>Çoban Salata’nın Doğum Günü!

Mayıs 29, 2009, 3:30 pm | Hayat kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>29 Mayıs 2008’de, kayınpederin salonunda, tek kişilik bir koltukta, kucağımdaki dizüstü bilgisayara doğmuştu Çoban Salata. Çok mutlu etmişti beni doğuşu, günlerce koca bir gülümseme ile gezdim suratımda. İtinayla baktım ona, yaklaşık 7-8 ay elimden geleni ardıma koymadım, tek başıma büyüttüm. Başkaları da farkına vardı sonradan. Ne zaman ki Timurlenk’in sofrasına, Aceto Balsamico’nun yanına kondu, tadı bir değişti, paylaştıkça çoğaldı, büyüdü Salata. Her geçen gün seveni arttı, çok farklı yerlerden çok farklı kişiler bandırdı çatalını. Beğenenler oldu, beğenmeyenler de. Hepsine minnettar kaldım.

Gün geçti, zaman aktı, tezgahın başına geçmek istedi bir dostum, aylarca yalnızdım, o geldi güçlendim, o geldi gülen yüzüm çiçek açtı, o geldi gitti yalnızlığım. Salata ellerime doğmuştu, beraber büyütmeye başladık dostum ozhano’yla. O da bir tad verdi bir ustalık getirdi ki sofraya anlatmaya kelime yok. Sonra volkan’ı çağırdık aramıza, gel dedik bir farklı salata sosu da sen hazırla, iletişim uzmanıydı, rengini değiştirmeye başladı salatanın, çok güzel oldu, ziyadesiyle doyurucu.

Tam 1 sene oldu ilk kez tezgah başına geçeli, 711 salata önce başladı bu serüven, Siz, Salata’yı sevenler sayesinde, Siz, her gün bizden vageçmeyenler sayesinde yenileri yolda. Neredeyse 40000 farklı müşterisi olmuş dükkanın, tekrar gelenleri saymadan, Salata yapmaya devam!

Reklamlar

Çoban Salata’nın Doğum Günü!

Mayıs 29, 2009, 3:30 pm | Hayat kategorisinde yayınlandı | 12 Yorum

29 Mayıs 2008’de, kayınpederin salonunda, tek kişilik bir koltukta, kucağımdaki dizüstü bilgisayara doğmuştu Çoban Salata. Çok mutlu etmişti beni doğuşu, günlerce koca bir gülümseme ile gezdim suratımda. İtinayla baktım ona, yaklaşık 7-8 ay elimden geleni ardıma koymadım, tek başıma büyüttüm. Başkaları da farkına vardı sonradan. Ne zaman ki Timurlenk’in sofrasına, Aceto Balsamico’nun yanına kondu, tadı bir değişti, paylaştıkça çoğaldı, büyüdü Salata. Her geçen gün seveni arttı, çok farklı yerlerden çok farklı kişiler bandırdı çatalını. Beğenenler oldu, beğenmeyenler de. Hepsine minnettar kaldım.

Gün geçti, zaman aktı, tezgahın başına geçmek istedi bir dostum, aylarca yalnızdım, o geldi güçlendim, o geldi gülen yüzüm çiçek açtı, o geldi gitti yalnızlığım. Salata ellerime doğmuştu, beraber büyütmeye başladık dostum ozhano’yla. O da bir tad verdi bir ustalık getirdi ki sofraya anlatmaya kelime yok. Sonra volkan’ı çağırdık aramıza, gel dedik bir farklı salata sosu da sen hazırla, iletişim uzmanıydı, rengini değiştirmeye başladı salatanın, çok güzel oldu, ziyadesiyle doyurucu.

Tam 1 sene oldu ilk kez tezgah başına geçeli, 711 salata önce başladı bu serüven, Siz, Salata’yı sevenler sayesinde, Siz, her gün bizden vageçmeyenler sayesinde yenileri yolda. Neredeyse 40000 farklı müşterisi olmuş dükkanın, tekrar gelenleri saymadan, Salata yapmaya devam!

>Lebron Seriye Tutundu

Mayıs 29, 2009, 1:04 pm | Cleveland Cavs, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Her Çarşamba olduğu gibi önceki akşam yine halı sahadaydık. Her zamankinin aksine maç öncesi bahis konusu o geceki futbol olayı Şampiyonlar Ligi Finali değil Cavs – Magic serisiydi. Çoban Salata’nın devamlı yorucularından ejikulat ve alınan maçlardan sonra kolbastı oynayacak kadar hasta Magic taraftarı Başar’ın da uzun bir aradan sora katıldığı maçta seri 5. maçta biter mi bitmez mi onu konuştuk. Fikrimi söylerken aynen şu cümleyi kurdum “Cavs maça çok hızlı başlar ve 20 sayı civarında bir farkı çok erken yakalarsa maçı alsalar bile ölüp ölüp dirilirler seri 4-2 biter. Orlando’da” Başar’ın tepkisi ve dönüp ejikulat’a söylediği ise Magic karakterinin ne derece basketbolseverlerin içine işlediğinin ispatıydı “Bak demedim mi ben de sana yolda!”



Orlando Magic o kadar acayip, o kadar farklı, o kadar açıklanamaz bir takım ki, normal bir takımın mental olarak çökmesi, maçı bırakması gereken bir anda, ateşlerinde köz kalmadı denilebilecek dakikada, ateş silahından kusulmuş alev fırtınası gibi kaplıyorlar rakibin üstünü. Meteor gibi yağıyorlar, rakibin atmosferini delik deşik ediyorlar. Rakip kaçıyor, saklanıyor, üzerine yapışanları kazımaya çalışıyor ama bu takım, bu oyuncular sülük gibi, kanını emiyorlar adamın. Ne yapacağını bilememek ne kadar zor, çaresizlik ne büyük bir hastalık! 2 tur boyunca rehavet virüsünden kurtulmaya çalışan takım, şimdi kendisi bir virüs gibi Cavs’in damarlarında.

Öyle çok fazla basketbol anlatmak istemiyorum bu maç yazısında. İlk 4 maçı her açıdan anlattık, bu maç da onlardan farklı değil asla. Yine harika bir geri dönüş, yine harika bir mental zafer. Maçı kazanırsın ya da kaybedersin ama şu geri dönüşten sonra kaybetsen bile aslında galip sensin. “Nasıl olabilir, nasıl yapıyorlar?” diye bakmaya başladı mı rakip, anla ki rüyalarına bile gireceksin, uykularında bile rahat olamayacaklar.



Cavs’i galibiyete götüren Brown’un Gibson’dan gerçekten faydalanmaya karar vermesi ve Lebron James’in arkadaşlarını zorla da olsa oynatmaya çalışması oldu. Tabii bunlara ilaveten serseri mayın Rafer Alston’ın bu sefer Magic tarafında patlaması da önemli bir etkendi. Cavs’in tekrar takım olmaya çalışmasına ve Alston’a rağmen Orlando kazandığı 2 maçtakinden daha iyi bir oynadı 2. ve 3. çeyreklerde. Van Gundy’nin haklı olarak Alston’ı kazanma çabası ve 6. maçın içeride oynanacak olması maçı riske etmeye değerdi. Değmezdi diyenler olabilir onlara da çıkarsanız finalde beni mi 1 numara oynatacaksınız diye sorarız.



Cavs maçı kazanmış olsa da asla ve asla rahat değil kafaları. Asla vazgeçmeyen ve yukarıda dediğimiz gibi sülük gibi yapışıp rakibin kanını emen bir takımla savaşıyorlar. Hakemlerin ortada kararlar verdiği, Orlando ilk beşinin standart oyunlarını oynadığı bir ortamda turu geçme şansları neredeyse hiç yok. Hidayet yine bu kadar rahat potaya gider ve üstüne bu maçtakinin aksine yarattığı boş pozisyonları arkadaşları sayı yaparsa Cavs erken dağılır.



6. maçta serinin biteceğini düşünüyorum kendi adıma. Hatta abartıp iddiaya bile girdim. Orlando’nun beni mahçup edeceğini sanmıyorum. Ne olursa olsun güzel basketbol olsun, Kosova maç anlatsın, Kural sussun.



