>Messi – Ronaldo Anketi

Mayıs 25, 2009, 5:48 pm | Anket, ozhano kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

> Yaklaşık 1 aydır tek bir anket üzerinde dönüp duruyoruz. Acaba Cristiano Ronaldo mu yoksa Lionel Messi mi? Sevgili Cenky ile bu konu üzerine bayağı birbirimize girdik. Anket süresi ilk olarak 10 gün falandı. İlk 5-6 gün Messi Ronaldo oranı Messi lehine %66 ya %33 tü. Ancak anketin ilk döneminde bitime 4 gün kala Ronaldo Messi’ye yetişti, geçti ve oran Ronaldo lehine %53 e %46 oldu. Aslında anketimiz o zaman sona erecekti. Ancak Cenky anketin bitmesine 1 gün kala süreyi 10 gün daha uzattı. Bu süre içinde yüzdelik oranlar fazla değişmedi. Bugün de uzatmanın son günü idi. Bugün Cenky ile yemek yerken “Madem çarşamba günü Şampiyonlar Ligi Finali var Barcelona var Man Utd var Messi var Ronaldo var o zaman devam edelim bu hafta sonuna kadar” dedik ve süreyi son kez uzattık. Şu anda buralarda fırtına öncesi sessizlik yaşanıyor. Bakalım çarşamba göstersinler marifetlerini. Anketin durumuna göre de yıkılacak buralar, toz dumana karışacak, haber bültenlerine konu olacak olaylar yaşanacak. Alttaki resim de çok güzel anlatıyor bizim anketin durumunu.

Reklamlar

Messi – Ronaldo Anketi

Mayıs 25, 2009, 5:48 pm | Anket, ozhano kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Yaklaşık 1 aydır tek bir anket üzerinde dönüp duruyoruz. Acaba Cristiano Ronaldo mu yoksa Lionel Messi mi? Sevgili Cenky ile bu konu üzerine bayağı birbirimize girdik. Anket süresi ilk olarak 10 gün falandı. İlk 5-6 gün Messi Ronaldo oranı Messi lehine %66 ya %33 tü. Ancak anketin ilk döneminde bitime 4 gün kala Ronaldo Messi’ye yetişti, geçti ve oran Ronaldo lehine %53 e %46 oldu. Aslında anketimiz o zaman sona erecekti. Ancak Cenky anketin bitmesine 1 gün kala süreyi 10 gün daha uzattı. Bu süre içinde yüzdelik oranlar fazla değişmedi. Bugün de uzatmanın son günü idi. Bugün Cenky ile yemek yerken “Madem çarşamba günü Şampiyonlar Ligi Finali var Barcelona var Man Utd var Messi var Ronaldo var o zaman devam edelim bu hafta sonuna kadar” dedik ve süreyi son kez uzattık. Şu anda buralarda fırtına öncesi sessizlik yaşanıyor. Bakalım çarşamba göstersinler marifetlerini. Anketin durumuna göre de yıkılacak buralar, toz dumana karışacak, haber bültenlerine konu olacak olaylar yaşanacak. Alttaki resim de çok güzel anlatıyor bizim anketin durumunu.

>Tolga’dan Cavs – Magic Değerlendirmesi

Mayıs 25, 2009, 2:01 pm | Cleveland Cavs, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Tolga uzun zamandır blogun özellikle basketbol kısmına yorumlarıyla büyük katkıda bulunan bir arkadaşımız. Her yorumu dopdolu, her yorumu okunası. Bu yorumuna dayanamadım artık, buraya koyuyorum, hep beraber okuyalım. Piyasada basketbolu biliyorum diye geçinenlere kapak olsun Tolga’nın dedikleri, yorumları. Sağolasın Tolga.

Orlando tarafında herkes hala temkinli konuşuyor.maç içinde dışında şımaran gösteriler yapan adam yok(Diaz,takım kazandıkça serpilmeye başlıyor yazılarında;onu ayrı tutalım bilgi: Tolga’nın dediği Diaz Orlando Sentinel Yazarı George Diaz’dır). Forumda okudum:Cenk Hoca, Boston 3. maçı hariç henüz Orlando’nun tam randımanlı oynadığı maç yok diyor.Kesinlikle haklı. Orlando, iç saha maçlarında ilk çeyreklerde 30’un altında attığı zaman ya da ilk çeyrek kafa kafaya geçtiği zaman,maçın geri kalanını sıkıntıyla izlememiz gerektiğine işarettir bu durum. Aslında bu geceki Cavs maçına benzer maçlar da çok oynadı sezon içinde ve playofflarda Magic. 7-8 sayı ile önde olunan, ancak maçı kopartabileceği şutları sokamayıp,son dakikalarda koltuk eskiten maçlar oynuyor. Philly ve Boston içerde oynanan altı maçın beşi bu şekilde oldu, hep öndeydik; ikisi son saniye şutu ile kaybedildi,üçü kazanıldı.Yine görüyoruz ki Magic deplasmanda Cengizhan’ın orduları gibi; yabancı toprak demiyor, kimi maçlar ilk kiminde ikinci yarı işgal ediyor, yağmur gibi yağıyor, kadın çocuk demeden…Durayım burada, kontrolü kaybetmeyelim.

Yine Cenk Hoca’nın değindiği bir şey var: West-Hidayet eşleşmesini çözemedim, yıllarca basket oynayıp seyrettim ama bu hamleye anlam veremiyorum. Aslında güzel bir şey var burada Magic adına. Hido West ile eşleşince, Magic, Hidonun West’i sırtına alıp potaya gittiği hamlelerden kaçınıyor (1-2 kez yapsa da işin suyunu çıkartmıyor). Yani Magic karakteri dışında pek iş yapmak istemiyor. Birazcık bu kışkırtan bir hamle gibi olsa da kışkırttıkları adamın basketbol zekası hafife alınacak gibi değil. Zaten sezonda da bu tip post-up oyunlarını-eşleşmeden kaynaklı, Howard dışında- Lewis ile deniyor Magic, zaman zaman da Pietrus’u deniyor.

Seri bitmeden fazla iddialı konuşmamak gerekir belki ama, görüldü ki-bakın Hollinger bile özür diledi Orlando’dan, çünkü kuponu yattı, 5 maç demişti Cavs için (bilgi: ESPN’den analizci John Hollinger bu şahsiyet de). İpin bir ucundan takımdaki herkes tutuyor, diğer uçta tutan sadece bir adam, takımın geri kalanı o adamın belinden omzundan tutup çekmeye çalışıyor.Haliyle yoruluyor ümitsizliğe düşüyor o adam da, ortadaki bataklığa yaklaştıkça. Cleveland’da panik havası hakim. 4.maç kritik dense de -ki 3. de kritik deniyordu hatta ilk iki maç da kritik denmişti-, Magic, alsın almasın, bu seriyi en kötü son maça zorlayacak.aslında, bu maçları görünce şöyle düzetmek lazım: Cavs son maça zorlayacak. Sezon içinde NBA basınında, çevresinde, Magic’in başarısına kayıtsızlık, sanırım, yıllardır NBA’in gerçek basketbolu izleyememiş olması olabilir. Phoenix’in bir aralar oynadığı olağandışı basketbolü bence fanteziydi ki ömrü kelebek ömrü kadardı; NBA yine farklı bir şey izliyor ama bu sefer gerçek basketbol izliyor. Bu arada, ben de basketbol oynadığım zamanlardan -ufak tefek olduğumdan-o dirseklerin acısını iyi bilirim, her hafta terziye dikişe giden pantol gibiydim.Williams’a geçmiş olsun diliyorum. Johnson da hak ettiği cezayı aldı zaten.”

Tolga’dan Cavs – Magic Değerlendirmesi

Mayıs 25, 2009, 2:01 pm | Cleveland Cavs, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 10 Yorum

Tolga uzun zamandır blogun özellikle basketbol kısmına yorumlarıyla büyük katkıda bulunan bir arkadaşımız. Her yorumu dopdolu, her yorumu okunası. Bu yorumuna dayanamadım artık, buraya koyuyorum, hep beraber okuyalım. Piyasada basketbolu biliyorum diye geçinenlere kapak olsun Tolga’nın dedikleri, yorumları. Sağolasın Tolga.

