>"Baş"lar

Haziran 22, 2009, 5:09 pm | Acayip İşler, Futbol, Galatasaray, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | 6 Yorum

>

Topbaşı

Çıbanbaşı
Reklamlar

"Baş"lar

Haziran 22, 2009, 5:09 pm | Acayip İşler, Futbol, Galatasaray, Sıkıntı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Topbaşı

Çıbanbaşı

>YUMULLLL

Haziran 22, 2009, 4:49 pm | hatıra, ozhano, tatil, şarkı kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

>

http://www.youtube.com/get_player

Tatil yolunda Antalya’ya giderken dinlediğimiz Çubuklu Yaşar’ın “YUMUL” isimli bu eserini ilk önce o andan sonra Yaşar’ın bir numaralı fanatiği!!! olan sevgili Cenky’ye daha sonra Anıtur’un turist rehberi, bizim her türlü derdimizi çeken, canımız, ciğerimiz Abdullah Şahin’e itaf ediyorum. Abdullah sen bizim herşeyimizsin:D

Lütfen sözleri dikkatli dinleyelim. Cenky sen de Yaşar’ın oynayışa dikkat et. Alt taraf sabit üst taraf çalışıyor, hatta hareketleri şarkının sonuna doğru ayrı bir hal alıyor. Bil bakalım bana kimi hatırlattı?

Bu arada Yaşar’ın bu klibinde adları görünen Başkent Müzik ve Gazino Renk’ten de reklam ücretimi rica ediyorum.

YUMULLLL

Haziran 22, 2009, 4:49 pm | hatıra, ozhano, tatil, şarkı kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

http://www.youtube.com/get_player

Tatil yolunda Antalya’ya giderken dinlediğimiz Çubuklu Yaşar’ın “YUMUL” isimli bu eserini ilk önce o andan sonra Yaşar’ın bir numaralı fanatiği!!! olan sevgili Cenky’ye daha sonra Anıtur’un turist rehberi, bizim her türlü derdimizi çeken, canımız, ciğerimiz Abdullah Şahin’e itaf ediyorum. Abdullah sen bizim herşeyimizsin:D

Lütfen sözleri dikkatli dinleyelim. Cenky sen de Yaşar’ın oynayışa dikkat et. Alt taraf sabit üst taraf çalışıyor, hatta hareketleri şarkının sonuna doğru ayrı bir hal alıyor. Bil bakalım bana kimi hatırlattı?

Bu arada Yaşar’ın bu klibinde adları görünen Başkent Müzik ve Gazino Renk’ten de reklam ücretimi rica ediyorum.

>Halbuki biz ne ‘Zan’mıştık!

Haziran 22, 2009, 4:14 pm | Beşiktaş, EURO 2008, Futbol, Galatasaray, Transfer, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum

>Yahu biz kanguru Lucas Neill’i, sol görüşlü Oleguer’i, Uruguay’lı genç Martin Caceres’i, belki de ABD’li Onyewu’yu bekliyorduk. Türkiye içinden de Servet’in yerini kimse dolduramaz diye kendimizi dış transfere kilitlemiştik… Hatta geçen haftabaşı abime demiştim ki; “Hissediyorum cuma ya da haftasonu önemli bir yıldız transferi patlatacağız. Hiç de bilmediğimiz, daha önce duymadığımız biri olacak bu…”

Haftasonu geçti ses çıkmadı. Biraz gecikmeli oldu belki ama bugün patladı haber! GÖKHAN ZAN Galatasaray’da! Yerel transferlerin Adnan Sezgin’in elinden geçtiğini biliyoruz. Haldun’la gündemi meşgul ederken, A.Sezgin’le ters köşeye yatırdık hem gündemi hem de Beşiktaş’ı. Sanırım Kenan Öner’di Gökhan Zan’ın opsiyonunu uzatmayı unutan.. Artık bu haberden sonra istifa eder mi bilemiyorum. Ama ederse de şaşırmam. En azından ettirilir. Eğer yönetim Gökhan Zan’la bilerek sözleşme uzatmadıysa böyle komplo teorileri gerçekleşmez elbette. Ama Mehmet Topuz’u Fener’e, Gökhan Zan’ı da Galatasaray’a kaptıran Demirören ne yapar bilemiyorum. En azından 2 kupanın sarhoşluğunu üzerinden atmalı…

