Lebron Seriye Tutundu

Mayıs 29, 2009, 1:04 pm | Cleveland Cavs, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 6 Yorum

Her Çarşamba olduğu gibi önceki akşam yine halı sahadaydık. Her zamankinin aksine maç öncesi bahis konusu o geceki futbol olayı Şampiyonlar Ligi Finali değil Cavs – Magic serisiydi. Çoban Salata’nın devamlı yorucularından ejikulat ve alınan maçlardan sonra kolbastı oynayacak kadar hasta Magic taraftarı Başar’ın da uzun bir aradan sora katıldığı maçta seri 5. maçta biter mi bitmez mi onu konuştuk. Fikrimi söylerken aynen şu cümleyi kurdum “Cavs maça çok hızlı başlar ve 20 sayı civarında bir farkı çok erken yakalarsa maçı alsalar bile ölüp ölüp dirilirler seri 4-2 biter. Orlando’da” Başar’ın tepkisi ve dönüp ejikulat’a söylediği ise Magic karakterinin ne derece basketbolseverlerin içine işlediğinin ispatıydı “Bak demedim mi ben de sana yolda!”



Orlando Magic o kadar acayip, o kadar farklı, o kadar açıklanamaz bir takım ki, normal bir takımın mental olarak çökmesi, maçı bırakması gereken bir anda, ateşlerinde köz kalmadı denilebilecek dakikada, ateş silahından kusulmuş alev fırtınası gibi kaplıyorlar rakibin üstünü. Meteor gibi yağıyorlar, rakibin atmosferini delik deşik ediyorlar. Rakip kaçıyor, saklanıyor, üzerine yapışanları kazımaya çalışıyor ama bu takım, bu oyuncular sülük gibi, kanını emiyorlar adamın. Ne yapacağını bilememek ne kadar zor, çaresizlik ne büyük bir hastalık! 2 tur boyunca rehavet virüsünden kurtulmaya çalışan takım, şimdi kendisi bir virüs gibi Cavs’in damarlarında.

Öyle çok fazla basketbol anlatmak istemiyorum bu maç yazısında. İlk 4 maçı her açıdan anlattık, bu maç da onlardan farklı değil asla. Yine harika bir geri dönüş, yine harika bir mental zafer. Maçı kazanırsın ya da kaybedersin ama şu geri dönüşten sonra kaybetsen bile aslında galip sensin. “Nasıl olabilir, nasıl yapıyorlar?” diye bakmaya başladı mı rakip, anla ki rüyalarına bile gireceksin, uykularında bile rahat olamayacaklar.



Cavs’i galibiyete götüren Brown’un Gibson’dan gerçekten faydalanmaya karar vermesi ve Lebron James’in arkadaşlarını zorla da olsa oynatmaya çalışması oldu. Tabii bunlara ilaveten serseri mayın Rafer Alston’ın bu sefer Magic tarafında patlaması da önemli bir etkendi. Cavs’in tekrar takım olmaya çalışmasına ve Alston’a rağmen Orlando kazandığı 2 maçtakinden daha iyi bir oynadı 2. ve 3. çeyreklerde. Van Gundy’nin haklı olarak Alston’ı kazanma çabası ve 6. maçın içeride oynanacak olması maçı riske etmeye değerdi. Değmezdi diyenler olabilir onlara da çıkarsanız finalde beni mi 1 numara oynatacaksınız diye sorarız.



Cavs maçı kazanmış olsa da asla ve asla rahat değil kafaları. Asla vazgeçmeyen ve yukarıda dediğimiz gibi sülük gibi yapışıp rakibin kanını emen bir takımla savaşıyorlar. Hakemlerin ortada kararlar verdiği, Orlando ilk beşinin standart oyunlarını oynadığı bir ortamda turu geçme şansları neredeyse hiç yok. Hidayet yine bu kadar rahat potaya gider ve üstüne bu maçtakinin aksine yarattığı boş pozisyonları arkadaşları sayı yaparsa Cavs erken dağılır.



6. maçta serinin biteceğini düşünüyorum kendi adıma. Hatta abartıp iddiaya bile girdim. Orlando’nun beni mahçup edeceğini sanmıyorum. Ne olursa olsun güzel basketbol olsun, Kosova maç anlatsın, Kural sussun.