Orlando tarafında herkes hala temkinli konuşuyor.maç içinde dışında şımaran gösteriler yapan adam yok(Diaz,takım kazandıkça serpilmeye başlıyor yazılarında;onu ayrı tutalım bilgi: Tolga’nın dediği Diaz Orlando Sentinel Yazarı George Diaz’dır). Forumda okudum:Cenk Hoca, Boston 3. maçı hariç henüz Orlando’nun tam randımanlı oynadığı maç yok diyor.Kesinlikle haklı. Orlando, iç saha maçlarında ilk çeyreklerde 30’un altında attığı zaman ya da ilk çeyrek kafa kafaya geçtiği zaman,maçın geri kalanını sıkıntıyla izlememiz gerektiğine işarettir bu durum. Aslında bu geceki Cavs maçına benzer maçlar da çok oynadı sezon içinde ve playofflarda Magic. 7-8 sayı ile önde olunan, ancak maçı kopartabileceği şutları sokamayıp,son dakikalarda koltuk eskiten maçlar oynuyor. Philly ve Boston içerde oynanan altı maçın beşi bu şekilde oldu, hep öndeydik; ikisi son saniye şutu ile kaybedildi,üçü kazanıldı.Yine görüyoruz ki Magic deplasmanda Cengizhan’ın orduları gibi; yabancı toprak demiyor, kimi maçlar ilk kiminde ikinci yarı işgal ediyor, yağmur gibi yağıyor, kadın çocuk demeden…Durayım burada, kontrolü kaybetmeyelim.

Yine Cenk Hoca’nın değindiği bir şey var: West-Hidayet eşleşmesini çözemedim, yıllarca basket oynayıp seyrettim ama bu hamleye anlam veremiyorum. Aslında güzel bir şey var burada Magic adına. Hido West ile eşleşince, Magic, Hidonun West’i sırtına alıp potaya gittiği hamlelerden kaçınıyor (1-2 kez yapsa da işin suyunu çıkartmıyor). Yani Magic karakteri dışında pek iş yapmak istemiyor. Birazcık bu kışkırtan bir hamle gibi olsa da kışkırttıkları adamın basketbol zekası hafife alınacak gibi değil. Zaten sezonda da bu tip post-up oyunlarını-eşleşmeden kaynaklı, Howard dışında- Lewis ile deniyor Magic, zaman zaman da Pietrus’u deniyor.

Seri bitmeden fazla iddialı konuşmamak gerekir belki ama, görüldü ki-bakın Hollinger bile özür diledi Orlando’dan, çünkü kuponu yattı, 5 maç demişti Cavs için (bilgi: ESPN’den analizci John Hollinger bu şahsiyet de). İpin bir ucundan takımdaki herkes tutuyor, diğer uçta tutan sadece bir adam, takımın geri kalanı o adamın belinden omzundan tutup çekmeye çalışıyor.Haliyle yoruluyor ümitsizliğe düşüyor o adam da, ortadaki bataklığa yaklaştıkça. Cleveland’da panik havası hakim. 4.maç kritik dense de -ki 3. de kritik deniyordu hatta ilk iki maç da kritik denmişti-, Magic, alsın almasın, bu seriyi en kötü son maça zorlayacak.aslında, bu maçları görünce şöyle düzetmek lazım: Cavs son maça zorlayacak. Sezon içinde NBA basınında, çevresinde, Magic’in başarısına kayıtsızlık, sanırım, yıllardır NBA’in gerçek basketbolu izleyememiş olması olabilir. Phoenix’in bir aralar oynadığı olağandışı basketbolü bence fanteziydi ki ömrü kelebek ömrü kadardı; NBA yine farklı bir şey izliyor ama bu sefer gerçek basketbol izliyor. Bu arada, ben de basketbol oynadığım zamanlardan -ufak tefek olduğumdan-o dirseklerin acısını iyi bilirim, her hafta terziye dikişe giden pantol gibiydim.Williams’a geçmiş olsun diliyorum. Johnson da hak ettiği cezayı aldı zaten.”