Gelelim transfer için yoruma. Evet Gökhan Zan 45 kez Ulusal Takım forması giymiş. Evet Şampiyonlar Ligi ve şampiyonlukları tecrübe etmiş biri.Bir önceki sezonda yaşadığı kronik omuz sakatlığı çok can sıkmıştı. Bu sene de yakar mı bilinmez. Geçtiği söylese de omuz bu çıkar mı çıkar… Umarız çıkmaz tabi… Kariyer istikrarı olan bir oyuncu. Sırasıyla Çanakkale Dardanel, Beşiktaş, Gaziantep (kiralık), Ulusal Takım, Galatasaray. Buraya kadar çok iyi… Ama 2007/08′de 20, 2008/09′da ise 19 maçta forma giymiş. Şampiyonluk yaşadığı sezonda forma giydiği sayısı beni kesmedi. Bu istatistiklerin farkında olarak takıma transfer edildiğini düşünürsek yönetimin kafasında da Gökhan Zan, Rijkaard’a önemli bir alternatif olarak sunulmuş olabilir.

Fizikli, güçlü, hırslı, buraya kadar da iyi ama defanstan çıkarken yaptığı pas hatalarını hatırladıkça, hele EURO 2008′de Portekiz maçında yaptığı bir pas hatası vardı ki.. Akıllara zarardı. Ben bu adamın oyun stilini bir türlü beğenemdim, ısınamadım. Emre Aşık kadar iyi olmadığını biliyorum, Semih Kaya kadar güvenemiyorum. Emra Göngör’le ikisinin başladığı maçları düşünmek istemiyorum. Çünkü ikisi de biraz savruk adamlar… O defans mahvolur.

Haldun yıldız avındayken, Adnan da yerli bonservisi olmayan ortalama adamları kadroya katmaya devam ediyor. (Bknz. Mustafa Sarp) Halbuki biz sıradaki stoperimizi yabancı ‘Zan’mıştık…

sevgiler volkanbk3

Halbuki biz ne ‘Zan’mıştık!

Haziran 22, 2009, 4:14 pm | Beşiktaş, EURO 2008, Futbol, Galatasaray, Transfer, volkanbk3 kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Yahu biz kanguru Lucas Neill’i, sol görüşlü Oleguer’i, Uruguay’lı genç Martin Caceres’i, belki de ABD’li Onyewu’yu bekliyorduk. Türkiye içinden de Servet’in yerini kimse dolduramaz diye kendimizi dış transfere kilitlemiştik… Hatta geçen haftabaşı abime demiştim ki; “Hissediyorum cuma ya da haftasonu önemli bir yıldız transferi patlatacağız. Hiç de bilmediğimiz, daha önce duymadığımız biri olacak bu…”

Haftasonu geçti ses çıkmadı. Biraz gecikmeli oldu belki ama bugün patladı haber! GÖKHAN ZAN Galatasaray’da! Yerel transferlerin Adnan Sezgin’in elinden geçtiğini biliyoruz. Haldun’la gündemi meşgul ederken, A.Sezgin’le ters köşeye yatırdık hem gündemi hem de Beşiktaş’ı. Sanırım Kenan Öner’di Gökhan Zan’ın opsiyonunu uzatmayı unutan.. Artık bu haberden sonra istifa eder mi bilemiyorum. Ama ederse de şaşırmam. En azından ettirilir. Eğer yönetim Gökhan Zan’la bilerek sözleşme uzatmadıysa böyle komplo teorileri gerçekleşmez elbette. Ama Mehmet Topuz’u Fener’e, Gökhan Zan’ı da Galatasaray’a kaptıran Demirören ne yapar bilemiyorum. En azından 2 kupanın sarhoşluğunu üzerinden atmalı…

