>10+3 "Şimdiden Hayırlı Olsun Aziz Yıldırım!"

Mayıs 15, 2009, 9:54 pm | Fenerbahçe, Futbol, Galatasaray, ozhano, seçim, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Sevgili Aziz Yıldırım bu sabah basın mensuplarının da iştirak ettiği kahvaltıda bir sonraki dönem için tekrar başkanlığa aday olduğunu açıkladı.Zaten pire için yorgan yakmak saçma olurdu. Rakibimizdir ama 10 yıldır bu klubün tarihinde görmediği pozitif ivmeyi sağlayan başkana hayırlı olsun diyoruz.Karşısına sanırım sadece Şadan Kalkavan çıkacak. Hiç bir takım için kişiler vazgeçilmez olmamalıdır ama şu anda Aziz Yıldırım bu klup için vazgeçilmezdir. Ancak olacak seçimlerle ilgili tek tenkitim Saaadettin Saran’ı bu seçimde başkanlığa aday olmaması için mahkeme kararına itirazını ya tesadüfen ya da özellikle son gün yapmasıdır. Mahkeme süreci bu sebepten uzadı ve Saran bu seçime katılamadı. Ne gerek vardı ki zaten karşısına kim çıkarsa çıksın, bu sezonki bunca yıkıma karşın, Aziz Başkan yine de seçilecek. Ama klubün içini onun kadar iyi bilemeyiz. Vardır bir bildiği muhakkak.

Diğer taraftan bazen mevcut gün için elde edilmiş! başarısızlıklar geleceği kurtarmak için hayırlıdır. Ya da mevcut gün için kazanılmış başarılar sonraki sezonu ya da sezonları alıp götürür. Hem Galatasaray hem de Fenerbahçe’nin bu sezonki başarısızlıkları sonucunda yönetimlerin hataları kapatma fırsatları kalmadı yani takke düştü kel göründü. Mesela şu an için düşündüğümde Galatasaray geçen sezon kazandığı şampiyonluk yüzünden bu sezonu heba ettiğini görüyorum. Neden mi? Yöneticiler baktılar ki son 6 hafta da t.d. süz takım şampiyon oldu, t.d. nin takıma etkisini küçümsediler ve yeni sezona klas futbolcular ama vasat bir t.d. ile başlayıp bir çuval inciri berbat ettiler. Aynı şey Fener’in Denizli’ye yenilip bizim şampiyon olduğumuz sezonun ertesi yılı için de geçerli. Bu örneklerden Fenerbahçe için de yapabiliriz.
Neyse asıl konumuz olan Fenerbahçe başkanlık seçimlerine geri dönersek, yapılacak seçimler Fenerbahçe’ye hayırlı olsun. Ben açıkçası Fener’in güçlü olmasını dileyen bir Galatasaraylıyım. Çünkü bu iki takım başarıları kadar başarısızlıklarını da yarıştırıyorlar. Nitekim ben her iddiasına girerim ki eğer Galatasaray ligde güçlü olsaydı Fener bu kadar zayıf olmazdı. Aynı şey Fener için de geçerli. Gelecek sezon inş. şampiyonluk için, başarı için yine bu iki takım sonuna kadar kapışır da heyecan duyarız. Hatta bu iki takıma 3-5 takım daha katılsa değmeyin benim keyfime. Malum bir GS’liye Fener’den daha başarılı olmanın; bir Fenerli’ye ise GS’den başarılı olmanın verdiği hazzı başka hiçbir takımla yarışmak ve o takımı geçmek vermiyor.
(Bizim yönetim de gelecek sezon ayağını denk almalı, hesaplarına çoktan başlamış olmadır. Artık taraftar saat olaylarını geçti, global bir başarı bekliyor. Yani lig şampiyonluğu benim ve benim gibi düşünenleri kesmiyor. 10 yılı geçti artık vakti geldi. Diğer taraftan dileklerimden biri olan Adnan Sezgin’in o koltuktan sökme işi sanırım yakında olacak. Buna bir de Kalli eklense tam süper olacak. Yönetimde bir Haldun Üstünel’i tanırım o kadar. İnş. o da Aziz Yıldırım’ın H.B.K ya attığı kesik gibi Adnan Polat’tan tırpan yemez.)
Reklamlar

10+3 "Şimdiden Hayırlı Olsun Aziz Yıldırım!"

Mayıs 15, 2009, 9:54 pm | Fenerbahçe, Futbol, Galatasaray, ozhano, seçim, TSL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Sevgili Aziz Yıldırım bu sabah basın mensuplarının da iştirak ettiği kahvaltıda bir sonraki dönem için tekrar başkanlığa aday olduğunu açıkladı.Zaten pire için yorgan yakmak saçma olurdu. Rakibimizdir ama 10 yıldır bu klubün tarihinde görmediği pozitif ivmeyi sağlayan başkana hayırlı olsun diyoruz.Karşısına sanırım sadece Şadan Kalkavan çıkacak. Hiç bir takım için kişiler vazgeçilmez olmamalıdır ama şu anda Aziz Yıldırım bu klup için vazgeçilmezdir. Ancak olacak seçimlerle ilgili tek tenkitim Saaadettin Saran’ı bu seçimde başkanlığa aday olmaması için mahkeme kararına itirazını ya tesadüfen ya da özellikle son gün yapmasıdır. Mahkeme süreci bu sebepten uzadı ve Saran bu seçime katılamadı. Ne gerek vardı ki zaten karşısına kim çıkarsa çıksın, bu sezonki bunca yıkıma karşın, Aziz Başkan yine de seçilecek. Ama klubün içini onun kadar iyi bilemeyiz. Vardır bir bildiği muhakkak.

Diğer taraftan bazen mevcut gün için elde edilmiş! başarısızlıklar geleceği kurtarmak için hayırlıdır. Ya da mevcut gün için kazanılmış başarılar sonraki sezonu ya da sezonları alıp götürür. Hem Galatasaray hem de Fenerbahçe’nin bu sezonki başarısızlıkları sonucunda yönetimlerin hataları kapatma fırsatları kalmadı yani takke düştü kel göründü. Mesela şu an için düşündüğümde Galatasaray geçen sezon kazandığı şampiyonluk yüzünden bu sezonu heba ettiğini görüyorum. Neden mi? Yöneticiler baktılar ki son 6 hafta da t.d. süz takım şampiyon oldu, t.d. nin takıma etkisini küçümsediler ve yeni sezona klas futbolcular ama vasat bir t.d. ile başlayıp bir çuval inciri berbat ettiler. Aynı şey Fener’in Denizli’ye yenilip bizim şampiyon olduğumuz sezonun ertesi yılı için de geçerli. Bu örneklerden Fenerbahçe için de yapabiliriz.
Neyse asıl konumuz olan Fenerbahçe başkanlık seçimlerine geri dönersek, yapılacak seçimler Fenerbahçe’ye hayırlı olsun. Ben açıkçası Fener’in güçlü olmasını dileyen bir Galatasaraylıyım. Çünkü bu iki takım başarıları kadar başarısızlıklarını da yarıştırıyorlar. Nitekim ben her iddiasına girerim ki eğer Galatasaray ligde güçlü olsaydı Fener bu kadar zayıf olmazdı. Aynı şey Fener için de geçerli. Gelecek sezon inş. şampiyonluk için, başarı için yine bu iki takım sonuna kadar kapışır da heyecan duyarız. Hatta bu iki takıma 3-5 takım daha katılsa değmeyin benim keyfime. Malum bir GS’liye Fener’den daha başarılı olmanın; bir Fenerli’ye ise GS’den başarılı olmanın verdiği hazzı başka hiçbir takımla yarışmak ve o takımı geçmek vermiyor.
(Bizim yönetim de gelecek sezon ayağını denk almalı, hesaplarına çoktan başlamış olmadır. Artık taraftar saat olaylarını geçti, global bir başarı bekliyor. Yani lig şampiyonluğu benim ve benim gibi düşünenleri kesmiyor. 10 yılı geçti artık vakti geldi. Diğer taraftan dileklerimden biri olan Adnan Sezgin’in o koltuktan sökme işi sanırım yakında olacak. Buna bir de Kalli eklense tam süper olacak. Yönetimde bir Haldun Üstünel’i tanırım o kadar. İnş. o da Aziz Yıldırım’ın H.B.K ya attığı kesik gibi Adnan Polat’tan tırpan yemez.)

>Orlando – Boston 6. Maç Yazısı Yayında

Mayıs 15, 2009, 4:16 pm | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>6. maç yazısını mesainin son yarım saatinde, artık kafanın işe basmadığı şu dakikalarda bitirmiş bulunuyorum. 2 aşağıdaki gönderide yazıyı bulabilirsiniz. Ayrıca NBAKolik anasayfasında da kısa sürede ulaşılabilir hale gelecektir.