>Sinir Harbini Daha Önce Yaşamış Olanlar Kazanır

Mayıs 25, 2009, 10:50 am | Cleveland Cavs, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>
Cleveland’ın bu sezon ligdeki derecesine, rakiplerine attığı farka, iç sahadaki 40 galibiyetine, dış sahadaki mağlubiyet sayısına, playoff ilk iki turunda her biri 10 sayı ve üzeri farklarla kazanılan 8 maçına baktığımız zaman bazılarımız muhteşem bir takım, bazılarımızsa kaos ortamından kolayca sıyrılamayacak bir takım görüyoruz. Bu kadronun süper yıldızı Lebron James ligin MVP’si olabilir, ya da Cavs normal sezonun en az sayı yiyen takımı, bunların hepsi geride kaldı. Burası artık tam anlamıyla bir kurtlar sofrası, ya avsınız ya da avcı. Cavs hep avcı rolündeydi bugüne kadar, av olmanın psikolojisini, hayatta kalmanın yollarını tam anlamıyla bilmiyordu. Yavaş yavaş öğrenmeye başladılar ama bu hayat okulundan mezun olmayı başarabilecekler mi?

Rahmetli dedem çok kullanırdı şu sözü “Sinir Harbini daha önce yaşamış olanlar kazanır”. “Hiç harp etmediysen adam vurmayı da bilemezsin, kurşundan kaçmayı da.” diye de devam ederdi. Nurlar içinde yatsın, tecrübe dedikleri bu olsa gerek. Yenilmenin, maç kaybetmenin, düelloda taraf olmanın, baskı altında ayağa kalkmanın ne demek olduğunu çok iyi bilmiyormuş Cavs, aslında söylemiştik bunu, ama bu derece olduğunu bilmiyorduk açıkçası. Bu sezon bir takım olarak görmeye alıştığımız Cavs Orlando’nun akılcı savunması ve kaos şeklindeki hücumuyla karşılaşınca, oyuncular teker teker sorumluluk almaktan kaçar hale geldiler. Herkes James’in eline bakar oldu. Hele 2.maçtaki son saniye üçlüğü, kabul etmek gerek muhteşemdi, bütün yükü James’in üzerine yığdı. Artık her şeyi onun yapmasını bekler halde takım arkadaşları. Orlando savunması alan daraltıp, pota altına gömülürken onları dış şuta mahkum bırakıyor. Koskoca Ilguaskas bile pota altında yer kalmayınca bilmem kaç tane üçlük deniyor. Penetre etmeye kimsenin cesareti kalmamış vaziyette. James bile çok zorlanıyor penetrelerde, bulduğu sayılarda adeta dayak yiyor içeride, kolay sayılar bulamıyor, devamlı faul çizgisine gidiyor ya da dış şuta mecbur kalıyor kimse sorumluluk alamdığı için, herkes statik olduğu, James ne yapacak diye baktığı için. Lebron James iyi bir üçlükçü değil, orta mesafe şutuna saygımız var ama asla iyi bir üçlükçü olduğunu söyleyemeyiz. Koşullu yanılsama dedikleri olgunun kurbanı oldu bu maçta adeta. 2. maçı üçlükle kurtaran adam olarak savunmanın da etkisiyle ama gereksizce tam 8 üçlük kullandı, sadece bir isabet buldu. 2. maçta da 1 isabet bulmuştu, o son üçlüğüydü o ama James bir üçlükçü değil ki. O takımda iki üçlükçü varsa o adamlar Wally ve Gibson. Kenarda paslanmaya bırakılan değerler. Mike Brown yılın koçu mu seçilmişti?