Gelelim transfer için yoruma. Evet Gökhan Zan 45 kez Ulusal Takım forması giymiş. Evet Şampiyonlar Ligi ve şampiyonlukları tecrübe etmiş biri.Bir önceki sezonda yaşadığı kronik omuz sakatlığı çok can sıkmıştı. Bu sene de yakar mı bilinmez. Geçtiği söylese de omuz bu çıkar mı çıkar… Umarız çıkmaz tabi… Kariyer istikrarı olan bir oyuncu. Sırasıyla Çanakkale Dardanel, Beşiktaş, Gaziantep (kiralık), Ulusal Takım, Galatasaray. Buraya kadar çok iyi… Ama 2007/08′de 20, 2008/09′da ise 19 maçta forma giymiş. Şampiyonluk yaşadığı sezonda forma giydiği sayısı beni kesmedi. Bu istatistiklerin farkında olarak takıma transfer edildiğini düşünürsek yönetimin kafasında da Gökhan Zan, Rijkaard’a önemli bir alternatif olarak sunulmuş olabilir.

Fizikli, güçlü, hırslı, buraya kadar da iyi ama defanstan çıkarken yaptığı pas hatalarını hatırladıkça, hele EURO 2008′de Portekiz maçında yaptığı bir pas hatası vardı ki.. Akıllara zarardı. Ben bu adamın oyun stilini bir türlü beğenemdim, ısınamadım. Emre Aşık kadar iyi olmadığını biliyorum, Semih Kaya kadar güvenemiyorum. Emra Göngör’le ikisinin başladığı maçları düşünmek istemiyorum. Çünkü ikisi de biraz savruk adamlar… O defans mahvolur.

Haldun yıldız avındayken, Adnan da yerli bonservisi olmayan ortalama adamları kadroya katmaya devam ediyor. (Bknz. Mustafa Sarp) Halbuki biz sıradaki stoperimizi yabancı ‘Zan’mıştık…

sevgiler volkanbk3

>UEFA Avrupa Ligi Kura Çekimi-Galatasaray’ın Rakibi Tobol-Kazakistan

Haziran 22, 2009, 1:21 pm | ozhano, UEFA Avrupa Ligi Kura Çekimi kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>1. Öneleme Karşılaşmaları
2. Öneleme karşılaşmaları
Galatasaray’ın rakibi Kazakistan’dan Tobol. Kazakistan’ın kuzeyindeki Kostanay şehrinin takımı olan Tobol 1992 yılından beri Kazak Premier Liginde mücadele etmekte ve maçlarını Kostanay’daki 8323 kişilik Merkez Stadyumu’nda oynamakta. Kazakistan Süper Ligi’ndeki en iyi dereceleri 2. ve 3. lük olmuş. Tobol’un Avrupa Maceraları:

Kurulduğundan bu yana ligdeki sıralamaları:

UEFA Avrupa Ligi Kura Çekimi-Galatasaray’ın Rakibi Tobol-Kazakistan

Haziran 22, 2009, 1:21 pm | ozhano, UEFA Avrupa Ligi Kura Çekimi kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

1. Öneleme Karşılaşmaları
2. Öneleme karşılaşmaları
Galatasaray’ın rakibi Kazakistan’dan Tobol. Kazakistan’ın kuzeyindeki Kostanay şehrinin takımı olan Tobol 1992 yılından beri Kazak Premier Liginde mücadele etmekte ve maçlarını Kostanay’daki 8323 kişilik Merkez Stadyumu’nda oynamakta. Kazakistan Süper Ligi’ndeki en iyi dereceleri 2. ve 3. lük olmuş. Tobol’un Avrupa Maceraları:

Kurulduğundan bu yana ligdeki sıralamaları:

>Beşiktaş’ta İngilizce Krizi!