7. maç pazarı pazartesiye bağlayan gece saat 03:00’da Boston’da oynanacak. Seyir zevkinin dorukta olacağı, kalp krizi riskli bu maçı bir değişiklik olmazsa NTV yayınlayacak gibi görünmekte. O gece bir terslik olmazsa burada paylaşacağız zaten kanalı. Spor ve sağlık dolu günler…

Orlando – Boston 6. Maç Yazısı Yayında

Mayıs 15, 2009, 4:16 pm | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

6. maç yazısını mesainin son yarım saatinde, artık kafanın işe basmadığı şu dakikalarda bitirmiş bulunuyorum. 2 aşağıdaki gönderide yazıyı bulabilirsiniz. Ayrıca NBAKolik anasayfasında da kısa sürede ulaşılabilir hale gelecektir.

7. maç pazarı pazartesiye bağlayan gece saat 03:00’da Boston’da oynanacak. Seyir zevkinin dorukta olacağı, kalp krizi riskli bu maçı bir değişiklik olmazsa NTV yayınlayacak gibi görünmekte. O gece bir terslik olmazsa burada paylaşacağız zaten kanalı. Spor ve sağlık dolu günler…

>Bugün GS’ye Gelenler #5

Mayıs 15, 2009, 6:40 am | Futbol, Galatasaray, ozhano, Transfer, TSL kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

Michael Laudrup
Mevlüt ErdinçMehmet Topuz

Bugün GS’ye Gelenler #5

Mayıs 15, 2009, 6:40 am | Futbol, Galatasaray, ozhano, Transfer, TSL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
Michael Laudrup
Mevlüt ErdinçMehmet Topuz

>Boston’da Görüşürüz! Savunmanın Zaferi…

Mayıs 15, 2009, 3:50 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>

6.maç Celtics’in final biletiydi. Deplasmanda da olsalar psikolojik avantajı ellerinde tutuyorlar ve baskı altındaki rakiplerine karşı maça önde başlıyorlardı adeta. Panik yapması, baskının altında ezilmesi beklenen taraf ise Orlando Magic cephesi idi. Bahis şirketleri maçtan bir sayı patlaması ve şuursuzca hücum beklediklerinden olsa gerek 191 sayı üzerini açmışlardı. Ama konu konferans finaline yükselmek ve var olup olmama olunca söz edilmesi gereken hücum değil savunmadır her zaman. Van Gundy’nin usanmadan söylediği gibi “It’s all about the defence!”



Boston tarafının aceleci olmadan, süreyi kullanarak, tempoyu eline almaya çalışarak oynamasını bekliyordum maçtan önce. Uzun süren isabetli hücumlar Magic tarafında telaş yaratabilirdi, üstelik fast break yeme ihtimali de ortadan kalkardı. Kalktı da. Boston Celtics 3 çeyrek boyunca istikrarlı şekilde yavaş hücum etti. İlk 3 çeyrekte rakibe sadece ve sadece 2 fast break sayısı izni verdiler. Rivers yine çok önemli bir tespit yapmış ve oyunu kilitlemişti. Magic çıkar yol olarak maç başında Howard’ı kullandı. Bir ara onu durdurunca Boston, bu sefer Lewis’i denediler, Lews’in çaresi gelince Pietrus ve Alston yarım yamalak bir şeyler üretmeye çalıştı, Hidayet ise tam anlamıyla rakip sahada kayıpları oynuyordu, Redick ve Lee’yi öylesine konsantre savundular ki çocuklar potaya bile bakamadı doğru düzgün, bir türlü öne fırlayamadı Orlando Magic, hep geriden geldiler, gelmek zorunda kaldılar. Boston zaten maçı koparmaya da çalışmıyordu, Magic’i yavaş yavaş uyutarak, uyuşturarak, iyi de savunma yaparak sessizce maçı alıp gideceklerdi. Magic’in her çözümüne bir çare ürettiler.



Hücumda sıkıntı yaşayan Magic için maç kazanmanın yolu savunmadan geçti. Van Gundy maç boyu maçı bize savunma kazandıracak diye bağırdı, haklıydı da. Özellikle Pierce üzerinde son çeyreğe kadar başta Hidayet olmak üzere, switclerde onu alan Lewis ve Pietrus da çok önemli ve sert savunma yaptılar. Faul problemine girdiği maç haricindeki maçlarda takımını taşıyan Pierce’tan eser yoktu, sadece son çeyrekte 1,5 dakikada soktuğu 3 şut vardı ki, sonra yine eridi gitti sert savunmada. Allen tıpkı 5. maçtaki gibi yalnızca bedenen oradaydı, Lee ve şaşılacak derecede Redick çok iyi savundular onu ama bu kadar boş atış yakalamışken 7’de 0 üçlük atmak, şu çok önemli maçta hep konsantre olamamış gözükmek yakışmadı ona. Ve Rondo… İçeri girmemesi için her türlü savunma stratejisini kullandı Magic oyuncuları, hep dışarıda, hep uzakta tuttular onu, yine devamlı el kaldırarak savundular. Fakat bu sefer bir sürprizi vardı Rondo’nun 2 üçlük gönderdi üst üste. Bu andan sonra dış şutunu riske etmemek için yakından savunulunca, bu sefer penetreleri ve asistleri geldi. İşte böyle dakikalarda Rondo’nun sürüklediği Boston 3. periyotta bir ara farkı 10 sayıya kadar açmayı başardı.



Çift haneli sayılarla öndeyseniz hastalanmamaya dikkat etmeniz gerekir, çünkü farklı önde olmak rehavet denilen virüsün vücudunuza girip işinizi bitirmesi için en uygun ortamdır. Aynı Orlando’nun geçen maçı 14 sayıdan son çeyrekte vermesi gibi, Boston’da hasta oldu. İşin ilginci bu hastalığın ilacı da yok, kapıldın mı gidiyorsun. Fark 10 sayı olduğu anda aldığı molada Van Gundy “Kendi oyununuzu oynayın, kendiniz olun!” diyordu oyuncularına. Gerçekten o andan sonra Magic biranda kabuğunu kırıp hayata merhaba diyen ve suya doğru koşan timsah yavruları gibi saldırdı Celtics’in üzerine. Son çeyrekte sadece 13 sayıya izin verdiler ki bunun 6sı Pierce’ın 1,5 dakikalık Süpermenliği sırasında geldi. Bu seriden sonra son 4:50’ye 73-72 geride girip kalan sürede sadece ve sadece 2 sayıya izin verip 11 sayı ürettiler. Celtics ilk kez yaşadı bu seride bu şoku, maçı aldım derken verdiler. Geçen maçın son 5 dakikasında sayı üretemeyen taraf Magic iken bu sefer keser döndü, hesap karıştı. Rivers panik molalarıyla dağılan takımını toparlamaya çalışsa da virüs kalbe kadar ulaşmış, dolaşım sistemiyle tüm vücuda yayılmıştı. Yoğun bakımdan çıkan hasta, kapı önündeki hasmına gülerek bakıyordu, sıra sende…



Basketbol adına savunmalar dışında hiçbir güzellik yoktu maçta. Hatalı hakem kararlarından, oynanamayan setlere, birbirine kabaran adamlardan, girmeyen boş şutlara tüm olumsuzluklar Amway Arena’da bir araya toplanmıştı. Ancak sert, hareketli ve akıllı savunmalar maça damgasını vurdu. Celtics’e 19 top kaybı yaptırmak herkesin harcı değil, Magic bunu başardı sadece 9 top kaybında kalırken. Celtics üçlükleri ve pick-n-rolleri iyi savundu, Magic kattan çıkan adamları neredeyse hiç kaçırmadı. Arada kaçırılan tek adam Allen zaten dün gece orada bile değildi. Birebirlerin, zorlama ve süre dolarken atılan şutların hakim olduğu, bunların oyunun kalitesini olmasa da heyecanı körüklediği bir 48 dakikaydı.



Bu seride uzatma hariç her türlü skora ve maç sonuna şahit olduk, 4 maçta kilidi son çeyrekler çözdü. Son maç enfes olacak, her iki takıma da sucu çocuklara kadar sonsuz teşekkürler. Basketbolu çok seviyorum!



Gecenin sözü de Hubie Brown’dan gelsin:



“Bütün maç iğrenç şut kullandı, bugün hücumla uzaktan yakından alakası yoktu, ama Boston’u bitiren şutu sokarak kim olduğunu gösterdi. Hedo çok özel bir oyuncu.”



Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

Boston’da Görüşürüz! Savunmanın Zaferi…

Mayıs 15, 2009, 3:50 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

6.maç Celtics’in final biletiydi. Deplasmanda da olsalar psikolojik avantajı ellerinde tutuyorlar ve baskı altındaki rakiplerine karşı maça önde başlıyorlardı adeta. Panik yapması, baskının altında ezilmesi beklenen taraf ise Orlando Magic cephesi idi. Bahis şirketleri maçtan bir sayı patlaması ve şuursuzca hücum beklediklerinden olsa gerek 191 sayı üzerini açmışlardı. Ama konu konferans finaline yükselmek ve var olup olmama olunca söz edilmesi gereken hücum değil savunmadır her zaman. Van Gundy’nin usanmadan söylediği gibi “It’s all about the defence!”