Bir Magic yazısında bu kadar çok Cavs anlatmamızın sebebi aslında Magic’in ta kendisi. Ne Pistons ne de Hawks Cavs’e eşleşme sorunu çıkarabilecek takımlar değildi. Her pozisyonun bir karşılığı vardı. Ama Magic öyle değil. Lewis – Varejao, Hidayet – West (ki neden James’in Hidayet’i almadığını anlayabilmiş değilim) eşleşmeleri Cavs’in kaldırabileceği türden değil dedik hep, öyle de oldu. İlk maçta canlarına okuyan Howard’ı 2 maçtır ikili sıkıştırmalar ve topu yere vurmasına izin vermeyerek iyi durdurdular. Garanti pozisyonlarda faul yapmak da iyi seçim ancak bazı günler Howard’ın o atışları sokası geliyor adeta. Dün gece 14 serbest atış soktu. 2 maçtır Cavs savunmasını dağıtan Hidayet’e tepede yardım getirip tıpkı Sixers’ın yaptığı gibi ilk adımını engellemeye çalıştılar, çok da başarılı oldular. Bu savunmada zorlama şutlar kullanmak zorunda kalan Hidayet bileği de iyi olmayınca başka yollar aramak zorunda kaldı. Çözüm yollarını gördüğümüzde bir kez daha ne kadar akıllı ve kıymetli bir oyuncu olduğunu gördük Hidayet’in. Özellikle 2. çeyrekte takım tıkanmış ve şut bulamazken topu taşımak yerine, kat ederek ve perdelerden çıkarken teması alarak faul çaldırdı lehine. Rakibin faul hakkını doldurup devamlı çizgiye gitti. 11’de 1’le oynadığı bir gecede 13 sayı bulup, skora başka türlü de katkı yapamazdı zaten. Önceki senelerde şut sokamadığında moralinin bozulmasına alıştığımız Hidayet’in maç boyu yüzü hiç asılmadı, sanki bu faul alma işi onun B planı gibiydi ve işler iyi işledi.


Alston’ın fena oynamadığından ama şut sokamadığı için aksayan parça olduğundan bahsetmiştik NBAKolik forumlarında. Bir şut fazla soksa her şey farklı olur demiştik. Lewis, Hidayet ve Howard’ı Cavs’in kitlediği dakikalarda özellikle ilk çeyrekte muhteşem çıktı sahneye, gedikleri kapatan adam oldu hücumda. O birazcık şut sokunca Cavs’in herhangi bir maçı koparıp götürmesi ihtimal dahilinde bile olamaz. Aynı şekilde Pietrus’un görev aldığı sürece James’i bezdirmesi ve ceza atışları çok işine yaradı Magic’in.


3. maçta Orlando Magic açısından hücumdaki en sevindirici gelişme, çok yüksek isabet yakalayamasalar da, çok fazla pas yapması oldu. Yayda çevrilen sonra Howard ya da Gortat’a inip anında geriye çıkan toplar hep boş atış ya da penetre koridoru yarattı. İlk iki maçta bu derece pas yapamamıştı Magic. Kaos hücumunu bu sefer muhteşem uyguladılar. Pas – pas – penetre – pas –şut! İlk iki pas sayısını 5-6’ya çıkarabiliriz. Bu iş koşarak ve çok hareketli yapıldığında rakibin dengesi inanılmaz derecede bozuluyor. Beklediğimizden daha iyi pick-n-roll savunması yapınca Cavs bu sistem çıkış oldu. Devamlı kat eden oyuncular, perde çıkışlarında çok etkili oldular ya da faul aldılar. Rakibi iyi savunup ribaunt üzeri hızlı hücumlar da tatlının üzerine kaymak oldu adeta.


Hidayet ve Howard’a ikili sıkıştırma yapınca 2 maçtır çok kötü şut atan Alston’la ve Lee ile risk almaları mecburiydi, oynadıkları kumar tutmadı. Cavs 4. maçı kazanmak istiyorsa tek çareleri sadece Howard’a ikili sıkıştırmaya devam edip, James’i Hidayet’e vermek, Joe Smith’i daha fazla oyunda tutmak ve Wally ile Gibson’ı bir şekilde rotasyona dahil etmektir. James Cavs’e son saniyede bir maç aldırmış ve 40 küsür sayı ortalamaya ile oynuyor olabilir ancak hiçbir zaman bir adam bir takım etmez.


2. ve 3. maçı NTV’den izleyenler spikerlerin anlatım farklarını net olarak görmüştür. İsmail Şenol gayet dengeli ve zevkli bir anlatım sundu bizlere. Kaan Kural yine çok da önemli olmayan bilgi ve her pozisyona yorum sağanağına tutsa da bizleri, Şenol maçın seyir zevkine çok şey kattı. Biraz da böyle dinleyelim artık maçları, tarafsızca ve sadece basketbol izleyerek.


