Orlando Magic Salvation

Haziran 10, 2009, 10:10 am | LA Lakers, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Van Gundy’den sağlam birer fırça yedikleri belli olan Alston ve Howard bu maçın kazanılmasındaki en büyük etkenler oldular. Hep Alston’ın soktuğu 1 ekstra şut, attığı 1 fazla sayı Orlando’ya maç kazandırır derken dün akşamki gibi bir senaryodan bahsediyorduk aslında. Big Three 60-70 sayı arası bir katkıyı yaparken onlara ekstra sayılarla destek verecek, topu elinde bulduğunda ona bomba muamelesi yapmayacak 4. ve 5. lere ihtiyacı vardı Orlando’nun. Cavs serisi 5. maçını hatırlayalım, Alston’ın 26 sayıyla herkesi şok ettiği maçı. Bir anda rakibin dengesi bozuluyor Alston üretim yapınca. Riske edilen adam isabetli oynarsa mecburen ödün vermek durumunda kalıyor rakip sert ve yardımlaşmalı savunmadan. Aslında basketbol ne kadar basit bir oyun.

İlk yazıda Kobe’yi durdurmanın yolu olarak boyalı alanın köşelerinde onu bekleyen uzunlar formülünün işe yarayacağından bahsetmiştik. Howard – Gortat zaman zaman da Battie’nin değişkenler olarak kullanıldığı bu formül 2. maçta Kobe’yi yavaşlatmıştı. Ancak o formül denenirken çoğunlukla Redick’in sahada olduğunu da unutmamak gerek. Savunma yönü hep aksayan, çok kolay geçilen bir adam Redick, Kobe ile zaten eşleşmiyor ama perdelerde onu Kobe üzerinde bırakmaya çalışarak çok ekmek yediğini de Koca Phil’in yadsımamak gerekir. Neyse konumuza dönelim. 3. maçta bu uygulamayı özellikle Gortat oyundayken hücum kapasitesi çok sınırlandığı için Van Gundy daha kısıtlı tutarak onun yerine daha akılcı bir Kobe-stopper bulmuş. Adamı Kobe’ninyanlara gitmesini engellemek amacıyla Howard ya da o an oyunda olan uzun her kimse onun bulunduğu tarafın tersine doğru ayak çıkartarak Kobe’yi içeri uzuna doğru sürdü her fırsatını bulduğunda. Bu pozisyonlarda Kobe iyi perde yakalamışsa cezayı kesti, perde kötüyse dengesiz şut atmak durumunda kaldı. Bu sırada Kobe’ye doğru 3. adamlar tarafından uzatılan ellerin de hakkını vermek gerek. Gerçi bu savunma gayet riskli, doğru yapılmadığı her pozisyonda Gasol ya da Odom’la sayı buldu Lakers. Fakat genel olarak bakarsak ilk çeyrekteki muazzam şut performansını bir kenara koyalım Kobe 14’te 3 atmış bu stratejiye karşı 3 çeyrekte. İçeri girmeye zorlandıkça şuta mecbur kalıp dengesiz şutlara ya da fadeaway tarzı girişimlere başvurması onu hem fiziken hem de kafa olarak çok yordu, ötesinde sinirlendirdi. Ve eğer Kobe sinirliyse, dengesi bozulduysa Lakers geri kalan adamlarıyla Orlando’dan ne yaparsa yapsın maç alamaz.

Özet; Orlando’nun Kobe’nin sinirlenmesine, Lakers’ın Kobe’nin sakinliğine ihtiyacı var yüzük için.

Bu playofflarda hep Hidayet’ten bahsedildi, öve öve bitiremedik, bitiremediler. Haklıyız, haklılar. Ancak gözden kaçan bir konu Hidayet’e bunları yapma yetkisi ve iznini veren adamın Van Gundy olduğu. Brian Hill zamanında Hidayet bunları yaptığı anda kenara alınıyor, birçok kez azar sınırında konuşmalara maruz kalıyordu. Bu takım Van Gundy’nin takımı ve bu takımda Hidayet dışında da çok iyi oyuncular var. Dün gece Hidayet’i kilitlediğinde Lakers o adamlar sahne aldılar ve maçı getirdiler. SVG’nin Pietrus tercihini çok eleştirmişti Mehmet, başlarda haklı gibi gözüküyordu belki ama her oyuncunun uygun bir rolü vardır takıma ve o rolün kostümünü giyene kadar birkaç kıyafet değiştirmesi gerekebilir. Sonunda Pietrus’u nasıl ve ne zaman kullanacağını buldu SVG. Hem savunması hem de cesareti ile Pietrus bu playofflarda Magic’in kesinlikle “x” faktörü.

Van Gundy’nin Nelson’ı o ağır sakatlıktan sonra oynatıyor olması çok eleştiriliyor, en şiddetli eleştirenlerden biri de benim ama gözden kaçırdığımız bir nokta var.Nelson’ın final serisinde oynaması kararını 1. maç sabahı otelde arkadaşları oybirliği alıp Van Gundy’e bildirmişler. Bu noktada oyuncularının özgür iradelerini kullanmalarına izin veriyor aslında Van Gundy. Ama itiraf etmek gerekir ki Nelson’ı şu iki maçtır, ki benim de istediğim bu, Alston’ı veya Hidayet’i dinlendiren adam olarak bir nevi Johnson’ın görevinde kullanması daha doğru bir tercih oldu. Hem psikolojik olarak sakatlık korkusu hem de antrenmansızlık Fisher (maçın başında iyi şut atsa da devamlılığının kalmadığını bir kez daha gördük) karşısında bile Nelson’ı zor durumlarda bırakırken Farmar’ın onu nasıl rezil ettiğini anlatmak bile istemiyorum, herkes gördü. Johnson’ın sertliği ve yırtıcılığı bir kayıp kuşkusuz, Nelson’ın o ağır sakatlıktan dönüşü her ne kadar moral aşılasa da takıma.

Kobe’yi savunmayı öğrenip, egolarından sıyrılmış Howard, kendini büyük ölçüde frenleyen Alston, Hidayet gibi bir sorumluluk alma makinesi, Lewis gibi bir şutör, Pietrus, Lee gibi artı faktörlerle sahaya her şeyini vermeye çalışan bir Magic’in, bu kafada oynarlarsa diğer 2 iç saha maçını da vereceğini düşünmüyorum. En zoru bu maçtı, 3-0 olur mu sorusu kemirirken insanın beynini, bu kararlı duruşu göstermek herkese gereken cevabı vermek demek.

İlk yarıdaki muhteşem %75’lik şut yüzdesi ve ilk Final galibiyetiyle bu takım Orlando tarihinin en iyi takımı olarak bir kez daha tarihe geçti ve bizler de zevkle tanık olduk.

Yazıyı Van Gundy’nin şu güzel sözüyle bitirelim:

“Just play your game, make our ball movement”

Basketbol, sağlık ve mutluluk dolu günler…

Yorum Yapın »

RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.

%d blogcu bunu beğendi: