>Gelecek Diyorlar Demiştik, Buyrun Geldi İşte!!!

Haziran 30, 2009, 11:39 pm | Ankaragücü, Futbol, ozhano, Transfer, TSL kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

>”Anlaştık, yalan haber değil, bekleyin, geliyor.” diyorlar demiştik. Hatta ben de inanmamıştım ilk başta. Herkes transfer yalanı dedi, kombine satmak için dedi. Buyrun geldi işte.

Zamanında verdiğin bilgiler için sağol hasta Ankaragücü taraftarı Tuğrul…
Artık spikerlerden şu cümleleri duymaya hazır olun:
“Ceyhun Eriş topu orta sahada aldı sağına soluna baktı daha boş pozisyondaki Cihan Haspolatlı’yı gördü, şimdi top Cihan’da, Cihan karşısındaki rakibini geçti sıfıra inerken ortaaaaaaa, Vassell göğsüne aldı, vurdu ve gggooooolllllllll. Dakika(…)Asist Cihan Haspolatlı, golün adı Darius Vassell; (……) 0 Ankaragücü 1” 🙂
Maç sonunda Darius Vassell ile yapılan röportajda: “Bu deplasmana gelirken puan ya da puanlar almayı hedefliyorduk. Allaha şükür galip geldik. Kümede kalma yolunda önemli bir galibiyet aldık. Bu galibiyeti ilk önce aileme sonra büyük Ankaragücü taraftarına armağan ediyorum.” (Hemen kendimize benzeteceğiz ya!)
Vassell’in teknik direktörü Hikmet Karaman mı olacak şimdi? Allah’ım inanamıyorum ya! Adam sahada iken kenardan biri avazı çıktığı gibi bağırıyor. Vassell bakıyor, teknik direkörü Hikmet Karaman. Malum hocanın eli kolu ağzı burnu ayrı oynayan bir tipi var. Alışması için bayağı zamana ihtiyacı olacak Vassell’in. Belki de ilk başta Allahım nereye düştüm acep ben diyecek.
(Fotolar atlantis’ten gelen adam’dan. Teşekkürler kendisine.)
Reklamlar

>"Ben Hiç Büyük Takımda Oynamadım ki Amca!!!"

Haziran 30, 2009, 3:56 pm | Acayip İşler, Fenerbahçe, Futbol, ozhano, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum

> Fenerbahçe´nin İspanyol futbolcusu Daniel Güiza‚ ´´Türkiye´de devam etme niyetinde değilim. La Liga´ya dönmek istiyorum. Valencia daha hoşuma giden bir kulüp´´ açıklamasında bulundu. İspanya´nın güneyinde ailesinin yaşadığı Jerez kentinde tatil yapan Güiza‚ Valencia bölgesinin spor gazetelerinden Superdeporte´de yer alan açıklamalarında Fenerbahçe´yi bırakmak istediğini net bir şekilde dile getirdi. ´´Kariyerinde hiç büyük takımda oynamadığını‚ Valencia´da oynamaktan mutluluk duyacağını´´ belirten Güiza‚ ´´Eğer zamanı gelirse‚ bir anlaşmaya varmak için konuşuruz. Ama ben çok fazla sorun yaratmayacağım´´ dedi. ´´Eğer Valencia benimle ilgilenirse ben gözüm kapalı giderim´´ diyen Güiza‚ Valencia´da oynayan ve ´´benim için bir baba´´ diye tanımladığı Marchena´nın kendisi gibi Endülüslü olduğunu ve onun sözlerini dinlediğini ifade etti. Bu arada Türk liginin ´´karışık´´ sahalarının da ´´Güney Afrika´daki gibi sulanmamış ve kuru´´ olduğunu ileri süren İspanyol futbolcu‚ ´´İspanya gibisi yok´´ şeklinde konuştu. Güiza‚ Fenerbahçe´de uyum sorunu çekmesine rağmen ilk sezonunda 15 gol atmasının kötü olmadığını kaydetti. Öte yandan Superdeporte gazetesinde Valencia´nın yeni forvet oyuncusu kim olsun şeklinde taraftarlar arasında yapılan ankette Negredo´dan sonra taraftarların ikinci tercihinin Güiza olduğu görüldü. Kaynak: A.A.