Basketbol, mutluluk ve sağlık dolu günler…



Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

Reklamlar

6 Yorum »

RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

  1. ben de tam düşünüyordum:cenk hocam acaba bugün ne yazabilir?neden böyle düşünüyordum peki?iki gece de bir aynı ekiple oynuyorsun.o kadar geniş analizler yapıldı ki burada,vıcığı çıktı,artık bugün de analiz etsen maçı leşi çıkacaktı.neyse ki çıkış-kaçış desek?-yolunu bulmuşsun:namık kemal tadında,bol tasvirli sanki ‘intibah’ın ilk sayfalarını okuyormuşuz havasına sokan yazını görünce biz de ferahladık.siz zaten ferahlamıştınız.artık bundan sonraki yazı bayram yazısı olur,tahminim.hocam siz tarif etmişsiniz,ben adını koyayım:bu orlando bildiğin Herpes Simplex virüsü.yani bir sabah kalkmışsınız ağzınızın kenarında dudak üstünde bir uçuk.ve ömür boyu ondan kurtuluş yok.sadece geçici çözümler var ama tam ‘kurtuldum!’dediğiniz an o, sabah sabah dudağınızın üzerinden ya da yanından size pis pis sırıtıyor olur.hele bir de dikkat etmezseniz de yüz göz bölgesine dolaşıma verirseniz ölümcül olabilir.iyi bir bağışıklık sisteminiz olmalıdır.yalnız en iyisi bile çaresizdir,o yine başınıza dert olur.dün son anları cavs,yine kötü oynasa da magicin son maç yapamadığını yani son dakikalarda şut sokumunu-af edersiniz!-yapınca maçı aldılar.orlandonun hızlandığı,’allah belanızı vere,yine mi siz?’ dedirttiği dönemlerde de bron’un köşelerde williams ile gibson’u buluşu,’z’yi akıllıca kullanışı yani takım oyunları maçı getirdi.ama maçın sonunda yine,bron tek başına işler yapmaya çalıştı;tad tuz vermiyor bu işler.bugün içime bir polyanna kaçmış(doğru mu yazdım,bilmiyorun) ve alston konusunda size katılmam dışında yani gandhi açısından,bir de alston açısından da alstona katılıyorum(eyvah bu nasıl bir cümle;ikinci bir kez okumayın!).alston rezalet attığı bir maçta bile çekinmeden şutunu çıkarmıştır,yine aynı maçta ve önceki maçlarda gördük ki,iş ‘piknik tüpündeki kaçağı ateşle kontrol etmeye gelince’ cavslı oyuncular neredeyse salonu terk edecek oluyorlar(bakın,mo kaçtı bile;şaka tabiki,tekrar geçmiş olsun,kolu açılmış):west bir pozisyonda dokunsa gol olacaktı,ama anlamsız bir fake çekti,o an alston kadar olamadıklarını anladım bu cavslıların.hocam size pat ewing’e güvendiğimden daha çok güvenirim.pat boston maçı için,maçı alır üstüne de kolbastı yaparız sahanın ortasında,demişti.siz de 6.maçı garanti ediyorsunuz.ama yine de böyle açık açık demeseydiniz keşke.zira cavslı arkadaşlar elenmenin eşiğine gelince saldırmaya başladılar köşede bucakta.hakemlerin,turgay şeren tabiriyle ‘yok artık…ali sami’ yönetimlerinden sonra,cavslı arkadaşların bunun mahcubiyetiyle ‘şu pozisyonda bu vardı o pozisyonda da size çalındı’ gibi söylemlerle türk doktorlarını aratır olgu analizi;”keşke polikliniklerimizi cavslı arkadaşlar idare etse,bu vaka tespitleriyle ülkede hasta bırakmazlar,”şeklinde bir düşünceye gark etti beni adeta.alın size sağlık reformu.sayın akdağ,sözüm size.hakem konusunda o kadar doluydum ki,cenk hocam bir cümleyle değinince ve de ben de uzatınca yorumumu;şu ‘ateş püskürümümü’ serinin bitimine saklıyorum;tabi cenk hocanın izniyle.bu arada,cenk hocanın yazılarını yorumlarken,maç sonu basın toplantılarında denilenleri kendime kaynak alırdım bi’ şeyler üfürmek için hep.ama bende de klasik futbol taraftarı insanımızda olan hastalıktan ‘alınan yenilgi sonrası hafta boyu spor(yani futbol) programı izlememe’hastalığı semptomları baş gösterdiğinden bakasım gelmedi.hatta normale göre çok az yazı okudum.işte bildiğin taraftarız biz de.cenk hoca kadar soğukkanlı değiliz.en son olarak da:mike brown’ın,geçen senelerde daha çok ekrana gelen,yeşil renkli bardağın içine tükürme hareketini de kınıyorum(en azından ben öyle anlıyorum).

  2. bugün büyük gün sayın hocam.’the central band of the royal british’in ‘final countdown’ yorumu ile maça hazırlık yapıyorum,gaza geliyorum.yoksa kalbim dayanamayacak.varsa öneriniz hocam,buradan tüm magic taraftarına yollayın maç öncesi.

  3. Herhangi bir uğur yapmaya, dilekler tutmaya, çaput bağlamaya gerek yok. İnanalım yeter. Yukarıdaki inananarak çalışana veriyor, bugün olmasa da yarın.

    Bu arada inanılmaz doğal yazıyorsun içinden geldiği gibi, ne iş yapıyorsun ya da ne okuyorsun tolga?