Boston tarafının aceleci olmadan, süreyi kullanarak, tempoyu eline almaya çalışarak oynamasını bekliyordum maçtan önce. Uzun süren isabetli hücumlar Magic tarafında telaş yaratabilirdi, üstelik fast break yeme ihtimali de ortadan kalkardı. Kalktı da. Boston Celtics 3 çeyrek boyunca istikrarlı şekilde yavaş hücum etti. İlk 3 çeyrekte rakibe sadece ve sadece 2 fast break sayısı izni verdiler. Rivers yine çok önemli bir tespit yapmış ve oyunu kilitlemişti. Magic çıkar yol olarak maç başında Howard’ı kullandı. Bir ara onu durdurunca Boston, bu sefer Lewis’i denediler, Lews’in çaresi gelince Pietrus ve Alston yarım yamalak bir şeyler üretmeye çalıştı, Hidayet ise tam anlamıyla rakip sahada kayıpları oynuyordu, Redick ve Lee’yi öylesine konsantre savundular ki çocuklar potaya bile bakamadı doğru düzgün, bir türlü öne fırlayamadı Orlando Magic, hep geriden geldiler, gelmek zorunda kaldılar. Boston zaten maçı koparmaya da çalışmıyordu, Magic’i yavaş yavaş uyutarak, uyuşturarak, iyi de savunma yaparak sessizce maçı alıp gideceklerdi. Magic’in her çözümüne bir çare ürettiler.



Hücumda sıkıntı yaşayan Magic için maç kazanmanın yolu savunmadan geçti. Van Gundy maç boyu maçı bize savunma kazandıracak diye bağırdı, haklıydı da. Özellikle Pierce üzerinde son çeyreğe kadar başta Hidayet olmak üzere, switclerde onu alan Lewis ve Pietrus da çok önemli ve sert savunma yaptılar. Faul problemine girdiği maç haricindeki maçlarda takımını taşıyan Pierce’tan eser yoktu, sadece son çeyrekte 1,5 dakikada soktuğu 3 şut vardı ki, sonra yine eridi gitti sert savunmada. Allen tıpkı 5. maçtaki gibi yalnızca bedenen oradaydı, Lee ve şaşılacak derecede Redick çok iyi savundular onu ama bu kadar boş atış yakalamışken 7’de 0 üçlük atmak, şu çok önemli maçta hep konsantre olamamış gözükmek yakışmadı ona. Ve Rondo… İçeri girmemesi için her türlü savunma stratejisini kullandı Magic oyuncuları, hep dışarıda, hep uzakta tuttular onu, yine devamlı el kaldırarak savundular. Fakat bu sefer bir sürprizi vardı Rondo’nun 2 üçlük gönderdi üst üste. Bu andan sonra dış şutunu riske etmemek için yakından savunulunca, bu sefer penetreleri ve asistleri geldi. İşte böyle dakikalarda Rondo’nun sürüklediği Boston 3. periyotta bir ara farkı 10 sayıya kadar açmayı başardı.



Çift haneli sayılarla öndeyseniz hastalanmamaya dikkat etmeniz gerekir, çünkü farklı önde olmak rehavet denilen virüsün vücudunuza girip işinizi bitirmesi için en uygun ortamdır. Aynı Orlando’nun geçen maçı 14 sayıdan son çeyrekte vermesi gibi, Boston’da hasta oldu. İşin ilginci bu hastalığın ilacı da yok, kapıldın mı gidiyorsun. Fark 10 sayı olduğu anda aldığı molada Van Gundy “Kendi oyununuzu oynayın, kendiniz olun!” diyordu oyuncularına. Gerçekten o andan sonra Magic biranda kabuğunu kırıp hayata merhaba diyen ve suya doğru koşan timsah yavruları gibi saldırdı Celtics’in üzerine. Son çeyrekte sadece 13 sayıya izin verdiler ki bunun 6sı Pierce’ın 1,5 dakikalık Süpermenliği sırasında geldi. Bu seriden sonra son 4:50’ye 73-72 geride girip kalan sürede sadece ve sadece 2 sayıya izin verip 11 sayı ürettiler. Celtics ilk kez yaşadı bu seride bu şoku, maçı aldım derken verdiler. Geçen maçın son 5 dakikasında sayı üretemeyen taraf Magic iken bu sefer keser döndü, hesap karıştı. Rivers panik molalarıyla dağılan takımını toparlamaya çalışsa da virüs kalbe kadar ulaşmış, dolaşım sistemiyle tüm vücuda yayılmıştı. Yoğun bakımdan çıkan hasta, kapı önündeki hasmına gülerek bakıyordu, sıra sende…