Ne kadar ezeli rakibimiz de olsa aynı zamanda ebedi dostumuz olan Fenerbahçe için söylediği bu sözler Güiza’nın nasıl bir futbolcu karakterine sahip olduğunu gözler önüne seriyor. Özellikle kariyerinde hiç büyük takımda oynamadığını söylemesi artık Fenerbahçeli dostlarımızı kızdırır mı yoksa “ Doğru söylüyor, Fenerbahçe’de hiç top oynamadı ki bu herif” esprileri ile sinirlerini göstermemeye mi çalışırlar onu bilemiyorum. Açıkçası ben çok eğleniyorum onun bu açıklamalarından ama Fenerbahçelilerin eğlenmeyeceği kesin. Adam neredeyse yalvaracak beni kurtarın buradan diye. Üstelik pazarlama işini de kendi yapıyor. Şu an Güiza’nın en çok istediği şey David Villa’nın transferi. Ama sanırım Valencia ciddi bir şekilde düşünmüyor Güiza transferini ya da sağlam paralar teklif etmeyecektir Fenerbahçe’ye. Yöneticilerin ilk aklındaki isim Negredo imiş. Açıkçası izlediyseniz Güiza’yı ona katlar bu adam.

Takıldığım diğer bir yer de ilk sezonda 15 gol atmış olduğunu söylemesi. Cidden 15 gol attı mı bu Güiza? Antreman maçlarında attığı golleri falan da sayıyor olmasın. Eğer resmi maçlarda 15 golü bulduysa helal olsun aldığı para, bu Fenerbahçeli dostlarımız çok yüklenmişler Güiza sana. Bu paraya anca bu kadar gol atılır değil mi?

Merak edip baktım transfermarkt.co.uk’tan, 50 resmi maçta (Türkiye ligi, Türkiye Kupası, Şampiyonlar ligi+öneleme) 16 golü var. Yalanı yok Güiza’nın. O zaman bu adama bu kadar sallamaya ne gerek var. Baros da 43 maçta 26 gol atmış. Bu arada Harry Kewell da 39 resmi maçta 13 gol atmış, 7 asist yapmış. Bobo ise 44 maçta 19, Holosko ise 48 maçta 15 gol atmış, 9 asist yapmış. Fenerliler’in ilahı Alex ise 40 maçta 17 gol atmış, 19 asist yapmış. Gerçekten ilah olmayı da hakediyor şu performansı ile. Tello ise 60 maçta 9 gol 26 asist ile katkı sağlamış takımının lig ve kupa şampiyonluğuna. Velhasıl-ı kelam abartılacak kadar kötü bir performansı yokmuş Güiza’nın. Saydıklarım arasında tek fark şu anki takımlarına geldiklerinde ödenen bonservis ücretleri ve kendilerine ödenen paralar arasındaki farklar. Sanırım Fenerbahçe taraftarı için de sıkıntı bu andan itibaren başlıyor:”Adamlar sakatlıktan yeni çıkmış, kariyeri bitmiş, ismi duyulmamış Harry Kewell, Milan Baros,Tello vs gibi isimleri üçe beşe alıyorlar, herifler takır takır gol atıyor,asist yapıyor,yürekten oynuyorlar biz İspanya La Liga’nın gol makinesini alıyoruz, bonservisi ve kendisi için neredeyse kulübün anahtarını vereceğiz, adam traş makinesi çıkıyor. Paramızla rezil oluyoruz nasıl iş bu!” diyorlar.

Fotomaç vb. gibi sallama haber yapan gazetelerde yayınlansa bu röportaj inanmazdım ama Kaynak: Anadolu Ajansı. Gerçi ajans da haberi Superdeporte diye bir gazeteden almış, onların yazdıkları gerçek mi denilebilir ama Konfederasyon Kupası üçüncülük maçından sonra kendini pazarlamaya çalışan bir futbolcunun yukarıdaki röportajı vermiş olma ihtimali olmama ihtimaline göre kat kat yüksektir kanımca.

Diğer taraftan ben bu Güiza’da artık tamamen Küçük Emrah’ı görmeye başladım. Bir aralar “4 aydır seks yapmadım.” diye ortaya çıkmıştı. O zaman Cenky’nin buna yorumu şöyle olmuştu. Yaaazzzzıkkkk demiştik bu lafı üzerine Güiza’nın. Şimdi de “Ben hiç büyük takımda oynamadım.” diye çıktı ortaya. Tam Küçük Emrah ya. Hayatında olmayan şeyleri devamlı kendini acındırarak anlatıyor. Yakında sahada Mateja Kezman gibi “help me” diye bağırmaya başlarsa hiç şaşırmam.

Sözün özü Fenerbahçe madem bu zamana kadar Güiza’ya büyüklüğünü gösteremedi Türkiye’ye gelince göstermelidir. Ama nasıl gösterir, bunun şeklini size bırakıyorum.

Aslında şöyle bir soru sorulabilir:
Fenerbahçe Güiza’ya “Büyüklüğünü” Nasıl Göstermeli?
(Foto Bobiler’den alıntıdır.)

>Hidayet’in Yolu #2

Haziran 30, 2009, 3:37 pm | NBA, Orlando Magic, Portland TBlazers kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

>“Otis Smith’in yaptığı yeni kontrat teklifini kabul etmediğine göre, Hidayet’e gelen teklif 30-35 milyon civarında 4 ya da 3+1 takım opsiyonlu bir teklifti. Tahminen en fazla 7 – 8 – 9 -10 diye giden ve son senesi garanti olmayan bir teklifle geldi Smith. Bu Hidayet’i rahatsız etmiştir. Onun arzusu en az 4 yıllık ve 38-40 milyon civarında garanti bir kontrat diye tahmin ediyorum aylardır konuşulanlardan. Ortada bir Corey Maggette gerçeği var keza. 5 sene ve 50 milyonluk bir kontratı Maggette alıyorsa Hidayet’in onu referans almasında bir sorun göremiyorum. Yani mantık olarak Hidayet’in istediği kontrat en az 4 yıl ve 8-9-10-11 milyon şeklinde ya da sabit 9-10 arası bir mebla ile yine 4 yıllık ya da e az 9-9-9-9-9 şeklinde devam eden 5 yıllık bir kontrat olmalı. Şahsi kanaatim kesinlikle absürd veya uçuk bir kontrat değil Hidayet’in talep ettiği. Bu tarz bir teklifle gelmiş olsa Smith, asla geri çevrilmezdi.”

Bu satırları geçen cuma günü yazmışız. Bugün John Denton Florida Today’de açıkladı Hidayet’e gelen teklifi: 4 sene ve 35 milyon değerinde bir kontrat önermiş Smith Hidayet’e. Aynen tahmin ettiğimiz gibi, tatminkar olmayan bir teklif, büyük ihtimalle son senesi de garanti değildir. Üzerine kabul görmeyince, daha fazlasını veremeyiz diyip Carter’ı ve kontratını alıp, kadronun geri kalanını 2.sınıf adamlarla doldurma kararı ne kadar doğru onu off-season hamleleri sonunda irdeleriz.

Yarın sabah TSİ 07:01 itibariyle gündeme bomba gibi düşecek serbest oyuncu imzaları ve sign and trade hamleleri. İki sene önce Lewis’in 12:01’de Orlando ile imzalaması gibi, bu sene de Hidayet gidebilir yasağın kalktığı ilk dakikalarda Umarım dizimizi dövmeyiz Orlando taraftarlı olarak.