Haziran 22, 2009, 11:04 am | Acayip İşler, Beşiktaş, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Beşiktaş’ın kondisyoneri Marrone tatile çıkan oyunculara kendi hazırladığı antrenman programını vermiş ve tatildeyken formdan düşmemeleri için yapacaklarını teker teker bu programa koymuş. Buraya kadar ters ya da enteresan bir şey yok. Olaylar bundan sonra başlıyor. Sezon sonu aldıkları programın zarfını, demeçlerinden anladığımız kadarıyla, futbolcuların alır almaz değil de tatile gittikleri mekanda ya da daha sonraki bir vakitte açmaları neticesinde neredeyse hepsi şok yaşamışlar. Şokun sebebi ise futbolun her geçen gün globalleştiği ve sınırların kalktığı şu zamanda Türk futbolcularının çoğunun bir gram İngilizce bilmemesi!

Marrone’ye telefon etmişler (neyi nasıl konuştularsa) bu ayıp(!) durumla karşılaşanlar ve tepkilerini iletmişler hocalarına. Marrone’nin verdiği cevap ise oldukça manidar “Senelerdir Avrupa Kupaları’nda oynuyorsunuz, bu sene Şampiyonlar Ligi’nde mücadele edeceksiniz, az da olsa İngilizce bilmiyor olabileceğiniz aklımın ucundan geçmedi. Demek ki lisan konusunda gelişim sağlamalısınız.” Şimdi adamın bu söylevine nasıl tepki verebiliriz, “Burası Türkiye burada Türkçe konuşulur” mu diyeceğiz. Bu kadar çok uluslararası temasta bulunan bu adamların basit bir antrenman programını anlayamayacak kadar İngilizce bilmemelerini, ötesinde çoğunun bu programı alır almaz incelemeyip tatile gittiği yerde açmasını mazur mu göreceğiz?

Bu olay sanırım Türk Futbolcusunun oyun kalitesi olarak bir çok açıdan üst düzey liglerde oynayabilecek potansiyelde olmasına karşın neden oralara gidemediğinin, gittiğinde de kolay uyum sağlayamadığının canlı bir örneği.

Bir kaç futbolcu demeci aktarayım da biraz gülelim.

Gökhan Zan: Eşim Kanada’da büyüdüğü için olayı çözdük, sıkıntı yaşamadım.

İbrahim Üzülmez: Burada tercümanlık bürosu yok. İngilizce bilen de çok yok. Ama bir şekilde sorunu çözdüm. İlk kez yabancı dilde yazılmış çalışma programıyla hareket ediyoruz. Bu bir anlamda bizim için de ders oldu. Futbolun dili birdir ama bu çalışma programının İngilizce yazılması keyfimi kaçırırken, zor duruma da düştüm. (İ.Ü. Artvin’deymiş)

Adını Vermek İstemeyen Futbolcu: Valla programı görünce bir şok yaşamadım değil. Moreno’yu aradım, ancak konuşamadık, İngilizce bilmediğimi sonradan hatırladım, zaten Türkçe’yi de zor konuşuyoruz. Neyse, tatile gittiğim bölgede çok fazla Rus vardı, bir tane İngilizce bilen Animatör bile bulamadım. Şehir merkezine indiğimde de durum aynıydı. Bunun üzerine akrabalarla yaptığım telefon görüşmeleri sonucu annemin dayısının dünürünün ufak kızının kayınpederinin amca oğlunun orta bire giden torununun İngilizcesinin 5 olduğunu öğrendim. Faksla kendisine gönderdiğim programı, ertesi sabah geri yolladı, sağolsun, çalışmamdan geri kalmıyorum. Ancak dönünce Moreno’ya soracağım, ördek yürüyüşünden sonra neden 4 dakika amuda kalkıyoruz, çözemedim. Bu adamın adı Moreno’ydu di mi?

Not: Bu yazı Hürriyet’teki şu haber, doğruluk ihtimali yüksek gözüktüğü için, kaynak alınarak yazılmıştır. Adını vermek istemeyen futbolcu da kişisel kaynağımdan uydurulmuştur 🙂

Beşiktaş’ta İngilizce Krizi!