Basketbol, sağlık ve mutluluk dolu günler…

Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

Sinir Harbini Daha Önce Yaşamış Olanlar Kazanır

Mayıs 25, 2009, 10:50 am | Cleveland Cavs, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum


Cleveland’ın bu sezon ligdeki derecesine, rakiplerine attığı farka, iç sahadaki 40 galibiyetine, dış sahadaki mağlubiyet sayısına, playoff ilk iki turunda her biri 10 sayı ve üzeri farklarla kazanılan 8 maçına baktığımız zaman bazılarımız muhteşem bir takım, bazılarımızsa kaos ortamından kolayca sıyrılamayacak bir takım görüyoruz. Bu kadronun süper yıldızı Lebron James ligin MVP’si olabilir, ya da Cavs normal sezonun en az sayı yiyen takımı, bunların hepsi geride kaldı. Burası artık tam anlamıyla bir kurtlar sofrası, ya avsınız ya da avcı. Cavs hep avcı rolündeydi bugüne kadar, av olmanın psikolojisini, hayatta kalmanın yollarını tam anlamıyla bilmiyordu. Yavaş yavaş öğrenmeye başladılar ama bu hayat okulundan mezun olmayı başarabilecekler mi?

Rahmetli dedem çok kullanırdı şu sözü “Sinir Harbini daha önce yaşamış olanlar kazanır”. “Hiç harp etmediysen adam vurmayı da bilemezsin, kurşundan kaçmayı da.” diye de devam ederdi. Nurlar içinde yatsın, tecrübe dedikleri bu olsa gerek. Yenilmenin, maç kaybetmenin, düelloda taraf olmanın, baskı altında ayağa kalkmanın ne demek olduğunu çok iyi bilmiyormuş Cavs, aslında söylemiştik bunu, ama bu derece olduğunu bilmiyorduk açıkçası. Bu sezon bir takım olarak görmeye alıştığımız Cavs Orlando’nun akılcı savunması ve kaos şeklindeki hücumuyla karşılaşınca, oyuncular teker teker sorumluluk almaktan kaçar hale geldiler. Herkes James’in eline bakar oldu. Hele 2.maçtaki son saniye üçlüğü, kabul etmek gerek muhteşemdi, bütün yükü James’in üzerine yığdı. Artık her şeyi onun yapmasını bekler halde takım arkadaşları. Orlando savunması alan daraltıp, pota altına gömülürken onları dış şuta mahkum bırakıyor. Koskoca Ilguaskas bile pota altında yer kalmayınca bilmem kaç tane üçlük deniyor. Penetre etmeye kimsenin cesareti kalmamış vaziyette. James bile çok zorlanıyor penetrelerde, bulduğu sayılarda adeta dayak yiyor içeride, kolay sayılar bulamıyor, devamlı faul çizgisine gidiyor ya da dış şuta mecbur kalıyor kimse sorumluluk alamdığı için, herkes statik olduğu, James ne yapacak diye baktığı için. Lebron James iyi bir üçlükçü değil, orta mesafe şutuna saygımız var ama asla iyi bir üçlükçü olduğunu söyleyemeyiz. Koşullu yanılsama dedikleri olgunun kurbanı oldu bu maçta adeta. 2. maçı üçlükle kurtaran adam olarak savunmanın da etkisiyle ama gereksizce tam 8 üçlük kullandı, sadece bir isabet buldu. 2. maçta da 1 isabet bulmuştu, o son üçlüğüydü o ama James bir üçlükçü değil ki. O takımda iki üçlükçü varsa o adamlar Wally ve Gibson. Kenarda paslanmaya bırakılan değerler. Mike Brown yılın koçu mu seçilmişti?