Basketbol, mutluluk ve sağlık dolu günler…



Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

Lebron Seriye Tutundu

Mayıs 29, 2009, 1:04 pm | Cleveland Cavs, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 6 Yorum

Her Çarşamba olduğu gibi önceki akşam yine halı sahadaydık. Her zamankinin aksine maç öncesi bahis konusu o geceki futbol olayı Şampiyonlar Ligi Finali değil Cavs – Magic serisiydi. Çoban Salata’nın devamlı yorucularından ejikulat ve alınan maçlardan sonra kolbastı oynayacak kadar hasta Magic taraftarı Başar’ın da uzun bir aradan sora katıldığı maçta seri 5. maçta biter mi bitmez mi onu konuştuk. Fikrimi söylerken aynen şu cümleyi kurdum “Cavs maça çok hızlı başlar ve 20 sayı civarında bir farkı çok erken yakalarsa maçı alsalar bile ölüp ölüp dirilirler seri 4-2 biter. Orlando’da” Başar’ın tepkisi ve dönüp ejikulat’a söylediği ise Magic karakterinin ne derece basketbolseverlerin içine işlediğinin ispatıydı “Bak demedim mi ben de sana yolda!”



Orlando Magic o kadar acayip, o kadar farklı, o kadar açıklanamaz bir takım ki, normal bir takımın mental olarak çökmesi, maçı bırakması gereken bir anda, ateşlerinde köz kalmadı denilebilecek dakikada, ateş silahından kusulmuş alev fırtınası gibi kaplıyorlar rakibin üstünü. Meteor gibi yağıyorlar, rakibin atmosferini delik deşik ediyorlar. Rakip kaçıyor, saklanıyor, üzerine yapışanları kazımaya çalışıyor ama bu takım, bu oyuncular sülük gibi, kanını emiyorlar adamın. Ne yapacağını bilememek ne kadar zor, çaresizlik ne büyük bir hastalık! 2 tur boyunca rehavet virüsünden kurtulmaya çalışan takım, şimdi kendisi bir virüs gibi Cavs’in damarlarında.

Öyle çok fazla basketbol anlatmak istemiyorum bu maç yazısında. İlk 4 maçı her açıdan anlattık, bu maç da onlardan farklı değil asla. Yine harika bir geri dönüş, yine harika bir mental zafer. Maçı kazanırsın ya da kaybedersin ama şu geri dönüşten sonra kaybetsen bile aslında galip sensin. “Nasıl olabilir, nasıl yapıyorlar?” diye bakmaya başladı mı rakip, anla ki rüyalarına bile gireceksin, uykularında bile rahat olamayacaklar.



Cavs’i galibiyete götüren Brown’un Gibson’dan gerçekten faydalanmaya karar vermesi ve Lebron James’in arkadaşlarını zorla da olsa oynatmaya çalışması oldu. Tabii bunlara ilaveten serseri mayın Rafer Alston’ın bu sefer Magic tarafında patlaması da önemli bir etkendi. Cavs’in tekrar takım olmaya çalışmasına ve Alston’a rağmen Orlando kazandığı 2 maçtakinden daha iyi bir oynadı 2. ve 3. çeyreklerde. Van Gundy’nin haklı olarak Alston’ı kazanma çabası ve 6. maçın içeride oynanacak olması maçı riske etmeye değerdi. Değmezdi diyenler olabilir onlara da çıkarsanız finalde beni mi 1 numara oynatacaksınız diye sorarız.



Cavs maçı kazanmış olsa da asla ve asla rahat değil kafaları. Asla vazgeçmeyen ve yukarıda dediğimiz gibi sülük gibi yapışıp rakibin kanını emen bir takımla savaşıyorlar. Hakemlerin ortada kararlar verdiği, Orlando ilk beşinin standart oyunlarını oynadığı bir ortamda turu geçme şansları neredeyse hiç yok. Hidayet yine bu kadar rahat potaya gider ve üstüne bu maçtakinin aksine yarattığı boş pozisyonları arkadaşları sayı yaparsa Cavs erken dağılır.



6. maçta serinin biteceğini düşünüyorum kendi adıma. Hatta abartıp iddiaya bile girdim. Orlando’nun beni mahçup edeceğini sanmıyorum. Ne olursa olsun güzel basketbol olsun, Kosova maç anlatsın, Kural sussun.



Basketbol, mutluluk ve sağlık dolu günler…



Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.