Haziran 22, 2009, 11:04 am | Acayip İşler, Beşiktaş, Futbol kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Beşiktaş’ın kondisyoneri Marrone tatile çıkan oyunculara kendi hazırladığı antrenman programını vermiş ve tatildeyken formdan düşmemeleri için yapacaklarını teker teker bu programa koymuş. Buraya kadar ters ya da enteresan bir şey yok. Olaylar bundan sonra başlıyor. Sezon sonu aldıkları programın zarfını, demeçlerinden anladığımız kadarıyla, futbolcuların alır almaz değil de tatile gittikleri mekanda ya da daha sonraki bir vakitte açmaları neticesinde neredeyse hepsi şok yaşamışlar. Şokun sebebi ise futbolun her geçen gün globalleştiği ve sınırların kalktığı şu zamanda Türk futbolcularının çoğunun bir gram İngilizce bilmemesi!

Marrone’ye telefon etmişler (neyi nasıl konuştularsa) bu ayıp(!) durumla karşılaşanlar ve tepkilerini iletmişler hocalarına. Marrone’nin verdiği cevap ise oldukça manidar “Senelerdir Avrupa Kupaları’nda oynuyorsunuz, bu sene Şampiyonlar Ligi’nde mücadele edeceksiniz, az da olsa İngilizce bilmiyor olabileceğiniz aklımın ucundan geçmedi. Demek ki lisan konusunda gelişim sağlamalısınız.” Şimdi adamın bu söylevine nasıl tepki verebiliriz, “Burası Türkiye burada Türkçe konuşulur” mu diyeceğiz. Bu kadar çok uluslararası temasta bulunan bu adamların basit bir antrenman programını anlayamayacak kadar İngilizce bilmemelerini, ötesinde çoğunun bu programı alır almaz incelemeyip tatile gittiği yerde açmasını mazur mu göreceğiz?

Bu olay sanırım Türk Futbolcusunun oyun kalitesi olarak bir çok açıdan üst düzey liglerde oynayabilecek potansiyelde olmasına karşın neden oralara gidemediğinin, gittiğinde de kolay uyum sağlayamadığının canlı bir örneği.

Bir kaç futbolcu demeci aktarayım da biraz gülelim.

Gökhan Zan: Eşim Kanada’da büyüdüğü için olayı çözdük, sıkıntı yaşamadım.

İbrahim Üzülmez: Burada tercümanlık bürosu yok. İngilizce bilen de çok yok. Ama bir şekilde sorunu çözdüm. İlk kez yabancı dilde yazılmış çalışma programıyla hareket ediyoruz. Bu bir anlamda bizim için de ders oldu. Futbolun dili birdir ama bu çalışma programının İngilizce yazılması keyfimi kaçırırken, zor duruma da düştüm. (İ.Ü. Artvin’deymiş)

Adını Vermek İstemeyen Futbolcu: Valla programı görünce bir şok yaşamadım değil. Moreno’yu aradım, ancak konuşamadık, İngilizce bilmediğimi sonradan hatırladım, zaten Türkçe’yi de zor konuşuyoruz. Neyse, tatile gittiğim bölgede çok fazla Rus vardı, bir tane İngilizce bilen Animatör bile bulamadım. Şehir merkezine indiğimde de durum aynıydı. Bunun üzerine akrabalarla yaptığım telefon görüşmeleri sonucu annemin dayısının dünürünün ufak kızının kayınpederinin amca oğlunun orta bire giden torununun İngilizcesinin 5 olduğunu öğrendim. Faksla kendisine gönderdiğim programı, ertesi sabah geri yolladı, sağolsun, çalışmamdan geri kalmıyorum. Ancak dönünce Moreno’ya soracağım, ördek yürüyüşünden sonra neden 4 dakika amuda kalkıyoruz, çözemedim. Bu adamın adı Moreno’ydu di mi?

Not: Bu yazı Hürriyet’teki şu haber, doğruluk ihtimali yüksek gözüktüğü için, kaynak alınarak yazılmıştır. Adını vermek istemeyen futbolcu da kişisel kaynağımdan uydurulmuştur 🙂

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.