Şampiyonu olmak ayarında.”

Vay be Torres ne yağcı adammışsın!

>Barry Ferguson

Ağustos 1, 2009, 7:53 pm | EPL, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Bu sezon Nisan ayının başında İskoçya’da istenmeyen adam ilan edilmişti. Olayın özeti; Hollanda mağlubiyeti sonrası Rangers’tan takım arkadaşı kaleci Allan McGregor ile barda sabahlamasının ardından İzlanda maçında yedek bırakılmış olan Ferguson, Walter Smith’e “S..eyim senin otoriteni, sen ne bilirsin ki!” anlamına gelen el hareketini yapmıştı. Hatta ondan az sonra bu hareketi yanındaki McGregor da tekrarlamış ve ikili kameralara yakalanınca kızılca kıyamet kopmuştu.

Olayın ertsei günü 2 oyuncu da ceza almış, Milli takımdan sonsuza dek uzaklaştırılmış, takımları tarafından satış listesine konulmuş ve yüklü para cezası yemişlerdi. 3 gün sonra McGregor hem Smith’den hem de İskoç halkından özür dileyince Rangers onu kadroya geri almış ancak McGregor kaptırdığı kaleci kazağını Alexander’dan geri alamamıştı. Kariyerinde Blackburn macerası da olan Ferguson ise özür dilemeyip ben yanlış anlaşıldım deyince bilet rezervasyonu kesinleşmiş oldu. Çünkü Ferguson hem Milli Takımın hem de Rangers’ın kaptanıydı ve özür dilememesi otoritenin çökmesi demekti. Üzerini sildiler kaptanlarının. Rangers ezeli rakibi Celtic önünde şampiyon olurken stada bile almayacaklardı, şampiyonluk poster çekimine çağırmayacaklardı ama üst üste sakatlıklar olunca mecburen son 3 maçta forma verdiler ona. Elinden geleni yaptı, kendini affettirmeye çalıştı fakat İskoçlar için Barry Ferguson devri çoktan kapanmıştı.

Takvimler 17 Temmuz’u gösterdiğinde, Barry Ferguson gibi elit bir orta saha oyuncusu sadece 1 milyon Pound’a, EPL’ye yeni yükselen Birmingham City’e imza attı. Birmingham için ciddi bir kazanç ama ya Ferguson için? Adalılar kolay unutmuyor ve affetmiyorlar saygısızlıkları, Ferguson şimdilik Ibrox ve İskoçya’dan kaçtı ama ya futbolu bıraktığında? Rangers’ın Şöhretler müzesine yaşarken seçilmiş, Rangers formasıyla en fazla Avrupa Kupası oynamış, 45 kez milli formayı giymiş olmasıyla değil ömür boyu bu hareketle hatırlanacak Ferguson. Acaba pişman mıdır?

>Emekli Edilmeyen Formalar – Hakkı Verilmeyen Efsaneler

Ağustos 1, 2009, 2:53 pm | Futbol, Galatasaray, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>

10 numara – Metin Oktay 403 resmi maçta 388 gol – 13 sene
9 numara – Hakan Şükür 547 resmi maçta 295 gol – 13 sene
3 numara – Bülent Korkmaz 630 resmi maçta 19 gol – 21 sene

Bu üç isim Galatasaray tarihinde bu takıma hizmet etmiş futbolcular arasında gelmiş geçmiş en büyük isimler. Üçü de Galatasaray’ın Bayrakları. Galatasaray formasını giydikleri günden sonra Türkiye’de bir daha başka formayı aldıkları astronomik, akıl caydırıcı, yoldan çıkarıcı tekliflere rağmen sırtlarına geçirmeyen adamlar. Onlar Galatasaraylı çocukların idolleri. Galatasaray denilince akla gelen 3 isim. Daha niceleri var Galatasaray’la özdeşlemiş, Galatasaray’dan başka forma giymeyen belki ama hiç biri bu üç efsane gibi başarılar tattıramamış futbolculuk kariyerleri boyunca. Kazandıkları kupaları, gol krallıklarını, kaç defa milli olduklarını, kaç hocayla çalıştıklarını saymaya sayfalar yetmez.

Dünya futbolunda artık bir gelenek haline gelmiş, başta İtalyan takımları olmak üzere bir çok takımın uzun senelerdir yaptığı bir jest ötesinde vefa gösterisidir forma emekli etmek. Dünyanın bir çok takımında emekli formalar vardır. O formaların sırtında yazan isimler o takımla eş anlamlıdır. Maldini-Baresi Milan demektir, Cruyff demek Ajax demektir, Napoliler için 10 numaranın anlamıdır Maradona, Protti Livorno’dur, Gigi’nin anlamı Cagliari’dir, Tony Adams Arsenal demektir futbol lügatında.

Ancak vefa ve Galatasaray kelimeleri bir araya geldiğinde çıkan sonuç acıdır. Her sene 1 kez Metin Oktay ve Ali Sami Yen anılır mezarı başında. Anlamlı konuşmalar yapılır. Hep 17 Mayıs’an bahsedilir, daha üzerinden 10 sene geçmeden o kadrodaki adamların üstü çizilir. Eski topçular, emektarlar ancak acil ve geçici süreyle, delik tıkamak için ihtiyaç olduğunda çağrılır. Ötesinde Galatasaray’da resmi olarak kalıcı olmak mümkün değildir. Arda’ya verilirken “Metin Oktay’ın forması” denilen forma alenen ait değildir Oktay’a. Ait kılınmamıştır çünkü. Bugün Elano gelip “Hakan Şükür’ün formasını istiyorum” dediğinde 9 numara ona verilir, çünkü o forma Şükür’ün değildir ki zaten. 3 numarayı altyapıdan geldiği için önce Ferhat, sonra Uğur almak, giymek ister ve giyer, neden giymesinler ki, Korkmaz’ın değildir ki o forma!

Galatasaray tarihinin en büyük üç futbolcusunun formaları seneler boyu o formayı hak eden ya da etmeyen bir çok oyuncunun sırtına giydirilmiştir, bundan sonra da devam edecektir bu. O formalar emekli edilmeyecektir, çünkü bazılarına göre hiç kimse Galatasaray’dan büyük değildir. Halbuki o bazılarının bilmediği şey forma emekli etmenin Galatasaray’ı daha büyük yapacağı, o formaların Galatasaray’ın geleceği için dalgalanacak bayraklar haline geleceğidir. Galatasaraylı idareci için dün yoktur, bugün vardır. Ne kadar ve nasıl hizmet etmiş olursan ol bu camiaya, unutulacağın, unutturulacağın kesindir. İşte o yüzden koskoca Metin Oktay’ın, Hakan Şükür’ün, Bülent Korkmaz’ın Galatasaray’ın resmi bayrağı olmalarına izin verilmememiştir. Galatasaraylı devrimcisini beklemektedir, çünkü bu anlayışın düzelmesi, iyileştirilmesi imkansızdır.

Benim için 3 numara Korkmaz’ın, 9 numara Şükür’ün, 10 numara Oktay’ın formasıdır. İçinde her kim olursa olsun ne onların yerini doldurabilir ne de daha iyisi olabilir. Her üçü gibisi de bir daha gelmeyecektir bu takıma orası kesindir.

>Trapattoni

Ağustos 1, 2009, 12:28 am | Futbol, nostalji, Serie A kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>Sene 1976. Milan’dan ayrılıp Juventus’ta tam yetkili Teknik Direktörlük görevine başlayan Giovanni Trapattoni saha kenarından oyuncularını uyarmakla meşgul. Aralıksız 10 senesini geçireceği ve bu 10 senenin 6 tanesini şampiyonlukla bitireceğini henüz bilmediği yeni kulubünde genç teknik adam Trapattoni. Bu 10 senede 1er kez Şampiyon Kulüpler ve Kupa Galipleri Kupasını, 2 kez UEFA Kupasını, yine 1er kez UEFA Süper Kupasını ve Kıtalararası Şampiyonluğu Torino’ya getiren adam. Bunlarla yetinmeyip 2 kez de İtalya Kupasına uzanacak kadar her organizayonu benimseyen ve önemseyen, Juventus tarihinde kulübeden en büyük katkıyı yapan isim.

Inter, Milan, Bayern, Benfica, Red Bull Salzburg tarihlerine de adını kazıtan, İtalya Milli Takımını yönetmiş, bugün tecrübesini İrlandalı gençlere aktaran bir futbol bilgini Trapattoni. Ve ben bir futbolsever olarak yeşile renk kattığı için, günün yaşlı kurduna minnettarım.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.