>Fener’in İki Yeni Transferi 19.07’ye Yetişti

Temmuz 20, 2009, 10:34 pm | Fenerbahçe, Futbol, ozhano, Transfer kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

> Fenerbahçe Brezilya’nın Corinthians kulübünden defansif orta saha Cristian Oliveira (26- Bremen’in 6 milyon euro teklifi takımı tarafından kabul edilmemişti) ve sol kanat oyuncusu Andre Dos Santos’u (26-Konfederasyon Kupası’nda Brezilya Milli Takım forması giydi.) transfer etti. Yeni transferler Çarşamba günü İstanbul’da olacak.

Fenerbahçe bu oyunculara ne kadar bonservis parası ödeyecek bilmiyorum ama transfermarkt.co.uk’a göre Cristian Olivier’in şu anki ederi 2.5 milyon pound, Andre Santos’un ise 5 milyon pound. Yani beklenen transfer Cristian’a göre sürpriz Santos daha maharetliymiş gibi izlenim oluşuyor ister istemez.

Fenerbahçe her geçen sezon daha da Brezilyalılaşmaya devam ediyor. Bu sezon Alex Türk vatandaşlığına geçerse ki hakkı var, bir tane daha gelebilir. Bu sezonki Brezilya seferlerini ben Özkan Sümerli Trabzonspor zamanlarına benzetiyorum. Sümer de o zamanlar Brezilya’ya seferlere çıkar seyredip seyredip dönerdi. Tek fark Özkan Hoca 100-200 bin dolarlık adamlar aldı geldi sonra onların içerisinden iyi olanlar devam etti, olmayanlar geri döndüler ve fazla zararı da olmadı Trabzon’un bu stratejiden. Fenerbahçe’de ise 3-5 milyon euroluk oyuncular alındı ve tutmama ihtimalinde Fener’de ortalık toz duman olur.

Andre Santos, Roberto Carlos, Vederson, Edu Dracena, Bilica, Cristian, Alex ve Deivid şu an için Fenerbahçe’nin bu sezonki Brezilyalıları. Bir takımda bir ülkeden oyuncu sayısının fazla olması yabancı oyuncuların o ülke ve takımdaki mutluluk ve rahatları için avantajlı bir durumdur ancak diğer taraftan takım içindeki ağırlıkları arttığı için kendilerine ters hareket eden insanları sevmezler, ve ortadan kaldırmak için bazı işlere girişebilirler. Bu nedenle özellikle Daum Brezilyalılarla özellikle Alex ile iyi geçinmeli yoksa olanlar olur. Takımdaki Türk oyuncuların durumundan bahsetmeye ise hiç mi hiç gerek yok. Onlar zaten takımlarındaki Brezilya hegemonyasını kabul etmek zorundalar.

Şimdi biraz da olsa hak veriyorum Güiza’nın Fenerbahçe’den ayrılmak istemesine 😀

Tabi bu arada başlık transferler 19.07 ye yetişti diye. Yanlışlık yapmadım bilerek yazdım. 19.07 de Fenerbahçeli arkadaşlarımdan biri gün boyunca Fener’den bir transfer haberi bekledi durdu. Biraz da gecikmeli olsa Fener yönetimi gerekeni yaptı. Bir günlük gecikmeyi göz ardı edebilir o da kanımca. Barışcan, yoksa 19.07 de beklediğin transferler bunlar değil miydi?

Reklamlar

>Fırat-M.Güven-Özgürcan Kiraya, Emre Çolak PAF’a

Temmuz 20, 2009, 7:13 pm | Futbol, Galatasaray, Hayat, ozhano, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Aslında canım hiç mi hiç yazmak istemiyor bu aralar. Ne çalışmaktan zevk alıyorum ne de tatil yapmaktan. Bu pervasızlıktan,sıkıntıdan kurtulayım diye haftasonumu denize, sahillere ayırdım, alabildiğine yüzdüm canım çıkana, nefes nefese kalana kadar; sonra gittim lunaparka, ömrümde sadece bir kere denediğim – o da 11 yaşındayken – gondolu tekrar denedim; ne gerildim ne de adrenalimde bir değişiklik oldu. Bakarken bile kendimden geçtiğim, ayak parmaklarımın sızladığı olay bende hiçbir etki yaratmadı. Ardından işi ilerletip başka bir seyretmesi bile heyecen yaratan aktivite ama yok bir değişim. Son olarak kamikaze. İşte bunda kesin bağırır çağırır bir haltlar yapar kendime gelirim içimde ne varsa olabildiğine kusarım, duyan da en fazla sapıttı herif der dedim ama yok kardeşim yok üzerimde ölü toprağı var bu aralar.

Tüm bu depresif ataklarımın üzerine bir de iki büyüğümüzün vefat haberi de gelince canımın sıkkınlığı iyice arttı. Orhan Ağabeyimiz Türk televizyonlarının, Vedat Ağabeyimiz ise hem yeşil sahaların hem de spor programlarının en efendi, en düzgün yüzlerindendi. Vedat Ağabeyimizi, o sıkıntılı, bağırış çağırışlı, kendilerini futbol uleması sanan insanlarla bir tutmam zaten mümkün değil. Açıkçası onu tv de izlerken kendisine söz verilmeden konuştuğunu ya da birinin lafını kesip birşeyler anlattığına hiç rastlamadım. Hiç kimse onu Beşiktaş sınırları içerisinde tutmaya çalışmadı. Çünkü dediklerine herkes saygı duyardı, çünkü kimseye kendi düşüncelerini empoze etme gibi bir derdi yoktu, çünkü hararetli bağırış çağırışlı konuşmalara girip antipatik gelmemişti kimseye. Boşuna verilmedi kendisine “Güzel İnsan” lakabı. Bu sebeple Vedat Okyar Beşiktaşlıdır ama aynı zamanda Galatasaraylıdır, Fenerlidir, Sivaslıdır, kısacası Vedat Ağabey tüm takımlar için yeri gelince taraftar yeri gelince eleştirmendir. Diğer taraftan Orhan Şengürbüz ise spor haberlerinin en bilindik yüzü. Vefatından sonra ne kadar zor durumlarda iken görevini yerine getirmeye çalıştığını öğrenince hem üzüldüm hem de saygım daha da arttı. Allah Şengürbüz ağabeyimizin oğlu Utku’ya aynı acıyı bir kez daha yaşatmasın. Allah onu annesine, annesini de ona bağışlasın. Nedenini çoğunuz biliyordur; ben ağzıma almak bile istemiyorum. Ne diyelim giden gidiyor kalanlar haya mücadelesine devam ediyor. Allah’tan onlara iyi dileklerimizi sunmaktan başka elimizden hiçbirşey gelmiyor. Sabır, zaman. Başka bir ilacı yok bu kötü olayın.