  4. hocam,kesinlikle haklısınız:bu işler çaput bağlamayla,totemle,renkli büyüler yapmakla ve ense veya sakal tıraşı(bunu ben yapmıştım;utanıyorum kendimden) olmakla olmuyor.çıkacaksın topunu oynayacaksın aslanlar gibi(mecazdır,galatasarayı işaret etmem söz konusu değil).ancak bu müzik konusunda elimi kuvvetlendirecek bir haber okudum sabah sabah.el pais gazetesi yazmış;guardoila,maçtan önce soyunma odasında futbolcularına ‘gladiatör’ filminden 7 dakikalık bir bölüm izletmiş.ışıkları açınca bazı futbolcuların gözlerinden yaş geldiği gözlenmiş.öncelikle gazeteyi ben okumadım,ispanyolcayla alakam yoktur,ayrıca el pais ispanyol gazetesi midir?onu da bilmem.yani ismi şekil duruyor diye,güvendim ve elim güçlendi,dedim.ayrıca bu “öğrenilmiş,edilmiş,duyulmuş”lu fanatik fotomaç haberlerine gülüp geçsem de bu haber işime geldiği için burada kullandım.ayrıca şu da aklıma geldi:bu bazı futbolcular kimdir?ya yedek oyuncular ‘şimdi oynasaydım ben,dağıtırdım allahıma!’ gazıyla ağlamışlar ve messi gibi takımın asları olanlar da ‘ya bırak hoca,amaaan!’ şeklinde içlerinden geçirdilerse.yani topçulara ‘nasıl etkilendikleri’ konusunda bir şey sormadan bilemeyiz.haber kolpa habercilik gibi dursa da,gazeteler da insanları bu tip şeylere meyillendiriyor.hatırlarsan:orlando sentinel de,konuşma ile ilgili bir güçlüğü ya da rahatsızlığı(tam olarak hatırlayamadım) olan bir kızın ulusal marşı söylediği maçlarda magic’in 3-0 olduğunu yazmıştı.tabi konu direk uğur getirmesi olmasa da oraya getirmişlerdi sonunda işi,inciğin boncuğun istatistiğini tutmaları da cabası.neyse dağıttım,dağıldım,uzattım epey.(haberin doğru olduğunu var sayarak)gandhinin de bir maçlığına da olsa soyunma odasındaki tabloya ’48,play defense,get up stand up dont give up the fight(bob marley’e selamlar)’yazacağına guardiola taktiği uygulamasını istemem abartılı karşılanmaz sanırım.yoksa nba finalini mi bekliyor?bu arada hocam,orlando ve cavs hücumlarında gece gündüzü oynayan(daha doğrusu,hatırlarsınız,deve cüce oyunu)pek sevgili hakemlere de adından dolayı ‘üç maymun’ anlamadılarsa ‘three monkeys’ adlı türk yapıtını izlemelerini tavsiye edeceğim.maçtan önce stern 7 dakikalık bir bölüm izlettirsin,ben o 7 dakikalık bölümü kendi ellerimle hazırlayıp yollarım(hadi kargo da benden!),yeter ki sipariş versin.

    bu arada -af edersiniz- diyeceklerimi don lastiği gibi uzattığımdan unutuyordum söylemeyi:yaklaşık 10 aydır eczacıyım,sayın hocam.ama eczane eczacısı değilim.sağlık müdürlüğünde eczacılık yapıyorum.artvinde olduğumu söylemiştim.ben de müsadenizle bir soru sorayım hocam:bu nfltr.com’da yazı yazan cenk yavuz siz misiniz?sizseniz,benim atılım ve başkentte oyanayan iki yakın arkadışımın gerçek yüzlerini öğrenmek için soracaktım size.kasılıp ediyorlar,geleni geçeni yere indirdik,dümdüz ettik herifleri,diye(ikisi de defans takımında bu arada.biri LB,biri de sanırsam DE,DT de olabilir).yoksa beni mi kekliyorlar.cenk yavuz adında biri üni. ligleri maçlarını yorumluyor,yoksa siz misiniz hocam?

  5. O kız rahatsızlığı nedeniyle konuşma zorluğu çekmekte ve hiç bir kelimeyi tam olarak söyleyememekte tolga.

    Öte yandan evet o adam benim 😀 Blogda da eski tarihli Üni Lig yazılarını bulabilirsin. Çok fazla Ankara grubu maçı izleyemediğimiz için oyuncuları çok çok iyi tanımıyorum. Ancak isim falan verirsen, araştırır buluruz arkadaşlarını, teyit eder ya da çocukları sana oyuncak ederiz 😛

  6. öncelikle maşallah hocam.(mühendisliğin-akademisyenliğin yanında)basketbol,futbol,kürek,amerikan futbolu…blogu sonradan keşfettiğim için okumamıştım üni. lig yazılarınızı.arkadaşlarımın takımda olduklarından şüphem yok da ortalığı kasıp kavuran defans oyuncuları mıdır acaba,diye merak ettim,izleme ihtimali olmanızdan dolayı.gelecek sezon izlerseniz maçlarını,o zaman da yorumlayabilirsiniz.

    tolga’nın modifiye istediği yorumu


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.

%d blogcu bunu beğendi: