>gs1905 ve fb1907’den Ne Çıktı?

Haziran 25, 2009, 11:34 pm | Acayip İşler, Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray, ozhano kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> 10 Dakika önce Galatasaray haberlerine bakayım diyerek ilk önce webaslan.com’a tıkladım. Haberleri falan okudum. Sonra da gs1905’te ne var ne yok diye bakayım dedim. Fakat gs1905.org yazacağım yerde yanlışlıkla gs1905.com yazdım. Aşağıdaki linke tıklayın da bakın ne çıktığına 😀

http://www.gs1905.com/
İşin ilginç tarafı bunu gördükten sonra acaba fenerbahçe için de bir iyilik düşünmüşler mi diye merak edip fb1907.com’a da bakayım dedim. Karşıma çıkan karşısında açıkçası fazla hayrete düşmedim.

http://www.fb1907.com/
O kadar uğraşmışlar, didinmişler madem ben de buraya taşıyım da herkes görsün dedim.

Not: Bilin bakalım bjk1903.com’dan ne çıkıyor?

Sonuç: Bu tip, bilinen sitelerin tüm uzantılarının haklarının şayet imkan varsa alınması bu tip olayların ortaya çıkmaması açısından yarar sağlar. En azından çok kullanılan ve bilinen uzantıların hakları alınmalıdır. Diğer taraftan yukarıya taşıdığım aktivitede yapılan şey çok kötü, kesinlikle kabul edilemez bir şey mi? Tabi ki hayır. Bunu hazırlayan Beşiktaşlı kardeşlerimiz gayet güzel resimler koymuşlar ama herkes bu arkadaşlarımız kadar masumane bir şekilde bu işe girişmeyebilir. Düşünsenize tuttuğunuz takımın sitesi diye girdiğiniz bir sitede takımınıza baştan aşağıya küfür ediliyor, saçma saçma resimler konuluyor. Böyle yapanlar da çıkmaz mı? Muhakkak çıkar. O nedenle neymiş, uzantılara dikkat edilmeliymiş.

Reklamlar

>Vince Carter Orlando Magic’te

Haziran 25, 2009, 11:09 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, New Jersey Nets, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum

>Vince Carter yanında Ryan Anderson’la birlikte Rafer Alston, Tony Battie ve Courtney Lee karşılığında Orlando Magic’e takas oldu. Bu takas ilk etapta Hidayet’e alternatif yaratma gibi gözükse de bazı kaynaklar bunu Hidayet’i daha az paraya ikna etmek olarak yorumluyorlar. Büyük ihtimalle takasta nakit para ve belki de draft hakları da söz konusu. Tam ayrıntıları aldıkça buradan veririz. Magic şampiyonluk uğruna 2-3 sezonunu parasal olarak bağlarken Nets gelecek sezonlar bütçesini dengeledi ve Lee gibi çok büyük gelecek vaad eden bir adama sahip oldu. Kontratının tamamı garanti olmayan Alston’ın salıverilmesi de gündemde, Devin Harris varken mutlu olamaz orada Alston zaten, bakalım Jersey’de neler olacak?

Magic Cavs’in Shaq adımına önemli bir cevap vermiş oldu. Sağlıklı bir Carter Magic’i bir kademe yukarı taşıyacaktır.

Detaylar: Vince Carter + Ryan Anderson = Tony Battie + Rafer Alston + Courtney Lee + 3.2 milyonluk trade exception (Keyon Dooling takasında yine Nets’den alınmıştı)

Vince Carter Orlando Magic’te

Haziran 25, 2009, 11:09 pm | Hidayet Türkoğlu, NBA, New Jersey Nets, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Vince Carter yanında Ryan Anderson’la birlikte Rafer Alston, Tony Battie ve Courtney Lee karşılığında Orlando Magic’e takas oldu. Bu takas ilk etapta Hidayet’e alternatif yaratma gibi gözükse de bazı kaynaklar bunu Hidayet’i daha az paraya ikna etmek olarak yorumluyorlar. Büyük ihtimalle takasta nakit para ve belki de draft hakları da söz konusu. Tam ayrıntıları aldıkça buradan veririz. Magic şampiyonluk uğruna 2-3 sezonunu parasal olarak bağlarken Nets gelecek sezonlar bütçesini dengeledi ve Lee gibi çok büyük gelecek vaad eden bir adama sahip oldu. Kontratının tamamı garanti olmayan Alston’ın salıverilmesi de gündemde, Devin Harris varken mutlu olamaz orada Alston zaten, bakalım Jersey’de neler olacak?

Magic Cavs’in Shaq adımına önemli bir cevap vermiş oldu. Sağlıklı bir Carter Magic’i bir kademe yukarı taşıyacaktır.

Detaylar: Vince Carter + Ryan Anderson = Tony Battie + Rafer Alston + Courtney Lee + 3.2 milyonluk trade exception (Keyon Dooling takasında yine Nets’den alınmıştı)

>Orlando Vince Carter’ı Almaya Çalışıyor

Haziran 25, 2009, 10:17 pm | NBA, New Jersey Nets, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>Yahoo’dan Adrian Wojnarowski’ninson dakika haberine göre Orlando Magic New Jersey Nets ile Vince Carter için takas görüşmelerine girmiş durumda. Sözü geçen takasta Tony Battie, Rafer Alston ve Courtney Lee bulunurken Nets sadece Carter’ı veriyor. Arada 3-4 milyonluk bir maaş farkı var, sanırım bu da nakitle çözülür takas gerçekleşirse. Bu takasın olursa anlamı açıktır: Güle Güle Hidayet!

Gelişmeleri takipteyim, bir şey resmileşirse hemen geçerim burada.

Orlando Vince Carter’ı Almaya Çalışıyor

Haziran 25, 2009, 10:17 pm | NBA, New Jersey Nets, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Yahoo’dan Adrian Wojnarowski’ninson dakika haberine göre Orlando Magic New Jersey Nets ile Vince Carter için takas görüşmelerine girmiş durumda. Sözü geçen takasta Tony Battie, Rafer Alston ve Courtney Lee bulunurken Nets sadece Carter’ı veriyor. Arada 3-4 milyonluk bir maaş farkı var, sanırım bu da nakitle çözülür takas gerçekleşirse. Bu takasın olursa anlamı açıktır: Güle Güle Hidayet!

Gelişmeleri takipteyim, bir şey resmileşirse hemen geçerim burada.

>NBA Draft 2009

Haziran 25, 2009, 7:30 pm | Draft, NBA kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum

>2009 senesi oyuncu seçimleri bu gece yarısından sonra gerçekleştirilecek. Kolej Ligi’nin en iyi oyuncusu payeli Griffin’in 1. sırada seçileceği Clippers tarafından daha önce açıklanmıştı. Merak konusu olan konu 2. sıradan kimin gideceği. İspanyol Rubio, dev adam Thabeet ve bir çok yıldız oyun kurucunun girdiği seçmelerde bir çok sürpriz seçim ve takaslar olacak gibi duruyor. Seçmeler bu gece 02:30’da başlayacak ve Türkiye’de NTVSpor’dan canlı yayınlanacak. Bütün takımlara rasgele!

Edit: Lakers 29. sırayı 3 milyon Dolara Knicks’e sattı.

NBA Draft 2009

Haziran 25, 2009, 7:30 pm | Draft, NBA kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

2009 senesi oyuncu seçimleri bu gece yarısından sonra gerçekleştirilecek. Kolej Ligi’nin en iyi oyuncusu payeli Griffin’in 1. sırada seçileceği Clippers tarafından daha önce açıklanmıştı. Merak konusu olan konu 2. sıradan kimin gideceği. İspanyol Rubio, dev adam Thabeet ve bir çok yıldız oyun kurucunun girdiği seçmelerde bir çok sürpriz seçim ve takaslar olacak gibi duruyor. Seçmeler bu gece 02:30’da başlayacak ve Türkiye’de NTVSpor’dan canlı yayınlanacak. Bütün takımlara rasgele!

Edit: Lakers 29. sırayı 3 milyon Dolara Knicks’e sattı.

>Özlediklerimiz #2

Haziran 25, 2009, 3:23 pm | Futbol kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>

Özlediklerimiz #2

Haziran 25, 2009, 3:23 pm | Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Shaq Cleveland’da Gibi!