Basketbol adına savunmalar dışında hiçbir güzellik yoktu maçta. Hatalı hakem kararlarından, oynanamayan setlere, birbirine kabaran adamlardan, girmeyen boş şutlara tüm olumsuzluklar Amway Arena’da bir araya toplanmıştı. Ancak sert, hareketli ve akıllı savunmalar maça damgasını vurdu. Celtics’e 19 top kaybı yaptırmak herkesin harcı değil, Magic bunu başardı sadece 9 top kaybında kalırken. Celtics üçlükleri ve pick-n-rolleri iyi savundu, Magic kattan çıkan adamları neredeyse hiç kaçırmadı. Arada kaçırılan tek adam Allen zaten dün gece orada bile değildi. Birebirlerin, zorlama ve süre dolarken atılan şutların hakim olduğu, bunların oyunun kalitesini olmasa da heyecanı körüklediği bir 48 dakikaydı.



Bu seride uzatma hariç her türlü skora ve maç sonuna şahit olduk, 4 maçta kilidi son çeyrekler çözdü. Son maç enfes olacak, her iki takıma da sucu çocuklara kadar sonsuz teşekkürler. Basketbolu çok seviyorum!



Gecenin sözü de Hubie Brown’dan gelsin:



“Bütün maç iğrenç şut kullandı, bugün hücumla uzaktan yakından alakası yoktu, ama Boston’u bitiren şutu sokarak kim olduğunu gösterdi. Hedo çok özel bir oyuncu.”



Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

>Orlando – Boston 6. Maç Canlı Yayın

Mayıs 15, 2009, 12:54 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Kalitesi gayet iyi, iyi seyirler…

http://www.atdhe.net/7085/watch-boston-vs-orlando

http://www.atdhe.net/7000/watch-boston-vs-orlando

Orlando – Boston 6. Maç Canlı Yayın

Mayıs 15, 2009, 12:54 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Kalitesi gayet iyi, iyi seyirler…

http://www.atdhe.net/7085/watch-boston-vs-orlando

http://www.atdhe.net/7000/watch-boston-vs-orlando

>Dedenin Vakti Doldu!

Mayıs 15, 2009, 12:18 am | Fenerbahçe, Futbol, TSL, Uncategorized kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Kendisiyle anlaşıldığı gün söylemiştik hayra alamet değil diye. Ya takımda revizyon yapsın diye getirilmişti ya da bu yaştan sonra aldığı astronomik teklife dayanamamıştı. Başaramasa bile tazminatı kallaviydi. Biraz da Türkiye, İstanbul, boğaz havası alsa günah mıydı?

Yazık oldu Fenerbahçe’ye, yazık oldu taraftara, yazık oldu futbolculara, yazık oldu Zico’ya ve yazık ki ne yazık koca bir sezon kaybolan seyir zevkimize! Ah bir Fenerbahçe vardı ki korktuğumuz, ah bir Fenerbahçe vardı ki Türkiye’de futbol oynanıyor dedirten.

Hepimize yazık oldu, Dede bayağıdır bekliyordu zaten, vakti doldu.

Dedenin Vakti Doldu!

Mayıs 15, 2009, 12:18 am | Fenerbahçe, Futbol, TSL kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum

Kendisiyle anlaşıldığı gün söylemiştik hayra alamet değil diye. Ya takımda revizyon yapsın diye getirilmişti ya da bu yaştan sonra aldığı astronomik teklife dayanamamıştı. Başaramasa bile tazminatı kallaviydi. Biraz da Türkiye, İstanbul, boğaz havası alsa günah mıydı?

Yazık oldu Fenerbahçe’ye, yazık oldu taraftara, yazık oldu futbolculara, yazık oldu Zico’ya ve yazık ki ne yazık koca bir sezon kaybolan seyir zevkimize! Ah bir Fenerbahçe vardı ki korktuğumuz, ah bir Fenerbahçe vardı ki Türkiye’de futbol oynanıyor dedirten.

Hepimize yazık oldu, Dede bayağıdır bekliyordu zaten, vakti doldu.

>Fılaşbakınlan 5. Maça Dönelim!

Mayıs 15, 2009, 12:12 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Son şuta kurban verilen 4. Maç sonrası bu maça moralman çökmüş olarak çıkması beklenen Magic tam aksine, savunmaya konsantre ve sabırla hücum eder bir şekilde başladı. İlk çeyrekte özellikle Ray Allen ve Rajon Rondo üzerinde önemli baskı kurdular. Boston çareyi 4. Maçı alan Davis’in orta mesafe şutlarında ve Pierce’ın kişisel becerisinde aradı. Bu sırada Magic takım halinde yavaş yavaş hücum ediyor ve rolleri dengeli dağıtıyordu. Yedek kadroların devreye girdiği 2. Çeyrekte Boston’u House ve sürpriz şekilde Scalabrine oyunda tutmayı başardı. Magic’te yine işler yolunda gidiyor ve az sayı yiyen takım dengeli hücum ve skor dağılımıyla hiç de deplasmanda oynuyor havasına girmeden alttan alttan Boston’un içini oyuyordu. Rivers özellikle şut sokamayan ve ortalıkta gözükmeyen Allen üzerinden oynayıp onu devreye sokmaya çalışsa da, Ray Allen bir türlü maça adapte olamadı, sanki maça ruhen daha gelememiş gibiydi.

3. çeyrekte tam anlamıyla bir kontrol oyunu oynadı Magic. Boston kafasını kaldırdıkça bastırdılar, adım atmaya çalıştıkça ayağına bastılar. Hatta bir ara 4 dakika kadar sayı attırmadılar rakiplerine. Dengede ustalıkla tutulan bir oyun zamanında alınan molalar, harika bir savunma. Stan Van Gundy herhalde bu kadar iyi bir oyun beklemiyordu maçtan önce, yine de her molada “savunma” dedi, savunursak kazanırız. İyi savunan Magic atamayınca, sokamayınca dengesi bozulan Celtic’e karşı çok kolay hücum etmeye başladı. Rondo’nun hücum ritmini öylesine bozdu ki Alston sonunda çıkardı onu Rivers, hem de uzun süre kenarda oturttu. Kendi adıma Marbury girince rahatladım. Nasıl rahatlamam ki kendi kendine hücum etmeye başladı, her pozisyonda şut atmaya başladı. 2 tane sokmuş olsa da Johnson’ın müthiş alley-opp pasını Pietrus bitirirken fark tam 14 sayı olmuştu, kalan süre 8:45’ti. Bundan sonra yapılacak tek şey savunma konsantrasyonunu kaybetmeden, sakin hücumlarla süreyi eritmekti. Bu sefer bu farkın korunacağına ve benzer bir hataya düşülmeyeceğine inancım tamdı!

Son düdük çalıp skor tabelasındaki süre 00:00’ı gösterdiğinde ağzım bir karış açık, kenarından neredeyse salya akar vaziyette, donuk, kaskatı kesilmiş bir halde ekrana bakıyordum. Maçın bitimine 5:40 kala Hidayet’in basketiyle 10 sayı olan farktan sonra tam 5:36 tek bir sayı bulamamıştı Magic. Bu esnada kafasına göre hücum eden Marbury tam 12 sayıya, ilk çeyrekte takımını sırtladıktan sonra kaybolan Davis de 10 sayıya imza koymuştu. Allen ve Pierce yan rollerde boş kalan delikleri kapamışlardı. O 5:36’lık sürede Van Gundy bu seride maç sonu oynayamayan ama bu maçı fena götürmemiş Alston’ı Johnson’a tercih etmişti. Maça 10’da 7 ile başlayan Lewis sonra 6’da 1 atmış, son çeyrekte hiç şut sokamamış, takım neredeyse Howard’ı hiç kullanmamıştı. Feci şekilde süreyi bitirmeye odaklanmış ama bir türlü nasıl hücum edeceğini hatırlayamayan bir takım vardı sahada. Bunun nedeni olarak Boston’un savaşan ve oyundan kopmayan yapısını 1 numarada saymak şarttır ancak, bütün sezon boyu yaşanan büyük farklardan rehavete girerek maç verme hastalığını da hemen 2 numaraya koymak gerekir. Boston’un iyi oyununa eklenen hastalık 6. Maça Boston’un favori ve daha moralli olarak çıkmasını sağlayan etmen olmuştur. Ne kadar uğraşsa da kalp masajıyla, suni teneffüsle Van Gundy, hasta şimdilik ölmese de komaya girmiştir.

6. maç bu hastanın komadan çıkması için son şansı. Ya çıkıp 48 dakikayı aynı disiplin ve ruh haliyle oynayacaklar ya da 15 Mayıs’ta cuma namazına müteakip Orlando Merkez Camiinden kalkacak cenaze sonrası helvalarımızı yiyeceğiz.

Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

Fılaşbakınlan 5. Maça Dönelim!