Bir Magic yazısında bu kadar çok Cavs anlatmamızın sebebi aslında Magic’in ta kendisi. Ne Pistons ne de Hawks Cavs’e eşleşme sorunu çıkarabilecek takımlar değildi. Her pozisyonun bir karşılığı vardı. Ama Magic öyle değil. Lewis – Varejao, Hidayet – West (ki neden James’in Hidayet’i almadığını anlayabilmiş değilim) eşleşmeleri Cavs’in kaldırabileceği türden değil dedik hep, öyle de oldu. İlk maçta canlarına okuyan Howard’ı 2 maçtır ikili sıkıştırmalar ve topu yere vurmasına izin vermeyerek iyi durdurdular. Garanti pozisyonlarda faul yapmak da iyi seçim ancak bazı günler Howard’ın o atışları sokası geliyor adeta. Dün gece 14 serbest atış soktu. 2 maçtır Cavs savunmasını dağıtan Hidayet’e tepede yardım getirip tıpkı Sixers’ın yaptığı gibi ilk adımını engellemeye çalıştılar, çok da başarılı oldular. Bu savunmada zorlama şutlar kullanmak zorunda kalan Hidayet bileği de iyi olmayınca başka yollar aramak zorunda kaldı. Çözüm yollarını gördüğümüzde bir kez daha ne kadar akıllı ve kıymetli bir oyuncu olduğunu gördük Hidayet’in. Özellikle 2. çeyrekte takım tıkanmış ve şut bulamazken topu taşımak yerine, kat ederek ve perdelerden çıkarken teması alarak faul çaldırdı lehine. Rakibin faul hakkını doldurup devamlı çizgiye gitti. 11’de 1’le oynadığı bir gecede 13 sayı bulup, skora başka türlü de katkı yapamazdı zaten. Önceki senelerde şut sokamadığında moralinin bozulmasına alıştığımız Hidayet’in maç boyu yüzü hiç asılmadı, sanki bu faul alma işi onun B planı gibiydi ve işler iyi işledi.


Alston’ın fena oynamadığından ama şut sokamadığı için aksayan parça olduğundan bahsetmiştik NBAKolik forumlarında. Bir şut fazla soksa her şey farklı olur demiştik. Lewis, Hidayet ve Howard’ı Cavs’in kitlediği dakikalarda özellikle ilk çeyrekte muhteşem çıktı sahneye, gedikleri kapatan adam oldu hücumda. O birazcık şut sokunca Cavs’in herhangi bir maçı koparıp götürmesi ihtimal dahilinde bile olamaz. Aynı şekilde Pietrus’un görev aldığı sürece James’i bezdirmesi ve ceza atışları çok işine yaradı Magic’in.


3. maçta Orlando Magic açısından hücumdaki en sevindirici gelişme, çok yüksek isabet yakalayamasalar da, çok fazla pas yapması oldu. Yayda çevrilen sonra Howard ya da Gortat’a inip anında geriye çıkan toplar hep boş atış ya da penetre koridoru yarattı. İlk iki maçta bu derece pas yapamamıştı Magic. Kaos hücumunu bu sefer muhteşem uyguladılar. Pas – pas – penetre – pas –şut! İlk iki pas sayısını 5-6’ya çıkarabiliriz. Bu iş koşarak ve çok hareketli yapıldığında rakibin dengesi inanılmaz derecede bozuluyor. Beklediğimizden daha iyi pick-n-roll savunması yapınca Cavs bu sistem çıkış oldu. Devamlı kat eden oyuncular, perde çıkışlarında çok etkili oldular ya da faul aldılar. Rakibi iyi savunup ribaunt üzeri hızlı hücumlar da tatlının üzerine kaymak oldu adeta.


Hidayet ve Howard’a ikili sıkıştırma yapınca 2 maçtır çok kötü şut atan Alston’la ve Lee ile risk almaları mecburiydi, oynadıkları kumar tutmadı. Cavs 4. maçı kazanmak istiyorsa tek çareleri sadece Howard’a ikili sıkıştırmaya devam edip, James’i Hidayet’e vermek, Joe Smith’i daha fazla oyunda tutmak ve Wally ile Gibson’ı bir şekilde rotasyona dahil etmektir. James Cavs’e son saniyede bir maç aldırmış ve 40 küsür sayı ortalamaya ile oynuyor olabilir ancak hiçbir zaman bir adam bir takım etmez.


2. ve 3. maçı NTV’den izleyenler spikerlerin anlatım farklarını net olarak görmüştür. İsmail Şenol gayet dengeli ve zevkli bir anlatım sundu bizlere. Kaan Kural yine çok da önemli olmayan bilgi ve her pozisyona yorum sağanağına tutsa da bizleri, Şenol maçın seyir zevkine çok şey kattı. Biraz da böyle dinleyelim artık maçları, tarafsızca ve sadece basketbol izleyerek.


Basketbol, sağlık ve mutluluk dolu günler…

Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.