Haziran 25, 2009, 12:25 pm | Cleveland Cavs, NBA, Phoenix Suns kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>Eğer bir terslik olmazsa bu sezonun takas bombası patlamak üzere. Phoenix Suns kontratının son senesine gelmiş olan, NBA’in yaşayan efsanelerinden Shaquille O’Neal’ı Cleveland’a göndermeye hazırlanıyor. Bu sezon kontratının son senesini yaşayacak olan Shaq tam 20 milyon $ kazanacak. Shaq’a karşı Cleveland’ın Ben Wallace, Sasha Pavlovic ve bu seneki draftteki 46. sıradan seçme hakkını Suns’a göndereceği söyleniyor. Aslında Cavs bu hareketi yapmasa da gelecek sezon için yaklaşık 19 milyonluk bütçe rahatlaması sağlayacak ve Lebron’u takımda tutabilmek için hamle esnekliğine sahip olacaktı ama bu takas Lebron’a organizasyonun “Şampiyonluğu istiyoruz” mesajı oldu adeta. Şampiyonluk kazanan bir Lebron’un Cavs’ten ayrılmayacağı düşüncesiyle yapılan bir hareket bu sanki.

Bu takas Suns’a Pavlovic’i salıvererek bütçede 3,5 milyonluk bir hafifleme sağlayabilir. Keza Pavlovic’in 5 milyonluk kontratının sadece 1,5 milyonu garanti. Salıverme durumunda Pavlovic’in tekrar Cavs’e dönme olasılığından bile bahsedebiliriz. Böylece Phoenix’te Stoudemire’ın takas söylentileri sanırım son bulur. Shaq’ın gitmesiyle tek pota altı skor opsiyonu olarak kalan Stoudemire üzerine kurulu bir takım görebiliriz gelecek sene Phoenix’te.

Cavs kaç yaşında olursa olsun boyalı alanda her daim bir kalınlık yaratacak ve rakibe korku salıp sayı üretebilecek bir adamı alıp, hücumda takımı 4 kişi oynatan bir uzunu göndererek gelecek sene için tüm Doğu takımlarına önemli bir mesaj verdi. Suns ise Stoudemire’ın etrafında yeniden yapılanma ve bütçe daraltma çabalarına bir yenisini ekleyerek gelecek sezon için de şampiyonlukla pek ilgilenmeyeceklerini belli etmiş oldu. Tabii ki tüm söylemlerimiz takasın resmiyet kazanması durumunda geçerlilik kazanacak.

Edit: Takas gerçekleşti ve Shaq Cavs’e geçmiş oldu.

Bu arada diğer takımlardan da hamleler arka arkaya geliyor. Atlanta Hawks kontratı biten Mike Bibby’nin yüksek ücret istemesi üzerine Warriors’tan Jamal Crawford’u Acie Law ve Speedy Claxton karşılığında almış. Bu hamle büyük ihtimalle Atlanta’da Bibby’li günlerin sona erdiğinin bir göstergesi.

Öte yandan bu geceki draft öncesi Portland Dallas’ın ilk tur 22. seçim hakkını 24, 56. sıraları ve gelecek sezonki en kötü 2. tur seçim hakkını vererek almış. Demek ki peşinde oldukları adamı kaçırmak istemiyorlar.

Shaq Cleveland’da Gibi!

Haziran 25, 2009, 12:25 pm | Cleveland Cavs, NBA, Phoenix Suns kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Eğer bir terslik olmazsa bu sezonun takas bombası patlamak üzere. Phoenix Suns kontratının son senesine gelmiş olan, NBA’in yaşayan efsanelerinden Shaquille O’Neal’ı Cleveland’a göndermeye hazırlanıyor. Bu sezon kontratının son senesini yaşayacak olan Shaq tam 20 milyon $ kazanacak. Shaq’a karşı Cleveland’ın Ben Wallace, Sasha Pavlovic ve bu seneki draftteki 46. sıradan seçme hakkını Suns’a göndereceği söyleniyor. Aslında Cavs bu hareketi yapmasa da gelecek sezon için yaklaşık 19 milyonluk bütçe rahatlaması sağlayacak ve Lebron’u takımda tutabilmek için hamle esnekliğine sahip olacaktı ama bu takas Lebron’a organizasyonun “Şampiyonluğu istiyoruz” mesajı oldu adeta. Şampiyonluk kazanan bir Lebron’un Cavs’ten ayrılmayacağı düşüncesiyle yapılan bir hareket bu sanki.

Bu takas Suns’a Pavlovic’i salıvererek bütçede 3,5 milyonluk bir hafifleme sağlayabilir. Keza Pavlovic’in 5 milyonluk kontratının sadece 1,5 milyonu garanti. Salıverme durumunda Pavlovic’in tekrar Cavs’e dönme olasılığından bile bahsedebiliriz. Böylece Phoenix’te Stoudemire’ın takas söylentileri sanırım son bulur. Shaq’ın gitmesiyle tek pota altı skor opsiyonu olarak kalan Stoudemire üzerine kurulu bir takım görebiliriz gelecek sene Phoenix’te.

Cavs kaç yaşında olursa olsun boyalı alanda her daim bir kalınlık yaratacak ve rakibe korku salıp sayı üretebilecek bir adamı alıp, hücumda takımı 4 kişi oynatan bir uzunu göndererek gelecek sene için tüm Doğu takımlarına önemli bir mesaj verdi. Suns ise Stoudemire’ın etrafında yeniden yapılanma ve bütçe daraltma çabalarına bir yenisini ekleyerek gelecek sezon için de şampiyonlukla pek ilgilenmeyeceklerini belli etmiş oldu. Tabii ki tüm söylemlerimiz takasın resmiyet kazanması durumunda geçerlilik kazanacak.

Edit: Takas gerçekleşti ve Shaq Cavs’e geçmiş oldu.

Bu arada diğer takımlardan da hamleler arka arkaya geliyor. Atlanta Hawks kontratı biten Mike Bibby’nin yüksek ücret istemesi üzerine Warriors’tan Jamal Crawford’u Acie Law ve Speedy Claxton karşılığında almış. Bu hamle büyük ihtimalle Atlanta’da Bibby’li günlerin sona erdiğinin bir göstergesi.

Öte yandan bu geceki draft öncesi Portland Dallas’ın ilk tur 22. seçim hakkını 24, 56. sıraları ve gelecek sezonki en kötü 2. tur seçim hakkını vererek almış. Demek ki peşinde oldukları adamı kaçırmak istemiyorlar.

>Nihat ve Ötesi

Haziran 25, 2009, 11:20 am | Beşiktaş, Futbol, Galatasaray, Milli Takım, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Nihat Kahveci’nin Beşiktaş’a geri dönüşü bu transfer sezonunda şu ana kadar armut toplayan Demirören’in önemli bir transfer başarısı bunu kabul etmek gerekir. Nihat hem Milli Takım’da hem de İspanya’da marka olmayı başarmış önemli bir isim. Toschak onu ilk A takıma aldığı gün söylemişti çok önemli bir futbolcu olacağını. O da oldu gerçekten, sabretti, çalıştı ve oldu. 2002’de transfer olduğu İspanya’da 7 yılda 168 lig maçında 76 gol atarak adını neredeyse hiç unutturmadı. Euro 2008’deki sakatlığı bu sezonu onun için kayıp bir sezon haline getirmiş olsa da hala piyasası ve isteyeni olan bir oyuncuydu. Daha 1 hafta öncesine kadar da en az 3 yıl daha Avrupa’da oynayacağım diyordu. Ama Nihat dün gece itibariyle artık Beşiktaş’ın futbolcusu. Hedef küçültme değil mi bu?

Hem Nihat’a hem Beşiktaş’a hayırlı olsun demekten başka çare yokken bu transfere başka bir açıdan bakmak istedim. Son 10 yılda Türkiye’de yetişip Türkiye Ligi’nden Avrupa’ya transfer olmuş isimlere ve sonlarına bakmak kafamızda bazı şeylerin netleşmesini sağlayabilir.

Hakan Şükür: Kısa Torino seferinden sonra Inter’de 1 sezon devamlı olarak oynayıp, ertesi sezon üzeri silindikten sonra, 6 aylığına Parma forması giyen, sonrasındaki diz kapağı kırığı ve yine 6 aylık Blackburn macerası ile Avrupa defterini bir daha açmamak üzere kapatan Türk Futbolu’nun neredeyse tüm rekorlarını kırmış efsane ismi.

Arif Erdem: Galatasaray’daki devamlılığı ve başarıları sonrası İspanyolların dikkatini çekmiş, Sociedad’a 6 aylığına gidip, kaçarak dönmüş, Milli Takım’a Dünya 3.lüğünde fazlasıyla katkı vermiş, TSL gol kralı olmuş önemli bir tamamlayıcı forvet.

Emre Belözoğlu: Daha 16 yaşında GS forması giyip dikkatleri çekmiş, Milli takım’da kaptanlığa kadar yükselmiş, Inter’de ve Newcastle’da geçirdiği 7 sezonda toplamda ancak 126 lig maçında forma giyebilmiş ve Fenerbahçe’ye transfer olmuş, Türk futbolunun son yıllarda yetişdirdiği en yetenekli futbolculardan biri.

Okan Buruk: Emre ile birlikte Inter’e transfer olup 3 sezonda sadece 25 lig maçında forma bulabildikten sonra adeta kaçarcasına Türkiye’ye dönen, Milli Takım’ın oynadığı dönemde en önemli parçalarından biri, UEFA Kupasını kazandıran isimlerden biri olan sağ kanat oyuncusu.

Hakan Ünsal: Galatasaray’da hafızalarda yer eden, Milli Takım’ın değişmezlerinden olan, Türk futbolunun önemli sol ayaklı sol beklerinden biri. 6 aylık Blackburn seferinden Arif’in İspanya’dan kaçtığı gibi yeniden Galatasaray’a dönen savunma oyuncusu.

Tugay Kerimoğlu: Çok genç yaşta GS kaptanlığı yapmış, Milli Takım’da da aynı gururu yaşayıp sonrasında İskoçya üzerinden adaya transfer olup 10 sene boyunca İngiltere’nin sembol ve en çok saygı duyulan futbolcularından biri haline gelmiş, efasane Blackburn Rovers’lı orta saha oyuncusu.

Sinan Kaloğlu: Altay’dan yetişme, Beşiktaş’ta hayal kırıklığı, Bursa’da efsane olarak hatırlanan forvet oyuncusu. Geçen sezon başında transfer olduğu Bochum’da çok az forma bulmuş, bu sezonki durumu halen kesinleşmemiş golcü.

Gökdeniz Karadeniz: 2 yıldır oynadığı Rubin Kazan’da takımın banko oyuncusu olan, Milli Takım’da bir dönem el üstünde tutulan, Trabzon’un yetiştirdiği en önemli futbolculardan biri.

Fatih Tekke: Yine Trabzon’un futbolcu tarlasından yetişme, Türkiye’de çok önemli gollere imza atmış, Trabzon seyircisi için efsane olmuş önemli bir forvet oyuncusu. 2006’da transfer olduğu Zenith’te Rusya Ligi ve UEFA kupası şampiyonluğu yaşamış olsa da daha çok gördüğü kırmızı kartlar ve Teknik Direktör Dick Advocaat’la tartışmalarıyla gündeme oturmuş isim.

Hasan Kabze: 2007’de transfer olduğu Rubin Kazan’da da öncesinde Galatasaray’da da oynadığı her dönem alternatif, joker oyuncu olarak adlandırılmış, az sayıda ama kritik goller atan bir futbolcu olarak öne çıkmıştır. Bucaspor’un Türk Futbolu’na yetişdirdiği bir isim.

Caner Erkin: 4 Milyon Dolar’a transfer olduğu CSKA Moskova’da 2 sezonda sadece 23 Lig maçında forma bulabilmiş, Manisa çıkışlı, yavaş yavaş Milli Takım forması giymeye başlamış sol kanat oyuncusu.

Çağdaş Atan: Marmaris’ten yetişip, Trabzon ve Beşiktaş maceraları sonrası Bundesliga’nın 2. kalite takımların Cottbuss’da forma giyip, oradan İsviçre Ligi’nin iyi takımlarından Basel’e geçiş yapan savunmaoyuncusu.

Tuncay Şanlı: 2 sezondur Middlesbrough’da ter döken, agresif oyunu, hiç bitmeyen enerjisi ve farklı mevkilerde oynayabilmesi ile saygı toplayan, Türk Milli Takımının mevcut kaptanı. Boro’da 2 sezonda sakatlıklar dışında 67 Lig maçında forma bulup 15 gol kaydetmiş, takımı ligden düşünce transfer gündemine oturmuştur.

Yukarıda geçen isimlere baktığımızda Tugay Kerimoğlu dışında istikrarlı bir şekilde gittiği üst sınıf lig ve takımda forma bulup Türkiye’ye dönme ihtiyacı hissetmeden kariyerini orada sonlandırma cesaretini gösterebilmiş oyuncu görmüyoruz. Şu ana kadar kariyerini en iyi biçimde yönetmiş olan Nihat’ın daha 29 yaşında Beşiktaş’a dönmesine işte bu yüzden anlam veremiyorum. Gökdeniz, Hasan, Fatih ve Caner Avrupa’nın bizimkine eşdeğer kalitedeki ligi olan Rusya’da devam ediyorlar kariyerlerine, ancak oynadıkları takımlar bizim 4 büyüklerin ilerisinde olan takımlar değil. Son yıllardaki en büyük başarıları Galatasaray’ın UEFA Kupası kadar. Sinan kadroya giremiyor, Emre, Okan, Şükür, Arif, Ünsal Türkiye’ye kaçmışlar adeta hayal kırıklıkları sonrası. Çağdaş Almanya’dan İsviçre’ye geçmiş ama lig ve takım Türkiye ile kıyas bile edilmez. Bir tek Tuncay üst sınıf bir ligde, o da küme düşen bir takımın parçası ve transfer sezonu 1 ay önce başlamış olmasına karşın hala resmi bir teklif yok.

Bu görüntüde sanırım varacağımız nokta altyapı, futbolcu eğitimi ve oyuncularımızın bu spora bakış açısı. Yurtdışındaki gibi spor, futbol okullarından değil de, hobi olarak tercih edilen, görülen altyapı sistemlerinden yetişerek gelen, liseyi zorla bitiren, bitirenlerin %99’unun üniversite okumayı aklının ucundan bile geçirmediği, yabancı dil öğrenmeyi angarya olarak gören bir oyuncu ordusu ve sistemin içinde yetişen futbolcularımızın Avrupa’da önemli liglere transfer olup oralarda kalıcı olmalarını beklemek zaten en baştan hayalperestlik değil mi? Bir kaç önemli maçtan önce toplu olarak psikologlarla görüştürmeyi, hayat dersleri dinletmeyi yöneticilik sanan adamların kulüpleri idare ettiği şu ortamlardan kaç tane topçu çıkıp İspanya’da, İngiltere’de, Almanya’da fırtınalar estirecek Allah aşkına. Dün ortega yazmış Özgür Çek’i, geçen gün PCLion Antep’e giden Gökhan’dan bahsetmiş. Altyapıdan çıkan önemli adamları tutma gayreti bile göstermeyen adamlar nasıl olacak da bu çocuklar üzerine proje geliştirecek, onların psikolojisiyle uğraşacak, onları global bir endüstri haline gelen futbola hazırlayacak.

Üst sınıf liglerde, yetiştirdiğimiz en iyi adamlar denendi, sonuç ortada. Neden Türk Futbol ve Futbolcusuna eğilsinler ki! Adamlar daha restoranda çatal isteyemiyor, 2 hafta sonra evlerini özlüyorlar. Yöneticimizle, ailelerimizle, futbolcularımızın kendisiyle yurtdışındaki kredimizi bitirme noktasındayız. Hayırlı, uğurlu olsun!

Nihat ve Ötesi

Haziran 25, 2009, 11:20 am | Beşiktaş, Futbol, Galatasaray, Milli Takım, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Nihat Kahveci’nin Beşiktaş’a geri dönüşü bu transfer sezonunda şu ana kadar armut toplayan Demirören’in önemli bir transfer başarısı bunu kabul etmek gerekir. Nihat hem Milli Takım’da hem de İspanya’da marka olmayı başarmış önemli bir isim. Toschak onu ilk A takıma aldığı gün söylemişti çok önemli bir futbolcu olacağını. O da oldu gerçekten, sabretti, çalıştı ve oldu. 2002’de transfer olduğu İspanya’da 7 yılda 168 lig maçında 76 gol atarak adını neredeyse hiç unutturmadı. Euro 2008’deki sakatlığı bu sezonu onun için kayıp bir sezon haline getirmiş olsa da hala piyasası ve isteyeni olan bir oyuncuydu. Daha 1 hafta öncesine kadar da en az 3 yıl daha Avrupa’da oynayacağım diyordu. Ama Nihat dün gece itibariyle artık Beşiktaş’ın futbolcusu. Hedef küçültme değil mi bu?

Hem Nihat’a hem Beşiktaş’a hayırlı olsun demekten başka çare yokken bu transfere başka bir açıdan bakmak istedim. Son 10 yılda Türkiye’de yetişip Türkiye Ligi’nden Avrupa’ya transfer olmuş isimlere ve sonlarına bakmak kafamızda bazı şeylerin netleşmesini sağlayabilir.

Hakan Şükür: Kısa Torino seferinden sonra Inter’de 1 sezon devamlı olarak oynayıp, ertesi sezon üzeri silindikten sonra, 6 aylığına Parma forması giyen, sonrasındaki diz kapağı kırığı ve yine 6 aylık Blackburn macerası ile Avrupa defterini bir daha açmamak üzere kapatan Türk Futbolu’nun neredeyse tüm rekorlarını kırmış efsane ismi.

Arif Erdem: Galatasaray’daki devamlılığı ve başarıları sonrası İspanyolların dikkatini çekmiş, Sociedad’a 6 aylığına gidip, kaçarak dönmüş, Milli Takım’a Dünya 3.lüğünde fazlasıyla katkı vermiş, TSL gol kralı olmuş önemli bir tamamlayıcı forvet.

Emre Belözoğlu: Daha 16 yaşında GS forması giyip dikkatleri çekmiş, Milli takım’da kaptanlığa kadar yükselmiş, Inter’de ve Newcastle’da geçirdiği 7 sezonda toplamda ancak 126 lig maçında forma giyebilmiş ve Fenerbahçe’ye transfer olmuş, Türk futbolunun son yıllarda yetişdirdiği en yetenekli futbolculardan biri.

Okan Buruk: Emre ile birlikte Inter’e transfer olup 3 sezonda sadece 25 lig maçında forma bulabildikten sonra adeta kaçarcasına Türkiye’ye dönen, Milli Takım’ın oynadığı dönemde en önemli parçalarından biri, UEFA Kupasını kazandıran isimlerden biri olan sağ kanat oyuncusu.

Hakan Ünsal: Galatasaray’da hafızalarda yer eden, Milli Takım’ın değişmezlerinden olan, Türk futbolunun önemli sol ayaklı sol beklerinden biri. 6 aylık Blackburn seferinden Arif’in İspanya’dan kaçtığı gibi yeniden Galatasaray’a dönen savunma oyuncusu.

Tugay Kerimoğlu: Çok genç yaşta GS kaptanlığı yapmış, Milli Takım’da da aynı gururu yaşayıp sonrasında İskoçya üzerinden adaya transfer olup 10 sene boyunca İngiltere’nin sembol ve en çok saygı duyulan futbolcularından biri haline gelmiş, efasane Blackburn Rovers’lı orta saha oyuncusu.

Sinan Kaloğlu: Altay’dan yetişme, Beşiktaş’ta hayal kırıklığı, Bursa’da efsane olarak hatırlanan forvet oyuncusu. Geçen sezon başında transfer olduğu Bochum’da çok az forma bulmuş, bu sezonki durumu halen kesinleşmemiş golcü.

Gökdeniz Karadeniz: 2 yıldır oynadığı Rubin Kazan’da takımın banko oyuncusu olan, Milli Takım’da bir dönem el üstünde tutulan, Trabzon’un yetiştirdiği en önemli futbolculardan biri.

Fatih Tekke: Yine Trabzon’un futbolcu tarlasından yetişme, Türkiye’de çok önemli gollere imza atmış, Trabzon seyircisi için efsane olmuş önemli bir forvet oyuncusu. 2006’da transfer olduğu Zenith’te Rusya Ligi ve UEFA kupası şampiyonluğu yaşamış olsa da daha çok gördüğü kırmızı kartlar ve Teknik Direktör Dick Advocaat’la tartışmalarıyla gündeme oturmuş isim.

Hasan Kabze: 2007’de transfer olduğu Rubin Kazan’da da öncesinde Galatasaray’da da oynadığı her dönem alternatif, joker oyuncu olarak adlandırılmış, az sayıda ama kritik goller atan bir futbolcu olarak öne çıkmıştır. Bucaspor’un Türk Futbolu’na yetişdirdiği bir isim.

Caner Erkin: 4 Milyon Dolar’a transfer olduğu CSKA Moskova’da 2 sezonda sadece 23 Lig maçında forma bulabilmiş, Manisa çıkışlı, yavaş yavaş Milli Takım forması giymeye başlamış sol kanat oyuncusu.

Çağdaş Atan: Marmaris’ten yetişip, Trabzon ve Beşiktaş maceraları sonrası Bundesliga’nın 2. kalite takımların Cottbuss’da forma giyip, oradan İsviçre Ligi’nin iyi takımlarından Basel’e geçiş yapan savunmaoyuncusu.

Tuncay Şanlı: 2 sezondur Middlesbrough’da ter döken, agresif oyunu, hiç bitmeyen enerjisi ve farklı mevkilerde oynayabilmesi ile saygı toplayan, Türk Milli Takımının mevcut kaptanı. Boro’da 2 sezonda sakatlıklar dışında 67 Lig maçında forma bulup 15 gol kaydetmiş, takımı ligden düşünce transfer gündemine oturmuştur.

Yukarıda geçen isimlere baktığımızda Tugay Kerimoğlu dışında istikrarlı bir şekilde gittiği üst sınıf lig ve takımda forma bulup Türkiye’ye dönme ihtiyacı hissetmeden kariyerini orada sonlandırma cesaretini gösterebilmiş oyuncu görmüyoruz. Şu ana kadar kariyerini en iyi biçimde yönetmiş olan Nihat’ın daha 29 yaşında Beşiktaş’a dönmesine işte bu yüzden anlam veremiyorum. Gökdeniz, Hasan, Fatih ve Caner Avrupa’nın bizimkine eşdeğer kalitedeki ligi olan Rusya’da devam ediyorlar kariyerlerine, ancak oynadıkları takımlar bizim 4 büyüklerin ilerisinde olan takımlar değil. Son yıllardaki en büyük başarıları Galatasaray’ın UEFA Kupası kadar. Sinan kadroya giremiyor, Emre, Okan, Şükür, Arif, Ünsal Türkiye’ye kaçmışlar adeta hayal kırıklıkları sonrası. Çağdaş Almanya’dan İsviçre’ye geçmiş ama lig ve takım Türkiye ile kıyas bile edilmez. Bir tek Tuncay üst sınıf bir ligde, o da küme düşen bir takımın parçası ve transfer sezonu 1 ay önce başlamış olmasına karşın hala resmi bir teklif yok.

Bu görüntüde sanırım varacağımız nokta altyapı, futbolcu eğitimi ve oyuncularımızın bu spora bakış açısı. Yurtdışındaki gibi spor, futbol okullarından değil de, hobi olarak tercih edilen, görülen altyapı sistemlerinden yetişerek gelen, liseyi zorla bitiren, bitirenlerin %99’unun üniversite okumayı aklının ucundan bile geçirmediği, yabancı dil öğrenmeyi angarya olarak gören bir oyuncu ordusu ve sistemin içinde yetişen futbolcularımızın Avrupa’da önemli liglere transfer olup oralarda kalıcı olmalarını beklemek zaten en baştan hayalperestlik değil mi? Bir kaç önemli maçtan önce toplu olarak psikologlarla görüştürmeyi, hayat dersleri dinletmeyi yöneticilik sanan adamların kulüpleri idare ettiği şu ortamlardan kaç tane topçu çıkıp İspanya’da, İngiltere’de, Almanya’da fırtınalar estirecek Allah aşkına. Dün ortega yazmış Özgür Çek’i, geçen gün PCLion Antep’e giden Gökhan’dan bahsetmiş. Altyapıdan çıkan önemli adamları tutma gayreti bile göstermeyen adamlar nasıl olacak da bu çocuklar üzerine proje geliştirecek, onların psikolojisiyle uğraşacak, onları global bir endüstri haline gelen futbola hazırlayacak.

Üst sınıf liglerde, yetiştirdiğimiz en iyi adamlar denendi, sonuç ortada. Neden Türk Futbol ve Futbolcusuna eğilsinler ki! Adamlar daha restoranda çatal isteyemiyor, 2 hafta sonra evlerini özlüyorlar. Yöneticimizle, ailelerimizle, futbolcularımızın kendisiyle yurtdışındaki kredimizi bitirme noktasındayız. Hayırlı, uğurlu olsun!

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.