Neyse futbol dünyasında da hergün yeni şeyler oluyor demek istiyorum ama hiçbir gelişme yok. Fener’e Hamit dün gelmiyordu bugün geliyor, Kocaman Brezilya yollarında çürüme yolunda, Ferrari bir halta yaramaz bir adam(sanki yeni öğrendiniz, adam futbol hayatı boyunca ilk defa bonservis ile bir takıma transfer oldu, bu bile bir önbilgi vermedi mi size), Lincoln futbolu noktalama noktasında, Sivas’ın hazırlık maçlarındaki hali ile Şampiyonlar Ligi’nde toplam kaç gol yiyeceği üzerine açılan bahisler, Fatih Tekke’nin Lazio’ya transfer olayı bir menajer oyunu mu, yoksa gerçek mi merakı. Şu an aklıma gelenleri yazdım.
Ama tabi bana en yakın olan haber Galatasaray’da kiraya verilecek ve pafa gönderilecek oyuncuların belli olması. En sonunda Mehmet Güven kardeşimiz kaç yıldır bir arpa boyu yol alamamanın cezasını kiraya gönderilerek ödeyecek. Bir de o görsün bakalım Anadolu takımlarında futbolcu olmak nasıl? Açıkçası neden kiraya veriliyor onu da anlamadım. Kiraya verilen oyuncu, kendi takımında oynama fırsatı bulamayan, önünde kendisinden çok çok tecrübeli oyuncuların olduğu, bu nedenle oynama fırsatı isteyen oyuncudur. Kaç sezondur tüm genç oyuncuların dua ettiği forma fırsatı kendisi için 1000 defa ayağına geldi ama yok biraderim yok ilerleyeceği yok. Niye hem ona hem takıma eziyet ediyorsunuz. Satış kararını verin, önünü görsün M. Güven. Bu adam satıldıktan sonra eğer %100 ilerleme göstermezse zaten avantajlısın; olur da mucizevi olarak ilerleme kaydederse zaten yine kimse bulaşamaz sattığın için. Kısacası Mehmet Güven hiçbir zaman için Galatasaray takımı içinde güven vermeyecek.
Benzer bir durum da Özgürcan için de geçerli. Özgürcan, Kayseri, Antep, Sakarya derken bu gidişle tüm Anadolu takımlarını gezecek kiralık olarak. Özgürcan şu an 21 yaşında. Tamam genç oyuncu, potansiyeli var ama Özgürcan, şu anki Galatasaray kadrosunda yedek olarak bile kendine yer bulamıyorsa onun da satılması gerekir. Takımda şu anda elle tutulur tek forvet Milan Baros. Nonda, Yaser, Serkan Çalık’ın yanında bunlardan daha iyi bir performans gösteremiyorsa yazık Özgürcan’a, bırakın gitsin. Ne gerek var kiralamaya tekrar. Burada satılsın demek değil aslında demek istediğim. Kiralamayın, kadroda yer açın bu adama da. Yaser, Serkan kadar da mı iyi değil geçen sezon Bank Asya 1. Lig’in ikinci en golcü futbolcusu.
Emre Çolak. Hazırlık maçlarında takımın içinde bir güneş gibi doğdu. Çok abartıldı desem öyle değildi kendim de izledim. Ben artık bu takımda 11 de olmasam da çok iyi bir alternatif olabilirim diye bas bas bağırıyordu açıkçası. Ama o da Pafa geri gönderildi. Nedeni ise bir anda gereğinden çok ön plana çıkmış, daha zamanı varmış. İyi de bu çocuk yeteneklerini göstermesin mi benden çok bahsetmesinler diye? Ayrıca paf takıma göndermek gencecik bu yiğidin psikolojisinde derin yaralar açmaz mı? Koy A takımda. En azından oynatmasan bile ağabeyleriyle aynı havayı teneffüs etsin. Resmi maçlarda olacak heyecan durumunu erkenden atlatsın. Görsün nasıl hazırlanıyor maçlara takımdaki oyuncular. Düşünsenize Emre’nin kampta Harry Kewell ile aynı odada kalması. Ne büyük bir mutluluk onun için. Ama daha erken dedi teknik heyet ve yöneticilerimiz. Tabiki en doğrusunu onlar biliyor.
Her zaman 2+2=4 etmez. Bazen başarı için risk almak gerekir. Bu risk geçmiş sezonlarda M. Güven, Serkan Çalık, Barış Özbek, M.Topal vs. için alınırken neden Özgürcan ve Emre için alınmadı? Kafamı kurcalayan soru bu…
Allah’tan canım yazmak istemiyor ha. Bir de yazmak istesem ne olacaktı acaba!

>Beckham’a Gider!

Temmuz 20, 2009, 4:27 pm | Futbol, MLS kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>Galaxy taraftarı David Beckham’a fena gider yapmış, hatta hakaret etmiş apaçık. Evine dön sahtekar deyip bütün maç yuhalamış İngiliz yıldızı. Beckham da dayanamamış maç sonunda kendini protesto eden gruba dalmaya kalkışmış, zor durdurmuşlar. Ha o elemanların arasına girse ne olurdu orası tam bir muamma da az çok tahmin edebiliyoruz. E millet adanmış futbolcu istiyor tabi ki de. David hazretleri de hayatının en büyük giderini yemiş oldu, afiyet olsun.

Fotoğraflar Hürriyet’ten. Onlar nereden almış dersen, orasını bilemem.

>Cennet Yolcuları

Temmuz 20, 2009, 9:50 am | Hayat, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Söylenecek pek söz yok gidenin ardından. Nedeni söylecek bir şey bulamamak değil asla, sözcüklerin ardı ardına ağızda dizilmesi ve hiçbirinin çıkmaya cesaret edememesi. Çünkü bir anlamda resmileştirmektir o gidişleri, sözcüklerin ağızlardan dökülmesi. Nasıl olur da bu kadar beyefendi, karınca ezmez, dünya tatlısı, böylesi sevilen ve hürmet edilen insanlar bu kadar erken giderler ya da alınırlar, orasını anlayamıyoruz asıl biz. Ve inanmak istemiyoruz, sonunda kabul etmek zorunda kalsak bile. Cennet Yolcuları diyorum ben her ikisine de, demek ki onlara orada burada olduğundan daha fazla ihtiyaç varmış. Huzurunuz eksik olmasın.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.