Bir de Andre Miller’la Portland’ın ilgilendiği haberi var ki hayrete düştüm. Portland Miller ya da Hidayet’e yönelerek gelecek için yönünü çizecek. Keza onlara topu paylaşan, arkadaşlarını oynatan bir adam gerek, topu evine kadar götürmeye çalışıp potadan başka bir şey düşünmeyen bir adam değil. Hidayet Portland’a imza atmayabilir, belki başka takıma da gidebilir ama Miller’ı orada görmek, o gençlere, o güzide takıma yazık olacağını düşünmek çok acı.

Hidayet’in Yolu

>Habere gel!

Haziran 30, 2009, 11:17 am | Acayip İşler, Futbol, Sıkıntı, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum

>Bu sefer de muhteşem bir haber Milliyet’ten geldi. Volkan yıllık ücretinin arttırılması konusunda diretiyor. Haklı da. Kariyer olarak bunu hakettiğini söyleyebiliriz. Deivid ne yapıyor ki ondan daha yüksek ücret alıyor? Veya Edu? Volkan ise son Avrupa Şampiyonası’nı üçüncü bitiren takımın kalecisi! Yanılmıyorsam da Hırvatistan maçında penaltı tutmamış mıydı bu adam? Londra’daki Arsenal maçında kalesini gole kapayıp, son hazırlık maçımız olan Fransa karşısında da nefis bir oyun sergilemişti. Ama yönetim Volkan’ın karakterine, maç içindeki agresifliğini baz alarak ücretinde arttırıma gitmiyorsa yine haklılar. Takımını bu kadar çok yakan bir kaleci var mı başka? Zaten Daum da istemiyor Volkan’ı. Onu görünce korku tüneline giriyor Daum!

Neyse Milliyet kaynaklı, sporx’te yayınlanan haber şöyle bitiyor…

“…Volkan’ın Mikanos’ta tek başına tatil yaptığı, denize girip güneşlendiği öğrenildi.” Ya bir insan adada başka ne yapabilir ki? Bunu öğrenince eline ne geçer ki insanın. Volkan’ın denize girip güneşlendiği beni neden ilgilendirsin ki spor sayfasında…

sevgiler volkanbk3

>Gördüğüm En Güzel Messi-Ronaldo Değerlendirmesi

Haziran 30, 2009, 7:46 am | Futbol, La Liga, Nevresim Takımı kategorisinde yayınlandı | 8 Yorum

>Başlıkta dediğim gibi, en güzeli bu arkadaş. Kafamızdan geçirip de bir türlü satırlara dökemediğimiz o kelimeleri klavyeyle buluşturmuş alengir. Bu blogda uzun süre tartıştık Messi mi Ronaldo mu diye. Tartışmaya katılan çoğu kişinin düşüncesiydi iticiliği. Bu tatil sezonunda Ronaldo Los Angeles’ı sıradan geçirirken Messi ile ilgili Arjantin Milli Takımı dışında tek haber okumadık. Ronaldo hazretleri 94 milyona Real’e transfer olmuş ve kulüpler anlaşmışken bile Madrid’e teşrif etmediler. O an tatilden ve tatildeki mezelerden daha önemli bir şey yoktu onun için. Messi ise aynı günlerde sırasıyla Arjantin ve İspanya’da detayları açıklanmayan şekilde hayır işleri ile meşguldü. İşte 2 oyuncu arasındaki en büyük fark bu. Biri mütevazi ve ağırbaşlı, öteki kibirli ve şımarık.

Şuradan alengir’in Nevresim Takımı’na işlediği son Messi – Ronaldo kıyaslaması motifine ulaşabilir, gülebilir ya da ben gülerken de düşünenlerdenim edasıyla üstüne uzun uzun düşünebilirsiniz.

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.