Mayıs 15, 2009, 12:12 am | Boston Celtics, NBA, Orlando Magic kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın

Son şuta kurban verilen 4. Maç sonrası bu maça moralman çökmüş olarak çıkması beklenen Magic tam aksine, savunmaya konsantre ve sabırla hücum eder bir şekilde başladı. İlk çeyrekte özellikle Ray Allen ve Rajon Rondo üzerinde önemli baskı kurdular. Boston çareyi 4. Maçı alan Davis’in orta mesafe şutlarında ve Pierce’ın kişisel becerisinde aradı. Bu sırada Magic takım halinde yavaş yavaş hücum ediyor ve rolleri dengeli dağıtıyordu. Yedek kadroların devreye girdiği 2. Çeyrekte Boston’u House ve sürpriz şekilde Scalabrine oyunda tutmayı başardı. Magic’te yine işler yolunda gidiyor ve az sayı yiyen takım dengeli hücum ve skor dağılımıyla hiç de deplasmanda oynuyor havasına girmeden alttan alttan Boston’un içini oyuyordu. Rivers özellikle şut sokamayan ve ortalıkta gözükmeyen Allen üzerinden oynayıp onu devreye sokmaya çalışsa da, Ray Allen bir türlü maça adapte olamadı, sanki maça ruhen daha gelememiş gibiydi.

3. çeyrekte tam anlamıyla bir kontrol oyunu oynadı Magic. Boston kafasını kaldırdıkça bastırdılar, adım atmaya çalıştıkça ayağına bastılar. Hatta bir ara 4 dakika kadar sayı attırmadılar rakiplerine. Dengede ustalıkla tutulan bir oyun zamanında alınan molalar, harika bir savunma. Stan Van Gundy herhalde bu kadar iyi bir oyun beklemiyordu maçtan önce, yine de her molada “savunma” dedi, savunursak kazanırız. İyi savunan Magic atamayınca, sokamayınca dengesi bozulan Celtic’e karşı çok kolay hücum etmeye başladı. Rondo’nun hücum ritmini öylesine bozdu ki Alston sonunda çıkardı onu Rivers, hem de uzun süre kenarda oturttu. Kendi adıma Marbury girince rahatladım. Nasıl rahatlamam ki kendi kendine hücum etmeye başladı, her pozisyonda şut atmaya başladı. 2 tane sokmuş olsa da Johnson’ın müthiş alley-opp pasını Pietrus bitirirken fark tam 14 sayı olmuştu, kalan süre 8:45’ti. Bundan sonra yapılacak tek şey savunma konsantrasyonunu kaybetmeden, sakin hücumlarla süreyi eritmekti. Bu sefer bu farkın korunacağına ve benzer bir hataya düşülmeyeceğine inancım tamdı!

Son düdük çalıp skor tabelasındaki süre 00:00’ı gösterdiğinde ağzım bir karış açık, kenarından neredeyse salya akar vaziyette, donuk, kaskatı kesilmiş bir halde ekrana bakıyordum. Maçın bitimine 5:40 kala Hidayet’in basketiyle 10 sayı olan farktan sonra tam 5:36 tek bir sayı bulamamıştı Magic. Bu esnada kafasına göre hücum eden Marbury tam 12 sayıya, ilk çeyrekte takımını sırtladıktan sonra kaybolan Davis de 10 sayıya imza koymuştu. Allen ve Pierce yan rollerde boş kalan delikleri kapamışlardı. O 5:36’lık sürede Van Gundy bu seride maç sonu oynayamayan ama bu maçı fena götürmemiş Alston’ı Johnson’a tercih etmişti. Maça 10’da 7 ile başlayan Lewis sonra 6’da 1 atmış, son çeyrekte hiç şut sokamamış, takım neredeyse Howard’ı hiç kullanmamıştı. Feci şekilde süreyi bitirmeye odaklanmış ama bir türlü nasıl hücum edeceğini hatırlayamayan bir takım vardı sahada. Bunun nedeni olarak Boston’un savaşan ve oyundan kopmayan yapısını 1 numarada saymak şarttır ancak, bütün sezon boyu yaşanan büyük farklardan rehavete girerek maç verme hastalığını da hemen 2 numaraya koymak gerekir. Boston’un iyi oyununa eklenen hastalık 6. Maça Boston’un favori ve daha moralli olarak çıkmasını sağlayan etmen olmuştur. Ne kadar uğraşsa da kalp masajıyla, suni teneffüsle Van Gundy, hasta şimdilik ölmese de komaya girmiştir.

6. maç bu hastanın komadan çıkması için son şansı. Ya çıkıp 48 dakikayı aynı disiplin ve ruh haliyle oynayacaklar ya da 15 Mayıs’ta cuma namazına müteakip Orlando Merkez Camiinden kalkacak cenaze sonrası helvalarımızı yiyeceğiz.

Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.